Takım . SIPHONAPTERA. (= Aphaniptera)
Kelimenin kökü Yunanca (siphon+aptera) kelimelerinin birleşmesinden oluşturulmuştur ve kanatsız-emici böcek anlamına gelmektedir. Türkçe olarak Pireler ismi ile bilinir. Almanca Flöche, Fransızca Puces, İngilizce ise Fleas veya Chigoes gibi isimler verilir.Genel olarak vücutları iki yandan basık,küçükboyda, kanatsız böcek türlerini kapsar. Türleri memeli hayvanlarla kuşlarda ektoparazit olarak yaşar. Genellikle kahverenginde veya esmer renktedirler. Ağız parçaları kan emmeye elverişli yapıdadır. Başkalaşmalarıtamdır, Diğer böcek takımlarından ayırıcı en önemli özelliği vücutlarının yandan basık olmasıdır. Pirelerilk defa Linnaeus tarafından Aptera içinde Suctoriabölümü içinde gösterilmiş, daha sonra Latreille buböcekleri Siphonaptera ismi altında ilk defa ayrı birtakım altında toplamış ve ondan bir yıl sonra da Kirby bu böcekleri Aphaniptera (Yunancaskanadı görülmeyen)takımı içinde göstermişse de bu gün bütün entomologlarca Siphonaptera ismi altında yaygın olarak kullanılmaktadır,
GENEL VÜCUT Ö3RÜNÜMLERÎ VE YAPISI
Erginleri 0,8-8,0 mm boyda, yandan kuvvetli o-larak basık, genel olarak sarının muhtelif tonları ile kahverengi, kırmızımsı kahverengi veya bazân hemen hemen siyah renkte böceklerdir. Deri kuvvetli o-larak kitinsel, üzeri düz, parlak ve hepsi geriye doğru yönelik kısa, sert setae, tüyler ve bazan ctenidia (tekil, ctenidium) adı verilen kısa ve yassı dikencik-lerden taraklarla örtülüdür.
Baş küçük, thorax'a yakın bir biçimde ve boyun-
suz olarak yerleşmiş, çoğunlukla bir veya 2 suture ile
parçalara ayrılmış, bazan alında tüberkül, yanakta da
ctenidium bulunur. Bileşik gözler yok, veya yalnızca
bir tek küçük mercekten oluşan küçük bir göz halinde
(facet'li değil) ve antenlerin kaidesine yerleşmiştir.Ocelli yoktur. Antenler kısa, topuzlu, görünüşte 3 segmentli, fakat gerçekte 11 veya 12 segmentlidir. Antenler, anten sapı?pedicel ile 9 veya 10 Segmentli cla-vus'tan (anten topuzu) oluşur. Antenler başın yanında bulunan oluk içine geriye doğru yerleşir. Bu organlar bazan erkek ve dişide farklı yapıda olabilir. Ağız parçaları hypognat, ve sokucu-emici tiptedir. Ancak pire-lerdeki ağız parçalarının yapısı, bu şekilde beslenen ağız parçalarına sahip olan böceklerinkinden daha farklıdır. Kısaca yapısı şöylece açıklanabilir: Maxilla'la-rın kenarları testere şeklinde olup iç yüzleri olukludur, Bunlar birbirlerine denk gelerek arada dar bir kanal meydana getirir, B-u kanal içinden, salya salgılanır, Epipharynx'in alt yüzü olukludur. Bu oluk üzerine maxilla'lar o şekilde sıkıca kapatılır ki arada 2» bir kanal daha meydana gelir, Bu kanal içinden de konukçunun kanı pirenin vücudu içine pompalanır. La-bium ile maxilla'lara ait'palpus'lar kullanılmadığı zaman stylet'ieri örterler. Bunlar konukçu vücut dokularını delme işinde görev yapmazlar» Bu iş deste-re dişi şeklinde kenarları olan maxilla1lar tarafından yapılır, Maxilla palpus ' lan uzun ve .4 segmentli-dir, Labium kısa, palpus' lan genellikle .5 segmentli, oluklu ve takriben mandibula'.lar kadar uzunlukta, or™ ta segment halka şeklinde veya..2-17. parçaya, ayrılmış™ tır (sokucu organlar labrum ve mandibula1lara kılıf görevi de yapar). Mandibula'lar uzîun. ve kılıç., şeklinde, iç yüzleri oluklu, uç kısımları ise testere şeklinde dişlidir, Labrum mandibula1 lar kadar uzunlukta, bıçağa benzer, alt tarafı olukludur* Hypopharynx yok veya çok küçülmüştür,
Thorax küçük, toplu, genellikle baştan, daha ge-* niş değil, segmentleri.b,elirli, bazı türlerde protho™ rax'ın arka kenarında pronotal ctenidium mevcut, pros-ternum büyüktür. Bacaklar kuvvetli, ön ve orta bacaklar küçük9 arka bacaklar ise büyük ve sıçramaya elverişli biçimde gelişmiştir. Coxa'lar büyük ve yassı, fe-mur'lar kısa ve geniş, tibia'lar takriben femur'larla eşit büyüklükte, tarsus'lar uzun ve 5 segmentli, uçta bir çift tırnak mevcuttur. Abdomen genellikle 10 seg-mentlidir.
