fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 12 Kasım 2011

    Bugün 12 Kasım 2011 16 Zilhicce 1432 T.Evvel: 30 Kasım 5 Düzce Depremi (1999) - Plevne Müdafaası (1887) - Pastırma Yazı (Yılın son sıcak günleri)

    HADİS-İ ŞERİF

    Kur'an'ı cebren (açıktan) okuyan, sadakayı açıktan veren gibidir. Kur'an'ı gizlice okuyan, sadakayı gizlice veren gibidir. Ravi: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 20



    YILDIZ ÇİNİ FABRİKASI

    1892'de Sultan Abdülhamid Hânın yaptırdığı Yıldız Porselen Fabrikası, bir asırdan fazla bir zamandır Türk-İslâm sanatının nadide örneklerine yeniden hayat kazandırıyor. 1908-1912 ve 1918-1961 arasında kapalı kalan bu fabrika, Menderes'in isteği ile yeniden restore edilerek 1961'den bu yana aralıksız çalışıyor.
    Osmanlı çinisi, sanatını gün geçtikçe ilerleten Avrupa sanatı karşısında var olma savaşını birkaç yönde yürütüyor. TBMM'ne bağlı Millî Saraylar Dairesi bünyesinde olan Yıldız Personel Fabrikası, 160 personeli ile dünyada eşi ve benzeri olmayan ve unutulmaya yüztutmuş Türk-İslâm Sanatı ve Türk Çini Sanatının eşsiz örneklerini birer birer yeniden bütün ihtişamıyla gün ışığına çıkarıyor.
    Topkapı, Dolmabahçe, Yıldız, Çırağan gibi saraylarımızda bulunan müstesna sanat eserlerinin yanı sıra, yurt dışına kaçırılan tarihî
    eserlerimizin de birer numuneleri, gerçekleri gibi bu fabrikada yeniden yapılıyor.
    ABD'deki Washington, Teşvikiye ve daha birçok caminin çini işlerini yapan bu fabrika, antika meraklılarına da hizmet veriyor.

    FIKRA

    Hiç buralardan geçen bir deli gördünüz mü?
    nasıl biri ?
    bir seksen boyunda doksan kilo ağırlığında ufacık tefecik sarışın bir zenci
    Anlamadım ?
    hem bir seksen boyunda doksan kilo hemde ufacık tefecik üstelik hem zenci hem sarışın…
    Canım deli dedik ya!!!
    deli senin benim gibi olacak değil ya

    GÜNÜN SÖZÜ

    Ölü bir imparator olmaktansa, yaşayan bir dilenci olmak daha iyidir. LA FONTAİNE

    YEMEK MENÜSÜ
    · TAVUK SUYU ÇORBA
    · KIYMALI BEZELYE
    · PİLAV
    · KOMPOSTO

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: ASKER: (Ar.) Er. 1. Ordu, ordu ör­gülüyle ilgili. Vazife yapan. 2. Ülke savunmasında istihdam edilmek üzere eğitilip donatılan kimse. 3. Rütbesiz asker, er.
    Kız: ÂSİYE: (Ar.) Ka. - 1. Kederli üzün­tülü. Musa (a.s.)'ı daha bebekken Nil'den kurtarıp sarayda büyüten ve sonra onun peygamberliğine iman eden kadın. Kur'an'da Fir'avun'un ka­rısı olduğu belirtilmiştir. Fakat ismi zikredilmemiştir. - (bkz. Kasas: 9; Tahrim: 11). Firavun'a karşı gelerek müslüman olmuştur. Tahrim suresin­de mü'mine bir kadının en son nokta­da yapması gerekenlere örnek olarak gösterilen hanım.

    MANİ

    Entarisi al basma
    Alıp duvara asma
    Sen benimsin ben senin
    Ellere kulak asma



    BİLMECE

    Çeke çeke biter.
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: Mantar

    Comment


    • 13 Kasım 2011

      Bugün 13 Kasım 2011 17 Zilhicce 1432 T.Evvel: 31 Kasım 6 M.Zahit Kotku'nun Vefatı (1980) - Tekirdağ'ın Kurtuluşu (1922) - İlk Helikopter uçuşu (1907)

      HADİS-İ ŞERİF

      Kur'an'ı okuyup ona sahip çıkan kimseye (ahirette): "Oku ve (cennetin derecelerine) yüksel, dünyada nasıl ağır ağır okuyor idiysen öyle oku. Zira senin makamın, okuduğun en son ayetin seviyesindedir. Ravi: Ebu Davud, Vitr 20



      FİLİSTİN GÖZLERİMDE AĞLIYOR

      Kanadından vuruluyor bir kuş özgürlüğe uçarken
      Yürek dayanmıyor bu Siyonist vahşetin zulmüne
      Ey elleri kan kokan, gözleri kan bakan
      Yüreği yaralı çocuk
      Sen de yenik düştün yaşamın acımasız tuzağına

      Seninde düşlerini çaldı Aksa intifadası
      Yaşanmamış yarınlarını düne asılan umutlarını
      Artık havalanmayacak hiç oynayamadığın uçurtman
      Oysaki sen ne anlarsın şarapnelden mermiden
      Ağlıyorum çocuk sana ağlıyorum yürekten

      İlk kez Müslüman olduğum için bu kadar ağlıyorum
      Ve insan olduğum için bu kadar utanıyorum
      Allah’a yalvarıyorum “barış ver yarabbi, barış ver”
      İşgal edilmiş hayatlara bir damla huzur ver
      Filistin’ime çocuk yüreğinde bir mutluluk ver

      Yüreklerden kan gözlerden yaş akmasın artık
      Çocuklar babalarını demir parmaklıklarda görmesin
      Gözlerinde yaş olmasın çileli annelerin
      Nakab ve Eylat çölleri yeşile bürünsün
      Ezilmiş çocukluğun gölgesi yarınlara yansımasın

      Ey çocuk
      İşgal edilmiş hayatın kahramanı yaptılar seni
      Çocuk yüreğinle direnişi, mücadeleyi öğrendin çaresiz
      Şimdi bakma bana öyle başın dik ak bir alınla
      Ellerin kan kokuyor gözlerin kan bakıyor çocuk
      Bana hiç sorma zaten Filistin gözlerimde ağlıyor

      FIKRA

      Bir gün bir bilim adami yilbasi nedeniyle hastaneleri gezip akillanan delileri salmaya karar vermis. Bir sürü hastaneyi gezmis fakat hic akillandigina kanaat getirilen deliye rastlamamis.
      En sonunda bir hastaneye gitmis birde bakmis ki bütün deliler zipliyor hemen onlarla ilgilenen doktorlara sormus:
      - “Bunlar neden böyle zipliyorlar?”
      - “Bunlar kendilerini misir patlagi zannediyorlar.” demis
      Birde bakmislar ki bir tanesi ziplamadan yatagin üzerinde sabit bir sekilde duruyormus. Hemen ona yaklasarak sormus.
      - “Sen neden ziplamiyorsun?”
      - “Ben tavaya yapistim.”

      GÜNÜN SÖZÜ

      Dil sürçeceğine ayak sürçsün daha iyi. HERBERT

      YEMEK MENÜSÜ
      · ŞEHRİYE ÇORBA
      · KURU FASULYE
      · PİRİNÇ PİLAVI
      · KARIŞIK TURŞU

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: ASİME: (Fars.) Er. - Akılsız, beyin­siz, şaşkın, sersem. - İsim olarak kul­lanılmaz.
      Kız: ASİYE: (Ar.) Ka. 1. Sütun, direk, ko­lon. 2. Mersingiller, mersin ağacı tü­ründen ağaçlar. 3. İsyan eden, itaatsiz, başkaldıran, serkeş, bagi. 4. Allah'ın emirlerini yerine getirmeyen, günahkar. 5. Haydut, şaki. -Bu isim Rasulullah tarafından yasaklanmıştır. İçer­diği anlam İslami anlayışa terstir.

