HAVA KİRLİLİĞİ
Atmosferi oluşturan gazların karışımı olan hava, normal koşullarda azot (%78.09), oksijen (%20.95), argon (%0.93), karbondioksit (%0.03) ve çok düşük oranlarda bulunan diğer bazı gazları içerir. Atmosferin içerdiği su buharı miktarı da bölgelere ve atmosferik koşullara bağlı olarak değişmeler gösterir.
Normal havanın canlılara ve doğaya zarar verici hale gelmesi kirletici denen un-surların fazlalaşmasıyla olur. Buna göre, Hava Kirliliği, Çeşitli kimyasal süreçlerle açığa çıkan gaz ya da parçacık halindeki maddelerin, özelliklede yakıt artıklarının atmosferde canlıların yaşamına ve eşyalara zarar verecek miktarda birikmesidir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi, hava kirliliğinde etken olan kirleticiler Birincil Kirleticiler ve İkincil Kirleticiler olarak iki gruba [b]ayrılırlar. Birincil kirleticiler belirli kaynaktan atmosfere bırakılan ve değişmeyen maddeler, ikincil kirleticiler ise atmosferdeki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan maddeler oluşturur.
1. HAVA KİRLETİCİLERİ VE KAYNAKLARI
Hava kirliliğine yol açan maddelerin başında, karbon monoksit(CO),Katı ya da sıvı maddelerin parçacıkları, Kükürt oksitleri, Hidrokarbonlar, Azot oksitleri ve Kurşun gelir.
Karbon monoksit, havadan biraz daha hafif, renksiz, kokusuz, zehirli bir gazdır. Yanma süresince yakıttaki karbonun, eksik yanma sonucunda tümüyle korbondiokside yükseltgenmeyip bir bölümünün karbon monoksite dönüşmesiyle oluşur. Başlıca karbon monoksit kaynağı içten yanmalı motorlardır.
Katı ya da sıvı maddelerin parçacıkları, kurum ya da sis biçiminde gözle görülebilenlerden, ancak elektron mikroskobuyla gözlenebilecek olanlara kadar değişen boyutlardadır. Çevreyi kirleten parçacıkların oluşumuna yol açan başlıca nedenler, hareketsiz merkezlerde yakıt klanlımı ile sanayi etkinlikleridir; orman yangınları da küçük bir yüzde oluşturur.
Kükürt oksitleri, kükürt içeren yakıtların yanmasıyla oluşan zehirli gazlar-dır.Her yıl açığa çıkan kükürt oksitlerin yaklaşık %60’ı kömürün yanmasıyla oluşur. Kentsel bölgelerde yoğunlaşmış olan akaryakıt kullanımı ve kükürtten yararlanan sanayi tesisleri de kükürt oksitlerinin oluşumuna yol açan önemli kaynaklardandır.
Hidrokarbonlar da karbon monoksit gibi eksik yanan yakıtlardan kaynaklanır. Ama karbonmonoksidin tersine, atmosferde normal olarak bulundukları yoğunlukta zehirli değillerdir. Bununla birlikte, fotokimyasal sise yol açtıklarından kirliliğin artmasında önemli rol oynarlar. Havadaki hidrokarbonlar genellikle, çöp fırınları gibi büyük tesislerde atık maddelerin yakılmasından, sanayide kullanılan çözücülerin buharlaşmasından ve odun ile kömürün yakılmasından kaynaklanır. Ama en önemli etken, buharlaşma yoluyla ve içten yanmalı motorların egzozundan havaya karışan benzindir. Bu yüzden havadaki hidrokarbonların yaklaşık yüzde 60’ı, çok sayıda motorlu taşıtın bulunduğu kentsel alanlarda yoğunlaşmıştır.
Azot oksitleri, yakıtın çok yüksek sıcaklıkta yanmasıyla oluşur. Bu kirletici gene motorlu taşıtlardan ve elektrik enerji santralleri ile sanayide kullanılan buhar kazanlarının yakım sistemlerinden kaynaklanır. Havada normal olarak eylemsiz halde bulunan azot, yanma sırasındaki yüksek sıcaklıkta oksijenle birleşir ve gaz halinde dışarı atıldığında çabuk soğursa, bu durumda kalır. Azot oksitleri, hidrokarbonlarla birleşerek fotokimyasal yükseltgenleri oluştururlar. Bu yükseltgenlerde, havadaki katı ve sıvı parçacıklarla birleşerek hava kirliliğine yol açarlar. Fotokimyasal yükseltgen kirleticiler ozon, akrolein ve peroksiasitlerdir.
