fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 20 Ocak 2009

    Bugün 20 Ocak 2009 23 Muharrem 1429 K.Sani: 7 Kasım:74 Sultan 1.Mustafa Han'nın vefatı (1639) - Daru'l-aceze'nin kuruluşu (1895)

    HADİS-İ ŞERİF

    Allah buyuruyor ki: “Şüphesiz ben, yer yüzünde yaşayanların isyanlarından dolayı onlara ceza vermek istediğimde: Evlerim olan mescidleri maddi ve manevi onarıp şenlendirenlere; Sırf benim hoşnut olmam için birbirini çıkarsız sevenlere; Seherlerde gerek kendilerinin, gerek diğer insanların işledikleri günahlar için Allah’tan (bağışlanma) dileyenlere bakıyorum ve azabımı yeryüzünden (bunlar sebebiyle) çeviriyorum. Hadis (Beyhaki).



    YAŞLILARA SAYGI

    Peyaamber Efendimiz (s.a.v.), yaşlı Müslümanlara saygı gösterip onlardan haya etmeyi, utanmayı tavsiye ederek buyurdular ki:

    "Yaşlı Müslüman'a, ikram(saygı)da bulunmak, Allah'a ihtiram(saygı)dandır."

    "Bir genç yaşlı birine yaşından dolayı saygı gösterirse, Allâhü Teâlâ o yaşa geldiğinde kendisine saygı gösterecek birisini gönderir."

    "Büyüklerine saygı göstermeyen, küçüklerine merhamet etmeyen bizden değildir."

    FARZ, VÂCİB, MEKRUH

    Farz: Yapılması Allâhü Teâlâ tarafından emrolunduğu kati delîl ile sabit olan herhangi bir vazifedir ki, farz-ı ayn ve farz-ı kifâye kısımlarına ayrılır.

    Farzı ayn: Her mükellef için yapılması farz olan vazifedir. Beş vakit namaz gibi.

    Farz-ı kifâye: Mükelleflerden bir kısmının yapması ile diğerlerinden farziyeti kalkan vazîfedir. Cenaze namazı gibi.

    Vacib: Allâhü Teâlâ tarafından emrolunduğu zannî delil ile sabit olan vazîfedir. Her namazda fâtiha-ı şerıfenin okunması gibi. .

    Mekruh: Hakkında kati bir yasak bulunmayan ve terki tercih edilen fiildir ki terk edilmesi güzel, işlenmesi çirkindir. Harama yakın olan mekruha tahrîmen, helâle yakın olan mekruha da tenzihen mekruh denir. (Hukûk-ı Islamıye)


    FIKRA

    Nasreddin Hoca merhumun kapısına alacaklılarından birisi gelmiş, 'alacağımı' isterim diye tutturmuş. Hoca her ne söylediyse adamı ikna edememiş. Sonunda adama Telaş etme. Bizim oğlan çalı toplamaya gitti, neredeyse gelir, çalıları yol kenarına dikeceğim, gelip geçen koyunların yünleri çalılara takılacak, hatun da onları toplayıp egırecek, ben de onları götürüp pazarda satacağım ve senin borcunu ödeyeceğim.' deyince alacaklı, gülmeye başlamış.

    Nasreddin Hoca, 'Nasıl, hazır paranın kokusunu alınca gülersin, değil mi?' demiş.

    GÜNÜN SÖZÜ

    Yiğitlik intikam almak değil, tahammül etmektir.
    Shaekespeare


    YEMEK MENÜSÜ

    · Domates Çorba
    · Patlıcan Kebap
    · Bulgur Pilav
    · Cacık

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek : ZİKRİ: (Ar.) Er. - Anma ile ilgili.
    Kız : ZİHNİYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Zihni).


    MANİ

    Gün kavuştu ırakta,
    Gözüm karada akta,
    Herkesin yarı geldi,
    Benim yarım uzakta.



    BİLMECE


    Laz dus yaptiktan sonra ne yapar?


    Cevabı Yarın.

    Dünkü Cevap: Diger taraftan aciniz.

    Comment


    • 21 Ocak 2009

      Bugün 21 Ocak 2009 24 Muharrem 1429 K.Sani: 8 Kasım:75 Sultan 3.Mustafa Han'nın vefatı, 1.Abdülhamid Han'ın tahta çıkışı (1774) - Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın vefatı (1918)

      HADİS-İ ŞERİF

      Allah’ın bir kula fakirlik ve hastalık verdiğini gördüğünüzde, şüphesiz ki, Allah onu günahlardan arındırmak istiyor diye düşünün. Hadis (Deylemi).



      YOLCU VE DİNİMİZDE YOLCUNUN KOLAYLIKLARI

      Yolculuk (sefer) mutedil bir yürüyüş ile üç gün, yani on sekiz saatlik bir mesafeye gitmektir.

      Vatanında veya vatan hükmündeki bir yerde oturan kimseye mukîm, buradan çıkıp en az on sekiz saatlik bir mesafeye gitmek üzere yola çıkmış olan kimseye de müsafir-yolcu adı verilir.

      Yolculuk esasen meşakkatli olacağından dinimiz yolcular hakkında bazı kolaylıklar, ruhsatlar göstermiştir:

      • Müsafir dört rekatli farz namazlarını ikişer rekat olarak kılar, dört rek'at olarak kılması mekruhtur. Mamafih iki rek'at kılıp da teşehhüdde bulunduktan sonra iki rek'at daha kılacak olsa farzı eda etmiş, bu son iki rek'at nafile olmuş olur. Şu kadar var ki selâmı tehir etmesinden dolayı isâette bulunmuş olur. İsâet, kerâhet-i tahrîmiye ve kerâhet-i tenzihiye arasında bir mekruhtur.

      Müsâfirin namazı kısaltması, hicretin dördüncü senesinde emrolunmuştur. Kitab, sünnet ve icmâ-ı ümmet ile sabittir.

      İmâm-ı Şafiî'ye göre müsafir muhayyerdir, dilerse farzları dörder rekat olarak kılabilir.

      • Yolcunun Razaman-ı Şerifte ramazan ayı orucunu tehir etmesi (Ramazan'dan sonraya bırakması) mubahtır. Yolcu geceden oruca niyet etmeyebilir. O gün yola çıkınca oruçlu bulunmamış olur. Fakat bir kimse, oruca niyet ettikten sonra gündüzün sefere çıksa bu yolculuk o ilk gün için bir özür sayılmaz, orucuna devam etmesi lazım gelir. Şu kadar var ki, o gün yola çıkar da sonra orucunu açarsa kendisine keffâret lazım gelmez, yalnız kaza icab eder.
      Bir yolcu için -meşakketii olmayacaksa- ramazan-ı şerîf orucunu tutması, meşakkatli olacaksa tutmaması efdaldir. Ancak müsafire sadaka-i fıtır vâcibtir.
      • Mesh müddeti mukîm için bir gün bir gece, yani yirmidört saat, müsafir için üç gün üç gece, yani yetmiş iki saattir. Bu müddet, abdestin bozulmasıyla başlar.
      • Müsafire Cuma namazı farz değil ve bayram namazları da vacib değildir. Fakat cemâatle Cuma namazını kılacak olsa vaktin farzını edâ etmiş olur.
      • Müsafire kurban kesmek de vâcib olmaz, nafile olarak kesebilir.

      FIKRA

      Bir Arkadaşı Nasrettin Hoca‘ya sormuş : - Hocam sizde kırk yıllık sirke varmış.. Nasreddin Hoca da : - Var demiş..Arkadaşı : - Biraz versene ilaç yapacağım demiş..
      Nasrettin Hoca :
      - Her isteyene verseydim o sirke kırk yıl durur muydu sence? demiş..

      GÜNÜN SÖZÜ

      Yıpranmak paslanmaktan iyidir.
      Bishop Cumberland

      YEMEK MENÜSÜ

      · Domates Çorba
      · Dalyan Köfte
      · Pirinç Pilav
      · Salata

      ÇOCUĞUNUZA İSİM

      Erkek : ZEYNELABİDİN: (Ar.) Er. İbadet edenlerin süsü.
      Kız : ZEVRAK: (Ar.). 1. Kayık, sandal. 2. Mekke'de yapılan zemzem şişesi. 3. Çiçek testisi, kadehi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.


      MANİ
      Altınım var boynumda
      İki ellerim goynumda
      Ela gözlü sevduğum
      Gece gündüz aynımda



      BİLMECE

      Laz yuruyen merdivendeyken elektrikler kesilmis.
      Laz iki saat mahsur kalmis.
      Lazlar agac dikiyorlarmis. Baslarindaki gorevli ise Lazlara:
      Yesiller yukari, yesiller yukari!
      Laz iscilere neden en fazla on dakika mola verdirirler?

