fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 13 Ekim 2011

    Bugün 13 Ekim 2011 16 Zilkade 1432 Eylül: 30 Hızır 161 Ankara'nın Başkent Oluşu (1923) - ahit Sıtkı Tarancı'nın vefatı (1956) - Harp Akademileri Günü

    HADİS-İ ŞERİF

    Allah Teala Hazretleri güzeldir, güzeli sever. Kibir ise hakkın iptali, insanların tahkiridir. Ravi: Müslim



    İHLAS VAKFI

    Türk Milletini, onun üstün medeniyetini ve kültürünü, bütün dünyaya tanıtmak gayesi ile, inanmış 10 kişi, 1975 yılında İstanbul'da bir araya' gelerek İhlas Vakfı'nı kurdu.
    İhlas Vakfı; en değerli varlık olan insana hizmeti ana gaye edinerek; "İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır." hadîs-i şerifini kendisine rehber edindi.
    Vakfın gayesi; öğrenciler için yurtlar açmak, yiyecek, giyecek ye yatacak yerler temin etmek, özel okullar, dershaneler, kütüphaneler gibi eğitim kurumları, özel hastaneler, dispanserler ye kreşler açmak; kimsesizler, düşkünler, yaşlılar için huzurevleri ve şefkat yuvaları açmak.
    Ülkemizi, Türk Milletini ve onun üstün medeniyetini bütün dünyaya tanıtmak için, ilmî, tarihî, edebî ve dinî eserlerimizi çeşitli dillere tercüme ettirmek, yurt içinde ve dışında dağıtmak.
    Türk Cumhuriyetlerinden gelen öğrencilerden bir kısmı yurtlarımızda kalmakta ve hiçbir ücret alınmamaktadır.
    İhlas Vakfı'nın hizmetlerine iştirak etmek isteyen hayırseverler; kurban, adak ve akika vekaleti verebilirler. Zekât, bağış, hibe gibi yardımlarda bulunabilirler. Ramazan-ı şerîf ayında öğrencilere iftar verebilirler. Dükkân ve iş yeri olabilecek mekânlar arsa, tarla, bağ-bahçe, bina ve daire gibi gayrimenkul bağışında bulunarak; buralarda yaşlılara huzurevi, öğrencilere yurt, okul, kütüphane, kreş, kimsesizlere bakım yurdu gibi. yerlerin yapılmasını isteyebilirler. Öğrencilere burs ve yardım verebilirler. Öğrenciler için elbise, giyim eşyası, gıda malzemesi veya yurt-huzurevi inşaatları için her türlü inşaat malzemesi vererek yardım edebilirler. Gıda Bankacılığı mevzuatı mucibince; gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerini, bedelsiz olarak ihtiyaç sahiplerine verilmek üzere vakfımıza bağışlayanlar, bunların tutarını kurumlar veya gelir vergisi matrahından düşebilirler.
    Maddî yardımda bulunmak ve kurban vekâleti göndermek isteyenler, aşağıdaki banka hesap numaralarına yatırabilirler: VakıfBank: Cağaloğlu Şb. 303-2007042 İş Bankası: Yenibosna Şb. 1117-0567600 Garanti Bankası: Y. Bosna Çarşı Şb. 531 -6299624
    Telefon: (0212) 451 49 00 - 0212 513 99 00
    Faks: 212 503 53 00
    Web: http://www.inlasvakfi.org.tr E-mail: İhlasvakfi@İhlasvakfi.org.tr Adres: Çatalçeşme Sok. No:1 Cağaloğlu - İSTANBUL

    FIKRA

    Kayıp Deli

    Hiç buralardan geçen bir deli gördünüz mü?
    nasıl biri ?
    bir seksen boyunda doksan kilo ağırlığında ufacık tefecik sarışın bir zenci
    Anlamadım ?
    hem bir seksen boyunda doksan kilo hemde ufacık tefecik üstelik hem zenci hem sarışın…
    Canım deli dedik ya!!!
    deli senin benim gibi olacak değil ya

    GÜNÜN SÖZÜ

    Çok bilenin,derdi de çok olur. LESSİNG

    YEMEK MENÜSÜ
    · IZGARA KÖFTE
    · BULGUR PİLAVI
    · YAYLA ÇORBA
    · ÇOBAN SALATA

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: ARIKAN: (Tür.) Er. - Temiz soy.
    Kız: CANSEL: (Tür.) Ka. - Hayat veren su. - Can ve sel kelimelerinden birleşik isim.

    MANİ

    Masa üstünde pekmez
    Çoban kavalın ötmez
    Önünde gezen sürün
    Benim nişana yetmez



    BİLMECE
    Kral tacına ne demiş?
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: Gökkuşağı

    Comment


    • 14 Ekim 2011

      Bugün 14 Ekim 2011 17 Zilkade 1432 T.Evvel: 1 Hızır 162 Dünyada İlk Sistemli Üniversite Kurucusu Nizam-ü Mülk'ün Vefatı (1092) - (Tarsus) Lokman Hakim'i Anma Günü - Dünya Standartlar Günü

      HADİS-İ ŞERİF

      Bir şahıs diğerini Allah (c.c.) için kardeş edindiğinde, ismini, babasının ismini ve kimlerden olduğunu da sorsun. Böyle yapmak muhabbeti daha fazla devam ettirir. Ravi: Tirmizi



      STANDARTLARIN VE TSE MARKALARININ YARARLARI

      Üreticiye Sağladığı Yararlar:1. Belirli bir plan ve programa göre üretim yapılmasına yardımcı olur. 2. Uygun kalitede seri üretime olanak sağlar. 3. Standartlar sayesinde kayıp ve artıklar en az düzeye iner. 4. Verimlilik artırılır. Depolamayı kolaylaştırır, stokların azalmasını sağlar. 5. Taşımayı ucuzlatır ve kolaylaştırır. 6. Maliyeti düşürür. Tüketiciye Sağladığı Yararlar:1. Tüketicinin can ve mal güvenliğin korur. 2. Standart mallar, tüketiciye karşılaştırma ve seçim kolaylığı sağlar. 3. Standart, sipariş ve alım işlerini kolaylaştırır, alıcıların fiyat ve kalite yönünden aldanmalarım önler. 4. Ucuzluğa yol açar. 5. Ruh sağlığını korur, stresi önler. Ekonomiye Sağladığı Yararlar:1. Standartlar, ulusal sanayi belirli hedeflere yöneltebilir. 2. Ulusal üretimin kalite bakımından gelişmesine yardımcı olur. , 3. Ulusal ekonomide arz ve talebin dengelenmesine yardım eder. 4. Dağıtım masraflarını azaltır. 5. İhracatta üstünlük sağlar. 6. Ulusal karakterde bir sanayinin kurulmasında ve gelişmesinde öncülük yapar. 7. Yan sanayi dallarının kurulmasını ve gelişmesini sağlar.

      FIKRA

      Patlayan Mısırlar

      Bir gün bir bilim adami yilbasi nedeniyle hastaneleri gezip akillanan delileri salmaya karar vermis. Bir sürü hastaneyi gezmis fakat hic akillandigina kanaat getirilen deliye rastlamamis.
      En sonunda bir hastaneye gitmis birde bakmis ki bütün deliler zipliyor hemen onlarla ilgilenen doktorlara sormus:
      - “Bunlar neden böyle zipliyorlar?”
      - “Bunlar kendilerini misir patlagi zannediyorlar.” demis
      Birde bakmislar ki bir tanesi ziplamadan yatagin üzerinde sabit bir sekilde duruyormus. Hemen ona yaklasarak sormus.
      - “Sen neden ziplamiyorsun?”
      - “Ben tavaya yapistim.”

      GÜNÜN SÖZÜ

      Bazı insanlar koca evreni bilirler de kendilerini bilmezler. LA FONTAİNE

      YEMEK MENÜSÜ
      · MELEMEN
      · SOS.MAKARNA
      · YOĞURT
      · MER.ÇORBA

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: ARIKAL: (Tür.) Er. - Temiz, doğru, dürüst kal.
      Kız: ARİFE: (Ar.) Ka. - Bilgi ve irfan sa­hibi kadın. Uyanık, ince ruhlu, latif.

