Bemisia tabaci Gen. (Şekil 71)
Sinonim : Aleyrodes inconspicua Q_.; Bemisia longispiua P. and H. : Bemisia gossypiperda M. and L.
Türkçe ismi : Pamuk beyaz sineği
Tanımı : Vücut sarımsı renkte olup üzeri beyaz ve yapışkariımsı bir madde ile örgülüdür. Gözler birbirlerinden oldukça ayrı ve siyah renktedir. Antenler 7 segmentten oluşmuş olup 3'cü segment diğerlerinden daha uzundur. Ön ve arka kanatlar takriben benzer şekil ve büyüklüktedir. Üzeri, de vücutta olduğu gibi beyaz yapışkanımsı madde ile örtülüdür. Arka bacaklar ön ve orta bacaklardan daha uzundur. Boy 1.0-1.4 mm uzunluktadır. Ancak erkekler, dişilere oranla daha küçük boydadır.
Yumurtalar, yeni bırakıldıklarında yeşilimsi ve saydamdır. Fakat
renk daha sonra hafif esmere dönüşür. Yumurtalar 0.2-0.25 mm uzun lukta ve hafif oval şekilde olup bir sap vasıtasiyle bitki dokusu içine yer
leştirilir.
Yumurtadan yeni çıkan nimf yassı ve oval olup yeşilimsi-sarı renkte, 2'ci ve 3'cü dönemdeki nimfler ise sarımsı renktedir. Vücut üzerinde bu dönemlerde mumumsu iplikçikler ve üst yüzeyinde de görülebilen üç çift setae bulunur. Pupa, üzeri hafif şişkince ve beyazımsıdan sarıya kadar değişen renktedir. Vücut üzerinde 7 çift uzun setae bulunur ve diğer bir çift setae ise kuyruk kısmına yerleşmiştir.
. Yayılışı : Akdeniz çevresi ülkelerinin çoğu, Irak, Afganistan, Pakistan, Hindistan ile Doğu, Batı, Merkez ve Kuzey Afrika ülkelerinin bir ço-
ğu, Orta, Güney ve Kuzey Amerika ülkelerinin bazılarında ve yurdumuzda bulunur. Ancak bu tür çok defa diğer bazı beyaz sinek türleri ile karıştırıldığından, yukarıda bildirilen yayılış alanı tam bir kesinlik ifade etmemektedir.
Yurdumuzun Batı, Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yayılmıştır. Bu bölgeler içinde özellikle Çukurova ve Antalya ovalarında, son yıllarda pamuklarda büyük zararlara sebep olmuştur. Bu türün yurdumuzda varlığı 1928'lere kadar geriye gitmektedir (Bodenheimer, 1958). Söz konusu yazar, 1928 yılında Aleıırodes tabaci Perrin isimli bir beyaz sineğin îzmir yöresindeki tütünlerde % 20 zarar yaptığını ve bu zararlının gerçekte T. vaporariorum olması gerektiğini bildirmekte ise de bunun B. tabaci olduğundan hiç kuşku yoktur. Ancak yoğun zararı Çukurova bölgesinde 1973 yılından sonra görülmüş ve bu bölgede birden pamukların en önemli zararlılarının başına geçmiştir.
Zararı, ekonomik önemi ve koirakçuîarı : Ergin ve nimfler özellikle yaprakların alt yüzlerinde bulunarak sokup emerler. Yoğun saldırılarda yapraklar sararır ve vaktinden önce dökülür. Pamuk yapraklarının üst yüzlerine bakıldığı zaman açık sarımsı renkte olan küçük lekelerle kaplı olduğu görülür. Bu lekelerin herbirisinin bulunduğu yerin tam yaprağın alt yüzüne isabet eden yere bakıldığında bir nimfin bulunduğu görülür.
