fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 29 Mart 2010

    Bugün 29 Mart 2010 13 R.Ahir 1431 Mart: 16 Kasım 142 Antep Müdafaası ve Şahin Bey'in Şehit Edilmesi (1920)-Çaylakların gelme zamanı-Ağaçların yeşermesi-Haşeratın canlanması

    HADİS-İ ŞERİF

    Çocuklarınıza değer verin ve onları güzelce terbiye edin. (İbn-i Mace).



    NASÎHAT: MÜSLÜMAN ARI GİBİDİR
    Ebû Sebre (r.a.) buyurdu; Abdullah bin Amr (r.a.) bana Resûlullâhdan bir hadîs-i şerîf rivayet etti. Ben de onu anladım ve yazdım:
    "Bismillâhirrahmânirrahîm, bu Abdullah bin Amr (r.a.) Resûlullâh'dan haber verdiğidir. O, Resûlullah Efendi-miz'in şöyle (s.a.v.) buyurduğunu haber verdi:
    "Muhakkak Allâhü Teâlâ fuhşiyyâtı (çirkin şeyleri) ko­nuşanı, fuhşiyyâtı işleyeni, kötü komşuluk edeni ve sılâ-i rahmi (yakın akraba ile münâsebetini) keseni sevmez.
    Muhakkak mü'minin misâli arı gibidir ki güzel ve hoş olanı yer, ondan ancak güzel ve hoş olan çıkar ve bir şeye düşse onu ifsâd etmez, onu mahvetmez.
    Yine mü'min bir parça kızıl altın gibidir ki ateşe konu­lup körüklense değişmez, tartılsa noksan gelmez. İşte bu mü'mindir."
    Tâbiîn'in büyüklerinden Mücâhid (r.a.) buyurdu; Mek­ke'den Medîne'ye giderken Hz. Ömer'in yanında bulun­dum; Ondan sadece Resûlullâh'ın şu hadîs-i şerîfini işittim; Resûlullah (s.a.v.) buyurdu:
    "Mü'min arı gibidir ki onunla dost olsan faydası olur; müşavere etsen (danışsan) faydası olur; yanında otur-şan faydası olur. Onun her hâlinde nice faydalar vardır. İşte arı da böyledir. O her cihetten faydalıdır."
    İbnü'l-Esîr merhum diyor ki: Arıdan ibret almalıdır. Zîrâ arı ile müslüman arasında şöyle benzerlik vardır:
    "Arı arıyı tanır, zekîdir, eziyeti az; menfaati çoktur, ka­naatkardır, gündüzleri dâima çalışır, pislikten uzaktı;, ye­diği temizdir. Zira başkasının kazandığını yemez. Amiri­ne itaat eder. Arıyı işinden geri bırakan bâzı âfetler var­dır; karanlık, sis, rüzgar, duman, su ve ateş. Müslüman için de kendisini ameli işlemekten geri koyan bazı âfetler vardır; gaflet zulmeti, şek (şüphe) sisi, fitne rüzgarı, ha­ram dumanı, bolluğa aldanmak suyu ve hevâ ateşi

    FIKRA

    Temel'le Dursun ormanda yürüyorlar. Bir ara Temel Dursun'a sesleniyor:
    - Dursun ormanın güzelliğine bak.
    - Ağaçlardan göremiyorum ki.

    GÜNÜN SÖZÜ

    Büyük adamların hatası, güneş tutulmasına benzer, onları herkes görür. Cu Kong

    YEMEK MENÜSÜ
    · Vitamin çorba
    · İzmir köfte
    · Tel şeh pilav
    · Meyve

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: UMURAL: (Tür.) Er. - Görgü, bilgi, deneyim kazan.
    Kız: TATAR: (Tür.) 1. Bir Türk kavmi. 2. Posta sürücüsü. 3. Gül zambak gibi çiçeklerin açılmamış goncaları. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    MANİ

    Merdiven indirdiler,
    Atlara bindirdiler,
    Kızım seni kahır eline gönderdiler,
    Ağlar silinir silinir ağlar.



    BİLMECE
    Hangi meslektekiler bir gün bile çalışmazlar?
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: Baykuştur

    Comment


    • 30 Mart 2010

      Bugün 30 Mart 2010 14 R.Ahir 1431 Mart: 17 Kasım 143 Fatih Sultan Mehmed'in Doğumu (1429)

      HADİS-İ ŞERİF

      Kişi, hanımının ve çocuklarının rızkını karşılamak için çalışmaya çıkarsa, Allah yolundadır. Yaşlı anne ve babasının bakımını sağlamak için yola çıkarsa, Allah yolundadır. Nefsini harama karşı korumak niyetiyle çalışmaya çıkarsa, Allah yolundadır. Eğer insanlara gösteriş ve başkalarına öğünmek için yola çıkarsa, Allah yolunda değil, şeytanın yönlendirdiği yoldadır. ( Taberani )



      EZAN ŞEFAATE VESİLEDİR
      Ezan okunurken müezzinin söyledikleri tekrarlanır. Hz. Muâviye (r a.) minberde iken müezzinin okuduğu ezanı Eshedü enne Muhammeden Resûlullâh'a kadar tekrar­ladı Müezzin "hayye alessalâh" deyince "Lâ havle vela kuvvete illâ billâhilaliyyilazîm" dedi. "hayyealelfelah da da böyle dedi. Sonra ezanın kalanını da tekrarladı ve "Muhakkak biz Resûlullâhdan böyle işittik" buyurdu.
      Ezan okunurken "Eşhedü enne Muhammeden Resû­lullâh" lafzını işittiği zaman, birincisinde 'sallallahu aley-ke yâ Resûlallâh', ikincisinde de 'Karrat aynı bıke ya Resûlallâh' demek müstehaptır. Sonra başparmağının tırnağını öpüp gözleri üzerine koyarak 'Allâhumme met-ti'nî bissem'i ve'l-basari' derse Peygamber Efendimiz cennette onun önderi olur."

      EZAN DUASI:
      Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Her kim ezanı işittiği zaman 'Allâhumme Rabbe hâzihı'd-da ve-ti't tâmmeti ve's-salâti'l-kâimeti âti Muhammedenı I-vesîlete vel-fazîlete veb'ashü mekâmen mahmudenıl-lezî veattehû, inneke lâ tuhlifü'l-mîâd.' derse kıyamet günü o kimseye şefaatim vâcib olur.", buyurmuştur.

      FATİH'İN DİLENCİ KARDEŞİ
      Fatih Sultan Mehmet Han karşısına çıkan dilenciye bir altın vermiş, fakat dilenci:
      - Padişahım, ben senin kardeşinim, nasıl olur da sen bana tek bir altın verirsin? Deyince Fatih, dilenciyi
      yanına çağırıp sormuş:
      - Sen benim kardeşim olduğunu nasıl iddia edebilir­sin? Dilenci de hemen:
      - Padişahım, ikimiz de Âdem babamızın oğulları de­ğil miyiz? Bu cevaptan çok hoşlanan Sultan da şöyle mukabele etmiş:
      - Eğer öteki kardeşlerimiz de duyacak olurlarsa, se­nin hissene bir altın bile düşmez!

      FIKRA

      Temel tutmuş yahudiye tokat atmış. Yahudi;
      - Neden vurdun bana?
      - Siz İsa peygamberi çarmıha çermişsiniz.
      - İkibin yıl önce olmuş bir şey bu.
      - Valla pen yeni tuydum.

      GÜNÜN SÖZÜ

      Bu dünyaya istediğimiz gibi gelmedik,Bu Dünya'dan istediğimiz gibi gidemeyiz Ömer Hayyam

      YEMEK MENÜSÜ
      · Havuçlu Şehriye Çorbası
      · Etli lahana sarması
      · Çoban Salata
      · Meyveli muhallebi

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: UMURALP: (Tür.) Er. - Görgülü, bilgili, yiğit.
      Kız: TEMRE: (Ar.) Ka. - Hurma.

      MANİ

      Su içtim kana kana,
      Sular akar yana yana,
      Yüzün bir gün görmedim,
      Bilmem gidem ne yana.