      MANİ

      Mani benim ezberim
      Kan ağlıyor gözlerim
      Ben yarimin yolunu
      Akşam sabah gözlerim



      BİLMECE
      Minareye çıkan fil ne demiş?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: Başımın üstünde yerin var

      Comment


      • 15 Ekim 2011

        Bugün 15 Ekim 2011 18 Zilkade 1432 T.Evvel: 2 Hızır 163 Türkiy'de Yeni Anayasa'ya göre İlk Meclis ve Senato Seçimlerinin Yapılması (1961) - Avrupa'da Gregoryan Takviminin kabulü (1582)

        HADİS-İ ŞERİF

        Kim, kendisine yapılan bir iyliğe karşı, bunu yapana: "Cezâkellâhu hayran (Allah sana hayırlı mükâfaat versin!)" derse teşekkürü en mükemmel şekilde yapmış olur. Ravi: Tirmizi, Birr 86



        KÜLFETSİZ KAZANÇ: GÜLÜMSEME

        * Gülümseme; evde saadet, iş yerinde başarıdır.
        * Gülümseme; iç güzelliklerinin, dışa yansımasıdır.
        * Gülümseme; kendiliğinden verilmedikçe, hiç kimsenin işine yaramaz.
        * Gülümseme; sadece bir an sürer. Fakat hatırası bazen ebediyen yaşar.
        * Hayat bir aynadır. Güler yüzle bakarsanız o da güler; kaşlarınızı çatarsanız, o da suratını asar.
        * Gülümseme; vereni fakirleştirmeden, alanı zenginleştirir.
        * Gülümseme; satın alınmaz, rica ve minnetle elde edilemez.
        * Hiç kimse ödünç vermez. Çalmak da mümkün değildir.
        * Gülen kimse, başkalarına ikramda bulunuyor demektir.
        * İşinden ve eşinden emin ve memnun olan daima güler.
        * Gülümseme; sevgi ve muhabbetin anahtarıdır.
        * Gülümseme; anı yaşayarak aydınlanmaktır.
        * Gülümseme; kendimi ve sizleri seviyorum demektir.
        * Gülümseme; mutlu ve huzurlu bir hayatın anahtarıdır.
        * Gülümseme; gönüller arasına sevgiden yapılan köprüdür.
        * Gülümseme; verilecek en ucuz, en değerli armağandır.
        * Gülümseme; İnsanın ruhunda açan çiçeklerin, çevremize sevgi ile sunulmasıdır.
        * İki insan arasındaki en kısa iletişim gülümsemektir.
        * Yorgun olanı dinlendirir, ümitsiz olana neşe bahşeder.
        * Bazıları gülümseyemez. Böylelerine siz gülümseyiniz! Gülümsemenin külfeti yoktur, insana çok şey kazandırır

        FIKRA

        Deli
        Delinin biri bir gün havuza düşmüş.
        bunu gören başka bir delide deliyi kurtarmış.
        doktorlar o deliyi tebrik etmişler.
        deliye sormuşlar,
        Arkadaşın nerede ? diye,
        deli hemen cevap vermiş.
        - onu kurusun diye astım demis.

        GÜNÜN SÖZÜ

        Ne olacağımızı değil, ne olduğumuzu biliriz. SHAKESPEARE

        YEMEK MENÜSÜ
        · KIYMALI PİDE
        · YAYLA ÇORBA
        · AYRAN
        · HAVUÇ SALATA

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: ARİF: (Ar.) Er. 1. Meşhur, çok tanın­mış, mütearif. 2. Bilgi sahibi. Bilen, bilgili, irfan sahibi. 3. Sıbyan mektebi hocası veya kalfası.
        Kız: CANRUBA: (Fars.) Ka. - Gönül alan, sevgili.

        MANİ

        Minare yıkılmış
        Direk ister
        Ağabeyimin canı
        Börek ister



        BİLMECE
        Allah yapar yapısını, demir açar kapısını
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: Minareden aşağı at beni, in aşağı tut beni

        Comment


        • 16 Ekim 2011

          Bugün 16 Ekim 2011 19 Zilkade 1432 T.Evvel: 3 Hızır 164 Aziz Mahmud Hüdai Hz. Vefatı (1628) - Dünya Gıda Günü - Yağmur Mevsimi

          HADİS-İ ŞERİF

          İnsanlar kıyamet günü öylesine ter akıtırlar ki, bu terler yerin içinde yetmiş zira'lık derinliğe kadar iner ve bu ter (yer üstünde de birikerek insanları konuşamaz hale getirmek üzere ağızlarına) gem vurur ve kulaklarına kadar ulaşır. Ravi: Müslim, Cennet 61



          GÖNÜLLERE SEFA

          İnsanlığa bir rehber,
          Oldu şanlı Peygamber,
          Onsuz doğru bulunmaz,
          Asla mesut olunmaz.
          La ilahe illallah,
          Muhammed Resûlullah!
          Geçmişte gelecekte,
          Eşsizdir yücelikte,
          Gönüllere safadır,
          Muhammed Mustafa'dır.
          La ilahe illallah,
          Muhammed Resûlullah!
          Hakkın aziz kuludur,
          Özü, sözü doğrudur,
          Âlemlerin nurudur,
          Yolu Kur'ân yoludur.
          Lâ ilahe illallah,
          Muhammed Resûlullah!
          Vasıtadır nimete,
          Vesiledir himmete,
          Şefkati her ümmete,
          Kavuşturur rahmete.
          Lâ ilahe illallah,
          Muhammed Resûlullah!
          Sebebi hayatımız,
          Onunla mematımız,
          Mahşerde necatımız,
          Emanettir canımız.
          Lâ ilahe illallah,
          Muhammed Resûlullah!
          Baş koyalım yoluna,
          Yalvaralım ruhuna,
          Her varlık muhtaç ona,
          Peygamberin nuruna.
          Lâ ilahe illallah,
          Muhammed Resûlullah!

          FIKRA

          Kaplumbağa Temel

          Dört kaplumbağa, pikniğe çıkmaya karar vermiş. Erzakları hazırlayıp; bir yıl, iki yıl, beş, on yıl derken, otuz yıl sonra piknik yerine varmışlar. Gazozları, yiyecekleri, her şeyi ortaya çıkarmışlar. Bir bakmışlar gazoz açacağı yok. Tek çözüm, birinin eve gidip açacağı alıp gelmesi. Görev, içlerinde en küçük kaplumbağa olan Temel’e düşmüş. Genç kaplumbağa:
          - Ben gelene kadar buradaki yiyeceklere dokunmazsanız giderim…
          Diğerleri bunu kabul etmiş. Temel, yola çıkmış; bir,iki, on, yirmi yıl geçmiş. Bu arada, yaşlı kaplumbağalardan biri fenalaşmış. Arkadaşları ne yapsa faydasız, son bir dileği olup olmadığını sormuşlar:
          - Gerçi genç kaplumbağaya söz verdik ama, şuradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu?…
          - Elbette…
          Diyerek, sarmalardan birini vermişler. Tam ağzına atacağı sırada, genç Temel, çalıların arasından fırlamış:
          - Gitmiyorum işte, gitmiyorum..

          GÜNÜN SÖZÜ

          Çocukları eleştirmecilerden çok, örneklere ihtiyacı vardır. JOUBERT

          YEMEK MENÜSÜ
          · IZGARA KÖFTE
          · MER.ÇORBA
          · M.SALATA
          · PİLAV

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: ARIER: (Tür.) Er. - Çalışkan kimse.
          Kız: CANNUR: (Tür.) Ka. - Özü aydınlık, nurlu kimse.

