fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Böceklerle Genetik Mücadele

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Böceklerle Genetik Mücadele

    Böceklerle Genetik Mücadele
    Her nekadar böceklere karşı yapılan savaşta, kısırlaştırılmış erkekleri
    tabiata bırakmak suretiyle uygulanması fikri veya teorisi 1937 yılına kadar
    geriye giderse de bu hususta ilk bilimsel yazının yazılması için daha
    yıl kadar beklemek icab etmiştir (Rnipling, 1955). Knipling tarafındansürülen kısır böcek salma tekniği kısa zamanda semeresini vermiş ve bu teknik ilk defa olarak Amerika'da Cochliomyia hominivorax isimli, insan ve hayvanlarda myiasis denilen hastalığa sebep olan bir tür sineğe karşı çok başarılı bir şekilde kullanılmıştır. C. hominivorax'a karşı başarı ile so­nuçlanan bu metotla yapılan savaştan sonra bugüne dek pek çok deneme­lere girişilmiştir. Bu tür savaş çeşidi bir nev'i Diyolojik savaştır. Bu sebeple burada biz bu metodu biyolojik savaş içine almış bulunuyoruz. Bu savaş şekline bazan autocide savaş ismi de verilmektedir. Ancak genetik savaş terimi bugün daha yaygın olarak kullanılmaktadır.
    Genetik savaş metodunun zararlı böceklere karşı kullanılmasında bugün iki ayrı yol takip edilmektedir. Bu yollar; (1) radyasyon ve che- mosterilant'larla kısırlaştırılmış böceklerin tabiata bırakılması, (2) böcek populasyonlarınm genetik yolla iklim koşullarına adaptasyonları yolu ile onları baskı altında tutma olarak ikiye ayrılabilir. Şimdi bu yollan sı­rası ile görelim.
    Radyasyon ve chemosterilantlarla ■ kısırlaştırılmış böcek­lerin zararlı savaşında kullanılmadı:
    Bu tür savaş metodu ortaya çıktığındanberi iki önemli noktanm aydın­latılmasına çalışılmaktadır. Bunlardan birisi böceklerin sürü halinde yetiş­tirme işini geliştirerek bunların daha sonra belirli biyolojik devrelerinde kısırlaştınİması ve ergin halde savaş yapılacak alanlara salmmasıdır. îkin-ci nokta ise tabii zararlı böcek populasyonunun ne şekilde kısırlaştırı­lacağıdır. C. hominivorax pupa devresinde gamma radyasyonu ile kısırlaş^ tınlmıştı. Her ne kadar sonradan sürü halinde yetiştirilen böcekleri steri­lize etmede pek çok kimyasal maddeler bulunmuşsa da (Borkovec, 1966), bunların, tabii böcek populasyonlarınm kısırlaştmlması söz konusu olduğu için bazı önemli problemlerini de dikkate almak gerekmektedir. Kimya­sal maddelerin genetik savaşta kullanılmasının haddizatında teorik olarak en tesirli metot olduğu da ispatlanmış bulunmaktadır (Knipling, 1962). Bununla beıaber birçok böcekleri kısırlaştırmada etkili olarak bu­lunan kimyasal maddelerin (chemosterilant'ların) çok kuvvetli nlutasyon etkilerine sahip olmaları ile bu bileşiklerin doğrudan doğruya çevreye tatbik edildiklerinde insanlara insektisidlerden çok daha fazla tehlikeli olabilme gerçeği büyük mahzur teşkil etmektedir. Buna karşılık izole veya yan izole olrouş alanlarda bunlardan iyi sonuçlar almayı da düşün­mek gerekir.
    Halen chemosterilant'lar hakkındaki bilgilerimiz tarımsal savaşta böceklerin bu ilaçlara gelmesi şeklindedir. Yani doğrudan doğruya bun­ların böceklere atılması şeklinde değildir. Bu yolu uygulamak için de cezbediciler önemli rol oynamaktadır. Birçok böceklerde, özellikle Lepi-doptera türlerinde daha çok dişilerin çıkardıklaıı ve erkekleri cezbedici kokuların yapıları tesbit edilmiş hatta bazıları sentetik olarak dahi yapıl­mıştır.

    Bundan başka gece hareket eden böcekleri ışığa cezbetmek için adi elektrik ışığı, floresans ve bazı gazlardan elde edilen ışıklarla yapılan ışık tuzakları da böcekleri cezbetmekte ve bunlarla chemosterilant'lann tat­biki araştırılmaktadır.
    Diğer taraftan bazı böceklerin belirli gıdalara gitme özellikleri de dik­
    kate alınarak chemosterilant'larla birlikte kullanılmaları üzerinde de çalışmalar yapılmaktadır. sonuç olarak çeşitli cezbediciİerle chemosterilant'lann birlikte yem istasyonu savaş metodu şeklinde kullanılması Sanchez and Shaw (1966) ta­rafından iyi şekilde açıklanmaktadır. Yapılan teorik hesaplara göre kısır­laştırmak için yem istasyonu metodunun, zararlıları doğrudan doğruya öldürmekten daha avantajlı olduğunu göstermektedir (Knipling and Mc Guire, 1966). Ancak burada erkek ve dişilerin her ikisinin de ışık tu­zaklarına geldiği türlerde geçerli olmadığım da belirtmek icabeder.
    Halen X veya gamma ışınları böcekleri kısırlaştırmada kullanılmakta­dır. Bu ikisinin arasındaki fark sadece menşeleri itibariyledir. Mesela X ışınları bir makina vasıtasiyle elde edildiği halde, gamma ışınlan radyo­aktif izotoplardan temin edilmektedir. Bugün en çok kullanılan chemos-terilant'lar ise alkilleyicilerin aziridine grubuna ait bulunmakta olup yük­sek aktiviteye sahiptirler.
    Böcekleri kısırlaştırmada kullanılan her iki kaynağın hücredeki birinci derecedeki tesir sahası tam olarak bilinmiyorsa da netice, kromozomlarda yapılan tahribattır ki bunun da yalnızca hücrelerin bölünmeleri esnasın­da daha etkili olacakları açıktır. Ergin böceklerde bütün vücut hücreleri mitosis'ten sonraki haldedir. Bu devrede onlar kısırlaştırmaya tabi tutu­lacak olunursa, vücut hücreleri pek az miktarda kendisini teşkil eden mo­leküllerini kaybedebilir. Buna karşılık kısırlaşma işleminde esas olarak chromatin maddesinin müteessir olduğu dikkate alınacak olursa, tesirin ergin devrede dahi bölünmeye devam eden genel dokularda, ya da döl­lenmeyi takip eden embriyonik devreden herhangi birisinde yapılmasının tercih edilmesi söz konusu olmaktadır. Böyle bir iddiayı doğrulamak için radyasyon veya alküleyici maddelerle kısırlaştırma işlerinde kromozom­larda olan tahribatları birçok araştırıcılar incelemek fırsatını bulmuşlar­dır (La Chance and Crystal, 1965; Murray and Bickley, 1964; Rai, 1964). Bunlara göre böcek hayatının erken devrelerinde, bu gibi muame­lelerde vücutta meydana gelen tahribatın daha çok; bunun aksine ergin devrelerde daha az olması beklenmelidir.
    — Böcek populasyonlarının genetik yolla iklim koşullarına adaptasyonları ile onları baskı altında tutmak:
    Bilindiği üzere birçok zararlı böcek türleri çok geniş coğrafi alanlara yayılmış durumdadır. Mesela Elma Içkurdu (Cydia pomonella L.) Kanada'dan güneyde Arjantin'e, Yeni Zelanda ve Avustralya'dan, Güney Afrika,
    bütün Akdeniz çevresi, bütün Avrupa, kuzeyde İskandinavya memleket­
    leri ile Asya'nın büyük bir kısmına yayılmıştır. Nezara viridula L. ise bu
    birincisinden de çok daha geniş bir coğrafi yayılış alanına sahiptir. îşte bu kadar geniş yayılma alanına sahip olan bu gibi zararlı böceklerin,çeşitli iklim koşullarına da alışmış olacakları tabiidir. Ancak böcekler ne kadar geniş alanlara yayılırsa yayılsınlar, bir tür içinde bulunan muhte­ lif mahallere ait populasyonlar arasında aşağıdaki çeşitli genetik farklılıklar bulunduğu yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır ;

