fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

GELECEĞİN BAHÇESİ

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • #31
    Geleceğin Tohum Bahçesi (GETOB)

    10. ülkemizin patates deposu olan Nevşehir’deki tarihe bakalım. 1970’li yıllarda verimi yüksek denilerek ithal patates tohumları kullanıldı. bu tohumların gerek geliş aşamasında veya gerekse yerelleşme aşamasında bir böcek türedi veya türetildi. bu böceği yok etmek için klasik DDT ilacı kullanıldı olmadı, başka ilaçlar kullanıldı. olmadı, bu ilaçlar daha yoğun olarak kullanıldı, kullanılan ilaç türleri çoğaldı. sonuç; böcekler bu ilaçlara karşı da korunarak yine hayattaydı ama patateslerimiz gitti, toprağımız zehirlendi, yer üstü ve yer altı sularımız zehirlendi, buradaki tarımsal üretimimiz yok edildi. artık patates deposu Nevşehir yokkk!!! yok ki devletin resmi kayıtlarında da yok!!! (662 sıra sayılı Tohumculuk Kanunu görüşmelerinde milletvekili Orhan ERASLAN tarafından ifade edilmiş ve TBMM tutanaklarına yansımıştır.) benzer şekilde Ordu ilinin bir ilçesinde de patates ekimi yokkk!!! bu olaylardan sonra da, patates dışalımına (ithalat) başladık. ve buradaki verimli topraklar, ne yazık ki verimli bir şekilde kullanılamıyor.

    sabırla

    Comment


    • #32
      Geleceğin Tohum Bahçesi (GETOB)

      11. bu ve benzeri nedenlerle topraklarımızda sadece yerel veya yerelleşmiş (ki tohumun yerelleştirilmesi kamu ve özel ar-ge kurumlarınca yapılmaktadır.) tohum kullanalım. yabancı kaynaklı tohumlardan uzak duralım. özelikle yoğun miktarda ekim yapan çiftçilerimizi, köylülerimizi bu konuda uyaralım. unutmayalım; yerelliğini ve yerel tohumlarını kaybeden toplumlar topraklarını, topraklarını kaybeden toplumlar vatanlarını ve bayraklarını kaybederler.

      ve, ve çevremizi, çiftçimizi, köylümüzü, tarımsal ürünleri kullanan halkımızı, yerel tohumları/ürünleri kullanmaları, çoğaltmaları konusunda sürekli uyaralım. bu şekildeki uyarının; bize atalarımızdan emanet edilen tarımsal tohumların, gelecek nesillere devri konusunda toplumsal bir görevimiz olduğu gerçeği vurgulanmalıdır. mevcut tohumlarımızı saklarken, bez, kağıt, koyu renkli cam ve toprak (küp) ambalajlarda saklanmasının daha uzun süreli olduğu da vurgulanmalıdır. saklama konusunda naylon ve türevlerini kullanmayalım.

      sabırla

      Comment


      • #33
        Geleceğin Tohum Bahçesi (GETOB)

