İyice çalkalayun
Temel odanın içinde zıplıyormuş. Dursun sormuş :
Ne oldi, ne yapayisun böyle ?
Temel,
Öksürük şurubu içtum da.
Dursun,
Niye zıplayisun peki ?
Temel,
Sorma, şişenun üzerinde iyice çalkalayun yazayidi, ben fark etmemişum da. Demiş.
Canlıyım Ama Taze Miyim
Balıkçı bağırıyormuş,
"Canlı balık,canlı balık..."
Yaşlı Temel yaklaşıp soruyor,
"Evladım balıklar taze mi?"
Balıkçı:
"Canlı balık, canlı balık..."
Yaşlı Temel,
"Evladım balıklar taze mi?"
Balıkçı:
"Teyze, canlı diyoruz ya işte!"
Yaşlı Temel,
"Oğlum, ben de canlıyım ama taze miyim?"
Ben Kırkayak Miyum?
Temel`e araba çarpar ve bacağı kırılır. Kazayı yapan şoför para vererek anlaşmak ister. Temel istediği fiyatı söyler,
Beşyüz yeni Türk lirası verursen vazgeçerum davadan. Der.
Adam şaşırır.
Beni milyarder mi sandın der.
Haçan sen milyarder değilsun da ben kırkayak miyum?
Fotofiniş
Temel`in atı dünyanın en hızlı koşan atı olmasına karşı her yarışta ikinci geliyormuş.Temel`e bunun nedenini sormuşlar,Fotofinişte poz vermeye alışmış ,bu yüzden burun farkiyla hep ikinci oluyi der.
Bugün Prova Yaptuk
Temel ve Dursun akıl hastanesinden kaçınca doktorlar bütün gün ikiliyi aramış... Bakmadık yer bırakmamışlar ama bir türlü bulamamışlar. Akşam hastaneye dönünce Temel`le Dursun`u yerlerinde bulmuşlar;
Sabahtan beri sizi arıyoruz, nereye gittiniz?
Bugün prova yaptuk yarın kaçacağuk.
Biz Bunu İstemeduk Ki
İki boyacı olan Temel (kısa boylu) ile İdris (uzun boylu), bir bayrak direği boyama işini almışlar. Bu iş için ne kadar boya alacaklarını hesaplamak için direği ölçmeye çalışmışlar. Çapını ölçmek kolay olmuş ama yüksekliği? Onu ölçmek için Temel İdrisin omuzlarına çıkmış ama direğin tam tepesine ulaşamamış.
İdris;`Ben senden uzun boyluyum. Bir de ben deneyim` deyip Temel`in omuzlarına çıkmış ama gene ayni sonuç...
Oturup ne yapacaklarını düşünürken yanlarına iri-yâri bir adam yaklaşıp ne yaptıklarını sormuş. Temel`le İdris sorunu anlattıktan sonra, adam direği yerden güç bela sokup yere yatırmış. Boyunu ölçüp tekrar yerine diktikten sonra yoluna devam etmiş.
Gittikten sonra İdrisle Temel bakışıp gülüşmüşler:
Aptal herife bak! Biz ona yüksekluğini ölçemeyiruk deduk o bize uzunluğuni ölçti verdi.
Deney
Temel, Oğlum, bu gün okulda ne yaptınız?
Baba, dinamit imal ettik.
Temel,
Peki, yarın okulda ne yapacaksınız?
Hangi okulda!
Sonra Onu Da Yeriz
Trenle İstanbul yolculuk eden Kayserili tanıştığı arkadaşıyla biraz sohbetten sonra çantasından çıkardığı pastırmalı yiyeceklerden arkadaşında ikram eder.
Arkadaşı,
Sağol benim basurum var ben yemeyeyim deyince ,
Kayserili gayet ılımlı bir tavırla ,
Olsun onu da biraz sonra yeriz demiş
Karadeniz`de Yaşanmış Fıkra Gibi Anılar
Memleketimizin özellikle kuzeyinde yer alan insanlarımızın çok değişik özellikleri var. Havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez. Hele bir de bu kuzeyin merkezi Trabzon veya Rize ise bütün ezber bozan uygulamaları burada görebilirsiniz. Araştırmacı yazar Fatih Sultan Kar, Rizede yaşanmış fıkra gibi olayları derleyip kitap haline getirdi. İşte kitapta yer alan yaşanmış gerçek olaylardan bazıları:
Bir Şey Yapamaz Mıyız?
Çay TV Genel Yayın Yönetmeni Arif Akmermer, televizyonu adına açık havada bir müzik programı düzenleyecektir. Programın yapılacağı gün havanın nasıl olacağını öğrenmek için meteoroloji müdürünü arar:
Hocam Salı günü hava nasıl?
Yağışlı.
Bir şey yapamaz mıyız?