    1) Kış diapozuna geçmek üzere kabiliyet,
    2) Diapozu teşvik eden tembihe karşılık verme,
    3) Diyapozun süresi,
    4) Diyapozun bitişini sınırlayan sıcaklık ,
    5) Diyapozun bitişi için optimal sıcaklık,
    6) Soğukluğa dayanma kabiliyeti,
    7) Gelişmek için gerekli thermal constant ve gelişme eşiği,
    8) Uygun olmayan mevsimlerle ilgili olarak kışlama yeri tercihi ve
    diğer davranış özellikleri,
    9) Yazlamak için diyapoz kabiliyeti ve bunun devamı ile onu başla­
    tan ve sona erdiren koşullara cevap verme.
    Böceklerde yukarıda görülen genetik farklılıklar mevcut olmalıdır ki onlar iklime alışsın ve dolayısı ile bulundukları ortama uyabilsinler. Aksi halde bunların belirli bir alan içinde yaşamaları veya tabiatta yok olmala­rı gerekirdi. İklim koşullarının bir yerden diğer bir yere göre değişiklik göstermesini ise çevreye göre ayarlamalıdırlar ki dona karşı hassas olan devreler don olmayan mevsimlere, beslenme devrelerinin gıdanın bol ol­duğu bir zamana ve nihayet faal olan hiçbir gelişme devresi sıcak ve soğuğun çok şiddetli olmayan zamanlarına isabet etsin. Aksi halde bunlar tabiatta nesillerini devam ettiremezler. Bu nedenle böcekler dış etkilere duyarlı olurlar ve mevsim değişikliklerini sezerek kendilerini kötü şartları atlatmak üzere hazırlarlar.
    Eğer biz genetik yolla böceklerin mevsimsel olan bu düzenli davranış­larını veya onların iklime karşı olan alışkanlıklarını bozabilirsek, onların , yaşama olanaklarını da ortadan kaldırmış oluruz. Örneğin Ege Bölgesin­de, İzmir'de bir böcek diyapoza girebilmek için 15 saatlik bir fotoperiyoda ihtiyacı varsa ve şiddetli soğuklardaki tehlikeli donlarda diyapoz haline geçerse ve eğer biz populasyonu genetik yolla değiştirir ve bu'türün foto-periyod isteğini 13 saata düşürebilmek, o taktirde bu populasyon kış soğuğu tarafından yok edilebilir. Zira fotoperiyod düştüğü için böcek diyapoza girmeyecek ve aktif halde kalacak demektir ki bu da onun soğuk­tan fazlası ile zarar görmesi ve dolayısı ile ölmesi olacaktır. Bundan başka farzedelim ki, bu populasyon Mayısın ilk haftasına kadar diyapoz halinde kalmakta ve böylece tehlikeli olan öldürücü donları atlatarak üzerinde ya­şadığı konukçu bitkileri kolaylıkla bulmaktadır. Şimdi biz eğer, genetik yolla diyapozu kısaltarak böceklerin faaliyetini Mart başına denk getire­bilirsek bunlar ya soğuktan, ya da gıda bulamamaktan dolayı ölecekler ve böylece tabiatta kendiliklerinden yok olacaklardır.

    İklime uygun olmayan adaptasyonlar, yılın bazı zamanlarında öldü­rücüdür. Bunlar şarta bağh öldürücü özelllikler olarak bilinir. Şarta bağ­lı öldürücü bir özellik veya şarta bağlı öldürücü özelliklerin bir kombi­nasyonu, böcek populasyonlarmı baskı altında tutma veya onları tamamen ortadan kaldırmakta bir metot olarak kullanılabilir. Bu konuda birçok memleketlerde çok önemli araştırmalar yapılmaktadır. Böcek populasyon-larmm iklime uymaları yolu ile onları baskı altında tutma prensipleri üzerinde daha fazla bilgi almak isteyenler Danielevskii (1965), Hogan (1966), Klassen et al. (1970), Masaki (1961, 1965) ve Walker and Peder­sen (1969) gibi yazarların çalışmalarına başvurabilirler.
    Yapılan araştırmalar göstermiştir ki böcek populasyonları şaita bağlı öldürücü özelliklerle baskı altında tutulabilmektedir. Bunun için özellik­le; (1), ayni böcek populasyonuna kısmi bir kısırlıkla savaş uygulandığın­da şarta bağlı öldürücü genler ithal edilmek suretiyle (2), populasyonu konvensiyonel yollarla statik olarak durdurmağa çalışırken ayni populas-yona şarta bağlı öldürücü genler verilmek suretiyle olmak üzere iki yol uygulanabilir. Her şarta bağlı özellik birden dörde kadar genler tarafın­dan tesbit edilirler ve iki veya üç şarta bağlı öldürücü özellikler populas­yon içine birbiri arkasından ithal edilirler.
    Şarta bağlı öldürücü özellikler, iklime ve mevsimsel değişikliklere uy­malarda genetik varyasyonlar gösterebilir. Bu husustaki birkaç örnek şöyle sıralanabilir: (1) diyapoza karşı kabiliyetsizlik, (2) diyapozun uy­gun olmayan süresi, (3) fotoperiyod, ısı veya gıdaya ait faktörler, (4) kışı geçirmek için uygun olmayan yer seçimi, (5) şiddetli soğuklara dayan­mama kabiliyeti.
    Yapılan teorik hesaplar şarta bağlı öldürücü özelliklerin böcek popu­lasyonlarmı baskı altında tutmada çok etkili olabileceğini göstermektedir. İklime veya mevsimlere uymaları şarta bağlı öldürücü özellikleri kullan­mada en büyük avantaj, bu özelliklerin halen tam bir baskı altında tut­mak istediğimiz populasyondan başka yerlerdeki populasyonlar içinde mevcut olmasıdır.

    de mani olarak, bir bitkinin böcek zararına mukavemet etme meyli.
    Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

  • #2
    Cevap: Böceklerle Genetik Mücadele

    Applied ecology (T. tatbiki ekoloji). Tabiatta istenilen doğal denge değişikliğine ulaşabilmek üzere biyolojik bilgi ve mevcut tek­nolojinin uygulanması. Diğer bir deyişle tabiatta mevcut olan biyolojik mücadele, tatbiki ekolojidir.
    Attractant (T. cezbedici). Zehirli yem istasyonları veya tuzaklara bö­cekleri çeken madde. Genellikle besin, yumurta bırakma ve seks cezbedicileri olarak sınıflandırılır.
    Augmentâtion (T. çoğaltma, artırma). Predatör ve parasitoid gibi biyo­lojik mücadele etmenlerine yardım ederek, onları daha etkili duruma getirmek üzere yapılan uygulamalar.
    Biological coatrol agent (T. biyolojik mücadele etmeni). Zararlı türe aksi etkide bulunan herhangi bir canlı etmen.
    Biotic insecticide (T. biyotik insektisid). Çoğunlukla böcek patojeni olarak bilinen mikroorganizmler olup zararlı böcek türleri­nin savaşında kullanılan herhangi bir insektisid gibi uygula­nan bir bileşim.
    Biotype (T. biyotip). Bir tek genotipten oluşan bir grup bireyler top­luluğu veya bir populasyon.
    Broad-spectram inseetiçide (T. geniş, etki alanlı insektisid). Seçici olmayan, böceklerin çoğuna takriben ayni zehir etkisi gösteren insektisid.
    Böcek savaşı. Savaş kelimesi esasında harp kelimesinin karşılığı olarak kullanılan bir kelimedir. Bu da devletlerin birbirleri arasında yaptıkları silahlı bir takım faaliyetler için kullanılmaktadır. Böcekleri öldürmek için yapılan işler ise savaş veya harp değil mücadeledir. Bu anlamda: Zararlı populasyonunun daha fazla artmasını engelleyen veya onu baskı altında tutan, ya da zararlı populasyonunu azaltmak üzere yapılan herhangi bir faaliyete böcek savaşı denir.
    Garcinogen (T. karsinojen). Canlı hayvan dokularında kansere sebep olan herhangi bir madde.
    Carbamate inseetiçide (T. carbamate'lı insektisid). Karbamik asitten oluşan bir insektisid grubu.
    Clıemosterilant (T. kemosterilant). Etkili olarak çoğalmaya engel, ya da sterilizasyona sebep olan kimyasal bir bileşim.
    Ghoiinesterase (kısaltılmışı=GhE). Sinirsel faaliyetin sağlıklı şekilde çalışması için gerekli olan bir vücud enzimidir. Vücuda her­hangi bir yolla alman carbamate'lı veya organik fosforlu in-sektisidleri tahrip eder veya çalışmasını engeller.


