Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 27 Eylül 2010

    Bugün 27 Eylül 2010 19 Þevval 1431 Eylül: 14 Hýzýr 145 Preveze Deniz Zaferi (1538)-Deniz Kuvvetleri Günü

    HADÝS-Ý ÞERÝF

    Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateþ arasýna, geniþliði sema ile arz arasýný tutan bir hendek kýlar. Ravi: Tirmizi, Cihâd 3



    ÝNSANLARLA ALAY ETMENÝN SONU
    Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: "Ýnsanlarla alay edenlerden birine âhirette cennetten bir kapý açýlýr da ona 'Gel, gel!' denilir. O da sýkýntýlý ve kederli gelir. Kapýya geldiði zaman, yüzüne kapatýlýr. Sonra ona baþka bir kapý açýlýr ve yine 'Gel, gel!' denilir. Hemen sýkýntýlý ve kederli bir þekilde gelir. Kapýya gel­diðinde yine yüzüne kapatýlýr.
    Bu þekilde devam eder. Nihayet onlardan birine cen­netten yine bir kapý açýlýr ve 'Gel!' denilir. Ama artýk ümi­dini kesmiþ olduðu için gelmez."

    SULTÂN SÜLEYMAN ALEYHÝSSELÂM
    Süleyman aleyhisselâm, babasý Hz. Dâvûd'dan son­ra kavminin peygamberi oldu. Ýlim, hikmet ve saltanatta pederine vâris kýlýndý. Hiç kimseye verilmemiþ bir mülk ve saltanat ona verildi. Pederinin vasiyeti üzerine Mes-cid-i Aksâ'nýn binasýný tamamladý.
    Süleyman aleyhisselâm; sultân oluþundan vefatýna kadar, Allâhü Teâlâ'ya karþý huþûundan dolayý, baþýný semâya kaldýrmamýþtý. Son derece mütevâzî (alçak gö­nüllü) idi. Miskîn (son derece fakir)lerin yanlarýna varýr, onlarla oturur: "Miskîn, miskinle oturur." derdi.
    Hurma yapraðýndan zenbil örüp satar, elinin emeði ile geçinir, arpa ekmeði yerdi. Her ayýn baþýnda altý gün, ortasýnda üç gün, sonunda da, üç gün oruç tutardý.
    "Biz hayâtýn yumuþak olanýný da, sert olanýný da de­nedik. Onlardan, aþaðý olanýný yeterli bulduk. Ýnsanlara verilmeyen þeyler bize verildi. Ýnsanlara verilmeyen ilim­ler bize verildi. Fakat, þu üç þeyden: Öfke ve sükûnet hâlinde hilimden; yoksulluk ve bolluk hâlinde tutum­luluktan gizlide ve açýkta Allah korkusundan daha üstün bir þey bulamadýk." buyurmuþtur.
    Süleyman aleyhisselâmýn oðluna tavsiyesi þöyledir:
    "Ey oðulcuðum! Fakirlikle birlikte günah iþlemek, ne kadar kötüdür. Hidâyetten sonra dalâlete düþmek ne kadar kötüdür/Kiþinin, Rabbine ibâdet edip dururken ibâdeti býrakmasý ise, bundan daha kötüdür."

    FIKRA

    Yýllardýr yatalak hasta olan Cemal ölümün yaklaþtýðýný hisseder ve karýsýna vasiyetini bildirir:
    - Ben ölünce bizim Temel’le evlen; gözüm arkada kalmaz.
    - Mesele deðil... Biz zaten niþanlý sayýlýrýz.

    GÜNÜN SÖZÜ

    Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak þeyler yaz,ya da yazýlmaya deðer þeyler yap. Benjamin Franklin

    YEMEK MENÜSÜ
    · ETLÝ TÜRLÜ
    · ERÝÞTE
    · YOÐURT
    · MEYVE

    ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
    Erkek: ÞAHADEDDÝN: (Ar.) Er. - Dinin tanýklýðý. Dinin belirtisi, iþareti. - Türk dil kuralýna göre "d/t" olarak kullanýlýr.
    Kýz: ÞÂDÂN: (Fars.) Ka. - Keyifli, neþeli, sevinçli.

    MANÝ

    Harmanlarda ot bitti
    Goyun yayulsun diye
    Hatýp kekül sallamýþ
    Muhtar bayulsun diye



    BÝLMECE
    Ýlaný aþk ile ilaný harp arasýnda ne benzerlik vardýr?
    Cevabý Yarýn.
    Dünkü Cevap: Ýki kaynanaya sahip olmak

    Comment


    • 28 Eylül 2010

      Bugün 28 Eylül 2010 20 Þevval 1431 Eylül: 15 Hýzýr 146 Kestane Karasý Fýrtýnasý-Kazým Karabekir'in Ermenilere karþý harekatý (1920)

      HADÝS-Ý ÞERÝF

      Allah tek bir ok sebebiyle üç kiþiyi cennete koyar: 1- Onu yapan; yeter ki bunu hayýr maksadýyla yapsýn. 2- Atan. 3- Atana ulaþtýran. Ravi: Ebu Davud, Cihad 24



      ÝMÂM MÛSÂ KÂZIM (R.A.)
      Ashâb-ý Kirâm'ýn sohbetinde bulunmakla þereflenen Tabiîn devrinin büyük âlimlerinden Ýmâm Mûsâ Kâzým, Hz. Câfer-i Sâdýk'ýn (r.h.) oðlu, Ýmâm Ali Rýzâ'nýn baba­sýdýr. Hz. Hüseyin'in neslinden seyyid olup neseb silsi­lesi Mûsâ Kâzým bin Câfer-i Sâdýk bin Muhammed Bakýr bin Ali Zeynelâbidîn bin Hüseyin bin Ali bin Ebî Tâlib'dir.
      Mûsâ Kâzým Hazretleri, 745 (H.128) senesinde Mek­ke ile Medîne arasýnda bulunan Ebvâ'da, doðdu. Abba­sî Halifesi Harun Reþîd, 795 yýlýnda Umre'den döner­ken, Medîne'ye.uðradý, zuhur eden hâdiseleri sona er­dirmek fikri ile Ýmâm hazretlerini yanýna alýp Baðdat'a getirerek nezdinde bulundurdu. Mûsâ Kâzým (r.a.), 802 (H. 186) senesinde, Baðdat'ta vefat etti. Kabr-i þerifleri Baðdat'ýn kuzeybatýsýnda "Kâzýmiyye" mahallesindedir.
      Mûsâ bin Cafer (r.a.), çok ibâdet ederdi. Bu sebeple kendisine "Abd-i sâlih" denirdi. Babasýndan hadîs-i þerîf rivayet etmiþtir. Hilminin fazlalýðýndan ve kendisine kö­tülük eden herkese iyilik ve ihsanlarda bulunduðundan "Kâzým" lakabýný almýþtý. Yahya bin Hasan anlattý: "Medî-ne'de birisi Mûsâ Kâzým Hazretlerine eziyet eder, Hz. Alî'yi kötülerdi. Yanýndakiler ona "Bize izin ver, þunu öl­dürelim" deyince onlarý bu iþten þiddetle men etti ve o kimsenin nerede yaþadýðýný sordu. Medîne civarýnda bir yerde zirâatle uðraþtýðýný söylediler. Mûsâ Kâzým, bine­ðine binerek, tarlasýnýn olduðu yere gitti ve adamýn ora­da olduðunu gördü. Katýrýný ekinlerin üzerine sürdü. O þahýs, tarlaya basma diye baðýrdý. Mûsâ Kâzým bu halde onun yanýna kadar geldi. Sonra ona, "Tarlana ne kadar zarar verdim." deyince, o, "Yüz dinar..." dedi. Sonra "Ya bu tarladan kaç dinar kâr etmeyi umuyordun?" deyince adam, "Yüz dînâr?" dedi. Mûsâ Kâzým ona üç yüz dinar verdi. Bunun üzerine adam bu cömertliðe hayran kaldý ve Mûsâ Kâzým Hazretlerini öptü. Artýk o adam Mûsâ Kâzým'ý her gördüðünde ona duâ ederdi.

      FIKRA

      Temel ile Dursun iddialaþýyorlarmýþ. Temel: “Ben denize 25 metreden dalabilirim!” demiþ. Dursun hemen müdahale edip: “Yok; yapamazsýn!” demiþ. Neyse Temel çýkmýþ, atlamýþ ve dalýp çýkmýþ. Bu sefer Dursun iddiayý daha ileri götürerek: “Ulan ben de 30 metreden dalarým!” demiþ. Tabii bu sefer de Temel itiraz etmiþ: “Yok; yapamazsýn!” Neyse Dursun da çýkýp dalýþýný baþarýyla tamamlamýþ. Bu sefer Temel: “Ulan ben de 20 cm suya 3.5 metreden dalmazsam...” demiþ. Dursun'dan yine itirazlar, “Yok yapamazsýn!” Neyse Temel çýkýp dalýþý bi güzel becermiþ. Bu sefer Dursun kýllanmýþ: “Lan ben de 20 cm suya 4 metreden dalarým!” Tabii Temel'den hemen muhalefet. Amma velakin Dursun dalýþý baþarý ile tamamlýyor. Ýyice fitil olan Temel: “Ulan ýslak havluya 2.5 metreden dalayým da gör!” diyor. Tabii Dursun itiraz ediyor. Sonunda Temel: “Getirin pagayum ýslak havluyu!” diyor. Adamlar getiriyor. Temel çýkýyor 2.5 metre yüksekliðe ve atlýyor... Çakýlýyor aynen. Sersemlemiþ bi þekilde doðruluyor ve: “Lan kim sýktý bu havlunun suyunu?..”

