fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 2 Aralık 2010

    Bugün 2 Aralık 2010 26 Zilhicce 1431 T.Sani: 19 Kasım 25 Mars'a ilk vasıta indi (1974)-Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin açılışı (1962)

    HADİS-İ ŞERİF

    Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Ravi: Tirmizi



    ASHÂB-I KEHF

    Ashâb-ı Kehf, Şâm yakınlarında bir şehirden, her biri­si asilzade birkaç yiğit idiler. İsimleri; Yemlîhâ, Mislînâ, Mekselinâ, Mernûş, Debernuş, Şâzenûş, Kefeştetayyûş idi. Beldenin Kralı Dakyânus ilâhlık dâvasına kalkmış, halkını kendisine taptırıyordu. Allâhü Teâlâ gençlere hi­dâyet verdi ve birliğini kalplerine ilham etti. Onlar ihlâs-la müslüman oldular.
    Bu haber Dakyanus'a ulaşınca onları huzuruna ge­tirtti ve dinlerinden dönmeğe zorladı. Onlar, Allâhü Teâlâ'ya itaatkâr kaldılar. Gece olunca şehri terk ederek civarda bulunan dağdaki bir mağaraya sığındılar. Kıtmîr diye seslendikleri köpekleri de onları takip etti. Orada yattılar, uyudular. Kıtmîr de ön ayaklarını mağaranın kapısı önüne uzattı, başını iki ayağının üstüne koydu ve yattı, uyudu.
    Mağarada 309 yıl kaldılar. Kral Dakyanus'tan sonra şehre Hz. îsâ'nın (a.s.) dininden yeni beyler geldi. Onlar zamanında öldükten sonra dirilmeyi inkâr edenler çıktı, nicelerinin itikadı bozuldu. Allâhü Teâlâ da ölümden sonra dirilmenin hak olduğunu göstermek için onları uyandırdı. Ashâb-ı Kehfin haberi duyulunca bütün halk itikadını düzeltti.

    DÜNYÂ VE ÂHİRETTE AFİYET İSTE

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hasta bir adamı ziya­ret etti. Hastalıktan zayıflamış, kuş yavrusu kadar kal­mıştı. Resûl-i Ekrem ona "Sen duâ etmez miydin, Rab-binden âfiyet^dilemez miydin?" diye sordu. Adam dedi ki: "Allah'ım! Ahi rette bana vereceğin bir ceza varsa onu tez elden bana dünyâda ver! diye dua ederdim" dedi.
    Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle bu­yurdu: "Sübhânallâh! Şen buna takat getiremez, güç yetiremezsin. 'Rabbena âtinâ fi'd-dünya haseneten ve fi'l-âhireti haseneten ve kına azâbe'n-nâr' diye dua et­sen ya!.." Sonra o kimse böyle duâ etmeğe devam etti ve iyileşti. Bu duanın meali şöyledir: (Allah'ım! Bize dünyâda ve âhirette iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru)

    FIKRA

    Cenevre Tarım Konferansı'nda katılımcıların her biri yaptıkları çalışmaları ve sonuçta gerçekleştirdiklerini verim artışını anlatıyorlarmış. Sıra Temel'e gelince;
    - Kuru fasulyeye gül aşıladuk!
    - Peki, bunu niye yaptınız?
    - Yellenince gül kokayi!..

    GÜNÜN SÖZÜ

    İşi çok olanların gözyaşları için vakitleri yoktur. LORD BYRON

    YEMEK MENÜSÜ
    · MERCİMEK ÇORBA
    · KIYMALI BEZELYE
    · PİRİNÇ PİLAVI
    · TAHİN HELVA

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: ŞEYBAN: (Ar.) Er. - Saçlarına ak düşmüş yaşlı kimse. Moğol hükümdarlarından birisi.
    Kız: ŞEYBE: (Ar.) Ka. - Saçlarına ak düşmüş yaşlı kimse. Moğol hükümdarlarından birisi.

    MANİ

    mardin mardin içinde
    mardin dağlar içinde
    mardine dokunmayın
    çünkü sevdiğim içinde



    BİLMECE
    Temel, kaç yaşında olduğunu niye bilmiyormuş?
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: (İkinci olur)

    Comment


    • 3 Aralık 2010

      Bugün 3 Aralık 2010 27 Zilhicce 1431 T.Sani: 20 Kasım 26 Hasan Basri Çantay'ın Vefatı (1964) - Sultan II.Selim'in Ölümü (1574)-Kıyafet Kanunu'nun TBMM'de kabulü (1934)-Şiddetli Soğukların başlaması-Dünya Özürlüler Günü

      HADİS-İ ŞERİF

      Kim kendisi için Allah'ü Teala'nın nezdinde olan mükafatını bilmek isterse Allah'ü Teala için yaptığı amellere baksın. Ravi: Ebu Nuaym, Hilyetü'l - Evliya



      İSLÂM TARİHİ: HİCRETTEN BİR LEVHA

      Hz. Ebû Bekir (r.a.) Hicret'i şöyle anlattı: "Biz geceleyin yola çıktık. O günün gecesinde süratle yola devam ettik. Gün aydınlanana kadar yürüdük. Öğle sıcağı kendini gös­terdi. Sığınabileceğimiz bir gölge bulabilir miyim diye etrafa bir göz attım. Bir kaya gördüm. Gidip baktım, güne­şin az bir gölgesi kalmıştı. Resûlullah (s.a.v.) için orayı düzelttim ve bir kürk serdim: "Biraz uzan, yâ Resûlallâh!" dedim. O da uzandı. Bizi takip eden birini görebilir miyim, diye çıkıp baktım, bir çoban gördüm. Ondan süt istedim.
      Bana biraz süt sağdı... Resûlullâh'a getirdim. Yanına vardığımda uyanmıştı. "Buyurun, için yâ Resûlallâh!" de­dim. İçti, ben de memnun oldum.
      Sonra "Yola ne zaman çıkalım, yâ Resûlallâh?" eledim. Hemen yola çıktık. Bizi arayanlar vardı, fakat şimdiye kadar Sürâka bin Mâlik'ten başka kimse bizi bulamamış­tı. Sürâka atının üzerindeydi. Ben, yâ Resûlallâh, arayan­lardan Sürâka bize yetişecek, dedim. Resûlullah "Üzül­me. Muhakkak Allah bizimle beraberdir." buyurdu.
      Sürâka o kadar yaklaşmıştı ki, onunla aramızda bir mız­rak veya iki üç mızrak atımı kadar bir mesafe kaldı. Ben, "yâ Resûlallâh bu adam bize yetişecek!" dedim ve ağ­ladım. Resûlullah, "Neden ağlıyorsun?" diye sordu. "Allah'a yemin ederim ki, ben kendim için değil, sizin için ağlıyorum!" dedim. Bunun üzerine Resûlullah, "Allah'ım, bizi o adamın şerrinden dilediğin şekilde koru!" diye duâ eder etmez Sürâka'nın atının ayakları sert toprağa battı, karnına kadar yere gömüldü. Sürâka hemen atından yere sıçradı ve 'Yâ Muhammedi Biliyorum ki bu senin işin. Beni içinde bulunduğum bu felâketten kurtarması için Allah'a duâ et. Allah'a yemin ederim ki, seni aramak için arkam­dan gelenlere izini kaybettireceğim. Bu da benim oklu­ğum. Ondan bir tane ok al. Çünkü sen falan yerdeki deve­lerimin ve koyunlarımın olduğu yerden geçeceksin. (Oku göstererek) ne kadar ihtiyacın varsa onlardan al.' dedi. Resûlullah, "Benim onlara ihtiyacım yok." buyurdu ve onun kurtulması için duâ etti. Sürâka kurtulup arkadaş­larının olduğu tarafa doğru dönüp gitti. Resûlullah ile be­raber Medine'ye varıncaya kadar yolumuza devam ettik.

      FIKRA

      Temel çok içiyormuş. “Bu kadar çok içme de seni ustabaşı yapalım!” demişler. Temel; “Valla pen içince mühendiz olayrum!..” demiş.

