fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

!!! Mimar ilgi bekliyor !!!

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • !!! Mimar ilgi bekliyor !!!

    Herkese selam
    Kısa süre önce aranıza katıldım.tez konum dolayısıyla sizleri rahatsız ediyorum. ilk anda oldukça ilgilenmenize rağmen kısa zamanda kendi konularınıza döndünüz. bende yeni konu açarak dikkat çekmeye çalışıyorum özür dileyerek konumla ilgili yardımcı olabilecek kişinin hala adını öğrenme şansım olamadı maalesef. kendisi de meşgul olmalı ya da farketmedi konuyu. yardımlarınızı bekliyorum.

    Tez konum genelden özele doğru; tarihi bahçeler, yıldız sarayı tarihçesi, şehzade köşkleri avlusu analizi ve restorasyon önerisi ardından saray bahçeleri restorasyonları ile ilgili öneriler şeklinde sıralanacak. bu konular dahilindeki her türlü bilgi ve öneriye açığım. hepinize okuma nezaketinizden dolayı teşekkür ederim.

  • #2
    Cevap: !!! Mimar ilgi bekliyor !!!

    sn çizimci işlerinizde kolaylıklar dilerim,tezinizle ilgili kısmi yardım için 1-2 gün içinde elimdeki dökümanlardan yardım edebilirim özelde restorasyon hakkında biraz kütüphane ziyareti sart istanbuldaysanız itü ve ytü kütüphaneleri oldukca iyi selamlar

    Comment


    • #3
      Cevap: !!! Mimar ilgi bekliyor !!!

      OSMANLI SARAY BAHÇELERİ
      Türk-Osmanlı kültüründe, saray bahçelerine ya da padişaha ait dış bahçelere ‘HasBahçe’ denilirdi. Bu bahçeler ‘bostancı’ denilen kişiler tarafından korunurdu.
      Bostancılar dokuz dereceli bir sınıf idiler. Bahçe ve bostan işleriyle meşgul olan Bostancılar, Hasbahçe veya Hassa bostancıları olarak iki kısımdı. Birinciler saraydaki Hasbahçe’ye, saray dışındaki bahçe ve bostanlara da hassa bostancıları bakardı.
      Bahçeye verilen önem, saray bahçeleri için kurulan geniş kapsamlı güvenlikten de sorumlu olan ‘Bostancı’ teşkilatı ile de ortaya çıkmaktadır.
      Geleneksel Türk Bahçesi güzellik ile kullanışlılığın bir arada ele alındığı mekanlardır. Bu tasarım, geleneksel konuttan Saraya kadar değişmeyen bir yaklaşımdır. Saray bahçelerinde de, konutta olduğu gibi, çiçek bahçeleri yanında meyvelikler, gülhaneler ve bostanlar düzenlenmiş. Ayrıca avlanma alanları için koruluklara da yer verilmiştir.
      Osmanlının Saray ve bahçelere verdiği önem Türk bahçesi üzerinde Batı etkisinin görülmeye başladığı dönem ‘Lale Devri’dir. İdare ve siyasi yönden bir gerileme başlangıcı olan bu dönem kısalığına rağmen, güzel sanatlar ve peyzaj açısından önemlidir. III. Ahmet başta olmak üzere devlet büyükleri ve zenginlerinin yaptırdıkları, Kağıthane vadisinden başlayarak, Haliç ve Boğaz kıyılarına yayılan sayısız sahil-saray, saray, köşk ve yalıların bahçe ve koruları ile İstanbul bir ‘Bahçe ve Su Şehri’ görünümüne bürünmüştür. Bu dönemde bir taraftan küçük ölçülü bahçelerde salt Türk bahçe özellikleri, yani doğa ile informal bir kaynaşma, bahçe öğelerinin denetimli bir kullanış biçimini aşmayan formalizm tutkusu devam ederken , devlet adamlarının büyük ölçüdeki bahçelerinde yabancı etkileri yavaş yavaş kendisini göstermiştir. Avrupa’da Rönesans ve barok bahçe modası yerini İngiliz naturalist bahçelerine bırakırken, Türk bahçesi Barok bahçelerin güzellik ve ihtişamı ile büyülenmekte idi.(Albayrak, 2000)
      XVIII. yüzyıla kadar saray bahçeleri kendilerine has Türk çizgilerinin kısmen de olsa korumuşlardır. Ancak XIX. Yüzyılda ‘Batı Etkileri’ sarayın öncülüğünde bahçelere girmiştir.
      Neo Rönesans ve Barok üslupları karşımı olarak karşımıza çıkan Dolmabahçe Sarayı yapılırken, bahçeleri ile beraber planlandığı bilinmektedir. Bunun için Avrupa saray bahçelerinde çalışan bahçe mimarları ve bahçıvanlar yüksek ücretlerle saray bahçesinin düzenlemesinde çalıştırılmışlardır. Böylelikle Avrupa saray bahçeleri düzenlerinin artık doğrudan Osmanlı bahçesini etkilediği döneme girilmiştir.
      Osmanlı İmparatorluğu kurulduğu andan itibaren pek çok saray, kasır ve köşk yapılmıştır. (Bkz. Tablo 4.1)
      Batılılaşma etkisinde Osmanlı Sarayının ve Padişahlarının, gelenek konumu olan Topkapı’dan çıkarak İstanbul’un farklı yerlerinde hem yönetim hem de ikametgâh olarak kullandığı belirli saraylar vardır.

