Bütün topraklar, oranları belli aralıklar içinde değişen 3 temel fazdan meydana gelir. Bu fazların bir birine göre oranları toprakların genel niteliklerini ve kullanılabilirliklerini büyük ölçüde etkiler.
Bunlar;
- Katı faz (mineral ve organik maddeler, canlılar)
- Sıvı faz (toprak suyu) ve
- Gaz faz (toprak havası) dır.
Doğal koşullarda, bir toprak kütlesi mineral ve organik parçacıklar ile bu parçacıklar arasındaki gözeneklerden oluşur. Katı parçacıklara toprak canlıları da ilave edilebilir. Fakat, biyolojik aktivitenin oldukça yoğun olduğu topraklarda bile canlı bitki kökleri hariç diğer toprak canlılarının toprak hacmi içindeki oranı çoğu zaman ihmal edilebilecek kadar azdır. Bununla birlikte hacimsel olarak bu denli az olan toprak canlılarının toprak sistemi içerisindeki görevleri son derece önemlidir.
Toprağın katı fazı, kayaların değişik düzde parçalanması ve ayrışması ile ortaya çıkan inorganik maddeler ile değişik düzeylerde ayrışmaya konu olmuş veya taze, bitki veya hayvan dokusu kalıntılarından oluşur. Bir toprak içerisinde organik madde oranı bazı hallerde % 1 'in altına düşebilirken, organik topraklarda bu oran % 90 düzeyine çıkabilmektedir.
Katı taneler arasındaki değişik irilikteki boşluklar ise hava ve su ile doldurulmuşlardır. Topraktaki gözeneklerin miktar ve büyüklükleri, toprakların katı parçacıklarının fiziksel niteliklerine bağlı olarak değişir. Bu gözeneklerin geometrisi, topraktaki su ve hava kapasitelerini belirler. Doğal koşullar altında, toprak sistemindeki iri gözenekler içerisinde hava, daha küçük gözenekler içerisinde ise su tutulur. İyi bir yetişme ortamında, katı, sıvı ve gaz fazlarının hacimsel oranları için belli sınırların korunması gerekir.
Toprağın gaz fazını oluşturan toprak havasının kökeni atmosfer havasıdır. Fakat, toprak ve atmosfer havası arasındaki gaz değişimi kapasitesine ve topraktaki biyolojik aktiviteye bağlı olarak, toprak havasının oksijen içeriği atmosfer havasından daha düşük, karbondioksit içeriği ise daha yüksektir. Asıl bileşen olan azotun oranı ise toprak ve atmosfer arasında fazla farklılık göstermez.
Yağış, yüzey akış, sulama ve sızıntı sularından kaynaklanan toprak suyu ise, çözünmüş
madde içeriği, kaynağım oluşturan sudan daha yüksek olan bir sudur. Toprağa intikal eden suyun bir kısmı yerçekimine bağlı olarak derine sızma, yüzeyden buharlaşma veya bitkilerin tüketimi ile uzaklaşırken diğer bir kısmı belli büyüklüklerdeki gözenekler içerisinde değişik kuvvetlerle tutulur. Doğal koşullarda toprakta yerçekimine karşı tutulan bu suyun bir kısmı bitkiler tarafından kolayca alınmasına izin verecek şekilde tutulurken, tutulan suyun bir kısmı bitkileri su emme gücünden daha yüksek kuvvetlerle tutulur. Diğer bir anlatımla, topraktaki su miktarı ile tutulma kuvveti arasında negatif ilişki vardır. Topraktaki tüm gözenekleri su ile dolu olduğu doygunluk anında teorik olarak toprağın suyu tutma kuvveti sıfırdır. Topraktaki su miktarı azaldıkça öncelikle daha iri gözenekler hızla boşalır ve suyun tutulma kuvveti artar. Bu seyir sırasında herhangi bir toprakta bitkiler tarafından kullanılabilecek su miktarına o toprağın faydalı su kapasitesi adı verilir.
günlük hayatta toprak ve arazi kavramları çoğu zaman eş anlamlı olarak kullanılır. Yine toprak varlığımızı anlatırken iki boyutlu bir tanımlama yapar, onun büyüklüğünü ifade etmek için alanım belirtiriz. Halbuki, toprağın en önemli niteliklerinden birisi derinliğidir. Çünkü toprağın derinlemesine gösterdiği değişim son derecede önemlidir ve doğal koşullarda toprağın yüzey ve yüzeye yakın kısımlarının özellikleri alt kısımlardan önemli farklılıklar gösterir. Doğal ortamında, bir toprak kesitinin alt kısımları görsel özellikler bakımından benzer olsa bile nitelikleri itibarıyla oldukça farklıdır. Bu kısımlar gevşek yapılı fiziksel bir durum gösteriyorsa toprak ana materyali, değişik sertliklerde kayalar halinde ise ana kaya olarak tanımlanır. Toprak ana materyali konumundaki bazı materyaller, birtakım kullanımlar için üst topraklar gibi uygun da olabilir. Fakat organik madde içeriği, biyolojik aktivite, strüktür gibi birçok nitelik bakımından belirgin farklılara sahiptir.
