fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Şahper'in huzur bulduğu başlığı

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Şahper'in huzur bulduğu başlığı

    Bak, şu semavatın denizinde yüzen ve şu zeminin yüzünde serpilen rengarenk mevcudata ve çeşit çeşit masnuata dikkat et! Göreceksin ki; her biri üstünde Şems-i Ezelînin taklid kabul etmez turraları vardır.

  • #2
    Cevap: Şahper'in huzur bulduğu başlığı

    "Bismillahirrahmanirrahim sahifei alemde bir satırı nurani teşkil eden üç sikkei ehadiyetin kudsi ünvanıdır."

    Comment


    • #3
      Cevap: Şahper'in huzur bulduğu başlığı

      "Izzet ve azamet isterki; esbab perdedarı desti kudret ola aklın nazarında; tevhid ve celal isterki esbab çeksinler ellerini tesiri hakikiden"

      Comment


      • #4
        Cevap: Şahper'in huzur bulduğu başlığı

        Şahper Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
        Bak, şu semavatın denizinde yüzen ve şu zeminin yüzünde serpilen rengarenk mevcudata ve çeşit çeşit masnuata dikkat et! Göreceksin ki; her biri üstünde Şems-i Ezelînin taklid kabul etmez turraları vardır.
        YILDIZLARIN DİLİNDEN
        YILDIZLAR



        Bak kitab-ı kainatın safha-yi renginine

        Hame-i zerrin-i kudret, gör ne tasvir eylemiş.

        Kalmamış bir nokta-yi muzlim, çeşm-i dil erbabına

        Sanki ayatın Huda, nur ile tahrir eylemiş.

        Bak , ne mu’ciz-i hikmet, iz’an-ruba-yi kainat;

        Bak,ne ali bir temaşadır feza-yi kainat;

        Dinle de yıldızları, şu hutbe-i şirinine,

        Name-i nurin-i hikmet, bak ne takrir eylemiş.

        Hep beraber nutka gelmiş, hak lisanıyla derler;

        Bir Kadir-i Zülcelal’in haşmet-i sultanına

        Birer bürhan-ı nur-efşanız vücub-i Sani’a, hem vahdete, hem kudrete şahidleriz biz

        Şu zeminin yüzünü yaldızlayan nazenin mucizatı çün melek seyranına

        Bu semanın Arz’a bakan, Cennet’e dikkat eden, birer müdakkik gözleriz biz.

        Tuba-yi hilkatten semavat şıkkına, hep Kehkeşan ağsanına

        Bir Cemil-i Zülcelal’in dest-i hikmetiyle takılmış, binler güzel meyveleriz biz

        Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvi aşiyane,

        Birer misbah-ı nevvar, birer gemi-i cebbar, birer tayyareyiz biz.

        Bir Kadir-i Zülkemal’in, bir Hakim-i Zülcelal’in, birer mucize-i kudret, birer harika-yi sanat-ı Halıkane,

        Birer nadire-i hikmet, birer dahiye-i hilkat, birer nur alemiyiz biz.

        Böyle yüz bin dil ile, yüz bin bürhan gösteririz, işittiririz insan olan insana,

        Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü. Hem işitmez sözümüzü.

        Hak söyleyen ayetleriz biz.

        Sikkemiz bir, turamız bir, Rabbimize musahharız, müsebbihiz abidane zikrederiz

        Kehkeşanın halka-yi kübrasına mensub birer meczublarız biz…

        Comment


        • #5
          Cevap: Şahper'in huzur bulduğu başlığı

          "Şeytan evvela şüpheyi kalbe atar. Eğer kalb kabul etmezse şüpheden şetme döner. Hayale karşı kötü olan benzer bazı pis hâtıraları ve edebe aykırı çirkin halleri tasvir eder akla getirir. Kalbe 'Eyvah!' dedirtir. Ümitsizliğe düşürtür. Vesveseli adam zanneder ki, kalbi Rabbine karşı edepsizlikte bulunuyor. Müthiş bir halecan ve heyecan hisseder. Bundan kurtulmak için huzurdan kaçar, gaflete dalmak ister."
          Ebu Laşey...

          Comment


          • #6
            Cevap: Şahper'in huzur bulduğu başlığı

            "Bakiye müteveccih olan şey bekanın cilvesine mazhar olur."

            Comment


            • #7
              Cevap: Şahper'in huzur bulduğu başlığı

              Ne demek bu? Ben birşey anlamadım?

              Comment


              • #8
                Cevap: Şahper'in huzur bulduğu başlığı

                Müminde Stres Olmaz' diyordu bir Psikiyatr.
                Cümleyi çok iddiali buldu.
                Kur'an Kıssalarına eğildikçe,insanin yasayabilecegi bütün sıkıntıları Nebi ve Rasüllerin yaşadığını gördü. Onlar bütün belâlara ragmen ilahi huzuru yakalamislardi.