      GÜNÜN SÖZÜ

      Acı çekmek, ölmekten daha çok cesaret ister. NAPOLEON

      YEMEK MENÜSÜ
      · TARHANA ÇORBA
      · ARNAVUT CİĞERİ
      · PİRİNÇ PİLAVI
      · PİYAZ

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: ŞEVKİ: (Ar.) Er. - Şevkle ilgili, şevke ait, neşeli.
      Kız: ŞEVVAL: (Ar.). - Hicri takvime göre yılın 10. ayı, ilk üç günü Ramazan bayramıdır (Fıtır Bayramı). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

      MANİ

      Masa Üstünde Çiçek
      Çiçek Üstünde Böcek
      Benim Sevdiğim Yarim
      Sigara İçmiyecek



      BİLMECE
      "İçinde değil" ifadesine zıt anlamlı kelime nedir?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: (O zamanlar çok küçük olduğu için)

      Comment


      • 4 Aralık 2010

        Bugün 4 Aralık 2010 28 Zilhicce 1431 T.Sani: 21 Kasım 27 Cemel Vakası (656)-İnönü, Churchil ve Roosevel'in Kahire Konferansı (1943)-Şiddetli soğuklar ve yağışlar

        HADİS-İ ŞERİF

        Dünyada her yükselen şeyi sonunda muhakkak Allah'ü Teala aşağılatmayı murad buyurur. Ravi: Müslim



        GİZLİ ŞİRKTEN SAKININ

        Resûlullah (s.a.v.) bir gün bizim yanımıza geldi ve şöyle buyurdu:
        "Ey insanlar, gizli şirkten sakının!"
        Ashâb-ı Kiram, Yâ Resûlallâh! Gizli şirk nedir? diye sordular.
        Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Bir kim­se kalkıp namaz kılar -ve başkaları kendisini gördüğü için de- namazını güzelleştirir. İşte, gizli şirk budur."

        "HANIMLARINIZLA GÜZEL GEÇİNİNİZ"

        Erkeklerin kadınlar hakkında yapmaları gereken bir takım vazifeleri vardır. Hanımlarını muhafaza etmek; helâl yedirmek, giyindirmek, temel dînî bilgilerini öğret­mek, onlara zulüm ve eziyet etmemek, -insanlık hâli-kadın bir şeyden canı sıkılıp da öfkelenecek olursa tahammül edivermek bunlardandır.
        Âyet-i celîlede -meâlen- "...Ve onlarla (hanımlarınız­la) iyi bir şekilde geçininiz. Şayet tabiatınıza hoş gelmezse; olabilir ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda birçok hayırlar yaratmış bulunur." (Nisâ-19) buyurulmuştur.
        Yani sırf nefsiniz hoşlanmadığından dolayı ayrılmağa kalkmayınız, sabrediniz.
        Peygamber Efendimiz (s.a.v) "Mü'minlerin îmân cihe­tinden en kâmili, ahlâk cihetiyle en güzeli, ailesi hak­kında en geçimli olanıdır." diğer bir hadîsi şerîfte de,
        "Kibirlenip ailesine şiddet gösteren kimseye Hak Teâlâ buğzeder." buyurmuşlardır.
        Hanımların kocalarına hürmette kusur etmemeleri gerektiği gibi erkeklerin de hanımlarına karşı vazifele­rine dikkat ve itinâ etmeleri ve hanımlarına lütuf ile mua­mele edip gerektiğinde gönül dahi almaları lâzımdır.
        Kadınlar ile güzelce geçinmek; sadece onlara eziyet etmemek değil, onlara, güzel ahlâk ile muamele edip, bazı kusurlarına tahammül etmektir.

        FIKRA

        Bir tır şoförü kaza yapıp Temel'in evinden içeri girmiş.
        - Yolumu şaşırdım da... Rize'ye nasıl cideceğum?
        - Koridoru geçeysun, salondan sağa sapaysun, tümdüz cideysun!..

        GÜNÜN SÖZÜ

        Tatlı şeyler, sonu iyi biten acılardır. AESKHYLOS

        YEMEK MENÜSÜ
        · YAYLA ÇORBA
        · İZMİR KÖFTE
        · SOSLU MAKARNA
        · MEVSİM SALATA

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: ŞEZRE: (Ar.) Er. - İşlenmemiş ham altın. Süs için asılan inci ve altın.
        Kız: ŞEYMA: (Ar.) 1. Bedeninde ben veya benzer bir izi olanlar. 2. Hz. Peygamber'in süt kardeşi.

        MANİ

        masa üstünde koku
        al şu mektubu oku
        boyabata gidemessem
        yakarım bu istanbulu



        BİLMECE
        En duygusal köfte hangisidir?
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: (İçinde)

        Comment


        • 5 Aralık 2010

          Bugün 5 Aralık 2010 29 Zilhicce 1431 T.Sani: 22 Kasım 28 Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının Tanınması (1934)-Nuruosmaniye Camii ibadete açıldı (1755)

          HADİS-İ ŞERİF

          Kim Aşura gününde çoluk çocuğunun nafakasını arttırırsa Allah'ü Teala senenin tamamında ona rızık genişliği verir. Ravi: Muhtaru'l - Ehadis



          ZİLHİCCENİN SON GECESİ YAPILACAK İBÂDET

          Zilhiccenin son gecesi mümkünse bir Teşbih Namazı kılı­nır ve bir Hatm-i Enbiyâ yapılır. (Hatm-i Enbiyâ'nın tarifi, Duâ ve İbâdetler isimli kitabımızda vardır.) Keza, zilhiccenin son gecesi, akşam ile yatsı arası, 10 rek'at namaz kılınır. Namaza şöyle niyet edilir: "Yâ Rabbî, geçen seneyi benden razı olarak ayır. Sâdır olan isyanımı hasenata tebdîl eyle. Beni hidâyet-i ilâhiyene ve rızâ-yı ilâhîne mazhar eyle."
          Her rek'atte; 7 Fâtiha-i Şerîfe, 7 Âyetü'l-Kürsî, 7 İhlâs-ı Şerîf okunur. İki rek'atte bir selâm verilir.
          Namazdan sonra, mümkünse en az 11 tevhîd, 11 istiğ­far, 11 salevât-ı şerîfe okunur ve duâ edilir.
          Zilhiccenin son günü, aynı zamanda senenin son günüdür. Bu günde mümkünse oruçlu bulunmak fazîletli bir ibâdettir.

          MUHARREM AYININ BİRİNCİ GÜNÜNDE NE YAPILIR?

          Muharremin birinci gününde, her birinde besmele çeke­rek, bir defada 1000 İhlâs-ı Şerîf okuyanları, Cenâb-ı Hakk lütfuyla, keremiyle bu âlemden kul borcu ile huzuruna getirmeyecektir.
          Muharrem ayının birinden onuna kadar 10 gün oruç tut­mak fazîletli ibadetlerdendir. Bu on günlük orucu tutama­yanlar, mümkünse 8, 9 ve 10. günlerde oruç tutmalıdırlar. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) 9. günü seferde bulunduğun­dan yalnız 10. günü oruç tutmuşlar ve "Sağ olursak gele­cek sene 9. günü de tutarız." buyurmuşlardır.
          Bu ayın perşembe, cuma, cumartesi günlerinde peş peşe oruç tutulursa 900 senelik nafile oruç sevabı verilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

          MUHARREM AYI İÇTİMÂİ, RU'YET VE BAŞLANGICI

          Hicrî-Kamerî 1432 yılı Muharrem ayı içtimâi bugün (05 Aralık Pazar) Türkiye saati ile 19.36'dadır. Ru'yet ise yarın (06 Aralık Pazartesi) Türkiye saati ile 10.54'dedir.
          Hilâl'in görüldüğü yerler: Endonezya, Hindistan, Hint Ok-yanusu'nda; Chagos Takım Adaları, Kerguelen, Amsterdam, Crozet, Heard, McDonald ve Mascariegnes Adaları, Mada­gaskar, Afrika kıtası ile Avustralya kıtasının doğu sahilleri ha­riç tamamı. Hilal; Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap ya­rımadasından görülebilecek, Avrupa kıtası ile Asya kıta­sının -güney kıyıları hariç- tamamından ve Türkiye'den asla görülemeyecektir.
          Hilâlin görüldüğü günü takip eden 07 Aralık Salı günü de Muharrem ayının (1 j'idir.

          FIKRA

          Trabzon’u gezmekte olan turist, “Allah allah... Burada herkesin bıyığı var!” deyince Temel, burnuna dikkat çekerek, “Piz önemli ve değerli şeylerun altıni çizeruz!..” der.

          GÜNÜN SÖZÜ

          Hiçbir şey, acıdan daha hızlı gelemez. BAİLEY

          YEMEK MENÜSÜ
          · MERCİMEK ÇORBA
          · ISPANAK BORANİ
          · GÜL BÖREK
          · YOĞURT

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: ŞENYAŞAR: (f.t.i.) Er. - Yaşamı, neşeli mutlu geçen kimse.
          Kız: ŞEZA: (Ar.) Ka. - Kokulu şeylerin kokusu.

