DOKUZUNCU BÖLÜM
9. ENTEGRE ZARARLI YÖNETİMİ
İkinci dünya savaşı sonrasında sentetik olarak üretilen pestisitlerin diğer mücadele metotlarına göre başarılı olması ve yaygın bir şekilde kullanılması ile kısa sürede ürün kayıpları önlenerek zararlılar kontrol altında tutulmuşlardır. Ancak, pestisitlerin uzun yıllar yaygın ve aşırı bir şekilde kullanılması sonucu birçok yan etkilerinin ortaya çıktığı görülmüştür. Doğal dengenin bozulmasına, toprak, hava ve su gibi çevre unsurlarında kirlenme, hedef dışı diğer canlılara yan etkileri ve uygulandığı ürünlerde kalıntı problemleri, zararlıların ilaçlara karşı kazandıkları dayanıklılık gibi olumsuzluklar, bilinçsizce pestisit kullanımının bir bedeli olarak ortaya çıkmıştır. Pestisitlerin olumlu ve olumsuz yönleri birlikte değerlendirildiğinde, bunların akılcı bir şekilde ve yerinde kullanılması gereğini doğurmaktadır. Böylece, kimyasal mücadeleye alternatif metotların araştırılması ve uygulamaya konulması, pestisitlerin asgari seviyede kullanılması yoluna gidilerek, doğal dengeyi, çevreyi ve insan sağlığını koruyan mücadele metotları üzerinde durulmuş ve 1959 yılında Entegre Mücadele kavramı ortaya atılmıştır. Entegre mücadelenin ilkeleri, 1965 yılında FAO tarafından Roma'da yapılan toplantıda belirlenmiş ve 1972 yılında Entegre Zararlı Yönetimi (Integrated Pest Management) (IPM) sistemine dönüştürülmüştür.
Entegre zararlı yönetimi, zararlı türlerin (zararlı, hastalık ve yabancı otlar) popülâsyon yoğunluklarını ve çevre ilişkilerini dikkate alarak, uygun olan bütün mücadele metotları ve tekniklerinin uyumlu bir şekilde kullanılarak, bunların popülâsyonlarının ekonomik zarar düzeyinin altında tutulmasını sağlayan bir zararlı yönetim sistemidir.
Entegre zararlı yönetimi, belirli agro-ekosistemde bulunan zararlı, hastalık ve yabancı otlarla mücadelenin ayrı ayrı değil, hepsinin birlikte yapılmasını ve uygun mücadele metotları ve tekniklerinin birbirini tamamlayacak şekilde uygulanmasını esas almaktadır. Bu mücadelede gerek faydalı ve gerekse zararlı hiçbir canlının tamamen ortadan kaldırılması istenmez. Sadece, zararlı etmenlerin popülâsyon yoğunluklarının ekonomik zarar seviyesinin altında tutulması amaçlanır. Bu sebeple, entegre zararlı yönetimi programlarında zararlıların ekonomik zarar eşiklerinin mutlaka bilinmesi gereklidir. Yine, tabiatta mevcut doğal düşmanların korunması ve desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Bir kültürde bazı zararlılar hemen her yıl zarar yapmaktadırlar. Bunlara, ana zararlı (anahtar zararlı) adı verilir. Bir de potansiyel zararlılar vardır. Bunlar, normalde zararlı değildir. Fakat bazı yıllar ana zararlı konumuna geçebilirler. Bir diğer grup zararlılar da vektör olduklarından bazen bunlarla mücadelede önem kazanmaktadır. Bazı önemsiz zararlı türlerin popülâsyonlarını baskı altında tutan faktörler ile bu zararlı tür arasındaki dengeli ilişki bozulacak olursa bu türlerde ana zararlı konumuna geçebilirler. İşte, entegre zararlı yönetiminde, bu dengenin çok iyi korunması, bozucu ve tahrip edici etkilerden kaçınılması zorunludur.
