fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

yorumsuz

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • #46
    Cevap: yorumsuz

    Çarşı'nın lideri Alen anlatıyor:

    - İçimiz acıyarak feshettik.

    - Sebep mahalle baskısı ve Papermoon dedikoduları.

    - Madem bedava bilet var buyrun siz alın o zaman

    Ve Karagümrüklüler Grubu'nun lideri Erdal Keleş anlatıyor: Çarşı'da üst taraf solcu, alt taraf ülkücü ama siyaset yasak


    mahvettin kendini carsi turkiyede bir tek siz basarmistiniz solcusunuda sagcisinida ortak bir sevgide bulusturmayi ve ornek gosteriliyordunuz siyasetcilere ulke menfatleri icin birlesme saglanabuilir diye yazik oldu

    Comment


    • #47
      Cevap: yorumsuz

      Yılanlardan şifa arıyorlar 3 Haziran 2008


      A.A



      NASA'nın uzay aracı Anka kuşu Mars'a indi. İncelemelere başladı. 21. yüzyılın insanları gözlerini uzayın daha derinlerine dikti. Türkiye'deyse insanlar üfürükçüden, kırık-çıkıkçıdan şifa aramaya devam ediyor. İşte son ve insanı şok eden örnek: YILANLI TEDAVİ..


      İŞTE YILANLI TEDAVİ..

      Bayburt'a bağlı Kırkpınar köyünde her yıl mayıs ayında ortaya çıkan yılanların birçok hastalığa iyi geldiğine inanılıyor.

      Kırkpınar köyünde mayıs ayında yer yüzüne çıkan ve başta yılancık olmak üzere, sedef, egzama gibi ağrılı tüm hastalıkları tedavi ettiğine inanılan yılanlar, haziran ayının ortalarına kadar bu amaçla köylüler tarafından kullanılıyor.

      Yurt dışından ve Türkiye'nin birçok bölgesinden vatandaşlar, köylüler tarafından özel hazırlanmış toprak kaplarda sütle beslenen yılanlardan şifa bulmak için köye geliyor.

      Köylü kadınlar tarafından yakalanan yılanlar, seansı 5 YTL'den, hastalıklı bölgeye konularak kendi haline bırakılıyor. Yılanların kendi başlarına hastalıklı bölgeyi terk etmesi, seansın bittiği anlamına geliyor. Bir seans, yaklaşık 10 dakika sürüyor.

      Yılanlarla tedavi olmak için köye gelen Levent Kaya, yaklaşık bir yıldır baş ağrısı ve midesinden şikayeti olduğunu tedaviden sonra ağrılarında azalma olduğunu iddia etti.

      Kırkpınar Köyü İlköğretim Okulu Müdürü Hacı Canda, 10 yıldır bu köyde görev yaptığını belirterek, “Köye gelen birçok kişi yılanlardan fayda gördüğünü söylüyor. Tekrar tekrar gelenler oluyor. Köye gelen bazı vatandaşlar da hiçbir doktordan fayda görmediğini, fakat yılanlarla tedavi sonucu rahatlama hissettiklerini ileri sürüyor” diye konuştu.

      Köylü kadınlar tarafından kullanılan yılanların haziran ayının ortalarında tekrar yuvalarına bırakıldığını ifade eden Kırkpınar köyünde oturan Osman Bulunmaz, şunları kaydetti:

      “Köyümüze tedavi olmak için gelen yüzlerce, binlerce hasta var. Türkiye'nin dört bir yanından özellikle deri hastalıklarıyla ilgili geliyorlar. Köyümüzde 70-80 yaşında büyüklerimiz var. Onlar doğdu doğalı bu yılanlar var. Onlar da net olarak, ne zamandan beri yılanlarla tedavi yapıldığı bilmiyor. Yılanlarla uygulanan tedavide iyi olan hastalar da var, iyi olmayan hastalar da. Özellikle yılancık hastalığına, iltihaplı hastalıkların çoğuna iyi geliyor. Yılan, ağrılı olan yere konuluyor. Yılan gövdesiyle o pis mikrobu alıyor. Daha sonra altı ay soğuk, altı ay sıcak akan bir suyumuz var. Yılanları o suyun içine bırakıyoruz ve yılanları temizliyoruz.”

      “İSTANBUL, ANTALYA, BURSA'DAN GELEN HASTALARIM VAR”

      Köyde yılanlarla ilgilenen ve tedavi amaçlı köye gelen vatandaşların ağrıyan yerlerine yılanları koyan Gülfidan Battal ise yılanların, yılancık, baş ağrısı, bel, boyun, mide ağrısı gibi birçok hastalığa iyi geldiğini öne sürdü.