    Golonization (T. kolonizasyon, koloni tesis etme). Çoğunlukla faydalı böcekler için kullanılır; yeni bir yere yeni bir türün sokulması ve yerleştirilmesi.
    Compatible (T. uyuşan, bağdaşan), iki madde birbirine karıştırıldığın­da birbirlerinin etkisine engel teşkil etmemesi, birbiriyle uyuş­ması.
    Denge. Populasyon dalgalanmalarının bulunmadığı durumlardaki fazla sapmaların olmadığı böcek • populasyonlarmm bulunduğu durum.
    Dermaî zehirlilik. Genellikle bir tavşanın traş edilmiş karm derisi üze- rinde yapılan, deride denenilen bir materyalin zehirliliği.
    Diapause. Sıcaklık ve ışık gibi genellikle fiziksel tembih sonucu böcek- lerin elverişli olmayan dönemlerde yaşamalarını sağlayan gelişmelerinin durduğu fizyolojik hal.
    DNA. Deoxyribonucleic asit. - .
    Dose5 dosage (T. doz, dozaj). Bitki, hayvan veya yüzey olarak birim başına verilen veya uygulanan zehir miktarı.
    Dynasnic economic level (T. dinamik ekonomik düzey). Zararlı bir böcek ile onun konukçusu arasındaki değişimi ifadede kulla­nılan bir terimdir ki, büyüme ve sezona bağlı olarak zararlının zarara sebep olması gerekli, farklı düzeyler anlaşılır.
    Ecdysone. Bir dönemden diğerine geçmek üzere gömlek değiştirme işi için gerekli olan, böcekler tarafından salgılanan hormon.
    Ecosystem (T. ekosistem). Bir alanda bulunan bütün canlı organizma­lar ile onların cansız çevrelerinin birbirlerine olan etki sis­temi.
    Ekoloji. Yaşayan organizmalar ile onların cansız olan çevreleriyle iliş­kilerini inceleyen bilim dalı.
    Ekonomik düzey (— ekonomik eşik). Ekonomik kayıpları Önlemek üzere
    ' ek mücadele yöntemlerinin uygulanmalarının yapılmasının
    gerekli olduğu zararlı böcek düzeyi.
    Ekonomik zarar düzeyi. Ekonomik zararın meydana geldiği zararlı böcek düzeyi.
    Faydalı böcek. Predatör, parasitoid, tozlayıcı, ya da bal, ipek vb. mad­deler vererek faaliyetleri insanlara fayda sağlayan böcek. Bu­rada daha çok ilk 2 böcek grubu kastedilmektedir.
    Fecundity. Çoğalma gücü, çoğalma kapasitesi, doğurganlık.
    Formasnidine ingektisid. Böcek yumurtalarına ve akarlara yüksek etkisi olan yeni bir etki şekline sahip yeni bir insektisid grubu. Forsnulasyon. Kullanmak üzere satılmakta olan bir pestisidin formu.


    Görünüm niteliği. Besin niteliği ile ilgisi olmayan, özellikle meyve ve sebzelerde göze hitap eden, örneğin renk ve leke gibi özelliklei1.


    Hasat aralığı. Herhangi bir pestisidin bir ürüne atıldığı son tarih ile kurala göre hasat edilmesi gerekli olan tarih arasındaki periyod. Insect pest management—IPM, La lutte dirige'e, LD (T. zararlı bö- ^ J
    cek yönetimi—ZBY). Herhangi bir, veya bütün mücadele metotlarının tam bir ekolojik yöntem kullanarak böcek popu-lasyonlarmm pratik yönetimi.
    insektisid. Böcekleıi öldürmede kullanılan ekonomik herhangi bir zehir.
    Integrated control. (T. tamamlayıcı savaş). Kimyasal ve biyolojik müdele metotlarının birbirini tamamlaması şeklinde kullanılanbir savaş Key pest (T. anahtar zararlı). Herhangi bir bitkinin gelişme mevsimisüresinde devamlı olarak bulunan ve ekonomik zarara sebepolan bir böcek, veya zararlı.
    Konukçu bitki mukavemeti. Böcek zararı ile ilgili etkilerin, bitkilerde irsi olarak geçme özellikleri.
    Kökünü kazımak. Daha çok ada veya kıta gibi, büyük bir alanda bulu­nan bir türün ortadan tamamıyla kaldırılması veya yok edil­mesi.
    Mikrobiyal insektisid. Mevcut olan bir 2ararlı populasyonu ile savaşta mutad insektisidler gibi kullanılan bir mikroorganizma.
    Mortality (T. ölümlülük). Bir populasyon içindeki bireylerin ölümünü ifade eder.
    Mukavemet (insektisid). Bir organizmanın herhangi bir zehirin etkisine doğal veya genetik olarak tahammül edebilme kabiliyeti.
    Mutagen. Bir organizmadaki genlere etkide bulunarak değişim veya dönüşmeye sebep olan madde.
    Natality (T. doğum oranı). Bir populasyonda irsen mevcut olan çoğalma kabiliyeti.
    Oral toksisite. Bir maddenin ağızdan verildiğindeki zehirlilik durumu. Hayvanlara (beyaz farede) bir tek doz halinde ağızdan veril­diğinde onların % 50'sini öldürüp, genellikle hayvanın vücut ağırlığı kilogram/miligram ilaç şeklinde ifade edilen zehirlilik.
    Ovicide (T. yumurta öldürücü ilaç). Organizmaların yumurtalarını öldüren ilaç.
    ölüm çıkışı. Böceklerin doğada çoğalmaları içm gerekli olan konukçu -larınm bulunmadığı bir zam.anda.ki çıkışma denir. Öyle ki çıkan böcekler konukçu bulamadıkları için çoğalmadan ölür­ler. Buna intihar çıkışı da denir.


    Parasite (T. asalak). Çoğunlukla konukçusundan daha küçük vücuda sahip bir organizma olup bir tek bireyi genellikle konukçusunu öldürmez. Birçok bireyi ise konukçusunu rahatsız edebilir, zayıflatabilir veya güçsüzleştirir. Çok ender hallerde ise konuk­çusunu öldürebilir. Bit, pire, bağırsak kurtları, şerit, hatta kan emen sivrisinekler birer parazittir. Çoğunlukla parazitler zararlı olarak kabul edilmektedir.
    Parasitoid. Her ne kadar eskiden bunlar parazit grubu içinde mütalaa edilmişlerse de parasitoid'ler özel davranışlara sahip bir çeşit predatördürler. Bunlar takriben konukçusu kadar büyüklükte vücuda sahip, konukçusunu öldüren ve ergin oluncaya kadar yalnızca bir tek konukçuya ihtiyaç gösteren organizmalardır.
    Pestisid. Herhangi bir zararlıya karşı savaşta koruyucu, azaltıcı, yok edici , veya kaçırıcı olarak kullanılan ekonomik herhangi kim­yasal bir maddedir. însektisidler/, fungisidler, herbisidler, ne-matisidler, molusid'ler, rodentisidler, hatta kurutucular, yap­rak dökücüler vs. birer pestisiddir.
    Pherosnone. Böcekler tarafından meydana getirilen oldukça kuvvetli cinsel cezbedici. Tuzak için kullanılan bazı böcek türleriyle ilgili sentetik pheromone'lar yapılmıştır.
    Phoresy (T. hamallık). Organizmalar arasında bir bireyin diğerinin vücuduna tutunarak beslenme olmaksızın oradan oraya ta­şınması.
    Predatör, avcı. Dar anlamda bütün hayatı boyunca serbest yaşayan bir organizma olup . avını öldürür, çoğunlukla avından daha büyük boydadır ve gelişmesini tamamlayabilmek için birden fazla ava ihtiyaç gösterir.
    Repellent (T. kaçırtıcı). Daha çok böcekler için kullanılan, onları ka­çırtmaya yarayan madde..
    Residue (T. kalıntı, bakiye). Toprak, su veya bitkide bir pestisid veya onun metabolite'inin izi.
    RNA. Ribonucleic asit.
    Safener (T. emniyet). Bir ilacm fitotoksisitesini azaltan diğer bir ilaç.
    Selective insecticide (T. seçici insektisid). Atıldığında seçilen böcek­leri öldüren, fakat diğerlerini veya faydalı olanlar dahil diğer birçok organizmaları ya farklı toksik etkisi, ya da insektisidin kullanma tarzı sebebiyle öldürmeyen insektisid.
    Sıralı örnekleme. Böceklerde örnek almayla ilgili bir metot olup böcek bulaşmasının alt ve üst düzeylerinin saptanmasına kadar sür­dürülmesine gerek gösteren devamlı örnek alma metodu.


    Surfkctant (T. yüzey yardımcısı). Bir pestisid formulasyonurum yüzey özelliğini düzeltmeye veya kuvvetlendirmeye yardımcı olmak üzere ilave edilen madde.


