fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse

KİTAP HAKKINDA

YAZARI: Prof. Dr. Erol YILDIRIM
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü
(Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş)
Erzurum - 2012

Kitabın Tamamı Sitemizde Yazardan izin alınarak yayınlanmaktadır.

Sayın çok değerli Prof. Dr. Erol YILDIRIM hocamıza katkılarından dolayı sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

© Copyright
Bu kitabın her türlü yayın hakkı yazarına, basım ve satış haklan Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne aittir. Bu kitabın bütün hakları saklıdır. Yazarından ve ilgili kuruluştan izin alınmadan kitabın tümü ya da bölümleri mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz.
See more
See less

Entegre zararlı yönetimi

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Entegre zararlı yönetimi

    DOKUZUNCU BÖLÜM
    9. ENTEGRE ZARARLI YÖNETİMİ
    İkinci dünya savaşı sonrasında sentetik olarak üretilen pestisitlerin diğer mücadele metotlarına göre başarılı olması ve yaygın bir şekilde kullanılması ile kısa sürede ürün kayıpları önlenerek zararlılar kontrol altında tutulmuşlardır. Ancak, pestisitlerin uzun yıllar yaygın ve aşırı bir şekilde kullanılması sonucu birçok yan etkilerinin ortaya çıktığı görülmüştür. Doğal dengenin bozulmasına, toprak, hava ve su gibi çevre unsurlarında kirlenme, hedef dışı diğer canlılara yan etkileri ve uygulandığı ürünlerde kalıntı problemleri, zararlıların ilaçlara karşı kazandıkları dayanıklılık gibi olumsuzluklar, bilinçsizce pestisit kullanımının bir bedeli olarak ortaya çıkmıştır. Pestisitlerin olumlu ve olumsuz yönleri birlikte değerlendirildiğinde, bunların akılcı bir şekilde ve yerinde kullanılması gereğini doğurmaktadır. Böylece, kimyasal mücadeleye alternatif metotların araştırılması ve uygulamaya konulması, pestisitlerin asgari seviyede kullanılması yoluna gidilerek, doğal dengeyi, çevreyi ve insan sağlığını koruyan mücadele metotları üzerinde durulmuş ve 1959 yılında Entegre Mücadele kavramı ortaya atılmıştır. Entegre mücadelenin ilkeleri, 1965 yılında FAO tarafından Roma'da yapılan toplantıda belirlenmiş ve 1972 yılında Entegre Zararlı Yönetimi (Integrated Pest Management) (IPM) sistemine dönüştürülmüştür.
    Entegre zararlı yönetimi, zararlı türlerin (zararlı, hastalık ve yabancı otlar) popülâsyon yoğunluklarını ve çevre ilişkilerini dikkate alarak, uygun olan bütün mücadele metotları ve tekniklerinin uyumlu bir şekilde kullanılarak, bunların popülâsyonlarının ekonomik zarar düzeyinin altında tutulmasını sağlayan bir zararlı yönetim sistemidir.
    Entegre zararlı yönetimi, belirli agro-ekosistemde bulunan zararlı, hastalık ve yabancı otlarla mücadelenin ayrı ayrı değil, hepsinin birlikte yapılmasını ve uygun mücadele metotları ve tekniklerinin birbirini tamamlayacak şekilde uygulanmasını esas almaktadır. Bu mücadelede gerek faydalı ve gerekse zararlı hiçbir canlının tamamen ortadan kaldırılması istenmez. Sadece, zararlı etmenlerin popülâsyon yoğunluklarının ekonomik zarar seviyesinin altında tutulması amaçlanır. Bu sebeple, entegre zararlı yönetimi programlarında zararlıların ekonomik zarar eşiklerinin mutlaka bilinmesi gereklidir. Yine, tabiatta mevcut doğal düşmanların korunması ve desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
