fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 1 Temmuz 2010

    Bugün 1 Temmuz 2010 19 Recep 1431 Haziran: 18 Hızır 57 Kabotaj Kanunu Kabul Edildi (1926) - III. Ahmet'in Ölümü (1736)-Kandilli Rasathanesi kuruldu (1911)

    HADİS-İ ŞERİF

    -Bir kul ki,Allâhü Teâlâ onun kalbinden beşere merhamet yaratmamıştır,haib ve hâsir olmuştur()



    CENNETE ANCAK ALLAH'IN RAHMETİ İLE GİRİLİR
    Resûlullâh (s.a.v.) bir gün şöyle buyurdular: "Az önce Cebrail yanıma geldi ve dedi ki: 'Yâ Muhammedi Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın kullarından biri, denizin ortasındaki adada bir da­ğın başında Allah'a beş yüz sene ibâdet etti. Allâhü Teâlâ ona parmak kalınlığında, tatlı su akıtan ve birikip dağın eteğinde toplanan bir kaynak çıkardı. Bir nar ağacı, ibâdet ettiği her günün gecesinde ona bir nar veriyordu. Akşam olduğunda inip abdestini alıyor ve bu narı yiyordu. Sonra kalkıp namazını kılıyor ve eceli geldiğinde, ruhunu secde­de iken almasını ve secde hâlinde dirilinceye kadar, yerin veya başka şeyin cesedini bozmamasını Rabb'inden isti­yordu. Allah da onun duasını kabul etti.
    O kıyamet günü diriltilip Allah'ın huzuruna çıkarılınca Allâhü Teâlâ, 'Kulumu rahmetimle cennete koyun.' buyu­rur. Kul, 'Yâ Rabbi! (işlediğim) amelimle (gireyim)' der. Allâhü Teâlâ, 'Kulumu rahmetimle cennete koyun.' buyu­rur. Kul, 'Yâ Rabbi! (işlediğim) amelimle (gireyim)' der. Allâhü Teâlâ: 'Kulumun ameli ile benim ona verdiğim ni­meti kıyaslayın.' buyurur. Göz nimetinin beş yüz senelik ibâdeti kapladığı anlaşılır. Vücuddaki diğer nimetler fazla­dan (şükredilmemiş) olarak kalır. Allâhü Teâlâ, 'Kulumu cehenneme atın.' buyurur. Kul, cehenneme doğru sürük­lenince 'Yâ Rabbi! Rahmetinle beni cennete koy!' diye yal­varır. Bunun üzerine Allâhü Teâlâ, 'Onu geri getirin.' buyu­rur. Allâhü Teâlâ'nın huzurunda durdurulur. Allâhü Teâlâ: 'Ey kulum! Sen hiçbir şey değilken seni kim yarattı?' 'Şen yarattın Yâ Rabbi!' "Sana beş yüz sene ibâdet etmek için kim kuvvet verdi?' 'Sen verdin yâ Rabbi! 'Seni koca deni­zin ortasında bir dağa indiren, senin için tuzlu sudan tatlı su çıkaran, senede bir defa meyve veren ağaçtan her gece meyve verdiren, secde hâlinde ölmeyi arzu ettiğinde duanı kabul eden kimdir?' 'Sensin, yâ Rabbi!'
    Allâhü Teâlâ, 'İşte bunlar benim rahmetim iledir ve an­cak rahmetimle seni cennete girdireceğim. Kulumu cen­nete girdirin. Ey kulum! Sen ne iyi bir kulsun!' buyurur ve onu cennete girdirir."

    FIKRA

    Bizim Temel akciğer kanseriymiş. Doktorlar “İki aydan daha fazla yaşaman mucize olur!” demişler ve ümitsiz olduğu için tedaviye son vermişler. Öleceğini anlayan Temel, bütün eşiyle dostuyla helalleşmeye karar vermiş. Fakat bizim Temel gördüğü herkese kendisinin aids hastalığına yakalandığını ve iki ay içinde öleceğini anlatıyor ve helallik istiyormuş. Tabii bunu duyanlar Temel’e helallik veriyorlarmış, ama bir yandan da elini bile son bir defa sıkıp, kucaklaşmaktan kaçınıyorlarmış. Temel’in en iyi arkadası Dursun Temel’in bu yaptığını duyunca hemen onun yanına giderek; “Yahu Temel, anladık sen kanser oldun ölecen, neden millete ‘aids oldum’ diyon? Bak herkesi bir korku sardı!” demiş. Temel de “Tursun, öyle de öleceeez böyle de ölecez; bari karıyı sağlama alayım dedim!..”

    GÜNÜN SÖZÜ

    Öğretmek,iki defa öğrenmek demektir. J.Joured

    YEMEK MENÜSÜ
    · MUSAKKA
    · PİLAV
    · YOĞURT
    · MEYVE

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: SÜKUTİ: (Ar.) Er. - Susmayı seven, az konuşan.
    Kız: SEZCAN: (Tür.) - (bkz. Sezal). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    MANİ

    Denizin dibi mildir
    Beni söyleten dildir
    Mahalleler ayrı ama
    Gönüller yine birdir



    BİLMECE
    Yerin altında kırmızı minare
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: (Deve)

    Comment


    • 2 Temmuz 2010

      Bugün 2 Temmuz 2010 20 Recep 1431 Haziran: 19 Hızır 58 Peygamberimizin Kuba Mescidini İnşaa Etmesi (622) - Yunanistan Türkiye'ye Harbi (1917)-Hacda tünel faciası (1426 ölü / 1990)

      HADİS-İ ŞERİF

      -Nikahın hayırlısı,en kolay ve külfetsiz olanıdır.()



      ABDESTİN SÜNNETLERİ1- Abdeste başlarken temiz olan elleri bileklere kadar yıkamak. Temiz olmayan elleri, -diğer uzuvları kirletme­sin diye- ilk önce yıkamak farzdır.
      2- Abdeste Eûzü- Besmele ile başlamak.
      3- Abdest almaya niyet etmek.
      4- Ağza ve buruna su vermek ve bunlarda mübalağa yapmak, yani bol su vermek.
      5- Misvak kullanmak
      6- Abdest alırken tertibe riâyet etmek: Önce yüzü, sonra kolları yıkamak, sohra başı meshetmek, daha sonra da ayakları yıkamak.
      7- Abdest uzuvlarını yıkarken sağ taraflardan baş­lamak: Önce sağ kolu, sonra sol kolu; önce sağ ayağı, sonra sol ayağı yıkamak.
      8- Abdest azalarını üçer defa yıkamak. Bu üçten biri farz, diğer ikisi de sünnettir.
      9- Elleri ve ayakları yıkamaya parmak uçlarından başlamak
      10- El ve ayak parmaklarını hilallemek: el parmakları birbirine geçirilerek hilallenir. Ayak parmakları hilallenirken, sol elin serçe parmağı ile sağ ayağın serçe parma­ğından başlanması ve sol ayağın serçe parmağında bitirilmesi müstahsen (güzel)dir.
      11- Abdest suyunu bıyıkların ve kaşların altlarına ulaştırmak.
      12- Sakalın çeneden aşağıya uzamış kısmını mes­hetmek ve sık olan sakalı bir avuç su ile alt tarafından el parmaklarıyla hilallemek.
      13- Başın tamamını bir su ile yani kaplama meshetmek,
      14- Kulakları meshetmek.
      15- Boynu meshetmek.
      16- Abdest uzuvlarını iyice ovalamak.
      17- Abdest uzuvlarını ara vermeden, peşpeşe yıkamak

      FIKRA

      Temel ile Dursun 6 yıllık bir kurstan sonra pilot olmuşlar. Kısa piste uçağı indirince Temel basar küfürü; ”A..na koduklarım!.. Şu pistin boyuna bak 150 metre...” Dursun da küfreder ve ekler; “Bir de enine bak!.. En az 10 kilometre!..”