Kurşun da kentsel bölgelerdeki hava kirliliğine yol açan bir başka önemli maddedir. Kurşun, sanayi tesislerinden, zararlı canlılarla mücadelede kullanılan kimyasal maddelerden, kömür ve çöp yakımından ve kurşunlu benzin kullanılan otomobil motorlarından kaynaklanarak havaya karışır.
Kirleticiler dışında, bazı doğal etkenlerde hava kirlenmesine yol açar. Güneş ışınlarındaki morötesi ışınlar, hidrokarbonlarla ve azot oksitleriyle fotokimyasal sis oluştururlar ve bu da sıcaklık terslenmesi dönemlerinde atmosfer durgunluğuna neden olur. Bu olay, sıcaklığın, yeryüzünde troposferin içine doğru arttığı durumlarda görülür; olaya terslenme denmesinin nedeni de normal olarak sıcaklığın yükseklikle birlikte azalmasıdır. Sıcaklık terslenmesi havanın yükselmesini engelleyerek kirletici içeren alt hava katmanının asılı halde kalmasına yol açar. Havada önemli bir yanal hareket gerçekleşmediği sürece kirlilik kalıcı olur.
2. HAVA KİRLİLİĞİNİN NEDENLERİ
Hava, iki yoldan kirlenir;
I.İnsanın neden olduğu kirlenme,
Nüfusun hızlı artması, büyük şehirlerde yoğunlaşma,
Şehirleşmede, endüstride yanlış yer seçimi,
Fosil yakıtların büyük ölçüde tüketilmesi,
Motorlu araç sayısındaki büyük artışlar,
Bilinçsizlik, eğitimsizlik sonucu konunun önemsenmeyişi
Endüstriden kaynaklanan hava kirliliği temelde yanlış yer seçimi, iklim verilerinin, özellikle rüzgarın esiş yönünün dikkat alınmaması, yeterli teknik önlemler alınmadan atık, gaz ve tozların havaya bırakılması ve yanlış, eksik teknoloji seçiminden doğmaktadır.
Ülkemizde endüstrileşmenin yoğunlaştığı bölgelerde yüksek düzeyde hava kirlenmesi gözlemektedir. Özellikle İstanbul-İzmit arası, Bursa, İzmir, Eskişehir, Adapazarı, Zonguldak, Karabük, Samsun, Muğla, Çukurova Bölgesi, Karadeniz Ereğlisi, Hereke ve Kırıkkale yoğun endüstriye bağlı olarak hava kirliliğinin belirgin olduğu yerlerdir.
Şehirlerdeki hava kirliliği sadece nüfus yoğunluğuna bağlı olmayıp, aynı zamanda şehrin topografik ve iklimsel koşullarının da etkisindedir. Zira kirleticilerin çoğu troposfer tabakasında bulunur. Dolayısıyla antropojenik etkilerde bu tabakada yoğunlaşmıştır. Şehrin uygun olmayan bölgeye kurulması, yanlış parselasyon, yeşil alan azlığı hava kirlenmesine neden olur. Zira uygun olmayan çukur bölgelerde kurulmuş şehirlerdeki kent içi hava sıcaklığı yerden yukarıya doğru düzensizlikler gösterir. Dolayısıyla bu kent de yüksek oranda gaz ve toz konsantrasyonuna sahip bir Toz Kubbesi oluşur. Eğer şehirdeki soğuma yukarıya çıktıkça düzenli şekilde azalırsa kent üzerinde normal hava döngüsü oluşur, dolayısıyla kirli hava tabakası oluşmaz. Eğer kent içindeki sıcak hava yüksekliğe paralel olarak önce soğur, sonra yeniden ısınmaya başlarsa bu hava tabakası alttaki hava tabakasının üstünü bir kapak gibi örter. Bu olaya İnversiyon; aradaki hava tabakasına da İnversiyon Zonu denir. İşte sözü edilen toz kubbesi bu zonun altında yer alır.