      Battal, şunları söyledi:

      “Benim hastalarım çok. İstanbul, Antalya, Bursa'dan gelenler var. İstanbul'dan bir hastam var, ayağında sorun vardı, iyileşti. Üç yıldır geliyor sürekli. Yılanları ağrıyan yere bırakıyoruz ve yaklaşık 10 dakika burada kalıyorlar. Bu seansın ücreti 5 YTL. Yılanları yakaladığımız yerler var. Süreleri dolduğunda onları yine yakaladığımız yerlere bırakıyoruz. Yılanların sayısı çok az. Köyde 4 kadın bu işle uğraşıyor.”

      “TAMAMEN PSİKOLOJİK”

      Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Köksal Alpay, yılanların bazı hastalıklara iyi geldiği yönündeki inanışın, bilimsellikle bir ilgisinin olmadığını söyledi.

      Bu tür olayların insanları daha çok psikolojik olarak etkilediğini belirten Alpay, şöyle konuştu:

      “İyileşeceğine inanan insanlar, psikolojik olarak etkilenebilir. Bazı hastalar için, içinde gerçek ilaç olan, bir de içinde hiçbir madde bulunmayan haplar hazırlanır. İçinde hiçbir madde bulunmayan hapların bile insanlar üzerinde olumlu etki yaptığı gözlenmektedir. Onun için yılanlarla tedavinin bilimsel bir tarafı yoktur, tamamen psikolojiktir”


      Yılanlardan şifa arıyorlar - Hürriyet

      Comment


      • #48
        Cevap: yorumsuz

        L'urgence, c'est la crise alimentaire. A Rome, la Conférence internationale de la FAO (Organisation des Nations unies pour l'alimentation et l'agriculture) sur la sécurité alimentaire, qui s'ouvre mardi 3 juin et se tiendra jusqu'au 5 juin, devait initialement être consacrée aux défis du réchauffement climatique et des bioénergies. Des enjeux à long terme. Mais il y sera surtout question d'émeutes de la faim et des moyens de juguler au plus vite la hausse des prix des denrées et le déficit de production agricole.


        En savoir plus avant les autres, Le Monde.fr vous fait gagner du temps.
        Abonnez-vous au Monde.fr : 6€ par mois + 30 jours offerts
        SUR LE MÊME SUJET
        Infographie Un important potentiel de terres cultivables dans le monde

        Blog Bal des hypocrites à Rome

        Décryptage Comment produire davantage et plus vite

        Eclairage Une concurrence plus vive pour l'accès à la terre

        Compte rendu Face à la hausse des prix alimentaires la FAO appelle les pays riches à accroître leur aide

        Edition abonnés Dossier : La libéralisation du commerce agricole, une chance ?

        Selon l'indice FAO des prix alimentaires, la moyenne des quatre premiers mois de l'année est supérieure à 53 % à la même période de 2007. Cette crise touche les plus pauvres, qui consacrent la plus grande partie de leur budget à l'alimentation. Pour beaucoup, il n'est plus question de sécurité alimentaire de la planète, mais de sécurité tout court.

        Une cinquantaine de chefs d'Etat et de gouvernement (l'Argentine Cristina Kirchner, le Français Nicoals Sarkozy, le Brésilien Lula da Silva, l'Egyptien Hosni Moubarak, l'Iranien Mahmoud Ahmadinejad…) ont fait le déplacement à Rome. Tout comme Robert Zoellick, le président de la Banque mondiale, ou encore Dominique Strauss-Kahn, président du Fonds monétaire international (FMI), deux institutions critiquées pour leur manque d'intérêt ces dernières années pour le développement de l'agriculture vivrière.

        Ce sommet est "une occasion historique de relancer le processus de lutte contre la faim et la pauvreté", insiste la FAO. Les délégations des 191 pays membres auront pour mission d'harmoniser leurs points de vue sur le diagnostic de la crise, et de s'accorder autour de mesures concrètes pour assurer la sécurité alimentaire.


        Les points d'achoppement sont nombreux : l'impact des agrocarburants sur l'offre alimentaire, les subventions des pays riches à leur agriculture, les mesures de limitation des exportations prises récemment par des pays producteurs de riz ou de blé pour garantir une alimentation bon marché à leur population, la libéralisation des échanges commerciaux, le recours aux organismes génétiquement modifiés.