      GÜNÜN SÖZÜ

      Öğrenmek, akıntıya karşı yüzmek gibidir ilerleyemediğiniz taktirde gerilersiniz. Çin Sözü

      YEMEK MENÜSÜ
      · ETLİ TÜRLÜ
      · BULGUR PİLAVI
      · YOĞURT
      · SÜTLAÇ

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: SIRATULLAH: (Ar.) Er. - Dosdoğru yol. Allah'ın yolu.
      Kız: SEZEK: (Tür.) - Çabuk sezen, duyarlı, hassas. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

      MANİ

      Masa üstünde koku
      Açta mektubu oku
      Seni sevdim seveli
      Gelmez gözüme uyku



      BİLMECE
      Uzaktan baktım hiç yok yakından baktım pek çok
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: (Havuç)

      Comment


      • 3 Temmuz 2010

        Bugün 3 Temmuz 2010 21 Recep 1431 Haziran: 20 Hızır 59 Fatih Sultan Mehmet Köprüsü açıldı (1988)-Sultan Reşat Han'ın vefatı (1918)-Sam rüzgarlarının başlangıcı-Yağmur

        HADİS-İ ŞERİF

        -Sizin hayırlınız,hayrı umulan ve şerrinden emin olunan kimsedir.Şeririniz ise,hayrı umulmayan ve şerrinden emin olunmayandır.()



        RECEB AYINDA KILINACAK NAMAZ
        Recebin 1 'i ile 10'u arasında, 11 'i ile 20'si arasında ve 21 'i ile 30'u arasında olmak üzere sâdece birer defa kılınacak 10'ar rek'at Hacet Namazı vardır. Bunların her üçünün de kılınış şekli aynıdır. Yalnızca namazların sonlarında okuna­cak dualarda fark vardır.
        Bu namaz, mü'min ile münafığı ayırır. Bu 30 rek'at na­mazı kılanlar, hidâyete ererler. Münafıklar bu namazı kıla­mazlar Bu namazı kılanın kalbi ölmez. Bu 30 rek'at namaz Resûlullâh Efendimiz'in (s.a.v.) berberi Selmân-ı Pâk (r.a.) Hazretleri tarafından rivayet edilmiştir.
        Bu namazlar, akşamdan sonra da, yatsıdan sonra da kılınabilir. Fakat, cuma ve pazartesi gecelerinde ve bilhassa teheccüd vaktinde kılınması efdaldir.
        Kılmışı: Hacet namazına şu niyetle başlanır: "Yâ Rabbi, teşrifleriyle dünyâyı nura gark ettiğin Efendimiz hürme­tine, sevgili ayın Receb-i şerîf hürmetine, beni feyz-i ila­hîne, afv-ı ilâhîne, rızâ-yı ilâhîne nail eyle, âbid, zâhıd kulların arasına kaydeyle, dünyâ ve âhiret sıkıntıların­dan halâs eyle, rızâ-yı şerîfin için", Allâhü Ekber.
        Her rek'atte 1 Fatiha, 3 Kul yâ eyyühe'l-kâfirûn, 3 Ih-lâs-ı şerîf okuyup, 2 rek'atte bir selâm verilir. Böylece 10 rek'at tamamlanır.
        * İlk on gün içinde kılınan namazdan sonra, 11 defa "Lâ ilahe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün la yemûtü biyedihi'l-hayr. Ve hüve alâ külli şeyin kadir okunup duâ edilir.
        * İkinci on gün içinde yani Receb'in 11'i ile 20'si ara­sında kılınan 10 rek'atten sonra, 11 defa "İlahen vahiden ehaden sameden ferden vitren hayyen kayyûmen daı-men ebedâ" okunup duâ edilir.
        * Üçüncü on gün içinde, yâni Receb'in 21'i ile 30'u ara­ sında kılınan 10 rek'atten sonra da 11 kere "Allâhümme lâ mania limâ a'tayte, velâ mu'tiye limâ mena'te, velâ rad­ de limâ kadayte, velâ mübeddile limâ hakemte, velâ yen-feu ze'l-ceddi minke'l-ceddü. Sübhâne rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-vehhâb. Sübhâne rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-vehhâb. Sübhâne rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-kerîmi'l-vehhâb. Yâ veh-
        hâbü yâ vehhâbü yâ vehhâb" okunup duâ edilir. (Duâ veİbâdetler, Fazilet Neşriyat)

        FIKRA

        Dursun, bir poker oyunu sırasında fazla heyecana dayanamamış ve kalp krizi geçirip ölmüştü. Karısına haber verme işini, yakın arkadaşı Temel’e yüklediler. Temel kapıyı çaldı, karşısına çıkan taze dul Fadime’ye:
        - Ben kahveden, Dursun’un yanından celiyrum...
        - Yoksa gene mi kumar oynayi?...
        - Hee, oynaydi...
        - Gene paralari verdi kumara değil mi?
        - He, gene verdi...
        - Gebersun oyleyse!
        - He, o da oyle etti...

        GÜNÜN SÖZÜ

        Okuma ruhu yüceltir. Voltaire

        YEMEK MENÜSÜ
        · MELEMEN
        · MAKARNA
        · YOĞURT
        · MEYVE

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: SIDAM: (Tür.) Er. - Sade, yalın, düz, süssüz.
        Kız: SEZEN: (Tür.) - Duyan, hisseden, anlayan, sezgili. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

        MANİ

        Karayılan olayım
        Yollarda dolanayım
        Gösterin görümcemi
        Abisini sorayım



        BİLMECE
        İstanbul da süt pişti kokusu buraya düştü
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: (Karınca)

        Comment


        • 4 Temmuz 2010

          Bugün 4 Temmuz 2010 22 Recep 1431 Haziran: 21 Hızır 60 Barbaros'un Vefatı (1549)-Sultan Vahidüddin tahta çıktı (1918)-Cihan Pehlivanı Koca Yusuf'un vefatı (1898)-ABD'nin kuruluşu (1776)-Karamürsel'in kurtuluşu (1921)

          HADİS-İ ŞERİF

          -Hükümdar,Allâh' ın adl ve emânının yerde gölgesidir.()



          CİHAN PEHLİVANI KOCA YUSUF
          Dünyâya "Türk gibi kuvvetli" sözünü söyleten Koca Yusuf, 1858'de Şumnu (Bulgaristan)'da doğdu. Delior­man Türklerinden olup, dedeleri de pehlivandı. Yağlı güreşi önce Şumnulu İsmail Pehlivan'dan, daha sonra da Kel İsmail'den öğrendi. Aliço'dan sonra genç yaşla­rında Kırkpınar başpehlivanı oldu. Adalı Halil, Hergeleci İbrahim, Kantarcı Halil, Şumnulu Rüstem, Çolak Mümin gibi güreşçilerle müsabakalar yaptı ve üstünlüğünü dâima ispat etti. Başpehlivanlardan Kurtdereli, Koca Yusuf'un gücünü şöyle anlatır:
          "Koca Yusuf güreşte elini insanın omzuna dayadığı zaman hiçbir el esnemesi hissedilmez. İnsan ne kadar güçlü olsa elin gene kendine göre bir esnemesi vardır. Halbuki o elini dayayınca sanırsın ki insanın omuzuna bir hatal direği dayadılar. Hem de bu dayanan direği sanki arkadan bir lokomotif itiyor..."
          Koca Yusuf, 1897'de bir Fransız tüccarın yardımıyla Paris'e gitti. Bütün rakiplerini yendi. Sânı bütün dünyâya yayıldı ve Amerika'ya davet edildi. 1898 yılında Ame­rika'ya gitti. Amerika'da yaptığı bütün müsabakalarda rakiplerini yenen Koca Yusuf, karşısına büyük iddialarla çıkan ve "Amerika şampiyonu" unvanını taşıyan Ro-bert'ı yenerek dünyâca meşhur oldu.
          Koca Yusuf, Türkiye'ye dönmek üzere New York'tan 2 Temmuz 1898 Cumartesi günü ayrıldı. Fransız band-ralı "La Bourgogne" transatlantiği Atlas okyanusunda, 4 Temmuz 1898 Pazartesi günü sabahı sis içerisinde giderken, İrlanda bandıralı bir yelkenli ile çarpıştı ve 20 dakika içinde battı.
          Kazadan kurtulabilenlerden bazılarının anlattığına göre Koca Yusuf, kadın, yaşlı ve çocukların sallara bin­melerine bizzat yardımcı olmuş ve beklemiştir. Kendisi de bir sala tutunup binerken ağırlığından do'ayı bata­cağı hissine kapılanlar ellerini bıçak darbeleriyle kesip binmesine mâni olarak onu ölüme terk etmişlerdir.

          FIKRA

          Temel yurt dışında bir göl kenarında oturuyordu. Gölde avlanmak için, ruhsat gerek. Bir gün elinde olta, yem torbasıyla sahile doğru yürürken, bekçi yaklaşıp sordu: “Ruhsatınız var mı?” Temel yanıtladı: ”Paluk tutmayrum çi...” Görevli “Ama tutacaksınız?” Temel’den bir yanıt daha: “Pelçi tutarum, pelçim tutmam daa!..” Temel göle ulaştı. Kıyıya oturdu, oltaya yem taktı ve suya attı. Cebinden ruhsatı çıkardı: ”Şimdi tutayrum!..”