          MANİ

          Evleri var çiftlik gibi,
          Yolları var iplik gibi,
          Biz Ayşe’yi gelin alıyoruz,
          Kınalı keklik gibi.



          BİLMECE
          İnek kuyruğunu neden sallar?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: (İçli köfte)

          Comment


          • 6 Aralık 2010

            Bugün 6 Aralık 2010 30 Zilhicce 1431 T.Sani: 23 Kasım 29 Türkiye'de İlk Kitabın Basılması (1729)-Ali Kuşçu'nun vefatı (1474)-Kuzey Rüzgarlarının başlaması-Fransa Kralının Kanuni'den yardım istemesi (1525)

            HADİS-İ ŞERİF

            Biriniz esnediği zaman, elini ağzına kapasın; ağzını açıp tuhaf sesler çıkarmasın. Zira şeytan bundan dolayı güler. Ravi: Muhtaru'l - Ehadis



            MUHARREM AYI

            Muharrem ayı, hicrî senenin birinci ayıdır. Bü ayın ilk gecesi, (bu akşam) akşam ile yatsı arasında Allâhü Teâlâ'nın rızâsı için iki rek'at namaz kılınır. Namaza şöyle niyet edilir: "Yâ Rabbî, bizi yetiştirmiş olduğun bu seneyi hakkımızda mübarek kılman; afv-ı ilâhine, feyz-i ilâhîne mazhar kılman; dünyevî ve uhrevî saadetlere nail eylemen için." Allâhü Ekber.
            Her iki rek'atte 7 Fâtiha-i Şerife, 7 Âyetü'l-Kürsî, 7 İhlâs-ı Şerif okunur. Namazdan sonra:
            11 defa: "Lâ ilahe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemût. Biyedihi'l-hayr. Ve hüve alâ külli şeyin kadir."
            11 İstiğfâr-ı Şerîf,
            11 Salavât-ı Şerîfe okunup duâ yapılır.
            Duada, geçmiş senenin günâhlarının affı ve yeni se­neye günahsız girmek için iltica edilir.
            Muharremin birinci gecesi ayrıca şu şekilde niyet ederek bir Tesbîh Namazı kılınır:
            "Yâ Rabbî, bu yeni senede beni mağfiret-i Nahi­yene, rızâ-yı ilâhîne ve hidâyet-i ilâhîne mazhar eyle. Yeni açılan amel defterimi rızâ-yı ilâhîne muvafık amel ile doldurmayı bana nasip eyle. Beni gadab-ı ilâhîne dûçâr edecek amellerden muhafaza buyur."
            Teşbih namazında (15 tesbihden sonra) şunlar okunur:
            1. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Âyetü'l-Kürsî,
            2. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Âmene'r-Rasûlü... (Sûre-i Âl-i İmrân'ın ilk 2 âyeti de ilâve edilerek)
            3. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Hüvellâhüllezî...
            4. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 İhlâs-ı Şerîf.
            Namazdan sonra istiğfar edilir, salayât-ı şerîfe geti­rilir ve arkasından duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

            FIKRA

            Temel Eskişehir'den Ankara'ya gitmek ister, ancak yanlış trene biner. Karşısındakine nereye gittiğini sorar. İstanbul'a gittiğini öğrenince; “Teknoloji ne kadar celişti, pen purada oturayrum Ankara'ya, sen carşumda oturaysun İstanbul'a cideysun!..” der.

            GÜNÜN SÖZÜ

            Dünkü acılar, bugünkü sevinçlerin kaynağını oluşturur. POLLOK

            YEMEK MENÜSÜ
            · SAHAN KÖFTE
            · SOSLU MAKARNA
            · MEVSİM SALATA
            · MEYVE

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: ŞERAFET: (Ar.) Er. - Şerefli olma hali. Soydanlık, asalet. Hz. Muhammed (s.a.s)'in soyundan olma.
            Kız: ŞERMİN: (Fars.) Ka. - Utangaç, mahcup.

            MANİ

            Elbisesi beyazdan,
            Ben anlamam niyazdan,
            Şimdi başım dumanlı
            Konuşuruz birazdan



            BİLMECE
            Limon ne zaman sıkılır?
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: (Sütüne sinek düşmesin diye)

            Comment


            • 7 Aralık 2010

              Bugün 7 Aralık 2010 1 Muharrem 1432 T.Sani: 24 Kasım 30 Kilis'in Kurtuluşu (1921)-Hicri Yılbaşı (1432)-Japonya'nın ADB'ye Pearl Harbour baskını (1941)

              HADİS-İ ŞERİF

              Bir ihtiyacı için çok dua eden kimseye, o ihtiyaci verilsin veya verilmesin, Allah'ü Teala bereket verir. Ravi: Beyhaki, Şuabü'l - İman



              KIYAMET GÜNÜNDE İNSANOĞLU

              Hz. Enes'den (r.a.) rivayet edilmiştir; Resûlullâh Efen­dimiz (s.a.v.) buyurdu ki:
              "Kıyamet günü insanoğlu adetâ bir kuzu gibi getirilip Allâhü Teâlâ'nın huzurunda durdurulacak. Allâhü Teâlâ, 'Sana (hayat ve afiyet) verdim, mal ve hizmetçi verdim ve sana (peygamber gönderip kitap indirerek) ihsanda bulundum; sen ne yaptın?' buyuracak. Kul şöyle cevap verecek: 'Onları biriktirdim, artırdım ve olduğundan da­ha fazla olarak (dünyâda) bıraktım. Beni (dünyâya) gön­der de onların hepsini sana getireyim.'
              Allâhü Teâla (tekrar) '(Âhiret için .hayırdan) Takdim ettiklerini bana göster!' buyuracak. İnsanoğlu diyecek ki: 'Ey Rabb'im! Onları biriktirdim, artırdım ye olduğun­dan daha fazla olarak bıraktım. Beni (dünyâya) gönder de hepsini sana getireyim.'
              Bir de görülür ki kul, hayır namına bir şey takdim et­memiş, getirmemiştir. Sonra cehenneme götürülür.

              MUHARREMİN BİRİ İLE ONU ARASINDA KILINACAK NAMAZ

              Muharrem ayının 1'i ile 10'u arasında bir defa olmak üzere, 2 rek'atte bir selâm vererek 6 rek'at namaz kı­lınır. Bu namaz akşamla yatsı arasında kılınabileceği gibi, bu vakitte kılınamadığı takdirde yatsıdan sonra da kılınabilir. Namaza şöyle niyet edilir:
              "Niyet eyledim Yâ Rabbî senin rızâ-yı şerîfin için namaza. Herhangi bir komşumun ve din kardeşimin veya herhangi bir kimsenin bana hakkı geçmiş ise bu hakkın ödenmesi için." Allâhü Ekber...
              1. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Âyetü'l-Kürsî, 11 İhlâs-ı Şerîf.
              2. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 10 İhlâs-ı Şerîf.
              3. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Elhâkümü't-tekâsür, 11 İhlâs-ı Şerif.
              4. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 10 İhlâs-ı Şerîf.
              5. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 3 Kul yâ eyyühe'l-kâfirûn,11 İhlâs-ı Şerîf.
              6. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 10 İhlâs-ı Şerîf okunur.Namazdan sonra duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler)

              FIKRA

              Temel BMW almış ve 10 saatte İstanbul’dan Trabzon'a varmış. Dönüşte, “BMW ile geri geleceğim karşılayın!” diye İstanbul'a telgraf çekmiş. Temel 40 saat sonra ulaşmış İstanbul’a. Merakla sebebi sorulunca: “Bu BMW'lerin ileri peş vitesi, ceride ise sadece pi vitesi var!..”

              GÜNÜN SÖZÜ

              Acı, acıyı bastırır. TÜRK ATASÖZÜ

              YEMEK MENÜSÜ
              · MERCİMEK ÇORBA
              · KABAK DOLMA
              · BÖREK
              · YOĞURT

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: ŞEREF: (Ar.) Er. 1. Yücelik, ululuk, izzet, seçkinlik. İyi ahlak ve faziletler sonucu meydana gelen manevi yücelik. 2. İyi ün. İftihar edilecek şey.
              Kız: ŞEREFNAZ: (a.f.i.) Ka. - Çok nazlı.

