1996 senesinde bir hayalimiz vardı;”Elimizdeki bilmi,insanlara faydalı hale nasıl getirebiliriz?”sorusunu soruyorduk kendimize.Bir gün,Avrupa’da olduğu gibi,formülasyonlarımızı tablet formunda hazırlayacaktık.Bunun mutluluğunu yaşadığımız 7nci yılımızda başka mutluluklar da yaşıyoruz.
Bir kişi iken 100.000 ler olmanın mutluluğu,
Binlerce insanın iyileşmesine vesile olduğumuzu görmenin mutluluğu,
Bize inanan bilim adamlarının her geçen arttığına şahit olmanın mutluluğu,
En önemlisi de yıllardır söylediklerimizin,ÇOOOKKK BÜYÜK(!)otoriteler tarafından yeni yeni ortaya çıkarıldığına şahit olmanın ve bu haklı gururun mutluluğu…
19/04/2008 tarihinde SHOW TV ana haber bülteninde bir konu başlığı dikkatimi çekti.Haberde infertilite(kısırlık)problemi olan bir grup hastanın 1 sene boyunca hiçbir hayvansal gıda tüketmeden sadece sebze yemekleri ile beslenerek 1 sene sonra bebek hasretlerine son verdiklerinden bahsediyordu.
Ben her gün en az 100 kişiye ve yıllardır binlerce insana”HAYVANSAL GIDALARDAN UZAK DURUN”dedim-diyorum,diyeceğim...
Yine bir başka haber;”OBEZİTE BULAŞICI MI?”,”AMERİKALI(!)BİLİM ADAMLARININ YAPTIĞI BAZI ARAŞTIRMALARA GÖRE OBEZİTENİN BULAŞICI OLDUĞU KANITLANDI”…Obezitenin viral bir enfeksiyona bağlı olduğunu yıllardır söyleriz,söyleyeceğiz.Haklılığın mutluluğu…
Bazı gerçekler vardır ki bu gerçeklerin saklanmasının altında başka sebepler yatar.Semptoma bağlı tedavilerle sebepleri saklayarak uyutulmak mı isteniyoruz?Şeker yükseldiğinde şekeri düşürmek,kolesterol yükseldiğinde kolesterolü düşürmek,kalp damarlarımız tıkandığında by-pass edilmek,kanserleşen bölgeyi kesip atmak ve sair uygulamalarla sebepler giderilmeden uygulanan tedavi metodları ne kadar doğru?”Şuyu’u vukuundan beter”ifadesi yerinde olur kanaatimce ve maalesef bunlar tevatür değil vakıa.
Ülkemizde maalesef bilim adamları,araştırma yapmaz yapılan araştırmaları sorgusuz kabul eder ve de ülkesinde araştırma yapıp neticesini alan insanlara da şüpheci gözlerle bakar.Bu ülkede söylediklerinizi dinletebilmek için adınızın,”HANS” yada “JOHNNY” olması gerekir.Beni en çok üzen ise;İnsanlarımızın da maalesef bu anlamda yozlaştırılması ve Batıdan geleni olduğu gibi hayatına geçirip Lokman Kültürü’nden uzaklaşmasıdır.
Allah(C.C),hepimize doğruyla yanlışı ayırt edebilme muvaffakiyeti,meselelere gözümüzle değil aklımızla bakabilme basireti versin.
AMİN
Selam ve Dua ile…
S.Ç.
Rasyestezi ve Fitoterapi Uzmanı
KOBİK
Duyuru
Collapse
No announcement yet.
DEMEMİŞ MİYDİM...? / kozmikbilinc.com
Collapse


Bu konu o kadar geniş ve uzun ki... burada bahsetmeye başlasam saatler sürebilir. Şu kadar bir örnek söyleyeyim ki, şu anda tıpta yapılan tedavilerde bile çok büyük yanlışlıklar var. Hastalığın kaynağı ve sebebi araştırılmadan, direk ilaç ile hastalığın etkisi azaltılmaya çalışılıyor, tabii beklenen tedavi de gecikiyor yada hiç olmuyor...
Beslenme düzenimiz ve yediğimiz gıdalar o kadar suni ve faydasız ki...
Elbette kendi alanında en iyisi olmuş, güzel araştırma ve sonuçlara ulaşmış insanlanrı takdir etmemek mümkün değil. Zaten, onların bu azimli çıkışları bizlere birlik duygusunu hatırlatıyor.
Artık, bilimin ve gerçeklerin yanında olan insanlar bir yerlerde toplanmalı.
Bu tip zaman kayıplarına ve milletin yanlış gıda ve tedavilerle beslenmesine bir tavır koymalıyız.
Geçmiş zamanımızda, Ziya Özel diye bir bilim adamımız vardı. Kanserle ilgili araştırmalar yapıyordu. Sonuçlarını kamu önünde paylaşınca soluğu Almanyada aldı.
Üniversitelerde, Asistanların hocalarının ufku kadar ve onun ufku paralelinde bir yol ve hayat tarzı benimsemesi gerektiğini hepimiz biliyoruz. İstisnaların olduğu ve olacağı da muhakkaktır. Çünkü, aşırı genleşmenin sonucu patlamadır.
Bu açıdan, ben potansiyelin olduğunu biliyorum fakat seviyeli platformların ve araştırma guruplarının olacağını da ümit ediyorum.
Elektiriği bulan insanın dinine ve milletine bakmadığımız gibi, ilmi doğrularında bir noktada birleşeceğini ümit ediyorum...
Saygılarımla...