1. Seracılığın Tarihçesi
Dünya üzerinde 36-420 kuzey enlem ve 26-450 doğu boylam dereceleri arasında bulunan ülkemizin coğrafi konumu, iklim ve toprak yapısı; hindistan cevizi, kahve, kakao, hurma ve ananas gibi bazı tropik bahçe bitkilerinin dışındaki tüm meyve, sebze, asma ve süs bitkileri için son derece elverişlidir. Bu nedenle Anadolu yarımadası; günümüze kadar kültüre alınmış veya alınabilecek birçok bahçe bitkileri, süs bitkileri, tarla bitkileri ve tıbbi bitkilerin anavatanı ve gen kaynakları arasında yer almaktadır.
Ülkemiz ve dünyadaki geometrik nüfus artışı, şehirleşme ve sanayileşme insanların beden ve ruh sağlığı için gerekli tarım ürünlerinin aynı şekilde artırılmasını zorunlu kılmaktadır. İşte bu amaçla; üretimde üstün vasıflı tohum, fide ya da fidan kullanmak, ekim-dikim alanlarını genişletmek, tarımsal alandaki her türlü bilimsel yenilik, teknik ve teknolojilerden yararlanmak gerekmektedir.
Bunlar arasında yıl boyunca bitkisel üretim yapılmasına imkan veren, daha yüksek verim, kalite ve erkenci ürün eldesinin bir sonucu, daha kârlı ve zevkli bir tarım kolu olan “seracılık” çok büyük önem taşımaktadır. “Sebze, meyve ve çiçek gibi kültür bitkilerini normal açıkta yetiştirme mevsimlerinin dışında, ekolojik faktörlerin kontrolü sayesinde yetiştirilmelerine imkan sağlayan yapay yetiştirme mekânlarına “sera” ; seralarda yapılan bitkisel üretime ise “seracılık” adı verilmektedir.
Günümüzde hızla yaygınlaşan ve ileri bir tekniğe ulaşan seracılık, daha geniş kapsamlı bir ifadeyle örtüaltı yetiştiriciliğinin oldukça uzun bir geçmişi vardır. Başlangıç tarihini belirten kesin bir belgenin olmamasına rağmen, Yunanlı filozof Platon’un Phaedon adlı eserinden, tâ M.Ö. 5. yüzyılda bile bu tip yetiştiriciliğin olduğu anlaşılmaktadır. İtalya’da Romalılar devrinde, güneye bakan kuytu yamaçlarda açılan çukurların üzerinin şeffaf malzemeyle kapatılarak altında sebze yetiştirilmesiyle başlayan örtüaltı tarımı, daha sonra Avrupa’da (İngiltere) evlerin güneye bakan yönlerinin camla örtülmesiyle bu gelişmesini sürdürmüştür. Avrupa’da 16. ve 17. yy’da yapılan bu tesisler örtüaltı tarımı veya seracılığın başlangıcı sayılmaktadır. Bu günkü anlamda ilk modern seralar ise, 18. yy’da Amerika’da yapılmıştır. ABD ve Avrupa’da sera yapımı, endüstri ile birlikte, özellikle birinci dünya savaşından sonra hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır. Plâstik örtüler altında yetiştiricilik ise, 1960 yıllarında Japonya’da başlamış ve Kuzey Amerika üzerinden Avrupa’ya geçmiştir. Dünya üzerinde geniş bir yayılma alanı olan seracılık, gerek ekolojik faktörler ve gerekse seracılık teknolojisi yönünden oldukça farklılık göstermektedir. Bu yönü ile seracı ülkeleri; serin-soğuk iklim kuşağı ve ılıman-sıcak iklim kuşağı ülkeleri olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür.
Serin-soğuk iklim kuşağındaki başlıca seracı ülkeler ; Hollanda, İngiltere, Danimarka, Almanya, Romanya, Polonya, Bulgaristan, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’dir. Bu ülkelerde, çoğunlukla cam seralar yaygındır.