              MANİ

              Kötüsünü taşlama
              "ö.ç.m" yi haşlama
              Özgün manin dururken
              Eskisinden başlama



              BİLMECE
              On altının yarısı kaçtır?
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: (Yalnız başına kaldığı zaman)

              Comment


              • 8 Aralık 2010

                Bugün 8 Aralık 2010 2 Muharrem 1432 T.Sani: 25 Kasım 31 ABD ve İngiltere'nin Japonya'ya harp ilanı (1941)-Yaprak dökümü sonları

                HADİS-İ ŞERİF

                Aşura gününde oruç tutunuz. O öyle bir gündür ki, o günde peygamberler (aleyhimüsselam) oruç tutarlardı. Ravi: Camiu's Sağir



                ALLAH'A VE RESULÜNE OLAN SEVGİ

                Hz. Mus'ab b. Umeyr, Ashâb-ı Kirâm'ın büyüklerinden, ilk müslüman olanlardan ve İslâm'a çok büyük hizmet­lerde bulunan Kur'ân muallimi bir zâttır.
                Mus'ab b. Umeyr (r.a.), zengin, hali vakti yerinde olan bir aileye mensuptu. Mekkeli gençler arasında en yakı­şıklı olan ve en güzel elbiseler giyen idi. Ana ve babası onu çok severlerdi.
                Resûlullâh'ın (s.a.v.) İslâm'a davet ettiğini duyunca, he­men huzuruna vardı ve müslüman oldu. Annesinden ve akrabalarından korktuğu için, Müslüman olduğunu gizliyor, Resûlullâh'ı gizlice ziyaret ediyor, namazlarını gizlice kılı­yordu. Bir gün namazını kılarken İbn-i Talha görüp anne­sine ve akrabalarına haber verdi. Mus'ab'ı (r.a.) yakalayıp hapsettiler, îmânından dönmesi için ona işkence yaptılar. Bu işkence ve eziyetler birinci Habeşistan hicretine kadar devam etti. Habeşistan'dan döndüğünde artık annesi ona eziyet etmekten vazgeçmişti.
                Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir gün ashâbıyla oturur­larken Mus'ab (r.a.), huzuruna geldi. Üzerinde yamalı bir elbise vardı. Ashâb-ı Kiram, onun bu halini görünce acı­dıklarından başlarını aşağıya eğdiler, yanlarında ona ve­rebilecekleri bir şeyleri de yoktu.
                Resûlullâh da (s.a.v.) onun daha önce içinde bulunduğu imkânlar ile şimdiki hâlini düşünerek gözyaşlarını tutama­dı. Mus'ab (r.a.) selâm verdi, Resûlullâh (s.a.v.) da selâ­mını aldı. Sonra Resûlullâh Ashabına şöyle buyurdu: "Siz­den biriniz sabahleyin bir elbise, akşamleyin başka bir elbise giydiği, önüne bir tabağın konulup öbürünün kal­dırıldığı ve Kabe'nin örtüldüğü gibi evleriniz de sizi örttüğü zaman ne yapardınız? Ashâb, "Ya Resûlallah! O günkü hâlimiz bu günkünden daha iyi olurdu. Geçim sıkıntımız olmaz ve biz de kendimizi ibâdete verirdik." dediler. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Hayır, siz bu­gün o günkünden daha hayırlısınız."
                Resûlullâh (s.a.v.) Mus'ab'a övgüde bulundu, onu med-hetti ve şöyle buyurdu: "Allah'a hamdolsun. Ben Mus'ab'ı görmüştüm. Kureyş'ten hiçbir genç ana-babasının yanında onun kadar imkâna ve nimete sahip değildi. Fakat Allah'a ve Resûlü'ne olan sevgisi ona bu imkânları terk ettirdi."

                FIKRA

                Temel dahiliyeciye gitmiş. Doktor ona neyinin olduğunu sormuş.
                - Öksürayrum!
                - Ne zamanlar öksürüyorsun?
                - Tuvalette oturayurken kapıyu tiklattıkları zaman!..

                GÜNÜN SÖZÜ

                Açlık, kılıçtan bile keskindir. BEAUMONT İLE FLETCHER

                YEMEK MENÜSÜ
                · ŞEHRİYE ÇORBA
                · KADINBUDU KÖFTE
                · HAVUÇ SALATA
                · AYVA TATLISI

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: ŞEVKET: (Ar.) Er. - Azamet, büyüklük, ululuk, debdebe, haşmet.
                Kız: ŞEVKİDİL: (a.f.i..) Ka. - Gönül neşesi, gönül sevinci.

                MANİ

                Doğrudur yaşım yetmiş
                Kim demiş işim bitmiş
                Canlı cenaze miyim?
                Sadece yıllar yitmiş



                BİLMECE
                Nerede cuma perşembeden önce gelir?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: (5 Altın)

                Comment


                • 9 Aralık 2010

                  Bugün 9 Aralık 2010 3 Muharrem 1432 T.Sani: 26 Kasım 32 Kudus'ün İngilizler tarafından işgali (1917)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  İpek ve İbrişim (floş,lepiska) elbise giymeyin. Altın ve gümüş kaplardan su içmeyin, onlarda yemek yemeyin. Zira bu iki şey dünyada onlar (kafirler), ahirette ise sizin içindir. Ravi: Buhari, Et'ime 28



                  BİR MUCİZE - BİR KERAMET

                  Şam-Halep Atabeği Sultân Nûreddin Mahmud Zengi (1146-1174) bir gece teheccüd namazı kıldıktan sonra rüyasında Resûlullâh Efendimiz'i (s.a.v) gördü. Peygam­ber Efendimiz, ona iki esmer adamı gösterip: "Bunların îcâbınabak." buyurdu. İki kere uyandı, abdest alıp uyudu. Bu hâl üç kere tekrar edince, rüyanın sahîh olduğunu an­ladı Kendi gibi sâlih olan vezirini çağırdı. Sultan ve vezir, yirmi yiğit atlı ve çok altın ile geceleyin Şam'dan Medi­ne'ye aittiler Resûlullah'ın Mescidinde namaz kıldıktan sonra vezir, "Sultân, Resûlullah'ın mübarek Ravzasını ziyarete ve bütün Medine halkına sadaka vermeğe geldi. Şehirde ne kadar insan varsa, yazılıp birer birer gelsin, sultanın elinden sadaka alsın." dedi. Bütün halk gelip aldı. Rüyada gördüğü kimseleri bunların arasında bulamadı. Sadaka almamış kimse var mı, bakın diye defalarca haber verüdi. Nihayet "İki Mağribli kaldı. Onlar hep ibadet­te olup arada bir sadaka verirler ve mübarek zâtların ka­birlerini ziyaret için çıkarlar." denildi.
                  Hemen onları getirtti. Onların rüyada gördüğü kimseler olduklarını görünce, sevindi. "Kimsiniz." buyurdu Mag-ribliyiz hacca geldik, bu yıl burada müsâfir olduk, de­meleri'üzerine kaldıkları hücreyi tekrar tekrar araştırdı ve bir hasırın altında Resûlullah'ın mübarek kabr-ı saadet­lerine yakın yere kadar kazılmış bir tünel bulundu. Bu ıkı herife çok sopa vurup konuşturunca, "Biz, Rûm kafırlerın-deniz, kralımız bize çok para verip, Mağribîler kıyafetine girip sizin peygamberinizi yeraltından bir yol kazarak alıp Rûm diyarına götürmemizi emretti. Biz de kimse an­lamasın diye, her gece küçük bir torba dolusu toprak kazıp sabahleyin ziyaret bahanesiyle şehrin dışına gidip, tenhâ bir yere dökerdik." dediler. Sultân bunları idam etti. Bu saâdetli hizmet kendine nasip olduğu için çok sevindi, îmânı kuvvetlendi, çok çok ağladı.
                  Sonra Mahmûd, Ravza-i Mutahhara'nın etrafını duyar yapmak üzere kazınca su çıktı. Daha derin kazdırdı. Çok bakır eritip, temele döküldü. Zülkarneyn seddı gibi ma­denden yekpare bir hisar oldu.

                  FIKRA

                  Yahudi, hristiyan ve müslüman kimin daha dindar olduguna dair tartışıyorlarmış. “Çölde devemin üzerinde gidiyordum...” demiş müslüman,”... aniden, çok büyük bir kum fırtınası koptu. Devemin yanına uzandım, deveyle birlikte kumlara gömüldükçe, gerçekten sonumun geldiğini düşündüm. Ama, Allaha inancımı yitirmedim. Dua ettim ve aniden etrafımdaki on millik alanda fırtına durdu ve ben köyüme dönebildim.” Hristiyan, “Bir gün okyanusta küçük bir kayıkta balık tutarken, dev bir fırtına koptu. Gerçekten sonumun geldiğini sandım. Tanrıya dua ettim, dua ettim ve sonra etrafımdaki on millik alanda fırtına dindi, ben karaya çıkabildim.” Yahudi anlatmaya başlamış. “New York’ta yerde siyah bir çanta gördüm. Çantanın içine bakınca parayla dolu olduğunu gördüm. Cumartesi günü olduğundan ve bizim bu kutsal günümüzde paraya el sürmemiz yasak olduğu için, gerçekten sonumun geldiğini düşündüm. Ama, inancımı yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden, etrafımdaki on millik alanda gün çarşamba oldu!..”

