fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takım . SIPHONAPTERA. (= Aphaniptera)

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Takım . SIPHONAPTERA. (= Aphaniptera)

    Takım . SIPHONAPTERA. (= Aphaniptera)
    Kelimenin kökü Yunanca (siphon+aptera) kelime­lerinin birleşmesinden oluşturulmuştur ve kanatsız-emici böcek anlamına gelmektedir. Türkçe olarak Pire­ler ismi ile bilinir. Almanca Flöche, Fransızca Puces, İngilizce ise Fleas veya Chigoes gibi isimler verilir.Genel olarak vücutları iki yandan basık,küçükboyda, kanatsız böcek türlerini kapsar. Türleri memeli hayvanlarla kuşlarda ektoparazit olarak yaşar. Genellikle kahverenginde veya esmer renktedirler. Ağız parçaları kan emmeye elverişli yapıdadır. Başkalaşmalarıtamdır, Diğer böcek takımlarından ayırıcı en önemli özelliği vücutlarının yandan basık olmasıdır. Pirelerilk defa Linnaeus tarafından Aptera içinde Suctoriabölümü içinde gösterilmiş, daha sonra Latreille buböcekleri Siphonaptera ismi altında ilk defa ayrı birtakım altında toplamış ve ondan bir yıl sonra da Kirby bu böcekleri Aphaniptera (Yunancaskanadı görülmeyen)takımı içinde göstermişse de bu gün bütün entomologlarca Siphonaptera ismi altında yaygın olarak kulla­nılmaktadır,
    GENEL VÜCUT Ö3RÜNÜMLERÎ VE YAPISI
    Erginleri 0,8-8,0 mm boyda, yandan kuvvetli o-larak basık, genel olarak sarının muhtelif tonları ile kahverengi, kırmızımsı kahverengi veya bazân he­men hemen siyah renkte böceklerdir. Deri kuvvetli o-larak kitinsel, üzeri düz, parlak ve hepsi geriye doğ­ru yönelik kısa, sert setae, tüyler ve bazan ctenidia (tekil, ctenidium) adı verilen kısa ve yassı dikencik-lerden taraklarla örtülüdür.
    Baş küçük, thorax'a yakın bir biçimde ve boyun-
    suz olarak yerleşmiş, çoğunlukla bir veya 2 suture ile
    parçalara ayrılmış, bazan alında tüberkül, yanakta da
    ctenidium bulunur. Bileşik gözler yok, veya yalnızca
    bir tek küçük mercekten oluşan küçük bir göz halinde
    (facet'li değil) ve antenlerin kaidesine yerleşmiştir.Ocelli yoktur. Antenler kısa, topuzlu, görünüşte 3 segmentli, fakat gerçekte 11 veya 12 segmentlidir. An­tenler, anten sapı?pedicel ile 9 veya 10 Segmentli cla-vus'tan (anten topuzu) oluşur. Antenler başın yanında bulunan oluk içine geriye doğru yerleşir. Bu organlar bazan erkek ve dişide farklı yapıda olabilir. Ağız par­çaları hypognat, ve sokucu-emici tiptedir. Ancak pire-lerdeki ağız parçalarının yapısı, bu şekilde beslenen ağız parçalarına sahip olan böceklerinkinden daha fark­lıdır. Kısaca yapısı şöylece açıklanabilir: Maxilla'la-rın kenarları testere şeklinde olup iç yüzleri olukludur, Bunlar birbirlerine denk gelerek arada dar bir kanal meydana getirir, B-u kanal içinden, salya salgı­lanır, Epipharynx'in alt yüzü olukludur. Bu oluk üze­rine maxilla'lar o şekilde sıkıca kapatılır ki arada 2» bir kanal daha meydana gelir, Bu kanal içinden de konukçunun kanı pirenin vücudu içine pompalanır. La-bium ile maxilla'lara ait'palpus'lar kullanılmadığı zaman stylet'ieri örterler. Bunlar konukçu vücut do­kularını delme işinde görev yapmazlar» Bu iş deste-re dişi şeklinde kenarları olan maxilla1lar tarafın­dan yapılır, Maxilla palpus ' lan uzun ve .4 segmentli-dir, Labium kısa, palpus' lan genellikle .5 segmentli, oluklu ve takriben mandibula'.lar kadar uzunlukta, or™ ta segment halka şeklinde veya..2-17. parçaya, ayrılmış™ tır (sokucu organlar labrum ve mandibula1lara kılıf görevi de yapar). Mandibula'lar uzîun. ve kılıç., şeklinde, iç yüzleri oluklu, uç kısımları ise testere şeklinde dişlidir, Labrum mandibula1 lar kadar uzunlukta, bıça­ğa benzer, alt tarafı olukludur* Hypopharynx yok veya çok küçülmüştür,