Şehirdeki ısıtma sisteminin neden olduğu hava kirliliğine ait en iyi örneği Ankara oluşturur. Anadolu platosunda, etrafı dağlarla çevrili bir yörede bulunan Ankara, yaz-kış sıcaklık farkları yüksek, nispi nemi düşük, hâkim rüzgârları düşük hızda, kuzey-doğu yönünde kurulmuş bir yerleşim merkezidir. Şehirleşme plansız ve hızlı bir şekilde gelişmiştir. Bu nedenle hava kirliliğinde ilk sırayı almıştır.
Endüstrinin neden olduğu hava kirliliği esas olarak yanlış yer seçimi ve atık gazların yeterli teknik önlemler alınmadan havaya bırakılması sonucu oluşur. Hava kirlenmesine neden olan endüstriler: Gübre, Demir-Çelik, Kâğıt Selüloz, Şeker, Çimento, Tekstil, Tarım ilaçları, Deri sanayi ve Enerji üretimidir.
Bu sanayi kuruluşlarından ve termik santrallerden havaya birincil kirleticiler atıldığı gibi, bu kirleticilerden bazılarının reaksiyona girmesiyle havada ikincil kirleticiler oluşur. Bunun en tipik örneğini asit yağmurları oluşturur. Bilindiği gibi normal koşullarda bile yağmur suyu hafifçe asidiktir. Bunun nedeni havada doğal olarak bulunan karbondioksit ile kükürt ve azot oksitlerin yağmur suyu ile reaksiyona girmesindendir. Ancak fosil yakıt kullanan enerji santralleri ile pek çok sanayi kuruluşunun bulunduğu bölgelerde havaya bol olarak kükürt ve azot dioksit verilmekte olup, bunlarda yağmur suyuyla reaksiyona girerek suyun asiditesinin yükselmesine neden olmaktadır. Bu olay Asit Yağmuru olarak tanımlanmaktadır.
Taşıtlarında şehirlerde oluşan hava kirliliğinde çok etkili olduğu bilinmektedir. Kara yolları taşıtları, demir yolları taşıtlarından daha zararlı olmaktadır. Ayrıca büyük şehirlerin civarındaki işlek hava trafiğine sahip hava alanları ve uçaklar önemli kirletici faktör olarak rol oynamaktadır. Taşıt araçlarından çevreye hidrokarbon, azot oksitleri, kurşun, çinko ve kadmiyum gibi ağır metaller verilmektedir.
II.Doğal kirlenme,
Çöllerde esen rüzgârlar hava kalitesini bozan litolojik, mineral maddeler içere-bilir. Çöllere komşu alanlarda, kurak-yarı kurak yerlerde, bozkırlarda hava genellikle saydam,net değildir. Örneğin, Aral Gölü giderek küçülmekte, eskiden su ile kaplı yerler karalaşınca, rüzgârın buralardan kaldırdığı ve kanserojen olduğu bilinen maddeleri yakındaki şehirlere taşıyarak insan sağlığı üzerinde bozucu et-ki yapmaktadır.
Yanardağlar da püskürttüğü maddelerle, çıkardığı zehirli gazlarla doğal ortama zarar verebilir. Yanardağ çevresindeki hayvanların ve insanların bu gazlardan öldüğü; bitkilerin yanıp kavrulduğu tarih boyunca sık görülen olaylardır.
Yıldırım düşmesiyle ormanlar yanabilir. Böyle doğal bir orman yangını sonucu oluşan küller, rüzgârlarla çevreye yayılarak hava kirlenmesini neden olabilir.
