Bulgaristan ' da Balkan dağları üzerinde 1329 m. rakımlı, askeri bakımdan stratejik bir geçit.
1877 Temmuz ayında Tuna nehrini geçen Rus ordusu Balkan dağları üzerindeki geçidi ele geçirmek üzere harekete geçti. 17 Temmuz günü Osmanlı birliği, Rus ordusunu geri püskürtür. Daha sonra mevziilerini terkeden Türklerin, Ruslar geçidi ele geçirir.
Süleymen Paşa takviye kuvvetleriyle geçidi ele geçirmek için tekrar tekrar saldırır, fakat bir türlü muvaffak olamaz.
Osmanlı kayıpları çok fazladır, fakat ne pahasına olursa olsun geçidin ele geçirilmesi gerekmektedir.
Geçit ele geçirilmezse, Plevne yolu tamamen kapanacaktır ve tamamen yardımsız kalan Plevne' nin düşmesiyle Ruslara İstanbul yolu açılacaktır.
Sonuçta geçit ele geçirelememiştir ve Plevne' nin de düşmesiyle, Ruslar için İstanbul yolu açılmuıştır.
Bu savaşlarda şehit olan Mehmetçiğin sayısı tam olarak bilinmemektedir.
Bu anıt Bulgarlar tarafından bu savaşta ölen Bulgar ve Rus askerleri için dikilmiştir.
PEKİ YA BİZ
Kaçımız bu büyük savaşadını biliyoruz? Kaçımız orda bizim için ölen Mehmetçikleri anmak için birşeyler yapıyoruz?
Galibiyetler, Zaferller kadar Tarihimizdeki yenilgiler de bizimdir.
Orda ölenler de bizim için savaşmış ve Balkanlardan Öyle sessizce çekilmemişlerdir.
Ölüme gülümseyerek Allah Allah sesiyle koşup Şehit olmuşlardır.
Lütfen Balkan dağlarında bir mezarı bile olmayan şehit Mehmetçiklerimizi unutmyalım.
SİZİN ANITINIZ YÜREKLERİMİZDE
RUHUNUZ ŞADOLSUN


Plevne, savaşın kaderini tespit edecek bir düğüm, bir kavşak haline gelmişti. Rus ordularını teşvik için Rus çarı da cepheye gelmiş ve Romanya kralına telgraf çekerek Hıristiyanlık adına onu yardıma çağırmıştı. Rus başkentindeki muhafız birlikleri bile cepheye sevkedilmiş bulunuyordu. Romanya kralı 50 bin kişilik zinde ordusunu Rusya safında savaşa soktu ve bu kuvvetler de Pıevne önlerine geldiler. Takviye alan Rus ordusu Plevne'ye üçüncü defa saldırdı. Asker sayısı mukayese edilemeyecek kadar çoktu. Top sayısı ise Plev-ne'deki Türk toplarının yedi katına çıkmıştı. Plevne'nin kadın-erkek sivilleri de savunmaya katıldılar.
Ruslar'ın üçüncü taarruzu çok şiddetli bir şekilde aralıksız 12 saat sürdü ve bu defa da yenildiler ve çekildiler. Bu defa 15 binden fazla ölü vermişlerdi. Bunlar arasında 3 general ve 350 subay da vardı.
Türkler ise 3500 şehit verdiler. Bu zaferden sonra II. Abdül-hamid, Osman Paşa'ya "Gazi" unvanını verdi.
İşin enteresan tarafı Bulgarlar bu savaşla hep övünürler kendilerini ama o kadar Rus ve Romen askeri varken Bulgarlardan savaşın tamamında sadece 5800 kişi katılıyor ve kayıpları sadece 1800 civarında, ne kadar tuaf değilmi ?
Şıpka geçidinde hatalı hatlar kuran Süleyman Paşa yüzünden Ruslar bu hatları delerek Doğu Anadolu içlerine kadar ilerlediler. Osmanlı barış teklifinde bulunmak zorunda kaldı.
3 Mart 1878’de Osmanlı ile Rusya arasında 29 maddeden oluşan Ayestefanos barışı imzalandı.19. maddesinde yer alan 245.207.301 altın tazminatını ödemeyen Osmanlı, Kars-Ardahan-Batum topraklarını Rusya’ya tazminat karşılığı vermek zorunda kalmıştır. Bu barış Avrupalı devletlerin çıkarına aykırı düşünce 23 Aralık 1978’de Berlin Barışı imzalandı. Bu barış ile Elvire-i Selase denen Kars-Ardahan-Batum Rusya eline geçti.