    Sürüklenme. Pestisidin hedef alman bir alandan rüzgar veya hava akı­mıyla daha başka bir alana götürülmesi.
    Synergism. Kimyasal bir maddenin diğerine etkisiyle aktivitesinin ar-
    tırılması olayı. Aktiviteyi artıran madde ise synergist olarak "-^ isimlendirilir.
    Systomic. Alman bit maddenin bitki ve hayvan vücudu içinde sirkü­
    lasyonla her tarafa nakledilmesi durumudur. ^§
    ?eritli biçme. Yoncalıkların şerit halinde kenar bırakılarak biçilmesi. fi
    Öyle ki böylece kısmen büyümüş haldeki yerler devamlı olarak kalır.
    Tali (—Sekonder) zararlı. Bazı koşullarda önemli zararlı durumuna ^
    gelebilen, fakat genellikle önemi yok denecek kadar az olan zararlı. ,
    Tamamlayıcı savaş. Biyolojik ve kimyasal savaş metotlarının birbirlerinitamamlayacak şekilde organize edildiği bir savaş şekli.Teratogenic (T. anormalliğe sebep olucu). Böceklerde yumurta veya yavdoğumundan önce maruz bırakılan dişilerin yavrularında .
    anormalliklere sebep olan Tolerans (Bakiye). Milyonda bir kısım (ppm) olarak ifade edilen, resmi makamlarca bir üründe müsaade edilen pestisid miktarı. -
    Tolerans (konukçu bitki mukavemeti). Hassas bir varyetede zarar yapabilecek derecede yoğun böcek populasyonu olmasına rağmen
    bitkinin büyüme ve verim kabiliyeti, ya da yapılacak zararı telafi edebilme esasına dayanan mukavemeti ifade eder.
    Vector (T. taşıyıcı, vektör). Herhangi bir hastalık amilini bitki veya hayvana taşıyan, ya da nakleden organizma.
    Zararlı. ?nsanın ilgilendiği herhangi bir şeyine, veya doğrudan kendi­sini hastalandırarak zarar veren, ya da ürünlerini hasara uğ­ratan herhangi bir organizmadır. Ancak bu geniş kapsamlı bir tariftir. Burada kastedilen anlama göre tarifi şöyledir: Pazarlanabilecek tarımsal ürünlerin kalitelerini bozan, veya miktarlarını azaltmak üzere rutinli veya ara sıra zuhur ederek ona zarar veren türlere «zararlı» denir.
    Yukarıdaki başlık, bu kitabm birinci baskısında «tam savaş» şek­linde ele alınmıştı. Halen dilimizde «tam savaş»,, «tüm savaş», «integre savaş» ve «tamamlayıcı savaş» şeklinde olmak üzere ayni anlamlara gel­diği zannedilen farklı deyimler kullanılmaktadır. Bunlardan sonuncusu,yapılan savaşın esası ve de bu savaş şeklini ifade için yabancıların kullan- dıkları «integrated control, lutte integree, integrierten pflanzenschutz, lotta integrata» gibi terimler dikkatle alındığında, en doğru terim olduğu anlaşılır. Bu bakımdan da aynen benimsenmiş ve burada kullanılmıştır.

    Comment


    • #3
      Cevap: Böceklerle Genetik Mücadele


      Applied ecology (T. tatbiki ekoloji). Tabiatta istenilen doğal denge değişikliğine ulaşabilmek üzere biyolojik bilgi ve mevcut tek­nolojinin uygulanması. Diğer bir deyişle tabiatta mevcut olan biyolojik mücadele, tatbiki ekolojidir.
      Attractant (T. cezbedici). Zehirli yem istasyonları veya tuzaklara bö­cekleri çeken madde. Genellikle besin, yumurta bırakma ve seks cezbedicileri olarak sınıflandırılır.
      Augmentâtion (T. çoğaltma, artırma). Predatör ve parasitoid gibi biyo­lojik mücadele etmenlerine yardım ederek, onları daha etkili duruma getirmek üzere yapılan uygulamalar.
      Biological coatrol agent (T. biyolojik mücadele etmeni). Zararlı türe aksi etkide bulunan herhangi bir canlı etmen.
      Biotic insecticide (T. biyotik insektisid). Çoğunlukla böcek patojeni olarak bilinen mikroorganizmler olup zararlı böcek türleri­nin savaşında kullanılan herhangi bir insektisid gibi uygula­nan bir bileşim.
      Biotype (T. biyotip). Bir tek genotipten oluşan bir grup bireyler top­luluğu veya bir populasyon.
      Broad-spectram inseetiçide (T. geniş, etki alanlı insektisid). Seçici olmayan, böceklerin çoğuna takriben ayni zehir etkisi gösteren insektisid.
      Böcek savaşı. Savaş kelimesi esasında harp kelimesinin karşılığı olarak kullanılan bir kelimedir. Bu da devletlerin birbirleri arasında yaptıkları silahlı bir takım faaliyetler için kullanılmaktadır. Böcekleri öldürmek için yapılan işler ise savaş veya harp değil mücadeledir. Bu anlamda: Zararlı populasyonunun daha fazla artmasını engelleyen veya onu baskı altında tutan, ya da zararlı populasyonunu azaltmak üzere yapılan herhangi bir faaliyete böcek savaşı denir.
      Garcinogen (T. karsinojen). Canlı hayvan dokularında kansere sebep olan herhangi bir madde.
      Carbamate inseetiçide (T. carbamate'lı insektisid). Karbamik asitten oluşan bir insektisid grubu.
      Clıemosterilant (T. kemosterilant). Etkili olarak çoğalmaya engel, ya da sterilizasyona sebep olan kimyasal bir bileşim.
      Ghoiinesterase (kısaltılmışı=GhE). Sinirsel faaliyetin sağlıklı şekilde çalışması için gerekli olan bir vücud enzimidir. Vücuda her­hangi bir yolla alman carbamate'lı veya organik fosforlu in-sektisidleri tahrip eder veya çalışmasını engeller.
      36


      Golonization (T. kolonizasyon, koloni tesis etme). Çoğunlukla faydalı böcekler için kullanılır; yeni bir yere yeni bir türün sokulması ve yerleştirilmesi.
      Compatible (T. uyuşan, bağdaşan), iki madde birbirine karıştırıldığın­da birbirlerinin etkisine engel teşkil etmemesi, birbiriyle uyuş­ması.
      Denge. Populasyon dalgalanmalarının bulunmadığı durumlardaki fazla sapmaların olmadığı böcek • populasyonlarmm bulunduğu durum.
      Dermaî zehirlilik. Genellikle bir tavşanın traş edilmiş karm derisi üze- rinde yapılan, deride denenilen bir materyalin zehirliliği.
      Diapause. Sıcaklık ve ışık gibi genellikle fiziksel tembih sonucu böcek- lerin elverişli olmayan dönemlerde yaşamalarını sağlayan gelişmelerinin durduğu fizyolojik hal.
      DNA. Deoxyribonucleic asit. - .
      Dose5 dosage (T. doz, dozaj). Bitki, hayvan veya yüzey olarak birim başına verilen veya uygulanan zehir miktarı.
      Dynasnic economic level (T. dinamik ekonomik düzey). Zararlı bir böcek ile onun konukçusu arasındaki değişimi ifadede kulla­nılan bir terimdir ki, büyüme ve sezona bağlı olarak zararlının zarara sebep olması gerekli, farklı düzeyler anlaşılır.
      Ecdysone. Bir dönemden diğerine geçmek üzere gömlek değiştirme işi için gerekli olan, böcekler tarafından salgılanan hormon.
      Ecosystem (T. ekosistem). Bir alanda bulunan bütün canlı organizma­lar ile onların cansız çevrelerinin birbirlerine olan etki sis­temi.
      Ekoloji. Yaşayan organizmalar ile onların cansız olan çevreleriyle iliş­kilerini inceleyen bilim dalı.
      Ekonomik düzey (— ekonomik eşik). Ekonomik kayıpları Önlemek üzere
      ' ek mücadele yöntemlerinin uygulanmalarının yapılmasının
      gerekli olduğu zararlı böcek düzeyi.
      Ekonomik zarar düzeyi. Ekonomik zararın meydana geldiği zararlı böcek düzeyi.
      Faydalı böcek. Predatör, parasitoid, tozlayıcı, ya da bal, ipek vb. mad­deler vererek faaliyetleri insanlara fayda sağlayan böcek. Bu­rada daha çok ilk 2 böcek grubu kastedilmektedir.
      Fecundity. Çoğalma gücü, çoğalma kapasitesi, doğurganlık.
      Formasnidine ingektisid. Böcek yumurtalarına ve akarlara yüksek etkisi olan yeni bir etki şekline sahip yeni bir insektisid grubu. Forsnulasyon. Kullanmak üzere satılmakta olan bir pestisidin formu.


      Görünüm niteliği. Besin niteliği ile ilgisi olmayan, özellikle meyve ve sebzelerde göze hitap eden, örneğin renk ve leke gibi özelliklei1.
      Hasat aralığı. Herhangi bir pestisidin bir ürüne atıldığı son tarih ile
      kurala göre hasat edilmesi gerekli olan tarih arasındaki pe-
      riyod. Insect pest management—IPM, La lutte dirige'e, LD (T. zararlı bö- ^ J
      cek yönetimi—ZBY). Herhangi bir, veya bütün mücadele metotlarının tam bir ekolojik yöntem kullanarak böcek popu-lasyonlarmm pratik yönetimi.
      insektisid. Böcekleıi öldürmede kullanılan ekonomik herhangi bir zehir.
      Integrated control. (T. tamamlayıcı savaş). Kimyasal ve biyolojik mü-
      dele metotlarının birbirini tamamlaması şeklinde kullanılan
      bir mücadele yöntemidir.
      Key pest (T. anahtar zararlı). Herhangi bir bitkinin gelişme mevsimi süresinde devamlı olarak bulunan ve ekonomik zarara sebepolan bir böcek, veya zararlı.
      Konukçu bitki mukavemeti. Böcek zararı ile ilgili etkilerin, bitkilerde irsi olarak geçme özellikleri.
      Kökünü kazımak. Daha çok ada veya kıta gibi, büyük bir alanda bulu­nan bir türün ortadan tamamıyla kaldırılması veya yok edil­mesi.
      Mikrobiyal insektisid. Mevcut olan bir 2ararlı populasyonu ile savaşta mutad insektisidler gibi kullanılan bir mikroorganizma.
      Mortality (T. ölümlülük). Bir populasyon içindeki bireylerin ölümünü ifade eder.
      Mukavemet (insektisid). Bir organizmanın herhangi bir zehirin etkisine doğal veya genetik olarak tahammül edebilme kabiliyeti.
      Mutagen. Bir organizmadaki genlere etkide bulunarak değişim veya dönüşmeye sebep olan madde.
      Natality (T. doğum oranı). Bir populasyonda irsen mevcut olan çoğalma kabiliyeti.
      Oral toksisite. Bir maddenin ağızdan verildiğindeki zehirlilik durumu. Hayvanlara (beyaz farede) bir tek doz halinde ağızdan veril­diğinde onların % 50'sini öldürüp, genellikle hayvanın vücut ağırlığı kilogram/miligram ilaç şeklinde ifade edilen zehirlilik.
      Ovicide (T. yumurta öldürücü ilaç). Organizmaların yumurtalarını öldüren ilaç.
      ölüm çıkışı. Böceklerin doğada çoğalmaları içm gerekli olan konukçu -larınm bulunmadığı bir zam.anda.ki çıkışma denir. Öyle ki çıkan böcekler konukçu bulamadıkları için çoğalmadan ölür­ler. Buna intihar çıkışı da denir.