      Comment


      • #4
        Cevap: !!! Mimar ilgi bekliyor !!!

        YILDIZ SARAYI
        1. Konumu ve Tarihsel Gelişimi
        Bizans kaynaklarında adı geçen, 'Darphne' olarak erken Bizans şiirlerinde övülen ve defne ormanları içinde sevimli Pan'ın flütünü çaldığı hayal edilen alanlar olarak tasvir edilen, Osmanlı döneminde ise hazineye ait değerli bir alan olan Yıldız Sarayı'nın bulunduğu Beşiktaş tepesi, çok güzel olan manzarası sayesinde ilk olarak Kanuni Sultan Süleyman'ın dikkatini çekmiş ve Hazine-i Hassa 'ya kayıtlı olan bu alan 'Koru-u Hümayun' adını taşımıştır (Gülersoy, 1979; Pamay, 1985).
        1600'lü yılların başında 'Kazancıoğlu Bahçesi' adını taşıyan bu şahıs malı alan, padişah mülkleri arasına alınmıştır. III. Selim de, buranın güzelliğine hayran kalmış ve annesi Mihrişah Sultan için bir kasır yaptırmıştır (Pamay, 1985; Kuban, 1996; Demirkaya, 1999).
        Sultan II. Mahmud döneminde ise koru, askerlerin talim yeri olarak önem kazanmış ve II. Mahmud, gözdesi 'Yıldız' için bir de köşk yaptırmıştır. Abdülmecid ise, 1842 yılında annesi Bezm-i Alem Sultan için 'Kars-ı Dil Kuşa' adlı yeni bir köşk yaptırmış, bu arada diğer köşkler yıktırılmıştır (Pamay, 1985).
        1876 Mayıs ayında tahta geçen II. Abdülhamid, Dolmabahçe Sarayı'nda oturmaktan çekinmiş, Abdülhaziz tahttan indirilirken Dolmabahçe Sarayı'nın denizden kuşatılmış olmasını göz önünde bulundurarak özellikle bu sarayın denizden ve karadan her an kuşatılma tehlikesinden rahatsız olmuş, 7 Nisan 1877'de Yıldız Sarayı'na gitmiş ve bu taşınmadan sonra burası “Yıldız Saray-ı Hümayunu” adını almıştır (Şehsuvaroğlu, 1955; Ülgen, 1997) (Şekil 4.38).
        Ahşap kasırlar ve köşkler dışında, Osmanlılar'ın son sarayı Yıldız Sarayı'dır. II. Abdülhamid, daha önceki sultanların köşklerinin bulunduğu Yıldız'da, muhteşem bir korunun içinde, Beşiktaş'a ve güzel manzaralı bahçelere bakan tepelerde, bütün İstanbul'u ve Boğaziçi'ni gören, yaklaşık 500.000 m2 yüzölçümlü bir bahçe bir konut kompleksi inşa ettirmiştir. Kısacası 19. yüzyılda gelenek haline gelen her sultanın kendi sarayını yaptırma müsrifliği, II. Abdülhamid zamanında da Yıldız Sarayı'nın inşası ile sürmüştür Sultan II. Abdülhamid, otuz üç senelik saltanat dönemi sırasında Yıldız'ın etrafını emniyeti sağlamak amacıyla, birçok kışlalarla, yüksek ve kalın