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Açlık, dünyanın en güzel salçasıdır. CERVANTES

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · SEBZELİ PİLİÇ
                  · FIRIN MAKARNA
                  · M.SALATA
                  · MEYVE

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: ŞENYURT: (f.t.i.) Er. - Neşeli, mutlu insanların yurdu; ülkesinde yaşayan.
                  Kız: ŞETARET: (Ar.) Ka. - Neşe, sevinç, şenlik.

                  MANİ

                  Yâr biracık gülüver
                  Diken değil gülü ver
                  Bülbüle gül gerektir
                  Sen gülüm ol, gülüver



                  BİLMECE
                  Başkalarına verdiğimiz halde bizim tuttuğumuz şey nedir?
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: (Sözlükte)

                  Comment


                  • 10 Aralık 2010

                    Bugün 10 Aralık 2010 4 Muharrem 1432 T.Sani: 27 Kasım 33 İmam-ı Rabbani Hazretlerinin irtihali (29 Safer 1034/1624)-İnsan Hakları Beyannamesi'nin yayınlanması (1948)-İnsan Hakları Haftası (10-16 Aralık)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Allah yolunda yaralanan hiçbir yaralı yoktur ki, kıyamet günü, yarası kanıyor olarak gelmiş olmasın, bu kanın rengi kan renginde, kokusu da misk kokusundadır...Ravi: Buhari Cihad 10



                    MAHREMİYETE RİÂYET

                    Zina, dünya ve âhirette hüsranı icâp "eden ve bütün dinlerde çirkin kabul edilen, caiz olmayan kötü bir fiildir. Ebû Huzeyfe (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte Re­sûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Zinadan sakınınız, zîrâ zinada üçü dünyâda üçü âhirette olmak üzere altı kötülük vardır. Dünyâdaki üç kötülükten birin­cisi; zina insanın bahâsını (güzellik ve zerâfetini), nûrâ-niyetini, safiyetini giderir. İkincisi, fakirlik meydana getirir. Üçüncüsü, ömürde noksanlık meydana getirir. Ahiretteki üç kötülük ise; birincisi, Allah'ın gazabıdır. İkincisi, hesa­bın kötü olmasıdır. Üçüncüsü, kabir azabıdır".
                    Bilmelisin ki Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Gö­zün zinası, yabancı kadınlara bakmaktır. Ellerin zinası, ya­bancı kadınlara dokunmaktır. Ayakların zinası, yabancı ka­dınlara gitmektir." Allâhü Teâlâ şöyle buyurmaktadır (meâ-len): "Mü'min erkeklere söyle: gözlerini sakınsınlar ve ırzla­rını (avret mahallerini) muhafaza etsinler, bu kendileri için daha temizdir. Her halde, Allah ne yaparlarsa haberdardır. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler." (Nûr Sûresi, âyet 30-31)
                    Bilinmelidir ki kalp, göze tâbidir, göz haramlara kapatılma­dıkça kalbi muhafaza etmek zordur. Kalp meşgul oldukça da avret mahallini (iffeti) muhafaza etmek zordur. Bu sebeple avret mahallini haramlardan muhafaza etmek için gözü haramlara kapatmak zarurîdir. Kur'an-ı Kerîm'de kadınların, kalplerinde hastalık olanların tama' edip de kötülük yapmaya yeltenmemeleri için, yabancı erkeklerle günahkâr kadınlar gibi, yumuşak bir şekilde, kırıtarak konuşmaları men edil­miştir. Bunun yerine vehimden, arzu(ya sebep olmak)tan, yapmacıklıktan uzak, vakar ve ciddiyetle dosdoğru sözler söylemeleri emredilmiştir. Aynı şekilde, erkeklerin arzularına sebep olmaması için kadınların onların yanında zînetlerini göstermeleri de yasaklanmıştır. Keza, kadınların yürürken zînetlerini ortaya çıkarmak için ayaklarını yere vurmaları da yasaklanmıştır. Zîrâ bu, erkeklerin kadınlara meyletmesine sebep olur. Hülâsa, günaha sevk eden her şey çirkindir ve VRsaklanmıstır. /Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî-3/41)

                    FIKRA

                    Karadeniz kıyısındaki otele tam pansiyon kalmaya gelen İstanbullu turist iki gün sonra feryadı basmış:
                    - Seyahat acentası bizi buraya yollarken "yemekte serbest seçim" diye yolladı. Oysa iki gündür yemeklerde hamsiden başka birşey yok. Nerede serbest seçim?
                    Otelci durumu açıklamış:
                    - İster yersiniz ister yemezsiniz. İşte size serbest seçim...
                    Keiko, Amerikalı arkadaşına Budizm hakkında bilgi verirken, Budizm’in 5 kuralını da sıralar: “Adam öldürmeyeceksin, hırsızlık yapmayacaksın, yalan söylemeyeceksin, sözünü yerine getireceksin, içki içmeyeceksin.” Amerikalı genç kız lafa karışır ve “Ama bunlar İsa'nın 10 emrinden sadece 5 tanesi...” Keiko cevap verir: “10 kural çok fazla, 5 tanesi bize yetiyor!..”

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Aç tavuk düşünde darı ambarı görür. TÜRK ATASÖZÜ

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · SEBZELİ KÖFTE
                    · T.Y.ERİŞTE
                    · M.SALATA
                    · MEYVE

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: ŞEREN: (Tür.) Er. - Tezcanlı, çevik.
                    Kız: ŞERİFE: (Ar.) Ka. - Şerefli, kutsal. Soylu temiz.

                    MANİ

                    bana bakma
                    yüreğimi yakma
                    seni seviyorum
                    kusura bakma



                    BİLMECE
                    Her zaman baş aşağı giden şey nedir?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: (Verdiğimiz sözler)

                    Comment


                    • 11 Aralık 2010

                      Bugün 11 Aralık 2010 5 Muharrem 1432 T.Sani: 28 Kasım 34 MGK'nın kuruluşu (1962)-Rusların Çeçenistan'a girmesi (1994)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Bir genç Peygamber Efendimizin (s.a.v.) huzuruna ge­lip 'Yâ Resûlallâh, hangi mü'minler akıllıdır?' diye sordu.
                      Peygamber Efendimiz "Ölümü çok hatırlayan ve ölüm kendisine gelmeden önce ona en güzel şekilde hazırlanan kimse. İşte mü'minlerin en akıllısı bunlardır." buyurdu.




                      NASIL MÜSLÜMAN OLDU?

                      Abbasî halifesi Me'mûn'un halkı huzuruna kabul ettiği günlerin birinde, kılık kıyafeti düzgün bir Yahûdî, halkın arasına karışarak gelip, meclise girdi. Söz söyledi; gü­zel ve düzgün konuştu.
                      Meclis dağıldıktan sonra, Me'mûn onu huzuruna ge­tirtti ve "Yahûdî misin?" dedi. Adam "Evet..." deyince, Me'mûn ona çok şey vaad etti ve: "Müslüman olursan sana çok ihsan ederim" dedi. Adam "Atalarımın dinini terk etmem" dedi.
                      Sonraki sene yine bir arz günü aynı adam müslüman olarak meclise geldi. Fıkha dâir konuştu ve pek güzel şeyler söyledi.
                      Halk dağıldıktan sonra sultan onu çağırttı ve "Biz se­ninle daha evvel görüşmüş idik. Sen o vakit yahûdi idin. Nasıl müslüman oldun?" diye sordu.
                      Adam: "Senin yanından çıktığımda bu dînleri araştır­mak istedim. Yazım pek güzeldir. Kimisi eksik kimisi faz­la üç nüsha Tevrat yazdım ve havraya götürüp onlara sattım. Sonra kimisi noksan kimisi fazla üç nüsha İncil yazdım ve kiliseye götürdüm. Onlar da satın aldılar. Son­ra üç nüsha Kur'ân-ı Kerîm yazdım ve sahhâflara götür­düm. Onlar noksan ve ziyâdeliklerini gördüler ve onu al­mayıp imha ettiler. Anladım ki bu mukaddes kitap muha­faza olunmaktadır. Bu sebepten müslüman oldum." dedi.
                      Yahya bin Eksem (r.h.), bu hâdiseyi Süfyân bin Uyey-ne'ye (r.h.) anlatınca o; "Bunun haberi Kur'ân-ı Kerîm'de şöyledir." dedi. "Nisa sûresi'nin 44. âyet-i celîlesinde Incîl ve Tevrat'ın muhafazası o dînin âlimlerine havale kılındığı, onların bunu zayi ettikleri beyan buyuruldu. Halbuki bizim kitabımızın muhafazasını, 'Şüphe yok, o zikri; (Kur'ân-ı Kerîm'i) biz indirdik, biz. Her halde biz onu muhafaza da edeceğiz' mealindeki (Hıcr-9.) âyet-i celîle ile Allâhü Teâlâ bizzat üzerine almıştır ki o asla zayi olmaz." buyurdu.

