Seralarda Sulama ve Gübreleme
Sulama dönemleri, sulama yöntemleri, sulama sistemleri, gübreleme teknikleri, gelişime etki eden faktörler, bitki besin elementlerinden doğabilecek sorunlar
Sulama ve gübreleme açıkta sebze yetiştiriciliğinde olduğu gibi örtüaltı yetiştiriciliğinde de ürün verim ve kalitesini etkileyen iki önemli faktördür. Bu derste, sulama ve gübrelemenin önemi ile uygulamada dikkat edilecek konular hakkında bilgi verilecektir.
SULAMA
Sulama, genel olarak bitkilerin yetişmeleri için gerekli olan ve doğal yollarla (yağmur gibi) karşılanamayan suyun bitki kök bölgesine verilmesi olarak tanımlanır. Ancak, örtüaltında sulama ise; örtüaltı içerisinde yetiştirilen bitkilerin ihtiyacı olan tüm suyun, çeşitli sistemlerle (karık, damla veya yağmurlama) bitki kök bölgesine verilmesidir. Çünkü, örtüaltı yetiştirme ortamı kapalı bir ortam olduğundan içerdeki bitkiler doğal yağışlardan faydalanamazlar. Örtüaltında, yetiştirilen sebzelerin su ihtiyaçları; türlere (domates, biber, hıyar, patlıcan v.b.) mevsimlere (ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış) ve gelişme devrelerine (fide, gelişme ve hasat dönemi) göre değişir. Ancak, bitkilerde fotosentez olayının hızlı ve sürekli olması, bitkileri daha uzun ömürlü ve verimli kılmaktadır. Bu nedenle bitkilerin kullandıkları su, açıkta yapılan yetiştiriciliğe göre daha fazladır.
FAZLA SULAMADAN SAKIN
Sulama yaparken fazla su vermekten kaçınmak gerekir. Fazla su; bitkilerin ince, uzun ve kaba yapılı olmalarına neden olur. Bu durum, domateste ilk açan çiçek salkımlarının küçük kalması ile meyve verimini düşürür. Hıyar, patlıcan ve biberde ise, dikimden hemen sonra yetiştirme döneminin başlangıçında yapılan fazla sulama, meyvelerin küçük iken sarararak dökülmesine neden olur. Örtüaltı sebzelerinde, fazla su ayrıca, bitki gövdelerinin yumuşak ve az köklü olması yanında hasat zamanının gecikmesi ve hastalıklara daha kolay yakalanmalarına neden olur. Gerekli olan suyun çapalama yapılarak, bitki kök bölgesinde depolanmasına çalışılmalıdır.
Yine çok miktarda verilen su toprak ısısını düşürdüğü gibi, kök bölgesindeki toprağı havasız bırakarak bitkilerin büyümesini yavaşlatır. Özellikle kış döneminde fazla sulamalarla toprak sıcaklığının düşürülmesinden kaçınmak gerekir. Bu da verilen bitki besin elementlerinin (fosfor gibi) alınmamasına neden olmaktadır.
DİKKAT! BİTKİ SUSUZLUĞUNU SÖYLER
Genel olarak, çiftçi şartlarında, örtüaltında yapılan yetiştiricilikte sebzelerin su istekleri, bitki uçlarındaki gövdelerin incelmesi ve yaprakların parlak yeşil görünümünü kaybederek koyu donuk yeşil renk alması ile anlaşılabilir.
SUSUZLUK BELİRTİLERİ TÜRLERE GÖRE FARKLIDIR
Domateslerde, büyüme noktasının altı iyice incelir, renk koyulaşarak tüylülük artar, bitki büyümesindeki sertlik kaybolur ve koltuklar elastiki bir durum alarak budama güçleşir. Bu olayın nedeni bitki büyümesindeki suyun azalmasıdır. Eğer sabah saatlerinde seraya girildiğinde koltuklardan çıkan sürgünlerin koparılması güçleşmiş ise, ya da başka bir ifade ile sürgünler kolaylıkla kırılmıyorsa su verme zamanının geldiğine karar verilebilir. Yine; sabah saatlerinde, bitkilerin parlak yeşil renkli yaprakları matlaşır ve parlak sarı renkli olan çiçekler saman sarısı bir renge dönüşür ise bitki su istiyor denebilir.
Hıyarlarda bu durum, gövde ve yapraklarda tüylülüğün (dikenlilik) artması ve yaprakların küçülmesi ile anlaşılabilir.
Biberlerde ise gövde rengi koyulaşarak, siyahımsı-mor bir renk alır. Gövde üzerindeki dal uçlarında parlaklık kaybolarak, dallanma artar ve yapraklar küçülür.
YÜKSEK SICAKLIK SU İHTİYACINI ARTIRIR
Hava sıcaklığı arttıkça, bitkilerde terlemeye bağlı olarak su alımı ve tüketimi de artar. Bitkilerin kökleri yardımı ile topraktan aldıkları su, terleme yolu ile yapraklarından tükettikleri sudan az olursa önce bitkilerde solma görülür. Bu durum uzun süre devam ederse ölümlere neden olur.
Yetiştiriciler seraya girdiklerinde bitkilerin pörsüme durumuna bakarak kolaylıkla sulama zamanının geldiğine karar verebilirler.
AŞIRI SICAKLIK SOLGUNLUK YAPABİLİR
Toprakta yeterli su olmasına rağmen öğleye doğru sera içerisinde sıcaklığın ve ışık şiddetinin artması ile bitkilerde genel solgunluk görülebilir. Akşam saatlerinde sera içerisindeki sıcaklığın düşmesi ile tekrar bitkiler eski halini alır. Bu geçici solgunluk olup sulama belirtisi değildir. Ancak topraktaki suyun azalması ile sabah ve akşam saatlerinde de bitkilerde bir solgunluk görülür. Bu solgunluğun, su eksikliğinden kaynaklandığı; büyümenin yavaşlaması, durması, yaprakların kıvrılması ve yaprak renginin değişmesi ile anlaşılabilir. Bu bir daimi solgunluktur. Bu nedenle üretici sabah saatlerinde seraya girdiğinde yapraklarda bir pörsüme ve kıvrılma görülür ise sulamaya başlanmalıdır. Ayrıca, örtüaltında sulama zamanı, toprak nemi takip edilerek de belirlenebilir. Bu amaçla, toprak nemini ölçen tansiyometre adı verilen aletler kullanılır.
SULAMA DÖNEMLERİ
Örtüaltı sebzeciliğinde sulama üç ayrı dönemde yapılır.
1. Dikim öncesi
2. Dikimde
3. Dikimden sonra yetiştirme periyodu boyunca
DİKİM ÖNCESİ YAPILAN SULAMA ÖNEMLİDİR
Bir önceki yetiştirme döneminden kalan bitki artıkları temizlendikten sonra, yaklaşık dikimden 1.5-2 ay önce, sera toprağının alt kısımlarını tava getirmek ve kullanılan gübrelerle toprak yüzeyinde oluşan tuzları bitki kök bölgesinin altına indirmek amacı ile göllendirme şeklinde yapılan sulamadır. Bu sırada dikim alanı belli büyüklükteki tavalara ayrılırsa, suyun örtüaltı içerisinde toprağa daha iyi nüfus etmesi sağlanmış olur.