9.1. Entegre Zararlı Yönetiminin Prensipleri
1. Entegre zararlı yönetimi, belirli bir agro-ekosistemde bulunan zararlı, hastalık ve yabancı otların mücadelesinin ayrı ayrı değil hepsinin birlikte yapılmasını ve uygun mücadele yöntem ve tekniklerinin birbirini tamamlayacak şekilde uygulanmasını öngörmektedir.
2. Entegre zararlı yönetiminde, zararlı, hastalık ve yabancı otların tamamen ortadan kaldırılması yerine bunların popülâsyon yoğunluklarının ekonomik zarar düzeyinin altında tutulması amaçlanmaktadır.
3. Entegre zararlı yönetimi programları, ele alınan kültür bitkisinde ana zararlı konumunda olan zararlı, hastalık ve yabancı otların mücadelesi esas alınarak uygulanmaktadır.
4. Entegre zararlı yönetiminde doğada bulunan doğal düşmanların korunması ve desteklenmesi gerekir. Bunların kitle halinde üretilerek veya dışarıdan ithal edilerek salınmasının ise daha sonraki aşamalarda düşünülmesi gereklidir.
5. Entegre zararlı yönetimi programlarında kimyasal mücadele en son başvurulması gereken bir yöntemdir. Zorunlu olmadıkça da tercih edilmemelidir.
9.2. Entegre Zararlı Yönetiminde Biyolojik Mücadelenin Yeri ve Önemi
Entegre zararlı yönetimi programlarında, zararlının doğal düşmanlarının ve etkinliklerinin bilinmesi gereklidir. Doğal düşman popülâsyonları, zararlı popülâsyonları ile birlikte yıl boyunca izlenerek popülâsyon seyirleri ve zararlı üzerindeki etkinlikleri belirlenmelidir. Eğer etkinlikleri yeterli değil ise etkinliklerini artırıcı tedbirler alınmalıdır. Alınan tedbirlerle doğal düşman popülâsyonu artırılamazsa, zararlı üzerinde etkili olan ve kolay üretilebilen yerli doğal düşmanları kitle halinde üretilip araziye salınmalıdır. Eğer, yerli türlerde yeterli gelemiyorsa dışarıdan getirilecek doğal düşmanı kitle halinde üretilip araziye salınmalıdır. Bu işlemler sonucunda genellikle doğal denge sağlanır ve zararlı ekonomik zarar eşiğinin altına düşürülür. Bu sebeple, entegre zararlı yönetiminde biyolojik mücadelenin yeri ve önemi oldukça fazladır.
9.3. Entegre Zararlı Yönetiminde Pestisitlerin Yeri ve Önemi
Entegre zararlı yönetimi hiçbir zaman pestisit kullanılmayacak anlamına gelmemektedir. Eğer diğer mücadele metotları ile yeterli sonuç alınabiliniyorsa kimyasal mücadeleye gerek kalmamaktadır. Pestisit kullanımı en son çare olarak düşünülmekte ve kullanılma zorunluluğu ortaya çıktığında ise uygun pestisitin, gerektiği zamanda, uygun doz ve metotla kullanılması gereklidir. Yapılan kimyasal mücadele sonucunda bir taraftan zararlı etmen ekonomik zarar eşiğinin altına düşerken, diğer taraftan uygulanan pestisitlerin çevre kirliliği yaratmaması, insanlara ve hedef dışındaki canlılara yan etkilerinin bulunmaması arzulanmaktadır. Pestisitleri, çevreyi ve insan sağlığını koruyacak şekilde kullanmak gerekmektedir. Bu şekilde geriye dönüşü olmayan zararların önüne geçilmiş ve tarımsal üretimde süreklilik sağlanmış olacaktır. Bu sebeple, kullanılacak ilaçlarda ve ilaç uygulamalarında şu hususlar dikkate alınmalıdır.
1. Spesifik ilaçlar kullanılmalıdır.
2. İlaçlar önerilen dozun üstünde kullanılmamalıdır.
3. Etkili en düşük dozlar uygulanmalıdır.
4. Etki süresi kısa olan ilaçlar kullanılmalıdır.
5. İlaçlamalar doğal düşman popülâsyonlarını en az etkileyecek zamanda ve şekilde yapılmalıdır.