                      FIKRA

                      Vaktiyle Anadolu'da bir köyün ahalisi günde 5 vakit namaz kılmaktan sıkılmış... "Biri kasabaya insin müftüye sorsun hele..." demişler aralarında, "Bakalım şu 5 vakit namazı 3 vakte indirmek mümkün müdür, değil midir?.." Biri kasabaya inmiş, müftünün huzuruna çıkmış. Müftü teklifi duyunca: “Bre zındıklar!..” diye kükremiş, “Beş vakit namaz üç vakte iner mi hiç, ceza olarak bundan böyle 7 vakit namaz kılacaksınız köyünüzde... Haydi bakalım gerisin geriye marş marş!..” Adam yorgun argın köye dönerken sonucu merakla bekleyenler uzaktan bağırmışlar: “İndirdi mi, indirdi miiii?..” Adam da uzaktan bağırmış: “Bindirdii, bindirdiii!..”

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Akrabalarının sevmediği insanı kimse sevmez. PLAUTUS

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · EKŞİLİ KÖFTE
                      · SOS. MAKARNA
                      · M.SALATA
                      · MEYVE

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: ŞERİF: (Ar.) Er. - Şerefli, kutsal. Soylu temiz.
                      Kız: ŞEVKİYE: (Ar.) Ka. - Şevkle ilgili, şevke ait, neşeli.

                      MANİ

                      gittim arpa biçmeye
                      eğildim su içmeye
                      dediler yarin geliyor
                      kanat aldım uçmaya



                      BİLMECE
                      Her dersin başında ne vardır?
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: (Ayakkabı çivisi)

                      Comment


                      • 12 Aralık 2010

                        Bugün 12 Aralık 2010 6 Muharrem 1432 T.Sani: 29 Kasım 35 Yaprak dökümü sonu-Karakış fırtınası-Yeli Malı Haftası (12-18 Aralık)-Bangladeş'in istiklali (1971)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Hutbe esanasında birine sus! diyen lağvetmiş olur, cumanın sevabını zayi eder. Ravi: Müslim



                        MUTA NİKÂHI HARAMDIR

                        Mut'a nikâhı, erkeğin muayyen bir menfaat veya mal karşılığında anlaşıp kadını bir müddet için kiralamasıdır. Müt'a'da şahit yoktur ve "Temettü edeyim (seninle men-faatlanayım, faydalanayım)" gibi kelimeler kullanılarak yapılır. Dînimizin meşru kıldığı nikâhdaki hiçbir faydayı temin etmeyen müt'a nikâhı, sadece şehevi bir arzuyu tatmin için kadının kiralanmasından ibarettir. Bu ise ka­dının haysiyetini zedeler, ciddî bir yuva kurma ve sıhhatli bir nesil yetiştirme arzusunu azaltır, nesiller karışır, ve-led-i zina çoğalır. Câhiliyye zamanında işlenen pek çok çirkin fiiller gibi mut'a nikâhı da İslâm'ın gelişi ile ebe­diyen haram kılınmıştır. Müt'a nikâhı kitap, sünnet ve icmâ-i ümmet ile kıyamete kadar haramdır.
                        Âyet-i Kerîme'de (meâlen): "O müminler avret mahalle­rini zinadan muhafaza ederler. Ancak Allâhü Teâlâ'nın helâl kıldığı hanımları ve mülkü olan cariyeleri müstesna. Kim ki bu hududu tecâvüz ederse onlar haddi aşanlardır." buyurulmaktadır. Bu âyet-i celîle açıkça göstermektedir ki, erkeğin kadınla meşru beraberliğinin tek yolu nikâhtır. Müt'a ise nikâh değildir. Zira meşru nikâhta bulunan talâk, zıhâr, veraset, iddet, nesebin sübûtu gibi hükümlerin jıiç-birisi onda yoktur. Öyle ise zinadır ve haramdır. Hz. Âişe validemiz de böyle buyurdular.
                        Peygamberimiz (s.a.v.): "Ey insanlar! Ben müt'a nika­hıyla kadınlardan faydalanmanız için size izin vermiştim. Şüphe yok ki Allâhü Teâlâ (c.c), kıyamet gününe kadar bunu muhakkak haram kılmıştır. Kimin yanında bunlar­dan bir kadın varsa hemen onun yolunu açsın, bıraksın." buyurdular.
                        Hz. Alî (k.v.): "Resûlullâh Efendimiz Hayber günü müt'a nikâhını haram kıldı." ve "Bana getirilen müt'a nikâhı et­miş kimseyi recmederim." (yani ona zina edenin cezasını tatbik ederim) buyurdu.
                        Abdullah bin Abbâs (r.a.), müt'a nikâhının ölü eti, kan ve hınzır eti yemek gibi haram kılındığını söylemiştir.
                        Ashâb-ı Kiram ve dört hak mezhep' âlimlerinin hepsi müt'a nikâhının zina gibi haram olduğunda icmâ' (ve ittifak) etmişlerdir.

                        FIKRA

                        Papa, Rahibe Teresa'yı, dinsel ortam hakkında bilgi toplaması için Amerika'ya göndermişti. Saygıdeğer rahibe her perşembe günü telefonla raporunu sunacaktı. İlk telefon hemen geldi. "Papa hazretleri..." diyordu Rahibe Teresa, "New York'dan arıyorum. Burası çok güzel. İnsanlar dindar. Her köşede bir vaiz var, kiliseler de dolu." Papa çok mutlu oldu. Bir hafta sonra Rahibe Tereza Philadelphia'dan aradı. "Papa hazretleri..." dedi rahibe, "Burası daha da güzel. İnsanlar o kadar dindar ki, kiliseler dolup taşıyor." Sevindi Papa, "Sen devam et kızım..." Bir sonraki perşembe günü telefon çalmadı. Ondan sonraki hafta da, bir sonrakinde de... Papa huzursuzlanmıştı. Derken telefon çaldı. "Rahibe Teresa, sen misin?" diye sordu Papa. "Jean Paul baby..." diyordu telefondaki ses, "Ben Terry! Burası da Las Vegas!.."

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        En kötü nefret, akrabaların nefretidir. TACITUS

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · FIRIN KÖFTE
                        · PEY. MAKARNA
                        · M.SALATA
                        · MEYVE

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: ŞERAFEDDİN: (Ar.) Er. - Dinin şereflisi, büyüğü. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
                        Kız: ŞERARE: (Ar.) Ka. - Kıvılcım.