    Bir kültürde bazı zararlılar hemen her yıl zarar yapmaktadırlar. Bunlara, ana zararlı (anahtar zararlı) adı verilir. Bir de potansiyel zararlılar vardır. Bunlar, normalde zararlı değildir. Fakat bazı yıllar ana zararlı konumuna geçebilirler. Bir diğer grup zararlılar da vektör olduklarından bazen bunlarla mücadelede önem kazanmaktadır. Bazı önemsiz zararlı türlerin popülâsyonlarını baskı altında tutan faktörler ile bu zararlı tür arasındaki dengeli ilişki bozulacak olursa bu türlerde ana zararlı konumuna geçebilirler. İşte, entegre zararlı yönetiminde, bu dengenin çok iyi korunması, bozucu ve tahrip edici etkilerden kaçınılması zorunludur.
    9.1. Entegre Zararlı Yönetiminin Prensipleri
    1. Entegre zararlı yönetimi, belirli bir agro-ekosistemde bulunan zararlı, hastalık ve yabancı otların mücadelesinin ayrı ayrı değil hepsinin birlikte yapılmasını ve uygun mücadele yöntem ve tekniklerinin birbirini tamamlayacak şekilde uygulanmasını öngörmektedir.
    2. Entegre zararlı yönetiminde, zararlı, hastalık ve yabancı otların tamamen ortadan kaldırılması yerine bunların popülâsyon yoğunluklarının ekonomik zarar düzeyinin altında tutulması amaçlanmaktadır.
    3. Entegre zararlı yönetimi programları, ele alınan kültür bitkisinde ana zararlı konumunda olan zararlı, hastalık ve yabancı otların mücadelesi esas alınarak uygulanmaktadır.
    4. Entegre zararlı yönetiminde doğada bulunan doğal düşmanların korunması ve desteklenmesi gerekir. Bunların kitle halinde üretilerek veya dışarıdan ithal edilerek salınmasının ise daha sonraki aşamalarda düşünülmesi gereklidir.
    5. Entegre zararlı yönetimi programlarında kimyasal mücadele en son başvurulması gereken bir yöntemdir. Zorunlu olmadıkça da tercih edilmemelidir.
    9.2. Entegre Zararlı Yönetiminde Biyolojik Mücadelenin Yeri ve Önemi
    Entegre zararlı yönetimi programlarında, zararlının doğal düşmanlarının ve etkinliklerinin bilinmesi gereklidir. Doğal düşman popülâsyonları, zararlı popülâsyonları ile birlikte yıl boyunca izlenerek popülâsyon seyirleri ve zararlı üzerindeki etkinlikleri belirlenmelidir. Eğer etkinlikleri yeterli değil ise etkinliklerini artırıcı tedbirler alınmalıdır. Alınan tedbirlerle doğal düşman popülâsyonu artırılamazsa, zararlı üzerinde etkili olan ve kolay üretilebilen yerli doğal düşmanları kitle halinde üretilip araziye salınmalıdır. Eğer, yerli türlerde yeterli gelemiyorsa dışarıdan getirilecek doğal düşmanı kitle halinde üretilip araziye salınmalıdır. Bu işlemler sonucunda genellikle doğal denge sağlanır ve zararlı ekonomik zarar eşiğinin altına düşürülür. Bu sebeple, entegre zararlı yönetiminde biyolojik mücadelenin yeri ve önemi oldukça fazladır.
    9.3. Entegre Zararlı Yönetiminde Pestisitlerin Yeri ve Önemi
    Entegre zararlı yönetimi hiçbir zaman pestisit kullanılmayacak anlamına gelmemektedir. Eğer diğer mücadele metotları ile yeterli sonuç alınabiliniyorsa kimyasal mücadeleye gerek kalmamaktadır. Pestisit kullanımı en son çare olarak düşünülmekte ve kullanılma zorunluluğu ortaya çıktığında ise uygun pestisitin, gerektiği zamanda, uygun doz ve metotla kullanılması gereklidir. Yapılan kimyasal mücadele sonucunda bir taraftan zararlı etmen ekonomik zarar eşiğinin altına düşerken, diğer taraftan uygulanan pestisitlerin çevre kirliliği yaratmaması, insanlara ve hedef dışındaki canlılara yan etkilerinin bulunmaması arzulanmaktadır. Pestisitleri, çevreyi ve insan sağlığını koruyacak şekilde kullanmak gerekmektedir. Bu şekilde geriye dönüşü olmayan zararların önüne geçilmiş ve tarımsal üretimde süreklilik sağlanmış olacaktır. Bu sebeple, kullanılacak ilaçlarda ve ilaç uygulamalarında şu hususlar dikkate alınmalıdır.