6. Faydalılara etkisiz veya en az etkili olan ilaçlar kullanılmalıdır.
7. Ekonomik zarar eşiği dikkate alınarak ilaçlama yapılmalıdır.
8. Mümkünse zararlının yoğun olduğu yerlerde kısmi ilaçlama yapılmalıdır.
9. Uygun zamanda ve uygun bir teknikle ilaçlama yapılmalıdır.
Uygunlanan insektisitlerin sadece %1'inin hedef alınan zararlıya ulaştığı belirtilmektedir. Bu sebeple, ilacın geri kalan kısmı çevredeki hedef dışı türleri etkileyerek, toprak, su ve elde edilen üründe kalıntıya sebep olmaktadır. Bunun sonucunda doğal denge bozulmakta ve insanlarda çeşitli yan etkileri ortaya çıkmaktadır. Eğer, entegre zararlı yönetiminde pestisit kullanılacaksa pestisit seçimi oldukça önem arzetmektedir. Bu sebeple entegre zararlı yönetiminde kullanılacak pestisitlerin belirlenmesi amacıyla ülkeler gerek kanuni ve gerekse bilimsel esaslar dahilinde bazı tedbirler almaktadırlar. Birçok ülke toksik olmayan veya düşük toksititeli ilaçların kullanımına ihtiyaç duymuşlardır. Bu sebeple, IPM programlarında kullanılacak pestisitleri teşvik etmektedirler. Bu amaçla bazı ülkeler, biyopestisitlerin ruhsatlandırılmasında kolaylıklar getirmişlerdir. Bazı ülkelerde de tehlikeli pestisitlerin kullanımının kaldırılması veya sınırlandırılması yoluna gidilmiştir. Hatta bazı ülkelerde kimyasal mücadeleye alternatif metotlardan yeterli sonuçlar alınıyorsa, o konudaki pestisitlerin ruhsatları iptal edilmektedir. Yine, bazı ülkelerde yan etkisi bulunmayan pestisitleri teşvik için daha düşük ruhsat ücreti alınmaktadır. Ayrıca, bazı ülkelerde, ilaçların risklerini azaltmak bakımından etkili en düşük dozun belirlenmesi ve biyopestisitler üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Bazı ülkelerde, pestisitler, entegre zararlı yönetiminde tavsiye edilen ve tavsiye edilmeyenler diye iki gruba ayrılmışlardır. Ayrıca, dikkat çekmesi bakımından entegre zararlı yönetiminde kullanılan pestisitler sarı renkli bant ile işaretlenmişlerdir.
Entegre zararlı yönetimi programlarında çevre dostu ilaçlara yer verilmelidir. Ülkemizde de bu konudaki çalışmaların gittikçe yoğunlaştığı dikkati çekmektedir.
Entegre zararlı yönetimi programlarında ilaçlama zamanı ve ilaçlama şekli oldukça önem arz etmektedir. Örneğin, havadan yapılan ilaçlamalarda atılan ilacın, ancak, küçük bir kısmı hedefe ulaşmakta, önemli miktarda ilaç hedef dışı bölgeye ulaşmaktadır. Bu sebeple de yararlı böcekler ve hedef alınmayan zararlılarda zarar görmektedir. Yararlı böceklerin zarar görmesi biyolojik dengeyi zararlılar lehine bozmakta, ayrıca, daha önce önemli olmayan bir zararlı potansiyel zararlı haline gelmektedir. Monokültür alanlarda doğal denge son derece hassas olup, ekosisteme dışarıdan müdahale yapılması durumunda zararlılarla beraber yararlılar da ölmektedirler. Zararlıların kendini yenilemesi ise faydalılara göre daha hızlı olduğu için zarar oranı hızla artmaktadır. Yine, pamuk gibi geniş yapraklı bitkilerde havadan atılan ilaç sadece yaprak yüzeyinde kalmakta ve alt kısma ulaşamamaktadır.
KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
(Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genisletilmiş)
Prof. Dr. Erol YILDIRIM
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012
9. ENTEGRE ZARARLI YÖNETİMİ
İkinci dünya savaşı sonrasında sentetik olarak üretilen pestisitlerin diğer mücadele metotlarına göre başarılı olması ve yaygın bir şekilde kullanılması ile kısa sürede ürün kayıpları önlenerek zararlılar kontrol altında tutulmuşlardır. Ancak, pestisitlerin uzun yıllar yaygın ve aşırı bir şekilde kullanılması sonucu birçok yan etkilerinin ortaya çıktığı görülmüştür. Doğal dengenin bozulmasına, toprak, hava ve su gibi çevre unsurlarında kirlenme, hedef dışı diğer canlılara yan etkileri ve uygulandığı ürünlerde kalıntı problemleri, zararlıların ilaçlara karşı kazandıkları dayanıklılık gibi olumsuzluklar, bilinçsizce pestisit kullanımının bir bedeli olarak ortaya çıkmıştır. Pestisitlerin olumlu ve olumsuz yönleri birlikte değerlendirildiğinde, bunların akılcı bir şekilde ve yerinde kullanılması gereğini doğurmaktadır. Böylece, kimyasal mücadeleye alternatif metotların araştırılması ve uygulamaya konulması, pestisitlerin asgari seviyede kullanılması yoluna gidilerek, doğal dengeyi, çevreyi ve insan sağlığını koruyan mücadele metotları üzerinde durulmuş ve 1959 yılında Entegre Mücadele kavramı ortaya atılmıştır. Entegre mücadelenin ilkeleri, 1965 yılında FAO tarafından Roma'da yapılan toplantıda belirlenmiş ve 1972 yılında Entegre Zararlı Yönetimi (Integrated Pest Management) (IPM) sistemine dönüştürülmüştür.
Entegre zararlı yönetimi, zararlı türlerin (zararlı, hastalık ve yabancı otlar) popülâsyon yoğunluklarını ve çevre ilişkilerini dikkate alarak, uygun olan bütün mücadele metotları ve tekniklerinin uyumlu bir şekilde kullanılarak, bunların popülâsyonlarının ekonomik zarar düzeyinin altında tutulmasını sağlayan bir zararlı yönetim sistemidir.
Entegre zararlı yönetimi, belirli agro-ekosistemde bulunan zararlı, hastalık ve yabancı otlarla mücadelenin ayrı ayrı değil, hepsinin birlikte yapılmasını ve uygun mücadele metotları ve tekniklerinin birbirini tamamlayacak şekilde uygulanmasını esas almaktadır. Bu mücadelede gerek faydalı ve gerekse zararlı hiçbir canlının tamamen ortadan kaldırılması istenmez. Sadece, zararlı etmenlerin popülâsyon yoğunluklarının ekonomik zarar seviyesinin altında tutulması amaçlanır. Bu sebeple, entegre zararlı yönetimi programlarında zararlıların ekonomik zarar eşiklerinin mutlaka bilinmesi gereklidir. Yine, tabiatta mevcut doğal düşmanların korunması ve desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Bir kültürde bazı zararlılar hemen her yıl zarar yapmaktadırlar. Bunlara, ana zararlı (anahtar zararlı) adı verilir. Bir de potansiyel zararlılar vardır. Bunlar, normalde zararlı değildir. Fakat bazı yıllar ana zararlı konumuna geçebilirler. Bir diğer grup zararlılar da vektör olduklarından bazen bunlarla mücadelede önem kazanmaktadır. Bazı önemsiz zararlı türlerin popülâsyonlarını baskı altında tutan faktörler ile bu zararlı tür arasındaki dengeli ilişki bozulacak olursa bu türlerde ana zararlı konumuna geçebilirler. İşte, entegre zararlı yönetiminde, bu dengenin çok iyi korunması, bozucu ve tahrip edici etkilerden kaçınılması zorunludur.