          MANİ

          Sekiz sekiz on altı
          Burası ceviz altı
          Yarimin istediği kız
          Ayakkabımın altı



          BİLMECE
          Elsiz ayaksız kapı açar
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: Karpuz

          Comment


          • 17 Ekim 2011

            Bugün 17 Ekim 2011 20 Zilkade 1432 T.Evvel: 4 Hızır 165 II.Kosova Zaferi (1448) - İlk Türk Tugayı'nın Kore'ye Çıkışı (1950) - Gökçeada'nın kurtuluşu (1922)

            HADİS-İ ŞERİF

            Aziz ve celîl olan Allah diyor ki: "Kim, Kur'ân-ı Kerîm'i okuma meşguliyeti sebebiyle benden istemekten geri kalırsa, ben ona, isteyenlere verdiğimden fazlasını veririm. Ravi: Tirmizi, Sevâbu'l-Kur'ân 25



            HÜDÂYİ YOLU

            Aziz Mahmud Hüdâyi hazretleri (1541-1628) hocası Uftâde hazretlerinin vefatından sonra, Hoca Sâdeddin Efendinin tavsiyelerine uyarak, Bursa'dan gelip İstanbul'a yerleşir. Fatih Medreselerinde fıkıh, hadis, tefsir dersleri verir. Üsküdar'da bir arazi alır ve bir dergâh kurar. İstanbullular akın akın derslerine ve sohbetlerine katılırlar. Nâmı her yere yayılır. Tam 4 sultan (III. Murad, I. Ahmed, II. Osman ve IV. Murad Hân) eşiğine gelirler. Gün gelir dergâhı Hak âşıklarına yetmez olur ve derslerine Sultanahmet Câmii'nde devam ederler.
            Sultanahmet Câmii'nin açılacağı gün Cuma hutbesini okuma vazifesi verilir. Fakat o gün deniz kabına sığmaz, dalgalar geçit vermez. Hüdâyi hazretleri fırtınaya aldırmaz ve besmele çekip hareket eder. Teknenin geçtiği yerler sakinleşir. Talebeleri de tünelden geçer gibi arkasından takip edip Boğazı geçerler. Zaman zaman Üsküdar kayıkçılarının fırtınalı havalarda, emin olarak kullandığı bu yola, Hüdâyi Yolu denir.
            Hüdâyi hazretleri birgün saraydadır. Bir sohbetin ardından namaz vakti gelir ve bir abdest almak ister. Sultan Ahmed Hân, ibrikle su döker, şehzadeler seccadeleri sererler, Valide sultan kafes arkasında havlu hazırlar. Kadıncağız; "Ah der, mübareğin bir kerametini görevdim." Bu durum hazretlere malum olur ve buyururlar ki:
            "Hayret! Bazıları hâlâ keramet görmek isterler. Koca Halife bizim gibi bir garibe ibrikle su dökerler, muhterem anneleri havlu hazırlarlar. Bundan âlâ keramet mi olur?"
            Birgün Padişah, kendilerinden duâ isterler. Buyururlar ki:
            "Yâ Rabbi! Bizi sevenler, denizde boğulmasınlar, yaşlılıklarında muhtaç olmasınlar, imanlarını kurtararak ölsünler ve öleceklerini bilsinler!" İrfan Özfatura

            FIKRA

            tekrar Deneyin
            Temel ile Dursun promosyonlu meşrubat alırlar.
            Meşrubatı açan Temel hemen kapağa bakar:
            - “Tekrar deneyin.” Kapağı kapatıp yeniden açar ve okur:
            - “Tekrar deneyin.”
            En sonunda sinirlenen Temel:
            - “Ula Tursun. Ha punlar pizi kandıriy!

            GÜNÜN SÖZÜ

            Kendi dilini tam olarak bilmeyen, başka dili de öğrenemez. G. BERNARD SHAV

            YEMEK MENÜSÜ
            · ARNAVUT CİĞERİ
            · PİLAV
            · TARHANA ÇORBA
            · HELVA

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: ARIÇ: (Tür.) Er. - Barış, asayiş.
            Kız: CANİPEK: (Tür.) Ka. – Yumuşak huylu (kimse).

            MANİ

            Mani maniye kelam
            Sevdiğime benden selam
            Hiç incinip üzülme
            Kovuşuruz bir zaman



            BİLMECE
            Kolu var, eli yok, karnı yarık karnı yok
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: Anahtar

            Comment


            • 18 Ekim 2011

              Bugün 18 Ekim 2011 21 Zilkade 1432 T.Evvel: 5 Hızır 166 Türkiye-Bulgaristan Dostluk Andlaşmasının Ankara'da İmzalanması (1925) - Tüketiciyi Koruma Haftası - Kırlangıç Fırtınası

              HADİS-İ ŞERİF

              Hz. Cebrail aleyhisselam bana komşu hakkında o kadar aralıksız tavsiyede bulundu ki, komşuyu varis kılacağını zannettim. Ravi: Buhari, Edeb 28



              HERKES KENDİNE BAKMALI

              Allahü teâlâ Kur an-ı kerîmde Enfâl sûresinde, meâlen buyuruyor ki: "Herkes kendine uygun olan işi yapar." Bu çok mühimdir. Adem aleyhisselâmdan beri herkes kendine uygun olan işi yapa-gelmiştir. Kimisi ölmüş, kimisi de öldürmüştür. Kimisi yapmak, kimisi de yıkmak için uğraşmıştır. Dolayısıyla insanlar Âdem aleyhisselâmdan sonra yapıcı ve yıkıcı olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Onun için, "Ben hangi safta yer aldım?" diye herkes kendine bakmalıdır. İşte insanlar bu şekilde iki gruba ayrıldıkları içindir ki, Allahü teâlâ ahirette bir Cennet yaratmıştır, bir de Cehennem...
              Herkesin alın yazısı, kaza ve kaderi icraatıdır. "Benim alın yazım nasıl?" dersen, icraatına bakacaksın. İşte herkes, ezelde Cenâb-ı Hakkın kendisi için takdir etmiş olduğu alın yazısının gereğini, kaza olarak, dünyada icraat olarak ortaya koymaktadır. İlm-i ezelde Cenâb-ı Hak takdir etmiştir, bugün de bu kaza şeklinde tecelli etmiştir.
              Herkes kendine uygun olan işi yapar. Peygamber efendimiz buyurdular ki: "Kişi sevdiğiyle beraberdir." İşte bunun gibi uygun insanlar birbirini arayıp buluyorlar. Aynı inançta, aynı idealde, aynı görevde, aynı hizmette bir araya geliyorlar. Her şey Allahü teâlâdandır. Onun içindir ki; "Vermek istemeseydi istek vermezdi." buyrulmuştur. Dolayısıyla, bu şekilde olanlar, Cenâb-ı Hakka ne kadar hamd etse, ne kadar şükretse, ne kadar gözyaşı dökse, ne kadar onun kullarına iyilik etse azdır.

              KALBİN HOŞUNA GİDEN YİYECEKLER

              Son yıllarda artan kalp hastaları, bol bol lifli gıdalar yemelidir. Kepek, çavdar ürünleri, taze meyve ve sebzeler, bu bakımdan en zengin kaynaklardır. Lifli besinler kolesterol ve yağ miktarını da azaltır.
              Sık sık balık yenirse, damarlarda yağ birikmesini önler. Bol magnezyum bulunan fındık, fıstık, baklagiller gibi yiyeçekler de ihmal edilmemelidir,Magnezyum, kalbin fonksiyonunu dengede tutar ve adalelere enerji sağlar,Bol ıspanak yenmeli ki, bu yeşil sebzede bol miktarda folik asit ve B6, B12 vitaminle ri vardır.

              FIKRA

              Şarap
              Temel çok para kazanmış. Ailece lüks bir lokantaya gitmişler. En pahalı şarabı seçip ısmarlamış.
              - Garson Hangi yıl tercih ederdiniz, diye sorunca,
              - Temel Pi mahzuru yoksa hemen isteyrum.

              GÜNÜN SÖZÜ

              İyi bir anayasa, en iyi diktatörlükten kat kat iyidir. MACAULAY

              YEMEK MENÜSÜ
              · K.BUDU KÖFTE
              · TARHANA ÇORBA
              · SPAGETTİ
              · K.DİBİ TATLI

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: ARICAN: (Tür.) Er. - Temiz, doğru kimse.
              Kız: CANGÜL: (Tür.) Ka. 1. Gül gibi canlı. 2. Güzel, temiz kimse.