Rıdvan Dilmenden Bir Anı:
Fenerbahçede oynarken kamptayız. Öğle yemeğinde takım olarak buluştuk. Servisin yapılmasını bekliyoruz. Karşımda Rizeli Hasan Vezir, sağımda ise Kaptan Müjdat Yetkiner var. Müjdat ve benim en sevmediğimiz şeylerin başında, boş tabağa sürtülen çatal ve onun çıkardığı ince iç gıcıklayan ses gelir. Bunu çok iyi bilen Hasan Vezir, gözlerimizin içine baka baka çatalı tabakta bir oraya bir buraya gezdirip duruyor. Sonunda Müjdat dayanamadı patladı: Beni ayağa kaldırma.`` Hasandan ise fıkra gibi cevap geldi: Sana yapmıyorum ki... Rıdvana yapıyorum.``
Kırk Yılda Bir...
Celal Memişoğlu esprili ve renkli kişiliğiyle Rizenin unutulmaz isimleri arasındaki yerini almıştır. Çok partili dönemin başladığı sıralarda Rizeye gelen mebuslardan birini karşılamakta biraz heyecanlı ve iltifatta mübalağalı davranır. Mebus, Ne bu iltifat?`` diye sorunca Celal hemen cevabı yapıştırır:
Nasıl iltifat etmeyelim... Kırk yılda bir geliyorsunuz.
Paşabahçe 33
Pazar'ın bir köyünde genç delikanlı üzerine bir korku geldiği için annesi tarafından okuması için hocaya götürülür. Hoca çocuğu dualarla okuduktan sonra cam bardağa su doldurur ve bütün dikkatini vererek içine bakmasını söyler. Çocuk bakar, bakar fakat hiçbir şey göremez. Hoca ısrar eder, iyice bak diye. Çocuk bir daha bakar ve:
Hocam, gördüm gördüm der.
Hoca:
Ne gördün? diye sorar.
Çocuk heyecanla cevap verir:
Paşabahçe 33... (Bardağın altındaki damgadır gördüğü)
Hesap
Rahmetli Kazancı Yusuf (Makas) Beykozda bir lokantaya girer ve bir masaya oturur. Lokanta oldukça kalabalıktır. Garson sipariş almaya yetişemiyordu. Kazancı, garsona seslenir. Garson:
Geliyor
Bir müddet sonra tekrar seslenir ama yanıt aynı:
Geliyor
Bir daha seslenir:
Gelecek
Kazancı daha fazla dayanamaz. Kalkar, kapıdan çıkacakken kasadaki patron ne yediğini sorar:
İki geldi, bir gelecek. Kaç para?
Temel odanın içinde zıplıyormuş. Dursun sormuş :
Ne oldi, ne yapayisun böyle ?
Temel,
Öksürük şurubu içtum da.
Dursun,
Niye zıplayisun peki ?
Temel,
Sorma, şişenun üzerinde iyice çalkalayun yazayidi, ben fark etmemişum da. Demiş.
Canlıyım Ama Taze Miyim
Balıkçı bağırıyormuş,
"Canlı balık,canlı balık..."
Yaşlı Temel yaklaşıp soruyor,
"Evladım balıklar taze mi?"
Balıkçı:
"Canlı balık, canlı balık..."
Yaşlı Temel,
"Evladım balıklar taze mi?"
Balıkçı:
"Teyze, canlı diyoruz ya işte!"
Yaşlı Temel,
"Oğlum, ben de canlıyım ama taze miyim?"
Ben Kırkayak Miyum?
Temel`e araba çarpar ve bacağı kırılır. Kazayı yapan şoför para vererek anlaşmak ister. Temel istediği fiyatı söyler,
Beşyüz yeni Türk lirası verursen vazgeçerum davadan. Der.
Adam şaşırır.
Beni milyarder mi sandın der.
Haçan sen milyarder değilsun da ben kırkayak miyum?
Fotofiniş
Temel`in atı dünyanın en hızlı koşan atı olmasına karşı her yarışta ikinci geliyormuş.Temel`e bunun nedenini sormuşlar,Fotofinişte poz vermeye alışmış ,bu yüzden burun farkiyla hep ikinci oluyi der.
Bugün Prova Yaptuk
Temel ve Dursun akıl hastanesinden kaçınca doktorlar bütün gün ikiliyi aramış... Bakmadık yer bırakmamışlar ama bir türlü bulamamışlar. Akşam hastaneye dönünce Temel`le Dursun`u yerlerinde bulmuşlar;
Sabahtan beri sizi arıyoruz, nereye gittiniz?
Bugün prova yaptuk yarın kaçacağuk.
Biz Bunu İstemeduk Ki
İki boyacı olan Temel (kısa boylu) ile İdris (uzun boylu), bir bayrak direği boyama işini almışlar. Bu iş için ne kadar boya alacaklarını hesaplamak için direği ölçmeye çalışmışlar. Çapını ölçmek kolay olmuş ama yüksekliği? Onu ölçmek için Temel İdrisin omuzlarına çıkmış ama direğin tam tepesine ulaşamamış.
