fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 3 Ağustos 2009

    Bugün 3 Ağustos 2009 13 Şaban 1429 Temmuz: 21 Hızır:90 Büyük Hadis Alimi Hakim'in Vefatı (1014)

    HADİS-İ ŞERİF

    Bana 2 çenesi ile 2 bacağı arasını koruma konusunda garanti verene, ben de cenneti garanti veririm... Hadis-i Şerif (Buhari, Tirmizi).



    RESÛLULLÂH (S.A.V.)'İN KONUŞMASI
    Resûlullâh (s.a.v.) insanların en güzel konuşanı ve kelâmı çok tatlı olanı idi. "Ben Arabın en fasîhiyim (en güzel konuşanıyım)." buyurmuşlardır.
    Cennet ehli, cennette Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.)'in lisânı ile konuşacaklardır.
    Resûlullâh Efendimiz'in (s.a.v.) sözü, az ve öz olurdu. Ne çok kısa, ne de çok uzun idi. Tane tane konuşurdu. Konuşması arasında duraklar, dinleyenler onu ezberle-yebilirlerdi. Gerek öfkeli halinde gerekse diğer hâllerde hak(doğru)dan başka söz söylemezdi. Kur'ân'dan âyetler nazil olmadıkça veya kıyameti hatırlamadıkça veya va'z etmedikçe insanların en çok tebessüm edeni idi.
    Bir gün Resûlullâh (s.a.v.)'i görmek için bir köylü gelmişti. Resûlullâh (s.a.v.) o gün neşeli değildi. Köylü, Resûlullâh (s.a.v.)'i görmek isteyince Ashab-ı Kiram, 'Bugün Resûlullâh (s.a.v.) sıkıntılı, bir şey sorma.' diyerek mâni olmak istediler. Ancak köylü; "Bırakın beni, onu hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki onu güldürmeden bırakmam." dedi. Ve "Ey Allah'ın Resulü! İşittik ki Mesîh Deccâl insanlar açlıktan kırıldığı bir zamanda onlara tirit getirecekmiş. Anam babam sana feda olsun, benim için ne buyurursun. Şayet o zamana yetişirsem onun yemeğinden yemeyip açlıktan öleyim mi, yoksa yiyip karnımı iyice doyurduktan sonra yine onu inkâr edip Allah'a îmân üzere mi kalayım?" dedi. Resûlullâh (s.a.v.) azı dişleri görülene kadar güldü. Sonra şöyle buyurdu: "Hayır, yeme. Allah îmân sahiplerini nasıl doyurursa seni de onunla doyurur."
    Resûlullâh (s.a.v.) herhangi bir hâdise ile karşılaştığı zaman onu Allah'a havale eder ve Allâhü Teâlâ'dan hidâyeti göstermesini ister ve şöyle duâ ederdi: "Allâ-hümme erine'l-hakka hakkan, ve'r-zukne'l-ittibâe ileyh ve erine'l-bâtıle bâtılen ve'r-zukne'l-ictinâbe anhu..."
    Yani: Allah'ım, bize hakkı hak olarak göster ve bizi ona tâbi olmakla rızıklandır, bâtılı bâtıl olarak göster ve bizi ondan sakınmakla rızıklandır.

    FIKRA
    NASA, 1966 yılı civarında aya gidecek Apollo astronotlarını eğitmek icin kızılderili alanının sınırında bulunan ve ortamı ay yüzeyine çok benzeyen Tuba City’e götürmüş. Astronotlar çalışmaya başlamış. Garip görünümlü kamyonların arasında sadece uzay giysili 2 astronot görünüyormuş uzaktan. Yakınlarda da yaşlı bir Navajo çobanı ile oğlu koyun otlatıyormuş. Astronotlar dikkatlerini çekmiş, izlemeye başlamışlar. Bu arada da NASA personeli onları farketmiş ve yanlarına gelmiş. Çoban İngilizce bilmedigi için oğlu aracılığıyla o iki acaip adamın ne olduğunu sormuş. NASA personeli de “O adamlar aya gidecek astronotlar, eğitim yapıyorlar” deyince çoban çok heyecanlanmış ve astronotlarla aya bir mesaj yollamasının mümkün olup olmadığını sordurmuş oğluna. NASA personeli bunun çok orijinal bir şey olacağını düşünüp bir koşu teyp getirmişler ve adamın mesajını Navajo dilinde kaydetmişler. Mesaj kaydı bitince NASA personeli çocuktan babasının mesajını tercüme etmesini istemiş ama çocuk reddetmiş. Daha sonra kızılderili halkından birçok kişiye yanaşmışlar, her biri mesajı tercüme etmeyi reddetmiş. Ama en sonunda eline para sıkıştırılınca bir genç, çobanın mesajını tercüme etmiş: “Bu heriflere dikkat edin, topraklarınızı çalmaya geldiler!..”