      MANİ

      İçeride ara kapı
      Sürmesi çavdar sapı
      İkimizi ayıran
      Dilensin kapı kapı



      BİLMECE
      Ağizi haho
      Deliği vizo
      Zaçada ziço
      Zaçada ziço
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: Sigara

      Comment


      • 14 Kasım 2011

        Bugün 14 Kasım 2011 18 Zilhicce 1432 T.Sani: 1 Kasım 7 Alemdar Mustafa Paşa'nın Vefatı (1808) - Ahıskalı Türklerin sürgünü (1944) - Dünya Çocuk Kitapları Haftası - Iğdır'ın kurtuluşu (1920) - Dünya Diyabet Günü

        HADİS-İ ŞERİF

        Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa, bir üçüncüsünü ister. Âdemoğlunun karnını (gönlünü) topraktan başka bir şey doldurmaz. Şu kadar ki, tevbe eden kişinin tevbesini Allah kabul eder. Ravi: Buhari, Zühd



        AHISKA TÜRKLERİ (1)

        Ahıska, Ardahan ilinin kuzeyinde Gürcistan toprakları içerisinde, Posof çayının iki yakasında yer alan bir bölgedir. 6 kasaba ile 200 kadar köyü kaplamaktadır. Kara yolu ile Tiflis, Batum ve Türkiye'ye bağlıdır. Ardahan'a 48, Posof ilçesine 12 kilometre mesafededir. 1828'de 50 bin olan nüfusu, şimdi Ermenilerden müteşekkil 25 000 kadardır.
        Ahıska bölgesi, 1578 tarihinde Sultan III. Murad Hân zamanında Osmanlı topraklarına katıldı. Konya, Yozgat ve Tokat bölgelerinden aileler oralara yerleştirildi. 250 yıl Osmanlı hakimiyetinde kaldıktan sonra, 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşında, Ruslar, önce Kars, sonra da Ahıska'yı aldılar. İkinci dünya savaşında Stalin, eli silah tutan 40 000 Türkü askere aldıktan sonra, kalan 91 000 Türk, 14-16 kasım 1944'de; "Komşu hasım bir ülkenin (Türkiye'nin) istihbarat kuvvetleri ile temasta bulunmaktan", önce Özbekistan'a sürüldü. Bu sürgünde 17 000 kişi öldü. Daha sonra Türkler; Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Türkiye, Sibirya... gibi dünyanın her yerine dağıldılar. Bugün, dünyada 300 000 kadar Ahıska Türkü olduğu tahmin ediliyor. Tekrar yurtlarına dönmek için de çeşitli çalışmalar yapıyorlar.
        1944 yılındaki sürgünü yaşamış canlı şahitlerden, o zaman 17 yaşında olan Bedir Dede sağlığında, Ahmet Emin Ahıskalı'ya şöyle anlattı:
        "Sabahleyin toplantı var dediler. Toplandık harmana. Etrafımızı askerler çevirdi. 50'den fazla makineli tüfekli asker vardı. Dediler ki; size 24 saatlik vakit verilecek. Ondan sonra siz, Orta Asya'ya gideceksiniz.16 kilo yük alabileceksiniz. 24 saat mühlet verdiler ama, 4 saat sonra köye Gürcüler geldi. Eşyalarımızı kamyonlara doldurup doldurup götürdüler. Bizi 2 gün dışarıda beklettiler. Bir ana-baba günü oldu. Kediler bağrışıyor, itler ürüşüyor, hayvanlar böğrüşüyor. Bir kıyamet, onları görmeye yüreğimiz dayanamadı, o tarafa bakamadık... Daha sonra trenin 60 vagonuna bindirdiler. İlk 2 gün vagonlarda aç susuz kaldık. Kapıları kilitlediler. Ne ekmek var, ne su var. Ne başka bir yiyecek var... (Devamı yarın)

        FIKRA

        Delinin biri bir gün havuza düşmüş. bunu gören başka bir delide deliyi kurtarmış. doktorlar o deliyi tebrik etmişler. deliye sormuşlar, Arkadaşın nerede ? diye, deli hemen cevap vermiş.
        - onu kurusun diye astım demis.

        GÜNÜN SÖZÜ

        Dilsiz olmak, çok söylemekten yeğdir. TÜRK ATASÖZÜ

        YEMEK MENÜSÜ
        · MERCİMEK ÇORBA
        · MENEMEN
        · FIRIN MAKARNA
        · YOĞURT

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: ASIM: (Ar.) Er. 1. Yasak, yanına yaklaşılamayan. 2. Günahtan, haram­dan çekinen. 3. İffetli, afif, ismetli, perhizkar. Asım b. Umeyr: (749). İs­lam komutanlarından. Maveraünnehir fethine katıldı ve yiğitliğiyle ün saldı.
        Kız: CİHAN: (Fars.) 1. Dünya, alem, kainat, yeryüzü, yerküresi. 2. Dünyada yaşayan insanların tümü. Cihan Ara Begüm: Hint-Türk hükümdarı Şahcihan ile adına Taç Mahal'in yapıldığı Mümtaz Mahal'in kızı. Dindarlığı ve ihlaslı oluşu sebebiyle "Zamanın Fatıması" olarak anıldı. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

        MANİ

        Elma attım denize
        Geliyor yüze yüze
        Sevdiğimin sözleri
        Hediye kaldı bize



        BİLMECE
        Alaca bulaca
        Çikar ağaca
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: Küp

        Comment


        • 15 Kasım 2011

          Bugün 15 Kasım 2011 19 Zilhicce 1432 T.Sani: 2 Kasım 8 K.K.T.C.'ın Resmen İlan Edilmesi (1983) - Bağımsız Filistin Decleti'nin kuruluşu (1988)

          HADİS-İ ŞERİF

          Evimle minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir. Minberim havuzumun üzerindedir. Ravi: Müslim, Hacc 502



          AHISKA TÜRKLERİ (2)

          ("Dünden devam) Çok eziyet çektik, çok sıkıntılı vakitler geçirdik. Bitler oldu koca koca, kullanma suyu yok. Tuvalet yok. Vagonun köşesine çarşaf tutarak tuvalet yaptık. Soğukta bir ay o trenle yol gittik. Tifüs hastalığına yakalandık. Bir kısmı öldüler. Soyu tükenen aileler oldu. Ocakları söndü. Hasta olanı götürürlerdi. Bacım hasta oldu. Kontrola geldiklerinde, görmesinler diye, onu hasıra sarıp dikerdim. Hasta yok derdim. Ölüleri arkadaki boş vagonlara doldurdular. Bir yerde, Almanların attığı bombalarla büyük çukurlar açılmıştı. Orada treni durdurup, bütün ölüleri döktüler çukura. Adamları üst üste attılar. Günde bir adama 200 gram ekmek veriyorlardı. Alma-ata'dan transit geçtik. Esterhan diye bir yer vardı. Bizi oraya indirdiler. Ölülerimizi kuyuya attılar. Sonra Özbekistan'a götürdüler. Allah yardım etti, kudret verdi, sabır verdi, dayandık. Ölen öldü, kalan kaldı..."
          Muhammed İzzetoğlu - Ahıska Türlerin Kutup Yıldızı

          FIKRA

          Adamin lastigi tam timarhanenin önünde patlamis,kaldirima ancak yanasabilmis. Sonraki islem malum… Kriko, stepne, bijon anahtari derken, birde bunlarin yanina talihsizlik eklenince,söktügü 4 adet bijon yuvarlanip yagmur mazgalina düser.
          Mazgal açilir gibi degil, bijonlar görünür gibi degil. Talihsiz sürücü bir sagina bakar, bir soluna bakar, çaresiz duygular içinde kaderiyle basbasa, kaldirima çöker.
          Olayi en basindan beri timarhanenin demir parmaklikli penceresinden izleyenbir deli, “çaresiz adam” in halini bir süre daha aciyarak izledikten sonra seslenir;
          - Ulan salaaak! Sen ne yapiyorsun orda öyle?
          - Sorma birader, lastik patladi ve degistirirken bijonlari mazgala düsürdüm.
          - Düsündügün seye bak! Sök öbür lastiklerden birer tane Sök hepsi 3 bijonlu olsun.
          Adam bir lastiklere bakar birde deliye ve sanki aklina birden bir fikir gelmis gibi ise girisir. Herseyi tamamlayip bagaj kapagini kapatan sürücünün akli deliye takilir.
          Arabasina binmeden evvel ona seslenir:
          - Yahu birader! Bu kadar zekan varken seni o timarhaneye neden tiktilar?
          - Ulen salak! Biz burada delilikten yatiyoruz, salakliktan degil.