      Parasite (T. asalak). Çoğunlukla konukçusundan daha küçük vücuda sahip bir organizma olup bir tek bireyi genellikle konukçusunu öldürmez. Birçok bireyi ise konukçusunu rahatsız edebilir, zayıflatabilir veya güçsüzleştirir. Çok ender hallerde ise konuk­çusunu öldürebilir. Bit, pire, bağırsak kurtları, şerit, hatta kan emen sivrisinekler birer parazittir. Çoğunlukla parazitler zararlı olarak kabul edilmektedir.
      Parasitoid. Her ne kadar eskiden bunlar parazit grubu içinde mütalaa edilmişlerse de parasitoid'ler özel davranışlara sahip bir çeşit predatördürler. Bunlar takriben konukçusu kadar büyüklükte vücuda sahip, konukçusunu öldüren ve ergin oluncaya kadar yalnızca bir tek konukçuya ihtiyaç gösteren organizmalardır.
      Pestisid. Herhangi bir zararlıya karşı savaşta koruyucu, azaltıcı, yok edici , veya kaçırıcı olarak kullanılan ekonomik herhangi kim­yasal bir maddedir. însektisidler/, fungisidler, herbisidler, ne-matisidler, molusid'ler, rodentisidler, hatta kurutucular, yap­rak dökücüler vs. birer pestisiddir.
      Pherosnone. Böcekler tarafından meydana getirilen oldukça kuvvetli cinsel cezbedici. Tuzak için kullanılan bazı böcek türleriyle ilgili sentetik pheromone'lar yapılmıştır.
      Phoresy (T. hamallık). Organizmalar arasında bir bireyin diğerinin vücuduna tutunarak beslenme olmaksızın oradan oraya ta­şınması.
      Predatör, avcı. Dar anlamda bütün hayatı boyunca serbest yaşayan bir organizma olup . avını öldürür, çoğunlukla avından daha büyük boydadır ve gelişmesini tamamlayabilmek için birden fazla ava ihtiyaç gösterir.
      Repellent (T. kaçırtıcı). Daha çok böcekler için kullanılan, onları ka­çırtmaya yarayan madde..
      Residue (T. kalıntı, bakiye). Toprak, su veya bitkide bir pestisid veya onun metabolite'inin izi.
      RNA. Ribonucleic asit.
      Safener (T. emniyet). Bir ilacm fitotoksisitesini azaltan diğer bir ilaç.
      Selective insecticide (T. seçici insektisid). Atıldığında seçilen böcek­leri öldüren, fakat diğerlerini veya faydalı olanlar dahil diğer birçok organizmaları ya farklı toksik etkisi, ya da insektisidin kullanma tarzı sebebiyle öldürmeyen insektisid.
      Sıralı örnekleme. Böceklerde örnek almayla ilgili bir metot olup böcek bulaşmasının alt ve üst düzeylerinin saptanmasına kadar sür­dürülmesine gerek gösteren devamlı örnek alma metodu.


      Surfkctant (T. yüzey yardımcısı). Bir pestisid formulasyonurum yüzey özelliğini düzeltmeye veya kuvvetlendirmeye yardımcı olmak üzere ilave edilen madde.
      Sürüklenme. Pestisidin hedef alman bir alandan rüzgar veya hava akı­mıyla daha başka bir alana götürülmesi.
      Synergism. Kimyasal bir maddenin diğerine etkisiyle aktivitesinin ar-
      tırılması olayı. Aktiviteyi artıran madde ise synergist olarak isimlendirilir.

      Comment


      • #4
        Cevap: Böceklerle Genetik Mücadele

        Systomic. Alman bit maddenin bitki ve hayvan vücudu içinde sirkü­
        lasyonla her tarafa nakledilmesi durumudur.

        Şeritli biçme. Yoncalıkların şerit halinde kenar bırakılarak biçilmesi. fi
        Öyle ki böylece kısmen büyümüş haldeki yerler devamlı olarak kalır.
        Tali (—Sekonder) zararlı. Bazı koşullarda önemli zararlı durumuna
        gelebilen, fakat genellikle önemi yok denecek kadar az olan zararlı. ,
        Tamamlayıcı savaş. Biyolojik ve kimyasal savaş metotlarının birbirlerinitamamlayacak şekilde organize edildiği bir savaş şekli.
        Teratogenic (T. anormalliğe sebep olucu). Böceklerde yumurta veya yav- '
        ru doğumundan önce maruz bırakılan dişilerin yavrularında .
        anormalliklere sebep olan madde.
        Tolerans (Bakiye). Milyonda bir kısım (ppm) olarak ifade edilen, resmi
        makamlarca bir üründe müsaade edilen pestisid miktarı. -
        Tolerans (konukçu bitki mukavemeti). Hassas bir varyetede zarar yapa- \
        bilecek derecede yoğun böcek populasyonu olmasına rağmen, *
        bitkinin büyüme ve verim kabiliyeti, ya da yapılacak zararı telafi edebilme esasına dayanan mukavemeti ifade eder.
        Vector (T. taşıyıcı, vektör). Herhangi bir hastalık amilini bitki veya hayvana taşıyan, ya da nakleden organizma.
        Zararlı. İnsanın ilgilendiği herhangi bir şeyine, veya doğrudan kendi­sini hastalandırarak zarar veren, ya da ürünlerini hasara uğ­ratan herhangi bir organizmadır. Ancak bu geniş kapsamlı bir tariftir. Burada kastedilen anlama göre tarifi şöyledir: Pazarlanabilecek tarımsal ürünlerin kalitelerini bozan, veya miktarlarını azaltmak üzere rutinli veya ara sıra zuhur ederek ona zarar veren türlere «zararlı» denir.
        Yukarıdaki başlık, bu kitabm birinci baskısında «tam savaş» şek­linde ele alınmıştı. Halen dilimizde «tam savaş»,, «tüm savaş», «integre savaş» ve «tamamlayıcı savaş» şeklinde olmak üzere ayni anlamlara gel­diği zannedilen farklı deyimler kullanılmaktadır. Bunlardan sonuncusu
        yapılan savaşın esası ve de bu savaş şeklini ifade için yabancıların kullan- dıkları «integrated control, lutte integree, integrierten pflanzenschutz, lotta integrata» gibi terimler dikkatle alındığında, en doğru terim olduğu anlaşılır. Bu bakımdan da aynen benimsenmiş ve burada kullanılmıştır.
        Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

