fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 22 Aralık 2008

    Bugün 22 Aralık 2008 24 Zilhicce 1429 K.Evvel: 9 Kasım:45 I.Ahmet'in Tahta Çıkışı (1603)

    GÜNÜN HADİSİ

    Cennette büyük bir köşk vardır. İsmi ferah evidir.Buraya ancak çocukları sevindirenler girer. Hadis-i Şerif (ibn-i Addy).



    ABDEST VE SAĞLIK
    Hiç tereddüt etmeden söyleyebiliriz ki; abdest almak kadar sağlığa yararlı bir formül bulmak mümkün değildir. 15 asırdır farkına varmadan bu nimetten faydalanıyoruz. Bir gün gelecek inanmayanlar bile bunu taklit edecek ne var ki; abdestin sağlığa katkılarını son 50 yılın biyolojik bilgilerinden öğrenebiliyoruz, tespit edilen sayısız faydalarından bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

    1- Günlük hayatımızda ellerimizin dokunamadığı yer, kapmadığı mikrop kalmıyor, Abdest alırken el, yüz ve ayakları yıkamak en güzel bir korumadır. Virüslerin parazit ve bakterilerin vücuda girişi böylece önlenebilir.

    2- Solunum sistemimizin giriş kapısı olan burnumuzu yıkamakla, toz ve mikrop yığınlarının vücuda girmeleri önlenmiş olmaktadır.

    3- Yüzün yıkanması, cildi kuvvetlenir, baştaki yorgunluğu hafifletir. Damar ve sinirleri kete geçirir. Devamlı abdest alanların yüzünde yaşları ilerlese bile bir güzellik oluşur.

    4- Gusl abdesti, gerekli hallerde, vücudun yeniden zindeliğini kazanmasını sağlar.

    Vücudu belli aralıklarla yıkamak koruyucu hekimlik yönünden çok önemlidir.

    5- Günümüzde kızılötesi ışınlarla derinin dış fotoğrafları çekilmiş, statik elektrik tabakasının yoğunluğu tespit edilmiştir. Vücut sağlığı bu elektriksel denge ile yakından ilgilidir. Cildin elektrik yükü öfke halinde normalin 4 katına, guslü gerektiren hallerde 12 katına çıkmak tadır. Gusletmekle vücut yeniden normal elektrik yüküne dönmektedir.

    6- Abdest ve gusl abdesti damarlardaki sertleşmeyi ve daralmayı önler, lenf sistemini harekete geçirip bağışıklığı güçlendirir

    7- Su bulunmadığı zaman toprakla yapılan teyemmüm de vücuttaki statik elektriği azaltmaktadır.

    MANİ

    Gökde yıldız niniynen
    Köçek oynar ziliynen
    Ayağına taş batmış
    Siliyor mendiliylen



    BİLMECE

    Osmanlılar Viyana'yı neden 4. kez kuşatamadılar?

    Cevabı yarın.

    Dünkü cevap:No, you are not a tencere.

    Comment


    • 23 Aralık 2008

      Bugün 23 Aralık 2008 25 Zilhicce 1429 K.Evvel: 10 Kasım:46 I.Meşrutiyet'in İlanı (1876)

      GÜNÜN HADİSİ

      Resulullah ile beraberdik. Yer – gök tüm vadiyi tekbir seslerimizle inletip bağıra bağıra dua ediyorduk. Resulüllah bize yaklaştı ve şöyle dedi: Ey insanlar! Siz yanınızda olmayan uzaktaki birine veya sağır bir varlığına seslenmiyosunuz. Hemen yanı başınızdaki sizi işitene (size sizden yakın olana) yalvarıp yakarıyorsunuz. (Duada bu şiddet ve gürültüye gerek yok). Hadis (Hilye).



      RESUL-Ü EKREM (S.A.V.)'İN YÜKSEK HAYASI

      Seyyid-ül Mürselin Efendimiz, gerek yaratılış ve gerek dini haya ve edeb bakımından da bütün insanların üstünde idi. Kendisinden görülen hayanın kemalinden dolayı hiç bir kimsenin sözünü kesmez, yüzüne uzun uzadıya bakmazdı. Utanılacak veya çirkin görülecek şeyleri açıkça söylemeyip, üstü kapalı bir şekilde söy-lerdi. Hoşuna gitmeyen bir şeyin bir kimseden meydana geldiğini işitince: "Filân kimse neden öyle yapmış? demezdi. Bilakis "bazı kimseler neden şöyle yapıyormuş" demekle yetinirdi.

      Ashab-ı Kiram'dan bir zat, pek fazla hayalı olduğundan bazı arkadaşları kendisini kınamak iste-mişler. Resulü Ekrem (s.a.v.) Hazretleri, bunu haber alınca:

      "Onu haline bırakınız, çünkü haya imandandır." buyurmuş.

      Diğer bir hadis-i şerifte de:

      "Haya insan için bir ziynettir" buyurmuştur. (Büyük İs.il.s:660)

      MANİ

      Dam kapısı açıldı
      İnce boncuk saçıldı
      Yar kapıdan girince
      Gözüm gönlüm açıldı



      BİLMECE
      -Muazzez Abacı neden çok mutluymuş?

      Cevabı yarın.

      Dünkü cevap:Çünkü atacak kuş kalmadı.

      Comment


      • 24 ARalık 2008

        Bugün 24 Aralık 2008 26 Zilhicce 1429 K.Evvel: 11 Kasım:47 Cem Sultanın Vefatı (1495)
        GÜNÜN HADİSİ

        Hizmetçisi (veya işçisi) ile yemek yemek, tevazudandır. Hadis (Deylemi).



        ZEKAT VERMEYENLERİN CEZASI

        Ebû Hüreyre (r.a.)'den Peygamber (s.a.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.

