fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 15 Haziran 2010

    Bugün 15 Haziran 2010 3 Recep 1431 Haziran: 2 Hızır 41 Darüşşafaka'nın Kuruluşu (1873)-Ezan-ı Muhammed'in ilk okunuşu (622)-I.Kosova Zaferi ve Murat Hüdavendigar'ın şehadeti (1389)-Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması (1826)-Güney rüzgarları

    HADİS-İ ŞERİF

    -Siz ne haldeyseniz, başınıza o halde insanlar getirilir.()



    EZÂN-I MUHAMMEDİEzan, lûgatta bildirmek demektir. Dinde, farz namaz­lar için belli vakitlerde ma'lûm şekil ile okunan mübarek sözlerden ibarettir. Ezan okuyana "müezzin" denir.
    Farz namazlar için ezan okumak, bu namazların kılı­nacağını ilân edip bildirmek, kitap ve sünnetle sabittir. Fakat İslâm'ın başlangıcında namaz vakti gelince bir müddet: "Essalâte, essalâte (namaza, namaza)" veya: "Essalâtü câmiatün (namaz toplayıcıdır)" deniliyordu.
    Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) hicretinin birinci yı­lında, Medine-i Münevvere'de Mescid-i Nebevî inşâ edi­lip tamamlanmıştı, Ashâb-ı Kiram toplanarak cemâatle namaz kılmaya başlamışlardı. İşte bu sırada Peygam­ber Efendimiz (s.a.v.) namaz vakitlerinin duyurulması hususunda ashabı ile istişarede bulundu. Nihayet As­hâb-ı Kirâm'dan bazı zatların aynı şekilde görmüş oldukları sâdık rüya ile ve sonra vahiy ile bildiğimiz gibi ezan okunmaya başlanmıştır. Bu ezan Müslümanlığın en büyük alâmetlerinden biridir ve erkekler için vâcib kuvvetinde sünnet-i müekkededir.
    Ezân-ı Muhammedi ile halka hem namaz vakitleri, hem de namazların kılınacağı bildirilmiş olur. Bununla beraber, bütün dünyâya karşı İslâm dininin esasları; Allâhü Teâla'nın birliği, Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) Allah'ın resulü olduğu, necat ve felahın yani kurtuluşun namaz ibâdetinde olduğu ilân edilmiş, bildirilmiş olur.
    Yeryüzünde namaz vakitleri değişik saatlere rastla­maktadır. Bu bakımdan dünyâda ezan okunup namaz kılınmayan hiçbir saat yoktur. Ezan ile İslâm ma'betleri-nin minarelerinden bütün insaniyet âlemine Allâhü Teâla'nın varlığı, birliği, azameti, Muhammed Mustafâ'­nın (s.a.v.) peygamberliği, namazm felah ve necata; dünya ve âhirette kurtuluşa sebep olduğu, yüksek bir sesle ilan edilmektedir.

    FIKRA

    Temel papağan aldıktan bir hafta sonra dükkan sahibine bir mektup yazmış. "Kusursuz diyerek sattığınız papağan kusurlu çıktı!" Dükkan sahibi mektubu okuyunca meraklanıp telefonla Temel'i aramış “Papağanın ne kusuru var? Temel, “Ke... ke.... ke... kekeleyur!..”

    GÜNÜN SÖZÜ

    İyi olan tek şey bilgi ve kötü olan tek şey de cehalettir. Sokrates

    YEMEK MENÜSÜ
    · PATLICAN KARNIYARIK
    · PİLAV
    · CACIK
    · MEYVE

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: VECDİ: (Ar.) Er. - Coşkunlukla ilgili, coşkunlukla oluşan.
    Kız: TAÇNUR: (Ar.) Ka. - Işıktan nurdan taç.

    MANİ

    Elmayı atan bilir
    Şeftali satan bilir
    Kızların kıymetini
    Yalınız yatan bilir



    BİLMECE
    Dağdan gelir, taştan gelir,
    Bir kükremiş arslan gelir.
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: (balta,balık,leylek)

    Comment


    • 16 Haziran 2010

      Bugün 16 Haziran 2010 4 Recep 1431 Haziran: 3 Hızır 42 Barbaros'un Haçlı Donanması'na Karşı Zaferi (1535)-Yarın akşam mübarek Regaib Kandili-Ezan-ı Muhammedi'nin tekrar asli lafızlarıyla okunmasının TBMM'ce serbest bırakılması (1950)


      HADİS-İ ŞERİF

      İnsanlar arasında, iyilik ve hayrın anahtarları şerrin ve kötülüğün kilitleri olan kişiler vardır. İnsanlar arasında şerrin anahtarları, hayrın kilitleri olan kişilerde mevcuttur. Ne mutlu, Allah’ın iyilik ve hayrın anahtarlarını eline verdiği kimselere!... Yazıklar olsun, kötülük ve şer anahtarlarını eline alan kişilere!..
      (Ramuz).




      REGÂİB GECESİ VE BU GECEDE YAPILACAK İBÂDETLER


      Receb-i Şerîfin ilk cuma gecesi, yâni yarın akşam Regâib Gecesi'dir. Bu geceyi oruçlu olarak karşılanmalıdır.
      Regâib gecesi, akşamla yatsı arasında 12 rek'at Hacet namazı kılınır. İki rek'atte bir selâm verilerek kılınan bu namazda, Fâtiha'dan sonra her rek'atte 3 Innâ enzel-nâhü... ile 12 İhlâs-ı şerîf okunur.
      Namazdan sonra, 7 Salât-ı Ümmiye okunup secdeye varılır. Salât-ı Ümmiye şudur:
      "Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini'n ne-biyyi'l-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim."
      Secdede 70 defa "Sübbûhun Kuddûsün Rabbünâ ve Rabbü'l-melâiketi ve'r-Rûh" okunur. Secdeden kalkıp bir defa "Rabbiğfir verham ve tecâvez amma tâ'lem. İnneke ente'l-e'azzü'l-ekrem." okunur. Tekrar secdeye varılıp yine 70 defa "Sübbûhun Kuddûsün Rabbünâ ve Rabbü'l-melâiketi ve'r-Rûh" okunur.
      Secdeden sonra duâ edilir. Duada Allah'a şu şekilde iltica etmelidir: "Allâhümme bârik lenâ Recebe ve Şa'bâne ve belliğnâ Ramazân."
      Regâib Gecesi'nden sonraki gündüzde, yani cuma gü­nü öğle ile ikindi arasında 2 rek'atte bir selâm verilerek 4 rek'at teşekkür namazı kılınır. Her rek'atte 1 Fatiha, 7 Âyetü'l-Kürsî, 5 İhlâs-ı şerîf, 5 Kul eûzü birabbi'l-felak, 5 Kul eûzü birabbi'n-nâs sûreleri okunur.
      Namazdan sonra 25 defa "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîmi'l-kebîri'l-müteâl", 25 defa "Estağ-firullâhe'l-azîm ve etûbü ileyk" diyerek istiğfar ve sonra da duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

      İHLÂS SÛRESİNİN FAZİLETİTabiînden Ebû Gâlib (r.a.) anlatıyor: Hz. Ömer'in oğlu Ab­dullah (r.anhümâ) Mekke'ye geldiğinde bizde müsâfir olurdu. Geceleri teheccüd namazı kılardı. Bir gece sabaha karşı bana:
      "Ey Ebû Gâlib! Kalkıp namaz kılmayacak mısın? Hiç olmazsa Kur'ân'ın üçte birini de okursun." buyurdu. Ben:
      "Sabah olmak üzere, Kur'ân'ın üçte birini nasıl okuyabili­rim?" dedim. Şöyle dedi:
      "İhlâs sûresi (Kul hüvallâhü ehad) Kur'ân'ın üçte birine denktir."

