fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Muz Yetiştiriciliğinde Depolama

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Muz Yetiştiriciliğinde Depolama

    Muz Yetiştiriciliğinde Depolama


    8.3. Depolama ve Taşıma

    8.3.1. Depolama

    Muzların hasat sonrası yaşam sürelerinin uzun olmasını sağlamak için kısa sürede uygun depolama koşullarına getirilmesi gerekir. Bu şartlar genellikle çeşitli nakliye araçları ve soğuk hava depolarında sağlanır. Klimakteriyel bir meyve olan muzların solunum hızı bir çok meyve türlerine göre çok yüksektir. Depolama sıcaklığı da yüksek olduğundan bu solunum hızını azaltma olanağı da sınırlıdır. Bu nedenle depolamada soğutma kapasitesi hesabında bu durumlar göz önüne alınmalıdır. Muz meyvesi genel olarak 13 oC de 1-2 hafta süreyle depolanabilir. Bitki olarak soğuğa daha dayanıklı olduğu halde, meyvesi soğuğa daha duyarlı olan Cavendish çeşidi 14 oC de depolanmaktadır. Ancak Dwarf Cavendish için bu sıcaklık daha düşüktür. Daha düşük sıcaklıkta çeşide ve kalma süresine bağlı olarak üşüme olur. Depoda bağıl nem % 90-95 olmalıdır. Kontrollü atmosferli depolama olanakları varsa muzlar % 4-5 oC oksijen ve %5 CO2 ortamında 3-4 hafta dayanabilirler. Ancak bu meyveler olgunlaştırmadan sonra iyi renklendikleri halde, aroma durumları geriler. Bu sınırlar aşılınca da meyvede çeşitli koyu gri lekeler oluşur. İnce polietilen torbalarda dayanıklılığı 4-10 gün artar. Bu nedenle uzun süreli taşımalarda az delikli, kısa süreli taşımalarda ise fazla delikli polietilen torbalar kullanılır. Bunların kalınlığı 0,038 mm olmalıdır. Ülkemizde muzların depolanması üzerinde yapılmış çalışmalar yoktur. Bununla beraber muz yetiştirme bölgelerinin kuzeyinde kalan ülkemiz için uygun depolama sıcaklığı daha düşük olabilir. Ancak ülkemizde yetiştirilen muzların Cavendish grubundan oldukları da unutulmamalıdır.Muzlar depo şartlarında da önemli miktarda Etilen salgılarlar. Bu gaz depo içinde kalarak olgunluğu hızlandırır. Çünkü düşük sıcaklıklarda önemli etkisi olmayan etilen, muzun depolandığı sıcaklık şartlarında etkili olur. Bu gazın depodan alınması, depo süresini önemli ölçüde arttırır. Bu amaçla vermikülite emdirilmiş potasyum permanganat blokları depo içine konur. Muz ambalajları içine konan tarakların hastalanmaması, zarar görmemesi için difenilli kağıtlara sarılabilir veya Muz taraklarını polietilen örtülerle sarılıp içine etilen ve CO2 yi absorbe edici özel maddelerin konulması da başarılı olmaktadır. Muz depolarında etilene karşı etkili yollardan biride dış hava ile havalandırmaktır. Depo günde bir defa havalandırılacak şekilde sürekli veya birden havalandırılır. Depo içi hareketi de başlangıçta hızlı (saatte depo hacminin 50 katı), soğutma tamamlandığında yavaş olarak ayarlanmalıdır.