          GÜNÜN SÖZÜ

          Uyuyan köpeği uyandırmaya gelmez. ALLESSANDRO ALLEGRİ

          YEMEK MENÜSÜ
          · ETLİ KEREVİZ
          · ŞEHRİYELİ PİLAV
          · YOĞURT
          · ŞEHRİYE ÇORBA

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: ASİL: (Ar.) Er. 1. Sağlam. 2. İyice kökleşmiş, yüksek duygularla hareket eden. 3. Kendi kendine hareket eden. 4. Soyu, sopu belli. Necip.
          Kız: CEZLAN: (Ar.). - Mutlu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

          MANİ

          Mavi yelekli yârim
          Çarkıfelekli yârim
          Beni bırakıp gitti
          Demir yürekli yârim



          BİLMECE

          Alti kül, üstü kül
          İçine bir sari gül
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: Fasulye

          Comment


          • 16 Kasım 2011

            Bugün 16 Kasım 2011 20 Zilhicce 1432 T.Sani: 3 Kasım 9 Muhyidin-i Arabi'nin Vefatı (1240) - Süveyş Kanalı'nın Açılışı (1869) - Haşeratın gizlenmesi

            HADİS-İ ŞERİF

            Herhangi bir genç, yaşından dolayı bir ihtiyara hürmet ederse Cenab-ı Allah da yaşlılığında ona hizmet edecek kimseler halk eder (yaratır). Ravi: Riyazü’s Salihin



            EVDE DETERJAN YAPMAK

            Temizlik ürünleri hem çok pahalı hem de, bu ürünleri kullanan bir insan 55 binin üzerinde kimyasal maddeye maruz kalıyor. Bunların içinde kanser yapan da var, sinir sistemini bozan da. Elden ayağa, çamaşırdan bulaşığa, ev temizliğinden güzel kokuya kadar her zaman onlara ihtiyaç var. Ama hepsi de kimyasal madde ve pahalı. Her an da bir şüphe; acaba temizlenirken zehirleniyor muyuz?
            Buna evde bir çözüm bulmak gerekiyor. İşte deterjanını evde üretmek için bir tarif: 1 su bardağı boraks 1 su bardağı karbonat 1 yemek kaşığı kaya tuzu 1 yemek kaşığı limon tuzu İşte size bir bulaşık deterjanı tarifi. Aynı karışım yüzey temizleyici olarak da kullanılabiliyor. Ayrıca, bulaşıklarınızı pırıl pırıl parlatmak için, sirke yeterli. Hiç olmazsa, sağlıklı olduğunda şüphe yok.

            SÜVEYŞ KANALININ AÇILIŞI

            Akdeniz'le Kızıldeniz'i birleştirmek, Hac ve ticaret yolunu kolaylaştırmak için, Sultan Abdülaziz Hân devrinde ve Mısır Hidivi İsmail
            Paşanın gayretiyle, 25 Nisan 1859 yılında inşaatına başlanılan Süveyş Kanalı, 16 Kasım 1869'da açılmıştır. 10 sene 6 ay 25 gün süren hafriyatta 20 000 işçi çalışmıştır. Uzunluğu 162,5 km, genişliği ise 68-100 metredir.

            FIKRA

            Başhekim, akıl hastanesinin bahçesinde dolaşıyordu, bir ara baktı, bir kalabalık gözüne çarpmıştı.Hemen oraya seğirtti.Deliler bir halka oluşturmuş, ortada dönüp konuşan birini dinliyorlardı :
            - Papendreu seçimleri kaybetti.Hastaneye kaldırıldı…Bulgar zulmü devam ediyor.Zorla yollanan soydaşlarımızın sayısı seksen bine ulaştı…Federasyon kupasını Beşiktaş kazandı…
            Başhekim bu işten hoşlanmış :
            - Ne yapıyorlar bunlar böyle? diye sormuş.
            - Efendim, demişler.Ortadaki deli kendinin gazete olduğunu sanıyor, haberleri bildiriyor.
            Başhekim daha da hoşlanmış.Dolaşmasını sürdürmüş.Az ileride birde ne görsün! Sekiz, on deli iplerle sımsıkı birbirlerine bağlanıp bir köşeye atılmamış mı!
            - Onlar mı, okunup da iadeye gidecek eski gazeteler efendim

            GÜNÜN SÖZÜ

            Ölümsüz olarak bildiğim tek şey, düşüncedir. MEREDİTH

            YEMEK MENÜSÜ
            · DOMATES ÇORBA
            · YAPRAK SARMA
            · EV USULU MANTI
            · YOĞURT

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: ASIF: (Ar.) Er. - Pek sert, pek şiddet­li, şiddetle esen.
            Kız: ASIFE: (Ar.) Ka. - Şiddetle esen rüz­gar. Kur'an'da Yunus 22, İbrahim 18 ve En'am suresi 81. ayetlerde geçer.

            MANİ

            Dolabın kapakları
            Çınarın yaprakları
            Kara gözlü yârimin
            Çınlasın kulakları



            BİLMECE

            Alttan yer
            Ustten çikarur
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: Pilekide Misir Ekmeği

            Comment


            • 17 Kasım 2011

              Bugün 17 Kasım 2011 21 Zilhicce 1432 T.Sani: 4 Kasım 10 Son Padişah Vahdettin'in Türkiye'den Ayrılışı (1922) - Şarköy ve Mürefte'nin kurtuluşları (1922)

              HADİS-İ ŞERİF

              Zaman yakınlaşmadıkça kıyamet kopmaz. Bu yakınlaşma öyle olur ki, bir yıl bir ay gibi, ay bir hafta gibi, hafta da bir gün gibi, gün saat gibi, saat de bir çıra tutuşması gibi (kısa) olur. Ravi: Tirmizi, Zühd 24



              ... SEÂDET-İ EBEDİYYE KİTABI

              Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye kitabı, ciltli ve 1248 sayfa olup, üç kısımdan meydana gelmiştir: I. Kısımda; İslâm dinine nasıl inanılacağı, ehl-i sünnet itikadı, İslâm dinine iftira edenlere cevaplar, Kur'ân-ı kerîm ve tefsirler, Kur'ân-ı kerîmdeki ilimlerin sınıflandırılması, namazın ehemmiyeti, farzları, abdest, gusül, namaz ile ilgili bütün hususlar, kaza namazları, Cuma ve bayram namazları, zekât, ramazan orucu, sadaka-i fıtr, yemin ve yemin kefareti, adak, kurban kesmek, hac, mübarek geceler, hicrî ve milâdî senelerin birbirine çevrilmeleri, selâmlaşmak, Muhammed aleyhisselâmın hayatı, ahlâkı, anne, baba ve dedelerinin mümin oluşu...
              II.Kısımda; iman, akıl, kaza-kader, tefsir ve hadîs, kitapları, hadîs âlimleri, Allahü teâlânın isimleri, mezhep, fıkıh, İmâm-ı Azam
              "rahmetullahi teâlâ aleyh" hazretleri, Vehhâbîlere ehl-i sünnetin cevabı, evliya ruhlarından faydalanma, bozuk dinler, hurûfîlik, sosyalizm ve sosyal adalet, İslâmiyette nikâh, talâk, süt kardeşlik, nafaka, komşu hakkı, helal ve haramlar, israf ye faiz, fen bilgileri, tevekkül, müzik ve tegannî, cin hakkında bilgi, bir Müslüman baba nın kızına nasihatları, mucize, keramet, firâset, istidrac ...
              III. Kısımda; İslâmiyette ticaret, bey ve şirâ, alışverişte muhayyerlik, bâtıl, fâsid ve mekruh satışlar, ticarette adalet ve ihtikâr, ihsan, banka ve faiz, şirketler, cezalar, ölüm ve ölüme hazırlık, meyyite hizmetler, ferâiz, meyyit için ıskat...
              Ayrıca konular arasında, İmâm-ı Rabbanî "rahmetullahi teâlâ aleyh" hazretlerinin ve oğlu Muhammed Masum "kuddise sir-ruh" hazretlerinin Mektûbât kitaplarından mektuplar mevcuttur.
              Son bölümde; 1020 zatın hâl tercümesi yer almaktadır. Kitabın son bölümünde; meşhur insanların, kitapların ve mevzuların fihristleri ayrı ayrı mevcuttur.
              1000'e yakın eserden uzun bir zamanda hazırlanan bu nadide eserde; insanı saadete kavuşturacak bütün hususlar yer almaktadır.