              MANİ

              Kul bela görmez
              Allah yazmadıkça
              Allah bela vermez
              Kul azmadıkça



              BİLMECE
              6.Çat orda, çat burada, çat kapı arkasında
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: ceket

              Comment


              • 19 Ekim 2011

                Bugün 19 Ekim 2011 22 Zilkade 1432 T.Evvel: 6 Hızır 167 Ankara Tıp Fakültesinin Açılışı (1945) - Mithat Paşa, Sadrazamlıktan azledildi (1872)

                HADİS-İ ŞERİF

                İnsanın ailesi, malı, çocukları ve komşusu ile ilgili kusurlarına namaz, oruç, sadaka, iyiliği tavsiye etmek ve kötülükten sakındırmak gibi güzel amelleri kefaret olur. Ravi: Buhari, Mevakit 4



                ÖLECEK KİMSEYİ HİSSEDEN KEDİ

                ABD'de Rhode Island'daki huzurevinde yaşayan Oscar isimli kedinin, şimdiye kadar ölmek üzere olan hastalar üzerinde yaptığı tahminlerin tamamına yakını doğru çıktı.
                Kedinin bu özelliği 2007'de "New England Journal of Medicine" adlı tıp dergisine konu oldu. Brown Üniversitesi yaşlılık hastalıkları uzmanı David Dosa, 5 yıldır çok nadir yanılan Oscar hakkında kitap yazdı. "Oscar'la Viziteye Çıkmak: Sıradan bir kedinin sıra dışı yeteneği" adlı kitapta, Oscar'ın ölmek üzere olan 50 hastayı doğru tahmin ettiği belirtiliyor.
                Oscar huzurevinde gününü bir odadan diğerine dolaşarak geçiriyor ve ölümüne birkaç saat kalan hastaların dışında kimseye yanaşmıyor. Ölmek üzere olan hastanın odasından dışarı çıkarıldığı zaman ise kapıyı tırmalayarak içeri girmek istiyor. Bir keresinde hemşireler kediyi ölmek üzere olduğunu düşündükleri bir hastanın yatağının üzerine koydular. Ama Oscar odadan çıkarak başka bir hastanın yanına gitti. Oscar'ın yanında durduğu hasta o gece, yanında durmayı reddettiği hasta ise iki gün sonra öldü.
                Beş yaşındaki Oscar hastaların ne zaman öleceği konusunda hastane çalışanlarından bile daha başarılı. Sağlık personeli Oscar'ın bir yatağa uzandığını gördüklerinde hemen hastanın yakınlarına haber veriyorlar. Kedinin, kanserin kokusunu aldığı tahmin ediliyor.

                FIKRA

                Fadime Feminist Olursa

                Dünya Feministler Kongresinde konuşmacılar görüş belirtmektedir. Amerikalı bir hanım şöyle der:
                - Ben iyi bir şirketin genel müdürüyüm. Artık alışveriş yapmaktan bıktım. Kocama “bundan sonra alışverişleri sen yap” dedim. Baktım, birinci gün oralı olmadı, ikinci gün oralı olmadı, üçüncü gün yaptı…
                Alman konuşmacı:
                - Ben iyi bir şirkette üst düzey yöneticiyim. Bir gün kocama “ben artık bulaşıkla ilgilenmekten bıktım, biraz da sen yıka” dedim. Birinci gün yapmadı, ikinci gün yapmadı, baktım üçüncü gün yapmış…
                Fadime kürsüye çıkmış:
                - Ben kendimi bildim bileli temizlikçiyim. Geçen gün Temel’e “ben artık çamaşır yıkamaktan mahvoldum, biraz da sen yıka” dedim. Birinci gün göremedim, ikinci gün göremedim, üçüncü gün gözüm yavaş yavaş görmeye başladı…

                GÜNÜN SÖZÜ

                Bir ulusu tek kişinin idare edebileceğine inanırım, şu şartla: O adam ayaklarında çizme, elinde kırbaç, O ulus sırtında semerle doğarsa. ALGERNON SİDNEY

                YEMEK MENÜSÜ
                · FIRIN PİLİÇ
                · PİLAV
                · SÜTLAÇ
                · EZO ÇORBA

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: ARHAN: (Tür.) Er. - Üstün nitelikli, gururlu bakan.
                Kız: CANFEZA: (Fars.) Ka. - Can artıran, cana can katan.

                MANİ

                Kara kara kazanlar
                Kara yazı yazanlar
                Cennet yüzü görmesin
                Aramızı açanlar



                BİLMECE
                Yeraltında kırmızı pancar.
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: Süpürge

                Comment


                • 20 Ekim 2011

                  Bugün 20 Ekim 2011 23 Zilkade 1432 T.Evvel: 7 Hızır 168 II.Varna Zaferi (1776) - Ağaç dikme ve çelikleme zamanı - İlk montaj uçağımız F-16 (Şavaşan Şahin) uçtu (1987)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Güneşin doğduğu her yeni günde kişiye, her bir mafsalı için bir sadaka vermesi gerekir. İki kişi arasında adalet yapman bir sadakadır. Kişiye hayvanım yüklerken yardım etmen bir sadakadır. Güzel söz sadakadır, namaza gitmek üzere attığın her adım sadakadır. Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldınp atman sadakadır. Ravi: Buhari, Sulh 33



                  YALNIZ YURUR, YALNIZ ÖLÜR

                  Eshâb-ı kiramdan, Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri anlatır:
                  Resulullah Tebük seferine çıktığı sırada, benim gayet zayıf ve yürümez bir devem vardı. "Birkaç gün devemi besleyeyim de, sonra gidip Resûlullaha yetişirim." dedim. Devemi birkaç gün yemle besledim. Sonra yola çıktım. Bir yere kadar varınca devem çöktü kaldı ve yerinden kalkamadı. Bunun üzerine eşyalarımı sırtıma alıp, şiddetli sıcak altında Tebük yolunu tuttum. Benim karaltım uzaktan görününce, Eshâb-ı kiram, "Yâ Resûlallah! Tek başına yaya bir şahıs geliyor." demişler. Resûlullah da, "Umarım ki, o gelen Ebû Zer-i Gıfârrdir" buyurmuş. Ben yanlarına yaklaşınca, Eshâb-ı kiram, "Vallahi Ebû Zer-i Gıfârî'dir." dediler. Resûlullahın huzuruna vardım. Yerinden doğrulup, "Merhaba yâ Ebâ Zer! Rahatlık ye sevinç Ebû Zer'in olsun ki, yalnız yürür, yalnız ölür ve yalnız diriltilir." buyurdu."
                  Nitekim Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri ıssız bir yer olan Rebze'de yerleşti. Resûlullahın buyurduğu gibi, orada yalnız yaşadı ve yalnız vefat etti.
                  İbni Mesûd hazretleri şöyle buyurmuştur:
                  Ebû Zer-i Gıfârî'yi Rebze'de yalnız bir hâlde, vefat etmiş buldum. "Resûlullahın söylediği gerçekleşti." dedim.
                  Müstaksa hazretleri de şöyle buyurmuştur:
                  "Rebze'de Ebû Zer-i Gı-fârî'nin kabrini ziyaret ettim. Onun kabrinde diğer sahabînin kabrinde bulamadığım bir tesir buldum. Kabrinin yanında namaz kıldım. Başımı secdeye koyunca, kabrinin toprağından burnuma misk kokuları geliyordu."

                  FIKRA

                  YAVAŞLA
                  Temel otobanda köklemiş gazı, gidiyor.
                  Bakmış bir tabela: “YAVAŞLA 80 km.” Hızını o an 80'e indirmiş Temel.
                  Az sonra bir tabela daha: “YAVAŞLA 60 km.” Temel 60'a inmiş.
                  Merakla giderken yeniden bir tabela: “YAVAŞLA 40.” – “Yolda çalışma var galiba!” deyip 40'a düşürmüş hızını.
                  Epeyce sonra yine bir tabela: “YAVAŞLA 15 km.” Talimata uyarak 15 km.’ye düşmüş Temel.
                  Yolun en sağından tıngır mıngır gidiyor. Ama meraktan da çatlayacak.
                  Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüş:
                  “YAVAŞLA’YA HOŞ GELDİNİZ, NÜFUS: 2500¨

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Nasıl güneş batmadan akşam olmazsa; basının elinden özgürlüğü alınmadan da diktatörlük olmaz. COLTON

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · PİLİÇ KROKET
                  · SPAGETTİ
                  · K.DİBİ TATLI
                  · TARHANA ÇORBA

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: ARGUN ŞAH: (Tür.) Er - (bkz. Argun). Argunşah. (Nizameddin) Ana­dolu Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan II'nın oğlu. Babası ülkeyi oğullan ara­sında pay edince, hissesine Amasya düşmüştü.
                  Kız: CANDAN: (Tür.) Ka. 1. Samimi, içten, kalbi. 2. Yakınlık belirten davranış.