          GÜNÜN SÖZÜ

          O şekilde yaşamalısın ki, öldüğün zaman tabutçu bile matem tutsun. Mark Twain

          YEMEK MENÜSÜ
          · İZMİR KÖFTE
          · SOS.MAKARNA
          · ÇOBAN SALATA
          · MEYVE

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: SIBGATULLAH: (Ar.) Er. - Yaratıcı gücü, kuvveti olan Allah'ın kulu.
          Kız: SEZER: (Tür.) - Duyar, hisseder, anlar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

          MANİ

          Kırmızı gül ol da gel
          Bardaklara dol da gel
          Sen beni alamazsın
          Öğretmen ol da gel



          BİLMECE
          Açarsam dünya olur yakarsam kül olur
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: (Mektup)

          Comment


          • 5 Temmuz 2010

            Bugün 5 Temmuz 2010 23 Recep 1431 Haziran: 22 Hızır 61 Antalya'nın Düşman İşgalinden Kurtuluşu (1921)-Fransa'nın Cezayir'i işgali (1830)-Cezayir'in İstiklali (1962)-İskenderun'un kurtuluşu (1938)-Büyük İstanbul yangını (1756)

            HADİS-İ ŞERİF

            Bir kul dünyada bir kulu örterse, Allah Kıyamet günü onu mutlaka örter. Ravi: Müslim, Birr 72, (2590)



            TEŞBİH NAMAZI
            Teşbih namazı tevbenin, istiğfarın en büyüğü ve bü­tün vücutla yapılanıdır.
            Resulü Ekrem (s.a.v.), amcaları Hz. Abbâs'a (r.a.) hitaben teşbih namazı ile alâkalı şöyle buyurmuşlardır: "Ey amca! Sana on haslet haber yermekle ikram etmiş olayım ki, onu işlediğin vakit günâhının evveli ve âhiri, yenisi ve eskisi, hatâ ile ve kasden yapılanı, küçüğü ve büyüğü, gizlisi ve aşikâr olanı mağfiret edilmiş olsun... Muktedir olursan bu teşbih namazını her gün kıl. Her gün kılamazsan ayda bir kere kıl. Onu da yapamazsan senede bir, onu da yapamazsan ömründe bir kere kıl."
            Tesbîh namazı 4 rek'attir. Bu namazda 300 defa şu teşbih okunur: "Sübhânellâhi velhamdü lillâhi velâ ilahe illallâhü vallâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil-azîm."
            Bu tesbîh, namaz içinde şöyle okunur:
            15 kere, Sübhâneke'den sonra (Fâtiha'dan önce),
            10 kere, zamm-ı sûreden sonra,
            10 kere, rükûda,
            10 kere, rükûdan kalkınca ayakta (kavmede),
            10 kere, birinci secdede,
            10 kere, iki secde arasındaki oturmada (celsede),
            10 kere, ikinci secdede,
            Birinci rek'atte okunan teşbihlerin adedi 75'tir. İkinci rek'atte aynı sıralama ile yine 75 defa okunur. Üçüncü ve dördüncü rek'atler de böyle kılınır. Birinci kâdede (oturuşta) tahiyyattan sonra salli ve bârik, üçüncü rek'ate kalkınca önce sübhâneke okunur.
            Teşbih namazı, kılınması teşvik edilmiş bir namazdır. Bunu alışkanlık hâline getirmek müstehaptır. Kılmasını bilmeyenlerin de istifâde etmesi maksadıyla cemaatle de kılınabilir. (Muhtasar İlmihal, Fazilet Neşriyat)

            FIKRA

            İki karadenizli sohbet ediyorlar: “Bizum Temel, yüz metreyi 10 saniyenin altında koşayi...” Diğeri hemen itiraz etmiş: “Olmaz oyle şey! Ancak dünya rekortmeni bu kadar hızlı koşabilir!..” “Belki ama, bizum Temel kestirme bi yol biliy...”

            GÜNÜN SÖZÜ

            O da gazi olmak istedi, fakat ona anlatmak gerekti ki, şehid olmayı göze alamayan gazi olamazdı. Arif Nihat Asya

            YEMEK MENÜSÜ
            · BİBER DOLMA
            · EZO ÇORBA
            · YOĞURT
            · BÖREK

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: SEZMEN: (Tür.) Er. - Sezen, anlayan kimse.
            Kız: SEZGEN: (Tür.) - Sezen, hisseden, duyan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

            MANİ

            İstanbul’dan gelirken
            Buldum terzi iğnesi
            Sanki gideceğim gibi
            Beğenmezmiş yengesi



            BİLMECE
            Dört ayaklı ayı üstünde kabadayı
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: (Harita)

            Comment


            • 6 Temmuz 2010

              Bugün 6 Temmuz 2010 24 Recep 1431 Haziran: 23 Hızır 62 Hicaz'ın Osmanlı Sınırlarına Katılması ve Mukaddes Emanetin Yavuz'a teslimi (1517)

              HADİS-İ ŞERİF

              Ruhlar toplanmış cemaatler (gibidir). Onlardan birbiriyle (önceden) tanışanlar kaynaşır, tanışmayanlar ayrılırlar. Ravi: Buhari, Enbiya 2



              MUKADDES EMÂNETLER
              Peygamber Efendimiz'e, önceki peygamberlere, As-hâb-ı Kirâm'a ve İslâm büyüklerine âit hâtıralar ve bun­ların muhafazası için kullanılan eşyalara Mukaddes Emânetler denir. Manevî kıymetleri yanında târihî kıy­metleri ve bir san'at eseri olarak da değerlidirler. Bu emânetler İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda Mukaddes Emânetler Dâiresi'nde bulunmaktadır.
              Mukaddes emânetlerin toplanması ve muhafazası Peygamber Efendimiz zamanında başladı. Dört büyük halîfe devrinden sonra Emevî, sonra da Abbasî halîfe­leri hâtıraların toplanmasına ve saklanmasına çok îtinâ gösterdiler.
              1517'de Mısır ve Hicaz Osmanlı topraklarına katılın­ca Yavuz Sultan Selim Han buralardaki emânetleri İstanbul'a gönderdi.
              Mukaddes emânetlerin en meşhurları, Bürde-i Saa­det (Hırka-i Şerîf), Livâ-yı Saadet (Sancak-ı Şerîf)dir; diğer emânetlerden en mühimleri ise: Dendân-ı Saadet (Resûlullah Efendimizin Uhud Gazvesi'nde kırılan mü­barek dişleri), Lihye-i Saadet (mübarek sakal-ı şerifleri), Kadem-i Şerîf (mübarek ayak izi), Na'leyn-i Saadet (mübarek ayakkabıları), Seyf-i Saadet (mübarek kılıç­ları), Asây-ı Saadet, Kavs-i Saadet (mübarek yayları), Seccâde-i Saadet (mübarek seccadesi), Gasl-i Nebevî suyu (mübarek gasil suyu), Miftâh-ı Beyt-i-Muazzam (Kâbe-i Muazzama'nın mübarek anahtarları), Kamîs-i seyyid-üş-Şühedâ (Hazreti Hüseyin'in mübarek cübbe-si), Süyûf-i Cihar-Yâr (Dört Halife'ye ait mübarek kılıç­lar), Kelâm-ı-Kadîm bâ-hatt-ı Osman (Hz. Osman (r.a.) hattıyla Kur'ân-ı Kerîm) ve Kelâm-ı Kadîm ba-hatt-ı Ali (Hz. Ali (r.a.) hattıyla Kur'ân-ı Kerîm).
              Topkapı sarayında bunlardan başka dah^a sonraki tâ­rihlerde devlet adamları tarafından satın alınarak geti­rilen emânetler île Osmanlı askerleri Hicaz'dan çekilir­ken Medine müdafii Fahreddin Paşa'nm İstanbul'a gön­derdiği emânetler de vardır.

              FIKRA
              Küçük Temel, ders çalışırken babasına sordu: “Baba, Orhan Kemal çimdur?” Babası, iç çekerek yanıtladı: “Buyük yazar idi, öldi...” Temel, gözlerini kırpıştırarak söylendi: “Üzüldum... Keşkem biraz ufak yazaydi...”