        Kim Allah kendisine mal vermiş de zekâtını vermemişse, zekâtı verilmemiş olan malı kıyamet gününde, iki gözü üstünde iki siyah nokta bulunan korkunç, zehirli erkek bir yılan suretine konulur ve bu korkunç yılan kıyamet gününde mal sahibinin boynuna sarılır. Sonra, Ağzı ile sahibinin çenesini iki tarafından yakalar, ve:

        "Ben senin malın, ben senin hazinenim!" der. (Râvî diyor ki Bundan sonra Peygamber (s.a.v.):

        "Sakın Allah'ın kendilerine ihsan ettiği nimetlerden başkasına vermek hususunda cimrilik gösterenler bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilakis bu, onlar için bir serdir. Cimrilik yaptıkları şey kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır." (Ali İmran Süresi: 180)

        "Onların fısıldaşmalarının bir çoğunda hayır yoktur. Meğer ki, bir sadaka vermeyi, ya bir iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi emrederler ola. Kim Allah'ın rızâsını arayarak böyle yaparsa biz ona çok büyük bir mükâfat vereceğiz." (Nisa: 114)


        MANİ

        Dağda tavşan oynuyor
        Yelesini yağlıyor
        Ötmüş yârim dizime
        Garip garip aylıyor



        BİLMECE


        -Bir aile 3 ay boyunca her gün patates yemişler; bir
        gün kapı çalmış kim gelmiş?

        Cevabı yarın.

        Dünkü cevap:Bu akşam hüzünleri evde bırakmış

        Comment


        • 25 Aralık 2008

          Bugün 25 Aralık 2008 27 Zilhicce 1429 K.Evvel: 12 Kasım:48 Gaziantep'in Düşman İşgalinden Kurtuluşu (1921)

          GÜNÜN HADİSİ

          İnsana dinini yaşamak için yeterli gelecek 4 söz vardır. Onlar da şunlardır. Ameller (eylemler) niyetlere göredir. Kendini ilgilendirmeyen (malayani) şeyleri terketmesi, kişinin güzel (akıllı, bilinçli) müslüman olduğunu gösterir. Bir mü’min, kendi için istediğini din kardeşi için de istemelidir. Bunu yapmadıkça imanda olgunluğa eremez. Allah’ın koyduğu helaller bellidir, haramlar da bellidir. İkisi arasında şüpheli şeyler vardır. (Onları insan açıkça bilemez, ama vicdanı bir kanaat belirler). Hadis (Ebu Davud).



          SAHABEDEN

          Abdullah b. Mes'ûd (r.a.) şöyle anlatıyor: " Bir cemâat, Allah'a zikretmek üzere bir yere toplandılar. Şeytan bunları dağıtmak ve aralarını bozmak için ne kadar vesvese verdi ise, muvaffak olamadı. Bu defa bunlara yakın başka bir cemâate gitti. Bunlar da dünya işlerini konuşuyorlardı. Şeytan kolaylıkla bunların arasına fesad tohumu ekti ve bunları birbirine düşürdü. Bunlar da yekdiğerini öldürmeye kalktılar. Şeytânın maksadı bunlar değil, ötede zikir ile meşgul olanları dağıtmaktı ve buna da muvaffak oldu. Şöyle ki: Bu döğüş ve kavgayı gören zikir erbabı, bunları ayırmak için hemen oraya ' ştular ve ayırdıktan sonra da dağılıp şeytânın istediği de bu idi, yatmak idi." (İhya 3.c.s:80)

          Dua

          Bende sıklet, sende letafet...

          Allah'ım affet!

          Lâtiften af bekler kesafet...

          Allah'ım affet!

          Etten ve kemikten kıyafet...

          Allah'ım affet!

          Şanındır fakire ziyafet...

          Allah'ım affet!

          Âcize imdadın şerafet...

          Allah'ım affet!

          Sen mutlaksın, bense izafet!

          Allah'ım affet!

          Ey kudret, ey rahmet, ey re 'fet!

          Allah'ım affet!

          NECİP FAZIL KISAKÛREK
          letafet: (güzellik, yumuşaklık) kesafet: (BulanıkMirli olan) izafet: (bağlanmışım) re'fet: (yüce merhametli)

          MANİ

          Irmak coştu kül oldu
          Yârim sana ne oldu
          Olan oldu a gülüm
          Madenkeş sebep oldu



          BİLMECE

          -Bir elma neden diskoya gitmiş?

          Cevabı yarın.

          Dünkü cevap:Gına

          Comment


          • 26 Aralık 2008

            Bugün 26 Aralık 2008 28 Zilhicce 1429 K.Evvel: 13 Kasım:49 Milletlerarası Takvimin Kabulü (1925)
            GÜNÜN HADİSİ

            Her şeyin bir yolu vardır. Cennetin yolu da ilimdir. Hadis-i Şerif (Deylemi).



            ŞEYTANIN VESVESELERİ

            Şeytânın kalbe giriş kapılarından biri de, cehaletleri sebebiyle akılları ermeyen bâzı kimseleri Allahu Teâlâ'nın zât ve sıfatı üzerinde ve akıllarının alamadığı bu gibi mes'elelerde düşünceye sevke-der, şübheye düşürür ve onları dinin esasında şaşırtır.Allahu teâlâ hakkında bazı hayâtı şeyler hatırlarına getirir ki bu gibi hayâller ile ya bid'at sahibi olur veya küfre giderler. Adam da bilmeyerek sevinir, güya bir şey buldum zanneder. Akıl ve zekâsı ile bir şey anladığını sanır, insanların en ahmağı, zekasına en çok güvenendir, insanların en akıllısı da kendini en fazla töhmetleyen ve durmadan âlimlerden soran kimsedir.

            Hz. Âişe(r.a.) diyor ki: Resül-i Ekrem şöyle buyurmuştur: "Şeytan birinize gider hulul (içine girmek) eder ve vesvese yolu ile:

            • Seni kim yarattı, diye sorar.

            Adam:

            • Allah yarattı, deyince, şeytan:

            - Ya Allah'ı kim yarattı? der. Sizden biriniz içinizde böyle bir sual ile karşılaştığı zaman, Allah ve Resulüne imân ettim, desin. Zira bu o vesveseyi giderir." (Buhari - Müslim İhya:3,c.S:80)


            MANİ

            Tütün içtim lüleden
            Benim yârim Günye'den
            Biricik biricik baş olmaz
            Hoş geldiniz cümleden



            BİLMECE

            -Adamın biri dama çıkmış, intihar edecekmiş.Aşağıya
            baktığında yoldan birinin geçtiğini görünce intihar
            etmemiş.Yoldan kim geçmiş?


