Petrol Kirliliği
Petrolün taşınması yada çıkarılması sırasında büyük ölçüde dökülme yada sızma sonucunda kıyı sularının ve bölgelerinin ...
İlgili forum konuları yükleniyor…
Petrolün taşınması yada çıkarılması sırasında büyük ölçüde dökülme yada sızma sonucunda kıyı sularının ve bölgelerinin ...
Gemilerin limanlardaki faaliyetlerinin yol açtığı, su yüzeyindeki nispeten küçük miktarlardaki petrol.
Bitki örtüsünü, diğer doğal yada insan yapımı öğeleri düzenleyerek doğal peyzajı insanların kullanması amacıyla başkalaştırma ...
( Topaklanma, yumuşaklaştırma ) Fiziko-kimyasal bir ön arıtma süreci. Burada atık suyu demir (III) klorür, ...
Radyoaktif materyalin gemilerle taşınmasında ya da depolanmasında kullanılan ve genellikle kurşundan yapılma metal kap.
Bir tür nükleer reaktör.
Uzun zaman, içeride komünist rejimi pekiştirmekle meşgul olan Çin, batılı ülkelerle ve özellikle ABD le ilişkiler kurmamıştır. Zaten ABD de bu yolda girişimlerde bulunmam
Genellikle tarımda kullanılan aerosol böcek öldürücü madde.
Oksijenin bulunmadığı koşullarda atığın sıcaklık etkisiyle yanması.
Deniz, ırmak, gölet ve göl sularında yaşayan ve akıntılarla taşınana çok küçük boyutlarda hayvanlar ve ...
Herhangi bir bölgede yaşayan insanların bağlanmak istedikleri devleti seçmelerini sağlayan halkoylaması. Plebisit genellikle sınırların çizilmesi veya büyük devletlerin p
Nükleer enerji üretimi sırasında oluşan ve uzun bir yarılanma müddetine sahip zehirli atıkların ortaya çıkmasına ...
Elektrik transformatörlerinde, yalıtkan akışkanlardan plastiğe kadar çeşitli ürünlerin yapımında kullanılan son derece dayanıklı zehirli endüstriyel ...
Yanınca hidroklorik asit yayan ve mobilya ve giysi gibi ev eşyasında bulunan ve yaygın olarak ...
Parçacık halinde organik madde.
İçme suyu temin yada kanalizasyon sisteminde suyun yada lağım suyunun daha yüksek bir kota transferi ...
Tarım ürünlerinin yada maden cevherinin işlenmesi sırasında ayrılan atık yada ham madde kalıntısı.
Milyonda bir.
Kirleten öder ilkesi.
Statu quo veya emperyalizmin amaçlarına ulaşmak için kullanılan araç, politika. Devletlerarası prestij, bir devletin diğer devletlerin ya da halklarının gözönünde ve zihn
Siyaset alanında prim politikası deyimi, tavizci (ödüncü) bir tutum izleyerek ve bazı çıkar hesaplarına dayanarak bir kısım noktalarda karşı tarafa bazı müsamahalar göste
Bazı siyasal ve toplumsal düşünceleri kabul ettirmek, desteklemesini sağlamak, birey ve grupların düşüncelerini duygularını ve hareketlerini etkilemek için kamuoyunun sis
Başlıcı iki anlamda kullanılır. a)Siyasal hayatta, özellikle de diplomaside tören, konferans vb. durumlarda uygulanması gereken kurallar dizisi, b)İmzalanan bir andlaşmad
Parçacık büyüklük dağılımı.
Düşman askeri birliklerinin ve milletlerin direnme gücünü zayıflatmak, sivil halkla silahlı kuvvetlerin arasını açmak için düşüncelere etki yapmak suretiyle uygulanan ask
İnce bir sis tabakasının hiç kaybolmadığı nemli çevre.
Basınç altındaki sıvıyı püskürtmek için kullanılan aracı kimyasal. Genellikle kloroflorokarbonlardan olışan bu gazlar aerosl püskürtme ...
Polivinil klorür.
Türkçe'de; "Kısasa kısas" denilen şekilde uygulanan bir tutum olup, dünya diplomasisinde bu Latince deyimle anılmaktadır. Bazen, "göze göz, dişe diş" de denilen bu politi
Risk değerlendirmesi.