      Cevabı Yarın.

      Dünkü Cevap: Islak elbiselerini cikarir.

      Comment


      • 22 Ocak 2009

        Bugün 22 Ocak 2009 25 Muharrem 1429 K.Sani: 9 Kasım:76 Yavuz Sultan Selim'in Ridaniye Zaferi (1517) - Baytar Mektebi'nin açılışı (1842)

        HADİS-İ ŞERİF

        Kur’anı okuyan ve ezberleyenlere hürmet edin. Onlara hürmet eden, bana hürmet etmiş olur. hadis (Deylemi).



        YAVUZ SULTAN SELİM HAN VE MUHAMMED BEDAHŞÎ (K.S.)

        Hâce Ubeydullâh-ı Ahrâr Hazretlerinin halîfesi, Muham-med Bedahşî (k.s.) Hazretleri uzun seneler Şam'da kaldı. Yavuz Sultan Selim Han, Şam'da onu ziyaret etti. Mu-hammed Bedahşî Hazretleri buyurdu ki:

        "Sultânım, ikimiz de Allahü Teâlâ'nın seçkin kulları arasında bulunuyoruz. Boynumuzda kulluk bağı vardır. Allâhü Teâlâ'nın huzurunda mesulüz. Ahzâb sûresinin 72. âyetinde meâlen; "Biz emâneti (Allah'a itaat ve ibâdetleri) göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, Ondan korktular da onu insan yüklendi. İnsan (bu emânetin hakkını gözetmediğinden) cidden çok zâlim, çok câhil bulunuyor." buyuruldu. Gökler ve yer yüklenmekten kaçındıkları halele emânet ve mesuliyeti biz yüklendik. Omuzlarımıza ağır bir mesuliyet aldık. Siz ise sultanım, yü-künüzü biraz daha ağırlaşırdınız. Saltanat yükü üzerine bir de halifeliği üstlenerek taşınması güç bir mes'uliyet altına girdiniz. Allahü Teâlâ'ya şükürler olsun ki, benim yüküm si-zinkine nisbetle çok hafiftir. Diyebilirim ki, sizin yüklendiği-nizi dağlar ve taşlar yüklenip çekemez. İnsanlar da bu yükü taşıyamaz. Resûlullah'ın (s.a.v.): "Hepiniz bir sürünün ço-banı gibisiniz. Çoban, sürüsünü koruduğu gibi siz de evlerinizde ve emirleriniz altında olanları Cehennemden koru-malısınız. Onlara Müslümanlığı öğretmelisiniz! Öğretmez iseniz, mes'ûl olacaksınız." mealindeki mübarek sözleri sizin rehberinizdlr. Çok meşakkatli, külfetli bir yolda bulunuyorsunuz. Allâhü Teâlâ yardımcınız olsun."

        Yavuz Sultan Selim Han, Muhammed Bedahşî Hazretlerini büyük bir dikkatle dinledi ve tek kelime konuşmadı. Sükût ve edeple huzurundan ayrıldı. Yanında bulunanlar Sultan'a; "Sultânım, hiç konuşmadınız, hep dinlediniz?" deyince dedi ki: "Büyük velîlerin meclisinde, onlar konuşurlarken, başkasının konuşması edep dışı sayılır. Bulunduğumuz makam edep makamı İdi, bize sâdece dinlemek düşerdi. Nitekim biz de öyle yaptık. O esrar ve hikmet meclisinde bin sâdece bir zerre sayılırdım. Benim konuşmamı lâyık görmüş olsaydı, elbette ki böyle bir İşarette bulunurdu." (Tâcü't-Tevarih)

        FIKRA

        Dursun ve Temel trenle seyahat yapıyorlarken bir inek çiftliğinin önünden geçiyorlarmış..Dursun Temele :
        - Temel burada tamı tamına 599 inek var demiş..Temel de :
        - Ula Dursun nasıl saydın çok hızlı geçtik da ? Dursun :
        - Çok kolay Temelüm..Ayaklarını sayıp Dörde böldüm demiş..


        GÜNÜN SÖZÜ

        Yaşamın gayesi;hoşa gitmeyen şeylerden kaçmak değil,hoşa gitmeyen şeyleri yenmektir.
        Forester


        YEMEK MENÜSÜ

        Mercimek Çorba
        Piliç Baget
        Pirinç Pilav
        Salata

        ÇOCUĞUNUZA İSİM

        Erkek : ZEYREK: (Tür.) Er. 1. İlgi çekici. 2. Eli uz, usta. 3. Akıllı, zeki.
        Kız : ZEYYAL: (Ar.) Ka. - Uzun etekli.


        MANİ

        Üzüm goydum sepete
        Yar oturur tepede
        Ben bir yeni yar sevdum
        Şan olsun memlekete



        BİLMECE
        Laz niye yazi yazarken eldiven takar?


        Cevabı Yarın.

        Dünkü Cevap: Daha uzun mola verirlerse ne is yaptiklarini unuturlar.

        Comment


        • 23 Ocak 2009

          Bugün 23 Ocak 2009 26 Muharrem 1429 K.Sani: 10 Kasım:77 Sinan Paşa'nın şehadeti (1517) - İttihatçıların Bab-ı Ali baskını (1913)

          HADİS-İ ŞERİF

          “Kabir, Cennet bahçelerinden bir bahçe, yahut Cehennem çukurlarından bir çukurdur.” Hadis-i Şerif



          GIYBET ALTI YERDE GÜNAH OLMAZ

          1- Müslümanları bir serden sakındırmak için: Dinini öğrenmeye çalışan birinin bid'at ehline ve fasıklara gittiğini görürsen ve onların bid'atlerinin ona sirayet etmesinden de korkarsan, onların fâsıklığını ve bid'atini anlatmak gıybet değildir. Ancak bunları anlatması, hased gibi başka bir sebepten olmamalıdır.

          2- Mazlumun hakkını alabilmek için hâkime, sultanın (idarecinin) zulmünü anlatması gıybet değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Hak sahibinin konuşma hakkı vardır." buyurmuşlardır.

          3- Kötülüğü değiştirmek ve isyan edene doğru yolu göstermek için konuşulanlar gıybet değildir.

          4- Açıkça günah işleyen ve bu yaptıklarının duyulmasından gurur duyan kimsenin gıybetinde vebal olmaz.

          Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Yüzünden haya elbisesini (haya perdesini) çıkaran kimsenin (yaptıklarını söylemek) gıybeti olmaz." buyurmuştur.

          5- Kör, topal gibi bir kusuru ile lakaplanmış ve meşhur olmuş birisini bu lakabları ile anmak günah olmaz.

          6- Bir kimse babasının veya bir kadın kocasının zulmünden nasıl kurtulabileceğini sormak için onların yaptığını anlatmak gıybet olmaz. Ancak bunları, böyle bir fayda vermeyecek birine anlatmak gıybet olur.

          SİZ HZ. EBÛ ZER GİBİ OLUN...

          Haccâc bin Yûsuf'a 'Neden Ömeru'l-Fârûk (r.a.) gibi olmuyorsun? Onun adaletini ve iyiliğini görmedin mi?' dîye sorulunca şöyle cevap verdi: "Tebezzerû, eteammer leküm." Yâni, siz zühd ve takvada Ebû Zer (r.a.) gibi olun, ben de size adalet ve insafta Hz. Ömer gibi muamele edeyim.

          Burada şuna işaret edilmiştir; idare edilenler iyi ise idareciler ele iyi, kötü ise kötü olurlar. Onun için zulmün yayıldığı zamanlarda her Müslüman, Allah'a yalvarmalı, teybe ve istiğfarda bulunmalıdır.

          İdarecilerin zulmünün uğursuzluğu ve kötü muamelesi sebebiyle hayvanların memelerinde süt azalır, ekinlerin bereketi kalkar ve ağaçların meyveleri azalır, tüccarların ve iş sahiplerinin kazançları azalır. İdareci âdil olursa adalet ve bereket olur. (Ruhu'l-Beyan)

          FIKRA

          Kamyon Şoförü çarptığı yayayı teselli eder :
          - Şansınız varmış ki size çarptığım yer tam doktorun muayenehanesinin karşısı..
          Yerdeki inleyerek cevaplar :
          - İşte o doktor benim..