      FIKRA

      Temel'in kızı evlilik hazırlığı içindedir. Babasından evlilik hakkında görüş alır. Temel, “Cit kizum anana sor, o penden daha iyi pir evlilik yaptu!..”


      GÜNÜN SÖZÜ

      İyi görüneceğine, iyi ol. Sallust


      YEMEK MENÜSÜ
      · SEBZELİ PİLİÇ
      · PİLAV
      · EZO ÇORBA
      · KABAK TATLI


      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: VECİD: (Ar.) Er. 1. Bir şeyin güzelliği karşısında kendini kaybedecek dereceye gelmek, coşkulanmak. 2. Tanrı sevgisinden dolayı duyulan coşkunluk, sevinç.
      Kız: TAFLAN: (Tür.) - Gülgillerden kışın yaprağını dökmeyen bir bitki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.


      MANİ

      Yeşil ipek bükerim
      Yâre gömlek dik erim
      Sen orada ben burada
      Hasretini çekerim




      BİLMECE
      Sıra sıra odalar,
      Birbirini kovalar.
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: (sel)

      Comment


      • 18 Haziran 2010

        Bugün 18 Haziran 2010 6 Recep 1431 Haziran: 5 Hızır 44 K.Ereğli'sinin Kuruluşu (1920)-Şemseddin Sami'nin vefatı (1904)


        HADİS-İ ŞERİF

        Dinde aşırı gitmekten sakının. Çünkü sizden öncekiler, ancak dinde aşırı gitmekle yok oldular. (Nesei).



        EZAN VE KAMETE DÂİR BAZI HÜKÜMLER• Bir namazın vakti gelmeden ezan okumak caiz değildir. Okunursa iadesi lâzım gelir. Bunda, namaz vakitlerinin temkîne riâyet edilerek hesaplanmasının ehemmiyeti ortaya çıkar. .
        • Cuma namazından başka bir farz için birden ziyade ezan ve hiçbir farz namaz için birden fazla kamet caiz değildir. Bir camide ezan ve kametle vakit namazı kılındıktan sonra yalnız veya cemaatle aynı namaz için tekrar ezan ve kamet okunmaz.
        • Vitir, bayram namazları ile teravih vs. nafile namaz larda kamet yoktur.
        • Ezan ile kamet, vakit namazları için sünnet olduğu gibi kaza namazları için de sünnettir.
        • Birkaç kaza namazı başka başka yerlerde kaza edildiği takdirde her biri için ezan ve kamet lazımdır. Aynı yerde kaza edildiği takdirde -her biri için hem ezan hem de kamet daha faziletli ise de- ilk kaza edilecek namaz için ezan ve kamet okunup, diğerleri için sadece kamet okunması kâfidir.
        • Kamet ile namaz arasında yemek, içmek gibi bir şey olursa kameti iade etmek gerekir.
        • Yalnız kendisi için okuyacak olsa bile ezanı oturarak okumak mekruhtur.
        • Kadınların, cünüplerin ve bunamış kimselerin ezan okuması ve kamet getirmesi mekruhtur. Abdestsiz kimsenin kamet okuması da mekruhtur.
        • Müezzinin ezan ve kamet esnasında konuşması ve selâm alması mekruhtur.
        • Ezan okunurken işitenlerin susmaları, hatta Kur'ân okuyan kimsenin de durup ezanı dinlemesi efdaldir.
        • Ezan ve kameti işiten kimsenin bunları müezzin gibi kendi kendine okuması; 'Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh' denirken salevât getirmesi, 'Hayye ale's- salâh ve hayye ale'l-felâh' denirken de ıLâ havle vela kuvvete illâ billâh' demesi müstehabdır.
        Müezzin ezanda 'Hayye ale's-salâh' derken yüzünü sağ tarafa, 'Hayye ale'l-felâh' derken de sol tarafa çevirir.

        FIKRA

        Temel barda arkadaşıyla içiyormuş. Temel dertli dertli, “Karım nihayet peni anladu...” Arkadaşı, “Be adam bunun için içilir mi?” Temel “Ama anlar anlamaz peni terç etti!..”


        GÜNÜN SÖZÜ
        İster kral, ister köylü olsun, dünyada en mutlu insan evinde huzur olandır. Goethe

        YEMEK MENÜSÜ
        · PİLİÇ ROTİ
        · ŞEH.PİLAV
        · SEBZE ÇORBA
        · K.DİBİ TATLI

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: VEDÎATULLAH: (Ar.) - Allah'ın emaneti, dini. Kadınlar da Allah'ın emaneti olarak nitelenmişlerdir.
        Kız: TAHİRE: (Ar.) Ka. - Temiz, pak. 2. Türk musikisinde basit bir makam. 3. Her türlü günah ve ayıptan arı olduğundan Rasulullah (s.a.s)'a bu isim verilmiştir.



        MANİ

        Elimde zilli maşa
        Vururum taştan taşa
        Ben yârimle toka ettim
        Dedi bana çok yaşa

        BİLMECE
        Az gitti, uz gitti,
        Dere tepe düz gitti,
        Altı ay bir güz gitti;
        Uyanınca hep bitti.
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: (portakal)

        Comment


        • 19 Haziran 2010

          Bugün 19 Haziran 2010 7 Recep 1431 Haziran: 6 Hızır 45 İnciller'in Dörde İndirildiği İznik Konsülü'nün Toplanması (325)

          HADİS-İ ŞERİF

          Allah Resulü, bir gün ashabına sordu: Size en sevimsiz ve en yararsız insanın kim olduğunu söyleyeyim mi? Ashap: Söyle ya Resulallah! dediler. Allah Resulü şöyle buyurdu: Kendisinden Allah için yardım istenildiğinde vermeyen (yok diyen cimri) kimsedir. (İbn-i Ebi’d-Dünya).



          İZNİK KONSİLİ VE HIRİSTİYANLIKİlâhî kitapların üçüncüsü olan İncil, Hz. îsâ'ya (a.s.) in­dirilmiştir. Bugün Hıristiyanların elinde bulunan ve "Ahd-i Cedîd" (Yeni Ahit) adını taşıyan kitaplar Hz. îsâ'ya (a.s.) Allâhü Teâlâ tarafından gönderilen İncîl değildir. .Kur'ân-ı Kerîm'de de bildirilen İncil'in tahrifi ve çok sayıda İndilerin ortaya çıkmasının sebebi o devirdeki baskı, zulüm ve Hıristiyan mezhepleri arasındaki ihtilâflardır. Zîrâ başlan­gıçtaki baskı, gizlenmeyi gerekli kılmış, gizlilik ise Hıristi­yan inancına dışarıdan pek çok fikrin girmesine sebep olmuştur. Görüşü birbirinden farklı olan her bir cemâat (topluluk) diğerine düşman olmuştur.
          Hâlen Hıristiyanların elinde birbirini tutmayan Luka, Matta, Yuhanna ve Markos isimli şahıslar tarafından ya­zılan dört İncîl vardır. Bunların dışında daha pek çok İncîl ortaya atılmışsa da Hz. İsa'dan asırlar sonra M. 325 yılında İznik'te toplanan meclis tarafından sadece bu dört tanesi bırakılmış, diğerleri yakılmıştır.
          Bu konsilde, 2048 papaz toplandı. Hıristiyan inancına dâir pek çok farklı görüş söylendi. İskenderiyeli rahip Arius'un liderliğinde yayılmaya devam eden tek ilâh aki­desi, inancı -"İmparatorluğun emniyeti (!) için"- reddedil­di. 300 papazın savunduğu, İmparatorun da inandığı put­perestliğe en yakın ilah anlayışı olan ve bugün hâlen de­vam eden Pavloscu görüş, yâni teslis (üç ilâh) inancı kabul edildi. Bu inancı kabul etmeyenler sapık ilân edil­diler. Roma Katolik Kilisesi "Rabb'ın irâdesinin bu konsil­de tecellî(!) ettiğini" ilân etti. Hâlbuki tecellî eden aslında Roma İmparatorluğumun irâdeşiydi.
          Bugün mevcut olan hiçbir İncîl nüshası, Konstantin devrinden daha eski değildir. Bu husus, Allâhü Teâlâ tarafından Hz. İsa'ya (a.s.) gönderilen İncîl'in asıl nüsha­sının mevcut olmadığını apaçık göstermektedir.

