fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Domuza koyun postu

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • #16
    Helal ve haram inancının günümüz de geçerliliğii tartışılıyor .

    domatesçi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sizin bakış açınıza göre sağlıklı beslenme açısından domuz etinin hiç bir mahzuru yok gibi görülüyor.

    Arkadaşım ben sizin mesajlarınıza yerinde yorumlar getirerek, forumlara güzel bilgi paylaşımları sağlarken sizin bu konudaki görüşlerinizi yorumlamada beceri gösteremeyiş içinde aciz kalarak konuyu polemikler içinde yorumlama sebebiniz acaba sizin kişiliğinizin saplantılara kapılarak, konuyu kişiselleştirip kısır paylaşımlar içinde şahsıma yönelik sorularla, acaba forumlara ne kadar paylaşım sağlıyacaktır.


    domatesçi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sizin bakış açınıza göre sağlıklı beslenme açısından domuz etinin hiç bir mahzuru yok gibi görülüyor.Zira domuz eti bilimsel açıdan insan sağlığına her hangi bir zararı tespit edilmiş değil.

    Domuz etini yasaklayan kuranı kerim.Dini emir ve yasaklara uymayı;orta çağ hurefeleri olarak kabul ettiğinize göre dolayısıyla bu yasak Sizi bağlamıyor,doğrumudur?
    Ülkemizde domuz üretimi yeterli olmadığından bu hayvanın etini yeme imkanı olmadı. ama tanıdığım bazı insanlardan bu hayvanın etinin lezzeti hakkında edindiğim bilgiler hiçde olumsuz değildi, ama size bu eti yiyenler hakkında genel bir görüş içinde yorumluyarak, dünyada müslümanların nüfusundan çok daha fazla nüfusa sahip insanların bu hayvanın etinden ve diğer ürünlerinden faydalandıkları halde, sağlıkları üzerine, müslümanlardan daha iyi sağlıkta olduklarını söyleyebilirim.


    Bu benim kişisel görüşüm değil isterseniz internet kaynaklarından bu konuda da bilgi alabilirsiniz. Sonra sizin yasak diye nitelediğiniz bu hayvan üzerine konan doğmaların neden hurafe olduklarını açıklayabilirim, bu hayvana yakıştırılan melanetlerin geri kalmış toplumların kutsal kitaplarını yorumlama aczi içinde oduklarından yaradana karşı gelmeleri ile açıklanabilir olan bu durum, sanki yaradan işini bilmiyormuşta böyle bir işe yaramaz canlıyı yaratarak insanların başına musallat etmiştir.


    Bilimsel olarak olumsuzluk göstermiyen bu durumda inanç göstermek bence inanç zaafiyetinden başka bir sonuç çıkarılamaz, Kutsal kitaplarda bilirtildiği üzere bütün yaratılanların insanların yararına olduğunun vurgulanması bence boşuna değil, burada yaradana inanma konusanda acizlik içinde, sunulan kitapları yorumlama zaafı ile oluşmuş bir bu inanç bence hurafedir.




    domatesçi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Zira domuz eti bilimsel açıdan insan sağlığına her hangi bir zararı tespit edilmiş değil.?

    Yukardaki bu açıklaman üzerine biraz daha kafa yorsaydınız, benim size açıkladığım bilgilere yakın bilgiler sizde elde edebilirdiniz, ama sizlerin gerçeği araştırmaya değil körü körüne inanmayı kabul edişinize şaşmaktayım, halbuki bütün kutsal kitaplar insanların boş vakit geçirmeden araştırma yapmlarını öğütlemektedir.


    domatesçi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Domuz etini yasaklayan kuranı kerim.Dini emir ve yasaklara uymayı;orta çağ hurefeleri olarak kabul ettiğinize göre dolayısıyla bu yasak Sizi bağlamıyor,doğrumudur?

    Sn. domatesçi, Lütfen gereçekçi olalım bu geçim sıkıntısı yaşanan ülkemizde insanımızın, ne kadar islamı kurallara uygun yaşamayı düşünmektedir, bu iş ağızla değil yürekle olmalıdır, sorarımız size çok ciddi olarak üstünde durduğunuz kadar, dini emir ve kurallara uyabiliyormusunuz, bu kadar ısrarcı görünerek beni sorguladığınız kadar, beni bağlıyorda sizi nekadar bağladığıda cevap hakkı doğurarak size de cevaplama yapmak düşmektedir.
    Last edited by ERAY-Kadir; 02.02.12, 16:49.
    Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

    Comment


    • #17
      Size kolay gelsin.

      Comment


      • #18
        Arkadaşlar benim şahsi düşüncem şu:Evvelen bu tercüme yönetmenlikle bu iş olmaz ve son derece yanlış.Bu haliyle ben kasap dükkanı açsam faraza diyelim.Bir tarafda dana eti ve Stand üzerinde Dana eti diye yazılı,diğer tarafda koyun eti ve standa Koyun yada kuz diye yazacağım,Bir tarafda Domuz eti ve stand üzerinde Domuz diye yazılı.Bu bizim yapımıza nasıl uyar?,bu marketden yada kasapdan bu ürünü nasıl alırız.İşi biraz daha ilerletelim...Bu kasap kaşla göz arasında dana kıymasının,yada etinin içine veya koyun kıymasının içine Domuz eti karıştırsa ne olacak? Bunun böyle olmayacağını kim garanti edecek?.Acaba benmi yanlış anladım???

        Comment


        • #19
          Geniş yorumlarla Helal harama dair görüşlerim.

          Sayın TABİATCI; Arkadaşım sizi yakından tanıma imkanı elde ederek, sizin inanışlar konusundaki hassasiyetlerinizide öğrenmiş bulunuyorum, bu veçhile ile samimiyetimle size kendi hassasiyetlerimide ortaya koyarken, size olan güvencimle açıklamalar da bulunurum, biliyorumki aramızda husumetlere dayalı polemikler içinde kalmadan paylaşımlarımız zarar görmeden ilişkilerimizin devam edeceğidir.

          TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
          Arkadaşlar benim şahsi düşüncem şu:Evvelen bu tercüme yönetmenlikle bu iş olmaz ve son derece yanlış.

          Benim bu paylaşımlar içinde sizlerden farklı bir gürüşe sahip yapımın, islamın insana verdiği değere göre, akıl ve mantığı ön plana alan yaklaşımları içinde olduğumdandır, benimde inanç sistemim, aldığım müspet ilimlerle çelişmiyecek bir yapı içinde şekillenerek bir görüş sahibi olmamı sağladı.


          Ben bu düşünce sistemi içinde bütün dinlerin öğretilerini akıl ve mantığımın onayına bağlı olarak kabul ederek yaşamımı bu anlayış içinde düzenliyerek sürdürmekteyim, her ne kadar bu görüşüm toplum içinde, benim itibar ettiğim bu değer yargıları kabul görmesede sahip olduğum bilgilerin insanlığın ortak malı olarak genel görüşü olduğu gerçeği ile bu bilgilere olan güvencimi sarsmadı.


