fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 5 Temmuz 2009

    Bugün 5 Temmuz 2009 14 Recep 1429 Haziran: 22 Hızır:61 Antalya'nın Düşman İşgalinden Kurtuluşu (1921)

    HADİS-İ ŞERİF

    Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Hadis-i Şerif (Beyhaki).



    CEZAYİR'İN FRANSIZLAR TARAFINDAN İŞGALİ

    Cezayir'de Dayı Hüseyin Paşa'nın, Fransız ticâret ge­milerine, alacağına mahsuben el koyması iki devlet ara­sında gerginlik meydana getirmişti. Fransız elçisinin Dayı Hüseyin Paşa ile bu alacak meselesini görüştüğü sırada, Hüseyin Paşa'nın Fransız elçisinin yüzüne yelpaze ile vurması üzerine görüşmeler kesildi ve durum iyice ger­ginleşti. Fransızlar bunu planlarını yürürlüğe koymak için vesîle saydılar. Fransa ile Cezayir arasının düzelmesi için pâdişâh bir ferman gönderdi. Dayı Hüseyin Paşa ise Fransız gemilerini bırakmamakta ısrar etti.


    Fransa bu duruma karşı Osmanlı Devleti'ne bir nota verdi. Fakat bu nota kabul edilmedi. Osmanlı Devleti Yunan isyanları ve diğer gailelerle uğraştığı bir sırada bu meselenin ortaya çıkması devleti zor durumda bıraktı. Dîvân-ı Hümâyûn'da alınan karâra göre Cezayir mesele­sinin müstakil bir mesele olduğu ve bunun halledilme­sinin burada vazifeli kişilerin işi olduğu karârına varıldı. Bu şekilde bir karara varılmasının sebebi de, Cezayir'de bulunan askerî gücün bu meselenin üstesinden gelebile­ceğine inanılmış olması idi.


    Bunun üzerine Fransızlar, yüz harp ve çok sayıda nak­liye gemisi ile Cezayir üzerine yürüdü. 12 Haziran 1830 günü Dayı Hüseyin Paşa, Cezayir'e 16000 kişilik bir kuv­vet çıkaran Fransa donanması karşısında mağlûb oldu. Bâb-ı Âlî, Rusya ile yaptığı harpten yeni çıkmış olması ve Cezayir'in merkezden uzak bulunması yüzünden îcap eden yardımı yapamadı, Cezayir Osmanlı Devleti'nin elinden çıkmış oldu. Cezayirliler 1847 yılına kadar Fran­sızlarla pek kanlı mücâdelelere giriştiler. Cezayirlilerin başında meşhur mücâhid Abdülkâdir vardı. Fransızların Cezayir'de yerleşmesi çok zor ve kanlı oldu. Askerî kuv­vetlerinin üstünlüğüne rağmen, burada ancak zahirî bir hâkimiyet te'sîs edebildiler. Abdülkâdir'in vefatından sonra Cezayirliler Fransa'ya karşı mücâdelelerine devam ettiler. Fransızlar, büyük katliamlar yaptı, 1871 senesinde yüz bin müslümanı katlettiler.

    FIKRA

    bir tümarhanede 10 deli varmış doktor bir gün hepsini bir sahaya götürmüş demişki bakalım hanginiz akıllı oldunuz sahaya topyerine taş koymuş onlardaoynamışlar başlarını kırmışlar sonda bir çocuk kalmış doktor demişki neden oynamıyon çocukta demişki biri bana orta atmıyorki bende kafa vurup gola atayım doktor demişki ben sana atayım çocuk demiş çocukta akıllanmış o taşın yerine takma bir taş takması koymuş doktorda sanmışki o takma taş asil taştır.doktor çocuğa atmış çocuğa bişey olmamış ve dokttor demişki sen bana at çocuk ta aklını kullanmış asil taşı atmış doktora doktorun kafası yaralandı çocuğa demişki sen benden daha akıllanmışsın ben senden daha akılsızlanmışım.

    GÜNÜN SÖZÜ

    İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah, Yardımcısıdır doğruların Hz. Allah. Ziya Paşa

    YEMEK MENÜSÜ

    · KADINBUDU KÖFTE
    · ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMA
    · PİRİNÇ PİLAV

    MANİ

    Aldanma sağa sola,
    Gel gidelim hak yola,
    Güzel oruç tutanın,
    Âkıbeti hayrola



    BİLMECE

    Yedi delikli tokmak bunu bilmeyen ahmak.

    Cevabı Yarın.

    Dünkü Cevap: Soğan

    Comment


    • 6 Temmuz 2009

      Bugün 6 Temmuz 2009 15 Recep 1429 Haziran: 23 Hızır:62 Hicaz'ın Osmanlı Sınırlarına Katılması ve Mukaddes Emanetin Yavuz'a teslimi (1517)

      HADİS-İ ŞERİF

      Şu 4 şeyden sakınan Cennete girer: Cana kıymaktan (cinayetten); Haram kazanç elde edip yemekten; Zina işlemekten, haram olan cinsel ilişkilere girmekten; Alkol alışkanlığından... Hadis (Bezzar).



      AFFETMEK

      Âyet-i kerîmede "Af yolunu tut, iyiliği emret ve câhil¬lerden yüz çevir." (A'raf Sûresi, âyet 199) buyuruldu. Bu âyet-i kerîme nazil olduğu zaman Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Cebrail (a.s.)'dan tefsirini sordu. Cebrail (a.s.) 'Bunu bilene sorayım' diyerek gitti ve gelip dedi ki: Allâhü Tebâreke ve Teâlâ sana emrediyor ki: "Seninle irtibatı kesen kimseyi sıla-yı rahim yaparsın (ziyaret edersin), seni mahrum bırakan kimseye sen verirsin, sana zul¬meden kimseyi sen affedersin." Ve ona Sen, başına gelen şeylere karşı sabret.' dedi.

      Allâhü Teâlâ'nın Peygamberimiz (s.a.v.)'e bu hitabı ümmeti için de bir nasîhattir. Yine başka bir ayet-i kerîme¬de "... Sizin affetmeniz takvaya daha yakındır..." (Ba¬kara Sûresi, âyet 237) buyurulmuştur.

      Uhud harbinde Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz'in dişi kırı¬lıp mübarek yüzünün yaralanması ashâb-ı kirama çok ağır gelmişti. 'Onlara beddua etseniz' dediler. Peygamberimiz (s.a.v.); "Ben lanet edici olarak gönderllmedlm. Ancak dâvetçl v§ rahmet olarak gönderildim. Allah'ım, kav¬mime hidâyet et; zîrâ onlar bilmiyorlar." buyurdular.

      Peygamber Efendimiz (s.a.v.) diğer bazı hadîs-i şerifle¬rinde şöyle buyurmuşlardır: "Kıyamet gününde bir melek; 'Mükâfatları Allah'ın üzerine olanlar nerede?' diye nldâ eder. Ve hiç klmee kalkmaz. Ancak affedenler kalkar."

      "Hiçbir sadaka, malı nokeanlae tırmaz. Affetmeel ee-beblyıe Allah bir kulunun ancak İzzetini zlyâdeleetlrlr. Kim Allah rızâeı İçin mütevazı (alçak gönüllü) olursa muhakkak Allah onu yüceltir."