    GÜNÜN SÖZÜ

    Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez. Montaigne

    YEMEK MENÜSÜ
    · MANTAR ÇORBA
    · SEBZELİ DANA ROSTO
    · YOĞURTLU BAKLA
    · MUZLU PUDİNG

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: YAVUZ : İyi, güzel - Mert, cesur
    Kız: ALEV: Yanan cisimlerin görüntüsünü tarif etmek için kullanılan bir kelime

    MANİ

    Pilavın kokusu var,
    Mâninin arkası var,
    Bahşişimi yollayın.
    Gözümün uykusu var.



    BİLMECE
    Gece içindeyiz
    Gündüz dışında
    Pencereli, kapılı
    Şirin bir yuva
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: (ÇOCUK)

    Comment


    • 4 Ağustos 2009

      Bugün 4 Ağustos 2009 14 Şaban 1429 Temmuz: 22 Hızır:91 Enver Paşa'nın Öldürülmesi (1922)

      HADİS-İ ŞERİF

      Elbiselerinizi yıkayınız. Saçlarınızın fazlalıklarını kesiniz. Misvak kullanınız. (Diş temizliğine özen gösteriniz.) Süsleniniz ve temizleniniz. Çünkü İsrailoğulları bunu yapmadıkları için, kadınları (onlardan tiksinip soğumuşlar ve) meşru olmayan ilişkilere yönelmişlerdir. Hadis (İbn-i Asakir)



      BERÂT GECESİNDE İBÂDET
      Yarın akşam Şa'bân-ı şerîfin 15'inci gecesi yani Berât Gecesi'dir. Bu gecede hiç olmazsa bir Tesbîh namazı kılınır. Berât gecesinde kılınması tavsiye edilen "Hayır namazı" vardır. 100 rek'atlik bu namazı kılan kimse o sene ölürse, şehitlik mertebesine nail olur. Namaza şöyle niyet edilir:
      "Yâ Rabbi, niyet ettim senin rızâ-yı şerifin için na¬maza. Beni afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar eyle. Kasvet-i kalbden, dünyâ ve âhiret sıkıntılarından ha¬lâs eyleyip, süedâ deÛerine kaydeyle."
      Her rek'atte Fâtiha'dan sonra 10 İhlâs-ı şerîf oku¬nur. İki rek'atte bir selâm verilerek 100 rek'ate tamam¬lanır.
      Namazdan sonra; Allâhü Teâlâ'nın "Hû" ism-i şerî-finin ebced hesabına göre değeri 11'dir. Resûlullâh Efendimiz'in isimlerinden "Tâhâ"nın ebced hesabıyla değeri 14 olduğu için aşağıdaki 11 şey 14 adet oku¬nur. Bunlar;
      İstiğfar: 14 kere, Salevât-ı şerîfe: 14 kere, Fâtiha-i şerîfe (Besmeleyle)'. 14 kere, Âyetü'l-Kürsî (Besmeleyle)'. 14 kere, Tevbe Sûresinin son 2 âyeti olan "Lekad câe-küm..." (Besmeleyle): 14 kere,
      14 kere "Yasin, Yasin..." dedikten sonra 1 Yâsîn-i şerîf. (Yâsîn-i şerîfte 7 zahirî, 7 bâtını "mübîn" vardır, böylece oda 14 olur.)
      İhlâs-ı şerîf (Besmeleyle): 14 kere, Felak Sûresi (Besmeleyle): 14 kere, Nâs Sûresi (Besmeleyle): 14 kere,
      "Sübhânellâhi ve'l-hamdü lillâhi velâ ilahe illallâhü vallâhü ekber Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliy-yi'l-azîm": 14 kere,
      Salevât-ı şerîfe (Salât-ı Münciye okumak efdaldir): 14 kere okunur ve duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