          KITA:
          Garabetin bu da bir nev'idir ki, insanlar Hakîkati bulayım der de başka yolda yürür Tesadüf eylese bir yerde ez-kazâ bir gün Hakikat onlara, onlar hakîkate tükürür. (Ferîd Kam) Garabet: Gariplik, acaiblik. Nevi': Çeşit, tür. ez-kaza: Şayet

          FIKRA

          Temel kütüphaneye gitmiş. Shakespeare'in bir kitabını istemiş... Kütüphane memuru sormuş, “Hangisini?” Bir süre sessizlik olduktan sonra Temel, “Wilyum!..”

          GÜNÜN SÖZÜ

          İnsanları niçin öldürüyorsunuz, biraz bekleyin zaten ölecekler. Konfüçyüs

          YEMEK MENÜSÜ
          · PİLİÇ KROKET
          · SPAGETTİ
          · K.DİBİ TATLI
          · TARHANA ÇORBA

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: VEDUD: (Ar.) Er. 1. Çok muhabbetli, çok şefkatli. 2. Allah'ın isimlerinden. İyi kullarını sevip onlara rahmet ve rızasını irade eden yüce Allah.Kur'an'da Hud, ayet: 90; Buruc, ayet: 14'te zikredilmiştir.
          Kız: TAHİYYE: (Ar.) Ka. 1. "Allah ömür versin" demek. Selam verme, hayır dua etmek. 2. Mülk, malikiyyet.

          MANİ

          Dere boyunda gezer
          Buldun mu benden güzel
          Ben buldum senden güzel
          Resmi cebimde gezer



          BİLMECE
          Kutuplara giden zenci ne olur?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: (rüya)

          Comment


          • 20 Haziran 2010

            Bugün 20 Haziran 2010 8 Recep 1431 Haziran: 7 Hızır 46 Bayezit-Cem Arasında Yenişehir Savaşı (1481)-Dünya Mülteciler Günü-Senenin en uzun günlerinin başlaması

            HADİS-İ ŞERİF

            Kişi cennete girdiği zaman, Rabbından anne ve babasını ve çocuklarını soracak. Allah ona: Onlar senin makam ve derecene ulaşamadılar ki! diye seslenecek. O da: Ya Rabbi! Ben hem kendim, hem de onlar için amelde bulundum, diyerek (şefaat edecek). Bunun üzerine onların da ona katılması için Allah emir verecek. (Ramuz).



            ÎTİKADDA VE AMELDE MEZHEB
            Erkek ve kadın her Müslümanın îtikatta ve amelde mezhebini öğrenip bilmesi vaciptir. Mezheb, ictihâd ehli­yetine sahip âlimin edille-i şer'iyyeden (kitap, sünnet, icmâ ve kıyas) çıkardığı mesele ve hükümlerdir.
            'İtikatta mezhebin hangisidir?' denirse, "Ehl-i sünnet ve cemâat mezhebidir." demelidir. Ehl-i sünnet ve ce­mâat demek, Resûlüllâh'ın (s.a.v.) ashabı ve.cemâati (radıyallâhü anhüm) demektir. Onların her biri İslâm di­ninin nurudur. Onların itikadı nasıl ise ben de o îtikad üzereyim, demelidir.
            Ehl-i sünnetin itikatta imâmı ikidir. Birisi İmâm Ebû Man-sûr-i Mâturîdî, diğeri İmâm Ebü'l-Hasan Eş'arî'dir.
            Hanefî âlimleri îtikatta İmâm Ebû Mansûr'u, Şafiî âlim­leri ise İmâm Ebü'l-Hasan Eş'arî'yi imâm edinmişlerdir. Bu iki imâm arasında birkaç îtikat meselesinde fark var­dır. Bu iki imâm, ehl-i hidâyet ve ehl-i sünnettir.
            Ehl-i sünnet ve cemâat mezhebi haktır, doğrudur. Ha-dîs-i Şerîf'te "Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bir fırkadan başkası cehennemliktir." 'O hangi fırkadır?' diye sorulduğunda Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Benim ve ashabımın yolunda olanlardır." buyurmuştur. İtikadı, As-hâb-ı Kirâm'ın itikadına uygun olanlara Ehl-i Sünnet, Fırka-i Naciye, Ehl-i Hak denir. Buna uymayanlara Ehl-i Bid'at, Fırak-ı Dâlle denir.
            "Amelde mezhebin hangisidir?" denirse, Hanefî mez-hebindekiler "İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe mezhebidir." de­melidir. Şafiî, Hanbeli ve Maliki mezhebindekiler de mensubu bulundukları mezhebi söylerler.
            Kur'ân-ı Kerîm'de ve Hadîs-i şerîflerde farz, haram, he­lâl gibi hükümlerin bazısı açıktır, herkes anlar. Bazısı gizli­dir, onları ancak müctehid olan âlimler anlar. Allâhü Teâlâ içtihada ehil olan âlimlere çalışıp hükümler çıkarmalarını, Kur'ân-ı Kerîm ve Resûlüllâh'ın sözü ve fiilleri ile ve As-hâb-ı Kirâm'ın icmâ'ı ile gizli olanları delillerle ve kıyâs ile meydana çıkarıp anlatmalarını, bunlarla amel etmelerini ve müctehid olmayanlara öğretmelilerini emretmiştir. Müc­tehid olmayanlar bu müctehidlerden birine uymak ve onla­rı taklîd etmek ile emrolunmuşlardır.

            FIKRA

            Temel bir gökdelenin camlarını temizliyormuş. Birden ayağı kaymış ve seksenyedinci kattan aşağı düşmüş. Bütün katları jet gibi geçerek düşüyormuş. 59, 58, 57, 56, 45, 44... Temel tam birinci kata geldiğinde aklından şunlar geçmiş; “Buraya kadar sağ salim geldim. Buradan sonra düşsem de birşey olmaz!..”
            Bir araba yaşlı Temel'e çarpar. Arabanın şoförü bağırır, “Suç sende! Ben 20 yıllık şoförüm!..” Temel karşılık verir, “Pen de 40 yıldır yüriyeyrum!”

            GÜNÜN SÖZÜ

            İnsanlar,kötülük karşısında kararsız kalmak hakkına sahip değildirler. Maday

            YEMEK MENÜSÜ
            · FIRIN PİLİÇ
            · PİLAV
            · SÜTLAÇ
            · EZO ÇORBA

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: VEHHÂB: (Ar.) Er. - Çok hibe eden, bağışlayan. Sayısız nimetler veren yüce Allah. Bu isim Esmau'l-Hüsna'dan-dır. Kur'an-ı Kerim'de, Al-i İmran, ayet: 8; Sa'd suresi ayet: 9 ve 35'te geçmektedir.
            Kız: TAHRİME: (Ar.) Ka. - Namaza başlarken "Allahu ekber" deme.

            MANİ

            Motor geliyor motor
            Ekinlik arasından
            Ben yârimi tanırım
            Saçının dalgasından



            BİLMECE
            Yer altında civcivli tavuk
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: (Donar)

            Comment


            • 21 Haziran 2010

              Bugün 21 Haziran 2010 9 Recep 1431 Haziran: 8 Hızır 47 Adapazar'nın Kurtuluşu (1921) - İbn-i Sina'nın Vefatı (1037)-Soyadı Kanunu'nun kabulü (1934)-Gündönümü ve Fırtınası-Zonguldak, Kandıra ve Adapazarı'nın kurtuluşu (1921)

              HADİS-İ ŞERİF

              Günahlarını azaltki, ölüm sana kolay gelsin. (Beyhaki).