Ilıman-sıcak iklim kuşağındaki önemli seracı ülkeler ise ; Japonya, İtalya, İsrail, Yunanistan, İspanya, Fransa, Portekiz, Fas ve Türkiye’dir. Bu kuşaktaki seracı ülkelerde, ekolojik koşulların başında gelen kış aylarındaki yüksek ortalama sıcaklık, seracılık faaliyetlerini ekonomik olarak kolaylaştırmaktadır. Bu çok önemli avantajından dolayı, ılıman-sıcak iklim kuşağında seracılık süratle ilerlemektedir. Türkiye’nin de bu şanslı kuşakta bulunması, seracılık faaliyetlerimizin önemini daha da arttırmaktadır. Bu kuşaktaki seracılık, genelde sonbahar ve ilkbahar turfandacılığı yapısında olup, bazı ülkelerde ise ideal anlamda seracılık yapıldığı görülür. Ülkemizde yapılan seracılık iklim şartlarını, bir diğer ifadeyle ekolojiyi kullanan bir seracılık olup; ısıtma, don tehlikesinin olduğu zamanlarda yapılmaktadır. Ilıman-sıcak iklim kuşağında lider durumda bulunan Japonya’da ise seracılık 26-450 N enlem dereceleri arasında yayılmıştır. Bu ülkede seracılık, aile işletmesi tarzında olup, sera varlığının %95’ini kapsayan plâstik seraların tümünde örtü materyali PVC’dir.
Serin-soğuk iklim kuşağındaki seracı ülkeleri Orta - Kuzey Avrupa Ülkeleri, Rusya ve ABD olarak özetlenebilir. Ilıman-sıcak iklim kuşağındaki seracı ülkeler ise; Akdeniz Havzası Ülkeleri ve Japonya’dır. Serin-soğuk iklim kuşağında Hollanda, ılıman-sıcak iklim kuşağında ise Japonya sera teknolojisi ve üretim yönünden lider konumdadır. Dünyada 300 kuzey enleminin altındaki kuşakta bulunan ülkelerde yüksek sera içi sıcaklıklarını düşürmek amacıyla yapılan soğutma; 400 enleminin üzerindeki ülkelerde ise düşük sera içi sıcaklıklarını yükseltmek için yapılan ısıtma masrafları seracılığı ekonomik yönden güçleştirmektedir. Seracılık bakımından dünyada en şanslı 30-400 kuzey enlem kuşakları arasında yer alan ülkemizin özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara sahil şeridi ile bazı mikroklima bölgeleri ve jeotermal sıcak su kaynaklarının bulunduğu yerlerde örtüaltı tarımı hızla yayılmaktadır. İlkbahar – Yaz ile Sonbahar-Kış geçit mevsimlerinde rakımın 500-1500 m olduğu yerlerde seracılığın ekonomik olarak yapılabileceği son zamanlarda özel sektörün başarılı girişimleriyle de kanıtlanmıştır.
Ülkemizdeki örtüaltı yetiştiriciliği, ilk olarak 1940’lı yıllarda Antalya’da yapılan seralarla başlamıştır. 1940-1960 yılları arasında yavaş gelişen örtüaltı tarımı, 1970’li yıllarda plastiğin örtü materyali olarak kullanılmaya başlamasıyla daha hızla büyüme eğilimi kazanmıştır. Türkiye’de örtüaltı tarımı, İstanbul yöresinden başlayarak Hatay-Samandağı’na kadar uzanan sahil şeridinde yayılmış olmakla birlikte Antalya, Adana, Mersin, Hatay ve Muğla gibi sahil illerimizde yoğunlaşmıştır. Türkiye’de seracılık; kış aylarının ılıman geçtiği Akdeniz ve Ege sahillerinde yaygınlaşmıştır. Türkiye genelinde seralarda yetiştirilen ürünlerin %95’ini sebze, %4’ünü süs bitkileri ve %1’ini de meyve oluşturmaktadır. Cam ve plâstik seralarda en fazla yetiştirilen sebze türleri sırasıyla domates, hıyar, biber ve patlıcandır. 1992 yılı istatistiklerine göre dünyada 1.361.380 da; ülkemizde ise 111.380 da sera alanı mevcuttur. Sera varlığımız, dünya sera alanlarının yaklaşık %11’ini oluşturmaktadır.