    8.3.2. Taşıma

    Meyve naklinde gemiler ve kara taşıt araçları kullanılır. Taşınma esnasında meyvelerin depolama şartlarına uygun şartlarda kalmaları gerekir. Isı izolasyonu olmayan araçlar yüksek yerlerden, soğuk bölgelerden geçerken, meyveler için kritik depo sıcaklığı altına düşen sıcaklıklardan zararlanır. Uzun mesafeler için ve sıcak aylardaki veya bölgelerdeki taşıma için soğutmalı araçlar kullanılmalıdır. Kısa mesafeler için iyi bir havalandırma yeterli olabilir. Bu havalandırma en uygun hava sıcaklığında yapılmalıdır. Soğuk bölgelerdeki taşımalarda ısıtma bile gerekli olabilir.Taşıma araçlarına yüklenecek muzlar iyice gözden geçirilir ve özellikle ileri gelişme devresinde bulunan meyveler ayrılmalıdır. Çünkü bu meyveler, uygun depo şartlarında olsa bile tüm partinin olgunluğunu hızlandırırlar. Meyveler taşıma sırasında olgun olarak çıkarlar ve tüketiciye hemen verilse bile, ancak aşırı olgun veya düşük kaliteli olarak ulaşırlar. Hele taşıma şartları biraz kötü ise tüm parti bozulur, zarar büyük boyutlara ulaşır. Bu nedenle yükleme kısa sürede bitirilmeli ve ambalajlama çeşitli sarsıntılardan zarar görmeyecek şekilde sıkıca yapılmalı ve depolanmalıdır. Ancak depolama iyi bir hava hareketine olanak verecek şekilde olmalıdır. Araçta veya depoda soğutma kısa sürede tamamlanmalıdır. Hasat yapılırken ve meyveleri sarartma deposuna yerleştirirken salkımların yara-bere almamalarına dikkat edilmelidir. Yaralanan ve berelenen meyvelerin kalitesi bozulur.

    8.4. Depolama ve Olgunlaştırma İle İlgili Sorunlar

    8.4.1. Uygun Hasat Zamanının Geçirilmesi

    Bu durumda kesilen meyveler öngörülen pazarlama süresini tamamlayamazlar ve bozulurlar. Meyveler klimakteriyel devreye girdikleri için uygun depo şartlarında bile (gemide) kendiliğinden olgunlaşmaya başlarlar. Kendileri ile beraber tüm partinin olgunluğu ilerler ve artık kontrol altında tutulamaz. Bu nedenle taşıma ve boşaltmadan sonra önemli miktarda meyve pazarlanamaz duruma girer. Çünkü toptancılar henüz yeşil ve sert meyveleri alırlar ve istendiği zaman olgunlaştırarak satar. Bu nedenle klonun özellikleri ve pazarlama süresi göz önüne alınarak uygun hasat zamanı seçilmelidir. Muz meyvelerinde hasat sonrası bozulmalar ve nedenleri incelenmiştir.

    8.4.2. Depolamanın Geciktirilmesi

    Hasattan sonra meyveler en geç 36 saat içinde depolanmalıdır. Bu sürenin uzun olması meyvelerin klimakteriel devreye girmelerine yani olgunlaşmaya başlamalarına neden olur. Yüksek sıcaklıklarda 2-3 gün bekletme, bu başlangıç için yeterlidir. Klimakteriel devrenin başlaması meyvede gözle saptanamaz. Et sertliği ile saptama bile yeterince başarılı olmamıştır. Bu nedenle çözümü güç bir sorun olarak kalmaktadır.

    8.4.3. Depolama Şartlarının Bozuk Olması

    Uygun depo sıcaklığı ve havalandırma, olgunluk kontrolü için en önemli faktörlerdir. Sıcaklığın yüksek, havalandırmanın az olması olgunluğu hızlandırır. 15,6 oC üzerinde depo sıcaklığı olgunluğu uyartır.

    8.4.4. Meyvelerde Hastalık Zararları

    Muz meyvelerinde gerek yeşil olum, gerekse sarı olum devrelerinde çeşitli hastalıklar zarar yapar. Bunların zararları olgunluğun ilerlemesiyle artar. Bu hastalıklar genellikle zayıf yarı-saprofit patojenlerdir ve ana eksen, tarak bağlantıları ve meyvelerde açılan çeşitli yaralardan girerler. Bunlar yüksek bağıl nemde ve hava hareketi ile kolayca yayılır ve gelişirler. En önemlileri Thielariopsis paradoxa, Botryodiploidia theobromae ve Gloeosporium musarumdur. Bunlardan ilk ikisi parmakların kopmasına yol açar. Meyvelere uçtan giren Fusarium theobromae ise sigara (puro) külü şeklinde bir çürüklük yapar ve meyve eti kuru ve lifli olur. Bunların zararlarından korunmak meyvelerin çeşitli yaralanmalardan korunmaları, sıkı ambalajlanmaları ve istiflenmeleri, meyvelerin hemen soğutulmaları olgunlaştırmanın kısa sürede tamamlanması ve nemin en kısa sürede % 80-85 'e düşürülmesi gerekir. Hevenk halinde pazarlanan muzlarda hevenk düzgün ve temiz olarak ikinci bir defa kesilmeli ve yara yeri koruyucu eriyiklere batırılmalıdır. Çeşitli ülkelerde parafin, lanolin ile fenol karışımı; alçı ve çimento karışımı eriyiği veya polietilen polisülfüt ve mercapto-benzothiazol karışımları kullanılmaktadır. Kesilmiş taraklar % 5'lik salisylanilid'e daldırılarak korunurlar. Bu koruyuculuk görevini kısa süreli kontakt etkili fungusitlerle de yapmak mümkündür.