    Thorax küçük, toplu, genellikle baştan, daha ge-* niş değil, segmentleri.b,elirli, bazı türlerde protho™ rax'ın arka kenarında pronotal ctenidium mevcut, pros-ternum büyüktür. Bacaklar kuvvetli, ön ve orta bacak­lar küçük9 arka bacaklar ise büyük ve sıçramaya elve­rişli biçimde gelişmiştir. Coxa'lar büyük ve yassı, fe-mur'lar kısa ve geniş, tibia'lar takriben femur'larla eşit büyüklükte, tarsus'lar uzun ve 5 segmentli, uçta bir çift tırnak mevcuttur. Abdomen genellikle 10 seg-mentlidir.
    Ergin bir Siphonaptera türüne, ait genel vücut parçaları Şekil 37-de gösterilmiştir.

    HAYAT DÖNEîCERÎ, EKONOMİK ÖNEME^Ftf VE DAVRANIŞLARI
    Ergin pireler bazı istisnalar hariç tamamiyle memeliler ve kuşların kanları ile beslenirler. Bu is-tisnalar arasında aşağı hayvanlar (bir türünün yılan­larda yaşadığı saptanmıştır), bazı memeliler ile de­niz memelileri ve koyunlar bu arada sayılabilir. Pi­re türlerinin takriben % 95'i memeli hayvanlarda, % 5'inin ise kuşlarda yaşadığı hesaplanmıştır. Genel olarak pireler, bitler gibi devamlı şekilde konukçu vücuduna bağlı olarak yaşama mecburiyetinde olmadık­ları gibi, tahtakuruları gibi de uzun süre konukçula-rmdan ayrı yaşayamazlar. Buna karşılık bazı türler konukçu buluncaya kadar uzun süre onlardan ayrı yaşa­yabilir. Yine sayı olarak pek az bazı türleri ise ko­nukçu vücuda çok bağlı olabilir. Bu sonuncular ancak konukçu öldükten sonra onlardan ayrılırlar. Her ne ka­dar bazı türleri yaşamak üzere belirli konukçuları se­çerse de çoğu türler bu hususta seçici değildir. Buna karşılık pek ender olarak memelilerde yaşayanlar kuş­lara, kuşlarda yaşayanlar da memelilere geçebilir. Böy­lece insanlara özgü olmayan bazı pire türleri, onlarla birlikte veya onlara yakın yerlerde yaşayan kedi, kö­pek ve sıçanlarda yaşayarak geçici olarak zaman zaman insanlara da geçerek onlarda yaşama olanağı bulabilir. Böylece pireler, bitler ve tahtakuruları kadar insana yakın olan böcek grupları arasında yer alır.
    Pireler insanlarda bulunduğu zaman vücut üze­rinde gezinirken kaşındırmak suretiyle rahatsız etme­sinden daha önemli olarak onları sokup emerken cildi tahriş eder ve bazan ciddi yaraların meydana gelmesi­ne sebep olabilir. Bu tahriş edilmenin şiddeti insan­dan insana değişir. Özellikle allerjik kimselerde şid­detli kaşıntılara ve özel bazı yaralara sebep olabilir­ler, Ancak