    1. Spesifik ilaçlar kullanılmalıdır.
    2. İlaçlar önerilen dozun üstünde kullanılmamalıdır.
    3. Etkili en düşük dozlar uygulanmalıdır.
    4. Etki süresi kısa olan ilaçlar kullanılmalıdır.
    5. İlaçlamalar doğal düşman popülâsyonlarını en az etkileyecek zamanda ve şekilde yapılmalıdır.
    6. Faydalılara etkisiz veya en az etkili olan ilaçlar kullanılmalıdır.
    7. Ekonomik zarar eşiği dikkate alınarak ilaçlama yapılmalıdır.
    8. Mümkünse zararlının yoğun olduğu yerlerde kısmi ilaçlama yapılmalıdır.
    9. Uygun zamanda ve uygun bir teknikle ilaçlama yapılmalıdır.
    Uygunlanan insektisitlerin sadece %1'inin hedef alınan zararlıya ulaştığı belirtilmektedir. Bu sebeple, ilacın geri kalan kısmı çevredeki hedef dışı türleri etkileyerek, toprak, su ve elde edilen üründe kalıntıya sebep olmaktadır. Bunun sonucunda doğal denge bozulmakta ve insanlarda çeşitli yan etkileri ortaya çıkmaktadır. Eğer, entegre zararlı yönetiminde pestisit kullanılacaksa pestisit seçimi oldukça önem arzetmektedir. Bu sebeple entegre zararlı yönetiminde kullanılacak pestisitlerin belirlenmesi amacıyla ülkeler gerek kanuni ve gerekse bilimsel esaslar dahilinde bazı tedbirler almaktadırlar. Birçok ülke toksik olmayan veya düşük toksititeli ilaçların kullanımına ihtiyaç duymuşlardır. Bu sebeple, IPM programlarında kullanılacak pestisitleri teşvik etmektedirler. Bu amaçla bazı ülkeler, biyopestisitlerin ruhsatlandırılmasında kolaylıklar getirmişlerdir. Bazı ülkelerde de tehlikeli pestisitlerin kullanımının kaldırılması veya sınırlandırılması yoluna gidilmiştir. Hatta bazı ülkelerde kimyasal mücadeleye alternatif metotlardan yeterli sonuçlar alınıyorsa, o konudaki pestisitlerin ruhsatları iptal edilmektedir. Yine, bazı ülkelerde yan etkisi bulunmayan pestisitleri teşvik için daha düşük ruhsat ücreti alınmaktadır. Ayrıca, bazı ülkelerde, ilaçların risklerini azaltmak bakımından etkili en düşük dozun belirlenmesi ve biyopestisitler üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Bazı ülkelerde, pestisitler, entegre zararlı yönetiminde tavsiye edilen ve tavsiye edilmeyenler diye iki gruba ayrılmışlardır. Ayrıca, dikkat çekmesi bakımından entegre zararlı yönetiminde kullanılan pestisitler sarı renkli bant ile işaretlenmişlerdir.
    Entegre zararlı yönetimi programlarında çevre dostu ilaçlara yer verilmelidir. Ülkemizde de bu konudaki çalışmaların gittikçe yoğunlaştığı dikkati çekmektedir.
    Entegre zararlı yönetimi programlarında ilaçlama zamanı ve ilaçlama şekli oldukça önem arz etmektedir. Örneğin, havadan yapılan ilaçlamalarda atılan ilacın, ancak, küçük bir kısmı hedefe ulaşmakta, önemli miktarda ilaç hedef dışı bölgeye ulaşmaktadır. Bu sebeple de yararlı böcekler ve hedef alınmayan zararlılarda zarar görmektedir. Yararlı böceklerin zarar görmesi biyolojik dengeyi zararlılar lehine bozmakta, ayrıca, daha önce önemli olmayan bir zararlı potansiyel zararlı haline gelmektedir. Monokültür alanlarda doğal denge son derece hassas olup, ekosisteme dışarıdan müdahale yapılması durumunda zararlılarla beraber yararlılar da ölmektedirler. Zararlıların kendini yenilemesi ise faydalılara göre daha hızlı olduğu için zarar oranı hızla artmaktadır. Yine, pamuk gibi geniş yapraklı bitkilerde havadan atılan ilaç sadece yaprak yüzeyinde kalmakta ve alt kısma ulaşamamaktadır.


    KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
    (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genisletilmiş)
    Prof. Dr. Erol YILDIRIM
    Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012
  • Fidanligi.com

  • #2
    9.4. Başarı Kazanmış Entegre Zararlı Yönetimi Programlarında Önem Verilen Hususlar
    1. Zararlının ekonomik zarar eşiğinin doğru tespit edilmesi,
    2. Önceden tahmin sisteminin kullanılması,
    3. Kültürel mücadele programlarına ağırlık verilmesi,
    4. Doğal düşmanlardan maksimum düzeyde faydalanılarak, bazı durumlarda ise kitle halinde üretilip salınması,
    5. Kimyasal mücadele zorunluluğu olduğunda selektif ilaçların, gereğine uygun bir şekilde kullanılması,
    Ülkemizde bilinçsiz ve fazla ilaç kullanımının insan ve çevre sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin anlaşılması sonucu zararlı etmenlerle mücadelede en modern ve gerçekçi yaklaşım olan entegre zararlı yönetimine yönelinmiş ve bu konudaki çalışmalar da gittikçe artmıştır.
    Entegre zararlı yönetimi programlarından uygulamada başarılı sonuçlar alınmaktadır. Entegre zararlı yönetimi ilkeleri çerçevesinde oluşturulan mücadele programlarının çevre kirlenmesi ve kalıntı sorunlarına yol açmayan ilaçların kullanılmasını öngören yararları yanında zararlı etmenlerin baskı altına alınmasında güvenilir, uzun süreli kolay uygulanabilir ve ekonomik olması gibi birçok olumlu yönleri de bulunmaktadır. Belirli düzeyde bilgi birikimi gerektiren entegre zararlı yönetimi uygulamalarının olumlu yönleri bulunmasına rağmen, ülkemizdeki yetiştiricilerin önemli bir kısmının teknik tavsiyeler dışında uygulamalar yaptığı ve bu uygulamalara bağlı olarak mücadelede yer yer aksamalarla karşılaşıldığı belirtilmektedir. Doğu Akdeniz Bölgesi'nde turunçgillerde yapılan bir çalışmada teknik tavsiyelere uyulan bahçelerde yılda 0-2 kez ilaçlama yapılırken, teknik tavsiyelere uyulmayan bahçelerde 6-18 kez ilaçlama yapıldığı belirtilmekte ve buna bağlı olarak da teknik tavsiyelere uyulan bahçelerde mücadelede ilaç masrafı, teknik tavsiyelere uyulmayanlara oranla 4-5 kat daha az olduğu kaydedilmektedir. Ülkemizde, turunçgillerde zararlı, hastalık ve yabancı otlarla mücadelede tüm mücadele yöntemlerinin uyumlu bir şekilde kullanılması esasına dayanan entegre zararlı yönetimi programı önerilmektedir.


    KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
    (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genisletilmiş)
    Prof. Dr. Erol YILDIRIM
    Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

    Comment


    • #3
      9.5. Entegre Zararlı Yönetiminin Yararları
      1. Biyolojik çeşitlilik ve doğal denge korunur.
      2. İnsan ve sıcakkanlı hayvanlar korunur.
      3. Çevre korunur.
      4. Bol, kaliteli ve sağlığa zararsız ürün elde edilir.
      5. Sürdürülebilir bir tarımsal üretim sağlanır.
      6. İlaçlama ve diğer mücadele masrafları azaltılır.
      7. Büyük epidemilerin meydana gelme tehlikesi azaltılır.
      8. İlaçlara karşı dayanıklılık tehlikesi önlenir.
      9. Zararlı popülâsyonlarının baskı altında tutulmasında önemli rol oynayan doğal düşmanların korunması sağlanır.


      KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
      (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genisletilmiş)
      Prof. Dr. Erol YILDIRIM
      Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

      Comment


      • #4
        9.6. Entegre Zararlı Yönetiminde Önceden Tahmin ve Erken Uyarı Sisteminin Kullanılması
        Önceden tahmin ve erken uyarı çalışmaları entegre zararlı yönetiminde önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmalar, sadece zararlı değil aynı zamanda yararlı türler için de yapılmalıdır. Yani, zararlı ve doğal düşman yoğunlukları, bunları etkileyen faktörler, bunların biyolojileri, davranışları ve ekolojilerinin ayrıntılı bir şekilde bilinmesi gereklidir.
        Entegre zararlı yönetiminde temel prensip olarak zararlı türlerin popülâsyonlarındaki dalgalanmaların ekosistem tarafından kontrol edildiği görüşünden yola çıkılarak, zararlı türler ve doğal düşmanları, bunların konukçuları, barınakları, diğer bitki ve hayvan türleri, toprak, su, iklim faktörleri ve insanların bu faktörler üzerindeki etkilerinin bilinmesi ve zararlı ile mücadelede zararlıyı etkileyen faktörlerin saptanması ve ona göre bir entegre zararlı yönetimi sistemi içerisinde programlanması gerekir.
        Bir zararlıyla mücadele zamanı doğru tespit edilir ve mücadele yapılırsa zararlı kolayca kontrol altına alınabilir. Eğer mücadele zamanı önceden tahmin edilirse başarı daha da artar. Bu sebeple, bir zararlının biyolojisi ve ekolojisi ile ilgili araştırmalar yapılmalı ve bunların iklim faktörleri ile ilişkileri belirlenmelidir. Bunlar, doğru saptanırsa bir zararlının çıkışı tahmin edilerek mücadele zamanını tespit etmek mümkündür.
        Önceden tahmin ve erken uyarı sisteminde, zararlı popülâsyonunun değişmesinde etkili olan tüm faktörleri değerlendirerek, zararlının ekonomik zarar eşiğine ulaşıp ulaşmayacağı ve eğer ulaşacaksa bunun zamanı tahmin edilerek yetiştiricileri bu konuda uyarmaktır. Böylece, zamanında ve doğru yapılacak yöntemle zararlı kolayca kontrol altına alınacaktır.
        Önceden tahmin ve erken uyarı çalışmalarında zararlının ortaya çıkışının ve dolayısıyla mücadeleye başlama zamanının tespiti için şu yöntemlerden yararlanılmaktadır.
        9.6.1. Zararlının Biyolojisinin İncelenmesi
        Bu yöntemin esası zararlının çıkış tarihini saptayarak, yoğunluğunu bulmak ve ilaçlama zamanını ortaya koymaktır. Bunun için en çok kafes ve tuzaklardan yararlanılır. Örneğin, Cydia pomonella (L.) (Elma iç kurdu) veLobesia botrana Denis & Schiffermüller (Salkım güvesi) eşeysel çekici tuzaklar, Ceratitis capitata (Wiedemann) (Akdeniz meyve sineği) ve Bactrocera oleae (Gmelin) (Zeytin sineği) hidrolize protein esaslı bileşikler,Aphis gossypii Glover (Pamuk yaprak biti) sarı yapışkan tuzaklar ile bazı depolanmış ürün zararlıları ise mor renkli ışık veren tuzaklarla yakalanırlar. Ayrıca, bitkiler üzerine atrap sallanarak, çıplak gözle incelenerek, toprak altı zararlılarını ise toprağı kazmak suretiyle bulmak bilinen diğer metotlardır.
        Bu yöntemlerle böceklerin çıkışları ve yoğunlukları belirlenerek ilaçlama tarihlerini saptamak mümkündür. Örneğin, salkım güvesinin birinci nesli için azami uçuştan 8-10 gün, 2. ve 3. nesiller için azami uçuştan hemen sonra, elma iç kurdu, akdeniz meyve sineği ve kiraz sineğinde ise ilk erginlerin görülmesi, kabuklu bitlerde ise %60 çıkış tamamlandıktan sonra birinci, %90 çıkıştan sonra ise ikinci ilaçlama önerilmektedir. Zararlıların biyolojilerinin izlenmesinde ise kafeslerden yararlanılmaktadır.