        PLAN D'ACTION


        Le secrétaire général de l'ONU, Ban Ki-moon, devait, mardi en ouverture du sommet, dévoiler un "plan d'action", mis au point par une cellule de crise créée en avril, qui regroupe les agences onusiennes (FAO, FIDA, Programme alimentaire mondial), le FMI et la Banque mondiale. "Les gouvernements ont renoncé à prendre des décisions difficiles et ont sous-évalué la nécessité d'investir dans l'agriculture", a-t-il déclaré lundi à Rome. "Pendant des années, la réduction des prix des denrées de base et la croissance de la production ont donné au monde une tranquillité illusoire", a-t-il ajouté.

        L'ONU et la FAO préconisent deux types de mesures. A court terme, elles veulent faciliter l'accès des plus vulnérables à la nourriture et aider à augmenter la production grâce à la distribution de semences et d'engrais. A plus long terme, elles préconisent la mise en place de moyens de garantir le développement agricole des pays pauvres, en incitant à investir dans le secteur et la recherche.

        "Pour l'urgence, il a toujours été facile de trouver de l'argent, mais pas pour le développement de l'agriculture familiale", remarque Denis Metzger, d'Action contre la Faim, l'une des nombreuses ONG présentes à Rome. Il propose la création d'un fonds mondial pour mutualiser et favoriser les projets de remise à niveau de l'agriculture vivrière. D'autres, comme Oxfam, n'y sont pas opposés mais redoutent qu'il s'agisse là d'une énième institution.

        Nicolas Sarkozy devait prononcer un discours, mardi à Rome, mettant l'accent sur le développement des agricultures locales. Il devait appeler à un "réengagement général".

        La France veut proposer la création d'un groupe international pour la sécurité alimentaire, avec pour secrétariat la "cellule de crise" de l'ONU, qui serait le moyen pour toutes les grandes institutions et les bailleurs de fonds (entreprises, gouvernements) de discuter d'enjeux cruciaux, comme la répartition des terres entre usages alimentaire et énergétique.

        La France veut aussi proposer la création d'une plate-forme scientifique dédiée à la sécurité alimentaire, sur le modèle du Groupe international d'étude sur le climat (GIEC), et appeler à la mobilisation financière internationale, notamment des fonds souverains.

        Si les solutions proposées par les participants risquent de fortement diverger, le but est le même pour tous : enrayer la crise actuelle et éviter qu'elle ne se répète. Le Sommet devrait se conclure, jeudi 5 juin, sur l'adoption d'une déclaration commune.


        Laetitia Clavreul


        roma da baslayan ve 5 ine kadar surecek olan gida ve tarim konferansi uluslar arasi kurulus olan FAO tarafindan 3 sali olarak baslamistir hava sartlarinin degisiklik gostermesi sonucu olusabilecek gida uzerindeki kriz ve buna bagli toprak iscileri icin alina bilecek onlemler ve doga bilecek bir krize karsi yapila bileceklerin tartisildigi konferansta bakalim neler cikaxcak

        Comment


        • #49
          Cevap: yorumsuz

          İnsaflı yağmacılar 4 Haziran 2008


          Kadir SABUNCUOĞLU/ERZURUM, (DHA)



          ERZURUM'daki Gürcü Kralın oğulları tarafından 1035 yıl önce yaptırılan Öşvank Kilisesi'sini talan eden yağmacılar, mermer sütunlardan birini çaldı. Ancak yağmacılar düşünceliydi (!) Tarihi yapı çökmesin diye mermer sütunun yerine bir kalas koydular.


          İŞTE YAĞMACILARIN TALAN ETTİĞİ TARİHİ KİLİSE...



          ERZURUM’un Uzundere İlçesi'ne bağlı Çamlıyamaç Köyü'nde Gürcü Kralın oğulları tarafından 1035 yıl önce yaptırılan Öşvank Kilisesi, Gürcistan hükümeti tarafından restore edilecek.



          Her yıl binlerce Gürcü’nün ziyaret ettiği kilisenin çevresini açmak için yapılan kamulaştırma çalışmaları sürdürülüyor.



          İki ülke Kültür Bakanlıkları arasında yapılan protokol gereği Türk hükümeti de Gürcistan’da Osmanlılardan kalma bir tarihi camiyi onaracak. Uzundere Belediye Başkanı Halis Özsoy, Öşvank Kilisesi'nin onarılmasının, yöre turizmine çok büyük canlılık getireceğini söyledi.



          Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki en önemli tarihi yapıtlar arasında gösterilen, Çamlıyamaç Köyü'nde 963- 973 yılları arasında Gürcü Kralı Kuropalat Adarnese’nin oğulları David ve Prens Bagrat tarafından haç planına göre yaptırılan Öşvank Kilisesi, 1985 yılında koruma altına alındı. Uzundere Kaymakamı Bedrettin Özmen, iki ülke Külkür Bakanlıkları arasında yapılan protokol gereği Gürcistan’dan gelen bir heyetin tarihi kilisede ön çalışma yaptığını belirtti. Öşvank Kilisesi'nin onarımına karşılık Türkiye'nin de Gürcistan’da bulanan Osmanlı döneminden kalma bir caminin restorasyonunu yapacağını anlatan Kaymakam Özmen şöyle dedi:



          “Bin yılı aşkın bir süreden beri ayakta olan kilise, çevresindeki ev, tulavet gibi yakışıksız yapılardan temizlendi. İstimlâk edilmesi gereken sadece iki ev kaldı.



          Onlar da kamulaştırılarak yıkılacak. Çeşitli zamanlarda kaçak kazılar nedeniyle kiliseye zarar verilmiş. Vatandaş, bilmeden taşlarını sökerek evinin inşaatında kullanmış. Zaman zaman kaçak kazılar oluyor. Gözetim yapıldığı için bunlar hemen yakalanıyor. Kilise tescil edildikten sonra daha iyi koruma altına alınmış.”



          HER YIL 2 BİN GÜRCÜ ZİYARET EDİYOR



          Uzundere Belediye Başkanı Halis Özsoy da, Öşvank Kilisesi’ni her yıl 2 bini aşkın Gürcü turistin ziyaret ettiğini belirterek, “Kilisenin onarılması, yöre turizmine çok büyük canlılık getirecek. Çünkü Gürcüler kiliseye çok önem veriyor. Kilise restore edildikten sonra Gürcü turist sayısında patlama bekliyoruz. Uzundere’de pansiyonculuk başladı. Öşvank kilisesi, Tortum Şelalesi, Yedi Göller gibi doğal güzelliklerimizi yerli ve yabancı turistlerle paylaşmak istiyoruz” diye konuştu.



          SÜTUNU ÇALIP YERİNE AĞAÇ KOYMUŞLAR


          Öte yandan Gürcü hükümeti tarafından restore edilecek Öşvank Kilisesi'ndeki tek parça sütunun çalınarak, yerine, yıkılma ve çökme olmaması için aynı büyüklükte ağaç konulduğu belirlendi. Köylülerin iddiasına göre, kiliseyi ziyaret etmek için yöreye gelen yerli ve yabancı turistler, giderken bazı kabartma taş ve sütunları da yanlarında götürdü. Önce küçük parçalar çalarak işe başlayan yağmacılar, daha sonra kabartma heykel ve resimleri taş sütunuyla birlikte sökerek götürdü. Yağmacılar, son olarak da 1.5 metre yüksekliğinde ve tonlarca ağırlıktaki tek parça sütunu çıkardı ve yerine tarihi eserin çökmemesi için kestikleri bir ağacı koydu.



          ÖŞVANK KİLİSESİ


          Öşvank Kilisesi, Erzurum- Artvin karayoluna 4 kilometre uzaklıkta, Uzundere İlçesi'yle Tortum Gölü ve şelalesi arasındadır. Öşvank Kilisesi'nden bugün sadece kilise, üç şapel, yemekhane, el yazmalarının kopya edildiği ve korunduğu kütüphane binası ayakta duruyor. Kilise üzerindeki yazıtlara göre 963- 973 yılları arasında Gürcü Kralı Kuropalat Adarnese’nin oğulları Kral David ve Prens Bagrat tarafından inşa ettirilmiş ve Vaftizci Yahya’ya adanmış. 1022 yılında bölgenin Bizans İmparatorluğu denetimine geçmesinden sonra kilisenin yıkılan kubbesi Bizans İmparatoları 2'nci Basileos ve 8'nci Konstantin tarafından onarılmış. Bölgedeki piskoposluk merkezlerinden biri olan Öşkvank Kilisesi'nin 11'inci yüzyılda el yazmalarıyla ünlü önemli bir kültür merkezi konumunda olduğu ve bu önemini 15'inci yüzyıla kadar koruduğu tarihi kaynaklarda yer alıyor.


          Kültür Bakanlığı tarafından 1985 yılında tescil edilerek korunması gereken taşınmaz kültür varlıkları arasına alındı. Bölgedeki en büyük haç planlı Gürcü kilisesi olma özelliğini taşıyor. Kaçak kazılar ve bilinçsizlik yüzünden kilisenin sütun, taşları ile kabartma ve duvardaki işlemeleri önemli ölçüde zarar görmüş.



