fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Parlatoria pergandü Gornst. (Şekil 140)

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Parlatoria pergandü Gornst. (Şekil 140)

    Parlatoria pergandü Gornst. (Şekil 140)
    Sinonim : Parlatoria sinensis Mask.
    Türkçe ismi :Saman renkli koşnil
    Tanımı : Ergin dişinin kabuk şekli oldukça değişiktir. Bu değişimde populasyon yoğunluğu ve bulunduğu bitki organının yapısı önemli rol oynar. Kabuğun şekli dairemsi, oval, ya da uzunca olabilirse de genellikle geniş armut biçimindedir. Kabuk ince olup hafif saydamdır ve bir çok hallerde dişinin vücudu kabuk altından görülebilir. Rengi beyazımsı gri­dir ve bazân samanı andırır. Uzunluğu 1,2-2,0 mm, genişliği ise takriben 1,0 mm'dir. Çıplak dişi kısa-oval veya dairemsi şekilde, yassıca vücutlu olup pygidium kesimi sarımsı, diğer yerleri şarap kırmızısı renktedir. Erkekler şarap kırmızısı renkte, gözler büyük ve siyah olup takriben 1,0 mm uzunluktadır. Yumurtaları oval ve kırmızımsı renktedir.

    Yayılışı : Hemen hemen bütün Tropilc ve Subtropjk bölgelerde. Türkiye ve yakın ülkelerden Libya, Mısır, Lübnan, Suriye, Irak, îsrail, Kıbrıs, iran'da bulunur ve zarar yapar.
    Yurdumuzda özellikle Güney Anadolu turunçgil alanlarında mevcut­tur. Batı Anadolu bölgesinde de ara sıra rastlanmaktadır.
    Konukçuları : Daha çok iğde ve Turunçgillerde bulunur. Bu sonun­cudan da özellikle portakal ve mandalinalarda görülmektedir.
    Zararı ve biyolojisi : Koşniller, her ne kadar Turunçgillerin toprak üstü aksamının her tarafında bulunursa da daha çok yaprak ve meyvele­ri tercih eder. Bu tür, bitkilerde beslenirken salgıladığı maddeler toksik etkiye sahip olmadığı için, benzeri diğer türlerden daha az tehlikelidir. Ancak yoğun populasyonlarm bulunduğu genç bitkilerde gelişmeyi ya­vaşlatabilir. Meyvelerin kabukları üzerindeki çukurcuklara yerleştikle­rinden ve renkleri de ortama uyduğundan, az oldukları taktirde çoğu defa gözden kaçar ve dolayısı ile meyvelerin piyasa değerini pek etkile­mezler. Ancak yoğun populasyonlarm, bulunduğu olgun portakal meyve­lerinde koşnillerin beslendiği yerin çevresinin yeşilimsi renk alması ile göze batar ve bu gibi meyvelerin değerleri düşer, iran'da Turunçgillerin önemli zararlıları arasında sayılmaktadır. Libya ve Mısır'da da yine Turunçgil­lerde ara sıra önemli zararlara sebep olduğu kayıtlıdır.Eşeyli olarak çoğalır. Çiftleşen dişiler yumurta bırakır ve ancak bunlar gelişebilir. Bir dişi hayatı boyunca ortalama 100 kadar yumurta bırakır. Dişi­nin bıraktığı yumurta sayısında, beslendiği bitki organımn etkisi büyüktür.
    Yurdumuzda biyolojisi iyi bilinmemektedir. Güney Anadolu bölge­sinin sıcak kesimlerinde yılda 4, Batı Anadolu'da ise 3 nesil vermesi müm­kündür. Serin olan yerlerde koşnilin gelişmesi yavaştır. Avidov and Har-paz (1969)'a göre gelişme için optimum koşullar 24-29 °C sıcaklık ve % 70-80 orantılı nemdir. Buna göre bu koşnilin yurdumuzda çoğalıp zarar yapacağı yer hemen hemen yok gibidir. Nitekim P. pergandii'nm uzun yıllar yurdumuzda bulunduğu bilindiği halde bu güne kadar ekonomik düzeyde zararına pek rastlanmaması bunu kanıtlamaktadır.
    Savaşı : Bu koşnil türüne karşı özel bir savaş yöntemi uygulanma­maktadır. Diğer koşnillere karşı uygulanan ilâçlar bu zararlıyı da kontrol altında tutar. Ayrıca Güney Anadolu'da Aphytis hispanicus (Merc.) (Hym., Aphelinidae) isimli paraziti vardır (Soydanbay, 1976).
    Parlatoria oleae Colv. (Şekil 141)
    Sinonim : Parlatoria calianthina Ber. et Leon., P. affinis Newst. Türkçe ismi : Yuvarlak zeytin koşnili
    Tanımı : Ergin dişi kabuğu dairemsi şekilde, konveks, beyaz veya beyazımsı gri renktedir. Çapı 1,2-2,0 mm'dir. Çıplak dişi oval şekilde, vücut segmentleri belirli, pygidium kesimi sarımsı esmer, geri kalan kısmı şarap kırmızısı renktedir. Yumurtaları geniş oval biçimde ve morumsu renktedir.

