fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

NEDEN ALKOL ALMIYORUM

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • #16
    Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

    Aşırı alkol yaşamı da bedeni de vuruyor Alman Hastanesi iç hastalıkları uzmanlarından Dr. Jan Klod Kayuka, aşırı alınan alkolün vücutta pek çok organı olumsuz etkilediğini belirterek, “Alkol, karaciğer başta olmak üzere sindirim sistemini, beyin ve sinir sistemini, kemik iliğini, bir başka değişle tüm vücudu etkiler. Etkinin şiddeti, alınan alkolün miktarına ve sıklığına göre değişir” diye konuştuktan sonra şu bilgileri verdi: Ne kadar alkol risklidir?

    “Alkol periferik kan damarlarını genişleterek sıcaklık duygusu yaratır ve nabız hızlanır. Ayrıca, artmış sıvı alımı ve alkolün böbrekler üzerindeki idrar söktürücü etkisiyle daha fazla idrar yapılır. Vitamin, mineral veya protein gibi önemli besin maddelerini içermediği için alkolün besin değeri çok azdır. Kullanılan alkol miktarını değerlendirmek için standart içki tanımı kullanılmaktadır. Yarım duble rakı, cin, viski ya da bir kadeh şarap ya da bir bardak bira, bir standart içkiye eşittir...
    Alkolün sınırı erkekler için haftada 21 standart içkiyi, kadınlar için 16 standart içkiyi aşmamalı. Günde 1-2 kadeh içkinin kalp hastalığı riskini azalttığına dair bilimsel çalışmalar bulunmasına rağmen, bazıları için alkol kullanımı kontrol edilemeyen saplantıya dönüşebiliyor.
    Alkol ve stres…
    Alkolün stresi azaltıp azaltmadığının yanıtı, tüketilen alkol miktarı, bireysel fizyolojik farklılıklar, alkol öyküsü, alkolle ilgili önceki deneyimler, gerginliğin tanımı ve alkolle ilgili beklentiler gibi bir çok faktörle ilgilidir. Başlangıçta faydalı gibi görünmekle beraber, ileri dönemde tüketilen miktarın artırılması ve yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması ile stres artmakta, alkolün yol açtığı sindirim sistemi bozuklukları ve uyku bozukluğuna bağlı olarak stres artmaktadır…
    Aşırısı çok zararlı
    Alkol alışkanlığının en ileri noktası olan alkolizm ise günümüzde en önemli sorunlar arasında yer almaktadır… Alkolizmin kişinin sosyal ilişkilerinin bozulmasına neden oluyor. Alkolizm önce kişinin aile ilişkilerinin, ardından da iş hayatının bozulmasına yol açar. Alkolizmin bir hastalık olduğunu kabul etmek oldukça önemlidir. Alkolik olan kişiyi hastalığı yüzünden kınamak, o kişide kimse tarafından anlaşılmadığı duygusunu besler. Ancak tedavisi mümkündür. Tedavisi, alkolden arındırma denen 5-7 günlük bir yatışı takiben ilaç, aile eğitimi ve desteği, psikiyatrik tedavi ve psikolojik desteği kapsar…
    Kime alkolik denir?
    Sürekli alkol içmek ister.
    Kontrolünü kaybeder.
    Kendisine, yakınlarına ve işine verdiği zararlara rağmen içmeyi sürdürür.
    Alkole fiziksel bağımlılık hisseder.
    İçki bardağını kafaya diker, duble içki ısmarlar, zehirlenecek kadar alkol alır.
    Alkolü genellikle ağrılarını geçirmek, gevşemek ve uyumak için bir ilaç gibi kullanırlar.

    http://www.bizimsaglik.com/c/ho.asp?id=4791

    Abi yazismalari okuysan eger oradada herseyin asirisinin zararli oldugu fikri sabit kilinmistir zaten.Tabiri cahizse bildigimiz essegi tarife gerek yok.Sonucta herseyin asirisi zarar.Simdi sana deseki doktor kalpte sorun var iki kadeh sarap içmelisin aksamlari ne etcen ? Yada saglikli oldugunu bile bile inkarmi edecen. Hangi doktor diyorki olkolun hepsi ve tamami zararlidir diye? Onu diyen ya siyasi ablem pesindedir yada diplomasi sahtedir.Senin anlayacagin abi turkiyedeki haram denilenlerin asirisi zarar kismi olani degil vesselam.