    8.4.5. Üşüme Zararları

    Tropik bölge meyvesi olan muz, donma noktasının çok üstündeki sıcaklık derecelerinde metabolizmasının değişimi sonucu üşüme zararları denen bozulmalar gösterir. Optimum depolama sıcaklığı altına inildikçe ve kalma süresi uzadıkça zararın derecesi de artar. Hasadı gecikmiş meyveler üşüme zararlarına daha duyarlı olurlar. Ayrıca sıcak ekolojilerde yetişenler, daha soğuk şartlarda gelişenlere göre düşük sıcaklığa daha duyarlıdırlar. Meyve gelişmesini yavaşlatarak geç hasada sebep olan hastalıklar (leaf spot, element eksiklikleri) üşüme zararlarına duyarlılığı artırır. Üşüme zararları aşağıdaki şekillerde belirirler.

    1. Meyve olgunlaşması anormal ve düzensiz olur. Meyveler klimakterium göstermezler.

    2. Meyve kabuğu donuk sarı, bazı çeşitlerde donuk kırmızımsı renk alır. Sonra bu lekeler kararır ve yumuşar. Yeşil muzlarda gümüşi renk görülür.

    3. Meyvelerde plasenta bölgesi sertleşir.

    4. Meyvede aroma oluşumu geriler, gecikir ve anormal aroma oluşur.

    5. Olgunlaşmaya bağlı olan nişasta hidrolizi durur, tatlanma geriler. Şeker azlığı ve asit yüksekliği sonucu tad ekşi olur.

    6. Olgunlaşma devresindeki normal tanen metabolizması bozulur, meyveler buruk olur. Aktif tanen miktarı normal meyvelerin iki katı kadardır.

    7. Meyvelerin askorbik asit miktarı normal meyvelere göre düşüktür.

    Kabuk rengindeki donukluk, epidermis hücrelerinin cansızlaşan protoplazmalarında koyu renkli granüllerin oluşumu ve bunların epidermisin ışık geçirgenliğini değiştirmesi sonucu oluşur. Hipodermis hücreleri de aynı şekilde değişirler ve böylece yeşil veya sarı pigmentler kısmen maskelenir. Çok şiddetli zararlarda doku tekrar saydamlaşabilir. Bu arada zararlanan doku, havanın serbest oksijeni ile temasa geçer ve tanenler okside olarak kahverengi-siyah renklenme olur. Düzensiz su kaybı sonucu kütikula ve epidermiste kırışmalar görülür. Yeşil muzlarda lateksin içinde bulunan partiküller çöker ve süt berraklaşır. Süt boruları ve iletim demetleri kahverengileşir.Bahçede üşümeye karşı hevenklerin çuval veya polietilen torbalarla soğuktan korunması gerekir. Depolama başlangıcında sıcaklık düşürülmesi yavaş (1-2 gün içinde) yapılmalıdır. Meyvenin hasat sonrası devresinde kritik sıcaklık derecesinin altında kalmamasına önem verilmelidir.

    8.4.6. Yüksek Sıcaklık Zararları

    Yüksek sıcaklıkta uzun süre kalan meyveler de zararlanırlar. Özellikle aromaları bozulur. Kabuk rengi yeşilimsi olarak kalır. Meyveler adeta haşlanmış bir durum alırlar ve kaliteleri bozulur.