DİKİM SIRASINDA YETERLİ SU VER
Can suyu da denilen bu işlem iki şekilde yapılır. Ya fideler, yetiştirme kaplarından çıkartılıp dikim çukuruna yerleştirildikten sonra fide çukuru (toprak çekilmeden önce) su ile doldurulur, ya da dikim işlemi bittikten sonra, fide toprağı el yardımı ile fide etrafına çekilerek düzeltilir ve bu alana hortum veya damla sulama sistemiyle can suyu verilir.
DİKİMDEN SONRA YAPILAN SULAMA
Bu dönemde, yani bitkilerin dikimden hasat mevsiminin sonuna kadar geçen sürede genellikle sulama karık veya damla sulama yöntemlerinden biri ile yapılır.
ÖRTÜALTINDA KULLANILAN SULAMA YÖNTEMLERİ
KARIK SULAMA YÖNTEMİ
Bu sulama sistemi küçük aile işletmeleri şeklinde yapılan örtüaltı yetiştiriciliğinde yaygın olarak, dikimden sonra bitki sıra aralarına çapa yardımı ile açılan karıklara su verilerek yapılmaktadır. Bitkiler karık sırtlarına gelecek şekilde dikilip kök boğazının ıslatılmamasına çalışılarak ilerde bitki kök boğazı hastalıklarına yakalanması önlenebilir.
Karık sulama yönteminin maliyeti düşük olmasına rağmen, pek çok sakıncası da vardır. Su genellikle karık boyunca eşit dağıtılamadığı gibi, örtüaltı içerisindeki nemin, sulamadan sonra artması ile beraber bitkiler daha kolay hastalanır ve hastalıkların örtüaltı içinde yayılması hızlanır. Bu nedenle sulamalar akşam saatlerinden ziyade sabah saatlerinde yapılmalıdır. Çünkü akşam yapılacak sulama ile özellikle plastik seralarda örtüaltı içi nem seviyesi gece boyunca çok yüksek seviyelere ulaşır.
Ayrıca, karık sulama ile gübrenin su ile verilmesine (fertigasyon) imkan verilmediği gibi karık sırtlarında biriken tuz, bitkiler için sorun yaratabilir. Karık sulama, bütün bu dezavantajlarından dolayı örtüaltı ve açıkta yetiştiricilik sistemlerinde terk edilmekte olan bir sulama sistemidir.
DAMLA SULAMA YÖNTEMİ
Suyun kapalı bir boru sistemi ile düşük basınç (1-1.5 atm) altında bitki kök bölgesine damlatılarak, bitkileri strese sokmadan, diğer sulama metotlarına göre daha sık aralıklarla ve daha az su verilerek yapılan sulama şeklidir. Bu sistemde toprak yerine bitkinin kendisi sulandığından, bitkiler verilen sulama suyundan en iyi şekilde faydalanırlar. Damla sulama yöntemi, örtüaltı yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılan bir sulama şeklidir.
DAMLA SULAMANIN AVANTAJLARINI GÖZ ARDI ETME
Damla sulama sisteminin avantajları şu şekilde sıralanabilir:
- Toprak yüzeyinin yalnızca belirli bir kısmı ıslatıldığından sulama suyundan azami derecede faydalanma, yanında bitki kök bölgesinde hava ile rutubet arasında iyi bir denge kurulmakta, böylelikle bitkiler için iyi bir gelişme ortamı sağlanmaktadır.
- Bitkilerin toprak üstü kısımları ıslatılmadığından sera içerisindeki nem oranı fazla olmaz ve hastalıklar daha az görülür.
- Bitki kök bölgesinde devamlı su bulunduğundan, bitkilerce kolaylıkla alınır ve bu durum verim artışına neden olur.
- Damla sulama sistemi gübrelerin sulama suyu ile birlikte verilmesini sağlayarak daha az gübre kullanma imkanı verir.
- İşçilik ve zamandan tasarruf sağlar.
- Bitki sıra aralarının sulanmaması nedeniyle yabancıot gelişimine imkan vermez.
- Örtüaltı içerisindeki tarımsal işlemleri azaltır. Toprak işleme, ürün hasadı ve nakliyesi daha kolay olur.
- Sulama suyu tuzlu bile olsa, çok fazla sorun yaratmadan sulamada kullanılır.
SU DELİKLERİNE DİKKAT!
Damla sulamanın en önemli sorunu damlatıcıların tıkanmasıdır. Tıkanmaya kumlar, organik artıklar, yosunlar ve kullanılan gübreler neden olur. Bu nedenle, kolaylıkla eriyebilir gübreler kullanılmalıdır. Tıkanmaları önlemek için sistemde filitre kullanılmalı ve belirli aralıklarla sulama suyuna tavsiye edilen bir asit ilave edilmelidir.
Diğer bir sorun ise tuz birikiminin oluşmasıdır. Sulama suyu içerisinde bulunan tuzlar ıslak alanın dış kısmına doğru itilirler. Biriken bu tuzları bitki kök bölgesinin dışına atmak için, hasat sonunda bitki artıkları temizlendikten sonra serayı mutlaka göllendirme sulama ile sulamak gerekir.
Ayrıca, sulama sırasında toprak yüzeyinde oluşan ıslak alanın, çiftçilere küçük olarak görülmesi sonucu üreticilerin olduğundan daha fazla su vermesine neden olmaktadır.
DAMLA SULAMA SİSTEMİNİN UNSURLARI
Bir damla sulama sistemi güç kaynağı, kontrol ünitesi, ana boru, manifold (yan boru) hattı, lateral boru hattı ve lateraller üzerindeki damlatıcılardan oluşmaktadır.
GÜÇ KAYNAĞI
Damla sulama sisteminin çalışması için, suyun kaynaktan alınıp, damlatıcılar yardımı ile bitki kök bölgesine kadar düşük basınç (1-1.5 Atm) ile iletilmesini sağlayan motor veya pompadır.
KONTROL ÜNİTESİ
Bu bölüm basıncın dengelenmesi, suyun temizlenmesi ve gübrenin sulama suyu ile beraber verilebilmesini sağlayan çeşitli vanalar, filitre, sayaç ve gübre enjektöründen oluşur.
ANA BORU
Suyun kaynaktan alınıp seraya iletilmesini sağlayan daha büyük çapta, genellikle sert PVC veya PE borularıdır.
Manifold (Yan Boru) Hattı:
Ana borudan gelen suyun damlatıcıların bulunduğu laterel borulara iletilmesini sağlayan ve genellikle PE veya PVC?den yapılan borulardır.
Lateral Boru Hattı:
Suyu damlatıcılara ileten, çapları değişmekle birlikte genellikle 16 mm ile 20 mm çapındaki siyah polietilen borulardır. Lateraller verilen suyu bitki sırası boyunca eşit olarak dağıtmalı ve sıra başındaki bitkiler sıra sonundaki bitkilerden daha fazla sulanmalıdır. Bu nedenle lateral uzunluğu 50 m?yi geçmemelidir. Genellikle sera toprakları orta bünyeli topraklar olduğu için saatte 2-4 litre su veren damlatıcılar bulunan lateralleri kullanmak yeterlidir. Her bitki sırası için bir hat planlanmalı ve toprak yapısı ve bitki çeşidine uygun damlatma aralığı olan lateraller seçilmelidir.