Populasyon yoğun olduğu taktirde bütün lekelerin birleşerek yaprağı
tamamen kapladığı görülür. Bu gibi yapraklar fotosentez yapamazlar
ve kısa zamanda da dökülürler. Bu direkt zararın yanı sıra nimfler bol miktarda tatlımsı maddeler de salgılarlar. Yoğun saldırılarda bu tatlımsı ve yapışkammsı madde yaprak yüzeyinin altını tamamiyle kapladığı gibi buradan da altta bulunan yaprak, sürgün, koza, dal vs. gibi organlar üzerine damlar, onları bulaştırarak oradan da toprak üzerine akar. Bu madde üzerinde saprofit mantarlar gelişerek siyah bir renk alır. Böylece yoğun saldırılarda pamuk bitkisi ve bu maddenin bulaştığı toprak tamamen yapışkammsı, siyah bir manzara gösterir. Bu gibi bitkilerin yapraklan gerekli fotosentez görevini yapamazlar. Dolayısiyle bitkide gelişme durur, verim büyük oranda düşer. Bu gibi bitkiler koza dahi verseler, fumajin pamuğun kalitesini tamamen bozduğu için endüstride de kullanılmazhale gelir. Bu nedenle yoğun saldırılarda gerekli savaş önlemleri alınmadığı taktirde gerçekten ürün almak hemen hemen mümkün oîmaz. Bu gibi şiddetli saldırılar Çukurova bölgesinde 1973-1976 yılları arasında görülmüştür. Hattâ 1974 saldırısından sonra bu bölgede çiftçiler 1975 ve 1976 yıllarında büyük oranda pamuk ekiminden vazgeçmişler, bunun yerine başka ürün ekimine yönelmişlerdir. Bu dönemde bölgedeki pamuk ekim alanı, bir çok yerlerde % 50'den fazla azalma göstermiştir. Yine Antalya
ovasının bir çok kesimlerinde 1975 yılında önemli zarar meydana getirmiştir.
B. tabaci'nin diğer bir zararı da, bu türün yalnız pamuklarda değil,fakat beslendiği bitkilerin birçoklarında muhtelif virüs hastalık etmen
lerini taşıyarak yaymasıdır. Pamuklarda iki virüs hastalığı dahil, muhtelif bitkilerde takriben 25 kadar virüs hastalık etmeninin yayıcısı olduğu
tespit edilen bu zararlı, gerçekten önemli zararlılar listesinin başında yeralacak kadar tehlikeli bir zararlıdır. Bu zararlının yurdumuzda vektörlük durumu maalesef iyi bilinmemektedir.
B. tabaci polifag bir zararlıdır. Kaygısız (1976), bu türün yurdumuzun Akdeniz çevresinde 1 0 familyaya bağlı 2 3 bitki türünde bulunduğunu bildirmektedir. Buna karşılık Avidov and Harpaz (1969), İsrail'de yak-
laşık 17 familyaya bağlı 50 türü konukçu olarak göstermekte ve Lipes (1966) ise 17 familyaya ait lOO'den fazla bitki türünü konukçu listesinde vermektedir. Buna karşılık Mound and Halsey (1978), 63 bitki familya-
sına ait 320'den fazla konukçusunu liste halinde vermektedir. Her ne kadar B. tabaci'nin konukçu bitki listesi bu kadar fazla ise de, şurası bir gerçektir ki, bu bitkilerin hepsi de böcek tarafından eşit şekilde iltifat görmez. Böcek, özellikle beslenmek ve yumurta bırakmak üzere sık yaprakları olan ve fazla gölge veren bitki türlerini daha fazla tercih eder. Bu durum B. tabaci'nin çabuk çoğalmasına elverişli bir ortam hazırlamakta olup aynı durum diğer bazı beyaz sinek türleri için de söz konusudur. En çok bulunduğu ve zarar yaptığı bitkiler pamuk, patates, fasulye,. Cucurbitaceae bitkileri, tütün, turunçgiller, bamya, patlıcan, ayçiçeği vs.'dir.