      YARIGÖLGELİ AY TUTULMASI

      Yarın (7 Temmuz Salı günü) "Yarıgölgell ay tutulması" meydana gelecektir. Amerika Kıtasının tamamı, An¬tarktika, Yeni Zelanda ve Avustralya kıtasının doğusun¬dan başlayarak tamamından gözlenebilecek, Türkiye'den görülemeyecektir.

      Tutulmanın büyüklüğü: -0.9084'tür.

      Gölgeye girişi 7 Temmuz, (Türkiye yaz Saati) 11.32

      Tutulmanın ortası 7 Temmuz, " 12.38

      Ay'ın gölgeden çıkışı 7 Temmuz, " 13.44

      FIKRA

      Delinin biri hastanedeki havuza egilip su ictikten sonra, dogrulup agzindaki suyu yere tukurmus .Onu goren baska bir deli;-Ne oldu , demis, suyu niye tukurdun?

      Birinci deli:

      -Havuza iki seker atmistim ,yine de tatsiz.

      Ikinci deli:

      -Akillim tabii tatsiz olur.Niye karistirmadin?

      GÜNÜN SÖZÜ

      İnsan, ancak sevdiğinden bir şey öğrenir. Goethe

      YEMEK MENÜSÜ

      · ANKARA TAVA
      · ENGİNAR
      · PİRİNÇ PİLAVI

      MANİ

      Gitme olursun pişman,
      Korkma peşine düşmem,
      El oğlu değil misin,
      Yüzün dost kalbin düşman.



      BİLMECE

      Yer altında civcivli tavuk

      Cevabı Yarın.

      Dünkü Cevap: Baş

      Comment


      • 7 Temmuz 2009

        Bugün 7 Temmuz 2009 16 Recep 1429 Haziran: 24 Hızır:63 Hatay'ın Kurtuluşu (1938)

        HADİS-İ ŞERİF

        Meşru dairede eğleniniz ve oynayınz. Ben dini yaşantınızda bir kabalığın (yobazlığın) görünmesinden hoşlanmıyorum. Hadis-i Şerif (Beyhaki).



        ACELE ŞEYTANDANDIR

        Acele etmek, bir şeyin vakti gelmeden önce olmasını istemektir. Allâhü Teâlâ, "... Size yakında âyetlerimi gös¬tereceğim, artık acele İstemeyin." buyurmaktadır. (Enbi¬yâ Sûresi, âyet 37)

        İnsan, tabiat olarak sabır ve sebatı az ve birçok şeylerin bir an evvel meydâna gelmesini arzu eden bir yaratılışta bu¬lunduğundan sanki aceleden yaratılmıştır. Bir âyet-i kerî¬mede; "... Ve insan pek aceleci olmuştur." (Isrâ Sûresi, âyet 11) buyurulmuştur. Acelecilik, Şeytanın ahlâkından biri¬sidir. İnsan tabiatıyla acelecidir. Ancak Allâhü Teâlâ insan için aklı yaratmış ve onu sebat etmeğe (acele etmemeğe) ve teennîye irşad etmiştir. Kim aklını bu iki şerefli hasleti elde etmek için kullanırsa Şeytan'ın tabîatından ayrılmış olur.

        Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz bir hadîs-i şerîfte şöyle bu¬yurmuştur: "Teennî (temkinli davranmak) Allah'dan, acele ise Şeytandandır." Diğer bir hadîs-i şerîfte şöyle buyuruldu: "Güzel bir hey'et (sekînet ve vakar), teennî ve iktisad (îtidal), peygamberliğin yirmi dört cüzünden biridir."

        Acele etmenin âfetlerinden bir kısmı şunlardır: Zayıflık ve hayır işlemekten kesilmektir. Yâni insan bir şeyin olmasını ister ve onun meydâna gelmesi için acele eder de o olmaz¬sa zayıflar, ümitsizliğe veya meşakkate düşerek kendisini yorar ve umduğuna kavuşamaz.

        Veya bir ihtiyâcının olması için Allah'a duâ eder, onun hemen kabul olunmasını ister. Eğer istediği şey hemen mey¬dana gelmezse duâ etmeyi terk eder ve arzusuna ulaş¬maktan da mahrum olur.

        Hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: "Kul, günah ile ve akrabalarıyla münâsebetini keserek duâ etmedikçe ve duasının kabulünü acelece istemedikçe duasına icabet olunur." Ashâb-ı Kiram; 'Acele istemek nedir Yâ Resûlal-lah?' diye sordular. Resûlullâh (s.a.v.): "O kimse şöyle söy¬ler: Duâ ettim, duâ ettim, kabul olunmadı der, hasret çeker(ek üzülür) ve duayı terk eder." Öyle ise duada acele etmemek, duadan usanmamak îcab eder. Çünkü duâ ibâdettir ve Allâhü Teâlâ duaya devam edenleri sever.

        Acele etmek, takva ve verâyı yok eder, ibâdetlerin noksan veya bâtıl olmasına sebep olur. Zîrâ acele etmek, yâciblerin, sünnetlerin ve âdabın terk edilmesine sebep olabilir.

        FIKRA

        Mussolini savaş raporlarını renkten renge girerek okuyordu. Bir ara başını kaldırdığında gözü duvarda asılı duran kendi portresine ilişti. Göz kırparak sordu:

        - Bu gidişle halin n’olacak?

        Fotoğraf yanıt verdi:

        - N’olacak, beni indirip seni asacaklar!.

        GÜNÜN SÖZÜ

        İnsan ne söylediğini bilmeli,fakat her bildiğini söylememelidir.Namık Kemal

        YEMEK MENÜSÜ

        · Yayla çorbasi
        · Soslu Tavuk Pirzola
        · Makarna
        · Rus Patatesi Salata


        MANİ

        Hoş geldin diyemedim
        Bir mendil veremedim
        Sen mi geldin sevdiğim
        Ben seni bilemedim



        BİLMECE

        Yer altında yağlı kayış.

        Cevabı Yarın.

        Dünkü Cevap: Patates

        Comment


        • 8 Temmuz 2009

          Bugün 8 Temmuz 2009 17 Recep 1429 Haziran: 25 Hızır:64 Kırklareli'nin Kurtuluşu (1920)

          HADİS-İ ŞERİF

          La ilahe illallah diyenlere dil uzatmaktan, dışlamaktan uzak dur. Hiçbir günah yüzünden, onları kafirlikle (din dışılıkla) itham etme. Hadis ( Taberani)



          DERVİŞ NASIL OLMALI?

          İmâm-ı Rabbânî (k.s.) şöyle buyurdu:
          Bizim gibi fakirlere lâzım olan şeyler şunlardır:
          Kendisini hor ve fakir görerek, Hak Teâlâ'ya tazarrû ve iltica etmek ve daimî inkisar hâlinde bulunmak,
          Kulluk vazifelerini yerine getirmek ve dînin hududunu muhafaza etmek,

          Her hususta sünnet-i seniyyeye mutâbaat (uymak) ve hayırlı şeyleri tahsil ederken niyeti düzeltmek,

          Bâtınını hâlis kılmakla beraber dışını da İslâm'a uygun hale getirmek,

          Günahların istilâ ettiğini (kapladığını) müşahede ederek kendini hep kusurlu bulup, ayıplamak,


          Gaybları bilen Allâhü Teâlâ'nın intikam almasından korkmak,

          Hasenatı (sevap almak için yaptığı güzel işler) çok da olsa, bunları az görmek,

          Kötülükleri ve günahları az da olsa bunları çok görmek,

          İnsanlar tarafından kabul görmekten ve şöhretten hoşlanmamak. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyur

          muşlardır ki:

          "Bir kimseye, dînî veya dünyevî bir hususta parmakla gösterilmesi şer olarak yeter. Ancak Allah'ın (c.c.) korudukları müstesnadır."