              FIKRA

              temel bir gün bir uçurumun ucunda atmışsekiz atmışsekiz atmışsekiz diye sayıklıyormuşş temeli gören vatandaşlar halla halla bu adam deli galiba demişler aldırış etmemişler.
              bir adam temelin bu hareketini dikkatlice izlemişş 1 gün geçmiş temel hala atmışsekiz atmışsekiz atmışsekiz diye sayıklıyormuş ikinci gün adam tekrar temele bakmış temel hala atmışsekiz atmışseki .
              yok demiş adam böyle olmayacak adamı merak sarmış niye böyle yapıyo bu adam diyee dayanamamış temelin yanına gitmiş ve temel sonra altmışsekiz, atmışdokuz atmışdokuz atmışdokuz

              GÜNÜN SÖZÜ

              Düşünce rüzgar, bilgi, yelken, insanlık bir kayığın kendisidir. A.W.HARE

              YEMEK MENÜSÜ
              Mercimek Çorbası
              Karnıyarık
              Pilav
              Sigara böreği

              ÇOCUĞUNUZA İSİM

              Erkek: ASHAB: (Ar.) Er. 1. Sahib'in çoğu­lu. 2. Hz. Muhammcd (s.a.s)'i görüp ona tabi olan kişiler. İnsanlık alemi­nin en seçkin simaları ve örnek nesli­dirler. Haklarında varid olan naslarla korunmuşlar, Allah'ın yardımını müşahade etmişler ve büyük peygambe­rin öğretilerini harfiyyen yaşamışlar­dır. Ashab-ı Kiram: Yüce sahabeler.
              Kız: ASGAR: (Ar.) - En küçük, daha kü­çük. - Erkek ve kadın adı olarak kul­lanılır.

              MANİ

              Motor geliyor motor
              Motorun bacası yok
              Kalkmış beni istiyor
              Cebinde parası yok



              BİLMECE

              Alti çeğnem
              Usti çeğnem
              İçinde bir garip nenem
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: Rende

              Comment


              • 19 Kasım 2011

                Bugün 19 Kasım 2011 23 Zilhicce 1432 T.Sani: 6 Kasım 12 Meriç ve Keşan'ın Kurtuluşu (1922) - İstanbul'da Avrupa Güvenlik ve İşbirliği (AGİT) Antlaşması (1999)

                HADİS-İ ŞERİF

                Ben yanında zikredildiğim zaman bana salât okumayan kimsenin de burnu sürtülsün! Ravi: Tirmizi, Da'avat 110



                MUM DONANMASI

                İstanbul'un fethinden önceki umumî hücum için bütün hazırlıklarını tamamlayan Türk ordusu, 28 Mayıs akşam yemeğini müteakip, istirahate geçti. Güneş battıktan bir müddet sonra karanlık, İstanbul'u örttüğünde şehir halkı bir alev kümesinin ortasında kaldığını dehşetle fark etti. Dört bir yanı alev alev yanıyordu. Hoca Şadeddin Efendi bu manzarayı şöyle nakleder: "O gece padişah, zaferleri rehber edinen askerlerine kargı ve mızraklar üzerine meşaleler, şemalar dikip ol yere bata-sıca kavmin karşısında mumlar yakarlar deyü buyurdu. Böylece meşaleler gece karanlığında ışık salınca, yalın kılıçların ça^ kıp parlatılmasına girişildi. Düşmana aman ve gediklerin örtülmesine zaman yermiyeler deyü, padişahın fermanı gereğince asker, kalenin önünü yaktıkları ateşlerle aydın ederek hisar duvarını da çerağlarla ışıklandırarak; sanki kırmızı, yeşil çiçekler, gül ve laleler ile çevreyi süsleyip güjşen eylediler. Her yerden tekbir sesleri ile geceyi şenlendirdiler. Şehâdet surları ile günahların görüntülerinden ellerini yudular. 01 gece cihanı aydınlatmak için tutuşturulan ateşlere, yıldızların gönderdikleri ışıklar da eklenince aydınlık o hâle geldi ki, gündüz gibi olaa yörede, düşmanın kederlerle kararan gözleri hayretler içinde* Kalıp, dünya gözüne kara bahtı gibi simsiyah gözüktü..."
                Bizans halkı bu ışık ve sesleri dehşet içerisinde izlerken tam gece yarısı olunca "Mum Donanması" bir anda söndü. Bütün ordugâh karanlığa gömüldü. Bu hâl Bizans halkı arasında daha büyük bir moral çöküntüsü meydana getirdi. Bundan sonra bir buçuk saat kadar yalnız topların sesi işitildi. Gece yarısından iki saat sonra boru, tabi ve nakkareler harp havası çalmaya başladılar. Ardından Osmanlı hücum kolları Allah! Allah! sadaları ile surlara saldırdılar...

                FIKRA

                beton Gibiyim!!
                Delinin biri Doktora gider. Doktor adamı tepeden tırnağa kontrol ettikten sonra teşhisini bir bir sıralar:
                “Karnında su toplanıyor. Adelelerinde kireçlenme var. Böbreklerinde kum var. Kanında da demir fazla…”
                Deli çok şaşırarak: “hadi yaaa! işe bak. Yahu doktor ben beton gibiyim!!!

                GÜNÜN SÖZÜ

                Büyük düşünceler, yürekten doğar. VAUVENARGUES

                YEMEK MENÜSÜ
                · SEBZE ÇORBA
                · MENEMEN
                · MAKARNA
                · MEYVE

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: ASENA: (Tür.) Er. - Kurt.
                Kız: CEYHAN: (Tür.). - Güney Anadolu'da Toroslar'dan doğan ve Akdeniz'e dökülen nehir. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                MANİ

                Camdan aldım makası
                Açtım gömlek yakası
                Bizim evden gözükür
                Yarin arka bahçesi



                BİLMECE

                Başi tarak
                Kuyruğu orak
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: Asma, Yaprak, Üzüm

                Comment


                • 21 Kasım 2011

                  Bugün 21 Kasım 2011 25 Zilhicce 1432 T.Sani: 8 Kasım 14 Mardin'in Kurtuluşu (1920) - Ağız ve Diş Sağlığı Haftası - Dünya Televizyon Günü

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Kim bana çeneleri ile bacakları arasındaki şeyler hususunda garanti verirse ben de ona Cennet hususunda garanti veririm. Ravi: Buhari, Rikak 23