            Cevabı yarın.

            Dünkü cevap:Kurtlarını dökmek için

            Comment


            • 27 Aralık 2008

              Bugün 27 Aralık 2008 29 Zilhicce 1429 K.Evvel: 14 Kasım:50 Mehmet Akif'in Vefatı (1936)
              GÜNÜN HADİSİ

              Kinden (düşmanlıktan) uzak durun. Zira bu, öldürücüdür. Hadis (Ramuz).



              GÖKLERLE YERİN BİRBİRİNDEN AYRILMASI
              Kur'an da göklerin yaratılışı hakkında bilgi verilen ayet ise şöyledir:

              "O inkar edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?" (Enbiya, 30)

              Ayetin "birbiriyle bitişik" olarak tercüme edilen "fatk" kelimesi, Arapça sözlüklerde "birbiriyle iç içe, ayrılmaz durumda, kaynaşmış" anlamlarına gelir. Yani tam bir bütün oluşturan iki maddeyi tanımlamak için bu kelime kullanılır. Ayette geçen "ayırdık" ifadesi ise Arapça "fatk" fiilidir ki, bu fiil bitişik durumdaki bir nesneyi yarıp, parçalayıp dışarı çıkması anlamına gelir. Örneğin tohumun filizlenerek topraktan dışarı çıkması) Arapçada bu fiille ifade eder.

              Şimdi ayette tekrar bakalım. Ayette göklerle yerin birbiriyle bitişik, yani "ratk" durumunda olduğu bir durumdan bahsediliyor. Ardından bu ikisi "fatk" fiili ile ayrılıyorlar. Yani biri diğerini yararak dışarı çıkıyor. Gerçekten de Big Bang'in ilk anını düşündüğümüzde, evrenin tüm maddesinin tek bir noktada toplandığını görürüz. Diğer bir değişle herşey, hatta henüz yaratılmamış olan "gökler ve yer" bile bu noktanın içinder birbiriyle iç içe, ayrılmaz durumdadırlar. Ardından bu nokta şiddetli bir patlamayla yarılıp ayrılmaktadır.

              MANİ

              Damda kırat harlıyor
              Kapılan parlıyor
              Aşmış yengem geliyor
              Beyaz mendil sallıyor



              BİLMECE

              -Bu sefer bir kaç kişi intihar için topluca dama
              çıkmışlar.Aşağıdan gene biri geçmiş; intihar
              etmemişler.Sizce aşağıdan kim geçmiş?

              Cevabı yarın.

              Dünkü cevap:Vaz geçmiş )

              Comment


              • 28 Aralık 2008

                Bugün 28 Aralık 2008 30 Zilhicce 1429 K.Evvel: 15 Kasım:51 İskenderun Demirçelik Tesisleri'nin Açılışı (1975)

                GÜNÜN HADİSİ

                Bir zımmiyi (islam topraklarında vatandaş statüsü içinde yaşıyan gayr-i müslimi ) veya can güvenliği verilmiş (vizeli) bir kafiri öldüren kimse, cennetin kokusunu bile duyamaz. Oysa cennetin kokusu 40 yıllık mesafeden duyulur. Hadis-i Şerif (Buhari).



                BU KAİNAT NİÇİN YARATILDI.

                Rabbimiz Haşr Suresinin 1. ayetinde "Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı teşbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir." buyurmaktadır.

                Başımızı gökyüzüne çevirip baktığımızda ne görürüz. Sonsuz bir kainat, sonsuz bir güzellik ve sonsuz bir nizam.

                Bu kainata baktığımız zaman en ufak bir yerinde bir aksaklık bir uyum

                AYET

                "Semanın boşluğunda (uçmağa) boyun eğdirmiş kuşları görmedin mi? Onları Allah

                (c.c.) 'tan başka kimse tutmuyor. Gerçekten bunda iman edecek bir topluluk için ibretler

                vardır. (Nahl -79) suzluk ve kusur bulunmayan kainatın yaratıcısı, kusurdan münezzeh sonsuz kemal sahibi olan yüce Rabbimizdir.

                Rabbimiz her türlü eksikten, noksanlıklardan münezzehtir. Sonsuz kemal sahibidir. Bir Hadis-i Kutsi'de Rabbimiz bildirmiştir ki:

                "Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeyi, murad ettim. Beni bilsinler diye mahlukatı yarattım"

                Bu kainat, Allah'ı bilmeleri ve ona taat etmeleri için yaratılmıştır

                AYET

                "Sonra gozunu, levar revar çevir DOK, göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) aciz ve bitkin halde sana dönecektir

                MANİ
                Kayalar yarılmasın
                Yar bana darılmasın
                Yar bana darılıp da
                Ellere sarılmasın



                BİLMECE

                -Napolyon’un iki bacağı arasındaki kıllı şeyi nedir?

                Cevabı yarın.

                Dünkü cevap:Were (vör) geçmiş

                Comment


                • 29 Aralık 2008

                  Bugün 29 Aralık 2008 1 Muharrem 1429 K.Evvel: 16 Kasım:52 Hicri Yılbaşı

                  GÜNÜN HADİSİ
                  Nefsin arzularına (hevaya) uymaktan sakının. Çünkü o, (insanı) doğruya karşı sağır ve kör yapar. Hadis (Camiüssagir).



                  ALLAH'I ÇOK ZİKRETMEK
                  Mü'min kalp huzuru ve gönül rahatlığına son derece muhtaçtır. Bunun için de Allah (c.c.)'ı çok zikretmelidir. Bu şekilde Allah ile sürekli irtibatlı olmalı, ona güvenip ondan yardım, af ve mağfiret istemelidir. Nihayet Allah (c.c.)’da onu melekut aleminde zikredip hak ve hidayet yolunda lüfut ve rahmetiyle kuşatır. Allahu Teâlâ şöyle buyuruyor:

                  "Ey inananlar, Allah'ı çokça zikredip ve onu sabah akşam teşbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen O'dur. Melekleri de size istiğfar eder. Allah müzminlere karşı çok merhametlidir."