      BİLMECE
      Bir duvar bir duvara ne demiş?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: Gece bekçileri

      Comment


      • 31 Mart 2010

        Bugün 31 Mart 2010 15 R.Ahir 1431 Mart: 18 Kasım 144 Eyfel Kulesinin yapılışı (1889)-Varto ve Gevaş'ın kurtuluşu (1918)

        HADİS-İ ŞERİF

        Şu 4 şeyden sakınan Cennete girer: Cana kıymaktan (cinayetten); Haram kazanç elde edip yemekten; Zina işlemekten, haram olan cinsel ilişkilere girmekten; Alkol alışkanlığından... (Bezzar).



        ASHÂB-I KİRÂM'IN RESÛLULLÂH'A BAĞLILIKLARI
        "Hele o, kendilerine yara isabet ettikten sonra Allah'ın ve peygamberin emrine icabet edenler: mü­minler içinden bilhassa böyle ihsan ve ittika edenler (Allâh'dan korkanlar) için pek büyük bir ecir vardır." (Âli İmrân Sûresi, âyet 172)
        Bu âyet-i kerîme Uhud'un akabinde 'Hamrâü'l-Esed' gazvesi hakkında nazil olmuştur. Ebû Süfyan ve arka­daşları Uhud'dan çekilip Revha denilen yere vardıkla­rında, 'Çoğunu öldürdük, âzı kaldı idi, niye bıraktık gel­dik. Her halde dönmeli ve köklerini kesmeliyiz.' diyerek dönüp Müslümanlara tekrar hücum etmek istemişlerdi.
        Peygamber Efendimiz de bunu derhal haber almış ve onları yıldırmak, kendinin ve ashabının kuvvetini göster­mek için Ebû Süfyan'ı takip etmek üzere ashabını teş-vîk etmiş ve 'Bugün bizimle beraber ancak dünkü günü­müzde hazır bulunanlar çıksın' buyurmuştu. Yetmiş kişi Peygamber Efendimizle beraber hareket ettiler.
        Medine'ye sekiz mil mesafede bulunan Hamrâ-i Esed denilen yere kadar vardılar. Ashâb, yaralı idiler. Çok zahmet çekiyorlar, ama ecirlerini kaybetmemek için kat­lanıyorlardı. İçlerinde öyle yaralılar vardı ki nöbetleşe-rek birbirlerini sırtlarında taşıyorlardı. Biraz birisi yükle­niyor, biraz sonra, binen inip arkadaşını sırtına alıyordu.
        Yine içlerinde saat saat birbirlerine dayanarak giden­ler bulunuyordu. Bunlar hep yaraların ızdırabından idi. Fakat Cenâb-ı Allah müşriklerin kalblerine korku verdi de kaçıp gittiler.
        İşte bu âyet-i kerîme, bu hal içinde Resûlullâh'ın (s.a.v.) davetine icabet eden bu mü'minlerin fazîleti hakkındadır.

        BEYİT:
        Eline zer alıp varsan "Efendi,, gel, buyur!" derler,
        Eğer destin tehi varsan, Efencfi'yi uyur derler.
        (Andelibî)
        Lügatçe: Zer: altın, Destin tehi: elin boş

        FIKRA

        Bizim Karadenizli, İngiltere gezisi dönüşünde Heatrow Havaalanı'na gelmiş. Kolunda saat yok... Elinde iki ağır bavulla ve kolunda hayli fiyakalı bir saatle terminalin kapısından girmekte olan İngiliz delikanlıyı gözüne kestirmiş. İngilizce sormuş:
        - Hemşerim saat kaç?
        - Hangi ülkedeki saati soruyorsun?
        - Hangi ülkelerdeki saati gösteriyor seninki?
        - Bütün dünya ülkelerini...
        - Ciddi mi?
        - Tabii.. Aynı zamanda hesap makinası ve telefon olarak da kullanabilirsin. Faks çekebilirsin. Bütün ülkelerdeki televizyon programlarını izleyebilirsin... Bu saat bir teknoloji harikasıdır.
        - Müthiş... Peki yahu hemşerim şu saati bana satar mısın?
        - Neden olmasın, 900 dolar verirsen satarım...
        Karadenizli derhal cüzdanını çıkarmış. 900 doları saymış. İngiliz delikanlı da kolundaki saati çıkarmış, Karadenizli'ye vermiş. Bizimki sevinçle uzaklaşacakken delikanlı seslenmiş:
        - Bavulları almayacak mısın? Bunlar da senin...
        - Aaa... Onların içinde ne var?..
        - Saatin bataryası...

        GÜNÜN SÖZÜ

        Bu dünyada insanlar bir kere aldatılınca gerçekten bile şüphe duyarlar. Hitopadesa

        YEMEK MENÜSÜ
        · Şehriye Çorba
        · Tavuk Pirzola
        · İç Pilav
        · Salata

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: UMURBAY: (Tür.) Er. - Görgülü, bilgili, saygın kişi.
        Kız: TOHUM: (Tür.) - Kendisinden bitki üreyen tane. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

        MANİ

        Derelerin çakılı
        Kimden aldın akılı
        Orta yerde oynayan
        Ağabeyimin çakırı



        BİLMECE
        Türkiye’nin en efendi ilçesi hangisidir?
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: Köşede buluşalım

        Comment


        • 1 Nisan 2010

          Bugün 1 Nisan 2010 16 R.Ahir 1431 Mart: 19 Kasım 145 Kanserle Savaş Haftası (1-7 Nisan)-Varşova Paktı feshedildi (1991)-Erçiş ve Gürpınar’ın kurtuluşu (1918)

          HADİS-İ ŞERİF

          Cennete giren, hep nimet görür, sıkıntı çekmez. Ne elbisesi eskir; ne de gençliği elden gider. (Müslim).



          MEZHEBLERİN TARİHÇESİResûlullâh (s.a.v.) zamanında vahiy gelirdi. Ashâb-ı Kiram bizzat Resûlullah’dan âyet-i kerîme ve hadîs-i şe-rîfler dinleyip, ilim öğrenirlerdi. Dâima Resûlullâh’ın mü­barek meclis ve huzurunda ilim nuru ile nurlanır, kalbleri saf, itikadları doğru, amelleri hâlis ve şüpheleri çözülmüş olurdu. Resûlullâh’ın (s.a.v.) vefatından sonra Ashâb-ı Kiram (aleyhimürrıdvân) İslâmiyet’in yayılması işini mü­him görüp ona çalıştılar. Bu yüzden Kur’ân-ı Kerîm’den ve hadîs-i şerîflerden çok hükümler çıkarıp kitablara yaz­mağa elleri değmedi. Zîrâ onların çoğu müctehid oldukla­rından ihtiyaç olduğunda kendi içtihadı ile amel ederlerdi. Resûlullâh’ın (s.a.v.) mübarek meclisinde az bir zaman kalan bir Müslüman köylü, hikmet söylemeye başlardı.
          Ashâb-ı Kirâm’dan sonra, tabiîn ve onlardan sonrakiler zamanında Müslümanlar ve hâdiseler çoğaldı, cahillik yaygın hâle geldi. Nice bid’at ve dalâletler türedi. Bunun için o zamanın âlimlerinin çalışıp ictihâd etmeleri, halka fetva vermeleri, Kur’ân-ı Kerîm’den ve hadîs-i şerîflerden hükümler ve mezheb çıkarıp yazmaları ve insanlara öğ­retmeleri lâzım ve vâcib oldu. O büyük alimler de her mes’eleyi deliliyle, her suâli cevabı ve her müşkülü fetva­sı ile bildirdiler. Böylece mezhebler meydana geldi.
          Her birine bir topluluk uydu. Kimi İmâm Ebû Hanîfe’ye, kimi İmâm Şafiî’ye, kimi İmâm Mâlik’e, kimi İmâm Ah-med’e, kimi Süfyân-ı Sevrî’ye, kimi Dâvud-ı Zâhiri’ye ve diğerlerine uydular (rahimehumullah). Fakat zamanımız­da ehli sünnetin dört mezhebi vardır. Diğerlerine uyan. kalmamıştır. Bütün bu müctehidler, amelî bazı mes’ele-lerde ayrı iseler de, itikadda birdirler; hepsi Ehl-i sünnet ve cemâattir. Müctehidlerin ihtilafları Allâhü Teâlâ’nın izni ile olmuştur. Bu imamların hepsi hidâyet üzeredir. Bir kişi amelde ve muamelâtta onlardan hangisine uyarsa ame­lini, alış verişini, nikâhını ve diğer işlerini bu imamlardan birine uyarak yaparsa doğrudur. Kıyamette sevaba kavu­şup Cennet’e girer.