        Comment


        • #5
          Cevap: Böceklerle Genetik Mücadele

          Tarihçe:
          «Tamamlayıcı savaş» teriminin, zararlılarla savaş konusu ile ilgili litera­türde ilk kullanıldığı tarih 1954'tür (Smith and Ailen, 1954). Buna göre tamamlayıcı savaşa ait tarih henüz daha 40 yılını doldurmamış bulun­maktadır. Bu savaşla ilgili tartışmaların kökeninin çoğu II. Dünya Har- bini takiben kimyasal pestisidlerin yoğun şekilde kullanılmaları ve bun­ların sonucunda istenmeyen birçok kötü etkilerin meydana çıkmasıyla ilgili problemler üzerinde yoğunlaşmıştı. Bu istenmeyen etkiler özellikle pestisidlere dayanıklı zararlı populasyonlarının oluşması, ilaçlamaları takiben çabuk gelişen zararlı populasyonları, gözden kaçan zararlıların epidemi haline geçmesi v.b.'dir. Bundan sonra gelişen bazı olaylar ve bu problemlere çare arama düşünceleri sonucunda tamamlayıcı savaş adı verilen ve modern sayılan savaş tekniği ortaya çıkmış oldu. Ancak bugün­kü tamamlayıcı savaş fikrinin kırıntılarına eski yazarların bazı yazılarında rastlamak mümkündür. Her nekadar bir zararlı ile ilgili savaş yönetimi içinde açıkça yerleştirilmemişse de, temel ekolojik prensiplerle ilgili, ör­neğin bir ekosistem ve topluluk içindeki türlerin birbirine olan etkisi fik­rinin, bazı bilim adamları tarafından takriben yüz yıl önce öne sürüldüğü-ğü görülmektedir.
          Tamamlayıcı savaş teriminin ilk kullanılmasında, zararlıya karşı sa­vaşta etkisi olan biyolojik savaş ile kimyasal savaş gibi iki yöntemin bir­birlerini tamamlaması fikri yatmaktaydı. 1960'larm başlarında temelde ayni şey anlamına gelen bir takım terimlerin kullanıldğı görülür. Örneğin «harmonious control =;ahenkli savaş», «rational control= makul veya akıllı savaş» ve «modified spray program== değiştirilmiş veya hafifletil­miş ilaçlama programı» gibi. Bütün bunlardan sonra FAO'nun bu konu­daki uzmanlar heyeti, zararlı savaşında bu taktiklerin birbirlerini tamam­lamasının önemi üzerinde durarak birçok tartışmalardan sonra uluslar­arası bitki koruma düzeyinde oldukça üniform olan «integrated pest control = tamamlayıcı zararlı savaşı» teriminin kullanılmasını kabul etti (Anon., 1965a, 1968a, 1970, 1972). Panellere katılanların «tamam­layıcı zararlı savaşı» şeklindeki terimi «pest management— zararlı yönetisni)'ne tercih etmesinin sebebi, sonuncu terimin bazı dillere çevril-mesindeki güçlük olmuştu. 1972'deki FAO'deki panel'de «zararlı yöne-timi»'ni «tamamlayıcı zararlı savaşı» ile kökünü kazıma, kanunsal sava.ş gibi tek yanlı bir savaş metodu dahil, her şeyi kapsadığı kabul edilmiştir. Yukarda verilen terminoloji ile ilgili açıklama listesinden de anlaşılacağı üzere bugün, «tamamlayıcı savaş» ile «zararlı böcek yönetimi» birbirlerin­den farklı terim veya deyimlerdir. Buna rağmen tamamlayıcı savaş terimi, hala daha zararlı böcek yönetimi (ZBY) deyiminin sanki karşılığı imiş gibi onun yerine kullanıldığı görülmektedir. Gerçekte bu deyimler birbir­lerinin sinonimi değildir. Her ne kadar ZBY ile tamamlayıcı savaş arasın­da (eskiden böcek savaşı denildiği zaman yalnızca kimyasal savaş şeklin­de anlaşılan fikirle kıyaslandığında), küçük de olsa gerçek fark bulun­maktadır. Aslında tamamlayıcı savaş: «kimyasal savaşın faydalı akar ve böcekleri koruyacak şekilde ayarlanması veya değiştirilmesi» olarak da ta­rif edilmektedir. Daha sonra bu fikir genişletilerek: «bütün uygun olan böcek savaş metotlarının birbirini tamamlayacak şekilde kullanmak su­retiyle zararlı populasyonlarmı ekonomik zarar düzeylerinin altında tutma» şekline dönüştürülmüştür, işte bu sonuncu tarif, zararlı böcek yönetimi (kısaca ZBY)'dir. Buna göre ZBY'nin daha kapsamlı olarak: «Herhangi bir ya da, bütün mücadele metotlarım sağlam ekolojik koşul­lar kullanılarak, zararlı böcek populasyonununu ekonomik zarar düzeyi altında tutmak üzere tamamlayacak şekilde uygulama tekniğidir» şek­linde tarif edilebiliri «Zararlı böcek görüldüğünde, her türlü gayret sarfedilerek onları insektisidle öldür» olarak eskiden anlaşılan zararlı böcek savaşı, tamamla­yıcı savaş ve ZBY sisteminin her ikisiyle kıyaslandığında, bu sonuncular bitki veya ürün korunmasında gerçekten belirgin olarak daha gelişmiş olan savaş yöntemleridir. Bu yöntemlerle ekonomik kayıplar yeteri derecede önlenir. Bu durum zararlıyı üründen, ya da o yerden elimine etmek değildir. ZBY'de esas amaç, çoğunlukla zararlının her zaman bit­kilerde alçak düzeylerde bulunmasıdır.

          Zararlı böcek yönetimi fikrini oluşturan sebepler :
          Organo chlorine'Ii insektisid olan DDT'nin ortaya çıkmasıyla birlikte böceklerle savaşta, sentetik insektisidlerle savaş devri de başlamış oldu. Böcek savaşında esas ağırlık, gittikçe artan bir hızla ve yaygın olarak in-sektisidlere dayandırıldı. Yeni bir insektisidin piyasaya çıkışı bir diğerini takip etti ve organophosphat ve carbamate'lar gibi yeni grup insektisidler ortaya çıktılar. Bunun sonucunda geniş kimya sanayi oluşmaya başladı ve bu alanda büyük başarılar ve atılımlar gerçekleşti. Neticede insekti­sidlerle savaş süratli ve pahalı olmayan, uygun bir metot olarak ün yaptı. Böcek savaşı ile ilgili olanlar, böcek savaşında kimyasal olanı hariç, he­men hemen diğer bütün metotları terkettiler. Böylece insektisidlerin geniş alanlarda bol ve bilgisizce kullanılmaları, birçok problemleri de berabe­rinde getirmiş oldu.
          Bu problemlerin en eskilerinden birisi mukavemetin meydana gelmesi, veya böceklere karşı kullanlan insektisidlerin bazı böcekler tarafından toleransla karşılanması durumunun ortaya çıkmasıdır. Kimyasal savaşın en önemli sonuçlarından birisi de zararlı organizmaların en etkili kim- yasal maddelere karşı bile zamanla dayanıklı populasyonlar meydana getirilebilmesidir. Yurdumuz dahil birçok ülkelerde de bu problemlere sık sık rastlanmaktadır. Evsineklerinin DDT'ye karşı mukavemet kazan­maya başlamasıyla bu türlü problem gittikçe arttı. Bugün Dünyada tak­riben 250 kadar türün çeşitli insektisidlere karşı mukavim ırklar meydana getirdiği, bazı türlerin insektisidlerin bir grubuna daha fazla mukavemet gösterdiği saptanmıştır.

          insektisidlerin yine devamlı kullanılması sonucu besin, ürün, toprak, hayvan ve hatta insanlarda birikmesi, yani bakiye problemi ortaya çıktı. Bazı insektisidler, örneğin organo chlorine'lerin kimyasal stabiJitesi se­bebiyle oldukça yüksek derecede kalıcı olduklarından, böyle insektisidler bir takım bakiye problemleri yarattılar. Buna karşılık organik fosforlu olanlar gibi diğerleri ise çabuk bozularak zararsız maddeler haline geç­tiklerinden az kalıcı idiler. Esas olarak kalıcılıktaki farklılıklar ve bunun sonucundaki kalma problemleri, her ne kadar diğer faktörlere de bağlı iseler de, bu daha çok her bir ilacın kimyasal yapısıyla ilgilidir. Her ne ise, bakiye probleminin üstesinden gelmek için bu defa araştırıcılar veya yetiştiriciler daha fazla zehirli fakat daha az kalıcı bileşikleri aramaya ve bunları kullanmaya başladılar. Bu çare her ne kadar kalıcılık problemini oldukça gidermişse de, bu defa başka problemlerin ortaya çıkmasına sebep oldu. Örneğin az kalıcı bazı ilaçların memelilere yüksek derecede zehirli olmaları, bu defa onları kullanan veya elleyen kişilerin sağlık­larını büyük oranda tehlikeye soktu. Yine bu gibi insektisidler geniş et­kiye sahip olduklaiından, kullanıldıkları alandaki her türlü böceğin bü­yük bir kısmını yok etmesi ve de az kalıcı olduğu için daha sık kullan­mak mecburiyetinde kalınması sonucunda zararlı böceklerin doğal düş­manlarının daha fazla yok olmalarına, dolayısıyla doğal dengenin bo­zulmasına sebep oldu. Bu da evvelce az zararlı olarak bilinen bazı böcek türlerini önemli zararlılar düzeyine çıkarttı. Diğer taraftan az kalıcı insektisidlerin genellikle daha paha'ı olmaları ve daha sık kullanılmaları sebebiyle mücadele masrafları da gittikçe arttı. Yine böceklerin insektisid­lere mukavemet kazanması, bakiye problemleri sebebiyle bazı insektisid­lerin kullanılmalarının kısıtlanması sonucu diğer insektisidlere olan ihtiyaç arttı. Bu da piyasada insektisid bulma güçlüğü, ya da kıtlık yarattı. Bu kıtlığa ek olarak diğer enflasyoncu güçlerin de etkisiyle insektisidlerin fiyatları yükseldi, bu da tabii olarak yetiştiricilerin maliyetine yansıdı, insektisidlerin kıtlık ve fiyat artışına sebep olan bir diğer faktör de petro­lün durumudur. Petrol eriticileri, emülsiyon halindeki yoğun insektisid formulasyonlarmın vazgeçilmez bir kısmını oluşturur. Petrolün kıtlığı veya fiyatının artışı da böylece insektisidlerin fiyatlarının artmasına sebep olmuştur. ?şte bütün yukarıda kısa olarak açıklanan sebepler, esaslı tarla örneklemesi, ekonomik düzeyleri dikkatle kullanması ve ekonomik böcek savaşının istediği mevcut insektisidlerin minimum düzeyde kullanılması esasına dayanan ZBY sistemi fikrini ortaya çıkarmıştır.