    Yayılışı : Akdeniz çevresi ülkeleri ile Irak, Suriye, Iran, Kafkasya, Orta Asya, Çin ve Türkiye. Ayrıca Kuzey ve Güney Amerika'ya da gir­miştir.Yurdumuzun büyük bir bölümünde bulunmakla beraber daha çok Batı, Güney ve Marmara bölgelerinde yaygın haldedir. İyriboz'un özel notlarına göre 6.11.1932'de Soma'da zeytin; 17.12.1932'de Turgut­lu'da zeytin; 18.8.1935'te Kocaeli, 6.7.1938'de Bursa'da erikte bulun­muş ve 2.11.1939'da Milas'ta yeşil zeytin tanelerinde % 90 bulaşma olduğu kaydedilmiştir.
    Konukçuları : Polifagdır. Başta zeytin, taş ve yumuşak çekirdekli meyve, ağaçları, Turunçgiller olmak üzere Ligustrum, yasemin vs.'dir. Lib­ya'da taş çekirdekli meyve ağaçları ile zeytinde; İsrail, Suriye ve Pakis­tan'da muhtelif meyve ağaçlarında zararlı olduğu kayıtlıdır. Yurdumuzda daha çok bir zeytin zararlısı olarak bilinmektedir. Esas itibariyle Rosaceae familyasına bağlı bitki türleri ile zeytinde ekonomik zararlara sebep olur.
    Zararı ve biyolojisi : Koşniller bitkilerin gövde, dal, sürgün, yap­rak ve meyveleri üzerinde bulunur. Bunların bulunduğu yerlerde kırmızı lekeler meydana gelir. Yoğun populasyonlarm bulunduğu dallar çatlar, daha sonra kurur, yapraklar vaktinden önce dökülür. Taş ve yumuşak çekirdekli meyve ağaçlarının meyveleri üzerinde kırmızımsı lekelerin oluşmasına neden olmasına karşılık, zeytin meyvelerinde siyahımsı lekeler halinde belirir. Meyvelerin gelişme durumu ve koşnil populasyonuna bağlı olarak meyvelerde muhtelif şekil ve renk bozuklukları meydana gelir. Bu gibi meyveler piyasa değerlerini büyük ölçüde yitirirler. Zeytin tanele­rinde yağ oranını düşürdüğü gibi kalitesini de bozar. Savaş yapılmayan yerlerde, devamlı ve yoğun olarak saldırıya uğrayan ağaçlar bir kaç yıl içinde kuruyabilirler.
    Kışı nimf veya ergin halinde geçirir. Yılda yerine göre 2.-3 nesil verir. Batı Anadolu bölgesinin sahil kesimlerinde, yazın bir neslin gelişmesi için geçen süre 33-45 gün kadardır. Bu süre diğer mevsimlerde daha da artar. Doğada nesiller birbirleri içine girer.
    Bu türün doğada çoğalmasını frenleyen bir çok doğal düşmanı vardır. Bu doğal düşmanların yurdumuzda etkili olduğu yerler bulunmaktadır. Bunlardan başlıca Aphytis maculicornis Masi, Aphytis melinus De Bach (Hym., Aphelinidae) yurdumuzun özellikle Batı ve Güney Anadolu bölgelerinde bulunur. Yapılacak savaşta doğal düşmanların durumunu dikkate alarak hareket etmeye bilhassa özen göstermek gerekir.
    Savaşı : İlâçlı savaşa gerek duyulduğu hallerde, yumurtaların açıl­ması dikkatle izlenerek, bunun % 75'i aştığı bir dönemden itibaren yaz­lık yağ emülsiyonlarından birisi atıldığı taktirde zararı önlenir. Eğer doğal düşmanların faaliyeti az ise, beyaz yağ emülsiyonlarının yanı sıra organik fosforlu insektisitlerden birisi de atılabilir. Ancak bu sonuncuları atarken insan ve çevre sağlığı bakımından her türlü tedbiri almayı da unutmama­lıdır.