          Sizlerin bu inanç bağlılığınız çevrenizle bütünleşmiş olduğundan, bu inanç sisteminin içinde bireysel kanaat oluşturma imkanları bulamadığınızı bildiğimden benim sahip olduğum öz güven içindeki akıl ve mantığa dayalı algılama ve yorum gücünün sizlerde işlemediği görüşüne vardığımdan, kendimin bu bilgilerini aktaracak bir irade geliştirememenin aczine düşüyorum.


          Sizlerin inanç sistemlerinde algıya dayalı sorgulama kabul görmediği için, geçmişten gelen bu inançı günümüz şartlarına uyup uymama konusunda bir seçeneğiniz bulunmadığından inanç bağlılığınız da gelişmeden yaşımınızı sürdürüyorsunuz, ne zaman bu inaç sisteminiz günlük yaşamla çelişki oluşturduğunuzda, gelişen toplum düzenin mecburiyetleri size zorladığında
          "Domuza koyun postu" düşüncesine girerek inancınızda domuzu yememek düşüncenizi meşrulaştırmak için koyun postuna sokmaktan kendinizi alamıyorsunuz.


          TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
          Bu haliyle ben kasap dükkanı açsam faraza diyelim.Bir tarafda dana eti ve Stand üzerinde Dana eti diye yazılı,diğer tarafda koyun eti ve standa Koyun yada kuz diye yazacağım,Bir tarafda Domuz eti ve stand üzerinde Domuz diye yazılı.Bu bizim yapımıza nasıl uyar?,

          Arkadaşım TABİATCI; Yukarıda açıkladığın örnek sana uymuyor, sen bu inanç sisteminle canlı hayvan mevzuatına getirilen bu uygulama içinde kasap dükkanı ne açabilirsin ne de bu işin ticaretini yapacak bi alt yapı oluşturamadan yaptığın masraflarla batar gidersin, ancak bu işi senelerce yapan bir kişi yapar ve yürütür, bu kişinin inanç sistemide önemli değil burada bu işin beceri kuralları işlediğinden, adam kasaplığın gereğini yerine getirecektir.


          TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
          bu marketden yada kasapdan bu ürünü nasıl alırız.İşi biraz daha ilerletelim...Bu kasap kaşla göz arasında dana kıymasının,yada etinin içine veya koyun kıymasının içine Domuz eti karıştırsa ne olacak? Bunun böyle olmayacağını kim garanti edecek?.Acaba benmi yanlış anladım???

          Yukarıdaki yurumuna da açıklık getirmek hiç de zor değil, senin dediğin gibi kasap kaşla göz arasında bu işi yaparda inanç sisteminde kabul görürmü, inançlı kimse kendi yemediğini başkasına yedirirmi hiç, tabi diyeceksinki buda tartışılır, sonra aynı kasap domuz eti satmadan önce kıyma makinasının içinde koyun eti varken dana kıyma isteyen adama acaba nasıl davranıyordu da domuz eti olunca nasıl davranacak, al sana bir haksızlık daha diyeceksin, ama bana kalırsa ben bu mevzuatı düzenlerken toplumun hassasiyetlerini düşünürsem her et türü içinde ayrı bir kıyma makinası uygulamasıda getiririm.


          Sorarım sizler doğrumu olur bu toplumun hassasiyetlerine dayalı kasap dükkanı işletmek, bırak stantları ve kıyma makinalarını çoğaltarak dükkan da iş yapmanın zorlukları içinde patlayan bu nüfusa bu hizmetleri sunmanın nelere mal olacağı düşünebiliyormusunuz, işte yaşamımıza zorluk getiren bütün inanç sistemleri hurafe olmaktan bu şekilde kurtulamadılar, işin doğrusu mega kentlerde bunu doğrudan görebilirsiniz, sizin bu inç sistemlerinizde bu günlerde kırsalda geçerlilik bulabilsede yakın bir gelecekte, hurafe bile olamadan esatir olacaklardır.


          Arkadaşlar her ne kadar sürçü lisan ettiysem affola diyerek, açıklamalarım paylaşımlar adına olmaktadır hepinize sevgiler saygılar sunarım esenlikler içinde olasınız.
          Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

          Comment


          • #20
            Değerli arkadaşlar Tartışmaya girmek istemiyorum. Yukarıdaki tartışmaları okudum ve biraz araştırma yaptım. Notları da aşağıda paylaşmak istedim.

            İSLAM VAHİY DİNİDİR. İnsanın hem aklına, hem gönlüne hitap eder. Akıllı insanlar için indirilmiştir. Aklı olmayanlar ise muaf tutulur mükellef sayılmaz.

            İslam, aklı olanları muhatap alır, onların aklına ve gönlüne hitap eder. Akıllarının almadığı yerlerde İNANÇ devreye girer. İnancın olduğu yerde akıl arka planda kalır.

            Eğer hikmetlerinin bilinmesi gerekseydi, Allahü teâlâ, emredilen veya yasak edilen her şeyin hikmetini de bildirirdi. Hikmetsiz, faydasız hiçbir şey yaratmamıştır. Yarattıklarında bir değil, sayısız hikmetleri vardır. Allahü teâlânın emirleri için, (Körü körüne mi yapalım) demek çok yanlıştır. Hikmetlerini, faydalarını bilmesek de, Allahü teâlânın emri olduğu için yapmamız gerekir. Bununla beraber bazı emirlerin hikmetleri az çok anlaşılabilir. Hikmetlerinden bir kısmı bildirilenler de vardır. Bir ayet-i kerime meali:
            (Şeytan, şarap ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ister. Sizi, Allah’ı zikirden ve namazdan alıkoymak ister. Siz [zararları bilinirken] bunlardan hâlâ sakınmaz mısınız?) [Maide 91]

            Şarabın zarar verecek kısmı haramdır denilemez. Bir damla alkol içilse de haramdır. Ölçü, zarar verip vermemesi değildir. Besmelesiz kesilen kuzu eti, vücuda zarar vermez; ama yine yenmez, leş olur, haram olur. Bir damla kan veya bir damla idrar içmek, insana zarar vermese de haramdır. Dinin emrinde bir sebep aranmaz, sadece o emre uyulur.

            İlahi emrin hikmeti anlaşılmasa da, Allah’ın emri olduğu için, hiç tereddütsüz kabul etmek şarttır.


            Aklımla doğru yolu bulurum diyenler, "akıl" ifadesiyle neyi anlatmak istiyorlar? Hangi akılla? nefsin ve şeytanın yanıltmasıyla bir fikri kendi fikri gibi savunanlar hangi akla hizmet ediyorlar acaba? Eskiden şöyle düşünüyordum artık bu gün böyle düşünüyorum diyenler nasıl bir akıldan bahsedebilir? Akıl yanılır!