insanlarda asıl problem, pirelerin çok teh­likeli bazı hastalık etmenlerini onlara taşıması ve bulaştırması suretiyle meydana gelir. Bunların insan­lara bulaştırdıkları hastalıklar arasında en tehlike­li olanı vebadır. Bu hastalığı bir bakteri olan Pas-teurella pestis meydana getirir. İnsanlara yakın ola­rak yaşayan sıçanlardan, bu. hastalığın bulaşma tehlikesi er zaman vardır. Hastalığın insanlara bulaşması 2 yol­la olur. Birincisinde basit şekilde pirenin ağız parça­ları hastalık etmeni ile bulaşık olabilir. Bu gibi pi­reler insana geçerek beslenmeye başladığında hastalığı da bulaştırmış olur. İkincisinde ise pire, sindirim sis­teminin içindeki besinle birlikte hastalık etmenine de sahiptir ve bu gibi bireyler insanda beslenirken kusa­rak hastalığı da insan kanma bulaştırır. Bu olay şu şekilde cereyan eder: Pirenin ventriculus'unda geçici olarak bloke edilmiş olan kan içinde bakteri çoğalır. Daha sonra bu pire, konukçuda beslenmeye başladığında hastalık etmenini sindirim sisteminden ağzına geriye çıkartarak konukçu kanı içine verir. Böylece konukçu hastalık mikrobu ile bulaştırılmış olur. Hastalık sı­çandan sıçana ve sıçandan insana olmak üzere geçebilir. 14. asırda büyük bir epidemide Avrupa'da veba yüzünden 25 milyon kadar insanın bu hastalıktan öldüğü bilinmek­tedir. Sıçan ve kemiricilerde yaşcyan birçok pire türü­nün vektör olduğu saptanmıştır. Doğu sıçan piresi (Xe-nopsylla cheopis), yine endemik tifüsün (murine typhus) başlıca vektörü olarak bilinmektedir ki hastalığı sıçan­dan sıçana ve sıçandan insana bulaştırır. Bu hastalığın etmeni Rickettsia typhi (-R.mooseri)'dir. Yurdumuzda bu­lunan pire türleri ile bunların bulaştırdıkları hasta­lık veya diğer parazitler ileride sırası gelince veri­lecektir.
    Yukarıda kısaca pireler hakkında verilen bilgi­lerden de anlaşılacağı gibi bu böcekler esas itibariy­le veteriner ve özellikle tıp yönünden önemlidirler. Bu sebeple bu hususta biraz daha fazla bilgi vermek faydalı olacaktır.
    Pirelerin her ne kadar esas konukçuları hayvan­lar ise de bunlar fırsat buldukça zaman zaman insanla­ra da geçerler ve asıl zararlarını insanlarda meydana getirirler. Bu bakımdan pireler insan sağlığı bakımın­dan en önemli böcek grupları arasında sayılırlar. Pi­relerin insan sağlığı ile ilgili olarak onlarla olan ilişkileri Smit (1973)'ten özetlenerek aşağıda veril­miştir