      GÜNÜN SÖZÜ

      Üç þey sürekli kalmaz;ticaretsiz mal,tekrarsýz bilgi,cesaretsiz iktidar. Sadi

      YEMEK MENÜSÜ
      · SANDAL SEFASI
      · PÝLAV
      · CACIK
      · MEYVE

      ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
      Erkek: ÞAHÝNHAN: (f.t.i.) Er. - Güçlü, yiðit kimse.
      Kýz: ÞADKÂM: (Fars.) Ka. - Çok sevinçli.

      MANÝ

      Mavi boyarlar mola
      Sevsem duyarlar mola
      Ýkimizde bir boyda
      Nikâh gýyarlar mola



      BÝLMECE
      Geveze bir kadýn ile tesbih arasýnda ne gibi bir fark vardýr.
      Cevabý Yarýn.
      Dünkü Cevap: Her ikisi de ilan edilir edilmez çarpýþmalar baþlar

      Comment


      • 29 Eylül 2010

        Bugün 29 Eylül 2010 21 Þevval 1431 Eylül: 16 Hýzýr 147 Trablusgarb Harbi (1911)-Ýnebahtý Kalesi'nin fethi (1499)-Sarýkamýþ'ýn kurtuluþu (1920)
        HADÝS-Ý ÞERÝF

        Allah'a duayý, size icabet edeceðinden emin olarak yapýn. Ravi: Tirmizi



        PEYGAMBERÝMÝZÝN BÝR DUASI
        Hz. Âiþe (r.anhâ) Resûlullâh'ýn (s.a.v.) sevinçli bir vak­tinde, "Yâ Resûlallâh, bana duâ et." dedi. Peygamberi­miz de "Ey Allah'ým, onun geçmiþ ve gelecek, gizli ve aþikâr günahlarýný maðfiret et." mealinde duâ buyurdu.
        Hz. Âiþe çok sevinerek güldü. Resûlullâh '(s.a.v.): "Seni duam mý sevindirdi?" diye sordu. Hz. Âiþe: "Senin duan beni nasýl sevindirmesin?" dedi. Resûlullâh Efen­dimiz: "Vallahi, muhakkak ben ümmetim için her nama­zýmda böyle duâ ederim." buyurdu.

        ÝLMÝHAL: ÝTÝKADDA VE AMELDE MEZHEP
        "Ýtikâdda mezhebin nedir?" diye suâl olunsa "Ehl-i Sünnet ve Cemâat'týr" diye cevap vermelidir. Ehl-i Sün­net ve Cemâat Mezhebi haktýr. Diðer mezhepler bâtýldýr diye hükmetmeli(inanýp böyle bilmelidir. Çünkü Ehl-i Sünnet ve Cemâat Mezhebi Ashâb-ý Kirâm'ýn ve tabiînin büyüklerinin inancýdýr ve Kur'ân-ý Kerîm'e uygundur. Amma sonradan zuhur eden sapýk fýrkalarýn meydâna çýkardýklarý yanlýþ itikadlar hep bid'at ve dalâlettir.
        "Amelde mezhep imâmýn kimdir?" diye suâl olun­sa Hanefî mezhebindekiler "Ýmâm-ý A'zâm Ebû Hanîfe (rahmetullâhi aleyh hazretlerdir." diye cevâp verme­lidir. Lâkin 'Hanefî mezhebi haktýr, Þafiî, Mâlikî, Hanbelî mezhepleri bâtýldýr.' denilmez.
        "Mezhebim, Hanefî mezhebidir." demenin mânâsý, "Ýbâdetlerde ve muamelelerde Ebû Hanîfe Hazretlerini imâm edindim ve amele dâir onun Kur'ân ve hadîsten ictihâd ile çýkardýðý hükümleri kabul ettim ve onun içti­hadý üzere amel etmeyi tercîh ettim." demektir.
        "Amelde mezhep imâmýn kimdir?" suâline Þafiîler "Ýmam Ýdris bin Þafiî'dir (rh)" diye cevap verir. Fakat Þafiî mezhebi haktýr. Hanefî, Mâlikî, Hanbelî mezhepleri bâtýldýr.' denilmez.
        Mâlikî ve Hanbelî mezhebindekiler de bu mealde cevap verirler.

        FIKRA

        Temel dere kenarýnda oturuyormuþ. Oradan Jeep’le geçmekte olan bir adam suyun derin olup olmadýðýný sormuþ. Temel: “Derin deðildir, geçebilirsin!” demiþ. Adam da Temel'e güvenerek suya Jeep’iyle girmiþ. Jeep bir anda sulara gömülmüþ. Kan ter içinde sudan çýkan adam Temel'in yakasýna yapýþmýþ: "Hani derin deðildi ulan." Temel: “Abi vallahi benim suçum yok, demin bir ördek geçiyordu, su beline geliyordu!..”

        GÜNÜN SÖZÜ

        Umutla yolculuk etmek, gidilecek yere varmaktan çok daha güzeldir. Robert Louis Stevenson

        YEMEK MENÜSÜ
        · ETLÝ KURU FASULYE
        · PÝLAV
        · CACIK
        · MEYVE

        ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
        Erkek: ÞAFAKGÜN: (a.t.i) Er. - Þafak renkli, kýzýl.
        Kýz: ÞADÝYE: (Ar.) Ka. 1. Memnunluk, sevinç, gönül ferahlýðý. 2. Güzel sesle þarký okuyan, þiir söyleyen.

        MANÝ

        Çay aþaðu giderim
        Topal koyun güderim
        Eðer anam vermezse
        Bohçamý alur giderim



        BÝLMECE
        Termometre ile öðretmen arasýnda ne benzerlik vardýr?
        Cevabý Yarýn.
        Dünkü Cevap: Biri çekilir, biri çekilmez

        Comment


        • 30 Eylül 2010

          Bugün 30 Eylül 2010 22 Þevval 1431 Eylül: 17 Hýzýr 148 Kanuni (1520) ve II.Selim Han'ýn (1566) tahta çýkýþý-Turna Geçimi Fýrtýnasý-Azerbaycan'ýn istiklali (1991)-Selim ve Göle'nin kurtuluþu (1920)

          HADÝS-Ý ÞERÝF

          Ýnsanlarýn þerlileri, ulemaya (birþey öðrenmek için deðil), onlarý yanýltmak için zararlý meselelerden soru soranlardýr. Ravi: Rezin



          DÖRT MEZHEBDEN BÝRÝNÝ TERCÝH CAÝZ, UYMAK VÂCÝBDÝR
          Allâhü Teâlâ Hazretleri bazý þeyleri farz, bazý þeyleri vâcib, bazý þeyleri haram, bazý þeyleri mekruh ve bazý þeyleri de mubah kýlmýþtýr. Resûlullâh (aleyhissalavatu vesselam) da bazý þeylere sünnet, bazý þeylere müs-tehab demiþtir.
          Bu hükümler Allâhü Teâlâ'nm kitabýnda ve Resûlul-lah'ýn (aleyhisselâm) hadîslerinde vardýr. Fakat bazýsý açýktýr, herkes anlar, bazýsý gizlidir, onlarý ancak ictihad derecesinde olan âlimler anlar. Allâhü Teâlâ o âlimlere arabî ilimlere, usul ilimlerine ve ahkâm çýkarma husu­sunda çalýþýp yorulmalarýný Kur'ân-ý Kerîm ve Resûlul-lah'ýn sözü ile fiilleri ile ve ashâb-ý kiramýn icma'ý ile, gizli olanlarý delil ve emarelerle, istihraç ve kýyâs ile bulup, meydana çýkarýp anlatmalarýný ve bunlarla amel etme­lerini, müctehid olmayanlara öðretmelerini emretmiþtir.
          Müctehid olmayanlar bu müctehidlere uymak ve onla­rý taklîd etmek ile memurdurlar. Ýctihâdda zahmet çek­melerine karþýlýk, insanlara kurtuluþ yolunda rehber ve imâm olduklarý için bunlara çok sevap verilir. Müctehid, içtihadýnda yanýldý ise mazurdur, günah olmaz. Yanýl­masý affedilir, sevaba kavuþur.
          Amele âit hükümlerde yanýlan müctehidler affedilir, se­vap bile kazanýr. Ýtikadda hata affolunmaz. Bunun hak­kýnda çok hadîs-i þerîften bir hadîs-i þerîfte: "Doðruyu bulana iki, yanýlana bir sevap vardýr." buyuruldu.
          Müctehidler derecesinde ilme ulaþamayanlara Allâhü Teâlâ bu müctehidlerden birine uyup, onun sözü ile amel ederek ve sevaba kavuþmasýný emretti. Uyduðu imam, âlim, mezhep sahibi hatâ etmiþ olsa da sevap kazanýr.
          Dört mezheb(Hanefî, Þafiî, Mâlikî, Hanbelî)den her­hangi birini tercih etmek caiz, tercih ettiði mezhebi ile amel etmek vacip olur.

          FIKRA

          Temelin eþi evden kaçar. Temel çok kýzar ve gider kendine yeni bir eþ bulur. Daha sonra gazeteye ilan verir; “Yeni eþ aldýðýmdan eskisi hükümsüzdür!..”