            Domuz eti niçin haramdır?
            CEVAP
            Bir şeyin helal veya haram olması, Allah'ın emrine tabidir. Allah bir şeye "helal" derse helal, "haram" derse haram olur. Yani din bir imtihandır, insanlara yapılan bir tekliftir. Cenab-ı Hak, cennete layık bir duruma getirmek için, insanları imtihana tabi tutuyor. Bu sebeple, bazı emir ve yasaklar koymuştur. Esas olan da bu emir ve yasaklara uymaktır. Bu prensiplerin gerek insanın şahsi hayatına, gerekse cemiyet hayatına pek çok faydaları vardır. Dolayısıyla bunlar, emir ve yasağa daha şuurlu olarak riayet etmemizi sağlıyor. Dinimizin yasakladığı hususlardan birisi de, domuz etidir. Bu yasaklamanın, pek çok hikmeti vardır. Biz, burada sadece birkaçına işaret etmeğe çalışacağız.
            Zehirli Maddeler
            Domuz eti çok yağlıdır. Yenildiği takdirde, bu yağ kana geçer. Böylece kan, yağ tanecikleriyle dolmuş olur. Kandaki bu fazla miktardaki yağ; atar damarların sertleşmesine, tansiyon yükselmesine ve kalb infarktüsüne sebep olur. Ayrıca, domuz yağ içerisinde "sutoksin" denilen zehirli maddeler mevcuttur. Vücuda giren bu zehirli maddelerin dışarı atılması için, lenf bezlerinin fazla çalışmaları icap eder. Bu durum, bilhassa çocuklarda lenf düğümlerinin iltihaplanması ve şişmesi seklinde kendini gösterir. Hasta çocuğun boğaz bölgesi anormal bir şekilde şişerek, adeta domuza benzer. Bu sebeple, bu hastalığa "domuz hastalığı" (skrofuloz) adı verilir. Hastalığın ilerlemesi halinde, bütün lenf bezleri cerahatlanarak şişer. Ateş yükselir, ağrı başlar ve tehlikeli bir durum ortaya çıkar.
            Fazla Miktarda Kükürt
            Domuz etinde bol miktarda bulunan sümüksü bağ dokusu, kükürt yönünden çok zengindir. Bu sayede, vücuda fazla miktarda kükürt alınmış olur. Bu fazlalıksa; kıkırdak, kas ve sinirlere oturarak eklemlerde iltihaplanma, kireçlenme ve bel fıtığı gibi çeşitli hastalıklara yol açar. Domuz eti devamlı yenirse, vücuttaki sert kıkırdak maddesinin yerini, domuzdan geçen sümüksü bağ dokusu alır. Bunun sonucu olarak, kıkırdak yumuşar; vücut ağırlığına tahammül edemeyerek altında ezilir. Böylece, eklemlerde bozulmalar meydana gelir. Domuz eti yiyenlerin elleri pelteleşir, yağ tabakaları teşekkül eder. Mesela yiyen kimse sporcuysa; yorgun, tembel ve hareketsiz olur. Bazı futbolcular bu sebeple mesleklerinden olmuşlardır.
            Aşırı Büyüme
            Domuzda büyüme hormonu da çok fazladır. Doğduğu zaman birkaçyüz gram olan domuz yavrusu, altı ayda yüz kiloya (!) erişir. Bu kadar süratli gelişme, büyüme hormonunun fazlalığı sebebiyledir. Domuz etiyle fazla miktarda alınan büyüme hormonu, vücutta doku şişliklerine ve iltihaplanmalara yol açar. Burun, çene, el ve ayak kemiklerinin anormal bir şekilde büyümesine ve vücudun yağlanmasına sebep olur. Büyüme hormonunun en etkili yönü, kanserin gelişmesine zemin hazırlamasıdır. Nitekim domuz kesim işiyle uğraşanlar, erkek domuzların belli bir yaştan sonra kansere yakalandıklarını ifade ederler.
            Deri Hastalıkları
            Domuz etinin ihtiva ettiği histamin ve imtidazol denilen maddeler, deride kaşıntı hissi uyandırır. Ekzama, dermatit, nörodermatit gibi iltihabî deri hastalıklarına zemin hazırlar. Bu maddeler ayrıca; kan çıbanı, apandisit, safra yolları hastalıkları, toplar ve damar iltihapları gibi hastalıklara yakalanma ihtimalini artırır. Bu sebeple doktorlar, kalb hastalarına domuz eti yememelerini tavsiye ederler.
            Bir Hatıra
            Alman hekimi Prof. Dr. Reckeweg "Domuz Eti ve İnsan Sağlığı" adlı eserinde bir hatırasını şöyle anlatır: "Tedavi maksadıyla bir çiftçi ailesinin biraz sapa yörede bulunan çiftliğine gitmiştim. Babada müzmin antroz (dejeneratif eklem hastalığı) ve kalça eklemi iltihabı vardı. Ayrıca karaciğerinden de rahatsızdı. Annenin bacaklarında varis ve eziyet verici kaşıntısı olan ekzama vardı. Ailenin kızları ise, kalp yetmezliği ve romatizmadan rahatsız idi. En sağlıklıları görünmesine rağmen oğulları da anjin sonrası kalp yetmezliğinden ve kan çıbanından müşteki idi. Evin öbür kızı ise müzmin bronşitten muzdarip idi. Oğullarından bir diğeri de, "domuz kıllanması" ve müzmin plörite yakalanmış olup, devamlı tekrar eden fistül ifrazatından rahatsız idi.
            Yukarıda sakinlerinin hastalıklarından uzun uzadıya bahsettiğim çiftlik evinde muayene sırasında garip bir olaya şahit oldum. Ailenin arasında iri cüsseli bir domuz hiç istifini bozmadan aşağı doğru sarkan kalın bir ağaç dalına abanarak sırtını kaşıyordu. Hastalara "Oradaki domuzu görüyor musunuz?
            Onun kaşınmasına ve iltihaplara yol açan maddeleri, etiyle beraber siz de
            yiyorsunuz. İşte bu maddeler, sizdeki hastalıkların yegane sebebidir." dedim.
            Yukarıda kendilerinden bahsettiğim, Kara Ormanlar havalisinde oturan benzeri çiftlik sahiplerinden verdiğim nasihati dinleyenler, domuz eti yemekten vazgeçerek hastalıklarının çoğundan kurtuldular. Şimdi o çiftliklerin etrafındaki otlaklarda İslam ülkelerinde olduğu gibi küçük koyun sürüleri yayılıyor."
            Domuz Eti Ve Trişin
            Domuz eti ile insana bulaşan tehlikeli hastalıklardan birisi de Trişin [oku: Trischin] hastalığıdır. Domuzlar bu hastalığı trişinli fare yemek veya trişinli domuz eti ile beslenmekle alırlar. Fakat Trişin domuzlarda ağır bir hastalık yapmaz. Halbuki insanlarda, çok tehlikeli ve öldürücü bir hastalık meydana getirir. Domuz etiyle alınan Trişin kurtçuklar, mide ve bağırsak yoluyla kana geçer. Böylece de, bütün vücuda yayılırlar. Trişin kurtçukları özellikle çene, dil, boyun, yutak ve göğüs bölgelerindeki kas dokularına yerleşirler. Çiğneme, konuşma ve yutma adalelerinde felçler meydana getirirler. Yine kan damarlarında tıkanıklığa, menenjit ve beyin iltihabına sebep olurlar. Bazı ağır vakalar, ölümle sonuçlanır. Bu hastalığın en kötü tarafıysa, kesin bir tedavi şeklinin olmamasıdır. Trişin hastalığı, bilhassa Avrupa ülkelerinde yaygındır. Sıkı veteriner kontrolleri yapılmasına rağmen,
            İsveç, İngiltere ve Polonya'da Trişin salgınları görülmektedir. Yurdumuzdaysa, yerli Hıristiyanların dışında Trişin hastalığı görülmemiştir.
            Gıdalar Ve İnsan Mizacı
            İnsan ve hayvanlar, yedikleri gıdaların az-çok tesirinde kalırlar. Mesela kedi, köpek, arslan gibi et yiyen hayvanların yırtıcı; koyun, keçi, deve gibi ot ile beslenen hayvanlarsa daha uysal ve yumuşak huylu oldukları malumdur. Bu durumda, insanlar için de geçerlidir. Nebati gıdalarla beslenenlerin, genellikle halim-selim; et ve et ürünleriyle beslenen insanların ise daha sert mizaçlı oldukları tesbit edilmiştir. Domuz, dişisini kıskanmayan bir hayvandır. Domuz eti ile beslenen insanlarda, kıskançlık hissinin zayıfladığı veya dumura uğradığı gözlenmiştir. Fransız filozoflarından Savorin de beslenmenin mizaç üzerindeki bu tesirine çok önem vererek, "Bana ne yediğini söyle, senin ne olduğunu haber vereyim." demiştir.
            Helaller İhtiyaca Yeter
            Yüce Rabbimiz, istifademiz için pek çok gıda yaratmıştır. Bunun yanında, bazı zararlı şeylerin yenip içilmesini yasaklamıştır. Çünkü O, sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir. Kullarına, taşıyamayacakları yükleri vermez. Emir ve yasakları, insanların rahatlıkla altından kalkabilecekleri şeylerdir. Acaba insan içki içmeyince, domuz eti yemeyince ne kaybeder?


