Tohumluk ise bitkilerin üretilmesinde kullanılan generatif ya da vejetatif öğelerin (tohum ya da çelik, yumru, soğan) tümünü kapsayan bir sözcüktür.
Çiçekteki dişi organın döllenmesiyle oluşan tohumda genelde üç değişik kısım bulunur. Bunlar:
1. Kabuk
2. Besidoku (Endosperm)
3. Embriyodur.
Bunların bitki tohumlarındaki durumu, konumu ve miktarları büyük ayrımlılık gösterir. Bitki tohumları genellikle sert bir kabukla çepeçevre sarılmıştır. Bitkiden bitkiye büyük farklılık gösteren tohum kabuğunun fizyo*lojik yönden önemi çoğu kez yağ ve mum tabakasıyla kaplanmış, bir kaç sıra koruyucu hücre tabakaları ile birlikte dış ve iç kütikül tabakalarını İçermelerinden kaynaklanır.
Böyle bir yapı tohum kabuğunun su ve oksijen dahil gazlara karşı geçirgen olmamasına yol açar. Tohumun içinde cereyan eden metabolik olaylarda da düzenleyici rol oynar.
Tahıl tanesinde kabuk; meyve kabuğu (perikarp), tohum ka*buğu (testa) ve nuselIar (hialin) katlarından oluşur. Taneyi besi-doku (endosperm) ve embriyosuyla birlikte dıştan çepe çevre saran bu katlar, hücrelerinin yapı ve işlevlerine göre de kendi içlerinde ayrıca katlara ayrılabilirler.
Bazı bitki tohumlarında besin maddelerinin depo edildiği endosperm tohumun ağırlıkça ve hacimce en büyük bölümünü oluşturur.
Tahıl tanelerinin % 80-85'i endospermdir. Endospermin çok köşeli olan hücrelerinin dıştan içe doğru giderek büyüdükleri görülür. Döllenmeden sonra hızla çoğalan bu hücreler tanede karbonhidratları, proteinleri ve mineral maddeler depo ederler.
Embriyo, uygun koşullar altında tohumda yeni bir bitki oluştu*ran ve soyun sürekliliğini sağlayan kısımdır. Bitki tohumları içerisinde bulunan embriyonun büyüklüğü ve görünümü bitkiden bitkiye önemli ayrımlılık gösterir. Bazı bitki tohumlarında embriyonun gelişmediği ve çok küçük kaldığı görülür. Gelişmesini tamamlamış tüm embriyolarda bir ya da daha fazla çenek yaprağı (kotiledon) ile bir tomurcuk (plumul) ve bir de sapçık (hipokotil) bulunur. Yapısal olarak çenek yaprakları bitki yapraklarından büyük farklılık gösterir. Embriyo içeri*sinde tomurcuk (plumul), kotiledon ya da kotiledonların sapçığa (hipokotile) birleştiği noktanın tam üzerinde yer alır. Bitkilerde birincil (primer) kökler hipokotilin alt kısmından oluşur.
Depo edilen, besin maddeleri yönünden bitki tohumları arasında büyük farklılıklar vardır. Örneğin tahıl bitkilerinin tohumlarında, başta nişasta olmak üzere karbonhidratlar çoğunluğu oluştururken, diğerlerinde protein ve lipid oranlan tahıllarınkinden yüksektir. Fasulye ve bezelye gibi pek çok baklagil bitki tohumları fazla miktarda proteinle birlikte nişasta ve az miktarda da yağ içe*rirler.
1.2. Tohumların Çimlenmesi
Biyolojik olarak çimlenme: "Uygun koşulların bulunması halinde tohum embriyosundan, normal bir bitki oluşturma yeteneğine sahip bir yapının, tohum kabuğunu aşarak dışarı çıkması" şeklinde tanım*lanabilir. Çoğu bitkilerin tohumları, çevre koşullarının uygun olması karşısında, hasat olumlarının hemen ertesinde çimlenebilir. Örneğin bezelye tohumları henüz meyve içerisinde kimi zaman çimlenme gösterirken, kimi turunçgillerde tohumlar çoğu kez meyve içerisinde iken bile çimlenme gösterirler. Buna karşın çoğu bitkilerde tohum*lar, çevre koşulları çimlenmeye uygun olsa bile haftalar, aylar, batta yıllar geçmeden çimlenmezler. Tohumlarda çimlenme durgunluğu (Dormansi, uyku ya da Dinlenme) dönemi olarak nitelendirilen bu özellik üzerinde daha sonra bilgi verilecektir.
