fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Toprağın humusunu zenginleştirmek.

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Toprağın humusunu zenginleştirmek.

    Arkadaşlar toprak çalımaları içindeki hedefim toprağın organik yapısını zenginleştirme ile humusça zengin bir oluşum sağlamak adına, öncelikle kendi bahçemin içindeki yabani otların, ağaçlarımın budama artıkarı ile yaprakları ve de mutfaktan çıkan artıkların kompostlaştırılarak toprağa yarayışlı hale getirirken uyguladığım yöntemler beni en ideal humuusu üretmemide sağlamıştı.

    Bu yöntemimin esası dışardan organik madde arıyışına girmeden kendi toprağımda yaptığım tarımsal faaliyetler sonucu en doğal meyve ve sebze üretimimin dışında organik ve doğal atık ürtmeyi sağlamış olmamın bana başlangıçta toprağımada doğal kazanımlar sağlamıştı.

    Herne kadar toprağıma kimyasal maadde katmama titizliği göstersemde, elimde olmayan bazı sebeblerden dolayı bazı sızıntı ve katılımların farkındaydım, bunlar pazarlardan aldığım sebze ve meyvelerin içerikleride kalıntı konusunda şüphelerim vardı, hatta kendi bahçemin toprağına yağan yağmurlarla çevrenin kirliliğinden bulaşmalarında etkisi ile topraklarımın üzerinde menfi ve olumsuzluklar kattığını düşünmekteydim.

    Ama inancım o kadar büyüktüki bu kirlenmeleri berataraf edecek bir bilgi anlayışı içinde kendi çalışmalarıma sonsuz bir güven duyuyor bunların üstesinden gelinmecek bir sorun olarak görmüyordum, çalışmalarıma azimle devam ediyor, sonuç alamama klonusunda hiç bir şüpheye mahal bırakmadan, toprağıma güvenerek birliktelik inancı içinde onunla adeta bütünleşmiş bir vücut gibiydim.

    Toprağımın içindeki orgamik yapıyı zenginleştirirken içindeki canlılarda benim toprağımın en fedakar işçileri gibi aynı kalp ve yürekle topraklarımdaki bu doğallığın sağlanmasına hizmet ediyorduk, burada sağlanan uyum çevrenin ve doğal yaşamın sosyallemesi olarak tezahür ederken tam bir denge vardı hiç kimsenin bir birine üstünlüğü olmadsığı gibi doğa ve insan eşit bireyler durumunda gürünüyor, kuralları doğa yasaları belirliyor burada insan aklı ve bilimi ölçüsünde katkı sağlıyrak bu düzenin içinde dengeleri bozmzmanın titizliğini gösteriyordu.

    Evet arkadaşlar bu koşullarda topraklarım bu doğallın içindeki uyumla canlanmış etrafınada canlıllık saçmasının sebebi kendi benliğine uygun HUMUSa kavuşmuş olmanın bir işaretlerini veriyordu, sonuçta bende kendi cennetimi dünyada kurmanın özlemleriye en mutlu insan olmuştum.

    Bu topraklar daha önceleri gelişi güzel tarım yapılarak çoraklaşmış, verim alınmaz duruma gelincede dar anlamda imara açılarak bahçeli nizamlı yapılara izin verilmişti, senelerce kimyasallar kullanımıyla toprak özelliklerini yitirmiş, lakin benim toprak sevgimin tavan yapan özverili çalışmaları ile toprağım eski canlılığına kavuşmuştu.

    Bahçemin gelibolunun karayokuş mevkiği ile toprak özelliği çoraklığı simgelerken, bu günkü durumu ile yeşil tepe konumu kazanmasının arkasındaki gerçekler bahçemin mevkiide göz dolduran bir yapıya kavuşması ilede toprağımın humus değerlerininde en yüksek seviyeye gelmesindendir.
    Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

  • #2
    Cevap: Toprağın humusunu zenginleştirmek.

    yazılarınız için teşekkür ederim.keşke herkes sizin gibi olsa...organik madde toprağa adeta doping etkisi yapar.toprağın yapısını düzenler,sıcaklığını artırır,besin elementi sağlar,su tutma kapasitesini artırır,kdk yı artırarak bitki besin elementlerinin alımını çözünmesini artırır,özellikle kum oranı yüksek topraklara şiddetle önerilir,humus ise organik maddenin orjinin tanınmayacak şekilde parçalanıp ayrışması olayıdır.humus ta besin elementlerinin çözünmesine yardımcı olur...

