fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 19 Şubat 2009

    Bugün 19 Şubat 2009 24 Safer 1429 Şubat: 6 Kasım:104 İbrahim Ethem'in Vefatı (779)

    HADİS-İ ŞERİF

    Başlarına üzücü bir hal geldiğinde sabreden; Kendine nimet verildiğinde şükreden; Haksızlığa uğradığında olaya hoşgörüyle yaklaşarak bağışlayıp affeden; Kendi bir haksızlık yaptığında özür ve af dileyen kimseler... İşte onlar güvenli ve doğru yolu bulanların ta kendileridir. Hadis-i Şerif (Taberani).



    DUALAR NİÇİN KABUL OLMAZ?

    İbrahim bin Edhem (k.s.) Hazretleri bir gün Basra çarşısına uğradı. Görenler hemen etrafına toplandılar ve 'Yâ Ebâ Ishâk, Allâhü Teâlâ (meâlen) "Bana duâ edin, icabet edeyim" (Mü'min, 60) buyuruyor. Halbuki biz ona şu kadar zamandır duâ ediyoruz, fakat dualarımız kabul olmuyor.' dediler.

    İbrahim bin Edhem (k.s.) Hazretleri şöyle buyurdular: 'Ey Basra halkı, kalbleriniz on şeyde ölmüştür:

    1- Allah'ı tanıdınız, ama hakkını edâ etmediniz.

    2- Allah'ın kitabını okudunuz, ama onunla amel etmediniz.

    3- Resûlullah'ı (s.a.v.) sevdiğinizi iddia ettiniz, ama onun sünnetini terk ettiniz.

    4- Şeytana düşman olduğunuzu iddia ettiniz, ama ona tâbi oldunuz.

    5- 'Cennete girmek istiyoruz!' dediniz, ama cennete girmek için çalışmadınız.

    6- 'Cehennemden korkuyoruz!' dediniz, ama kendinizi ona bağladınız.

    7- 'Ölüm haktır.' dediniz, ama onun için hazırlanmadınız.

    8- Kardeşlerinizin ayıplarıyla meşgul oldunuz, ama kendi ayıplarınızı görmediniz.

    9- Rabb'inizin verdiği nîmeti yediniz, ama Allah'a şükretmediniz.

    10- Ölülerinizi defnettiniz, ama onlardan ibret almadınız.

    BAZI TAVSİYELER

    • Geceleri çalışıp gündüzleri uyumak zararlıdır.

    • Uyunacak yerde gürültü ve ışık olmamalıdır.

    • Yeni boyanmış ve sıvanmış yerlerde, kuruyup kokusu gitmeden oturulmamalıdır.

    • İdrarı gelenler, idrarını çok tutmamalıdır. Çünkü idrarın fazla tutulması mesane taşına sebep olur.


    FIKRA

    bir gün temel hem ezan okuyup hep koşuyomuş temele sormuşlar temel niye hep ezan okuyup hem koşuyosun temel sesimin nereye kadar gittiğine bakıyorum demiş.

    GÜNÜN SÖZÜ

    Alabalık tutmak için, sineği feda etmelisin. ( George Herbert)

    YEMEK MENÜSÜ

    · YAYLA ÇORBA
    · FIRIN TAVUK
    · PİRİNÇ PİLAVI
    · SALATA KARIŞIK
    · MEYVE

    ÇOCUĞUNUZA İSİM

    Erkek: VATAN: (Ar.) Er. - Yurt, ülke.
    Kız: VECAZET: (Ar.) Ka. - Sözün, veciz kısa oluşu.


    MANİ

    İstanbula giderken
    Sol tarafta hastane
    Yârimin mektubunu
    Eğlendirme postane



    BİLMECE

    Bakınca görünürsün,kaçınca silinirsin.

    Cevabı Yarın.

    Dünkü Cevap: (Masa)

    Comment


    • 20 Şubat 2009

      Bugün 20 Şubat 2009 25 Safer 1429 Şubat: 7 Kasım:105 I.Cemre'nin Havaya Düşmesi - Genç Osman'ın Katli (1622)

      HADİS-İ ŞERİF

      İlim öğrenmeye çalışan, evine dönünceye kadar, Allah yolundadır. Hadis-i Şerif (Ebu Nuaym).



      İNSANIN ŞAHİTLERİ

      Allâhü Teâlâ'nm, kullarının -aldığı her nefesi dâhil-hayır ve şer bütün amellerini eksiksiz, noksansız kaydeden melekleri olduğuna inanmak farzdır.

      Nitekim Kurân-ı Kerîm'de buyurulduki (meâlen): "Ve her ümmeti görürsün ki diz çökmüştür, her ümmet kitabına da'vet olunuyordur. Bugün o yaptığınız amellerin cezası (karşılığı) verilecek. İşte kitabımız, yüzünüze karşı hakkı söylüyor. Çünkü, biz sizin yaptıklarınızı hep yazdırıyorduk." (Câsiye Sûresi, âyet 28-29)

      İnsanlar üzerinde yedi şahit vardır:

      Birincisi melâikedir. Âyet-i celîlede (meâlen) "...Melekler de şehâdet ediyorlar..." (Nisa Sûresi, âyet 166) buyurulmuştur.

      İkincisi arz, yeryüzüdür. Âyet-i kerîmede (meâlen) "İnsan 'N'oluyor buna?' dediği vakit, o gün bütün haberlerini anlatır." (Zilzâl Sûresi, âyet 3-4) buyurulmuştur.

      Üçüncüsü, zamandır. Hadîs-i şerîfte, "Gelen her gün şöyle seslenir; ben yeni bir günüm ve sizin işlediklerinize şahidim." Duyuruldu.

      Dördüncüsü, dildir. Âyet-i kerîmede (meâlen) "O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına aleyhlerinde şehâdet edecektir." (Nûr Sûresi^ âyet 24) buyurulmuştur.

      Beşincisi âzâ(organ)lardır. Âyet-i kerîmede (meâlen) "Bu gün ağızlarını mühürleriz de bize elleri söyler ve ayakları şehâdet eyler: Neler kesbediyorlardı (işliyorlardı)?" (Yâsîn Sûresi, âyet 65) buyurulmuştur.

      Altıncısı amelleri yazan iki melektir. Âyet-i celîlede (meâlen) "Hâlbuki üzerinizde hâfız(muhâfız)lar var. Kirâmen kâtibîn vardır." (Infitâr Sûresi, âyet 10-11) buyurulmuştur.

      Yedincisi ise dîvândır (amel defteridir). Âyet-i celîlede (meâlen) "İşte kitabımız, yüzünüze karşı hakkı söylüyor, çünkü biz sizin yaptıklarınızı hep istinsah ediyorduk. (yazdırıyorduk)" (Câsiye Sûresi, âyet 29) buyurulmuştur.

      Müslümânın murakabe edildiğini bilip uyanık olması ve dâima kendini murakabe (kontrol) etmesi îcâp eder.

      FIKRA

      Temel Fadime ile tiyatro gişesine gitmiş.

      -Bize iki bilet lütfen.

      -Leyla ile mecnun içinmi?

      -Hayır.Fadime ile benim için

      GÜNÜN SÖZÜ

      Balığa denizden başkası azabdır. ( Mevlana)

      YEMEK MENÜSÜ

      · EZOGELİN ÇORBA
      · KADINBUDU KÖFTE
      · MAKARNA
      · SALATA
      · KARIŞIK BİSKÜVİ

      ÇOCUĞUNUZA İSİM

      Erkek: VECİZ: (Ar.) Er. - Kısa, derli toplu.
      Kız: VECİZE: (Ar.) Ka. - Derin anlamlı, özlü, güzel söz.

      MANİ

      Davulumun ipi kaytan
      Kalmadı sırtımda mintan
      Verin ağalar bahşişimi
      Sırtıma alayım mintan



      BİLMECE

      Çıt der,ateş çıkar.