          FIKRA

          Bir gün tımarhane görevlilerinden biri bahçede gezerken iki deli görmüş. Bakmış ki delinin biri ağacın üstünde; biri ise ağacın altında. İkisi de bir şeyler yapıyormuş. Aşağıdakine sormuş: - "Yukarıdaki ne yapıyor?" - "Şu yukarıdaki mi? Sen buna bakma, salak işte. Ceviz ağacından armut toplamaya çalışıyor." - "Peki ya sen burada ne yapıyorsun?" - "Ben de düşen armutları topluyorum."
          İki deli oturuyormuş, birisi aniden ayağa kalkmış ve yürümeye başlamış. Oturan deli sormuş: - "Nereye?" - "Seni aramaya.." - "İyi.. Çabuk gel, ben seni burda bekliyorum.."

          GÜNÜN SÖZÜ

          Güzellik doğruluk, doğruluk güzelliktir. Keats

          YEMEK MENÜSÜ
          · Yayla çorba
          · Tazefasulye
          · Tepsi böreği
          · Krem şokola

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: UMURBEY: (Tür.) Er. - Görgülü, bilgili, kişi.
          Kız: TAŞKINAY: (Tür.) - (bkz. Taşkın). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

          MANİ

          Kırlarda altın seren
          Sen ol çiçeği deren
          Yârim karşına çıkar
          Sana kalbini veren



          BİLMECE
          Hangi yolda yürünmez?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: Beyşehir

          Comment


          • 2 Nisan 2010

            Bugün 2 Nisan 2010 17 R.Ahir 1431 Mart: 20 Kasım 146 Van'ın Kurtuluşu (1918)-Ahmet Vefik Paşa'nın ölümü (1891)

            HADİS-İ ŞERİF

            Misvak ağacının kabuğu ile de olsa, karnınızı doyurabileceksiniz, insanlardan bir şey istemeyin,müstağni (ihtiyacı yokmuş gibi) davranın. (Taberani).



            ABDULLAH BİN MES'ÛD (R.A.)
            Ashâb-ı Kirâm'ın fazîletlilerinden ve fakîhlerinden pek büyük bir zâttır. Mekke-i Mükerreme'de doğmuş­tur. Henüz çocuk iken çobanlık yaptığı sırada Resûlul­lâh'ın (s.a.v.) mucizesini görüp Müslüman olmuştur. İlk Müslüman olanların altıncısıdır. Kalem sûresini oku­mak suretiyle Kureyşlilere Kur'ân-ı Kerîmin âyetlerini ilk duyuran zâttır. Bedir, Uhud, Hendek Gazvelerine iştirak etmiş, Rıdvan Bîatı'nda bulunmuştur.
            Hz. Ömer anlatıyor: Bir sabah Resûlullâh (s.a.v.) ve Hz. Ebû Bekir ile mescide vardığımızda birisinin Kur'ân okuduğunu gördük. Resûlullâh (s.a.v.) onu dinliyordu. Ben 'Yâ Resûlallâh! Geç kalmadınız mı?' dedim. Eliyle bana dokunarak sus, dedi. Adam Kur'ân okuduktan sonra kalktı, rükû ve secde etti. Sonra duâ etmek ve istiğfarda bulunmak için oturdu. Resûlullâh (s.a.v.) "İste, istersen sana verilir." buyurdu. Sonra da "Kur'ân'ı indi­rildiği tazeliğiyle okumak isteyen İbn-i Mes'ûd'un kırâa-tiyle okusun." buyurdular.
            Abdullah b. Mes'ûd anlatıyor: Bir gün Resûlullâh (s.a.v.) "Bana Kur'ân oku da dinleyeyim." buyurdu. "Sa­na indirildiği hâlde ben nasıl olur da sana okuyabilirim?" dedim. "Ben onu başkasından dinlemeyi severim." bu­yurdular. Ben de Nisa sûresinden okumaya başladım. Nisa sûresinin 41. âyetine geldiğimde dizi ile bana do­kundu. Bir de baktım ki, gözlerinden yaşlar akıyordu.
            Abdullah b. Mes'ûd, zayıf, kısa boylu ve bacakları çok ince idi. Bir gün Resûlullâh (s.a.v.) için erak ağacından misvak kesiyordu. Rüzgar estikçe dallarla birlikte salla­nıyordu. Oradakiler bu duruma güldüler. Resûlullâh (s.a.v.) "Niye gülüyorsunuz?" diye sorunca 'Ayağının in­celiğine gülüyoruz.' dediler. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.): "Nefsim kudretinde bulunan Allah'a yemîn ede­rim ki, kıyamet günü İbn-i Mes'ûd'un ayakları mîzanda Uhud dağından daha ağır olacaktır." buyurdular.

            FIKRA

            İki deli havuzun başında oturuyorlarmış. Biri kalkıp havuza şeker atmış. Havuzdan bir yudum almış ve tükürmüş. Arkadaşına: - "Havuza şeker attım ama tatlı olmadı.." demiş. Arkadaşı: - "Karıştırmadın ki salak!"

            GÜNÜN SÖZÜ

            Güzel yüz aynaya aşıktır. Mevlana

            YEMEK MENÜSÜ
            · Mercimek çorba
            · Güveç
            · Pey. börek
            · Sütlaç

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: URAL: (Tür.) Er. - Hazar denizine dökülen, ırmak ve sıradağ.
            Kız: TALİYE: (Ar.) Ka. 1. Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden. İkinci derecede olan. 2. Kur'an okuyan.

            MANİ

            Bahar gelir yaz gelir
            Çarşıya kiraz gelir
            Senin kısmetin esmer
            Uzak bir yoldan gelir



            BİLMECE
            Dünyanın döndüğünü en iyi kim bilir?
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: Samanyolu’nda

            Comment


            • 4 Nisan 2010

              Bugün 4 Nisan 2010 19 R.Ahir 1431 Mart: 22 Kasım 148 NATO'nun Kuruluşu (1949)-Dumlupınar Denizaltısı'nın batışı (1953)

              HADİS-İ ŞERİF

              Allah Resulü bir gün ashabına: Cennetliklerin kimler olduğunu size bildireyim mi? diye sordu. Bildir ya Resulallah! dediler. Halk arasında hor görülüp hiçe sayılan, mütevazi her mü’mindir ki, o bir hususta Allah’a yemin etse, muhakkak Allah onun yeminini boşa çıkarmaz, doğrular. Peygamberimiz ashabına tekrar sordu: Size Cehennem ehlini de bildireyim mi? Bildir ya Resulallah, dediler. Onlar iri vücutlu, katı yürekli, kaba davranışlı, gururlanarak yürüyen, kibirli kimselerdir. (Buhari-Müslim).