              GÜNÜN SÖZÜ

              Ne kadar yükselirsen, uçmayı bilmeyenlere o kadar küçük görünürsün Nietzche

              YEMEK MENÜSÜ
              · PÜRELİ KÖFTE
              · SOS MAKARNA
              · ÇOBAN SALATA
              · TATLI

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: SIDKI: (Ar.) Er. - İç, yürek temizli-ğiyle, doğrulukla ilgili. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
              Kız: SEZGİ: (Tür.) 1. Sezme kabiliyeti, seziş. 2. Deneme ve akıl yürütme sonucu olmayıp doğrudan bilme, anlama ve kavrama, tahaddüs. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

              MANİ

              Masa üstünde roman
              Okurum zaman zaman
              Ben yârime gideceğim
              Subay olduğu zaman



              BİLMECE
              Ufacık sandık içine un bastık
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: (Sandalye)

              Comment


              • 7 Temmuz 2010

                Bugün 7 Temmuz 2010 25 Recep 1431 Haziran: 24 Hızır 63 Hatay'ın Kurtuluşu (1938)-Yeşilköy'de İlk Havacılık Okulu açıldı (1912)-Yarın akşam Mi'raç Gecesi

                HADİS-İ ŞERİF

                Allah rahmeti yüz parçaya böldü. Bundan doksan dokuz parçayı kendine ayırdı. Yer yüzüne geri kalan bir cüzü indirdi. (Bunu da -cin, insan ve hayvan- mahlukatı arasında taksim etti.) Bu tek cüzden nasibine düşen pay sebebiyledir ki mahlukat birbirlerine karşı merhametli davranır. At, (hayvan) yavrusuna basmamak endişesiyle ayağını bu sayede kaldırır. Ravi: Buhari, Edeb 19



                BİR MUCİZE

                Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: Kuceyş (müş­rikleri) bana (Mi'râc gecesi Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya) seyahat ettiğim yerlerden soruyordu. Bilhassa Mescid-ı Aksâ'ya dâ.ir (kaç kapısı var? gibi) öyle şeyler sormuşlardı ki, ben Isra gecesi onları tesbit etmemiştim. Bu cihetle o kadar sıkıldım ki, hiçbir zaman öyle sıkılma-mıştım. Bunun üzerine Allahü Teâlâ benimle Beyt-i Mak-dis arasındaki perdeyi kaldırdı. Ben Beyt-i Makdıs'i görü­yordum, ne sorarlarsa ona bakarak cevap verdim.

                Mİ'RÂC GECESİ'NDE VE GÜNDÜZÜNDE YAPILACAK İBÂDET

                O Receb-i Şerîf'in 27'nci gecesi (yarın akşam) Mi'râc Gecesi'dir. Yatsı namazından sonra 12 rek'at Hacet na­mazı kılınır. Beher rek'atte Fâtiha'dan sonra 1Ç Ihlâs-ı Şerîf okunur. Namaza niyet şöyledir: "Yâ Rabbi, rızâ-yi şerîfin için nîyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrarını göstererek muhabbetin ile müşerref kıldığın sevgili Habîbin Resûl-i Zîşân Efen­dimiz hürmetine ben âciz kulunu aff-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne ve rızâ-yı ilâhîne mazhar eyle."

                Namazdan sonra:

                • 4 Fâtiha-i Şerîfe,

                • 100 defa, "Sübhânallâhi ve'l-hamdü lillâhi velâ ilahe illallâhü vallâhü ekber. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm",

                • 100 İstiğfâr-ı şerîf,

                • 100 Salevât-ı şerîfe okunup duâ edilir.

                Bu namazda, İhlâslar 100 adet okunur veya bu namaz 100 rek'at olarak kılınırsa; -bunu yerine getiren mü'min bu namazın feyz ve bereketiyle- huzûr-i ilâhiye namaz borçlu­su olarak çıkmaz.

                $ Hadîs-i şerîfte, Mi'râc (Receb-i Şerîf'in 27.) gecesinin gününde oruç tutana altmış ay oruç sevabı yazılacağı va'dedilmiştir. O gün öğle ile ikindi arasında 4 rek'at namaz kılınır. Her rek'atte Fâtiha'dan sonra 5 Ayetü'l-Kürsî, 5 Kul yâ eyyühe'l-kâfirûn, 5 Ihlâs-ı Şerîf, 5 Kul eûzü birabbi'l-felak, 5 Kul eûzü birabbi'n-nâs sûreleri okunur. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                FIKRA

                Temel reis, bir deniz kazasından sonra ıssız ve terkedilmiş bir adaya çıkar. Aradan uzun yıllar geçer. Bir gün adanın yakınlarında bir deniz kazası daha olur. Kazadan kurtulan genç ve güzel bir kız yüzerek Temel’in bulunduğu adaya çıkar. Temel koşar ve kıza yardım eder. Genç kız kendisine yardım eden Temel’e anlamlı anlamlı bakar ve güler: “Herhalde yıllardır hasret kaldığınız bir şeye kavuşacaksınız şimdi!..” Temel birden heyecanlanır ve sorar: “Uyy! Yoksa yanunda misir uni mi var?..”

                GÜNÜN SÖZÜ

                Ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımız önemlidir. Bailey

                YEMEK MENÜSÜ

                · KARIŞIK DOLMA
                · MERCİMEK ÇORBA
                · YOĞURT
                · KAZANDİBİ TATLI

                ÇOCUĞUNUZA İSİM

                Erkek: SIDDIK: (Ar.) Er. 1. Çok doğru olan, hiç yalan söylemeyen. Hakikati kabul eden ve onaylayan kişi. 2. Kur'an'da peygamberleri vasfetmek, iman edenlerin sıfatı ve şehitlikten önde gelen makam kastedilerek zikredilmiştir. Ebu Bekir Sıddık: Hz. Ebu Bekir'in lakabı.
                Kız: SEZGİN: (Tür.) - Sezme yeteneği olan, duygulu anlayışlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                MANİ

                İplik serdim sergene
                Gönül verdim ergene
                Niye gönül verirsin
                Kendini bilmeyene



                BİLMECE

                Adamın biri baltası ile ormana gidiyormuş. Derin bir çukura düşmüş. Orada üç gün, üç gece kalmış, Orada ne yemiş?

                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: (İğne)

                Comment


                • 8 Temmuz 2010

                  Bugün 8 Temmuz 2010 26 Recep 1431 Haziran: 25 Hızır 64 Kırklareli'nin Kurtuluşu (1920)-Bevarih rüzgarlarının sonu-Bu akşam Mi'raç Gecesi'dir.

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Halka teşekkürde bulunmayan Allah'a da şükretmez. Ravi: Tirmizi, Birr 35; Ebu Davud, Edeb 12



                  Mİ'RÂC MUCİZESİResûlullâh Efendimiz (s.a.v.), hicretten bir buçuk yıl kadar önce Receb-i Şerifin 27. gecesi hem ruhen hem de bedenen, Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya, oradan da yedi kat göklere ve Cenâb-ı Hakk'ın dilediği yerlere se­yahat ettirildi, işte bu harikulade hâdisenin olduğu geceye Mi'râc Gecesi denilmektedir. Mi'râc, Resûlullâh Efendi-miz'e (s.a.v.) ihsan olunan en büyük mucizelerdendir.
                  Peygamber Efendimizin mi'râc mucizesi, cesed ve ruh ile beraber; uyanıklık hâlinde olmuştur. Resûlullâh'ın (s.a.v.) ruh ve cesed, Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya gitmesi, âyet ve hadîs ile sabittir. İsrâ Sûresi'nde "Kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan o havalisini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya yürüttü" buyurul-muştur. Bu âyette geçen abd (kul) lafzı ruhla cesedin ikisinin beraber ismidir.
                  Fahr-i Kâinat Efendimiz bu İsrâ (mi'râc) haberini insan­lara söylediği zaman birçok kimse inanmadı, îmânları zayıf olanlardan birçoğu mürted oldu, dinden döndü. Şayet rüyada olmuş olsa idi, neden inanmayacaklardı?
                  İsrâ'nın gece vâki olmasında bazı hikmetler:
                  Gecenin hâli gündüzden daha gizlidir. Mü'minlerin îmânı ziyâdeleşsin, diye gece olmuştur.
                  Allâhü Teâlâ gündüzü nûrâniyyet ile gece üzerine üstün kılmış, fakat geceyi de Fahr-i Kâinat efendimizi dilediği yerlere yükseltmek suretiyle gündüz üzerine üstün kılmıştır.
                  Geceler içinde Mi'râc gecesi mi daha faziletli yoksa Kadir Gecesi mi? diye sorulursa; mi'râc gecesi pey­gamber efendimiz hakkında daha faziletlidir, Kadir Gece­si de ümmeti hakkında faziletlidir. Zira, Kadir Gecesi ümmeti Muhammed'e diğer ümmetlerin seksen küsur yıl­lık amelinden hayırlıdır.
                  Ruh ve cesed kâbe kavseyne kadar mi'râc peygam­berimize mahsustur. Peygamberimizden başka bir pey­gambere vâki olmamıştır.
                  İsrâ hadîsini Enes b. Mâlik, Abdullah b. Ömer, ibn-i Ab-bas, Cabir b. Abdullah, Abdullah b. Mes'ûd gibi birçok sa-hâbî (radıyallâhü anhüm) rivayet etmiştir.