      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: (Ayna)

      Comment


      • 21 Şubat 2009

        Bugün 21 Şubat 2009 26 Safer 1429 Şubat: 8 Kasım:106 Malcolm X'in Şehadeti (1965) - Bayburt'un Kurtuluşu (1918)

        HADİS-İ ŞERİF

        İnsanlarla alay eden kimseler var ya, kıyamette onlardan birine cennetten bir kapı açılır. “Haydi gel” denilir. O kişi, kapının önüne varınca, kapı yüzüne kapanır. Sonra başka bir kapı açılır. “Haydi gel!” denilir. O kapıya da ümitle koşar. Fakat yanına varınca, o kapı da yüzüne kapanır. Ve böylece, kapı açılıp kapanma durumu sürüp gider. Nihayet, kişiye cennetten gerçek bir kapı açılır. “Haydi gel, bu sefer gir!” denilir. Ama adam, yine suratıma kapatılır endişesiyle, bu açık kapıya yanaşmaz. (Alaycılığın cezasını, bu şekilde alaya alınarak bulur.) Hadis-i Şerif (Ramuz).



        MÜMTAZ BİR SAHÂBÎ: EBÛ ZER EL-GIFÂRÎ (R.A.)

        İsmi Cündeb bin Cünâbe'dir. İlk Müslümânlardandır. Peygamberimize dördüncü yahut beşinci olarak îmân etmiştir. Peygamberimize İslâm selâmı ile ilk selâm veren odur. Müslüman olunca kavminin beldesine dönerek onları İslâm'a davet etti. Ashâb-ı Suffe'dendi. Resûlüllâh'a her şeyi sorardı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onun hakkında "Ebû Zer, arzda Isâ aleyhisselâmın zühdüyle yürür." buyurdular.

        Ebû Zer (r.a.) şöyle buyurmuşlardır: "Resûlüllâh (s.a.v.) bana şunları tavsiye etti: "Zayıf insanları sevmek, dâima nimetçe aşağıdakilere bakmak; yukarıdakilere bakmamak, acı da olsa dâima hakkı söylemek, Allah yolunda kimsenin kötülemesinden çekinmemek."

        Ebû Zerr'i (r.a.) bir yerde konaklamış, bakmırken gördüler. Sebebi sorulduğunda "Uyuyacak bir yer arıyorum. Zîrâ bu nefsim bir binektir. Ona iyi davranmazsam beni taşımaz." buyurdu.

        Bir gün Kabe'nin yanında ayağa kalkarak insanlara "Ben Cündebü'l-Gıfârî'yim, buraya toplanınız, sizlere nasîhat edeyim" diye seslendi. Halk onun etrafına toplanınca şöyle buyurdu:

        "Sizden biriniz yolculuğa çıkacak olsa azık hazırlayıp, kendine faydalı ve ihtiyâcını görecek şeyleri yanına almaz mı?" Oradakiler; "Evet, ey Ebû Zer!" dediler. Ebû Zer (r.a.) şöyle buyurdu:

        "Kıyamet yolunun seferi daha uzun ve meşakkatlidir. Onun için haccediniz. Haşr gününün uzun ve sıcak günleri için ateş gibi hararetli bir günde oruç tutunuz. Kabirde yalnızlık çekmemek için gecenin zifirî karanlığında iki rekât namaz kılınız. Söylediğin hayırlı bir söz yahut mahşer günü korkusuyla susup söylemediğin çirkin bir söz, malının sadakası olacak, belki de seni o günün zahmet ve meşakkatinden kurtaracaktır."

        DÖRT ŞEY

        Amr bin Ubeyd diyor ki: "Kişinin dinindeki kemâli dört şeyle olur:

        Birincisi insanların elindekinden ümidini keser.

        İkincisi eziyetlere tahammül eder.

        Üçüncüsü kendisi için istediği şeyi kardeşi için de i$ter.

        Dördüncüsü ise kurtuluşu yalan söylemekte bulsa bile asla yalan söylemez."

        FIKRA

        okulda yazılı vardır temel hiç çalışmamıştır kopye yazmayı beceremeyen temel eline yazmıştır yazılı başlayınca temel başlamış kopyeye bakmaya öğretmen temele doğru yürürken temel korkudan ne yapacağını şaşırmış. öğretmen: temel oğlum ne yapıyorsu sen bakayım temel: hiç valla öğretmenim elimden geleni yapıyorum demiş

        GÜNÜN SÖZÜ

        Acemi avcıların oltasına takılacak ahmak balıklar çoktur. ( Mahmud Yesari)

        YEMEK MENÜSÜ

        · MERCİMEK ÇORBA
        · ETLİ KURU FASÜLYE
        · PİRİNÇ PİLAVI
        · CACIK
        · HALLEY

        ÇOCUĞUNUZA İSİM

        Erkek: VEDİ: (Ar.) Er. - Başkasının malını saklamakla görevli kimse.
        Kız: VEDİA: (Ar.) Ka - Saklanılması, korunması için birine ya da bir yere bırakılan emanet.


        MANİ

        Bağa gittim bağlama
        Kara gözlüm ağlama
        Ben buralı değilim
        Bana gönül bağlama



        BİLMECE

        Aşağı iner tıkır tıkır,yukarı çıkar şıpır şıpır.

        Cevabı Yarın.

        Dünkü Cevap: (Kibrit)

        Comment


        • 23 Şubat 2009

          Bugün 23 Şubat 2009 28 Safer 1429 Şubat: 10 Kasım:108 Metin Yüksel'in Şehadeti (1979)

          HADİS-İ ŞERİF

          Hz. Peygamberi korumak için, insanlar itilip kakılmaz, yanından kovulmaz ve dövülmezlerdi. hadis (Taberani).



          DUANIN ÂDABI

          Duanın bazı âdâb ve sünnetleri:

          1- Yediklerinin ve giydiklerinin helâl olması: Sa'd bin

          Ebî Vakkâs (r.a.) Peygamber Efendimiz'e duasının kabul olunmadığını sorunca Peygamberimiz (s.a.v.), "Ey Sa'd, haramdan sakın. Karnına haramdan bir lokma giren kimsenin duası kırk gün kabul olunmaz." buyurdu.

          2- Duada kalbin huzuru ve duanın kabul ulanacağına yakînen inanmak. İbn-i Abbâs (r.a.) Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) şöyle rivayet etmiştir: "Allahü Teâlâ'ya, icabet olunacağına inanarak duâ ediniz. Biliniz ki Allahü Teâlâ, gafil ve umursamaz kalbden yapılan duaya icabet etmez."

          3- Dışı gibi içi de temiz olsun diye hatâ ve günahları için tevbeyi yeniler. İstediği şeyin kabul olunmasında acele etmez ve 'Duâ ettim ama kabul olunmadı.' gibi sözler söylemez.

          4- Belâdan kurtulmak için, ni'met ve bollukta da Allah'a çokça duâ eder. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Şiddet ve sıkıntı anında duasının kabul olması kendisini sevindi ren kimse, bolluk anında duayı çoğaltsın." buyurmuştur.

          5- Duadan önce, 'Elhamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn, ve's-salâtü ve's-selâmü alâ rasûlihi Muhammedin' diyerek

          Allahü Teâlâ'ya hamd eder, sonra Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) salavât okur ve ellerini kaldırıp istediği şekilde duâ eder.

          6- Duada garip şeyler istemekten, meşru ve sünnet olan şeylerde haddi aşmaktan sakınır.

          7- Duâ eden, duayı dinleyen gibi âmîn der. Çünkü duâ eden ve dinleyenin âmin demesi de duanın âdâbındandır.

          8- Duâ için en faziletli vakitleri, saatleri seçer.

          9- Duâ ederken isteklerinin en mühimini tercih eder.

          10- Duâ yaparken kollarını, yemek isteyen miskîn gibi göğsüne bitiştirir. Allahü Teâlâ'ya peygamberleri ve silin kullarını vesile eder. Duada sesini alçaltır, boynunu büker,

          edeb ve huşu içinde duâ eder. Gözlerini de semâya kaldırmaz. Duayı bitirdikten sonra da ellerini yüzüne sürer.

          Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Duayı bitirdikten sonra yüzünüzü mesh ediniz." buyurmuştur.


          FIKRA

          Mahkemede hakim, Temel'e sormus;

          - Kiminle evlisin?
          - Bizum kariylan!