Atom çağında, uzay çağında atmosfer kirliliği dünyayı tehdit eder hale gelmiştir. Roketlerin egzoz gazları çeşitli maddeler içermektedir. Uzaya fırlatılan füzeler atmosfer üstündeki yörüngeler boyunca artıklar bırakırlar. Jetler, yakıtın yanmasından doğa gazlar, yanmamış akaryakıt ve is püskürtürler. Nükleer denemeler atmosferi büyük ölçüde kirletir. Ek olarak radyoaktif kirlenmeye yol açar ve yeryüzündeki bütün yaşamı etkilerler. Kömür ya da petrol kullanarak elektrik üreten termik santraller baca gazlarıyla kimyasal ve ısıl kirlenmeye yol açarlar. Santrallerin soğutma kuleleri artık ısıyı havaya aktarırlar. Yüksek binaların bacalarından yayılan kükürtdioksit gazı akciğerlere zarar verir; gözlerde tahrişlere yol açar. Petrol rafinerilerinde gaz artıklarının havada yanması alev aşırı sıcak değilse, büyük ölçüde kirlenmeye neden olur. Kara taşıtlarının egzoz gazlarında bulunan kurşun oksitler, yanmamış hidrokarbonlar, karbonmonoksitler ve azot oksitleri büyük ölçüde kirlenmeye yol açarlar. Güneş ışınları azot oksitleri etkileyerek sise dönüştürür. Evlerde kullanılan yakıtların çok düşük verimle yanması kimyasal kirlenmeye ve is oluşumuna yol açar. Buhar kazanlarının ya da dizel motorlarının egzoz gazı kalıcı artıklar bırakır.
Büyük şehirlerde çocuklarda davranış bozuklukları sık görülür. Buna egzoz dumanlarında bulunan kurşun buharının neden olduğu ileri sürülmektedir.
3. HAVA KİRLENMESİ VE İKLİM: SICAKLIK İNVERSİYONLARI
İklimin de hava kirleticileri üzerinde etkisi olabilir. Belirli alanlarda hava kirleticilerinin tesirlerini büyük ölçüde artırabilecek olan bir iklim faktörü, termal inversiyon da denilen sıcaklık inversiyonudur. Normal olarak hava yükselir ve genişlerken soğur. Bu, tıpkı bir otomobil lastiği-nin havası boşalırken soğuması gibidir. Tersine bazı topoğrafik özellikler ve iklime bağlı durumlar dolayısıyla, yoğun ve soğuk bir hava tabakası daha az yoğun ve sıcak bir hava tabakası altına sıkışmış halde kalabilir. Gerçekten sanki termal bir kapak, bu bölgeyi üstten kapatmış gibidir.Eğer inversiyon inatla devam ederse, kirleticiler burada toplanarak öldürücü konsantrasyonlara bile ula- şabilirler. Çok sayıda insanın öldüğü birçok felaketler, bu şekilde termal inversiyonların uzun za- man devam etmesi sonunda meydana gelmiştir. Böyle durumlar çoklukla güneş ışınlarının atmos-ferin alt tabakalarına kadar yeterince nüfuz edip bu sıkışmış soğuk hava kitlesinin , ısıtamadığı, dolayısıyla onun yükselmesini sağlayamadığı sonbahar ve kış mevsimlerinde meydana gelirler. Ekseriya inversiyonlar birkaç saat devam ederek tehlikeli olmazlar. Bununla beraber bazı hallerde birkaç gün süren yüksek basınç sistemleri meydana gelmekte ve hava kirlenme seviyelerini tehlikeli hale getirmektedir.
Aslında birkaç tip termal inversiyon vardır. Yüksek basınçlı hava kitlesi durgun halde kalıp sıcak bir hava kitlesinin üstüne oturarak onu aşağı ittiği her yerde inversiyon teşekkül edebilir. Güneş battıktan sonra yeryüzü sıcaklığını rasyasyonla geri verir. Bulutsuz bir gecede zemine yakın tabakalarda hava hemen soğur ve üstünde bulunan sıcak hava tarafından üstten kapatılır. Böylece bir gece inversiyonu meydana gelir. Buna Radyasyon İnversiyonu da denir. Sabah güneş ışıkları yeryüzünü ısıtır ve sıkışmış haldeki bu soğuk hava tabakasını yukarıya itecek bir hava tabakası meydana getirir. Eğer şehir etrafı dağlarla çevrili bir vadi içinde bulunuyorsa veya sahile yakınsa her iki inversiyon da daha sık ve daha uzun süreli olabilir (Bu olayların ilk defa bütün dünyanın ilgisini çektiği Los Angeles şehrinde bu özelliklerin her ikiside mevcuttur). Güneş battıktan sonra denizden veya dağlardan gelen soğuk hava vadinin içine dalarak hemen her gün inversiyonlar meydana getirir. Güneş ışınlarının vadiye nüfuz etmesi kolay olmadığından inversiyonun kalkması da uzun zaman alır.