          • Niyet ve işlerinin sağlamlığı sabah aydınlığı gibi açık da olsa dâima (iyi değildir diyerek) itham etmek,

          Vakıa uygun bile olsa hâllere ve vecdlere îtibar ve îtimat etmemek,

          Sırf dinin kuvvetlenmesi ve müslümanların takviye edilmesi, dînin revaç bulması için gösterdiği gayretleri,

          insanların Hakk'a davet edilmesi gibi Allah yolunda yaptığı hizmetleri beğenmek doğru değildir. Zîrâ, bu kısımda

          anlatılan hizmetler zaman zaman kâfir ve fâcir kimseler tarafından da yapılabilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)

          "Muhakkak ki, Allâhü Teâlâ bu dîni fâcir bir kimse ile de kuvvetlendirir." buyurmuşlardır. (Mektûbât-ı Imâm-ı

          Rabbânî 1/171)

          FIKRA

          Avrupa’daki savaşlarda milyonlarca insanın öldürüldüğünü duyan yaşlı yamyam sorar:

          - Bu kadar insanı nasıl yiyecekler?

          - Avrupalılar öldürdükleri insanların etini yemezler.

          - Öyleyse ne yaparlar?

          - Ya fırında yakarlar ya da topluca ormana gömerler.

          - Allah allah... Bu avrupalılar ne kadar da barbar... Demek amaçsız adam öldürüyorlar!..

          GÜNÜN SÖZÜ

          İnsan ne kadar yükselirse, gönlü o kadar alçalmalıdır. Cicero

          YEMEK MENÜSÜ

          · Domates çorbası
          · Köfte, Patates Püresi
          · Yoğurt
          · salata…

          MANİ

          Duvar üstünde kilim,
          Yarimin adı selim,
          Selim sana varınca,
          Olacağım telli gelin.



          BİLMECE

          Yeraltında kırmızı pancar.

          Cevabı Yarın.

          Dünkü Cevap: Yılan

          Comment


          • 9 Temmuz 2009

            Bugün 9 Temmuz 2009 18 Recep 1429 Haziran: 26 Hızır:65 Timur'un Bağdat'ı İşgali (1401)

            HADİS-İ ŞERİF

            Allah katındaki değerlilik durumunu öğrenmek isteyen kimse, Allah’ın kendisinin yanındaki itaat ve saygınlık durumuna baksın... Hadis-i Şerif (Darekutni).



            İYİ ARKADAŞ

            Her insan sohbete ve arkadaşlığa uygun değildir. Resû-lullâh (s.a.v.) "Kişi, arkadaşının dîni (ahlâkı) üzeredir. Her biriniz kiminle arkadaşlık ettiğine baksın." buyurmuşlardır.

            Arkadaşta bulunması gereken bazı vasıflar şunlardır: Akıllı olmak, güzel ahlâk sahibi olmak. Fâsık olmamak, bid'-at ehli olmamak, dünyâ malına karşı harîs olmamak gibi.

            Akıllı olmak en büyük sermâyedir. Hz. Ali (r.a.) şöyle buyurmuştur: "Câhille arkadaşlık etme, kendini ondan koru. Nice câhiller vardır ki arkadaşlık ettiği halîm insanları helak etmiştir. Kişi arkadaşlık ettiği insanla kıyâs edilir. Ahmak, arkadaşına faydalı olmağa çalışırken zarar verir. Bazı hikmet ehli; akıllı düşmanımdan eminim, fakat ahmak dosttan korkarım, demişler.

            Ahmakla münâsebeti kesmek, Allah'a yaklaşmaktır.

            Fâsıkla arkadaşlığın faydası yoktur. Zîrâ Allah'tan korkan kimse günahlarda ısrar etmez. Allâhü Teâlâ'dan korkmayan kimsenin şerrinden emin olunmaz. Allâhü Teâlâ "... O kimseye uyma ki, kalbini bizim zikrimizden gafil kıl-mışızdır ve hevâsına tâbi olmuştur..." (Kehf Sûresi, âyet 28) buyurmuştur.

            Abdullah bin Mesûd'un (r.a.) en büyük talebesi Alkame (r.a.) vefatı yaklaştığı zaman oğluna şöyle vasiyet etmiştir:

            'Yavrucuğum, bir kişi ile sohbet edip arkadaşlık yapacaksan, hizmet ettiğinde seni muhafaza edecek, onunla sohbet ettiğinde seni süsleyecek, onunla beraber oturduğun zaman senin ihtiyâcını karşılayacak, elini hayırla uzattığın zaman sana elini hayırla uzatacak, senden iyilik gördüğü zaman onu sayacak, bir kötülük gördüğü zaman ise onu gizleyecek, istediğinde verecek, sen sükût ettiğinde seninle konuşacak, başına bir iş geldiği zaman sana yardım edecek, bir söz söylediğinde seni tasdik edecek, bir iş havale ettiğinde o işi yerine getirecek, münazaa esnasında seni tercih edecek kişi ile arkadaşlık et."

            Lokman Hekim oğluna nasihatinde şöyle demiştir: "Oğulcuğum! Âlimlerle otur, dizini onların dizine yaklaştır. Zîrâ ölü bir arazî, yağmur damlaları ile hayat bulduğu gibi kalpler de hikmetle hayat bulur."

            FIKRA

            Franko İspanyası’nda adam postaneye gitti ve memura “Bu pul yapışmıyor” dedi. Memur şaşırdı... Üzerinde devlet başkanı Franko’nun resmi bulunan pulun arkasına tükürdü ve pulu yapıştırdı... Sonra adama “Gördünüz mü?.. Pul yapışıyor işte...” Adam “İyi de... Ben o yüzüne tükürmemiştim ki!..”

            GÜNÜN SÖZÜ

            İnsan ne kadar çok kitap okursa o kadar çok büyüyeceğin! bilmelidir. John Bangs

            YEMEK MENÜSÜ

            · Kıymalı kapuska
            · Mercimek çorbası
            · Yoğurtlu havuç

            MANİ

            Sırtındaki kazak,
            Giye giye ağarmış,
            Ah yarim diye diye
            Gülbenzi sararmış.



            BİLMECE

            Yerin altında kırmızı minare

            Cevabı Yarın.

            Dünkü Cevap: Turp

            Comment


            • 10 Temmuz 2009

              Bugün 10 Temmuz 2009 19 Recep 1429 Haziran: 27 Hızır:66 Dünya Nüfus Günü

              HADİS-İ ŞERİF

              Duaların sonunda Amin demek, alemler Rabbi Allah’ın, mü’min kullarının dillerindeki mührüdür. Hadis (İbn-i Adiyy).



              GECE NAMAZININ FAZİLETİ

              Gece namazı -bilhassa teheccüd- müstehab ve en faziletli olan İbâdetlerdendir. Resûlullah Efendlmlz'e (s.a.v.) farz kılınmıştı. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Farz namazlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır."

              "Kişi gece uyanıp hanımını da uyandırsa ve İki rek'at namaz kılsalar; Allah'ı çok zikreden erkekler­den ve çok zikreden hanımlardan yazılırlar."