          GÜNÜN SÖZÜ

          Alkýþý en sessiz karþýlayan,alkýþý haketmiþ demektir. Emerson

          YEMEK MENÜSÜ
          · MENEMEN
          · MAKARNA
          · YOÐURT
          · MEYVE

          ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
          Erkek: SUUD: (Ar.) Er. 1. Kutsal sayýlan yýldýzlar. 2. Yukarý çýkma, yükselme. -Türk dil kuralýna göre "d/t" olarak kullanýlýr.
          Kýz: SULHÝYE: (Ar.) Ka. - Barýþa özgü, barýþla ilgili, barýþçý.

          MANÝ

          Yayladan mý geliyon
          Sýrtýndaki yayuk mu?
          Ben saða ayakkabý verdüm
          Ayaðundaki çaruk mu?



          BÝLMECE
          Hangi kanun insanlarý yargýlamaz?
          Cevabý Yarýn.
          Dünkü Cevap: Her ikisi de sýfýrý gösterdiði zaman, insanlar titrer

          Comment


          • 1 Ekim 2010

            Bugün 1 Ekim 2010 23 Þevval 1431 Eylül: 18 Hýzýr 149 CAMÝLER HAFTASI (1-7)-Sultan I.Mahmud'un tahta çýkýþý (1730)-Hava Harp Okulu'nun Eskiþehir'de açýlmasý (1951)-Sýcaklarýn sonu

            HADÝS-Ý ÞERÝF

            Günahtan tam dönen ve tövbe eden, o günahý hiç iþlememiþ gibidir. Ravi: Ýbn Mace, Zühd 30



            HASTALIKLAR GÜNAHLARA KEFFÂRETTÝR
            Resûlullâh Efendimiz (s.a.v) þöyle buyurdular:
            "Muhakkak bir mü'min hastalandýðý, sonra da afiyet bulduðunda (bu hastalýk) geçmiþ günahlarýna keffâret, geleceði için de vaaz ve nasîhat olur.
            Münafýk hastalanýp sonra da afiyet bulunca sahibinin baðlayýp sonra býraktýðý deveye benzer. Deve, niçin baðlandýðýný ve niçin salýverildiðini bilmez."
            "Muhakkak kula, Allâhü Teâlâ tarafýndan (manevî) bir makam verilmesi takdîr buyurulduðu zaman, -kul o ma­kama ameli ile eremez ise- Allah o kimseyi cesedinde (hastalýk) veya malýna veya çocuklarýna bir zarar ve­rerek imtihan eder. Sonra -Allah'ýn onun için takdir ettiði makamýna eriþene kadar- Allah onu bu musîbet üzerine sabra sevk eder."

            SULTAN ÜÇÜNCÜ AHMED HAN
            Osmanlý padiþahlarýnýn yirmi üçüncüsü ve Sultan Dördüncü Mehmed Hân'ýn oðludur. Doðumu 1673, cü­lusu 1703 ve irtihâli 1736 yýllarýndadýr. Saltanatý 28 se­ne, 11 ay ve ömrü 65 senedir. Naaþý Bahçekapýsý'nda Valide Türbesi'ndedir.
            Son derece zeki, ayný zamanda hassas ve zarif bir zât olan Sultan Üçüncü Ahmed, hem hattat hem þâir olup ve þiirde mahlasý "Necib"dir. Üçüncü Ahmed Han devri, Türk matbaacýlýðýnýn kurulduðu ve ordunun yeni ihtiyaçlara göre ýslâhýna teþebbüslerin baþladýðý devir sayýlabilir.
            Temeþvar'la Belgrad'ýn elden çýkmýþ olmasýna mu­kabil Venediklilerden Mora yarýmadasýyla Aya-Mavri adasýnýn ve Girit'teki son Venedik kalelerinin fethi, Rus Çarýnýn ordusuyla beraber (Prut'ta) muhasara edilip aman dilemek mecburiyetinde býrakýlmasý ve Ruslardan Azak havalisinin geri alýnmasý gibi galibiyetler elde edilmiþtir. Doðuda Safevîlerden Batf Ýran'ýn alýnmasý ile Güney Kafkasya'nýn Osmanlý hâkimiyyetinde kalmasý gibi hâdiseler göz önüne alýnýrsa Osmanlý Devleti'nin de arazisinin geniþlediði bir devir sayýlýr.

            FIKRA
            Karadenizli bir bilim adamý pirelerle deney yapýyor. Pireye "Sýçra" diyor, pire sýçrýyor. "Zýpla" diyor, pire zýplýyor. Pirenin kanatlarýný koparýyor ve "Zýpla" diyor. Pire zýplýyor. "Rapor 1: Pire kanatlarý koparýlmýþ olarak zýpladý." Bu kez ayaklarýný koparýyor ve "Zýpla" diyor, hareket yok. Bir daha "Zýpla" diyor yine hareket yok. Ve adam yazýyor; "Rapor 2: Pirelerin ayaklarý kopunca kulaklarý duymuyor!..”

            GÜNÜN SÖZÜ

            Ýnsan düþünmek, inanmak ve sevmek için dünyaya gelmiþtir. ( J.Rousseau )

            YEMEK MENÜSÜ
            · IZGARA KÖFTE
            · PÝLAV
            · ÇORBA
            · ÇOBAN SALATA

            ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
            Erkek: ÞAHÝNKAN: (f.t.i.) Er. - Yiðit soydan gelen, güçlü, kahraman.
            Kýz: ÞÂDNÂK: (Fars.) Ka. - Gönlü memnun.

            MANÝ

            Evleri yapan usta
            Yeniden yýksýn yapsýn
            Pencere býrakmamýþ
            Delikanlýlar baksýn



            BÝLMECE
            Bir politikacýnýn ölüp ölmediðini nasýl anlarýz?
            Cevabý Yarýn.
            Dünkü Cevap: Yer çekimi kanunu

            Comment


            • 2 Ekim 2010

              Bugün 2 Ekim 2010 24 Þevval 1431 Eylül: 19 Hýzýr 150 Aziz Mahmud Hüdai Hz. Vefatý (1628) - Ýlgalci Fransýz ve Ýngilizlerin Ýstanbul'u boþaltmasý (1923)

              HADÝS-Ý ÞERÝF

              Ademoðlu ihtiyarladýkça onda iki þey gençleþir: Mala karþý hýrs ve hayata karþý hýrs.. Ravi: Buhari, Rikak 5



              HÂCE MUHAMMED BAKÎ BÝLLÂH (K.S.)

              Silsile-i Sâdât'ýn yirmi ikinci halkasý ve asrýnýn büyük âlimlerinden bir zâttýr. H. 971 (M. 1563-1564) yýlýnda Ka­bil'de dünyâya geldi. Babasý Kadý Abdüsselâm'dýr. Üvey-sî intisablarý Hâce Muhammed Bahâuddîn Nakþibend (k.s.) Hazretterinedir. Zahirdeki nisbetleri Hâce Muham­med Ýmkenegî (k.s.) Hazretlerdedir. Hâce Ubeydullah Ahrâr (k.s.) Hazretleri'nin rûhâniyet-i aliyyelerinden de çok fuyûzât almýþtýr.
              Manevî bir yol aramakta iken bir gece rüyasýnda ken­disini Hâce Bahâuddin Nakþibend'in (k.s.) huzurunda gö­rünce, bu yola girmek için içinde bir arzu meydana geldi ve kendisine bir mürþid aramaya baþladý. Ve nihayet Hâ­ce Muhammed (k.s.) Hazretlerini bularak ona intisap etti.
              Muhammed Bâkîbillâh Hazretleri bir gece rüyasýnda Hâce Muhammed Hazretlerini görür. "Ey oðul! Senin yo­lunu gözlüyordum." der. Bâkîbillâh Hazretleri buna çok sevinip hemen huzuruna varýr. Hâce Muhammed (k.s.) ona çok büyük iltifatlar ve inayetlerde bulunur. Onun yük­sek istîdâdýný, kabiliyetini görünce üç gün peþ peþe onun­la yalnýz olarak sohbette bulunur. Sohbetinde onu birçok derecelere yükseltir. Sonra 'Sizin hâliniz Allâhü Teâlâ'nm inayeti ve bu ulvî yolun büyüklerinin rûhâniyetinin terbi­yesi ile kemâle ermiþtir. Þimdi Hindistan tarafýna gitmen lâzým. Zîra orada senin vesilenle bu yolun büyüklerinden biri zuhur edecek ve birçok kiþi senden istifâde ederek kemâlin zirvesine ulaþacak.' buyurdu. Hâce Muhammed (k.s.) Hazretleri bu sözleri ile ikinci bin yýlýn müceddidi Imâm-ý Rabbânî Ahmed-i Fâruk-ý Serhendî (k.s.) Hazret­leri'nin onun talebesi olacaðýný iþaret ediyordu.
              Muhammed Bâkîbillâh Hazretleri bu iþaret üzerine Hin­distan'a gidip bir sene Lahor þehrinde kaldý. Oradaki âlim ve faziletli kimseler, onun sohbetlerinden istifâde ettiler. Daha sonra Delhi'ye geçip oraya yerleþti ve vefatýna ka­dar orada kaldý. 25 Rebîulâhir 1012 (2 Ekim 1603) târihin­de kýrk yaþýnda âhirete irtihâl eylediler. Delhi'de Resû­lullâh (s.a.v.)'in ayak bastýðý mekân olarak maruf olan "Kademgâh"a defnedildi.