        F. YALTIRIK, A. EFE, A. UZUN, C. ZÜLFİKAR

        duvarlarla çevirtmiş, ayrıca büyük bahçeler, parklar ortasındaki Yıldız kasırlarına kalabalık Harem takımlarını, maiyet-i seniyyeyi barındıracak daireler ilave ettirmiştir. Bu arada, Hasbahçe ile koruluk, Ortaköy sırtlarına kadar genişletilmiş, kısa zamanda burası küçük bir şehir halini almış ve saray 1877'den 1922'ye kadar, tam 44 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetim merkezi olarak kullanılmıştır (Şehsuvaroğlu, 1955; Demirkaya, 1999).
        19. yüzyılda Osmanlı sivil mimarisine göre biçimlendirilmiş köşk ve kasırlardan meydana gelen Yıldız Sarayı, II: Abdülhamid'in Şale, Çadır, Malta Köşkleri'ni katması ile genişlemiş ve onun sarayı olmuştur. II. Abdülhamid, ayrıca bir Harem dairesi, bir tiyatro, zengin bir kütüphane ve atölyeler yaptırmıştır (Aslanapa, 1986, 1993).
        Osmanlı İmparatorluğu'nun Dolmabahçe Sarayı'ndan sonra geniş kapsamlı olarak tasarlanan son yapılar topluluğu olan Yıldız Sarayı, yüksek duvarlarla çevrili olup ana mekanlar üç avlunun çevresinde sıralanmıştır.
        Birinci avluda Çit Kasrı, Büyük Mabeyn, Yaveran Dairesi ve Silahhane gibi resmi daire ve hizmet yapıları bulunmaktadır. Birinci avlunun güneyinde sarayın kütüphanesi, rasathanesi ve bir ara saray eczanesi olarak da kullanılan Güvercinlik Köşkü yer almaktadır (Ülgen, 1997).

        Resim 4.25. Büyük Mabeyn Resim 4.26. Yaveren Köşkü
        Saltanat Kapısı'yla geçilen ve içten ikinci bir duvarla çevrili olan ikinci avluda harem ve sultana ait dairelerden Harem yapıları, Gedikli Cariyeler Dairesi ve Tiyatro yer almaktadır. Sultan ve ailesinin kullanımına ayrılan bu bölüm, Özel Bölüm olarak da adlandırılmaktadır (Ülgen, 1997).

        Resim 4.27. Cariyeler Dairesi Resim 4.28. Küçük Mabeyn
        Yıldız Sarayı'nın Dış Bahçe ya da Üçüncü Avlu olarak bilinen bölümde, bugün sarayın en iyi korunmuş, etrafı duvarlarla çevrili Şale Merasim Köşkü ile Malta, Cihannüma ve Çadır Köşkleri gibi yapılar yer almaktadır (Ülgen, 1997). Malta ve Çadır Köşkleri, bugün İstanbul Belediyesi'ne ait olan ve “Yıldız Parkı” adıyla anılan koruluk içind e kalmıştır.