              "Kim gece namazını kılar ve namazında ihlâslı olursa Allâhü Teâlâ ona dokuz şey ikram eder ki beşi dünyâda, dördü âhirettedir:

              Dünyâ âfetlerinden muhafaza eder,

              Onda "... Yüzlerindeki nişaneleri, secdelerinin eseridir ..." mealindeki (Fetih Sûresi, âyet 29) âyet-i celîlesinin sırrını zuhur ettirir,

              Onu sâlih kullarının kalblerine sevdirir,

              Onu bütün insanlara sevdirir,

              Lisânını hikmetle konuşturur,

              Kıyamet günü kabrinden yüzü ak ve nurlu çıkarır,

              Ona hesabı kolaylaştırır,

              Sırat üzerinden şimşek gibi geçirir,

              Kitabını sağından verir."

              "Kulun gecenin yarısından sonra kıldığı iki rek'at (namaz) dünyâ ve içindekilerden hayırlıdır. Eğer üm­metimin güç yetfreceğini bilseydim, onlara farz kı­lardım."

              Gece namazının en faziletli vakti, uykudan sonra kal­karak gecenin ortasında kılınmasıdır.


              FIKRA

              Bir Fransız, bir Kıbrıslı ve bir İngiliz idam mahkumu asılmayı bekliyorlarmış. Gardiyan her üçüne de son dileklerini sormuş. Fransız ülkesinin yemeklerinden olusan şık bir sofra ve Edith Piaf müziği istemiş. Kıbrıslı ise (adının Ali ya da Aleko olmasi fark etmiyor) son arzusunun Kıbrıs sorununun ana ilkeleri hakkında nutuk atmak olduğunu söylemiş. Bunu duyan İngiliz mahkum son dileği olarak "Lütfen beni Kıbrıslı’dan önce asın" diye yalvarmaya başlamış...

              GÜNÜN SÖZÜ

              İnsan diliyle değil,yaptığı işlerle konuşmalı. Stehr

              YEMEK MENÜSÜ

              · Mercimek çorbası
              · Ispanak
              · yoğurt karışık
              · hoşaf

              MANİ

              Gidene bak gidene,
              Gül sarılmış dikene
              Mevlam sabırlar versin,
              Gizli sevda çekene .



              BİLMECE

              Yeşil mantolu, kırmızı entarili, siyah düğmeli.

              Cevabı Yarın.

              Dünkü Cevap: Havuç

              Comment


              • 11 Temmuz 2009

                Bugün 11 Temmuz 2009 20 Recep 1429 Haziran: 28 Hızır:67 İngilizler'in Mısır'ı İşgali (1882)

                HADİS-İ ŞERİF

                Allah Teala, İbrahim Peygambere şöyle buyurdu: Ey Halilim (Dostum)! Yalnız mü’minlere değil, kafirlere karşı da güzel ahlaklı ol ki, iyilerin girdiği yer (cennete) giresin. Hadis (Taberani).



                ÇOCUKLARA İSİM KOYMAK VE HELÂL YEDİRMEK
                Ana baba, çocuğuna güzel isim koymalıdır. Çünkü kı­yamet günü çocuk kendi ismi ve babasının ismiyle çağ­rılacaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Allâhü Teâ­lâ'ya en sevimli olan isim, Abdullah ve Abdurrah-mân'dır." buyurmuştur.
                Peygamber Efendimiz (s.a.v.), çirkin isimleri güzel isimlerle değiştirirdi. Peygamberlerin veya meleklerin ismini taşıyan çocuğa lanet etmek, sövmek ve ona hakaret etmek caiz olmaz. Ancak o isimle isimlenen şahsın ismini söylemeden kendisine 'sen söylesin, sen böylesin1 denilebilir.
                Muhammed isimli çocuğa hürmet edilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Çocuğu Muhammed diye isimlen­dirdiğiniz zaman ona ikramda bulunun, mecliste ona yer verin ve ona karşı asık suratlı olmayın." buyurmuştur. Bu saygı, o kimsenin Peygamber Efendimizle (s.a.v.) aynı ismi taşımasındandır.
                Ecdadımız Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) mübarek ismini vermek istediklerinde saygısızlıklara fırsat ver­memek için çocuklarına Mehmed diye isim vermişlerdir.
                Ana babanın çocuklarını, doğdukları zaman sağ kula­ğına ezan, sol kulağına kamet okuyup en güzel isimle isimlendirmeleri, mâlî imkânı varsa kız çocuk için bir, erkek çocuk için iki kurban kesmeleri, aklı erdiği zaman Kur'ân-ı Kerîm öğretmeleri, ibâdetleri, farzları, sünnet­leri ve dinin diğer âdâblarını öğretmeleri çocuğun anne babası üzerindeki haklarındandır.
                Çocukları helâl ve temiz rızık ile beslemek, vakit gel­diği zaman onları evlendirmek, ana babanın vazîfelerin-dendir. Şayet evlendirmediği çocuk bir günah işlerse günah ana babasınadır.
                Hâsılı, çocuk ana babasına Allah'ın İslâm fıtratı üze­rine tertemiz bir emânetidir. Ana baba da emâneti aynı şekilde tertemiz iade etmelidir. Çocuğun dînini ve ırzını koruma hususunda mesuliyetten kurtulmak için bütün gayretini sarf etmelidir.


                FIKRA
                Çocuk okuldan gelmiş ve annesine “Anne ben Alman oldum” demiş. Annesi “Oğlum sen ne diyorsun, delirdin mi?” demiş. Çocuk “Arkadaşlarla karar verdik ben artık Almanım” deyince içerden babası hışımla gelerek çocuğa tokat atmış. Çocuk “İşe bak ya... Alman oldum, hemen Türkler’le başım belaya girdi!.."

                GÜNÜN SÖZÜİnsan beynine biçim veren eğitimdir.Fidan nasıl bükülüyorsa ağaç da eğilir. Alexander Pope

                YEMEK MENÜSÜ
                · Mantarlı tavuk sote
                · Fırında makarna
                · Mozaik pasta

                MANİ

                Şu dağlar ulu dağlar
                Derelerde su çağlar
                Yarinden ayrılanlar
                Kah düşünür kah ağlar



                BİLMECE

                Yeter Çektiğim! diye yakınır
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: Karpuz

                Comment


                • 12 Temmuz 2009

                  Bugün 12 Temmuz 2009 21 Recep 1429 Haziran: 29 Hızır:68 Türk Dil Kurumu'nun Kurulması (1932)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Resulüllah, kafa karıştırıcı, anlaşılması zor sözler söylemekten (mü’minleri) menetti. Hadis (Ebu Davud).