DAMLATICILAR
Laterel boru üzerine ayrı bir parça olarak yapılabildiği gibi genellikle lateral boru içerisine yerleştirilmişlerdir. Sistemin en önemli ve en çok dikkate alınması gereken elemanıdır. Lateral boru içindeki basınçlı su, damlatıcıyla geldikten sonra damlatıcı içerisinden geçerek damlalar halinde çok küçük debi ile çıkarak toprağa girerler.
Damlatıcılar arasındaki uzaklık genellikle toprak yapısına bağlıdır, toprak ne kadar hafif bünyeli ise damlatıcılar arası uzaklık o kadar az olmalıdır. Örtüaltı sebze sulamasında yaygın olarak kullanılan damlatıcılar arası uzaklık 20 cm, 33 cm ve 40 cm?dir.
ÖRTÜALTI SEBZE YETİŞTİRİCİLİĞİNDE GÜBRELEME
Kültür topraklarının verim gücünü yükseltmek, ürünün verim ve kalitesini artırmak amacıyla herhangi bir maddenin toprağa verilmesine gübreleme denir. Bitki, toprak ve iklim koşullarına göre gübreler ve gübreleme tekniği değişiktir.
SEBZELERİN BESİN MADDESİ İHTİYACI ÇOKTUR
Sebzeler diğer bitkilerle kıyaslandığında çok daha fazla besin maddesine ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden sebze yetiştiriciliğinde gübrelemenin ayrı bir önemi vardır. Örtüaltında yapılan yetiştiricilikte sebzeler, yüksek verimli hibrit çeşitlerin yetiştirilmesi ve yetiştirme süresinin uzun olması nedeniyle tarlada yapılan yetiştiriciliğe göre birim alandan daha çok besin maddesi kaldırırlar. Bu nedenle örtüaltında yapılan yetiştiricilikte tarlaya göre % 50-100 oranında daha fazla gübre kullanılmaktadır.
Ancak, bilgisizce uygulanan bir gübreleme programı pek çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Ürünle topraktan kaldırılan ya da çeşitli yollarla uzaklaşan besin maddeleri, yeterince sağlanamazsa ya da bilinçsizce fazla uygulanırsa verim ve kalite olumsuz etkilenmektedir. Örtüaltı yetiştiriciliğinde, ihtiyaç duyulan yüksek miktardaki besin maddesini, açıkta yetiştiricilikte olduğu gibi sezon boyunca, toprağa 2-3 defada vermek mümkün değildir. Çünkü bu şekilde yoğun olarak uygulanan gübreler tuzluluk sorunu yaratmakta ve bitkilerin su ve dolayısıyla besin maddesi alımı da engellenmektedir.
GÜBRENİN SULAMA İLE VERİLMESİ AVANTAJLIDIR
Ülkemizde örtüaltı yetiştiriciliğinde yaygın olarak damla sulama sistemi kullanılmaktadır. Bitkilere gübreler, bu sistemle verilmektedir.Modern tarımda sulama suyu içinde gübrelerin uygulanmasına; sulama ve gübreleme kelimelerinin birleşmesinden oluşan Fertigasyon denir. Bu şekilde gübre uygulaması bütün sulama sistemleri ile yapılabilirse de mini yağmurlama ve damla sulama sistemleri diğerlerine göre suyun etkili kullanımı için daha uygundur. Bikisel üretimde yüksek verimli ve kaliteli ürün elde etmenin ilk koşulu; kök bölgesinde yeterli miktarda su ve bitki besin maddesinin sürekli bulunmasıdır. Damla sulama ile gübre uygulaması sonucu bu koşul en iyi şekilde yerine getirilir. Damla sulama sistemi ile gübre uygulamasının üstünlükleri şunlardır:
- Bu sistemle su, yalnız kök bölgesine verildiği için su ve gübrenin etkili kullanımı sağlanır.
- Bitki kök ortamında bitki besin maddesi miktarının kontrolü kolay sağlanır
- Tprak solüsyonunda bulunan tuz miktarındaki dalgalanmalar azaltılır.
- Bitkinin gelişme dönemlerine göre verilmesi gerekli besin maddesi miktarı, çeşidi, oranı, verilme şekli ve zamanı farklıdır. Bu esneklik kolaylıkla sağlanabilir.
- arıma elverişli olmayan taşlı, kumlu vb. alanlarda yetiştiricilik yapılabilir.
- Su ve gübre uygulamasında daha az işçilik ve zaman ister.
FERTİGASYONUN DA OLUMSUZLUKLARI VARDIR
- lk yatırım maliyeti yüksektir.
-Sulama sisteminin hatalı düzenlenmesi sonucu, su ve gübre uygulamalarında uygun olmayan sonuçlar ortaya çıkabilir.
-Sulama suyu içinde kimyasal madde verilmesi sulama sisteminde tıkanma ve aşınmalara neden olabilir.
-Geleneksel yöntemlere göre daha fazla teknik bilgi ister.
GÜBRELEMEYE ETKİ EDEN FAKTÖRLER VARDIR
BİTKİ FAKTÖRÜ ÖNEMLİDİR
Örtüaltında yetiştirilen bitki türü ve bu türlere ait bitkilerin gelişme dönemlerine göre gübre istekleri farklılık gösterir
BİTKİ TÜRÜNE GÖRE BESİN MADDESİ
Bitkinin türü, gübrelemeyi etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Farklı türler, farklı besin maddelerine ihtiyaç duyarlar. Bu, hasat edilen organa göre de değişir. Örneğin marul gibi yaprağı yenen sebzeler domates ve hıyara göre daha çok azota ihtiyaç duyarlar. Domates ve hıyarın ise fosfor, potasyum ve kalsiyum isteği fazladır.
Bitki türüne göre besin maddesi oranları değiştiği gibi her bitkinin ürünle topraktan kaldırdığı besin maddesi miktarları da farklıdır. Ayrıca bitkinin kök sistemi ve köklerin besin maddelerini tutma kapasitesi de önemlidir.
BİTKİNİN GELİŞME DÖNEMİ ÖNEMLİDİR
Bitkinin gelişme dönemi de gübrelemede dikkate alınmalıdır. Her bitki; fide, meyve büyütme ve hasat gibi farklı gelişme dönemlerinde farklı miktarlarda ve oranlarda besin maddesine ihtiyaç duyarlar. Örneğin domatesin toplam ihtiyacının %15?i fide döneminde (dikimden bitki boyu 40 cm olana kadar), %30?u gelişme döneminde (bitki boyu 40-60 arası), %55'i de kalan sürede verilmelidir.
Hıyarda ise toplam besin maddesi gereksiniminin %33?ü ilk meyve tutumuna kadar, % 66?sı da kalan sürede verilmelidir. Ayrıca bitkiler gelişme dönemlerine göre farklı oranlarda besin maddesine ihtiyaç duyarlar.
İKLİM FAKTÖRÜ
Örtüaltı yetiştiriciliğinde, sıcaklık, ışık ve oransal nem en önemli iklim faktörleridir.