              SÜLEYMAN ALEYHİSSELÂM VE BAYKUŞ
              Ka'bü'l-Ahbâr (r.a.) Hz. Ömer'in huzurunda şöyle an­lattı: "Ey Emîrulmü'minîn, geçmiş peygamberlerin kitab-larında okuduğum en acayip şeyi sana haber vereyim. Bir peçeli baykuş, Süleyman aleyhisselâmın yanına gel­di, selâm verdi. Hz. Süleyman selâmını aldı. Sonra ara­larında şöyle konuşma geçti:
              "Ey baykuş, neden topraktan bitenlerden yemezsin?"
              "Hz. Âdem topraktan biten şey (buğday) sebebiyle cennetten çıkarıldı." dedi.
              "Niçin su içmezsin?" diye sordu;
              "Çünki Nûh aleyhisselâmın kavmi suda boğuldu." dedi.
              "Neden îmar edilmiş mâmur yeri terk edip harabeleri mesken tutarsın."
              "Harabeler Hz. Allah'ın mirasıdır, ben de Hz. Allah'ın mîrâsında otururum.
              "Harabe üstüne konduğunda ne dersin?";
              "Burada yiyip içerek geçinenler hani nerededir?" derim.
              "Ya îmar edilmiş yer üzerinden geçsen ne dersin?";
              "Yazık Âdemoğluna ki önünde nice güçlükler varken nasıl rahat uyumaktadır?" derim.
              "Gündüzleri niçin çıkmazsın?"
              "Âdemoğlunun kendisine ettiği zulmün çokluğundan..." dedi.
              "Öterken ne dersin?"
              "Ey gafil, âhiret yolculuğun için azık hazırla! derim ve 'Subhane hâlikun Nur' diye zikrederim." dedi.
              Bunun üzerine Hz. Süleyman (a.s.) şöyle buyurdu: "Kuşlar içinde insanoğluna bu kadar güzel nasîhat eden ve bundan daha şefkatli olanı yoktur. Câhillerin ondan nef­ret etmeleri, onu uğursuz saymaları ne acayip şeydir!.."

              FIKRA

              Temel sürekli chat yapıyor, Dursun’a da öğretmiyormuş. Bir gün Temel internetten bir kız ayarlamış ve Dursun’a; “Ben yengenle buluşmaya gideyrum.” demiş. Dursun; “Hiç görmediğin birini nasıl tanıyacaksun?” Temel; “Yakama kırmızı karanfil takarum.” Neyse Temel buluşmaya gitmiş. Yarım saat sonra Dursun da Temel’in gittiği kafeye gitmiş, bir de ne görsün! Temel ve yanında 200 kiloluk bir kadın. Temel’i çağırmış. “Temel olim pu midur yengemuz?” Temel; “He Dursun, nikune kandum nikune...”


              GÜNÜN SÖZÜ

              İnsanlar yanlış yapabilirler , yalnız büyük insanlar yanlışlarını anlarlar. F.Von Kotzebue


              YEMEK MENÜSÜ
              · SEBZELİ PİLİÇ
              · PİLAV
              · ÇOBAN SALATA
              · MEYVE


              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: VEHHAC: (Ar.) Er. - Çok parıltı. Çok alevli.
              Kız: TAKSİNE: (Ar.) Ka. - Güzel bulma, beğenme. Aferin deme alkışlama.


              MANİ

              Geline bak geline
              Kına yakmış eline
              Ne mutlu bu geline
              Gidiyor sevdiğine



              BİLMECE
              Mavi atlas,
              Arşın yetmez,
              Makas kesmez,
              Terzi biçmez.
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: (patetes)

              Comment


              • Cevap: Takvimde Bugün

                nar ağaçlarımda meyveleryumruk büyüklüğünde oldu havalar muğlada çok sıcak ne yapmam lazım

                Comment


                • 22 Haziran 2010

                  Bugün 22 Haziran 2010 10 Recep 1431 Haziran: 9 Hızır 48 Nasreddin Hoca'nın Vefatı (1283)-Sultan II.Süleyman'ın vefatı (1691)-Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.nin vefatı (1780)-Sapanca'nın kurtuluşu (1921)
                  HADİS-İ ŞERİF

                  Allah İslam Dini için kolaylıktan hoşlanmış; güçlüğü ise çirkin görmüştür. (Taberani).



                  MÂRİFETNÂME'DEN SEÇMELER

                  Vücudun sıhhatli olması için tavsiyeler:
                  Yazın soğuk, kışın sıcak gıdalar, tercih edilir.
                  Buğday ekmeği, koyun eti, tavuk eti, hafif tatlılar ile meyvelerden incir ve kuru inciri yemeğinden eksik etme­melidir.
                  Lokmaları küçük alıp çok çiğnemelidir.
                  İştahsız iken yemek yememeli, yemek, iştah varken, doymadan bırakılmalıdır.
                  Yediğini hazmetmeden tekrar yemek yememeli,
                  Yemek vakitlerine dikkat etmeli, yemeği geç saate bırakmamalı, çok çeşitli yemek yememelidir.
                  Ekşi gıdalar zararlıdır, ihtiyarlığı çabuklaştırır. Tatlı gı­dalar mideyi rahatlatır, bedeni ısıtır. Tuzlu gıdalar bedeni kurutur. Tatlının zararını ekşi telâfi eder. Ekşiler tatlı ile gi­der. Tuzsuzlar tuzluyu, tuzlular tuzsuzu mutedil eder.
                  Balıkla beraber süt zararlıdır. Süt ile ekşi yiyecekler de iyi değildir.
                  Kuru üzümle ekmek yiyen sıhhatli olur.
                  Bedeni zayıf olana badem, fıstık, fındık, nohut, buğ­day, pirinç faydalıdır.
                  Çok şişman olan, yemeği azaltıp, hareketi artırmalı ve sert yerde yatmalıdır.
                  Uykusu ağır ve uzun olanın hafif gıdaları tercih etme­si uykusunu hafifletir. Uykusuzluğa mübtela olanı ha­mam rahatlatır. Süt ve benzeri şeyler ile uyku gelir.
                  Su, yemekten iki saat sonra içilirse faydalıdır. Yemek arasında ve hemen sonra su içmek iyi değildir. Su hara­reti normale getirir.
                  Aç karnına, terli iken, hamam üzerine, meyve üzerine, kavun üzerine su içmek ve çok soğuk içmek iyi değildir. Çok susamışsa yavaş yavaş içer. Her nefeste üç yudum içer ve üç nefesten fazla içmez. Ayakta su içmek hatâdır, ancak zemzem şifâdır. İncir ve sinameki kabızı yumuşatır. Midede gıda bozulursa kusmalıdır. Küçük ve büyük abdesti fazla tutmak zararlıdır, ihtiyar­lığı çabuklaştırır. (E. İbrahim Hakkı (k.s.), Mârifetnâme)

                  FIKRA

                  Temel’in oğlu olmuş ve isim koyması için imamın yanına gitmiş;
                  - Hocam şu pizum oğlana bi isim koyar misun?
                  - Temel şimdi çok işim var. Sen git Kuran’dan bi isim bul koy...
                  Neyse Temel gidip bir isim bulmuş ve koymuş. Temel ertesi gün yolda yürürken hocaya rastlamış. Hoca sormuş;
                  - Ne isim koydun oğluna?
                  - Büdü koydum hocam...
                  - Kuran’da Büdü diye bir isim var mı?
                  - Hocam iyyakenabüdü var ya...

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  İnsanlar rakamlara benzer,durumlarına göre değer kazanırlar Napoleon

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · KIY.TAZE FASULYE
                  · PİLAV
                  · CACIK
                  · MEYVE

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: VEHB: (Ar.) Er. - Bağışlama, bağış, vergi. Vehb b. Münebbih: Kitabü'l-Kader'in müellifi.- Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
                  Kız: TAHZİRE: (Ar.) Ka. - Yeşil renk verme.

