Eurygaster integriceps Put. (Şekil 154, 155, 156)
Türkçe ismi : Süne
Tanımı : Genel olarak toprak renginde, bazan tamamen koyu siyah, bazan kırmızımsı, bazan kirli beyaz, bazan da bu renklerin birkaçının karışımı olan alacalı desenli renklerdedir. Vücut yassıca, üst tarafı hafif konveks olup üstten bakıldığında genel görünümü ovaldir. Baş üçgenîmsi şekilde, clypeus önde açık, prothorax'm ön ve arka-yan kenarları yuvarlaktır. Vücut uzunluğu 10,0-12,5 mm'dir. E. integriceps''in muhtelif yazarlar tarafından olmak üzere bir çok varyetesi tavsif edilmiştir. Ancak bunlar aynı türe ait renk varyasyonlarından başka bir şey değildir. Dolayısıyla bunların sinonim olmaları gerekir.
Yumurtadan yeni çıkan nimfler açık yeşil veya açık sarımsı renkte ve yuvarlak şekildedir. Ancak, yaklaşık bir saat sonra renk koyulaşır ve hemen hemen siyajıımsı renge dönüşür. Yaş ilerledikçe, nimflerin vücudu gittikçe ovale döner ve renkleri de açılır. Yumurtalar 0,8-1,0 mm çapında, hemen hemen küre şeklinde olup ilk bırakıldığı zaman açık yeşilimsi renktedir. Zaman geçtikçe yumurta üzerinde önce kırmızımsı, daha sonra siyah lekeler meydana gelir. Yumurtaların açılmasına yakın bu lekeler daha da belirgin hal alır.
E. integriceps erginleri Eurygaster cinsi içinde genel görünümü itibariyle en çok E. maura L. ile karıştırılmaktadır. Ancak erkeklerin genital organları incelendiğinde bu iki tür birbirlerinden daha emin olarak ayrılabilmektedir.
Yayılışı : Süne, Palearktik bölgede belirli bir alana yayılmıştır. Bu bölgede başlıca bulunduğu yerler Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Güney ve Güneydoğu Rusya, Kafkasya, Türkiye, Girit, Kıbrıs, Suriye, Lübnan, İsrail, Ürdün, Irak, îran, Orta Asya, Çin, Afganistan ve Pakistan'dır. Görüldüğü gibi süne, Palearktik bölgede oldukça geniş bir alana yayılmaktadır. Ancak bulunduğu bu alan içinde ekonomik düzeyde

zarar yaptığı yerler çok sınırlıdır. Örneğin, îran'da zararlı olduğu yerler İsfehan, Kerman, Şiraz, Kashan, Tebriz, Tahran; Rusya'da Krasnador, Stavrapol, Kafkasya'da, bazı yerler, Güney Ukrayna, Türkistan ve Özbekistan; Irak'ta Süleymaniye, Musul, Erbil; Suriye'de Halep, Hama; Pakistan'da ise, özellikle Afganistan sınırına yakın olan kuzeydeki bazı kesimler; Lübnan'da bazan 50—60.000 hektara varan bir zarar alanına sahiptir. Bu zararlı böcek, Orta Doğu ülkelerinin bir çoğunda buğdaylarda zarar yapan en önemli türlerden birisidir. Öyle ki, bu bölgede savaşı 1736 tarihine kadar eskiye giden bir geçmişe sahiptir (Lodos, 1951).