          Zararlı böcek yönetiminin prensipleri ve felsefesi :
          Hayvan ve bitki populasyonlarımn doğal bir biyotik topluluk içindeki durumları nispeten sabit olup herhangi bir türün epidemi haline gelmesi çok ender olur. Genellikle türlerin çoğu topluluk içinde alçak populasyon-yonlarda bulunur. Bu doğal topluluklardaki hayvanlar bitki yiyiciler, predatörler, parazitler, parasitoidler olarak ayrılırlar. Pek az türler de saprofit olarak yaşarlar. Ekologlar bu doğal duruma veya belirli bir yer­deki topluluk içindeki canlıların birbirleriyle ilişkili olarak bir arada yaşamalarına «türlerin dengesi» ismini verirler.
          Bu gibi dengeler uzun zaman periyotlarında teşekkül eder. Populas-yonlar, tür içi ve türler arası rekabet, doğal düşmanlar , hava ve çevresel etkenler dahil birçok biyotik ve abiyotik faktörler tarafından kontrol edi­lir. Bu arada türlere ait populasyonlarda alçalmalar ve yükselmeler, yani dalgalanmalar meydana gelir, ancak bunların büyüklüğü nadiren zarar düzeyine ulaşır. Böyle doğal topluluklar içinde tarımsal ürünlerde zararlı olarak bilinen türler ender olarak bulunur. Dengede herhangi bir bozuk­luk olduğunda (örneğin iklimdeki ani ekstrem koşullardaki bir değişiklik, büyük bir baraj inşası, yeni bir böcek veya bitki türünün ithali gibi), tak­riben sabit olan bu denge bozulur ve sabit durum tekrar kazanılıncaya kadar birçok populasyon dalgalanmaları, hatta patlamaları meydana gelir.
          ?nsanın on bin yıldan fazla bir süredir tarımla uğraşması ve onda meydana getirdiği gelişme, kendisine ve çevresine de büyük etkide bulun­du. Direkt ve endirekt olan bu etki dolayısıyla insan populasyonu arttı, bu da geniş orman ve meralıklarm tahribine yol açtı. Bunun sonucunda da doğadaki türlerin dengesi bozuldu. Gelişmekte olan tarım, bugün ürün zararlıları olarak bilinen türlerin meydana çıkmasına sebep oldu. Tarımın önceleri yavaş giden gelişme süresinde, insan nispeten sabit bir agroekosistem oluşturmuştu. Bu sistem oldukça uzun zaman devam etti. Çünkü insan o zaman tarımı ancak kendi ihtiyaçlarına yetecek bir biçimde ve küçük alanlarda yapıyordu. Önceleri tarım yaptığı alanda zarara uğ­rayan ürününden arta kalanları yani temiz ve zarara uğramamış olanla­rını hasat etmiş, ve böylece zararlıya karşı direnç veya dayanıklı olanla­rını bilmeden seçebilmişti. O, ürünün yerini biraz değiştirerek veya on­ların zararlılarını bir yerden diğer yere taşıyarak tarımını sürdürdü, böy­lece ürünün genetik olarak da farklılıklarını sağlamış oldu. Yaptığı işler küçük çapta olduğu için, çevre bozulması en az düzeyde olmuştu. O ayni zamanda zararlıların epidemiîeriyle karşılaştığında veya başka sebeplerle ürün almada başarısızlıklara uğradığında, basit olan işlemlerine başvurdu. Böylece ilksel tarım da denge bozulmadan devam etmiş oldu. Bu denge durumu 15. asırda yeni tarım alanlarının açılmaları ve geliştirilmesi sonu­cunda bozulmaya başladı ve 20. asrın sonuna doğru gittikçe artan bir şekilde devam etti. Amerika, Afrika, Avustralya ve büyük adalar keşfedilip buraları kullanılmaya ve yerleşmeye başlandıkça, hayvanlar ve bitkiler, daha önce ulaşılması mümkün olmayan bu gibi yerlere sokuldular veya oralardan alınarak eski yerleşim merkezlerine getirildiler. Böylece, tütün, mısır, patates, domates Amerika'dan Dünyanın bütün diğer ülkelerine sokuldu. Kakao yine Güney Amerika'dan Afrika, Güneydoğu Asya'ya ve Pasifik adalarına götürüldü. Hububat, yenebilen baklagiller, elma, asma da Avrupa ve Asya'dan diğer kıtalara ve adalara götürüldü. Böylece yüzlerce hayvan ve bitki türü Dünyanın her tarafına yayılmış oldu.

          Herhangi bir bitki türü, yeni olan diğer bölgelere sokulduğunda, onun­la birlikte çoğu defa zararlıları da o yerlere taşındı. Yine çok defa bu ta­şınmada zararlıları tamamlayan biyolojik savaş etmenleri beraberinde bulunmadı. Böylece yeni bölgelere sokulan zararlı türler yeni habitatla-rmda eski yerlerinden daha da zararlı oldular. Ayrıca bunlar yeni gir­dikleri yerlerde bâzan kendileri için daha da uygun bitki türleri de bu­labildiler. Yeşilkurt, torbalı koşnil, arpa kesik sineği ve kestane çürüklüğü hastalığı bunlara iyi örnek teşkil eder- Elma sineği [Rhagoletis pomonella) A.B.D.'de evvelce Crataegus'te az görülen bir zararlı olduğu halde, daha sonra bu ülkeye elmanın sokulmasıyla ona çabucak adapte olmuştur. Bu­gün bu zararlı, bu ülke ile Kanada'nm güney kesimlerinde elmanın en önemli zararlıları arasında yer almaktadır.
          20. Yüzyıldaki tarım reformunun, zararlı türlerin agroekosistemdeki dengesini daha da bozduğu ve daha karışık hale getirdiği bir gerçektir. Bilimsel genetik prensipler ve teknolojinin uygulamaya dönüştürülme­siyle yeni ve yüksek verimli varyetelerin mekanize olmuş kültüre adapte edilmeleri, hasadın ve hasat sonrası işlemlerin geliştirilmeleri ve de geniş alanlarda yoğun plantasyonların meydana getirilmeleri gibi günün modern tarımı, bazı problemleri de beraberinde getirmiştir. Örneğin genetik olarak uniform olan yeni varyeteler, mısır yaprak yanıklığı hastalığı gibi zararlılara hedef teşkil eder. Yeni varyetelerin çok defa zararlı­lardan korunmaları ve böylece de arzu edilen verime ulaşabilmek için de yoğun pestisidlerin kullanılmaları gerekir. Yine modern tarımdaki bir çok uygulamalar, hastalıklara, yabancı otlara, nematodlara veya bö­ceklere duyarlılığı artırmaktadır. Örneğin a) Normal doğal yağmur ko­şullarında topraktaki rutubet düzeyinin dalgalanmasına oranla suni sula­ma koşulları birçok hastalık ve zararlıların gelişmelerine daha iyi ortam hazırlar, b) Yoğun bitki populasyonları, çevre koşulları olarak bazı zarar­lıların çoğalmasma uygun ortam hazırlar, c) Daha fazla ürün ve etli bit­kiler yetiştirilmesine sebep olan gübreleme, az düzeydeki gübrelemeye, oranla, bu gibi bitkiler zararlı hücumuna daha fazla maruz kalır, ve d) Çok fazla ürün elde etmek (birden fazla ürün), zararlı populasyonunu artır­maya yardım eder, gibi uygulamalar sayılabilir.

          Bunlardan sonuncu uygulama daha yakm zamanda ülkemizde baş­latıldığı için, bitki koruma açısından ileride ne gibi problemlere maruz kalabileceğimizi burada bir örnek (Glass et al., 1972) vererek açıklamak yerinde olacaktır:
          Filipinlerde geleneksel çeltik ziraatı bundan takriben 15 yıl öncesine kadar her yıl vasat, fakat oldukça sabit istihsal yapmaya elverişli durum­da gidiyordu. Yüksek boylu olan yerli varyeteler az gübreli yerlerde yaşa­yabiliyor, normal verimde bulunabiliyor ve yabancı otlara karşı başarılı bir şekilde rekabet edebiliyordu. Bu varyeteler mevcut olan böceklere, hastalıklara ve kemiricilere karşı muaf değiller, fakat hepsi de oldukça toleranslıydı. Bu ülkede çeltik yılda bir defa olmak üzere rutubetli ve ya­ğışlı mevsimde ekilir ve bunu takriben 6 ay süren kuru mevsim takip ederdi. Bu kuru mevsimde, su kenarlarında yetişen bazı bitkiler hariç, etrafta yeşil bir bitki, ot vs. son derece az bulunur, bunlar üzerinde de gelecek ekimde zarar yapabilecek böcek türleri populasyonları çok alçak düzeyde bulunurdu. Bu şekilde doğada kurulmuş olan denge devam edip gidiyordu. Bu ülkede başlatılan yoğun çeltik ziraatı aşağıdaki problemle­ri de beraberinde getirdi; Her şeyden önce sulu ziraatın girmesi dolayısıyla bir ürün diğerini takip ederek bütün yıl boyunca ekildi ve biçildi. Yeni it­hal edilen çeltik varyetelerinden potansiyel ürün elde edebilmek için kısa boylu ve sert saklı olanlar seçilmiş, daha önceki yüksek boylu varyetelerin zararlılara dayanıklı olanlarının seleksiyonuna gidilmemişti. Netice olarak kaçınılmaz olan zararlı problemleri belirgin olarak gittikçe artmış, ve 1971 yılında bir