              FIKRA

              Karadenizde iki iþçi tarlada çalýþýrlerken üzerlerinden bir uçak geçiyor. Biri yukarýya bakarak:
              - Bak Temel uçak geçiyor.
              - Ula Dursun, elleme geçsin.

              GÜNÜN SÖZÜ

              Bir insan, söylediði þeylerden çok, söylemedikleriyle de insanlaþýr ( Albert Camus )

              YEMEK MENÜSÜ
              · KIYMALI PÝDE
              · EZO ÇORBA
              · ÇOBAN SALATA
              · AYRAN

              ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
              Erkek: ÞAFÝ: (Ar.) Er. 1. Suçlunun baðýþlanmasý için araya girip yalvaran kimse. 2. Ýyileþtiren, þifa veren. 3. Ýnandýrýcý, inandýran.
              Kýz: ÞADUMAN: (Ar.) Ka. - Sevinçli, neþeli, memnun.

              MANÝ

              Gide gide yoruldum
              Sular gibi duruldum
              Þu karþý ki oðlanýn
              Gözlerine vuruldum



              BÝLMECE
              Kimler profesyonel atýcýdýrlar?
              Cevabý Yarýn.
              Dünkü Cevap: Aðzýna bakarýz, kapalýysa ölmüþtür.

              Comment


              • 3 Ekim 2010

                Bugün 3 Ekim 2010 25 Þevval 1431 Eylül: 20 Hýzýr 151 Ýmam-ý Suyuti'nin Doðumu (1445) - Ýki Almanya'nýn Birleþmesi (1990)

                HADÝS-Ý ÞERÝF

                Dünyada zahidlik, helal olaný haram etmek veya malý ziyan etmekle olmaz. Gerçek zahidlik, Allah'ýn elinde olana, kendi elinde olandan daha çok güvenmen ve bir müsibete düþtüðün zaman getireceði sevabý sebebiyle, onun devamýna raðbet göstermendir. Ravi: Tirmizi, Zühd 29



                HZ. SÜLEYMAN VE KARINCA

                Süleyman aleyhisselâm, ordusu ile karýnca vadisine geldikleri zaman bir karýnca, "Ey karýncalar! Yuvalarýný­za giriniz. Sakýn Süleyman (a.s.) ve ordusu, sizi -bilme­yerek- kýrmasýn!" demiþti.
                Süleyman aleyhisselâm, karýncanýn söylediðini iþitin­ce indi ve ona: "Sen ne için karýncalarý sakýndýrdýn? Be­nim, zâlim olduðumu mu iþittin? Yoksa, benim adaletli bir peygamber olduðumu mu bilemedin? Ne için onlara sizi, Süleyman ve ordusu kýrmasýn dedin?" diye sordu.
                Karýnca "Ey Allah'ýn peygamberi! Sen, benim onlar, bilmeden dediðimi iþitmedin mi? Bununla beraber, be­nim, "kýrmasýn" sözümden maksadým, ancak, kalplerin kýrýlmasý idi. Senin bir þey vermeni temenni edip fitneye düþmekten, sana bakmakla meþgul olup Allah'ý zikirden geri kalmaktan korktum." dedi.
                Süleyman aleyhisselâm, "Bana öðüt ver." dedi. Karýn­ca, "Babana, Dâvûd isminin ne için verildiðini biliyor mu­sun?" diye sordu. Süleyman aleyhisselâm, "Hayýr, bilmi­yorum" dedi. Karýnca, "O, kalp yarasýný tedavi etsin diye verildi!" dedi. Sonra, "Sana, Süleyman isminin ne için ko­nulduðunu biliyor musun?" diye sordu. Süleyman aley­hisselâm "Hayýr, bilmiyorum" dedi. Karýnca: "Göðsüne selâmet verilinceye kadar dayanasýn ye baban Davud'a eriþmeye müstehak olasýn diye verilmiþtir!" dedi.
                Sonra da: "Allâhü Teâlâ'nm sana rüzgârý niçin uysal kýl­dýðýný biliyor musun?" diye sordu. Süleyman aleyhisselâm, "Hayýr, bilmiyorum." dedi. Karýnca: "Dünyânýn tamamýnýn gelip geçen bir yelden ibaret bulunduðunu sana haber vermek için..." dedi. Süleyman aleyhisselâm, karýncanýn bu sözlerine hayrette kalarak gülümsedi ve Nemi sûresinin on dokuzuncu âyetinde geçen duasýný tekrarladý.
                Süleyman aleyhisselâm, onun bu sözünden gülerce-sine tebessüm etti ve þöyle duâ etti. (Meali): "Yâ Rabb! Beni nefsime zabit kýl ki bana ve anama babama vermiþ olduðun nimetine þükredeyim, razý olacaðýn iyi bir amel yapayým ve beni rahmetinle sâlih kullarýn arasýna kat." (Nemi sûresi, âyet 19)

                FIKRA

                Temel Dursun'a soruyor: "Ula Dursun sen oruçlu oruçlu kaç hamsi yersun?" Dursun: "Vallaa 100 tane yerim." Temel: "Olur mu ulan! Ýlk hamsiyi yediðinde oruç bozulur diðer 99 sayýlmaz." Neyse Dursun bunu kafaya takýyor. O da yolda gördüðu Ýdris'e soruyor: “Ula Ýdris sen oruçlu olarak kaç hamsi yersun?" Ýdris: “Valla 50 tane falan." Temel: "Ula 100 tane deseydun sana birþey anlatacaktum."

                GÜNÜN SÖZÜ

                Ýnsanlar çocukken daha mutludur,çünkü olduklarý gibi davranýrlar. ( William Warner )

                YEMEK MENÜSÜ
                · EV MANTI
                · BÖREK
                · YOÐURT
                · ÇORBA

                ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
                Erkek: ÞAHABEDDÝN: (Ar.) Er. - Dinin yýldýzý. - Türk dil kuralýna göre "d/t" olarak kullanýlýr.
                Kýz: ÞAFAK: (Ar.) - Güneþ doðmadan az önce ufukta beliren aydýnlýk. - Erkek ve kadýn adý olarak kullanýlýr.

                MANÝ

                Hoca çýkmýþ mahalleye
                Topluyor kaþýklarý
                Cennet istersen Hoca
                Kavuþtur aþýklarý



                BÝLMECE
                Hangi eve giren senelerce o evden dýþarý çýkamaz?
                Cevabý Yarýn.
                Dünkü Cevap: Politikacýlar

                Comment


                • 4 Ekim 2010

                  Bugün 4 Ekim 2010 26 Þevval 1431 Eylül: 21 Hýzýr 152 Samsun'un Kurtuluþu (1919)-Medeni Kanun Yürülüðe girdi (1926)-Dünya Konut Günü-Dünya Mimarlýk Günü-Hayvanlarý Koruma Günü-Fýrtýna

                  HADÝS-Ý ÞERÝF

                  Bir adam: "Vallahi Allah falancayý maðfiret etmiyecek!" diye kesip attý. Allah Teâla Hazretleri de: "Falancaya maðfiret etmiyeceðim hususunda yemin eden de kim? Ben ona maðfiret ettim, senin amelini de iptal ettim!" buyurdu. Ravi: Müslim, Birr 137



                  HAYVANLARA MERHAMETÝ SEBEBÝYLE AFFOLUNDU

                  Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) þöyle buyurdular: Bir adam gayet sýcak bir günde pek susamýþ halde gider­ken yolda bir kuyu görüp indi ve su içti. Kuyudan çýktý­ðýnda susuzluktan dili sarkmýþ ve rutubetli topraðý ye­mekte olan bir köpek gördü. "Benim susadýðým gibi, bu da çok susamýþtýr." diyerek tekrar kuyuya indi, ayakka­býsýna su doldurdu ve aðzýyla tutarak kuyudan çýkýp köpeðe su verdi. Allâhü Teâlâ da onun bu amelini kabul buyurarak onu affetti."
                  Dediler ki: "Yâ Resûlallâh! Hakîkaten bize bu hayvan­lardan ecir, sevab var mýdýr?" Resûlullâh "Her bir yaþ karaciðer sâhibi-yani her canlýyý doyurup sulamakta ve yardýmda bulunmakta- ecir vardýr." buyurdu.
                  Tâbiîn'in büyüklerinden Ýmâm Þiblî'yi (r.a.) dostlarýn­dan birisi vefatýndan sonra rüyasýnda gördü. Ona,
                  "Ey Ýmâm! Rabb'in sana nasýl muamele etti? diye sordu. O þöyle buyurdu: "Beni huzurunda durdurdu ve ey Þiblî, seni ne sebeple affettim, bilir misin?" buyurdu.
                  Ben "Salih amelim veya namaz, oruç ve haccým ya­hut dâima sâlihlerle oturmam ve ilim için devamlý yol­culuk etmem sebebiyledir, yâ Rabbi. Zira beni kurta­racak ameller olarak inandýðým ameller bunlardýr. Zan­nederim ki bunlar sebebi ile bana merhamet ettin ve baðýþladýn." dedim.
                  Þöyle buyurdu: "Hayýr. Bunlar, dereceleri yükselten amellerdir. Seni þu sebepten affettim. Hatýrlar mýsýn, gayet soðuk bir kýþ günü Baðdad'ýn kimsenin olmadýðý bir sokaðýnda yürürken küçük bir kediye rastlamýþtýn. Soðuk onu zayýf düþürmüþtü. Soðuðun þiddetinden bir duvardan diðer duvara sýçrayýp duruyordu. Sen de mer­hamet edip aldýn ve kürkün içine koyarak soðuktan kurtardýn.
                  Ýþte, o kediye merhametin sebebi ile seni affettim."