Dünya üzerinde 36-420 kuzey enlem ve 26-450 doğu boylam dereceleri arasında bulunan ülkemizin coğrafi konumu, iklim ve toprak yapısı; hindistan cevizi, kahve, kakao, hurma ve ananas gibi bazı tropik bahçe bitkilerinin dışındaki tüm meyve, sebze, asma ve süs bitkileri için son derece elverişlidir. Bu nedenle Anadolu yarımadası; günümüze kadar kültüre alınmış veya alınabilecek birçok bahçe bitkileri, süs bitkileri, tarla bitkileri ve tıbbi bitkilerin anavatanı ve gen kaynakları arasında yer almaktadır.
Ülkemiz ve dünyadaki geometrik nüfus artışı, şehirleşme ve sanayileşme insanların beden ve ruh sağlığı için gerekli tarım ürünlerinin aynı şekilde artırılmasını zorunlu kılmaktadır. İşte bu amaçla; üretimde üstün vasıflı tohum, fide ya da fidan kullanmak, ekim-dikim alanlarını genişletmek, tarımsal alandaki her türlü bilimsel yenilik, teknik ve teknolojilerden yararlanmak gerekmektedir.
Bunlar arasında yıl boyunca bitkisel üretim yapılmasına imkan veren, daha yüksek verim, kalite ve erkenci ürün eldesinin bir sonucu, daha kârlı ve zevkli bir tarım kolu olan “seracılık” çok büyük önem taşımaktadır. “Sebze, meyve ve çiçek gibi kültür bitkilerini normal açıkta yetiştirme mevsimlerinin dışında, ekolojik faktörlerin kontrolü sayesinde yetiştirilmelerine imkan sağlayan yapay yetiştirme mekânlarına “sera” ; seralarda yapılan bitkisel üretime ise “seracılık” adı verilmektedir.
Günümüzde hızla yaygınlaşan ve ileri bir tekniğe ulaşan seracılık, daha geniş kapsamlı bir ifadeyle örtüaltı yetiştiriciliğinin oldukça uzun bir geçmişi vardır. Başlangıç tarihini belirten kesin bir belgenin olmamasına rağmen, Yunanlı filozof Platon’un Phaedon adlı eserinden, tâ M.Ö. 5. yüzyılda bile bu tip yetiştiriciliğin olduğu anlaşılmaktadır. İtalya’da Romalılar devrinde, güneye bakan kuytu yamaçlarda açılan çukurların üzerinin şeffaf malzemeyle kapatılarak altında sebze yetiştirilmesiyle başlayan örtüaltı tarımı, daha sonra Avrupa’da (İngiltere) evlerin güneye bakan yönlerinin camla örtülmesiyle bu gelişmesini sürdürmüştür. Avrupa’da 16. ve 17. yy’da yapılan bu tesisler örtüaltı tarımı veya seracılığın başlangıcı sayılmaktadır. Bu günkü anlamda ilk modern seralar ise, 18. yy’da Amerika’da yapılmıştır. ABD ve Avrupa’da sera yapımı, endüstri ile birlikte, özellikle birinci dünya savaşından sonra hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır. Plâstik örtüler altında yetiştiricilik ise, 1960 yıllarında Japonya’da başlamış ve Kuzey Amerika üzerinden Avrupa’ya geçmiştir. Dünya üzerinde geniş bir yayılma alanı olan seracılık, gerek ekolojik faktörler ve gerekse seracılık teknolojisi yönünden oldukça farklılık göstermektedir. Bu yönü ile seracı ülkeleri; serin-soğuk iklim kuşağı ve ılıman-sıcak iklim kuşağı ülkeleri olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür.
Serin-soğuk iklim kuşağındaki başlıca seracı ülkeler ; Hollanda, İngiltere, Danimarka, Almanya, Romanya, Polonya, Bulgaristan, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’dir. Bu ülkelerde, çoğunlukla cam seralar yaygındır.