          KALAS ICIN TESEKKURLER GELECEK NESILLERIMIZ SIZLERE MINNETTAR KALACAKTIR

          Comment


          • #50
            Cevap: yorumsuz

            Gece taaruzuna hazırlanıyorlar






            İsrail gizli servisi Mossad'a yakınlığıyla bilinen Debkafile Bush'un İran planını yazdı. Habere göre ABD, İran Devrim Muhafızları'na yönelik pek yakında sınırlı bir gece taaruzuna hazırlanıyor. İran ise planı biliyor ve karşı atağa hazırlanıyor.


            Debka sitesinde yer alan habere göre, görev süresi kasımda bitecek olan ABD Başkanı Bush, çok yakın gelecekte, İran'a karşı ilk somut saldırısını planlıyor. Debka'nın "Washington'daki kaynaklarına" dayanarak verdiği habere göre, Bush'un ilk hedefi İran Devrim Muhafızları.

            Başkan Bush'un, İran Devrim Muhafızları'nın eğitim kampları, mühimat depo ve fabrikaları ile iletişim merkezlerinin vurulacağı operasyona her zamandan daha yakın oladuğunu belirten Debka, plana göre bunun bir gece hava taaruzuyla gerçekleşeceğini yazdı.

            Ancak İran'ın da ABD'nin gece taaruzu planını öğrendiğni belirten Debka, Tahran'ın da böyle bir taaruza karşı tüm hazırlıklarını tamamladığını ileri sürdü ve İran Savunma Bakanı General Mustafa Muhammed-Najjar'ın iki gün önce "İran silahlı kuvvetleri her türlü saldırıya karşı hazırlıklarını tamamlamıştır" şeklindeki sözlerini hatırlattı.

            Debka, İran Devrim Muhafızları'na ait bazı eğitim kamplarının da iki günden beri boş olduklarına dikkat çekti. İddiaya göre bölge "çok yakında" çok fazla ısınacak.

            Comment


            • #51
              Cevap: yorumsuz

              ibrahim simsek Nickli Üyeden Alıntı
              İki karı, iki koca, tek aile
              Sonunda bu da oldu. Kaliforniya'da ilk defa iki aile birbirileriyle evlendi.
              ABD'nin en zengin eyaleti Kaliforniya'da eşcinsel evliliklere onay verilince, bu tür evliliklerde patlama yaşandı. Hatta eşcinsel evliliklerle birlikte yeni yeni sektörler de ortaya çıktı. Örneğin, bu tür nikahlarda kullanılan özel pastalar yapan pastaneler, iki kadın ya da iki erkeğe uygun mobilyalar üreten mobilyacılar artık çok revaçta.
              Ancak son evlilik, Kaliforniya'da bile olay oldu. Çünkü tarihte ilk kez iki aile yasal olarak evlendi. Tony ve Kaye çifti, Kevin ve Sandy çifti ile evlendi.
              Dörtlü aşk herkesi şaşkına çevirdi. Birbirileriyle evli statüsü tanıyan belgeleri imazlayan Tony, Kaye, Kevin ve Sandy aynı eve taşındı. Aynı yatak odasını paylaşmaya başlayan iki çift, Tony ve Kaye'nin çocuğunu da paylaşıyor.
              valla ahlak denen bir sey kalmadi
              Sayın ibrahim simsek kardeş
              Yukarıdaki haber ile ilgili son cümleniz ile yorumsuz bölümde yorum yapıp, haberdeki uygulamayı ahlaklaksızlık olarak yorumluyorsunuz.
              Yorumunuza katılıyorum da;
              Sitede ook yazınız var da çoğu boş be kardeş.
              Emek veriyorsun da işe yarayacak, istifade edilebilecek, uygulanabilecek bilgiler verseniz de emeğinizden istifade etsek. Sizden öğrendiklerimizi çevremize de anlatabilsek.
              İş fkikirleri konusunda yazsanız.
              Mesela yaşadığınız çevredeki iş uygulamalını yazsanız, yapılabilecek işleri yapabilecek olanlar da yapsa.
              Hoşçakalın.