            alıntı

            Comment


            • #21
              Konu başlıklarına uygun ciddi paylaşımlar içinde olmak.

              Forumlarda ciddi bilgiler paylaşıldıkça, geniş kitleler tarafından takip edilecektir.


              Sayın karamanlı;Başlığa katkı sağlamaktan uzak, bu saçmalıkları tartışmaya açmak bence biraz saflık olmuyormu, hatta bu saçmalıkların kaynağını dahi eklemekten sakınca gördüğünüze göre bu saçmalıklara sizinde inancınızı surgulamamız gerekecektir.

              karamanlı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
              Değerli arkadaşlar Tartışmaya girmek istemiyorum. Yukarıdaki tartışmaları okudum ve biraz araştırma yaptım. Notları da aşağıda paylaşmak istedim.
              Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

              Comment


              • #22
                Siz mesajlarınızda saçma fikirleri şırınga etmeye çalışırken adı paylaşım oluyor saflık olmuyor da, fikirlerinizin saçmalığını açıklayıp, hatalarınızın mantıklı cevaplarını biz yazınca mı saflık oluyor? siz konuyu saptırınca sorun olmuyor da sizin fikirlerinize karşı birisi görüş yazınca mı sorun oluyor? şaşıyorum size... Siz yazınca adı paylaşım, biz yazınca saflık mı oluyor. Bizde paylaşım yapıyoruz burada... Hedefimde kesinlikle siz yoksunuz ben şahsınızı tanımıyorum forumda çok mesaj yazan birisi de değilim ancak bu içerikteki mesajları çok iyi tanıyorum. Polemiğe girmeyeceğim Esen kalınız. Saygılarımla

                Comment


                • #23
                  Sayın Eray.Kadir Bey

                  MESAJLARINIZI OKUDUM. Öncelikle Kusura bakmayın ama GDO Hakkında zere kadar bilginiz yok. Lütfen kulaktan duyma GDO lafları ile tartışmaya girmeyiniz. Risk analizi nedir. Hakemli dergi nedir. GDO lu ürünlerin ıspatulanmış bir tek zararı hangi hakemli dergide yayınlanmış bunu bana ispat ediniz o zaman sizinle tartışalım.
                  Gdo işi Biyoteknoloji işi. Yanı Tarımsal alanda çalışan Genetikçilerin işi. Ama bakıyoruz bu hususta konuşan hep Ziraat Profların dışındaki insanlar. Özelliklede Tıp Profları. Şimdi bir ziraat Mühendisi veya Ziraat Profları da kalkıp kalp, böbrek ameliyatı, teşhis ve tedavisi hakkında konuşsa ne kadar abes olursa bugün GDO hakkında olumsuz konuşanlarda ayni abes işi yapıyorlar.

                  İkincisi, Domuzu Müslümanlar şuna zararlı buna zararlı diye yememekten çok, Sadece Allah emrettiği için yemiyor.

                  Bilim diyorsun, teknoloji diyorsun sonrada GDO ve biyoteknolojiye karşı görüş bildiriyorsun. Bence biraz araştırın ve ön yargılı olmayınız. İyi akşamlar

                  Comment


                  • #24
                    Dünya görüşümüz "Yaradana" olan saygımızı da belirtmektedir.

                    İnanışların engelliyemediği yönetmeliklerin dayattığı zorlamaların, koyun postu içinde domuzun sunulumu.


                    ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                    Sayın Eray.Kadir Bey MESAJLARINIZI OKUDUM. Öncelikle Kusura bakmayın ama GDO Hakkında zere kadar bilginiz yok.
                    Arkadaşım bilgimin kaynaklarını surgulamadan, bu kanaate nereden vardığınızı açıklarsanız memnun olacağım.

                    Sayın ubeyd; Öncelikle bu mesajı yazarak samimi bir paylaşım öğreniği ortaya koyduğunuz için size teşekkür ederim, kişiselde olsa eleştiriler yapıcı olduğu sürece takdir görmektedir, öğlede olmalıdır. Lakin bunun böyle olması sizin gibi birkaç arkadaşın dışında bu tür açıklamalara girmeden üstün körü paylaşımlar sergilediği için sadece okuyarak geçmekte sorugulama ve eleştiri yapma samimiyeti göstermedikleri ile yorum ve görüşlerimiz karşılık bulmadığından bizlerde de internet kaynaklarından edindiğimiz bilgilerimizi görüşlerimizi de katarak yorumluyoruz.