                  MANİ

                  Manici başı mısın
                  Cevahir taşımısın
                  Sana resmimi versem
                  Cebinde taşır mısın



                  BİLMECE
                  Yeraltında uzun minare.
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: Turp

                  Comment


                  • 21 Ekim 2011

                    Bugün 21 Ekim 2011 24 Zilkade 1432 T.Evvel: 8 Hızır 169 İlk Özel Gazete Tercüman-ı Ahval'ın Yayına Başlaması (1860) - Afşin-Elbistan Termik Santrali'nin açılışı (1984) - Bağbozumu zamanı ve Fırtınası

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Kim, malayani konuşmaların çok olduğu bir yere oturur da, oradan kalkmazdan önce şu duayı okursa bu yerde oturmaktan hasıl olan günahından arınmış olur: Allahım! Seni hamdinle teşbih ederim. Senden başka ilah olmadığına şehadet ederim. Senden mağfiret diliyorum, Sana tevbe ediyor (af taleb ediyorum) Ravi: Tirmizi, Da'avat 39



                    IMAM-I RABBANİNİN BİR MEKTUBU (1)

                    Kıymetli oğlum! Biz kuluz. Sahibimizin emrindeyiz. Başı boş değiliz. Her istediğimizi yapmaya serbest değiliz. İyi düşünelim! Uzağı gören akıl sahibi olalım! Kıyamet günü utanmaktan, pişman olmaktan başka, ele bir-şey geçmez. Gençlik çağı, kazanç zamanıdır. Mert olan, bu vaktin kıymetini bilip, elden kaçırmaz. İhtiyarlık herkese nasip olmaz. Nasip olsa da, rahat, elverişli vakit ele geçmez. Vakit de bulunsa, kuvvetsizlik, hâlsizlik zamanında, yarar iş yapılamaz. Bugün, her vaziyet elverişli iken, ananın babanın varlığı büyük nimet iken, geçim derdi olmayıp fırsat elde iken, güç kuvvet yerinde iken, hangi özür ile, hangi sebeple, bugünün işi yarına bırakılabilir? Peygamberimiz "sallallahü aleyhi ve sellem", "Yarın yaparım diyen helak oldu, ziyan etti." buyurdu. Eğer dünya işlerini yarına bırakırsak ve bugün hep ahiret işlerini yaparsak güzel olur. Fakat, bunun aksini yaparsak çok çirkin olur.
                    Gençlik zamanında, insanı üç din düşmanı olan, nefs, şeytan ve kötü insanlar aldatmaya uğraşmaktadır. Bunlar karşısında az bir ibâdet pek kıymetli olur. İhtiyarlıkta yapılan, bundan katkat fazla ibâdetlerin bu kadar kıymeti olmaz. Düşman hücum ettiği zaman, askerin ufak bir hareketi, çok kıymetli olur. Sulh zamanında yapılan büyük talimlerin, manevraların, bu kadar kıymeti olmaz.
                    Oğlum! Bütün varlıkların hülasası, özü olan insan, eğlence için, oyun için, yiyip içmek, gezmek, yatmak, keyf sürmek için yaratılmadı. Kulluk vazifelerini yapmak için, Rabbine itaat, tevazu, kuvvetsizliğini, ihtiyacını göstermek, O'na sığınmak ve yalvarmak için yaratıldı. Muhammed aleyhisselâmın bildirdiği ibâdetlerin hepsi, insanlara faydalı şeylerdir. İnsanlara yaradığı için emir edilmiştir. (Devamı yarın)

                    FIKRA

                    Maske
                    Dursun Temel’e sorar:
                    “Doktorlar ameliyatta niçin maske takarlar?”
                    Temel bilgiç bir edayla:
                    “Niye olacak…Yanlış ameliyat ettikleri hasta tanımasın diye…”

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Başkalarının deneylerinden yararlanmayı bilecek kadar akıllı kimse var mı şu dünyada.

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · PİLİÇ ROTİ
                    · ŞEH.PİLAV
                    · SEBZE ÇORBA
                    · K.DİBİ TATLI

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: ARGÜN: (Tür.) Er. - Temiz, aydınlık gün.
                    Kız: CANAY: (Tür.). - Ay gibi temiz, saf, parlak kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                    MANİ

                    Besmele ile çıktım yola
                    Selam verdim sağa sola
                    Selamımı aldınız mı
                    Komşulara yaydınız mı



                    BİLMECE
                    Geceleri fener, gündüzleri söner.
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: Havuç

                    Comment


                    • 22 Ekim 2011

                      Bugün 22 Ekim 2011 25 Zilkade 1432 T.Evvel: 9 Hızır 170 I.Haçova Savaşı (1596) - Kanije Müdafaası (1601) - Genel Nüfus sayımı (2000)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Kulların sabahladığı hiçbir gün yoktur ki, iki melek inerek birisi, Allah'ım, malını infak edenin malını artır; diğeri de, Allah'ım, malını vermeyenin malını yok et!' demesinler Ravi: Buhari, Zekat 27



                      IMAM-I RABBANİNİN BİR MEKTUBU (2)

                      (Dünden devam) Yoksa, hiçbir ibâdetin Allahü teâlâya faydası yoktur. Candan teşekkür ederek, minnet ile ibâdet yapmalı. Tam teslim olarak, emirleri yapmaya ve yasaklardan kaçınmaya çalışmalıdır. Allahü teâlâ hiçbir-şeye muhtaç olmadığı hâlde, kullarını emir ve yasaklar vermekle şereflendirdi. Her şeye muhtaç olan, biz kulların, bu büyük ihsana, bol bol teşekkür etmemiz, bunun için de, emirleri yapmaya, candan sarılmamız lâzımdır.
                      Ey Oğlum! İyi biliyorsun ki, dünyada biri, mevki, rütbe sahibi olsa, emrinde bulunanlardan birine, mühim bir vazife verse, bu vazifenin yapılmasında, emir verene de fayda olduğu hâlde, bu işçi, bu vazifeye ne kadar çok ehemmiyet ve kıymet verir. "Bu vazifeyi, bana büyük bir zât verdi." diye övünür ve seve seve, zevk ile yapmaya çalışır değil mi? Yazıklar olsun! Allahü teâlânın büyüklüğü, yüksekliği, bu
                      kimsenin büyüklüğü kadar değil midir de, İslâm dîninin istediklerini yapmaya, böyle çalışılmıyor. [Allahü teâlânın emirleri vazife bilinmiyor ve (vazife mukaddestir! Önce vazife, sonra namaz) gibi şeyler deniyor. Hâlbuki, Allahü teâlânın emirleri birinci vazife olmak lâzımdır.]

                      FIKRA

                      Temel ve Kaynanası
                      Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. Ne oldu diye sormuşlar.
                      -Temel: “Kaynanamı gömdük.”diye cevap vermiş.
                      - Kahvedekiler: “İyi de bu halin ne?”
                      -Temel: “Biraz direndi de.”

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Deneyler, en iyi öğretmenlerdir. Yalnız okul masrafları biraz çoktur. CARLYLE

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · ETLİ NOHUT
                      · PİLAV
                      · TURŞU
                      · MER. ÇORBA

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: ARGUN: (Tür.) Er. 1. Zayıf, güçsüz, düşkün, dermansız, zebun. 2. Yanyana iki kamış düdüğünden veya kartal kemiğinden yapılmış kaval. - Argun: İlhanlı hükümdarı. Abaka Han'ın oğ­lu.
                      Kız: CANAN: (Fars.) Ka. - Sevgili, gönül verilmiş, sevilen kadın.