    Parlatoria ziziphi Lucas (Şekil 142) Sinonim : P. lucassi Targ-Tozz. Türkçe
    îsîm : Ünnap keşnili.
    Tanımı : Ergin dişinin kabuğu karakteristik olup takriben dikdört­gen şeklinde, 2'ci nimf gömleği parlak siyah renkte ve hemen hemen kabuğun tüm yüzeyini kaplar. Uzunluğu 1,5-2,0 mm, genişliği ortalama 0,7 mm'dir. Canlı dişinin vücudu şişkince, ortaya doğru genişler ve mo­rumsu renktedir. Erkek bireyleri meydana getirecek nimflere ait kabuğun şekli gayri muntazam, fakat ovale yakın biçimde ve beyazımsı-mat renk­tedir. Uzunluğu takriben 1,0 mm'dir. Yumurtaları uzunca oval şekilde ve kırmızımsı renktedir.

    Yayılışı : Hemen hemen bütün Akdeniz çevresi ülkeleri ile yurdumuz­da bulunur. Ayrıca Kafkasya, Çin, Formoza, Havvai Adaları, Avustralya ve K. Amerika'ya da girmiştir. Komşu ülkelerden Suriye, Lübnan, Kıb­rıs ve İran'da da bulunmaktadır.
    Konukçuları : Özellikle Turunçgillerde yaşar. Ünnap koşnili den­mesine rağmen bu bitkide pek az rastlanır.
    Zarar» ve biyolojisi : Koşniller daha çok Turunçgillerin yaprak ve meyveleri üzerine yerleşir. Yoğun populasyonlarm bulunduğu yaprak­lar vaktinden önce dökülür. Bu gibi ağaçlarda gelişme yavaşlar ve durgun­luk baş gösterir. Koşnille bulaşık meyveler pazarlama değerlerini büyük ölçüde yitirirler. Cezayir'de Turunçgillerin başlıca zararlıları arasında sayılmaktadır.
    Yurdumuz için halen ekonomik önemi bulunmamaktadır. Biyolojisi de maalesef iyi bilinmemektedir.


    Pinnaspis aspidistrae Sign, (Şekil 143). Sinonim : Ckionaspis latus Cock. Türkçe ismi : Eğreltiotu koşnili
    Tanımı : Ergin dişi kabuğu takriben geniş armut şeklinde, açık ile koyu esmer arasında olan bir renkte, nimf gömleği sarı veya sarımsı esmer renktedir. Uzunluğu 2-3 mm'dir. Çıplak dişi sarımsı renkte ve takriben armut biçimindedir.

    Yayılışı : Kozmopolit.
    Yurdumuzda şimdiye kadar yalnızca istanbul'da olmak üzere seralar­da görülmüştür (Bodenheimer 1949).
    Konukçuları : Oldukça polifagdır. Başlıca Turunçgiller, palmiye vs.'de bulunur.
    Bu tür halen yurdumuz için önemli değildir. Ancak bulunduğu diğer bazı ülkelerde zararlı olduğu kaydedilmektedir.