      FIKRA
      Clinton bir gün Bağdat’a gitmiş, Saddam'ın karşısına oturmuş. Bakmış ki Saddam’ın koltuğunda 2 tane düğme var… “Bunlar ne?” diye sormuş. Saddam: “Bak göstereyim…” diyerek birincisine basmış. Alttan bir el cıkmış Clinton’u gıdıklamaya başlamış. Saddam gülerek ikinci düğmeye basmış. Bir el çıkıp Clinton’a vurmaya başlamış. Bu manzara karşısında Saddam kahkahalara boğulmus. Clinton; “Peki…” demiş, “… haftaya bizim oraya bekleriz.” Bu kez Saddam Amerika’ya gitmiş. Bakmış ki Clinton’un masasında 2 düğme. Saddam “Bunlar ne işe yarar?” diye sormuş. Clinton; “Bak göstereyim…” diyerek düğmenin birine basmış. Basar basmaz da gülmeye başlamış. Saddam şaşkın bir halde bakarken Clinton ikinci düğmeye de basmış ve kasıklarını tutarak gülmeye başlamış. Bir süre sonra Saddam “Ben artık Bağdat’a döneyim!” diyerek izin istemiş. Clinton; “Bağdat?.. Hangi Bağdat?..”

      GÜNÜN SÖZÜ

      Hayattan korkmayın çocuklar;iyi ve doğru bir şeyler yaptığınız zaman hayat öyle güzel ki. Dostoyevski

      YEMEK MENÜSÜ
      · EZOGELİN ÇORBA
      · ETLİ KURU FASÜLYE
      · SARIKIZ PİLAV
      · ANTEP TEL KADAYIF

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: VEFA : Sözünde durma, dostluğunu sürdürme
      Kız: ALEDA: Nazlı, kaprisli

      MANİ

      Misafirim nazlandı,
      Börek diye sızlandı,
      Bir sini börek yedi,
      Biraz olsun uslandı



      BİLMECE
      Pazardan aldım
      Bir tane, Eve geldim Bin tane
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: (EV)

      Comment


      • 5 Ağustos 2009

        Bugün 5 Ağustos 2009 15 Şaban 1429 Temmuz: 23 Hızır:92 Fransızlar'ın 45 Bin Cezayirli'yi Öldürmesi (1945)

        HADİS-İ ŞERİF

        Açıktan günah işleyenleri anlatmaktan niçin çekiniyorsunuz? İnsanlar onları ne zaman tanıyacak? Onların kötü eylemlerini anlatın ki, insanlar onlardan sakınsınlar, zarar görmekten korunsunlar. Hadis (Beyhaki).



        BERÂET KANDİLİ

        Şâbân-ı Şerifin 15. gecesi Berâet Kandili'dir. Bu gece birçok mühim hâdiselerin tefrik edildiği, husûsiyle Peygamber Efendimiz'e (s.a.v) şe-fâat-i tâmme (büyük) salâhiyetinin verildiği mübarek bir gecedir.

        Cenâb-ı Hakk buyurdu ki (meâlen): "Hâ Mîm. Kitab-ı mübîn hakkı için biz o Kur'ân'ı mübarek bir gecede indirdik..." (Duhân Sûresi âyet 1 2,3) Bu inzal, Kur'ân-ı Kerîm'in Levh-ı Mahfuzdan dünyâ'semâsındaki Beyt-î Ma'mûr'a bir defada toplu hâlde ındırılı-şidir ki bazı müfessirlerin beyanına göre Berâet Gecesi'nde vuku bulmuştur. Âyet âyet indirilmesi Kadir Gecesi'nde başlamıştır.