        9.6.2. Bitkinin Fenolojisine Dayanılarak Yapılan Uyarılar
        Bazı bitkilerin fenolojisi ile bu bitkilerde zararlı olan türlerin biyolojileri arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Bazı zararlılar, bitkinin belirli dönemlerinde zararlı olmaya başlamaktadırlar. Bu dönemlerin bilinmesi, uyarı için bir başlama noktası olabilir. Örneğin, Rhagoletis cerasi (L.)(Kiraz sineği)'de kirazlara ben düşmeye başladığında,
        Cydia pomonella (L.) (Elma iç kurdu)'da elmalar ceviz büyüklüğünü aldığında ilaçlama önerilmektedir.
        9.6.3. Uzun Yıllar Bir Zararlının Popülâsyonunun Sayımlar Yoluyla Durumunun Ortaya Konulması
        Ele alınan zararlı türün bütün biyolojik özellikleri dikkate alınarak ve uygun örnekleme metotları kullanılarak uzun yıllar değişik yerlerde yapılan popülâsyon sayımı sonucu elde edilen değerlerden yararlanılarak zararlının popülâsyon dalgalanmasını gösteren grafikler çizilir. Eğer bütün yıllara ait değerlerde bir yaklaşım varsa o tür için önceden tahminde bu grafiklerden yararlanılır. Örneğin, kabuklu bitlerde uzun yıllar yapılan gözlemler ve sayımlar sonucu nimf çıkışları tahmin edilebilmektedir. Bu sebeple, bu zararlı türler için önceden tahmin kolaylıkla yapılabilmektedir.
        9.6.4. Zararlıların Gelişme Eşikleri ve Termal Konstantlarından Yararlanma
        Biyolojik olayların hızıyla sıcaklık arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Bu ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılan çalışmalarda, bu ilişki şu şekilde formüle edilmiştir.
        t(T-C) = Th.C
        Gelişme süresi (Ortam sıcaklığı-Gelişme eşiği) = Termal konstant
        Zararlının fizyolojik faaliyetlerinin başladığı sıcaklık derecesine o zararlının gelişme eşiği denir. Yani, bu sıcaklık derecesinin altında gelişme olmaz. Termal konstant ise bir nesilin tamamlanması için gerekli sıcaklığı gün\derece olarak ifade eder. Zararlıların gelişme eşikleri zararlının çıkışıyla popülâsyon yoğunluğunun önceden tahmininde oldukça önemli ipuçları verir. Örneğin, bir zararlının gelişme eşiği 18 oC ise bu zararlı bu sıcaklık derecesinden önce ortaya çıkmaz.
        Bir yörenin aylık sıcaklık ortalamaları ve o yörede zararlının gelişme eşiği bilindiği takdirde yukarıdaki formül kullanılarak bir zararlının yılda kaç nesil verebileceği ve bu nesillerin başlama ve bitiş zamanları önceden tahmin edilebilir. Örneğin, Cydia pomonella (L.) (Elma iç kurdu)'nın gelişme eşiği 10 oC'dir. 1 Ocak tarihinden itibaren etkili sıcaklıkların toplamı(Th.C) 100 gün/dereceye ulaştığında ilk erginlerin çıkışı, 250-300 gün/derecede ilk larva çıkışı, 700 gün\derecede ikinci döl erginlerinin çıkışı, 800 gün/derecede ise ikinci döl larvalarının çıkışının olduğu saptanmıştır. Bu değerler dikkate alınarak zararlının durumu ve ilaçlama ile ilgili gerekli uyarılar önceden yapılır. Ayrıca, Lobesia botrana Denis & Schiffermüller (Bağ salkım güvesi)'da birinci ilaçlama 1 Ocaktan itibaren etkili sıcaklıklar toplamının 120 gün/dereceyi bulması, akşamüzeri sıcaklıkların 15 oC'nin üzerinde olması ve bağda çiçek tomurcuğu bulunması halinde bulaşma oranı %20'yi bulunca, ikinci ilaçlamanın ise 520 gün/dereceye yaklaşması halinde %1 bulaşma tespit edildiğinde yapılması gerektiği saptanmıştır.