    Comment


    • #3
      Kompostla humus elde edilebilir.

      ziraat mühendisii Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
      yazılarınız için teşekkür ederim.keşke herkes sizin gibi olsa...organik madde toprağa adeta doping etkisi yapar.toprağın yapısını düzenler,sıcaklığını artırır,besin elementi sağlar,su tutma kapasitesini artırır,kdk yı artırarak bitki besin elementlerinin alımını çözünmesini artırır,özellikle kum oranı yüksek topraklara şiddetle önerilir,humus ise organik maddenin orjinin tanınmayacak şekilde parçalanıp ayrışması olayıdır.humus ta besin elementlerinin çözünmesine yardımcı olur...
      Arkadaşım ziraat mühendisii, İnsanımızın hep kısa yollardan satın alırım düşüncesi içinde, hep bu günlere geldik, tabii bu sözümün anlamı her kesce malum ama topraklarımız organik yapısı dibe vurmuş, %3lerin altında seyredişi insanımızı bu gafletten kurtaramıyor.

      Beri yanda organik madde atıkları yığınlarla çöpe giderken aynı zamada çevre kirliliği yaratarak ayrı bir sorun yaratmakta insanımızın bu vurdum duymazlığı içinde yaşanan bu olumsuzluklar sorunların katlanarak büyümesinede sebeb olurken, sorunlarımıza hep yanlış yerlerde çare aramaktayız.

      Ben hiç bir zaman karşı değilim hümik asitlerin toprak düzenleyiciliğine, lakin elimizde olan imkanlar içinde kendimizin ürettiği organik atıklara ilaveten çevreden de edinebiliriz, parklarda dökülen yapraklar pazarlardan sağlıyacağımız sebze meyve artıkları iyi bir ikili olarak kompostlaştırılabilir, hatta bu kompostumuza iyi bir gübre özelliği kazandırmak istiyorsak çevremizdeki hayvan dostlarımızın kümes artıklarından da yaralanabiliriz.

      İyi bir bitki sever olmak istiyorsak öncelikle onların toprak isteklerini karşılamamız gerekmektedir, insanımız sadece sulama anlayışı içinde bitki yetiştirmenin ötesinde bir çaba içinde olmayı sürdürememesi bence biraz dar anlamlı bitki severlilik olarak görmekteyim.

      Bu işi yokuşa sürmenin anlamı yok, en kötü şartlarda bile bu iş yapılabilir kanaati içinde uygulanabilir görmeketeyim insanın bahçesi ve toprağı olmayabilir, bu gün insanımızın doğaya olan sevgisi ile apartmanların balkonlarında saksı içinde çiçek ve sebze yetiştirdiklerine çok defalar şahit olmaktayım.

      Balkonun bir köşesine yerleştireceğimiz 30-40 litrelik kapaklı naylon bidolarda bile bu iş yapılarak mutfaktan çıkan atıklarımızdan en ideal humus elde edilebiliyor, mutfak atıklarımızın nem ve su oranını aralara koyacağımız talaş ile normal nemlilik içinde kompost sürci sağlanıyor.

      Organik atıklardan elde edilen kompost gübre ve humus bizim bitki yetiştireceğimiz topraklara en uygun toprak düzenleyicilikte yapacaktır, bu çalışmalar hobi olarak düşünülsede bence günlük rutin işler listesine alınarak zaman ayrıldığında en ucuz bitki yetiştirme ortamları sağlayarak, bütçemizede ekonomi yaratmış oluruz.
      Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

      Comment


      • #4
        İnsan bedeni ölümüyle, toprağın humus özelliğide atıl duruma geçmektedir.

        kürşad
        Ağaç Dostu

        Giriş Tarihi: 27-10-2006
        Şehir: Bayramiç / Çanakkale
        Mesajlar: 870
        Alıntı:


        Kompost yapımında hayvansal atıkların yağlı kısımlarını kullanmamayı öğrenmiştik okulda.
        Kemik, deri, yağ, tüy gibi kısımlar katılmıyordu.
        Etsuyunun içinde bunlardan var mı yok mu?

        Bir de dinimizce mezarlıklarda bir şey yenilmemesi konusunda uyarılar alırdık küçükken. Acaba bunun sebebi de toprağın altında çürüyerek toprağa karışan bedenler midir?
        İnsan bedeni kalıntılarının neden olduğu bir ters durum mu var?
        Konuyu dağıttım ama yeri gelmişken sorayım.

