Geleneksel Yoğurdun Farkı
Geleneksel Türk mutfağının, kendine has lezzet ve aromaya sahip bir gıda yoğurt. Göçebe ve hayvancılıkla uğraşan Türklerde bin yıllardır yoğurt yapmak, sütü kurutmadan muhafaza etme adına bilinen tek yöntem olmuştur. Yoğurt; Son günlerde kamuoyunu meşgul eden yoğurt yapımında ve içersine katılan katkı maddesindeki hile hurdalara karşı bakanlıkça bir standart getirme gayretleri ile gündeme taşındı. Market raflarında renk renk ambalajlarda halkın albenisine sunulan yoğurt geleneksel yapılan yoğurttan aslında çok farklı
“ Süt 32 ila 43 derecede, ideal olarak aynı oranda bulunan Streptococcus thermophilus ve Lactobacillus bulgaricus bakterileri sütün şekerlerini parçalayarak, 1/1,5 oranında laktik asid üretilmesini sağlarlar. Süt proteinleri, doğal olarak sütün içinde bulunan mineral, şeker ve yağların kendilerini bağladığı bir kafes oluşmasına imkân hazırlayarak, pıhtılaşmanın meydana gelmesine sebep olurlar. Mayalanma sonucu ortaya çıkan süt asidi ve karbondioksit, ekşi asit, suya doymamış asit gibi diğer yan ürünlerin hepsi, yoğurdun tadı, dokusu ve lezzetine katkıda bulunurlar.
Oysa geleneksel yoğurdumuzu kendi evimizde yapmak çok kolay. Sıcak sütün az bir yoğurt ile karıştırılmasıyla mayalanır. Sonra, sıcak bir yerde katılaşana kadar dinlenmeye bırakılır. Soğuması ve 3-4 saat geçmesi ile yumuşak ve hoş bir görünümü olan kesilmiş süt, kısmen kendisinden ayrı duran suyuyla birlikte, hafif asitli güzel bir tada sahip olur. Kaymağı ise, mayalanan diğer ürünlerde hiç görülmeyen bir fark oluşturur. Taze yapılmış bir yoğurtta mililitre başına bir milyar canlı bakteri bulunur ve bu yoğun bakteri miktarı, hastalık üreten başka bakterilerin üremesine izin vermez. Fabrikasyon olan yoğurtlarda yüksek ısı sayesinde bu bakterilerin büyük bir kısmı ölmüş olur.
Yasemin ÜÇLER
Bir yanıt yazın