        Resim 4.29. Cihannüma Köşkü


        Yıldız Sarayı'nın yapım prensiplerinde, sahildeki Dolmabahçe ve Çırağan Sarayları'nın varlığı ve yeni oluşları gibi nedenlerle, burada büyük boyutlu saray yapımını önlemiş, köşk ve pavyon biçiminde küçük boyutlu yapılaşmayı teşvik etmiştir. Sonunda Topkapı Sarayı'nı anımsatan bir yerleşme ve yapım modeli ortaya çıkmıştır (TBMM, 1993).
        Yıldız Sarayı'nın binaları, Topkapı Sarayı'nın köşklerini andıran ve Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan müstakil binalardır. Geniş bahçelerin derinliklerinde doğayla uyum içinde serpiştirilmiş bu binaların görüntüde şehirle hiçbir bağlantısı olmadığı gibi, uzaktan bile görülmemektedir. Padişahın Yıldız'daki varlığı ise yalnızca Yıldız Sarayı'nın görkemli anıtsal girişinden ve yüksek duvarlarından hissedilebilmektedir.
        Yapıları ve bahçeleri ile 50 hektarı bulan saray kompleksi, farklı büyüklük ve formda tasarlanmış rustik havuzlardan, adalardan, sera ve limonluklardan, çay-kahve köşklerinden, metal şemsiye ve vazo biçimindeki çiçeklerden, kameriyelerden oluşan özgün bir değer halinde ortaya çıkmıştır. Burada kullanılan yapıların doğal görünümlü olmaları oldukça önemli olmuştur.

        Resim 4.30. Kameriye Köşkü Resim 4.31. Ada Köşkü
        Yapıların birbiriyle ilişkilerinde ve mekanların oluşturulmasında geometri ve aksiyalite gözetilmemiş, konumlandırmada ve özellikle ekleme ve bağlantılarda spontane davranılmıştır. Böylece yapılar arasında yer yer küçük meydanlarla genişleyen bir tür sokak dokusu ortaya çıkmıştır. Bu eğim farklarından doğan setlemeler, yapıları birbirine bağlayan galerilerin altındaki tonozlu geçitler ve büyük yapılara eklenen pavyonların girinti ve çıkıntılarıyla ve dar aralıklı teraslarla biçimlenen bir doku oluşturmuştur (Batur, A.).
        Sarkis ve Agop Balyan'ın ardından, Alexander Vallaury ve Raimondo d'Aronco ile diğer mimarlar hem saray, hem de bahçelerde değişik yorum ve biçimlerle çalışmalar ortaya koymuşlardır (Sözen,1991; Ülgen, 1997).
        Ünlü İtalyan mimar Raimondo d'Aronco, 1893'te İstanbul'a geldikten kısa bir süre sonra, Art Nouveau, en gözde üsluplardan biri haline gelmiştir (Kuban, 1996).

        Comment


        • #5
          Cevap: !!! Mimar ilgi bekliyor !!!

          Yıldız Sarayı Bahçesi
          Yıldız Saray bahçesi, dıştan savunma amacıyla olduğu söylenen, fakat nöbet kuleleri, nöbetçi gezinme setleri gibi bilinen savunma öğeleri bulunmayan ayırıcı duvarlarla çevrilmiştir. Genel çevrelemenin dışında duvar içeride de sürdürülmüş, padişaha ve hareme ait yapıları ve Hasbahçe'yi içeren kısım, ikinci bir duvarla daha çevrilmiştir.

          Böylece saray arazisi; resmi daireler ve saray hizmet binalarının bulunduğu Resmi Bölüm, harem ve padişaha ait saraylar, köşkler, Hasbahçe'nin bulunduğu Özel Bölüm, büyük gezinti parkı ve dış köşklerin bulunduğu Dış Bahçe ile Çevre Yapıları olarak birbirine bitişik, fakat görsel olarak birbirine kapalı dört bölüme ayrılmıştır.
          Sarayın etrafı yüksek duvarlarla çevrilmiş, giriş ve çıkışlar dört büyük dış kapıyla sağlanmıştır. Saray bahçesini çevreleyen kale duvarı gibi surun, dört tarafında birçok kapıları bulunsa da, bunlardan yalnız üç tanesi açık tutulmuştur. Harem Kapısı'ndan içeriye girilince, karşıya öncekinden daha yüksek ve daha kalın bir duvar gelmektedir. İşte, Abdülhamid'in Harem dairelerinin bulundukları yerleri dış dünyadan gizlenen duvar budur. Yıldız'ın iç bahçesi bu duvarın arkasındadır (Ezgü, 1962).