Soğurulmuş radyasyon dozu birimi.
Toprağın ya da kayaların havaya saldığı doğal radyoaktif gaz; bu gaz yetersiz havalandırılmış binalarda birikebilir ...
Elektromanyetik dalgalar ya da parçacıklar biçimindeki enerji emisyonu (yayımı) ya da aktarımı.
Radyoaktif maddelerin yaydıkları parçacıkların ve ışınların yol açtığı tehlike; büyük dozlar hızlı ölüme neden olur, ...
Nükleer reaktör işlemlerinden ya da tıpta araştırma, askeri ve sınai etkinlikler gibi kaynaklardan üretilen atık.
Radyoaktif parçacıkların yer yüzeyine inmesi; ya da radyoaktif parçacıkların kendisi.
Radyoaktif ayrışmadan oluşan madde.
Radyoaktif çekirdek.
Genellikle aminlerin, merkaptanların ya da sülfür bileşiklerinin varlığından kaynaklanan, doğal nedenlerin ya da endüstriyel işlemlerin ...
Dilimize hikmet-i hükümet ya da devletin varlık nedeni olarak aktarılabilen Latince bir deyim.
Risk-yarar analizi.
Çöpten çıkarılan yakıtlar.
insan dokusuna bir rad veren iyonlaştırıcı radyasyon dozu birimi.
Herhangi bir devletin egemenliğine bağlı olmayan anlamında bir terim. Kural olarak tek bir birimin edinim konusu yapılamayacak yerler ve şeyleriifade eden bu terim varola
Hem iç hem dış hem de uluslararası politika kavramıdır. Revizyonizm'den genellikle hareket, adalet ve değişiklikten yana olan politika anlaşılır. Yani var olan yapıda değ
Yapay olarak doldurulmuş su oluşumu; aynı zamanda her hangi bir şeyin fazladan bulunan miktarı.
Bir hedefe yönelik zarar riskiyle, o hedefin maruz kaldığı hava kirleticilerinin yoğunluğu arasındaki ilişki.
Herhangi bir faaliyetten yarar sağlayan devletlerin bu faaliyetin doğurduğu tehlikelerden, risk ve zararlarından da sorumlu olacağını öngören kuram.
Radyasyona maruz kalma birimi.
Rüzgarın doğal etkisiyle havalanma sağlamak için, alanlar üzerine sıralar halinde yayılmış katı atık kümeleri.
Yel değirmenlerinde ve rüzgar jeneratörlerinde olduğu gibi, rüzgar gücü kullanılarak enerji üretimi.
Rüzgar hızındaki değişimlerin, yüksekliğin ve mesafenin bir fonksiyonu olarak, grafik halinde gösterilmesi.
Havanın düzgün bir hızla geçebileceği kanal; hava akımı modellerinin araştırılmasında kullanılır.
Rüzgar hızını ölçmeye yarayan aygıt.
Özellikle petrol tankerlerinde boş yerleri doldurmak için kullanılan, olağan koşullarda başka maddelerle tepkime ilişkisi içine ...
Sabit konumdaki hava kirliliği kaynağı. Örnek: Enerji santralleri ya da atık yakma tesisleri.
Özellikle harita yapımında kullanılan, bir yükseklik ya da uzaklık için referans noktası işlevi gören, sabit ...
Bir parçacıkla veya parçacık sistemiyle çarpışmanın yol açtığı, gelen parçacığın veya gelen radyasyonun doğrultusunda veya ...
Zararlı.
Dünya Sağlık Örgütü'nün tanımıyla, "sadece hastalık ya da sakatlığın yokluğu değil; fiziksel, zihinsel ve toplumsal ...
Su sağlanması, kanalizasyon ve katı atık sistemleri, sağlık koruma ve gıdaların işlenmesi, kemirgen ve böcek ...
Sahipsiz ülke kavramı; hiçbir devletin egemenliği altında olmayan bir ülkeyi belirtmektedir. Bu kavram ile asıl kastedilen üzerinde bir topluluğun yaşamadığı ülke olmakla
Diplomasi ve milletlerarası ilişkilerde sözü geçen bir politika tarzıdır ve bir konunun sabırla ve metodik bir şekilde ağır ağır işlenerek, parça parça gerçekleştirmelerl
Uluslararası ilişkilerde bir devletin herhangi bir kışkırtma olmaksızın bir başka devletin toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını çiğnemesi. Bir çatışma sona erdikten sonra
Gıda zehirlenmesine yol açan ve tifo taşıyabilen, hastalık yapıcı bakteriler.