        12 Geleceğin Tohum Bahçesi (GETOB) benzer uygulama kamusal anlamda devlet tarafından tarım bakanlığına bağlı ar-ge birimlerince Tohum Koleksiyonu adı altında yapılmaktadır. ancak devletin hantal işleyişi bu uygulamayı çeşitli yönlerden kısıtlamaktadır. takdir edersiniz ki, küçücük bir harcama için onlarca yazışma yapılmak zorundadır. aynı şekilde bir çeşit tarımsal ürünün başka türünü üretmek için de onlarca yazışma yapılmak zorundadır. üst makamlardan onay almaksızın projenin gelişmesine destek olamazsınız. değişik kaynaklardan edinilen bilgilere göre hali hazırda bu uygulamadan sorumlu olan birimlerde harcama ve projenin idame sorunu mevcuttur, yani projeyi yürütecek kaynaklarda sorunlar mevcuttur. bu durumda proje parasal yönden desteksiz kalacak ve projenin idamesi sonlandırılmış olacaktır. diğer taraftan devletin herhangi bir projede sabit bir fikri yoktur. fikir devletin değil, devlette o anda görev yapan makam sahiplerinin şahsi fikirlerinden ibarettir. siz her ne kadar o konuyu tartışsanız da, uygulayıcı makamda oturan ve karar mekanizmasına sahip şahısların fikri daha ağır basar. sonuçta devletin fikirlerinde sık sık değişiklikler oluşur, kimisi projeyi devam ettirir ve kimisi de projeyi sonlandırır/bitirir. bazen de devlet, Antalya Zeytin Gen Bankası ağaçlarının yok edildiği gibi yaptığını kendisi yok eder. tekelci ve egemen güçler tarafından etmek zorunda bırakılır. devlet aynı politika doğrultusunda da yerelliği savunanlara karşı da bir köstekçilik oluşturur. ayrıca; …

        sabırla

        Comment


        • #34
          Geleceğin Tohum Bahçesi (GETOB)

          13. kurmaya çalıştığım Geleceğin Tohum Bahçesi (GETOB) uygulaması; ticari bir faaliyet ve kazanç kapısı değildir. böyle bir düşünceyi tek başıma yürütmek maddi ve işçilik olarak çok zordur ve bunun da bilincindeyim. ancak, uygulamaya destek bulma konusuna gelince; Geleceğin Tohum Bahçesi (GETOB)’nin yapılmasında karşılaşılabilecek sorunlarda bir takım desteklere gereksinim duyulacaktır. büyük bir kısmı maddi sorun olmasına karşın hiçbir kimse/kurum/kuruluşun himayesine girmemek, olası uzun vadeli gizli/gizlenmiş tuzakları önlemek için destek kesinlikle, sadece bir kurum/kuruluştan alınmayacaktır.

          benzer şekilde renkli devrimi (!) ve hibrit üretimini (!) savunanlardan da hiçbir destek alınmayacaktır. yine -inanmadığım için- organik üretimi (!) savunanlardan da hiçbir destek alınmayacaktır (bir kök domates fidesinden yaklaşık 1600 kg. ürün elde etmek, organik üretim olarak adlandırılamaz) (bir kısım üyelerin bu görüşüme şiddetle karşı çıkacağını baştan biliyorum ve tepkilerini, kazanç kayıplarına bağlıyorum). maddi destek gereken yerlerde, salt yerel kurum/kuruluşlardan işgören/işgücü ve/veya ayni konularda destek alınacaktır. uygulamanın yürütülmesinde sadece ayni destek kabul edilebilir. ayni yardım karşılığında Geleceğin Tohum Bahçesi (GETOB) uygulamasına hiçbir kişi/kurum/kuruluş müdahale etmemesi gerektiği garantilenecektir.

          sabırla

          Comment


          • #35
            Geleceğin Tohum Bahçesi (GETOB)

            Nisa Suresi (4) / 119 :
            “(şeytan) … Ve onlara emredeceğim de de Allah’ın yarattığını değişterecekler”.

            domateste devrim gibi buluş. verim 1’e 8 katlandı. işte buna organik üretim deniliyor.

            aklın ve mantığın yolu birdir. hiçbir kimyasal kullanmadan üretimde doğrudan böyle yüksek bir artış sağlanabilir mi? tohumda verim artışını sağlamadan, tohumu kimyasal işlemlerden geçirmeden ya da üretim aşamasında kimyasal kullanmadan böyle bir üretime ulaşılabilir mi? yorumunu sizlere bırakıyorum.

            amacım hiçbir kişi, kurum veya kuruluşu suçlamak değil sadece organik tarımın gerçeğini vurgulamaktır.

            http://www.ekoayrinti.com/news_detail.php?id=4612

            Comment


            • #36
              Balık, baştan kokar”.