              HELA ÂDABI

              İslâmiyet temizliğe çok kıymet vermiştir. Vücûdumu­za bir pislik bulaşırsa onu yıkamadan namaz sahîh ol­maz. İnsanlar kabirlerinde en önce temizlikten sorulur­lar. Temizlik namazın yarısıdır. Binâenaleyh küçük veya büyük abdesten sonra bunların çıkmış olduğu yerleri tamamen temizlemek gerekir ki, buna "istincâ" denir. Bu temizleme su ile yapılır.
              İstincâ'da temizliğe fazla dikkat edip idrar ye benzeri pislik eseri bırakmamaya "istinkâ" denir. İstincâ'dan sonra ayağa kalkmadan temiz bir bez veya benzeri ile veya sol el ile kurulanmalı; temizlik için kullanılan suyun kalıntılarını gidermeye çalışmalıdır.
              Erkekler idrar yaptıktan sonra, idrar sızıntısının kesil­mesini beklemeleri gerekir ki, buna "istibrâ" denir. İstibrâ her insanın bünyesine göre değişebilir. Bekleye­rek, biraz yürüyerek, ayakları hareket ettirerek veya öksürerek yapılır. İdrarın kesildiğine kani olunca, istincâ yapılır, su ile yıkanır.
              Bir hadîs-i şerîfte "İdrar (sıçramasın)dan çok koru­nunuz; çünkü kabir azabının çoğu ondandır." bu-yuruldu. Bunun için idrardan son derece sakınmalı ve temizliğe dikkat etmelidir.
              Kadınlarda istibrâ yoktur.
              Helaya girmenin bazı edebleri vardır: Helaya sol ayak­la girmek ve girerken "Allâhümme innî eûzü bike mine'l-hubusi ve'l-habâis" duasını okumak, sağ ayakla çıkmak ve çıkarken "Elhamdülillâhillezî ezhebe anne'l-ezâ ve âfânî min zâlike" duasını okumak âdabdandır.
              Helada kıbleye karşı veyahut kıbleye arka vererek bu­lunmak ve dışarıda ise rüzgâra karşı, oturulacak yerlere, yol üzerine, mescit civarına, mezarlığa, durgun ve akar sulara, ırmak kenarlarına abdest bozmak da mekruhtur. Özür olmadıkça idrarı ayakta yapmak da mekruhtur.
              Helada iken konuşmamalı, din veya dünyâ işleri dü­şünmemeli, avret yerine ve pisliklere bakmamalı, tükür-memelidir.

              FIKRA

              Akıl hastanesinde bir gün, bir deli hasta bakıcıyı yanına çağırır. "Bana çabuk 5 şişe kola getir" der. Hasta bakıcı buna kızar ve hastaya beş tokat atar ve "al işte kolalarını" der. Aradan zaman geçtikten sonra yine aynı hasta, bakıcıyı yine çağırır. Bu sefer hasta; hasta bakıcıyı tokatlar. Bakıcı, "ne oluyor?" der. Hasta cevap verir: - "Şişeleri getirdim abi."

              GÜNÜN SÖZÜ

              Güzel bir şey,her zaman iyi değildir; ama iyi bir şey her zaman güzeldir. Ninpn De L'enclos

              YEMEK MENÜSÜ

              · Ezogelin çorba
              · Etli Bezelye
              · Tel şeh pilav
              · Meyve

              ÇOCUĞUNUZA İSİM

              Erkek: URALTAN: (Tür.) Er. - Ur - altan.
              Kız: TALİHA: (Ar.) Ka. - Şans, talih, kader.

              MANİ

              Gitme yârim bozata
              Gözlerin batar toza
              Nasıl vuruldun be yârim
              O kara sıska kıza



              BİLMECE
              Kral ölürse oğlu ne olur?
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: Şereflikoçhisar

              Comment


              • 5 Nisan 2010

                Bugün 5 Nisan 2010 20 R.Ahir 1431 Mart: 23 Kasım 149 Fatih Sultan Mehmed'in Donanmasının İstanbul Sularına Gelişi (1453)-Gaziosman Paşa'nın vefatı (1900)-Avukatlar Günü

                HADİS-İ ŞERİF

                Zekat veren, misafire yemek yediren, felakete uğrayanlara yardımda bulunan kişi, cimrilikten kurtulmuştur. (Taberani).



                İLMİHAL: KIYAMET GÜNÜ
                îmânın beşinci şartı kıyamet gününe inanmaktır.
                Sûr, İsrafil aleyhisselâmın elinde olup onu üfürmek1 için Allâhü Teâlâ'nın emrini bekler. Emir gelince Sûr'u üfürecek ve ondan gayet şiddetli bir sadâ çıkacak, yer­de gökte ne kadar canlı mahlûk var ise bulundukları yerlerde ölecekler ve kıyamet kopup âlem harap olacaktır.
                Şöyle ki, şiddetli zelzelelerden yeryüzündeki binalar yıkılacak ve dağlar parçalanıp toz gibi ufalanarak hava­ya karışıp dağılacak ve nehirler taşacak ve acı sular tatlı sulara karışacak ve yıldızlar dağılıp düşecek ve âlem nice bin yıl ıssız kalacaktır.
                Sonra yeryüzü düzlenip âlem bir başka âlem olacak­tır. Sonra Cenâb-ı Hakk Hz. İsrafil'i diriltip tekrar Sûr'u üfürmesi için emir verecektir.
                ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLİŞ: HAŞR-İ ECSÂD
                Âlem binlerce yıl ıssız yattıktan sonra İsrafil aleyhis-selâm ikinci defa Sûr'u üfürünce bütün ölüler, hatta hayvanlar bile dirilecek ve insanlar hep çıplak ve yalın ayak, başı açık kabirlerinden kalkacaklar.
                Görecekler ki yeryüzü bozulup düzelmiş, dümdüz ol­muş, bu hâle hayran hayran bakacaklar. Güneş'in hara­reti pek ziyâde olduğu hâlde aç ve susuz ayak üzere sıkışıp ter içinde kalacaklar ve kimi yaya yürüyerek ve kimi yüzü üzere sürünerek mahşer meydânına gide­cekler.
                Lâkin peygamberler, şehîdler, evliyalar ve âlimlere cennetten elbiseler ve binekler getirilecek, onlar da giyi­nip ve binip mahşere gidecekler ve Muhammed Mus­tafâ'nın (s.a.v.) Kevser havzından içecekler.
                BEYİT:
                Buna kim âlem-i imkân derler,
                Bunda olmaz deme, olmaz olmaz. (Lâedri)

                FIKRA

                Nasreddin Hoca'ya yapılan sataşmalar tükenip bitmez. Akşehirliler bir gün Hoca'ya takılır ve sorarlar: - "Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır?" Hoca'nın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar: - "Her halde öyle olmalı." - "Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hoca madem kabullendin göster bir mucize de görelim!" Hoca: - "Pekala şimdi size bir numara yapalım" der.. Karşısında durmakta olan çınar ağacına; - "Ey ulu çınar çabuk yanıma gel!" der. Tabii ne gelen ağaç var ne giden. Hoca yürümeye başlar ağacın yanına varır. Akşehirliler: - "Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin!" diye gülünce Hoca: - "Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür", der.

                GÜNÜN SÖZÜ

                Güller, laleler, bütün çiçekler solar. Çelik ve demir kırılır ama sağlam dostluk ne solar ne de kırılır. Nietzsche

                YEMEK MENÜSÜ
                · Düğün çorba
                · Kuru fasulye
                · Bulgur pilavı
                · K. Turşu

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: URALTAY: (Tür.) Er. - Ur - altay.
                Kız: TALİA: (Ar.) Ka. 1. Tulu eden, öncü. 2. Talih, şans, kısmet.

                MANİ

                Oy erdiler erdiler
                Cama perde serdiler
                Ne utanmaz erkekler
                Yanımıza geldiler



                BİLMECE
                Üstüne yazı yazılmayan satır hangisidir?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: Yetim olur

                Comment


                • 6 Nisan 2010

                  Bugün 6 Nisan 2010 21 R.Ahir 1431 Mart: 24 Kasım 150 Bursa'nın Fethi (1326)-Kırlangıç fırtınası-Anadolu Ajansı'nın kuruluşu (1920)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Kişi, birinin yaptığı işten hoşlanırsa, o da onun gibidir. (Taberani).



                  ALLÂHÜ TEÂLÂ'NIN "TEVVÂB" İSMrİ ŞERÎFİAllâhü Teâlâ'nın Tevvâb olması;
                  1- Kendisine dönen ve tevbe eden kulları çoktur, de­mektir.
                  2- Öyle çok tevbe kabul eder ki tevbe ile her günahı affedebilir. Tevbe ile affolunamayacak bir günah yoktur. Çünkü en büyük günah şirktir. Tevbe ve îmân ile Allah onu da afveder. Allâhü Teâlâ kendisine şirk koşulmasını mağfiret etmez, bağışlamaz, buyurulması tevbe etme­den ölen hakkındadır.
                  3- Allâhü Teâlâ tevbe eden bir günahkârı hiç günah işlememiş gibi af ve rahmetiyle bahtiyar eder.
                  Allâhü Teâlâ'nın böyle tevbeyi kabul etmesi rahmeti­nin eseri olduğu gibi gıybetten, kötü zandan, kötü ahlâk­tan yasaklaması da, rahmetinin eseridir.