                  Resül-i Ekrem (s. a.v.):

                  "Allahu Teâlâ akıldan daha kıymetli bir şey yaratmamıştır." hadisinde muradı bu birinci yani fıtrî akıldır.

                  Hz.AH (r.a.):

                  "Aklı iki çeşit gördüm, biri fıtri (doğuştan yaratılıştan), diğeri de kisbidir (çalışmakla olan). Fıtri akıl olmasa, İktisabı (tahsil etmekle kazanmak) akılla bir fayda sağlanamaz. Gözü kör olan kimselere, güneşin faydası olmadığı gibi" buyurmuştur.

                  MANİ

                  At üstünde cenderme
                  Dut kolundan goyverme
                  Giz ben seni atacın
                  Kimselere deyverme



                  BİLMECE

                  -Bir adam elinde bir şey ile bir odaya girmiş; bu
                  elindeki şey her şeye değiyormuş, bu neymiş?

                  Cevabı yarın.

                  Dünkü cevap:Atı

                  Comment


                  • 30 Aralık 2008

                    Bugün 30 Aralık 2008 2 Muharrem 1429 K.Evvel: 17 Kasım:53 Yavuz'un Kudüsü Fethi (1517)
                    GÜNÜN HADİSİ

                    Allah bir millet hakkında hayır dilerse, yumuşak huylularını başlarına idareci yapar. Aralarında bilginlerin(aydınların) sözü ve hükmü geçer. Malı ise, cömertlerine verir. Allah bir millet hakkında da şer dilerse, kötülerini (sefihlerini) onlara idareci yapar. Aralarında cahillerin sözü ve hükmü geçerli olur. Malı da, cimrilerine verir. (Deylemi).



                    CİHADA NİYET, SIDK VE İHLAS

                    Bir bedevi gelerek Rasulüllah (s.a.v)'a iman etti. Sonra da sordu: 'Seninle hicret edeyim mi?"-Rasulüllah (s.a.v) onu ashabından birine teslim edip meşgul olmasını söyledi. Sonra yapılan gazvede Rasulüllah (s.a.v), bir miktar ganimet elde etmişti. Bunu taksim etti ve bedeviye de bir pay ayırdı. Bedevi: "Bu nedir?" diye sordu. Rasulüllah (s.a.v): "Bu payı sana ayırdım" dedi. Adam: "Ben bunun için sana tabi olmuş değilim, ben (eli ile boğazını göstererek) şuraya bir ok atılıp ölmem ve cennete gitmem için sana tabi oldum" dedi. Rasulüllah (s.a. v) da: "Sen Allah'a sadık oldun mu o da sana sadık olur (dilediğini verir)' dedi. Askerler bir müddet durdular. Sonra düşmanla mukatele etmek üzere kalktılar. Adamcağızı, az sonra sırtlayıp Hz. Peygamber (s.a.v)'e getirdiler. Tam gösterdiği yere bir ok isabet etmiş ve ölmüştü. Rasulüllah (s.a.v): "Bu, o adam mı?" diye sordu:

                    "Evet, odur!" dediler. "Öyleyse o Allah'a doğru söyleyip sadakat gösterdi, Allah da ona sadakat gösterdi" dedi. Adam, Rasulüllah (s.a.v)'ın cübbesi ile kefenlendi. Rasulüllah (s.a.v) cenazeyi öne çıkardı, üzerine namaz kıldı. Okuduğu duadan işitilenler arasında şu da vardı: "Ey Allahım, bu senin bir kulundur. Senin yolunda hicret etmek üzere memleketinden ayrıldı. Şehid olarak öldürüldü. Ben buna şahidlik ediyorum." (NesaL Cenaiz 61.)

                    Hz. Peygamber (s.a.v)e, şecaat olsun diye veya hamiyyet (kavmi, ailesi, dostu) için veya gösteriş için mukatele (savaşan) eden kimseler hakkında sorularak bunlardan hangisi 'Allah yolundadır?" dendi. Ra-sulüllah: 'Kim, Allah'ın kelamı yücelsin diye mukatele ederse, o Allah yolundadır" diye cevap verdi." (Buhari,)

                    MANİ

                    Sarı kâğıt yazarım
                    Sandık sandık basarım
                    Yârimi vermezlerse
                    Ben kendimi asarım



                    BİLMECE

                    -Muazzez Abacı sahnede kıpırdayamıyormuş neden?

                    Cevabı yarın.

                    Dünkü cevap:Magnum Dondurma

                    Comment


                    • 31 Aralık 2008

                      Bugün 31 Aralık 2008 3 Muharrem 1429 K.Evvel: 18 Kasım:54 Yıl sonu
                      GÜNÜN HADİSİ

                      Hastayı ziyaret için bir mil de olsa yürü. İki kişinin arasını düzeltmek (barıştırmak) için iki mil de olsa yürü. Allah için dost edindiğin birini ziyaret etmekiçin 3 mil de olsa yürü.
                      Hadis (İbn-i Ebi’d-Dünya).




                      HADİS

                      "Size Cennet köşklerinden haber vereyim mi? Cennet'te öyle köşkler ve saraylar vardır ki, hepsi çeşitli cevherlerden imal edilmiş, bunların içi dışından, dışı ise içinden görülecek kadar parlaktır. Burada gözler görmedik, kulaklar duymadık, hatır ve hayâle gelmeyen nimetler, zevk u salalar vardır. Bunlar, selâmı açıklayan, yemek yedi-ren, oruca devam eden ve insanlar uykuda iken namaz kılanlar içindir. Buna benim ümmetimin gücü yeter. Şimdi ben size bunu anlatayım: Müslümanlar karşılaştıkları vakit selâmlaşınca, selâmı ifşa etmiş olurlar. Aile efradını yedirip doyuran, yemek yedirmiş sayılır. Ramazan ayı ile diğer her aydan üç gün oruç tutan da oruca devam ettirmiş olur. Yatsı ile sabah namazını cemaatle kılan da, insanlar (gayri müslimler) uykuda iken kendisi geceyi namazla geçirmiş olur"