Atmosferi oluşturan gazların karışımı olan hava, normal koşullarda azot (%78.09), oksijen (%20.95), argon (%0.93), karbondioksit (%0.03) ve çok düşük oranlarda bulunan diğer bazı gazları içerir. Atmosferin içerdiği su buharı miktarı da bölgelere ve atmosferik koşullara bağlı olarak değişmeler gösterir.
Normal havanın canlılara ve doğaya zarar verici hale gelmesi kirletici denen un-surların fazlalaşmasıyla olur. Buna göre, Hava Kirliliği, Çeşitli kimyasal süreçlerle açığa çıkan gaz ya da parçacık halindeki maddelerin, özelliklede yakıt artıklarının atmosferde canlıların yaşamına ve eşyalara zarar verecek miktarda birikmesidir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi, hava kirliliğinde etken olan kirleticiler Birincil Kirleticiler ve İkincil Kirleticiler olarak iki gruba [b]ayrılırlar. Birincil kirleticiler belirli kaynaktan atmosfere bırakılan ve değişmeyen maddeler, ikincil kirleticiler ise atmosferdeki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan maddeler oluşturur.
1. HAVA KİRLETİCİLERİ VE KAYNAKLARI
Hava kirliliğine yol açan maddelerin başında, karbon monoksit(CO),Katı ya da sıvı maddelerin parçacıkları, Kükürt oksitleri, Hidrokarbonlar, Azot oksitleri ve Kurşun gelir.
Karbon monoksit, havadan biraz daha hafif, renksiz, kokusuz, zehirli bir gazdır. Yanma süresince yakıttaki karbonun, eksik yanma sonucunda tümüyle korbondiokside yükseltgenmeyip bir bölümünün karbon monoksite dönüşmesiyle oluşur. Başlıca karbon monoksit kaynağı içten yanmalı motorlardır.
Katı ya da sıvı maddelerin parçacıkları, kurum ya da sis biçiminde gözle görülebilenlerden, ancak elektron mikroskobuyla gözlenebilecek olanlara kadar değişen boyutlardadır. Çevreyi kirleten parçacıkların oluşumuna yol açan başlıca nedenler, hareketsiz merkezlerde yakıt klanlımı ile sanayi etkinlikleridir; orman yangınları da küçük bir yüzde oluşturur.
Kükürt oksitleri, kükürt içeren yakıtların yanmasıyla oluşan zehirli gazlar-dır.Her yıl açığa çıkan kükürt oksitlerin yaklaşık %60’ı kömürün yanmasıyla oluşur. Kentsel bölgelerde yoğunlaşmış olan akaryakıt kullanımı ve kükürtten yararlanan sanayi tesisleri de kükürt oksitlerinin oluşumuna yol açan önemli kaynaklardandır.
Hidrokarbonlar da karbon monoksit gibi eksik yanan yakıtlardan kaynaklanır. Ama karbonmonoksidin tersine, atmosferde normal olarak bulundukları yoğunlukta zehirli değillerdir. Bununla birlikte, fotokimyasal sise yol açtıklarından kirliliğin artmasında önemli rol oynarlar. Havadaki hidrokarbonlar genellikle, çöp fırınları gibi büyük tesislerde atık maddelerin yakılmasından, sanayide kullanılan çözücülerin buharlaşmasından ve odun ile kömürün yakılmasından kaynaklanır. Ama en önemli etken, buharlaşma yoluyla ve içten yanmalı motorların egzozundan havaya karışan benzindir. Bu yüzden havadaki hidrokarbonların yaklaşık yüzde 60’ı, çok sayıda motorlu taşıtın bulunduğu kentsel alanlarda yoğunlaşmıştır.
Azot oksitleri, yakıtın çok yüksek sıcaklıkta yanmasıyla oluşur. Bu kirletici gene motorlu taşıtlardan ve elektrik enerji santralleri ile sanayide kullanılan buhar kazanlarının yakım sistemlerinden kaynaklanır. Havada normal olarak eylemsiz halde bulunan azot, yanma sırasındaki yüksek sıcaklıkta oksijenle birleşir ve gaz halinde dışarı atıldığında çabuk soğursa, bu durumda kalır. Azot oksitleri, hidrokarbonlarla birleşerek fotokimyasal yükseltgenleri oluştururlar. Bu yükseltgenlerde, havadaki katı ve sıvı parçacıklarla birleşerek hava kirliliğine yol açarlar. Fotokimyasal yükseltgen kirleticiler ozon, akrolein ve peroksiasitlerdir.