                  SİNSİ DİN DÜŞMANLARI

                  İnsan, ancak kendisi gibi olan kimselerle arkadaşlık yapar, kendisi gibi olan kimseleri sever, kendisi gibi olan kimseleri tavsiye eder. Atalarımız ne güzel söylemişler: Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim."
                  Her insanı inceleyip, geçmişini araştırıp, nasıl biri olduğunu tespit etmek zordur. Hele, ilmi olmayanların, dinî konularda, gerçek âlim ile, sinsi din düşmanlarını ayırt etmesi çok zordur. Çünkü, düşmanlar çok sinsi hareket ediyorlar. Bunu anlamanın en kolay yolu, kimlere hücum ediyorlar, kimlere arka çıkıyorlar, bunu iyi tespit etmek lazımdır.
                  Her devirde olduğu gibi, sinsi düşmanların, günümüzdeki temsilcileri de, kendilerine İslâm âlimlerini hedef seçtiler. Bunları kötülemek için ne gerekiyorsa yapıyorlar. İmam-ı a'zam, İmam-ı Gazalî, Imam-ı Rabbanî gibi İslâm büyüklerini her fırsatta kötülüyorlar. Bununla da yetinmeyip, sinsi düşmanlığı temsil eden, kendilerinden önceki kuklaları göklere çıkarıyorlar. Bir kimsenin gerçek niyetini anlamak için, övdükleri ve kötüledikle-ri kimselere bakmak kâfi.
                  Tabiî bu arada, Hallacı Mansur, Hacı Bektaş-ı velî ve Mevlana gibi gerçek manada büyüklerden de bahsediyorlar. Bunlardan bahsetmelerinin iki sebebi var:
                  Birincisi, dikkati çekmemek, bunların arasına yukarıdaki kimseleri de karıştırarak, işin aslını bilmeyenleri kandırmak.
                  İkincisi, bu zatların kapalı, izaha muhtaç çok sözlerinin oluşu. Bu sözlerini, istedikleri gibi izah ederek, dine zarar vermek.
                  Meselâ; Mevlânâ hazretleri, "Kim olursan ol, yine gel!" demiş. Bu kapalı bir söz olup, izah gerekir. İstismarcılar, bu sözü esas alıp; "Bak, Mevlana, kim olursan ol, yine gel, diyor. Dinli dinsiz ayırımı yapmıyor. Herkesi sevmeliyiz. Herkesi kardeş bilmeliyiz." diyerek, dinsizlik olan hümanizmi aşılıyorlar.
                  Halbuki, Hazret-i Mevlana; "Kim olursan ol gel! Biz kimsenin geçmişine bakmayız, geçmişine tevbe edip, Müslüman olan kimseyi, bağrımıza basarız, kardeş biliriz." diyor. Kâfirleri de kardeş biliriz, demiyor. Nitekim, Mevlana'nın talebeleri arasında, ateşperest, ateist, Yahudi, Hıristiyan yoktu, http://www.bizimsahite.net

                  FIKRA

                  Delinin biri mektup yazıyormuş. doktor içeri girmiş ve ne yapıyorsun? oğlum demiş . Bizim deli mektup yazıyorum doktor bey demiş doktor kime yazıyorsun diye sormuş bizim deli kendime yazıyorum doktor bey demiş. doktor yanına oturup ne yazdın diye sormuş bizim deli daha mektubu almadım ki ne yazdığımı bileyim doktor demiş.

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Herkes düşüncelerinde yanılabilir. Ama aptallar bir türlü yanıldıklarını anlayamazlar. CİCERO

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · MERCİMEK ÇORBA
                  · BALIKIZGARA FİLETO
                  · HELVA
                  · ÇOBAN SALATA

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: ASAF: (Ar.) Er. 1. Vezir. 2. Erdem, ileri görüşlülük, yönetimde başarı. Hz. Süleyman'ın ünlü veziri. Süley­man (a.s.)'ın en çok güvendiği kişiydi. Neml suresinde anlatılanlar Asaf üze­rine yorumlandı. Daha sonra padişa­hın vezirlerine Asaf unvanı verildi.
                  Kız: ÇEVRİYE: (Ar.) Ka. 1. Haksızlık. 2. Eza, cefa, eziyet, gadir, zulüm, sitem.

                  MANİ

                  Dalları bastı kiraz
                  Sevdamı anlamadın
                  Önce beni yalvarttın
                  Şimdi sen yalvar biraz



                  BİLMECE

                  Bir duvara iki tekne
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: Değnek

                  Comment


                  • 22 Kasım 2011

                    Bugün 22 Kasım 2011 26 Zilhicce 1432 T.Sani: 9 Kasım 15 Sultan I.Ahmed'in Vefatı - I.Mustafa'nın Sultan İlan Edilmesi (1617) - Güneş Yay (Kavs) Burcu'nda

                    HADİS-İ ŞERİF

                    İnsanda ilk (çürüyüp) kokacak olan yeri karnıdır. Öyleyse, kim, karnına temiz olandan başka bir şey sokmayabilirse mutlaka bunu yapsın! Ravi: Buhari, Ahkam 9



                    GRİBE KARŞI YİYECEKLER

                    Uzmanlar diyor ki: Domuz gribine veya başka griplere yakalanmaktan korkuyorsanız bu besinleri tüketmeye dikkat edin...
                    Kırmızı biber: Portakalda bulunan C vitamininin 2 katını ihtiva eder.
                    Yoğurt: İçinde bağırsaklarda mikroplarla savaşan faydalı bakteriler olan probiyotik bulunur.
                    Yeşil çay: Bağışıklığı güçlendiren "epigallocatechin gallate" isimli kimyasalı ihtiva eder.
                    Badem: Hastalıklarla savaşan antioksidan E vitamini bakımından zengindir.
                    Taze patates: Vücutta A vitaminine çevriliyor ye grip tedavisinde önemli bir rol oynuyor.
                    Tavuk suyuna çorba: Gribin boğaz ağrısı ve öksürük gibi etkilerini yatıştırmaya yardımcı olur.
                    Sarımsak: Sülfür maddesi grip sezonunda bu hastalığa yakalanma riskini 2,5 kat azaltıyor.
                    Ceviz: Antioksidan selenyum; soğuk algınlığı, grip ve kansere karşı koruma sağlar.
                    Turunçgiller: Önemli bir C vitamini kaynağıdır.
                    Bal: Tabii olarak antibakteri yel özelliklere sahiptir.
                    Lahana: Ispanak ve lahana, gribe karşı güçlendiren D vitamini bakımından zengindir.
                    Mantar: Gribe karşı koruyan beta-glucan isimli bir madde ihtiva eder.
                    Yulaf: Lif, E ve B vitamini ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren mineraller ve beta-glucan'lar bakımdan zengindir.
                    Elma: Bilim adamları, düzenli olarak elma yiyen insanların gribe yakalanma riskinin azaldığını ortaya koydu,
                    Balık: Bağışıklık sistemini harekete geçirmek için balık (Omega 3) tüketimini artırarak grip ve benzeri enfeksiyonları uzakta tutabilirsiniz.
                    Soğan: Tabii antibiyotikler ihtiva eder. Bunun yanında gribe karşı bağışıklık sistemini güçlendirir.

                    GÜNEŞ YAY BURCUNDA
                    Bugün, 22 Kasım. Güneş, Yay (Kavs) Burcu'na girmiş ve sonbahar mevsiminin 3. ayı başlamıştır. Güneş bu burçta 29 gün kalacak ve Aralık'ın 21. günü Oğlak Burcu'na girecektir.

                    FIKRA

                    Akıl hastanesinde bir gün bir hasta bakıcıyı yanına çağırır.
                    “Bana çabuk 10 şişe kola getir” der.
                    Hasta bakıcı buna kızar ve hastaya 10 tokat atar ve “al işte Sana 10 Kola ” der.
                    Aradan zaman geçtikten sonra yine aynı hasta, bakıcıyı yine çağırır.
                    Bu sefer hasta bakıcıyı tokatlar
                    .”Bakıcı ne oluyor?” der.
                    Hasta cevap verir.
                    “Şişeleri Depozitosunu Getirdim”. der )

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Düşünmeden öğrenmek, vakit kaybetmektir. KONFİÇYUZ

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · TARHANA ÇORBA
                    · PİLİÇ KROKET
                    · SPAGETTİ
                    · KAZANDİBİ

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: AS: (Ar.) Er. 1. Mersin ağacı. 2. (Fars.) Değirmen.
                    Kız: CEVHERE: (Ar.) Ka. - (bkz. Cevher). Hicri 5. asırda Bağdat'ta yaşamış meşhur bir İslam hanımı.