Yukarıdaki yayılış alanı dikkate alındığında yurdumuzun her tarafında bulunması gerektiği zannedilirse de böyle değildir. Halen yurdumuzun güneyinde Mersin, Adana, Hatay, Gaziantep, K. Maraş dahil doğuda Ha,kkari, Van ve Ağrı'yı içine alan bütün Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde yayılmıştır. Bu bölge içinde yoğun olarak bulunduğu ve zarar yaptığı yerler Diyarbakır, Elâzığ, ,Urfa3 Mardin, Adıyaman gibi illerin bazı kesimleridir -Zarar» (Şekil 157, 158) : Ergin ve dişiler Buğdaygillerin muhtelif dönemlerinde zarar yapar. Kışlaktan ovalara gelen erginler henüz daha küçük boyda olan buğday ve diğer Gramineae bitkilerinin genellikle saplarında beslenir. Saldırıya uğrayan sap sararır ve kurur. Bu tip zarara Diyarbakır çevresinde halk kus-tboğazı ismini verir. Bu dönemde erginler bazen yapraklarda ve özellikle bunların orta damarlarında da beslenir. Yaprakta beslenilen noktadan itibaren uç kısım kurur. Ancak erginlerin yaptığı bu türlü zarar önemli değildir ve doğada da az görülür. Ekinler geliştikçe erginler de beslenmelerine devam ederler. Başaklar henüz daha yaprak kılıfı içinde iken, çiçek döneminde ve tane bağlarken yine saplarda beslenen erginler başakların beyazımsı bir renk almalarına, kurumalarına ve dolayısıyla, bunların tane bağlamasına engel olurlar. Bu dönemde neden olduğu zarar şekline akbaşak adı verilir. Süne'nin bu şekildeki zararının miktarında populasyon yoğunluğu ile buğday varyetelerinin etkisi büyüktür. Yoğun populasyonların bulunduğu yerlerde bu türlü zararı % 10-30 arasında değişir. Başaklardaki taneler süt olumuna gelmeye başladığı bir sırada eski erginlerin populasyonları da gittikçe azalmaya başlar. Fakat bu dönemde de bunların bıraktığı yumurtalardan çıkan nimfler gittikçe artan bir yoğunluk ve iştahla taneleri sokup emmeye başlarlar. Bunlar buğday tanelerini kavuzları üzerinden rahatlıkla sokup emerler. Emilen taneler ağırlıklarını kaybederler ve olgunlaşmanın çeşitli dönemlerindeki beslenilmelerine göre de muhtelif şekilde deformasyonlara uğrarlar. Süt halinde iken beslenildiğinde taneler çimlenme güçlerini kaybedecekleri gibi ekmeklik ve makarnalık özelliklerini de yitirirler. Daha sonra meydana gelen erginlerle birlikte nimfler olgunlaşmakta olan veya olgunlaşmış haldeki tanelerde de beslenmelerini sürdürürler. Her ne kadar olgunlaşmış durumdaki tanelerde pek şekil bozukluğu görülmese de stylet-lerin girdiği yerlerin etrafı beyazımsı lekeler halinde belirir ve yine bu gibi tanelerden elde edilen unlar teknolojik özelliklerini kaybederler. Bunun başlıca nedeni, sünelerin tanelerdeki glüteni tahrip etmesidir. Hattâ beslenilen tanelerin sağlam olanlarına oranı az dahi olsa, (% 2) emgili tanelerle bulaşık buğdaylardan elde edilen unlar yine teknolojik özelliklerini büyük ölçüde yitirir. Bunun başlıca nedeni, süneler beslenirken salyalarında bulunan bazı enzimlerin (örneğin, diastaz gibi, ki nişastayı maltoza, daha sonra da dekstroza çevirir) taneye salgılarnasıdır. Bu türlü enzimleri Aeüa gibi diğer Pentatomidae türleri de salgılamaktadır. Görüldüğü gibi sünelerin, özellikle buğdaylarda yaptığı zararlar çok önemli olmaktadır. Mamafih sünelerin Güneydoğu Anadolu'daki zararı eski önemini gittikçe kaybetmektedir.


Biyolojisi (Şekil 159) : Süne erginlerinde başlıca aktif ve pasif olmak üzere iki hayat dönemi bulunur. Pasif dönemde erginler, yazın bir kısmı ile sonbahar ve kış mevsimlerinin tamamını ve yine baharın bir kısmını uyku halinde genellikle dağlarda yüksek yerlerde geçirir. Bu pasif dönemi de iki kısma ayırmak mümkündür, l'cisi temmuzdan ekim veya kasım ayına kadar olan dönemdir. Buna yazlama dönemi ismi verilir. 2'cisi ekim-kasım ayından mart veya nisan ayma kadarki dönemdir ki bu da kışlama dönemi olarak isimlendirilir. Yazlama döneminde süneler yarı uyku halindedir. Bunlar bu dönemde rahatsız edildiklerinde hareket ederler ve yer değiştirebilirler. Bu dönemde önemli bir olay da yüksek yerlerde bulunan sünelerin bir kısmının ekim veya kasım ayı içinde daha aşağılara doğru göç etmesidir. Bunda en önemli faktör, yüksek yerlerdeki yaz uykusu için elverişli olan hava koşullarının kışın. çok şiddetli koşullara dönüşmesi ve bunun da E. integriceps için elverişsiz bir ortam oluşturmasıdır. Yazlama döneminde bulunan süneler tam bir yarı uyku döneminde bulunurlar. Sünelerdeki pasif dönem diye isimlendirilen dönem, diyapoz (diapause) olup bu da mecburi diyapozdur. Pasif dönem, deniz düzeyinden 600-700 metreden başlayarak 2.000-2-300 metre yükseklikte olan dağlarda geçer. En uygun kışlama yükseklikleri 1.200-1.600 metredir. 600 metreden daha aşağıda olan yerlerde, hattâ biyolojilerini sürdürdükleri ovalarda da kışı geçirebilir. Ancak buralarda kışı geçiren süneler geç kalan, ya da kışlaklara kadar uçmaya yeterince enerjiye sahip olmayan zayıf bireylerdir. Aksi halde, normal koşullarda E. integriceps; pasif dönemini dağlarda geçirir
Türkçe ismi : Süne
Tanımı : Genel olarak toprak renginde, bazan tamamen koyu siyah, bazan kırmızımsı, bazan kirli beyaz, bazan da bu renklerin birkaçının karışımı olan alacalı desenli renklerdedir. Vücut yassıca, üst tarafı hafif konveks olup üstten bakıldığında genel görünümü ovaldir. Baş üçgenîmsi şekilde, clypeus önde açık, prothorax'm ön ve arka-yan kenarları yuvarlaktır. Vücut uzunluğu 10,0-12,5 mm'dir. E. integriceps''in muhtelif yazarlar tarafından olmak üzere bir çok varyetesi tavsif edilmiştir. Ancak bunlar aynı türe ait renk varyasyonlarından başka bir şey değildir. Dolayısıyla bunların sinonim olmaları gerekir.