    (En uygunu alkol miktarını sınırlayabilmektir. )

    Iste buradada oldugu gibi sinirini bilmektir has olan ve yazinin tamamini koyayim ve link vereyim al sana turkiyedeki bir doktor.

    80 mg alkol zehirlenmek için yeterli
    Aile Hekimliği Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hülya Akan, "kutlamalardan sonra alkol zehirlenmesini çok sık görüyoruz" diyor


    İSTANBUL- Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hülya Akan, yılbaşı kutlamalarında fazla alkol tüketimine bağlı sağlık sorunu yaşayan kişileri uyardı: Akan sorunları ve alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı:
    ALKOLE BAĞLI ZEHİRLENME DÜZEYİ 80-100 MG/DH
    Alkol genel olarak beyin işlevlerini baskılayan bir maddedir. Kanda belli bir düzeyi aştığında çift görme, yürümede dengesizlik, davranış sorunları gibi bir takım bulgular ortaya çıkar. Yasal olarak zehirlenme düzeyi 80–100 mg/dl alkol kan düzeyidir. Kandaki miktarı bunun yaklaşık iki katına çıktığında ise bilincin kapanması yani derin uyku olarak tanımlayabileceğimiz koma durumuna kadar gider, düzeyler daha da yükseldiğinde bu durum ölüme kadar gidebilir. Alkol koması direkt olarak alınan alkol miktarı ile ilgilidir. Kişinin düzenli alkol kullanım öyküsü varsa tolerans gelişimi nedeni ile bulgular daha geç ortaya çıkabilirken, alkole alışık olmayan kişilerde özellikle hızlı alkol tüketimi ile daha düşük dozlarda bulgular ortaya çıkabilir.

    KUTLAMA SONRASI FELCİ
    Kutlama sonrası felci kol sinirlerinden birisi olan radiyal sinirin sıkışması sonucu bilek ve parmakların kaldırılamaması ve elin düşmesidir. Genellikle alkol ya da madde kullanımı sonrası kolu gövdesinin altında kalacak şekilde uykuya dalan kişilerde görülür. Kişi alkolün etkisi ile normal uyku döngüsü sırasında pozisyona bağlı olarak ortaya çıkan elde uyuşma gibi yakınmalara verdiği pozisyonu değiştirme gibi yanıtlar veremez. Genellikle birkaç saat içinde kendi kendine geçer ama daha uzun sürmesi de mümkündür. Uzun sürdüğü durumlarda hastaneye başvurmak uygun olacaktır. Doktorunuzun değerlendirmesine göre ilaç tedavisi uygulanabilir, nadiren cerrahi müdahale gerekebilir.

    FAZLA ALKOL UYKUSUZLUK NEDENİ
    Alkol sağlıklı uyku döngüsü üzerinde son derece olumsuz etkileri olan bir maddedir. Bir iki kadeh içki uykuya dalmayı kolaylaştırabilir ama derin uykuda ve uykunun evrelerinde sorunlara yol açar. Rüya uykusu evresini kısaltır, rahatsız edici rüyalara neden olabilir ve farenks kaslarını gevşettiği için horlama ve uyku-apnesine yol açabilir. Fazla alındığında olumsuz etkileri artar. En uygunu alkol miktarını sınırlayabilmektir. Ama alkol aşırı alındıysa kandaki miktarı düşene kadar etkileri devam edecektir. Bol sıvı almak kandaki alkol oranını düşürür. Uykuya dalmadan önce ayılmaya çalışmak, bol sıvı almak, rahatlatıcı bitki çayları, ılık duş daha rahat bir uykuya yardımcı olabilir.
    YILBAŞINDAN SONRAKİ GÜN BOL SIVI TÜKETİN

    İlaç almanın bu gibi durumlarda pek faydası olmaz. Eğer kişi alkol almayı planlıyorsa mümkün olduğunca ertesi gün dinlenebileceği akşamları tercih etmelidir. İstirahat, bol sıvı almak, alkol kan şekerini düşüreceğinden kalorisi yüksek dengeli besinler tüketmek, rahatlatıcı bitki çayları baş ağrısı ve halsizlik yakınmalarını giderebilir. Şiddetli baş ağrısı için mide yakınması yoksa ağrı kesici alınabilir.