                Kur'an'a bir de bu gözle bakmaliııydı.Kıssalara göz gezdirdi,çekilen eziyetlere işaretler koydu:



                Yusuf (a.s.)
                Kardeşlerinin hasedi sonucu kuyuya atılmış,
                esir pazarlarinda satılmış,iftiraya ugramış,hapıslerde yıllanmış,babasına-kardeşine hasret kalmış ama yılmamıştı.

                Ümidin,tevekkülün ödülü olarak Mısır'a sultan oldu.
                'Derdim çok' diyen hangi insan Yusuf (a.s.) kadar belâ çekmiş olabilirdi...?

                Yakup (a.s)
                40 sene evlat hasretiyle kavrulmuş,ağlamaktan kör olmuş,ümit kesmeden Rabbine yönelmiş,hem gözleri açılmış,hem de evladına kavuşmuştu.

                İsa (a.s.)
                En yakın talebelerinden biri tarafindan arkadan vuruluyor,ihanete uğruyordu.

                Zekeriyya (a.s.)
                Kavmi tarafindan öldürülmek üzere kovalanmış,bir ağaç kovuguna sığınmış ama testere ile biçilmekten kurtulamamıştı.Testere ile bedeni biçilen Zekeriyya'dan çikan tek ses:
                'Huuuu,Huuuu,Huuuu' idi.

                Nuh (a.s.)'a öz oğlu bile iman etmemişti...!!!

                Lut (a.s.)
                Tebliğinde yalnız kalırken,fitne grupları ile işbirliği yapan; ayni yatağı paylaştığı karısıydı...!!!

                Meryem'in (a.s.)
                Tertemiz bir genç kızken iffetine dil uzatılıyordu.İftira ve hakarete uĞrayan Meryem,
                sırlı bir Rasüle anne;gelecek nesillere örnek-mucize bir hanım oluyordu. Kadından Rasül-Nebi yoktu ama Allah (c.c.) Meryem'e Cebrail'ini yolluyor,vahiy Meryem'den doğuyordu...!

                Eyyub (a.s.)
                Deve- koyun sürüleri sahibi iken ağır bir illetle yatağa düşüyor tüm servetini yitiriyordu.
                Etrafında kimse kalmamış,dışlanmış,insanlar iniltilerinden rahatsiz olmamak için Onu karısı ile bir tepe üzerinde yalnız konaklamaya mecbur etmisti.Sabrının ödülü olarak şifa bulan,
                70'inden sonra delikanlı gibi ayagğ kalkan da yine Eyyub'tu…

                Musa (a.s.)
                Kavmi ile birlikte uzun bir sürgün yaşamıştı.Mutluluklari için çırpındığı kavmi mucizeye şahit oldugu halde iman etmiyor,en zor anlarda Musa'yı (a.s.) yalnız bırakıyordu.


                Kainatin Efendisi Hz.Muhammed( s.a.v):
                Doğmadan önce babadan yetim,
                altı yaşında, hem de bir yolculukta anneden öksüz kalmış 8 yaşında dedesini kaybetmiş, tebliğinin ilk yillarında karısı ve amcasının ölümleriyle sarsılmıştı.

                Kendi kavmince hakaret-aşağılama- ambargo-dışlanma-taciz edilme vb sıkıntıları çekmekle kalmayıp memleketinden ayrılmak durumunda kalan da O (s.a.v.) idi.

                Ömrü savaşlarla geçmiş,buğday bir yana arpa ekmeğine karni doymamişti.
                'Ahh Mekke' dediği çok olurdu. Rasül (s.a.v.) gurbette yasamış,gurbete defnedilmişti.

                Simdi siz bütün bunlardan sonra halâ
                'Moralim bozuk,hayattan zevk almıyorum, stresteyim' mi diyorsunuz...?

                Pes yani!..

                Kur'an gibi kitabınız,o kitapta onlarca Rasül ve Nebiniz,
                Kainat Güneşi gibi Önderiniz olacak da stresteyim diyeceksiniz öyle mi...?

                Yakışıyor mu size...?

                Kıssaları yeniden okuyun!...

                Tarih okur gibi değil,kendinizi Rasül-Nebilerin yerine koyarak,sahnede başrol oynadığınızı düşünerek,olayların içine girerek okuyun.

                Göreceksiniz ne stres kalacak,ne de sıkıntı...

                Sabrin,tevekkülün,teslimiyetin eminliği ile huzur müjdesi alacaksınız.

                Niye mi bu kadar iddialıyım?

                Ben değil,böyle olacağını Allah söylüyor:

                Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan,canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz.(Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele !

                O sabredenler, kendilerine bir belâ geldigi zaman: 'Biz Allah'in kullarıyız ve biz O'na döneceğiz' derler. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.
                Bakara-155-157

                Comment


                • #9
                  Cevap: Şahper'in huzur bulduğu başlığı

                  selsarac Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                  Ne demek bu? Ben birşey anlamadım?
                  Benim anladığım; Allah'ını bilen, tanıyan, O'na yönelen kişi onun cazibesine, onun methine ve onun ilgisine sahip olur şeklindedir.

