İki gün önce işimiz gereği 3 arkadaş, yaylamızın yaylasına gittik.Doğal olarak gözüm hep çiçeklerdeydi.Toprak rengarenk çiçekli böcekli halıyla kaplanmış tablo gibiydi.Yükseklere çıktıkça otlar daha bir taze görünüyordu.Susuz yerlerde ardıç ağaçları, sulak çayırlık yerlerde tek tük, büyük dişbudak ağaçları vardı.Yer yer çobanların çadırlarına rastladık.Buraya koyunların ineklerin cenneti demek daha doğru olur.Her yer yemyeşil. Ekim dikim yok.Bitkiler öylesine özgür büyümüşlerki...Ben bu kadar çok ve büyük kuzukulağını ilk defa gördüm.En küçüğü 60cm-en büyüğü 150cm.varmıştır.Her yerde olan;ancak, kayaların üzerinde en güzel hallerini bulan papatyalar ise muhteşemdi.(Yaprakları papatyaya benzemiyor ve çok güzel kokuyor.Bahse girdik.Ben papatya değil dedim-Arkadaşlar papatya dedi.)Dönüşte gördüğüm glayöllerlede kaybettiğim hazineyi bulmuş gibi oldum,heyecanlandım.(Doğada ilk görüşüm)Çocukluğumda babam getirmişti.=Zeytin ağaçlarının bakımını yaparken ,dönüşte ormanda buldum= demişti.Bu güzellikler karşısında,her şeye rağmen çocuklarımız için umutlandım,mutlu oldum.(Heyecanıma arkadaşlarımda ortak oldu.)