                  MANİ

                  İstanbul’dan gelirken
                  Aldım pilili etek
                  Konuşmaya yüzün yok
                  Manilere dikkat et



                  BİLMECE
                  Koyu Ufacık mermer tası,
                  İçinde beyler aşı,
                  Pişirirsen aş olur,
                  Pişirmezsen kuş olur.
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: (gökyüzü )

                  Comment


                  • 23 Haziran 2010

                    Bugün 23 Haziran 2010 11 Recep 1431 Haziran: 10 Hızır 49 Yaprak Aşısı Zamanı-Hz.Ali'nin halife seçilmesi (656)-Turgut Reis'in şehadeti (1565)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Ümmetimin sonlarına doğru, mescidlerini süsleyip te kalplerini harabeye çeviren topluluklar görülür. Onlar, elbisesine verdiği önemi, dinine vermeyecek.Dünyalığı yerindeyse, dinlerine ne olduğuna aldırmayacak. (Ramuz).



                    RECEB AYINDA KILINACAK NAMAZ
                    Receb'in 1 'i ile 10'u arasında, 11 'i ile 20'si arasında ve 21 'i ile 30'u arasında olmak üzere sâdece birer defa kılınacak 1O'ar rek'at Hacet Namazı vardır. Bunların her üçünün de kılınış şekli aynıdır. Yalnızca namazların sonlarında okuna­cak dualarda fark vardır.
                    Bu namaz, mü'min ile münafığı ayırır. Bu 30 rek'at na­mazı kılanlar, hidâyete ererler. Münafıklar bu namazı kıla­mazlar. Bu namazı kılanın kalbi ölmez. Bu 30 rek'at namaz Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) berberi Selmân-ı Pâk (r.a.) Hazretleri tarafından rivayet edilmiştir.
                    Bu namazlar, akşamdan sonra da, yatsıdan sonra da kılınabilir. Fakat, cuma ve pazartesi gecelerinde ve bilhassa teheccüd vaktinde kılınması efdaldir.
                    Kılınışı: Hacet namazına şu niyetle başlanır: "Yâ Rabbi, teşrifleriyle dünyâyı nura gark ettiğin Efendimiz hürme­tine, sevgili ayın Receb-î şerîf hürmetine, beni feyz-i ilâ­hîne, afv-ı ilâhîne, rızâ-yı ilâhîne nail eyle, âbid, zâhid kulların arasına kaydeyle, dünyâ ve âhiret sıkıntıların­dan halâs eyle, rızâ-yı şerîfin için", Allâhü Ekber.
                    Her rek'atte 1 Fatiha, 3 Kul yâ eyyühe'l-kâfirûn, 3 İh-lâs-ı şerîf okuyup, 2 rek'atte bir selâm verilir. Böylece 10 rek'at tamamlanır.
                    * İlk on gün içinde kılınan namazdan sonra, 11 defa "Lâ ilahe illallahü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâyemûtü biyedihi'l-hayr. Ve hüve alâ külli şey'in kadîr" okunup duâ edilir.
                    * İkinci on gün içinde yani Receb'in 11'i ile 20'si ara­sında kılınan 10 rek'atten sonra, 11 defa "İlahen vahiden ehaden sameden ferden vitren hayyen kayyûmen dâi-men ebedâ" okunup duâ edilir.
                    * Üçüncü on gün içinde, yâni Receb'in 21'i ile 30'u ara­ sında kılınan 10 rek'atten sonra da 11 kere "Allâhümme lâ mania limâ a'tayte, velâ mu'tiye limâ mena'te, velâ rad­ de limâ kadayte, velâ mübeddile limâ hakemte, velâ yen-feu ze'l-ceddi minke'l-ceddü. Sübhâne rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-vehhâb. Sübhâne rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-vehhâb. Sübhâne rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-kerîmi'l-vehhâb. Yâ veh- hâbü yâ vehhâbü yâ vehhâb" okunup duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                    FIKRA

                    Temel’in annesi ölmüş. Cenaze namazında bir kenarda duruyormuş. Soranlara; “Pen cenaze namazı kılmasını pilmeyrum.” diyormuş. Bir müddet sonra kayınvalidesi ölmüş. Namazda Temel’i en ön sırada görenler; “Hani sen cenaze namazı bilmezdin?” Temel; “Pu cenaze namazu teğil çi, payram namazu!..”


                    GÜNÜN SÖZÜ

                    İnsanlar ancak hayalleriyle yaşar ve biraz yaşamaya başlayınca tüm hayallerini kaybederler. Voltaire


                    YEMEK MENÜSÜ
                    · ETLİ NOHUT
                    · PİLAV
                    · CACIK
                    · MEYVE


                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: VEKİL: (Ar.) Er. 1. Başkasının yerine ve adına hareket eden veya konuşan. 2. Asıl vazifelinin yerine çalışan, bir vazifeyi geçici olarak idare eden. 3. Hükümet üyesi olan kimse, bakan, nazır. 4. Kur'an'da Allah'ın ismi olarak da geçmektedir.
                    Kız: TAİBE: (Ar.) Ka. - Tevbe eden. Günahlarından dolayı pişmanlık duyup Allah'tan af dileyen, müslüman.- Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.


                    MANİ

                    Anne bana terlik al
                    Sakın yeşil olmasın
                    Gideceğim oğlanın
                    Kız kardeşi olmasın



                    BİLMECE
                    Yeter Çektiğim!
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: (yumurta)

                    Comment


                    • 24 Haziran 2010

                      Bugün 24 Haziran 2010 12 Recep 1431 Haziran: 11 Hızır 50 II. Balkan Savaşı'nın Başlamasıı (1913)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Kul tövbe ettiğinde, Allah onun günahlarını amelleri kaydeden hafaza meleklerine unutturur. Aynı şekilde onun günahı işleyen organlarına da unutturur.Günahı işlediği yerdeki suç, delil ve izlerini de yok eder. Ta ki, Allah’ın huzuruna vardığında günah işlediğine dair, aleyhinde şahitlik edecek hiçbir şey bulunmasın. (İbn-i Asakir).



                      'BU ÜMMETİN EN HAYIRLISI EBÛ BEKİR VE ÖMER'DİR"
                      Hz. Ali (k.v.) Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer'in aleyhinde konuşulduğunu işitti ve minbere çıkıp buyurdu ki:
                      "Yazık o kimselere ki, Kureyş'in uluları ve Müslümanla­rın babaları olan iki zâtı dile alıyorlar Takva sahibi olan mü'minler bu iki zâtı (Ebû Bekir'i ve Ömer'i) sever. Bun­lara ancak fâcir ve denî olanlar buğzeder. İkisi de Resû­lullâh Hazretlerine sâdık ve vefakâr oldular. Resûlullâh ikisi kadar kimseyi sevmez ve onlar kadar kimsenin fikri­ne itibâr etmezdi.
                      Resûlullâh ikisinden de razı olduğu halde âhirete gitti ve ikisinden de bütün mü'minler razı idi.
                      Resûl-i Ekrem'in emriyle Ebû Bekir imâm olup dokuz gün mü'minlere namaz kıldırdı ve ondan sonra mü'min­ler, isteyerek ve rızâları ile Ebû Bekr'e bîat eylediler. Hâşimoğlu hanedanından ona ilk bîat eyleyen ben idim. Kendisi hilâfeti istemezdi, bizlerden birimizin bu yükü yüklenmesini arzu ederdi. Vallahi bizlerin en hayırlısı, en merhametlisi, en müttakîsi (Allah'tan korkanı) ve yaşça başta geleni idi. Resûllâh (s.a.v.)in sîreti üzere gitti.
                      Ondan sonra Ömer halîfe oldu. O da Hazret-i Pey­gamberin ve dostunun yolundan gitti. Vallahi o pek mer­hametli idi. Mazluma yardım ve merhamet eylerdi. Allah'ın emrinde kötüleyicinin dilinden korkup sakın­mazdı. Zannederdik ki, onun lisanı üzere bir melek ko­nuşuyor. Allâhü Teâlâ onunla İslâm'ı azîz kıldı ve onun­la münafıkların kalblerine korku ve mü'minlerin kalb-lerine muhabbet verdi.
                      Onun gibi kimi bulabilirsiniz Allâhü Teâlâ bu ikisinin yolu üzere gitmeğe bizleri muvaffak eylesin. Onların de­recesine yarmak, ancak onların ardınca gitmek ve onları sevmek ile olur. Beni seven ikisini de sevsin. Onlara düşmanlık eden bana düşmandır. Ben de o kimseden berî olurum. Uyanık olunuz ki, peygamberlerden sonra bu ümmetin en hayırlısı Ebû Bekir ve Ömer'dir.
                      Bundan sonra kim onların aleyhinde böyle söz söy­lerse hakkında iftira cezası icra ederim..." (İbn-i Asakir Tarihi ve Kısas-ı Enbiyâ)