    Kaynak: Türkiye Entomolojisi -3 – Prof. Dr. Niyazi LODOS

  • #2
    Cevap: Takım . SIPHONAPTERA. (= Aphaniptera)

    İnsan vücudunda yürüyerek rahatsız etmeleri:
    Pirelerin insan derisi üzerinde gezinmeleri kaşmdı-rıcı ve çok rahatsız edicidir. Hele bunların çok ak­tif olmaları sebebiyle kolayca bulunup yakalanamama-ları, özellikle geceleri uyku kaçırtarak son derece rahatsız ederler.
    Sokarak rahatsız etmeleri: Bir pire insan de­risine ulaşınca beslenmek üzere stylet'lerini batırır. Bu batırma ile birlikte de.kaşıntı meydana getirir,. An' cak pirenin ilk anda ağız parçalarının sebep olduğu derideki yara pek önemli değildir. Pire kan emerken bir taraftan da kanın pıhtılaşmasını önlemek için ka­na salyasını salgılar.. Pirenin deri üzerinde soktuğu yer küçük, koyu bir leke halinde*, belirir (buna purpu-ra pulİCOSa ismi verilir), ve bu yer bir gün veya da­ha uzun süre kaşınır. Leke deride günlerce kalabilir. Bu lekenin etrafında deri hafifçe şişer ve kızarır (buna da roseola pulİCOSa denir. Bu kızarıklık olduk­ça kısa bir sürede kaybolur. Ayni kimsede pire sokma­sı sonucu deri bu sokuşlara karşı-hassaslığını zaman­la kaybeder, dolayısıyie bir çeşit mukavemet meydana gelir.
    Ruhsal etkide bulunmaları: Özellikle kedi bes­lenen evlerde kedi piresi'nin saldırısı sonucu bazı kimselerde ender de olsa delusory parasİtOSİS adı ve­rilen bir çeşit ruhsal dengesizlik meydana gelebilir. Bu gibi kimseler pire ısırmadan da pire ısırıyormuş gibi bir durumu hayallerinde canlandırırlar ve kendi­lerini devamlı şekilde rahatsız hissederler.
    TungOSİS* Özellikle Orta ve Güney Amerika ile Tropik Afrika'da bulunan Tunga penetrans L. isimli pire türü tarafından meydana getirilen, insan deri­sinin her hangi bir yerinde pirenin deri altına gi­rerek yaralar oluşturmasıdır. Bu gibi yaralar (ki jigger-lessions adı verilir) tedavi edilmediği tak­dirde buralara sebonder olarak diğer organizmaların bulaşması sonucu digits^ kan zehirlenmesi ve tetano-za neden olabilir.
    Bazı bağırsak şeritlerini insanlara bulaştırması:
    İnsanların bağırsaklarında yaşayan bazı şerit türlerinin pirelerle ilişkileri bulunmaktadır. Bunlardan en önemli­si, yurdumuzda da bulunan köpek ve kedilerde yaşayan Dipylidium caninum'dur. Bu bağırsak şeridinin ara konuk-çusu kedi piresi, köpek piresi ve insan piresi türleri-" dir, Bu pirelerin larvaları organik maddelerle beslenir­ken yerde oraya buraya bırakılan kedi9 köpek pislikleri içindeki D. candnum 'un yumurtalarını da yutarlar. Bu yu­murtalar pire larvasının orta bağırsağında açılır. Çıkan şerit larvası daha sonra pirenin vücut boşluğuna geçer. Burada pire larvası pupa ve ergin dönemlerine geçtikten sonra da kalır. Ancak şerit larvası da bu arada gelişir, büyür ve daha sonra aktivitesiı^i kaybeden larva halinde zar bir örtü altına gizlenir ki buna Cysticercoid adı verilir. İşte bu dönemdeki D.caninum'u vücudunda taşı-yan ergin bir bireyi kedi, köpek diliyle kendisini te­mizlerken yutarak vücudu içine alır. İnsanlar ise bu gibi bulaşık pireleri yiyecek veya içecekleri besinler­le birlikte vücutlarına alırlar ve böylece insanlarda he'SmintOSİS ismi verilen hastalığa sebep olurlar. İn­sanlara pirelerden geçen diğer bir önemli şerit türü de Hymenolepda ddmlnuta'dır. Bunun ara konukçusu sıçan piresidir.
    Çeşitli hastalık etmenlerini insanlara bulaş­tı rinası; Pireler gerek hayvanların kendi aralarında, gerekse hayvanlardan insanlara bir takım hastalık et­menlerini taşıyarak bulaştırır ve bu gibi hastalıkla­rın yayılmasında önemli rol oynarlar. Her ne kadar pi­relerin sindirim sistemleriyle beslenme kanallarında birçok hastalık etmenleri tesbit edilmişse de bunlar­dan çoğu pireler tarafından bulaştırılmamakta veya pi­relerin bu husustaki rolleri çok az bulunmaktadır. Buna karşılık pirelerin bazı hastalık etmenlerinin ya­yılmasında başlıca rol oynadıkları da bir gerçektir. Pirelerin insanlara bulaştırdıkları hastalıklar baş­lıca bakteriyel, rickettsial ve viral olmak üzere 3 grupta toplanmaktadır. Bu üç gruba ait hastalıklar aşağıda sırasıyla verilmiştir.