    Pseudaulacaspis, (= Aulacaspis) pentagona Targ.-Tozz. (Şekil 144) Sinonim : Diaspis amygdali Tyron, D. patelliformis Sasaki
    Türkçe ismi : Dut koşnili
    Tanımı : Ergin dişi kabuğu takriben daire, bazan uzunca daire şek­linde, belirli olarak konveks olup beyazımsıdan grimsiye kadar değişen renktedir, l'ci nimf gömleği çoğunlukla kenardan dışarıya çıkık durumda,


    1,5—2,8 mm'dir. Çıplak dişinin vücudu geniş oval şekilde olup canlı safı
    renkte ve abdomen segmentleri belirlidir. Erkekler portakal sarısı renkte
    ve genel görünümü diğer diaspidid erkeklerine benzer. Yumurtaları oval
    biçimde, saman sarısı renktedir.







  • #2
    Cevap: Parlatoria pergandü Gornst. (Şekil 140)

    Yayılışı : Esas orijini Uzakdoğu'dur. Oradan dünyanın hemen her tarafına yayılmıştır. Akdeniz çevresi ülkelerinin tümünde bulunur.Yurdumuzun hemen hemen her tarafında az veya çok rastlanırsa da en çok Batı, Orta ve Güney Anadolu ile Marmara bölgelerinde bulunur.
    Konukçuları : Polifagdır. Başta dut olmak üzere şeftali, badem, kayısı, ceviz, fındık, armut, bağ ve kavak ile bir çok süs bitki ve ağaçların­da yaşar.
    Zararı ve biyolojisi : Ergin ve nimfler ağaçların özellikle gövde, dal \e ince dallarında bulunur. Zararı diğer diaspidid türlerinde olduğu gibidir.
    Kışı döllenmiş dişi, ya da nimf döneminde geçirir. Fransa'da kışı son nimf döneminde veya döllenmemiş dişi halinde, İtalya ile İsviçre'de döl­lenmiş dişi döneminde geçirdiği kayıtlıdır (Monti, 1956; Bonnemaison, 1961). Bu zararlının yurdumuzda çeşitli iklim faktörlerine sahip bölge­lerde bulunduğu dikkate alınırsa, yerine göre kışı genç nimf dönemleri hariç diğer dönemlerde geçilmesi normal karşılanabilir. Hatta uygun olan yerlerde, bu dönemde de kışı geçirmesi mümkündür. Kışı ister döl­lenmiş, ya da döllenmemiş dişi, yumurta veya son nimf döneminde geçir­sin, bunlar ilkbaharda yerine göre nisan veya mayıs aylarında yumurt­lamaya başlar. Bir dişinin hayatı boyunca bıraktığı yumurta sayısı yerine ve üzerinde beslendiği konukçu bitki türüne göre değişir. Bu miktar 100 ile bir kaç yüz ai aşırıdadır. Yumurtalar nisan sonları veya mayıs içinde açılır. Çıkan nimfler bir süre etrafta gezindikten sonra seçtikleri bir yerde durarak stylet'lerini bitki dokusuna batırır ve beslenmeye koyulurlar. Bunlar artık bayatlarının sonuna kadar (erkekler Iıariç) aynı yerde kalır­lar. Gelişmelerini tamamlayan nimfler ergin hale geçer. Dişiler erkeklerle çiftleştikten sonra haziran ve temmuzda yumurtalarını bırakmaya başlar.Yurdumuzda Orta Anadolu ile Marmara bölgelerinde yılda 2, Batı Anadolu'nun güney sahil kesimlerinde 3 nesil verir. Güney Anadolu'nun bazı yörelerinde ise yılda 4 nesil vermesi mümkündür.Dut koşnilinin doğada çoğalmasını frenleyen bir çok doğal düşmanı vardır. Örneğin Coccinellidae familyasından Chilocorus bipustulatus L., Exoehomus çuadripustulatus L. ile Cybocephalus fodori E.Y. (Cybocephalidae), bu koşnilin predatörleridir. Ancak bunlar polifag oldukları