          GÜNÜN SÖZÜ

          Yaşamın uzunluğu değil, nasıl yaşanıldığı önemlidir.
          M.L.King

          YEMEK MENÜSÜ

          · Yayla Çorba
          · Etli Türlü
          · Börek
          · Komposto

          ÇOCUĞUNUZA İSİM

          Erkek : ZEYYAT: (Ar.) Er. - Zeytinyağı, zeytinyağı yapan kimse.
          Kız : ZEYYAN: (Ar.) Ka. - Süsler, pırıltılar.

          MANİ
          Harmanlarda ot bitti
          Goyun yayulsun diye
          Hatıp kekül sallamış
          Muhtar bayulsun diye



          BİLMECE

          Ayağımla basınca kırt kırt eder,
          Güneşi görünce eriyip gider.

          Cevabı Yarın.

          Dünkü Cevap: El yazisi taninmasin diye.

          Comment


          • 24 Ocak 2009

            Bugün 24 Ocak 2009 27 Muharrem 1429 K.Sani: 11 Kasım:78 Hazret-i Ali (k.v.)'nin Kufe Camii'nde şehadeti (661) - Haliç'in donması (1621)

            HADİS-İ ŞERİF

            Biriniz gönlünden, müslüman kardeşine faydalı bir öğüt geçiriyorsa, onu söylesin. Hadis (İbn-i Adiyy).



            HZ. ALİYYÜ'L-MURTEZÂ'DAN HİKMETLER

            • Malının ve evlâdının çokluğu sana hayır getirmez.

            Kişiye hayrı dokunacak şey ilminin ve amelinin çokluğudur.

            • Dünyâda iki kişiden başkası için hayır yoktur: Biri günâhından tevbe eden, diğeri de hayırda yarışan kimsedir.

            • Takva ile işlenen amel az değildir. Allah'ın katında makbul olan amel nasıl az olur?

            • En korktuğum şey nefsin heyâsına uymak ve uzun emel(bitmez tükenmez bir hırs ile ulaşılması zor imkânsız şeyler arzu etmek)dir. Zîra, hevâya (nefsin arzularına) tâbi olmak haktan saptırır, uzun emel de ahreti unutturur.

            • Gafil olmayın ki dünyâ arkanızda gitmekte, ahret ise önünüzde gelmektedir. Her ikisinin de yolcuları vardır. Sizler dünya yolcusu olmayın; âhiret yolcusu olun.

            Zîrâ (bugün) dünyâ hesâbsız amel yeri, (yarın) ahret ise amelin olmadığı hesâb günüdür.

            • İyi biliniz ki muhakkak öleceksiniz, öldükten sonra da diriltileceksiniz. Amellerinizle hesaba çekileceksiniz.

            Dünyâ hayatı sizi oyalamasın. Zîrâ o imtihan evidir. Nimetleri fânîdir ve ondaki her şey zevale (yok olmaya) mahkûmdur.

            • Muhakkak fakîh (hakîkî âlim), insanları Allah'ın rahmetinden ümitsizliğe düşürmeyen ve azabından da emîn kılmayandır. O, Allah'a isyan olacak hususlarda insanlara ruhsat vermez. Başka şeylere rağbet ederek Kur'ân'ı terk etmez.

            • İlimsiz ibâdette ve anlaşılmayan ilimde hayır yoktur.

            • Ey insanlar, benden şu kelimeleri öğreniniz ki bineklerinize binip arasanız mislini bulamazsınız: Mü'min, sadece Rabb'inden ümîd eden kuUur, onu ancak günâhı korkutur, bilmediğini öğrenmekten haya etmez, kendisine bir şey sorulduğunda bilmiyorsa "Allâhü alem"

            (Allah en iyi bilir) demekten utanmaz. İyi biliniz ki sabır, îmân için bedende baş gibidir. Başı olmayan bedende hayır yoktur.


            FIKRA

            Ahmet Hıyar adında bir herif mahkemeye ismini değiştirmek için başvurmuş..Hakim bu kişiye ismini sormuş..Adam - ismim Ahmet Hıyar demiş.. Hakim evet isminizi değiştirmekte haklısınız demiş..Yeni isminiz ne oldun demiş.. Adam da - Mehmet Hıyar olsun efendim..demiş..


            GÜNÜN SÖZÜ
            Yazana zahmet vermeyen yazı, okuyana da zevk vermez.
            S.Johnson

            YEMEK MENÜSÜ

            Ezogelin Çorba
            Döner
            Pirinç Pilav
            Ayran

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek : ZİHNİ: (Ar.) Er. - Zihinle, akılla ilgili.
            Kız : ZİBA: (Fars.) Ka. 1. Süslü, güzel. 2. Yakışıklı.

            MANİ

            Mavi boyarlar mola
            Sevsem duyarlar mola
            İkimizde bir boyda
            Nikâh gıyarlar mola



            BİLMECE

            Şekere benzer tadı yok,gökte uçar kanadı yok.

            Cevabı Yarın.

            Dünkü Cevap: (Kar)

            Comment


            • 25 Ocak 2009

              Bugün 25 Ocak 2009 28 Muharrem 1429 K.Sani: 12 Kasım:79 Sırpsındığı Zaferi (1364) - Şiddetli soğuklar - Dünya Cüzzam Günü - Cüzzam Haftası (25-31 Ocak)

              HADİS-İ ŞERİF

              Ben tebliğci olarak gönderildim. Zorlaştırıcı olarak değil. Hadis-i Şerif (Müslim).



              HASED, GAM VE KEDERDİR

              Hased, faydasız bir yorgunluktan ve gamdan ibarettir. Çünkü hased, Allâhü Teâlâ'nın takdirini değiştirmez. Eğer kişi, hasedini sözlü veya fi'lî olarak gösterirse hem günah hemde meşakkat ve gam olur.

              Ebulleys Semerkandî (r.h.) şöyle demiştir: "Şer yönünden hasetten daha zararlı bir şey yoktur. Hased olunan kimseye hased sebebiyle kötülük ulaşmadan önce hased edene bazı cezalar ulaşır. Bunlar:

              Kesintisiz gam Karşılığında ecir alamayacağı bir musîbet Rabbinin ona gazablanması Onun üzerine tevfik (muvaffakiyyet) kapısının kapanması.

              Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır: "Muhakkak Allah'ın nimetlerinin birtakım düşmanları vardır." "Onlar kimlerdir?" denildi. "Onlar, Allah'ın insanlara fazlıyla verdiği şeylere hased eden kimselerdir." buyurdu.

              Risale-i Kuşeyriye'de şöyle denilmektedir: Hasedin eseri düşmanında ortaya çıkmadan önce sende çıkar. El-Hasûd lâ yesûd, yâni hased eden efendi olamaz (muvaffak olamaz), denmiştir.

              SÜNNETİ TERK ETMENİN VEBALİ

              Sünnet-i müekkede vâcib gibidir.

              Sünnet-i müekkedeyi terk etmek, Peygamber Efendi-miz'in (s.a.v.) şefaatinden mahrum kalmayı îcâb eder. Zîrâ Resûlüllah (s.a.v.), "Benim sünnetimi terk eden, şefâatı-ma nail olamaz, (kavuşamaz)." buyurmuştur. Sünnet-i müekkedeyi terk etmek haram değil, fakat harama yakındır.

              HALKALI GÜNEŞ TUTULMASI

              Yarın (26 Ocak Pazartesi günü) "Halkalı güneş tutulması" meydana gelecek ve Güney Afrika, Hint Okyanusu, Antarktika, Hindistan, Güneydoğu Asya, Endonezya, Avust* ralya'dan gözlenebilecek, Türkiye'den gözlenemeyecektir.

              Tutulmanın büyüklüğü: 0, 9282'dir.

              Başlangıcı: 26 Ocak 2009 (Türkiye Saati) 08.02
              Ortası: 26 Ocak 2009 " 09.58
              Sonu: 26 Ocak 2009 " 11.54

              FIKRA

              - Çocuğun biri sürekli sınıfın penceresinden başını sarkıtarak derslere katılıyormuş..Öğretmeni bi gün sormuş..Evladım neden pencereden bakarak dersleri dinliyorsun demiş..Çocuk da Örtmenim ben okulu dışardan veriyorum demiş..

              GÜNÜN SÖZÜ

              Yerinde söz söyleyen,özür dilemek zorunda kalmaz.
              Fatih Sultan Mehmet

              YEMEK MENÜSÜ

              · Domates Çorba
              · Patlıcan Kebap
              · Bulgur Pilav
              · Cacık

              ÇOCUĞUNUZA İSİM

              Erkek : ZEYNİ: (Ar.) Er. - Süsle, bezekle ilgili.
              Kız : ZEYNEB: (Ar.) Ka. - Değerli taşlar, mücevherler. Zeyneb binti Cahş: Peygamberimiz (s.a.s)' in hanımlarından.