        9.6.5. Bonitasyon Hesaplama Yoluyla Önceden Tahmin
        Belli bir yerde ve zamanda bir zararlı popülâsyonunun yoğunluğu veya zararlı olma sebeplerinin bulunması yöntemidir. Bunun için önce ölüm diyagramı çizilir. Zararlı kontrollü şartlar altında farklı sıcaklık ve nem ortamlarında yetiştirildiğinde ortaya çıkan ölümlerin yüzdeleri bir kordinat sistemine işlenir ve bu zararlının en iyi gelişebildiği sıcaklık ve nem sınırları işaretlenerek ölüm diyagramı elde edilir. Aynı grafiğe o yörenin uzun yıllara ait ortalama aylık sıcaklık değerleri de işaretlenerek o yörede zararlının ortaya çıkışı ve popülâsyon yoğunluğu tahmin edilebilir. Bu metot bir zararlının önceden tahmini hususunda gerçeğe oldukça yakın sonuç veren bir metottur.
        Zararlının popülâsyonu üzerinde sıcaklık ve nem dışında konukçu ve yağmur da olumlu veya olumsuz etkiye sahiptir. Bu hususlarda göz önünde bulundurulmalıdır.
        Önceden tahmin ve erken uyarı çalışmalarının basit olmadığı oldukça fazla ve uzun süren çalışmalara ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Ülkemizde pek çok mikroklima alanlar bulunmakta ve polikültür yapılmaktadır. Bu sebeple, geliştirilen bir sistemin bütün yörelerde uygulanması imkânsızdır. Fakat kullanılan sistemleri ülkemiz şartlarına göre değiştirerek bölgesel olarak kullanımı mümkündür. Ancak, bunu yapabilmek için bazı temel hususların tamamlanmış olması gerekir. Bunlar;
        1. Zararlının biyolojisi ve davranışlarının ayrıntılı bir şekilde bilinmesi gereklidir.
        2. Zararlı üzerinde etkili olan iklim faktörleri bilinmelidir.
        3. Zararlının biyotik faktörlerle ilişkileri belirlenmelidir.
        4. Ülkemizdeki mevcut mikroklima alanları saptanarak, buralara rasat istasyonları kurulmalıdır.
        5. Meteorolojik bilgiler ülke çapında düzenli olarak alınmalı ve bir merkezde toplanmalı ve istendiği zaman kullanılması sağlanmalıdır
        6. Bu konuda eğitilmiş yeterince personel bulunmalıdır.
        Pestisit kullanılması zorunlu olan mücadelelerde ilaçların kullanımını azaltan yöntem olan önceden tahmin ve erken uyarı sistemi ülkemizde bugüne kadar büyük mesafeler kat edilerek sürdürülmektedir. Sistem 1981 yılındaCydia pomonella (L.) (Elma iç kurdu) ve Venturia inaequalis (Cke.). (Elma kara leke hastalığı)'e karşı 14 ilde 21.759 ağaca hitap edecek şekilde başlatılmış, bugün ise 6.500.000'dan fazla ağaca hitap edecek şekilde geliştirilmiştir. Bu çalışmalarda zararlının biyolojisi, bitkinin fenolojisi ve iklim şartları dikkatle izlenerek en etkin mücadele zamanı tespit edilip, normalde 6-7 ilaçlama sayısı 2-3'lere indirilmiştir. Ayrıca, salkım güvesi, zeytin güvesi, akdeniz meyve sineği, zeytin sineği, süne ve fındık kurdu gibi zararlılara karşı önceden tahmin ve erken uyarı sistemi çalışmaları da yapılmaktadır.
        KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
        (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genisletilmiş)
        Prof. Dr. Erol YILDIRIM
        Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

        Comment

        Working...
        X