          Resim 4.32. Büyük Mabeyn Formel Ön Bahçesi
          Resmi Bölüm, Yıldız'ın formel yerleşme ve bahçe düzenine sahip olan bölümüdür. Buna rağmen belirli bir geometrik ilişkiyi Büyük Mabeyn çevresi dışında bulmak mümkün değildir. Büyük Mabeyn bahçesi aksiyal bakışımlı ve geometrik düzenlidir. Yine de bu düzen, tarhların geometrisi ile sınırlı tutulmuş, doğal gelişimine bırakılmış çiçek kümeleri ve ağaçları yumuşatılmış, Büyük Mabeyn Sarayı'nın önündeki dikdörtgen biçimli formel stildeki bahçenin kuzeyini Çit Kasrı, doğusunu Yaveran Dairesi sınırlamakta, kuzeydoğu köşesindeki büyük Harem Kapısı ile de Özel Bölüm'e geçilmektedir (Batur, A.; Yaltırık, vd., 1997).
          Bahçeler; doğal stilde planlanmış ve Natüralistik İngiliz bahçe stilinde bir dokuya kavuşturulmuştur. Planın ana çizgileri ve bitki dokusunun önemli elemanları, bugüne kadar gelmeyi başarmıştır. Bahçenin peyzaj düzenlemesinde hakim olan anlayış, bahçenin çok geniş ve eğimli olmasına da bağlı olarak, doğala benzer pitoresk görünümü, tasarımın ana çizgisi olarak kabul eden, fakat yer yer yapılara ilişkin formel bahçe adacıklarının kurulmasını da öngören karma bir tutumdur. Yıldız Sarayı bahçesi çevresinde bulunan koruluk alan, bahçenin bir uzantısı şeklinde düşünülmüştür (Altınoluk, 1986; Aydın 1993; Pamay, 1982).
          Yıldız Sarayı bahçeleri, yapıtlar yakınındaki formel stildeki bahçelerin giderek doğal stile dönüşmesi niteliğini taşımaktadır. Burada doğala dönüşme, formelin doğala dönüşmesi şeklinde değil de, doğal düzen içinde formel stildeki bahçe adacıklarına yer verilmesi şeklinde kendini göstermektedir.
          Bilindiği kadarıyla park ve bahçelerin düzenlemesine 1850'de başlanmış, bu iş için yurtdışından çağrılan uzmanlardan yararlanmıştır (Ezgü, 1962; Evyapan, 1972).
          A. İç Bahçe (Hasbahçe ve Harem Bahçesi )
          Yıldız korusundaki ilk çevre düzenlemeleri Abdülaziz döneminde yapılmış ve bitkisel peyzajın düzenlemesinde Abdülaziz işçileri bizzat çalışmıştır. İç bahçeler, özellikle Hasbahçe ise II. Abdülhamid döneminde yapılmıştır. Bu dönemde, hatta daha önceleri, saray için, bazı yabancılara park-bahçe planları çizdirilmiş, yine aynı amaçla Alman, Fransız, İtalyan bahçe uzmanları görevlendirilmiş, süs fidanlarının birçoğu dış ülkelerden getirilmiş, yerli tür fidanlar ise ülke içindeki ormanlardan söktürülerek sağlanmış ve kullanılmıştır. Bu arada Hasbahçe ve diğer iç bahçelerde süs ve üretim seraları yaptırılmış, hatta Küçük Mabeyn çatısında bir kış bahçesi kurulmuştur (Aydın, a993; Pamay, 1985).
          Sultan II. Abdülhamid'in yalnız kendine ve aile üyelerine ait olan iç bahçede bir çok limonluk ve kış bahçeleri yaptırılmış, duvar kenarlarına seralar yapılarak hem bahçeler renklendirilmiş, hem de Beylerbeyi Sarayı bahçesindeki köşklerin yapılma amacında olduğu gibi yüksek duvarların sıkıcı görünümü giderilmiştir, Ayrıca, avlu duvarlarına çeşme, kaskad yapılması, Osmanlı bahçelerinin ortak bir özelliği olmakla birlikte; buradaki durumun, yapım ekonomisi açısından bir yarar sağladığı ve ısı kaybını azaltmak amacını taşıdığı fikri de savunulmaktadır (Altınoluk, 1986; Ezgü, 1962).