        Alıntılanan bu mesajın sahibine şükranlarımı sunarken, kendisi kompost konusunun kapalı kalmış bir yönüne ışık tutarak açıklık getirecek paylaşımlarda bulunmaktadır.



        Kompost konusu içinde anlatılanların çoğu ticari litarütür içinden gelen anlamlardır, hobi alanda bu anlatılanların çoğunun anlamı yok gibidir, bu kanaat benim uzun zamandan beri uyguladığım kompost çalışmalarımdan çıkarılmış tezler olmasına karşın, bu uygulamalar esasında doğayı taklit etmek anlamıylada karşılık bulmaktadır.

        Benim kompost uygulamalarım toprakta içinde açtığım çukurda olgunlaşma sürecini toprak içinin tüm mikro organizmalrının katılımı ile gerçekleşmekte olduğundan, okulda öğretilen.Kemik, deri, tüy ve diğer sayılanlaran katılmaması, toprak içinin kuralları dışında kalmaktadır.

        Dinimizce mezarlıklardan bir şey yenilmemesi de. Hurafeden başka bişey olamaz, bu bir kör inançtır, bütün inanç sistemlerinde topraktan geldiğimiz ve toprağa döneceğimiz vaaz edilirken, ölen bedenlerin toprak içinde, toprak içinin canlıları tarafından toprağın yapısına humus kazandırmaktadır, humusta toprak içinin en zengin organik maddesi olarak bitkilerin yetişmesinde görev alırken, yaratanın dönüşümüne hizmet etmekle bir kutsallığı sağlamaktadır.

        Bence bu yasaklar dar kafalı düşünenlerin ürünü olmaktadır, humus maddesi organik yaşamın olmazsa olmazı demektir, bu düşünce hindu düşüncesiyle özdeşlik arz etmekle organik atıkların( sebze meyve diğer canlıların hatta insan bedeninin) atık olarak doğadan soyutlanarak atıl duruma getirilmesinin yaradanın kurallarınada ters olduğu bir kavramdır.

        Dünyanın kimyasal kirliliğinin artmasında bu tip hurafelerinde payının olmasıyla, mevcut organik maddeleri atık duruma getirerek atıl olmaları ile topraklar organik özelliği yitirilmekle, yerine kimyasal olan sentetikleri ikame edilmektedir.

        İnsan bedeni öldükten sonra toprakta en iyi humus kaynağına dönüşmektedir.



        Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

        Comment


        • #5
          Sn KÜRŞAD:Çevremizde bu kadar mesire yeri,park vs.varken mezarlıkta yemek yemek biraz tuhaf değilmi?,yada uygun düşermi?,kişilerin takdirine bırakalım.Ben dindar bir insanım lakin;insanların inancına saygılıyım ve kişilerinde bu inanca saygı göstermelerini beklemek hakkımdır.Tabiatda yaşayan bütün canlılar öldüklerinde,vücutlarında bulunan bakteriler üremeye başlar.Bakteriler çürüyen cesedi parçalarlar ve bu esnada pek çok zararlı gazlar ve kokular oluşur.Bu gazların büyük bir kısmı havaya karışır.Bu gazların büyük kısmı insan dahil pek çok canlı için zararlıdır.Bu nedenle çürüme iyice oluşmamış mezarların civarında hayvanlar gezinmez.Hayvanlar kendilerine bahşedilen bu sezgi sayesinde bazı ruhi olgularıda hissederler.Ancak insanların büyük kısmı bu sezgilere sahip değildir.Sadece bu sezgiye ilim sahibi insanlar sahipdir.Ayrıca;hepimiz bir gün öleceğiz,bu mezarlıklara saygı göstermek,yakınlarından geçerken FATİHA okumak elzemdir.Sağlıcakla kalınız.
          Last edited by TABİATCI; 05.05.12, 20:00.

          Comment


          • #6
            Yaradanın en büyük yardımcısı Topraktır.

            TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
            Sn KÜRŞAD:Çevremizde bu kadar mesire yeri,park vs.varken mezarlıkta yemek yemek biraz tuhaf değilmi?,yada uygun düşermi?