        Peygamberimiz'e tam şefaat salâhiyetinin verilmesi: Pey-' gamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki: "Şâbân'ın 13. gecesi Cebrail (a.s.) bana geldi ve "Yâ Muhammedi (s.a.v.) Kalk, ümmetin için isteyeceğini iste." dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) de ümmeti için ilticada bulundu. Sabaha yakın Cebrail (a.s.) tekrar gelerek Ya Muhammed (sav.) Cenâb-ı Hakk ümmetinin üçte birini sana bağışladı" buyurdu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Yâ Cebrail! Geriye kalan üçte ikisinin hâli ne olacak?" buyurarak ağladı. 14. gece Cibrîl (a.s.) tekrar gelerek evvelki gece gibi Peygamberimizi kaldırdı Peygamberimiz (s.a.v.) sabaha kadar ümmeti için ilticada bulundu. Sabaha doğru Cebrail (a.s.) yine gelerek "Müjde, ya Muhammed! (s.a.v.) Cenâb-ı Hakk ümmetinin üçte ikisin, bağışladı" buyurdu. Peygamberimiz "Yâ Cebrail, kalan üçte birinin halı ne olacak?" buyurarak gözyaşı döktüler. Berâet Gecesi'nde de Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ümmeti için sabaha kadar gözyaşları ile duâ ve iltica ettiler. Cebrail (a.s.) "Müjde yâ Muhammed! (s.a.v.) Muhakkak Hz. Allah -Allah'a şirk koşanlar hâriç- ümmetinin hepsini sana bağışladı. Yâ Muhammed! Başını semâya kaldır, bak ne görüyorsun?" buyurdu. Yerden arşa kadar bütün melekler secdeye kapanıp ümmet-i Muhammed için istiğfar ediyorlardı.

        Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Her kim bu gece yüz rek'at namaz kılarsa, Allâhü Teâlâ ona yüz melek gönderir. Bunlardan otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu cehennem azabından emânda olduğunu söyler, otuzu da dünyâ afatını ondan def eder. On melek de o kimseyi şeytânın tuzaklarından muhafaza eder."

        FIKRA

        Beyaz Saray'daki oval bürodayız. Bill çalışıyor. Monica onu seyrediyor. Bu sırada telefon uzun uzun çalar ama sekreter hanım hiç oralı olmaz. Sinirlenen Bill:

        -Telefona niçin bakmıyorsun?..

        -Neden bakacakmışım ki...Nasıl olsa her seferinde seni arıyorlar!

        GÜNÜN SÖZÜ

        Hayatta bir gayesi olmayan insanlar, bir nehir üzerinde akıp giden saman çöplerine benzerler; onlar gitmezler, ancak suyun akışına kapılırlar. Seneca

        YEMEK MENÜSÜ

        · YAYLA ÇORBA
        · KARIŞIK IZGARA
        · SPAGHETTİ NAPOLİTEN
        · MEVSİM SALATA

        ÇOCUĞUNUZA İSİM

        Erkek: VOLKAN : Yanardağ
        Kız: ALÇİN: Kızıl renkli küçük bir kuş

        MANİ

        İşte geldi gidiyor,
        Mutlu günler bitiyor,
        Onbir ayın sultanı,
        Bize vedâ ediyor.



        BİLMECE

        Eve bitişik odada
        Yemek pişer orada

        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: (NAR)

        Comment


        • Takvim de Bugün

          Bugün 6 Ağustos 2009 16 Şaban 1429 Temmuz: 24 Hızır:93 Hiroşima'ya Atom Bombasının Atılması (1945)

          HADİS-İ ŞERİF

          Allah yolunda ver. Verirken ince hesaplara girme. Yoksa, Allah ta sana inceden inceye hesaplayarak verir. İhtiyaç fazlası malını muhtaçtan esirgeme. Yoksa Allah ta sana rahmetini esirger.

          [IMG]http://api.ning.com/files/aO9ptTyjUaRn7YrN5ZFCgdIdSfarlNMeMuY7U08PnLt3YohPZ6 hDs80KQ04BJbUWiuuwmnAeD08RShWZY52*e5QGvdrAAhlp/makkahatnightprayer1.jpg[/IMG]