                  FIKRA

                  Temel çımacı olmuş, ilk kez yurt dışına gitmişti. Gemi, Liverpool Limanı’na yanaşırken, Temel iskeledeki İngiliz’e bağırdı: “tut şu halatı...” İngiliz, bir şey anlamadı tabii. Temel, bir daha seslendi: “Ula tut şu halatı...” İngiliz’de yine bir hareket yok. Sonunda Temel, ortaokuldaki İngilizcesini denedi: “Do you speak English?” İngiliz “Yes... Yes...” deyince, Temel bu kez öfkeyle bağırdı: “O zaman tut şu halatun ucuni da!..”

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Ne kadar hazin bir çağda yaşıyoruz, bir önyargıyı ortadan kaldırmak atomu parçalamaktan daha güç. Albert Einstein

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · KARIŞIK KIZARTMA
                  · EV MANTI
                  · YOĞURT
                  · SÜTLAÇ

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: SIDAL: (Tür.) Er. 1. Güç, kuvvet, dayanıklılık. 2. Olgunlaşmaya, erginleşmeye başlayan. 3. Öfkeli, sinirli.
                  Kız: SEZGİNAY: (Tür.) - Sezme yeteneği olan, duygulu anlayışlı.


                  MANİ

                  Cam dibinde küpeli
                  Dibini süpürmeli
                  Yar üstüne yar sevenin
                  Yüzüne tükürmeli



                  BİLMECE
                  Adamın biri 13. kattan düşmüş, ölmemiş. Niçin?.
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: (Bal yemiş) (Bal-tası)

                  Comment


                  • 9 Temmuz 2010

                    Bugün 9 Temmuz 2010 27 Recep 1431 Haziran: 26 Hızır 65 Timur'un Bağdat'ı İşgali (1401)-Rumeli Hisarı inşa edildi (1452)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    "Allah Teala Hazretleri diyor ki: "Ey Ademoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümid ettikçe ben senden her ne sadır olsa, aldırmam, ben seni affederim. Ey Ademoğlu! Senin günahın semanın bulutları kadar bile olsa, sonra bana dönüp istiğfar etsen, çok oluşuna bakmam, seni affederim. Ey Ademoğlu! Bana arz doluşu hata ile gelsen, sonunda hiç bir şirk koşmaksızın bana kavuşursan, seni arz doluşu mağfiretimle karşılarım. Ravi: Tirmizi, Da'avat 106, (3534)



                    PEYGAMBER EFENDİMİZİN TEBÛK GAZVESİ (H. 9, M. 630)

                    Rûm Kayseri (Bizans İmparatoru)nun Şam'da Müslü­manlar aleyhine büyük bir ordu topladığı işitilince, Re-sûlullâh (s.a.v.) Medîne-i Münevvere'de büyük bir ordu toplamaya başladı. Mekke'den ve diğer Arap kabilele­rinden asker toplamak üzere her tarafa memurlar gön­derdi. Kıtlık ve pahalılık günleri olduğundan gücü ye­tenlerin askere yardım etmelerini emretti. Kudreti olan­lar pek çok yardımlar ettiler. Hattâ Müslüman hanımlar zînet ve süs eşyalarını askere hediye ettiler. Ebû Bekir Sıddîk (r.a.) Hazretleri bütün malını harcadı. Osman Zi'n-Nûreyn (r.a.) Hazretleri de üç yüz deve yükü zahîre ve bin altın verdi. Onun üzerine Resûl-i Ekrem, Hz. Osman'a (r.a.) husûsiyle dua etti ve geçmiş ve gelecek bütün günahlarının affedilmiş olduğunu müjde buyurdu.
                    Münafıklar, "Böyle sıcak vakitlerde yola çıkmayınız." diye fesâd peşinde koşturuyorlardı. Onlara cevaben, "Cehennemin harareti daha şiddetlidir." diye buyuruldu.
                    Resûl-i Ekrem (s.a.v.), Ehl-i Beyti'ne bakmak için Hz. Ali'yi (k.v.), memleket işleri için de Muhammed bin Mesleme'yi (r.a.) Medîne'de bıraktı ve hicretin dokuzun­cu senesi Receb ayında Perşembe günü Medine'den çıktı. İslâm ordusu Medine'den Şam'a giderken yarı yolda bulunan Tebûk'de gayet az akan bir su başında durdu. Su, böyle bir büyük ordunun ihtiyâcına yetmez iken Resûl-i Ekrem, ondan abdest alınca mucize olarak bütün orduya yetecek kadar çoğaldı.
                    İslâm ordusu, Tebûk'de kaldıklarında, korkuya bürü­nen Rûm askerinden bir hareket görülmedi ve muha­rebe olmadı. Lâkin İslâm ordusunun Şâm hududuna kadar gelip de Roma devletine meydan okuması her tarafa dehşet verdi. Civardaki belde hükümdarlarının ekserisi cizye vermek üzere emân diledi. Resûl-i Ekrem de onlara birer kıt'a ahidnâme verdi.
                    Bu sıra Şam'da veba olduğu işitildi, Resûl-i Ekrem "Tâûn (veba) olan beldeye girmeyiniz." buyurdu ve Te-bûk'den ileri gidilmeyip Ramazân-ı Şerif ayında Medi­ne'ye dönüldü.

                    FIKRA

                    Temel doktorun yanından çıkınca arkadaşı yanına gelip ne teşhis konulduğunu sorar. Temel, “Sus” işareti yaparak arkadaşının kulağına eğilir ve “Gizli şeker!” der. Arkadaşı; “Tamam da niye kulağıma eğilip söylüyorsun?” deyince, Temel: “Anlamayi misun? Gizli şeker!..” diye cevap verir.

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Ne kadar bilirsen bil, anlatabildiklerin, karşındakinin anlayabileceği kadardır. Mevlana

                    YEMEK MENÜSÜ

                    · ARNAVUT CİĞERİ
                    · ERİŞTE
                    · ÇOBAN SALATA
                    · DÜĞÜN ÇORBA

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM

                    Erkek: SIDK: (Ar.) Er. 1. Doğruluk, gerçeklik. 2. Temiz kalplilik, halisiyet. 3. Sadakat.
                    Kız: SEZİN: (Tür.) Ka. - Sezme yeteneği olan, duygulu anlayışlı.

                    MANİ

                    Boynumdaki kolyenin
                    Yar verdi parasını
                    Bir kolye değil mi?
                    Çekerim sevdasını



                    BİLMECE

                    Temel her şimşek çaktığında saçını, başını düzeltiyormuş. Niçin?

                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: (Öldürmeyen Allah öldürmez.)

                    Comment


                    • 10 Temmuz 2010

                      Bugün 10 Temmuz 2010 28 Recep 1431 Haziran: 27 Hızır 66 Dünya Nüfus Günü-İstanbul zelzelesi (1894)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin. Ravi: Ebu Davud, Edeb 122, (5124); Tirmizi, Zühd 54, (2393)



                      İLMİHÂL: ...NAMAZIN VACİPLERİ
                      Namazlarda Fâtiha-i Şerîfe'yi okumak, Namazlarda farz olan kıraati ilk iki rekate tahsis etmek,
                      Fâtiha-i Şerîfe'yi, okunacak diğer sûre veya âyetler­den evvel okumak,
                      Fâtiha-i Şerîfe'ye başka bir sûre veya bir sûreye denk olacak âyeti kerîme ilave etmek,
                      İmâm olan kimsenin sesli okunacak namazlarda sesli okuması ve gizli okunacak namazlarda gizli (sessiz) okuması,
                      Vitir Namazının üçüncü rekatinde Fatiha ve zamm-ı sûreden sonra iftitâh tekbiri gibi tekbir alıp Resûlül-lâh'dan rivayet olunan Kunut duasını; Allâhümme innâ neste'înüke... okumak,
                      Üç veya dört rekatli namazların ikinci rek'atından son­ra oturmak ve gerek bu ka'den ûlâ(birinci oturuşjda ve gerek namazın sonunda farz olan ka'de-i ahîre(son oturuş)da (tahiyyât) okumak ve
                      Ka'de-i ahîrede tahiyyattan sonra selâm vermek vaciptir.