Kurşun da kentsel bölgelerdeki hava kirliliğine yol açan bir başka önemli maddedir. Kurşun, sanayi tesislerinden, zararlı canlılarla mücadelede kullanılan kimyasal maddelerden, kömür ve çöp yakımından ve kurşunlu benzin kullanılan otomobil motorlarından kaynaklanarak havaya karışır.
Kirleticiler dışında, bazı doğal etkenlerde hava kirlenmesine yol açar. Güneş ışınlarındaki morötesi ışınlar, hidrokarbonlarla ve azot oksitleriyle fotokimyasal sis oluştururlar ve bu da sıcaklık terslenmesi dönemlerinde atmosfer durgunluğuna neden olur. Bu olay, sıcaklığın, yeryüzünde troposferin içine doğru arttığı durumlarda görülür; olaya terslenme denmesinin nedeni de normal olarak sıcaklığın yükseklikle birlikte azalmasıdır. Sıcaklık terslenmesi havanın yükselmesini engelleyerek kirletici içeren alt hava katmanının asılı halde kalmasına yol açar. Havada önemli bir yanal hareket gerçekleşmediği sürece kirlilik kalıcı olur.
2. HAVA KİRLİLİĞİNİN NEDENLERİ
Hava, iki yoldan kirlenir;
I.İnsanın neden olduğu kirlenme,
Nüfusun hızlı artması, büyük şehirlerde yoğunlaşma,
Şehirleşmede, endüstride yanlış yer seçimi,
Fosil yakıtların büyük ölçüde tüketilmesi,
Motorlu araç sayısındaki büyük artışlar,
Bilinçsizlik, eğitimsizlik sonucu konunun önemsenmeyişi
Endüstriden kaynaklanan hava kirliliği temelde yanlış yer seçimi, iklim verilerinin, özellikle rüzgarın esiş yönünün dikkat alınmaması, yeterli teknik önlemler alınmadan atık, gaz ve tozların havaya bırakılması ve yanlış, eksik teknoloji seçiminden doğmaktadır.
Ülkemizde endüstrileşmenin yoğunlaştığı bölgelerde yüksek düzeyde hava kirlenmesi gözlemektedir. Özellikle İstanbul-İzmit arası, Bursa, İzmir, Eskişehir, Adapazarı, Zonguldak, Karabük, Samsun, Muğla, Çukurova Bölgesi, Karadeniz Ereğlisi, Hereke ve Kırıkkale yoğun endüstriye bağlı olarak hava kirliliğinin belirgin olduğu yerlerdir.
Şehirlerdeki hava kirliliği sadece nüfus yoğunluğuna bağlı olmayıp, aynı zamanda şehrin topografik ve iklimsel koşullarının da etkisindedir. Zira kirleticilerin çoğu troposfer tabakasında bulunur. Dolayısıyla antropojenik etkilerde bu tabakada yoğunlaşmıştır. Şehrin uygun olmayan bölgeye kurulması, yanlış parselasyon, yeşil alan azlığı hava kirlenmesine neden olur. Zira uygun olmayan çukur bölgelerde kurulmuş şehirlerdeki kent içi hava sıcaklığı yerden yukarıya doğru düzensizlikler gösterir. Dolayısıyla bu kent de yüksek oranda gaz ve toz konsantrasyonuna sahip bir Toz Kubbesi oluşur. Eğer şehirdeki soğuma yukarıya çıktıkça düzenli şekilde azalırsa kent üzerinde normal hava döngüsü oluşur, dolayısıyla kirli hava tabakası oluşmaz. Eğer kent içindeki sıcak hava yüksekliğe paralel olarak önce soğur, sonra yeniden ısınmaya başlarsa bu hava tabakası alttaki hava tabakasının üstünü bir kapak gibi örter. Bu olaya İnversiyon; aradaki hava tabakasına da İnversiyon Zonu denir. İşte sözü edilen toz kubbesi bu zonun altında yer alır.