                    MANİ

                    Evleri yapan usta
                    Yeniden yıksın yapsın
                    Pencere bırakmamış
                    Delikanlılar baksın



                    BİLMECE

                    Bir Bayirda iki kenef
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: Kulak

                    Comment


                    • 23 Kasım 2011

                      Bugün 23 Kasım 2011 27 Zilhicce 1432 T.Sani: 10 Kasım 16 İstanbul'un İşgali (1918) - Tarihçi Hammer'in vefatı (1865) - Midilli'nin fethi (1462) - Türkiye'de ilk kalp nakli ameliyatı (1968)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Kişi zina edince iman ondan çıkar ve başının üstünde bir bulut gibi havada durur. Zinadan çıkınca iman kişiye geri döner. Ravi: Tirmizi, İman 11



                      KOMŞU HAKKI

                      Dinimizin üzerinde durduğu en önemli konulardan biri de, komşu haklarıdır. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:
                      "Yakın komşuya, uzak komşuya, yanındaki arkadaşa, yolda kalmışa ve emriniz altında bulunan kimselere iyilik edin!"
                      Bir gün Hazret-i Âişe validemiz, Peygamberimize sordu:
                      -Ey Allanın Resulü! İki komşum var. Önce hangisine yardım edeyim?
                      Peygamber efendimiz de şöyle buyurdu:
                      " Kapısı yakın olandan başla!"
                      Atalarımız; "Ev alma, komşu al!" diyerek, iyi komşular edinmemizi tavsiye etmişlerdir.
                      Komşunun komşu üzerinde 10 hakkı vardır:
                      1. Çağırınca davetine gitmek.
                      2. Yardım isterse, yardım etmek.
                      3. Hastalanınca ziyaretine, gitmek.
                      4. Borç istediği zaman borç vermek.
                      5. Sevinçli günlerinde, sevincine ortak olmak.
                      6. Ondan gelecek bütün sıkıntılara katlanmak.
                      7. Onunla kavga ve münâkaşa etmemek ve iyi geçinmek.
                      8. Başına bir belâ gelirse, teselli etmek ve üzüntüsünü paylaşmak.
                      9. Ölünce cenazesine gitmek ve defin işleriyle meşgul" olmak.
                      10. Yolculuğa çıktığı zaman; evini ve ev halkını kollayıp gözetmek.

                      FIKRA

                      Delileri uçağa bindirmişler, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı. Ama o kadar çok gürültü yapıyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı, uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittiğini görmek istedi.
                      Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı. Baktı, en başta, bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.
                      - Sen neden bağırmıyorsun? diye soracak oldu.
                      Adam :
                      - Ben bunların öğretmeniyim, diye cevap verdi. Onlarda benim öğrencilerim. Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum.
                      Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti. Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.
                      Pilot:
                      - Aman çok güzel! diye sevindi. Herhalde kendinin öğretmen olduğunu sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek, diye düşündü.
                      Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu. Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti. Gidip bakmak istedi.
                      Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok değil mi!
                      Dehşetle sordu :
                      - Öğrencilerin nerede?, diye…
                      - Dersler bitti. Hepsini evlerine gönderdim!

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Düşünüyorum, öyleyse varım. DESCARTES

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · PİLİÇ SOTE
                      · ŞEH. PİLAV
                      · SPANGLE
                      · MEVSİM SALATA

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM

                      Erkek: ARZIK: (Tür.) Er. - Dindar, sofu.
                      Kız: ARZU: (Ar.) Ka. 1. İstek, bahşiş. 2. Emel, heves, meyl. 3. Özlemek, müş­tak olmak. "Arzum" olarak da kulla­nılır. Meşhur halk hikayelerinde Kamber'in sevgilisi.

                      MANİ

                      Gide gide yoruldum
                      Sular gibi duruldum
                      Şu karşı ki oğlanın
                      Gözlerine vuruldum



                      BİLMECE

                      Bir kara kocakari
                      Etekleri yukari
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: Burun

                      Comment


                      • 24 Kasım 2011

                        Bugün 24 Kasım 2011 28 Zilhicce 1432 T.Sani: 11 Kasım 17 Öğretmenler Günü - Filistin Devleti'nin Kuruluşu (198 - Varto Zelzelesi (1975) - Soğukların başlaması

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Şurası muhakkak ki (şaka da bile olsa) ben sadece hakkı söylerim! Ravi: Tirmizî, Birr 57



                        SULTAN ÖZÜR DİLEDİ

                        İmâm-ı Rabbânî hazretlerini, hakkında çeşitli iftiralarda bulunarak Hind Sultanına şikayet ettiler. Sultan bunlara kanıp, oğlu Şah Cihan'ı gönderip, İmâm-ı Rabbânî hazretlerini, evlâtlarını ve talebelerini çağırıp, hepsini öldürmeye karar verdi. Bunun üzerine Şah Cihan, yanına gitti. "Babama secde edersen seni kurtarabilirim." deyince, İmâm-ı Rabbânî hazretleri "Ece! gelince, ölümden hiçbir şey kurtaramaz." deyip secde etmeyi kabul etmedi.
                        Daha sonra İmâm-ı Rabbânî hazretleri, çocuklarını ve talebelerini bırakıp Sultana yalnız gitti. Kendisine yapılan iftiralara karşı Sultana o kadar güzel ve doyurucu cevap verdi ki, Sultan yüksek hakikatleri anlayabilecek birisi olmadığı hâlde, neşelendi ye serbest bırakıp özür diledi.
                        Sultanın ikna olduğunu gören iftiracı sapıklar; "Bunun adamları çoktur. Sözleri bütün memlekette yürürlüktedir. Serbest bırakırsak bir karışıklık çıkabilir." diyerek Sultanı aldattılar. Sultan, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Güvalyar Kalesi'ne hapsedilmesini emretti.
                        Bu hâdiseye çok üzülen talebeleri Sultana isyan etmek istediler. Bunu yapabilecek güçte idiler. Fakat İmâm-ı Rabbânîl hazretleri onları rüyalarında ve uyanık iken bu işten men etti. Sultana hayır duâ etmelerini emredip; "Sultanı incitmek bütün insanlara zarar verir." buyurdu. Çünkü, Ehl-i sünnetin bir alâmeti de devlete isyan etmemek idi.
                        Sultanın veziri, koyu bir muhalif olduğundan, zindanda, lmâm-Rabbânî hazretlerinin başına kardeşini tayin edip çok şiddet davranmasını emretmişti. Bu görevli ise ondan çeşitli kerametler, üzülmek yerine heybet, sabır ve hatta neşe görerek tevbe etti. Bozuk itikadını terkedip Ehl-i sünneti seçti ve onun halis talebelerinden oldu. Kalede hapis bulunan binlerce kâfir, onun bereketi ve sohbetleri ile Müslüman olmakla şereflendiler. Birçok günahkâr tevbe etti. Hattâ bazıları yüksek âlim oldu.
                        İmâm-ı Rabbânî hazretleri hapiste üç sene kaldıktan sonra; Sultan, yaptığına pişman oldu. Hapisten çıkarıp ikram ve ihsan eyledi. Hatta halis talebesinden ve sadık dostlarından oldu.

                        FIKRA

                        İki deli, yağmurdan sonra kumaşı yırtık paslı bir şemsiyeyi açmışlar yolda gidiyorlardı.Birincisi, gökkuşağını gösterdi; - Bak bak .. ıkinci baktı ve birden sinirlendi;
                        - Hükümet böyle şeyler için para harcıyor da , bizim gibi deliler için doğru dürüst bir hastane yaptırmıyor !

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Düşüncelerini değiştirmeyenler sadece aptallarla ölülerdir. LOWELL

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · ETLİ TÜRLÜ
                        · BULGUR PİLAVI
                        · YOĞURT
                        · SÜTLAÇ

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: ARTUK: (Tür.) Er. - Selçuklu Emiri. (XI. yy.). Selçukluların ünlü hakanı Alpaslan'ın emrinde Malazgirt savaşı­na katıldı.
                        Kız: ARÜSEK: (Fars.) Ka. 1. Gelin, kü­çük gelin. 2. Bebek gibi güzel kız. 3. İşlemecilikte kullanılan yeşil parlak sedef. 4. Ateş böceği. 5. Küçük bir mancınık çeşidi.