                      Yine Resûl-i Ekrem (s.a.v.): "Aşağı derecede bulunan Cen-net'liler, yüksek derecede bulunan Cennet'lileri ufukta parlayan tek tük yıldızlar gibi göreceklerdir. Ebü Bekir ve Ömer de bunlardandır ve bunlara in'âm edilmiş (daha üstün mevki'e yükseltilmişlerdir)" buyurmuştur. (İhya 4.c.s:972'973)


                      MANİ

                      Kar yağıyor yağıyor
                      Abamı giyeceğim
                      İhtiyara varıp da
                      Goca mı diyeceğim



                      BİLMECE

                      Çekyata neden çekyat deriz?
                      Cevabı yarın. 2009 yılı takviminde

                      Dünkü cevap:Hatıralar sarmış dört bir yanını

                      Comment


                      • 1 Ocak 2009

                        Bugün 1 Ocak 2009 4 Muharrem 1429 K.Evvel: 19 Kasım:55 Miladi Yılbaşı - İlk Yılbaşı Tatili (1936) - Miladi takvim kullanılmaya başlandı (1926)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Erkek kadın her mü’minin, cennette bir vekili (temsilcisi) vardır. Kur’an okuduğu zaman, o vekil ona orada köşkler yapar. Tesbih çektiği zaman ağaçlar diker. Bunlardan vazgeçtiğinde de, hiçbir şey yapmaz. Hadis (Ramuz).



                        İSTİÂZE: ALLAH'A SIĞINMAK

                        Kur'ân-ı Kerîm okumaya başlarken "e'ûzü" okumak Alla-hü Teâlâ'dan izin istemektir. Kurân-ı Kerîmi okumak Allâhü Teâla'ya münâcâttır. Okuyacak kimsenin, dili ve kalbi temiz olmalıdır. Zîrâ Allah'tan başkasıyla alâkalandığında kalbde, Allah'ın zikrinden başka fuzûlî (faydasız) söz söylediğinde dilde, temizlenmesi lâzım gelen bir nevi manevî kirlilik hâsıl olur. Kur'ân-ı Kerîm okurken dil ve kalbin temizliği e'ûzü okumak iledir. Ancak abdestli olanların dokunabileceği Kur'ân-ı Kerîm'i okumaya, önce e'ûzü ve besmele ile başlanır. İster sûrenin başından başlasın, ister ortasından, Kur'ân-ı Kerîm okumaya e'ûzü ile başlamak sünnettir. Âyet-i kerîmede meâlen şöyle buyurulmuştur:

                        "İmdi, Kur'ân-ı Kerîm'i okuyacağın vakit evvelâ (e'ûzü billahi mine'ş-şeytâni'r-racîm' diyerek) o kovulmuş şeytandan hemen Allah'a sığın." (Nahl Sûresi, âyet 98)

                        Kur'ân-ı Kerîm'i okumaktan istifâde edebilmek için evvelâ şeytandan Allah'a sığınmak lâzımdır. Sığınmak kalbin işidir. Dil ile istiâze (sığınmak) ise "E'ûzü billahi mine'ş-şeytâni'r-racîm" demektir.

                        E'ûzü okuyan, "Her şeyi işiten, her gizliyi bilen Allah'ım! Sen şeytanın vesvesesini işitiyorsun ve onu def etmeye kadirsin. Lütfunla onu benden uzaklaştır ki, sana itaat edebileyim." demiş olur.

                        Resûlüllâh (s.a.v.) buyurdular ki: "Kur'ân-ı Kerîm'e tâzîm 'E'ûzü billahi mine'ş-şeytâni'r-racîm' iledir, anahtarı da 'Bismillâhi'r-rahmâni'r-rahîm' dir."

                        Kul, "E'ûzü" okumak ile kalbe gelen vesveselerden kurtulur. Vesvese; kulun kalbine, gizli düşman (olan şeytan)ın attığı birtakım gizli kelimelerdir ki, ona Allâh'dan başkası muttali olamaz, bilemez. Ondan kurtulmanın yolunu bizzat Allâhü Teâlâ bildirmiştir: "Her ne zaman da şeytandan bir vesvese seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın, o şüphesiz her şeyi hakkî ile işiten ve tamamı ile bilendir." (A 'râf Sûresi, âyet 200)

                        FIKRA

                        İki öğrenci plajda aralarında konuşuyorlardı.
                        Biri:
                        -Yılın en kısa ayları hangileridir?
                        Öbürü içini çekerek:
                        -Hangisi olacak, tabi ki tatil ayları

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Hiçbir şey umduğumuz kadar basit değildir.
                        Jim Horning

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · Şehriye Çorbası
                        · Tavuklu Pilav
                        · Patates Kızartması
                        · Salata

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM

                        Erkek :ZÜMER: (Ar.) Er. 1. Zümreler, gruplar. 2. Kur'an-ı Kerim'in 39. süresi.
                        Kız :ZÜRARE: (Ar.) Ka. - Saçıntı, saçılan şey.

                        MANİ

                        Cuma köyün yolları
                        Dönüm geliyor dönüm
                        Cuma köyünden kız almak
                        Ölüm geliyor ölüm



                        BİLMECE
                        -Yıkanan tona ne denir?

                        Cevabı Yarın.

                        Dünkü Cevap:itotur diyemeyeceğimiz için.

                        Comment


                        • 2 Ocak 2009

                          Bugün 2 Ocak 2009 5 Muharrem 1429 K.Evvel: 20 Kasım:56 Kanuni'nin Rodos'u fethinden sonra Rodos'ta ilk Cuma namazı (1523) - İnsandan insana ilk kalp nakli (1967) - Fırtına (3 gün)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Uğursuzluk düşüncesine kapılarak kendisini, ihtiyacı olan bir işi yapmaktan alı koyan kimse, Allah’a olan inancı zedeler. Hadis-i Şerif (Müsned).



                          RODOS'UN FETHİ

                          Ölünceye kadar Müslümanlarla mücâdele etmeye yemin etmiş olan Rodos'daki Sen Jan (Saint Jean) şövalyeleri, Anadolu sahillerine ve Osmanlı deniz tüccarlarına saldırarak mallarını yağmalıyor, esir ettiklerini de ya satıyorlar veya zindanlarda çürütüyorlardı.