                  Comment


                  • #10
                    Cevap: Şahper'in huzur bulduğu başlığı

                    Şahper Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

                    Kainatin Efendisi Hz.Muhammed( s.a.v):
                    Doğmadan önce babadan yetim,
                    altı yaşında, hem de bir yolculukta anneden öksüz kalmış 8 yaşında dedesini kaybetmiş, tebliğinin ilk yillarında karısı ve amcasının ölümleriyle sarsılmıştı.

                    Kendi kavmince hakaret-aşağılama- ambargo-dışlanma-taciz edilme vb sıkıntıları çekmekle kalmayıp memleketinden ayrılmak durumunda kalan da O (s.a.v.) idi.

                    Ömrü savaşlarla geçmiş,buğday bir yana arpa ekmeğine karni doymamişti.
                    'Ahh Mekke' dediği çok olurdu. Rasül (s.a.v.) gurbette yasamış,gurbete defnedilmişti.
                    Bir arkadaşım Peygamber efendimiz ne kadar kolay peygamberlik yapmış demişti, hayatını bilmeden... Yukarıdaki anlattıklarınız bir insanın dayanacağı cinsten çok ağır bir imtihan. Aslında rasullerin en zor imtihanlara dayandıkları aşikar değilmi?

                    Comment


                    • #11
                      Cevap: Şahper'in huzur bulduğu başlığı

                      Ben Kuran'da anlatılan herşeyin yaşandığı bir asırda olduğumuzu düşünüyorum. Zira Topluma bakarsanız her kavmin mensuplarından topluma serpiştirilmiş durumda. Lut kavmi desen var, ad kavmi desen var, Anatakyalılar, Semud kavmi, İranlılar, Bizanslılar, Hristiyanlar, Yahudiler, Mecusiler, Şeytana tapanlar vs vs.

                      Kur'an kavimleri ayrı ayrı zaman dilimlerinde anlatır hatta diğer kutsal kitaplarda da bu şekilde kıssalar var ama bütün hepsinin aynı devirde olduğu bir asrı yaşıyoruz.

                      Comment


                      • #12
                        Cevap: Şahper'in huzur bulduğu başlığı

                        Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat bir uykudur; bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar, gider.

                        Hakiki zevk, elemsiz lezzet, kedersiz sevinç ve hayattaki saadet, yalnız imandadır ve iman hakikatları dairesinde bulunur. Hayatın zevkini ve lezzetini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız, farzlarla zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.(r.n.k)

                        Comment


                        • #13
                          Cevap: Şahper'in huzur bulduğu başlığı

                          Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
                          Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
                          Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
                          Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
                          Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
                          Uzatma dünya sürgünümü benim
                          Güneşi bahardan koparıp

                          Aşkın bu en onulmazından koparıp
                          Bir tuz bulutu gibi
                          Savuran yüreğime
                          Ah uzatma dünya sürgünümü benimNice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
                          Ayaklarımdan belli


                          Lambalar eğri
                          Aynalar akrep meleği
                          Zaman çarpılmış atın son hayali
                          Ev miras değil mirasın hayaleti
                          Ey gönlümün doğurduğu
                          Büyüttüğü emzirdiği
                          Kuş tüyünden
                          Ve kuş sütünden
                          Geceler ve gündüzlerde
                          İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
                          Sevgili
                          En sevgili
                          Ey sevgili
                          Uzatma dünya sürgünümü benim



                          Bütün şiirlerde söylediğim sensin
                          Şuna dedimse sen Leyla dedimse sensin
                          Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome\'nin Belkıs\'ın
                          Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
                          Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
                          Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
                          Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
                          Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
                          Sevgili
                          En sevgili
                          Ey sevgili
                          Uzatma dünya sürgünümü benim



                          Yıllar geçti sapan olumsuz iz bıraktı toprakta
                          Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
                          Çatı katlarında bodrum katlarında
                          Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
                          Hep Kanlıca'da Emirgan'da
                          Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
                          Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
                          Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
                          Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
                          Af dilemeye geldim affa layık olmasam da

                          Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
                          Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
                          Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
                          Sevgili
                          En sevgili
                          Ey sevgili
                          Uzatma dünya sürgünümü benim



                          Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
                          Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
                          Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
                          Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
                          Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
                          Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
                          Verilmemiş hesapların korkusuyla
                          Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
                          Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
                          Sevgili
                          En sevgili
                          Ey sevgili
                          Uzatma dünya sürgünümü benim



                          Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
                          Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
                          Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
                          Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
                          Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
                          O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
                          Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
                          Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
                          Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
                          Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
                          Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
                          Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
                          Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
                          Sendan ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
                          Sevgili
                          En sevgili
                          Ey sevgili


                          SEZAİ KARAKOÇ

                          Comment

                          Working...
                          X