"Pestisit” terimi öldürmek veya zararlıları kontrol için kullanılan bütün kimyasalları ihtiva eden genel bir terimdir. Tarımda yabancı otları öldürücüler "herbisit”, böcek öldürücüler "insektisit”, mantar öldürücüler "fungisit”, nematod öldürücüler "nematosit”, fare ilaçları "rodentisit”lerdir. Günümüzde bitkisel üretimde sorun oian etmenlerle mücadelede birçok yöntem kullanılmakla birlikte bunlar arasında en çok tercih edileni kimyasal mücadele yöntemidir. Kimyasal mücadelede de pestisitler kullanılmaktadır. Pestisitlerin kullanılmadığı durumlarda ürünlerde %60’lara varan ürün ve verim kaybı olmaktadır. Bu nedenle ülkemizde bitki koruma ürünlerinin kullanılması kaçınılmazdır. Bir pestisit formülasyonu; zararlıları daha etkili, daha ekonomik, insan ve çevre sağlığına daha az zararlı olacak şekilde kontrol etmek için biyolojik etkinliği olan bir veya birkaç maddenin yardımcı maddelerle yapılan fiziksel bir karışımıdır. Bu karışıma ilaç veya pre-parat da denir.İlaçların Hazırlanması ve Karışımları
Pestisitlerden iyi bir sonuç alınması için aşağıdaki bilgilerin iyi okunması ve uygulanması gerekmektedir, Önceden etiket iyice okunarak ilaçlamada kullanılacak ekipmana uygun doz ve konsantrasyon seçilmelidir. Toz ve granül gibi kullanıma hazır formülasyonlar ambalajından direkt aletin deposuna konabilir. Tabi ki depoda biraz su olacak. Su ile seyreltilerek kullanılacak ilaçlar önce bir kovada hazırlanır, sonra tanka dökülür. Her ilaç ayrı ayrı çözülür, sonra tanka dökülür. Birden fazla pestisit kullanılacaksa hepsi bir kovada az suda karıştırılarak çözülmez, karışımı sakıncalı olanlar karışmadığı gibi karışımında sakınca olmayan pestisitler ya da gübreler az suda karıştırıldığı zaman birbirlerinin özelliklerini bozabilirler. Özellikle Ph farkından kaynaklanan çökmeler olabilir. Kovada hazırlanan mahlül iyice eritilerek, karıştırılarak tanka dökülür. Tanka ilaçlar döküldükten sonra köpüklen-meler göz önünde bulundurulmalı ve yeterli su ilavesi yapılmalıdır. Hiç bir zaman depoda (tankta) su yokken depo içine ilaç dökülmemelidir. Bu gibi durumlarda ilaç direkt püskürtme düzeninin içerisine girer, fitotoksik etki yapabilir. Hazırlanan ilaçlar hemen atılmalıdır, mahlül hazırlandıktan sonra sigara, yemek molası verilmemeli, dinlenilmemelidir. En iyi ilaç bile zamanla çökelti yapar.
Mahlülün Ph'sı da önemlidir. Ph yüksekse ilacın yarılanma ömrü çok düşer, etkinliği azalır. Genelde insekti-sitler yüksek Ph da çabuk bozulurlar. Örneğin; chlorpryfos’un yarılanma ömrü Ph: 7'de 35 gün iken Ph: 8’de 1,5 gündür. Malathion Ph: 5-7’nin dışında süratli bir şekilde hidrolize olur. Genellikle üreticilerimiz pestisitleri kullanırken karışımın özelliğini bozmayacak yaprak gübreleri veya Bitki Gelişim Düzenleyicileri (BGD) de kullanırlar. Bu konuda her yerde bir çok soruyla karşılaşıyoruz, ilaç çeşitleri çok fazla, bitki besleme ürünleri onlardan da fazla. Her bir ürünün özelliği, Ph’sı farklı olduğu için içerisindeki katkı maddeleri de farklı olduğundan karışımda genelleme yapamıyoruz. Bu bununla karışır, bu bununla karışmaz diyemiyoruz. Karışım ön test denemesi yapılmalıdır, sadece bu da yetmeyebilir, önceden deneme uygulaması yapılmadan risk almayınız.
iki ya da daha fazla ilacın birbiriy-le karıştırılması özel şartlara bağlıdır. Önce böyle bir karışım gerekli midir, o araştırılmalıdır. Uygulama yapılacak bitkide böyle bir ilaca ihtiyaç var mıdır, karışım uygun mudur, etiketleri iyice okunmalıdır. Genellikle aynı formülas-yona sahip ilaçlar birbiriyle karışır, iki etkili maddenin biri bazik diğeri asidik ise karışımı sakıncalıdır. Son yıllarda asit karakterli bitki besleyicilerin sayısı bir hayli arttı, karışımlarda bunların Ph’sı göz önünde bulundurulmalıdır. Yine son yıllarda karışım tabloları verilmemektedir. Bunun da nedeni etkili maddenin dışında yardımcı maddelerinde rolü vardır. A firmasının aynı etkili maddeye kullandığı dolgu maddesi ile B firmasının kullandığı dolgu maddesi farklıdır. Bunun için etiketi iyi okunmalıdır, gerekirse aynı firmanın ilaçları birbiriyle karıştırılmalıdır.