Çimlenmede ilk aşama, tohumun çeşitli dokuları tarafından su*yun absorpsiyonudur. Bunun sonucu olarak genellikle tohum hac*minde büyüme görülür. Su içeriğinin yükselmesi tohum kabuğunda oksijen ve karbondioksit geçirgenliğinin olağanüstü artmasına neden olur. Kuru tohumlarda bu özellik son derece sınırlıdır. Su alarak tohumun şişmesi çoğu kez tohum kabuğunun çatlamasına yol açar. Ancak kimi bitkilerde bu çatlama birincil kök oluşuncaya değin görülmez.
Tohum hücrelerine suyun girmesi enzim aktivitesinin giderek çoğalmasına, solunumun fazlalaşmasına yol açar. Su alarak şişmelerin*den 2-4 saat sonra bezelye tohumlarında solunumun çok belirgin şe*kilde arttığı görülür. Aynı şekilde aerobik solunum krebs çemberinde iş gören ve mitakondriumlarda yerleşmiş enzimler, kuru tohumlarda aktif olmadıkları halde, çimlenme anında olağanüstü etkinlik kazanır. Çimlenmede solunumun hızlanması sonucu alman oksijen ile havaya verilen COı miktarının ve buna bağlı olarak solunum katsayısı, to*humdan tohuma.çok geniş sınırlar arasında değişiklik gösterir. Birçok bitki cinslerinde embriyo kökçüğü tohum kabuğunu yırtmakta ve kökçük dışa uzanarak çimlenmenin gözle görünen ilk belirtisi ortaya Çıkmaktadır.
Çimlenme mekanizması yönünden bitki tohumları iki grupta toplanabilir. Bunlar:
1.Çimlenmede kotiledonları tohumdan dışarı çıkanlar (Epigeal)
2.Kotiledorıları sürekli olarak tohum içinde kalanlar (Hipogeal). Çift çenekli bitkilerin çoğu ve soğan gibi tek - çenekli bitki tohumlarının bir bölümü birinci gruba girmektedir. Çayır bitkisi tohumları ile bezelye ve meşe gibi bazı çift çenekli bitki tohumları ikinci gruba girerler.
cellotin.com
Çiçekteki dişi organın döllenmesiyle oluşan tohumda genelde üç değişik kısım bulunur. Bunlar:
1. Kabuk
2. Besidoku (Endosperm)
3. Embriyodur.
Bunların bitki tohumlarındaki durumu, konumu ve miktarları büyük ayrımlılık gösterir. Bitki tohumları genellikle sert bir kabukla çepeçevre sarılmıştır. Bitkiden bitkiye büyük farklılık gösteren tohum kabuğunun fizyo*lojik yönden önemi çoğu kez yağ ve mum tabakasıyla kaplanmış, bir kaç sıra koruyucu hücre tabakaları ile birlikte dış ve iç kütikül tabakalarını İçermelerinden kaynaklanır.
Böyle bir yapı tohum kabuğunun su ve oksijen dahil gazlara karşı geçirgen olmamasına yol açar. Tohumun içinde cereyan eden metabolik olaylarda da düzenleyici rol oynar.
Tahıl tanesinde kabuk; meyve kabuğu (perikarp), tohum ka*buğu (testa) ve nuselIar (hialin) katlarından oluşur. Taneyi besi-doku (endosperm) ve embriyosuyla birlikte dıştan çepe çevre saran bu katlar, hücrelerinin yapı ve işlevlerine göre de kendi içlerinde ayrıca katlara ayrılabilirler.
Bazı bitki tohumlarında besin maddelerinin depo edildiği endosperm tohumun ağırlıkça ve hacimce en büyük bölümünü oluşturur.
Tahıl tanelerinin % 80-85'i endospermdir. Endospermin çok köşeli olan hücrelerinin dıştan içe doğru giderek büyüdükleri görülür. Döllenmeden sonra hızla çoğalan bu hücreler tanede karbonhidratları, proteinleri ve mineral maddeler depo ederler.