    FAZLA UYKUSUZ KALMAMAYA ÇALIŞIN
    Uykusuz ve yorucu bir gece en çok sinir sistemini etkiler. Ertesi gün konsantrasyonda azalma, dikkatsizlik, sinirlilik, fazla hareketlilik, hatırlamada güçlük gibi etkiler yaşanabilir. Eğer beraberinde yüksek miktarda alkol tüketimi varsa yine sinir sistemi üzerindeki etkilerinden dolayı bu saydıklarımıza ek olarak dengesizlik ve motor koordinasyon bozuklukları, yemek borusu ve midede tahriş, karaciğerde şeker yerine kullanılacağından karaciğerde geri dönüşümlü değişiklikler, şeker düşüklüğü, tansiyonda düşme ve çarpıntı gibi etkiler olur. En iyisi kendimizi harap edecek kadar yorgun ve uykusuz kalmamaktır. Ama bazen buna engel olamayız. Böyle bir gece geçirmeyi planlıyorsak en iyisi ertesi gün dinlenebileceğimiz geceleri tercih etmektir. Ertesi gün istirahat, vücudumuzu ve beynimizi dinlendirecek uğraşlarla meşgul olmak, vücudu yormayacak hafif, dengeli beslenme, bol sıvı tüketimi bu olumsuzlukları ortadan kaldıracaktır.

    Comment


    • #17
      Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

      BAHCESEL BAHCE PEYZAJ TARIM ORMAN CEVRE - Her Şey İlk Kadehle Başlar

      Comment


      • #18
        Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

        hocam bir de şunu dene:
        Başlat çubuğunun boş bir yerine sağ tek tıkla, küçük bir menü açılır, oradaki seçeneklerden uygun
        olanı seçip normal tıkla, sanırım hallolacak.

        Comment


        • #19
          Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

          hocam, sanırım yanlış yere yazdım,
          buraya tekraırlıyorum:
          çubuğun geri gelmesi için bir de şunu dene:
          başlat çubuğunun üzerine tek sağ tıkla, küçük bir menü açılacak, oradan uygun seçeneği normal tıkla, sanırım hallolacaktır.

          Comment


          • #20
            Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

            Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İslerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve zalim krala:
            -”Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiç bir zaman içemeyeceksiniz ki!” deyivermiş.
            Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dahil herkesin hemen toplanmasını emretmiş. Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan bir bardak getirilmesini emretmiş.
            Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış. Şarap bardağını eline alarak:
            -”Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiç bir zaman
            içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin?” diye sormuş.
            Köle şöyle cevap vermiş:
            -”Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem!”
            Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş. Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırlamış. Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş. Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş.
            Kral bostanda, bardak masada kalmış.. Şu söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor:
            “Nasip ise gelir Hint’ten Yemen’den, Nasip değil ise ne gelir elden?”

            kalın sağlıcakla...

            Comment


            • #21
              Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

              Sn seyyah;laf lafı açar derler.İnsan oğlunun bir salise sonra başına ne geleceği belli olmaz,bu nedenle her dakikası dikkatli olması gerekir. Geçen ay arkadaşlarımla beraber aracımızla Mersin'e gidiyorduk.namaz vakti geldi ve arkadaşlara şu tesisde durunuz borcumuzu eda edelim dedim.Onlardan biride aynen şöyle dedi," Bırak be üstat,vardığımız yerde kaza edersin" dedi.Aynen cevap verdim."pekela biz namazı kaza etmeden,biz kazaya gidersek no olcak?".dedim.benim bu cevabıma kimse bir laf söyleyemedi ve durdular.Neticede namazımızı eda edip,yolumuza devam etdik.Namaz süremizde 10 dakika sürmedi;Bu arada arkadaşlarda su içtiler vede biraz dolaşmak kendilerine iyi geldi.Sağlıcakla kalınız.