  • #2
    Cevap: Muz Yetiştiriciliğinde Depolama

    SONUÇ ve ÖNERİLER

    Muz yetiştiriciliği konusunda yaptığım bu çalışma, araştırma, denemeler ve literatür taramaları sonrası elde edilen sonuçlar, sorunlar ve çözüm önerileri aşağıda sıralanmıştır. İlk aşamada sıralayacağım önerilerin büyük bir kısmı, Eraktan, Selahattin 'in 1994 yılında yayınladığı eserindeki önerileri desteklemektedir. Bölgemiz muz üretici ailelerinde ortalama nüfus 4,7 dir ve bu ailelerin % 90,7 si okuma-yazma bilmekte olup, bunların yaklaşık olarak % 94'ü ilk ve orta öğrenimi, % 6 sı da yüksek öğrenimi bitirmiştir. Ailelerdeki işgücünün işletmede çalıştığı ortalama gün sayısı açık muzlarda 231 gün, seralarda 209 gün olarak belirlenmiştir. Açık arazideki muz işletmelerinde aile işgücüne ek olarak, dekara 49, seralarda ise dekara 76 erkek işgücü kullanılmaktadır. İşletmelerde ortakçılık ve kiracılık pek yoktur. Muz işletmelerinde nakit paraya olan ihtiyaç çok fazladır. İşletmelerin hiç birinde küçük baş hayvan varlığına rastlanmamıştır. Muz işletmelerinde kullanılması gereken çiftlik gübresi ihtiyacının, hemen hemen yarısına yakını kullanılmaktadır. Açık arazideki muz işletmelerinin % 65'i, seralardakinin ise % 76'sı çeşitli kişi ve kurumlara borçludurlar. 1994 yılı rakamlarına göre açık muz işletmelerinde dekara 2,1 ton, örtü altında ise 4,6 ton verim alındığı hesaplanmıştır. Bu rakam 1998 yılına geldiğimizde açıkta 4 ton, örtü altında 9 ton dolaylarına yükselmiştir. Tarım işletmelerinin başarısını en iyi bir şekilde gösteren saf hasıla hesabına göre, örtü altında muz yetiştiren işletmelerin, açık arazidekilere göre 2 kat daha karlı olduğu ortaya çıkmıştır. Gerek açık arazide ve gerekse seralarda muz yetiştiren işletmelerin yıllık tarımsal gelirleri, 22.11.1984 tarihli 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine dair Tarım Reformu Kanununda belirtilen bir çiftçi ailesinin geçimine yeterli gelirin oldukça üzerinde olduğu tesbit edilmiştir. Muz işletmeleri için hesaplanan ortalama tüketim eğilimi (% 79), Türkiye'nin kırsal kesim ortalama tüketim eğilimi olarak hesaplanan % 67 'nin üzerindedir.Anamur Ziraat Bankası 1998 yılı itibariyle toplam 1.400 çiftçiye 375.000.000.000 tl. kredi kullandırmaktadır. Bunun yaklaşık % 50’si, 725 kişi örtü altı tarım amacıyla 213.000.000.000 tl. kredi kullanmaktadır. 1979 yılında kurulan Anamur Tarım Kredi Kooperatifinde ise üye sayısı 1.172’tür ve ayni - nakdi olmak üzere toplam 300.000.000 tl . kredi kullandırmaktadır. Kooperatif Anamur ilçesinin tarımsal girdi ihtiyacının % 25’ine yakınını karşılamaktadır. Kalan % 75 ise diğer kurum, kuruluş ve serbest işletmeler tarafından karşılanmaktadır. Anamur Ziraat Odası 4.000 üye sayısı ile bölgenin en büyük çiftçi kuruluşudur. Bunun 2.000’e yakını turfanda sebze ve meyvecilik ile ilgilenmektedir. Türkiye'de tarım işletmelerinde görülen dengesiz gelir dağılımı, Anamur'daki muz işletmelerinde de vardır. 