              Comment


              • #52
                Cevap: yorumsuz

                Dunyadakı Gelısen Haberlerıde Koymak Gerek Dıye Dusunmustum Ancak Meslekı Bolumlerede Zaman Ayırdıgım Bır Gerceklıktır Ve Yorumlara Gelınce Bende Bır ınsanım Ve Kendımı Bazı Durumlarda Malesef Frenleyemıyuorum Uzgunum Ama Buda Benı Karakter Yapıp Ne Yapabılırım Aslen Yazdıgınız Dogrudur Meslekı Yapıya Zaman Ayırmak Ancak Bunun ıcın Hayat Paylasıldıkca Gueldır Formunda Herkezden Yardım Bekledım Hıc Kımse Toprak Katmanları ıcın Bır Resım Yada Bıdıgını Yazmadı ısın Gercegı Bos Bır Dusunce Olarak Dusundum Turkcedekı Yetersızlıgım Ve Bılgısayar Ortamının Bana Yenı Olması Sıte Uzerındekı Guzel Calısmalarımı Sımdılık Engellemektedır Ancak Bunu Asacagıma ınanıyorum Bugune Kadar ıstedıgım Her Noktaya Ulastım Ve Bunun ıcınde Calıstım Bılgısayarıda Ogrenecegım Ama Zamana ıhtıyacım Var Bakmak Zorunda Oldugum Bır Kızım 5 Yasında Kısmetsede Eylulun 8 Bır Oglum Olacak Yanı Zaman Buldukca Bılgısayarı Da Ogrenmeye Calısıyorum Bılgısayarda Resımlerı Nasıl Kucukltucegımı Bılmıyorum Sadece Ornek Gondermek ıstedıgım Resım Dosyalarınada Malesef Sıte Cok Buyuk Dıyor Yanı Neyse Cenem Yıne Dustu Tabıkı Bunlar Bıreysel Sorunlarım Ama Yazdıklarınızda Haksız Sayılmazsınız Dıye Dusunuyorum

                Comment


                • #53
                  Cevap: yorumsuz

                  Yanlış ama kişisel tercih aslında yorum yapmaya bile hakkımız yok.İnsanoğlu sapıtıyor dersek eğer daha doğru olacağı düşüncesindeyim.

                  Comment


                  • #54
                    Cevap: yorumsuz

                    elon les « Perspectives agricoles 2008-2017 » de l'OCDE et de la FAO, l'épicentre de la production agricole mondiale va continuer à se déplacer vers les pays émergents (Inde, Brésil, Argentine...) dans les dix ans à venir. A l'horizon 2017, ils devraient même arriver en tête de la production et de la consommation mondiale de la plupart des produits de base. Bien que les pays de l'OCDE devraient voir diminuer leur part dans les exportations, ils resteraient en tête pour le blé, les céréales secondaires (maïs, orge...), le porc et les produits laitiers.


                    ALINAN KARARDA 2008 2017 TARIHLERI ARASINDA HINDISTAN BREZILYA ARJANTINE YATIRIM YAPILMASI BU GIDA URUNLERINDE TAHIL MISIR DOMUZ SUT URUNLERI URETILMESINE KARAR VERILMISTIR BU OLUSUM 10 YIL ICERISINDE GERCEKLESTIRILMEK ISTENEN BIR PROJE OLUP GIDA BANKASI VE DUNYA GIDA KURUMUNUN ORTAK KARARIDIR

                    Comment


                    • #55
                      Cevap: yorumsuz

                      Alınan Dıger Kararlardada Asırı Sıcaklar Nedenıylen Nasıl Cabuk Hızlı Bır Sekılde Gıda Urunlerının Uretılebılecegının Tartısılması Ve ıkı Onerı Uzerınde Durulması Cok Dıkkat Cekıcıdır

                      Comment


                      • #56
                        Cevap: yorumsuz

                        La sécurité alimentaire est au coeur des discussions de la conférence de la FAO, qui se tient à Rome du 3 au 5 juin. Face à l'envolée de la demande et des prix des matières agricoles, deux possibilités : augmenter les rendements et les surfaces. Mais des limites existent. Comment le monde assurera-t-il sa sécurité alimentaire, alors que la demande explose, que les prix s'affolent et que le réchauffement climatique complique toute volonté d'augmenter la production ? La question est discutée lors de la conférence internationale de l'Organisation des Nations unies pour l'alimentation et l'agriculture (FAO), du 3 au 5 juin à Rome.


                        Comment produire davantage et plus vite - LeMonde.fr

                        Comment


                        • #57
                          Cevap: yorumsuz

                          ibrahim simsek Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                          Bılgısayarda Resımlerı Nasıl Kucukltucegımı Bılmıyorum Sadece Ornek Gondermek ıstedıgım Resım Dosyalarınada Malesef Sıte Cok Buyuk Dıyor Yanı Neyse Cenem Yıne Dustu Tabıkı Bunlar Bıreysel Sorunlarım Ama Yazdıklarınızda Haksız Sayılmazsınız Dıye Dusunuyorum
                          Sayın ibrahim simsek kardeş
                          Bilgisayarınızda İnternet Ekspolorer Tarayısı Başlat bölümüne giderek,

                          (Yardım - Sahibinden Photo Studio - Sahibinden.com)
                          Sahibinden Photo Studio - Sahibinden.com

                          adresini girerek,siteden;

                          Sahibinden Download

                          Türkçe Fotoğraf Düzenleme Programını

                          bilgisayarınıza indirip, kaydedip, çalıştırarak istediğiniz fotoğrafları istediğiniz ebatlara ayarlayabilirsiniz.