    1, Bakteriyel hastalıklar
    Veba (etmeni: Pasteurella pestls), Kemirici vanlarda özellikle sıçanlarda görülen bir hastalıktır, Hastalık insanlarda şiddetli seyreder ve çabuk öldürü" cü kan zehirlenmesine yol açar. Hastalıklı kemirici öl­düğünde, başlıca vektörü olan bulaşık pireler diğer hayvan ve insanlara geçer, Bu hastalığın son epidemir-si 1898-1918 yılları arasında Hindistan'da görülmüş ve 10 milyon insanın ölümüne sebep olmuştur, Bu tarihten sonra alınan tedbirlerle hastalık büyük oranda azal" mıştır.
    Tularaemia (etmeni: Pasteurella tularengds), Ye" baya benzer bir hastalıktır. Tarla sincabı, su sıçanla" rı, yabani ve evcil tavşanlar, diğer bazı kemiriciler ve hatta kuşları da etkiler. Özellikle Kuzey ülkelerin­de yaygındır. Keneler, hatta bazı sinek türleri de bu hastalığın vektörü olarak biliniyorsa da pireler bu hu­susta en önemli rolü oynamaktadır, İnsanlarda has tali" ğın simptomları vebayı andırır,
    PseildotuberCUİOŞİS (etmeni: Pasteurella pseudo^ tuberculosls), Palearktik bölge ile Kuzey Amerika'da yaygın bir hastalıktır. Birçok memeli hayvanlar ve kuş" larda hastalık yapar, Rusya'nın.Uzak Doğu eyaletlerinde ev kırlangıcı piresi ile sıçan pireleri tarafından ta" , sınmaktadır. Hayvanlarda hastalık vereme, veya bunun da­ha şiddetli formuna benzer. İnsanlarda ender görülür, oldukça yüksek oranda ölüme sebep olur ve tifo simptom--larına benzer bir seyir takip eder, veya daha hafif ge­çeni şiddetli apandisite benzer,
    ErySİpelOİd (etmeni: Erysipelothr±x rhuslopat" hiae). Daha çok domuzlar ile,kuşlarda (özellikle tavuk" larda) hastalık yapar. Bazı pire türleri tarafından in­sanlara bulaştırılır. Hastalık insanlarda oldukça mu­tedil bir seyir takip eder ve düşük ölüm oranına sahip­tir. Streptococcus1lar tarafından meydana getirilen yı­lancıkla (erysipelas) bazan karıştırılabilmektedir,
    LİSterİOSUS (etmeni: Listeria monocytogenes), Sığır, tavşan, kobay, tavuk ve diğer hayvanlarda has­talık yapar. İnsanlarda meningoencephalitis adı veri" len bir hastalığa sebep olur. Bu hastalığın taşınma şekli bilinmemekte ise de Rusya'da yapılan araştırma­larda kemiricilerde yaşayan birçok pire türünde doğal koşullarda bu hastalık etmeni tesbit edilmiştir.

    Glanders (etmeni: Malleamyces mallei), Atlar ile küçük kemiriciler dahil diğe'r memelilerde bulunan bir hastalıktır. Kemiricilerde yaşayan bazı pire tür­lerinin bu hastalığı taşıdığı denemelerle sabit olmuş­tur.
    MelİOİdOSİS (etmeni: Malleomyces pseudomallei), Her ne kadar Dünya üzerinde geniş bir alanda görülen bir hastalık ise de daha çok Tropik ve Subtropik böl­gelerde köpek, kedi,"keçi, at ve.domuzlarda rastlanır. İnsanlarda genellikle ölüme sebep olur. Müzmin formla­rı yıllarca sürer. Pirelerin bu hastalığı yaydığı tes-bit edilmiştir,
    BrUCellOSİS veya malta humması (etmeni: Brucella meLitenads) , Bu hastalık Dünya üzerinde geniş bir alan­daki ehli hayvanlarda görülürse de daha çok Akdeniz çevresi ülkelerinde özellikle keçi ve koyunlarda rast­lanır. Normal olarak hastalık insanlara bulaşık hayvan­lar veya onların sütleri vasıtasiyle geçer. Malta Adası ile Rusya'nın muhtelif bölgelerindeki pireler üzerinde yapılan denemelerde hastalığın bu böceklerle taşınma­dığı anlaşılmış ise de Türkiye'de bir tür pirede bu hastalık etmeni izole edilmiştir.
    Salmonel1OSİS (etmeni: Salmonella enteritidis ve S, typhimurium). İnsanlarda bakteriyel besin zehir­lenmesi olan (gastroenteritis) bu iki tür hastalık et­meni pirelerden izole edilmiştir, Kemiriciler bu has­talıklara karşı çok hassastır. Rusya'da 6 kadar pire türünde bu hastalık etmenleri izole edilmişse de bu böceklerin hastalığı insanlara bulaştırma ihtimali zayıf görülmektedir.
    Staphylococcus aureus- İnsanlar bu bakteri tü­rünün başlıca konukçusudur. Şiddetli, cerahatla bula­şıcı bu hastalık kemik iliği iltihabı ve kan zehirlen­mesine sebep olur, Rusya'da bir pire türünün bu hasta­lık etmeni ile doğal olarak bulaşık olduğu tesbit edil­miştir.2. Eickettslal hastalıklar

    Endemik tifüs: Murine typhus (etmeni: Rîckett^ sia typhi^R. mooserl). Dünya'da geniş bir alanda çe­şitli kemiriciler, özellikle sıçanlarda bulunan bir hastalıktır. Bu hastalık insan bitinin taşıdığı en­demik tifüsten daha.hafif tir. Pireler bu hastalığın başlıca vektörü olup onu sıçandan sıçana ve sıçandan insana bulaştırır,