                  KABAK BEYNİ VE AKLI GELİŞTİRİR
                  Enes bin Mâlik (r.a.) anlatıyor: Bir terzi Peygamber Efendimizi (s.a.v.) hazırladığı bir yemeğe davet etti. Ben de peygamberimizle (s.a.v.) be­raber gittim. Ev sahibi sofraya, arpa ekmeği ve içeri­sinde kabak ve kurutulmuş et bulunan bir çorba getirdi. Resûlullâh'ın (s.a.v.) tabağın etrafından kabağı aradı­ğını gördüm. Ben de o günden beri kabağı seviyorum. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Kabak yeyiniz. Kabaktan daha hafif bir bitki olsaydı Allâhü Teâlâ, kardeşim Yunus (a.s.) için onu yaratırdı. Çorba pişirdiğiniz zaman koyduğunuz kabağı çoğaltı­nız. Zîrâ kabak, beyni ve aklı geliştirir."
                  Kabağın bazı faydaları: Yumuşatıcı, serinletici, ateş düşürücü, iştah açıcı, idrar arttırıcıdır. Vesvese ve evha­ma karşı faydalıdır. Böbrekleri ve bağırsakları temizler. Yan tesiri, mide zayıflığı meydana getirir. İçine kim­yon ve karabiber karıştırılarak yan tesiri giderilir.
                  Kabak suyu, kabak çekirdeği; kabakyağı ve kabak çekirdeği yağı hekimlikte kullanılır.

                  FIKRA

                  Nasreddin Hoca abdest alırken, bir ayağına su yetmemiş. Namaz kılarken de bir ayağını yukarı kaldırarak namaz kılmış. Bunu gören cami cemaati: - "Hocam bu nasıl namaz?" diye sormuş. Nasreddin Hoca: - "Bir ayağı abdestsiz namaz", diye cevap vermiş.

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Güçlükler, başarının değerini artıran süslerdir. Moliere

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · Mercimek çorba
                  · Etli lahana sarma
                  · Salçalı makarna
                  · Yoğurt

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: URANDU: (Tür.) Er. 1. Seçkin, seçilmiş. 2. Hayırlı.
                  Kız: TAŞGAN: (Tür.) - Pınar, kaynak. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                  MANİ

                  Al tülbent oyaladım
                  Vermeye kıyamadım
                  Gitme dedim askere
                  Gitti durduramadım



                  BİLMECE
                  Hangi simit yenmez?
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: Kasap satırı

                  Comment


                  • 7 Nisan 2010

                    Bugün 7 Nisan 2010 22 R.Ahir 1431 Mart: 25 Kasım 151 Sultan I.Abdülhamid'in Ölümü ve III.Selim'in Tahta Çıkması (1789)-Fas'ın İstiklali (1956)-Şenkaya'nın kurtuluşu (1918)-Dünya Sağlık Günü

                    HADİS-İ ŞERİF

                    İnsanların en aç olanı, ilme istekli kimsedir. En tok olanı da, ilme hiçbir istek ve ilgi duymayandır. (Ebu Nuaym).



                    ASHÂB-I SUFFE
                    Ashâb-ı Suffe, muhacirlerin fakirlerinden sayıları dört yüz kadar olan sahabe cemaatıdır. Medîne-i Müneyve-re'de ne bir meskenleri, ne aşiret ve akrabaları, hiçbir şeyleri yoktu. Dâima Mescid-i Nebevî'de bulunurlar ve mescidin sofasında ikâmet ederlerdi. Kur'ân-ı Kerîm ilmini tahsil ederler, dâima Resûlullâh (s.a.v.) Efendi-miz'in va'z ve nasînatlarını dinleyerek istifâde ederler, hep oruçlu bulunurlar, hâsılı bütün vakitlerini ilim ve ibâ­dete ayırırlar, ne zaman bir gaza olsa giderlerdi. Bu mü­barek zâtlar, Peygamberimizin medresesinin kendilerini Allah yoluna vakfetmiş talebesi idiler.
                    Bunun içindir ki İslâm'da medreseler, câmi-i şerîflerin etrafına yapılır ve Medresede ilim tahsil eden talebeden de Ashâb-ı Suffe'nin yolundan gitmesi beklenirdi: İlim tahsîli, ibâdet, din uğrunda her türlü meşekkata taham­mül ile iffeti muhafaza ve dini yayma hizmeti, îcâbında cihad...
                    Resûlullâh (s.a.v.) Ashâb-ı Suffe'nin hâllerini, fakirlik­lerini, çekmekte oldukları zahmetleri gördü ve kalplerini hoşnut edip buyurdu ki "Ey Ashâb-ı Suffe! Size müj­deler olsun ki her kim şu sizin bulunduğunuz hâl ve sıfatta ve bulunduğu hâlden razı olarak bana kavu­şursa o benim arkadaş(yoldaş)larımdır."
                    İşte, Bakara süresindeki "Verin o fakirlere ki Allah yol­unda kapanmışlardır, şuraya buraya dolaşamazlar. İstemekten çekindikleri için bilmeyen onları zengin zan­neder, onları sîmalarından tanırsın. Hakkı bîzar etmez­ler, hem işe yarar her ne verirseniz hiç şüphesiz Allah onu bilir." mealindeki 273. âyet-i kerîme bu zâtlar hak­kında inmiştir. Fakat hükmü umûmîdir. Allah rızâsı için düşmana karşı nöbet bekleyen veya Allah rızâsı için ilim tahsil eden veya kendisini Allah rızâsı için ümmet-i Muhammed'e hizmet uğruna vakfeden ve bu hâller için­de malı mülkü yok, muhtaç olmakla beraber nafakasını kazanmaya vakit bulamayan fakir müminler de bu âye­tin hükmünde dâhildirler. Bunlar sadakaların infak edile­ceği, verileceği, en güzel yeri teşkil ederler.

                    FIKRA

                    Nasreddin Hoca'ya dert yanıyorlar: - "Yahu Hoca senin karın çok geziyor." Hoca: - "Olur mu canım? O kadar gezse arada bir bizim eve de uğrardı."

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur. Peter F.Drucker

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · Ezogelin çorba
                    · Et döner(Salata)
                    · Sade pilav
                    · Kola

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: URANGU: (Tür.) Er. - Savaşçı, savaşkan.
                    Kız: TAŞAN: (Tür.) - Coşkulu, taşkın. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                    MANİ

                    Masa üstünde ibrik
                    İbrik üstünde ibrik
                    Yeni bir yar sevmişsin
                    Tebrik ederim tebrik



                    BİLMECE
                    Her tarafı sayılarla dolu olan adama ne denir?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: Deniz simiti

                    Comment


                    • 8 Nisan 2010

                      Bugün 8 Nisan 2010 23 R.Ahir 1431 Mart: 26 Kasım 152 Şer'iye Mahkemeleri'nin Lağveilmesi (1924)-Koca Ragıp Paşa'nın vefatı (1763)-Sağlık Haftası (8-14 Nisan)-Yağmurlar-Nusretiye Camii Açıldı (1826)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Her şeyin bir hakikatı vardır. İmanın hakikatı ise şudur: Kul, başına gelen şeyin her şart ve durumda mutlaka ona gelecek olduğunu bilmelidir. Başına gelmeyen şeyin de, hiçbir şekilde kendisine erişmesinin mümkün olmadığına inanmalıdır. (Ebu Davud).