Biyolojisi : Erginler genellikle yaprakların alt yüzlerinde bulunur. Bitkiler sallandığı zaman bunların hemen uçuştukları görülür. Yazın sıcak günlerinde erginler pupariu'm'dan çıktıktan bir kaç saat sonra çift- . leşmeğe başlar. Fakat serin havalarda veya yerlerde, özellikle sonbaharda çiftleşme, çıktıktan bir kaç gün sonra olur. Erginler hayatı boyunca bir kaç defa çiftleşirler. Ancak dişiler parthenogenetik olarak da çoğalabilirler. Döllenmemiş yumurtalardan yalnızca erkekler meydana gelir. Dişilerde preovipozisyon dönemi bir gün ile iki, hatta üç hafta arasında değişir. Sıcak zamanlarda bu süre kısa, serin zamanlarda uzundur. Dişiler yumurtlamak için genç ve körpe yaprakları ve bunların alt yüzlerini tercih ederler. Yoğun saldırılarda yumurtalarını sürgün, yaprak sapları gibi yerlere de bıraktığı görülür. Bir dişi yumurta bırakmadan önce, yaprak epi-dermisini ovipozitörü ile deler ve bu delik içine yumurtanın sapmı yerleştirir. Böylece, yumurta, bitkiye oldukça sıkı bir şekilde iliştirilmiş olur. Bu nedenle yumurtalar rüzgâr, yağmur gibi etkenler tarafından kolaylıkla bitkilerden süpürülüp götürülemezler ve korunmuş olurlar. Hattâ öyle ki, nimfier yumurtaları terkettikten sonra dahi boş yumurtalar uzun süre bitkiler üzerinde kalır. Yumurta sapının bitki dokusu içine yerleştirilmesinin bir nedeni de, yumurtanın bitki dokusundan embriyonun gelişmesi için gerekli olan suyu ozmoz yolu ile almasıdır. Bu nedenle havadaki orantılı nemin azlığı, B. tabaci yumurtalarını pek etkilememektedir. Yumurtalar tek tek veya küçük kümeler halinde bırakılırlar. Bir dişinin hayatı boyunca verdiği yumurta sayısı besin ve iklim koşullarına göre çok değişir. Bu miktarın Avidov and Harpaz (.1969), 50-300 arasında olduğunu bildirmektedir. Yumurtaların açılma süresi de iklim koşullarına göre çok değişir. Bu süre, serin havalarda uzun, sıcak havalarda ise kısa olmak üzere 1-3 hafta arasındadır. Yumurtadan yeni çıkan nimfier bir müddet hareket eder. İlk zamanlarda hareket çabuk, fakat sonraları gittikçe azalır. Bu hareketli dönem esnasında nimf kendisini belirli bir yere tespit eder. Bundan sonra hayatlarını ergin oluncaya kadar aynı yerde sabit kalarak geçirir. Aynı şekilde nimflerin gelişme süresi de yine iklim koşullarına bağlı olarak çok değişir. Örneğin, yazın sıcak zamanlarda iki haftadan daha az bir sürede nimf dönemi tamamlandığı halde, sonbaharda bu süre 3-5 hafta sürebilir. Ancak kışı yurdumuzda çoğunlukla pupa döneminde geçiren bireylerde bu süre 5-6 ay uzayabilir. B. tabaci'de dört nimf dönemi vardır. 3'cü nimf döneminin sonuna doğru nimflerde beslenme bir süre durur. Bu sürede nimflerin vücudunda bazı organlar teşekkül etmeye ve belirlenmeye başlar. Bu durum deri üzerinde de gözlenebilir. Bu, 4'cü dönem olarak da nitelendirilmekte ve buna da «pupa» dönemi ismi verilmektedir. Bu dönemdeki nimfin etrafını örten deriye de «puparium» adı verilir. Ergin, puparium'u üstten «T» şeklinde yırtarak dışarıya çıkar. Yeni çıkan ergin bir süre dinlenir, bir veya bir kaç saat süren bu dönemde normal şeklini alır ve uçar.
B. tabaci uygun olan yerlerde, özellikle Tropik ve Subtropik bölge
lerde diyapoza ihtiyaç göstermeden bütün yıl boyunca üremesine devam
ederek yılda bir çok nesil verir. Sıcak yerlerde bir nesli takriben 15 günde
tamamlanmaktadır. İsrail'in sahil kesimlerinde yılda 11-12, yukarı Jordan
Vadisinde ise 15 nesil verdiği bildirilmektedir (Avidov, 1956). Yurdumuzda
teorik bir hesaplama ile Ege Bölgesinde yılda takriben 7, Çukurova ve
Antalya yörelerinde ise 9, hattâ 10 nesil verebileceği anlaşılmaktadır(Kaygısız, 1976). .