          Resim 4.33. Avlu Duvarında Kaskatlı, Selsebilli Çeşme
          Oldukça fazla bir eğim üzerinde kurulmuş olan Selamlık Bahçesi'nde, eğimin dağıtılmasında setleme değil de, suyun şelale şeklinde akmasını sağlayacak ani bir düşüş yapılmıştır.

          Resim 4.34. İç Bahçeyi Kuşatan Akarsu ve Üzerindeki Köprüler
          Sultan II. Abdülhamid, sarayın iç bahçesine kendi adı ile anılan geniş ve egzotik görünüşlü bir havuz yaptırmıştır. Bu havuzda yer alan adada yaptırılan köşk, tipik bir hayvan kafesi görünümündedir. Bu köşkte çeşitli kuş türleri ve süs balıkları yetiştirilmiştir. Yıldız Sarayı'nda renkli bir çevre oluşturan bu hayvanlar, bakımlı bahçeler içinde egzotik kaskadlar, havuzlar, adalar ve doğaya uygun Abdülhamid dönemi yapıları ile bütün oluşmuştur.
          1909 Yılında II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesiyle bu hayvanlar dağıtılmış, bahçelerde süren yaşam sona ermiştir. Günümüzde ise hayvan kafeslerinin hemen hemen tamamı yok olmuş veya bakımsızlıktan kullanılamaz hale gelmiştir.
          Kuruluşu üzerinde büyük bir titizlikle durulmuş olduğu anlaşılan Selamlık Bahçesi'nin biçimlendirilmesi uzun yıllar almıştır (en az 20-30 yıl) ) (Aydın, 1993; Pamay, 1985).
          B. Havuz, Kameriyeler ve Seralar
          Saray bahçesinin birçok yerinde kullanılmış olan su öğesi, tabii formlar içinde kullanılmış, bu tabii formlu su öğeleri bir incelip bir genişleyerek nihayet bir akarsu halinde bahçeyi dolaşmış ve çıkıp gitmiştir. Doğal formlarda oluşturulmuş bu su öğeleri, tipik Natüralistik İngiliz bahçesinin özelliklerini yansıtmaktadır. Bahçelerin değişik konumlandırılmış bulunan bu havuzların üzerinde betondan yapılmış, dal şeklinde korkulukları bulunan köprüler yer almaktadır.
          Selamlık Bahçesi, Romantik-Pitoresk üslupta düzenlenmiştir. Bahçenin ana motifi, ortasında bir adacık bulunan yapay göldür. 300m. uzunluğunda, 15-40m. genişliğinde, 1.20 m. derinliğindeki 'Hamid Havuzu', 'Hasbahçe'nin eksenini oluşturmaktadır. Hasbahçe'nin peyzaj düzenlenmesinde bütün toprak kazılarak tesviye edilmiş, 300 m. uzunluğunda ve 15-20 m. genişliğindeki ırmak şeklinde havuzun inşası yapılmış, etrafında boy boy ve çeşitli birçok ağaçlar yetiştirilmiş, türlü hayvanlar, çeşitli kuşlar getirilmiş, bunlar için zarif yuvalar ve kuşhaneler yapılmıştır. Suyun yer yer daraltıldığı ise yanları dal taklidi korulularla çevrili köprüler kullanılmış, gölün kuzey ucu ise genişletilerek Küçük Mabeyn ve Harem köşkleri önünde bir nimfeum ve kaskad düzenlenmiştir (Evyapan, 1974; Altınoluk, 1986; Aydın, 1993).
          Böylece Hasbahçe'deki eğim ve iyi hesaplanmış kot farkları aracılığıyla bahçe, Pitoresk stile dönüştürülmeye çalışılmıştır. Selamlık Bahçesi içindeki gerek yer yer bir nehri andıran yapma göl, gerekse üzerinde yer alan köprüler ve karaya bitiştiği yerdeki nimfeum, grotto ve kaskatlar, tipik Natüralistik İngiliz bahçesindekiler gibidir.