                          Rodos şövalyeleri, Kânûnî Sultan Süleyman Han'ın tahta çıktığı ilk günlerde isyan eden Şam Beylerbeyi Canberdi Gazâli'ye de silah yardımı yapmışlardı. Bilhassa hacca deniz yolu ile gidenlerin selameti ve Akdeniz'de Türk hâkimiyeti için Rodos adasının fethi çok mühimdi.

                          Avrupa'nın kilidi olan Belgrad'dan sonra sıra Akdeniz'in kilidi Rodos'a gelmişti. Sultan Süleyman, Rodos'un fethi hazırlıklarına başlanması emrini verdi. 4/5 Haziran 1522'-de İstanbul'dan hareket eden donanma yirmi gün sonra Rodos önlerine geldi ve Öküzburnu Limanı'ndan karaya asker çıkardı. Marmaris sahillerine gelen kara ordusu da gemilerle Rodos'a geçirildi ve muhasaraya başlandı.

                          18 Haziran'da Üsküdar'a geçip Kütahya ve Aydın yoluyla Marmaris Limanı'na gelen Kânûnî Sultan Süleyman Hân, 28 Temmuz'da Kara Mahmûd Reis'in Yeşil Melek isimli harp gemisi ile Rodos adasına çıktı. Sultan, şövalyelere teslim olurlarsa kendilerine bir şey yapılmayacağını bildirdi. Şövalyeler cevap vermeden mukavemete devam ettiler. Fakat Osmanlı ordusunun bütün şiddetiyle devam ettirdiği muhasara karşısında teslim olmaya mecbur kaldılar. Kale, Aralık ayının sonuna doğru Osmanlı hâkimiyetine girdi.

                          Rodos adasındaki üç bin kadar Müslüman esir kurtarıldı. Kânûnî, Rodos'un îmârını emretti. Yine Sultan'ın emriyle, Salnt Giovanni (Sen Covanni) Kilisesi camiye çevrilerek burada cuma namazı kılındı. Cuma namazını Zenbilli Ali Efendi kıldırdı. Rodos, Midilli Sancağına bağlandı ve Midilli Sancakbeyi Dlzdarzâde Mehmed Çelebi'nln emrine verildi.

                          Yavuz Sultan Selim Han'ın "7-8 aydan evvel alınamaz" dediği Rodos'un fethi, hazırlıkları ile beraber 9 ay kadar sürmüştü. (Osmanlı Tarihi, Çamlıca Basım Yayın)

                          FIKRA

                          Bir gün nasreddin hoca rüyasında bir adamla konuşuyormuş adam 9 akçe diyormuş.Nasreddin hocada 10akçe diyormuş.Nasreddin hoca rüyadan uyanmış ellerinde hiç akçe yok.Geri uykuya dalmış ve adama demiş tamam 9 akçe olsun.

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          " Elini uzatarak gökteki yıldızları tutsan ve başın göğe değse bile sonunda sen yine yerdesin." Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hacib

                          YEMEK MENÜSÜ

                          Mercimek Çorba
                          İzmir Köfte
                          Fırın Makarna
                          Ayran

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM

                          Erkek :ZÜLFiKÂR: (Ar.) Er. 1. Hz. Peygamberin Hz. Ali'ye hediye ettiği çatal ağızlı kılıç. 2. İki parçalı.
                          Kız :ZÜMRÜT: (Ar.) Ka. - Parlak yeşil renkli kıymetli taş.

                          MANİ
                          Yarımcada saz olur
                          Gül açılır yaz olur
                          Ben yârime gül demem
                          Gülün ömrü az olur



                          BİLMECE


                          -Boşluktaki file ne denir?


                          Cevabı Yarın.

                          Dünkü Cevap:Washing Ton

                          Comment


                          • 3 Ocak 2009

                            Bugün 3 Ocak 2009 6 Muharrem 1429 K.Evvel: 21 Kasım:57 Mekke'nin fethi (630) - Mersin'in Kurtuluşu (1922)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Resulüllah Efendimiz, hayır yapma hususunda insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu ay ise, Ramazan ayı idi. Cebrail, her sene Ramazan ayında Resulüllahla buluşur, ta ayın sonuna kadar Resulüllah ona Kur’anı baştan sona okuyup dinletirdi.Cebrail’le buluştuğu zaman, Resulüllah, hayır yapmada esen rüzgardan daha cömert olurdu. hadis (Buhari, Müslim).



                            MEKKE-İ MÜKERREME'NİN FETHİ

                            Mekke'nin fethi ve Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Mekke'ye girişleri hicretin sekizinci senesi Ramazan-ı Şerîf'inin on üçüncü cuma günü güneş doğmadan olmuştur. Resûlüllah'ın maiyyetinde muhacirler, ensâr ve şâir mü'minlerden on bin kişilik muntazam bir orduya iki bin kişi de sonradan iltihak etmişti.

                            Resûlüllâh (s.a.v.) Mekke'de on beş gün kaldı. Mekke'nin yukarı tarafında; (Hz. İbrâhîm'in Mekke hareminde zürriyeti için duasının kabul edildiği ve insanları hacca davet ettiği yerde) konakladılar ve Mekke'ye oradan girdiler.

                            İlk girdiği zaman Kabe'nin kapısında durup: "Lâ ilahe illallâhü vahdehû ve nasara abdehû ve hezeme'l-ahzâbe vahdehû" buyurdular ki mânâsı: "Allah'tan başka ilah yoktur, o birdir, kuluna yardım etti ve tek başına düşmanı mağ-lûb etti." demektir. Sonra da "Ey ehl-i Mekke! Şimdi ben size ne yapacağım, dersiniz?" buyurdu. Onlar: "Hayır yapacaksın, kerîm kardeş ve kerîm kardeşoğlu", dediler. Resûlüllâh (s.a.v.) "Haydi gidiniz, siz serbestsiniz." buyurdu ve onları âzâd etti.

                            Mekke'nin fethine kadar insanlar İslâm'a birer ikişer giriyorlardı. Fetihten sonra her kavim, Resûlüllah'a koştu. Bütün kabîleler İslâm'a gelmek için Mekke'nin fethini gözlüyorlar ve "Eğer kavmine galib gelirse, o peygamberdir" diyorlardı.