Yumurtadan yeni çıkan nimfler açık yeşil veya açık sarımsı renkte ve yuvarlak şekildedir. Ancak, yaklaşık bir saat sonra renk koyulaşır ve hemen hemen siyajıımsı renge dönüşür. Yaş ilerledikçe, nimflerin vücudu gittikçe ovale döner ve renkleri de açılır. Yumurtalar 0,8-1,0 mm çapında, hemen hemen küre şeklinde olup ilk bırakıldığı zaman açık yeşilimsi renktedir. Zaman geçtikçe yumurta üzerinde önce kırmızımsı, daha sonra siyah lekeler meydana gelir. Yumurtaların açılmasına yakın bu lekeler daha da belirgin hal alır.
E. integriceps erginleri Eurygaster cinsi içinde genel görünümü itibariyle en çok E. maura L. ile karıştırılmaktadır. Ancak erkeklerin genital organları incelendiğinde bu iki tür birbirlerinden daha emin olarak ayrılabilmektedir.
Yayılışı : Süne, Palearktik bölgede belirli bir alana yayılmıştır. Bu bölgede başlıca bulunduğu yerler Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Güney ve Güneydoğu Rusya, Kafkasya, Türkiye, Girit, Kıbrıs, Suriye, Lübnan, İsrail, Ürdün, Irak, îran, Orta Asya, Çin, Afganistan ve Pakistan'dır. Görüldüğü gibi süne, Palearktik bölgede oldukça geniş bir alana yayılmaktadır. Ancak bulunduğu bu alan içinde ekonomik düzeyde

zarar yaptığı yerler çok sınırlıdır. Örneğin, îran'da zararlı olduğu yerler İsfehan, Kerman, Şiraz, Kashan, Tebriz, Tahran; Rusya'da Krasnador, Stavrapol, Kafkasya'da, bazı yerler, Güney Ukrayna, Türkistan ve Özbekistan; Irak'ta Süleymaniye, Musul, Erbil; Suriye'de Halep, Hama; Pakistan'da ise, özellikle Afganistan sınırına yakın olan kuzeydeki bazı kesimler; Lübnan'da bazan 50—60.000 hektara varan bir zarar alanına sahiptir. Bu zararlı böcek, Orta Doğu ülkelerinin bir çoğunda buğdaylarda zarar yapan en önemli türlerden birisidir. Öyle ki, bu bölgede savaşı 1736 tarihine kadar eskiye giden bir geçmişe sahiptir (Lodos, 1951).
Yukarıdaki yayılış alanı dikkate alındığında yurdumuzun her tarafında bulunması gerektiği zannedilirse de böyle değildir. Halen yurdumuzun güneyinde Mersin, Adana, Hatay, Gaziantep, K. Maraş dahil doğuda Ha,kkari, Van ve Ağrı'yı içine alan bütün Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde yayılmıştır. Bu bölge içinde yoğun olarak bulunduğu ve zarar yaptığı yerler Diyarbakır, Elâzığ, ,Urfa3 Mardin, Adıyaman gibi illerin bazı kesimleridir -Zarar» (Şekil 157, 158) : Ergin ve dişiler Buğdaygillerin muhtelif dönemlerinde zarar yapar. Kışlaktan ovalara gelen erginler henüz daha küçük boyda olan buğday ve diğer Gramineae bitkilerinin genellikle saplarında beslenir. Saldırıya uğrayan sap sararır ve kurur. Bu tip zarara Diyarbakır çevresinde halk kus-tboğazı ismini verir. Bu dönemde erginler bazen yapraklarda ve özellikle bunların orta damarlarında da beslenir. Yaprakta beslenilen noktadan itibaren uç kısım kurur. Ancak erginlerin yaptığı bu türlü zarar önemli değildir ve doğada da az görülür. Ekinler geliştikçe erginler de beslenmelerine devam ederler. Başaklar henüz daha yaprak kılıfı içinde iken, çiçek döneminde ve tane bağlarken yine saplarda beslenen erginler başakların beyazımsı bir renk almalarına, kurumalarına ve dolayısıyla, bunların tane bağlamasına engel olurlar. Bu dönemde neden olduğu zarar şekline akbaşak adı verilir. Süne'nin bu şekildeki zararının miktarında populasyon yoğunluğu ile buğday varyetelerinin etkisi büyüktür. Yoğun populasyonların bulunduğu yerlerde bu türlü zararı % 10-30 