                        geçemek geçek geçek
                        geçerken paçayı çek
                        ben haftaya düğün isterim
                        4 davul 8 köçek



                        BİLMECE
                        Bir nehirde bulunan ördekler şöyle yüzmektedir: bir ördek iki ördeğin önünde, bir ördek iki ördeğin ortasında, bir ördek iki ördeğin arkasında... Nehirde kaç ördek yüzmektedir?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: (D Harfi)

                        Comment


                        • 13 Aralık 2010

                          Bugün 13 Aralık 2010 7 Muharrem 1432 T.Sani: 30 Kasım 36 I.Mahmud'un Vefatı ve III.Osman'ın tahta çıkışı (1754)-Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne katılması (1995)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Edebsizlik ve çirkin söz girdiği şeyi çirkinleştirir. Haya ise girdiği şeyi güzelleştirir. Ravi: Tirmizi, Birr 47



                          ZERRE MİKTARI DA OLSA HAYIR MAKBULDÜR

                          Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: "Kim ki helâl kazancından bir hurma değerinde bir şey sadaka verirse -ki Allah, helâl maldan verilen sadakadan başka hiçbir sa­dakayı kabul etmez- işte bu helâl sadakayı kabul eder. Sonra o tek hurma kadar sadakayı dağ gibi oluncaya ka­dar, -sizin biriniz erkek küheylân tayını büyüttüğü- gibi sahibi için büyütür, hattâ o bir hurma, dağ kadar olur."
                          Bir adam Resûlullâh Efendimiz'e (s.a.v.) geldi ve bir şeyler istedi. Resûlullâh Efendimiz ona bir hurma ver­diler. İsteyici "Sübhânallâh, Allah'ın peygamberi bir ne-bî sâdece bir hurma mı sadaka ediyor?" dedi. Peygam­ber Efendimiz "Sen bilmez misin ki onun içinde pek çok ağırlıkta zerreler vardır." buyurdu.
                          Sonra başka bir isteyici geldi. Rasûlullâh ona da bir hurma verdi. Adam "Allah'ın nebîlerinden bir nebînin hurmasıdır. Ben bunu bundan sonra asla kaybetmem ve ömrüm oldukça onun bereketini beklerim." dedi. Re­sûlullâh Efendimiz ona dînin emirlerinden öğretti.
                          Sa'd bin Ebî Vakkâs (r.a.) bir isteyiciye iki hurma ver­mişti. İsteyici onun elini tutunca, ona "Ey kişi, muhakkak Allâhü Teâlâ bizden zerre ağırlığınca olan şeyi kabul eder." buyurdu.
                          Hz. Âişe validemiz, -elinde verecek hiçbir şeyi olma­yınca Resûlullâh Efendimiz'in "Yarım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyunuz." emrine uydular ve- bir üzüm tanesini sadaka olarak verdiler.

                          HASTANIN ALLAH'A HAMDİ

                          Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: Bir kul hasta olduğu zaman Allâhü Teâlâ ona iki melek gönderir ve şöy­le buyurur: "Kendini ziyarete gelenlere ne diyecek, bakın bakalım." Birisi ziyaretine geldiğinde, Allah'a hamd ve se­na ederse melekler bu hâli her şeyi en iyi bilen Allâhü Teâlâ'ya arz ederler. Allâhü Teâlâ da şöyle buyurur: "Ku­lumu vefat ettirirsem onu cennete koyarım, ona şifâ verir­sem etinden daha hayırlı et, kanından daha hayırlı kan veririm. Hastalıktan dolayı da günahlarını affederim."

                          FIKRA

                          İyice yaşlanmış olan cami hocası vaaz verirken bazen ne söyleyeceğini unutup, şaşırabiliyormuş. İşin dalgasında olan genç köylüler, hocaya: "Hocam senin bir tarafına bir ip bağlayalım, sen yanlış yaptığında çekeriz ipi, sen de düzeltirsin..." demişler. Hoca da kabul etmiş. Ertesi gün hoca başlamış vaazına: "Meuzu..." demiş, ipi çekmişler. Hoca hemen değiştirmiş, "Eeeuzu..." demiş, yine ipi çekmişler. Hoca yine değiştirmiş, "Neuzu..." demiş. Bunu duyan diğer köylüler "N'apıyorsun hocam?" diye sorunca, hoca "İp münasebetsizin elinde... Benim elimden bir şey gelmiyor!.."

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Akrabalar, ne yaşamasını nede ölecek zamanı bilen insanlardır. OSCAR WILDE

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · ETLİ KURU FASULYE
                          · PİLAV
                          · CACIK
                          · K.PAŞA TATLI

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: ŞEREFHAN: (a.t.i.) Er. - Büyük, yüce hükümdar.
                          Kız: ŞERMENDE: (Fars.) Ka. - Utangaç, çok utanan, mahcup.

                          MANİ

                          Çeşmenin başındaydı
                          On altı yaşındaydı
                          Elinde su testisi
                          Okları kaşındaydı



                          BİLMECE
                          Haftanın günlerini söylemeden, peş peşe gelen üç gün sayabilir misiniz?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: (3 Ördek)

                          Comment


                          • 14 Aralık 2010

                            Bugün 14 Aralık 2010 8 Muharrem 1432 K.Evvel: 1 Kasım 37 Bosna Barış Antlaşması (1995)-Amundsen'in Güney Kutbu'nu keşfi (1911)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Kişinin gerçek malı hayatında gönderdiğidir. Geriye koyduğu da varislerinin malıdır. Ravi: Buhari, Rikak 12



                            ÂŞÛRÂ GÜNÜ MEYDANA GELMİŞ . VE GELECEK BÂZI MÜHİM HÂDİSELER

                            Muharrem ayının onuncu günü Âşûrâ günüdür. Âşûrâ gününde çok büyük ve mühim hâdiseler meydana gel­miştir. Fakîh Ebülleys Hazretleri'nin Tenbîhü'l-Gâfilîn ki­tabında rivayet ettiği hadîs-i şerîfte, Âşûrâ günü mey­dana gelen hâdiselerden bâzıları şunlardır:
                            1. Göklerin ve yerin yaratılması,
                            2. Âdem aleyhisselâmın tevbesinin kabul edilmesi,
                            3. Nûh aleyhisselâmın gemisinin karaya oturması,
                            4. Mûsâ aleyhisselâmın, Firavun'un şerrinden kurtul­ması ve Firavun'un helak olması,
                            5. İbrahim Aleyhisselâmın dünyâya gelmesi ve ateşten kurtulması,
                            6. Eyyûb aleyhisselâmın hastalıktan şifâ bulması,
                            7. Yûnus aleyhisselâmın balığın karnından kurtulması,
                            8. Süleyman aleyhisselâma saltanat verilmesi,
                            9. Hz. Hüseyin (r.a.)'in şehîd edilmesi.
                            10. Kıyametin kopması da Âşûrâ günü olacaktır.

                            MUHARREMİN 9. VE 10. GECELERİ

                            Muharremin 9'uncu ve 10'uncu geceleri birer teşbih namazı kılmalıdır. Yine 9'uncu ve 10'uncu geceleri tehec-cüd vaktinde Allah rızâsı için 4 rek'at.namaz kılınır. Her rek'atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 50'şer İhlâs-ı şerîf okunur.
                            Bu günlerde hatm-i enbiyâ'ya devam etmelidir. Bilhassa 9'uncu günü akşamı, (yâni 10'uncu gecesi) hatm-i enbiyâ yapılması çok faziletlidir. (Hatm-i Enbiyâ'nın nasıl yapıl­dığı, Duâ ve İbâdetler isimli kitabımızda tarif edilmiştir.)
                            Muharrem ayı içerisinde mümkün olduğu kadar çok istiğfar etmelidir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)
                            Muharrem ayının onuncu (Âşûrâ) günü; önceki bir gün yahut sonraki bir gün ile birlikte oruç tutmak sünnettir. Yal­nız Âşûrâ günü oruç tutmak tenzîhen mekruhtur. Hadîs-i şerîfte, "Âşûrâ orucunu tutunuz ve ona dokuzuncu ya­hut on birinci günü ilâve ederek Yahudilere muhalefet ediniz, onlara benzemeyiniz." buyurulmuştur.

                            FIKRA

                            Bir toplantıda hakim ve rahip ayaküstü sohbet ediyorlardı. Rahip sordu "Hakim bey dava süregiderken diliniz sürçerse ne yaparsanız?" Hakim; "Büyük bir hataysa düzeltmeyi deniyorum, düzeltemiyorsam olmamış gibi davranıyorum." Rahip şaşırdı "Nas’sı yani?.." Hakim: "Yanlışın azı da çoğu da aynı kapıya çıkıyor aslında.” Bunun üzerine hakim rahibe aynı soruyu sordu. Rahip uzatmadan; “Ben düzeltmeyi denemiyorum bile... Önceki gün, ‘şeytan yalancıların babasıdır’ diyeceğime, ‘şeytan hakimlerin babasıdır’ dedim ve düzeltmek için hiç uğraşmadım."

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Övülmek isterseniz,alçak gönüllülüğü yem olarak kullanabilirsiniz. CHESTERFİELD

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · MERCİMEK ÇORBA
                            · FIRIN PATATES
                            · BULGUR PİLAVI
                            · CACIK

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: ŞEMİM: (Ar.) Er. - Güzel kokan, güzel kokulu, güzel koku.
                            Kız: ŞEMSİNİSA: (f.a.i.) Ka. - Kadınların güneşi. Güneş gibi kadın.