Embriyo, uygun koşullar altında tohumda yeni bir bitki oluştu*ran ve soyun sürekliliğini sağlayan kısımdır. Bitki tohumları içerisinde bulunan embriyonun büyüklüğü ve görünümü bitkiden bitkiye önemli ayrımlılık gösterir. Bazı bitki tohumlarında embriyonun gelişmediği ve çok küçük kaldığı görülür. Gelişmesini tamamlamış tüm embriyolarda bir ya da daha fazla çenek yaprağı (kotiledon) ile bir tomurcuk (plumul) ve bir de sapçık (hipokotil) bulunur. Yapısal olarak çenek yaprakları bitki yapraklarından büyük farklılık gösterir. Embriyo içeri*sinde tomurcuk (plumul), kotiledon ya da kotiledonların sapçığa (hipokotile) birleştiği noktanın tam üzerinde yer alır. Bitkilerde birincil (primer) kökler hipokotilin alt kısmından oluşur.
Depo edilen, besin maddeleri yönünden bitki tohumları arasında büyük farklılıklar vardır. Örneğin tahıl bitkilerinin tohumlarında, başta nişasta olmak üzere karbonhidratlar çoğunluğu oluştururken, diğerlerinde protein ve lipid oranlan tahıllarınkinden yüksektir. Fasulye ve bezelye gibi pek çok baklagil bitki tohumları fazla miktarda proteinle birlikte nişasta ve az miktarda da yağ içe*rirler.
1.2. Tohumların Çimlenmesi
Biyolojik olarak çimlenme: "Uygun koşulların bulunması halinde tohum embriyosundan, normal bir bitki oluşturma yeteneğine sahip bir yapının, tohum kabuğunu aşarak dışarı çıkması" şeklinde tanım*lanabilir. Çoğu bitkilerin tohumları, çevre koşullarının uygun olması karşısında, hasat olumlarının hemen ertesinde çimlenebilir. Örneğin bezelye tohumları henüz meyve içerisinde kimi zaman çimlenme gösterirken, kimi turunçgillerde tohumlar çoğu kez meyve içerisinde iken bile çimlenme gösterirler. Buna karşın çoğu bitkilerde tohum*lar, çevre koşulları çimlenmeye uygun olsa bile haftalar, aylar, batta yıllar geçmeden çimlenmezler. Tohumlarda çimlenme durgunluğu (Dormansi, uyku ya da Dinlenme) dönemi olarak nitelendirilen bu özellik üzerinde daha sonra bilgi verilecektir.
Çimlenmede ilk aşama, tohumun çeşitli dokuları tarafından su*yun absorpsiyonudur. Bunun sonucu olarak genellikle tohum hac*minde büyüme görülür. Su içeriğinin yükselmesi tohum kabuğunda oksijen ve karbondioksit geçirgenliğinin olağanüstü artmasına neden olur. Kuru tohumlarda bu özellik son derece sınırlıdır. Su alarak tohumun şişmesi çoğu kez tohum kabuğunun çatlamasına yol açar. Ancak kimi bitkilerde bu çatlama birincil kök oluşuncaya değin görülmez.
Tohum hücrelerine suyun girmesi enzim aktivitesinin giderek çoğalmasına, solunumun fazlalaşmasına yol açar. Su alarak şişmelerin*den 2-4 saat sonra bezelye tohumlarında solunumun çok belirgin şe*kilde arttığı görülür. Aynı şekilde aerobik solunum krebs çemberinde iş gören ve mitakondriumlarda yerleşmiş enzimler, kuru tohumlarda aktif olmadıkları halde, çimlenme anında olağanüstü etkinlik kazanır. Çimlenmede solunumun hızlanması sonucu alman oksijen ile havaya verilen COı miktarının ve buna bağlı olarak solunum katsayısı, to*humdan tohuma.çok geniş sınırlar arasında değişiklik gösterir. Birçok bitki cinslerinde embriyo kökçüğü tohum kabuğunu yırtmakta ve kökçük dışa uzanarak çimlenmenin gözle görünen ilk belirtisi ortaya Çıkmaktadır.
Çimlenme mekanizması yönünden bitki tohumları iki grupta toplanabilir. Bunlar:
1.Çimlenmede kotiledonları tohumdan dışarı çıkanlar (Epigeal)
2.Kotiledorıları sürekli olarak tohum içinde kalanlar (Hipogeal). Çift çenekli bitkilerin çoğu ve soğan gibi tek - çenekli bitki tohumlarının bir bölümü birinci gruba girmektedir. Çayır bitkisi tohumları ile bezelye ve meşe gibi bazı çift çenekli bitki tohumları ikinci gruba girerler.
cellotin.com

