ÇAYDA KİREÇLEMENİN ÖNEMİ
Çay Bitkisinin Kalsiyum İçeriği ve Topraktan Kaldırılan Kalsiyum
Çay örnekleri birinci hasatta % 1.95, ikinci hasatta % 2.05 ve üçüncü hasatta ise % 1.66 kalsiyum içerdiği belirlenmiştir (Çizelge 1). Willson’a (1969) göre hasat edilen bütün çay yaprağı örneklerinde kalsiyum yeterlidir. Willson çay bitkisinin 1. yaprağı ile tomurcuğun Ca içeriği % 0.30’dan ve 3. yaprağın Ca içeriği % 0.40 dan fazla olduğu zaman çay bitkisinin gelişmesi için kalsiyumun sorun olmayacağını bildirmiştir. Çay yapraklarının Ca kapsamı ile Fe kapsamı arasıda çok önemli negatif (r=-0.90**) ilişki belirlenmiştir.
Çay bitkisi birinci hasatta 12.68, ikinci hasatta 11.28 ve üçüncü hasatta ise 4.98 kg/da Ca kaldırmıştır (Çizelge 2). Rize yöresinde 1960-1964 yılları arasında yaptığı kireçleme denemesinde Kinez (1964) pH’sı 4.80 olan çay toprağına dekara 250 kg hesabıyla verilen kirecin 500 kg’a göre daha etkili olduğunu, kireçlemenin ilk üç yıl içerisinde elde olunan ürün miktarı üzerine olumlu ve önemli etki yaptığını, izleyen iki yılda da bu etkinin önemli düzeyde ortadan kalktığını saptamıştır.
Kaynak : agıculturk
Çay Bitkisinin Kalsiyum İçeriği ve Topraktan Kaldırılan Kalsiyum
Çay örnekleri birinci hasatta % 1.95, ikinci hasatta % 2.05 ve üçüncü hasatta ise % 1.66 kalsiyum içerdiği belirlenmiştir (Çizelge 1). Willson’a (1969) göre hasat edilen bütün çay yaprağı örneklerinde kalsiyum yeterlidir. Willson çay bitkisinin 1. yaprağı ile tomurcuğun Ca içeriği % 0.30’dan ve 3. yaprağın Ca içeriği % 0.40 dan fazla olduğu zaman çay bitkisinin gelişmesi için kalsiyumun sorun olmayacağını bildirmiştir. Çay yapraklarının Ca kapsamı ile Fe kapsamı arasıda çok önemli negatif (r=-0.90**) ilişki belirlenmiştir.
Çay bitkisi birinci hasatta 12.68, ikinci hasatta 11.28 ve üçüncü hasatta ise 4.98 kg/da Ca kaldırmıştır (Çizelge 2). Rize yöresinde 1960-1964 yılları arasında yaptığı kireçleme denemesinde Kinez (1964) pH’sı 4.80 olan çay toprağına dekara 250 kg hesabıyla verilen kirecin 500 kg’a göre daha etkili olduğunu, kireçlemenin ilk üç yıl içerisinde elde olunan ürün miktarı üzerine olumlu ve önemli etki yaptığını, izleyen iki yılda da bu etkinin önemli düzeyde ortadan kalktığını saptamıştır.
Kaynak : agıculturk