          ZEKÂTTA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
          Cenâb-ı Hak, Bakara Sûresi'nin 43. âyeM kerîmesinde (meâlen) "Hem namazı dürüst kılın ve zekâtı verin..." buyurmuşlardır. Zekât mâlî ibâdetlerin en mühimidir. Kur'ân-ı Kerîm'de seksenden fazla âyet-i celîlede zikredilmiştir. Zekât, temizleyici bir ibâdettir. Zekât ibâdeti, hem zekâtı verilen malı, hem de zekât veren kimseyi temizler. Nitekim âyet-i kerîmede "Onların mallarından bir sadaka (zekât) al ki, onunla kendilerini tezkiye etmiş, temizlemiş olursun..."
          Tevbe sûresi, âyet 103), hadîs-i şerîfte "Mallarınızı zekât ı koruyunuz, hastalıklarınızı sadaka İle tedâvî ediniz, belâları duâ ve niyaz ile karşılayınız." buyurulmuştur. Zekâtı vermek için müttakî, yâni Allâhü Teâlâ'dan korkan ve itaat edenleri seçmek, onların takvalarını artırır ve mükâfatı büyük olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Yemeğinizi müttakî kimselere yedirin, sadakalarınızı da mü'minlere verin." buyurmuştur.
          Bilhassa ilim tahsîl eden veya ilim sahibi ye ihlâslı fakirleri seçmek. Çünkü Allah rızâsı niyeti ile ilim tahsili en büyük ibadettir. Ibn-i Mübarek (rh.) sadakalarını bilhassa âlimlerin fakirlerine verirdi. Niçin böyle yaptığı soruldu ğunda; "Ben, peygamberlikten sonra ilimden daha üstün bir rütbe olduğunu zannetmiyorum. İlim sahiple rinin ihtiyâcını temin ederek, okumalarını sağlamak
          daha makbuldür." diye cevab vermiştir.
          En iyisi nimetin Allah'tan olduğunu bilip de ona şükredenleri seçmekdir. Çünkü kulların en çok şükredenleri, nimeti Allah'tan bilenlerdir. Şübhesiz böylelerine yapılan
          yardım ise kaybolmaz.
          YARIGÖLGELİ AY TUTULMASI
          Bugün (6 Ağustos Perşembe günü) "Yarıgölgeli ay tu­tulması" meydana gelecektir. Hindistan'dan başlayarak Asya kıtasının doğusu ile Avrupa ve Afrika kıtasının tama­mı ve Güney Amerika kıtalarından gözlenebilecek olan bu tutulma Türkiye'den görülebilecektir. Tutulmanın büyüklüğü: -0.6617'dir. Ay'ın gölgeye girişi: 6 Ağustos 02.01 (Türkiye yaz Saati) Tutulmanın ortası: 6 Ağustos 2009 03.39 Ay'ın gölgeden çıkışı: 6 Ağustos 2009 05.17 "

          FIKRA
          20. yüzyılın başında bi evde küçük bir çocuk babasına sormuş: ”baba kedilerin kuyruklarını kesip kemer yapmak günah mıdır?” Baba ilgisizce ”günahtır evladım” demiş. ”peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günah mıdır?” ”o da günahtır evladım” ”peki baba japonların beyinlerinden çorba yapmak günah mıdır?” ”Offf... O da günahtır evladım” ”peki baba yahudilerin yağlarından sabun yapmak günah mıdır?” baba en sonunda dayanamaz ”Değildir ulan!... Öff bee Adolf, nerden aklına gelir böyle sorular sormak?..”

          GÜNÜN SÖZÜ

          Hayat geç kalanları hiç affetmez. Gorbachov

          YEMEK MENÜSÜ
          · LEBENİYE ÇORBA
          · URFA KEBAP
          · MEYHANE PİLAVI
          · CEVİZLİ BAKLAVA

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: VURAL : Vurarak al
          Kız: ALÇİÇEK:Kırmızı çiçek.

          MANİ

          Herkes sabırla bekler,
          Zayi olmaz emekler
          İftara geliyoruz.
          Hazırlansın yemekler



          BİLMECE
          Gece içindeyiz
          Gündüz dışında
          Pencereli, kapılı
          Şirin bir yuva
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: (ÇOCUK)

          Comment


          • 7 Ağustos 2009

            Bugün 7 Ağustos 2009 17 Şaban 1429 Temmuz: 25 Hızır:94 Hava Kuvvetlerinin Kıbrıs Harekatı (1974)
            HADİS-İ ŞERİF