1994 yılı rakamlarına göre örtü altı muz işletmeleri kg. başına 4600 tl kar etmişler, açık arazideki muz işletmeleri ise 1187 tl. zarar etmişlerdir. Ancak, muz üreticileri maliyet hesaplarını bilimsel ve ayrıntılı olarak yapmadıkları için, sadece üretim sırasındaki fiili harcamalarını dikkate almakta ve bunların toplamını ürünün satış tutarından çıkararak karlı olup olmadıklarına karar vermektedirler. Bu nedenle karlı olduklarını zannederek aslında zararda bulunduklarının farkına varamamaktadırlar. Bu durum tarım işletmelerimizde muhasebenin, özellikle maliyet muhasebesinin çok gerekli olduğunu göstermektedir. Muz üreticilerinin büyük bir çoğunluğu (% 77), ithal muzun çok miktarda girmesi ile yerli muz fiyatlarının çok düştüğünü ve böylece gelirlerinin azaldığını düşünmektedir. Muz ithalatının, Anamur muzunun henüz piyasaya çıkmadığı Mart-Ekim aylarında yapılması ve böylece bir dengenin sağlanabilmesi daha yararlı olacaktır. Dünyadaki muz tröstlerinin bazı ülkelere çok düşük fiyatlar ile muz satarak o ülkelerdeki muz üretimini durdurmayı amaçladıkları düşünülebilir. Bu bakımdan devletimizin ithalat politikaları, tüketicimizi olduğu kadar üreticimizi de koruyacak şekilde yapılmalıdır. Nitekim, muz ithalatı ile ilgili mevzuatta 1994 yılında yapılan son değişiklik ile gümrük vergisi % 42'ye çıkarılmış, ton başına alınan fon miktarı 300 dolar olarak tesbit edilmiştir. Bir yandan gümrük vergisinin artırılması, diğer yandan dolardaki değer artışının etkisi ile ithal muz fiyatlarının yükselmesi sonucunda muz üretiminde yavaş da olsa bir artış başlamıştır. Bütün tarımsal ürünlerin ithalatında tüketicinin korunması yanında, üreticinin ve ülkemizin menfaatlerinin korunmasına dikkat ederek, sınırlandırmalar getirilmeli, kısa vadeli politikalardan üreticimizin zarar görmemesi sağlanmalıdır. Yapılan destekleme uygulamaları, Ziraat Mühendislerinin teşhis ve önerileri doğrultusunda tarım ilacı ve kimyasal gübre alan üreticilere uygulanmalıdır. 1994 yılında 1379 dekar olan Anamur muz alanları 2000 yılında ise 7.000 da’a yükselmiştir. Özellikle denize yakın olan muz bahçelerinin giderek yazlık türü işlevsiz yapılarca amaç dışı kullanılması ülkemize büyük zararlar vermektedir. Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanılmasını engelleyen yasalar bir an önce çıkarılmalıdır. Bölgemizde toplam 7.000 da alanda, yıllık ortalama 40.000 ton civarında gerçekleşen üretimle, ülkemiz muz tüketiminin büyük bir kısmını karşılamaktayız. Özellikle tarım amacıyla kullanılması çok zor olan V., VI. ve VII. sınıf arazilerde bile bölgemiz mikroklima avantajını değerlendirerek kaliteli üretim yapmaktayız. Bölgemiz ayrıca doğal dengenin korunduğu ender yerlerden başında gelmektedir. Narenciye üretim alanlarında hiç bir insektisit kullanılmamaktadır. Sera sebzeciliğinde hormon kullanımı terk edilmeye ve yerine Bombus arısı kullanılmaya başlanmıştır. Üreticimizin konuya duyarlılığı ve eğitimi gurur vericidir. Organik Tarıma yöneliş devam etmektedir. Üreticilerin büyük bir kısmı, gübre kullanımını bilinçsiz yaptıklarını belirtmişlerdir. Muz bahçelerinin büyük bir kısmında yüksek dozda gübreleme nedeniyle (mineral gübrelerin 5-10 dakikada birden verilmesi) köklerinde yanma ve sonrasında çürümelere rastlanmaktadır. Toprağın değerinin arttığı ve tarımsal girdilerin fiatlarının sürekli yükseldiği, sağlıklı beslemenin bitki ve insan sağlığı açısından öneminin giderek arttığı günümüzde bilinçli gübreleme çok önemlidir. Bilinçli gübreleme için de mutlaka toprak ve yaprak analizine ihtiyaç vardır. İlçemize en yakın toprak ve yaprak analiz laboratuvarı Antalya ve Mersin’dedir. Buradaki öneriler de bazı bitkiler için bölgemizi temsil etmemektedir. Bu