              Comment


              • #22
                Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

                Hakkettenya kaza durumunda insan nereye gidiyor olunce? Sonucta kazayi yapan baskasi.Peh birde namazini eda etmediyse vay haline be yaw.

                Comment


                • #23
                  Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

                  İnsan başıboş bırakılmamıştır. Bütün kitapların haber verdiği gibi her biri ismiyle, cismiyle ve sûretiyle tekrar diriltilip hesap vermek ve ebedî hayatlarına başlamak üzere büyük bir mahkemeye sevk edileceklerdir. Gen teknolojisi geliştikçe haşir daha kolay anlaşılıyor.
                  Buhari ve Müslim gibi hadis kitaplarında bahsedildiği üzere, insanlar öldükten sonra haşredilirken, tohumlar ve çekirdekler hükmünde olan ve acbü’z-zenab tabir edilen aslî zerrelerden tekrar yaratılacaktır.

                  Ecza-yı esâsiye ve zerrât-ı asliyeyi içinde toplayan bu küçücük parça, insan için, bir temel olacak ve bunun üzerine insan bedeni bina edilecektir. Demek ki bu mevzu üzerine vârid olan hadis-i şerifler, bugün ancak derin araştırmalarla tespit edilebilen bir gerçeği asırlar öncesinden ifade etmişlerdir.

                  Bediüzzaman Hazretleri Âsâr-ı Bediiyye’de ruhun, bir zerreye bile tutunabileceğini ifade eder. Mesnevi-î Nuriye’de ise şöyle der: “İnsanın, çehre (yüz) sayfasında, alnında, cildinde, ellerinin içlerinde Kader kalemiyle, pek çok çizgiler, hatlar, nakışlar, nişanlar yazılmıştır. Malumdur ki, insanın şu sayfalarında yazılan o kelimeler, harfler, noktalar ve hareketler, insanın ruhunda bulunan mânâlara, maneviyatlara, delalet ettikleri gibi, fıtratında kader tarafından yazılan mektuplara da işaretleri vardır.” Ayrıca Bediüzzaman Hazretleri, peygamberlerin mucizelerinin, gelişerek ilmî buluşlara bir işaret ve bir ilham kaynağı olacağını da söyler: “Hem mesela Hz. İsa aleyhisselamın bir mucizesine dair ‘Allah’ın izniyle anadan doğma körleri ve alaca hastalığına tutulanları iyileştirir ve ölüleri diriltirim.’ (Al-i İmran Suresi, 49) âyetinde, Kur’an, Hz. İsa aleyhisselamın nasıl ahlâk-ı ulviyesine ittibaa insanları sarihan teşvik eder. Öyle de şu elindeki sanat-ı âliyeyi ve tıbb-ı Rabbaniye, remzen terğib ediyor. İşte şu âyet işaret ediyor ki: ‘En müzmin dertlere dahi derman bulunur. Öyle ise ey insan ve musibet-zede benî Âdem! Ümitsizliğe kapılmayınız. Her derdin, ne olursa olsun, dermanı mümkündür; arayınız bulunuz. Hatta ölüme de muvakkat bir hayat rengi vermek mümkündür.”

                  Bugün adlî tıp sadece parmak izleri üzerinde durmuyor, bir damla kan, bir saç teli ve bir kepek parçası bile birçok olayı aydınlatabiliyor. Yani Cenab-ı Hak insanın özelliklerini en küçük parçalarında bir şifre olarak yerleştirmiştir. Bugün genetik kopyalamadaki insanların hareket noktaları ve ipuçları işte bu şifrelerdir. Kur’an-ı Kerim’de, “İnsan zanneder mi ki, ölümünden sonra Biz kemiklerini toplayıp onu diriltmeyeceğiz? Evet toplarız, hem de parmak uçlarına varıncaya kadar eski halinde düzenleriz.” (Kıyamet Sûresi, 75/ 3-4 ) ve “İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır? Onun aslı, atılan bir su damlası değil miydi? Sonra ana rahmine tutunan yapışkan bir hücre oldu da, Rabbi onu yaratıp düzenledi. Ondan (erkek menisinden) erkek ve dişi olarak her iki cinsi yarattı. Bütün bunları yapan, ölüleri diriltmeye kâdir olmaz olur mu?” (Kıyame Sûresi, 75/ 36-40) buyuruluyor.