            Sayın TABİATCI; Öncelikle başlığa gösterdiğin ilgine teşekkür ederim, lakin burada bir yanlış anlaşılma söz konusu olduğundan, bundan sonraki mesajınızda yorumunuzu düzeltmelisiniz, kürşat arkadaşımızın açıklamaları mezarlık içlerinde yemek yemek veya piknik yapmak bir niyeti olmadığı, sadece büyükleri tarafından mezarlıklarda yetişen meyve ağaçlarının meyvelerini yememeleri için uyarıldıklarından bahsetmektedir.










            TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
            Tabiatda yaşayan bütün canlılar öldüklerinde,vücutlarında bulunan bakteriler üremeye başlar

            Mesajınızın bu bölümü üzerinde detayların bilinmesi gerekenleri açıklamak gerek, yaratanın düzeni içinde bakterilerin görevi, var olan doğada yaşamı sona ermiş, bitki ve canlıların ortadan kaldırılması işlemi içinde doğanın temizlik işçileri olarak görevlendirilmişlerdir, dünyadaki yaşım düngüsünü sürdürülmesine katkı sağlamaktadırlar.


            Bu açıklamamı daha net anlaşılır olması bakımından, dünyayı bir şehire benzetelim bilindiği üzere şehrin temizliğinden sorumlu olan temizlik birimleri hizmet vermekteler, sokakları temizleyen görevli kimse, sokalardaki artıkları konteynirlara toplamakta evlerden işyerlerinden gelen her türlü yaşamsal artıklar bu konteynırlara toplanarak bir başka görevliler tarafından atık merkezlerinde ön işlemden geçirilerek geri dönüşüme sokulmaları sağlanmaktadır.


            Düşünün bir kere bu hizmetlerin bir aksama durumunda şehir yaşamının hali ne olurdu, işte bu örnek açıklamada şehirdeki temizlik işçilerinin görevini yapan bakterilerin görevlerini aksatmalarını, sizin düşündüğünüz gibi toprağın içine bırakılan ölmüş bedenler artık yaradanın temizlik işçileri tarafından geri dönüşüm işlemi için görev başında olarak işlerinin en ufak ayrıntısını dahi aksatmadan yapmaktadırlar.


            Halbuki şehir yaşımında bu düzen tam olarak işlemediğini söyliyebilirim, sokak çöpçüleri sokaklardaki çöplari süpürge ile almakta süpürge artıkları son işlemden geçirilerek suyla temizlenmediği için temizlik işleri yaradanın bakterileri kadar titiz yapılmamaktadır, sonuçta bu atıklar yağmur suları ile taşınarak arıtım tesislerine tekrardan iş düşmektedir, burada yine insanların yarım bıraktığı bu işlemi bakteriler yapmaktadır.


            TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
            .Bakteriler çürüyen cesedi parçalarlar ve bu esnada pek çok zararlı gazlar ve kokular oluşur.Bu gazların büyük bir kısmı havaya karışır.Bu gazların büyük kısmı insan dahil pek çok canlı için zararlıdır.Bu nedenle çürüme iyice oluşmamış mezarların civarında hayvanlar gezinmez.
            Yukardaki açıklamalarınız yanlış, çünkü mezara gümülen cesetler toprakla örtüldükten sonra, toprak içinin oksijen solumasız bakterileri tarafından, ceset üzerinde işlem yapılırken koku, gaz, hatta ısı oluşumu meydana gelmez, ancak bu senin dediklerin mezar açık kalırda hava alırsa o zaman oksijen solumalı bekteriler devreye girerek koku, gaz hatta ısınma ile işlem hız kazanacaktır.

            Nasıl ki çöp konteynırlarının kapakları açık kalıpta çevreye kötü kokular ve gaz sağlıyorsa burada da iyi işlem söz konusudur, bilimsel anlamda bu işin adı organik maddenin oksidasyona uğramasıdır. Sizin gibi bir doğa severin bu olayları dinsel yorumlarla açıklamasını ben yerinde bulmadığımı belirtmek isterim.