    Comment


    • #3
      Cevap: Takım . SIPHONAPTERA. (= Aphaniptera)

      Haemorrhagîc nephrosa-nephritis (etmeni: Rîc-kettsia pavlovskyl), Yabani kemiricilerde bulunan bir hastalıktır. Birçok pire türünün doğal olarak bu hastalık etmeni ile bulaşık olduğu tesbit edilmiştir,
      Marsilya humması (etme'ni: Pdckettsia conorl) , Normal olarak kenelerden geçen bu hastalığın kaynağı köpeklerdir. Tavşanlarda bulunan bir tür pirenin bu hastalık etmeniyle bulaşık olduğu tesbit edilmiştir.
      Q-hummasi (etmeni: Coxiella burneti). Dünya­nın her yerinde rastlanan^ vahşi ya da evcil hayvan­larda bulunan bir hastalıktır, İnsanlarda solunum sis­teminde genellikle ateşli ve gribe benzer, hafif şayi" labilen bir hastalığa sebep olur. Her ne kadar normal olarak vektörü bazı kene türleri ise de en azından bir tür sıçan piresinin bu hastalığı Rusya'da taşıdığı tes­bit edilmiştir.
      3. Virüs Hastalıkları
      Etmeni bazı virüs türleri olan bazı hastalıklar da yine pireler tarafından insanlara bulaştırılabil-mektedir. Bunlardan en önemli hastalıklar lymphocytic choriomeningitis ile keneler tarafından taşman encep-halitis'tir. Bunlardan birincisi memeli hayvanlarda ve özellikle farelerde bulunur. 3 tür sıçan piresin­de bu hastalığın bulunduğu tesbit edilmiştir, İkinci hastalık Palearktik ve Oriental bölgelerde başlıca koyun ve keçilerde görülen bir hastalıktır. Her ne kadar bu hastalığın esas vektörü bazı kene türleri ise de Polonya ve Rusya'da yapılan araştırmalarda birçok pire türünden bu virüs izole edilmiştir.


      Havat Dönemleri
      Dişiler itici gibi beyaz ve oval biçimde olan yumurtalarını konukçu üzerine veya onun yuvaları içi­ne, ya da civarına bırakır. Yumurtalar konukçu üzeri­ne iliştirilmedikleri için, neticede yine de konukçu yuvası içine veya onun yaşadığı yerin yakınma olmak üzere yere düşer. Her bir dişi hayatı boyunca birkaç yüz yumurta bırakır. Normal koşullarda yumurtalar 1-2 hafta içinde açılır. Larvalar uzunca ve kurtçuk şeklin­dedir. Bunlar genellikle silindir biçiminde bir vücuda sahip olup çoğunlukla beyazımsı renktedirler. Ağız par­çaları ısırıcı tiptedir. Bacak ve gözleri yoktur. Lar­valar konukçunun yuvasında veya yaşadığı yerin civa­rındaki yerde çeşitli organik maddelerle beslenirler. Larvaların doğrudan doğruya konukçularla hiç bir iliş­kileri yoktur. Bununla beraber bazı türlerde larvala­rın gelişmesi için kanla beslenmeleri gerekebilir. Bu taktirde ergin pireler zaman zaman sindirilmeyen bir kısım kanı anuslarmdan dışarıya atarlar. Böylece bun­ların dışkılarında sindirilmemiş veya sindirilmiş kan damlacıkları yaşadıkları yerlere bol bol atıldığından larvalar ihtiyaç duydukları kanı bu yolla elde etmiş olurlar. Kedi ve köpeklerin yaşadıkları yerlerde kuru­muş olan bol miktardaki kan damlacıklarının bulunması, pirelerin bu türlü davranışları sonucu meydana gelmek-tedir.
      Larvaların gelişme süresi türe, bulundukları ye­rin koşullarına bağlı olarak değişir. Ortalama 2-4 haf­ta içinde gelişmelerini tamamlayan larvalar bu süre i-çinde iki defa da gömlek değiştirirler. Gelişmesini ta­mamladıktan sonra larva döküntüler arasında ipekimsi bir kokon örer. Bu kokon içinde birkaç gün hareketsiz kalarak prepupa ismi verilen.bir dönem geçirir. Daha sonra gömlek değiştirerek pupa dönemine geçer. Pupalar serbesttir. Çoğu türler kışı pupa döneminde geçirir. Memeli hayvanlarda yaşayan türlerin bir çoğu bütün yıl boyunca yaşamlarını sürdürürler. Buna rağmen so­ğuk mevsimlerde gelişmeleri yine de yavaşlar. Buna karşılık kuşlarda yaşayan türler, kuşlar yuvalarını devamlı olarak kullanmadıkları için, yalnızca kuşla-rın çoğalma.mevsimlerinde gelişmelerini sürdürme im­kanına sahip olur. Ergin pireler kokondan çıkabilmek