                        MANİ

                        Hoca çıkmış mahalleye
                        Topluyor kaşıkları
                        Cennet istersen Hoca
                        Kavuştur aşıkları



                        BİLMECE

                        Bi etek yumurta
                        Sabahleyin baktum
                        Bi dane yok
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Zincir

                        Comment


                        • 25 Kasım 2011

                          Bugün 25 Kasım 2011 29 Zilhicce 1432 T.Sani: 12 Kasım 18 Edirne'nin Kurtuluşu (1922) - Sultan Alparslan'ın vefatı (1072) - Orhun Kitabeleri'nin okunuşu (1893)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Allah tek bir ok sebebiyle üç kişiyi cennete koyar: 1- Onu yapan; yeter ki bunu hayır maksadıyla yapsın. 2- Atan. 3- Atana ulaştıran. Ravi: Ebu Davud, Cihad 24



                          YARIN HİCRİ YILBAŞI

                          Muharrem ayı, İslâm kamerî senesinin birinci ayı ve Kur'ân-ı kerîmde kıymet verilen 4 aydan biridir. Muharrem ayının birinci gecesi, Müslümanların Kamerî hicrî yılbaşı gecesidir. Hicrî Kamerî Takvimde; Muhammed aleyhisselâmın, Mekke'den Medine'ye hicret ettiği sene, başlangıç kabul edilir. Muharrem ayının 1 'i olan ilk Kamerî senebaşı, milâdî 622 yılının Temmuz ayının, 16'sına rastlayan Cuma günü idi.
                          Müslümanlar yılbaşı gecelerinde ve günlerinde müsâfeha ederek, telefonla veya mektup yazarak tebrikleşirler. Birbirlerini ziyaret eder ve hediye verirler. Yılbaşını dergi ve gazete ilanlarıyla kutlarlar. Yeni yılın, birbirlerine ve bütün Müslümanlara hayırlı ve bereketli olması için duâ ederler. Büyükleri, akrabayı, âlimleri evinde ziyaret edip dualarını alırlar. Bugün de, bayram gibi temiz giyinip, fakirlere sadaka verirler. Muharremin ilk 10 gün ve gecesi, mübarek gün ve gecelerdendir.
                          Muharrem ayının ilk günü ve Aşure günü okunacak duâ:
                          Elhamdülillah! Rabbi'l-âlemîn.
                          Vassalâtü vesselâmü ala seyyîdinâ Muham* medin ve ala âlihî ve sahbihî ecmaîn.
                          Allahümme ente'l-ebediyyü'l-kadîm, el-hay-yü'1-kerîm, el-hannan, el-mennân. Hâzihîsene* tün cedîdetün. Es'elüke fîhe'l-ısmete mineşşey-tânirracîm, vel avne ala hâzihinnefsVl-emmâ-reti bissûi ve'1-iştiğâle bimâ yukarribünî Üey-ke, yâ ze'1-celâli ve'l-ikrâmı birahmetike yâ er-hamerrâhimin. Ve sallallahu ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve ehl-i beytihî ecmaîn."

                          FIKRA

                          bir tımarhanede, deliler hergün sırayla bir delikten dışarı bakıyormuş. doktorda farkındaymış ve merak edip bakar ve hiç bişi görmez gökyüzünden başka, ve çok eski bir deliyi yanına çağırır siz her gün bu deliğe bakıp ne görüyorsunuz der, ben baktım bişi görmedim gökyüzünden başka deli der ulan ben 24 yıdır bakıyorom bişi görmedim sen bi bakıştamı görecen der ))

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Hiçbir ordu, zamanı gelmiş bir düşünceye karşı koyamaz. VİCTOR HUGO

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · YAYLA ÇORBA
                          · KIYMALI BEZELYE
                          · PİLAV
                          · KOMPOSTO

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM

                          Erkek: ARTUÇ: (Tür.) Er. - Ucu sivri de­mirle donanmış mızrak.
                          Kız: CEVHER: (Ar.) Ka. 1. Öz, maya. 2. Başlı başına, kendiliğinden olan. 3. Tıynet, cibilliyet, soydan gelen, haslet, tabii istidat. 4. Kıymetli taş. 5. Ebcet hesabında yalnız noktalı harfleri hesaplamaya dayanan tarih düşürme şekli. 6. Kılıç namlusuna yapılan menevişli süs. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

                          MANİ

                          İndim dereye durdum
                          Dokuz güvercin vurdum
                          Dokuzunun içinde
                          Ben birine vuruldum



                          BİLMECE

                          Bir vururum bin döker
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: Yildiz

                          Comment


                          • 26 Kasım 2011

                            Bugün 26 Kasım 2011 1 Muharrem 1433 T.Sani: 13 Kasım 19 Lakap ve Ünvanların Kaldırılması (1934) - Hicri Yılbaşı - Gelibolu ve Eceabat'ın kurtuluşu (1922) - Dünya Müslüman Kadınlar Günü - Kapalıçarşı Yangını (1954)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Müslümanlar arasında en hayırlı ev, içinde yetime iyilik ve ikram edilen evdir. Yine müslümanlar arasında en şerli ev de, içinde yetime fenalık yapılan evdir. Ravi: Ebu Hureyre (R.A.)



                            ŞAH-I ZİNDE TÜRBESİ

                            Semerkant şehrinde Efrasiyâb Tepesi'nin yamacında, aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen ve yer yer merdivenle çıkılan yolun iki tarafında yer alan türbeler topluluğuna verilen isimdir. Bu türbelerin çoğu 14. ve 15. yy'dan kalmadır ve Timur Hânın ailesinden olanlara ve yakınlarına aittir. Bunlardan Kuşem bin Abbas radıyallahü anh'a ait olan türbe, Emir Timur devrinden önceye aittir. Semerkant'ı İslama açan sahabelerden Kuşem bin Abbas, bir Kurban Bayramı günü 672'de şehit olmuştur, "Şehitler sizin bilmediğiniz bir hayatla diridirler." mealindeki âyet-i kerîmeye dayanarak buraya Şah-ı Zinde denilmiştir.
                            Uluğ Beğ'in yaptırdığı tepenin eteğindeki taç kapıdan geçilince Şah-ı Zinde'ye girilir. Girilmesiyle lacivert, koyu ve açık yeşil, siyah, sarı, beyaz mor ve firuze mavisi çinilerle gözlerin kamaşması bir olur. Burada iki mescid bir de medrese bulunmaktadır. Şah-ı Zinde Türbeleri esas itibariyle kare yapılardır ve en dikkat çekici özelliği yüksek kasnaklı ye kavun biçimi kubbelerdir. İkinci bir özellik, Timur Hân devrinin en zengin süslemelerini üzerlerinde toplamalarıdır. Süslemelerde en büyük pay çinilere aittir. Yazıların bollukla süslediği türbeler, yalnız nisbetlerinin zarifliği bakımından değil, çini kaplamalarla mimarî arasındaki kaynaşma bakımından da birer güzellik örneğidir.

                            FIKRA

                            Bir gün adamın biri kendini tavuk yemi saniyormuş ve tavuklardan çok korkuyormuş derken adamı hastaneye yatırmışlar ve uzun süre tedavi etmiler.
                            Sonunda adama sormuşlar, “artık tavuk yemi olmadığını biliyorsun demi?” adamın cevabı ise
                            “ben biliyorum da tavuklarda biliyormu?”şeklinde olmuş.