Şehirdeki ısıtma sisteminin neden olduğu hava kirliliğine ait en iyi örneği Ankara oluşturur. Anadolu platosunda, etrafı dağlarla çevrili bir yörede bulunan Ankara, yaz-kış sıcaklık farkları yüksek, nispi nemi düşük, hâkim rüzgârları düşük hızda, kuzey-doğu yönünde kurulmuş bir yerleşim merkezidir. Şehirleşme plansız ve hızlı bir şekilde gelişmiştir. Bu nedenle hava kirliliğinde ilk sırayı almıştır.
Endüstrinin neden olduğu hava kirliliği esas olarak yanlış yer seçimi ve atık gazların yeterli teknik önlemler alınmadan havaya bırakılması sonucu oluşur. Hava kirlenmesine neden olan endüstriler: Gübre, Demir-Çelik, Kâğıt Selüloz, Şeker, Çimento, Tekstil, Tarım ilaçları, Deri sanayi ve Enerji üretimidir.
Bu sanayi kuruluşlarından ve termik santrallerden havaya birincil kirleticiler atıldığı gibi, bu kirleticilerden bazılarının reaksiyona girmesiyle havada ikincil kirleticiler oluşur. Bunun en tipik örneğini asit yağmurları oluşturur. Bilindiği gibi normal koşullarda bile yağmur suyu hafifçe asidiktir. Bunun nedeni havada doğal olarak bulunan karbondioksit ile kükürt ve azot oksitlerin yağmur suyu ile reaksiyona girmesindendir. Ancak fosil yakıt kullanan enerji santralleri ile pek çok sanayi kuruluşunun bulunduğu bölgelerde havaya bol olarak kükürt ve azot dioksit verilmekte olup, bunlarda yağmur suyuyla reaksiyona girerek suyun asiditesinin yükselmesine neden olmaktadır. Bu olay Asit Yağmuru olarak tanımlanmaktadır.
Taşıtlarında şehirlerde oluşan hava kirliliğinde çok etkili olduğu bilinmektedir. Kara yolları taşıtları, demir yolları taşıtlarından daha zararlı olmaktadır. Ayrıca büyük şehirlerin civarındaki işlek hava trafiğine sahip hava alanları ve uçaklar önemli kirletici faktör olarak rol oynamaktadır. Taşıt araçlarından çevreye hidrokarbon, azot oksitleri, kurşun, çinko ve kadmiyum gibi ağır metaller verilmektedir.
II.Doğal kirlenme,
Çöllerde esen rüzgârlar hava kalitesini bozan litolojik, mineral maddeler içere-bilir. Çöllere komşu alanlarda, kurak-yarı kurak yerlerde, bozkırlarda hava genellikle saydam,net değildir. Örneğin, Aral Gölü giderek küçülmekte, eskiden su ile kaplı yerler karalaşınca, rüzgârın buralardan kaldırdığı ve kanserojen olduğu bilinen maddeleri yakındaki şehirlere taşıyarak insan sağlığı üzerinde bozucu et-ki yapmaktadır.
Yanardağlar da püskürttüğü maddelerle, çıkardığı zehirli gazlarla doğal ortama zarar verebilir. Yanardağ çevresindeki hayvanların ve insanların bu gazlardan öldüğü; bitkilerin yanıp kavrulduğu tarih boyunca sık görülen olaylardır.
Yıldırım düşmesiyle ormanlar yanabilir. Böyle doğal bir orman yangını sonucu oluşan küller, rüzgârlarla çevreye yayılarak hava kirlenmesini neden olabilir.