Ergin bir Siphonaptera türüne, ait genel vücut parçaları Şekil 37-de gösterilmiştir.

HAYAT DÖNEîCERÎ, EKONOMİK ÖNEME^Ftf VE DAVRANIŞLARI
Ergin pireler bazı istisnalar hariç tamamiyle memeliler ve kuşların kanları ile beslenirler. Bu is-tisnalar arasında aşağı hayvanlar (bir türünün yılanlarda yaşadığı saptanmıştır), bazı memeliler ile deniz memelileri ve koyunlar bu arada sayılabilir. Pire türlerinin takriben % 95'i memeli hayvanlarda, % 5'inin ise kuşlarda yaşadığı hesaplanmıştır. Genel olarak pireler, bitler gibi devamlı şekilde konukçu vücuduna bağlı olarak yaşama mecburiyetinde olmadıkları gibi, tahtakuruları gibi de uzun süre konukçula-rmdan ayrı yaşayamazlar. Buna karşılık bazı türler konukçu buluncaya kadar uzun süre onlardan ayrı yaşayabilir. Yine sayı olarak pek az bazı türleri ise konukçu vücuda çok bağlı olabilir. Bu sonuncular ancak konukçu öldükten sonra onlardan ayrılırlar. Her ne kadar bazı türleri yaşamak üzere belirli konukçuları seçerse de çoğu türler bu hususta seçici değildir. Buna karşılık pek ender olarak memelilerde yaşayanlar kuşlara, kuşlarda yaşayanlar da memelilere geçebilir. Böylece insanlara özgü olmayan bazı pire türleri, onlarla birlikte veya onlara yakın yerlerde yaşayan kedi, köpek ve sıçanlarda yaşayarak geçici olarak zaman zaman insanlara da geçerek onlarda yaşama olanağı bulabilir. Böylece pireler, bitler ve tahtakuruları kadar insana yakın olan böcek grupları arasında yer alır.
Pireler insanlarda bulunduğu zaman vücut üzerinde gezinirken kaşındırmak suretiyle rahatsız etmesinden daha önemli olarak onları sokup emerken cildi tahriş eder ve bazan ciddi yaraların meydana gelmesine sebep olabilir. Bu tahriş edilmenin şiddeti insandan insana değişir. Özellikle allerjik kimselerde şiddetli kaşıntılara ve özel bazı yaralara sebep olabilirler, Ancak insanlarda asıl problem, pirelerin çok tehlikeli bazı hastalık etmenlerini onlara taşıması ve bulaştırması suretiyle meydana gelir. Bunların insanlara bulaştırdıkları hastalıklar arasında en tehlikeli olanı vebadır. Bu hastalığı bir bakteri olan Pas-teurella pestis meydana getirir. İnsanlara yakın olarak yaşayan sıçanlardan, bu. hastalığın bulaşma tehlikesi er zaman vardır. Hastalığın insanlara bulaşması 2 yolla olur. Birincisinde basit şekilde pirenin ağız parçaları hastalık etmeni ile bulaşık olabilir. Bu gibi pireler insana geçerek beslenmeye başladığında hastalığı da bulaştırmış olur. İkincisinde ise pire, sindirim sisteminin içindeki besinle birlikte hastalık etmenine de sahiptir ve bu gibi bireyler insanda beslenirken kusarak hastalığı da insan kanma bulaştırır. Bu olay şu şekilde cereyan eder: Pirenin ventriculus'unda geçici olarak bloke edilmiş olan kan içinde bakteri çoğalır. Daha sonra bu pire, konukçuda beslenmeye başladığında hastalık etmenini sindirim sisteminden ağzına geriye çıkartarak konukçu kanı içine verir. Böylece konukçu hastalık mikrobu ile bulaştırılmış olur. Hastalık sıçandan sıçana ve sıçandan insana olmak üzere geçebilir. 