VAZGEÇİLMEZ İKLİM FAKTÖRÜ SICAKLIK
Bitkilerin gelişebilmeleri için en önemli faktör sıcaklıktır. Bitki türlerinin, gündüz ve gece sıcaklık istekleri farklıdır.
Örtüaltında yaygın olarak yetiştirilen bazı sebzelerin sıcaklık istekleri aşağıdaki gibidir (oC): Bitkilerin besin maddelerini alımı üzerinde, toprak sıcaklığının da önemli rolü vardır. 13-14 oC'den düşük toprak sıcaklığında bitki besin elementlerinden özellikle fosfor(P), kalsiyum(Ca), demir(Fe) ve mangan(Mn) alımı engellenmektedir.
Kışın ve erken ilkbaharda görülen bitki besin maddesi noksanlıklarının sebebi toprağın soğuk olması sonucu kök gelişiminin ve besin maddesi alma kapasitesinin düşük olmasıdır. Bu tür noksanlıkların giderilmesi için fazla gübreleme değil malçlama gibi toprak sıcaklığını arttırıcı önlemlerin alınması önerilir. Ayrıca toprak sıcaklığının düşük olması topraktaki mikroorganizma faaliyetini azaltarak organik maddenin ayrışmasını da yavaşlatır.
ÖRTÜALTINDA IŞIKLANMA ÖNEMLİDİR
Işık, fotosentezi ve bitkide besin maddesi oluşumunu etkiler. Işık az olursa solunum artar, besin maddesi parçalanır ve bitki zayıf düşer. Işık fazla ise bitki daha çok azot daha az potasyum tüketir. Bu nedenle N/K2O oranı 1/1,2 olmalıdır. Kışın ise; bitki daha çok potasyum ister ve bitkinin ışıksızlıktan ağarmasını önlemek amacıyla N/K2O oranı 1/2-3 olmalıdır. Yüksek potasyum, ısıtmasız koşullarda meyve kalitesini arttırır, bitkinin daha sıkı ve sağlam gelişmesini sağlar.
ORANSAL NEM İSTEĞİ TÜRE GÖRE FARKLIDIR
Örtüaltı yetiştiriciliğinde her bitkinin sera içi oransal nem isteği farklıdır. Bu oran, domates için %50-70, hıyar için %80-90 olmalıdır. Domateste %50?nin altında olursa polen çimlenmesi azalır. Hıyarın nem isteğinin yüksek olmasının nedeni ise; kökleri aracılığıyla aldığı su ile yapraklarından terleme yoluyla kaybettiği su arasındaki dengesizliktir. Yüksek oransal nem miktarı terlemeyi azaltır. Bu da su alımı ve bazı besin maddelerinin taşınmasını engeller. Örneğin yüksek nem domateste Ca?un alınmasını engeller ve meyvede çiçek dibi çürüklüğü görülmesine neden olur.
GÜBRE MİKTARINI TOPRAK ÖZELLİKLERİ DE ETKİLER
Örtüaltı yetiştiriciliğinde kullanılacak gübre miktarını etkileyen en önemli toprak özellikleri; toprak reaksiyonu (pH), tuzluluk, organik madde, toprak bünyesi, kireç miktarı ve kök bölgesinde bulunan bitki besin maddesi miktarıdır.
TOPRAK REAKSİYONU (pH) DENGEDE OLMALIDIR
Bitki besin maddelerinin alınabilirliğini etkileyen bir faktördür. Birçok besin elementinin yarayışlılığı hafif asit ve nötr reaksiyonlarda daha fazladır. Damla sulama ile gübreleme yapılan alkali ve hafif alkali topraklarda fizyolojik asit veya nötr karakterli gübreler kullanılmalıdır. Ayrıca sulama suyunun pH?sı asit eklenerek ayarlanmalı ve topraktaki besin maddelerinin yarayışlılığı arttırılmalıdır.
TUZLULUĞA DİKKAT!
Tuzluluk, bitki gelişimini engelleyen en önemli faktörlerden birisidir. Aşırı tuzluluk bitkilerin su almasını, dolayısıyla besin maddesi alımını da engellemektedir. Örtüaltı yetiştiriciliğinde çok fazla gübre kullanılması ve tuzlu suların etkisi ile toprakta aşırı tuz birikimi olmaktadır. Tuzluluğu gidermek için drenaj sorunu olmayan seralarda toprak bol su ile yıkanmalıdır. Toprakta tuz değerinin 2 mmhos/cm?nin altında olması gerekir.
Sulama dönemleri, sulama yöntemleri, sulama sistemleri, gübreleme teknikleri, gelişime etki eden faktörler, bitki besin elementlerinden doğabilecek sorunlar
Sulama ve gübreleme açıkta sebze yetiştiriciliğinde olduğu gibi örtüaltı yetiştiriciliğinde de ürün verim ve kalitesini etkileyen iki önemli faktördür. Bu derste, sulama ve gübrelemenin önemi ile uygulamada dikkat edilecek konular hakkında bilgi verilecektir.
SULAMA
Sulama, genel olarak bitkilerin yetişmeleri için gerekli olan ve doğal yollarla (yağmur gibi) karşılanamayan suyun bitki kök bölgesine verilmesi olarak tanımlanır. Ancak, örtüaltında sulama ise; örtüaltı içerisinde yetiştirilen bitkilerin ihtiyacı olan tüm suyun, çeşitli sistemlerle (karık, damla veya yağmurlama) bitki kök bölgesine verilmesidir. Çünkü, örtüaltı yetiştirme ortamı kapalı bir ortam olduğundan içerdeki bitkiler doğal yağışlardan faydalanamazlar. Örtüaltında, yetiştirilen sebzelerin su ihtiyaçları; türlere (domates, biber, hıyar, patlıcan v.b.) mevsimlere (ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış) ve gelişme devrelerine (fide, gelişme ve hasat dönemi) göre değişir. Ancak, bitkilerde fotosentez olayının hızlı ve sürekli olması, bitkileri daha uzun ömürlü ve verimli kılmaktadır. Bu nedenle bitkilerin kullandıkları su, açıkta yapılan yetiştiriciliğe göre daha fazladır.
FAZLA SULAMADAN SAKIN
Sulama yaparken fazla su vermekten kaçınmak gerekir. Fazla su; bitkilerin ince, uzun ve kaba yapılı olmalarına neden olur. Bu durum, domateste ilk açan çiçek salkımlarının küçük kalması ile meyve verimini düşürür. Hıyar, patlıcan ve biberde ise, dikimden hemen sonra yetiştirme döneminin başlangıçında yapılan fazla sulama, meyvelerin küçük iken sarararak dökülmesine neden olur. Örtüaltı sebzelerinde, fazla su ayrıca, bitki gövdelerinin yumuşak ve az köklü olması yanında hasat zamanının gecikmesi ve hastalıklara daha kolay yakalanmalarına neden olur. Gerekli olan suyun çapalama yapılarak, bitki kök bölgesinde depolanmasına çalışılmalıdır.