Atom çağında, uzay çağında atmosfer kirliliği dünyayı tehdit eder hale gelmiştir. Roketlerin egzoz gazları çeşitli maddeler içermektedir. Uzaya fırlatılan füzeler atmosfer üstündeki yörüngeler boyunca artıklar bırakırlar. Jetler, yakıtın yanmasından doğa gazlar, yanmamış akaryakıt ve is püskürtürler. Nükleer denemeler atmosferi büyük ölçüde kirletir. Ek olarak radyoaktif kirlenmeye yol açar ve yeryüzündeki bütün yaşamı etkilerler. Kömür ya da petrol kullanarak elektrik üreten termik santraller baca gazlarıyla kimyasal ve ısıl kirlenmeye yol açarlar. Santrallerin soğutma kuleleri artık ısıyı havaya aktarırlar. Yüksek binaların bacalarından yayılan kükürtdioksit gazı akciğerlere zarar verir; gözlerde tahrişlere yol açar. Petrol rafinerilerinde gaz artıklarının havada yanması alev aşırı sıcak değilse, büyük ölçüde kirlenmeye neden olur. Kara taşıtlarının egzoz gazlarında bulunan kurşun oksitler, yanmamış hidrokarbonlar, karbonmonoksitler ve azot oksitleri büyük ölçüde kirlenmeye yol açarlar. Güneş ışınları azot oksitleri etkileyerek sise dönüştürür. Evlerde kullanılan yakıtların çok düşük verimle yanması kimyasal kirlenmeye ve is oluşumuna yol açar. Buhar kazanlarının ya da dizel motorlarının egzoz gazı kalıcı artıklar bırakır.
Büyük şehirlerde çocuklarda davranış bozuklukları sık görülür. Buna egzoz dumanlarında bulunan kurşun buharının neden olduğu ileri sürülmektedir.
3. HAVA KİRLENMESİ VE İKLİM: SICAKLIK İNVERSİYONLARI
İklimin de hava kirleticileri üzerinde etkisi olabilir. Belirli alanlarda hava kirleticilerinin tesirlerini büyük ölçüde artırabilecek olan bir iklim faktörü, termal inversiyon da denilen sıcaklık inversiyonudur. Normal olarak hava yükselir ve genişlerken soğur. Bu, tıpkı bir otomobil lastiği-nin havası boşalırken soğuması gibidir. Tersine bazı topoğrafik özellikler ve iklime bağlı durumlar dolayısıyla, yoğun ve soğuk bir hava tabakası daha az yoğun ve sıcak bir hava tabakası altına sıkışmış halde kalabilir. Gerçekten sanki termal bir kapak, bu bölgeyi üstten kapatmış gibidir.Eğer inversiyon inatla devam ederse, kirleticiler burada toplanarak öldürücü konsantrasyonlara bile ula- şabilirler. Çok sayıda insanın öldüğü birçok felaketler, bu şekilde termal inversiyonların uzun za- man devam etmesi sonunda meydana gelmiştir. Böyle durumlar çoklukla güneş ışınlarının atmos-ferin alt tabakalarına kadar yeterince nüfuz edip bu sıkışmış soğuk hava kitlesinin , ısıtamadığı, dolayısıyla onun yükselmesini sağlayamadığı sonbahar ve kış mevsimlerinde meydana gelirler. Ekseriya inversiyonlar birkaç saat devam ederek tehlikeli olmazlar. Bununla beraber bazı hallerde birkaç gün süren yüksek basınç sistemleri meydana gelmekte ve hava kirlenme seviyelerini tehlikeli hale getirmektedir.
Aslında birkaç tip termal inversiyon vardır. Yüksek basınçlı hava kitlesi durgun halde kalıp sıcak bir hava kitlesinin üstüne oturarak onu aşağı ittiği her yerde inversiyon teşekkül edebilir. Güneş battıktan sonra yeryüzü sıcaklığını rasyasyonla geri verir. Bulutsuz bir gecede zemine yakın tabakalarda hava hemen soğur ve üstünde bulunan sıcak hava tarafından üstten kapatılır. Böylece bir gece inversiyonu meydana gelir. Buna Radyasyon İnversiyonu da denir. Sabah güneş ışıkları yeryüzünü ısıtır ve sıkışmış haldeki bu soğuk hava tabakasını yukarıya itecek bir hava tabakası meydana getirir. Eğer şehir etrafı dağlarla çevrili bir vadi içinde bulunuyorsa veya sahile yakınsa her iki inversiyon da daha sık ve daha uzun süreli olabilir (Bu olayların ilk defa bütün dünyanın ilgisini çektiği Los Angeles şehrinde bu özelliklerin her ikiside mevcuttur). Güneş battıktan sonra denizden veya dağlardan gelen soğuk hava vadinin içine dalarak hemen her gün inversiyonlar meydana getirir. Güneş ışınlarının vadiye nüfuz etmesi kolay olmadığından inversiyonun kalkması da uzun zaman alır.


Comment