                      KUR'ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETİResûlullâh sallallâhü aleyhi vesellem: "Muhakkak ki ileride zifiri karanlık geceler gibi fitneler olacak." buyu­runca Ashâb-ı Kiram (Aleyhimürrıdvân) "Ey Allah'ın Re­sulü ondan kurtuluş nasıl olur?" dediler.
                      Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdu ki: "Allâhü Teâ-lâ'nın kitabıyla... Onda sizden öncekilerin haberleri, siz­den sonrakilerin haberleri ve sizin aranızdaki meselelerle alâkalı hükümler vardır. O bir şaka değildir, Hak ile bâtılı ayıran ilâhî bir kelâmdır. Kim onu kibirlenerek terk ederse Allah onun belini kırar. Kim de doğru yolu ondan başka­sında ararsa, Allah onu sapıklığa düşürür. O, Allah'ın sağlam bir ipidir, apaçık bir nurudur, dosdoğru bir yoldur.
                      Yine o öyle bir kitaptır ki, onun sayesinde insan sapıt­maz, bâtıl fikirleri kanmaz, insanları doğru itikad ve sâlih amellere irşad eder. Âlimler ona doymaz, mütta-kîler (Allah'tan hakkı ile korkanlar) ondan usanmazlar. Onun ilmini bilen ilerler, onunla amel eden sevap kaza­nır, onunla hükmeden âdil olur, ona sımsıkı sarılan doğru yolu bulur."
                      "Bu Kur'ân'ı okuyun. Çünkü Allâhü Teâlâ size her harfine on hasene (ecir, mükâfat) verecek: Ama şunu bilin ki ben size 'elif lâm mîm' bir harftir, demiyorum. Ve lâkin, elif bir harftir, lam, bir harftir, mim, bir harftir."
                      "Her kim Kur'ân'ı okur da başka birine kendisine veri­lenden daha faziletlisi verilmiş olduğu görüşünde bulu­nursa Allah'ın büyüttüğünü küçük saymış olur.
                      "Allah katında Kur'ân'dan daha faziletli hiçbir şefaatçi yoktur; ne peygamber, ne de melek."
                      "Ümmetimin şereflileri hamele-i Kur'ân(Kur'ânı öğre­nip onunla amel edenler)dir."
                      "Kur'ân'ı ezberleyerek okuyan hafız, vahiy getiren meleklere benzer. Kur'ân'ı hafız olmayarak okuyan ve bu suretle okumak kendisine zorluk veren kimse için de iki ecir vardır: (Kur'ân okumak ecri, zorluk ecri)"
                      "Evlerin en hakiri Allah'ın kitabından bir şey bulunma­yan boş olan evdir."

                      FIKRA

                      Adamın biri, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış. - "Allahım sen namazımı kabul et." Ağaçtaki adam: - "Etmem", diye cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: - "Allahım sen kıldığım namazı kabul et." - "Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine: - "Allahım sen namazımı kabul et", demiş. Ağaçtaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş. - "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım."

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Gerilimle başa çıkmanın iki yolu vardır: Birincisi, küçük şeylere iltifat etmemektir. İkincisi, her şey küçüktür. A.Robbins

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · Şehriye çorba
                      · Arnavut ciğeri
                      · Sade pilav
                      · Meyve suyu

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: URAZ: (Tür.) Er. - Şans, talih.
                      Kız: TASVİR: (Ar.) Ka. 1. Betimleme. 2. Resim.

                      MANİ

                      Annem entari almış
                      Yanında eklemesi
                      Tak bir nişan yüzüğü
                      Kolaydır beklemesi



                      BİLMECE
                      Ayağını yorganına göre uzatmayan ne olur?
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: Numaracı

                      Comment


                      • 10 Nisan 2010

                        Bugün 10 Nisan 2010 25 R.Ahir 1431 Mart: 28 Kasım 154 Emniyet Teşkilatı'nın Kuruluşu (1845)-Şair Nabi'nin vefatı (1712)-Fırtına

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Zandan sakının. Çünkü zan, insanın içinden geçen en yalancı düşüncedir. İnsanların gizli ve özel hayatını araştırmayın. Ayıplarını öğrenmeye çalışmayın. Birbirinize karşı üstünlük yarışına girmeyin. Birbirinizi kıskanmayın. Birbirinize karşı kin beslemeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeşler olun! (Buhari).



                        MÜMİN TAZE EKİN GİBİDİR
                        Bütün varlığını geçici şeylere bağlayan her gönül, za­rara ve tehlikeye namzettir. Çünkü o geçici cazibe bir gün yok olacaktır. Hangi geçici varlık vardır ki, sana sen­den önce yıkılıp gitmeyeceğinin ve senin bütün emelle­rini sana bağışlayacağının sözünü ve te'minâtını vere­bilir? Ayağının altındaki yer, başının üstündeki güneş bile sana bu te'minâtı veremez. O te'minâtı Hayy ve Kayyûm olan Allâhü Teâlâ'dan başka verebilecek hiçbir şey yoktur. Ve hakikaten ibâdet onun hakkıdır ve ancak ona ibâdet edenlerdir ki, diğer ümitlere, korkulara, ken­dini tamamen kaptırmaz ve vazifesi yolunda şaşırmaz ve onlardan herkes faydalanır.
                        Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz buyurmuştur ki:
                        "Mü'min taze ekin gibidir, rüzgâr estikçe yatar, fakat yine doğrulur, kalkar. Kâfir ise çam ağacına benzer, rüzgâr estikçe gürler, amma bi* kere yıkı­lırsa bir daha kalkamaz." Çünkü kâfir ölümlüye, mü'min ise dâima diri olan Allah'a bağlıdır.
                        Resûlullâh'ın (s.a.v.) vefatı üzerine bütün ashâb-ı Kiram çok üzülmüş ve şaşırmış idiler. Hz. Ömer (r.a.) bile "Peygamber vefat etmedi ve etmez, her kim öyle derse vururum." demeye kadar varmıştı. Fakat Hz. Ebû Bekir efendimiz derhal,
                        "Ve Muhammed de ancak bir peygamberdir. Ondan evvel de peygamberler gelip geçmiştir. Eğer o ölse ve­ya öldürülse siz gerisin geriye mi dönüvereceksiniz? Ve her kim gerisin geriye dönerse elbette Allâhü Teâlâ'ya hiçbir zarar vermiş olamaz ye Allâhü Teâlâ şükreden-lere mükâfat verecektir." (ÂN İmran-144) mealindeki âyet-i kerîmeyi okuyup:
                        Ey mü'minler! Eğer Muhammed'e ibâdet ediyorsanız, işte o vefat etti ve eğer onu gönderen yüce Allah'a ibâ­det ediyorsanız o ölmez, diridir." buyurunca Ashâb-ı Kiram kendilerine gelmişlerdi. Bu hakikat her zaman, hakikatin ta kendisi ve bu kanun, her vakit geçerli olan bir kanundur.

                        FIKRA

                        Hoca habire döşeme tahtalarını söküp tavana, tavan tahtalarını da söküp döşemeye çakıyor Bunu gören komşular merâkla olayın nedenini sormuşlar
                        - “Yakında evleneceğim, demiş Hoca, İnsan evlenince evin altı üstüne gelir derler ya, bende bari şu tamirle iki masrafı bir edeyim dedim!”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Gerçek cesaret,yalnız ayıp ve hatadan korkmaktır. Cenap Şehabettin

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · Sebze çorba
                        · Hindi kapama
                        · Soslu makarna
                        · Yoğ.Patlıcan

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: URGUN: (Tür.) Er. 1. Vurulan, vurulmuş. Vurgun, aşık. 2. Gizli.
                        Kız: TARHUN: (Ar.) - Hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                        MANİ

                        Çiçekler başındadır
                        Sürmesi kaşındadır
                        Kara gözlü sevdiğim
                        Henüz genç yaşındadır



                        BİLMECE
                        En çok acı çeken dağ hangisidir?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Posta pulu

                        Comment


                        • 11 Nisan 2010

                          Bugün 11 Nisan 2010 26 R.Ahir 1431 Mart: 29 Kasım 155 Şanlıurfa'nın Kurtuluşu (1920)-Osmanlı Meclis-i Mebushanı'nın dağılması (1920)-Yağmurlar-GAP Urfa Tüneli açıldı (1995)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Hiç biriniz ölümün gelmesini istemesin. Eğer iyi biri ise, yaşamak belki iyiliğini arttırır. Eğer kötü ise, belki tövbe eder. (Buhari).



                          SEVDİKLERİNLE BERABERSİN
                          Enes b. Mâlik (r.a.) rivayet ediyor: Bir defasında Re­sûlullâh (s.a.v.) ve ben mescidden çıkıyorduk. Mescidin eşiğinde bir adamla karşılaştık. Adam,
                          - "Yâ Resûlallah! Kıyamet ne zaman kopacak?" diye sordu. Resûlullâh (s.a.v.):
                          - "Sen onun için ne hazırladın?" buyurdu. Adam:
                          - "Yâ Resûlallah! Ben onun için çok namaz, oruç ve sadaka hazırlamadım. Lâkin ben Allah'ı ve Resulünü seviyorum." dedi.
                          Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.):
                          - "O hâlde, sen sevdiklerinle berabersin." buyurdular.