                  FIKRA

                  Naziler Ýngiliz, Fransýz ve lazý esir almýþlar ve ölüm cezasýna çarptýrmýþlar. Askerler sormuþ: "Giyotinle mi ölmek istersiniz? Asýlarak mý? Kurþuna dizilerek mi?" Ýlk yanýt Fransýz'dan gelmiþ: "Benim atalarým hep giyotinle öldüler. Ben de giyotinle ölmek isterim!" Onu almýþlar kafasýný yerleþtirmiþler giyotine. Býrakmýþlar býçaðý, tam kafasýna 2 santim kalýnca giyotin durmuþ. Giyotinin bozulmasýna Almanlar sinirlenmiþ; çünkü bu durumda Fransýz kurtulmuþ. Ýngiliz: "Asýlarak ölmek çok kötü. Beni de giyotinle öldürün." Almanlar giyotini tamir etmiþler. Ancak, giyotin yine tutukluk yapmýþ. Sonuçta Ýngiliz de kurtulmuþ. Sýra bizim laza gelmiþ. Temel; "Asýlarak ölmek gerçekten çok kötü. Eee, zaten giyotin de çalýþmýyor. En iyisi beni kurþuna dizin!.."

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Bir insaný tanýmak istiyorsanýz onu büyük bir mevkiye geçiriniz ( La Bruyere )

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · MELEMEN
                  · MAKARNA
                  · YOÐURT
                  · ÇORBA

                  ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
                  Erkek: ÞAH: (Fars.) Er. 1. Hükümdar. - Birleþik isimlerde 1. ve 2. isim olarak da kullanýlýr: Þahbanu - Selimþah gibi.
                  Kýz: ÞAFAKNUR: (Ar.) Ka. - Þafak aydýnlýðý.

                  MANÝ

                  Ýndim dereye durdum
                  Dokuz güvercin vurdum
                  Dokuzunun içinde
                  Ben birine vuruldum



                  BÝLMECE
                  Hakem ile trafik polisi arasýnda ne benzerlik vardýr?
                  Cevabý Yarýn.
                  Dünkü Cevap: Cezaevinde

                  Comment


                  • 5 Ekim 2010

                    Bugün 5 Ekim 2010 27 Þevval 1431 Eylül: 22 Hýzýr 153 Bosna-Hersek'in Osmanlý'dan Ayrýlýþý (1908)-Koç katýmý fýrtýnasý

                    HADÝS-Ý ÞERÝF

                    "Cennet ehlinin mertebece en düþük olaný o kimsedir ki: Bahçelerine, zevcelerine, nimetlerine, hizmetçilerine, koltuklarýna bakar. Bunlar bin yýllýk yürüme mesafesini doldururlar. Cennetliklerin Allah nezdinde en kýymetli olanlarý ise, vech-i ilahiye sabah ve akþam nazar ederler." Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sonra þu ayeti okudu. (Meâlen): "Yüzler vardýr, o gün ter ü tâzedir, Rablerini görecektir" (Kýyamet 22-23). Ravi: Tirmizi, Cennet 17



                    HAC

                    Ýslâm'ýn beþinci þartý haccetmektir. Gücü yeten Müs­lümanlarýn belirli vaktinde Kâbe-i Muazzama'yý ömürle­rinde bir defa ziyaret etmeleri farzdýr. Bu ziyarete hac ismi verilir.
                    Kur'ân-ý Kerîm'de Âl-i Ýmrân Sûresi 97. âyetinde (meâ-len): "...yoluna gücü yeten her kimsenin o Beytullâh'ý haccetmesi de insanlar üzerine Allah'ýn bir hakkýdýr. Ve kim bu hakký tanýmazsa her halde Allah'ýn ihtiyacý yok, o bütün âlemlerden ganîdir." buyurulmaktadýr.
                    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 'Hac farizasýnda acele ediniz; (ilk fýrsatta gidip onu îfaya çalýþýnýz.) Çünkü siz­den biri kendisine ne gibi þeylerin arýz olacaðýný (ne gibi meþguliyetlerle karþýlaþacaðýný) þüphe yok ki bilemez.' buyurmaktadýr.
                    Bir Müslüman için en büyük gaye, dînî yazîfelerini bir an evvel yerine getirmek olmalýdýr. Servetin, hayatýn en kýymetlisi, bu yolda sarf edilenleridir. Binâenaleyh imkân varken hemen hac farizasýný yerine getirmeye çalýþma­lýdýr. Sonra bu kudsî vazifeyi îfâya mâni olacak birtakým arýzalar zuhur edebilir. Hayýrlý bir þey te'hir olunamaz.

                    YÂ ÎSÂ, MUHAMMED'E ÝMÂN ET, ÜMMETÝNDEN ONA YETÝÞENLER DE ÎMÂN ETSÝNLER

                    Ýmâm Hâkim'in Müstedrek'inde zikrettiði Abdullah Ýbn-i Abbâs'dan rivayet olunan sahîh hadîs-i þerifte bu-yuruldu ki:
                    Allâhü Teâlâ Ýsâ aleyhisselâma þöyle vahyetti:
                    "Yâ îsâ, Muhammed aleyhisselâma imân et ye senin ümmetinden ona yetiþenlerin de ona îmân etmelerini emret.
                    Eðer Muhammed Mustafâ olmasa idi, Âdem'i yarat­mazdým.
                    Eðer Muhammed Mustafâ olmasa îdi, cennet ve cehennemi yaratmazdým.
                    Arþýmý su üzerinde yarattým, sarsýldý, üzerine 'Lâ ilahe illallah Muhammedün Resûlullâh' yazdým da sükûnet buldu."

                    FIKRA

                    Temel çok zengin... Bir gün otelin birinin kral dairesinde ummadýk bir þey oluyor. Temel altýna kaçýrýyor. En çok da çorap batýyor. Komiyi çaðýrsa rezil olacak. “En iyisi pencereden aþaðý atayým." diyor. Çorabý pencereden sallarken elinden kaçýyor ve tavana çarpýp yere düþüyor. Tavan iyice kirleniyor. Çaresiz komiyi çaðýrýyor Temel;
                    - Þu tavandakini temizle sana bir maaþýn kadar bahþiþ vereyim.
                    - Sen onu oraya nasýl yaptýðýný söyle ben sana iki maaþýmý vereyim.

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Küçük insanlar küçük þeylere çok kýrýlýrlar, büyük insanlar bunlarýn hepsini görür, fakat kýrýlmazlar. ( La Rochefoucauld )

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · PÝLÝÇ KROKET
                    · ÇORBA
                    · SPAGETTÝ
                    · MEYVE

                    ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
                    Erkek: ÞAHAMET: (Ar.) Er. - Þiþmanlýk, topluluk.
                    Kýz: SAFÝYE: (Ar.) Ka. - 1. Suçlunun baðýþlanmasý için araya girip yalvaran kimse. 2. Ýyileþtiren, þifa veren. 3. Ýnandýrýcý, inandýran.

                    MANÝ

                    Yaza yaza yaz geldi
                    Mürekkebe zam geldi
                    Daha yazacaktým ama
                    Karakoç’a kiraz geldi



                    BÝLMECE
                    En gürültülü maç hangi takýmlar arasýnda oynanýr?
                    Cevabý Yarýn.
                    Dünkü Cevap: Her ikisi de kocaman adam olduklarý halde düdük çalarlar

                    Comment


                    • 6 Ekim 2010

                      Bugün 6 Ekim 2010 28 Þevval 1431 Eylül: 23 Hýzýr 154 Ýstanbul'un Kurtuluþu (1923) - Estergon Kalesinin Fethi (1605)

                      HADÝS-Ý ÞERÝF

                      Resulullah (sav) "Allah'tan hakkýyla haya edin!" buyurdular. Biz: "Ey Allah'ýn Resulü, elhamdülillah, biz Allah'tan haya ediyoruz" dedik. Ancak O, þu açýklamayý yaptý: "Söylemek istediðim bu (sizin anladýðýnýz haya) deðil. Allah'tan hakkýyla haya etmek, baþý ve onun taþýdýklarýný, batni ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatýrlamandýr. Kim ahireti dilerse dünya hayatýnýn zinetini terketmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkýyla haya etmiþ olur." Ravi: Tirmizi, Kýyamet 25



                      "BANA EN SEVGÝLÝNÝZ, AHLÂKI EN GÜZEL OLANINIZDIR"