              organik tarımın uygulanmasında ilk olarak organik tohum kullanmaktır. bu organik tohumu, sertifikasyon işlemleri tamamlanmış (laboratuar ortamında -sözde- iyileştirilmiş tohumlar oluşturur. tohum üreticilerinin laboratuarlarına giren tohumlar, elenir, ayıklanır, yüksek verim adına ıslah edilir ve renklendirilir (sözüm ona hastalıkları karşı ilaçlanıyor). bir başka deyişle organik/sertifikalı tohumlar; birtakım kimyasal işlemlerden geçirilir. bu mantık da, daha işin başında; tohumcular sektörüne yaramaktadır.

              sertifikalı tohum kullanmak, ürün çeşitliliğini yok edeceği gibi yerel tohumları da edecektir.

              işte, yukarıdaki sözün özü : BALIK, BAŞTAN KOKTU.

              yeşil devrim gibi, organik devrim de; hiçbir zaman kimyasalsız olmayacak.

              saygılar

              Comment


              • #37
                Cevap: GELECEĞİN BAHÇESİ

                Ben sizin gibi düşünmüyorum. Tohumun asli zaten organik idi. Oynaya oynaya bu hale getirdiler. Kimyasal gübreleri yapıp, toprakları da mahvettiler. Tohum ve topraklar bozulunca yetiştiriler ürünler de bünye olarak zayıfladılar ve dirençleri kırıldı. Zayıflayan ve dirençi kırılan bitkiler de hastalıklar görülmeye başladı. Bunun içinde bitkileri hastalıklardan zararlılardan kurtarmak için kimyasal ilaçlar yapmaya başladılar. Kimyasal gübreler ve ilaçlar için kar amaçlı fabrikalar kuruldu. Şimdi herkez organik üretime geçse bu fabrikaların hali ne olur? Fabrikaları kapatmak zorunda kalırlar. Başka bir deyişle size bilgisayar satıyorlar. Birileri bilgisayar virusu yapıyor sonrada bu virusten kurtarmak için virus koruma programları yaparak para kazanıyorlar. Tarımda uygulanan aynen böyle bir iş. Ama yorulmak, dinlenmek yok. Biz organik tarımı anlatmaya devam edeceğiz. Uygulama yaptığımız yerlerde aldığımız neticeleri resimler çekerek göstereceğiz. Organik ürünlerin damak tadının nasıl yerine geldiğini, raf ömrünün nasıl uzadığını anlatacağız.

                Comment


                • #38
                  Cevap: GELECEĞİN BAHÇESİ

                  Sn Remzi Bey'e hak vermemek elde değil;Ben örneğini vereyim.Bizim yöremizde bulunan yerli domates tohumlarının ben her yıl tohumun alır ekerim vede bir yıl önceki Dometesi verir.Hastalıklara karşı ilaç,milaç kulllanmam.geçen yıl bir fideciden almış olduğum domates'ler hemen sarardı.mantar ilacı kullandım,derken yaprak biti musallat oldu ve Yine ilaç...Neticede fideciden almış olduğum domates ürün olarak çok domates verdi ancak;Lezzet ve tat olarak bizim dometesi hiç tutmaz!!!Üstelik ne ilaç,ne iğne.Görünüm olarak bizim yerli domates çangal,çungal olsunnn!! Domatese mankenlikmi yaptıracağız.Yarabbiimmm..O ne tat,o ne lezzet.Öteki standart bildiğimiz domates,sanki tornadan çıkmış,hepsi aynı boyda.tat yok,sanki yerken kabuk yer gibi.Cıııkkk..ben sevmedim arkadaş.Bu yıl site adminlerine tohumlardan biraz gönderdim.Haa..bu arada bazı konular tartışılır.Fakat tohumu bozan ademoğlu.sağlıcakla kalınız.