14. asırda büyük bir epidemide Avrupa'da veba yüzünden 25 milyon kadar insanın bu hastalıktan öldüğü bilinmektedir. Sıçan ve kemiricilerde yaşcyan birçok pire türünün vektör olduğu saptanmıştır. Doğu sıçan piresi (Xe-nopsylla cheopis), yine endemik tifüsün (murine typhus) başlıca vektörü olarak bilinmektedir ki hastalığı sıçandan sıçana ve sıçandan insana bulaştırır. Bu hastalığın etmeni Rickettsia typhi (-R.mooseri)'dir. Yurdumuzda bulunan pire türleri ile bunların bulaştırdıkları hastalık veya diğer parazitler ileride sırası gelince verilecektir.
Yukarıda kısaca pireler hakkında verilen bilgilerden de anlaşılacağı gibi bu böcekler esas itibariyle veteriner ve özellikle tıp yönünden önemlidirler. Bu sebeple bu hususta biraz daha fazla bilgi vermek faydalı olacaktır.
Pirelerin her ne kadar esas konukçuları hayvanlar ise de bunlar fırsat buldukça zaman zaman insanlara da geçerler ve asıl zararlarını insanlarda meydana getirirler. Bu bakımdan pireler insan sağlığı bakımından en önemli böcek grupları arasında sayılırlar. Pirelerin insan sağlığı ile ilgili olarak onlarla olan ilişkileri Smit (1973)'ten özetlenerek aşağıda verilmiştir
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -3 – Prof. Dr. Niyazi LODOS
Kelimenin kökü Yunanca (siphon+aptera) kelimelerinin birleşmesinden oluşturulmuştur ve kanatsız-emici böcek anlamına gelmektedir. Türkçe olarak Pireler ismi ile bilinir. Almanca Flöche, Fransızca Puces, İngilizce ise Fleas veya Chigoes gibi isimler verilir.Genel olarak vücutları iki yandan basık,küçükboyda, kanatsız böcek türlerini kapsar. Türleri memeli hayvanlarla kuşlarda ektoparazit olarak yaşar. Genellikle kahverenginde veya esmer renktedirler. Ağız parçaları kan emmeye elverişli yapıdadır. Başkalaşmalarıtamdır, Diğer böcek takımlarından ayırıcı en önemli özelliği vücutlarının yandan basık olmasıdır. Pirelerilk defa Linnaeus tarafından Aptera içinde Suctoriabölümü içinde gösterilmiş, daha sonra Latreille buböcekleri Siphonaptera ismi altında ilk defa ayrı birtakım altında toplamış ve ondan bir yıl sonra da Kirby bu böcekleri Aphaniptera (Yunancaskanadı görülmeyen)takımı içinde göstermişse de bu gün bütün entomologlarca Siphonaptera ismi altında yaygın olarak kullanılmaktadır,
GENEL VÜCUT Ö3RÜNÜMLERÎ VE YAPISI
Erginleri 0,8-8,0 mm boyda, yandan kuvvetli o-larak basık, genel olarak sarının muhtelif tonları ile kahverengi, kırmızımsı kahverengi veya bazân hemen hemen siyah renkte böceklerdir. Deri kuvvetli o-larak kitinsel, üzeri düz, parlak ve hepsi geriye doğru yönelik kısa, sert setae, tüyler ve bazan ctenidia (tekil, ctenidium) adı verilen kısa ve yassı dikencik-lerden taraklarla örtülüdür.