          Resim 4.35. Nimfeum Resim 4.36. Kaskatlar

          Comment


          • #6
            Cevap: !!! Mimar ilgi bekliyor !!!

            Sultan Abdülhamid saltanatıyla çağdaş olmak üzere, zamana denk düşen Arts and Crafts, Art Nouveau, Jugendstil gibi çağın ilerici akımları mimari stil olarak Yıldız Sarayı seralarında hissedilmektedir (Altınoluk, 1986).
            Art Nouveau stilindeki Çit Kasrı Limonluğu olarak bilinen yapının boydan boya sarı renkli bir malzeme ile kaplanmış ve limonluk ilk yapıldığı zamanki kimliği kaybetmiştir. Bu limonluğun önemli bir özelliği, limonluğun ısıtma sisteminin, Yıldız Sarayı'nın kalorifer tertibatına bağlı olmasıdır.
            Isıtma olanaklarına da sahip bulunan seralar genellikle kış aylarında, bahar ve güz aylarının soğuk günlerinde; köşkler yaz-kış; kaskad ve kameriyeler ise yaz mevsimiyle bahar ve güz aylarının sıcak günlerinde kullanılmıştır. Bu şekilde, yıl boyunca, ama değişik mekanlarda, bir kullanım bütünlüğü sağlanmış bulunmaktadır (Aydın, 1993).

            Resim 4.37.Limonluk
            Limonluklar kaloriferle ve sıcak hava dolaşımı ile ısıtıldığından, sıcak iklim bitkileri de olsalar bunlar uzun süre yaşayamamıştır. II. Abdülhamid bu nadir bitkilerden mahrum kalmamak için İtalya, Fransa ve Almanya'dan devamlı taze fidandan getirtmiş, saray ziyafetlerinde salonları baştan başa çiçekler ve fidanlarla süsletmiştir (Ezgü, 1962).
            Endüstri devrimiyle birlikte, 19. yüzyılda gündeme gelen dökme demir ürünleri, başta saray olmak üzere giderek bir kullanım yaygınlığı göstermiştir. Birçoğu Avrupa'dan sipariş edilerek getirtilen bu dökme demir ürünleri, saray bahçelerinde vazo, çeşme, korkuluk, fener, aydınlatma elemanı, kapı, oturma elemanı gibi donatı elemanlarının yanı sıra; sera, limonluk ve kameriye gibi yapılarda da kullanılmıştır.
            Yıldız Sarayı bahçesinde beş metal ve bir rustik karakterli olmak üzere altı kameriye bulunmaktadır. Bunların iki tanesi, İç Bahçe'de inşa edilmiştir. İlki III. Selim Çeşmesi yanındaki altıgen planlı rustik kameriyedir. Tarihi Tilia tomentosa (ıhlamur) ağacının gölgesindeki bu kameriye ve oturma elemanları; kum, çimento, kireç ve sudan meydana gelen karışımın, metalden oluşturulan taşıyıcı sisteme, birbirini saran ağaç dalları biçiminde sıvanmasıyla yapılmıştır. İç Bahçe'deki ikinci kameriye ise Cihannuma Köşkü yakınındaki sekizgen planlı metal kameriyedir.