                  Comment


                  • #39
                    Cevap: GELECEĞİN BAHÇESİ

                    [quote=Behramkale;61970]Ben sizin gibi düşünmüyorum. Tohumun asli zaten organik idi. Oynaya oynaya bu hale getirdiler. Kimyasal gübreleri yapıp, toprakları da mahvettiler.

                    sayın behramkale hocam,
                    doğrusunuz, doğru söze bir şey denilmez. zaten benim de vurgulamak istediğim bu. bizim geleneksel diye tabir ettiğimiz ve hiçbir kimyasalın kullanılmadığı tarım. öncelikle verim arttırıyor diye şeker gübresi girdi. ardından diğerleri, diğerleri. gele gele yeşil devrimin sonuna geldik. artık ürünlerde kimyasallar oluştu. bu arada toprağa da atıldı. eeee, başka bir pazarlama yolu bulalım. organik tarım diyelim ama tohumu bizden alsın, gübreyi bizden alsın, alsın da alsın. Allah bilir, yaşarsak tekrar görüşürüz, fazla değil 5-10 yıl sonra organik tarımda verim artışı adı altında yine ilaç kullanılacak. bu arada sanmayın organik gübrelerde kimyasal yok. ben amatörüm biliyorsunuz, organik gübreleri incelerseniz içlerinde KABUL EDİLEBİLİR KİMYASALLAR var. ama en baştan organik tohum. ver parayı al tohumu. nerede kaldı bizim geleneksel, doğal tarımımız?
                    işte bunun için ben DOĞAL TARIM diyorum. bundan yaklaşık 40-50 yıl önceki ülkemiz topraklarında yapılan DOĞAL TARIM.
                    saygılar

                    Comment


                    • #40
                      Cevap: GELECEĞİN BAHÇESİ

                      sayın tabiatçı hocam,
                      siz de farkına varmışsınız. pazardan aldığınız sanırım israil ürünü tohumlar. girdiği yerde başka hemcinslerinin yaşamasına izin vermiyor. yani o araziye gelecek sene kendi tohumunuzu ekemezsiniz.
                      son baharda bende isterim sizin yerel tohumlardan bilginize.
                      saygılar

                      Comment


                      • #41
                        Cevap: GELECEĞİN BAHÇESİ

                        Sn Mavi kartal:Yanlış anlaşılmasın ben başkaca tohumlarla yapılan tarıma karşı değilim.Bu memleketin yasal organları var ve burasıda bir hukuk devleti.Anlatmak istediğim ülkemizin geleneksel tabi varlıklarının yok olmaması.Buradan tekrar yineliyorum.Erik bahçesi olanlar,yada kurmak isteyenler.Elimde yöremize ait yıllardır süregelen kurutmalık ve reçellik bir tür var.Emin olunuz kurusu hurma'dan güzel ve bağırsakları mükemmel çalıştırıyor ve reçeli süper oluyor.İsteyene çeliklerinden gönderebilirm.Aşılayınız,yetişsin.Bu arada Sn Mavi Kartal size bu konuyla ilgili özel mesaj atdım.Sağlıcakla kalınız.

                        Comment


                        • #42
                          Cevap: GELECEĞİN BAHÇESİ

                          sayın tabiatçı hocam,
                          arazi sorununu aşar aşmaz, sizden mutlaka başta erik, diğer çeliklerden ve tohumlardan da talep edeceğim.
                          benim de asıl amacım; yerelliğimizi bozmadan yaşatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya çalışmak.
                          saygılar

                          Comment


                          • #43
                            Cevap: GELECEĞİN BAHÇESİ

                            Sayın Mavi Kartal
                            ( ben amatörüm biliyorsunuz, organik gübreleri incelerseniz içlerinde KABUL EDİLEBİLİR KİMYASALLAR var.) diyorsunuz. Biz leonarditten bahsediyoruz. Leonardit doğanın bize sunduğu eşsiz bir malzemedir. Leonardit doğadan çıkartılır, taştan topraktan ayıklanır. Öğütülür ve gerekiyorsa kurutulur. Sonrada satışa sunulur. Piyasada bol miktarda bu şekilde leonardit bulunmaktadır. Dünyanın bütün kimya mühendisleri bir araya gelse leonarditi üretemezler. Bu için sertifikasyon kuruluşları leonarditi organik girdi olarak kabul etmektedirler. Leonarditin toprak ve bitki üzerindeki etkilerini bu sitede çeşitli yazılarda bulabilirsiniz. Leonardit diğer ürünlere göre daha ekonomiktir. Hem organik tarıma dönün hem de paranızın bir kısmı cebinizde kalsın diyoruz.