                      MANİ

                      Mani maniyi açar
                      Maniden kaldım naçar
                      Kör olası çöpçüler
                      Yarsız yorganım açar



                      BİLMECE
                      Sarıdır sallanır, dalında ballanır.
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: Yıldız

                      Comment


                      • 23 Ekim 2011

                        Bugün 23 Ekim 2011 26 Zilkade 1432 T.Evvel: 10 Hızır 171 Kırım Harbi (1853) - PTT'nin kuruluşu (1840) - Güneş, Akrep Burcu'nda - Nineler Günü

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Komşusu zararlarından emin olmayan kimse Cennete giremez Ravi: Buhari, Edeb 29



                        ZİRVEDEKİ SON AĞAÇ

                        Zirvedeki son ağaç, solun sağın dik yamaç.
                        Su bulmak zor etrafta, zaman kır, mekân kıraç.
                        Ba&ka yer yok yolcuya, senin gölgene muhtaç.
                        Burada doyar açlar, toklar ise olur ac.
                        Bu çaresiz devirde, sensin her derde ilâç.
                        Padişaha otağ sen, olursun, sultana tac.
                        Talebeye kılavuz, sen âlimlere sirâc.
                        Huzurunda bulunmaz, ne şiddet ne de harâc.
                        Bidatler aslan ağzı, moda sıkışmış kıskaç.
                        Sırrını öğrenirse, kâinat duyar utanç.
                        Yolun diktir varamaz, ona ustasız araç.
                        Gölgende huzra varmak, belki değer binbir hac.
                        Yol, iz vasıta ise, oraya varmak amaç.
                        Yolunda adımlar mil, parmaklar kırkar kulaç.
                        Burda herkes vurgundur, düşünülemez vurkac.
                        Havası bîr yerde yok, burda yekpare mîzâc.
                        Burası nihayettir, varmak ise ihtiyaç.
                        Hakkı arayanların, hepsi buraya muhtaç.
                        Otur edeble otur, basın ört kalbini ac.
                        Her bası ağrıyana, sensin sihirli sertac.
                        Bu sevenler ordusu, ister sen gibi ortaç.
                        Yolun o kadar doğru, iğriyi eder ihraç.
                        Seven sevdiğiyledir, böyle buyurur Yalvaç.
                        Ey zirvede son ağaç, bize nur gölgeni saç!..

                        FIKRA

                        BİZ TÜRKLER
                        Londra' da arkadaşlar Türk mahallesine gitmişler. Oradaki Türklerden bazıları tek kelime İngilizce bilmiyor.
                        Çünkü adamlar manavdan alış veriş yapıyor, manav Türk, ev sahipleri Türk, arkadaşları Türk, esnaf Türk filan...
                        Neyse efendim bunlar giriyorlar bir bakkala, kasadaki elemanla bir hoş sohbet derken
                        içeri bir İngiliz giriyor. Kasadaki eleman patronuna bağırıyor:
                        - "İsmail abi bakivercen mi, turist geldi bi tane"

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Demokrasi demek, ”sende benim kadar iyisin” demektir. THEODORE PARKER

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · SEBZELİ PİLİÇ
                        · PİLAV
                        · EZO ÇORBA
                        · KABAK TATLI

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: ARGU: (Tür.) Er. 1. İki dağ arası, uçurum. 2. Orta Asya'da Issık gölü çevresinde Çu ve Talaş havzalarında yaşamış Kırgızların en büyük boyu. Argu Türkleri.
                        Kız: CALİBE: (Ar.) Ka. - Kendine çeken, celbeden, çekici.

                        MANİ

                        Bağa gittim bağlama
                        Kara gözlüm ağlama
                        Ben buralı değilim
                        Bana gönül bağlama



                        BİLMECE
                        Hangi maymunlar ağaca çıkamaz?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Portakal

                        Comment


                        • 24 Ekim 2011

                          Bugün 24 Ekim 2011 27 Zilkade 1432 T.Evvel: 11 Hızır 172 Birleşmiş Milletler Örgütünün Kuruluşu (1945) - Birleşmiş Milletler Günü

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Üç şey reddedilmez: Minder, yağ ve koku. Ravi: Tirmizi



                          EN ÇOK KONULAN İSİMLER

                          1950-1970'de doğanlar
                          Kız: Ayşe, Emine, Fatma, Zeynep, Hatice, Fadime, Meryem, Rahime, Sultan, Şerife.
                          Erkek: Mehmet, Mustafa, Ahmet, Ali, Hüseyin, Hasan, İsmail, İbrahim, Osman, Ramazan.
                          1970-1980'de doğanlar
                          Kız: Fatma, Ayşe, Emine, Hatice, Zeynep, Hülya, Dilek, Filiz, Yasemin, Özlem.
                          Erkek: Mehmet, Mustafa, Murat, Ali, Ahmet, Hüseyin, Hasan, İbrahim, İsmail, Ramazan.
                          1980-1990'da doğanlar
                          Kız: Fatma, Ayşe, Hatice, Emine, Zeynep, Özlem, Elif, Yasemin, Esra, Dilek.
                          Erkek: Mehmet, Mustafa, Murat, Ahmet, Ali, Fatih, Hüseyin, İbrahim, Hasan, Gökhan.
                          1990-2000'de doğanlar
                          Kız: Merve, Fatma, Büşra, Elif, Kübra, Esra, Zeynep, Ayşe, Emine, Hatice.
                          Erkek: Mehmet, Mustafa, Ahmet, Emre, Ali, Murat, İbrahim, Ömer, Burak, Hüseyin.
                          2000-2005'de doğanlar
                          Kız: Zeynep, Elif, Merve, İrem, Fatma.
                          Erkek: Mehmet, Yusuf, Fur-kan, Mustafa, Emre.
                          2008'de doğanlar
                          Erkek: Yusuf, Arda, Mustafa, Ahmet, Mehmet.
                          Kız: Merve, Yağmur, İrem, Zeynep, Elif.
                          Şu anda en çok kullanılan erkek isimleri: Mehmet, Mustafa, Ahmet, Ali ve Hüseyin.
                          Şu anda en çok kullanılan kadın isimleri: Fatma, Ayşe, Emine, Hatice, Zeynep.
                          Şu anda en çok kullanılan soyadlar: Yılmaz, Kaya, Demir, Çelik ve Şahin. (Ocak2010)

                          BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN KURULUŞU

                          II. Dünya Harbi'nin sonunda insanlığı yeni bir savaştan korumak ve ülkelerin sıkıntılarına ortaklaşa çareler aramak ve insan haklarının korunmasını sağlamak gayesiyle, Birleşmiş Milletler Teşkilâtı kuruldu. 24 Ekim 1945'te 50 devletle kurulan bu teşkilâta Türkiye de kurucu üye olarak katılmıştır. Birleşmiş Milletlerin dünya barışına bazı faydalan olmuştur. BM'ye üye ülke sayısı 196'yı
                          geçti.
                          BM; üyeleri itibarıyla çok büyük farklılık gösteriyor. Nüfusu 1 milyar 300 milyonu aşan üyesi (Çin) de var, orta ölçekli bir kasaba büyüklüğünde olan üyeleri de var. Yüzölçümü 17 milyon km2’yi geçen üyesi (Rusya) de var, yüzölçümü 2 km2'nin altında üyesi (Monako) de var.

                          FIKRA

                          Turk cehennemı
                          Dört samimi arkadaş aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında ölürler. Azrail "Türk cehennemine mi yoksa Avrupa cehennemine mi gitmek istersiniz?" diye sorar. Azrail'e "Fark nedir?" diye sorarlar. Azrail "Avrupa cehenneminde her gün bir kepçe Türk cehenneminde ise her gün bir kova tezek yersiniz" der. Üç tanesi "biz Türk doğduk, Türk ölürüz" der. Bir tanesi ise uyanıklık edip Avrupa cehennemini seçer. Ve aradan epey zaman geçer Avrupa cehennemindeki adam artık kepçe kepçe tezek yemekten bıkmıştır, arkadaşlarının durumunu merak eder, hallerini görmek için ziyarete gider. Arkadaşları şen şakrak gülerek karşılarlar onu. Dayanamaz sorar: "Ben bir kepçesini hazmedemezken siz her gün bir kova tezek yiyip nasıl bu kadar neşeli olursunuz?".
                          Arkadaşları bu soruya cevap verirler :
                          - Oğlum burası Türk cehennemi, bir gün tezek olur kova olmaz bir gün kova olur tezek olmaz. Anlayacağın 3 aydır bir b.. yediğimiz yok!

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Demokrasinin kusurları, yine demokrasiyle kapatılır. ALFRED E.SMİTH

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · SEBZELİ KÖFTE
                          · MAKARNA
                          · M.SALATA
                          · MEYVE

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: AREL: (Tür.) Er. - Temiz, dürüst kimse.
                          Kız: CAİZE: (Ar.) Ka. 1. Armağan, hediye. 2. Yol yiyeceği, azık. 3. Eski şairlere yazdıkları methiyeler için verilen bahşiş.