                    ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                    Lütfen kulaktan duyma GDO lafları ile tartışmaya girmeyiniz.
                    Arkadaşım ubeyd; Bu sözünüze katılmıyorum, Sn. karamanlı arkadaşın yaptığı hatalara düşmemek için alıntılama yaptığım kaynak bilginin adresini vererek, bilgi ve görüşlerimin dayandığı noktayı belirterekde paylaşımlarımı zenginleştirmeye çalışıyorum, bilgilendirme konusunda dayatmacı olmamaya çalışarak, topraklar ve organik atık maddelerin dönüşümü konularında ileri gidiyorsamda bu konuda uzun yıllara varan tecrübelerimi ortaya koymaktayım.


                    ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                    İkincisi, Domuzu Müslümanlar şuna zararlı buna zararlı diye yememekten çok, Sadece Allah emrettiği için yemiyor. Bilim diyorsun, teknoloji diyorsun sonrada GDO ve biyoteknolojiye karşı görüş bildiriyorsun. Bence biraz araştırın ve ön yargılı olmayınız. İyi akşamlar
                    Arkadaşım ubeyd, kimsenin inancına karşı bir husumetim olamaz, her kesin inancı kendisini bağlar düşüncesindeyim, ama inançlara dayalı dünya görüşü ortaya konacaksa, gelişen teknolojiler karşısında dünya insanının inancına saygım söz konusu içinde "yaradan"ın kurallarına çok sıkı bağlı olduğumu söyliyebilirim.

                    Yeri gelmişken belirtmemde fayda gördüğüm bu konuda. doğa ve çevre konularındaki açıklamalarımın kaynağıda eko sisteme bağlılığımdır, bunu her şeyin üstünde tutarak, "yaradana" olan şükranlarımın da bir belirtisi olmaktadır.


                    Bundan böyle sizi, bilgi ve yorumlarımın paylaşımlarında aktif katılımcı olmaya davet ederek, konulara intibakınızı sağlamazı beklerim. Sevgiler sunarken ilginiz için şimdiden teşekkür ederim.

                    Saygılarımla.
                    Last edited by ERAY-Kadir; 04.02.12, 10:26.
                    Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

                    Comment


                    • #25
                      Kadir Bey; Çevre temizliği ve çevrenin korunması ile ilgili gösterdiğiniz hassasiyeti tebrik ve takdir ediyorum. Çerve temizliği ve çevrenin korunması ile ilgili İslam dininin gösterdiği hassasiyeti başka dinde görmek mümkün değil. Önemli olan İslamiyet’i anlamak ve yaşamak.

                      Ancak GDO hakkında dünyada henüz zararı kesin olarak Ispatlanamamıştır. Hiç bir hakemli dergide bu hususta bir yayın yok. Biyoteknoloji ilmi ayni günümüz teknolojilerinden internet,televizyon vb..gibi. Yani iyiye kullanırsan iyi, kötü amaç için kullanırsan kötü olur. Bunun için başkaları bu işi yapıp aman yapmayın demek yerine bu işi bizim yapıp insanlıgın faydası için kullanmamız lazım.
                      Diğer bir husus Diyanetin fetva işine.
                      İslam dini hiç bir ilmi gerçeklere de ters düşmez. Yete ki kullanan insanlar bunu fayda için kullansın. Diyanete sormak lazım o zaman organ nakline de olmaz desin. Veya Ateş ev yakıyor insanlar ölüyor diye de yasak fetvası versin. Hiç olur mu bu. Ateşi kullanma amacına bağlı.
                      Aynen bunun gibi biyoteknolojiye karşı gelmek Ateşe karşı gelmek gibi bir şey.. Selametle kalınız.
                      Last edited by ubeyd; 04.02.12, 16:42.

                      Comment


                      • #26
                        Sayın Ubeyd
                        Söylediklerinize çoğuna tabiiki katılıyoruz. İyi niyet her zaman ön plandadır. Siz şimdi (GDO hakkında dünyada henüz zararı kesin olarak Ispatlanamamıştır.) demekle gdo lu ürünleri kullanmamızı mı öneriyorsunuz? Yani zararlı olduğu ispatlandığı zaman ne olacak. Çernobil santralı patladığı zamanda zararı yok dediler. Hatta televizyonlarda çaylar içtiler. Şimdi patladı. Bütün hastanelerde Karadenizli KANSER hastalığına yakalanmış kardeşlerimiz yatıyorlar. Allah hepsine bir an önce şifalarını versin. İşte gördüğünüz gibi felaket geldikten sonra işimiz ALLAH a kalıyor. İş işten geçmeden önlemini allak gerekiyor. Tarım toprakları çoraklaştı. Tarım ülkesi ülkemiz tarım ürünleri ihraç etmeye başladı. Tarım alanlarını bir an önce tarım yapılır hale getirmeliyiz. Betonlaşmasını, madem aramalarını, zararlı santrallerin kurulmalarını ve tarıma zarar veren ne varsa hepsine karşı çıkmalıyız. Tarım topraklarında yapılacak doğal tarım ürünleri hepimize yeter de artar bile. Biyoteknoloji zararlı olmadığı ispatlandığı zaman tabiiki faydalanmalıyız. Hatta zararlı olmadığı ispatlanan tüm teknolojilerden faydalanmalıyız. Saygılarımla,
                        Last edited by Behramkale; 04.02.12, 11:58.

                        Comment


                        • #27
                          Forumlarda samimi paylaşımlar örneği.

                          Konu başlığına katılanları selamlarım.



                          ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                          Kadir Bey; Çevre temizliği ve çevrenin korunması ile ilgili gösterdiğiniz hassasiyeti tebrik ve takdir ediyorum. Ancak GDO hakkında dünyada henüz zararı kesin olarak Ispatlanamamıştır.
                          Sayın ubeyd Arkadaşım, Organik atıkların değerlendirme çalışmaları içindeki çevreye gösterdiğim hassasiyetim. takdirlerinizle taltif etmeniz benim için bir onur kaynağı arz etsede, bu benin insanlığımın asaletindendir.

                          Konu başlığına getirdiğiniz açıklamalar içinde GDO nun üzerinde konuşacaksak bu başlığın konusu içinde olmaması gereğine inandığım için buradan cevap alabilirsiniz.