                      ...Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: "Muhak­kak Allâhü Teâlâ refîktýr, rýfký (yumuþak huyluluðu) sever, sertliðe ve baþka bir þeye vermediðini yu­muþak huyluluða verir."
                      Hadîs-i Þprîfin diðer bir rivayetinde Resûlullâh (s.a.v.), Hz. Âiþe'ye (r.anhâ) þöyle buyurmuþtur: "Yumu­þak huylu ol. Öfkeden ve çirkin þeylerden kaçýn. Çünkü yumuþak huyluluk nerede olursa onu süsler, hangi þeyden çýkarýlýrsa da onu lekeler."
                      Resûlullâh (s.a.v.) yine buyurdular: "Yumuþak huy-luluktan mahrum olan hayýrdan mahrum olur." "Bana en sevgili olanýnýz, ahlâký en güzel olanýnýzdýr." "Yu­muþak huyluluktan hissesi verilene, dünya ve âhiret nasîbi verilmiþtir." "Haya îmandandýr, îman ise cennet­tedir. Kötü ve çirkin söz cefâdýr, cefâ ise cehennemdedir." "Muhakkak Allah çirkin ve kötü söze buðzeder." "Size cehenneme girmesi haram olan ve cehennemin de ona haram olduðu kimseyi bildireyim mi? (Bu) her sakin, yumu­þak huylu, cana yakýn ve kolaylýk gösteren kimsedir.", "Her kim, hýrsýný almaya gücü yettiði halde öfkesini yutarsa, Allâhü Teâlâ, kýyamet gününde onu mahlûkâtýn huzurunda çaðýrýr ve dilediði huriyi seç(ip al)makta serbest býrakýr."
                      Bir adam Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) gelerek 'Ba­na bir tavsiyede bulun ey Allah'ýn resulü!' dedi. Resû­lullâh (s.a.v.) "Öfkelenme!" buyurdu. Adam birkaç defa bu soruyu tekrarladý. Resûlullâh (s.a.v.) her defasýnda "Öfkelenme!" buyurdu.
                      "Dikkat ediniz, size cennet ehlini haber vereceðim: Onlar, zayýf ve mazlum olanlardýr ki; þayet Allah'a yemin etseler Allah (yeminlerini) yerine getirir. Dikkat edin, si­ze cehennem ehlini haber vereceðim: Küstah ve kaba olup, büyüklük taslayanlardýr."
                      "Biriniz ayakta iken öfkelenirse otursun. Öfkesi giderse (ne âlâ), aksi takdirde uzansýn."
                      "Sabýr (yani azvay) otunun balý bozduðu gibi öfke de îmâný ifsad eder." ...(Mektûbât-ý Ýmâm-ý Rabbânî (k.s.) 1/98)

                      FIKRA

                      Temel saat 02.30'da arkadaþý Dursun'u arýyor.
                      - Buy’run.
                      - Alo orasý 11, 11 mi?
                      - Hayýr, burasý: 1, 1, 1, 1.
                      - Kusura bakma, yanlýþ numara.

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      En çok hoþumuza giden insan, kendimize benzettiðimiz insandýr ( Moliere )

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · MENEMEN
                      · MAKARNA
                      · YOÐURT
                      · MEYVE

                      ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
                      Erkek: ÞÂHÂN: (Fars.) Er. 1. Þahlar. 2. Oldukça büyük boylu, yýrtýcý bir kuþ. (bkz. Þahin).
                      Kýz: ÞAHADET: (Ar.). 1. Þahitlik etme, þahitlik, tanýklýk, Kelime-i þehadet. 2. Açýk, belirti. 3. Þehit olma, þehidlik. - Erkek ve kadýn adý olarak kullanýlýr.

                      MANÝ

                      Bahçelerde sardunya
                      Sardunyayý kýrdýn ya
                      Beni beðenmiyordun
                      Nasýl bana kaldýn ya



                      BÝLMECE
                      Türkiye’de acil hastalara ameliyattan önce ne verilir?
                      Cevabý Yarýn.
                      Dünkü Cevap: Mehter takýmý ile bando takýmý arasýnda

                      Comment


                      • 7 Ekim 2010

                        Bugün 7 Ekim 2010 29 Þevval 1431 Eylül: 24 Hýzýr 155 Resmi Gazetenin Yayýnlanmasý (1920) - Ýnebahtý Deniz Savaþý (1571)-ABD ve Ýngiliz kuvvetlerinin Afganistan'a girmesi (2001)

                        HADÝS-Ý ÞERÝF

                        Bir yerde ölen Ashabýmdan hiçbirisi yoktur ki, Kýyamet günü oranýn ahalisine bir nur ve onlara (cennete sevkte) bir rehber olmasýn. Ravi: Tirmizi, Menakýb 3864



                        HAYVANLARA EZÝYET ETMEMELÝCanlý hayvana eziyet etmek veya eðlence için aza­larýný kesmek haramdýr. Zira Resûlullâh, -yemek için kesmek hâriç- hayvana eziyet etmeyi yasaklamýþtýr.
                        Abdullah bin Ömer (r.a.) bir gün bir tavuðu hedef ederek ok atmakta olan beþ on gencin yanýndan geçi­yordu. Gençler Ýbn-i Ömer'in (r.a.) gelmekte olduðunu görünce daðýldýlar. Bunun üzerine Abdullah bin Ömer þöyle buyurdu: "Bu tavuðu kim dikti? Ýyi biliniz ki Re­sûlullâh (s.a.v.) canlý tavuðu yeya herhangi bir hayvaný böyle hedef ederek öldüren kimseye lanet etti."
                        Yine Abdullah bin Ömer (r.a.) buyurdu: "Resûlullâh Efendimiz, hayvana iþkence ve azâb edene lanet etti."
                        Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) koç, horoz vs. hayvan­larý birbiri üzerine saldýrtarak döðüþtürmekten de men-etmiþler ve "Muhakkak Allâhü Teâlâ hayvanlarý dö-ðüþtürene lanet etmiþtir." buyurmuþlardýr.

                        HATTAT ESMA ÝBRET HANIMÝstanbulludur. Meþhur hattat Mahmud Celâleddin'in ha­nýmýdýr. Kocasý gibi o da hüsnü hat ile meþhur olmuþtur. Hüsn-ü hat meþkini önce kocasý Mahmud Celâleddin'den almýþtýr. Bilâhare onu taklitte o derece ileri gitmiþti ki son zamanlarýnda ikisinin yazýsý ayýrdedilemiyecek hâle gelmiþti. Hattâ Celâleddin'in birçok þeyleri ona yazdýrýp kendinin sadece altýna imza koyduðu da söylenmektedir. Kendi hattý ve imzalý eserlerinden 1222 tarihli bir Hilye-i Þerîfe, Hâmidiye türbesindeki levhalar arasýnda olup etrafýndaki çerçevenin alt parçasýyla yazýnýn altýna Esma Haným'ýn koymuþ olduðu "ketebe" kayýtlý levhalar son derece dikkat çekicidir.

                        BEYÝT:
                        Sanma ey hâce ki senden zer ü sîm isterler Yevme lâ-yenfe'uda kalb-i selîm isterler. (Ruhî) Sanma ki "Yevme lâyenfe'u (mal ve evlâdýn hiçbir fayda­sýnýn olmayacaðý öbür dünyâ)da senden zer (altýn) ve sîm (gümüþ) isterler. (Lâkin orada senden) kalb-i selîm (ma'nevî hastalýklardan temizlenmiþ bir kalp) isterler...

                        FIKRA

                        Temel kitapçýya girmiþ. Bilgiç bilgiç:
                        - Bana bir roman lazým.
                        - Efendim aðýr mý olsun hafif mi?
                        - Farketmez caným. Nasýl olsa arabam dýþarýda.

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Büyük olmak iyidir ama, insan olmak daha iyidir. ( Albert Schweitzer )

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · PÝLÝÇ IZGARA
                        · ÞEHRÝYE ÇORBA
                        · SPAGETTÝ
                        · KAZANDÝBÝ TATLI

                        ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
                        Erkek: ÞAHAP: (Ar.) Er. 1. Alev, ateþ parçasý. 2. Kayan yýldýz, akan yýldýz. 3. Cesur yürekli kimse.
                        Kýz: ÞAHANDE: (Fars.) Ka. - Mutlu, memnun.

                        MANÝ

                        Bizim evin önünde
                        Ayvalar þiþman olur
                        Ýlk yârini almayan
                        Sonunda piþman olur



                        BÝLMECE
                        Hostesler neden havada dedikodu yaparlar?
                        Cevabý Yarýn.
                        Dünkü Cevap: Gün verilir

                        Comment


                        • 8 Ekim 2010

                          Bugün 8 Ekim 2010 30 Þevval 1431 Eylül: 25 Hýzýr 156 Balkan Savaþýnýn Baþlamasý (1912)-Çatalca'nýn kurtuluþu (1922)

                          HADÝS-Ý ÞERÝF

                          Mükafatýn büyüklüðü belanýn büyüklüðü ile (orantýlýdýr). Allah bir cemaati sevdi mi onlarý musibete müptela eder. Kim bundan razý olursa Allah ondan razý olur, kim de razý olmazsa Allah ondan razý olmaz. Ravi: Tirmizi, 2398



                          ÜMMET-Ý MUHAMMED ÝN ALÂMETÝ

                          Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular: "Ben kýyamet günü secdeye izin verileceklerin birincisiyim. Ýzin verilip secdeden baþýný kaldýracaklarýn da birincisiyim. Ba­þýmý kaldýrýp önüme, arkama, saðýma, soluma baka­rým, bakýnca bütün ümmetlerin arasýnda ümmetimi tanýrým."
                          'Yâ Resûlâllah! Nuh aleyhisselâmdan ümmetine ka­dar bütün ümmetleri nasýl tanýrsýn?' denildi, buyurdu ki:
                          "Abdest eserinden (nurundan) alýnlarý, elleri ve ayaklarý parýldar ve bu, baþkalarýnda yoktur. Kitap­larý saðlarýndan verilir, onunla tanýrým. Yüzlerinde secde eserinden alâmetleri vardýr, onunla tanýrým. Önlerinden, saðlarýndan ve sollarýndan koþan nur-larýyla tanýrým."