                      TAM GÜNEŞ TUTULMASI
                      Yarın (11 Temmuz Pazar günü) tam güneş tutul­ması vuku' bulacaktır.
                      Bu tutulma Güney Amerika kıtasının güney batı sahil kesiminde Arjantin ve bu hizadaki Büyük Okyanus ke­simi ve Büyük okyanusun orta ve güney kesimlerinde; Galapagos adaları, Marquesas (Fr),French Polynesia (Fr), Austral (Fr), Societ (Arch Fr.), Coook (NZ), Pit-carim (U.K.), Fiji, Yeni Kaledonya, Vanuatu adalarından gözlenebilecek, Türkiye'den gözlenemeyecektir. Tutulmanın büyüklüğü: 1.0580'dir. Başlangıcı: 11 Temmuz 2010 21.15 (Türkiye Saati) Tutulmanın ortası: 11 Temmuz 2010 22.33 Tutulmanın sonu: 11 Temmuz 2010 23.51

                      FIKRA

                      Temel ile Dursun hararetli bir şekilde iddialaşırlar. Temel: “Ula Dursun ha pen pu pinanun catusundan pi pardak suya paluklama dalarum daa.” Dursun: “Nah dalarsun ula! İmkanu yoktur!” Vardır yoktur bir milyarına iddiaya girer kafadarlar. Temel gider bir bardak su getirir ve kaldırıma koyar. ”İyi izle ula...” der, “... nasul dalacam hamsi cibi!” Dursun ise hala Temel’i umursamamakta, dalgasını geçmektedir. Temel çatıya çıkar, Dursun’a seslenir: ”Ula Dursun iyi izleyesun ha celeyrum!” Kendini boşluğa bırakır. Yere üç beş metre kala Dursun yerdeki bardağa bir tekme sallar: “Geber ula ipne Temel!..”

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Mutluluk her şeyden önce vücut sağlığındadır. Curtis

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · PATLICAN MUSAKKA
                      · ŞEH.PİLAV
                      · CACIK
                      · MEYVE

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: SUFİ: (Ar.) Er. - Tasavvuf erbabı, mutasavvıf.
                      Kız: SIDIKA: (Ar.) Ka. - Çok doğru, yalan söylemeyen. Hz. Aişe ve Hz. Meryem'in lakabı.

                      MANİ
                      Gülüm kurutmam seniYerde çürütmem seniSenelerce görmesemGene unutmam seni



                      BİLMECE
                      Bir gün filin birine araba çarpmış. Fili hastaneye kaldırmışlar. Arkadaşı sinek de yanında gitmiş. Niçin?
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: (Fotoğrafının çekildiğini sanıyormuş.)

                      Comment


                      • 11 Temmuz 2010

                        Bugün 11 Temmuz 2010 29 Recep 1431 Haziran: 28 Hızır 67 İngilizler'in Mısır'ı İşgali (1882)-Çarkdönümü fırtınası
                        HADİS-İ ŞERİF

                        Kim bir musibete uğrayıp ta Allah'a sığınarak size iltica ederse, onu koruyun. Kim Allah aşkına sizden birşey isterse, ona verin. Kim sizi davet ederse, davetine katılın. Size bir iyilik yapana siz de karşılık verin. Eğer karşılık olarak verecek birşey bulamazsanız, karşlığını verdiğinize kanaat getirinceye kadar dua edin. Ravi: Nesai, Zekat 72



                        SABÂN AYININ FAZİLETİ
                        Hz. Âişe validemiz buyurdular ki: "...Ben Resûlullâh'ın Ramazan ayından başka hiçbir ayın tamamında oruç tuttuğunu ve Sabân ayında tuttuğu oruçtan daha çok, başka hiçbir ayda oruç tuttuğunu görmedim."
                        Resûlullâh (s.a.v.) Hz. Âişe'ye (r.anhâ) "Sabân ayın­daki oruç bana en sevimli olandır." buyurduktan sonra, "Yâ Âişe! O öyle bir aydır ki, sene içinde ruhu kabz olunacakların (öleceklerin) isimleri ölüm meleğine veri­lir. Ben de ismimin, ben oruçlu iken verilmesini isterim."
                        Ümmü Seleme (r.anhâ) validemiz: "Resûlullâh Ra­mazan ayından sonra Şabân'daki kadar hiçbir ayda oruç tutmamıştır." buyurdular. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular.
                        "Receb; Allâhü Teâlâ'nın ayı, Şaban; benim ayım, Ramazan; ümmetimin ayıdır. Sabân günahlara keffâret olan aydır, Ramazan ise günahları temizleyen aydır.'
                        Bu ay, hayır kapılarının açılacağı, bereketin indirile­ceği, hatâların terk edileceği, günahların bağışlanacağı ve yaratılmışların en hayırlısı olan Resûlullah'a (s.a.v.) çokça salâvâtın getirileceği bir aydır.
                        Böyle olunca, mü'minlerin bu ayda gafletten uyanma­ları, günahlardan temizlenip geçmişte işlediği günahlar­dan dolayı tevbe ederek Ramazan ayına hazırlanmaları gerekir. Bu ayda Allah'a yalvarıp yakarmalı, ayın sahibi olan Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) vesîle kılarak Allah'a yaklaşmaya çalışmalıdır.
                        Bunları sonra yaparım diyerek tehir etmemeli(gecik-memeli)dir. Zira dünyâ üç günden ibarettir. Biri, dündür, geçmiştir; ibrettir. Diğeri bugündür, amel etme günüdür; ganimettir. Diğeri de, yarındır ki, emeldir; tehlikelidir. Ona çıkıp çıkamayacağını bilemezsin. Aylar da böyle­dir. Receb geçmiştir, tekrar dönmez. Ramazan gelecek­tir, fakat ona kavuşup kavuşamayacağını bilemezsin. Şa'bân ise iki ay arasında bir vâsıtadır. O ayda ibâdetle meşgul olmayı ganimet bilmek îcâb eder.

                        FIKRA

                        Bir çinli, bir zenci ve Temel, ceplerindeki son paraları ile aldıkları şarabı sırayla içerek Kansas caddelerinde ilerlerken bir tabelaya rastlarlar: “Eleman aranıyor.” Zenci, tabelayı görünce heyecanlanır ve işe talip olmak üzere derhal dükkana girer. Dükkandaki adam, kendisine iş soran zenciye aşağılayıcı bir bakış fırlatır ve onu dükkandan çıkartırken: “Biz burada zencileri istemiyoruz!” diye bağırır. Zenci dostunun başarısız olması üzerine bu kez Çinli şansını denemeye karar verir. Ancak sonuç hemen hemen aynıdır: “Sarı derililere iş yok, defol!” Son olarak bizim Temel girer dükkana. Dükkan sahibi Temel’i görünce gülümser ve: “Tamam dostum, yarın saat yedide gel ve işe başla.” diyerek Temel’in omzunu sıvazlar. Üç arkadaş, sevinç içinde evlerine dönerler. Temel, sabah uyanmakta güçlük çekeceği için Çinli’den kendisini uyandırmasını rica eder ve heyecanla uykuya dalar. Zenci ve çinli, ırkçı dükkan sahibine bir oyun oynamaya karar verirler ve Temel uyurken, yüzünü kömürle simsiyah yaparlar. Ertesi sabah çinli, Temel’i tam zamanında uyandırır ve işe yollar. Dükkan sahibi karşısındaki siyah suratlı adamı görünce öfkeyle bağırır: “Defol bur’dan! Sana daha dün söyledim zencilere iş yok diye!” üzüntüyle dükkandan ayrılan Temel, rastladığı bir aynada kendini görünce şaşırır ve şöyle der: “Uyyyy! Aptal Çinliii!.. Yanluş adamı uyandırmuş daaa!..”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Mutluluk elin erişebileceği çiçeklerden bir demet yapma sanatıdır. B.Goddar

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · KARIŞIK KIZARTMA
                        · SPAGETTİ
                        · YOĞURT
                        · MEYVE

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: SINGIN: (Tür.) Er. 1. Kırık, dökük. 2. Dağınık. 3. Sıkıntılı, kederli. 4. Çekingen, gözü korkmuş.
                        Kız: SIDKİYE: (Ar.) Ka. - İç yürek temizliğiyle doğrulukla ilgili,

                        MANİ

                        Dere boyu yeşillik
                        Nerde kaldı Keşirlik
                        Keşirliğe gidenler
                        İstiyor beşi birlik