Yine çok miktarda verilen su toprak ısısını düşürdüğü gibi, kök bölgesindeki toprağı havasız bırakarak bitkilerin büyümesini yavaşlatır. Özellikle kış döneminde fazla sulamalarla toprak sıcaklığının düşürülmesinden kaçınmak gerekir. Bu da verilen bitki besin elementlerinin (fosfor gibi) alınmamasına neden olmaktadır.
DİKKAT! BİTKİ SUSUZLUĞUNU SÖYLER
Genel olarak, çiftçi şartlarında, örtüaltında yapılan yetiştiricilikte sebzelerin su istekleri, bitki uçlarındaki gövdelerin incelmesi ve yaprakların parlak yeşil görünümünü kaybederek koyu donuk yeşil renk alması ile anlaşılabilir.
SUSUZLUK BELİRTİLERİ TÜRLERE GÖRE FARKLIDIR
Domateslerde, büyüme noktasının altı iyice incelir, renk koyulaşarak tüylülük artar, bitki büyümesindeki sertlik kaybolur ve koltuklar elastiki bir durum alarak budama güçleşir. Bu olayın nedeni bitki büyümesindeki suyun azalmasıdır. Eğer sabah saatlerinde seraya girildiğinde koltuklardan çıkan sürgünlerin koparılması güçleşmiş ise, ya da başka bir ifade ile sürgünler kolaylıkla kırılmıyorsa su verme zamanının geldiğine karar verilebilir. Yine; sabah saatlerinde, bitkilerin parlak yeşil renkli yaprakları matlaşır ve parlak sarı renkli olan çiçekler saman sarısı bir renge dönüşür ise bitki su istiyor denebilir.
Hıyarlarda bu durum, gövde ve yapraklarda tüylülüğün (dikenlilik) artması ve yaprakların küçülmesi ile anlaşılabilir.
Biberlerde ise gövde rengi koyulaşarak, siyahımsı-mor bir renk alır. Gövde üzerindeki dal uçlarında parlaklık kaybolarak, dallanma artar ve yapraklar küçülür.
YÜKSEK SICAKLIK SU İHTİYACINI ARTIRIR
Hava sıcaklığı arttıkça, bitkilerde terlemeye bağlı olarak su alımı ve tüketimi de artar. Bitkilerin kökleri yardımı ile topraktan aldıkları su, terleme yolu ile yapraklarından tükettikleri sudan az olursa önce bitkilerde solma görülür. Bu durum uzun süre devam ederse ölümlere neden olur.
Yetiştiriciler seraya girdiklerinde bitkilerin pörsüme durumuna bakarak kolaylıkla sulama zamanının geldiğine karar verebilirler.
AŞIRI SICAKLIK SOLGUNLUK YAPABİLİR
Toprakta yeterli su olmasına rağmen öğleye doğru sera içerisinde sıcaklığın ve ışık şiddetinin artması ile bitkilerde genel solgunluk görülebilir. Akşam saatlerinde sera içerisindeki sıcaklığın düşmesi ile tekrar bitkiler eski halini alır. Bu geçici solgunluk olup sulama belirtisi değildir. Ancak topraktaki suyun azalması ile sabah ve akşam saatlerinde de bitkilerde bir solgunluk görülür. Bu solgunluğun, su eksikliğinden kaynaklandığı; büyümenin yavaşlaması, durması, yaprakların kıvrılması ve yaprak renginin değişmesi ile anlaşılabilir. Bu bir daimi solgunluktur. Bu nedenle üretici sabah saatlerinde seraya girdiğinde yapraklarda bir pörsüme ve kıvrılma görülür ise sulamaya başlanmalıdır. Ayrıca, örtüaltında sulama zamanı, toprak nemi takip edilerek de belirlenebilir. Bu amaçla, toprak nemini ölçen tansiyometre adı verilen aletler kullanılır.
SULAMA DÖNEMLERİ
Örtüaltı sebzeciliğinde sulama üç ayrı dönemde yapılır.
1. Dikim öncesi
2. Dikimde
3. Dikimden sonra yetiştirme periyodu boyunca
DİKİM ÖNCESİ YAPILAN SULAMA ÖNEMLİDİR
Bir önceki yetiştirme döneminden kalan bitki artıkları temizlendikten sonra, yaklaşık dikimden 1.5-2 ay önce, sera toprağının alt kısımlarını tava getirmek ve kullanılan gübrelerle toprak yüzeyinde oluşan tuzları bitki kök bölgesinin altına indirmek amacı ile göllendirme şeklinde yapılan sulamadır. Bu sırada dikim alanı belli büyüklükteki tavalara ayrılırsa, suyun örtüaltı içerisinde toprağa daha iyi nüfus etmesi sağlanmış olur.
DİKİM SIRASINDA YETERLİ SU VER
Can suyu da denilen bu işlem iki şekilde yapılır. Ya fideler, yetiştirme kaplarından çıkartılıp dikim çukuruna yerleştirildikten sonra fide çukuru (toprak çekilmeden önce) su ile doldurulur, ya da dikim işlemi bittikten sonra, fide toprağı el yardımı ile fide etrafına çekilerek düzeltilir ve bu alana hortum veya damla sulama sistemiyle can suyu verilir.
DİKİMDEN SONRA YAPILAN SULAMA
Bu dönemde, yani bitkilerin dikimden hasat mevsiminin sonuna kadar geçen sürede genellikle sulama karık veya damla sulama yöntemlerinden biri ile yapılır.
ÖRTÜALTINDA KULLANILAN SULAMA YÖNTEMLERİ
KARIK SULAMA YÖNTEMİ
Bu sulama sistemi küçük aile işletmeleri şeklinde yapılan örtüaltı yetiştiriciliğinde yaygın olarak, dikimden sonra bitki sıra aralarına çapa yardımı ile açılan karıklara su verilerek yapılmaktadır. Bitkiler karık sırtlarına gelecek şekilde dikilip kök boğazının ıslatılmamasına çalışılarak ilerde bitki kök boğazı hastalıklarına yakalanması önlenebilir.
Karık sulama yönteminin maliyeti düşük olmasına rağmen, pek çok sakıncası da vardır. Su genellikle karık boyunca eşit dağıtılamadığı gibi, örtüaltı içerisindeki nemin, sulamadan sonra artması ile beraber bitkiler daha kolay hastalanır ve hastalıkların örtüaltı içinde yayılması hızlanır. Bu nedenle sulamalar akşam saatlerinden ziyade sabah saatlerinde yapılmalıdır. Çünkü akşam yapılacak sulama ile özellikle plastik seralarda örtüaltı içi nem seviyesi gece boyunca çok yüksek seviyelere ulaşır.
Ayrıca, karık sulama ile gübrenin su ile verilmesine (fertigasyon) imkan verilmediği gibi karık sırtlarında biriken tuz, bitkiler için sorun yaratabilir. Karık sulama, bütün bu dezavantajlarından dolayı örtüaltı ve açıkta yetiştiricilik sistemlerinde terk edilmekte olan bir sulama sistemidir.
DAMLA SULAMA YÖNTEMİ
Suyun kapalı bir boru sistemi ile düşük basınç (1-1.5 atm) altında bitki kök bölgesine damlatılarak, bitkileri strese sokmadan, diğer sulama metotlarına göre daha sık aralıklarla ve daha az su verilerek yapılan sulama şeklidir. Bu sistemde toprak yerine bitkinin kendisi sulandığından, bitkiler verilen sulama suyundan en iyi şekilde faydalanırlar. Damla sulama yöntemi, örtüaltı yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılan bir sulama şeklidir.