                          BENCE; Okumaktan amaç:
                          • Doğru okumayı-yazmayı öğrenmek.
                          • Doğru okuduğunu anlamayı-anlatabilmeyi öğrenmek.
                          • Öğrendiklerimizi birleştirerek te kendimize ait oluşturduğumuz değerleri gelecek nesillere bırakmak olmalı

                          Siz sorularınıza cevap alamadığınızı, kendinizi firenleyemediğinizi, karekterinizin bu olduğunu söylüyorsunuz da biraz kendinizi firenleseniz ve Türkçeyi biraz da düzgün kullanmaya çalışarak size yazdığım konularda siz bana yardımcı olsanız.
                          Cevap olarak dikkatsiz ve tutarsız şekilde çok yazmak yerine; Dikkatle yazılmış tutarlı görüşlerinizi-tecrübelerinizi bildirseniz.
                          Gözlemlerinizi de mümkünse resimli olarak ve kaynak belirterek bildirmeye çalışırsanız memnun olurum.
                          Size sorularım kişisel gelişimim için değil.
                          Cevaplarınızı da toplum ve kamu yararına kullanmak üzere değerlendirmeye çalışacağımı bilin.
                          Hoşçakalın.

                          Comment


                          • #58
                            Cevap: yorumsuz

                            Ogrenmek istediginiz konular hakkinda konulari belirleyiniz . Bana soracaginiz konulari cevaplandirmaya calisirim elimden geldigi kadar.Kusuruma bakmayiniz kesinlikle ben bir egitimci degilim ki nereden baslayacagimi bileyim.

                            Comment


                            • #59
                              Cevap: yorumsuz

                              Rusya’nın almadığı domates pazarda 25 YKr’ye düştü


                              Emre BAYLAN/ANTALYA, (DHA)



                              Tarım ilacı kalıntısı nedeniyle Rusya’nın almadığı yaş sebze ve meyvelerin iç piyasada satıldığı iddia ediliyor.

                              Antalya’da domatesin kilosunun 75 YKr’den 25 YKr’ye gerilemesi bunun bir göstergesi olarak kabul edilirken, Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Vahap Tuncer, denetimsizliğe dikkat çekti.

                              RUSYA’nın Türkiye’den yaş sebze ve meyve alımını 7 Haziran’dan itibaren durdurma kararı semt pazarlarındaki fiyatları da etkiledi. Antalya’da geçen hafta pazarlarda 75 YKr’den satılan domatesin kilosu bu hafta 25 YKr’ye kadar geriledi. 4 kilogram domates pazarlarda 1 YTL’den alıcı bulurken, vatandaşlar bu durumdan memnun kaldı. Pazar esnafı sattıkları domateste ilaç kalıntısı olmadığının garantisini verirken, müşteri ise ilaç kalıntısından daha çok düşen fiyatlara ilgi gösterdi. İhraç edilemeyen yaş sebze ve meyvelerin iç pazarda tüketildiğine dikkat çeken Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Vahap Tuncer ise, "Bu ürünler çöpe de dökülmediğine göre, nasıl değerlendirildiğini anlamak kolayca mümkün. Maalesef ülkemizde yoğun bir şekilde tüketime devam ediliyor" dedi.

                              Sağlığı tehdit ediyor

                              Tuncer, tarım ilaçlarının sebze ve meyvelerde hastalıklara karşı yoğun olarak kullanıldığını söyledi. İlaç kullanımının ardından ilacın parçalanması için yeterli süre beklenmeden hasat edilen ürünlerde ilaç katıntısına rastlanıldığını kaydeden Tuncer, "Bunlar da insan ve çevre sağlığına tehdit oluşturmaktadır" dedi. İlaç kalıntılarına ilişkin iç pazarda çok ciddi denetimin sözkonusu olmadığını kaydeden Tuncer, "Maalesef bizim ülkemizde yoğun bir şekilde tüketime devam edilmektedir" diye konuştu.