9.1. Entegre Zararlı Yönetiminin Prensipleri
1. Entegre zararlı yönetimi, belirli bir agro-ekosistemde bulunan zararlı, hastalık ve yabancı otların mücadelesinin ayrı ayrı değil hepsinin birlikte yapılmasını ve uygun mücadele yöntem ve tekniklerinin birbirini tamamlayacak şekilde uygulanmasını öngörmektedir.
2. Entegre zararlı yönetiminde, zararlı, hastalık ve yabancı otların tamamen ortadan kaldırılması yerine bunların popülâsyon yoğunluklarının ekonomik zarar düzeyinin altında tutulması amaçlanmaktadır.
3. Entegre zararlı yönetimi programları, ele alınan kültür bitkisinde ana zararlı konumunda olan zararlı, hastalık ve yabancı otların mücadelesi esas alınarak uygulanmaktadır.
4. Entegre zararlı yönetiminde doğada bulunan doğal düşmanların korunması ve desteklenmesi gerekir. Bunların kitle halinde üretilerek veya dışarıdan ithal edilerek salınmasının ise daha sonraki aşamalarda düşünülmesi gereklidir.
5. Entegre zararlı yönetimi programlarında kimyasal mücadele en son başvurulması gereken bir yöntemdir. Zorunlu olmadıkça da tercih edilmemelidir.
9.2. Entegre Zararlı Yönetiminde Biyolojik Mücadelenin Yeri ve Önemi
Entegre zararlı yönetimi programlarında, zararlının doğal düşmanlarının ve etkinliklerinin bilinmesi gereklidir. Doğal düşman popülâsyonları, zararlı popülâsyonları ile birlikte yıl boyunca izlenerek popülâsyon seyirleri ve zararlı üzerindeki etkinlikleri belirlenmelidir. Eğer etkinlikleri yeterli değil ise etkinliklerini artırıcı tedbirler alınmalıdır. Alınan tedbirlerle doğal düşman popülâsyonu artırılamazsa, zararlı üzerinde etkili olan ve kolay üretilebilen yerli doğal düşmanları kitle halinde üretilip araziye salınmalıdır. Eğer, yerli türlerde yeterli gelemiyorsa dışarıdan getirilecek doğal düşmanı kitle halinde üretilip araziye salınmalıdır. Bu işlemler sonucunda genellikle doğal denge sağlanır ve zararlı ekonomik zarar eşiğinin altına düşürülür. Bu sebeple, entegre zararlı yönetiminde biyolojik mücadelenin yeri ve önemi oldukça fazladır.
9.3. Entegre Zararlı Yönetiminde Pestisitlerin Yeri ve Önemi
Entegre zararlı yönetimi hiçbir zaman pestisit kullanılmayacak anlamına gelmemektedir. Eğer diğer mücadele metotları ile yeterli sonuç alınabiliniyorsa kimyasal mücadeleye gerek kalmamaktadır. Pestisit kullanımı en son çare olarak düşünülmekte ve kullanılma zorunluluğu ortaya çıktığında ise uygun pestisitin, gerektiği zamanda, uygun doz ve metotla kullanılması gereklidir. Yapılan kimyasal mücadele sonucunda bir taraftan zararlı etmen ekonomik zarar eşiğinin altına düşerken, diğer taraftan uygulanan pestisitlerin çevre kirliliği yaratmaması, insanlara ve hedef dışındaki canlılara yan etkilerinin bulunmaması arzulanmaktadır. Pestisitleri, çevreyi ve insan sağlığını koruyacak şekilde kullanmak gerekmektedir. Bu şekilde geriye dönüşü olmayan zararların önüne geçilmiş ve tarımsal üretimde süreklilik sağlanmış olacaktır. Bu sebeple, kullanılacak ilaçlarda ve ilaç uygulamalarında şu hususlar dikkate alınmalıdır.
1. Spesifik ilaçlar kullanılmalıdır.
2. İlaçlar önerilen dozun üstünde kullanılmamalıdır.
3. Etkili en düşük dozlar uygulanmalıdır.
4. Etki süresi kısa olan ilaçlar kullanılmalıdır.
5. İlaçlamalar doğal düşman popülâsyonlarını en az etkileyecek zamanda ve şekilde yapılmalıdır.
