“ Vatsan taraflarında bir avuç gönüllü ile, Said Nursi(gönüllü alay komutanı) siperde, at sırtında ve eli tetikte geçirdiği korkunç demlere rağmen “İşarat-ül-İ’caz” isimli eserini kaleme almaktadır.
Anadolu doğusundan gelen Rus istilası Bitlis önlerinde her türlü mukavemeti kırdıktan sonra, o âna kadar üç beş talebesiyle harika çapında işler görmüş olan Bediüzzaman’ı da esir eder.
Bediüzzaman esirler kampında.
Kampta bir telaş… Rus orduları Başkumandanı ve Çarın kardeşi Nikola Nikolayeviç kampı teftişe gelmiştir.
Herkes ayakta, Said Nursî bir köşede çömelmiş oturmakta… Rus başkumandanı önünden geçerken ayağa kalkmaz. Başkumandan önceden mimlediği Bediüzzaman’ın önünden birkaç defa geçerek, onun hürmet vazifesini yerine getirip getirmeyeceğine dikkat eder.
Yine bir hareket yok…
- Beni her halde tanımadın!
- Hemen tanıdım. Rus orduları başkumandanı ve Çarın kardeşi Nikola Nikolayeviç.
- Öyleyse niçin ayağa kalkmadın?
- Bağlı olduğum din, ona aykırı olan bir insana, kim olursa olsun, hürmet göstermekten beni meneder!
Said Nursi Hazretlerini Rus Başkumandanına hakaretten Harp Divanına veriyorlar, kurşuna dizilmeğe mahkum ediliyor; fakat son dakikada bunun din gayret ve bağlılığından ileri geldiğini düşünecek kadar insaf gösterip kendisini bırakıyorlar.
“ Bir gün, çevresinde 80-90 Türk subayı, dini telkinlerde bulunurken birdenbire aralarına giren Rus kumandanı, toplantıyı siyasi zannedip dağıtmak istiyor. Fakat mevzuun din ve İslamiyet olduğunu öğrenince ses çıkarmıyor ve:
- Dininizde serbestsiniz! Özür dilerim!
Deyip çekiliyor.
Anadolu doğusundan gelen Rus istilası Bitlis önlerinde her türlü mukavemeti kırdıktan sonra, o âna kadar üç beş talebesiyle harika çapında işler görmüş olan Bediüzzaman’ı da esir eder.
Bediüzzaman esirler kampında.
Kampta bir telaş… Rus orduları Başkumandanı ve Çarın kardeşi Nikola Nikolayeviç kampı teftişe gelmiştir.
Herkes ayakta, Said Nursî bir köşede çömelmiş oturmakta… Rus başkumandanı önünden geçerken ayağa kalkmaz. Başkumandan önceden mimlediği Bediüzzaman’ın önünden birkaç defa geçerek, onun hürmet vazifesini yerine getirip getirmeyeceğine dikkat eder.
Yine bir hareket yok…
- Beni her halde tanımadın!
- Hemen tanıdım. Rus orduları başkumandanı ve Çarın kardeşi Nikola Nikolayeviç.
- Öyleyse niçin ayağa kalkmadın?
- Bağlı olduğum din, ona aykırı olan bir insana, kim olursa olsun, hürmet göstermekten beni meneder!
Said Nursi Hazretlerini Rus Başkumandanına hakaretten Harp Divanına veriyorlar, kurşuna dizilmeğe mahkum ediliyor; fakat son dakikada bunun din gayret ve bağlılığından ileri geldiğini düşünecek kadar insaf gösterip kendisini bırakıyorlar.
“ Bir gün, çevresinde 80-90 Türk subayı, dini telkinlerde bulunurken birdenbire aralarına giren Rus kumandanı, toplantıyı siyasi zannedip dağıtmak istiyor. Fakat mevzuun din ve İslamiyet olduğunu öğrenince ses çıkarmıyor ve:
- Dininizde serbestsiniz! Özür dilerim!
Deyip çekiliyor.


Comment