                          ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                          Çerve temizliği ve çevrenin korunması ile ilgili İslam dininin gösterdiği hassasiyeti başka dinde görmek mümkün değil. Önemli olan İslamiyet’i anlamak ve yaşamak.Diğer bir husus Diyanetin fetva işine.
                          Yukardaki açıklamalarınıza katılmadığımı belirterek, bu açıklamalarınızın bir tartışmaya konu olacağını düşüncesiyle, arzu ederseniz uygun bir konu başlığında bu konuyu tartışmalara açarak, forumlardaki kanaatlerin kimlerden yana olduğunu gerçeğine varabiliriz.

                          Sayın ubeyd, şahsıma ilgi göstererek katıldığım konu başlıklarındaki yorumların için şükranlarımı sunarken, bu yorumlarla forumlara güzel paylaşımlar sağlanan bilgilerin oluşumunada hizmet ettiniz, sizi her zaman bu paylaşımlar içinde görmek benim içinde onurlara vesile olacaktır, sevgilerimle hep güzellikler sizinle olsun.
                          Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

                          Comment


                          • #28
                            (Çernobil santralı patladığı zamanda zararı yok dediler. Hatta televizyonlarda çaylar içtiler. Şimdi patladı. Bütün hastanelerde Karadenizli KANSER hastalığına yakalanmış kardeşlerimiz yatıyorlar.)

                            sayın Behramkale,
                            forumdaki tezlerinizin çoğuna katılıyorum ancak yukardaki yazınızda GDO ile çernobil vakasına aynı mantıkla bakma tazinize katılamıyorum zira Çernobil bir vakaa ve santralı patladığında etrafa yüksek dozda radyasyon yayıldı, bundanda bilhassa Karadeniz bölgemiz etkilendi, (radyasyonun kansere sebeb verdiği malum) çayda radyasyon yok diyen o günkü siyasetçilerimizin kendi halkına bir yutturmacısı olmuştur.
                            GDO ürünlerine gelince: önce konunun derinliğine inerek aşağıdaki hususlara cevap bulursak bu konuda daha fazla aydınlanmış oluruz.
                            a)GDO lu ürün bileşimlerinde aynı cins GDO suz ürüne göre farklı maddeler içeriyormu? içeriyorsa bunlarda toksin gibi zehirli kimyasallar varmı?
                            b)sindirim sistemimize ne gibi etkileri var? ( reaksiyona uğruyor vs gibi)
                            c)midemizde parçalanıp öğütülebiliyormuyuz?
                            d)içindeki besin maddeleri barsaklarımız vasıtasıyla emilebiliyormu?
                            e)sindirim sistemimizde kalış süresinde farklılık varmı?
                            f)besin maddelerinin % kaçını sirdirebiliyoruz? (GDO suz hayvan yemleri bile % 40 sindirilmeden dışarıya atılıyor)
                            g)ithal GDO lu ürünlerin türk tarımına getirisi ve götürüsü nelerdir? (GDO lu tohum ithal bağımlılığımız vs gibi)
                            h)bioteknoloji alanında hangi seviyedeğiz, akademisyenlerin çalışmaları hangi aşamada?
                            Yorumcu arkadaşların yorumlarında felsefi ve dini yönünden ziyade yukardaki konulara odaklanması ve cevap aramaları daha yararlı olacağı kanısındayım.
                            saygılar ve salamlarımla iyi çalışmalar,

                            Comment


                            • #29
                              Sayın YKaya bir kaynaktan aldığım yazıyı siz ve sayın forum üyelerine sunuyorum. Değerlendirmesi siz ve herkese kalmış. Saygılarımla,

                              GDO Nedir-Gdo Zararları Nelerdir?
                              (Genetiği DeğiştirilmişOrganizmalar) Bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da ona kendidoğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yoluyla elde edilencanlı organizmalara Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar; yani kısaca GDO adıverilmektedir.

                              Bir canlıdan diğerine gen aktarımı, bir çeşit kesme, yapıştırma ve çoğaltmaişlemi olup, genetik mühendisleri tarafından uygulanmaktadır. Aktarılacak genönce bulunduğu canlının DNA sından kesilerek çıkarılıyor sonra vektör adıverilen taşıyıcı virüs ile bu gen DNA molekülüne yapıştırılıyor.
                              FrankeştaynGıda olarak da nitelenen GDO'lar bugün kolera bakterisi geni taşıyan yonca, akrepgeni taşıyan pamuk, tavuk genli patates, balık genli domates gibi gıdalarşeklinde karşımıza çıkmaktadır.

                              İnsanlık bugün doğal çeşitliliğe zarar vererek tür zenginliğinin yok olmasınayol açan GDO'ların çeşitli yollardan yayılarak yeni Frankeştaynlar yaratmatehlikesiyle karşı karşıya.

                              Canlılar üzerinde yapılan bu değişiklikler; canlı sağ
                              lığı, biyolojik çeşitlilik, ekolojik dengeninbozulması, ekonomik bağımlılık, canlıların yaşam hakkının elinden alınması vecanlılar üzerinde mülkiyet hakkı tanınması açısından önemli tehdit ve risklertaşıyor.

                              Yaşam bütündür ve canlı organizmalar milyonlarca yıl boyunca bu güne geldiler.İnsanlığın da yaşamsal ihtiyaçlarının kaynağı olan bu zenginlik, dengeli biralış-veriş ve ekolojik bütünün her bir unsuru (tüm canlılar, toprak, su, güneş,ay, hava vs.) ile etkileşim içinde gelişerek çeşitlenmiştir.


                              GDOların Tehdit ve Riskleri1.Biyolojik Çeşitlilik, TarımsalBiyoçeşitlilik ve Doğal Dengeye EtkileriYerel türler tehdit altında.Yaşam bir bütündür ve genhalkalarındaki en küçük bir değişiklik beslenme zinciri yoluyla bütündeki diğerparçaları da etkiler.
                              Sonuçta insan, hayvan, bitki, mikroorganizmalarda yapılan herbir değişiklik bütününbir diğer parçası olan tarımsal biyoçeşitliliği; yani sağlıklı beslenmenintemeli olan gıda çeşitliliğine etkileyecektir.

                              Hastalık ve diğer zararlılara karşı dayanıklı olması için genleriyle oynanmışbir buğday türünün belki verimi yüksektir; ancak bir hastalık ya da zararlısayesinde o türün yok olması ve dünyada artık başka bir buğday yetiştirilmediğiiçin buğday ırkının tamamen ortadan kalkması gibi bir felaketi beraberindegetirebilmektedir.

                              Modern tarım yüzünden zaten çeşitliler çok azlmış durumdadır. Asya'da mevcut140 bin çeşitten sadece 6'sı ekili toprakların %70'ini kaplıyor. Azalançeşitler ise tamamen GDO tehdidi altındadır. Çünkü GDO'larınaktarılmış genleri çevresinde geleneksel yöntemle üretilmiş ürünleregeçebilmektedir. Arılar, kuşlar, böceklerve rüzgar gibi tozlaşmayı sağlayanetkenler GDO'u polenleri komşu tarlaya taşıyor ve oradaki üründe degenetik değişikliğe yol açıyor. GEN KAÇIŞI adı verilen bu bulaşma sonucuyaşamın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyan bitkiler tek tipleşmekteve doğal çeşitlilik azalmaktadır. Milyonlarca yılda oluşan türler 5-10 senedeyok olmaktadır.

