fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Alttakim : APHIDINEA

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Alttakim : APHIDINEA

    Alttakim : APHIDINEA
    ' Bitkilerle uğraşan kişilerin, hemen her zaman doğada siyah, yeşil veya
    benzeri renklerde, yumuşak vücutlu bir takım küçük böceklere rastla­
    dıkları, fakat çoğunlukla bunlara gereken önemi vermedikleri bir böcek
    grubudur. Aslında bazıları kanatlı, bazıları da kanatsız olan bu nazik
    vücutlu yaratıklar, bitkilerin yaprak, sap, sürgün, kök ve diğer organlarını
    sokup emerek onlara büyük zararlar verir. Bunlar uygun olan yer ve za­
    manlarda, çok kısa bir zaman süresi içinde büyük populasyonlar oluştu­
    rarak çoğalırlar ve yine farkedilmeden de kısa zaman içinde sayıları aza- larak bitkilerden kaybolur giderler. Biyolojileri karışık olup bir yıllık ha­
    yat süreleri boyunca, çok zaman uzmanları dahi şaşırtacak derecede mor- folojik olarak birbirlerinden farklı birçok formlar meydana getirirler. Çoğal­
    ma hızı bakımından yalnız böcekler içinde değil fakat hayvanlar aleminde
    bile pek az canlı bunlarla boy ölçüşebilir. Türlerinin hemen hepsi bitkilerde v
    beslenir. Bitkilere muhtelif yönlerden zararları dokunur. Bu nedenle çok
    önemli olan bu alttakım hakkındaki genel bilgilere aşağıda genişçe yer
    verilmiştir.
    APHİD'LERLE ÎLGÎLÎ TERİMLER VE AÇIKLAMALARI:
    Bilimde her konunun kendine özgü terimleri vardır. Bu terimlerin
    manalarının iyi şekilde bilinmesi sayesinde bir çok yanlış anlamalar ön­
    lenir. Aphid'lerin diğer böcek gruplarından farklı yaşamları olduğu için
    bunlar hakkında bir takım özel terimler kullanılır. Bu konuda ileride daha
    fazla çalışacaklar için olduğu kadar, burada da sık sık geçeceğinden bu
    terimlerin öncelikle açıklanmalarında yarar görülmüş ve bunlar aşağıda
    verilmiştir : ,
    Agamic form. Eşeysiz dişi.
    Alata (çoğul: alatae). Kanatlı formlar; parthenogenetik kanatlı dişiler.
    AHenicola (çoğul: alienicolae). Heteroecious aphid'lerin ara ko-mıkçuda yaşayan formları, kanatlı veya kanatsız eşeysiz dişiler.
    Amphigonic dişiler. Eşeyli olan ve yumurta bırakan dişiler (ovi-
    para'nm sinonimi).
    Androcyclic, Eşeyli çoğalmak üzere arada bii defa erkek bireyler meydana getirerek yıl boyunca eşeysiz çoğalma.
    Andropara (çoğul: androparae). Erkek meydana getiren kanatlı veya kanatsız olan eşeysiz dişiler.
    Anholocyclic. Eşeyli formlar meydana getirmeksizin bütün yıl bo­yunca eşeysiz çoğalma,
    Apttra (çoğul: apterae). Kanatsız, eşeysiz dişiler.
    Autoecious. Yıl boyunca aynı konukçu üzerinde yaşama; konukçu olarak ara ve esas konukçu olmama durumu (=monpecious).
    Dioecious. Heterocious'a bak.
    Exu!es, Ara konukçularda yaşayan kanatlı veya kanatsız olan eşeysiz dişiler.
    Form. Aynı tür içinde morfolojik olarak birbirlerinden belirli şekilde farklı olan populasyonlar.


    Fundatrigeııia (çoğul: fundatrigeniae). Fundatrix'lerden mey­dana gelen kanatlı veya kanatsız dişiler; genellikle esas konukçu üzerinde gelişen ve fundatrix'ten sonra meydana gelen bütün nesiller.
    Fundatrix (çoğul: ftındatrices). Kışı geçiren döllenmemiş yumur­talardan esas konukçu üzerinde baharda çıkan ilk nesil; döllerin anası.
    Gynopara (çoğul: gynoparae). Sonbaharda esas konukçuya göç edenler; eşeyli dişileri doğuran eşeysiz ve kanatlı dişiler.
    Heteroecious .( = Dioecious). Yıllık bir yaşam döneminde esas ve ara fconukçuların değiştirilmesi.
    Holocyclic. Yıllık bir yaşamda eşeysiz çoğalma sürerken arada eşeyli bir çoğalma döneminin bulunması.
    Ovipara (çoğul: oviparae). Çiftleşme ve yumurta bırakabilme gü­cünde olan gerçek dişi.
    i
    Parthenogenesis. Döllenmemiş yumurtadan üreme; erkeğe gerek kalmadan çoğalma.
    Sexupara (çoğul:. sexuparae). Gerçek erkek ve dişileri meydana ge­tiren formlar.
    Virginogenia (çoğul: virginogeniae). Döllenmemiş yumurtalar­dan meydana gelen dişiler.
    Virginopara (çoğul: virginoparae). Parthenogenetik yolla yavru doğuran dişiler.
    Vivipatfa (çoğul: viviparae). Canlı doğuran dişi.