              MANİ

              Çay aşağu giderim
              Topal koyun güderim
              Eğer anam vermezse
              Bohçamı alur giderim



              BİLMECE
              Kıştan kaçmaz,yaprağı uçmaz.

              Cevabı Yarın.

              Dünkü Cevap: (Kar)

              Comment


              • 26 Ocak 2009

                Bugün 26 Ocak 2009 29 Muharrem 1429 K.Sani: 13 Kasım:80 Büyük tarihçi ve muhaddis İbn-i Asakir (rh.)'in vefatı (1176) - Karlofça Antlaşması (1699) - Televizyonun icadı (1926)

                HADİS-İ ŞERİF

                Kendisine aklını yerinde kullanma becerisi verilen kimse, kurtuluşa ermiştir. Hadis-i Şerif (Beyhaki).



                HUTBE VE DİNLEMENİN ÂDABI

                Hutbe: Cuma ve bayram namazlarında, ibâdet niyetiyle minberde okunan duâ ve nasihate denir. Cuma namazında hutbe farzdır ve namazdan evvel okunur. Bayram namazlarında sünnettir ve namazdan sonra okunur. Hutbe okuyana "Hatîb" denir. Merdivenle çıkılıp, hutbe okunan yüksek yere "Minber" adı verilir.

                İmâm hutbe okumak için minbere çıkınca, namaza başlamak ve konuşmak mekruhtur. Hatibin minbere çıkmasından önce başlanan Cuma sünneti ise kıraati hafif tutularak bitirilir. Namaz kılarken yapılması haram olan her şey hutbe dinlerken de haramdır.

                Hutbe esnasında cemâatin Kurân-ı kerîm ve tesbîh okuması, aksırana "yerhamükallâh" demesi, selâm vermesi ve alması mekruhtur, ancak gizlice söyleyebilir. İmâm Innallâhe ve melâiketehû yüsallûne ..." âyet-i ce-üleşini okuduğunda ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in İsmi anıldığında da gizlice salavât-ı şerife getirilir. Okunan hutbeyi tdsba uygun bir şekilde oturarak, etrafa bakınmadan, uyuklamadan dikkatlice dinltmjlidlr,

                Hutbeyi uzatmamak sünnettir, Hutbenin kısa ve cemâate faydalı hazırlanmalı, hatîbin ehliyet ve faziletine delildir.

                SAFER AYI İÇTİMÂİ, RU'YET VE BAŞLANGICI

                Hicrî-Kamerî 1430 yılı Sater ayı İçtimâ saati bugün (26 Ocak Pazartesi) Türkiye saati ile 07.56'dır.

                Rü'yet, ise yarın (27 Ocak Salı) Türkiye saati ile: 03.12'dir.

                Hilâl’in görüldüğü yerler: Büyük Okyanus'un orta kesimi, Avustralya kıtasının kuzeyi ile Kuzey Amerika'nın batı kesimi ve sahilleri, Asya kıtasının tamamı.

                Hilal; Türkiye, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından da görülebilecektir.

                Hilâl'in görüldüğü günü takip eden 27 Ocak Salı günü de Safer ayının biri olmaktadır.


                FIKRA

                - Temel bir gün Fadimeye Bu gece evinde kimse olmayacağını söylemiş..Fadime Gece gitmiş zili çalmış çalmış kimse kapıyı açmamış..

                GÜNÜN SÖZÜ

                Yeteri kadar nedeniniz varsa, herşeyi yapabilirsiniz.
                Jim Rohn

                YEMEK MENÜSÜ

                · Domates Çorba
                · Dalyan Köfte
                · Pirinç Pilav
                · Salata

                ÇOCUĞUNUZA İSİM

                Erkek : ZEYNULLAH: (Ar.) Er. - Allah'ın süsü.
                Kız : ZEYNO: (Tür.) Ka. - Zeynep adının bozulmuş hali.

                MANİ

                Toprağında tasında
                Benleri var kasında,
                Sen bahar içindesin
                Bense ömrüm kışında.



                BİLMECE

                Ne kanı var ne canı,beş tanedir parmağı.

                Cevabı Yarın.

                Dünkü Cevap: (Çam ağacı)

                Comment


                • 27 Ocak 2009

                  Bugün 27 Ocak 2009 1 Safer 1429 K.Sani: 14 Kasım:81 Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu (1299) - 3.Mehmed'in tahta çıkışı (1595) - Şair Nef'i'nin vefatı (1635)


                  HADİS-İ ŞERİF

                  Kim Allah ile kendisinin arasını düzeltir, güzel yaparsa; Allah ta onun, insanlarla arasını düzeltir, güzel yapar.Kim iç dünyasını (kalbini, niyetini) düzeltirse, Allah da onun dışını (davranışlarını) düzeltir Hadis-i Şerif (Hakim).



                  ZİKREDEN TAŞLAR VE DÖRT HALİFE

                  Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) elindeki küçük taşlar Allah'ı teşbih etmişler, Ashâb-ı Kiram dahi o taşların teşbihlerini işitmişlerdi.

                  Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) o taşları Hz. Ebû Bekir'in eline koydu, o teşbih seslerini yine işittiler.

                  Sonra Hz. Ömer'in eline koydu, yine aynı sesi işittiler.

                  Sonra Hz. Osman ve Hz. Ali'nin (r.anhüm) eline koydu, yine aynı sesi işittiler. Bundan sonra o taşları diğer bir sahabenin eline koydu fakat teşbihleri işitilmedi.

                  OSMANLI DEVLETİ'NİN KURULUŞU

                  Osmanlı Tarihi'nin kaynaklarından Neşrî Tarihi'nde Osmanlı Devleti'nin kuruluşu şöyle anlatılır:

                  "Selçuklular zamanında sultan ve beyler gördüler ki, Osman Gâzi'nin sadâkati, doğruluğu ve temiz niyeti var. Bu sebepten Bilecik'i fethedeceği zaman, ona mâni olmayıp, hatta "Her ne fejhederse ona helâl olsun!" dediler. İşte o vakit, Osman ve evlâdına "Gazi" denildi.

                  Zîrâ Osmanlılar şâir sultanlar gibi Müslümanların topraklarına değil küffâr üzerine gaza ve cihâdı şiar edindikleri için, hakikaten "Gazilik" unvanı bunlara lâyıktır.

                  Bu sülâle, Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ve onun gü-zîde ashabından sonra gazilerin ve mücâhidlerin en fa-zîletlisidirler."

                  Doğu ve Batı târihlerinde birçok istilâcılar olmuştur. Bu istilâcıların, zorbalık ve zulümlerine karşılık, Osman Gâzî ve oğulları gittikleri her yerde, huzur ve adaleti tesis ederek gönülleri fethetmişlerdir.

                  Osman Gazi yaptığı bütün işleri Anadolu Selçuklu sultanına bildiriyor ve onun emri ile hareket ediyordu. Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılması üzerine kendisine bîat edilmiş, Osmanlı Devleti M.1299'da kurulmuştur.


                  FIKRA

                  Hayvanat bahçesinde duran yaşlı bir aslanla, özgür olan genç bir aslan arkadaş olmuşlar.

                  Genç aslan:
                  - Artık yiyecek peşinden koşmak istemiyorum, diyerek hayvanat bahçesindeki yaşlı aslandan, kendisini de hayvanat bahçesine aldırmasını istemiş.
                  Birkaç gün sonra, genç aslan da hayvanat bahçesine kabul edilmiş.
                  İlk gün yemekte, yaşlı aslana et, genç olana muz gelmiş. Aynı şey ikinci gün de olmuş.
                  10-15 gün yemekler böyle olunca, genç aslan artık sıkılmış ve yaşlı aslana sormuş:
                  - Niye sana yemekte et veriliyor da bana muz veriliyor?
                  - Vallahi boşta aslan kadrosu yoktu, bakıcılarla konuştum, seni maymun kontenjanından
                  işe aldılar...

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Yaşamak için yemelisin,yemek için yaşamamalısın.
                  Cicero

                  YEMEK MENÜSÜ

                  · Yayla Çorba
                  · Bahçıvan Kebap
                  · Börek
                  · Komposto

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM

                  Erkek: ZEYNEL: (Tür.) Er. - Zeynelabidin adından kısalmış ad.
                  Kız: ZEVRA: (Ar.) 1. Dicle nehri. 2. Bağdat şehri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.