            Bırakın bu dindarlık düşüncesine girerek yorum yapmayıda, inancınızı gönlünüzde yaşayarak manevi hazlar ruhunuzu yüceltsin, sizden ricam inancınızı ortaya koyarak güzel paylaşımlarınızı polemiklere kurban etmemenizdir, sevgiler saygılar sunarım.
            Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

            Comment


            • #7
              Şİmdi..mezarlıklara meyve ağaçları dikilmesi hiçde uygun değil.Gelelim ölmüş bedenlerin çürümesi işlemine...Muhterem siz mezara defin işlemine şahit oldunuzmu? Bizde ülkemizde mezarlar gayet derin kazılır.Bazıları sandık,bazılarıda sapıtma.Her iki mezar çeşidindede ceset ile toprak arasına tahta,taş gibi malzemeler konur ve ceset oksijenle başbaşa kalır.Cenaze gömüldükten kısa yada uzun zaman sonra açılan cesetlere hiç şahit oldunuzmu?.Ben oldum ve konu sizin bahsetdiğiniz gibi değil.Evvela siz mezarlıkta mezar kazılırken sineklerin daha cenaze gelmeden,mezara gelmeden geldiğini,bazı mezarların içinden yılan yada çıyan gibi böceklerin çıktığını ve bazı cenazelerin simsiyah olduğunu,bu canlıların bu cesetlerin önce dillerini yediğini,kimisinin önce gözlerinin akıp gitdiğine,şehit olan bir mehmetciğin 10 yıl sonra açılan mezarında adeta uyur gibi yatdığını ve hala kan aktığına şahit oldum.Toprak altında bile olsa bazı bedenlerin davul gibi şidiğine ve patladığına ve en derin mezarların üstü ne kadar kapatılırsa kapatılsın nahoş kokular geldiğine şahit oldum.Bu şehidi canlı tutan ve ulvi bir güzellik veren ne acaba? bunun bana ilmi açıklamasını yaparmısınız?,yada cenazeyse ikisi yada diğerleride insan naaşı,bunun çürümemesinin sebebi ne?,hala kanının akmasının yorumu ne?Diğer yandan gelişmiş ülkelere bakalım.Onların mezarlıkları ile bizim mezarlıkların arasındaki farka.Diğer yandan siz çanakkaledeki ecnebi mezarları ile bizim mezarların durumunu bir mukayese ediniz.Her mekanın işlevi ayrıdır.Mezarlıkların yeride mezar gibi olsun,parklarınki park gibi.Bırakalım insanlarda orada rahatca istirahat etsin ve parkdakilerde gezinsin,oynasın.Selamlar

              Comment


              • #8
                TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                Şİmdi..mezarlıklara meyve ağaçları dikilmesi hiçde uygun değil.
                Sayın TABİATCI; Mezarlıklara meyve ağacının dikilmesinin uyguluğu bir başka başlıkta tartışılabilir, lakin burada ortaya koyduğumuz paylaşımlarda mezarlıklarda ölmüş insan bedenlerinin yoğun olarak humusa dönüşerek zengin topraklar meydana getirmesidir, bilindiği üzere bu tür topraklarda bitki ve ağaçların yetişmesi için gerekli toprak yapısının varlığı ile insanların buralarda meyve ağaçlarının yetiştirilmesi insanlar için uygun dünüşünülmüş olabilir.


                TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                Gelelim ölmüş bedenlerin çürümesi işlemine...Muhterem siz mezara defin işlemine şahit oldunuzmu? Bizde ülkemizde mezarlar gayet derin kazılır.Bazıları sandık,bazılarıda sapıtma.Her iki mezar çeşidindede ceset ile toprak arasına tahta,taş gibi malzemeler konur ve ceset oksijenle başbaşa kalır.

                Evet arkadaşım bu konuda da gözlemlerim oldu, lakin bu sizin gözlemlerinizi bu şekilde yorumlamanızı uygun bulmadığımı belirtebilirim, Mezarların derin kazılma sebebleri başında öncelikli olarak doğadaki vahşi hayvanların mezarları talan etmesini önlemek için yapıldığı gibi, görevlilerin bilinçli uygulamaları ile cesetlerin daha kolay çürümesini sağlamak adına daha uygun toprak zeminine inmek için düşünüldüğü söylenmektedir, sizin gözlemlerinizdeki mezar içinde bırakılan boşlukta ki oksijenin yeterli olması her zaman uygun düşmeyebilir, sebebine gelince bu işlem sadece mezar içinin oksijeni ile yeterlilik sağlanmadığı bazı toprak yapılarında çürüme işlemi uzun zaman almakta hatta bazende hiç cesetlerin çürümediği humus işleminin düzgün işlemediği yöndedir.




                TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                Cenaze gömüldükten kısa yada uzun zaman sonra açılan cesetlere hiç şahit oldunuzmu?.Ben oldum ve konu sizin bahsetdiğiniz gibi değil.Evvela siz mezarlıkta mezar kazılırken sineklerin daha cenaze gelmeden,mezara gelmeden geldiğini,bazı mezarların içinden yılan yada çıyan gibi böceklerin çıktığını ve bazı cenazelerin simsiyah olduğunu,bu canlıların bu cesetlerin önce dillerini yediğini,kimisinin önce gözlerinin akıp gitdiğine,

                Sizin bu anlattıklarızın tamamına şahit olmasamda, şahit olanların hatta bu konuda geçmişten günümüze halkımızın bu konudaki kanaatlerinin eksik bilgilerin yanında hurafe sayılacak dinsel metinlerle süslenerek anlaşılması imkansız biçimlerle ortaya konması beni bu konuda daha derin araştırma yapma imkanı yaratmış olunca, belediyelerin teknik birimlerinden bilgi sağlıyarak bu konuların üzerindeki şahibelerin nedenlerini öğrenmiş bulunuyorum.

                Belediyeler mezarlık yeri tayin etmede en uygun arazinin bulunmasına özen göstermektedirler, buna sebebde gömü yapılacak arazi toprağının yapısını konulacak cesetlerin en kısa sürede çürümesini sağlıyarak daha sonraki defin işlemlerinin önünün takınmasını önliyerek mezarlığın kısa sürede atıl olmamasını sağlamaktır, burada değinilen sorunların başında sizin gözlemlerinizdeki olayların önüne geçmektir.

                Sizin gözlemlerinizdeki cesetlerin şişerek patlama ve sişme mezar içinde cesedin humusa dönüşünün süreci uygun işlemediğinin sebebleri arasındaki organik maddenin gaza dönüşü söz konusu ile bu gazların niteliğine bağlı olarakta ceset üzerinde şişmeler kararmalar bu yüzden meydana gelmektedir, hatta mezarlardan nahoş kokuların gelme sebebleri arasında humus sürecinin işlemesin toprak yapısındaki mikro organizma yapısındaki dengesizliklerle açıklanabilir

                Mezardaki cesetler üzerindeki tahrifatın toprak içinin canlıllık yapısından meydana gelmektedir, sineklerin cenaze mezarlığa gelmeden önce açılan mezarın başında bulunmaların sebebi, açılan mezarın daha önceki gümülen cesedin humus özelliğine varmıyan çürüntülerin varlığı ile meydana gelmektedir, bunu basit bir şekilde anlamak mümkün, siz çöpünüzü atmak için konteynırın kapağını açtığınızda çöpünüzü bırakana kadar bir sürü sineğin yoğunluğuna şahit olabilirsiniz.

                Size bu konuda dahi iyi açıklama imkanı verecek bir hikaye anlatayım, eski çinde cinayetin faallerini yakalamada sineklerden yararlanıldığı anlatılmaktadır. Köyde bir kişi öldürülmüştür, köyün uluları toplanarak aldıkları kararda her kesin oraklarını alarak köy meydanına gelmesine karar verilir, tabii cürümü işleyen kişide geleceği için orağını çok titiz bir biçimde yıkıyarak bu çağrılışa köy meydanına gelir her kes oraklarını meydanda kurulan masaların üzerine sırasıyla koyarlar, ve beklemeye başlarlar sineklerin bu mucize sezgileri ile hangi orağın üzerinde kan kokusunun bulaşıklığı varsa orada toplanmaya başlarlar sunuçta sinekler canin orağını ve kendisinide ortaya koyarak bu oluşum ile sineklerin hassasiyetleri geçmişten günümüze bilinmektedir.


                TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                şehit olan bir mehmetciğin 10 yıl sonra açılan mezarında adeta uyur gibi yatdığını ve hala kan aktığına şahit oldum.Toprak altında bile olsa bazı bedenlerin davul gibi şidiğine ve patladığına ve en derin mezarların üstü ne kadar kapatılırsa kapatılsın nahoş kokular geldiğine şahit oldum.Bu şehidi canlı tutan ve ulvi bir güzellik veren ne acaba? bunun bana ilmi açıklamasını yaparmısınız?,yada cenazeyse ikisi yada diğerleride insan naaşı,bunun çürümemesinin sebebi ne?,hala kanının akmasının yorumu ne?Diğer yandan gelişmiş ülkelere bakalım.Onların mezarlıkları ile bizim mezarlıkların arasındaki farka.Diğer yandan siz çanakkaledeki ecnebi mezarları ile bizim mezarların durumunu bir mukayese ediniz.Her mekanın işlevi ayrıdır.Mezarlıkların yeride mezar gibi olsun,parklarınki park gibi.Bırakalım insanlarda orada rahatca istirahat etsin ve parkdakilerde gezinsin,oynasın.Selamlar