    GENEL VÜCUT GÖRÜNÜMLERİ VE YAPISI
    Vücutları genellikle oval veya iğ şeklinde olup, nadiren yuvarlak veya yuvarlakladır. Üst tarafları şişkince, alt kısmı ise düzdür, Vücut uzun- hakları genellikle 0.5-3.5 mm arasında değişir.
    Derileri düz, yumuşak ve çoğunlukla üzeri küçük dikencik veya kıllarla örtülüdür. Kılların .büyüklüğü ve şekli, türlere göre değişiklikler gösterir. Çoğunlukla küçük ve incedirler. Ancak bazı türlerde çok uzun, ya da kısa, sert ve kıl şeklinde olabilir. Nihayet uçları bazen topuz, bazan da spatül şeklindedir. Vücudun üst kısmını örten deri çoğunlukla az veya çok kalın, ya da serttir. Bu böceklerin derilerinin üzerinde genellikle koyu lekeler, ya da desenler bulunur. Bunlar kutikulanm bazı yerlerinin diğer yerlere oranla daha fazla sertleşmesinden meydana gelir. Bununla bera- ber aphid'lerde esas renk, haemolymph'lerinde bulunan bazı pigment maddeleri dolayısıyle meydana gelmektedir. Bu pigment maddelerinin esasını glikozit'ler teşkil eder. Aphid'lerde ise başlıca protoaphin, ap-hiniii ismindeki glikozitlerle- diğer üçüncü bir renksiz glikozit bulunur. Bundan başka Dactynotus cinsine bağlı türlerde kendilerine özgü ve dacty-naphin ismi verilen bir seri pigment maddesi de bulunur (Bowie et al., 1966).
    Aphid türlerinde görülen muhtelif renkler, işte bu üç glikozitli pigment
    maddelerinin çeşitli oranlarda haemolymph'de bulunmasından meydana
    gelir. Örneğin siyah renkli olan Aphis fabae türüne ait bireylerde proto-
    aphin oram daha fazla olmasına karşılık, Aphis sambuci gibi koyu yeşil tür-
    lerin bireylerinde aphinin miktarı daha fazladır. Hyalopteruspruni gibi açık
    yeşil olan kısmen renksiz sayılabilecek türe ait bireylerde ise renksiz glikozit miktarı daha fazla olarak bulunur. Bazı türlerde ise çok değişik renk
    varyasyonlarına sahip bireyler de görülür. Örneğin, Aphis farinosa'da.
    rengin, yılın muhtelif zamanlarına göre koyu mavi yeşilden sarıya kadar
    değiştiği görülür. Bu renk değişimi de yine yukarıda sözü edilen iki pigment maddesinin haemolymph'de bulunma oranındaki değişikliklerle
    ilgili olmaktadır.
    Ancak bütün bunlara rağmen aphid'lerdeki renk maddesinin esas fonksiyonu henüz daha iyi aydmlatılamadığı gibi aynı türe ait bireylerdeki mevsimsel renk değişim kanizması da çözümlenmemiş bir problem halinde durmaktadır.


    Vücut yapısı : Aphid'ler polimorfik türler olup, aynı tür içinde bir­birlerinden belirli şekilde morfolojik olarak farklı bir çok form'lar mey­dana gelir. Bu muhtelif formlara morf ismi de verilir ve bunlar aphid'-lerin muhtelif hayat dönemlerinde belirli görevler yaparlar. Erginler ka­natlı veya kanatsız olabilirler. Aphid'lerin vücut yapılarına ait özellikler, bu formlar dikkate alınarak verilmiş ve bunlar ?ekil 75'de gösterilmiştir