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Düşünceler iyi ve cesur olanların beyinlerinde, kollarında gelişmelidir; yoksa rüya olmaktan ileri gidemezler. EMERSON

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · YAYLA ÇORBA
                            · PATLICAN MUSAKKA
                            · BULGUR PİLAVI
                            · CACIK

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: ARTAN: (Tür.) Er. 1. Yarar, fayda. 2. Üstünlük, meziyet, nitelik.
                            Kız: CESARET: (Ar.) Ka. - Yüreklilik, korkusuzluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                            MANİ

                            Yaza yaza yaz geldi
                            Mürekkebe zam geldi
                            Daha yazacaktım ama
                            Karakoça kiraz geldi



                            BİLMECE

                            Bir kara koca kari
                            Belinde şal kuşaği
                            Hiç yakişmamiş ona
                            Almiş bekar uşaği
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: Elek

                            Comment


                            • 27 Kasım 2011

                              Bugün 27 Kasım 2011 2 Muharrem 1433 T.Sani: 14 Kasım 20 Seyyid Abdülhakim Efendi'nin Vefatı (1943) - Selimiye Camii'nin ibadete açılışı (1575) - Güz yağmurlarının sonu

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Muhammed'in nefsini kudret eliyle tutan zâta yemîn ederim ki, bu ümmetten her kim -Yahudî olsun, Hristiyan olsun- beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır. Ravi: Müslim, İman 240



                              ABDÜLHAKÎM ARVASÎ

                              Abdülhakîm Arvasî hazretleri; zahir ve bâtın ilimlerinde kâmil ve dört mezhebin fıkıh bilgilerinde mahir büyük bir İslâm âlimi idi. Hicrî 1281 (m.1865)'de Başkale'de doğdu. 27 Kasım 1943'de Ankara'da vefat etti. Kabri Ankara yakınlarındaki Bağlum nahiyesindedir. Seyyid oldukları Irak'taki şer'î mahkeme defterlerinde yazılıdır. Abdülhakîm Arvasî hazretleri, o zamanın ilim ve irfan merkezi olan Irak'ın muhtelif yerlerinde yüksek âlimlerden sarf, nahiv, lügat, mantık, münazara, beyan, riyaziye, hendese, meâni, bedi, kelâm, tefsir, hadîs, fıkıh, tasavvuf gibi dersleri okuyup 1883 senesinde icazet alarak memleketine döndü. Daha sonra Arvas'a giderek yüksek tahsilini zamanın en büyük âlimi Seyyid Fehim-i Arvasî "rahmetullahi aleyh" hazretlerinin huzurunda tamamladı. Başkale'de kendi parası ile bir medrese kurarak 29 yıl ders okuttu.
                              1914'de Ruslar Doğu'yu işgal edince İstanbul'a geldi, 1919'da Medrese-tül Mütehassısîn'e, yani İlahiyat Fakültesi'ne Müderris (Ordinaryüs Profesör) olarak tayin edildi. İstanbul'da çeşitli camilerde senelerce ilim neşretti. Pek çok kerametleri görüldü.
                              Siyâsete hiç karışmadı. Hükümete karşı gelenlerden, bölücülük yapanlardan nefret ederdi. " 30 sene İstanbul camilerinde iman bilgilerini, İslâmın güzel ahlâkını anlatmaya çalıştım." buyurmuştur. Sahte tarikatçılar ve cahil tekke şeyhleri ile hiç görüşmez; gençleri, İslâm bilgilerini öğrenmeye, herkese iyilik etmeye, memlekete, millete, devlete faydalı olmaya teşvik ederdi.

                              FIKRA

                              Delinin biri hastanenin bahçesinde el arabasını ters çevirmiş ve sürmeye uğraşıyormuş.
                              Bunu gören doktor: -
                              Öyle sürülmez, düzeltsene arabayı. Deli hemen cevap verir:
                              - Geçen gün senin dediğin gibi sürdüm akşama kadar kum taşıttırdılar, enayimiyim beeen!

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Uyuyan düşünce, bir daha uyumaz. CARLYLE

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · MERCİMEK ÇORBA
                              · Z.Y.PIRASA
                              · GÜL BÖREK
                              · YOĞURT

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: ARSLANŞAH: (Tür.) Er. - Arslan gibi cesur ve yiğit şah, kral. Cesur ko­mutan. Arslan Şah: Kirman Selçuklu hükümdarı (l 145). ,
                              Kız: CERİB: (Ar.). - Hububat için kullanılan bir ölçek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                              MANİ

                              Bahçelerde sardunya
                              Sardunyayı kırdın ya
                              Beni beğenmiyordun
                              Nasıl bana kaldın ya



                              BİLMECE

                              Burdan vurdum kilici
                              Karşidan çikti uci
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: Tabanca

                              Comment


                              • 28 Kasım 2011

                                Bugün 28 Kasım 2011 3 Muharrem 1433 T.Sani: 15 Kasım 21 Kanuni'nin Bağdat'ı Fethi (1534) - Şapka Kanunu'nun yürürlüğe girmesi (1925)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                İstikamet üzere olun. (Bunun sevabını) siz sayamazsınız. Şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır. (Zahiri ve batıni temizliği koruyarak) abdestli olmaya ancak mü'min riayet eder. Ravi: Muvatta, Taharet 36



                                BOR'DAN YAKIT ÜRETİLDİ

                                Türk Teknoloji Firması nano teknolojiyi kullanarak, bor madeninden araç yakıtı üretmeyi başardı. NNT Nano teknoloji Bor Ürünleri AR-GE Sanayi Ticaret A.Ş Genel Müdürü Mehmet Can Arvas şöyle açıkladı:
                                Dünyada petrol rezervlerinin tükenmesi, bizi nano teknoloji ve bor ile üretim yapan Türk firması olarak harekete geçirmiştir. Uzun yıllar üzerinde çalıştığımız Ar-Ge sonucunda bor madenini sonunda araç depolarına koymayı başarmanın heyecanını yaşıyoruz. Firmamız dünyada ve ülkemizde ilk defa bor madenini yakıt olarak üretmiş, 'Nano fuel' markasıyla yurt dışında ve yurt içinde satışa arz etmeye başlamıştır.
                                Bizim ürettiğimiz yakıt, şu an araçların sistematiği, benzin ve mazotla hareket etme özelliğine sahip olduğu için şu anda yakıtlara katkı maddesi olarak kullanılıyor. Ancak, bor yakıtına uygun araçlar üretildiğinde benzin ve mazota ihtiyaç duyulmadan bu tür araçlar bor yakıtı ile ilerleyebilecek. Bilindiği gibi bor, uzay araçlarında da kullanılıyor. Yanması çok yüksek. Benzinle 1000 kilo metre giden bir araç bu katkıyla 1 350 kilometre yapıyor. Gelecek zamanlarda benzin istasyonları gibi, bor istasyonları kurulacak ve bor yakıtı benzinden 10 kat daha ucuz olacaktı,
                                Bu yakıt çevreci, güvenli, kolay taşınabilinir ve kolaylıkla yanmayan bir yapıdadır. Dolayısıyla infilak etme, kıvılcımla, ateşle tutuşma riski yoktur. Bor çevre dostudur, yanma sonrası gaz emisyonu oluşturmamaktadır.
                                Teknoloji ve otomotiv sektörü, gelecek 5-10 yıl içerisinde tamamen bor yakıtı ile çalışan arabalar üretecek. Ancak, Türk nano teknolojisinin "Nano Fuel İnfinite" ürünlerini kullanmak mecburiyetinde olacaklardır. Bu teknoloji Türk milleti adına gerçekleştirilmiştir. Bilindiği gibi, dünyadaki bor madeni rezervinin %75'i Türkiye'dedir.

                                FIKRA

                                20 deli kaçmaya karar vermişler.ele başları bir kütükle üç kapıyı kırıcaz demiş.diğerleri kabul etmiş.ve sabah olunca 20 deli kalkmış ve üç kapıdan; birincisini kırmışlar, ikincisini kırmışlar derken üçüncü kapıya geldiklerinde birde kapının açık olduğunu görmüşler ele başları:
                                - geri dönün planımız bozuldu demiş

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Büyük işler gibi, büyük düşüncelerinde davula ihtiyaçları yoktur. BAİLEY

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · ISPANAK BORANİ
                                · ŞEFİN ÇORBA
                                · YOĞURT
                                · BÖREK

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: ARSLANGİRAY: (Tür.) Er. Cesur, korkusuz han. Arslan Giray: Kırım hanı (1702-1767).
                                Kız: CEREN: (Tür.) Ka. - Halk ağzında "ceylan" anlamına gelir.

                                MANİ

                                Dere boyu kavakları
                                Dökülür yaprakları
                                Yârim orada ben burada
                                Çınlasın kulakları



                                BİLMECE

                                Çozun beni ipumden
                                Vereyum size yukumden
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: Mermi

                                Comment

                                Working...
                                X