Baş küçük, thorax'a yakın bir biçimde ve boyun-
suz olarak yerleşmiş, çoğunlukla bir veya 2 suture ile
parçalara ayrılmış, bazan alında tüberkül, yanakta da
ctenidium bulunur. Bileşik gözler yok, veya yalnızca
bir tek küçük mercekten oluşan küçük bir göz halinde
(facet'li değil) ve antenlerin kaidesine yerleşmiştir.Ocelli yoktur. Antenler kısa, topuzlu, görünüşte 3 segmentli, fakat gerçekte 11 veya 12 segmentlidir. Antenler, anten sapı?pedicel ile 9 veya 10 Segmentli cla-vus'tan (anten topuzu) oluşur. Antenler başın yanında bulunan oluk içine geriye doğru yerleşir. Bu organlar bazan erkek ve dişide farklı yapıda olabilir. Ağız parçaları hypognat, ve sokucu-emici tiptedir. Ancak pire-lerdeki ağız parçalarının yapısı, bu şekilde beslenen ağız parçalarına sahip olan böceklerinkinden daha farklıdır. Kısaca yapısı şöylece açıklanabilir: Maxilla'la-rın kenarları testere şeklinde olup iç yüzleri olukludur, Bunlar birbirlerine denk gelerek arada dar bir kanal meydana getirir, B-u kanal içinden, salya salgılanır, Epipharynx'in alt yüzü olukludur. Bu oluk üzerine maxilla'lar o şekilde sıkıca kapatılır ki arada 2» bir kanal daha meydana gelir, Bu kanal içinden de konukçunun kanı pirenin vücudu içine pompalanır. La-bium ile maxilla'lara ait'palpus'lar kullanılmadığı zaman stylet'ieri örterler. Bunlar konukçu vücut dokularını delme işinde görev yapmazlar» Bu iş deste-re dişi şeklinde kenarları olan maxilla1lar tarafından yapılır, Maxilla palpus ' lan uzun ve .4 segmentli-dir, Labium kısa, palpus' lan genellikle .5 segmentli, oluklu ve takriben mandibula'.lar kadar uzunlukta, or™ ta segment halka şeklinde veya..2-17. parçaya, ayrılmış™ tır (sokucu organlar labrum ve mandibula1lara kılıf görevi de yapar). Mandibula'lar uzîun. ve kılıç., şeklinde, iç yüzleri oluklu, uç kısımları ise testere şeklinde dişlidir, Labrum mandibula1 lar kadar uzunlukta, bıçağa benzer, alt tarafı olukludur* Hypopharynx yok veya çok küçülmüştür,
Thorax küçük, toplu, genellikle baştan, daha ge-* niş değil, segmentleri.b,elirli, bazı türlerde protho™ rax'ın arka kenarında pronotal ctenidium mevcut, pros-ternum büyüktür. Bacaklar kuvvetli, ön ve orta bacaklar küçük9 arka bacaklar ise büyük ve sıçramaya elverişli biçimde gelişmiştir. Coxa'lar büyük ve yassı, fe-mur'lar kısa ve geniş, tibia'lar takriben femur'larla eşit büyüklükte, tarsus'lar uzun ve 5 segmentli, uçta bir çift tırnak mevcuttur. Abdomen genellikle 10 seg-mentlidir.
Ergin bir Siphonaptera türüne, ait genel vücut parçaları Şekil 37-de gösterilmiştir.

HAYAT DÖNEîCERÎ, EKONOMİK ÖNEME^Ftf VE DAVRANIŞLARI
Ergin pireler bazı istisnalar hariç tamamiyle memeliler ve kuşların kanları ile beslenirler. Bu is-tisnalar arasında aşağı hayvanlar (bir türünün yılanlarda yaşadığı saptanmıştır), bazı memeliler ile deniz memelileri ve koyunlar bu arada sayılabilir. Pire türlerinin takriben % 95'i memeli hayvanlarda, % 5'inin ise kuşlarda yaşadığı hesaplanmıştır. Genel olarak pireler, bitler gibi devamlı şekilde konukçu vücuduna bağlı olarak yaşama mecburiyetinde olmadıkları gibi, tahtakuruları gibi de uzun süre konukçula-rmdan ayrı yaşayamazlar. Buna karşılık bazı türler konukçu buluncaya kadar uzun süre onlardan ayrı yaşayabilir. Yine sayı olarak pek az bazı türleri ise konukçu vücuda çok bağlı olabilir. Bu sonuncular ancak konukçu öldükten sonra onlardan ayrılırlar. Her ne kadar bazı türleri yaşamak üzere belirli konukçuları seçerse de çoğu türler bu hususta seçici değildir. Buna karşılık pek ender olarak memelilerde yaşayanlar kuşlara, kuşlarda yaşayanlar da memelilere geçebilir. Böylece insanlara özgü olmayan bazı pire türleri, onlarla birlikte veya onlara yakın yerlerde yaşayan kedi, köpek ve sıçanlarda yaşayarak geçici olarak zaman zaman insanlara da geçerek onlarda yaşama olanağı bulabilir. Böylece pireler, bitler ve tahtakuruları kadar insana yakın olan böcek grupları arasında yer alır.