                  Bediüzzaman Hazretleri de Kehf Sûresi’nin 49; Kaf Sûresi’nin 17-18 ve İnfitar Sûreleri’nin 10-12. âyetlerine dayanarak diyor ki: “Hem anlarsın ki; insan, ipi boğazına sarılıp, istediği yerde otlamak için başıboş bırakılmamıştır. Belki, bütün amellerinin sûretleri alınıp yazılır ve bütün fiillerinin neticeleri, muhâsebe için zaptedilir.” (10. Söz)

                  Evet bütün aklî ve naklî delil ve gerçekler gösteriyor ki, insanlar uyandırılmamak üzere kabirlerinde bırakılmayacaklar ve her biri ismiyle, cismiyle ve sûretiyle tekrar diriltilip hesap vermek ve ebedî hayatlarına başlamak üzere büyük bir mahkemeye sevk edileceklerdir.
                  AMENNA...

                  Comment


                  • #24
                    Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

                    Ağzına ve eline sağlık Seyyah kardeşim.Bir laboratuvarda çalışan kimyacı bir arkadaşım var.Kül fırınını pek çoğunuz bilirsiniz.yanan külleri yani adeta toz duman olan maddeleri ayrıştırıyor.Deneme olsun diye kendisine 3-5 tane buğday tanesi verdik ve yaklaşık bir kürek yanmış külün içinden o buğday külünün ayırt edebileceğini belirtdi.Şimdi;ben kimyacı değilim.Ancak Ademoğlu yanmış küllerin içinden buğday tanesini ayırabiliyorsa,Onu bir damla kan pıhtısından yaratan yüce RAB'bimiz,neden diriltmesin?.!!.tabi bunların örneklerini çoğaltmak mümkün vede akıl ve ilim sahipleri bunlara muktedirdir.Ahaa.50 yaşındayım,çocukluğum dün gibi gözümün önünde geldi,geçti.Mezarlıkta yatanlarda bizim gibi zamanında koşuyor,birbirleriyle sohbet ediyor vede dünya hayatıyla meşguldüler.Ama;bir gün göçüp gitdiler,yarına çıkacağımızı kim garanti ediyor,etse bile bunun güvenirliği nedir? Bu nedenle aklımızı başımıza alalım.Sağlıklı ve imanlı bir ömür dileğimle..

                    Comment


                    • #25
                      Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

                      Ebû Dâvûd Sünen'inde Ebü'd-Derdâ hadîsi olarak şöyle rivayet eder: “Ebû'd-Derdâ, Resulüllah s.a.v.'in şöyle buyurduğunu söyler: ''Şüphesiz Allah, derdi de dermanını da indir­miş, her derdin dermanını yaratmıştır. O halde tedavi olunuz fakat haram şeylerle tedavi olmayınız."



                      Buhârî Sahîh'inde İbn-i Mes'ud'dan şöyle nakleder: “Allah şifanızı size haram kılınan şeylerde yaratmamıştır.”



                      Sünein'de Ebû Hureyre'nin şöyle dediği rivayet edilir: “Resulüllah s.a.v., pis sayılan ilaçlarla tedaviyi yasaklamıştır.



                      “Târik, Peygamber efendimize şarapla ilgili soru sordu, Peygam­ber efendimiz onu şaraptan nehiy etti. Yahut da onun şarap yapmasını hoş karşılamadı.

                      Târik: “Ben şarabı ancak ilaç olarak yapıyorum” dedi.

                      Peygamber efendimiz s.a.v. bu cevaba karşılık: “Şarap deva değildir, aksine derttir” buyurdu.



                      Sünen'de hadisin şu şekliyle rivayeti vardır: “Peygamber Efendimize, ilaca karıştırılan şaraba ilişkin soru so­ruldu. Peygamber Efendimiz s.a.v. cevap olarak: -"Şarap derttir, deva de­ğildik buyurdu”.