Bunların dışında ayrıca uyarmak istediğimiz noktalar var, ilaçların karışabildiği mümkün olsa da her iklim koşullarında ve her bitki çeşidinde muhakkak kullanılabilir genellemesi yapılmamalıdır, ilaçların fitotoksisi-tesi çevre koşullarına göre, bitkilerin fenolojik aşamalarına göre, çeşitlere göre değişebilir. Özellikle armut ve elma çeşitlerinde bazı ilaçlar fito-toksiktir. Ön karışım testi yapılarak bazı karışımlarda kolaylıklar sağlayabiliriz. Bir kavanozda ön karışım testi şöyle yapılmalıdır. Her ilacı, asıl tank karışımında olması gereken tarla kullanma dozunda katmamız gerekir.
Pestisitlerin İnsan ve Çevre Üzerine Etkileri
Tarım ilaçları çevre ve insanlar için genellikle tehlikeli maddelerdir. Ancak usulüne uygun kullanıldığı ve gereken tedbirler alındığı zaman ilaçların riski minimuma indirilebilmektedir. Kullanılacak ilaç doğru seçilmelidir, etiket incelenmeli, danışmana gerekirse reçete yazdırıl-malıdır. ilaç bilgisiz kişiler tarafından satılıyorsa, sızıntı varsa ve direk güneş ışığına maruz kalan ilaçlar alınmamalıdır, Depolama şartları da önemlidir. Kışın dona maruz kalan depodaki ilaçlar, önce donup sonra çözülen ilaçlar (özellikle nakliye esnasında) bozulabilir, ilaç etikette belirtilen dozda ve zararlıya karşı kullanılmalıdır.
Tarım ilaçlarının biyolojikman zararlılara karşı etkili, fakat memelilere, sıcak kanlı hayvanlara, özellikle insanlara karşı az zehirli ya da zehirsiz olması istenir, ilaçların büyük çoğunluğu hem kontrol ettikleri canlılara karşı, hem de insan ve memelilere çok zehirlidir.
insanlar beslenmek, gittikçe artan nüfusa yetecek besini üretmek ve bütün olanaklarını kullanarak bunları zararlı ve hastalıklardan korumak için çalışmaktadırlar. Harcanan bu büyük çabanın doğurduğu sorunlar, gittikçe artan ilaç artıkları ve çevre bulaşmasıdır. Bugün milyonlarca ton ilaç milyonlarca dönüm araziye uygulanmaktadır. Bunların büyük bir kısmı uygulama yerlerinin dışına başka yerlere gitmekte ya da taşınmaktadır. DDT nin pestisit özelliğinin keşfedildiğinden bugüne kadar tüm biyosfere yayılan DDT miktarı 450.000 ton olarak hesaplanmıştır.
Toprağın pestisitlerle kirlenmesi, kullanılan kimyasal maddeler kalıcı olduğu zaman önemli sakıncalar doğurur. Eğer bir pestisit bakteri, fungus, güneş ışığı ya da kimyasal yollarla bozulmamışsa zamanla toprakta birikerek bitkiler tarafından alınabilir. Tüm uygulanan pestisitler hedefe ulaşır, ama bazen çevreye zararlı olabilir. Hedef dışında başka bir yere taşınabilir. Örneğin, ot ilacı (herbisit) diğer bitkilere zarar verebilir, toprağı ve içme sularını kirletebilir, rüzgârla taşınabilir. Toprağa düşen ilaçlar toprak tipi, çözünebilirlik, kalıcılık ve iklim faktörlerine bağlı olarak toprak içinde zamanla hareket edebilirler Pestisitler güçlü kil ve organik madde oranı yüksek olan topraklara tutunur. Bazı pestisitler buhar halinde sürüklenerek yakındaki bitkilere zarar verir. Sprey halinde rüzgarla sürüklenme ile içme suları, göletler, akarsular kirlenebilir. Böylece insan ve hayvanlar, balıklar, faydalı böcekler, kuşlar zarar görebilirler. Hasat zamanı gelmiş bitkiler zarar görebilir. Kumlu topraklarda pestisitin ad-sorbsiyonu çok düşüktür. Toprağa sulama ile uygulanan pestisitlerde tehlikeli durumlar vardır. Dikkat edilmesi gerekmektedir.
Topraktaki pestisitler uzun süre kalabilirler. Saatler, aylar, yıllar sürebilir. Parçalanma çevre koşullarına, zehrin kimyasal özelliğine bağlıdır. Toprakta yeterli miktarda mikroorganizma olduğu zaman parçalanma artma eğilimindedir. Toprağın ısısı, Ph düzeyleri kimyasal reaksiyonların hızını ve pestisitlerin parçalanmasını etkiler. Özellikle organofosfatlı insektisitler, yüksek Ph değeri alkali topraklarda hızlı bir şekilde parçalanır. ilaçlama sıklığı da mikrobiyal ayrışmayı etkileyen bir faktördür. Aynı pestisit bir alanda tekrar tekrar uygulandığı zaman hızlı mikrobik bozulma olasılığı yüksektir. Topraktaki solucanları, faydalı mikroorganizmaları pestisit kalıntıları doğrudan etkiler. Parazit ve predatörlere daha az etkili ilaçların kullanımını artırmak gerekir, ilaçlama yapılırken arılar da unutulmamalıdır. Arılara tehlikesi az olan ilaçlar kullanılmalı, ilaçlama çiçeklenmeden önce ya da sonra yapılmalıdır, içme suları, akarsular, göletler kirletilmemelidir. Boş ilaç ambalajları rastgele sağa-sola atılmamalıdır. UNUTMAYALIM Ki; ZEHİRLENMELERİ ÖNLEMEK TEDAVİ ETMEYE ÇALIŞMAKTAN DAHA İYİDİR. *