Pireler insanlarda bulunduğu zaman vücut üzerinde gezinirken kaşındırmak suretiyle rahatsız etmesinden daha önemli olarak onları sokup emerken cildi tahriş eder ve bazan ciddi yaraların meydana gelmesine sebep olabilir. Bu tahriş edilmenin şiddeti insandan insana değişir. Özellikle allerjik kimselerde şiddetli kaşıntılara ve özel bazı yaralara sebep olabilirler, Ancak insanlarda asıl problem, pirelerin çok tehlikeli bazı hastalık etmenlerini onlara taşıması ve bulaştırması suretiyle meydana gelir. Bunların insanlara bulaştırdıkları hastalıklar arasında en tehlikeli olanı vebadır. Bu hastalığı bir bakteri olan Pas-teurella pestis meydana getirir. İnsanlara yakın olarak yaşayan sıçanlardan, bu. hastalığın bulaşma tehlikesi er zaman vardır. Hastalığın insanlara bulaşması 2 yolla olur. Birincisinde basit şekilde pirenin ağız parçaları hastalık etmeni ile bulaşık olabilir. Bu gibi pireler insana geçerek beslenmeye başladığında hastalığı da bulaştırmış olur. İkincisinde ise pire, sindirim sisteminin içindeki besinle birlikte hastalık etmenine de sahiptir ve bu gibi bireyler insanda beslenirken kusarak hastalığı da insan kanma bulaştırır. Bu olay şu şekilde cereyan eder: Pirenin ventriculus'unda geçici olarak bloke edilmiş olan kan içinde bakteri çoğalır. Daha sonra bu pire, konukçuda beslenmeye başladığında hastalık etmenini sindirim sisteminden ağzına geriye çıkartarak konukçu kanı içine verir. Böylece konukçu hastalık mikrobu ile bulaştırılmış olur. Hastalık sıçandan sıçana ve sıçandan insana olmak üzere geçebilir. 14. asırda büyük bir epidemide Avrupa'da veba yüzünden 25 milyon kadar insanın bu hastalıktan öldüğü bilinmektedir. Sıçan ve kemiricilerde yaşcyan birçok pire türünün vektör olduğu saptanmıştır. Doğu sıçan piresi (Xe-nopsylla cheopis), yine endemik tifüsün (murine typhus) başlıca vektörü olarak bilinmektedir ki hastalığı sıçandan sıçana ve sıçandan insana bulaştırır. Bu hastalığın etmeni Rickettsia typhi (-R.mooseri)'dir. Yurdumuzda bulunan pire türleri ile bunların bulaştırdıkları hastalık veya diğer parazitler ileride sırası gelince verilecektir.
Yukarıda kısaca pireler hakkında verilen bilgilerden de anlaşılacağı gibi bu böcekler esas itibariyle veteriner ve özellikle tıp yönünden önemlidirler. Bu sebeple bu hususta biraz daha fazla bilgi vermek faydalı olacaktır.
Pirelerin her ne kadar esas konukçuları hayvanlar ise de bunlar fırsat buldukça zaman zaman insanlara da geçerler ve asıl zararlarını insanlarda meydana getirirler. Bu bakımdan pireler insan sağlığı bakımından en önemli böcek grupları arasında sayılırlar. Pirelerin insan sağlığı ile ilgili olarak onlarla olan ilişkileri Smit (1973)'ten özetlenerek aşağıda verilmiştir
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -3 – Prof. Dr. Niyazi LODOS


Comment