                      FIKRA

                      Temel bir gün Trabzon’da İş ve İşçi Bulma Kurumu’na gider. Memur; “Daha önce ne tip işlerle uğraştınız?” Temel; “Kaplan avcısıyım...” Memur; “Trabzon’da kaplan ne gezer be adam?” Temel; “Ula ben de onun için işsizum ya!..”


                      GÜNÜN SÖZÜ

                      İnsanın şerefiyle yaşayabilmesi için en kısa ve en emin yol, olduğu gibi görünmektir. Sokrat


                      YEMEK MENÜSÜ
                      · K.BUDU KÖFTE
                      · TARHANA ÇORBA
                      · SPAGETTİ
                      · K.DİBİ TATLI


                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: VEKKAD: (Ar.) Er. - Parlak, aydınlık, ışıklı.
                      Kız: TAİFE: (Ar.) Ka. - Bölük, takım, güruh, fırka. Kavim, kabile. Tayfa.

                      MANİ

                      Yelek örerim yelek
                      Örme parası senden
                      Çak yârim elektriği
                      Pil parası benden



                      BİLMECE
                      Gece gündüz yufka açar!
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: (Fotoğraf makinası)

                      Comment


                      • 25 Haziran 2010

                        Bugün 25 Haziran 2010 13 Recep 1431 Haziran: 12 Hızır 51 Kore Savaşı'nın Başlaması (1950) - Sultan Abdülmecit'in Ölümü, Sultan Abdülaziz'in tahta çıkışı (1861)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Silahla öldürülen nice kimse vardır ki, ne şehiddir ve ne de övülmeye değer bir kahraman. Yatağında eceliyle ölen nice kimseler de vardır ki, Allah katında şehiddir. (Ebu Nuaym).



                        KUR'ÂN-I KERÎMİN FAZİLETİ
                        Abdullah bin Mesûd Hazretlerinden:* "Bu Kur'ân, Allah'ın (c.c) verdiği bir ziyafettir. Kimin ondan bir şeyler öğrenmeye gücü yeterse öğrensin. Zîrâ hayırdan en çok mahrum olan ev, içinde'Allah'ın kitabından hiçbir şeyin olmadığı (okunup, öğretilmediği) evdir. İçinde Kur'ân'dan hiçbir şeyin bulunmadığı ev, tamir edilme­yen harabe ev gibidir."

                        SULTAN ABDÜLMECİD HAN
                        Sultan Abdülmecid 25 Nisan 1823 Cuma günü dün­yâya gelmiş, 1 Temmuz 1839 senesi Pazartesi günü saltanatı başlamış, 39 yaşının içinde 25 Haziran 1861 Salı günü vefat etmiştir. Kabri, Sultan Selim Camii ya­nındaki türbesindedir.
                        Tahsil ve terbiyesine babası Sultan İkinci Mahmud Han'ın fevkalâde ehemmiyet verdiği Sultan Abdülmecid, zekâsı, zarafet ve nezâketi ile meşhurdu. İşlerinde gayet idareli ve iyilikseverdi, elinden zulüm gelmezdi. Evlâtla­rının tahsil ve terbiyesine son derece dikkat ederdi.
                        Sultan Abdülmecid Han birçok dahilî ıslahatlar yap­mış, Mekke ve Medine'ye muazzam hizmetlerde bulun­muştur. Yaptığı hizmetler "Mecidî Tâmiratı" adıyla târi­he mâl olmuştur.
                        1837'de Amerikalı ressam Mors ve arkadaşı Cham-berlain tarafından îcâd edilen elektirikli telgraf cihazı Avrupalı hükümetlerden ilgi görmezken Sultan Abdülme­cid Han bizzat alâkadar olmuş ve Beylerbeyi Sarayı'nda yapılan ilk telgraf denemesinden sonra Mors'a verilmek üzere bir berat ve murassa bir nişan göndermiştir.

                        PARÇALI AY TUTULMASI
                        Yarın (26 Haziran Cumartesi) günü Parçalı ay tutulması meydana gelecektir. Pasifik ve Hint okyanusu ile Avustralya ve Asya kıtalarından gözlenebilecek olan tutulma Türkiye-den görülemeyecektir. Tutulmanın büyüklüğü: 0.5419'dur. Ayın gölgeye girişi: 26 Haziran 2010, 11.55 (Türkiye Saati) Tutulmanın ortası: 26 Haziran 2010, 14.38 Ayın gölgeden çıkışı: 26 Haziran 2010, 17.21

                        FIKRA

                        Temel, hayır kurumu yararına bilet satıyor. Cimri zenginin yanına gidiyor. Zengin; “Katılmayacağım ama ruhum sizinle beraber olacak!” diyor. Temel; “Beş, on, onbeş milyonluk piletlerimiz var. Ruhunuzun nerede oturmasını isteysunuz?..”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        İnsanın mutluluğunun temeli hak ve adalet konusunda toplanır. Bir insana yapılan haksızlık bütün toplumu yaralar. Hak ve adalet hissi bireylerden başlamalıdır. Ve insan, bireyin mutluluğunun kendi mutluluğu için şart olduğuna inanmalıdır. Pascal

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · ARNAVUT CİĞERİ
                        · PİLAV
                        · TARHANA ÇORBA
                        · HELVA

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: VELA: (Ar.) Er. - Yakınlık, sahiplik. Efendisinin, azat ettiği köle ve cariyesi ile olan münasebeti ve onlar üzerindeki hakkı.
                        Kız: TAİRE: (Ar.) Ka. - Uçan, uçucu.

                        MANİ

                        Ha erdesin erdesin
                        Hangi camda perdesin
                        Seven sabahtan gelir
                        Öğlen oldu nerdesin



                        BİLMECE
                        Şehirden şehire koşarım, köyden köye giderim fakat hiç hareket etmem.
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: (Deniz)

                        Comment


                        • 26 Haziran 2010

                          Bugün 26 Haziran 2010 14 Recep 1431 Haziran: 13 Hızır 52 Türkiye'nin BM Anlaşması'nı İmzalaması (1945)-Yaprak aşısı zamanı-Verem aşısının bulunması (1924)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Biriniz elindeki yiyecek parçası yere düştüğünde, kirlenen yerleri (yıkayıp) temizledikten sonra, yesin. Onu, şeytana bırakmasın. Çünkü, bereketin yenen şeyin hangi parçasında olduğunu kimse bilemez. (Müslim).