            “İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar.” Hadis-i Şerif



            RESÛLULLÂH (S.A.V.)İN GÜZEL AHLÂKI
            Resulullah (s.a.v.) insanların en halîmi, en şecaatlisi, en âdiIi, en çok iffet ve nâmûs sahibi olanı idi.
            Mahramı olmayan, nikâhında bulunmayan hiçbir kadına eli değmemiştir. Resûlullâh (s.a.v.) insanların an cömerdi idi. Elinde fazla bir şey olduğunda onu verecek birini bulmadan evine girmezdi. Allah'ın verdiği nimetlerin hurma ve arpa gibi en kolay bulunanından; nafakasını bulundurur, kalanını Allah yolunda verirdi. Kendisinden istenen her şeyi verirdi. Hattâ ayırdığı nafakasındın verirdi. Bazen sene bitmedin önce ihtiyâcı olur, ama bir şey gelmezse sabrederdi.
            Kendi ayakkabısını tamir eder, elbisesini diker, ailesinin işlerini yardımcı olur, onlarla beraber et doğrardı Resûlullâh (s.a.v.) insanların en hayâlısı idi, gözlerini kimsenin yüzüne dikmezdi. Kölenin de hür insanların da dâvetine icabet ederdi. İster bir yudum su olsun, isterse bir tavşan budu olsun hediyeyi kabul ederdi ve hediyenin karşılığını verirdi. Hediyeyi yer, sadakayı yemezdi. Rabbi için kızar, kendisi için kızmazdı. Hazır olan şeyi yerdi Kölesini veya başkasını bineğinin terkisine alırdı. At, katır veya merkebe -hangisi olursa- binerdi.
            _ Resûlullâh (s.a.v.) şehrin en sonundaki hastaları dahi ziyaret ederdi. Güzel kokuyu sever, kötü kokulardan hoşlanmazdı. Fakirlerle oturur, miskinlerle beraber yerdi Fazilet derecesi gözetmeden akrabalarını ziyaret ederdi
            Hiç kimseye cefâ etmezdi- Kendisine özür beyân edenin özrunu kabul ederdi. Latîfe eder, ancak hakkı söylerdi. Gülmesi tebessümden ibaretti. Mubah olan oyunları gördüğünde, onları çirkin görmezdi- Ailesi ile müsabakada bulunurdu (yarış ederdi). Yemede ve içmede köle ve cariyelerine karşı üstünlükte bulunmazdı Allâhü Teâlâ ona, bütün güzel ahlâkı, güzel yolları öncekilerin ve sonrakilerin haberlerini, dünyâda ve âhirette neyin kurtarıcı olduğunu öğretti. Allâhü Teâlâ ona itaatte bizi muvaffak kılsın.

            FIKRA
            20. yüzyılın ilk yarısında yoksul bir adam falcıya gider. Falcı kadın fanusta korkunç geleceği görür: “Eyvah! Gelecekte milyonlarca insanın ölümüne sebep olacaksın!” Adam kahrolur. “Milyonların katili olmaktansa kendimi öldürürüm, daha iyi!” diyerek tren yoluna koşar. Raya kafasını dayayacak, istikbaldeki korkunç felaketin önüne geçecektir! O anda, o da ne? Raya kafasını dayamış bir küçük çocuk... Tren de 100 metre ötede ve hızla geliyor... Hemen fırlayıp çocuğu rayın üstünden çeker. Ufaklığı yatıştırmak için başını okşarken sorar: “Adın ne senin, söyle bakayım?” Çocuk: “Adolf efendim!..”

            GÜNÜN SÖZÜ

            Hayat bir öyküye benzer, önemli olan yanı eserin uzun olması değil, iyi olmasıdır. Seneca

            YEMEK MENÜSÜ
            · KREMALI HAVUÇ ÇORBA
            · KARNABAHAR GRATEN
            · BONCUK MAKARNA
            · CACIK

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: YAHYA : Zekeriya'nın oğlu olan peygamber - Allah lütufkardır anlamında
            Kız: ALAGÜL:Çok renkli gül.

            MANİ

            Göz aydın hepimize,
            Mübârek günler bize,
            Onbir ayın sultanı,
            Hoş geldin evimize



            BİLMECE
            Pazardan aldım
            Bir tane
            Eve geldim
            Bin tane
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: (EV)

            Comment


            • 8 Ağustos 2009

              Bugün 8 Ağustos 2009 18 Şaban 1429 Temmuz: 26 Hızır:95 Bitlis'in Kurtuluşu (1916) - İran-Irak Savaşında Ateşkes (1988)

              HADİS-İ ŞERİF

              İki Müslüman birbiri ile karşılaşıp birisi diğerine selam verdiğinde Allah’a en çok sevimli olanı, arkadaşına daha çok güler yüz gösterendir. Birbirleri ile samimiyet içinde tokalaştıklarında ise, Allah, onların üzerine ilk elini uzatana 90, diğerine de 10 rahmet olmak üzere 100 rahmet indirir. Hadis-i Şerif (Hakim)



              TEMBELLİK

              Peygamber Efendimiz (s.a.v.), tembellikten Allah'a sığınmış: "Allah'ım, tembellikten ve aşırı yaşlılıktan sana sığınırım." buyurmuşlardır. Tembellik; gücü kudreti olmakta beraber yapması gereken şeyi te'hir etmek, geciktirmek veya hayırlı şeylere teşebbüs etmemektir.