                  MANİ
                  Altını bozdurayım
                  Sıraya dizdireyim
                  Elma armut değülsün
                  Cebimde gezdireyim




                  BİLMECE

                  Duruşu ömür,gözleri kömür
                  Soğuk dondurur sıcak öldürür.


                  Cevabı Yarın.

                  Dünkü Cevap: (Eldiven)

                  Comment


                  • 28 Ocak 2009

                    Bugün 28 Ocak 2009 2 Safer 1429 K.Sani: 15 Kasım:82 Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethi (1517) - Mülkiye Mektebi'nin açılışı (1842) - Ayandon Fırtınası

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Dört dua vardır ki, redde uğramaz: Evine dönene kadar hacca gidenin duası... Ailesine dönünceye kadar savaşa gidenin duası... Şifa buluncaya kadar hastanın duası... Mü’minin mü’mine gıyabında (yüzüne söylemeden ve haber vermeden) yaptığı dua. Bu dualardan en çabuk kabul edileni, mü’minin mü’mine gıyabında yaptığı duadır. Hadis (Deylemi).



                    KUL HAKKI

                    Hz. Enes'den (r.a.) rivayet edilmektedir:

                    Resûlullâh (s.a.v.) otururken mübarek dişi görününceye kadar güldü. Hz. Ömer (r.a.) "Anam babam sana feda olsun yâ Resûlallah, sizi ne güldürdü?" dedi. Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular: 'Ümmetimden iki kişi Allâhü Teâlâ'nın huzurunda diz çöktüler. Birisi:

                    - Yâ Rabbi! Benim hakkımı bu adamdan al. dedi.

                    Allâhü Teâlâ:

                    - Müslüman kardeşine hakkını ver, buyurdu. Adam:

                    - Yâ Rabbi! İyiliğimden hiçbir şey kalmadı. Ne vereyim? Allâhü Teâlâ hak sahibine:

                    - Kardeşine ne yapacaksın? Sevabından hiçbir şey kalmadı, buyurdu. Hak sahibi:

                    - Yâ Rabbi! Öyleyse günahlarımdan alsın, dedi.

                    Resûlullâh (s.a.v.) bu büyük hâdiseden dolayı gözyaşı ile ağladı ve 'O gün öyle büyük bir gündür ki, insanlar o günde günahlarını yüklenecek kimseyi ararlar.' buyurdular. Resûl-i Ekrem devamla: Allâhü Teâlâ hak sahibine:

                    - Gözünü aç ve cennetin şu muhteşem köşklerine bak, buyurur. Hak sahibi:

                    - Yâ Rabbi! Cennette gümüşten şehirler; inci ve pırlantalarla işlenmiş saraylar görüyorum. Bunlar hangi peygamberin, hangi sıddîkın veya hangi şehîdindir? diye sorar. Allâhü Teâlâ:

                    - Bunlar, bedelini ödeyenler içindir, buyurur. Adam:

                    - Ya Rabbi! Bunların bedelini kim ödeyebilir ki? der

                    Allâhü Teâlâ:

                    - Sen ödeyebilirsin, buyurur. Adam:

                    - Ya Rabbi! Neyle alabilirim? der. Allâhü Teâlâ:

                    - Kardeşini affetmekle bunlara sahip olabilirsin, buyurur. Adam:

                    - Affettim, yâ Rabbi! deyince, Allâhü Teâlâ:

                    - Haydi, kardeşinin elinden tut ve cennete gir, buyurur.

                    Sonra Resûl-i Ekrem (s.a.v.) devamla "Allah'tan korkunuz ve aranızı ıslah ediniz. Çünkü kıyamet gününde Allâhü Teâlâ mü'minlerin arasını sulh eder." buyurdular.


                    FIKRA

                    Asker Hasanin paraya ihtiyacı olmuş...O da oturmuş Allah a mektup yazmış..
                    "Allah ım benim senden başka kimsem yok,bana lütfen 200 lira gönder.."
                    Asker mektubunu okuyan subaylar etkilenmişler ve para toplamışlar kendi aralarında ve 200 değil 150 lira toplayabilmişler..Rabbinden Hasana diye
                    zarfa koyup göndermişler..
                    Hasan mektubu açınca çok sevinmiş,hemen 2. mektubu yazmış..
                    "Rabbim mektubunu aldım,teşekkür ederim,şimdi bir adres daha gönderiyorum lütfen parayı bi daha oraya gönder ,zira bu şerefsiz subaylar içinden çalıyor...


                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Yaşamak için yemelisin,yemek için yaşamamalısın.
                    Cicero


                    YEMEK MENÜSÜ

                    · Şehriye Çorba
                    · Piliç Topkapı
                    · Fırın Makarna
                    · Ayran

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM

                    Erkek : ZİHNİ: (Ar.) Er. - Zihinle, akılla ilgili.
                    Kız : ZİBA: (Fars.) Ka. 1. Süslü, güzel. 2. Yakışıklı.

                    MANİ
                    Altını bozdurayım
                    Sıraya dizdireyim
                    Elma armut değülsün
                    Cebimde gezdireyim



                    BİLMECE

                    Duruşu ömür,gözleri kömür
                    Soğuk dondurur sıcak öldürür.

                    Cevabı Yarın.

                    Dünkü Cevap: (Eldiven)

                    Comment


                    • 30 Ocak 2009

                      Bugün 30 Ocak 2009 4 Safer 1429 K.Sani: 17 Kasım:84 Erbain (Zemherir-Karakış)'in sonu
                      HADİS-İ ŞERİF

                      Din kardeşine gelen bir dert ve kötülükten dolayı sakın sevinme. Sonra Allah, onu rahmetiyle kuşatır da, seni imtihan eder (aynı derdi senin başına verir). Hadis (Tirmizi).



                      54 FARZIN İLKİ ALLAH'I ZİKRETMEK

                      Allah'ı zikretmek amellerin nefse en zor geleni ve sevabı en büyük olanıdır.

                      İhlâsla söylenen 'Lâ ilahe illallah' sözünün sevabı Allâhü Teâlâ'nın cemâline bakmaktır. Cennet ise amellerinin sevabı (mükâfâtı)dır.

                      Zikir, kalplerin cilâsıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Her şeyin cilâsı vardır. Kalplerin cilâsı da Allah'ı zikretmektir." buyurmuştur.

                      Zikir, îmânın alâmetidir, münafıklıktan berâettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Allah'ı zikretmek, İmânın alâmeti, nifaktan beraat, şeytana karşı kale, ateşe karşı da kalkandır." buyurmuştur.

                      Zikir, ibâdetin özü, cennetin anahtarıdır. Gizli (kalp ile yapılan) zikir, cehrî (dil ile yapılan) zikirden yetmiş kat daha faziletlidir. Nitekim Allâhü Teâlâ meâien "Rabbı-nıza yal vara yal vara ve için İçin dua edin." (A'raf Sûresi, âyet 55) buyurmuştur. Peygamber Efendimiz de (s.a.v.) "Zikrin en hayırlısı gizli olanıdır." buyurmuştur. Bunun mânâsı, gizli zikirde Allah'a daha çok ihlâs ile bağlanmak, riyadan uzak olmak ve daha çok fâide ve netice almak elemektir.

                      Ebû Musa Eş'arî (r.a.) şöyle rivayet etti: Ashâb-ı Kiram (r.anhüm) Hayber gazasından dönüyorlardı. Bir vadiye geldiklerinde seslerini yükselterek tekbir getirdiler.

                      Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Ey insanlar, kendinize geliniz. Siz sağır ve gâib birine duâ etmiyorsunuz. Siz, işiten ve yakınınızda olan birine duâ ediyorsunuz. O sizinle beraberdir." buyurmuştur.

                      Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Gece veya gündüzün herhangi bir saatinde 'Lâ İlahe illallah'diyen hiçbir kul yoktur ki sahîfesindeki günahlar silinip yerine bir o kadar sevab yazılmasın." buyurmuştur.

                      Zâkir safâya irişür

                      Envâr-ı zikrullah ile

                      Âşık Hûda'ya irişür

                      Iksâr-ı zikrullah ile. (A. M. Hüdâyîk.s.)