                              Birkez gen aktarımı başlatılınca genetiği değişmiş ürünün, genetiği değişmemişürünlere bulaşması -ileriki nesillere de aktarılacağından- önlenemez halegelmektedir.

                              Yararlı böcekler yok olmaktadır. Zararlı böceklere karşı dayanıklı olmalarınısağlamak için bazı bitkilere aktarılan toksin (zehir) karakterli genler oböcekleri yiyen yararlı böcek türlerinin de yok olmasına neden oluyor.

                              Ayrıca yabani ot ilacına dayanıklı genler aktarılmış bir ürünün yetiştiğitarlaya ertesi yıl farklı bir ürün ekildiğinde, tarlada kalan geçen yılın GDO'luürünü yeni ürün için yabancı ottur. Ancak eski GDO'lu yabani otlaradayanıklı olduğundan çiftçi için büyük sorun yaratıyor ve yeni ürüne şanstanımıyor, onunla mücadele etmek imkânsızlaşıyor.

                              Yabancı otlara doğru gen kaçışı nın kolza ve pancarda belirginleşmesi FransaTarımsal Araştırmalar Ulusal Enstitüsü'nün (INRA) yabani otlara dayanıklı tümkolza varyetelerini stoktan çıkarmasına neden oldu.
                              İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİGDO lu bitkiler yüksek allerji riski taşıyor.Alerjenler, genetik mühendisliği yoluyla bireylerin güvenli olduğunudüşündükleri için tüketmekte sakınca görmedikleri besinlere de aktarılabiliyor.Bu durumda birey allerjeni taşıdığını bilmediği besini tüketerek kendini riskeatabiliyor.

                              11 Aralık 2003'te Rusya'da bir gurup bilim adamı son üç yıl içerisinde allerjibelirtisi gösteren hastaların sayısında 3 kat artış olduğunu ve bunun altındayatan nedenin Genetiği Değişmiş Ürünler'in (GDÜ) tüketimi olabileceğiniaçıkladılar.
                              Toksik (zehirleyici ) EtkilerAraştırmalar GDO'lu patateslerin fareler içintoksik etki yaptığını, bağışıklık sisteminde bozukluklar, viral enfeksiyonlargibi birçok etkileri olduğunu ortaya koyuyor.

                              1980 lerin sonunda bir Japon firması triptofan adlı bir aminoasidi birbakteriye ürettirerek bbesin takviyesi olarak ABD de satışa sundu.Aylar içindeürünü kullanan kişilerde sinir sistemini etkileyen, kas ağrıları ve kandakibazı hücrelerin sayısında artış ile seyreden eozinofili-miyalji sendromu ortayaçıktı. Bu sorunları yaşayan 155 kişşide kalıcı hasar meydana geldi,37 hastayaşamını yitirdi.Mayeno ve Gleich,1994 . Yapılan incelemne sonucu genetiğideğiştirilmiş bakterideki artmış triptofan üretiminin toksik bir yan ürünoluşumuna yol açtığı ve sendromun toksik madde nedeniyle ortaya çıktığıanlaşıldı.
                              Sağlıksız Hayvanlar ve HayvansalÜrünlerÖrneğin süt verimini arttırmak için ineklere GDÜ'lüürünler veriliyor. Bu hayvanların sağlıkları bozuluyor. Meme enfeksiyonları,rahim, sindirim sistemi bozuklukları, yumurtalık kistleri görülüyor. Gebelikoranı düşüyor. Antibiyotik kullanma sıklığı artıyor.

                              Bilim insanları ayrıca iki tür potansiyel tehlikeye dikkati çekiyor; durgunvirüsleri yeniden harekete geçmesi ve virüsler arasında yeni bulaşıcı dizileroluşturabilecek kombinasyonlar!
                              Sağlıksız Beslenme ve Yol AçtığıSorunlarSadece verimli ve dayanıklı birkaç ürünyetştirilmesine yol açan GDO'ların yarattığı en büüyk tehlikelerden biri de gençeşitliliğinin yok olmasıyla birlikte insanları tek tip gıda almak zorundabırakıyor olması.

                              Tek tip gıdalar insanların sağlıklı ve dengeli beslenmesini engelleyecek. Budurumda tek tip beslenmeye mecbur kalacak olan yoksullar sağlığını yitriyor,maddi imkanı iyi olanların da gıda takviyeleri, tedavi yöntem ve ilaçlarınabüyük miktarda para harcaması gerekiyor.
                              Ekonomiye ve Üretime KatkısıYaşam patentlenemez! GDO'lar ekonomikbağımlılık ve canlıların yaşam hakkının ellerinden alınması ve canlılarüzerinde mülkiyet hakkı tanınması açısından önemli tehdit ve risklertaşımaktadır.

                              GDÜ'lerin ekonomik olarak getirdiği en büyük sakıncalardan biri buürünlerin patent hakkının tüm dünyada birkaç çok uluslu şirketin elindeolmasıdır. Bu çalışmaları yapan şirketler en büyük kazançlarını patent bedelitahsil ederek sağlıyorlar. Çiftçi terminatör genlerle kısırlaştırılan tohumlarıheryıl yeniden almak zorunda kalıyor. Bu da çiftçiyi çok uluslu tohum üreticisişirketlere bağımlı kılıyor.

                              Dünyanın önde gelen GDO üreticisi firmalardan tohum alan çiftçilerinürünlerinin verdiği yeni tohumları tarlalarına ekme hakları yok. Üreticifirmalar bu tohumların korsanlığını yapanların önüne geçmek için komşu ispiyonugibi en basit yollardan dedektif tutmaya kadar her yola başvuruyorlar. Bu günekadar 100 çiftçi mahkeme sürecinden kurtulmak için ürünlerini yaktı, üreticifirmaya tazminat ödedi ve banka hesapları incelemeye alındı.
                              HANGİ ÜRÜNLER GDO LU OLABİLİR?Pek çok GDO lu ürün var: Mısır, patates, domates,pirinç, soya, buğday, kabak, balkabağı, ayçiçeği, yer fıstığı, bazı balıktürleri, kolza, kasava, papaya.

                              Bunların dışında çalışmala,rın devam ettiği ürünler var: Muz, ahududu, çilke,kiraz,ananas, biber, kavun, karpuz, kanola.

                              Üretimi sırasında GDO kullanılmış pek çok ürün var: Mısır ve soyagenleri ile oynanan ürünlerde ilk sırayı aldıklarında bu bitkilerden üretilenyan ürünlerin de GDO'lu olma riski var.