6. Faydalılara etkisiz veya en az etkili olan ilaçlar kullanılmalıdır.
7. Ekonomik zarar eşiği dikkate alınarak ilaçlama yapılmalıdır.
8. Mümkünse zararlının yoğun olduğu yerlerde kısmi ilaçlama yapılmalıdır.
9. Uygun zamanda ve uygun bir teknikle ilaçlama yapılmalıdır.
Uygunlanan insektisitlerin sadece %1'inin hedef alınan zararlıya ulaştığı belirtilmektedir. Bu sebeple, ilacın geri kalan kısmı çevredeki hedef dışı türleri etkileyerek, toprak, su ve elde edilen üründe kalıntıya sebep olmaktadır. Bunun sonucunda doğal denge bozulmakta ve insanlarda çeşitli yan etkileri ortaya çıkmaktadır. Eğer, entegre zararlı yönetiminde pestisit kullanılacaksa pestisit seçimi oldukça önem arzetmektedir. Bu sebeple entegre zararlı yönetiminde kullanılacak pestisitlerin belirlenmesi amacıyla ülkeler gerek kanuni ve gerekse bilimsel esaslar dahilinde bazı tedbirler almaktadırlar. Birçok ülke toksik olmayan veya düşük toksititeli ilaçların kullanımına ihtiyaç duymuşlardır. Bu sebeple, IPM programlarında kullanılacak pestisitleri teşvik etmektedirler. Bu amaçla bazı ülkeler, biyopestisitlerin ruhsatlandırılmasında kolaylıklar getirmişlerdir. Bazı ülkelerde de tehlikeli pestisitlerin kullanımının kaldırılması veya sınırlandırılması yoluna gidilmiştir. Hatta bazı ülkelerde kimyasal mücadeleye alternatif metotlardan yeterli sonuçlar alınıyorsa, o konudaki pestisitlerin ruhsatları iptal edilmektedir. Yine, bazı ülkelerde yan etkisi bulunmayan pestisitleri teşvik için daha düşük ruhsat ücreti alınmaktadır. Ayrıca, bazı ülkelerde, ilaçların risklerini azaltmak bakımından etkili en düşük dozun belirlenmesi ve biyopestisitler üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Bazı ülkelerde, pestisitler, entegre zararlı yönetiminde tavsiye edilen ve tavsiye edilmeyenler diye iki gruba ayrılmışlardır. Ayrıca, dikkat çekmesi bakımından entegre zararlı yönetiminde kullanılan pestisitler sarı renkli bant ile işaretlenmişlerdir.
Entegre zararlı yönetimi programlarında çevre dostu ilaçlara yer verilmelidir. Ülkemizde de bu konudaki çalışmaların gittikçe yoğunlaştığı dikkati çekmektedir.
Entegre zararlı yönetimi programlarında ilaçlama zamanı ve ilaçlama şekli oldukça önem arz etmektedir. Örneğin, havadan yapılan ilaçlamalarda atılan ilacın, ancak, küçük bir kısmı hedefe ulaşmakta, önemli miktarda ilaç hedef dışı bölgeye ulaşmaktadır. Bu sebeple de yararlı böcekler ve hedef alınmayan zararlılarda zarar görmektedir. Yararlı böceklerin zarar görmesi biyolojik dengeyi zararlılar lehine bozmakta, ayrıca, daha önce önemli olmayan bir zararlı potansiyel zararlı haline gelmektedir. Monokültür alanlarda doğal denge son derece hassas olup, ekosisteme dışarıdan müdahale yapılması durumunda zararlılarla beraber yararlılar da ölmektedirler. Zararlıların kendini yenilemesi ise faydalılara göre daha hızlı olduğu için zarar oranı hızla artmaktadır. Yine, pamuk gibi geniş yapraklı bitkilerde havadan atılan ilaç sadece yaprak yüzeyinde kalmakta ve alt kısma ulaşamamaktadır.
KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
(Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genisletilmiş)
Prof. Dr. Erol YILDIRIM
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012


Comment