    Kaynak: Türkiye Entomolojisi – 2 – Porf.Dr. Niyazi LODOS

  • #2
    Cevap: Alttakim : APHIDINEA

    Başın genel görünüşü trapezoid şeklindedir. Antenler, başmön kısmında bulunan ve anten kabarcığı ismi verilen çıkıntılardan çıkar. Bu kabar­cıkların arasında bazan orta alın çıkıntısı denilen bir çıkıntı daha bulunur. Antenler genellikle 5-6 segmentten oluşur. Ancak ender olarak bazı tür­lerde 3-4 segmentli de olabilir. Anten uzunluğu genellikle vücut uzun-
    ;; luğu kadar veya daha uzundur. Son anten seğmenimde diken şeklinde kıllar bulunur. Ucu ise sivri bir uzantı ile son bulur. Bu uç uzantının kai-
    ? desinde her zaman bir veya bir çok, levha şeklinde, belirli duygu organ-
    ları (sensilKum placadeum = rhinaria) bulunur. Bu duygu organ­larından bir tanesi de son segmentten bir önceki segmentin uç kısmında bulunur. Bunlar eas duygu organları olup bütün formlarda, nimf dönem­lerine ait bireylerle erginlerin antenlerinde her zaman vardır. Kanatlı
    i formlarla, bazı kanatsız formların antenlerinde, özellikle bunların 3'cü
    anten segmentlerinde, bunlardan başka sekonder duygu organları da bulunur. Kesin şekilde tespit edilememiş olmakla beraber, bu duygu or­ganlarının koku alma işini gördükleri kabul edilmektedir. Bazı araştırı Aphid'lerde petek gözler genellikle iyi gelişmiştir. Ancak bunlar çoğunlukla aynı türün kanatsız formlarında, kanatlılara oranla daha küçüktür. Bunun nedeni, kanatlılarda uçmak için daha iyi bir görünüme ihtiyaç duyulmasına bağlanmaktadır. Petek gözler arkada üç facet'Ii çı­
    kıntıya sahiptir. Buna göz tüberkül'ü ismi verilir. Bu çıkıntı bazan altta,bulunur, bazan da hiç yoktur. Bazı aphid türlerinin kanatsız formlarında,özellikle toprak altında yaşayan türlerinde petek gözler yoktur. Bunlar göz tüberkülündeki facet gözlerle yetinirler. Bununla beraber bu gibi türlerin kanatlı formlarında petek gözler her zaman mevcuttur. Kanatlı formlarda, ikisi vertex'te gözlere yakın, birisi de alında olmak üzere üçli bulunmasına karşılık kanatsız formlarda ocelli yoktur.
    Hortum dört segmentten oluşur ve kısa veya uzun olabilir. Bazı türlerde hortum vücuttan daha da uzun olabilir Kulanılmadığı zaman thorax'm altına doğru kıvrılır. Hortumun son segmenti, Gramineae famil­yası bitki türlerinde beslenen aphid'lerde kısa ve ucu küt olup diğer bitki türlerinde beslenen aphid'lerde ise uzun ve .ucu da sivridir. Son segmentin cuna doğru daima üç çift kıl ve kaidesine yakm kısmında ise sayısı değişik miktarda olan diğer kıllar bulunur. Bazı grupların* erkek ve dişilerinde ağız parçaları tamamiyîe dumura uğramış olabilir. Aphid'lerde ağız yapisi, diğer sokucu-cmici ağız parçalarına sahip böcek türlerindekine çokbenzer. Aphid'lerde labium'un üstü oluk halinde olup stylet'ler bu oluğun
    içine yerleşmiştir. Son scgment iıca doğru incelip bir tüp haline dönüşe­
    rek, stylet'lerin hareketlerini içeride tanzim eden bir oluşum haline gel­
    miştir. İki çift stylet bir arada fakat, maxilla'ya ait olanlar içeri tarafta
    olmak üzere toplu bir demet teşkil ederler. Maxilla'ya ait stylet'lerin iç
    yüzleri özel bir şekilde bağlanarak geniş ve dar olmak üzere iki kanal
    oluşturur. Bunlardan geniş olanı besin kanalı olup bitki özsuyunun alın­
    dığı kanaldır. Dar olanı ise salya kanalıdır ve bu kanal vasıtasıyla salya,
    bitki dokusu içine salgılanır. Dış tarafta bulunan stylet'ler mandibula'ya
    ait olup bunlar içte bulunan maxilla stylet'lerini korur, onlara destek
    ^ olurlar. Bunlar aynı zamanda bitki dokularını da delmeye yarar.
    Aphid'lerde thorax, özellikle meso ve metathorax, kanatların bulunup
    bulunmayışına göre değişik yapıdadır. Kanatlı fomlarda, kuvvetli ve
    kaslı bir thorax'a gerek olduğundan bu gibi formlarda, bu segmentlerin
    kutikulaları belirli şekilde kaim ve sert olduğu gibi, özellikle mesothorax'ta
    iki büyük bölge bulunur ki bunlara thorax lobları adı verilir. Bu loblarm
    altında kanat kasları bulunur. Kanatlar istirahat halinde, genellikle vü­
    cut üzerine çatı yapacak şekilde durur. Bazı ender hallerde ise yatay ola­
    rak durur. Arka kanatlar, ön kanatlardan daha küçük olup damarlanma
    da daha basittir. Ön kanatlarda, ön kenara yakın yerde koyu renkli ve
    kalınca olan bir alan bulunur. Buna stigma adı verilir. Ayrıca ön kanatlarm arka kenarında kalınlaşmış bir oluk bulunur. Buna karşılık arkakanatların ön kenarında da fcüçük çengelimsi çıkıntılar vardır. İşte aphid, bu esnasında bu çengelimsi çıkıntıları ön kanatların arka kenarındaki oluk içine yerleştirerek her iki kanadı bir uyum içinde hareket ettirir.