                            Peygamber Efendimiz, Mekke'yi fethedince Bedevîler "Allâhü Teâlâ Mekke ehlini ashâb-ı fîlden korumuştu. O mademki onlara karşı muzaffer oldu, o halde kimse ona galebe edemez" dediler ve bölük bölük Allah'ın dînine girdiler.

                            Hâsılı, Mekke-i Mükerreme'nin fethi sadece bir şehrin fethinden ibaret değil, Kabe'nin fethi olduğundan, aynı zamanda kalblerin Allah'ın dînine, İslâm kapısının umum insanlığa açılışı ve bu suretle fetihlerin fethi olmuştur.

                            Mekke-i Mükerreme'nin fethi üzerine, İslâm dîni derhal ve süratle yayılmış ve yirmi seneden beri -Kureyş kâfirlerinin inkârından dolayı- kapalı duran kalbler, Mekke ve Tâif'in fethinden sonra İslâm'a açılıvermiş, derhal bütün Arabistan'a ve oradan bütün cihâna yayılan İslâm'ın maddî ve manevî fetihleri Kabe kapısının açılmasıyla başlamıştır. (Hak Dîni, Elmalılı)


                            FIKRA

                            temel oğlunun yanına gitmiş. ((10 katlı bina tabi)) çıkmış en üste oğlunun yanına nefes nefes içinde kalmış oğlu:la baba la niye asansöre binmedin
                            temel: la asansör yedi kişilikti 6 kişi bekledim bekledimgelmedi bende merdivenlerden geldimm...

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Unutmak, hayat gibi elimizin altında,
                            Unutulmak, ölüm kadar yanı başımızda...
                            Senai Demirci

                            YEMEK MENÜSÜ

                            Düğün Çorba
                            Taze Fasülye
                            Bulgur Pilavı
                            Meyve

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM

                            Erkek :

                            ZÜLKARNEYN: (Ar.) Er. 1. İki boynuzlu anlamında. 2. Kur'an-ı Kerim'de adı geçen şahıs. 3. Büyük İskender.

                            Kız :

                            ZÜMRA: (Ar.) Ka. 1. Güzel, iyi ahlaklı. 2. Cesur, yiğit, yürekli. 3. Zeki, bilgili kadın.

                            MANİ
                            Herekedir köyünüz
                            Buz gibidir suyunuz
                            Köyünüzü beğendim
                            Yok, mu bekâr kızınız



                            BİLMECE


                            -Bir Fil elektrik direğinden yükseğe zıplayabilir mi?


                            Cevabı Yarın.

                            Dünkü Cevap:Fil in the blanks!

                            Comment


                            • 4 Ocak 2009

                              Bugün 4 Ocak 2009 7 Muharrem 1429 K.Evvel: 22 Kasım:58 Sultanahmet Camii'nin temeli atıldı (1610)
                              HADİS-İ ŞERİF

                              Size en kolay gelen ve bedene en hafif olan ibdeti haber vereyimmi? Bu susmak ve güzel ahlak sahibi olmaktır. Hadis-i şerif (İbn-i Ebi’d-Dünya).



                              SULTANAHMED CAMİİ

                              Sultanahmed Camii, Sultan Birinci Ahmed Han'ın emriyle Başmimar Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından 1609 yılında yapılmaya başlandı. Sultan Ahmed Han ilk kazılan toprakları taşımış ve: "Ya Rabb! Ahmed kulunun hizmetidir, kabul eyle." diye duâ etmiştir.

                              Sultanahmed Camii 9 Haziran 1617'de ibâdete açıldı. Cuma hutbesini Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri okudu. Sultan Ahmed Han, kendi el yazısıyla hazırladığı elli sayfalık cami vakfiyesinin sonuna, tuğrasının altına, şu iki mısrâ-ı yazmıştı:

                              Kim ki ibkâya ede sa'y-i cemîl,

                              Ki, ola manzûr-i lûtf-i Celîl.

                              Kim bu camii yaşatmak için gayret ederse lutf-i Celîl'in nazargâhı olsun. Yâni, Celîl olan Rabb'imizin lutfiyle baktığı kullardan olsun.

                              Pencerelerin yerleştirilme şeklinden dolayı büyük kubbe sanki hayada asılı gibi durmaktadır. Mavi ve yeşil renkte ör-gülerle süslenen 21.043 parça çini, bu mabede ayrı bir güzellik verir. Bu eşsiz güzellikteki çinilerin hayranı olan Avrupalılar, bu sanat şaheserine Mavi Cami derler.

                              Mihrap, hünkâr mahfili, minber, pencere aralarındaki panolar, taç mermer işçiliği ve oymacılık sanatının şaheserleridir. Renk renk taşlar ye kuyumcu elinden çıkmış gibi oyulan yaprak, lâle, çiçek motifleri görenleri hayran bırakır.

                              AŞURENİN YAPILIŞI

                              Malzeme: 1 kilo buğday, 2 kilo şeker, yarım kilo nohut, yarım kilo kuru fasulye, yarım kilo kuru üzüm, 1 su bardağı pirinç, 1 su bardağı ince doğranmış kuru incir, 1 su bardağı ince doğranmış kuru kayısı, 1 su bardağı ceviz, 1 su bardağı nar, tarçın, 1 su bardağı fındık, 1 paket çam fıstığı, 1 paket kuş üzümü, 3 tane (ince doğranmış) elma.

                              Yapılışı: Buğday akşamdan pişirilir. Nohut, kuru fasulye, kuru üzüm akşamdan ıslatılır. Ertesi gün ayrı ayrı haşlanır, suları süzülür. Bütün malzeme büyük bir tencerede karıştırılır. Aşurenin kıvamına göre su ilâve edilir. Kaynamaya başlayınca incir, kayısı, şlma ve şeker katılıp bal rengine gelinceye kadar pişirilir. Aşure bekletilmeden kâselere boşaltılır; üzeri ceviz, fındık, nar, fıstık ve tarçınla süslenir. Bu malzemeden takriben 40-50 kişilik aşure çıkar.