                          KÂNÛNÎ VE KÖYLÜ KADIN
                          1521 senesinde Belgrad'ı fetheden Kânûnî Sultan Süleyman payitahtına dönerken. Saçları dağınık bir Sırp kadın şiddetli ıstırap işaretleri vererek padişaha yaklaşabilmek için muhafızların arasına atıldı. Aklını ka­çırmış olduğu sanılarak uzaklaştırılmak istendi. Fakat Sultan müsaade edilmesini emretti. Kadın, padişaha:
                          - Sultanım, dedi, senin askerlerin dün gece benim evimi yağma ettiler. Ben artık nereye gideceğim? Ço­cuklarımı, eşyamı, nafakamı nerede bulacağım?
                          Kânûnî Sultan Süleyman şu cevabı verdi:
                          - Eğer evinin uğradığı bütün bu zararlar seni uyandıramamış da sen ancak bu sabah onların farkında olabilmişsen, herhalde çok derin bir uykuya dalmış olmalısın!
                          - "Evet Sultanım, ben uykuya dalmıştım, çünkü zât-ı şahanenizin benim ve, bütün tebeanızın emniyet ve selâmeti için uyanık bulunduğunuzu sanıyordum!" de­yince Sultan, vezirine mağdur kadına yirmi altın verme­sini ve evinden alınan şeylerin tam olarak kendisine geri verilmesini ve kadının oturduğu köyün yıllarca vergiden muaf olmasını emretti."

                          FIKRA

                          Bir arkadaşı Nasreddin Hoca’ya gelmiş
                          - Bana bak Hoca, kulağını bükmesi benden Şu karına bir şey söyle, sabahtan aksama kadar ev ev dolaşıyor, konu komşu bırakmıyor Söyle de azıcık evinde otursun Hoca:
                          - “Peki, görürsem söylerim”

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Gerçek bilgi, yaparak ve denenerek öğrenilen bilgidir. Descartes

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · Domates çorba
                          · Izgara köfte(salata)
                          · Sade pilav
                          · Kola

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: URHAN: (Tür.) Er. - Yüksek rütbeli han.
                          Kız: TARAVET: (Ar.) Ka. - Güzellik, tazelik, genç.

                          MANİ

                          İndim kuyu dibine
                          Baktım suyun rengine
                          Gece gündüz ağlarım
                          Düşemedim dengime



                          BİLMECE-Osmanlılar Viyana'yı neden 4. kez kuşatamadılar?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: Ağrı

                          Comment


                          • 12 Nisan 2010

                            Bugün 12 Nisan 2010 27 R.Ahir 1431 Mart: 30 Kasım 156 İlk Uzay Mekiği'nin Fırlatılması (1981)-Fırtına

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Üç şeyin zıddını yapmaya kesinlikle ruhsat yoktur: Kafir olsun, müslüman olsun, ana babaya iyilik yapmak; İster müslümana, ister kafire karşı olsun, verilen sözde durmak; Emaneti, sahibi ister müslim olsun, ister gayr-i müslim; sahibine teslim etmek... (Ramuz).



                            ÎTİKAD: ASHÂB-I KİRAMI SEVMEK VAZİFEMİZ
                            Ashâb-ı Kirâm'ın hepsine hürmet etmek ve onlar hak­kında ileri geri konuşmamak vâcibdir. Çünkü Allâhü Teâlâ Kur'ân-ı Kerîm'in birçok âyetlerinde onları medhet-miştir. "O gün ki göreceksin o erkek ve kadın mü'min-leri, önlerinde ve sağlarında nurları koşuyor..." (Ha-did-12) mealindeki âyet-i kerimesi bunlardandır. Allah'ın Resulü de onları sevmiş ve birçok hadîs-i şerifinde med-hetmiştir. "Ashabıma ezâ eden bana ezâ etmiş olur, bana ezada bulunmuş olan da Allâhü Teâlâ'ya ezâ etmiş gibi olur." hadîs-i şerîfi bunlardandır.
                            Dört mezheb imamlarımız da, Ashâb'ın arasında zuhur eden şeylerin hiçbirisi hakkında konuşmamak îcâb ettiğini bildirmişlerdir. Bu meselelerde diline sahip olmalı ve onla­rın sadece güzel ahlâk ve meziyetlerini anlamaya çalışıp onlara muhabbet etmeli; onların ahlâkı ile ahlâklanmaya çalışmalıdır. Resûlullâh'm bütün Ashabı hidâyet üzeredir. Onların tamâmı âdildirler; onlardan bizlere her tebliğ edi­len şey haktır, doğrudur. Hadîs-i şerîfte: "Benim asha­bım gökteki yıldızlar gibidirler, herhangisine uyarsa­nız hidâyet bulursunuz." buyurulmuştur.
                            Her kim Ashâb-ı Kirâm'ın dindeki gayretlerini, malları­nı, canlarını Allah ve Resulünün uğrunda harcadıklarını bilirse, onların şanlarının büyüklüğünde şüphe edemez, onların hepsini sever. Bu hâl, kendisini onlar aleyhinde konuşmaktan alı kor, onlardan her hangi birini kötülemeyi îmâna zıt görür. Bizim için en güzeli, kendi nefsimizin ayıplarıyla meşgul olmak, kendi kalblerimizi günahlardan temizlemeğe çalışmaktır, onlardan dilimizi tutmak, ara­larında geçenleri Allâhü Teâlâ'ya havale eylemektir.
                            Resûlullâh'm ehl-i beytine muhabbet etmekle beraber onun bütün ashabına tâzîm eden, onların aralarındaki ihti­lâfları güzel yorumlayan kimseler, ehli sünnet ve cemaata dâhildir, Haricîlerden, Râfizîlerden uzaktır. Zîrâ ehl-i beyti sevmemek Haricîliktir, Ashâb-ı Kirâm'ı sevmemek de Rafızîliktir. Ehl-i beyte muhabbet ile beraber bütün As­hâb-ı Kirama tâzîm ve hürmet ise ehl-i sünnet yoludur.

                            FIKRA

                            Bir gece yatakta karısı Hoca’ya “Efendi biraz ileri gider misin?” der Hoca üstünü başını toplar, giyinir ve yola düşer Epey bir yol aldıktan sonra sabahleyin bir tanıdığına rastlar Adam:
                            - “Yahu Hocam böyle sabah sabah nereye gidiyorsun?” der Hoca da şöyle seslenir adama:
                            - “Vallahi bilmiyorum, yalnız sen bizim eve git, hanıma sor bakalım; daha gideyim mi, gitmeyeyim mi?”

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Gençken bilgi ağacını dikelim ki, yaşlandığımız zaman gölgesinde barınacak bir yerimiz olsun. Chesterfield

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · Mercimek çorba
                            · Mezgit(patates salata)
                            · Spagetti
                            · Meyve

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: URKAN: (Tür.) Er. 1. Kale hendeği. 2. Şehir, kent. 3. Yüksek ve korunaklı yer.
                            Kız: TARDU: (Tür.) - Armağan, hediye. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                            MANİ

                            Mavi yelekli yârim
                            Göğsü ilikli yârim
                            Bıraktın beni gittin
                            Demir yürekli yârim



                            BİLMECE
                            Muazzez Abacı neden çok mutluymuş?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: Çünkü atacak kuş kalmadı.

                            Comment


                            • 13 Nisan 2010

                              Bugün 13 Nisan 2010 28 R.Ahir 1431 Mart: 31 Kasım 157 31 Mart Hadisesinin Başlaması (1909)-Muallim Naci'nin vefatı (1893)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Ben rahmet olarak gönderildim. Azap olarak değil.(Buhari). Ben, size ihsan edilmiş bir rahmetim. (Hakim).