Kaynak:Bitki Üretiminde kullanılan ortam materyalleri
ProF.Dr. Mesut AKGÜL
Bunlar;
- Katı faz (mineral ve organik maddeler, canlılar)
- Sıvı faz (toprak suyu) ve
- Gaz faz (toprak havası) dır.
Doğal koşullarda, bir toprak kütlesi mineral ve organik parçacıklar ile bu parçacıklar arasındaki gözeneklerden oluşur. Katı parçacıklara toprak canlıları da ilave edilebilir. Fakat, biyolojik aktivitenin oldukça yoğun olduğu topraklarda bile canlı bitki kökleri hariç diğer toprak canlılarının toprak hacmi içindeki oranı çoğu zaman ihmal edilebilecek kadar azdır. Bununla birlikte hacimsel olarak bu denli az olan toprak canlılarının toprak sistemi içerisindeki görevleri son derece önemlidir.
Toprağın katı fazı, kayaların değişik düzde parçalanması ve ayrışması ile ortaya çıkan inorganik maddeler ile değişik düzeylerde ayrışmaya konu olmuş veya taze, bitki veya hayvan dokusu kalıntılarından oluşur. Bir toprak içerisinde organik madde oranı bazı hallerde % 1 'in altına düşebilirken, organik topraklarda bu oran % 90 düzeyine çıkabilmektedir.
Katı taneler arasındaki değişik irilikteki boşluklar ise hava ve su ile doldurulmuşlardır. Topraktaki gözeneklerin miktar ve büyüklükleri, toprakların katı parçacıklarının fiziksel niteliklerine bağlı olarak değişir. Bu gözeneklerin geometrisi, topraktaki su ve hava kapasitelerini belirler. Doğal koşullar altında, toprak sistemindeki iri gözenekler içerisinde hava, daha küçük gözenekler içerisinde ise su tutulur. İyi bir yetişme ortamında, katı, sıvı ve gaz fazlarının hacimsel oranları için belli sınırların korunması gerekir.
Toprağın gaz fazını oluşturan toprak havasının kökeni atmosfer havasıdır. Fakat, toprak ve atmosfer havası arasındaki gaz değişimi kapasitesine ve topraktaki biyolojik aktiviteye bağlı olarak, toprak havasının oksijen içeriği atmosfer havasından daha düşük, karbondioksit içeriği ise daha yüksektir. Asıl bileşen olan azotun oranı ise toprak ve atmosfer arasında fazla farklılık göstermez.
Yağış, yüzey akış, sulama ve sızıntı sularından kaynaklanan toprak suyu ise, çözünmüş
madde içeriği, kaynağım oluşturan sudan daha yüksek olan bir sudur. Toprağa intikal eden suyun bir kısmı yerçekimine bağlı olarak derine sızma, yüzeyden buharlaşma veya bitkilerin tüketimi ile uzaklaşırken diğer bir kısmı belli büyüklüklerdeki gözenekler içerisinde değişik kuvvetlerle tutulur. Doğal koşullarda toprakta yerçekimine karşı tutulan bu suyun bir kısmı bitkiler tarafından kolayca alınmasına izin verecek şekilde tutulurken, tutulan suyun bir kısmı bitkileri su emme gücünden daha yüksek kuvvetlerle tutulur. Diğer bir anlatımla, topraktaki su miktarı ile tutulma kuvveti arasında negatif ilişki vardır. Topraktaki tüm gözenekleri su ile dolu olduğu doygunluk anında teorik olarak toprağın suyu tutma kuvveti sıfırdır. Topraktaki su miktarı azaldıkça öncelikle daha iri gözenekler hızla boşalır ve suyun tutulma kuvveti artar. Bu seyir sırasında herhangi bir toprakta bitkiler tarafından kullanılabilecek su miktarına o toprağın faydalı su kapasitesi adı verilir.
günlük hayatta toprak ve arazi kavramları çoğu zaman eş anlamlı olarak kullanılır. Yine toprak varlığımızı anlatırken iki boyutlu bir tanımlama yapar, onun büyüklüğünü ifade etmek için alanım belirtiriz. Halbuki, toprağın en önemli niteliklerinden birisi derinliğidir. Çünkü toprağın derinlemesine gösterdiği değişim son derecede önemlidir ve doğal koşullarda toprağın yüzey ve yüzeye yakın kısımlarının özellikleri alt kısımlardan önemli farklılıklar gösterir. Doğal ortamında, bir toprak kesitinin alt kısımları görsel özellikler bakımından benzer olsa bile nitelikleri itibarıyla oldukça farklıdır. Bu kısımlar gevşek yapılı fiziksel bir durum gösteriyorsa toprak ana materyali, değişik sertliklerde kayalar halinde ise ana kaya olarak tanımlanır. Toprak ana materyali konumundaki bazı materyaller, birtakım kullanımlar için üst topraklar gibi uygun da olabilir. Fakat organik madde içeriği, biyolojik aktivite, strüktür gibi birçok nitelik bakımından belirgin farklılara sahiptir.
Kaynak:Bitki Üretiminde kullanılan ortam materyalleri
ProF.Dr. Mesut AKGÜL