      için mekaniksel bir tembihe ihtiyaç duyarlar. Bu da
      genellikle konukçunun hareketi dolayısıyla meydana
      gelen titreşimlerle olmaktadır. Zira konukçunun bu-
      lunmadığı yerlerde kokonlar açılmadan uzun süre, hat- .
      ta aylarca kalabilmektetfakat konukçu çevreye gelir
      gelmez erginler ortaya çıkmaktadır, Yeni çıkan, veya
      her hangi bir sebeple konukçusundan ayrılmış olan bir ergin, konukçusunu, ontın vücut sıcaklığını hissederek N bulur. Pire türlerinin çoğu konukçuya sıçramak sure­tiyle ulaşır ve bu esnada her hangi bir konukçuda bes­lenebilir. Ancak pirelerin kimyasal uyarıyla kendile­rine uygun konukçu seçtikleri e anne d ilmektedir, Dişir-
      ler yumurtlayabilmek' için mutlaka kanla beslenmeye İh"
      tiyaçları vardır.Ergin pireler son derece aktif böceklerdir. Bun-
      ların vücutlarının yandan basık olması, konukçu vücudu üzerindeki kıl, tüy veya kürkler arasında kolaylıkla
      hareket etmelerini sağlar, Ayrıca vücutları üzerinde
      geriye doğru yatık şekilde kıl ve ctenidium'ların bu~
      lunması, bunların hızla öne doğru hareket etmelerine
      yardım eder. Bunlardan başka pirelerin çok güçlü ba­
      cak yapıları ve bacaklardaki kasları bu küçük böcekle^
      rin hız almadan 30 cm uzaklığa ve 20 cm de atlay ab ilmek­
      lerini sağlayabilmektedir, Bu miktarlar belki de küçük
      bir mesafe ve yükseklik gibi görülebilir. Ancak bu du-^
      rum bir atletle mukayese edilirse ve atletin böyle bir
      güce sahip olması halinde tek adım olarak 210 metre,
      yükseklik olarak ta 135 metre atlaması gerektiği yapı-
      lan hesaplarla anlaşılmıştır. Bu durum bu böceklerin
      ne kadar hareketli olduklarını ortaya koymaktadır.
      Pirelerin çoğu çeşitli hayvanlarda beslenirler-
      se.deçoğalmaları için daha çok belirli yerlerde yuva
      yaparak yaşayan hayvan türlerini tercih ettikleri gö~
      rülür. Pirelerin çok az bir kısmının kuşları konukçu
      olarak seçmelerinin bir sebebi de budur. Mesela, yine
      maymunlarda da pireler beslenmelerine, rağmen, bu hay-
      vanlarm kendilerine özgü pire türleri bulunmamaktadır.
      Çünkü maymunlar göç. edicidirler, belirli bir yerde ba­
      rınamazlar ve devamlı yer değiştirirler.




      Bu gün Dünya üzerinde 1400.kadar pire türü bu­lunmaktadır. Bu türlerin çoğu Tropik bölgelerde bulu­nur. Ancak ılıman bölgelerde de birçok türüne rastla­nır. Hatta kutuplarda dahi bazı türlerine tesadüf edi­lebilmektedir. İnsanlar sayesinde bunlar bu gün Dün" ya'da Büyük Sahra ile Pasifik Okyanusundaki en ücra adalara kadar dahi dağılmış durumdadır,
      Siphonaptera ve buna bağlı türlerin taşıdıkları hastalıklar üzerinde daha fazla bilgi almak isteyenler Costa Lima et Hathaway(1946), Mimioğlu (1959,1973), Ne-veuKLemaire(1938), Oytun(1961), Smit(1973), Unat(1960), Unat et al.(1965) ve Yaşarol (19 74,1978) gibi yazarla­rın yayınlarına başvurabilirler,

      Kaynak: Türkiye Entomolojisi -3 – Prof. Dr. Niyazi LODOS

      Comment

      Working...
      X