fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Orthopteraların genel vücut görünümleri ve yapısı

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Orthopteraların genel vücut görünümleri ve yapısı

    GENEL VÜCUT GÖRÜNÜMLERİ VE YAPISI
    Ergin :
    Vücut yapıları ve görünüşleri çok değişiktir. Öyle ki bunlara karşıdan bakıldığı zaman diğer takımlara bağlı böceklerden kolaylıkla ayrılırlar. Erginleri çoğunlukla uzunca, az çok silindir şeklinde, bazı türleri tıknaz görünüşlü, diğer bazıları yandan basık vücutludurlar. Ancak hiçbir za­man üstten yassı vücutlu değillerdir. Renkleri genellikle kahverengi, esmer, yeşil veya siyahtır. Güzel renkli desenlere sahip türlere de ara sıra rastlanır. Dış iskeletleri sert ve derimsi yapıda olup vücutları genellikle tegmina tarafından korunur.


    Baş hypognath, pek ender hallerde ise prognath tiptedir. Bileşik göz­ler büyük, çok defa oval biçimdedir. Ocelli genellikle 3 tanedir, ancak bunlar kanatsız formlarda bulunmayabilir. Ağız parçalan ısırıcı çiğne-yici tiptedir. Mandibula'lar kuvvetli olup öğütücü seit kenarlara sahip­tir. Maxilla'îarm laciniae kesiminde uç kısmı iki dişli, maxilla palpus'-ları 5 segmentlidir. Labium belirgin olarak submentum, mentum ve prementum gibi paiçalardan oluşur. Prementum 3 segmentli palpus'lara sahiptir. Antenler çoğunlukla belirgin şekilde uzun, iplik veya kıl şek­linde olup pek çok segmentten oluşur. Pek ender olarak Dazı türlerde antenler kılıç şeklinde,, ucu topuzlu veya tarak şeklinde olabilir.
    Thorax büyük ve kuvvetlidir, özellikle kanatlı formlarda bu vücut kesimi tam olarak gelişmiştir. Pronotum kuvvetli şekilde gelişmiştir ve thorax'm büyük bir kısmını örter. Pronotum'un yan kısımları aşağıya doğru uzayarak yan lobları meydana getiiir. Meso— ve metathorax bir­birine oldukça iyi kaynaşmış ve pterothorax'ı meydana getirmiştir. Ptero-thorax'm üst kısmı çoğunlukla prescutum, scutum ve scutellum; yanları ise episternum ve epimeron gibi kısımlara aynlır. Alt tarafta pterothorax segmentlerinin her birisi basisternum'u oluşturur. Bacaklar genellikle ayni şekilde gelişmemiştir. Ön tibia'lar Tettigonoidea ve Grylloidea tür­lerinin çoğunda tympanal (işitme zarı) organlara sahiptir. Arka ba­caklar çoğu türlerde sıçramaya elverişli bir şekilde tipik biı gelişme gös­termiştir. Bunlaı kalın uzunca bir femur ile uzun tibia'lar halindedir. Ön bacaklar normal halde, veya nadir olarak Gryllotalpidae ve Tridac-tyloidea türlerinde olduğu gibi kazmaya elverişli bir yapıya dönüşmüş­tür. Bunlarda arka bacaklar küçülmüş, özellikle ön bacaklarda tibia bü­yümüş ve iri dişlerle donanmıştır. Tarsus'lar genellikle 3-4 segmentli olmasına rağmen bazı gruplarda yalnızca 1-2 segmentten ibaıet olabilir. Tarsus'ların ucu 2 tırnakla son bulur. Bazan tırnaklar arasında arolium bulunabilir. Kanatlar mevcut, veya yoktur. Kanatların mevcudiyeti halinde büyüklükleri çok değişir. Bazı türlerde eıkek ve dişilerde kanat­lar normal ve kısa olmasına karşılık, diğer bazılarında kısa kanatlıhk yalnızca dişilerde görülür (sexual dimorphism). Kanatlar normal bü­yüklükte olduğunda her zaman 2 çifttir. Bunlarda ön kanatlar arka kanat­lardan yapı itibariyle daha kalın ve görünüş itibariyle de daha dardır. Orthoptera türlerinde Ön kanatlara tegmina ismi verilir. İstirahat halin­de ön kanatlar arka kanatların üzerini örterek onları ve vücudu dış et­kenlerden korur. Uçuş esnasında ön kanatların görevi çok sınırlıdır. Ka­natlar tam gelişmiş durumda olduklarında damarlanma da tam olaıak bulunur ve bunlarda enine damarlar da oldukça fazladır. Ayni türe ait kısa kanatlı formlar ile büyük kanatlı formlar çok az görülür. Bunun bilinmemesi bazan yanlış teşhislere sebep olabilir. Bu hususta karşılaşı­lan bir güçlük de kısa kanatlı formlara sahip türlerde bunların ergin ve


    ya yaşlı nimf olup olmadıkları hususunda doğru karar verebilmektir. Her ne kadar nimflerdeki tegmina çıkıntılarına (kanat tomurcukları) dikkatle bakıldığında bunların kısa kanat olup olmadıkları anlaşılabilir-se de çok defa bu durum birçok kimseleri şaşırtabilir (Şekil 20 ). Arka kanatlardaki damarlar çok defa belirgindir ve bunlar taksonomik ba­kımdan çok önemlidir

    Abdomen uzun ve silindir şeklindedir. Her ne kadar I. abdomen segmenti küçülmüş ve son segment de genitalya dolayısıyla değişikliğe uğramışsa da abdomen 11 segmentten oluşur. I. Abdomen segmentinin her iki yanında Acridoidea türlerinde tympanum bulunur. Abdomen'in ucunda cerci yer alır. Dişilerde çoğu kez abdomen'in ucunda ovipozitor görülür. Gerçi genellikle segmentli değildir. Bu organ Tridactyloidea türlerinde 2 segmentten oluşmasına karşılık, Myrmecophilidae familyası türlerinde pek çok segmentten oluşur.

    Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

  • #2
    Cevap: Orthopteraların genel vücut görünümleri ve yapısı

    Ergin öncesi dönemler:
    Yumurta — Yumurtalar oval, eliptik veya silindirik, bazan yassı, ya da yassıca olabilir. Büyüklükleri türlere göre çok değişir. Gregar faza sahip türlerde bu fazdaki dişilerin bıraktığı yumurtalar genellikle soliter faz­daki dişilerin bıraktığı yumurtalardan daha büyüktür. Ayrıca yumurta­nın gelişme süresinde de büyüklüğü oldukça değişir. Yumurtanın rengi türler için oldukça sabittir. Fakat bu renk embriyonun gelişmesi sırasında bazı değişiklikler gösterir. Genel olarak yumurtanın rengi sarı, esmer, pembe ve kahverengimsidir. Koyu renkler daha çok chorion'un kabuğu ile ilgilidir. Yumurta kabuğunun üstü düz, gayri muntazam tüberküllü, değişik şekilde hücreli vs. gibi durumlar gösterir. Bir yumurta başlıca ön-uç, arka-uç ve arka-ucun hemen önünde micropylar bölge olmak üzere

    kısımlara ayrılır (Şekil 21). Ensifera alttakımına bağlı türlerde yumurta­lar hemen her zaman ayrı olarak (küme halinde veya yumurtalar birbir­lerinden oldukça ayrı şekilde) bırakıldığı halde Acridiomorphoid tür­lerde yumurtalar çoğunlukla silindirik bir kılıf içinde toplu bırakılır. Kılıf, dişi yumurtalarını bırakırken yardımcı bezlerden salgıladığı özel bir sıvı ile meydana getiririlir ve yumurta bırakma işi bittikten kısa bir süre sonra bu sıvı sertleşir, böylece içindeki yumurtaları koruyucu bir kese veya torba şekline dönüşür (Şekil 22). Bu oluşuma Türkçe yüksük adı verilir. Bir yüksük, yumurtaların üzerini dıştan örten membran, onun üzerinde toprak zerrecikleri ile karışık bir dış kabuk, yüksüğün üzerinde bir kapak, bu kapağın hemen altında da yardımcı bezlerden salgılanan sünger gibi kısımlardan oluşur. Yüksüğün şekli ve yapısı tür­lere veya gruplara göre oldukça fazla değişiklikler gösterir. Örneğin S. gregaria'da yüksük bir üzüm salkımını andırır. Bunda kapak, dış kabuk ve membran gibi kısımlar bulunmaz. Yüksükler genel olarak rutubetli top­raklarda toprak yüzeyine yakın, topraktaki nem azaldıkça, orantılı ola­rak gittikçe daha derine bırakılır.

    Nimf — Yumurtadan yeni çıkan nimfin anten ve bacakları dahil ki-tinsel fakat saydam ve yumuşak bir torba veya kese içinde bulunur (Şekil 23). Bu dönemdeki nimfe vermiform larva (kurt biçimli larva) adı verilir. Ancak bunun larva ile ilgisi yoktur. Ayrıca bu dönemdeki nimf, yumurta içindeki tamamıyla gelişmiş durumdaki embriyondan da farklıdır. Bu sebeple bu dönem gerçekte birinci dönem nimf ise de, özel durumu dolayısıyla diğer nimf dönemlerinden ayırt etmek için bu isim kullanılmaktadır. Bu dönem çok kısa sürer. Vermiform larva, yumur-

    tadan çıktıktan kısa bir süre sonra üzerindeki kılıfı yararak nimf dışarıya
    çıkmış olur. îşte bundan soma gerçek nimf dönemleri başlar. Nimflerin
    genel göiünümü erginlere çok benzer. Nimf büyüdükçe gömlek değiştirir
    ve gittikçe de ergine daha çok benzer. Öyle ki bazı hallerde yaşlı nimflerle
    kısa kanatlı erginlerin nimf veya ergin mi oldukları karıştırılabilir.
    Genel olarak çekirgelerde nimf dönemleri 4-7 arasındadır. Bu sayı bazı
    gruplarda 10, hatta bazan 15'e kadar çıkabilir. Kanatlı formlarda kanat
    tomurcukları genellikle 3. dönemde görülmeye başlar. Bazı gruplarda
    örneğin Oecdnthus türlerinde kanat tomurcuğu 2. nimf döneminde beli­
    rir.
    Ensifera alttakmuna bağlı türlerle Caelifera'ya bağlı olanlar arasında davranış itibariyle de büyük farklılıklar görülür. Örneğin 1. grupta olan türler sıçramaktan çok yürürler, uzun mesafelere uçamazlar ve göç edici büyük sürüler oluşturmazlar. Bu sebeple aşağıda verilen bilgiler özellikle Acridiomorph çekirgelerle ilgilidir

    Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

    Comment

    Working...
    X