DAMLA SULAMANIN AVANTAJLARINI GÖZ ARDI ETME
Damla sulama sisteminin avantajları şu şekilde sıralanabilir:
- Toprak yüzeyinin yalnızca belirli bir kısmı ıslatıldığından sulama suyundan azami derecede faydalanma, yanında bitki kök bölgesinde hava ile rutubet arasında iyi bir denge kurulmakta, böylelikle bitkiler için iyi bir gelişme ortamı sağlanmaktadır.
- Bitkilerin toprak üstü kısımları ıslatılmadığından sera içerisindeki nem oranı fazla olmaz ve hastalıklar daha az görülür.
- Bitki kök bölgesinde devamlı su bulunduğundan, bitkilerce kolaylıkla alınır ve bu durum verim artışına neden olur.
- Damla sulama sistemi gübrelerin sulama suyu ile birlikte verilmesini sağlayarak daha az gübre kullanma imkanı verir.
- İşçilik ve zamandan tasarruf sağlar.
- Bitki sıra aralarının sulanmaması nedeniyle yabancıot gelişimine imkan vermez.
- Örtüaltı içerisindeki tarımsal işlemleri azaltır. Toprak işleme, ürün hasadı ve nakliyesi daha kolay olur.
- Sulama suyu tuzlu bile olsa, çok fazla sorun yaratmadan sulamada kullanılır.
SU DELİKLERİNE DİKKAT!
Damla sulamanın en önemli sorunu damlatıcıların tıkanmasıdır. Tıkanmaya kumlar, organik artıklar, yosunlar ve kullanılan gübreler neden olur. Bu nedenle, kolaylıkla eriyebilir gübreler kullanılmalıdır. Tıkanmaları önlemek için sistemde filitre kullanılmalı ve belirli aralıklarla sulama suyuna tavsiye edilen bir asit ilave edilmelidir.
Diğer bir sorun ise tuz birikiminin oluşmasıdır. Sulama suyu içerisinde bulunan tuzlar ıslak alanın dış kısmına doğru itilirler. Biriken bu tuzları bitki kök bölgesinin dışına atmak için, hasat sonunda bitki artıkları temizlendikten sonra serayı mutlaka göllendirme sulama ile sulamak gerekir.
Ayrıca, sulama sırasında toprak yüzeyinde oluşan ıslak alanın, çiftçilere küçük olarak görülmesi sonucu üreticilerin olduğundan daha fazla su vermesine neden olmaktadır.
DAMLA SULAMA SİSTEMİNİN UNSURLARI
Bir damla sulama sistemi güç kaynağı, kontrol ünitesi, ana boru, manifold (yan boru) hattı, lateral boru hattı ve lateraller üzerindeki damlatıcılardan oluşmaktadır.
GÜÇ KAYNAĞI
Damla sulama sisteminin çalışması için, suyun kaynaktan alınıp, damlatıcılar yardımı ile bitki kök bölgesine kadar düşük basınç (1-1.5 Atm) ile iletilmesini sağlayan motor veya pompadır.
KONTROL ÜNİTESİ
Bu bölüm basıncın dengelenmesi, suyun temizlenmesi ve gübrenin sulama suyu ile beraber verilebilmesini sağlayan çeşitli vanalar, filitre, sayaç ve gübre enjektöründen oluşur.
ANA BORU
Suyun kaynaktan alınıp seraya iletilmesini sağlayan daha büyük çapta, genellikle sert PVC veya PE borularıdır.
Manifold (Yan Boru) Hattı:
Ana borudan gelen suyun damlatıcıların bulunduğu laterel borulara iletilmesini sağlayan ve genellikle PE veya PVC?den yapılan borulardır.
Lateral Boru Hattı:
Suyu damlatıcılara ileten, çapları değişmekle birlikte genellikle 16 mm ile 20 mm çapındaki siyah polietilen borulardır. Lateraller verilen suyu bitki sırası boyunca eşit olarak dağıtmalı ve sıra başındaki bitkiler sıra sonundaki bitkilerden daha fazla sulanmalıdır. Bu nedenle lateral uzunluğu 50 m?yi geçmemelidir. Genellikle sera toprakları orta bünyeli topraklar olduğu için saatte 2-4 litre su veren damlatıcılar bulunan lateralleri kullanmak yeterlidir. Her bitki sırası için bir hat planlanmalı ve toprak yapısı ve bitki çeşidine uygun damlatma aralığı olan lateraller seçilmelidir.
DAMLATICILAR
Laterel boru üzerine ayrı bir parça olarak yapılabildiği gibi genellikle lateral boru içerisine yerleştirilmişlerdir. Sistemin en önemli ve en çok dikkate alınması gereken elemanıdır. Lateral boru içindeki basınçlı su, damlatıcıyla geldikten sonra damlatıcı içerisinden geçerek damlalar halinde çok küçük debi ile çıkarak toprağa girerler.
Damlatıcılar arasındaki uzaklık genellikle toprak yapısına bağlıdır, toprak ne kadar hafif bünyeli ise damlatıcılar arası uzaklık o kadar az olmalıdır. Örtüaltı sebze sulamasında yaygın olarak kullanılan damlatıcılar arası uzaklık 20 cm, 33 cm ve 40 cm?dir.
ÖRTÜALTI SEBZE YETİŞTİRİCİLİĞİNDE GÜBRELEME
Kültür topraklarının verim gücünü yükseltmek, ürünün verim ve kalitesini artırmak amacıyla herhangi bir maddenin toprağa verilmesine gübreleme denir. Bitki, toprak ve iklim koşullarına göre gübreler ve gübreleme tekniği değişiktir.
SEBZELERİN BESİN MADDESİ İHTİYACI ÇOKTUR
Sebzeler diğer bitkilerle kıyaslandığında çok daha fazla besin maddesine ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden sebze yetiştiriciliğinde gübrelemenin ayrı bir önemi vardır. Örtüaltında yapılan yetiştiricilikte sebzeler, yüksek verimli hibrit çeşitlerin yetiştirilmesi ve yetiştirme süresinin uzun olması nedeniyle tarlada yapılan yetiştiriciliğe göre birim alandan daha çok besin maddesi kaldırırlar. Bu nedenle örtüaltında yapılan yetiştiricilikte tarlaya göre % 50-100 oranında daha fazla gübre kullanılmaktadır.
Ancak, bilgisizce uygulanan bir gübreleme programı pek çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Ürünle topraktan kaldırılan ya da çeşitli yollarla uzaklaşan besin maddeleri, yeterince sağlanamazsa ya da bilinçsizce fazla uygulanırsa verim ve kalite olumsuz etkilenmektedir. Örtüaltı yetiştiriciliğinde, ihtiyaç duyulan yüksek miktardaki besin maddesini, açıkta yetiştiricilikte olduğu gibi sezon boyunca, toprağa 2-3 defada vermek mümkün değildir. Çünkü bu şekilde yoğun olarak uygulanan gübreler tuzluluk sorunu yaratmakta ve bitkilerin su ve dolayısıyla besin maddesi alımı da engellenmektedir.