                          HER GÜNÜN SADAKASIResûlullâh Efendimiz (s.a.y.) "Güneşin doğduğu her günde insanoğlunun vücudundaki her uzuv için bir sa­daka lâzımdır." buyurdular. Ashâb-ı Kiram,
                          "Yâ Resûlallah! Vereceğimiz sadakayı nereden bula­cağız?" diye sordular. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu ki: "Şüphesiz hayır kapıları çoktur. Teşbih (Süb-hânallah), tahmid (elhamdülillah), tekbir (Allâhü Ekber), tehlil eder; (Lâ ilahe illallâh)der, iyiliği emredip, kötü­lükten sakındırır, yoldan zararlı şeyleri kaldırır, sağırlara sözü işittirir (anlamalarına yardımcı olur), âmâlara yol gösterir, bir ihtiyacını karşılamak isteyene yardımcı olur, kuvvetli ayaklarınla darda kalmış mahzunların yar­dımına koşar, kuvvetli kollarınla zayıflara yardım eder­sin. Bunların hepsi senin için nefsine karşı bir sadakadır.
                          Müslüman kardeşinin yüzüne karşı tebessüm etmen bir sadakadır. İnsanların yolundan taşları, dikenleri ve kemikleri atman bir sadakadır. Yolunu şaşırmış bir ada­ma yol göstermen de bir sadakadır."

                          TRAFİK KAİDELERİNE DİKKAT!
                          Akşamın alaca karanlığı, gece ve sabaha karşı olan sis, yağış ve koyu renkli vâsıtalar fark edilmeyi güçleş­tirir. Böyle hallerde hem görmek hem de görülmek için farları açık tutmak şarttır.
                          Stop lambalarının ve sinyalin çalışır vaziyette olması­na dikkat ediniz.
                          Dönmek veya şerit değiştirmek için mutlaka sinyal veriniz.
                          Sürücü koltuğunu fizikî yapınıza göre ayarlayınız.
                          Sağ-sol ve dikiz aynalarını ayarlayınız.
                          Yorgun, uykusuz, hattâ ağır yemek üzerine trafiğe çıkmayınız.
                          Dar ve iklim şartlarına uymayan elbiseler rahat araç kullanmaya mâni olur.
                          Erkeklerin kalın tabanlı, hanımların topuklu ayakkabı giymeleri pedal hâkimiyetini zorlaştırır.

                          FIKRA

                          Temel hayvanat bahçesinde gezerken açık bulduğu bir kafesten içeri dalmış. Görevliler panik içerinde arkasından bağırmışlar; “Hoop, dur ne yapıyorsun? Orası aslanın kafesi!” Temel geri dönmüs, görevlilere şöyle bir bakıp, “Sankim aslanınızı yeduk!..”


                          GÜNÜN SÖZÜ

                          İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah, Yardımcısıdır doğruların Hz. Allah Ziya Paşa


                          YEMEK MENÜSÜ
                          · IZGARA KÖFTE
                          · MER.ÇORBA
                          · M.SALATA
                          · PİLAV


                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: VESİM: (Ar.) Er. - Güzel yüzlü.
                          Kız: TAKDİRE: (Ar.) Ka. - 1. Beğenme, değer verme. 2. Allah'ın isteği, Allah'ın yazdığı. İnsan için tesbit edilen hayat çizgisi.


                          MANİ

                          Kara kara kazanlar
                          Kara yazı yazanlar
                          Cennet yüzü görmesin
                          Aramızı bozanlar



                          BİLMECE
                          Ağzı vardır konuşmaz, yatağı vardır, fakat hiç uyumaz.
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: (Yol)

                          Comment


                          • 27 Haziran 2010

                            Bugün 27 Haziran 2010 15 Recep 1431 Haziran: 14 Hızır 53 Sokullu'nun Sadrazam Oluşu (1565)-Yağmurlar-En uzun günlerin sonu-İzmir'in kurtuluşu (1922)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Ben tebliğci olarak gönderildim. Zorlaştırıcı olarak değil .(Müslim).



                            ÇOCUKLARIMIZI NAMAZA ALIŞTIRMAK
                            Edasıyla emrolunduğumuz beş vakit namaz, Rab-bimize karşı borçlu olduğumuz ibâdetlerin en mühim-midir. İslâm'ın birinci şartıdır. Akıllı ve baliğ (ergin) olan her müslüman için farz-ı ayındır. Bir insanın dinine karşı hürmeti, bağlılığı namaza olan rağbeti miktarıncadır. Kıyamette en evvel namazdan sorulacaktır. Kur'ân-ı Kerîm'in yüzden fazla âyetinde namaz zikrolunmuştur. Allâhü Teâlâ (meâlen): imân edip iyi işler yapan ve namaz kılıp zekât veren kimselerin Rableri yanında mükâfatları vardır ve onlara bir korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.' buyurmuştur. (Baka­ra Sûresi, âyet 277)
                            Aklı fikri olan bir Müslümanın namazı ihmâl etmesi caiz olmaz. Bir aile reîsi bütün ailesine, bir hoca da tale­belerine namaz kıldırmakla memurdur.
                            Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 'Çocuklarınız aklı er­meye, iyiyi kötüyü fark etmeye başladıklarında na­maz ile emrediniz...' (S. Ebû Davud) buyurmuştur. Na­mazın İslâm dininde ne kadar mühim ve ne kadar mukaddes bir ibâdet olduğunu bu hadîs-i şerîf pek gü­zel göstermektedir.
                            Çocukları namaza sevk etmek, velileri üzerine bir va-zîfedir. Yavrularımızın dînî, ahlâkî terbiyelerine dikkat et­mek, onları namaz gibi dînî vazîfelere alıştırmak, onların dindar ve nezih bir insan olarak yetişmelerine çalışmak mühim bir vazifedir. Çünkü yaş ağacı doğrultmak ko­laydır. Bu hususta baba, anne ve hocaların aldırmama­ları affolunmaz hatâlardandır. Zîrâ namaz, İslâm'ın alâ­metidir, müminin miracıdır. Nefsi ıslah eden sebeplerin en büyüğü, sayılamayan nimetlerin şükrüdür. Müslüman, Mevlâ'sını namazla hatırlar, namazla onun dergâhına sığınır, rızâsını arar.
                            Velhasıl: Namaz, müslümarılıkta en büyük, en lüzum­lu bir ibâdettir. Artık uyanmalı, bu gibi ibâdetleri birer bü­yük nimet bilmeli, aile efradının dindar, nezih bir hayata sahip olarak yaşamalarını temine çalışmalı, bunun ak­sine olan hareketlerden kaçınmalıdır.

                            FIKRA

                            Hakim Temel’e sorar: ”Davacıyı merdivenden ittin mi?” Temel yanıtlar: ”Sadece bir basamak ittim. Diğerlerinden kendisi düştü!..”


                            GÜNÜN SÖZÜ

                            İnsan, ancak sevdiğinden bir şey öğrenir. Goethe


                            YEMEK MENÜSÜ
                            · KIYMALI PİDE
                            · YAYLA ÇORBA
                            · AYRAN
                            · HAVUÇ SALATA


                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: VEYİS: (Tür.) Er. - Yoksulluk, muhtaçlık.
                            Kız: TAKVA: (Ar.). - Allah korkusuyla dinin yasak ettiği şeylerden çekinme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.


                            MANİ

                            Güneşten insan bezer
                            Fındık içinde gezer
                            Yaz günü akşamından
                            Hafif bir meltem eser



                            BİLMECE
                            Ben iki hasretlinin arasında dururum. Onları konuştururum.
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: (Akarsu)

                            Comment


                            • 28 Haziran 2010

                              Bugün 28 Haziran 2010 16 Recep 1431 Haziran: 15 Hızır 54 Şeyh Said'in Vefatı (1925) - Kocaeli'nin Kurtuluşu (1873)-Kara Kuvvetleri'nin kuruluşu (1363)-Kara Kuvvetleri Günü

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Hizmetçisi (veya işçisi) ile yemek yemek, tevazudandır. (Deylemi).