                              NASİHAT ...HANGİ MÜMİNLER KURTULDU

                              Resûlullâh'a (s.a.v.) Mü'minûn sûresinin ilk on âyeti nazil olunca. "Allâhü Teâlâ bana on âyet indirdi. Kim onları yerine getirirse cennete girer." buyurdular.
                              Bu mübarek âyetlerde yedi güzide vasfa sâhib olan mü'minlerin cennetlerin en yükseğine ulaşacakları bildi­rilmektedir.
                              Bu yedi vasfın birincisi ve en mühimi, îman ve doğru itikat sahibi olmaktır. Yani Allâhü Teâlâ'nın birliğine, Muhammed Mustafâ (s.a.v.)in peygamberliğine, kıya­metin kopacağına inanmak ve dînin emir ve yasaklarına riâyet etmektir.
                              İkincisi, namazlarını Allâhü Teâlâ'ya tevazu ile onun manevî huzurunda bulunduğunu düşünerek, gayet edepli ve kalb huzuru ile ve farzlarına, sünnetlerine ve âdabına riâyet ederek kılmaya çalışmaktır.
                              Üçüncüsü; her lüzumsuz şeyden; dünyâ ve âhirete faydası olmayan sözlerden, hareketlerden, dâima yüz çevirmektir.
                              Dördüncüsü, zekâtı vermektir; hakkı olanlara malların­dan birer muayyen hisse de ayırmak, bu suretle de nefsi tezkiyeye, cimrilik şaibesinden temizlemeye çalışmaktır.
                              Beşincisi, namusunu dâima muhafaza etmek; Allah'ın haram kıldığı yakınlıklardan ve insanî terbiyeye aykırı vaziyetlerden kaçınmak; örtülmesi jcâbeden uzuvlarını açmaktan son derece sakınmak ve İslâmî ahlâk ve âda­ba muhalif hareket etmemektir.
                              Altıncısı, emânetlerine ve ahidlerine(verdiği sözlere) riâ­yet etmektir. Hiçbir kimsenin hakkına, namusuna, haysiy-yetine tecâvüzde bulunmamak, kendisine bırakılan emâ­netleri sahipleri nâmına muhafaza etmektir. Yine kendi­sinde Allah'ın birer emâneti olan hayâtını, kuvvetini de suistimal etmemek, gerek Allâhü Teâlâ'ya karşı vazifelerini ve gerek insanlara karşı vazîfelerini yerine getirmektir.
                              Yedincisi ise namazlarını huşu ile kılmağa düzenli bir surette devam etmek; vakitlerinde kılmaya çalışmaktır.

                              FIKRA

                              Nasreddin Hoca evine sık, sık ciğer getirdiği halde bir türlü onları yemek kendisine nasip olmaz Her seferinde hanımı :
                              - Kahrolası kedi ciğeri yedi, hınzır hayvan ciğeri yemiş, canı çıkasıca sarman kedi ciğeri aşırmış, diye bahaneler uyduruyormuş Bir gün dayanamamış Hoca Hemen bir kenarda duran baltayı kapıp, mutfak dolabına yerleştirmiş Hanımı:
                              - “Ne yapıyorsun Hoca demiş, baltanın dolapta işi ne?” Hoca cevap vermiş:
                              - “Hanım hanım, sen bizim kediyi hâlâ tanıyamamışsın Üç akçelik ciğere tenezzül eden hayvan kırk akçelik baltayı bırakır mı sanıyorsun?”

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Geleceği satın alabilecek tek şey,bugündür. Samuel Johnson

                              YEMEK MENÜSÜ

                              · Yayla çorba
                              · K. Prasa
                              · Tav. bulgur pilavı
                              · Kazandibi tatlı

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM

                              Erkek: USAL: (Tür.) Er. 1. Gamsız, kedersiz, keyfine düşkün. 2. Önemsiz.
                              Kız: TARA: (Fars.) - Yıldız, necim. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                              MANİ

                              Ali derler adına
                              Her gün gider oduna
                              Söyle komşu oğluna
                              Doğru gitsin yoluna



                              BİLMECE

                              Bir aile 3 ay boyunca her gün patates yemişler; bir
                              gün kapı çalmış kim gelmiş?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: Bu akşam hüzünleri evde bırakmış

                              Comment


                              • 14 Nisan 2010

                                Bugün 14 Nisan 2010 29 R.Ahir 1431 Nisan: 1 Kasım 158 Sakız Adası'nın Fethi (1566) - I.İmar Kongresi Toplandı (1953)-Doğubeyazıt, Diyadin, Hamur, Taşlıçay ve Patnos'un kurtuluşu (1918)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Sizi idare edenlere sövmeyiniz. Islah olmaları (yanlış kararlarını düzeltmeleri) için, Allah’a dua ediniz. Çünkü onların ıslah olmaları, sizin yararınızadır. (Taberani).



                                SİZ ÖYLE BİR ZAMANA YETİŞECEKSİNİZ Kİ...
                                Ashâb-ı Kirâm'dan Talha b. Amr (r.a.) anlatıyor: Bir kimse Resûlullâh'm (s.a.v.) yanına geldiği zaman, eğer bir tanıdığı varsa onun yanında kalırdı. Eğer tanıdığı yoksa Ashâb-ı Suffe'nin yanında müsâfir olurdu. Ben de Ashâb-ı Suffe arasında kaldım. Birisi, her gün Resûlul­lâh'm (s.a.v.) yanından bir ölçek hurma getiriyordu. Bir gün Resûlullâh (s.a.v.) namazını bitirip selâm verdiğin­de Ashabı Suffeden birisi: "Yâ Resûlallah! Hurma mide­lerimizi yaktı, elbiselerimiz yırtıldı." dedi. Resûlullâh (s.a.v.) minbere çıktı, Allah'a hamdetti ve buyurdu ki:
                                "Ben ve ashabım bazan on gece misvak ağacının meyvesinden başka yiyecek bulamazdık. Ensar'dan olan kardeşlerimizin yanına geldik. Onların en iyi yiye­cekleri hurma idi. Bizi sofralarına ortak ettiler. Vallahi, ekmek ve et bulsam elbette sizr bunlarla doyururdum. Ama siz öyle bir zamana yetişeceksiniz ki, Kabe'nin örtüleri gibi (kıymetli) elbiseler giyeceksiniz..."

                                CEMÂZİYE'L-EVVEL
                                Yarın idrâk edeceğimiz cemâziye'l-evvel ayı, kamerî ayların beşincisidir. Bu ayda normal evrâd u ezkâra de­vam etmelidir. (Dua ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                                CEMÂZİYE'L-EVVEL AYI İÇTİMAÎ, RU'YET VE BAŞLANGICI
                                Hicrî-Kamerî 1431 yılı Cemâziyelevvel ayı ictimâ'ı bu­gün (14 Nisan Çarşamba) Türkiye saati ile 15.29'dadır.
                                Ru'yet yani hilâlin çıplak gözle görülmesi ise yarın (15 Nisan Perşembe) Türkiye saati ile 03.30'dadır.
                                Hilâl'in görüldüğü yerler: Atlas Okyanusu'nun kuzey batı kıyıları, Kuzey Amerika kıtasının orta ve kuzey ke­simi, Büyük Okyanus'un orta ve kuzeyi, Alaska, Grön-land, Uzakdoğu ülkeleri, Filipinler, Malezya ve Hindistan.
                                Hilal; Türkiye, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından da görülebilecektir.
                                15 Nisan Perşembe günü de Cemâziyelevvel ayının )'idir

                                FIKRA

                                Hoca bir gün anahtarını kaybetmiş Bahçede döne döne anahtarını arıyormuş Hanımı sormuş:
                                - "Hocam, anahtarı nerede düşürdün?",
                                - "be kadın," demiş Hoca, "nerede düşürdüğümü bilsem, hiç arar mıyım?"

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Geciken adalet,adaletsizliktir. Walter Savago Landor

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · Şehriye çorba
                                · Fırın but
                                · Nohutlu pilav
                                · Ayran

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: USALAN: (Tür.) Er. - Akıl alan, akıllı.
                                Kız: TARAB: (Ar.) - Sevinç, şenlik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                                MANİ

                                Ayağımda terlikler
                                Bahar açmış erikler
                                Oğlan sana geleceğim
                                Hazır mı gelinlikler



                                BİLMECE
                                Bir elma neden diskoya gitmiş?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: Gına

                                Comment

                                Working...
                                X