GÜBRENİN SULAMA İLE VERİLMESİ AVANTAJLIDIR
Ülkemizde örtüaltı yetiştiriciliğinde yaygın olarak damla sulama sistemi kullanılmaktadır. Bitkilere gübreler, bu sistemle verilmektedir.Modern tarımda sulama suyu içinde gübrelerin uygulanmasına; sulama ve gübreleme kelimelerinin birleşmesinden oluşan Fertigasyon denir. Bu şekilde gübre uygulaması bütün sulama sistemleri ile yapılabilirse de mini yağmurlama ve damla sulama sistemleri diğerlerine göre suyun etkili kullanımı için daha uygundur. Bikisel üretimde yüksek verimli ve kaliteli ürün elde etmenin ilk koşulu; kök bölgesinde yeterli miktarda su ve bitki besin maddesinin sürekli bulunmasıdır. Damla sulama ile gübre uygulaması sonucu bu koşul en iyi şekilde yerine getirilir. Damla sulama sistemi ile gübre uygulamasının üstünlükleri şunlardır:
- Bu sistemle su, yalnız kök bölgesine verildiği için su ve gübrenin etkili kullanımı sağlanır.
- Bitki kök ortamında bitki besin maddesi miktarının kontrolü kolay sağlanır
- Tprak solüsyonunda bulunan tuz miktarındaki dalgalanmalar azaltılır.
- Bitkinin gelişme dönemlerine göre verilmesi gerekli besin maddesi miktarı, çeşidi, oranı, verilme şekli ve zamanı farklıdır. Bu esneklik kolaylıkla sağlanabilir.
- arıma elverişli olmayan taşlı, kumlu vb. alanlarda yetiştiricilik yapılabilir.
- Su ve gübre uygulamasında daha az işçilik ve zaman ister.
FERTİGASYONUN DA OLUMSUZLUKLARI VARDIR
- lk yatırım maliyeti yüksektir.
-Sulama sisteminin hatalı düzenlenmesi sonucu, su ve gübre uygulamalarında uygun olmayan sonuçlar ortaya çıkabilir.
-Sulama suyu içinde kimyasal madde verilmesi sulama sisteminde tıkanma ve aşınmalara neden olabilir.
-Geleneksel yöntemlere göre daha fazla teknik bilgi ister.
GÜBRELEMEYE ETKİ EDEN FAKTÖRLER VARDIR
BİTKİ FAKTÖRÜ ÖNEMLİDİR
Örtüaltında yetiştirilen bitki türü ve bu türlere ait bitkilerin gelişme dönemlerine göre gübre istekleri farklılık gösterir
BİTKİ TÜRÜNE GÖRE BESİN MADDESİ
Bitkinin türü, gübrelemeyi etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Farklı türler, farklı besin maddelerine ihtiyaç duyarlar. Bu, hasat edilen organa göre de değişir. Örneğin marul gibi yaprağı yenen sebzeler domates ve hıyara göre daha çok azota ihtiyaç duyarlar. Domates ve hıyarın ise fosfor, potasyum ve kalsiyum isteği fazladır.
Bitki türüne göre besin maddesi oranları değiştiği gibi her bitkinin ürünle topraktan kaldırdığı besin maddesi miktarları da farklıdır. Ayrıca bitkinin kök sistemi ve köklerin besin maddelerini tutma kapasitesi de önemlidir.
BİTKİNİN GELİŞME DÖNEMİ ÖNEMLİDİR
Bitkinin gelişme dönemi de gübrelemede dikkate alınmalıdır. Her bitki; fide, meyve büyütme ve hasat gibi farklı gelişme dönemlerinde farklı miktarlarda ve oranlarda besin maddesine ihtiyaç duyarlar. Örneğin domatesin toplam ihtiyacının %15?i fide döneminde (dikimden bitki boyu 40 cm olana kadar), %30?u gelişme döneminde (bitki boyu 40-60 arası), %55'i de kalan sürede verilmelidir.
Hıyarda ise toplam besin maddesi gereksiniminin %33?ü ilk meyve tutumuna kadar, % 66?sı da kalan sürede verilmelidir. Ayrıca bitkiler gelişme dönemlerine göre farklı oranlarda besin maddesine ihtiyaç duyarlar.
İKLİM FAKTÖRÜ
Örtüaltı yetiştiriciliğinde, sıcaklık, ışık ve oransal nem en önemli iklim faktörleridir.
VAZGEÇİLMEZ İKLİM FAKTÖRÜ SICAKLIK
Bitkilerin gelişebilmeleri için en önemli faktör sıcaklıktır. Bitki türlerinin, gündüz ve gece sıcaklık istekleri farklıdır.
Örtüaltında yaygın olarak yetiştirilen bazı sebzelerin sıcaklık istekleri aşağıdaki gibidir (oC): Bitkilerin besin maddelerini alımı üzerinde, toprak sıcaklığının da önemli rolü vardır. 13-14 oC'den düşük toprak sıcaklığında bitki besin elementlerinden özellikle fosfor(P), kalsiyum(Ca), demir(Fe) ve mangan(Mn) alımı engellenmektedir.
Kışın ve erken ilkbaharda görülen bitki besin maddesi noksanlıklarının sebebi toprağın soğuk olması sonucu kök gelişiminin ve besin maddesi alma kapasitesinin düşük olmasıdır. Bu tür noksanlıkların giderilmesi için fazla gübreleme değil malçlama gibi toprak sıcaklığını arttırıcı önlemlerin alınması önerilir. Ayrıca toprak sıcaklığının düşük olması topraktaki mikroorganizma faaliyetini azaltarak organik maddenin ayrışmasını da yavaşlatır.
ÖRTÜALTINDA IŞIKLANMA ÖNEMLİDİR
Işık, fotosentezi ve bitkide besin maddesi oluşumunu etkiler. Işık az olursa solunum artar, besin maddesi parçalanır ve bitki zayıf düşer. Işık fazla ise bitki daha çok azot daha az potasyum tüketir. Bu nedenle N/K2O oranı 1/1,2 olmalıdır. Kışın ise; bitki daha çok potasyum ister ve bitkinin ışıksızlıktan ağarmasını önlemek amacıyla N/K2O oranı 1/2-3 olmalıdır. Yüksek potasyum, ısıtmasız koşullarda meyve kalitesini arttırır, bitkinin daha sıkı ve sağlam gelişmesini sağlar.
ORANSAL NEM İSTEĞİ TÜRE GÖRE FARKLIDIR
Örtüaltı yetiştiriciliğinde her bitkinin sera içi oransal nem isteği farklıdır. Bu oran, domates için %50-70, hıyar için %80-90 olmalıdır. Domateste %50?nin altında olursa polen çimlenmesi azalır. Hıyarın nem isteğinin yüksek olmasının nedeni ise; kökleri aracılığıyla aldığı su ile yapraklarından terleme yoluyla kaybettiği su arasındaki dengesizliktir. Yüksek oransal nem miktarı terlemeyi azaltır. Bu da su alımı ve bazı besin maddelerinin taşınmasını engeller. Örneğin yüksek nem domateste Ca?un alınmasını engeller ve meyvede çiçek dibi çürüklüğü görülmesine neden olur.