                  Bİ'R-İ MAÛNE VAKASI
                  Uhud harbinden dört ay sonra hicretin dördüncü se­nesinin safer ayında M. 625'de Necid büyüklerinden Ebu Berâ Âmir, Peygamberimiz (s.a.v.)'e gelerek "Necıdlı erin yanına ashabından birilerini gönderip dîne davet etsen umarım ki icabet ederler." tarzında hayırlı bir teklifte ve elçileri himayesine alacağı taahhüdünde bulundu. Resu-luHâh (s a.v.), Ashâb-ı Kirâm'dan yetmiş kadar hafızı, Mun-zir bin Amr el-Hazrecî (r.a.) riyasetinde gönderdiler.
                  Bu zâtlar, Kur'ân'ın ezberlenme ye öğretilmesi ile meş-qul olup gecelerini namaz ile geçirdikten sonra sabaha karsı tatlı su tedârik edip mü'minlerin annelerinin (r anhun-ne) hücrelerine bırakır odun toplamaya çıkarlar. Odunları çarşıda sattıktan sonra bedeliyle Ashâb-ı Suffe'nın iaşesini temin ederlerdi. Onlar, nübüvvet feyzinden nurlanmış, mü­barek, âbid, sâlih gençlerdi.
                  Mekke ile Usfan arasında bulunan Maûne kuyusunun başına vardıklarında, Âmir bin Tufeyl, birkaç kışı ile yol­larını kesti. Haram bin Mihlâm yanlarına vararak; Bizim sizlerle hiçbir işimiz yok. Biz, Resûlullâh'ın elçileriyiz. Onun mektubunu ulaştırmak ve peygamberliğini tebliğ «Çin bize yol vermez misiniz?" dedi. Onu arkasından mızrakladılar. Benî Süleym'den; Ri'l, Zekvân ve Usayye kabilelerinden aelenlerle, onları dört taraftan sardılar. Ashab, şehadetten başka yol olmadığını görünce Allâhü Teâlâ'ya niyaz ile; "Ya Rab! Selâmımızı Resûlü'ne tebliğ et. Bizim tarafımız­dan Peygamberimizi haber ver ki, biz sana kavuştuk, sen­den razı olduk, sen de bizden razı oldun." diye dua ettiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), aynı gece hâdiseden ha: berdâr olmuşlar ve ertesi sabah hutbede Allah'a hamd u sena ettikten sonra; 'Kardeşleriniz müşriklerle karşı aşıp şehîd düştüler, işte ben onların Allahu Teala'dan, Allahu Azîmü'ş-şân'ın da onlardan razı olduğunu haber vermek için onlar tarafından size resulüm" diyerek elim haberi bildirdiler.
                  Resûlullâh (s.a.v.), hiçbir felâket üzerine bu kadar mü­teessir olmamışlardır. Zîrâ bu sahâbîler harp için degıl sâdece Resûlullâh'ın peygamberliğinin bildirilmesi, Kur'ân-ı Kerîm'in öğretilmesi için gönderilmişlerdi.


                  FIKRA
                  Papa son Amerika gezisinde New Jersey'in Garden State Parkway'inden aşağı koskoca limuzine kurulmuş, geçiyormuş. Mevsim sonbahar... Manzara çok hoşuna gitmiş. Şoförüne "Yahu pek çok uzun bir zamandır araba kullanmadım. Papazken kullanırdım. Çok özledim araba kullanmayı... Çaktırmadan bir yerde dur da yer değişelim" demiş. Öyle yapmışlar. Uzun zamandır araba kullanmayan Papa yol boş diye bastırmıs. İleride bir yerde trafiğe yakalanmışlar. Trafik polisi şoför kapısına yanaşmış, Papa da renkli camı açınca, polis beyaz giysiler içindeki Papa'yı görünce irkilmiş; hiçbir şey söylemeden arabasına koşmuş. Hemen telsizle merkezi aramış. Baltayı taşa vurmak istemiyormuş adam. Merkeze "Ben otoyolda birini durdurdum. Çok ama çok önemli biri olsa gerek ama mevzuatı bilmediğimden ne yapacağımı bilmiyorum." deyince, merkez "Durdurduğun kişi belediye başkanı filan mı?" diye sormuş. Polis "Yok yok, daha yüksek" demiş. Bunun üzerine merkez sormuş: "Yoksa senatör mu?" Polis "Yok canım daha yüksek" deyince merkez "Yoksa New Jersey valisini mi durdurdun?" deyince polis "Yok canım yüksek... daha yüksek" diye heyecanla haykırmış. Merkez "Ulan dangalak! Koskoca Clinton'u limuzindeki bayrağı tanımadan durdurdun herhalde" deyince polisin tepesi atmış: "Clinton olsa öpüp de başıma koyacağım, bu kişi öyle önemli biri ki, şoförlüğünü Papa yapıyor, Papa!.."

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez. Exupery

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · Brokoli çorbası
                  · Köfte
                  · Makarna
                  · Salata

                  MANİ

                  Bileğindeki saatin,
                  Ben verdim parasını,
                  Benden ayrı sevenin,
                  Yakarım çırasını.



                  BİLMECE

                  Yılanın dişi olup olmadığını nasıl anlarsın ?
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: Fotoğraf makinesi

                  Comment


                  • Cevap: Takvimde Bugün

                    teşekkürler,epey zamandır . mektuplar bana gelmiyordu . özlemişiz . Sağ ol .

                    Comment


                    • 13 Temmuz 2009

                      Bugün 13 Temmuz 2009 22 Recep 1429 Haziran: 30 Hızır:69 Kültür Bakanlığı'nın Kurulması (1971)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Herhangi bir kişi geri vermemek niyetiyle bir borç alırsa kıyamet gününde hırsız olarak Allahın huzuruna çıkar. hadis-i şerif( İbn-i Mace )



                      RECEB AYINDA KILINACAK NAMAZ
                      Receb'in; 1'i ile 1O'u arasında, 11'i ile 20'si arasında ve 21 'i ile 30'u arasında olmak üzere sâdece birer defa kılınacak 1O'ar rek'at Hacet Namazı vardır. Bunların her üçünün de kılınış şekli aynıdır. Yalnızca namazların sonlarında okuna¬cak dualarda fark vardır.
                      Bu namaz, mü'min ile münafığı ayırır. Bu 30 rek'at na¬mazı kılanlar, hidâyete ererler. Münafıklar bu namazı kıla¬mazlar. Bu namazı kılanın kalbi ölmez. Bu 30 rek'at namaz Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) berberi Selmân-ı Pâk (r.a.) Hazretleri tarafından rivayet edilmiştir.
                      Bu namazlar, akşamdan sonra da, yatsıdan sonra da kılınabilir. Fakat, cuma ve pazartesi gecelerinde ve bilhassa teheccüd vaktinde kılınması efdaldir.
                      Kılınışı: Hacet namazına şu niyetle başlanır: "Yâ Rabbi, teşrifleriyle dünyâyı nura gark ettiğin Efendimiz hürme¬tine, sevgili ayın Receb-i şerîf hürmetine, beni feyz-i ilâ¬hîne, afv-ı ilâhîne, rızâ-i ilâhîne nail eyle, âbid, zâhid kul¬ların arasına kaydeyle, dünyâ ve âhiret sıkıntılarından halâs eyle, rızâ-i şerîfin için", Allahü Ekber.
                      Her rek'atte 1 Fatiha, 3 Kul yâ eyyühe'j-kâfirûn, 3 Ih-lâs-ı şerîf okuyup, 2 rek'atte bir selâm verilir. Böylece 10 rek'at tamamlanır.
                      * İlk on gün içinde kılınan namazdan sonra, 11 defa "Lâ ilahe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi'l-hayr. Ve hüve alâ külli şey'in kadîr" okunup duâ edilir.
                      & İkinci on gün içinde yani Receb'in 11'i ile 20'si ara¬sında kılınan 10 rek'atten sonra, 11 defa "İlahen vahiden ehaden sameden ferden vitren hayyen kayyûmen dâi-men ebedâ" okunup duâ edilir.
                      * Üçüncü on gün içinde, yâni Receb'in 21'i ile 30'u ara¬sında kılınan 10 rek'atten sonra da 11 kere "Allâhümme lâ mania limâ a'tayte, velâ mu'tiye limâ mena'te, velâ rad¬ de limâ kadayte, velâ mübeddile limâ hakemte, velâ yen-feu ze'l-ceddi minke'l-ceddü. Sübhâne rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-vehhâb. Sübhâne rabbiye'l-aiiyyi'l-a'le'l-vehhâb. Sübhâne rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-kerîmi'l-vehhâb. Yâ veh-hâbü yâ vehhâbü yâ vehhâb" okunup duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                      FIKRA
                      Napoleon Bonapart, İspanya’yı savaşta yendiğinde, İspanya Kralı Napoleon’a “Siz sadece para, ganimet, altın ve toprak elde etmek için savaşırsınız. Oysa biz şerefimiz ve namusumuz için savaşırız” demiş. Napoleon yanıtlamış: “Doğru, herkes neye ihtiyacı varsa onun için savaşır!..”