            Resim 4.38. Altıgen Rustik Kameriye
            C. Yürüme Yolları
            Yıldız Sarayı bahçesinde sirkülasyonu sağlayan yollar, arazinin tesviye eğrilerine uygun, tatlı kavisler yapacak şekilde planlanmıştır. Sert zemin malzemesi, diğer saray bahçelerimizde olduğu gibi çakıl-kum karışımı olup, Bozhane kumudur. Günümüzde Şale Köşkü'nün de bulunduğu Üçüncü Avlu bahçesi hala bu malzeme ile döşeli bulunmakta, yolların iki tarafında ise beyaz dere taşları kullanılarak yağmur suyu oluğu yapılmış olduğu görülmektedir. Havuz ve göletlerin çevresinde kullanılan döşeme malzemeleri ise sıkıştırılmış topraktır.
            D. Bitkisel Elemanlar
            Sarayın bulunduğu alanın ağaçlandırılması arazinin form ve hareketlerine uygun şekilde yapılmıştır. Yuvarlak tepe tacına sahip ağaçlar, hareketli çizgileriyle manzaraya yumuşak bir fon teşkil etmişken; sütun formunda olanlar, sonsuzluk içinde statik bir vurgu etkisi yaratmıştır.
            Yıldız Sarayı İç Bahçesi bitkisel peyzaj düzenlemesinde kullanılmış olan önemli egzotik ağaç ve çalılar; 100 yaşını geçmiş anıtsal boyutlardaki Taxus baccata L. 'Fastigiata' (konik porsuk), Cephalotaxus harringonia (Japon yalancı porsuğu), Calocedrus decurrens (Kaliforniya su sediri) ve kanal şeklinde uzanan havuzun kenarındaki otağı çadırı görünümündeki , boyutları ve habitusu muhteşem Quercus ilex (pırnal meşe)'dir. Bunların yanı sıra, boylu ağaçların gölgesinde yetişmiş ve günümüze kadar ulaşabilmeyi başarmış olan Osmanlı saray çimleri de önemli türde yer örtücüler olarak saray bahçesinde bulunmaktadır.
            Bitkisel materyalin tür seçiminde, yapraklı ulu ağaçlar ağırlık kazanmışken; Ulmus glabra (karaağaç), Fagus slyvatica (kayın) Tilia tomentosa (ıhlamur), Castanea sativa (at kestanesi), Platanus orientalis (çınar) gibi yapraklı boylu ağaçlar dışında, özellikle Cedrus sp. (sedir) ve Cupressus sempervirens (servi) türleri ibreli tür olarak esası teşkil etmiştir. Saray bahçesinin genelinde çiçekli ağaçlara ve çalılara yer verilmediği, rengin daha çok yeşilin tonlarıyla, mevsimlerde değişen yaprak ve gövde görünümleri ile sağlanmaya çalışıldığı görülmektedir.
            E. Dışbahçe (Yıldız Korusu)
            Dışbahçe de, gölet şeklindeki geniş havuz, ağaç topluluklar, bitkisel kompozisyonlar, kıvrımlı patikalar, arazideki eğimler, alçalma ve yükselmeler naturalistik İngiliz bahçesi etkisini göstermiştir.
            Saray bahçesindeki bitkisel düzenlemelerde kasır ve köşklerin yakın çevreleri hariç, koruluğun doğal yapısı ve bitki örtüsüne çok fazla müdahale edilmemiştir.
            Yıldız Sarayı ve Bahçesi'nin bulunduğu alanda geçmişte padişahların güzelliğe hayran olarak, çeşitli kasır, köşk ve çeşme gibi yapılar yaptırılmıştır. 19. yüzyılda sadece padişah ve yakın çevresinin kullanıldığı koruluk, II. Abdülhamid tarafından deniz kenarındaki yoldan itibaren günümüzde hala mevcut bulunan bir köprü ile Çırağan Sarayı'ndan yeni sarayı olan Yıldız Sarayı'na bağlatılmıştır. Bu dönemde bazı yabancı bahçıvan ve mimarların çalıştığı koruluk ve park, çeşitli düzenlemelerle son şeklini almıştır (Evyapan, 1974).

            Comment


            • #7
              teşekkür ederim ilginize. yazılar bir yayından olsa gerek. resim nolarını farkettim. ama resimleri göremiyorum tabiki. tam metne ulaşma şansım olabilecekmi? istanbuldayım ve kütüphanelere gittim sizin de dediğiniz gibi. bazı bilgilere ulaştım fakat mevzuu peyzaj olduğundan tedirginim biraz. o nedenle sizlerden yardım istedim.

              Comment


              • #8
                Cevap: !!! Mimar ilgi bekliyor !!!

                sayın cizimci size izinde dediğim arkadaş akcabeydi.Kendilerinden faydalanabilirsiniz özeline mesajda atabilirsiniz.Ne istediğinizi detaylı arkadaşa bildiriniz

                Comment

                Working...
                X