                              HZ. LOKMAN ALEYHİSSELÂM
                              Lokman aleyhisselâm Dâvûd aleyhisselâm devrinde yaşamıştır.
                              Allâhü Teâlâ, Lokman aleyhisselâma hikmet vermişti. Hikmet; dînde fıkıh, akıl ve sözde isabet etmek, doğ­ruyu bulmak demektir.
                              Lokman aleyhisselâm Dâvûd aleyhisselâma, ilmiyle, hikmetiyle vezirlik ederdi. O da: "Ne mutlu sana ey Lok­man! Şana hikmet verilmiş ve senden belâ, geri çevi-rilmiştir." derdi.
                              Kendisi, çok düşünen, çok susan, keskin ve iyi görüş­lü bir kuldu. O, Allah'ı sevmiş, Allah da onu sevmiş ve kendisine hikmet ihsan etmişti.
                              Bir adam Hz. Lokman'a "Neden halk, senin kapının önünde duruyor, sözlerini dinleyip kabul ediyor." dedi. Lokman aleyhisselâm:
                              "Ben, gözümü yumarım (harama bakmam), dilimi tutarım, ihtirasımı önlerim, nâmûs ve ırzımı koru­rum, kıyamımı (namazımı) uzatırım, verdiğim sözü yerine getiririm, müsâfirimi ağırlarım, komşumu gö­zetir, korurum, mâlâyâniyi (faydasız söz ve işi) bıra­kırım. İşte bunlar, beni gördüğün gibi yaptı." dedi.
                              Kendisine: "İnsanların en şerlisi hangisidir?" diye so­rulmuştu. Lokman aleyhisselâm "Kendisini, halkın kötü görmesine aldırış etmeyendir." dedi.
                              Lokman aleyhisselâm, oğluna bazı nasîhatinde,
                              "Ey oğulcuğum! Suskunluktan hiç pişman olma. Ko­nuşmak gümüş ise, susmak altındır."
                              "Ey oğulcuğum! Ben, konuşmaktan pişmanlık duy­muşum, fakat susmaktan hiç pişmanlık duymamı-şımdır."
                              "Ey oğulcuğum! Âlimlerle otur. Onların dizlerinin di­binden ayrılma. Çünkü Allah, yeri, göğün yağmuru ile dirilttiği gibi kalbleri de hikmet nuru ile diriltir."
                              "Ey oğulcuğum! Tevbeyi geciktirme. Çünkü ölüm ansızın gelir." demiştir.

                              FIKRA

                              Temel ile Amerikalı sohbet ediyorlarmış. Amerikalı Temel’e “Bana bir kalıp çelik ver, sana kocaman bir savaş gemisi yapayım” demiş. Temel de cevap olarak; “Sen de bana kız kardeşini ver, o geminin mürettebatını yapayım!..” demiş.

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              İnsan ne söylediğini bilmeli,fakat her bildiğini söylememelidir. Namık Kemal

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · MELEMEN
                              · SOS.MAKARNA
                              · YOĞURT
                              · MER.ÇORBA

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: VEYSEL: (Ar.) Er. - Aslı Üveys'tir. Kurt anlamında. Veysel Karanı: Raşid halifeler döneminde Şam'dan Medine'ye gelerek yaşamış, Medine-i Münevvere'de itibarlı bir hayat sürmüş. Hadis-i şeriflerde övülmüş meşhur veli. Sıffin savaşında şehid olduğu söylenir.
                              Kız: TALAT: (Ar.) - Yüz, çehre. Yüz güzelliği. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                              MANİ

                              Fındığın çalısını
                              Kırarlar yarısını
                              Küçükken evlenenin
                              Alırlar karısını



                              BİLMECE
                              Yeşil mantolu, kırmızı entarili, siyah düğmeli.
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: (Telefon)

                              Comment


                              • 29 Haziran 2010

                                Bugün 29 Haziran 2010 17 Recep 1431 Haziran: 16 Hızır 55 Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nün Kuruluşu (1938)-II.Balkan Harbi'nin başlaması (1913)-Silistre Zaferi (1773)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Her şeyin bir yolu vardır. Cennetin yolu da ilimdir. (Deylemi)



                                BUGÜNKÜ MEDENİYETİN TÂRİHİNDEN HÂZİN BİR SAYFA
                                Târihte Avrupa'nın en büyük devleti olan Roma'ya bir bakıverseniz tüyleriniz ürperir! Meselâ Romalılar için millî temâşâ san'atı demek, Gladyatör çatışmaları de­mektir. Gladyatör kılıçlı, demektir. Bu kılıçlı adamlar arena denilen çatışma meydanına girerler ve birbirlerini öldürünceye kadar mücâdele ederek seyircileri eğlendirilerdi!
                                Sezar devrinden itibaren 320 çift gladyatörü hep bir­den çatıştırmak ve kanlarının nasıl döküldüğünü seyret­mek millî bir eğlence haline gelmiştir! Hatta bir gün Sezar her biri beşer yüz piyade ve üçer yüz süvari ile yirmişer filden oluşan iki müfrezeyi de arenada çarpış­tırıp büyük bir zevkle seyretmiş ve seyrettirmiştir! Yeni­len gladyatör hemen ölmediği takdirde, boğazlanması kanun gereğidir!...
                                Bâzan de mahkûmlar, köleler ve esirler çarpıştırılıp l.syecanla seyredilin Bu gibi ça'ışmaîarda 't.a.?b&f de nüen yabancı zümrelerin Romalıları eğlendirmek için birbirini yok etmeleri medenî(!) bir an'ane hâlini almıştır! Meselâ Konstantin devrinde esir edilmiş bir "barbar" ordusunun fertleri arenada birbirleriyle çarpışmaya mecbur edilerek neş'e ile seyredildikten sonra, bir dev­let adamı resmî bir nutuk söyleyerek insanların yok edilmesini halk için bir eğlence hâline getirdiğinden dolayı imparatora teşekkür etmiştir!...
                                Bu vahşet sahneleri yalnız Roma'da değil, İtalya'nın ve Kuzey Afrika'nın bütün şehirlerinde uygulanmıştır!
                                O zamanki Romalılar kana susamış bir topluluk olarak tarif edilir ve o hâl bugünkü İspanyolların boğa güreş­lerine karşı gösterdikleri çılgınca rağbet ile karşılaştırılır. Hatta bundan dolayı imparator Markus Orelyus'un glad­yatör çarpışmalarına karşı nedense gösterdiği alâka­sızlık bir aralık Romalıları isyana sevk etmiştir!
                                İşte bu Romalılar kendilerini "medenî" saymışlar ve kendilerinden olmayanlara da "barbar" demişlerdir!

                                FIKRA

                                Temel ile Dursun konuşuyorlarmış. Temel Dursun’a sormuş. “Ula, Dursun sence insanlar mı daha akillu, yoksa hayvanlar mu?” Dursun hiç duraksamadan cevap vermiş. “Tabii ki hayvanlar daha akillu. Bizim Karabaş ben ne dersem anlayor, ama ben o ne derse anlamayrum!..”

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                İnsan ne kadar yükselirse, gönlü o kadar alçalmalıdır. Cicero

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · IZGARA KÖFTE
                                · BULGUR PİLAVI
                                · YAYLA ÇORBA
                                · ÇOBAN SALATA

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: VİSALİ: (Ar.) Er. - Kavuşma, ulaşma ile ilgili.
                                Kız: TALU: (Tür.). 1. Seçkin, seçilmiş, güzel. 2. İki kürek kemiği arası. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.


                                MANİ

                                Görele, Tirebolu
                                Giresun'da konduğum
                                Bulancak, Ordu bilir
                                Kıymetini funduğun



                                BİLMECE
                                Denizler gerçekte mavi boya olsaydı ne olurdu?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: (Karpuz)

                                Comment

                                Working...
                                X