Bu zararlının populasyon dalgalanmasına etki eden faktörler arasında
alçak veya yüksek rutubet, şiddetli yağışlar, doğal düşmanlar sayılabilir.
İsrail'de populasyon yoğunluğuna etki eden başlıca faktörün alçak ru-
tubet olduğunu Avidov and Harpaz (1969) bildirmektedir, israil'de eğer
ilkbaharda ve yazın başlangıcında hamsin rüzgârları (güneyden esen
sıcak rüzgâr) hakim ise, pamuk beyaz sineği populasyonu en az düzeyde
olmakta ve bu kurak dönemin uzunluğu oranında populasyon fazla olma makta, ilkbaharda ve yazın başlarında olan 2-3 aylık sürekli % 60'dan
aşağı orantılı neme sahip kurak bir havanın ise B. tabaci populasyonunu
ekonomik zarar yapamayacak düzeyde tutacağını aynı yazarlar bildirmektedir.Bu durumun Çukurova bölgesi için de söz konusu olabileceğini söylemek güçtür. Zira israil koşulları ile Çukurova veya yurdumuzun: diğer bulaşık bölgelerindeki koşullar, her bakımdan birbirinden farklıdır. Ancak şu gerçektir ki rutubet ve gölgelik, bu zararlının populasyonunu artırmada rol oynayan önemli faktörlerden birisidir. Fakat yaz başlangıcında veya ilkbahar sonlarında fazla rutubetin, özellikle şiddetli yağışların populasyonu azaltıcı bir rol oynayabileceğini de düşünmek gerekir. Aynı şekilde yurdumuzda bol orandaki kış yağışları da, kışı geçirmekte olan bireylerin çoğunun ölümüne yol açabilir.
Sinonim : Aleyrodes inconspicua Q_.; Bemisia longispiua P. and H. : Bemisia gossypiperda M. and L.
Türkçe ismi : Pamuk beyaz sineği
Tanımı : Vücut sarımsı renkte olup üzeri beyaz ve yapışkariımsı bir madde ile örgülüdür. Gözler birbirlerinden oldukça ayrı ve siyah renktedir. Antenler 7 segmentten oluşmuş olup 3'cü segment diğerlerinden daha uzundur. Ön ve arka kanatlar takriben benzer şekil ve büyüklüktedir. Üzeri, de vücutta olduğu gibi beyaz yapışkanımsı madde ile örtülüdür. Arka bacaklar ön ve orta bacaklardan daha uzundur. Boy 1.0-1.4 mm uzunluktadır. Ancak erkekler, dişilere oranla daha küçük boydadır.
Yumurtalar, yeni bırakıldıklarında yeşilimsi ve saydamdır. Fakat
renk daha sonra hafif esmere dönüşür. Yumurtalar 0.2-0.25 mm uzun lukta ve hafif oval şekilde olup bir sap vasıtasiyle bitki dokusu içine yer
leştirilir.
Yumurtadan yeni çıkan nimf yassı ve oval olup yeşilimsi-sarı renkte, 2'ci ve 3'cü dönemdeki nimfler ise sarımsı renktedir. Vücut üzerinde bu dönemlerde mumumsu iplikçikler ve üst yüzeyinde de görülebilen üç çift setae bulunur. Pupa, üzeri hafif şişkince ve beyazımsıdan sarıya kadar değişen renktedir. Vücut üzerinde 7 çift uzun setae bulunur ve diğer bir çift setae ise kuyruk kısmına yerleşmiştir.