                              FIKRA
                              Enayi Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman burunları ile bir zile basmayı öğretti. Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine şöyle diyordu: "Enayiyi amma alıştırdık yahu... Her zile basışımızda peynir veriyor"

                              GÜNÜN SÖZÜ
                              Hayat zorlastiginda tutunacak birilerini ararsiniz.

                              YEMEK MENÜSÜ

                              Mercimek Çorba
                              Rosto Köfte
                              Makarna
                              Tatlı

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM

                              Erkek :
                              ZÜLFİ: (Ar.) Er. 1. (bkz. Zülfıkar). 2. Kılıcın kabzasına iliştirilen süs.

                              Kız :
                              ZÜLFİZAR: (Fars.) Ka. - Ağlayan, inleyen saç.

                              MANİ

                              Harmanlardan geçiver
                              Ata yonca biçiver
                              İki tane yar olmaz
                              Birinden vazgeçiver



                              BİLMECE

                              -Adamın 3 kızı varmış.İsimleri sırayla Bukalemun,
                              Şukalemun, Okalemun'muş.Sonra adamın 4. çocuğu olmuş.
                              İsmini ne koymuş?

                              Cevabı Yarın.

                              Dünkü Cevap:Elektrik direği zıplayamaz ki...

                              Comment


                              • 5 Ocak 2009

                                Bugün 5 Ocak 2009 8 Muharrem 1429 K.Evvel: 23 Kasım:59 Medine-i Münevvere'yi sel basması (1918) - Adana'nın Kurtuluşu (1922) - Osmanlı- İngiliz İttifak Antlaşması imzalandı (1799)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Ahirzamanda insanlara parapul gerekecek. Ta ki onunla din ve dünyalarını ayakta tutabilsinler. Hadis-i Şerif ( Taberani )



                                ÂŞÛRÂ GÜNÜ MEYDANA GELMİŞ VE GELECEK BÂZI MÜHİM HÂDİSELER

                                Muharrem ayının onuncu günü Âşûrâ günüdür. Âşûrâ gününde çok büyük ve mühim hâdiseler meydana gelmiştir. Fakîh Ebülleys Hazretleri'nin Tenbîhü'l-Gâfilîn kitabında rivayet ettiği hadîs-i şerîfte, Âşûrâ günü meydana gelen hâdiselerden bâzıları şunlardır:


                                1. Göklerin ve yerin yaratılması,

                                2. Âdem aleyhisselâmın tevbesinin kabul edilmesi,

                                3. Nûh aleyhisselâmın gemisinin karaya oturması,

                                4. Mûsâ aleyhisselâmın, Firavun'un şerrinden kurtulması ve Firavun'un helak olması,

                                5. İbrahim Aleyhisselâmın dünyâya gelmesi ve ateşten kurtulması,

                                6. Eyyûb aleyhisselâmın hastalıktan şifâ bulması,

                                7. Yûnus aleyhisselâmın balığın karnından kurtulması,

                                8. Süleyman aleyhisselâma saltanat verilmesi,

                                9. Hz. Hüseyin (r.a.)'in şehîd edilmesi.

                                10. Kıyametin kopması da Âşûrâ günü olacaktır.

                                MUHARREMİN 9. VE 10. GECELERİ

                                Muharremin 9'uncu ve 10'uncu geceleri birer teşbih namazı kılmalıdır. Yine 9'uncu ve 10'uncu geceleri tehec-cüd vaktinde Allah rızâsı için 4 rek'at.namaz kılınır. Her rek'atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 50'şer İhlâs-ı şerîf okunur.

                                Bu günlerde hatm-i enbiyâ'ya devam etmelidir. Bilhassa 9'uncu günü akşamı, (yâni 10'uncu gecesi) hatm-i enbiyâ yapılması çok. faziletlidir. (Hatm-i Enbiyâ'nın nasıl yapıldığı, Duâ ve İbâdetler isimli kitabımızda tarif edilmiştir.)

                                Muharrem ayı içerisinde mümkün olduğu kadar çok istiğfar etmelidir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                                Muharrem ayının onuncu (Âşûrâ) günü; önceki bir gün yahut sonraki bir gün ile birlikte oruç tutmak sünnettir. Yalnız Âşûrâ günü oruç tutmak tenzîhen mekruhtur. Hadîs-i şerîfte, "Âşûrâ orucunu tutunuz ve ona dokuzuncu yahut on birinci günü ilâve ederek Yahudilere muhalefet ediniz, onlara benzemeyiniz" buyurulmuştur.


                                FIKRA


                                Ormanın kralı aslan birgün bütün hayvanlarla bir toplatı yapmış hayvanların içinde tilki,ayı ve maymun varmış aslan demiş evime girin ve nasıl kokuyo diye sormuş ilk ayı girmiş demişki;
                                -üf çok kötü kokuyo demiş. aslan sinirlenip pençe atmış ayı ölmüş sonra maymun gel demiş sıra sende demiş maymunda ;
                                -aaaa çok güze kokuyo kralım demiş aslan yağcılık yapıyo diye onuda öldürmüş sıra gelmiş tilkiye tilki demişki;kralım beni bağışla ama hastayım burnum koku almıyo demiş yırtmış. ))


                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Bildiğimizi zannetmemiz, öğrenmemizin en büyük düşmanıdır.
                                (DR.C.BERNARD)

                                YEMEK MENÜSÜ

                                Düğün Çorba
                                Patlıcan Musakka
                                Pirinç Pilav
                                Cacık

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM

                                Erkek :
                                ZÜHEYR: (Ar.) Er. 1.Küçük çiçek, çiçekcik. 2. Banet Suad kasidesinin sahibi olan Ka'b'ın kendisi gibi şair olan babası.

                                Kız :
                                ZÜLFİYAR: (Fars.) Ka. - Sevgilinin zülüflü saçı.

                                MANİ

                                Dikenlinin dağları
                                Üzüm yapmaz bağları
                                Üzüm yapsa bağları
                                Evlenir oğlanları



                                BİLMECE-Hakan Şükür maçta sakatlanınca onu kim taşır?

                                Cevabı Yarın.

                                Dünkü Cevapeğişiklik olsun diye Samiye koymuş.

                                Comment

                                Working...
                                X