          Hakim sinirlenmis,;

          - E, herhalde. Sen hic erkekle evlenen duydun mu?
          - Duydum tabi, nasil duymadum!
          - Kimmis,?
          - Bizum kari demis =).

          GÜNÜN SÖZÜ

          Kulak sadece vasıtadır, vuslata erense göz. Göz hâl sahibidir, kulaksa dedikodu. (Mevlana)

          YEMEK MENÜSÜ

          · ŞEHRİYE ÇORBA
          · YUMURTALI ISPANAK
          · MAKARNA
          · YOĞURT
          · KEK

          ÇOCUĞUNUZA İSİM

          Erkek: VECİH: (Ar.) Er. 1. Yüz, çehre. 2. Tarz, üslup. 3. Sebeb, vesile.
          Kız: VEDA: (Ar.) Ka. 1. Ayrılırken söylenen selamlama sözü. 2. Ayrılma, ayrılış.


          MANİ

          Besmele ile çıktım yola
          Selam verdim sağa sola
          Selamımı aldınız mı
          Komşulara yaydınız mı



          BİLMECE


          Dışı var içi yok,dayak yer suçu yok.

          Cevabı Yarın.

          Dünkü Cevap: (Tarak)

          Comment


          • 24 Şubat 2009

            Bugün 24 Şubat 2009 29 Safer 1429 Şubat: 11 Kasım:109 Trabzon'un Kurtuluşu (1918)

            HADİS-İ ŞERİF

            Kişiyi arkadaşından tanıyın. Hadis (İbn-i Adiyy).



            İMÂM-I ÂZAM (R.H.)

            İmâm-ı Âzam (r.h.) verâ ve takva bereketi ve sünnete tabî olma devleti sebebiyle ictihâd ve istinbâtta yüksek bir dereceye nail oldu. Öyle ki diğer insanlar onu anlamaktan âciz kalmış ve onun dikkat vasıtasıyla olan içtihatlarını kitâb ve sünnete muhalif mânâlar zannetmişlerdir. Onu ve ashabını ashâb-ı rey zannederler. Bunların hepsi onun ilminin ve dirayetinin hakîkatine ulaşamadıklarından ve fehim ve firâsetine muttali' olamadık-larındandır. Sadece İmâm-ı Şafiî, İmâm-ı Âzam'ın dik-kat-i fekâhetinden bir nebze anlamıştır ki -Aleyhime'r-rıdvân- şöyle buyurmuştur: İnsanların hepsi fıkıhta, Ebû Hanîfe'nin ailesidir.' Cüretlerinden dolayı vay o aklı kısa olanlara ki kendi kusurlarını başkalarına nisbet ederler.

            Nüzulden sonra İsa'nın (a.s.), İmâm Ebû Hanîfe'nin (rh.) mezhebiyle amel Ketmesi mümkündür. Yani îsa (a.s)'ın içtihadı İmâm-ı Âzam'ın içtihadına muvafık olur. Yoksa onun mezhebini taklîd etmeyecektir. Çünkü onun şanı, Ümmet-i Muhammed'in âlimlerini taklîd etmekten yüce ve büyüktür.

            BİLMİYORUM DİYEBİLMEK

            İmâm Şa'bî (r.h.)'a bir mesele sordular da "Bilmiyorum" dedi. "Bilmiyorum, demekten hiç haya etmez misin?" denilince şöyle buyurdu:

            "Niçin haya edeyim ki melekler (meâlen) 'Sübhânsın yâ Rab, bizim için senin bize bildirdiğinden başka ilim ne mümkün.' (Bakara Sûresi, âyet 32) dedikleri vakit haya etmemişlerdi."

            SAFERU'L-HAYR

            Bu hayırlı ayın son çarşamba gecesi veya günü (bu gece ve gündüzü), semavî ve arazî âfetlerden muhafaza olunmak için, iki rek'at namaz kılınır. Her rek'atte 1 Fatiha, 11 İhlâs-ı şerîf okunur.

            Namazdan sonra da, en az 11 istiğfar ve 11 Salât-ı Münciye okunup duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)


            FIKRA

            temel ile dursun otobüse binmişler.

            dursun:

            -yahu temel! biz bu otobüse bindik ama, nereye gittiğini sormadık ki.

            temel aldırmaz bir şekilde:

            -sen hiç merak etme. otobüsten inince yoldan geçen birine sorarız.

            GÜNÜN SÖZÜ

            Gözün bir an içinde gördüğünü, dil yıllarca söylese anlatamaz; kulak, anlayışın bir anda gördüğünü, anladığını yıllarca dinlese bitiremez. (Mevlana)

            YEMEK MENÜSÜ

            · SEBZELİ ÇORBA
            · TAVUK ŞİŞ
            · PİRİNÇ PİLAVI
            · AYRAN MEYVE
            · TUZLU ÇUBUK

            ÇOCUĞUNUZA İSİM

            Erkek: VEDİD: (Ar.) Er. - Dost, sevgisi çok olan. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
            Kız: VEDİDE: (Ar.) Ka. - (bkz. Vedid).


            MANİ

            Manici başı mısın
            Cevahir taşımısın
            Sana resmimi versem
            Cebinde taşır mısın



            BİLMECE

            Çarşıdan aldım kapkara,evde kırmızılaştı maskara.

            Cevabı Yarın.

            Dünkü Cevap: (Top)

            Comment


            • 25 Şubat 2009

              Bugün 25 Şubat 2009 30 Safer 1429 Şubat: 12 Kasım:110 Rusların Osmanlılara Karşı Savaş İlan Etmesi (1711)

              HADİS-İ ŞERİF

              Bir kötülük işlediğinde peşinden hemen bir iyilik yap ki, o kötülüğü silsin. Hadis-i Şerif (Tirmizi).



              GAM VE KEDERDEN KURTULMANIN YOLU

              Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

              "Gücünüz yettiği kadar dünyanın; gam, keder ve hüzünlerinden kurtulun. Zira, kimin en büyük endişesi dünya olursa, Allahü Teâlâ onun dünya meşguliyetini çoğaltır ve fakirliğini gözünün önüne koyar. Kimin de en büyük endişesi âhiret olursa Allah onun işlerini toparlar ve zenginliğini kalbine koyar. Bir kimse kalbiyle Allah'a dönerse, muhakkak Allahü Teâlâ bütün mü'min-lerin kalblerini muhabbet ve rahmet ile ona çevirir ve bütün hayırlı işlerini en süratli bir şekilde yerine getirir."

              REBÎULEVVEL AYI

              Yarın idrâk edeceğimiz Rebîulevvel ayı, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) dünyâyı şereflendirdikleri aydır. Bu ayın 12'sinde, senenin ilk kandili olan Velâdet (Mevlid) Kandili vardır.

              Bu ay içinde mümkün olduğu kadar çok salât ü selâm (Salât-ı Nâriye, Salât-ı Münciye ve Salât-ı Fethiye gibi salavâtlar) okunmalıdır. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

              REBÎULEVVEL AYI İÇTİMÂİ, RU'YET VE BAŞLANGICI

              Hicrî-Kamerî 1430 yılı Rebîulevvel ayı içtima ı bugün (25 Şubat Çarşamba) günü Türkiye saati ile 03.36'dır.

              Ru'yet, ise bugün (25 Şubat Çarşamba) Türkiye saati ile: 18.47'de.

              Hilâlin görüldüğü yerler: İtalya'nın Kuzeyi, Almanya, Fransa Hollanda, İspanya, İngiltere, Afrika kıtasının Kuzey doğu Kesimi ile Atlas okyanusunun orta ve kuzey kesimi, ile Güney Amerika Kıtasının Kuzey Kesimi ile Kuzey Amerika Kıtasın tamamı ve Grofıland'ın güney kesimi.

              Hilal; Türkiye, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından kesinlikle görülemeyecektir.

              Hilâlin görüldüğü günü takip eden 26 Şubat Perşembe günü de Rebîulevvel ayının 1'i olmaktadır.