. Yayılışı : Akdeniz çevresi ülkelerinin çoğu, Irak, Afganistan, Pakistan, Hindistan ile Doğu, Batı, Merkez ve Kuzey Afrika ülkelerinin bir ço-
ğu, Orta, Güney ve Kuzey Amerika ülkelerinin bazılarında ve yurdumuzda bulunur. Ancak bu tür çok defa diğer bazı beyaz sinek türleri ile karıştırıldığından, yukarıda bildirilen yayılış alanı tam bir kesinlik ifade etmemektedir.
Yurdumuzun Batı, Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yayılmıştır. Bu bölgeler içinde özellikle Çukurova ve Antalya ovalarında, son yıllarda pamuklarda büyük zararlara sebep olmuştur. Bu türün yurdumuzda varlığı 1928'lere kadar geriye gitmektedir (Bodenheimer, 1958). Söz konusu yazar, 1928 yılında Aleıırodes tabaci Perrin isimli bir beyaz sineğin îzmir yöresindeki tütünlerde % 20 zarar yaptığını ve bu zararlının gerçekte T. vaporariorum olması gerektiğini bildirmekte ise de bunun B. tabaci olduğundan hiç kuşku yoktur. Ancak yoğun zararı Çukurova bölgesinde 1973 yılından sonra görülmüş ve bu bölgede birden pamukların en önemli zararlılarının başına geçmiştir.
Zararı, ekonomik önemi ve koirakçuîarı : Ergin ve nimfler özellikle yaprakların alt yüzlerinde bulunarak sokup emerler. Yoğun saldırılarda yapraklar sararır ve vaktinden önce dökülür. Pamuk yapraklarının üst yüzlerine bakıldığı zaman açık sarımsı renkte olan küçük lekelerle kaplı olduğu görülür. Bu lekelerin herbirisinin bulunduğu yerin tam yaprağın alt yüzüne isabet eden yere bakıldığında bir nimfin bulunduğu görülür.
Populasyon yoğun olduğu taktirde bütün lekelerin birleşerek yaprağı
tamamen kapladığı görülür. Bu gibi yapraklar fotosentez yapamazlar
ve kısa zamanda da dökülürler. Bu direkt zararın yanı sıra nimfler bol miktarda tatlımsı maddeler de salgılarlar. Yoğun saldırılarda bu tatlımsı ve yapışkammsı madde yaprak yüzeyinin altını tamamiyle kapladığı gibi buradan da altta bulunan yaprak, sürgün, koza, dal vs. gibi organlar üzerine damlar, onları bulaştırarak oradan da toprak üzerine akar. Bu madde üzerinde saprofit mantarlar gelişerek siyah bir renk alır. Böylece yoğun saldırılarda pamuk bitkisi ve bu maddenin bulaştığı toprak tamamen yapışkammsı, siyah bir manzara gösterir. Bu gibi bitkilerin yapraklan gerekli fotosentez görevini yapamazlar. Dolayısiyle bitkide gelişme durur, verim büyük oranda düşer. Bu gibi bitkiler koza dahi verseler, fumajin pamuğun kalitesini tamamen bozduğu için endüstride de kullanılmazhale gelir. Bu nedenle yoğun saldırılarda gerekli savaş önlemleri alınmadığı taktirde gerçekten ürün almak hemen hemen mümkün oîmaz. Bu gibi şiddetli saldırılar Çukurova bölgesinde 1973-1976 yılları arasında görülmüştür. Hattâ 1974 saldırısından sonra bu bölgede çiftçiler 1975 ve 1976 yıllarında büyük oranda pamuk ekiminden vazgeçmişler, bunun yerine başka ürün ekimine yönelmişlerdir. Bu dönemde bölgedeki pamuk ekim alanı, bir çok yerlerde % 50'den fazla azalma göstermiştir. Yine Antalya
ovasının bir çok kesimlerinde 1975 yılında önemli zarar meydana getirmiştir.
B. tabaci'nin diğer bir zararı da, bu türün yalnız pamuklarda değil,fakat beslendiği bitkilerin birçoklarında muhtelif virüs hastalık etmen
lerini taşıyarak yaymasıdır. Pamuklarda iki virüs hastalığı dahil, muhtelif bitkilerde takriben 25 kadar virüs hastalık etmeninin yayıcısı olduğu
tespit edilen bu zararlı, gerçekten önemli zararlılar listesinin başında yeralacak kadar tehlikeli bir zararlıdır. Bu zararlının yurdumuzda vektörlük durumu maalesef iyi bilinmemektedir.