              Hz. Enes (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte ise şöyle buyurulmuştur: "Allah'ım, acizlikten ve tembellikten sana sığınırım."

              Tembelliğin tedavisi; gayretli ve çalışkan kimselerle arkadaşlık etmek, tembellerden uzak durmaktır.

              Tembellik; fâsıklarla, yağcılarla ve dinde zayıf olanlarla arkadaşlık etmekten uzak durmakla da tedavi edilebilir.

              Bir kişiyi bilmek için, onun arkadaşına bak. Çünkü arkadaş, arkadaşına uyar. Eğer hayırlı bir kimse ise ona hemen yaklaş, hidâyete erersin. Eğer şerli ise ondan hemen uzaklaş. Allâhü Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "...O kimseye itaat etme (uyma) ki kalbini zikrimizden gafil bırakmışız, nevasının (keyfinin) ardına düşmüş ve işi, haddini aşmak olmuştur/' (Kehf sûresi, âyet 28) Çünkü onların hali insana sirayet eder.

              Tembellerle arkadaşlık etme, çünkü nice iyi ahlâklılar ahlâkı bozuk olanlarla arkadaşlık yüzünden bozulmuştur. Tıpkı bir ateş korunun küle konulduğu zaman sönmesi gibi akıllı akılsızın yanında sür'atle bozulur.

              Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurdular: "Kuvvetli mü'min, zayıf mü'minden hayırlıdır." Zayıflık, tâatte, amelde kuvvetli ve dînde salâbet (metanet ye kuvvet) sahibi olanlarla arkadaşlık ederek tedavi edilir.

              SULTAN DÖRDÜNCÜ MEHMED HAN'IN CÜLUSU

              Sultan Dördüncü Mehmed Han, on dokuzuncu Os­manlı sultanı ve seksen üçüncü İslâm halîfesidir. Sultan İbrahim Han'ın oğlu olup, 1/2 Ocak 1642'de.Hadîce Tur­han Sultan'dan İstanbul'da dünyâya geldi. Imâm-ı Sânı Yûsuf Efendi, Şâmî Hüseyin Efendi ve .diğer kıymetli hocalardan ders alarak yetiştirildi. Sultan İbrahim Han'ın âsîler tarafından tahttan indirilmesi üzerine 8 Ağustos 1648'de yedi yaşında sultan oldu.

              FIKRA

              Hitler ve Stalin bir barda oturmaktadırlar. Bir adam içeri girer ve sorar: “Selam, ne yapıyorsunuz?” Hitler cevaplar: “3. dünya savaşını planlıyoruz.” Adam sorar. “Gerçekten mi? Neler olacak?” Hitler:”Bu sefer 14 milyon yahudiyi ve bir bisiklet tamircisini öldüreceğiz” der. Adam sorar: “Bir bisiklet tamircisi mi?” Hitler Stalin’e döner ve der ki: “Gördün mü, sana kimsenin 14 milyon yahudiyi takmayacağını söylemiştim.”

              GÜNÜN SÖZÜ

              Hatayı açıkça görmek insanı harekete geçirir. İnsan ancak düştüğünü fark ederse ayağa kalkabilir. Alex Carrel

              YEMEK MENÜSÜ

              · KUSKUS ÇORBA
              · BALIK PİLAKİ
              · ROKALI MEVSİM SALATA
              · TAHİN HELVA

              ÇOCUĞUNUZA İSİM

              Erkek: YAKUT : Parlak kırmızı, değerli taş
              Kız: ALA: Ela karışık renkli, alaca; Benekli; Tam olgunlaşmamış, yarı olmuş

              MANİ

              Duvardan kedi atladı,
              Bekçinin ödü patladı.
              Merak etme bekçi baba
              Bey kesesini yokladı.



              BİLMECE

              Eve bitişik odada
              Yemek pişer orada

              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: (NAR)

              Comment


              • 9 Ağustos 2009

                Bugün 9 Ağustos 2009 19 Şaban 1429 Temmuz: 27 Hızır:96 I.Anafartalar Zaferi (1915)

                HADİS-İ ŞERİF

                Ülkeler Allah’ın mülkü, kullar Allah’ın kullarıdır. Öyle ise, nerede hayrı bulursan oraya yerleş. Hadis-i Şerif (Müsned).