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. Hz.Ömer (r.a.)

                      YEMEK MENÜSÜ
                      • Adana Kebap
                      • Bulgur Pilavı
                      • Cacık
                      • Yesil Salata
                      • Kadayıf

                      MANİ

                      Ekinleri biçersin
                      Güzelleri seçersin
                      Kızının hatırına
                      Kaynanayı seversin



                      BİLMECE

                      Yol üstünde durur,gelene geçene buyurur
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: yılanın dişi varsa dişidir yoksa dişi değildir.

                      Comment


                      • 14 Temmuz 2009

                        Bugün 14 Temmuz 2009 23 Recep 1429 Temmuz: 1 Hızır:70 Hz. Aişe (R.Anha)'ın Vefatı (M.678)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        İnsanların içinde geğirmekten uzak dur. Şüphesiz dünyada en çok tok olanlar, ahirette en uzun açlığı çekeceklerdir.
                        Hadis (Tirmizi).




                        ALLAH İÇİN CÖMERTLİK
                        Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
                        "Allah'ın dostları ancak cömertlik ve güzel ahlâk üzere yaratılmışlardır." Allah'ın dostu, Allah'ın farzları­na, vesâir emânetlerine riâyet eden ve nehyettiklerinden, "yapma!" buyurduklarından kaçınandır.
                        Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: "Cömert, Allah'a (onun rahmetine) yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehen­nemden uzaktır. Cimri, Allah'tan (onun rahmetinden) uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, ce­henneme yakındır. Cömert câhil, Allâhü Teâlâ'ya, cimri âbidden daha sevimlidir."
                        Ebû Hüreyre (r.a.)'ın rivayet ettiği hadîs-i şerîfte Resû­lullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Dikkat edin, her cömert cennettedir. Bu Allah'a vâclbtlr. Ben ona kefilim. Dikkat edin, her cimri cehennemdedir ve bu Allah'a vâclbtlr. Ben buna kefilim." Yâ Resûlallah, cö­mert ve cimri kimdir?' dediler. Buyurdu ki: "Cömert kendi malında Allâhü Teâlâ'nın haklarıyla (zekât, kurban vs.) cömertlik eden kimsedir. Cimri İse Allâhü Teâlâ'nın haklarını men eden (yermeyen) ve Rabblne karşı cim­rilik eden kimsedir. Cömert; haram yolla kazandığını, İsraf ederek harcayan kimse değildir."
                        Bir hadîs-i şerîfte şöyle buyuruldu: "Cömertlerin hatâ­sını bağışlayınız. Çünkü o her kaydığında Allâhü Teâlâ elinden tutar/1
                        Hz. Hasan bin Al! (r.a.)'a bir adam gelerek ondan bir şey istemişti. O elli bin dirhem ve beş yüz dinar verdi. Taşı­ması için bir hamal çağır. Onun ücreti de bana aittir, dedi.' Hz. Hasan'a bir kadın geldi ve küçük bir kap ile bal istedi. O da ona bir tulum bal verilmesini emretti. Ve 'O ihtiyacı kadarını istedi, biz himmetimiz miktarınca veririz.' buyurdu.
                        Hz. Ali (r.a.) bir gün ağladı. Neden ağladığı sorulunca: 'Yedi gündür bana müsâfir gelmiyor. Allâhü Teâlâ'nın beni zelîl ve hakîr kılmış olmasından korkuyorum.' buyurdu.
                        Hz. Enes (r.a.) şöyle demiştir: Evin zekâtı, onun bir odasını müsâfir için ayırmaktır.


                        FIKRA
                        İngiliz garson, Türk müşteriye: “Çanakkale’de çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz” deyince bizimkinden gayet soğukkanlı bir şekilde şu cevabı alır: “Orada ne işiniz vardı?”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        İlim aşağıdakileri yükseltir,cahillik yüksektekileri alçaltır. Sokrates

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · Şehriye Çorbası
                        · Biber Dolma
                        · Yogurt
                        · çoban salata
                        · Meyve

                        MANİ

                        Karanfil katar oldu,
                        Ayrılıklar yeter oldu,
                        Bize bu ayrılıklar,
                        Ölümden beter oldu.



                        BİLMECE

                        Yumurta kime dokunur ?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Trafik Polisi

                        Comment


                        • 15 Temmuz 2009

                          Bugün 15 Temmuz 2009 24 Recep 1429 Temmuz: 2 Hızır:71 Haçlılar'ın Kudüs'ü İşgali (1099)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Allah yumuşaktır. Yumuşaklığı sever. Ve yumuşaklık haline verdiğini, sertlik ve şiddet haline vermez. (Ebu Davud).



                          DUADA SALEVÂT GETİRMEK
                          Fedâle bin Ubeyd'den (r.a.) rivayet olundu: Peygamber Efendimizle (s.a.v.) beraber oturuyorduk. O sırada içeri bir adam girdi ve namaz kıldı. Sonra 'Allah'ım, beni mağ¬firet et ve bana rahmet et' diye duâ etti. Peygamber Efen¬dimiz (s.a.v.), "Ey namaz kılan, acele ettin. Namaz kılıp oturduğun zaman Allah'a lâyık olduğu şeyle hamd et ve benim üzerime salât getir. Sonra duâ et." buyurdu. Biraz sonra başka biri geldi ve namaz kıldı. Sonra Allah'a hamd edip Peygamber Efendimiz'e salevât getirdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Ey namaz kılan kimse, Allah'a duâ et. Eğer duâ edersen duana icabet olunur." buyurdu.
                          Duanın evvelinde, ortasında ye sonunda Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) salevât getirilir. Çünkü Peygamber Efendimiz'e salevât okumak, duanın kabul olmasının şartlarındandır. Allâhü Teâlâ kerîm'dir, duanın bazısını kabul edip diğer bazısını ayırmayacağı için duanın evvelinde, ortasında ve sonunda salevât getirilir.
                          Hz. Enes (r.a.) Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Duâ, bana salevât getiri¬linceye kadar perdelenmiştir."
                          Hz. Ali (r.a.) Peygamber Efendimizin (s.a.v.) "Hiçbir duâ yoktur ki, benim ve âl(ehl-i beyt)imin üzerine sa¬levât getirilinceye kadar Allah ile arasında perde ol¬masın. Bana salevât getirirse perde açılır, onun dua¬sına icabet olunur. Bunu yapmazsa duâ geri döner." buyurduğunu rivayet etmiştir.