                      FIKRA

                      Vaktiyle Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon Bonapart'ı
                      bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:
                      -Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zaptetmeliydiniz, gibi fikirler yürütmeye başlayınca,
                      Napolyon:
                      -Evet demiş, onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.
                      Özdemir Asaf

                      YEMEK MENÜSÜ

                      · Ezogelin Çorba
                      · İslim Köfte
                      · Bulgur Pilav
                      · Cacık

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM

                      Erkek: ZEYCAN: (Fars.) Er. - Candan, cana yakın.
                      Kız: ZERTAR: (Fars.) Ka. 1. Altın tel, sırma. 2.Güneş ışını.

                      MANİ

                      Yaylanın çimenini
                      Hep toplamış geyikler
                      Sevdalunun işine
                      Ne garuşur böyükler



                      BİLMECE

                      Kışın yatar,yazın kalkar.

                      Cevabı Yarın.

                      Dünkü Cevap: (Kardan adam)

                      Comment


                      • 31 Ocak 2009

                        Bugün 31 Ocak 2009 5 Safer 1429 K.Sani: 18 Kasım:85 Osmalı'da matbaanın kuruluşu (1729) - Hamsin'in Başlangıcı

                        HADİS-İ ŞERİF

                        İnsanlarla alay eden kimseler var ya, kıyamette onlardan birine cennetten bir kapı açılır. “Haydi gel” denilir. O kişi, kapının önüne varınca, kapı yüzüne kapanır. Sonra başka bir kapı açılır. “Haydi gel!” denilir. O kapıya da ümitle koşar. Fakat yanına varınca, o kapı da yüzüne kapanır. Ve böylece, kapı açılıp kapanma durumu sürüp gider. Nihayet, kişiye cennetten gerçek bir kapı açılır. “Haydi gel, bu sefer gir!” denilir. Ama adam, yine suratıma kapatılır endişesiyle, bu açık kapıya yanaşmaz. (Alaycılığın cezasını, bu şekilde alaya alınarak bulur.) Hadis-i Şerif (Ramuz).



                        İLK İNSAN, İLK NEBÎ; ÂDEM ALEYHİSSELÂM

                        Allâhü Teâlâ Hazretleri, âlemj yoktan var etti. Âdem (a.s.)'ı topraktan yarattı. Sonra Âdem (a.s.)'ın vücuduna ruh verdi ve "Ona secde ediniz!" diye meleklere emir buyurdu.

                        Bütün melekler, Hazret-i Âdem'e secde eyledi. Fakat İblîs kibir ve hasedinden dolayı secde etmedi. Bunun için Hakk'ın huzurundan kovuldu ve lanete uğradı. Artık kendisine Şeytân-ı Racîm denildi. Bu sebebden o da Âdem'e (a.s.) düşman oldu. Ondan sonra Hak Teâla Hazretleri Havva validemizi yarattı ve Hazret-i Âdem'e eş yaptı.

                        Cenâb-ı Hakk ikisini de Cennet'e koydu ve "Yiyiniz, içiniz lâkin şu ağaca yaklaşmayınız!.." buyurdu.

                        Şeytân, Hz. Âdem ve Havva'ya vesvese verdi:

                        "Rabb'iniz, size o ağacı niçin yasakladı biliyor musunuz? Eğer siz ondan yerseniz artık sizin için ölüm yoktur. Ebedî olarak Cennet'te kalırsınız." diyerek ilk önce Hz. Havva'yı ve onun vasıtasıyla Hz. Âdem'i aldatıp ikisine de o ağacın meyvesinden yedirdi.

                        Bunun üzerine Allâhü Teâla Hazretleri, onları Cen-net'ten çıkardı, yeryüzüne indirdi. Hz. Âdem Hindistan tarafına; Hz. Havva, Arabistan'da Cidde'ye indirildi.

                        Hz. Âdem, çok ağladı ve Cenâb-ı Hakk'a yalvardı. Nihayet Cenâb-ı Hakk tevbesini kabul buyurdu. Ve ona "Mekke tarafına git!" diye vahy etti. Âdem Aleyhisselam da oraya gidip Hz. Havva ile buluştu. Nice kavimler ve sınıf sınıf insanlar onlardan türedi, çoğaldı.

                        Hz. Âdem (a.s.) ilk insan ve ilk peygamberdir. Allâhü Teâlâ ona insanları irşâd etmesi için on sahîfe indirdi.

                        Şeytan ve zürriyeti Hz. Âdem'in eviâd ve torunlarını azdırmak, hak yoldan çıkarmak ile meşgul oldu.

                        Hz. Âdem'in vefatından sonra oğlu Şît Aleyhisselam peygamber oldu. Cenâb-ı Hak'tan ona elli suhuf nazil oldu.

                        Ka'be'yi ilk olarak taştan bina eden Hz. Âdem'dir.


                        FIKRA

                        Malum, avcýlar atýcýlýklarýyla meþhurdurlar. Yine bir mecliste üç avcý karþýlýklý olarak köpeklerini övüyorlarmýþ. Birincisi demiþ ki:"Benim köpeðim çok akýllýdýr, bakkala gönderirim, ne istersem alýr ve getirir." Hemen ikinci avcý atlamýþ:" Ya benimki! Sadece istediklerimi almakla kalmaz, paranýn üstünü de doðru olarak getirir, satýþ fiþini de alýr vs. vs.
                        Bu sýrada üçüncü avcý kendinden emin bir tavýrla aynen þöyle der:"Sizin köpeklerinizin alýþveriþ ettiði dükkaný benim köpeðim çalýþtýrýyor."

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Yarın sabah,ne sevdiğiniz kişilerin yüzleri ne de kendi yüzünüz aynı olacaktır.

                        Leo Buscaglia

                        YEMEK MENÜSÜ

                        Haşlanmış yumurta
                        Peynir
                        Siyah zeytin
                        Tereyağı
                        bal
                        Süt

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek:ZEVVAK: (Ar.) Er. 1. Bir şeyi çok fazla tadan. 2. Bir şeyi çok fazla deneyen. 3. Bir şeyin çok fazla farkına varan.
                        Kız:ZEVKAN: (Ar.) 1. Zevk bakımından, zevkçe. 2. Zevk yoluyla. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                        MANİ

                        Gayalardan ot biter
                        Guzular yayulsun diye
                        Gızlar kekürt sallar
                        Oğlanlar bayulsun diye



                        BİLMECE
                        Ne ağzı var ne dili konuşur insan gibi.

                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü CevapSoba)

                        Comment


                        • 1 Şubat 2009

                          Bugün 1 Şubat 2009 6 Safer 1429 K.Sani: 19 Kasım:86 Ayasofya'nın Müzeye Çevrilmesi (1935)


                          HADİS-İ ŞERİF

                          Bir gün bir hurma fidanı dikiyordum.Resulüllah yanıma geldi. Ey Eba Hureyre! Nedir o diktiğin? diye sordu. Hurma fidanı dikiyorum ya Resulallah, dedim. Sana o diktiğinden daha hayırlı bir dikim işi söyleyeyim mi? dedi. Söyle ya Resulallah! dedim. Sübhanallah, Elhamdülillah La ilahe illallah, Allahu Ekber, kelimelerini söyle... Bunların her biri için, sana Cennet’te bir ağaç dikilir, buyurdu. Hadis (Hakim, Ebu Hureyre’den).



                          SÂHİB-İ YÂSÎN: HABÎB-İ NECCÂR HAZRETLERİ

                          Hz. İsa'nın (a.s.) iki havârîsi, putperest Antakya halkını hak dîne davet için gönderilmişti. Bu iki havari sonra bir üçüncüsü ile desteklendi takviye edildi. Elçiler; "Haberiniz olsun biz sizlere gönderilmiş resulleriz," dediler. Antakyalılar "Siz bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsiniz" diyerek inkâr ettiler ve bu üç havariyi öldürme kararı aldılar. O esnada şehrin öte başından büyük mücahid, güzel vaiz ve Allâhü Teâlâ'nın husûsî ikramına mazhar olan Habîb-i Neccar Hazretleri Resullere sûikasd yapılacağını haber alıp koşarak geldi. Ehl-i îmâna numune olmak, irşâd etmek için kavmine şöyle nasihat etti:

                          "Ey benim kavmim, Ey hemşehrilerim, o gönderilen resullere uyun, dedikleri yola gidin. Uyun o kimselere ki sizden dünyevî bir menfaat taleb etmez; kendileri ise hidâyete ermiş, doğru yolu tutmuşlar". Sonra: "Hem benim neyime, o beni yaratana ibadet ve kulluk etmeyeyim" dedi. Yâni, ben sizi kendim gibi düşünüyorum, ben beni yaradana kulluk etmeyi borcum, vazifem bilirim, çünkü beni yaratmıştır. O hâlde o sizi yaradan Rabb'inize niye ibâdet etmeyesiniz. "Halbuki hep döndürülüp ona götürülecek-siniz." O halde ona kulluktan niçin kaçınırsınız? Hiç ben ondan başka ilâhlar edinir, başka mâbudlar mı tutarım? Çünkü eğer o (rahmetiyle beni yaratmış olan) Rahman ya beni bir sıkıntı ile sıkmak isterse, ondan başka tapılanların benden yana şefaatleri hiçbir fayda vermez ve beni kurtaramazlar. Şüphesiz ki ben -yaratan Rahman'dan başka mâbudlar edindiğim takdirde- apaçık bir sapıklık içindeyimdir.