              FIKRA

              temel birgün bayram sekeri 599 külo alır satıcı derki neden600 almıyosunda 599 alıyosun temel derki o kadrını ben napim

              GÜNÜN SÖZÜ

              Bin insanın mikroskop altında gül dalının köklerini inceleyeceği yerde, onun goncasının açılışına bakıp sevinmesi daha iyidir. ( Oscar Wilde)

              YEMEK MENÜSÜ

              · EZOGELİN ÇORBA
              · BİBER DOLMA
              · SPAGETTİ
              · YOĞURT
              · ÇOKOKREMLİ EKMEK

              ÇOCUĞUNUZA İSİM

              Erkek: VASSAL: (Ar.) Er. 1. Vasleden, ulaştıran, birleştiren. 2. Sayfalan yapışan, eski yazılı bir kitabın sayfalarını ayıran sanatkar.
              Kız: VASSALE: (Ar.) Ka. - (Eski) yazma eserlerin kenarlı kısmına kağıt ilavesi suretiyle yapılan tamir şekli.

              MANİ

              Kara kara kazanlar
              Kara yazı yazanlar
              Cennet yüzü görmesin
              Aramızı açanlar



              BİLMECE

              Kışın yatar,yazın kalkar.

              Cevabı Yarın.

              Dünkü Cevap: Kömür

              Comment


              • 26 Şubat 2009

                Bugün 26 Şubat 2009 1 R.Evvel 1429 Şubat: 13 Kasım:111 II.Osman'ın Tahta Çıkışı (1618)

                HADİS-İ ŞERİF

                4 kimse vardır ki, öldükten sonra da sevapları devam eder: Allah rızası için kamuya hizmet ederken ölen kimse; Öğrettiği ilmin gereği yapılan bilgin; Verdiği para ile yapılan faydalı eser ayakta duran hayır sahibi; Ardında kendisine dua eden hayırlı bir evlat bırakan kimse... Hadis (Müsned)



                ALLAH'TAN HAKKIYLA UTANMAK

                Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ashabına şöyle buyurdu: "Allah'tan hakkıyla haya ediniz."

                Ashâb-ı Kiram dediler ki: "Elhamdülillah, biz Allah'tan haya ediyoruz, ey Allah'ın Resulü"

                Peygamberimiz: "Öyle değil. Allah'tan hakkıyla haya eden kimse, başını ve başındaki (kulak, göz ve dıh)nl muhafaza etsin. Karnın! ve muhtevası (ırzı)nı; kalbini, elini muhafaza etsin. Ölümü ve çürümeyi hatırlasın. Kim âhlretl İsterse dünyâ zînetlni terk eder. Kim bunu yaparsa Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur.

                Bunların birini ihmâl eden kimse hakkı ile haya etmiş olmaz.

                İnsan baştan ayağa kadar, zahirî ve bâtınî ayıplarla dolu, kusurlu bir varlıktır. Hakîki haya bu ayıp ve kusurlardan korunmakla olur.

                Hayanın başı, kişinin mâlâyânîyi, yani dünyâsına veya âhiretine faydası olmayan şeyleri terk etmesi ve kendisine faydalı olacak şeylerle meşgul olmasıdır.

                Bunları yapan kimse Allah'tan hakkıyla haya etmiş demek-; tir Bazı âlimler, "Herkesin bu hadîs-i şerîfi gözün göreceği bir yere koyup, çok okuması müstehab olur." demişlerdir.

                SULTAN İKİNCİ OSMAN HAN

                Sultan İkinci (Genç) Osman, Sultan Birinci Ahmed Han'ın oğlu olup on altıncı Osmanlı sultanı ye sekseninci İslâm halîfesidir. Sultan Osman, iyi bir tahsille yetiştirildi. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İtalyanca gibi doğu ve batı dillerini, klasiklerinden tercüme yapabilecek kadar güzel öğrendi. Çok iyi derecede edebiyat, tarih, coğrafya ve matematik tahsili de gördü.

                "Fâris" ve "Fârisî" mahlasını kullanan Genç Osman'ın çok zarîf şiirleri vardır. Dîvânından bir beyit: İstemem dünyâda Hind u Rûm u Mısr'ın tahtını Geceler tâ subha dek Hakk'a niyazım var benim 26 Şubat 1618 günü, babasının yerine tahta geçen amcası Sultan Birinci Mustafa Han'ın tahttan çekilmesi üzerine Osmanlı sultanı oldu. Tahta geçtiği zaman on dört yaşında idi.

                FIKRA

                temel birgün dügüne gider.bakar ki herkes dans ediyor.bir bayan oturur kösede gider bayana sorar: penimle tans edermusiniz?bayan cevap verir: cocukla dans etmem ben!!bizim temelde altta kalirmi: pardon hanumefendi hamile oltugunuzi pilmeyidum ))))

                GÜNÜN SÖZÜ

                Bin insanın mikroskop altında gül dalının köklerini inceleyeceği yerde, onun goncasının açılışına bakıp sevinmesi daha iyidir. ( Oscar Wilde)

                YEMEK MENÜSÜ

                · Msır Gevreği, Süt
                · Çiftlik Köfte
                · Kıymalı Tepsi Böreği
                · Komposto
                · Salatbar

                ÇOCUĞUNUZA İSİM

                Erkek: VASFİ: (Ar.) Er. - Vasıfla ilgili, vasfa ait. Nitelikli.
                Kız: VASFİYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Vasfı).


                MANİ

                Kul bela görmez
                Allah yazmadıkça
                Allah bela vermez
                Kul azmadıkça



                BİLMECE

                Açarsam dünya olur yakarsam kül olur

                Cevabı Yarın.

                Dünkü Cevap: Soba)

                Comment


                • 27 Şubat 2009

                  Bugün 27 Şubat 2009 2 R.Evvel 1429 Şubat: 14 Kasım:112 Çaykara'nın Kurtuluşu (1918) - II.Cemre'nin Suya Düşmesi

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Kim ki, eli darda olan borçlusuna, durumu düzelinceye kadar süre tanırsa, Allah da ona günahından tevbe edinceye kadar süre tanır. Hadis-i Şerif ( Buhari )



                  HESAP GÜNÜNÜN İLK SORULARI

                  "Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki: "Âdemoğlu kıyamet gününde beş şeyden suâl olunmadıkça yerinden ayrılmaz;

                  1- Nerede harcadı, diye ömründen suâl olunur.

                  2- (Allâhü Teâlâ'nın emirlerine itaate muktedir olduğu vakitte o) kuvvetini nerede zayi' etti, kullandı diye genç liğinden suâl olunur.

                  3- Nereden (helâlinden mi haram yoldan mı) kazandı

                  4- Nereye (hayra mı şerre mi) harcadı, diye mâlından suâl olunur.

                  5- Ve ne amel işledi diye ilminden suâl olunur. (Tabe-rânî, Mu'cemü's-Sağîr)

                  SULTAN MURAD VE ŞEYHÜLİSLAM YAHYA EFENDİ

                  Şeyhülislam Zekeriyya Efendi'nin oğlu olan Şeyhülislam Yahya Efendi, 2Q yıla yakın şeyhülislamlık yapmış büyük âlim ve devlet adamıdır. Sekiz padişah devrini görmüş, ilmi, irfanı, adalet ve ihsanı ile devrinin Ebus-suûd'u unvanını kazanmıştır.

                  Şeyhülislam Yahya Efendi aynı zamanda devrinin en büyük şâirlerinden biridir. Şair Nedim: "Olamaz amma gazelde Bakî vü Yahya gibi" diyerek onun, bilhassa gazel sahasındaki üstünlüğünü, adını Bakî ile birlikte zikrederek övmüştür.

                  Sultan Dördüncü Murad Han tarafından çok sevilen Şeyhülislam Yahya Efendi, padişahla birlikte Revan ve Bağdat seferlerine katılmıştır. Bağdat kuşatması sırasında Yahya Efendi sekseni aşkın yaşına rağmen ön saflarda bulunmuştur. Bağdat seferine çıkmadan önce yazdığı kasidelerle Dördüncü Murad Han'ı İmâm-ı Azam ve Abdülkâdir-i Geylânî gibi zâtların medfûn bulunduğu Bağdat'ı fethe teşvik etmiştir.