                          BÝR HÝKMET: ÎNAR NEDÝR?
                          Mâlik bin Dînâr Hazretleri:
                          Eski bir altýn para olan dinar hakkýnda demiþtir ki:
                          Dînâr, 'din' ile 'nâr' (ateþ)dan birleþik bir kelimedir. Hakkýyle alýnca din olur, haksýz alýnca da nâr olur.

                          ZÝLKADE AYI
                          Zilkade ayý, kamerî aylarýn on birincisidir. Hac ayla­rýndan olduðu için, geceleri zaman zaman teheccüd namazýna kalkýlýr. Bilhassa cuma geceleri teþbih na­mazý kýlýnýr. (Duâ ve Ýbâdetler, Fazilet Neþriyat)

                          ZÝLKADE AYI ÝÇTÝMÂÝ, RU'YET VE BAÞLANGICI
                          Hicrî-Kamerî 1431 yýlý Zilkade ayý ictimâ'ý dün (07 Ekim Perþembe) Türkiye saati ile 21.45'te idi.
                          Ru'yet ise bugün (08 Ekim Cuma) Türkiye saati ile 08.40'dadýr.
                          Hilâl'in görüldüðü yerler: Antarktika'nýn kuzey kesimi, Avustralya kýtasýnýn tamamý, Hint Okyanusu ve Mada­gaskar. Hilal; Türkiye, Mýsýr, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarýmadasýndan asla görülemeyecektir.
                          Hilâlin görüldüðü günü takip eden 09 Ekim Cumartesi

                          FIKRA

                          Dursun Amerika'ya gidiyor. 5-6 ay sonra arkadaþý Temel'i arýyor:
                          - Ula Temel haçan çabuk buraya gel.
                          - Niye la Dursun?
                          - Ha burada çabuk zengin olayisun.
                          - Ne iþ yapacaðum?
                          - Ula sýrf yere düþen paralarý topla yeter. Baþka iþ yapma.
                          Temel Amerika'ya gidiyor. Uçaktan iniyor. Taksi garajýna giderken bakýyor yerde 100 $. Temel kendi kendine: "Ula ilk günden mi iþe baþlayacaðuz." diyor ve yerdeki parayý almadan yoluna devam ediyor.

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          insanlarý Olduklarý Gibi Kabul Etmeli ( pLautus )

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · PÝLÝÇ KROKET
                          · MISIRLI PÝLAV
                          · ÞEHRÝYE ÇORBA
                          · K.PAÞA TATLI

                          ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
                          Erkek: ÞAHAT: (f.t.i.) Er. - Güçlü, güzel cins at, atlarýn þahý.
                          Kýz: ÞAHANE: (Fars.) Ka. - Hükümdarlara yakýþacak kadar güzel, eksiksiz olan.

                          MANÝ

                          Camdan aldým makasý
                          Açtým gömlek yakasý
                          Bizim evden gözükür
                          Yarin arka bahçesi



                          BÝLMECE
                          Bir kadýn kocasýný milyoner yapabilir mi?
                          Cevabý Yarýn.
                          Dünkü Cevap: Yerin kulaðý olduðu için

                          Comment


                          • 9 Ekim 2010

                            Bugün 9 Ekim 2010 1 Zilkade 1431 Eylül: 26 Hýzýr 157 Yanya Kalesinin Fethi (1431)-Yaprak Dökümü fýrtýnasý-Dünya Posta Günü

                            HADÝS-Ý ÞERÝF

                            Haberiniz olsun, rahat koltuðunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaþtýðý zaman kiþinin: "Bizimle sizin aranýzda Allah'ýn kitabý vardýr. Onda nelere helal denmiþse onlarý helal biliriz. Nelere de haram denmiþse onlarý haram addederiz" diyeceði zaman yakýndýr. Bilin ki, Resulullah (ASM)'ýn haram kýldýklarý da týpký Allah'ýn haram ettikleri gibidir" Ravi: Ebu Davud, Sünne, 6



                            ÝSÝMLERE DÂÝR

                            Çocuðun ana babasý üzerindeki haklarýndan birisi de ona güzel isim koymaktýr. Zîrâ kýyamet gününde herkes ismi ile çaðýrýlacaktýr.
                            Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) güzel olmayan isimleri deðiþtirmiþtir.
                            Erkeðe erkek, kýza kýz ismi verilir.
                            Bir kimsenin ana babasýna, hanýmýn kocasýna ismi ile hitâb etmesi mekrûhdur. Birbirlerine saygýlý ifâdelerle hitâb etmelidir. Zira ana baba ve koca hakký pek büyüktür.

                            "ÂMÎN, MEKTUP ÜZERÝNDEKÝ MÜHÜR GÝBÝDÝR"
                            Âmîn kelimesi "kabul et" demektir. Peygamber Efen­dimiz (sav): "Cebrâîl (as.) fatihayý okumayý bitirdi­ðimde bana âmîn demeyi telkîn etti." ve "âmîn, mek­tup üzerindeki mühür gibidir." buyurdular. Yani mü­hür mektubun gönderildiði zâttan baþkasýnýn içindekini bilmesine mani olduðu gibi âmîn de duayý, icabetten (kabul olunmaktan) mahrum edecek þeylerden korur, demektir. Mukâtil (r.h.) 'Âmin demek, duâ için bir kuv­vettir ve rahmetin inmesini istemektir.' buyurmuþtur.
                            Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Hýristiyanlar, âmin de­menize hased ettikleri kadar hiçbir þeyde size hased et­mezler." buyurmuþtur. Mü'min duasýna icabet edildiðini anlayýnca Allah'a hamd eder. Ýcabet gecikse de yine hamd eder.
                            "Âmîn" kelimesi namazda Fatiha okunduktan sonra gizli olarak söylenmesi sünnettir. Hanefî mezhebinde namazda âmîn'i sesli okumak mekrûhdur. Sesli kýlýnan namazda imâm "veleddâllîn" dedikten sonra imâm ve cemâat gizli olarak âmîn derler.
                            Hadîsi þerîfte "Ýmâm âmîn dediði vakit sizlerde âmîn deyiniz. Zira kimin âmîni meleklerin âmînine muvafýk (denk) gelirse geçmiþ günahlarý maðfiret olunur." buyurulmuþtur.

                            FIKRA

                            Temel'le Dursun kamyona 6 metre yüksekliðinde eþya yüklemiþler. Ýstanbul'a götürüyorlar. Giderken 100 metre ileride bir köprü gözlerine çarpmýþ. Köprünün yüksekliði 4.50 metre. Temel kamyonu köprüye 15 metre kala durdurmuþ. Dursun aþaðý inip etrafa bakmýþ ve Temel'e: "Gazla... Etrafta polis falan yok!.."

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Öyle adamlar gördüm ki, üstünde elbise yok, öyle elbiseler gördüm ki, içinde adam yok. ( Mevlana )

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · BEÞAMEL SOSLU PÝLÝÇ
                            · PÝLAV
                            · ÇORBA
                            · KAZANDÝBÝ TATLI

                            ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
                            Erkek: ÞAHBAZ: (Fars.) Er. 1. Beyaz ve iri doðan. 2. Yakýþýklý. Yiðit, serdengeçti. 3. Kabadayý. 4. Cömert. 5. Büyük, gösteriþli, güzel mükemmel.
                            Kýz: ÞAHBANU: (Fars.) Ka. - Hükümdar eþi, þah hanýmý.

                            MANÝ

                            Karakoç ’dur köyümüz
                            Zemzem olur suyumuz
                            Sevip sevip ayrýlmak
                            Dalga geçmek huyumuz



                            BÝLMECE
                            Akýlsýz baþýn cezasýný kimler çeker?
                            Cevabý Yarýn.
                            Dünkü Cevap: Eðer adam daha önce milyarder ise milyoner olur

                            Comment


                            • 10 Ekim 2010

                              Bugün 10 Ekim 2010 2 Zilkade 1431 Eylül: 27 Hýzýr 158 Hz.Hüseyin'in Þehadeti (680) - Oruç Reis'in Þehadeti (1680)-Belgrad'ýn ikinci defa fethi (1690)

                              HADÝS-Ý ÞERÝF

                              Kiþinin sýrtýnda odun taþýyarak geçimini saðlamasý, versin veya vermesin birisinden bir þey istemesinden daha hayýrlýdýr.Ravi: Buhari, Buyu 15



                              ÝMÂM EBÛ YÛSUF HAZRETLERÝ (R.H.)