                          TEVBE VE TECDÎD-İ ÎMAN
                          Eğer benden küfür, amden ya sehven sâdır olduysa Ben ol küfrün cemî'inden berî oldum livechillâh Dahi şer'a muhâlifse eğer akvâl u ef'âlim Ben anlardan rücû' ettim ve tübtü kurbeten lillâh Ne kim kılmış Habîbullah bize teblîğ ahkâmı Kabul ettim ânı, âmentü billâh ve hükmillâh Dilim ikrarını kalbimle tasdîk eyledim candan Senin hıfzında îmânım emânet olsun, ey Allah. Erzurumlu İbrâhîm Hakkı (k.s.)

                          FIKRA
                          Ondokuzuncu yüzyıl sonlarında, Alman birliğinin kurucusu prens Bismarck, Fransızlar’la barış şartlarını konuşuyordu. Fransız delegesi bir ara ağır şartları yumuşatabilmek ümidiyle ağlamaya başladı. Bunun üzerine Biscmarck da Fransızca konuşmayı bırakıp, Almanca konuşmaya başladı. Çok şaşıran Fransız Delegesi: “Aman efendim, ben tek kelime Almanca anlamam.” dedi. Bismarck soğukkanlılıkla cevap verdi: “Zararı yok, ben de göz yaşlarınızdan bir şey anlamıyorum nasıl olsa!”

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          İki şey aklın eksikliğini gösterir: Konuşulacak yerde susmak, susulacak yerde konuşmak. Sadi

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · Şehriye Çorbası
                          · Biber Dolma
                          · Yogurt
                          · çoban salata
                          · Meyve

                          MANİ

                          Ay doğar aya gider
                          Gün doğar güne gider
                          Ölsem mezara girsem
                          Elim ayağım titrer



                          BİLMECE

                          Yuvarlağız, altındanız, bir kolda toplanırız
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: Yumurtaya dokunana

                          Comment


                          • 16 Temmuz 2009

                            Bugün 16 Temmuz 2009 25 Recep 1429 Temmuz: 3 Hızır:72 Peygamberimizin (SAV)'in Medine'ye Hicretleri (M.622)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Biri sana dil uzatır ve sende olmayan bir kusurla seni ayıplarsa, sen sakın onu onda olan kusurla dahi ayıplama. Onu, günahı kendisine, sevabı sana ait olduğu halde terket. Kimseye de asla sövme. Hadis (Müslim).



                            ANA HAKKININ EHEMMİYETİEnes bin Mâlik (r.a.) şöyle anlatıyor: Alkame çok ça­lışkan, çok sadaka yeren bir gençti. Bir gün hastalandı ve hastalığı şiddetlendi. Resûlullâh (s.a.v.) Ali, Ömer, Bilâl ve Selman'a (r. anhüm) "Alkame'nin yanına gidin. Ne hâlde olduğuna bakın." buyurdu. Onlar da Alkame'nin yanına girdiler. Ona 'Lâ ilahe illallah' demesini söylediler. Fakat söyleyemedi. Durum haber verilince, Resûlullâh (s.a.v.) 'Onun ana babası var mı?' diye sordu. 'Onun yaşlı bir ana­sı var.' denildi.
                            Anası Resülullah'ın (s.a.v.) huzuruna çağrıldı. Ona 'Doğru söyle, Alkame nasıl biriydi?' dedi. Anası, 'O na­maz kılar, oruç tutar, kazancının çoğunu sadaka verirdi. Ancak ben ona çok kızgınım. Çünkü o birçok hususta ha­nımını bana tercih ederdi.' dedi.
                            Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.) 'Anasının kızgınlığı onun dilini bağladı.' buyurdu ve Alkame'yi ateşte yakmak istedi. Anası bunu duyunca asla razı olmadı ve 'Kalbimin meyvesi, ömrümün mahsûlü oğlumu gözümün önünde yakacak mısınız?' dedi.
                            Resûlullâh (s.a.v.) "Ey Alkame'nin anası, Allah'ın azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır. Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, sen ona kız­gın olduğun müddetçe onun ne namazı, ne de sada­kası kendisine fayda verir." buyurdu.
                            Anası bunları duyunca ellerini kaldırdı ve 'Allah şahi­dim olsun ki ben Alkame'den razı oldum.' dedi.
                            Resûlullâh (s.a.v.), "Ey Bilâl, git bak, dili dönüyor mu? Anası belki utandığı için kalbinde olmayanı söyledi." bu­yurdu. Bilâl (r.a.) hemen kalkıp gitti, gördü ki Alkame 'Lâ ilahe illallah' diyebiliyordu.
                            OSMANLI MUTFAĞINDAN: ......................... SEMİZOTU
                            Taze ye körpe semizotu doğrar .r, çentilmiş soğan ile sâde yağda kavrulmuş kuşbaşı ete veya kıymaya karış­tırılıp tencereye konur. Tuz ye bir miktar su ilâve edilir, suyu azalıncaya kadar pişirilir. Semizotu gayet semiz olduğundan biraz pirinç ilâve etmek istenirse yetecek ka­dar su da konulur.


                            FIKRA
                            2000 yılında Almanya’da yapılan bir ankette sorulan “Ülkenizde yaşayan yabancıların sayısını çok buluyor musunuz?” sorusuna verilen cevapların yüzdeleri:
                            % 10: nein
                            % 20: ja
                            % 70: hastir lan!..

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            İki nimet vardır ki,insanlar onların kıymetini hakkıyla takdir edemezler.Onlardan biri sıhhat,diğeri de boş vakittir.
                            Hadis-i Şerif

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · Mercimek Çorbası,
                            · Şehriyeli Pirinç Pilavı
                            · Et Kavurma
                            · Patates Kızartması

                            MANİ

                            Başındaki yazmanın
                            Dalı var çiçeği yok,
                            Bana verdin sevdanı,
                            Benden geçeceğin yok.



                            BİLMECE

                            Zilim var, kapım yok.
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: Bilezik

                            Comment


                            • 17 Temmuz 2009

                              Bugün 17 Temmuz 2009 26 Recep 1429 Temmuz: 4 Hızır:73 Abdülkadir Geylani Hz.'nin Vefatı (1166)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Biri sana dil uzatır ve sende olmayan bir kusurla seni ayıplarsa, sen sakın onu onda olan kusurla dahi ayıplama. Onu, günahı kendisine, sevabı sana ait olduğu halde terket. Kimseye de asla sövme.Hadis (Müslim).



                              AHDE VEFA: SÖZÜNDE DURMAK

                              Abdulkâdir Geylânî (k.s.) Hazretleri ilim tahsili için Bağdat'a gitmesini şöyle anlatır: "Bir gün, Bağdat'a gidip ilim tahsîl etmek ve oradaki sâlihleri ziyaret etmek için annemden izin istedim. Bana izin verdi. Babamın mirasından seksen dînârı da bana verdi. Ben de kırk dinarını kardeşime bıraktım, kalan kırk dinarı da elbi¬semin koltuğunun altına diktim. Yola çıkmadan önce annem, her halükârda doğruyu söylemem hususunda benden söz aldı. En son vedalaşmak için yanına git¬tiğimde bana; 'Ey evlâdım, ihtimâl ki, kıyamet gününe kadar seni bir daha göremeyeceğim.' dedi.