                  Bağdat'ı Şiîlerden alan Sultan Dördüncü Murad Han ilk iş olarak İmam-ı A'zam ile Abdülkâdir-i Geylânî Hazretlerinin Safevîler tarafından tahrip edilmiş ve yağmalanmış türbelerini Şeyhülislâm Yahya Efendi'yi bu işlere nezâret etmekle vazifelendirmiş ve tamir ettirmişti.


                  FIKRA

                  Bir gün temel ile dursun bir otobüse binmişler.Otobüs 2 katlıymış.Temel üst katta dursun alt katta oturuyormuş.Dursun temel'i aramış.
                  Dursun:Temel bizim şöföruyumuş otobüs kendi kendine gidiyo,demiş.
                  Temelda bişeymi da bizim burada şöför bile yok!!!

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Bir baba yüz öğretmene bedeldir. ( George Herbert)

                  YEMEK MENÜSÜ

                  · MERCİMEK ÇORBA
                  · KABAK MUSAKKA
                  · TEPSİ BÖREĞİ
                  · YOĞURT

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM

                  Erkek: VASIL: (Ar.) Er. - Ulaşan, kavuşan, yetişen.
                  Kız: VASILA: (Ar.) Ka. - (bkz. Vasıl).


                  MANİ

                  Mani maniye kelam
                  Sevdiğime benden selam
                  Hiç incinip üzülme
                  Kovuşuruz bir zaman



                  BİLMECE

                  Adem peygamberin sahip olmadığı ama çocukların sahip olduğu şey nedir?

                  Cevabı Yarın.

                  Dünkü Cevap: Harita

                  Comment


                  • 28 Şubat 2009

                    Bugün 28 Şubat 2009 3 R.Evvel 1429 Şubat: 15 Kasım:113 Körfez Savaşı'nın Sonu (1991) - Islahat Fermanı'nın İlan Edilmesi (1856)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Kıyamete yakın müslümanlar içinde en az bulunacak şey; helal para ile kendisine güvenilecek arkadaştır. Hadis-i Şerif (İbn-i Adiyy).



                    NAMAZIN VAKTİNİ GEÇİRMEK

                    Bir namazı vaktinde kılmaya edâ, vaktinden sonra klimaya kaza denir. Müslüman beş vakit namazın vaktin de edasıyla mükelleftir.

                    Bir namazın vaktini özürsüz geçirmek büyük günahtır ve kaza etmekle ortadan kalkmaz. Kaza etmekle yalnız terk etmenin günâhı giderilir ve namazı kaza edince bundan dolayı azap olunmaz. Fakat te'hirin (vaktini geçirmenin) günâhı için kaza ettikten sonra tevbe etmek icab eder. Kaza etmeden tevbe sahîh (makbul) değildir. Zîrâ tevbenin şartlarından biri -şüphesiz- günahtan vazgeçmektir.

                    Kaza namazları ile meşgul olmak, uğraşmak, nafile namazları ile uğraşmaktan daha iyi ve daha mühimdir. Fakat farz namazların- müekked olsun olmasın-, sünnetleri bundan müstesnadır. Bu sünnetleri terk ederek bunların yerine kazaya niyet edilmesi yerine bu sünnetlere niyet edilmesi evlâdır. Hatta kuşluk, evvâbîn, teheccüd ve tesbîh namazları gibi nafile namazlar da böyledir. Bunlara da böyle nafile olarak niyet etmek evlâdır. Çünkü bu sünnetler, farz namazları tamamlar.

                    Kaza namazlarının ise, muayyen vakitleri olmadığı için onların her zaman kaza edilmesi mümkündür.

                    Kaza, cum'anın haricindeki beş vaktin farzı ile vitir namazına mahsûstur. Vakit namazlarının (sünnetleri) vaktinden sonra kaza olunmaz. Yalnız sabah namazının sünneti -farzıyla beraber kazaya kalmışsa- o günün öğle namazından evvel kaza olunabilir.

                    1856 ISLAHAT FERMANI

                    Kırım Savaşı'na askeriyle yardım eden İngiltere ve Fransa, bu yardımlarına karşılık, Osmanlı Devleti'nden Tanzîmât Fermânı'nı teyid eden ye onu tamamlayan Islahat Fermânı'nın yayınlanmasını istediler.

                    Uzun müzâkereler neticesinde İngiliz ve Fransız sefirlerinin isteklerine ve Viyana kararlarına uygun bir Islahat Fermanı hazırlandı.

                    Âli Paşa ile Fransız ve İngiliz elçilerinin ortaklaşa hazırladıkları yeni program, Paris Konferansı'ndan önce ilan edildi. (18 Şubat 1856)

                    Islahat Fermanı umûmî olarak Hıristiyanların ve bilhassa azınlıkların menfaatine olmuştur. (Osmanlı Tarihi)


                    FIKRA

                    Bir gün delileri artık bırakacaklarmış son bir test edeceklermiş.Bir havuz'a otobus'e hadi binin gidiyoruz demişler her kez binmiş aralarından bir kişi binmemiş.

                    Tamam bu akıllandı demiş sora doktor sen neden binmedin demiş oda benim biletim yokta ondan demiş…

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Babanın faziletleri, çocukların servetidir. ( Anatole France)

                    YEMEK MENÜSÜ

                    · DOMATES ÇORBA
                    · ROSTO KÖFTE
                    · MAKARNA
                    · AYRAN TATLI

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM

                    Erkek: VAMIK: (Ar.) Er. 1. Seven, aşık. 2. Vamık ile Azra öyküsünün erkek kahramanı.
                    Kız: VAMIKA: (Ar.) Ka. - (bkz. Vamık).


                    MANİ

                    Sekiz sekiz on altı
                    Burası ceviz altı
                    Yarimin istediği kız
                    Ayakkabımın altı



                    BİLMECE
                    Ağzı vardır konuşmaz, yatağı vardır, fakat hiç uyumaz.

                    Cevabı Yarın.

                    Dünkü Cevap: Anne-baba

                    Comment


                    • 1 Mart 2009

                      Bugün 1 Mart 2009 4 R.Evvel 1429 Şubat: 16 Kasım:114 Türk-Afgan Dostluk Antlaşması'nın İmzalanması (1921)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Dünyada yaşanan dert ve sıkıntılar (musibetler) yüzlerin karardığı kıyamet gününde, sahibinin yüzünü ak ederler...Hadis-i Şerif (Taberani)



                      BİLÂL-İ HABEŞÎ (R.A.)

                      Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.)'in müezzini Bilâl-ı Habeşî, İslam'a giren ilk yedi sahabeden biridir. Resûlul-lah'ın (s.a.v.) katıldığı bütün harplere iştirak etmiştir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), Bilâl-i Habeşî hakkında: "Kıyamet gününde müezzinlerin efendisi ne güzel bir kimsedir." buyurmuşlardır.

                      Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular ki: "Ey Bilâl! Benden önce cennete ne ile girdin? Her ne zaman cennete girdiysem, her seferinde önümde senin hışırtını işittim. Dün gece de cennete girmiştim, önümde (yine) senin hışırtını duydum."

                      Bunun üzerine Bilâl (r.a.): "Yâ Resûlallah! Her ezan okuyuşumda iki rek'at namaz kıldım. Her ne zaman ab-destsizlik vâki oldu ise derhal abdest aldım ve Allah için iki rek'at namaz kılmay.ı üzerimde borç gördüm." dedi. Peygamber Efendimiz: "İşte bu iki şey sebebiyle" buyurdular.

                      Bilâl-i Habeşî (r.a.), Resûlullâh (s.a.v.)'in âhirete irti-hâlinden sonra, Hz. Ebû Bekir'den Şam'da ikâmet etmek için izin istedi, ancak müsâade edilmeyince, Hz. Ebû Bekir'e (r.a.) "Eğer beni kendin için satın aldıysan, hapset, bırakma. Fakat beni Allah rızası için âzad ettiy-sen beni bırak, gideyim." dedi. Hz. Ebû Bekir de kabul etti. Bilâl (r.a.), Resûlullâh (s.a.v.)'in kendisine kardeş kıldığı Ebû Ruveyhâ'ya da müsâade istedi, ona da mgsâade edildi. Şam'da uzun müddet kaldılar.