B. tabaci polifag bir zararlıdır. Kaygısız (1976), bu türün yurdumuzun Akdeniz çevresinde 1 0 familyaya bağlı 2 3 bitki türünde bulunduğunu bildirmektedir. Buna karşılık Avidov and Harpaz (1969), İsrail'de yak-
laşık 17 familyaya bağlı 50 türü konukçu olarak göstermekte ve Lipes (1966) ise 17 familyaya ait lOO'den fazla bitki türünü konukçu listesinde vermektedir. Buna karşılık Mound and Halsey (1978), 63 bitki familya-
sına ait 320'den fazla konukçusunu liste halinde vermektedir. Her ne kadar B. tabaci'nin konukçu bitki listesi bu kadar fazla ise de, şurası bir gerçektir ki, bu bitkilerin hepsi de böcek tarafından eşit şekilde iltifat görmez. Böcek, özellikle beslenmek ve yumurta bırakmak üzere sık yaprakları olan ve fazla gölge veren bitki türlerini daha fazla tercih eder. Bu durum B. tabaci'nin çabuk çoğalmasına elverişli bir ortam hazırlamakta olup aynı durum diğer bazı beyaz sinek türleri için de söz konusudur. En çok bulunduğu ve zarar yaptığı bitkiler pamuk, patates, fasulye,. Cucurbitaceae bitkileri, tütün, turunçgiller, bamya, patlıcan, ayçiçeği vs.'dir.
Biyolojisi : Erginler genellikle yaprakların alt yüzlerinde bulunur. Bitkiler sallandığı zaman bunların hemen uçuştukları görülür. Yazın sıcak günlerinde erginler pupariu'm'dan çıktıktan bir kaç saat sonra çift- . leşmeğe başlar. Fakat serin havalarda veya yerlerde, özellikle sonbaharda çiftleşme, çıktıktan bir kaç gün sonra olur. Erginler hayatı boyunca bir kaç defa çiftleşirler. Ancak dişiler parthenogenetik olarak da çoğalabilirler. Döllenmemiş yumurtalardan yalnızca erkekler meydana gelir. Dişilerde preovipozisyon dönemi bir gün ile iki, hatta üç hafta arasında değişir. Sıcak zamanlarda bu süre kısa, serin zamanlarda uzundur. Dişiler yumurtlamak için genç ve körpe yaprakları ve bunların alt yüzlerini tercih ederler. Yoğun saldırılarda yumurtalarını sürgün, yaprak sapları gibi yerlere de bıraktığı görülür. Bir dişi yumurta bırakmadan önce, yaprak epi-dermisini ovipozitörü ile deler ve bu delik içine yumurtanın sapmı yerleştirir. Böylece, yumurta, bitkiye oldukça sıkı bir şekilde iliştirilmiş olur. Bu nedenle yumurtalar rüzgâr, yağmur gibi etkenler tarafından kolaylıkla bitkilerden süpürülüp götürülemezler ve korunmuş olurlar. Hattâ öyle ki, nimfier yumurtaları terkettikten sonra dahi boş yumurtalar uzun süre bitkiler üzerinde kalır. Yumurta sapının bitki dokusu içine yerleştirilmesinin bir nedeni de, yumurtanın bitki dokusundan embriyonun gelişmesi için gerekli olan suyu ozmoz yolu ile almasıdır. Bu nedenle havadaki orantılı nemin azlığı, B. tabaci yumurtalarını pek etkilememektedir. Yumurtalar tek tek veya küçük kümeler halinde bırakılırlar. Bir dişinin hayatı boyunca verdiği yumurta sayısı besin ve iklim koşullarına göre çok değişir. Bu miktarın Avidov and Harpaz (.1969), 50-300 arasında olduğunu bildirmektedir. Yumurtaların açılma süresi de iklim koşullarına göre çok değişir. Bu süre, serin havalarda uzun, sıcak havalarda ise kısa olmak üzere 1-3 hafta arasındadır. Yumurtadan