                              Çözüm üretim aşamasında

                              İlaç kalıntılarına ilişkin sorunun üretimden kaynaklandığını belirten Vahap Tuncer, şu bilgileri verdi: "Sorun üretimden kaynaklanıyorsa, çözümü de üretim aşamasında getirilmeli. Mevzuat çıkartarak, analizler yaparak, laboratuvarlar kurarak bu sorunu engellemek mümkün değil. Yaş sebze ve meyvede ilaç kalıntısını engellemek için bütün tedbirler alınsa bile tarım ilacı kalıntısı sorununun her zaman olacak. Bunları sıfırlamak mümkün değil. Rusya’ya gönderilen ürünlerde sadece tarım ilacı kalıntısından bahsedilmiyor. Geçen yıl gönderilen narenciye ürünlerinde zararlı böcekler bulunması nedeniyle ihracatı engellendi. İlaç kullanımı iki tarafı keskin bir bıçak. İlaç kullanmadığınız takdirde böcek görülmekte, ihracat engelleniyor. İlacı düzgün kullanmadığınız takdirde yine ihracat engelleniyor. Önemli olan düzgün bir mücadele programı izlemek."

                              Domatesi sirkeli sudan geçirmeli

                              AKDENİZ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Halil İbrahim Uzun, Rusya’nın alımını durduğu domateslerin yıkanmadan yenmemesini önerdi. Uzun, yaş sebze ve meyvede pestisit ve nitrat adı verilen kimyasal maddelerin fazla çıkması nedeniyle ithalatı duran ve iç pazara sunulan ürünleri mümkünse sirkeli sudan geçirilmesi gerektiğini belirtti. Rusya’nın fazla kimyasal madde bulunduğu gerekçesinin de araştırılması gerektiğini ifade eden Uzun, şöyle konuştu: "Doğruluk payı olmayabilir. Rusya daha önce de meyve sineğini bahane göstererek narenciye alımını durdurdu. Bu ambargonun altında Rusya’nın kendi iç pazarını korumaya yönelik bir spekülasyon söz konusu olabilir."

                              Rusya’nın kararı politik

                              FİSER Fidecilik Genel Müdürü Uğur Ertok, Rusya’nın ilaç kalıntılarını gerekçe göstererek almadığı yaş sebze ve meyvelerin gönül rahatlığıyla tüketilebileceğini savundu. Rusya’nın bu ambargosunun politik bir karar olduğunu belirten Ertok, Türkiye’de sera üretimin sona ermesiyle birlikte Rusya’nın Ukrayna ve Polonya pazarına yöneldiğini belirtti. Rusya almadığı için iç pazara sunulan ürünlerde ilaç kalıntı olmadığını iddia eden Ertok, şunları söyledi: "Özellikle domatesin seralarda son hasadı yapıldı. Domates, iki aydır hasat ediliyor ve bu süreçte hem iç pazara hem de dış pazara satıldı. İlk hasat değil bu. Eğer ciddi boyutlarda bir sıkıntı olmuş olsaydı bu kararın iki ay önce alınması gerekirdi."

                              Comment


                              • #60
                                Cevap: yorumsuz

                                ’Çöl varanı’nın ilk fotoğrafı 8 Haziran 2008






                                DoĞa Derneği’nin "Hedef Sıfır Yok Oluş" kampanyası kapsamında yürütülen "Urfa’nın Bozkırları" projesinde Türkiye’de ilk defa "çöl varanı" fotoğrafı çekildi. Turan Çetin’in fotoğrafları, Türkiye’nin en çok okunan gezi, doğa ve çevre dergisi Atlas’ın haziran sayısında yer aldı.

                                Çöl ve yarı çöl alanlarda yaşayan çöl varanı (Varanus griseus), Anadolu’nun soyu tehlike altındaki en nadir canlı türlerinden biri. Arazi çalışmalarında tespit edilen çöl varanlarının boyu 1.30 metreye kadar çıkabiliyor. "Dev kertenkele" de denen çöl varanının korunması çalışmalarına Urfalılar da katılıyor, gönüllüler hayvanı izleyip kayıtlar tutuyor. Nesli tehlike altındaki türün tanıtımı için yöredeki okullarda çeşitli çalışmalar da yapıldı. Doğa Derneği’nin Hasankeyf ofisi ise 14 Mayıs 2008’de açıldı. Dernek Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin korunması için yürüttüğü çalışmaları yeni ofisiyle daha da yoğunlaştıracak

                                Geçen yıl da Şırnak İl Çevre ve Orman Müdürlüğü Doğa Koruma ve Milli Parklar Şubesi ekipleri, Silopi’de köylüler tarafından yakalanıp kendilerine teslim edilen 2 adet varanı, Silopi Belediyesi Veteriner Hekimi M. Emin Güler’in kontrolünde doğal yaşam ortamına bırakmışlardı.

                                Comment

                                Working...
                                X