                      Bir gece Bilâl (r.a.), rüyasında Resûlullâh (s.a.v.)'i gördü. Resûlullâh (s.a.v.) "Bu uzaklık neden yâ Bilâl? Beni ziyaret vakti gelmedi mi?" buyurdu. Bilâl (r.a.) hfc-men uyandı ve Medîne'ye doğru yola çıktı. Medine-i Münevvere'ye vardığında ezan okudu. Ezanı duyan bütün insanlar, Resûlullâh (s.a.v.)'in hayatta olduğu aün-iere âdeta geri dönmüşler ve o kadar çok ağlamışlardı ki, o güne kadar Medine'de insanların bu kadar çok ağladığı görülmemişti. Neredeyse herkes Resûlullâh (s.a.v.)'in tekrar hayata döndüğüne yemin edecek bir hâlet-i ruhiye içinde idi. (Hilyetü'l-Evliyâ)


                      FIKRA

                      Temel askerdeyken yeni başcavuş alaya gelmiş.

                      geldiğinde askerlere ''Benim adımı unutmayın,benim adım aslanoğluaslan''demiş ve gitmiş.aradan günler.haftalar.aylar geçmiş.geldiğinde herkese ismini sormuş herkes bilmiş en sondada Temel varmış ona adını sormuş.Temelde''Bi hayvanoğluhayvandı ama tam çıkartamadım komutanım'' demiş

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı ancak baba olduğu zaman duyar. ( Goethe)

                      YEMEK MENÜSÜ

                      · ŞEHRİYE ÇORBA
                      · KAĞIT KEBABI
                      · PİRİNÇ PİLAVI
                      · AYRAN MEYVE
                      · ÇUBUK KRAKER

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM

                      Erkek: VALİH: (Ar.) Er. - Şaşakalmış, hayret etmiş, hayran.
                      Kız: VALİHE: (Ar.) Ka. - (bkz. Valih).


                      MANİ

                      Minare yıkılmış
                      Direk ister
                      Ağabeyimin canı
                      Börek ister



                      BİLMECE

                      Ak saray içinde sarı sultan

                      Cevabı Yarın.

                      Dünkü Cevap: Akarsu

                      Comment


                      • 2 Mart 2009

                        Bugün 2 Mart 2009 6 R.Evvel 1429 Şubat: 18 Kasım:116 Buhari'nin Vefatı (1389) - Rize'nin Kurtuluşu (1918)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Herhangi bir kimse ücretini vermemek niyetitle bir şey satın alırsa öldüğü gün hain olarak ölür. Hain ise cehennemdedir. hadis-i şerif( Taberani )



                        ALLAH İÇİN SEVMEK VE ALLAH İÇİN BUĞZETMEK

                        Allah için sevmek ve Allah için sevmemek mü'minin en fazîletli hasletlerindendir. İbn-i Abbas (r.a.) Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Ebû Zerr (r.a.)'a şöyle buyurduğunu rivayet etti: Yâ Ebâ Zer, îmânın hangi rüknü daha sağlamdır? O, 'Allah ve resulü daha iyi bilir' deyince Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Allah İçin dost olmak, Allah İçin sevmek ve Allah İçin sevmemektir." buyurdu.

                        Allah için sevmek ve Allah için sevmemek îmânın kemâle ulaşmasına sebep olur. Mü'min, îmânın tadına bu şekilde ulaşır. Bu, Allah için olan amelin en hâlis olanıdır.

                        Hz. Ömer (r.a.) buyurdu ki: "Bir kişi geceleri namaz kılıp, gündüzleri oruç tutsa, sadaka verse ve cihâd etse fakat sevdiğini Allah için sevmese, sevmediğini de Allah İçin sevmese bu yaptığı İbâdetlerin ona bir faydası olmaz."

                        Sevgi ve nefret Allah için olmalı ve aşırı gitmemeli, i'tidalli olmalıdır. Aksi takdirde sevgi Allah için olmaktan çıkar; nefret ise zarar verici olur. Mü'mine lâyık olan; mağdur edildiğinde aşırı nefret ve husumet göstermemek ve muhabbeti îcap eden şeylerde de aşırıya gitmemektir. Allâhü Teâlâ: "Umulur ki Allah, sizinle onlardan düşmanlık ettiğiniz kimseler arasında bir dostluk, sevgi husule getirir..." (Mümtehine Sûresi, âyet 7) buyuruyor.

                        Resûlullâh (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur: "Dostunu ölçülü sev günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da ölçülü husumet et günün birinde dostun olabilir."

                        KUR'ÂN-I KERÎMİ BAŞKASINDAN DİNLEMEK

                        Kur'ân-ı Kerîm'i zaman zaman başkasından dinlemek sünnettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bazan başkasından Kur'ân-ı Kerîm dinlemek isterdi.

                        Abdullah bin Mes'ûd (r.a.), Resûlullâh (s.a.v.) minberin üzerinde iken bana "Kur'ân-ı Kerîm oku" buyurdu. 'Yâ Resûlallâh, size mi Kur'ân-ı Kerîm okuyayım? Hâlbuki Kur'ân-ı Kerîm size nazil oldu I' deyince, "Ben Kur'ân-ı Kerîm'i başkasından dinlemeyi severim!" buyurdu.

                        FIKRA

                        komutan askerlerin içki içmelerinden bıkar ve içmemeleri için kantinin duvarına yazı yazar derki: içki öldürür. ertesi gün kantinin önünden gecen komutan yazının degistigini görür. yazıda:ASKERLER ÖLMEZ yazıyor.

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Başını semaya çarpmaktan bermutad cüceler korkar. ( Cenap Şebabeddin )

                        YEMEK MENÜSÜ

                        · EZOGELİN ÇORBA
                        · ETLİ NOHUT
                        · BULGUR PİLAVI
                        · TURŞU KARIŞIK BİSKÜVİ

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM

                        Erkek: VÂSIF: (Ar.) Er. 1. Vasfeden, vasıflandıran. Bir kimse veya şeyi başkalarından ayıran kendine has hal, nitelik hususiyet. 2. Bir şeyin mahiyeti, sıfatı, tabiatı, karakteri ile bunların tarif ve sayılması.
                        Kız: VASIFE: (Ar.) Ka. - (bkz. Vasıf).

                        MANİ

                        Mani benim ezberim
                        Kan ağlıyor gözlerim
                        Ben yarimin yolunu
                        Akşam sabah gözlerim



                        BİLMECE

                        Al yastık içine un bastık?

                        Cevabı Yarın.

                        Dünkü Cevap: Yumurta

                        Comment


                        • 3 Mart 2009

                          Bugün 3 Mart 2009 7 R.Evvel 1429 Şubat: 19 Kasım:117 Hilafetin Kaldırılması (1924) - Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruldu (1924)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          2 melek vardır. Biri şiddeti emreder, diğeri yumuşaklığı... Her ikisi de haklıdır. Şiddeti emreden Cebrail, yumuşaklığı emreden Mikaildir. İki peygamber vardır. Biri yumuşaklığı emreder, diğeri şiddeti. Her ikisi de haklıdır. Yumuşaklığı emreden Hz. İbrahim, şiddeti emreden Hz. Nuh’tur. İki arkadaşım vardır. Biri yumuşaklığı emreder, diğeri şiddeti. Bunlar da haklıdır. Yumuşaklığı emreden Ebu Bekir, şiddeti emreden Ömer’dir. Hadis (Taberani).



                          "PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.)'İN BEŞ HUSUSİYETİ"

                          Câbir bin Abdullah el-Ensârî (r.anhümâ)'dan: Resû-lullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Benden evvel hiçbir kimseye verilmedik beş şey (hep bîrden) bana verilmiştir:

                          Bir aylık yola kadar (düşmanlarımın kalbine) korku (salmak) ile yardım olundum.

                          Yer (yüzü) bana mescid ve hem temiz, hem de temizleyici kılındı. Onun için ümmetimden namaz vakti gelip çatmış olan her kimse namazını kılıversin.

                          Ganîmetler bana helâl edildi. Hâlbuki benden evvel kimseye helâl edilmemiştir.

