Panayırlar, orta çağda ortaya çıkmış, ticari alışverişin can alıcı noktasını oluşturmaktalar. Panayırlar, uzak bölgelerden gelen tüccarların ve feodal topluluğun oluşturduğu kümelerdir. Konaklamaları genellikle belli bölgelerde olurdu ve her bölgenin de farklı dini ainleri, gelenekleri, görenekleri, kültürleri mevcuttu. Panayır zamanı da genellikle bu dini bayramlar çatışırdı.

Panayırın temel amacı, üretilen ürünlerin birinci elden değiş tokuşuydu.

Feodal sistemin ileri gelenleri gezen tüccarları oluşturmaktaydı. Onalr genellikle ülke dışından getirilen, zenginliğin ve gösterişin ürünlerini sunmaktaydı.

13. yy ın başlarında Tsar İvan Asen ilk defa Tarnovo ‘ ya bir Pazar yeri kurmuştur. Sliven, Uzundjovo, Ve Pazarcik’ in panayırları da yaygındı.



Eski Cuma panayırı eski bir yerel geleneğin devamı gibi ortaya çıkmıştır, ama içeriğindebazı değişiklikler mevcut. Bu değişiklikler Osmanlı zamanında tarımda derinleşen krize, politik ilişkilere ve yapılmak istenen reformlara göre şekil almıştır.



18 yy. ın başlarında Osmanlı İmparatorluğunun uluslararası yerleşiminde değişiklikler meydana geldi. Avrupa’ nın kapitalist ülkeleri kendi iç problemleri ve yönettiği kolonilerle meşgul iken, aynı zamanda kültür ve din savaşları yapmaktansa Ticaret ve Tarım akımını kabullenmeye başlamışlardı.

Ekonomik analizler, özellikle İngiltere, Hollanda ve Fransa da ticaretin geliştiğini işaret etmekte. 1874 e kadar bu ülkelerdeki gelişimleri gözlemleyen Rusya, Avusturya_ Macaristan da onları takip etmiştir.

Osmanlı da kalıcı gelişimi ve değişimi sağlayan on ülke ile ticari anlaşma mevcuttu. Gelişen ticari ilişkiler ve yeni ekonomik gelişmeler ürün alışverişinde de değişiklikler meydana getirmekteydi. Kapitalist Avrupa’ nın manifatura ihtiyaçlarını yerli yün, deri, iplik yerine büyük miktarlarda pamuk, tütün, ipek, ahşap, buğday gibi ürünlerin alımını da güçlendirmekte. Bu da Bulgaristan ’ı da bu büyük komplekse çekti.

Ülkelerin ticari katılımları, büyük, orta hatta küçük sınıf tüccarları da kendine çekti.



Böyle bir ekonomik hayat noktası (panayır) Kuzeydoğu Bulgaristan’ da Eski Cuma da şekil kazandı.

Çok uygun coğrafi yerleşimi olması, Tuna nehri ve Karadeniz’e aynı uzaklıkta bulunması, şehri ticaret merkezi olması için bulunmaz bir hazineydi. Kuzey doğu da kalmasına rağmen Eski Cuma da pamuk yetiştirilirdi. Yalnız pamuk sıcağı sevdiği için tam olgunlaşmadan toplanır, fırınlarda kurutulmak suretiyle pamuk elde edilirdi. Ayrıca mısır, ekin ve keten de yetişirdi. Hayvancılık çok önemli bir gelir kaynağı idi. Son dönemlerde de seramik de ilerlemiş ve sırlanmaya başlamıştı üzerine cila yapılmaya başlandı. Panayır, diğer kuzey- doğu Bulgar şehirlerinin tek uluslar arası bağlantı noktasıydı.

Panayır, şehrin 1.5 km kuzey doğusuna kuruldu. Panayır için her yıl küçük bir şehir inşaa edilirdi. Telgrafhaneler, kervansaraylar, hamamlar , imarethaneler. Osmanlı- Rus Savaşı sırasında (1877-78) Panayır yanar. Osmanlının Yeni Panayırın kuruluşu ile şehrin karakteri de değişir. Panayıra gelen dış ülkeler :- İngiltere - Avusturya - İsveç- Macaristan- Ermenistan- Yunanistan- İstanbul Ve Bulgaristan’ın her yerinden Getirilen Mallar: Kaba kumaş, metal işleri, fırçalar, kağıt, şallar, eşarplar, ahşap işlemeler, ipek kumaşlar, danteller, suni çiçekler, kibrit, sigara kağıtları, cam, gaz lambaları, mutfak eşyaları, porselen işleri, tükenmez kalemler, mürekkep, yün ama en çok koyun, inek ve at.

1840 a kadar at yarışları her yıl istisnasız yapılırdı. Öyle ki bu panayır ‘’ Kamçı panayırı’’, ya da ‘’Hayvan panayırı’’ diye de anılırdı.

Eski Cuma panayırı Hayvan ticaretinde büyük bir Pazar oluşturmaktaydı. Hatta panayırın tüm cirosu Hayvancılığın üzerinden şekil alırdı.



Gezilecek yerlerden birisi Tarih müzesi. Bu konak Hacı Angel ‘in ve ailesinin. Üç katlı bir yapı. Mağaza kilerden oluşuyor. Tüccar olan Hacı Angel Yıllık ürünlerini bu kilerde muhafaza ederdi. Orda her yıl yapılan panayır için mallar biriktirilirdi. Konak büyük bir arazi üzerine kurulmuş zamanında. Bir çok işçisi de bulunurmuş. Pamuk, ekin ve mısır işletirlermiş. Ayrıca Koyun da beslerlermiş. Koyunun yünlerinden elde edilen yünlerle iplik ve daha sonra bu iplikler boyanıp çeşitli giysiler dokunurdu. Giriş kat yazlık, hanım ve erkek misafir odaları ve mutfaktan oluşmakta. Ev tamamen Osmanlı yapısını andırmakta.Yazlıkta ahşap işlemeli bir bölme ve orda sedir köşesi bulunmakta. Ailenin önemli meseleleri burada konuşulurdu. Kahveler burada içilirdi. Hanımların da misafir odası ayrı idi. Üst katta ise gelin odası, kayınvalide odası ve çocuk odalarından oluşmakta. Görücü usulü yapılan evlilikler eşler birbirine kaynaşması için daha derince bir odada ağırlanırlardı. Bu oda ayrıca loğusa gelin odası olarak da kullanılırdı. Doğumlar bu odada yapıldıktan sonra bebeğin salıngacı tavana asılır ve gelin hanım oradan 40 gün çıkmazdı. Tavanlar ahşap işleme, salonda bulunan yazlık köşesi erkeklerin oturduğu ve önemli meselelerin konuşulduğu bölümdür. Yalnız erkek misafir odasının tavanı alçı. Bu da O ailenin ne kadar geniş bakış açısına sahip olduğunu vurgulamakta. Avrupa’da yeni çıkan güzel eserlere de açık olduğunu kanıtlar gibi.

ESKİCUMAYSKİ PANAYIR ansiklopediden tercümedir
Alttaki Tarih müzesi yazısı gezi sonucu oluşturulmuş bir yazıdır
Not: Photosel de yazı ile ilgili fotoğraflar da bulabilirsiniz