                              Mısır ve soyadan üretilen yağ, un, nişasta, glikoz şurubu, sakkaroz, fruktoziçeren gıdalar günlük tüketim maddeleri arasında yer alıyor. Örneğin: Bisküvi,kraker, kaplamalı çerezler, pudingler, bitkisel yağlar, bebek mamaları,şekerlemeler, çikolata ve gofretler, hazır çorbalar, mısır ve soyayı yem olaraktüketen tavuk ve benzeri hayvansal gıdalar ile pamuk GDO'lu olma riskitaşıyor.

                              Sadece mısırdan üretilen ve çeşitli gıdalarda bileşen veya katkı maddesi olarakkullanılan yan ürün sayısı 700'ü, soyadan üretilen türevlerinin sayısı ise900'ü buluyor. Yani bu yan ürünleri içeriğinde kullanan her bir işlenmiş ürününGDO'lu olma riski bulunuyor.
                              Türkiye'de Denetim Yok!GDO'lu tohum yasaklanmış olsa da bu tip ürünlerinithalatının kontrolü yok ve girişler sadece beyana dayalı...

                              Gen aktarılmış ürün yetştiriciliği yasak, bakanlık kontrollü olarak bazısahalarda GDO'lu bitki yetiştiriciliği yapıyor.

                              GDO içeren ürünlerin Türkiye'ye ithali serbest!

                              Türkiye'de GDO içeren ürünleri satılma riski çok yüksek. Çünkü bu konudayasal düzenleme ne yazık ki yok. Riski en yüksek olan ürünler içeriğinde mısırve soyadan elde edilen yan ürünleri içerenler. Çünkü Türkiye mısır vesoya ithalatının büyük bölümünü, en büyük GDO 'u mısır ve soyaüreticileri olan ABD ve Arjantin'den alıyor.
                              GIDA SEÇİMİNDE NELERE DİKKAT ETMELİ?Ürünleri dış görünüşünden bu durumu anlamaya imkanyok. Bu nedenle riski azaltmak gerekmektedir. Yukarıdaki Hangi ürün GDO luolabilir bölümünü iyi okuyun. Böylece risk gruplarını tespit edersiniz.

                              Organik ürünler yemeye dikkat edin. Bu ürünlerin üretiminde ekolojiksertifikalı tohumluk kullanılır. Her organik veya ekolojik denen üğrüne itibaretmeyin.Mutlaka sertifikasını görmek isteyin. Alışveriş yaptığınız marketlerdeorganik ürün talep edin.

                              Gıdaları mevsiminde tüketin. Mevsimi dışında yetiştirilen sebze ve meyveleriçin doğal olmayan zorlama yöntemler kullanılmaktadır. Doğal yöntemlerinkullanılmadığı seralarda çok fazla tarım ilacı kullanıldığını da unutmayın.

                              Gıdalarınızı yerel olanlardan seçin. ABD veya Arjantin gibidünyada en çok GDO üreten ülkelerden gelen ürünlerin GDO'lu olmariski oldukça yüksek. Ülkemizde üretilen ve kaynağını bildiğimiz ürünlertüketerek yerel çeşitlerin korunmasına da katkıda bulunun. Ayrıca dünyanınfarklı bölgelerinden gelen ürünlerin ulaştırılması için harcanan yakıtınyarattığı kirliliği unutmayın.
                              kaynak

                              Comment


                              • #30
                                Başlığa uygun samimi paylaşımlar sağlıyalım.

                                ykaya194 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                                (Çernobil santralı patladığı zamanda zararı yok dediler. Hatta televizyonlarda çaylar içtiler. Şimdi patladı. Bütün hastanelerde Karadenizli KANSER hastalığına yakalanmış kardeşlerimiz yatıyorlar.)
                                Arkadaşım ykaya194; Bu mesajının bu başlığa oturmayan açıklamalarınızı GDO konu başlıklarına taşımanızı önermekteyim, o zaman başlığa gerçek hizmeti etmiş olacaksınız.

                                ykaya194 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                                sayın Behramkale, forumdaki tezlerinizin çoğuna katılıyorum ancak yukardaki yazınızda GDO ile çernobil vakasına aynı mantıkla bakma tazinize katılamıyorum zira Çernobil bir vakaa ve santralı patladığında etrafa yüksek dozda radyasyon yayıldı, bundanda bilhassa Karadeniz bölgemiz etkilendi, (radyasyonun kansere sebeb verdiği malum) çayda radyasyon yok diyen o günkü siyasetçilerimizin kendi halkına bir yutturmacısı olmuştur.
                                GDO ürünlerine gelince: önce konunun derinliğine inerek aşağıdaki hususlara cevap bulursak bu konuda daha fazla aydınlanmış oluruz.
                                a)GDO lu ürün bileşimlerinde aynı cins GDO suz ürüne göre farklı maddeler içeriyormu? içeriyorsa bunlarda toksin gibi zehirli kimyasallar varmı?
                                b)sindirim sistemimize ne gibi etkileri var? ( reaksiyona uğruyor vs gibi)
                                c)midemizde parçalanıp öğütülebiliyormuyuz?
                                d)içindeki besin maddeleri barsaklarımız vasıtasıyla emilebiliyormu?
                                e)sindirim sistemimizde kalış süresinde farklılık varmı?
                                f)besin maddelerinin % kaçını sirdirebiliyoruz? (GDO suz hayvan yemleri bile % 40 sindirilmeden dışarıya atılıyor)
                                g)ithal GDO lu ürünlerin türk tarımına getirisi ve götürüsü nelerdir? (GDO lu tohum ithal bağımlılığımız vs gibi)
                                h)bioteknoloji alanında hangi seviyedeğiz, akademisyenlerin çalışmaları hangi aşamada?
                                Yorumcu arkadaşların yorumlarında felsefi ve dini yönünden ziyade yukardaki konulara odaklanması ve cevap aramaları daha yararlı olacağı kanısındayım.
                                saygılar ve salamlarımla iyi çalışmalar,
                                Arkadaşım ykaya194; Bu mesajının bu başlığa oturmayan açıklamalar yaptığı için, bu açıklamalarınızı GDO konu başlıklarına taşımanızı önerirken. behramkale'nin de aynı hatalı durumdaki mesajına bu başlıkta cevap verdiğinizi uygun bulmadığımı belirtmeliyim.

                                Her ikinizide konu başlığına hizmet etmiyen açıklamaları kaldırarak ilgili başlığa taşımınızı bekleren, bu başlığa hizmet etmiş olacağınız inancını taşımaktayım.

                                Konu moderetörlerini de konuya ilgi göstererek konu başlığına katkı sağlamıyan mesajları ilgili yerlere taşımasını rica ederim.
                                Saygılarımla.
                                Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

                                Comment

                                Working...
                                X