    Bacaklar uzun, ve silindir şeklindedir. Bazı türlerde ön bacaklar sıç­
    ramaya elverişli bir yapıdadır. Bunlarda coxa ve femur'lar büyümüştür.
    Arka bacaklar genellikle diğerlerinden daha uzundur. Tarsus'lar iki
    segmentten oluşur. İkinci segment birincisinden daha uzundur. Nihayette bir çift tırnak bulunur.
    Thorax'ta iki çift ve ilk yedi abdomen segmentinin her birinde de bir
    çift olmak üzere toplam 9 çift stigma bulunur. Ayrıca prothorax ve ab-
    domen'in yanlarında olmak üzere küçük tüberküller vardır. Bunlara yan
    veya kenar tüberkül adı verilir. Bundan başka baş, thorax ve baz an daabdomen segmentlerinin üst-orta kısımlarında da tüberküller bulunabilir.
    Banlara da spinal tüberkül adı verilir. Kanatlı ve kanatsız formlarda ab-
    domen'in üzerinde diğer yerlere oranla daha koyu, kaim ve sertleşmiş
    bölgeler, sclerit'ler vardır. Aphid türlerinin çoğunda yine thorax ve ab
    domen'in üzerinde beyaz ve mumumsu maddeler salgılayan bezler bu­lunur. Bazı türlerde bu bezler büyük mum plaka'ları halinde olup fazla miktarda beyaz toz şeklinde, ya da pamukumsu görünüşte mumumsu maddeler salgılar. Bu gibi türlerde aphid'in vücudu, dolayısıyla aphid kolonisi beyaz tozumsu veya pamukumsu bir örtü altına gizlenir. :
    Genellikle abdomen'in 5 veya 6'cı segmentleri üzerinde bir çift tüp
    şeklinde corniculus (= sipfouncuhîs) adı verilen çıkıntılar bulunur. :
    Bu çıkıntıların uzunluk ve şekilleri türlere göre değişir. Bu nedenle türlerin
    teşhislerinde önemli rol oynarlar. Bazı türlerde çıkıntılar yoktur veya o
    kadar küçülmüştür ki farkedilmeleri dahi çok güçtür. Bu organların "T
    gerçek fonksiyonu uzun yıllar anlaşılamamıştır. Eskiden mumumsumaddelerin bunlar tarafından salgılandıkları zannediliyordu. Son zamanlarda yapılan araştırmalara göre aphid'lerin bir tehlike anında bu
    organların nihayetinden bir sıvı salgıladığı, bu sıvının kokusunu alan
    koloni içindeki diğer bireyleri alarma geçirdiği ve onları bulunduğu
    yerden uzaklaştırma etkisine sahip olduğu, dolayısiyle bu görevi yaptığı *
    anlaşılmış bulunmaktadır. Koloni içindeki bireylerden birisine birpredatör saldırdığı zaman, corniculus'lar dikleşmekte ve uçlarında bu­lunan valf açılarak alarm pheromon ismi verilen bir sıvı uçtan
    dışarı çıkmaktadır. Bu sıvının kokusu koloni içindeki diğer bireyleri
    etkileyerek onları harekete geçirmekte ve bulundukları yerleri terke .
    meye sevketmektedir. Yine bu sıvının kokusunun, az yoğunlukta koloni teşkil eden aplıid türlerinde, bir yaprak üzerindeki bii eyleri birbir­lerinden yeteri derecede uzak mesafede tutmalarına da yaradığı tahmin edilmektedir.

    Abdomen'in ucunda anüs deliğinin üzerinde ergin aphid'lerde cauda (= kuyruk) ismi verilen, genellikle belirli olarak görülen bir kuyruk bulunur. Kuyruğun şekli türlere göre oldukça değişir. Çoğunlukla uzun ve uca doğru tedricen daralacak şekilde olup üzerinde de bir çok kıl bu­lunur. Kuyruk, 9'cu abdomen sternit'inin değişmesinden meydana gelmiş­tir. Anüs'ün altında bulunan anal pîaka'da yine 9'cu abdomen sternit'i­nin değişikliğe uğraması sonucu oluşmuştur. Anal plaka yuvarlak, ya da iki loba ayrılmıştır. Dişi genital deliği alt tarafta olup geaital plaka ile anal plaka arasındadır. Aphid'Ier anüs'lerinden fazla miktarda balansı, ya da tatlımsı maddeler salgılarlar

    Comment

    Working...
    X