arasında değişir. Başaklardaki taneler süt olumuna gelmeye başladığı bir sırada eski erginlerin populasyonları da gittikçe azalmaya başlar. Fakat bu dönemde de bunların bıraktığı yumurtalardan çıkan nimfler gittikçe artan bir yoğunluk ve iştahla taneleri sokup emmeye başlarlar. Bunlar buğday tanelerini kavuzları üzerinden rahatlıkla sokup emerler. Emilen taneler ağırlıklarını kaybederler ve olgunlaşmanın çeşitli dönemlerindeki beslenilmelerine göre de muhtelif şekilde deformasyonlara uğrarlar. Süt halinde iken beslenildiğinde taneler çimlenme güçlerini kaybedecekleri gibi ekmeklik ve makarnalık özelliklerini de yitirirler. Daha sonra meydana gelen erginlerle birlikte nimfler olgunlaşmakta olan veya olgunlaşmış haldeki tanelerde de beslenmelerini sürdürürler. Her ne kadar olgunlaşmış durumdaki tanelerde pek şekil bozukluğu görülmese de stylet-lerin girdiği yerlerin etrafı beyazımsı lekeler halinde belirir ve yine bu gibi tanelerden elde edilen unlar teknolojik özelliklerini kaybederler. Bunun başlıca nedeni, sünelerin tanelerdeki glüteni tahrip etmesidir. Hattâ beslenilen tanelerin sağlam olanlarına oranı az dahi olsa, (% 2) emgili tanelerle bulaşık buğdaylardan elde edilen unlar yine teknolojik özelliklerini büyük ölçüde yitirir. Bunun başlıca nedeni, süneler beslenirken salyalarında bulunan bazı enzimlerin (örneğin, diastaz gibi, ki nişastayı maltoza, daha sonra da dekstroza çevirir) taneye salgılarnasıdır. Bu türlü enzimleri Aeüa gibi diğer Pentatomidae türleri de salgılamaktadır. Görüldüğü gibi sünelerin, özellikle buğdaylarda yaptığı zararlar çok önemli olmaktadır. Mamafih sünelerin Güneydoğu Anadolu'daki zararı eski önemini gittikçe kaybetmektedir.


Biyolojisi (Şekil 159) : Süne erginlerinde başlıca aktif ve pasif olmak üzere iki hayat dönemi bulunur. Pasif dönemde erginler, yazın bir kısmı ile sonbahar ve kış mevsimlerinin tamamını ve yine baharın bir kısmını uyku halinde genellikle dağlarda yüksek yerlerde geçirir. Bu pasif dönemi de iki kısma ayırmak mümkündür, l'cisi temmuzdan ekim veya kasım ayına kadar olan dönemdir. Buna yazlama dönemi ismi verilir. 2'cisi ekim-kasım ayından mart veya nisan ayma kadarki dönemdir ki bu da kışlama dönemi olarak isimlendirilir. Yazlama döneminde süneler yarı uyku halindedir. Bunlar bu dönemde rahatsız edildiklerinde hareket ederler ve yer değiştirebilirler. Bu dönemde önemli bir olay da yüksek yerlerde bulunan sünelerin bir kısmının ekim veya kasım ayı içinde daha aşağılara doğru göç etmesidir. Bunda en önemli faktör, yüksek yerlerdeki yaz uykusu için elverişli olan hava koşullarının kışın. çok şiddetli koşullara dönüşmesi ve bunun da E. integriceps için elverişsiz bir ortam oluşturmasıdır. Yazlama döneminde bulunan süneler tam bir yarı uyku döneminde bulunurlar. Sünelerdeki pasif dönem diye isimlendirilen dönem, diyapoz (diapause) olup bu da mecburi diyapozdur. Pasif dönem, deniz düzeyinden 600-700 metreden başlayarak 2.000-2-300 metre yükseklikte olan dağlarda geçer. En uygun kışlama yükseklikleri 1.200-1.600 metredir. 600 metreden daha aşağıda olan yerlerde, hattâ biyolojilerini sürdürdükleri ovalarda da kışı geçirebilir. Ancak buralarda kışı geçiren süneler geç kalan, ya da kışlaklara kadar uçmaya yeterince enerjiye sahip olmayan zayıf bireylerdir. Aksi halde, normal koşullarda E. integriceps; pasif dönemini dağlarda geçirir





Comment