yeni çıkan nimfier bir müddet hareket eder. İlk zamanlarda hareket çabuk, fakat sonraları gittikçe azalır. Bu hareketli dönem esnasında nimf kendisini belirli bir yere tespit eder. Bundan sonra hayatlarını ergin oluncaya kadar aynı yerde sabit kalarak geçirir. Aynı şekilde nimflerin gelişme süresi de yine iklim koşullarına bağlı olarak çok değişir. Örneğin, yazın sıcak zamanlarda iki haftadan daha az bir sürede nimf dönemi tamamlandığı halde, sonbaharda bu süre 3-5 hafta sürebilir. Ancak kışı yurdumuzda çoğunlukla pupa döneminde geçiren bireylerde bu süre 5-6 ay uzayabilir. B. tabaci'de dört nimf dönemi vardır. 3'cü nimf döneminin sonuna doğru nimflerde beslenme bir süre durur. Bu sürede nimflerin vücudunda bazı organlar teşekkül etmeye ve belirlenmeye başlar. Bu durum deri üzerinde de gözlenebilir. Bu, 4'cü dönem olarak da nitelendirilmekte ve buna da «pupa» dönemi ismi verilmektedir. Bu dönemdeki nimfin etrafını örten deriye de «puparium» adı verilir. Ergin, puparium'u üstten «T» şeklinde yırtarak dışarıya çıkar. Yeni çıkan ergin bir süre dinlenir, bir veya bir kaç saat süren bu dönemde normal şeklini alır ve uçar.
B. tabaci uygun olan yerlerde, özellikle Tropik ve Subtropik bölge
lerde diyapoza ihtiyaç göstermeden bütün yıl boyunca üremesine devam
ederek yılda bir çok nesil verir. Sıcak yerlerde bir nesli takriben 15 günde
tamamlanmaktadır. İsrail'in sahil kesimlerinde yılda 11-12, yukarı Jordan
Vadisinde ise 15 nesil verdiği bildirilmektedir (Avidov, 1956). Yurdumuzda
teorik bir hesaplama ile Ege Bölgesinde yılda takriben 7, Çukurova ve
Antalya yörelerinde ise 9, hattâ 10 nesil verebileceği anlaşılmaktadır(Kaygısız, 1976). .
Bu zararlının populasyon dalgalanmasına etki eden faktörler arasında
alçak veya yüksek rutubet, şiddetli yağışlar, doğal düşmanlar sayılabilir.
İsrail'de populasyon yoğunluğuna etki eden başlıca faktörün alçak ru-
tubet olduğunu Avidov and Harpaz (1969) bildirmektedir, israil'de eğer
ilkbaharda ve yazın başlangıcında hamsin rüzgârları (güneyden esen
sıcak rüzgâr) hakim ise, pamuk beyaz sineği populasyonu en az düzeyde
olmakta ve bu kurak dönemin uzunluğu oranında populasyon fazla olma makta, ilkbaharda ve yazın başlarında olan 2-3 aylık sürekli % 60'dan
aşağı orantılı neme sahip kurak bir havanın ise B. tabaci populasyonunu
ekonomik zarar yapamayacak düzeyde tutacağını aynı yazarlar bildirmektedir.Bu durumun Çukurova bölgesi için de söz konusu olabileceğini söylemek güçtür. Zira israil koşulları ile Çukurova veya yurdumuzun: diğer bulaşık bölgelerindeki koşullar, her bakımdan birbirinden farklıdır. Ancak şu gerçektir ki rutubet ve gölgelik, bu zararlının populasyonunu artırmada rol oynayan önemli faktörlerden birisidir. Fakat yaz başlangıcında veya ilkbahar sonlarında fazla rutubetin, özellikle şiddetli yağışların populasyonu azaltıcı bir rol oynayabileceğini de düşünmek gerekir. Aynı şekilde yurdumuzda bol orandaki kış yağışları da, kışı geçirmekte olan bireylerin çoğunun ölümüne yol açabilir.


Comment