                              Ýmâm-ý Azam Ebû Hanîfe Hazretleri'nin talebeleri ara­sýnda ilimde en yüksek olanýdýr. Hanefî mezhebini yayan talebelerinin baþýnda gelir. Ýsmi Yâkûb, babasýnýn adý Ýb­rahim'dir. Ebû Yûsuf künyesidir. M. 731 senesinde Kûfe'-de doðdu. M. 798 senesinde Baðdat'ta vefat etti.
                              Ebû Yûsuf Hazretleri fakir bir ailenin çocuðu idi. Ba­basý da vefat edince yetim kaldý. Ýmâm-ý A'zam Ebû Hanîfe Hazretleri onun keskin zekâsýný ye ilim öðren­medeki kabiliyetini görünce derslere devam etmesi için fakir olan ailesinin geçimini de kendi üzerine aldý.
                              Ýmâm-ý A'zam'ýn derslerine on yedi sene aralýksýz de­vam edip Ýmâm-ý A'zam'ýn "Bu genç hayatta iken ona muhalefet eden bulunmaz." iltifatýna mazhar oldu. Ebû Yûsuf Hazretleri, hakkýnda âyet-i kerîme ve hadîs-i þerîf bulunmayan bir mesele ile karþýlaþtýðýnda önce hocasý Ýmâm-ý A'zam'ýn (r.h.) içtihadýna bakar, eðer bulamazsa hocasýnýn koyduðu usûl üzere kýyas yapar ve kendi re'yi, içtihadý ile hareket eder, hüküm verirdi.
                              Abbasî halîfesi Mehdî, Ebû Yûsuf Hazretlerini kadýlýða tâyin etti. Halîfe Hâdî ve Hârûn Reþîd zamanlarý dâhil on altý sene kadýlýk yaptý. Hârûn Reþîd zamanýnda "Kâdî Ku-dâti'd-Dünyâ" unvaný yani dünya kâdîlarýn kâdîsý ile anýldý.
                              Ýlim ve irfanýnýn bereketi zengin olmuþ idi. Bir gün Hârûn Reþid "Bütün servetiniz ne kadardýr?" diye sor­dular. "Bilmem, þimdilik yedi yüz katýr var, hepsinin üzen­gisi altýndýr." dedi.
                              Bir gün Ebû Yûsuf Hazretleri binek üzerinde debdebe ile çarþýdan geçerken birisi Yâ imam! Siz, altýn ve gü­müþ kullanmak caiz deðildir.' buyuruyorsunuz. Halbuki atlarýnýzýn nalý bile altýn ve gümüþtendir. Bu nasýl olur? dedi. Hz. Ýmam, "Biz bunlarý zevk ve kibir için kullan­mayýz. Ýnsanlarýn dünyâ süslerine raðbetleri malumdur. Bizi böyle bir azametle gördükleri vakit, 'Bu bir ekmek­çinin oðlu idi. Bu kadar servete ilim ve irfan sayesinde nail oldu.' desinler de ilim tahsiline çalýþsýnlar.' buyurdu.
                              Buyurdular ki: "Sen vücudunu ilim için feda etmeyince ilim sana bir þey vermez."

                              FIKRA

                              Rus Gizli Haberalma Örgütü KGB Ruslar hakkýnda çok gizli sýrlarý ele geçiren üç ajaný; Amerikalý, Ýngiliz ve Türk ajanlarý yakalamýþtý. Bu ajanlar bilgiyi güvenlik açýsýndan üçe bölmüþ ve her birinin diðer iki sýrdan haberi yokmuþcasýna herþeyi ayarlamýþlardý. Neyse KGB bunlarý konuþturmak için iþkencelere baþladý. Amerikalý kendisine ait bilgiyi 17. gün aðzýndan kaçýrdý. Sýra Ýngiliz'e gelmiþti. O da 9. gün çözüldü. Lazý da konuþturabilirlerse her þey tamamlanacak. Ama laz bir türlü konuþmuyor. Artýk 36. gün iþkenceden getirip hücresine kapatýyorlar. Laz kafasýný duvara vurarak: "Hatýrla eþþoðleþþek hatýrla!.. "

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Baþlýca üç çeþit insan vardýr. Bilgisever, ünsever ve para sever. ( Platon )

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · FIRIN PÝLÝÇ
                              · PÝLAV
                              · M.SALATA
                              · K.PAÞA TATLI

                              ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
                              Erkek: ÞAHBEY: (f.t.i.) Er. - Üstün nitelikli, saygýn, yüce.
                              Kýz: ÞAHBENDER: (Fars.) Ka. - Konsolos.

                              MANÝ

                              Dallarý bastý kiraz
                              Sevdamý anlamadýn
                              Önce beni yalvarttýn
                              Þimdi sen yalvar biraz



                              BÝLMECE
                              Ýçinde günlük süt bulunan þey nedir?
                              Cevabý Yarýn.
                              Dünkü Cevap: Onu kendilerine "baþ" seçenler

                              Comment


                              • 11 Ekim 2010

                                Bugün 11 Ekim 2010 3 Zilkade 1431 Eylül: 28 Hýzýr 159 Mudanya Antlaþmasýnýn Ýmzalanmasý (1922)-Ahilik Kültür Haftasý ve Esnaf Bayramý

                                HADÝS-Ý ÞERÝF

                                Kim Kadir gecesini, faziletine inanarak ve mükafatýný da Cenab-ý Haktan bekleyerek, ihya ederse, o kimsenin geçmiþ günahlarý baðýþlanýr. Ravi: Tecrid-i Sarih c.1, s. 45.



                                "...VE HÝKMET VERÝLENE ÇOK BÝR HAYIR VERÝLMÝÞTÝR."*

                                Eyyûb Aleyhisselâma îmân ettikleri halde, hastalýk ile imtihan edilmesi üzerine dinini býrakanlardan üç kiþi, bir gün Eyyûb Aleyhisselâmýn yanýna gittiler, onu suçladý­lar, aðlattýlar, onu kýnamalarýný uzatýp durdular. O sýra­da, oradaki bir Müslüman genç, "Siz ey olgunluk yaþýn­daki kiþiler! Siz, onun ile uzun müddet yaptýðýnýz sohbet ve arkadaþlýkta, kendisinin haktan baþka bir þey yap­madýðýný bilmiyor musunuz?
                                Þunu iyi biliniz ki, Allah, sevdiði kullarýný imtihan eder. Bu onlarýn hayýrlý olmalarýndandýr. Eyyûb (a.s.), sýhhatli iken, siz, ona kardeþ olmuþ deðil miydiniz?
                                Hikmet ehlinin belâ sýrasýnda üzüntülü olan kardeþini, kýnamasý, uðradýðý beladan dolayý ayýplamasý doðru ol­maz. Fakat onunla birlikte aðlamasý, onun için Allah'tan maðfiret dilemesi yakýþýr.
                                Allah'ýn azamet ve celâlini düþününüz. Dillerinizi ke­secek, kalplerinizi parçalayacak olan ölümü anmanýz gerekmez mi?
                                Âciz ve dilsiz olmadýklarý halde, rastgele konuþmak­tan korkarak Allah için susan kullar bulunduðunu bil­miyor musunuz?
                                Halbuki onlar, Allah'ý ve Allah'ýn âyetlerini bilen, ilim, akýl ve fesahat sahibi kiþilerdir. Fakat onlar, Allâhü Teâlâ'nýn azameti anýldýðý zaman, kalpleri burkulur, dil­leri tutulur, Allah'ýn azamet ve heybetinden korkarak akýllarý baþlarýndan gider, kendilerine geldikleri zaman, pâk amellerle Allâhü Teâlâ'ya doðru yarýþýrlar.
                                Onlar iyi ye sâlih kimseler olduklarý halde, kendilerini zâlimlerle bir sayarlar.
                                Onlar; akýllý ve Allah'tan korkan kiþiler olduklarý halde, kendilerini kusurlu kiþilerle bir tutarlar." dedi.
                                Eyyûb Aleyhisselâm, gencin bu sözlerini iþitince, "Hik­met, yaþtan, saç aðarmasýndan veya uzun tecrübeden deðildir. Muhakkak Allâhü Teâlâ hikmeti, küçüklerin de, büyüklerin de kalbine rahmetiyle yerleþtirir." buyurdu.
                                *Bakara sûresi 269. âyetinin mealinden.

                                FIKRA

                                Temel Ýngiltere'ye gidecekti. Onun için bir arkadaþýndan Ýngilizce hakkýnda bilgi istemiþti. Arkadaþý Türkçe kelimelerin son hecesinin uzatýlmasý halinde Ýngilizce olacaðýný söyledi. Temel uçaða bindi. On dakika sonra hostesi çaðýrmak için: "Hosteeees." O da ne hostes gelmiþti. Temel Ýngilizce'yi sökmeye baþladýðýný düþünüyordu. Havaalanýndan çýktý: "Taksiiiii." Vay be, taksi de durmuþtu. Temel aðýr aðýr kendini kaptýrdý: "Hoteeeeeeel." Otele gitti. Odasýna çýktý, duþ aldýktan sonra bara indi: "Viskiiiii." Daha sonra Londra sokaklarýnda dolaþmaya baþladý. Parkta bir adam gördü:
                                - Merhabaaaaa, nasýlsýnýýýýz?
                                - Ýyiyiiiiim, saðoooooool!
                                - Türk müsünüüüüüz?
                                - Eveeeeet!..
                                - Kardeþim Türksün de, neden iki saattir Ýngilizce konuþuyorsun?

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Ýnsanlar vardýr ki, ancak bir müddet aðýzlarda dolaþan türkülere benzerler ( La Rochefoucauld )

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · K.BUDU KÖFTE
                                · ÇORBA
                                · MAKARNA
                                · KAZANDÝBÝ TATLI

                                ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM
                                Erkek: ÞAHDAR: (Fars.) Er. - Dallý, budaklý aðaç.
                                Kýz: ÞAHDANE: (Fars.) Ka. - Ýri inci tanesi.

                                MANÝ

                                Edep bir taç imiþ
                                Nuru Hüda’dan
                                Giy al o tacý
                                Emin ol her beladan



                                BÝLMECE
                                Memur maaþý ile bulgur pilavý arasýndaki benzerlik nedir?
                                Cevabý Yarýn.
                                Dünkü Cevap: Ýnek

                                Comment

                                Working...
                                X