                      Hadisi Ebû Dâvûd ve Tirmizî rivayet etmişlerdir. Müslim'in Sahîh'inde Târik İbn-i Süveyde'l-Hadramî'den şöyle dediği rivayet edilir:



                      Dedim ki: “Ey Allah'ın elçisi, bizim toprağımızda üzümler var, biz onları sıkıyoruz, ondan içelim mi?



                      Peygamber efendimiz: "Hayır" buyurdular.

                      Tekrar Peygambere danıştım ve dedim ki: “Biz hastayı tedavide kullanıyoruz”

                      O da bana dedi ki: "Bu kullandığınız şifa değil, aksine derttir"



                      Neseî'nin Sünen'inde rivayet edildiğine göre: “Bir doktor Peygamber'in yanında kurbağayla tedaviden söz et­ti, bunun üzerine Peygamber s.a.v., doktoru kurbağa öldürmekten menetti”



                      Hadis, şarapla tedavinin haram olduğuna delildir. Peygamber onun bir deva değil, dert olduğu­nu en açık şekilde bildirmiştir.



                      Şarap içenlerin durumu şarabın gerçekten birçok hastalıklara sebep olduğunu her zaman gözler önüne sermektedir (bkz. Müslim; Sahih: c.6, s. 206; içecek­ler kitabı. Hadis no: 12)



                      Fıkıhçılar arasında pis ve haram maddeyle tedavinin bazı şartlarda caiz olabileceği hususunda geniş tartışmalar olmuştur.



                      Peygamber efendimizin şöyle buyurduğu zikredilir: “Kim şarapla tedavi olursa, Allah ona şifa vermez.” (Ebu Davut, Tirmizi).



                      Haram şeylerle tedavi hem akıl, hem de din yönünden çirkin görülmüştür. Dinî yönden çirkinliği, zikrettiğimiz hadislerden ve diğer­lerinden anlaşılır.



                      Akli yönden çirkinliğine gelince; Allah c.c., yasakladığı şeyleri pis­liklerinden ötürü yasaklamıştır, İsrail oğullarına ceza olsun diye temiz şeyleri: “Kendilerine yasaklanan faizi almaları ve haksız yere insanların mallarını yemeleri yüzünden önceden helal kılınmış temiz şeyleri on­lara haram kıldık” ayetiyle haram kıldığı gibi, bu ümmete temiz şey­leri haram kılmamış, ancak haram kıldığı şeyleri pisliklerinden dolayı haram kılmıştır.



                      Allah-u Teâlâ'nın pis şeyleri haram kılması bu üm­mete acıdığı ve pis şeylere bulaşmaktan bu ümmeti koruduğu içindir. Haram şeylerle hastalıklardan kurtulmayı istemek uygun değildir. Ha­ram bir madde hastalığı gidermekte etkili olsa bile, kendisinde bulu­nan pisliğin gücüyle kalpte açtığı daha büyük bir hastalıkla sonuçla­nır. Böyle olunca onunla tedavi olan kimse vücut hastalığını kalp hastalığıyla gidermek için çaba harcamış olur. Ayrıca bir şeyin haram kılınması, ondan kaçınmayı ve her yolla ondan uzak olmayı gerekti­rir, onu ilaç olarak kullanmakta ise harama teşvik etmenin ve ona bulaşmanın payı vardır. Bu ise yüce Allah c.c.'in gayesine ters düşer. Yi­ne Peygamber Efendimizin de buyurduğu gibi, haram madde derttir, derdin deva kabul edilmesi caiz değildir.