                Arkadaşım şehit olan mehmetçiğin konumu burada anlatılmaya uygun değil, benim bu konulardada çok derin bilgilerim var, ama bu konular ancak kişiler arasında çok özel konuşmalar içersinde açıklanabilir, forumların ortamı bu ciddi bilgilerin paylaşılmasına uygun değil, beni özelden telefonumu arıyarak sizi bu konudada bilgiledirebilirim.


                Yukarıda bilmsel temele dayalı açıklamalarım kişiler için özel değildir, yani müslüman olsun hıristiyan olsun toprak içinde ayrım söz konusu değildir, mezarlara özen göstermek eski türk inanışlarında vardır, islamiyet mezarlara önem vermemektedir, bu konulara sizi kırmama adına girdim, esasına bakılırsa konumuz toprak yapısına humusun kazandırılması ile mezarlardaki cesetlerin humusa dönüş sürecindeki gözlemleri tartıştık.

                Sizin teziniz inaçlara dayalı olarak oluşan kanaatlerin yorumlarına, benim size sebeb sonuç ilişkilerine bağlı olarak bilimsel öngürülü paylaşımlar olmaktadır, siz ve bu mesajları okuyanların kanaatleri bundan böyle daha farklı olacağı inancındayım. Saygılarımla
                Last edited by ERAY-Kadir; 09.05.12, 06:03.
                Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

                Comment


                • #9
                  Sn ERAY:Şimdi...ilmi olarak düşünülürse;her mekanın uygun bir yeri olduğu gibi mezarlıklarında uygun yeri olmalıdır.şahsi kanaatimce bu tür yerler taban toprağı zayıf,tarıma uygun olmayan,yerleşime müsait olmayan,taban suyunun etken olmadığı,dere ve su kaynaklarından uzak yerlere kurulmalıdır.Diğer yandan;yeryüzünde bir sürü humus malzemesi varken insan bedenindeki humusdan istifade etmek ne derece uygun düşer site okurlarının takdirine bırakıyorum.Diğer yandan;TÜRK milletinin mezarlara değer vermesi şirk haricinde uygun bir davranış değilmi? Kişilerin mezar yerlerinin belli olması,belli bir intizam halinde olması ne derece yadırganır? Diğer yandan İSLAM inancına göre;öldükten sonra kişi ameliyle baş başadır.Lakin;Bu mezar taşları kişilerin yakınlarına hiç olmazsa senede bir kaç kez hatırlanarak FATİHA okumasına vesile olmuyormu?.Konuyu bu açıdan değerlendirdikten sonra;bu konu asıl temasından çıkmaması açısından saptırılmadan değerlendirilmesi taraftarıyım.Herkesin dini,siyasi ve ilmi düşüncelerine saygılıyım.Fakat;kişilerinde bu ölçüde düşünmeleri taraftarıyım.Sağlıcakla kalınız.

                  Comment


                  • #10
                    Ölen insan bedenlerinin humusa dönüş süreci içindeki çelişkileri

                    TABYATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                    Sn ERAY:?imdi...ilmi olarak dü?ünülürse;her mekanyn uygun bir yeri oldu?u gibi mezarlyklarynda uygun yeri olmalydyr.?ahsi kanaatimce bu tür yerler taban topra?y zayyf,taryma uygun olmayan,yerle?ime müsait olmayan,taban suyunun etken olmady?y,dere ve su kaynaklaryndan uzak yerlere kurulmalydyr.Di?er yandan;yeryüzünde bir sürü humus malzemesi varken insan bedenindeki humusdan istifade etmek ne derece uygun dü?er site okurlarynyn takdirine byrakyyorum.

                    Sayın TABYATCI; Konu başlığına ilgi duyarak katılımınla güzel yorumlar sunmanızın yanında, paylaşımlara yeni boyut kazandıran sorgulamalarınız için başka bir başlıkta cevap vermeden önce konu başlığına katkı sağlıyan yorumlarınıza yerinde cevap vererek sizi bilgilendirmekle bu paylaşımların onuruda benim içinde en büyük mükafat olacaktır.