                          Bana şefaat verildi.

                          Bir de (benden evvel) her nebî, hassaten (sâdece) kendi kavmine ba's olunur (gönderilir)ken ben bütün insanlara peygamber olarak gönderildim."

                          SALİH ALEYHİSELÂM

                          Şâm ile Hicaz arasında Hıcr denilen yerde Semûd kavmi yaşamaktaydı.

                          Onlar dağları delmiş, taşları oymuş, gayet sağlam evler yapmışlar, ama Hak yolundan sapıtmışlardı.

                          Cenâb-ı Hakk onlara Salih (a.s.)'ı peygamber gönderdi. O da kavmini Hakk yoluna davet etti, onlara büyük mucizeler gösterdi. Ama içlerinden pek azı îmân etti. Gerisi îmân etmeyip küfür ve dalâlette kaldılar.

                          Nihayet gökten bir sayha (şiddetli bir gürleme) geldi, hepsi helak oldular. Hz. Salih (a.s.) ile ona îmân edenler Mekke'ye göçüp orada Allah'ın emrine uyarak yaşadılar.

                          KANÂAT TÜKENMEZ HAZİNEDİR

                          Kanâati çü sınâat ide bir kişi nefsine

                          Cihan eğer kamu kaht ola bir dem olmaya muhtaç.

                          Ahmedî

                          Yani: Dünyâ da kıtlık olsa; kanaat âdet eden kişi bir an bile muhtaç kalmaz.

                          FIKRA

                          Üç asker varmış üçüde delirmiş bu askerler birbirlerine soru sorarlarmış birinci deli -sen delirdin mi bana mı öyle geliyor demiş ikinci asker hayır ben hepinizden zekiyim demiş üçünçü asker ben varken size söz düşmez demiş şaşırmışlar peki neden diye sormuşlar -çünkü ben sizi delirttim demiş

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Büyük isimler, layık olmayanları yükseltecek yerde alçaltır. ( La Rocbefoucauld )

                          YEMEK MENÜSÜ

                          · MERCİMEK ÇORBA
                          · TAVUK DÖNER
                          · PİRİNÇ PİLAVI
                          · SALATA
                          · HALLEY

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM

                          Erkek: VARİD: (Ar.) Er. 1. Gelen, vasıl olan, erişen. 2. Bir şey hakkında çıkan, söylenen.
                          Kız: VARİDE: (Ar.) Ka. - (bkz. Varid).


                          MANİ

                          Masa üstünde pekmez
                          Çoban kavalın ötmez
                          Önünde gezen sürün
                          Benim nişana yetmez



                          BİLMECE

                          Alçacık boyları. Kadife donlu.

                          Cevabı Yarın.

                          Dünkü Cevap: İğde

                          Comment


                          • 4 Mart 2009

                            Bugün 4 Mart 2009 8 R.Evvel 1429 Şubat: 20 Kasım:118 Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs'a Uluslararası Kuvvet Gönderme Kararı (1964)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            İlim öğrenmeye çalışanın rızkına (geçimine) Allah kefildir. Hadis-i Şerif (Hatib).



                            CİMRİLİK

                            Allâhü Teâlâ bir âyet-i kerîmede şöyle buyurmuştur (meâlen): "Allah'ın fazlından kendilerine bahşettiği şeye cimrilik edenler sakın onu kendilerine hayırlı sanmasınlar, hayır, o, onlar için bir serdir, yarın kıyamet günü o kıskandıkları mal boyunlarına dolanacak, kaldı ki göklerin ve yerin mîrâsı hep Allah'ındır ve Allah her ne yaparsanız haberdârdır." (Al-i Im-rân Sûresi, âyet 180)

                            Allâhü Teâlâ'nın farz kıldığı zekâtı vermeyenler, cim-rijik edenlerdir. Bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: "İki haslet (huy) vardır ki bunlar (kâmil bir) mü'minde birleşmezler. Bunlar, cimrilik ve kötü ahlaktır."

                            Aşırı cimrilik ile ma'rifet ebediyen bir araya gelmez. Çünkü cimriyi intaktan ve cömertlikten alıkoyan şey, kalbi yerinden çıkacak gibi fakirlikten korkmak Allah'ı bilmezliktir, Allah'ın va'dine ve rızka kefîl olduğuna i'timâd etmemektir. Korku onun kalbinden şecaati giderir. Aşırı derecede cimriler bu korku ile cömertlerin yaptığı amelleri yapamaz.

                            Bir kadın, Peygamber Efendimiz'in yanında çok oruç tutması ve namaz kılmasıyla methedildi. 'Ancak onda cimrilik vardır,' denildi. Resûlullâh (s.a.v.); "O zaman onun ne hayrı vardır?" buyurdu.

                            Fâcir de olsalar cömertler hakkında kalblerde sevgi vardır. İyi insan olsalar da cimriler hakkında kalblerde nefret vardır. Bu sebeple Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz dualarında şöyle buyururdu: "Allâhümme innî eûzü bike mine'l-buhli, ve eûzü bike mine'l-cübni, ve eûzü bike min en uredde ilâ erzeli'l-umri." Mânâsı: Allah'ım, cimrilikten, korkaklıktan ve erzel-i ömre (ömrün en aşağısı olan başkalarına muhtaç ihtiyarlık çağına) varmaktan sana sığınırım.

                            FIKRA

                            askerin birine mektub gelir yazıcı alır mektubu sahibine verir.askerde mektubu alır acar zarfın içinden bomboş cizgisiz kağıt cıkar.yazıcı derki kimden geliyor mektub, asker de kardeşimden der,yazıcı kardeşin hiç bişey yazmamış der,askerde demişki ben kardeşimle konuşmuyorum ondan dolayı yazmamış…

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Bir milletin büyüklüğü, nüfusunun çokluğu ile değil, akıllı ve fazilet sahibi adamlarının sayısı ile belli olur. ( Victor Hugo )

                            YEMEK MENÜSÜ

                            · DOMATES ÇORBA
                            · ETLİ FASULYE
                            · DOMATESLİ BULGUR PİLAVI
                            · AYRAN

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM

                            Erkek: VASİ: (Ar.) Er. 1. Vasiyeti yerine getiren, vesayeti yüklenen kimse, henüz reşid olmamış çocuğun işlerine bakmakla mükellef kimse. 2. Geniş, açık, enli, bol, kapsayıcı. 3. Her şeyi ihata edici. Bilgisinin boyutları sınırsız. 4. Allah'ın isimlerinden (bkz. Abdülvasi). Kur'an-ı Kerim'de zikredilen isimlerdendir.
                            Kız: VASİLE: (Ar.) Ka. - (bkz. Vasıl).


                            MANİ

                            Edep bir taç imiş
                            Nuru Hüdadan
                            Giy al o tacı
                            Emin ol her beladan



                            BİLMECE

                            Alçacık dalı,yemesi ballı

                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: Patlıcan

                            Comment


                            • 5 Mart 2009

                              Bugün 5 Mart 2009 9 R.Evvel 1429 Şubat: 21 Kasım:119 Türkiye Yeşilay Cemiyeti'nin Kuruluşu (1920)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Allah Resülü: Herc artmadıkça kıyamet kopmaz,buyurdu.Herc nedir, ya Resulallah?diye soruldu. Allah Resulu: Herc,ölüm demektir... Cevabını verdi Hadis-i Şerif (Ramuz).



                              İLİM ÖĞRETMENİN EDEPLERİ

                              Hakîki âlim, ilmiyle Allah'ın kullarını irşâd ve ıslâh etmeye niyet eder. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Muâz'ı (r.a.) Yemen'e gönderirken şöyle buyurmuştu: "Allâhü Teâ-lâ'nın senin sebebinle bir kişiye hidâyet etmesi, senin için dünyâdan ve dünyâdaki herşeyden hayırlıdır."

                              Allâhü Teâlâ'ya kulluktan kaçan bir kimseyi Allah'a itaate getirmek, insanların ve cinlerin ibâdetinden daha hayırlıdır.