Ilıman-sıcak iklim kuşağındaki önemli seracı ülkeler ise ; Japonya, İtalya, İsrail, Yunanistan, İspanya, Fransa, Portekiz, Fas ve Türkiye’dir. Bu kuşaktaki seracı ülkelerde, ekolojik koşulların başında gelen kış aylarındaki yüksek ortalama sıcaklık, seracılık faaliyetlerini ekonomik olarak kolaylaştırmaktadır. Bu çok önemli avantajından dolayı, ılıman-sıcak iklim kuşağında seracılık süratle ilerlemektedir. Türkiye’nin de bu şanslı kuşakta bulunması, seracılık faaliyetlerimizin önemini daha da arttırmaktadır. Bu kuşaktaki seracılık, genelde sonbahar ve ilkbahar turfandacılığı yapısında olup, bazı ülkelerde ise ideal anlamda seracılık yapıldığı görülür. Ülkemizde yapılan seracılık iklim şartlarını, bir diğer ifadeyle ekolojiyi kullanan bir seracılık olup; ısıtma, don tehlikesinin olduğu zamanlarda yapılmaktadır. Ilıman-sıcak iklim kuşağında lider durumda bulunan Japonya’da ise seracılık 26-450 N enlem dereceleri arasında yayılmıştır. Bu ülkede seracılık, aile işletmesi tarzında olup, sera varlığının %95’ini kapsayan plâstik seraların tümünde örtü materyali PVC’dir.
Serin-soğuk iklim kuşağındaki seracı ülkeleri Orta - Kuzey Avrupa Ülkeleri, Rusya ve ABD olarak özetlenebilir. Ilıman-sıcak iklim kuşağındaki seracı ülkeler ise; Akdeniz Havzası Ülkeleri ve Japonya’dır. Serin-soğuk iklim kuşağında Hollanda, ılıman-sıcak iklim kuşağında ise Japonya sera teknolojisi ve üretim yönünden lider konumdadır. Dünyada 300 kuzey enleminin altındaki kuşakta bulunan ülkelerde yüksek sera içi sıcaklıklarını düşürmek amacıyla yapılan soğutma; 400 enleminin üzerindeki ülkelerde ise düşük sera içi sıcaklıklarını yükseltmek için yapılan ısıtma masrafları seracılığı ekonomik yönden güçleştirmektedir. Seracılık bakımından dünyada en şanslı 30-400 kuzey enlem kuşakları arasında yer alan ülkemizin özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara sahil şeridi ile bazı mikroklima bölgeleri ve jeotermal sıcak su kaynaklarının bulunduğu yerlerde örtüaltı tarımı hızla yayılmaktadır. İlkbahar – Yaz ile Sonbahar-Kış geçit mevsimlerinde rakımın 500-1500 m olduğu yerlerde seracılığın ekonomik olarak yapılabileceği son zamanlarda özel sektörün başarılı girişimleriyle de kanıtlanmıştır.
Ülkemizdeki örtüaltı yetiştiriciliği, ilk olarak 1940’lı yıllarda Antalya’da yapılan seralarla başlamıştır. 1940-1960 yılları arasında yavaş gelişen örtüaltı tarımı, 1970’li yıllarda plastiğin örtü materyali olarak kullanılmaya başlamasıyla daha hızla büyüme eğilimi kazanmıştır. Türkiye’de örtüaltı tarımı, İstanbul yöresinden başlayarak Hatay-Samandağı’na kadar uzanan sahil şeridinde yayılmış olmakla birlikte Antalya, Adana, Mersin, Hatay ve Muğla gibi sahil illerimizde yoğunlaşmıştır. Türkiye’de seracılık; kış aylarının ılıman geçtiği Akdeniz ve Ege sahillerinde yaygınlaşmıştır. Türkiye genelinde seralarda yetiştirilen ürünlerin %95’ini sebze, %4’ünü süs bitkileri ve %1’ini de meyve oluşturmaktadır. Cam ve plâstik seralarda en fazla yetiştirilen sebze türleri sırasıyla domates, hıyar, biber ve patlıcandır. 1992 yılı istatistiklerine göre dünyada 1.361.380 da; ülkemizde ise 111.380 da sera alanı mevcuttur. Sera varlığımız, dünya sera alanlarının yaklaşık %11’ini oluşturmaktadır.


Comment