                            MANİ

                            Şifa olsan canıma
                            Girdin benim kanıma
                            Bak bir hançer saplandı
                            Tam da şu sol yanıma



                            BİLMECE
                            Hangi yıldız hem gece hem gündüz gözükür?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: (Dün - bugün - yarın)

                            Comment


                            • 15 Aralık 2010

                              Bugün 15 Aralık 2010 9 Muharrem 1432 K.Evvel: 2 Kasım 38 Sultan II.Selim'in Ölümü (1574)-Hava Kirliliğiyle Savaş Haftası

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Kim bir ayıp görür ve onu örterse, diri diri gömülmüş bir kızı ihya etmiş gibi olur. Ravi: Ebu Davud, Edeb 45 (4891)



                              ÂŞÛRÂ GÜNÜ NELER YAPILIR?
                              ♦ O gün, eve ufak-tefek erzak alınırsa, bir sene boyunca evde bereket olur.
                              ♦ En az on müslümana birer selâm veya bir müslümana on defa selâm verilir.
                              ♦ Fakir fukara sevindirilir.
                              ♦ O gün gusledenler, bir sene ufak-tefek hastalık görmezler.
                              ♦ 10 defa şu duâ okunur: "Sübhânallâhi mil'el-mîzân. Ve müntehe'l-ilmi ve mebleğa'r-rizâ ve zinete'l-arş."
                              ♦ Âşûrâ gününe mahsus olmak üzere kuşluk vaktinde 2 rek'at namaz kılınır. Her rek'atte 1 Fatiha, 50 İhlâs-ı Şerîf okunur.
                              Namazdan sonra da 100 defa şu salevât-ı şerîfe okunur: "Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhın ve İbrâhîme ve Mûsâ ve îsâ vemâ beynehüm mine'n-nebiyyîne ve'l-mürselîn. Salevâtü'llâhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn."
                              ♦ Öğle ile ikindi arasında 4 rek'at namaz kılınır. Her rek'atte 1 Fatiha, 50 İhlâs-ı Şerîf okunur. Namazdan sonra:
                              70 istiğfar-1 şerîf,
                              70 salevât-ı şerîfe,
                              70 defa da "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyil-azîm" denilir. Sonra da ümmet-i Muhammed'in hidâyeti ve halâsı, kurtuluşu için duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                              ÇOBANIN EZANI VE NAMAZI

                              Ashâb-ı Kirâm'dan Ukbe b. Âmir (r.a.) anlatıyor: Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular ki: "Bir dağın tepesinde koyun güden çobanın ezan okuyup namaz kılmasından Rabb'iniz razı olur." Allah azze ve celle (meleklere) şöyle buyurur:
                              "Şu kuluma bir bakın! (başkası görsün diye değil de sadece) benden korktuğu için ezan okuyup namaz kılı-yor. Ben bu kulumu bağışladım ve onu cennete girdi-receğim."


                              FIKRA

                              Amerikanın arka sokaklarında, karanlık bir gecede sarhoşun teki sağa sola kusarak ilerlemektedir. Birden yolunu şaşırır ve bir katedralin içine dalar. Rahip, onun günah çıkarmaya gelmiş bir günahkar olduğunu düşünür. Ve onu günah çıkartma odasına alır. Uzun bir sessizliğin ardından rahip sorar, "Sana nasıl yardım edebilirim, evladım?" Yan taraftan yanıt gelir, "Pardon, tuvalet kağıdınız var mı?.."

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Gerçekten alçak gönüllü olan bir insan, kendisinden hiç söz etmeyen insandır. LA BRUYERE

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · KIY. BEZELYE
                              · PİLAV
                              · TARHANA ÇORBA
                              · YOĞURT

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: ŞEMS: (Ar.) Er. - Güneş.
                              Kız: ŞEN: (Fars.) Ka. - Neşeli, sevinçli. -Daha çok iki isimlerde kullanılır. Şener, Şenol.

                              MANİ

                              Yâr saçların kırmızı
                              Yârim bir peri kızı
                              Benim yârim bir tâne
                              Tam bir gönül hırsızı



                              BİLMECE
                              Kediler hangi balığı yiyemezler?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: (Denizyıldızı)

                              Comment


                              • 16 Aralık 2010

                                Bugün 16 Aralık 2010 10 Muharrem 1432 K.Evvel: 3 Kasım 39 AŞURA GÜNÜ-Kazakistan'ın İstiklali (1991)-Musul'un Irak'a Verilmesi (1925)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Emin bir Müslüman mal muhafızı olsa ve vazifesini dürüstlükle yapsa, şöyle ki, kendisine emredileni gönül hoşnuğuyla eksiksiz ve tam olarak yerine getirirse, sadakayı veren iki kişiden biri olur. Ravi: Buhari, Zekat 25



                                NÛH ALEYHİSSELÂM VE TÛFÂN

                                Hz. İdrîs (a.s.) göğe çekildikten sonra Âdemoğulları, doğru yoldan ayrıldılar ve putlara tapmağa başladılar. Cenâb-ı Hakk onlara Nûh aleyhisselâmı gönderdi.
                                Hz. Nûh (a.s.) nice yıllar kavmini tevhîde, Allah'ın birli­ğine davet etti. Yalnız oğulları Sâm, Hâm ve Yâfes ile ha­nımları ve diğer pek az kimseler îmân edip diğerleri kulak asmadılar. Hattâ Yâm adındaki oğlu dahi îmâna gelmedi.
                                Hz. Nûh aleyhisselâm, kavmine nasihat ettikçe onlar, ona zulüm ve ezâ eder; hakaret ve alay ile karşılık ve­rirlerdi. Nihayet onların îmâna gelmesinden ümidi kal­madı ve onlara beddua etti. Bu duası kabul oldu. Allah tarafından ona "Gemi yap!.." diye vahiy geldi.
                                Hz. Nûh, kırda ve sudan uzak bir yerde gemi yapma­ğa başladı. Kavmi oradan geçerken onunla eğlenirler ve "Peygamber idin, marangoz oldun!" derlerdi. O da onla­ra "Yakında biz de sizinle eğleniriz." derdi.
                                Gemi bitince tûfân alâmetleri zuhur etti. Hz. Nûh mü­minlerle gemiye bindi. Ayrıca hayvanların her türlüsün­den birer çift aldı.
                                Sonra her taraftan, gökten ve yerden su yürüdü. Hz. Nûh, oğlu Yâm'ı da gemiye çağırdı. Oğlu, "Ben dağa çı­kar, kurtulurum." diyerek gemiye binmedi. Hz. Nûh "Bu­gün Allah'ın merhametinden başka sığınacak yer yoktur!" diye nasîhat ederken araya bir dalga girdi, Yâm boğuldu.
                                Babalık bu ya, Hz. Nûh üzüldü. Ne çare ki Cenâb-ı Hakk bütün müşriklerin helakini irâde buyurmuştu. Yâm da müşrik olduğu için onlarla beraber helak oldu.
                                Derken, tufan her tarafı kapladı. Su, dağları aştı. Yer­yüzündeki insanlar ve hayvanların hepsi telef oldu.
                                O sırada Hz. Nûh aleyhisselâmın gemisi, dağlar gibi büyük dalgalar arasında yüzerdi. İşte böylece tufan altı ay kadar sürdü. Sonra Allah'ın emriyle yağmurların ar­kası kesildi ve sular çekildi.
                                Gemi, Âşûra günü Cûdî dağının üzerine oturdu. Ge-midekiler selâmet buldu. Âlem bir başka âlem oldu.

                                FIKRA

                                Katolik okulunda minikler yemek saati gelince yemekhanede sıraya girmişler. Derken bir de bakmışlar ki, rahibelerden biri meyva bölümündeki kıpkırmızı elmaların üzerine bir not yapıştırmış: “Sadece 1 tane alın, tanrı bakıyor!” Bunu gören afacanlardan biri bunun üzerine, tatlı bölümüne geldikleri zaman çikolatalı kurabiyelerin üzerine şöyle bir not yapıştırmış: “İstediğiniz kadar alın; tanrı elmalara bakıyor!..”

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Hiçbirşey için "BENİMDİR" deme, sadece de ki; "YANIMDADIR" Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne hayat, ne ölüm, ne huzur, ne de keder... DAİMA SENİNLE KALMAZ H. Lawrence

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · ETLİ NOHUT
                                · ŞEH. PİLAV
                                · M.ÇORBA
                                · K.TURŞU

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: ŞEMSEDDİN: (Ar.) Er. - Dinin güneşi, dinin insanlara verdiği aydınlık. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır (Şemsettin).
                                Kız: ŞEMSİFER: (a.f.i.) Güneşin aydınlığı, parlaklığı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                                MANİ

                                muz severmisin
                                soysam yer misin
                                gözlerime bakarak
                                seni seviyorum dermisin

                                Comment

                                Working...
                                X