                      Aynı şekilde haram madde, bünyeye ve ruha pis olma niteliği kazandırır, çünkü bünye açık bir şekilde ilacın durumundan etkilenir, ilacın yapısı pis ise bünye ondan pislik kazanır, ilacın kendisi pis ise durum ne olur? İşte bu nedenle Allah, kullarına pis olan yiyecekleri, içecekler ve giyecekleri haram kılmıştır. Çünkü nefis bunlar aracılığıyla yapısı ve niteliği yönünden pisleşiyor. Bunun gibi, nefislerin ha­rama eğilim gösterdikleri sırada haramla tedavinin serbest bırakılma­sında, özellikle nefisler haramın kendilerine faydalı, hastalıklarını gi­derici ve hastalığın şifasını celbedici olduğunu bildikleri zaman, şeh­vet ve lezzetle harama yönelmeye yol açma vardır. Şehvet ve lezzet ise nefsin en çok sevdiği şeylerdir. Hâlbuki Cenab-ı Hak c.c., kötülüğe yol açan iş ve davranışları mümkün olan her şeyle engellemiştir. Kötülü­ğe giden yollan kapamakla açık bırakmak arasında şüphesiz bir çe­lişki ve çatışma vardır. Aynı zamanda haram maddeyle tedavide, fay­dalı olduğu sanılan, hastalığı artırıcı bir özellik de vardır.



                      Sözün, Al­lah'ın bizim için kendisinde asla şifa yaratmadığı "kötülüklerin ana­sı" hakkında olduğu kabul edilirse, bu madde (şarap), doktorlara, fakihlerin çoğuna ve kelam bilginlerine göre, aklın merkezi sayılan di­mağa şiddetle zararlıdır.



                      Hipokrat, azgın hastalıklar hakkında konu­şurken şöyle demiştir: “Şarabın başa verdiği zarar şiddetlidir, zarar hız­la başa doğru ilerler, bu sırada bedeni işgal eden salgılar da yükselir, şarabın zihne verdiği zarar bu yüzdendir.”



                      Kâmir adlı eserin yazarı da şöyle der: “Şarabın özelliği, zekâ ve sinire zarar vermesidir.”



                      Tedavide kullanılan haram maddelerden, şarabın dışındakilere gelince, bunlar iki türlüdür: Birincisi, nefsin üstün geldiği maddedir ki, bünye hastalığı atmak için onun desteğini beklemez. Zehirler, enge­rek etleri ve diğer tiksinti duyulan şeyler bu türdendir. Bu maddeler bünyede bitkinlik yaratarak bünyeyi ağırlaştırırlar, bu takdirde der­man değil de dert olurlar. İkinci tür maddeler de nefsin yenemediği maddelerdir. Taşıyıcıların örnek olarak kullandıkları şarap gibi, bunun zararı faydasından daha çoktur. Böyle olunca akıl, bu şarabın haram kılınmasını gerektirir. (Tiksinti ve zarar birleşince) akıl da fıtrat da ha­ram maddeyle tedavinin yasaklanması konusunda din ile uyum halindedir.

                      Haram maddelerden şifa beklenmemesinde ince bir sır vardır. Hastanın ilaçtan fayda görmesinin şartı, ilacın iyi olduğunu kabul et­mesi ve faydasına inanmasıdır. Allah c.c. haram maddede şifa bereketini yaratmamıştır.



                      Faydalı bir şey aynı zamanda bereketlidir. Eşyanın en faydalısı, en bereketli olanıdır. İnsanlardan mübarek olanlar da bulun­dukları yerde helal yollardan kendilerinden yararlanılan kişilerdir. Bi­lindiği gibi Müslüman’ın inancı, bu maddenin bereketine ve faydasına inanmakla, iyiliğine inanmak ve bünyesinin o maddeyi kabulle karşı­laması arasında dolaşan tereddütler haram olduğu yönündedir. Hatta Müslüman’ın inancı ne kadar büyük olursa, haramdan o derece iğre­nir, kötülüğüne o derece inanır, yapısı İtibarıyla haram, en çok tiksin­diği şey hâline gelir. Bu durumda hasta haram maddeyi aldığı zaman hasta için derman yerine dert olur. Ancak hastanın, maddenin pisliği­ne olan inancı, kötü zannı ve tiksintisi, sevgiyle yer değiştirirse o za­man faydalı olabilir. Haramı sevmek de inanca aykırıdır. Mü'min, tedavi maksadının dışında asla harama yönelmez. Allah her şeyi en iyi bilendir.



                      İbn-i Kayyim El Cevziyye’nin Tıbbu’n Nebevi (s 190-195) adlı eserinden alınmıştır.