                          Habîb-i Neccâr Hazretleri bu sözleri söyler söylemez şehîd edildi, doğrudan doğruya Cennete girmekle ikram olundu, ki Allah yolunda şehîd olanlar hep böyledir. O esnada şöyle diyordu: "(Bu ne güzelmiş), Keşke kavmim bilselerdi rabbim bana ne büyük mağfiret buyurdu da beni böyle ikram^dilen kullarından kıldı".

                          Kavmi hakkında böyle temennide bulundu, demek kavmini unutu-vermemiş, kin de beslememiş, düşmanlarına bile merhametli. Kendinin erdiği saadeti bilmelerini, cinayetlerine, küfürlerine tevbe edip îmân ve tâat (ibâdet) yolunu tutmalarını istiyor.
                          Allâhü Teâlâ böyle yüksek bir vaiz ve mücâhidi katleden o kavmi sâde bir sayha -Cebrail'in tek bir haykırması He helak etti. (Elmalılı Tefsiri)

                          FIKRA

                          Bir Ramazan günü Nasreddin Hoca'nın gözleri susuzluktan afallamış. Dayanamayıp bir çeşmeye çaktırmadan yanaşmış. Tam suyunu içerken, bir köylü görmüş hocayı: - "Aman hoca, günah değil midir bu yaptığın!" - "Yıkıl karşımdan, Ramazan gider bir daha gelir, ama ben gidersem bir daha gelmem; ne günahı'"

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Umutla yolculuk etmek, gidilecek yere varmaktan çok daha güzeldir.Robert Louis Stevenson

                          YEMEK MENÜSÜ

                          · SEBZE ÇORBA
                          · ROSTO KÖFTE
                          · BULGUR PİLAVI
                          · CACIK

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM

                          Erkek: ZEVAL: (Ar.) Er. 1.Yerinden ayrılıp, gitme. 2. Zail olma, sona erme. 3. Güneşin başucunda bulunma zamanı.
                          Kız: ZERVER: (Fars.) - Altın yaldızlı olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.



                          MANİ

                          Dozer geliyor dozer
                          Çekilin sizi ezer
                          Benim sevduğum oğlan
                          Sinan Özere benzer

                          BİLMECE

                          Biz onu görürüz o bizi görmez,O konuşur dinleriz.
                          biz konuşuruz dinlemez

                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: (Mektup)

                          Comment


                          • 2 Şubat 2009

                            Bugün 2 Şubat 2009 7 Safer 1429 K.Sani: 20 Kasım:87 İbrahim Paşa Komutasındaki Mısır Ordusu'nun Kütahya'ya Kadar İlerlemesi (1833)


                            HADİS-İ ŞERİF

                            Dört özellik vardır ki, kimde bulunursa, Allah o kimseyi cehennemden uzak kılar ve onu şeytandan korur: Kötü bir şeyi yapmak isterken iradesine hakim olan; Nefsi istemediği halde, güzel bir şeyi yapan; Bir şeyi canı çekip, iştah duyduğunda nefsine engel olan; Öfkelendiğinde, öfkesini tutan... 4 özellik daha vardır ki, kimde bulunursa, Allah rahmetini o kimse üzerine yayar ve onu cennetine koyar: Bir yoksulu koruma altına alan; Zayıfa merhamet eden; Emri altındakilere (işçi ve hizmetçilerine) yumuşak davranan; Anne babasına bağış ve iyilikte bulunan... Hadis (Hakim).



                            ABDESTİN FAZİLETİ

                            Abdestin bozulmasından sonra hemen abdest almak İslâmın edeblerindendir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Ancak mümin devamlı abdestli bulunur."

                            "Bir kimse abdestli bulunmaya devam ederse şehîd olarak vefat eder." buyurmuşlardır.

                            Tabiînden Kürz bin Vebre (r.a.) vefat ettiği gece karnından rahatsızdı. Abdestli olarak ölüp şehîd olmayı arzu ettiği için rahatsızlığı sebebiyle seksen defa abdest aldı.

                            İmâm-ı Buhârî (rh.)'nin rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte "Ümmetim kıyamet gününde abdest eserlerinden, alınları ve ayakları parlak olarak davet edilecektir." buyurulmuştur.

                            Bir başka hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz (s.a.y.) şöyle buyurmuştur: "Müslüman bir kul, abdest alıp yüzünü yıkadığı vakit, gözü ile işlediği her günah yüzünden su ile yahut suyun son damlası ile çıkar. Ellerini yıkarken, elleri ile işlediği her günah su ile yahut suyun son damlası ile ellerinden çıkar. Ayaklarını yıkarken, yürüyerek işlediği her günah su ile yahut suyun son damlası ile ayaklarından çıkar. Kul günahlarından tertemiz çıkıncaya kadar bu böyle devam eder."

                            Büyük Hanefî fakîhlerinden Şemsü'l-Eimme Serahsî (r.h.) "Muhakkak ben bu ilme, tazîmim (dînin edeblerine hürmetim) sebebi ile nail oldum; zîrâ ben abdestsiz elime kağıt almadım" buyurmuştur. İmâm Serahsî (r.h.), kendi yazdığı Mebsût kitabını okuttuğu bir derste rahatsız olduğundan; on yedi defa abdest almışlardır.

                            Devamlı abdestli bulunan kimseye Allâhü Teâlâ yedi şeyi ikram eder:

                            1- Melekler onunla beraber olmayı arzu ederler

                            2- Amel defterine devamlı sevâb yazılır

                            3- Azaları tesbîh eder.

                            4- Cemâatle kılacağı namazlarında ilk tekbîri geçirmez.

                            5- Uykuya daldığı vakit Allâhü Teâlâ onu insanların ve cinlerin şerrinden muhafaza edecek melek gönderir.

                            6- Abdestli bulundukça Allâhü Teâlânın emânında (himayesinde) olur.

                            7- Allâhü Teâlâ ölüm sekerâtını (ızdırâblarını) ona kolaylaştırır. (Nihâyeiü'l-murâd)


                            FIKRA

                            Günlerden bir gün, Nasrettin Hoca camide vaaz verirken: - "Ey cemaat", der. "Allah, deveyi kanatlı yaratmadığı için hepimiz durmaksızın, sürekli şükredelim. Yoksa damlarımız çoktan başımıza yıkılmıştı..

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Üç şey sürekli kalmaz;ticaretsiz mal,tekrarsız bilgi,cesaretsiz iktidar.Sadi

                            YEMEK MENÜSÜ

                            • SEBZE ÇORBASI
                            • KAŞARLI TEPSİ KÖFTE
                            • BULGUR PİLAVI
                            • MEYVE SUYU

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM

                            Erkek: ZERİŞTE: (Fars.) 1. Altın tel, sırma. 2. San. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
                            Kız: ZERRİN: (Fars.) Ka. 1. Altından mamul. 2. Altın renginde sarı. 3. Parlak. 4. Güzel kokulu bir cins çiçek. 5. Fulya.


                            MANİ

                            Yayladan mı geliyon
                            Sırtındaki yayuk mu?
                            Ben sağa ayakkabı verdüm
                            Ayağundaki çaruk mu?



                            BİLMECE

                            Konuş deyince konuşur,sus deyince susar.

                            Cevabı Yarın.

                            Dünkü Cevap: (Televizyon)

                            Comment


                            • 3 Şubat 2009

                              Bugün 3 Şubat 2009 8 Safer 1429 K.Sani: 21 Kasım:88 İlk Uzay Gemisnnin Ay'a İnişi (1966)
                              HADİS-İ ŞERİF

                              İki Müslüman birbiri ile karşılaşıp birisi diğerine selam verdiğinde Allah’a en çok sevimli olanı, arkadaşına daha çok güler yüz gösterendir. Birbirleri ile samimiyet içinde tokalaştıklarında ise, Allah, onların üzerine ilk elini uzatana 90, diğerinede 10 rahmet olmak üzere 100 rahmet indirir.
                              Hadis-i Şerif (Hakim)



                              EBU'L-HAYRÂT; SULTAN İKİNCİ MURÂD HAN

                              İmâr İşlerine ehemmiyet verip çok eser bıraktığı için "Ebu'l-Hayrât" diye anılan Sultan İkinci Murâd Han başta Bursa, Edirne olmak üzere birçok şehirlerde, hayır eserleri yaptırdı.