                              Küçük bir kafileyle beraber Bağdat'a gitmek üzere yo¬la çıktım. Hemedân'ı geçince altmış kadar eşkıya ka¬fileye saldırdılar. Onlardan biri bana gelip 'Ey fakir, sen¬de bir şey var mı?1 diye sordu. Ben de 'Kırk dînâr var' dedim. 'Nerede?' diye sordu. Ben de 'Koltuğumun altın¬da elbiseme dikili1 deyince alay ettiğimi zannederek be¬ni bırakıp gitti. Biraz sonra başka birisi geldi, ona da aynı cevabı verdim. Bu iki kişi reislerinin yanına gittiler ve benden duyduklarını anlattılar. Beni, yüksek bir yer¬de kafileden aldığı malları taksim eden reisin huzuruna çağırdılar. Reis bana, 'Yanında ne var?1 diye sordu. Ben de 'Kırk dînâr var' dedim. 'Nerede?' deyince, 'Kol¬tuğumun altında, elbiseme dikili' dedim. Birisine emretti, elbisemi kestiler ve kırk dînârı aldılar.

                              Bana 'Niçin paraların yerini söyledin?' diye sordu. 'An¬nem benden, her zaman doğruyu söyleyeceğime dâir söz aldı. Ben söz verdiğim şeyde anneme hıyanet edemem' deyince reîs ağladı ve 'Ben nice senedir Allah'a verdiğim söze hıyanet ediyorum' dedi. Hepsi Allah'a tevbe ettiler ve kafileden aldıkları malların hepsini geri verdiler."

                              Dînimiz, bir kimsenin can ve mal düşmanlarına karşı yalan söylemesine ruhsat vermiştir. Ancak Abdulkâdir Geylânî Hazretlerinin burada yalan söylememesi, insan¬ları irşâd için zuhur eden bir kerametidir. (Kuddise Sirruh)

                              FIKRA

                              Annesi Sırp babası yahudi olan çocuk eve gelir: “Anne ben Sırp mıyım, yahudi mi?” Anne: “Sırpsın!” Baba: “Yahudisin!” Anne: “N'oldu niye sordun?” Çocuk: “Bir arkadaşım bisikletimi almak istiyor da... Satayım mı, öldüreyim mi karar veremedim!..” (Alper Şahin)

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızlı çarpma. Geri dönmek isteyebilirsin.Don Herold

                              YEMEK MENÜSÜ

                              · Zeytinyağlı Kuru Fasulye
                              · Ankara Pilavı
                              · Çoban Salata
                              · Tel Kadayıf

                              MANİ

                              Irmak baştan bulanık,
                              Sevdadan bağrım yanık,
                              Allah kula vermesin,
                              Zor oluyor ayrılık.



                              BİLMECE

                              Adam saçını ıslatmadan şampuanlamış,
                              neden?

                              Cevabı Yarın.

                              Dünkü Cevap: Telefon

                              Comment


                              • 18 Temmuz 2009

                                Bugün 18 Temmuz 2009 27 Recep 1429 Temmuz: 5 Hızır:74 Tüm Türkiye'de Ezanın Arapça olarak Okunması Yasaklandı (1932)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Allah bir topluluk hakkında hayır dilerse, alimlerini (aydınların) çoğaltır, cahillerini azaltır. Öyle ki, alim konuştuğunda kendisini destekleyen pek çok kimse bulur. Cahil konuştuğunda ise, sözü bastırılır. Allah bir topluluk hakkında şer (kötü son) dilerse, cahillerini çoğaltır, alimlerini azaltır. Öyle ki, cahil konuşsa kendisini destekleyen birçok kimse bulur, alim konuşursa sözü bastırılır. Hadis-i Şerif (Deylemi).



                                Mİ'RÂC GECESİ'NDE VE GÜNDÜZÜNDE YAPILACAK İBÂDET

                                • Receb-i Şerif’in 27. Gecesi (yarın akşam) Mi’raç Gecesi dir. Yatsı namazından sonra 12 rek'at Hacet na¬mazı kılınır. Beher rek'atte Fatihadan sonra 10 İhlâs-ı Şerif okunur. Namaza niyet şöyledir: "Yâ Rabbi, rızâ-yi şerifin için niyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrarını göstererek muhabbetin İle müserre kıldığın sevgili Habîbln Resûl-i Zîşân Efen¬dimiz hürmetine ben âciz kulunu aff-ı İlâhîne, feyz-l ilâhine ve rızâ-yı ilâhîne mazhar eyle."

                                Namazdan sonra:

                                • 4 Fâtiha-i Şerife,

                                • 100 defa, "Şübhânallâhl ve'l-hamdü lillâhi vela ilahe illahhahü vallahü ekber. Vela havle vela kuvvete illa billahi’-aliyyi’l-azim”,

                                • 100 İstiğfâr-ı şerîf,

                                • 100 Salevât-ı şerîfe okunup duâ edilir.

                                Bu namazda, İhlâslar 100 adet okunur veya bu namaz 100 rek'at olarak kılınırsa; -bunu yerine getiren mü'min bu namazın feyz ve bereketiyle- huzûr-i ilâhiye namaz borçlu¬su olarak çıkmaz.

                                • Hadîs-i şerifte, Mi’raç (Receb-i Şerîf'in 27.) gecesinin gününde oruç tutana altmış ay oruç sevabı yazılacağı va'ded.lmiştir. O gün öğle ile ikindi arasında 4 rekat namaz kılınır. Her rak’atte Fatiha’dan sonra 5 Ayetül-Kürsi, 5 Kul ya eyyühe’l-kafirun, 5 İhlas-Şerif, 5 Felak suresi, 5 nas suresi okunur. “Dua ve İbadetler, Fazilet Neştiyat”

                                ANA BABAYA KÖTÜ SÖZ SÖYLENMEZ

                                Bir müalüman, hiç kimsenin ana babasına kötü söz söylemez. Çünkü o da onun ana babasına kötü söz söyleyebilir, .Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Kişinin ana babasına kötü söz söylemesi (sövmesi) büyük günahlardandır buyurdu. Ashâb-ı kirâm (r. anhüm), 'Kişi, ana babasına kötü söz söyler mi?' dediler. Resûlullâh (s.a.v.) 'Evet, söyler. Kışı bir adamın babasına söver, o da onun babasına söver, anasına söver.' buyurdu.


                                FIKRA

                                Kosova Savaşı sırasında Nato İtalya'daki üstlerinden Belgrad'ı bombalarken Sırp gazetelerinde yayınlanan bir fıkra: “Priştine'den Belgrad'a en kısa yoldan nasıl gidilir?” Cevap: “Priştine'den Arnavutluk'a geçersin. Arnavutluk'tan Adriyatik kıyısına inersin. Adriyatik kıyısından İtalya'ya geçersin. İtalya'dan Belgrad'a her yarım saatte bir uçak kalkıyor!” (Alper Şahin)

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Hiç kimse, başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır. J.K.Moorhead

                                YEMEK MENÜSÜ

                                · Düğün Çorba
                                · Rosto Köfte
                                · Peynirli Makarna
                                · Marul Salatası
                                · Meyve

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: ACAR : Becerikli,atılgan
                                Kız: AÇANGÜL: Açılan gül çiçeği

                                MANİ

                                Garanfil deste deste
                                Beni bubamdan iste
                                Bubam beni vermezse
                                Gıratı iyi besle



                                BİLMECE

                                Tavuklar en çok hangi ülkeyi sever?

                                Cevabı Yarın.

                                Dünkü Cevap: Çünkü kuru saçlar için yazıyormuş!

                                Comment

                                Working...
                                X