          Comment


          • #6
            Cevap: Böceklerle Genetik Mücadele

            cüceağustos böceği ve bu böceğin taşıdığı virüs hastalığı dolayısıyla çok ciddi ürün kayıplarına sebep olmuş, binlerce hektarlık çeltik alanları bundan büyük zarar görmüştür. Bu ülke, halen yoğun ürün elde etme pahasına, bitki korumada meydana gelen yeni problemleri hal­letmekle uğraşmaktadır.
            Gerek çift ürün, gerek yeni ürün (soyafasulyası gibi), gerekse daha verimli bitki varyetelerinin yoğun olarak sokulmaya çalışıldığı yurdu­muzda, diğer taraftan binlerce yıldır kuru ziraat , ya da belirli bir tarım sistemi uygulanan bazı yerlere sulu ziraatın girmesi için (Haran Ovası gibi) büyük projelerin yapıldığı ve uygulamaya geçildiği şu son yıllaıda, bu atılımlarla birlikte çeşitli bitki koruma problemlerinin de er veya geç geleceğinden şüphe edilmemesi gerekir. Yukarıda verilen örnek veya benzer başkalarının başımıza gelme ihtimali her zaman mevcuttur. Burada verilmiş olan örnek veya örnekler, halen yapılanları tenkit veya engellemek amacı ile verilmemiştir. Aksine yurdumuzun gittikçe artan nüfusunu beslemek, diğer taraftan istihsal fazlasını ihraç ederek döviz girdilerini artırmak üzere yoğun istihsali yaymanın ne kadar gerekli olduğu ortadadır. Bununla beraber yukarıdaki örnek, yoğun modern ziraatın, potansiyel zararlı problemlerinde ne kadar ciddi durumlar yara­tabileceğini, tek yanlı modern tarım uygulamasında, uygulamalar ile po­tansiyel verim elde etme arasında birbirlerine etki durumlarını ortaya koymak düşüncesiyle verilmiştir.

            işte tarımda ve diğer bilim dallarında gelişen modern anlayışa paralel olarak bitki koruma alanında da zararlı böcek yönetimi (ZBY) en modern ve gelişmiş bir mücadele yöntemi olarak çıkmış bulunmaktadır. Bu bakım­dan bu yöntemi biraz daha açıklamakta yarar vardır.
            ZBY statik olmayan, verimsiz bir sistem değil, aksine dinamiktir. Bu sisteme etkide bulunan bütün faktörler daha iyi anlaşıldıkça o da daima değişir, iklim, alternatif konukçu bitkiler, faydalı böcekler ve insan faali­yetleri bu faktöilerin başlıcalarını oluşturur. Dar anlamda ZBY, genellik­le ürünlerde bulunan birkaç zararlıyla ilgili yönetimdir. Ancak gerçekte, önemli olsun veya olmasın bütün zararlıları kapsamalıdır (yani yalnız anahtar zararlı değil, fakat az görülen tali zararlıları da içermelidir). Eğer bu şekilde düşünülmez ve dikkate alınmazsa, bir yerdeki dengeyi oluşturan canlı topluluk tam olarak dikkate alınmadığı için önemsiz za­rarlı şeklinde nitelendirilenlerin bazan ciddi zararlı durumuna aniden geçmek suretiyle karşımıza problem haline çıktıkları görülebilir. Bu ba­kımdan zararlı populasyonlarını baskı altmda tutmak üzere birçok yön­temlerin kombinasyonu olarak uygulanan bu sistemin birçok avantajları vardır. Ancak bu, farklı yöntemlerin ayni zamanda yapılması demek de­ğildir. Farklı olanların belki de yılm farklı zamanlarında yapılması uygun olabilir. Bununla beraber bu farklı yöntemlerin hepsi, zararlının, baskı altında tutulmasında toplam etkiye yardımda bulunur. Hatta bunlardan bir tanesinin yalnız başına uygulanması diğerlerinden daha etkili olabilir. Böylece bu gibi kombinasyonları, ya da en uygun olan bir tanesini kul­lanarak, problemlerin tekliğine bağlı olmak sakıncasından da kurtulunmuş olunur.
            Bir ZBY programını geliştirmek ve kullanmak için önce bu fikrin arka­sında yatan geıçek manayı bilmek gerekir. Bu, yalnızca bir ürün üzerin­de bulunan bir böceğe karşı savaş yapmaktan çok daha fazla şeyleri içerir. Bu, bir böcek populasyonunun yılm belirli zamanlarında farklı düzeylere erişmesinde rol oynayan faktörleri anlamayı gerektirir. O bakımdan za­rarlı bir böcek populasyonu, herhangi bir agroekosistem içindeki dağılımı ile ilgili ve iklim koşullarına bağlı olarak beklenilen mevsimsel populas-yon değişiklikleri de dikkate alınmak suretiyle analiz edilmelidir. Belirli bir alandaki bütün ürün dikkate alınmalı ve bunu, istenen zararlının mevsimsel populasyon durumlarına etkisi de incelenmelidir. Yine her bir ürünün ekonomik kayba uğramaksızm tolere edebileceği za­rar miktarının saptanması gerekir. Bu sınırlar tesbit edildikten sonra ikinci aşamada böceklerin ekonomik zarar düzeylerini aşabilecek populas-yonlarmdan kurtulmak üzere başvurabilecek yollaun aranması gelir. Bunu başarabilmek için her zararlı türün biyolojik ve ekolojik özelliğine göre birçok yollar bulunur. Bununla beraber ilk dikkate alınacak yol veya yollar, belirli alanın hemen her yerinde bulunan böceğe devamlı olarak aksi etkide bulunabilecek metot.veya metotları bulmak olmalıdır. Örneğin, konukçudan ari olan periyodlar, ve diğer kültürel önlemler gibi. Böcek populasyonlarını baskıda tutacak geniş alanlara özgü olan önlemler, yetiştiricilere bireysel böcek problemlerinden daha fazla hareket etme olanağını verir. En son hedef, populasyonlarm yönetimi vasıtasıyla bö­ceklerin zararlılık durumlarını azaltmaktır. Burada dikkat edilmesi gerek­li olan nokta, bunu yaparken iyi olsun kötü olsun farklı böcek türlerinin ürünlerde alçak düzeyde bulunmalarıdır, yani hedef alman alanın zarar bakımından bir çeşit «bulaşık tarla, veya bahçe» olmasıdır. Böylece bu metot eskiden bilinen «zararlıdan arı tarla» yani «temiz tarla, veya bah­çe» fikrinin aksidir. Eğer ZBY sağlam ekolojik prensiplere iyi dayandırı labilirse «bulaşık tarla, veya bahçe» fikri gerekli olan bir metottur.

            Son 40 yılda agroekosistemi bozan faktörlerin başında gelenlerden bir tanesi, hatta başta geleni hiç şüphe yok ki, böcek savaşında kullanılan insektisidlerdir. Yoğun insektisid kullanılmasına dayanmanın birçok sebepleri vardır. Fakat bu tek taraflı uygulamanın bozucu yan etkileri o kadar büyük boyutlara ulaşmıştır ki artık bu uygulamanın başı boş şe­kilde gitmesine engel olmaya başlama mecburiyeti doğmuştur. Bununla beraber birçok ürünün belirli zararlı böcek türlerinden korunmak üzere programlı olarak insektisid uygulamalarına da ihtiyaç gösterdiği bir ger­çektir. Bu sonuncu halde basit olarak bu, diğer böcek türlerinin savaş dışı bırakılması demektir. Bu savaş dışı durumuyla ilgili olarak ZBY'nin geliştirme veya uygulamasındaki ilk adım, yetiştiricilerin böcek populas-yonlannı tolere edebilecek düzeye indirme çarelerini bulmaktır ki böylece kaliteli ve yüksek verim elde edebilir. Bu genellikle insektisidlerin kullanıl­masıyla yapılır, fakat onların kullanılması daha dikkatli bir ZBY prog­ramı içinde diğer savaş yöntemleriyle tamamlanacak şekilde yapılarak istenilen hedefe ulaşılır. ?kinci adım, bir defa böcek populasyonları kont­rol edilebilecek düzeye indirildiklerinde, bu düzeylerini muhafaza et­melerine çalışmak ve populasyon dalgalanmalarını alçak düzeyde, yani ekonomik zarar eşiklerinin yukarısına çıkmamalarına çalışmaktır. Bu da

            Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

            Comment

            Working...
            X