Sesi soğurucu madde.
Sanayileri barındırmak amacıyla ve sanayi parkı kullanımına yönelik olarak planlanmış, bir kentin içindeki ya da ...
Belli bir yasanın, kuralın ya da düzenlemenin uygulanmasındaki istisna.
Yüksekliğin artmasıyla ısıda meydana gelen düşme oranı.
Organik maddeleri ayrıştırarak yaşayan bitkiler.
Oksijensiz koşullarda derin suda oluşan çökelti katmanı.
Bir maddenin saptanabilir hale geldiği sınır.
Suyun bütününün ya da bir bölümünün akışını saptırmak için bir akarsu üzerine inşa edilen set.
Uranyum oksit.
Yeraltında ya da kapalı (örtülü) durumda bulunan, insan yapısı su depolama tesisi.
Arıtma tesislerinin çıkışında suya sabit bir debi sağlamak üzere konulan dikey engel.
Devlet ya da ulus gibi siyasal birimler arasında genellikle açık ve ilan edilmiş olarak yürütülen ve devletler hukukunca düzenlenmiş kurallar uyarınca yapılan silahlı müc
Uluslararası hukukta savaşın ilan edilmesinden itibaren başlayan hukuki durum. Ülkeler arasında çarpışmaların başlamasıyla ortaya çıkan bu durumda taraflar arasında diplo
Diplomasi dilinde ve uluslararası hukukta devletler arasındaki ilişkilerin kesilmesine ve savaş çıkmasına neden olabilecek her türlü eylem ve işleme verilen ad. Bir devle
Çevre sorunları bilimsel komitesi.
Standart sapma.
Bir ülkenin silahlı kuvvetlerini, ekonomisini, yönetimini topyekün savaşa hazır hale getirme durumu. Savaş hazırlık ve tedbirlerinin tamamı. Seferberlik ilanı genellikle
Kar ve yağmur sonucu oluşan yüzeysel sel suyu akışını toplamak üzere inşa edilmiş kanal.
Ulusların geleceklerini kendilerinin tayin etmeleri ilkesi. Klasik anlamda ulusların kendi geleceklerini belirlemesi kavramı bir ulus ya da yabancı bir güce bağımlı olmad
Doğal olarak tabiatta bulunmayan, özellikle kömür, petrol şisti ve katran kumu gibi fosil yakıtlardan birtakım ...
Kor halindeki kok ya da benzer artıklar üzerinden buhar geçirmek suretiyle elde edilen karbonmonoksit-hidrojen karışımı ...
Septik tank (fosoptik) sisteminde, sıvı atığın bir tasfiye sistemine boşaltıldığı ikincil evre.
Kanalizasyon sistemlerine bağlı olmayan konutlardan gelen lağım suyunu işleme tabi tutan, yeraltındaki geçirimsiz tank.
başta karbon dioksit olmak üzere bazı atmosferik gazlar sera camının etkisini andırır bir etkiye sahiptir; ...
Ülke sınırları içinde ancak gümrük sınırları dışında kalan
Nükleer patlamadan sonra atmosferde kalan ve yağmur ya da diğer meteorolojik olaylarla yeryüzüne inen radyoaktif ...
Bir suyun içerdiği kalsiyum ve magnezyum iyonlarının toplam miktarı.
Desibel (dB) olarak ölçülen ses yoğunluğu.
Tek aileli konut.
Çeşitli nedenlerle ısınmış suyun su kaynaklarına akıtılmasıyla, ortamın ısının, içindeki canlılar için zararlı sonuçlar yaratacak ...
katı atıkların her gün, sıkıştırılmış ve toprakla örtülmüş katmanlar halinde gömüldüğü çukurlar. Doldurulan alanlar yeşillendirilip ...
Atık suyu konutlardan veya işyerlerinden alıp taşıyan atık su sistemi; kanalizasyon.
Atık maddenin fiziksel olarak küçültülmesi.
Bir ülkedeki emisyonların genellikle hava ya da su ile taşınarak bir diğer ülkeyi etkilemesi.