                      Günümüzde alkol, domuz yağı, domuz deri veya kemiği veya helal kesim olup olmadığı tartışmalı sığırlardan elde edilen jelâtin gibi hayvansal maddeler birçok ilaç veya aşılarda kullanılmaktadır. Bu nedenle hastaların doktorlarından bu tür ilaçları yazmamalarını talep etmelidirler.

                      Kaynak

                      Comment


                      • #26
                        Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

                        Bu iste bir terslik var nerede? Simdi var eden yasakliyor ise ve bunada izin vermiyor ise bu nasil bir mantiktirki bir çok zararlilar serbesttirde yararlilar haramdir?

                        Comment


                        • #27
                          Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

                          Akrebi oldurun der kertenkeleyi oldurun der ama kalp sagligina iyi gelen sarabi yasaklar.Bence bu isin tercumesinde bir sorun var.Yaradan bilimden dahami az biligilidirde yararlilari yasaklamistir.Islam iyice oyuncak oldu insan elinde vesselam.

                          Comment


                          • #28
                            Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

                            Nedir bunlar? Sıralar mısınız?

                            Comment


                            • #29
                              Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

                              Bilimi doğru anlamak lazım, aynı zamanda bilimin sahibi yüce Allah'ı da doğru anlamak lazım. Şarabın kalp ve damar sağlığına iyi gelmesi; içerdiği etken maddelerden dolayı olmasın? Bu etken maddeler; üzümün saf halinde, şaraptakinden daha fazladır üzümün saf hali şaraptan daha faydalıdır ve aksine şarabın bir de zararı vardır. Serhoşluk verir.

                              Olayları iyi bilmek lazım gelir vesselam..

                              delimisin ne isin var Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                              Akrebi oldurun der kertenkeleyi oldurun der ama kalp sagligina iyi gelen sarabi yasaklar.Bence bu isin tercumesinde bir sorun var.Yaradan bilimden dahami az biligilidirde yararlilari yasaklamistir.Islam iyice oyuncak oldu insan elinde vesselam.

                              Comment


                              • #30
                                Cevap: NEDEN ALKOL ALMIYORUM

                                Dogru algilamak sarttir kesinlikle.Bilimi algilamak için once dini anlamak gerekmektedir.Sagliga zararli olan her sey yasaklanmistir.Buna fazla yeme içme gezme dolasma gibi yasamin her alanini katmak gerekir.Dinende insan sagligina uygun olan islemlerin bir kismi zorunlu(farz)bir kismida istege gore yapilmasi istenmistir(sunnet).Burada bilimi algilamak en zor bakis açisidir.Bunun baslica nedeni yine alkole gelmektedir ve tum çevreler su soruyu sormakradir.Nasil olurda azi yarar cogu zarar olan her turlu yapi siniri gecmemek kaidesi ile serbest birakilmistirda alkol yasaklanmistir?Sarap yasakmidir yoksa sarap derken alkolun tamamimi yasaktir.?Alkolu tamamen yasaklayan yazit yada delil nerededir? Kim tercume etmistir ve hangi çaga veya kulture gore tercume etmistir? Safilerde kan abdesti bozmaz saniyorsam hanefilerde bozar.Kim ve nasil açiklaya bilir bu çeliskiyi ve hangi mantiga dayanarak.Bence ortadaki sorun o donemin tum sartlarini bilmeyen kesimler ancak yakinen tercumeler yada dusunceler içerisinde olabilirler.Soyle bir sozcuk soylesek acaba tercumesini nasil ederiz? (Abim iraktan bana organik domates tohumu getirdi) Yada (Dun gece ruyamda kendimi deryalarda gordum) bunlarin tam turkçeye goren kisinin tam anlatimi olmadan mevcut degildir.Birde geçmis bir zaman biriminde ise o donemin kulturel fiziksel maddi ve manavi gibi tum kosullarininda bilinmesi sarttir.Dil genislemeye tabii olan bir dialog aracidir.Her yil içerisine yeni kelimeler alir ve bir çok anlami içinde barindirir.

                                Comment

                                Working...
                                X