nedenle bölgemiz için önereceği gübre kullanımı ile ilgili denemeleri de yapabilecek teknik eleman ve bilgi ihtiyacını karşılayabilen bir toprak ve yaprak laboratuvarına ihtiyaç bulunmaktadır. Açık muz bahçelerinde denizden gelen rüzgarların etkisiyle, yaprakların damarlar boyunca yırtılma, zaman zaman meydana gelen fırtınalar nedeniyle ağaçlarda yıkılmalar olmaktadır. Bahçelerin dış kısımlarında aşırı güneş zararı nedeniyle yanmalar olmaktadır. Açıkta yetişen muz bahçelerinde kış soğukları bazı yıllar büyük zararlar vermektedir. Bu nedenle örtü altı yetiştiriciliğe geçmek ve bu yetiştiriciliğin teşvik edilmesi gereklidir. Toprak işleme, fide ayarı gibi uygulamalarla kökler sürekli yaralanmakta ve mantar hastalıklarının yayılmasına neden olunmaktadır. Bu tür uygulamalardan olabildiğince kaçınmak zorunludur. Meyve salkımlarını, soğuk zararını azaltmak, hastalık ve zararlılardan korumak için alt tarafı açık naylon torbalar ile korumak gerekir. Meyve salkımlarının ağırlık nedeniyle devrilmelerini, kırılmalarını önlemek amacıyla dayak veya demir v.b. kancalarla korumak gerekir. Kancaların veya dayağın salkımın kütüğüne zarar vermesini önlemek için kuru otlarla desteklemek yararlı olacaktır. Hasat olgunluğuna gelmeden salkımlar kesilmemelidir. Yetiştiricilikle ilgili bu sorunlara dikkat edilmesi yanında, aşağıda belirtilen ekonomik ve sosyal anlamda bazı sorunlara da dikkat edilmesi yararlı olacaktır. Yörede pazarlama hizmetleri son derece zayıftır. Yeni yeni muz olgunlaştırma ve ambalajlama tesisleri devreye girmektedir. Tarımsal ürünlerin üretimde ve satışda karşılaştığı sıkıntılarını daha kolay çözmek amacıyla, üreticimiz üretim ve satış şirketleri kurmaya eğilimlidir. Doğasıyla, iklimiyle mikroklima özellik gösteren ve turfanda sebzeciliğin önemli merkezlerinden biri olan ülkemizin bazı bölgeleri Tarımda Kalkınmada öncelikli bölge ilan edilmelidir. Bölgemizin ihtiyacını karşılamak üzere bütün bitkilerde (narenciye, muz, sebze v.b.) virüssüz, sağlıklı fide ve fidan üretimi için Doku Kültürü ile fidan üretimi yapabilecek gelişmiş bir laboratuarın bölgede kurulması yararlı olacaktır. Doğanın her türlü meyve ve sebzeyi yetiştirmek için bir çok güzellikleri bol miktarda bahşettiği Anamur ve civarında yetiştirilen ürünler pazarlama ve ambalajlama konularında maalesef aynı ölçüde imkanlara sahip değildir. Yazın sıcaktan, kışın dondan, diğer zamanlar rüzgar v.b. dış etkenlerden korumak için soğutma depolarına ve soğutuculu-ısıtıcılı taşıyıcılarına ihtiyaç bulunmaktadır. Anamur-Antalya asfaltının bir an önce çift şerit olarak yaptırılması gerekmektedir. Ayrıca bölgemiz için pazar şartlarını ayarlamak amacıyla şoklama, sınıflandırma ve paketleme bölümlerinin de olduğu soğuk hava depolarına da ihtiyaç duyulmaktadır. Turfanda sebzecilik için önemli bir yeri olan Anamur İlçesinde örtü altı tarımın hızla gelişmesi, önemli bir gelecek vaat etmesi nedeniyle, yeterli teknik bilgiyle donatılmış üreticilere ve teknik elemanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca yapacağı denemeler ve örnek uygulamalar için araştırma ağırlıklı bir bölüm olarak, M.