                          MANİ

                          Davulumun ipi kaytan
                          Kalmadı sırtımda mintan
                          Verin ağalar bahşişimi
                          Sırtıma alayım mintan



                          BİLMECE
                          Çok hızlı giden bir tırı kim durdurur?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: Yükseklik korkusu olan

                          Comment


                          • 25 Ekim 2011

                            Bugün 25 Ekim 2011 28 Zilkade 1432 T.Evvel: 12 Hızır 173 Uluğ Beğ'in Vefatı (1449) - Suların soğuması - Rusya'nın Kars ve Ardahan'ı istemesi (1947)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Surun sahibi (İsrafil aleyhisselam), sur denen borusunu ağzına dayamış, yüzünü çevirmiş, kulağını dikmiş, üfleme emrini beklerken ben nasıl tereffühle (dünya nimetlerinden) istifade edebilirim?" buyurmuşlardı. Bu, sanki ashabına çok ağır gelmişti: "Peki biz ne yapalım -veya ne diyelim- ey Allah'ın Resulü?" diye sordular. Onlara: "Hasbünallah ve ni'mel-vekil (Allah bize yeter, o ne güzel vekildir!), Allah'a tevekkül ettik, -belki de "tevekkülümüz Allah'adır!" demişti- deyiniz!" diye emir buyurdular. Ravi: Tirmizi, Kıyamet 9



                            YUMURTA YEMEK ŞART

                            Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tülin" Aksoy Türkiye gibi nüfusunun çok büyük kısmı genç olan bir ülkede çok yumurta tüketilmesinin lâzım olduğunu, pazardan alınan yumurtalara dikkat edilmesi gerektiğini, yazın aşırı sıcaklar sebebiyle yumurtanın kalitesinin düştüğünü söyledi. Aksoy özetle şöyle devam etti:
                            Yumurta bayatladıkça bozulmaya dönebilir. Mümkün olduğu kadar yumurtaları serin yerlerde satılan yerlerden almalıyız Ameliyat sonrası ve ağır yanıklar sonrası insanlara günde 3-4 yumurta yedirilmesi gerekir. Çünkü, yumurtanın proteini insan vücuduna en yakın proteindir. Bir yumurtanın 6 gram proteini vardır. Bu proteinin %99'u vücut proteinine dönüşür. Özellikle gelişme çağındaki çocukların, gençlerin yumurtaya çok ihtiyaçları olur. Gençken vücudun protein üretmesi gerekir. Özellikle ilk 5 yaşta beyin gelişimi çok önemli. Çocuklar protein tüketmezse, zaten protein olan beyin gelişemez. İlk 5 yaş içerisinde yumurta yemeyen çocuklarda hem fiziksel boy geriliği, hem de zihinsel gerilik söz konusu olabilir. Protein tüketmeyen çocuklarda donuk zekalılık dediğimiz durum ortaya çıkıyor. Çocuklar her gün 1 yumurta yemeli. O gün et ve süt yemiyorsa 2 yumurta yemeliler. Avrupa ülkelerinde yılda bir kişi 250 yumurta tüketiyorsa bizim 300 yumurta tüketmemiz lâzım. Biz Avrupalılara göre daha az yumurta, balık eti, tavuk ve kırmızı et tüketiyoruz. Şu an Türkiye'de bir yılda kişi başına 135 yumurta tüketiliyor...

                            ULUĞ BEYİN VEFATI

                            Astronomi âlimi ve Şemerkand sultanıdır. İsmi Muhammed Taraaay bin Muinüddin Şajrıruh'tur. Semerkand'da 22 Mart 1395'ae doğdu. Sarayda iyi bir öğrenim gördü. Kur'ân-ı kerîmi ezberledi, Arapçayı öğrendi. Babası vefat edince, idareyi ele aldı. Şemerkand ı kendine başşehir yaptı. 38 sene hükümdarlık yaptı. 25 Ekim 1449'da öldürüldü ve dedesi Timur Hânın yanına defnedildi.
                            Dünya ilim tarihinin, zamanına kadar yetiştirdiği en büyük astronomi âlimi olarak şöhret yaptı. Bu sahada Uluğ Beyi dünyaya tanıtan, Semerkand'da 1420 de yaptırdığı rasathane olmuştur.

                            FIKRA

                            fare
                            Kendisini fare zannettiği için ailesi tarafından bir akıl hastanesine yatırılan adam, birkaç yıllık bir tedavinin ardından; iyice kendine gelmiş. Doktorlar, artık taburcu etmeyi düşündükleri hasta ile son bir görüşme yaparak, iyileştiğinden emin olmak istemişler. Adama sormuşlar: -"Söyle bakalım; sen insan mısın, fare misin?" Adam gülümsemiş: -"Doktor bey, o günleri geride bıraktım. Elbette ki ben bir insanım." Doktorlar, içleri rahatlayarak: -"Tamam o zaman, artık burada kalmana gerek kalmadı", demişler ve çıkış belgelerini uzatmışlar. Birkaç dakika sonra, gruptaki doktorlardan biri bahçeye çıktığında, adamı bir ağacın arkasına saklanır halde görmüş. -"N'oldu yahu? Sıkılmadın mı buradan, çıksana, git özgürlüğün tadını çıkar!" -"İyi de doktor bey, orada bir kedi var!" -"Eee, ne olmuş kedi varsa; hani sen artık bir fare olmadığını biliyordun?" -"Ya doktor bey, ben fare olmadığımı biliyorum da; kedi benim fare olmadığımı nereden bilecek?"

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Demokrasi, halkın halk tarafından halk için iradesidir.LİNCOLN

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · SALÇALI KÖFTE
                            · YAYLA ÇORBA
                            · SPAGETTİ
                            · SPANGLE

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: AREF: (Ar.) Er. 1. Pek maruf, çok bilinen. 2. Arif, anlayışlı ve bilgili.
                            Kız: AREFE: (Ar.) Ka. 1. Arife, dini bay­ramlardan bir evvelki gün. 2. Bir ön­ceki gün.

                            MANİ

                            İstanbula giderken
                            Sol tarafta hastane
                            Yârimin mektubunu
                            Eğlendirme postane



                            BİLMECE
                            Saat niçin tehlikelidir?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: Trafik Polisi

                            Comment


                            • 26 Ekim 2011

                              Bugün 26 Ekim 2011 29 Zilkade 1432 T.Evvel: 13 Hızır 174 Türkmenistan'ın Bağımsızlığı (1991) - Hüseyin Hilmi Işık efendi'nin Vefatı (2001)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız. Ravi: Müslim, İman, 93



                              HÜSEYİN HİLMİ IŞIK

                              Büyük İslâm âlimi ve mütefekkir Hüseyin Hilmi Işık Efendi 8 Mart 1911'de (Hicrî 1329) İstanbul Eyüp Sultan'da doğup, 26.10.2001 (Hicrî 9 Şaban 1422) tarihinde ahirete irtihâl etti. Eyüp Sultan Reşadiye Nümûne Mektebini ve 1929'da askerî liseyi birincilikle bitirdi. Eczacılık Fakültesine girerek askerî eczacı oldu. Gülhane Hastanesi'nde bir senelik stajını birincilikle bitirip, üsteğmen olarak Askerî Tıbbiye Okuluna müzakereci tayin edildi. Bu arada Kimya Fakültesine kaydolarak, yüksek matematikçi Von Mises'ten, mekanik profesörü Prager'den, fizikçi Dember'den, teknik kimyacı Goss'dan ders aldı. Kimya profesörü Fritz Amdt'ın yanında çalıştı, takdirlerini kazandı.
                              1936 senesinde Türkiye'nin ilk kimya yüksek mühendisi diplomasını aldı. Ankara Mamak'ta zehirli gazlar kimyageri yapıldı. Burada 11 sene kaldı. Orada Almanca da öğrendi. Harp gazları mütehassısı oldu. 1947'de Bursa Askerî Lisesinde kimya öğretmeni, sonra öğretim müdürü oldu. Burada, sonra Kuleli ve Erzincan Askerî Liselerinde uzun seneler kimya öğretmenliği yaparak yüzlerce subay yetiştirdi. Kıdemli albay iken, 1960 yılında emekli oldu.
                              Emekli olduktan sonra, İstanbul'da Vefa Lisesi, Cağaloğlu ve Bakırköy Sanat Enstitüleri gibi çeşitli okullarda matematik ve kimya öğretmenlikleri yapıp, çok sayıda imanlı genç yetiştirdi.
                              Hayatı boyunca; insanlarla iyi geçinmeyi, güzel ahlâk sahibi olmayı, fitnelere karışmamayı tavsiye etmiştir.
                              Hüseyin Hilmi Işık Efendi, büyük İslâm âlimi Seyyid Abdülhakîm Arvasî "rahmetullahi teâlâ aleyh" hazretlerini, 1929 yılında tanımakla ve ona hizmet etmekle şereflendi. Bu zatın sohbet ve derslerinde, feyz ve ihsanlara nail oldu. Sarf, nahv, mantık, fıkıh, hadis, tefsir, mâkul ve menkûl, usûl ve fürû ilimlerini tâlim ettj. Arapça ve Farsça tercümeler yaparak gençliğe hizmet etti. İcâzet-i mutlaka almakla şereflendi. Başta; Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye olmak üzere, 14 Türkçe ve bunların tercümeleri olan diğer dillerde pek çok kitapları yardır.
                              26 Ekim 2001 Cuma gecesi, tedavi gördüğü Türkiye Hastanesi'nde vefat etti ve Eyüp Sultan Kabristanı'ndaki aile mezarlığına defnedildi. "Rahmetullahi teâlâ aleyh"