                        BİLMECE
                        Çarığı çattım bacaya attım.
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: (Kan vermek için)

                        Comment


                        • 12 Temmuz 2010

                          Bugün 12 Temmuz 2010 30 Recep 1431 Haziran: 29 Hızır 68 Türk Dil Kurumu'nun Kurulması (1932)-Eğriboz Adası'nın fethi (1470)-Varto (Muş) depremi (1966)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Bağışını geri alan kimsenin durumu şu köpeğin durumu gibidir: Yalını yer, iyice doyunca kusar. Sonra kusmuğuna tekrar dönüp onu yer. Ravi: Kütüb-i Sitte, 6690



                          ŞABAN-I ŞERÎF
                          Yarın idrâk edeceğimiz Şaban ayı, Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz'in ayıdır. Bu itibarla bu ayda çok salevât-ı şe-rîfeye devam etmek lâzımdır. Yine mümkün oldukça is­tiğfar ve İhlâs-ı Şerîf okumalı, teheccüd ve tesbîh na­mazları kılmalı ve hatm-i enbiyâ yapmalıdır.
                          Şaban ayı, şerefli, ulvî, berâta erdirici, ilâhî ihsana ka­vuşturucu, mü'minlere rahmet, kâfirlere gazap olan ve ilâhî nura nail eden bir aydır. Bu ayın birinci gecesinde, yâni bu akşam, her rek'atte bir Fatiha, üç Âyetü'l-Kürsî ile bir teşbih namazı kılınır. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                          BEN RABBİMİN ÇOK ŞÜKREDEN KULU OLMAYAYIM MI?
                          Peygamber Efendimiz (s.a.v.), dâima ibâdetle meşgul olurdu. Hattâ geceleri o kadar namaz kılardı ki, çokça ayakta durmaktan mübarek ayakları şişerdi.
                          "Ya Resûlallâh! Neden kendine bu kadar eziyet veriyorsun? AHâh senin geçmiş ve gelecek günah­larını bağışlamış değil mi?" diyenlere:
                          "Ben, Rabb'imin çok şükreden kulu olmayayım mı?" diye cevap verirdi.

                          ŞABAN AYI İÇTİMÂİ, RU'YET VE BAŞLANGICI
                          Hicrî-Kamerî 1431 yılı Şaban ayı ictîmâ'ı dün (11 Tem­muz Pazar) Türkiye saati ile 22.41'dedir. Ru'yet de ise bu­gün (12 Temmuz Pazartesi) Türkiye saati ile: 12.20'dedir.
                          Hilâl'in görüldüğü yerler: Endonezya, Hint Okyanusu'n-da; Chagos Takım Adaları, Kerguelen, Amsterdam, Cro-zet, Heard, McDonald ve Mascariegnes Adaları, Mada­gaskar, Afrika kıtası ile Avustralya kıtasının kuzey doğu sahilleri. Hilal; Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarım­adasından görülebilecektir. Avrupa kıtası, Asya kıtası­nın -güney kıyıları hariç -tamamından ve Türkiye'den asla görülemeyecektir.
                          Hilâlin görüldüğü günü takip eden 13 Temmuz Salı günü de Şaban ayının (1)'idir.

                          FIKRA

                          Bir gün Temel’i kaçırmışlar. Zorro da onu kurtarmaya gelmiş. Kaçıran herifi bir iki hareketle devirdikten sonra, Zorro adamın giysilerine kılıçla “Z” harfi çizmis. Temel birkaç dakika hayranlık içinde baktıktan sonra söyle demiş: “Sağol Züpermen!..”

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Mutluluğun değerini, onu kaybettikten sonra anlarız. Plautus

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · FIRIN PATATES
                          · BULGUR PİLAVI
                          · CACIK
                          · MEYVE

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: SIRRI: (Ar.) Er. 1. Sırla ilgili, sırra ait. 2. Mistik.
                          Kız: SILA: (Ar.). - Doğup büyüdüğü yere gidip ayrı kaldığı yakınlarına kavuşma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                          MANİ

                          Bu gün ayın on dördü
                          Kız saçını kim ördü
                          Ördüyse yârim ördü
                          Ay karanlık, kim gördü



                          BİLMECE
                          Yedi delikli tokmak bunu bilmeyen ahmak.
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: (Terazi)

                          Comment


                          • 13 Temmuz 2010

                            Bugün 13 Temmuz 2010 1 Şaban 1431 Haziran: 30 Hızır 69 Kültür Bakanlığı'nın Kurulması (1971)-Kanuni Sultan Süleyman Han'ın Tebriz'i fethi (1534)-Hz.Aişe validemizin vefatı (678)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Müsafaha edin ki, kalblerdeki kin gitsin, hediyeleşin ki birbirinize sevgi doğsun ve aradaki düşmanlık bitsin. Ravi: Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 16



                            SALEVAT GETİRMEK

                            Âyet-ı celîlede "Muhakkak ki, Allâhü Teâlâ ve me­lekleri peygamber üzerine salâtta bulunurlar. Ey imân etmiş kimseler, onun üzerine salâtta, teslimi­yetle selâmda bulunun." (Ahzâb-56) buyurulmuştur. Yani, Allâhü Teâlâ ve melekleri, Muhammed Mustafâ'nın şan ve şerefini dâima ta'zim ederler. Ey îmân edenler, siz de, elinizden geldiği kadar ona hürmet ve saygıda kusur etmeyerek, salâtta bulun meselâ "Allâhümme salli alâ Muhammedin ve sellim" deyiniz, demektir.
                            Allâhü Teâlâ'dan salevât; rahmet ve mağfiret etmek, meleklerden ve insandan salevât; istiğfar, yani onlar için rahmet ve mağfiret istemektir.
                            Resûlullah'a salevât getirmek, Hicret'in ikinci yılında, Ahzâb Sûresinin 56. âyetinin indiği ve Resûlullah'a salevât ayında (Şa'bân) emrolundu.
                            Resûlullah'a salevât getirmek Allâhü Teâlâ'nın emrine uyarak, rızâsını istemek ve Resûlullah'ın üs­tümüzde olan hakkını ödemektir.
                            Resûlullah'a salevât getirmemiz, hâşâ ki, onun için Allâhü Teâlâ katında şefaat değildir. Allâhü Teâlâ bize iyilik edene mükâfatı, yâni iyilikle karşılık vermeyi ve karşılık vermekten âciz olduğumuza da duâ etmemizi emretmiştir. O halde Allâhü Teâlâ üzerimizde hadsiz, hesabsız hakkı olan Resûlullâh Efendimize, başka bir şeyle karşılık vermekten âciz olduğumuzu bildiğinden, salevât-ı şerîfe okuyarak karşılık vermeği emretti.
                            Resûl-i Ekrem'den başka peygamberlere de, -anıldık­ları zaman-, salâtü selâm okumak faziletlidir. Hadîs-i Şerifte, "Bana salevât okuduğunuz zaman, Allâhü Teâlâ'nın bütün peygamberlerine de salevât oku­yun. Zira Hak Teâlâ beni peygamber olarak gönder­diği gibi, onları da gönderdi." buyurulmuştur.
                            Kısa bir salevât-ı şerîfe: 'Allâhümme salli alâ sey-yidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.'

                            FIKRA

                            Kalpazanlar yanlışlıkla 18 milyon liralık banknotlar basmışlar. Bu banknotları nasıl elden çıkaracaklarını düşünürlerken akıllarına bizim Temel gelmiş. Temel’e bir 18 milyonluk banknot uzatıp, bozmasını istemişler. Temel almış parayı, şöyle bir bakmış, “İki dokuzluk mu olsun, yoksa üç altılık mı?..” demiş.

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Mutluluğu tatmanın tek çaresi, onu paylaşmaktır. Byron

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · ARNAVUT CİĞERİ
                            · ÇORBA
                            · M.SALATA
                            · TATLI

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: SÜFYAN: (Ar.) Er. - Ashab-ı kiramın meşhurlarından bazılarının ismi. Süfyan-ı Sevri: Kelamcı, muhaddis, alim.
                            Kız: SIRMA: (Tür.) Ka. 1. Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel. 2. Rütbe gösteren sarı şerit. Sırmadan yapılmış.