                              Alim; bir şeyler öğretmek için fakîri kendisine yakın tutar, merhametle muamele eder. Talebelere karşı müte-vâzî olur. Talebelerin en çok ihtiyaç duyduğu ve dünyâ ve âhireti için en mühim şeyleri öğretmeye başlar. İlmi ancak ehil olanlara öğretir.

                              Hz. İkrime (r.a.), 'Bu ilimler için bir değer vardır.' buyurdu. 'Nedir bu?' denilince "O ilmi, güzel taşıyan ve zayi etmeyen kimselere vermektir." buyurdu.

                              İlmi, ehil olmayanlara vermek ilmi zâyî etmektir, ehil olanlardan gizlemek de zulümdür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Kim bir ilim öğrenir de onu gizlerse ona kıyamet gününde ateşten gem vurulur." buyurmuştur.

                              Alim, talebelerin aklının ve zihninin idrak edeceği seviyede konuşur. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) 'İnsanlara akılları mikdarınca konuşun.' buyurmuştur. Hz. Ali (k.v.), münkirlerden birine şöyle demiştir: 'Eğer senin dediğin doğru ise, sen de biz de kurtuluruz. Yok bizim dediğimiz doğru ise sen helak olursun, biz kurtuluruz.'

                              Bir adam Hz. Ali'ye (r.a.) bir şey sordu. Hz. Ali cevap verince, adam 'Ey mü'minlerin emîri, bu böyle değil, şöyledir.' dedi. Hz. Ali, 'Sen doğru söyledin.' dedi ve "Her ilim sahibinin üstünde (olan ve her şeyi bilen Allâhü Teâlâ vardır." (Yûsuf Sûresi, âyet 76) mealindeki âyeti okudu. (Şerhu's-Şir'a)

                              BEYİT

                              Reşk itme ömrü devlet-i dünyâya Bâkiyâ Kim hâbı gaflet içre heman hayaldür. (Bakî) (Dünyâ saadeti olan ömre gıbta etme ey Bakî, çünki o, gaflet uykusu içinde geçen bir hayâldir.)


                              FIKRA

                              NASRETTİN HOCA BİR GECE KALKMİŞ YATAĞIMDAN Bİ LAMBA VE ALMIŞ KEDİSİNİ ÇIKMIŞ DIŞARI.BİRAZ dolaştıktan sonra bekçi ile çarpışmışlar.bekçi sormuş:NEOLDU HOCAM ?BU SAATTE DIŞARIDA NE İŞİN VAR?diye sormuş bekçi.hoca cevap vermiş:UYKUM KAÇTI DA ONU ARIYORUM DEMİŞ.

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Büyük adam büyük olduğunu; fakat büyüklüğün küçüklük olduğunu bilir. ( Andre Maurois )
                              YEMEK MENÜSÜ

                              · KÖYLÜM ÇORBA
                              · TAVUK SOTE
                              · MISIRLI PİLAV
                              · KOMPOSTO

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM

                              Erkek: VELİ: (Ar.) Er. 1. Çocuğun bakımı ve idaresi üzerinde olan, hal ve hareketlerinden sorumlu bulunan kimse. 2. Dost, yakın. 3. Allah'ın sevgili kulu, ermiş evliya. Allah'ın isimlerinden. (bkz. Abdulveli).
                              Kız: VESİLE: (Ar.) Ka. 1. Neden, sebep. 2. Elverişli durum. 3. Kavuşma, yaklaşma. 4. Rasulullah'ın cennetteki makamı. Maide suresi 57. ayette geçmektedir.


                              MANİ

                              Biz gideriz ikimiz
                              Kestanedir yükümüz
                              Karakoçun içinde
                              Elti olacağız ikimiz



                              BİLMECE


                              Allah yapar yapısını. Bıçak açar kapısını.

                              Cevabı Yarın.

                              Dünkü Cevap: Çilek

                              Comment


                              • 6 Mart 2009

                                Bugün 6 Mart 2009 10 R.Evvel 1429 Şubat: 22 Kasım:120 İ.H. Okullarının Açılması (1951) - III.Cemre'nin Toprağa Düşmesi

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Kulun ahirette sevap kefesine ilk konulacak ameli, çoluk çocuğunun geçimi için yaptığı harcamalardır. Hadis-i Şerif ( Taberani)



                                KARDEŞLİĞİN YÜKSEK MERTEBESİ: ÎSÂR

                                Ebu Hafs (r.a.) İsâr, kardeşinin dünyâ ve âhlret İşlerindeki arzularını kendi arzu ve İsteklerine tercîh etmendir." buyurmuştur.

                                İçinde hem cömertlerin, hem de cimrilerin bulunduğu bir topluluk dünyada her zaman bulunmuştur. Fakat Me-dîne'ye hicret eden Müslüman kardeşlerine mallarıyla, mülkleriyle ve her türlü varlıklarıyla yardımda bulunan En-sâr topluluğu müstesnadır. Çünkü onların tamâmı cömerttir, içlerinde hiç cimri yoktur. "Kendilerinde İhtiyâç bile olsa (din kardeşlerini) kendilerine tercîh ederler." (Haşr sûresi, âyet 9) âyet-i kerîmesi onlar hakkında nazil olmuştur. Bu âyet-i kerîmenin indiriliş sebebi şudur:

                                İbn-i Ömer (r.anhumâ) şöyle rivayet etmişdir: Resû-lullâh'ın ashabından bir zâta bir koyun başı hediye edildi. O da "Fülân kardeşim buna bizden daha muhtacdır." dedi, ona gönderdi. O diğer birine, o da diğer birine gönderdi ve bu yedi ev dolaştı, nihayet dönüp yine evvelkine geldi. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme nazil oldu.

                                Ebû Hureyre'den (r.a.) şöyle rivayet olundu: Bir adam Resûlullâh'a geldi ve yâ Resûlallâh, açlıktan dermansız kaldım, dedi. Resûlullâh (s.a.v.) haremlerine haber gönderdi, onların yanlarında da hiç bir şey yoktu. Bunun üzerine aleyhissalâtü vesselam: "Bu adamı bu gece müsâfir edecek bir adam yok mu ki Allah ona rahmet buyursun" dedi. Ensâr'dan Ebû Talhâ (r.a.) derhal ayağa kalktı, "Ben, yâ Resulâllah" dedi. O adamı alıp evine götürdü, zevcesine de Resûlullâh'ın müsâfirine ikram et, diye tenbîh etti. Hanımı "Vallahi, benim yanımda çocuğun azığından başka bir şey yok" dedi; o halde "Çocuğu akşam yemeği vakti uyut, kandili de söndürüver, Resûlullfth'ın müsâfiri için biz bu geceyi aç geçlştlrlverelim" dedi.

                                Müsâfir sabahleyin Resûlullâh'a vardı. Resûlullâh (s.a.v.) bu gece Allah fülân ve fülândan acîb hoşnud (çok memnun) oldu, dedi, Allâhü Teâlâ da haklarında bu âyet-i kerîmeyi indirdi. (Hak Dîni, Elmalılı)

                                FIKRA

                                temel yagmurlu havada dısarı cıkmıs elindeki şemsiyesiyle ama temelin şemsiyesenin üstü delikmis adamın biri temele sormus senin neden semsiyenm delik ula salak yagmurun dindigini

                                nasıl anlıcam bea

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Büyük görünen birçok adam, onlara yakından bakınca büyüklüklerinden çok şey kaybederler. ( W.S. Landor )

                                YEMEK MENÜSÜ

                                · EZOGELİN ÇORBA
                                · ETLİ MEVSİM TÜRLÜ
                                · TEREYAĞLI ERİŞTE
                                · AYRAN

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM

                                Erkek: VAKİ: (Ar.) Er. l.Vuku bulan, olan, düşen, olagelen, rastlayan. 2. Geçen, geçmiş olan.
                                Kız: VAKIA: (Ar.) Ka. - (bkz. Vaki).


                                MANİ

                                Karanfili ekemedim
                                Suyunu dökemedim
                                Yarimden ayırdılar
                                Yüzünü göremedim



                                BİLMECE
                                Altı adam bir şemsiyenin altında ıslanmadan nasıl durabilir?


                                Cevabı Yarın.

                                Dünkü Cevap: Karpuz

                                Comment

                                Working...
                                X