                              FIKRA

                              Komik Aile:
                              Yetişmiş bir kızı olan bir dulla evlendim. Babam üvey kızımla evlendi. Bu şekilde babam benim DAMADIM oldu, üvey kızım da babamın karısı olması dolayısıyla ANNEM oldu. Benim karım bir oğlan çocuk doğurdu. Bu çocuk tabiatıyla BABAMIN KAYINBİRADERİ ve benim üvey annemin BİRADERİ olması nedeniyle de benim DAYIM oldu. Babamın karısı da bir oğlan çocuk doğurdu.
                              Tabii doğan çocuk benim KARDEŞİM oldu fakat aynı zamanda kızımın oğlu olması dolayısıyla da TORUNUM oldu. Böylece, karımda annemin annesi olması dolayısıyla benim BÜYÜKANNEM oldu. Kocası ve aynı zamanda onun torunu olduğumdan, bir kimsenin büyük annesinin kocası da büyük babası olacağından dolayı, KENDİ KENDİMİN BÜYÜK BABASI oldum.

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Yüksek bir mevkiye yerleşen alçak bir kişiden daha kötü bir şey olamaz. CLAUDİANUS

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · Z.Y.PIRASA
                              · BİBER DOLMA
                              · EZO ÇORBA
                              · YOĞURT

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: ARDA: (Tür.) Er. 1. Eskiden bazı ça­vuşların elde tuttukları uzun değnek. 2. İşaret için dikilen değnek. -3. Çık­rıkçı kalemi. 4. Sonra gelen.
                              Kız: ARCA: (Ar.) Ka. -1. Temiz, namus­lu. 2. Aksak, topal.

                              MANİ

                              Bağa girdim nar için
                              Dolaşırım yar için
                              Anneler kız büyütür
                              Delikanlılar için



                              BİLMECE
                              Duvara çarpan araba ne olur?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: Akrebi olduğu için

                              Comment


                              • 27 Ekim 2011

                                Bugün 27 Ekim 2011 30 Zilkade 1432 T.Evvel: 14 Hızır 175 Halep'in İngilizlerce İşgali (1918) - Balık Fırtınası - Balkan Misakı'nın kabulü (1932)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Her göz zanidir. Şurası muhakkak ki, kadın koku sürünür, sonra da (erkek) cemaate uğrarsa o da zaniyedir. Ravi: Tirmizi, Edeb 35



                                KÜS OLANLARI BARIŞTIRMAK

                                Müslümanların birbirine karşı olan haklarından birisi de iki kişinin arasını bulmak, küsleri barıştırmaktır. Hadîs-i şerifte buyuruldu ki:
                                "Nafile namaz, oruç ve sadakadan daha faziletli ameli söyleyeyim mi?"
                                Eshâb-ı kiram, (Evet yâ Resûlallah.) deyince, buyurdu ki:
                                "İki kişi arasını bulmak ve düzeltmektir. Çünkü ara bozukluğu dini kökünden yıkar."
                                Bir gün Peygamber efendimiz gülümsediği zaman, Hazret-i Ömer sebebini suâl edince, buyurdu ki:
                                "Ümmetimden iki kişi Al-lahü teâlânın huzuruna çıkar. Birisi der ki:
                                -Yâ Rabbi! Bu adamdan hakkımı al!
                                Allahü teâlâ buyurur:
                                - Bu adamın hakkını ver!
                                -Yâ Rabbi! Bir iyiliğim kalmadı ki nasıl vereyim?
                                Allahü teâlâ hak sahibine buyurur:
                                - Bu adamın iyiliği kalmadı. Ne yapacaksın?
                                -Günahlarımı alsın!"
                                [Bu arada Peygamber aleyhisselâm ağlayarak buyurdu ki:
                                O gün öyle dehşetli bir gündür ki, o gün başkalarının günahlarını yüklenmek şöyle dursun insan kendi günahının yükünü çekemez.]
                                Allahü teâlâ, hak sahibine buyurur:
                                -Başını kaldırıp Cennetin şu muhteşem köşklerine bak!
                                Hak sahibi baktıktan sonra der ki:
                                -Evet görüyorum. Bu muhteşem köşkler, hangi şehit, hangi sıddık veya hangi peygamberindir?
                                -İşte o gördüğün göz kamaştırıcı köşkler, bedellerini ödeyenler içindir.
                                -Yâ Rabbi! Bunların bedellerini kim ödeyebilir?
                                -Sen ödeyebilirsin.
                                -Nasıl ödeyebilirim, neyim var ki?
                                -Hakkını bu kardeşine bağışlamakla bu köşke sahip olursun.
                                -Bağışladım yâ Rabbi.
                                -Haydi kardeşinin elinden tutup Cennete girin!"
                                Peygamber aleyhisselâm, devamla buyurdu ki:
                                "Allahtan korkun ve aralarınızı düzeltmeye çalışın! Zira Allahü teâlâ, kıyamet gününde sizin aralarınızı düzeltir."

                                FIKRA

                                Tük kadının hali....
                                Amerikan Delegesi Hanimefendi kürsüye gelmis..
                                "Geçen yilin kararlarini aynen uyguladim.Eve gider gitmez kocama: 'Bundan sonra temiz çamasir istersen kendi çamasirini kendin yika. Iste makine orda..' dedim.
                                Ilk gün birsey görmedim.Ikinci gün birsey görmedim.Üçüncü gün bir baktim, makinenin basinda sadece kendi camasirlarini degil, benimkileri de yikiyor."
                                Alman Delegesi söz almis, arkasindan..
                                "Ben de kararimiz geregince kocama: 'Bundan böyle temiz tabakta yemek istiyorsan kendi bulasigini kendin yika' dedim..
                                Birinci gün birsey görmedim. Ikinci gün birsey görmedim. Üçüncü gün baktim, makinenin basinda sadece kendininkileri degil, benim bulasiklarimi da yikiyor."
                                Üçüncü konusmaci bizden feminist kardesimiz.. "Türkiye'ye döner dönmez kararimiz geregince kocamla konustum.
                                Ona dedim ki: 'Bundan böyle yemek yemek istiyorsan, kendin pisirmen gerekecek.Iste mutfak orada..'dedim.
                                Birinci gün birsey görmedim. Ikinci gün birsey görmedim.Üçüncü gün sol gözüm biraz açilir gibi oldu, hafiften görmeye basladim

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Her gün değişiyoruz; düşüncelerimizle eserlerimiz nasıl aynı kalabilir? CARLYLE

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · YUMURTALI ISPANAK
                                · KRE.T.SUYU ÇORBA
                                · YOĞURT
                                · BÖREK

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: ARAMDİL: (Fars.) Er. 1. gönül ra­hatı. 2. Sevilen güzel. 3. Yer mekan.
                                Kız: ARAMCAN: (Fars.) Ka. -1. Gönül rahatı. 2. Sevgili, sevilen güzel.

                                MANİ

                                Ne uyursun ne uyursun
                                Bu uykuyla ne bulursun
                                Al abdesti, kıl namazı
                                Cenneti alayı bulursun



                                BİLMECE
                                Kurbağalar niçin mayo giymez?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: Durur

                                Comment

                                Working...
                                X