                            MANİ

                            Yatma yeşil çimene
                            Uyur uyanamazsın
                            Verme beni ellere
                            Gönül dayanamazsın



                            BİLMECE
                            Uzaktan baktım bir karataş yanına gittim dört ayak bir baş.
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: (Baş)

                            Comment


                            • 14 Temmuz 2010

                              Bugün 14 Temmuz 2010 2 Şaban 1431 Temmuz: 1 Hızır 70 II.Viyana Kuşatması (1683)-Fransız İhtilali (1789)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Allah'ın kitabını okumak ve ders yaparak onu mutaala maksadıyla Allah'ın evlerinden birinde veya başka bir yerde bir araya gelen cemaate, muhakkak ki, Allah gönül huzuru verir. Onları rahmet ve lütfuna boğar. Melekler onların etrafını sarar ve Allah onları -Mele-i 'Âlâda- yanında bulunanların huzurunda överek anar. Ravi: Tirmizi, İlm 2



                              TA'DÎL-İ ERKÂNA RİÂYET
                              Namazlarda tâdil-i erkâna riâyet, İmam Ebû Yûsuf'a göre, -bir rükün olduğundan- farzdır. Bundan maksat, namazın kıyam, rükû ve secde gibi her rüknünü sükû­netle yerine getirmek ve bu rükünleri yaparken her âzâ (organ)nın yerine yerleşmiş olmasıdır.
                              Rükûdan kıyama kalkarken vücut dimdik bir hâle gel­meli ve sükûnet bulmalı, en az bir kere, "Sübhânallâhi'l-azîm" diyecek kadar ayakta durup sonra secdeye var­mak her iki secde arasında da böylece bir teşbih miktarı durmak sünnettir.
                              Tâdil-i erkân, İmam-ı A'zam ile İmam Muhammed'e göre vâcibdir. Binâenaleyh farz olduğu takdirde, tâdil-i erkâna riâyet edilmeksizin kılınan bir namazı yeniden kılmak lazımdır.
                              Vacib olduğu takdirde ise, tâdil-i erkânı terkten dolayı sehiv secdesi lâzım gelir Fakat böyle bir namazı -vacib bilerek lerk etmek taftnmen mekruh olduğu için- yeni­den kılmak evlâdır. Böylece insan ihtilâftan kurtulmuş olur.
                              Namazdan manevî bir zevk duyanlar, namazda tâdil-i erkâna riâyet ederler, acele etmekten sakınırlar. Acele etmeyi saygıya ve edebe aykırı görürler.
                              İbâdetle geçen zamanlar hayatın en faydalı ve en kıy­metli saatleridir. Boş yere veya geçici bir fayda uğrunda zamanlarını harcayan insanların namaz gibi ulvî bir ibâ­detten, ebedî bir saadet vesîlesinden, lâhûtî bir huzur neşvesinden bir an evvel çıkıp kurtulmaya çalışmaları pek garip ve acınacak bir hâl değil midir?

                              SAĞLIKLI YOLCULUK
                              Midenin boş bulunması veya sulu gıdaların alınmış olması vasıtalarda baş dönmesine veya mide bulantısı­na sebep olacağından vasıtaya binmeden önce susuz ve hafif yemek yemelidir.

                              FIKRA

                              Temel ile Cemal bir gün lüks bir otelin lobisinde harika bir hatun görürler. Temel der ki, “Ula Cemal, gidip bi’ bakayım, bu kadından iş çıkar mı?” Temel yaklaşır kadına, sorar:
                              - Benimle bi’ yemek yer misiniz?
                              - Bahse girerim şu kapıdaki Mercedes sizin değil.
                              - Değildir.
                              - Şöyle iyi durumda bir banka hesabınız da yoktur sanırım.
                              - Yoktur.
                              - Karadeniz kıyılarında şöyle iki katlı bir çiftlik eviniz de yoktur herhalde?
                              - Yoktur.
                              - Ha’di o zaman çek arabanı!
                              Temel boynu bükük döner Cemal’ın yanına.
                              - Ula Cemal, benim Limuzin’i sana versem Mersedes’ini bana verir misin?
                              - Veririm Temel’im.
                              - Bi’ telefon etsem kendi bankamda bana hesap açarlar mı?
                              - Açarlar Temel’im.
                              - Tamam da, herhalde bizim peder üçüncü katı yıkmama izin vermez!..

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Metodu olan topal, metotsuz koşandan daha çabuk ilerler. Francis Bacon

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · PİLİÇ SOTE
                              · ERİŞTE
                              · M.SALATA
                              · ÇORBA

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: SİYAMI: (Ar.) Er. - Oruç tutan, oruçlu, kötülükten kaçınan.
                              Kız: SIRRİYE: (Ar.) Ka. - 1. Sırla ilgili, sırra ait. 2. Mistik.

                              MANİ

                              İndim dere akmıyor
                              Yârim bana bakmıyor
                              Yolladığım çiçekler
                              Kurumuş ta kokmuyor



                              BİLMECE
                              Yeşil mantolu, Kırmızı elbiseli, Siyah düğmeli.
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: (Kaplumbağa)

                              Comment


                              • 15 Temmuz 2010

                                Bugün 15 Temmuz 2010 3 Şaban 1431 Temmuz: 2 Hızır 71 Haçlılar'ın Kudüs'ü İşgali (1099)-Cezayir'in Osmanlılar tarafından fethi (1516)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Makbul sabır, musibetle karşılaştığın ilk andakidir. Ravi: Tirmizi, Cenaiz 13



                                BEDBAHT OLMAMAK İÇİN
                                Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular:
                                (Kendisinin başkalarından fazîletli olduğunu zan edip) böbürlenen, Kebîr ve Müteâl olan Allah'ı unutan kul, ne bedbaht kuldur!
                                Kibirlenip zulmeden ve en yüce kudret ve kuvvet sa­hibi (Allâhü Teâlâ'yı) unutan kul, ne bedbaht kuldur!
                                Gaflete dalarak gülüp oynayan ve kabirleri ve (toprak altında) çürümeyi unutan kul, ne bedbaht kuldur!
                                Azan, taşkınlık gösteren ve başlangıcı ile âkibetini (sonunu) unutan kul, ne bedbaht kuldur!
                                Dini dünyaya âlet eden kul, ne bedbaht kuldur!
                                Dine şüpheler karıştıran kul, ne bedbaht kuldur!
                                Hırs ve tama'ın sevk ettiği kul, ne bedbaht kuldur!
                                Nefsin arzularının dalâlete düşürdüğü kul, ne bed­baht kuldur!
                                Açgözlülüğün hor ve zelil ettiği kul, ne bedbaht kuldur!

                                KIBLE SAATİ VE DÜNYÂ KIBLE GÜNÜ NEDİR?
                                Kıble saati kısaca; güneşe bakılarak kıblenin tesbit edilebildiği saattir.
                                Güneşin, bulunduğumuz yerin kıble zaviyesine (açısı­na) denk geldiği dakikada güneşe dönen kimse kıbleye dönmüş olur. Namaz vakitleri gibi günlük olarak değişir.
                                Kıble saati, kıble tesbitinde en sıhhatli yoldur.
                                Dünya kıble günleri ise, aynı kıble saatinin bütün dünyâ için geçerli olduğu hususî günlerdir.
                                Senede iki defa, 28 Mayıs Türkiye saati ile 12.18'de ve 16 Temmuz saat 12.27'de güneş tam Kâ'be-i Muazzama üzerinde bulunur.
                                Bu iki vakitte, dünyânın o anda gündüz olan yerlerin­den herhangi birinde güneşe dönen kimse, aynı zaman­da Kâ'be-i Muazzama'ya yani KIBLE'ye dönmüş olur. Böylece bir yerin kıble yönü kolayca ve isabetli olarak tâyin edilebilir.
                                Bu sebeple, 28 Mayıs ve 16 Temmuz tarihleri, Dün­ya Kıble Günü olarak kararlaştırılmıştır.

                                FIKRA

                                Rize Lisesi’nde, dilbilgisi dersindeyiz. Konu: fiil çekimleri ve zamanlar... Orta yaşlı, babacan öğretmen soruyor: “Evleneceğim...” dersem, bu hangi zaman olur?” En arkadan cevap gelir: “Punun zamani geçmiştur öğretmenum!..”

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük is gelmeyenlerdir. Eflatun

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · SALÇALI KÖFTE
                                · MAKARNA
                                · M.SALATA
                                · MEYVE

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: SULBİ: (Ar.) Er. - Birinin sulbünden gelme, kendi evladı, oğlu.
                                Kız: SIYANET: (Ar.) Ka. - Koruma, korunma.

                                MANİ

                                Kaşıklıkta kaşığız
                                Biz yârimle aşığız
                                Bizi kimse ayıramaz
                                Saç gibi dolaşığız



                                BİLMECE
                                Et dedim met dedim git şuraya yat dedim.
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: (Karpuz)

                                Comment

                                Working...
                                X