için etkinlik­leri azdır. Buna karşılık bazı parazit türleri bu koşnilin doğada çoğalma­sını etkili bir şekilde önler. Bunların ^çinde en önemlisi Prospaltella herlesei Dut koşnili Avrupa'ya girdikten kısa bir süre sonra çoğalarak girdiği ülkelerdeki meyve ağaçlarında önemli zararlara sebep olmuşur. Bunun sonucunda çare olarak, ilk defa 1906 yılında A.B.D.'den P. berlesei is­mindeki parazit getirilerek italya'da Milano kenti dolaylarındaki bahçe­lere salınmıştır. Daha sonra bu parazit çoğaltılarak İtalya'nın diğer yer- lerindeki bahçelere de bırakılmıştır. Parazit kısa sürede iklime alışarak salınan bölgelere yerleşmiş ve dut koşnilinin çoğalmasını önemli derecede azaltmıştır. Daha sonra bu faydalı parazit arıcık Fransa ile Akdeniz çev- resindeki diğer ülkelere de sokularak bu zararlıya karşı biyolojik savaşta kullanılmaya başlanmıştır. Bu parazit yurdumuza ilk defa 1933 yılında italya'dan getirtilmiş, Bursa ile çevresindeki bazı kesimlere salınmıştır. Daha sonra Bodenheimer (1958), parazitin salmdığı bölgede 1939 yılın- da yaptığı incelemelerde parazitin bölgeye yerleştiğini ve etkili olarak koşnilin çoğalmasını azalttığını bildirmiştir. Diğer taraftan lyriboz'un özel notlarında P. berlesei hakkında aşağıdaki bilgilere rastlanmaktadır. 25.7.194Ö tarihinde Kocaeli'nden gden koşnilli dallarda % 40, Değir-mendere'den % 60, İhsaniye'den % 54, Yalımahalle'den % 32, Fabrika­lar Içi'nden % 58, Kurtöz'den % 52, Gazipaşa'dan % 65, Fevziye'den %63, parazit verilmeyen yerlerden % 50-67, Çayiçi'nden %47 parazit-lenme saptanmıştır. 6.8.1940 tarihinde Gebze'de % 32-59, Adapazarı'n-da % 39, İzmit'te % 1-30; 21.8.1940'da Balaban'da % 15, Gölcük'de % 10, Mesudiye'de % 20; 8.10.1941 tarihinde İznik'te % 5-30; 28.10.1941 tarihinde Karacabey'de % 20; 14.11.1941 tarihinde Bursa'da % 5-40, M. Kemalpaşa'da % 15-40; 26.1.1942 tarihinde Kemalpaşa'da % 31-90; 20.2.1942 tarihinde Mudanya'da % 30; 13.4. 1942 tarihinde Karamürsel'de % 5-40 ve yine aynı yerde 16.4.1943 ta­rihinde ise % 60-70 parazitlenme tespit edilmiştir.Bu gün P. berksei'nin yurdumuzun diğer bölgelerine de yayıldığı ve bir çok yerlerde dut koşnilinin çoğalmasını önemli derecede frenlemede rol oynadığı görülmektedir.
    Savaşı : Yukarıda verilen bilgilerden de anlaşılacağı gibi dut koş­nilinin doğada çoğalmasını etkili bir biçimde önleyen P. berlesei yurdu­muzda mevcuttur. Bu nedenle koşnilin zarar gördüğü yerlerde bu parazitin etkili bir biçimde faaliyette bulunabilmesi için her türlü tedbiri almak gerekir. Bu şekilde hareket edildiği taktirde ayrıca ilâçlı savaşa gerek kalmaz.İlâçlı savaşa başvurulması gereken yerlerde yazlık yağ emülsiyonları veya organik fosforlu insektisitlerden birisi, atılabilir. Ancak bu hususta uzmanlara danışmak gereklidir. Dikkat edilecek bir nokta da, ipekböceği yetiştirilen yerlerde yaprak kesilen ağaçlarda, dutlarda l'ci nesile karşı ilaçlama yapılmamasıdır

    Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

    Comment

    Working...
    X