                            Comment


                            • #44
                              Cevap: GELECEĞİN BAHÇESİ

                              sayın behramkale hocam
                              bakın, organik tarımda sadece leonardit toprak kullanılmıyor bildiğim kadarıyla ama şu noktaya kesin eminim : organik tohum kullanılıyor. anlatmak istediğim sadece leonardit toprak konusu değil ki sakın ola ki üzerinize alınmayın. organik tarım kanunu ve yönetmeliğini incelediğinizde "Kabul Edilebilir Değerlerde Kimyasallar"dan söz ediliyor. bu nasıl organik tarım?
                              buyrun, avrupa ülkelerinin tamamı organik tarıma yöneldi : aşağıdaki konuyu sizin yorumunuza bırakıyorum. artık viros kaynağı salatalık mı, domates mi bilmiyorum ama kesinlikle başta avrupanın savunduğu organik tarımdır diyorum.
                              saygılar

                              http://www.hurriyet.com.tr/planet/17920076.asp?gid=381

                              http://www.karasaban.net/salatalik-dehseti/

                              Comment


                              • #45
                                Cevap: Geleceğin Tohum Bahçesi (GETOB)

                                14. tekelci ve tröst ülkeler/kurum/kuruluşların uyguladığı politika gereği bazı yerel STK oluşumları ve/veya tohum/üretici firmaları, tohum ve benzeri yerelliği koruma uygulamalarına kısa ve orta vadede (50.000 abd dolarına kadar) destek verilirken uzun vadede bu oluşumu/grubu ele geçirme ve hakimiyeti/yönetimi altına alma düşüncesi hakimdir. (bu tür bir oluşum grubuna katıldım. ancak araştırmalarım sonucunda yazılı ve düşünsel olarak belirtmemelerine karşın böyle bir sonuca ulaştığımdan, bu -sözde- yerelcilik/yerelliği koruma oluşumundan uzaklaştım. hemen hemen hepsi de belirli yabancı oluşumların logolarını taşımaktadırlar.)
                                (1960’lı yıllardaki karşılıksız Marshall yardımındaki süt tozu, un ve yağın, 1970’li yıllardaki yankılarını sonradan duyduk!)
                                bu tür yabancı kökenli oluşumların ülkemiz ayağını bazen hırs düşkünü vatandaşlar ve bazen da gerçekten masum ve temiz vatandaşlarımız temsil etmektedirler. masum vatandaşlarımız ne var ki masumiyetleri ve toplumsal düşünceleri nedeniyle gerçekleri görememektedirler. (değişik kurum/oluşumların ücretsiz tohum dağıtması veya yerel tohum getirene hediye/bilgisayar verilmesi; boşuna değil, sadece uluslar arası/tekelci bir politikanın sonucudur).

                                değişik koşullarla ve oyunlarla, içinde yabancı kişilerin, tröst/tekelci sermayenin ve/veya düşüncenin olduğu hiçbir oluşumdan kesinlikle maddi, nakdi ve/veya ayni destek alınmayacağı gibi manevi destek de kesinlikle alınmayacaktır.

                                unutmamak gerekir ki Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi; “…Cebren ve hile ile aziz vatanın …ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. …Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.” (Söylev’den alıntı).

                                sabırla,
                                sabrın sonu mutlaka gelecektir.

                                hayalden düşünceye, düşünceden eyleme

                                saygılar

                                Comment

                                Working...
                                X