Ü. Anamur meslek Yüksek Okulu bünyesinde, Muzculuk ağırlıklı Subtropik Bitkiler Yüksek Okulu açılmalıdır. Ülkemizde kamu kesiminde ve Tarım Bakanlığında Muz Yetiştiriciliği konusunda gerekli araştırma ve çalışmalar için yeterli teşvikler yapılmamaktadır. Yetişmiş teknik personelin daha da gelişmesi için gerekli ortam hazırlanmamakta, yapılan çalışmalar engellenmektedir. Üniversitelerde ise bu konuda yapılabilecek çalışmalar sadece Akdeniz Üniversitesi Antalya Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümündeki çalışmalar ile sınırlıdır. Muz üzerinde kariyer yapma olanağını zayıf gören akademik personel, bu konuda çalışma yapmak istememektedir. Tarımda teşvik ve krediler Zir.Müh. öncülüğünde yapılmalı, öz sermayeye dayalı krediler teşvik edilmelidir. Tarımsal ürünlerin üretimde ve satış da karşılaştığı sıkıntılarını çözmek amacıyla üreticinin kuracağı üretim ve satış birlikleri veya şirketlerinin kuruluşu teşvik edilmelidir. Üretim ve satış planlamaları, Pazar politikaları vb.. tüm amaçlara yönelik olarak Tarımsal Bilgi İşlem ağı geliştirilerek ülke düzeyine yaygınlaştırılmalıdır. Tarım ürünlerinin pazarlanmasında TSE zorunlu olmalıdır. Ülkemiz nüfusunun en az % 50’sini oluşturan tarımla ilgili vatandaşlarımızın bilgilenmesini sağlamak amacıyla, Tarım ve Çevre sorunları, erozyon vb.. konularda yerel ve genel TV kanallarında izlenebilir olan 19oo-22.oo saatlerinde arası 30 dakikalık bir proğram konulmalıdır. Ülkemizde tüketicinin sağlığını ilgilendiren, Pestisit kullanımı en aza ve en sıkı kontrolle indirilmeli, bu konuda her türlü eğitim ve düzenleme yapılmalıdır, Kimyasal savaşı en son çare olarak düşünmeli biyolojik savaşa öncelik tanınmalı planlı proğramlı Tarıma yönelinmelidir, Hale sunulan ürünlerde Üretici adı-soyadı, Üretilen yer/mevkii, Ürünün çeşidi, Hasat tarihi ve ilişkide olunan teknik eleman vb.. bilgilerinin olduğu etiketleme sisteminin yerleştirilmesinin sağlanması yararlı olacaktır. Semt pazarlarında üretici satış yerleri için daha geniş alanlar bırakılarak, piyasada belli bir dengenin oluşturulmasına destek olunmasının, bu konudaki öncülüğü Ziraat Odaları yaparsa üretici birlikleri de güçlenmiş olacaktır. Ziraat Mühendisleri Odasının etkin bir şekilde yer aldığı, Tarım Bakanlığı ile birlikte düzenlenecek Tarım ?uralarının, Tarım Kesimini en geniş şekilde kucaklayacak şekilde her yıl düzenlenmesi ve alınan kararların Devletin Tarım Politikası haline getirilmesi yararlı olacaktır. Devletin tarım sektörüne bakışı yeterince net olmalıdır. Devlet ve kuruluş temsilcileri, ulusun çıkarlarını korumak amacıyla hareket etmelidir. Kamu kurum ve kuruluşları verimli çalışmalıdır. Meslektaşlarımızın mesleklerini ve teknik bilgilerini ortaya döktükleri, üreticinin, meslektaşlarımızın peşinde bilgi almak için koştuğu, çalışkan, pırıl pırıl, saygın bir Ziraat Mühendisi olarak dolaştığı ortamlar gereklidir. Kamu kurum ve kuruluşlarındaki atama, tayin ve terfilerin, siyasilerin iki dudağı arasında değil, kıdem, başarı ve verimlilik esasına oturduğu, çalışmanın teşvik edildiği, çalışanın maddi, manevi ödüllerle onurlandığı, Silahlı Kuvvetlerdeki gibi bir atama, tayin ve terfi sistemi kurulmalıdır. Biz Ziraat Mühendisleri Odası olarak artık meslektaşlarımızın tamamının tüketici değil üretici olmak istediklerini dile getiriyoruz. Türk toplumunu beslenmesi görevi bugün de tarımındır, yarın da tarımın olacaktır. Bu lokomotifin makinistleri de Ziraat Mühendisleridir.

    Kaynak : muz.gen.tr

    Comment

    Working...
    X