İdris;`Ben senden uzun boyluyum. Bir de ben deneyim` deyip Temel`in omuzlarına çıkmış ama gene ayni sonuç...
Oturup ne yapacaklarını düşünürken yanlarına iri-yâri bir adam yaklaşıp ne yaptıklarını sormuş. Temel`le İdris sorunu anlattıktan sonra, adam direği yerden güç bela sokup yere yatırmış. Boyunu ölçüp tekrar yerine diktikten sonra yoluna devam etmiş.
Gittikten sonra İdrisle Temel bakışıp gülüşmüşler:
Aptal herife bak! Biz ona yüksekluğini ölçemeyiruk deduk o bize uzunluğuni ölçti verdi.
Deney
Temel, Oğlum, bu gün okulda ne yaptınız?
Baba, dinamit imal ettik.
Temel,
Peki, yarın okulda ne yapacaksınız?
Hangi okulda!
Sonra Onu Da Yeriz
Trenle İstanbul yolculuk eden Kayserili tanıştığı arkadaşıyla biraz sohbetten sonra çantasından çıkardığı pastırmalı yiyeceklerden arkadaşında ikram eder.
Arkadaşı,
Sağol benim basurum var ben yemeyeyim deyince ,
Kayserili gayet ılımlı bir tavırla ,
Olsun onu da biraz sonra yeriz demiş
Karadeniz`de Yaşanmış Fıkra Gibi Anılar
Memleketimizin özellikle kuzeyinde yer alan insanlarımızın çok değişik özellikleri var. Havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez. Hele bir de bu kuzeyin merkezi Trabzon veya Rize ise bütün ezber bozan uygulamaları burada görebilirsiniz. Araştırmacı yazar Fatih Sultan Kar, Rizede yaşanmış fıkra gibi olayları derleyip kitap haline getirdi. İşte kitapta yer alan yaşanmış gerçek olaylardan bazıları:
Bir Şey Yapamaz Mıyız?
Çay TV Genel Yayın Yönetmeni Arif Akmermer, televizyonu adına açık havada bir müzik programı düzenleyecektir. Programın yapılacağı gün havanın nasıl olacağını öğrenmek için meteoroloji müdürünü arar:
Hocam Salı günü hava nasıl?
Yağışlı.
Bir şey yapamaz mıyız?
Rıdvan Dilmenden Bir Anı:
Fenerbahçede oynarken kamptayız. Öğle yemeğinde takım olarak buluştuk. Servisin yapılmasını bekliyoruz. Karşımda Rizeli Hasan Vezir, sağımda ise Kaptan Müjdat Yetkiner var. Müjdat ve benim en sevmediğimiz şeylerin başında, boş tabağa sürtülen çatal ve onun çıkardığı ince iç gıcıklayan ses gelir. Bunu çok iyi bilen Hasan Vezir, gözlerimizin içine baka baka çatalı tabakta bir oraya bir buraya gezdirip duruyor. Sonunda Müjdat dayanamadı patladı: Beni ayağa kaldırma.`` Hasandan ise fıkra gibi cevap geldi: Sana yapmıyorum ki... Rıdvana yapıyorum.``
Kırk Yılda Bir...
Celal Memişoğlu esprili ve renkli kişiliğiyle Rizenin unutulmaz isimleri arasındaki yerini almıştır. Çok partili dönemin başladığı sıralarda Rizeye gelen mebuslardan birini karşılamakta biraz heyecanlı ve iltifatta mübalağalı davranır. Mebus, Ne bu iltifat?`` diye sorunca Celal hemen cevabı yapıştırır:
Nasıl iltifat etmeyelim... Kırk yılda bir geliyorsunuz.
Paşabahçe 33
Pazar'ın bir köyünde genç delikanlı üzerine bir korku geldiği için annesi tarafından okuması için hocaya götürülür. Hoca çocuğu dualarla okuduktan sonra cam bardağa su doldurur ve bütün dikkatini vererek içine bakmasını söyler. Çocuk bakar, bakar fakat hiçbir şey göremez. Hoca ısrar eder, iyice bak diye. Çocuk bir daha bakar ve:
Hocam, gördüm gördüm der.
Hoca:
Ne gördün? diye sorar.
Çocuk heyecanla cevap verir:
Paşabahçe 33... (Bardağın altındaki damgadır gördüğü)
Hesap
Rahmetli Kazancı Yusuf (Makas) Beykozda bir lokantaya girer ve bir masaya oturur. Lokanta oldukça kalabalıktır. Garson sipariş almaya yetişemiyordu. Kazancı, garsona seslenir. Garson:
Geliyor
Bir müddet sonra tekrar seslenir ama yanıt aynı:
Geliyor
Bir daha seslenir:
Gelecek
Kazancı daha fazla dayanamaz. Kalkar, kapıdan çıkacakken kasadaki patron ne yediğini sorar:
İki geldi, bir gelecek. Kaç para?





Comment