                    Çağımızda modernleşme ile yerel yönetimlerin görevleri içinde yerleşim yerlerinin dışında mezarlıklarlarında istidamını sağlamakla görevlendirilerek gerekli destekleri devletin ilgili birimlerinden sağlanmaktadır, şehir planlarında mezarlıklar için uygun mekanlar seçilmektedir, tabii bunun kıstaslarını yerine getirilerek mezarlıklar tesis edilmektedir.


                    Belediyelerin görevleri içinde yer alan bir görevde çöp deponi alanları olduğunu belirtirken, size güzel bir bilgi paylaşımı sağlara umudu ile şehir dışında uazak bir yerde çöp deponi alanı ilerki zamanda şehrin gelişimi ile, şehir içinde kalma durumu ile bu alanların en ideal mezarlık yeri olarak tahsisi yapılmakta olarak bu çöp deponi alanları ıslah edilerek şehir mezarlığı olarak kullanıma açılmaktadır.


                    Tabii bu uygulamalar modern şehircilikle ne kadar bağdaşır derseniz bu da ayrı bir tartışma konusu olmaktadır, çağdaş şehircilik yaşamında belediye birimlerinde mezarlık hizmetleri temizlik işleri müdürlükleri içinde mütaala edilmektedir, bu veçhile ile şehirsel atıkların kirlilik yaratmaması için şehir ortamından uzaklaştırma adına görevliler hizmet vermektedirler, aynı şekilde yaşamı biten insanlarında ölülerinin yaşayanların arasından uzaklaştırılarak mezarlıklarda defin işlemi esasında bir temizlik işleminin başlangıc durumunu arz etmektedir.


                    Eskiden şehir çöpleri şehir dışında vahşi ortama bırakılarak çevre kirliliği göz önünde tutulmazdı, ama bu uygulama artık geçmişte kaldı ve artık çöp deponi alanlarının yanına kompost tesisi kuran şehirler gündeme gelince, artık şehir çöpleri şehirlerden uzaklaştırılarak şehirin temizliği sağlanırken çevre kirliliğinede meydan verilmeden bu atıklar geri dönüşümle topraklara katılarak toprakların organik yapısına katkı sağlanıyor.


                    Gelelim mezarlıklara gömülen insan bedeninin organik yapısın bir atık durumunun uygun koşullar sağlamadan toprağın yapısı ile çevre üstündeki yaratacağı kirliliğin boyutlarını siz hesap edin, öncelikle yer altı suları kirlenmekte bu suların denizlere taşınması ile denizlerin kirliliğinin artmasıyla gelecek kuşaklara yaşanmıyacak bir dünya bırakmaktayız, her atık kaynakta ayrıştırılarak arıtılmadıkça doğaya bırakmak bir vahşettir.


                    Çinde ve indistanda ölülerin yakılmasının sebebi bence bu kirliliğin bir parça önüne geçmeyi amaçlamaktadır, lakin benim düşüncemde organik maddenin yakılmasıda dünyaya cehennemi kurmakla eş anlamlı olmaktadır, organik madde toprağın içinden süzülerek alındığından toprağın yapısında eksiklik meydana gelmektedir, burada insanın manevi duyguları ön plana çıkarak bu bozulmayı dahada arttırmaktadır.


                    Bence bu manevi duygular bir saygı görnümü ile dinsel inaçlarda kabul görmesi, bir çelişki olarak hem dünya hayatımızda hemde manevi hayatımıza hurafeleri ortaya koymaktadır, ölen bedene neden bu kadar bağlandığımızı sorgulamak kimsenin aklına gelmiyormu ki, firavunlarda cesetleri için büyük mezarları olan piramitleri yaptıkları için bizlerde onları örnek alma düşücesinin sizce kabul anlamına geldiği kanaati içine girdim.

                    Arkadaşım TABİATÇI, Mesajınızdan alıntıladığım bu bölüm içersinde organik maddenin humusa dünüş sürecinde insanların manevi duygularının ön plana çıkması ile mesajınızın diğer bölümlerini ayrı bir başlıkta cevaplıyarak konunun saptırılmadan tartışılması için burada kesmek zorundayım, sizinde beni anlıyarak polemiklere düşmeme gayretimi hoş görmeniz için sizden rica ediyorum, sevgilerimle hoşça kalın.
                    Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

                    Comment

                    Working...
                    X