GÜBRE MİKTARINI TOPRAK ÖZELLİKLERİ DE ETKİLER
Örtüaltı yetiştiriciliğinde kullanılacak gübre miktarını etkileyen en önemli toprak özellikleri; toprak reaksiyonu (pH), tuzluluk, organik madde, toprak bünyesi, kireç miktarı ve kök bölgesinde bulunan bitki besin maddesi miktarıdır.
TOPRAK REAKSİYONU (pH) DENGEDE OLMALIDIR
Bitki besin maddelerinin alınabilirliğini etkileyen bir faktördür. Birçok besin elementinin yarayışlılığı hafif asit ve nötr reaksiyonlarda daha fazladır. Damla sulama ile gübreleme yapılan alkali ve hafif alkali topraklarda fizyolojik asit veya nötr karakterli gübreler kullanılmalıdır. Ayrıca sulama suyunun pH?sı asit eklenerek ayarlanmalı ve topraktaki besin maddelerinin yarayışlılığı arttırılmalıdır.
TUZLULUĞA DİKKAT!
Tuzluluk, bitki gelişimini engelleyen en önemli faktörlerden birisidir. Aşırı tuzluluk bitkilerin su almasını, dolayısıyla besin maddesi alımını da engellemektedir. Örtüaltı yetiştiriciliğinde çok fazla gübre kullanılması ve tuzlu suların etkisi ile toprakta aşırı tuz birikimi olmaktadır. Tuzluluğu gidermek için drenaj sorunu olmayan seralarda toprak bol su ile yıkanmalıdır. Toprakta tuz değerinin 2 mmhos/cm?nin altında olması gerekir.


emir(Fe), Mangan(Mn), Çinko(Zn), Bakır(Cu), Bor(B), Klor(Cl),Molibden(Mo)'dir. Bu elementlerin bitki bünyesinde az ya da aşırı miktarlarda bulunmaları bitki gelişimini, verim ve kaliteyi önemli oranda etkiler. Her elementin noksanlık ya da fazlalığında karakteristik belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtiler bitkiye göre değişebilir. AZOT (N) Noksanlık: Azot noksanlığında bitkide büyüme geriler, yaşlı yapraklarda sararma ortaya çıkar. Domateste, yapraklar küçük açık yeşil, sarı renkli ve yukarıya doğru kalkıktır. Gövde dik, ince ve liflidir. Çiçeklerde dökülme görülür. Meyveler küçüktür ve kızarmadan önce soluk yeşil renk alırlar. Hıyarda yaşlı yapraklarda sararma görülür. Gövde ince ve liflidir. Meyveler kısa ve soluk yeşildir. Meyvelerin çiçek dibinde büzülme görülür. Fazlalık: Azot fazlalığında yapraklar koyu yeşil olur, vejetatif gelişme artar. Ürünün kalitesi düşer, meyve ve sebzelerin tadı bozulur. Hastalık etmeni ve böcek zararları ile dondan bitki daha çok etkilenir. İletim dokuları zarar gördüğü için hıyar gibi bazı bitkilerde Ca noksanlığı da görülebilir. FOSFOR (P) Noksanlık: Bitki önce koyu yeşil daha sonra mor renk alır. Noksanlık önce yaşlı yapraklarda görülür. Meyvede olgunlaşma gecikir. Gövdede kısalma ve incelme görülür. Çiçeklenme ve meyve tutumu zayıftır. Fazlalık: Bitkilerde, özellikle Fe ve Mn gibi mikroelement noksanlığı ortaya çıkar. POTASYUM (K) Noksanlık: Potasyum noksanlığı önce yaşlı yapraklarda görülür. Yaprak ucundan başlayan ve kenarlara yayılan sararma ve kahverengileşme sonucu yapraklar yukarı doğru kıvrılır. Bu belirtiler ortaya çıkmadan önce yaprakta beyaz, sarı veya kahverengi noktacıklar belirir. Verim ve kalite düşer. Hastalık etmeni, zararlı ve dona karşı dayanıklılık azalır. Ayrıca; domates meyvelerinde çatlama ve dökülme görülür. Kızarma düzenli değildir ve renkler donuktur. Hıyarda ise meyveler küçüktür ve çiçek kısmına doğru incelme görülür. Fazlalık: Genellikle Mg ve Ca noksanlıklarına ait belirtiler ortaya çıkar. KALSİYUM (Ca) Noksanlık: İlk noksanlık belirtileri bitkilerin genç yapraklarında ve büyüme uçlarında görülür. Köklerin büyüme uçları kahverengileşir ve ölür. Genç yapraklar küçülür, yaprak uçları ve kenarları yukarı doğru kıvrılır, kahverengi benekler ortaya çıkar. Domateste karakteristik olarak meyvelerde çiçek dibi çürüklüğü görülür. Hıyarda ise meyveler küçülür ve kıvrılır. Fazlalık: Ca fazlalığı K, Mg, Fe, Mn, Zn ve B eksikliğine sebep olur. MAGNEZYUM (Mg) Noksanlık Noksanlık belirtileri yaprak ucu ve kenarlarından başlayarak ilerler. Yaşlı yapraklarda damarlar arasında sararma şeklinde ortaya çıkar. Damarlar yeşil kalırken, yaprak ağ görünümü alır. Fazlalık: K ve Ca noksanlıkları şeklinde ortaya çıkabilir. DEMİR (Fe) Noksanlık: İlk belirtiler genç yapraklarda başlar. En ince damarlar bile yeşil kalırken damar aralarında sararma görülür. Yaprak ağ görünümü alır. Noksanlık şiddetli olursa belirtiler alt yapraklara doğru yayılır. Fazlalık: Önemli bir belirtisi yoktur. Çinko noksanlığı görülebilir. MANGAN (Mn) Noksanlık: Genç yapraklarda damarlar arası sararma görülür. Daha sonra beyazlaşır ve dokunun ölmesi sonucu kahverenkli lekeler belirir. Bu lekeler domatesin gövdesinde de görülebilir. Hıyar ve domates Mn noksanlığına duyarlıdır. Fazlalık: Gelişmede gerilik ve Fe noksanlığı ortaya çıkar. ÇİNKO (Zn) Noksanlık: Uç yapraklarda sararma ve küçülme, boğum aralarında kısalma olur. Bitki bodurlaşır ve çalımsı bir görüntü alır. Domateste ayrıca yaprak tüylülüğü artar ve meyveler küçükken kızarır. Hıyarda ise çiçek sayısı azalır. Fazlalık: Demir noksanlığına sebep olabilir BOR (B) Noksanlık: İlk belirtiler büyüme uçlarında anormallikler şeklinde ortaya çıkar. Büyüme noktaları ve kök uçları ölür. Boğum araları kısalır. Gövde ve yaprak sapında çatlamalar görülür. Tomurcuk, çiçek ve tohum oluşumunda azalma meydana gelir. Domateste meyveler deforme olur, içleri kahverengileşir. Fazlalık: Alt yaprakların kenarları sararır, kurur ve dökülür.
Comment