                              Edirne, Üç Şerefell Câmll, Dâru'l-Hadîsl'nl ve buna gelir olarak Tahtakale Hamamını, Alacahamamını yaptırdı. Bu hayır eserlerini birçok vakıflarla destekledi. Bursa Muradiye semtinde cami, medrese ve imaret yaptırdı. Edirne'de Ergene üzerine bir köprü yaptırdı ve Uzunköprü kasabasını kurdu.

                              Selanik ve İpsala'da da camiler inşâ ettirdi. Her sene Kudüs, Halîlü'r-Rahman, Mekke-i Mükerreme ve Medî-ne-i Münevvere yoksulları için otuz beş bin altın gönderirdi. Ankara bölgesinde Balıkhisarı adlı büyük bir suba-şılığın köylerini Mekke yoksullarına vakfetmişti.

                              Milletinin hakkına ziyadesiyle riâyet eder, kul hakkından pek sakınırdı. Babası Çelebi Sultan Mehmed Han'dan kalma surre âdetini, yâni Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere fakirlerine ve Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)'in komşularına hediye göndermeyi devam ettirdi. Bir sene Molla Yegân başkanlığında göndereceği surre alayı için şahsî parası kâfî gelmeyince Çandarlı HalN Paşa'dan aldığı ödünç para ile gönderdi.

                              "Arif olan çün bilür anı, ne lâzım söylemek." gibi mısra-ı bercesteler söyleyebilecek ve yazabilecek kadar kuvvetli bir şâir olan Sultan İkinci Murad Han, ilme ve âjimlere hürmette, evliyaya izzet ve ikramda kusur etmedi. Herkesin duasını aldı. Pek kıymetli eserlerin yazılmasına, tercüme edilip Türkçe'ye kazandırılmasına ve kıymetli ilim müesseselerinin inşâsına vesîle oldu.

                              Sultan İkinci Murad Han, Osmanlı topraklarını 880 bin kilometre kareye çıkarmış, memleketinde imâr ve sanat hareketlerini yüksek bir mevkie ulaştırmış hayâtı boyunca ülkesine büyük hizmetlerde bulunmuş, hayâtını şan ve şerefle doldurmuş bir pâdişâhtır. 3 Şubat 1451 tarihinde âhirete göçtü. Allah rahmet eylesin. (Osmanlı Tarihi)


                              FIKRA

                              Hocanın bir gün subaşıya işi düşmüş. Adam haraç ve rüşvet yiyen biriymiş. Hoca fakir, ne yapsın. Bir çömleğe toprak doldurmuş ve üstüne bal sıvamış. Gitmiş işini görmüş, ilamını almış, memnun. Ertesi gün kapısında bir adam bitmiş: - "Hoca demiş, subaşı ilamda bir kusur etmiş. Geri istiyor..." Hoca yutar mı: - "Kusura bakmasın evlat", demiş. "Kusur ilamda değil çömlekteydi."

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Yaşadığımız her an kendi hakkını ister.
                              Goethe

                              YEMEK MENÜSÜ

                              · DOMATES ÇORBA
                              · TAVUKLU PATATES
                              · KOL BÖREĞİ
                              · AYRAN

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM

                              Erkek: ZERKA: (Ar.). 1. Gök gözlü. 2. Gök mavisi. 3. Mavi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
                              Kız: ZERNİŞAN: (Fars.) Ka. - Kılıç gibi şeylerin üzerine kakma altınla yapılan işleme, süs.


                              MANİ

                              Ambar altunda cecük
                              Bacakları küçücük
                              Benüm sevduğum oğlan
                              Dünyalarda biricük



                              BİLMECE

                              Burda bağırsak,orda duysak.

                              Cevabı Yarın.

                              Dünkü Cevap: (Radyo)

                              Comment


                              • 4 Şubat 2009

                                Bugün 4 Şubat 2009 9 Safer 1429 K.Sani: 22 Kasım:89 İskilipli Atıf Hoca'nın İdamı (1926)
                                HADİS-İ ŞERİF

                                Kim Allah ile kendisinin arasını düzeltir, güzel yaparsa; Allah ta onun, insanlarla arasını düzeltir, güzel yapar.Kim iç dünyasını (kalbini, niyetini) düzeltirse, Allah da onun dışını (davranışlarını) düzeltir Hadis-i Şerif (Hakim).



                                İLMİN FAZİLETİ

                                Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "İlim öğreniniz. Onu Allah İçin öğrenmek haşyet (Allah'a tazim), tedrisâtı tesbîh, ondan bahis cihâd, talebi ibâdet, onu öğretmek sadaka-i câriye (devamlı sadaka), onu ehline öğretmek Allah'a yakınlıktır."

                                İlim ile haram ve helâller bilinir, cennetin yolu bulunur. İlim yalnızlık anında gönlü ferahlandıran dost, oturulacak arkadaştır. İlim kişinin garib kaldığı vakit arkadaşı, saadet rehberi, sıkıntılı zamanlarda yardımcısı, dostları arasında süsü, düşmanlarına karşı silahıdır.

                                Allâhü Teâlâ ilimle milletleri terakki ettirir, yükseltir ki onlar hayırda öncü, hidâyette imâm (rehber) olurlar. Eserleri anlatılır, işlerine uyulur, fikirleri dinlenir. Melekler onların dostluğuna heves eder, kanatlarıyla onları okşarlar, onlar için istiğfar ederler. İlim ehline yaş ve kuru her şey hattâ denizdeki balık, karadaki vahşî hayvanlar, semâdaki yıldızlar ve yeryüzü ve onun bekçileri dâhil her şey duâ eder. Zîrâ ilim, kalbin cehalet ölümünden ihyâsı, gözlerin nuru ve cehalet zulmetinin de kandilidir.

                                İlim, zayıf bedenlerin kuvvetidir. Kişi onunla yüksek derecelere ulaşır. Dünyâda melikler meclisine lâyık, âhirette de iyilere yoldaş olur. İlmi düşünmek, nafile oruca; müzâkeresi, nafile namaza denktir. İlimle sıla-i rahim yapılır; akrabanın hakkı ödenir, verilir. Onunla Allâhü Teâlâ ve vahdaniyeti (birliği) bilinir. Allah'ın emrine itaat ve ona ibâdet ilimledir. İlim, aklın rehberidir. İlim ancak bahtiyarlara nasib olur.

                                TAKATİN ÜSTÜNDE TEKLİF OLMAZ

                                Allâhü Teâlâ hakîmdir, herkese gücünün yettiği şeyi emreder, bir kimseyi yapamayacağı bir şey ile mükellef tutmaz.

                                Meselâ: Biz îfâsına muktedir olduğumuz için namaz ve oruç gibi ibâdetler ile mükellef bulunmaktayız. Muayyen miktar servetimiz olmadığı takdirde zekât ile mükellef olmayız.

                                FIKRA

                                Hoca bir gün Timur'un adamlarından birine sormuş: - "Sen hangi mezheptensin?" Adam elini göğsüne koyarak: - "Emir Timur!", demiş. Oradaki bir başkası: - "Hoca Efendi, bir de peygamberini sor bakalım", demiş. - "Gerek yok", demiş Hoca. "İmamı Topal Timur olursa, peygamberi de kesinlikle Barbar Cengizdir."

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.
                                Konfüçyüs

                                YEMEK MENÜSÜ

                                · SÜZME MERCİMEK
                                · ÇORBA
                                · EKŞİLİ KÖFTE
                                · ERİŞTE
                                · MEYVE SUYU

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM

                                Erkek: ZERİN: (Fars.) - Altından olan, altın gibi parlak olan, san olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
                                Kız: ZERNİGAR: (Fars.) Ka. - Altınla işlenmiş, yaldızlı.


                                MANİ

                                Eriklerin çayırı
                                Yana eğer başını
                                Yarimin motoru var
                                Çıkamıyor bayırı



                                BİLMECE

                                Her gün yeniden doğar,dünyaya haber yayar.

                                Cevabı Yarın.

                                Dünkü Cevap: (Telefon)

                                Comment

                                Working...
                                X