                HIRS

                Mal ve dünyâ sevgisi insanı hırslı olmaya götürür. Hırs ise insanın bütün ömür sermâyesini ticâret vs. gibi şey­lerle doldurmasına veya insanların ellerindeki şeylere tamah etmesine sebep olur. Tamah, hased ve kine se-beb olur. Resûlullâh (s.a.v.) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurdular: "Âdemoğlu ihtiyarlar, fakat onda iki şey gençleşîr. Bunlar, mala ve ömre karşı hırsdır."

                Hz. Enes (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte ise şöyle buyurulmuştur: "Kimin hedefi âhiret olursa, Allah onun zenginliğini kalbinde kılar. Onun dağınık işlerini toplar. Dünyâ, zelîl bir şekilde ona gelir. Kimin ki hedefi dünyâ ise Allah onun fakirliğini ıkı gözü arasında kılar. Onun toplu olan şeylerini dağı­tır. Dünyâdan ancak ona takdir olunan kadarı gelir.' Allâhü Teâlâ'nın zenginliği insanın kalbinde kılması: Aza kanâat etmesi, çoğu elde etmek için hırslanmaması demektir. Peygamberimiz'in kılıcında şu mısralar yazılı idi Mânası. "Dünyaya karşı hırsı terk et, uzun yaşa­maya tamah etme. Kim için biriktirdiğini bilmeden mal toplama; çünkü rızık taksim edilmiştir, sû-i zan fayda vermez. Her hırslı fakirdir, her kanaat sahibi zengindir."

                Allâhü Teâlâ, bütün gayesi, hedefi âhiret olan kimse­nin dağınık işlerini toplar ve onu gayesine ulaştırır. Onu hiç hesab etmediği yerden rızıklandırır. Hadîs-i kudsîde şöyle buyurulmuştur: "Ey dünyâ, bana hizmet edene hizmet et, sana hizmet edene zahmet ver."

                Yegâne gayesi dünyâ olan kimse bütün ömrünü dün­yâyı elde etmek için sarf eder. Onun bütün fikri ve dü­şüncesi dünya olmuştur. Hatta dîne dâir şeyler onun ya­nında ehemmiyetsiz âdetler gibidir. Fakirlik, onun ıkı gözünün önüne dikilmiştir. Halbuki hedefi dünyâ olan kimseye ancak onun için takdir olunan şey gelir.


                FIKRA

                Hitler bütün Avrupa’yı fethetmiş, fakat gözü İngiltere’de. Fakat oraya gitmesine imkan yok. Çünkü bir sürü tankı var ama savaş gemisi yok. Bir gün yardımcıları ile Manş Denizi’nin kıyısına geldiğinde “Denizi kurutup tankları karşıya geçirmek” gibi müthiş bir fikir geliyor aklına. Hemen emir veriyor; ertesi sabah tüm Alman ordusu denize girecek ve denizin suyunu içip bitirecek... Hitler emir verdi mi akan sular durur. Eline kaşık, kepçe, maşrapa alan tüm asker denize giriyor ve komutan emri veriyor: “Bir, iki, üç, iç! Bir, iki, üç, iç! Bir, iki, üç, iç!” Bu komutla askerler bütün gün deniz suyunu içiyorlar, gece olunca istirahate çekiliyorlar. Bu arada müthiş planının ne halde olduğunu görmek üzere Hitler deniz kenarına geliyor. Fakat görüyor ki denizde bir litre bile eksilme yok. Tam dönüp komutanlarına bağıracağı sırada karşı sahilden bir ses duyuyor; “Bir, iki, üç, çiş! Bir, iki, üç, çiş! Bir, iki, üç, çiş!”

                GÜNÜN SÖZÜ

                Halkı bir tek insan, bir tek insanı bütün halk gibi gör. Montaigne

                YEMEK MENÜSÜ

                · EZOGELİN ÇORBA
                · ORMAN KEBAP
                · MISIRLI PİLAV
                · ÇOBAN SALATA

                ÇOCUĞUNUZA İSİM

                Erkek: YAKUP : Erkek keklik - Takip eden, izleyen
                Kız: AKTAN: Ak renkli tan; Kutlu tan, uğurlu tan

                MANİ

                Evveli rahmettir kula
                Girelim sıdk ile yola
                Hulûs ile eyleyelim
                Ta ki dua makbul ola



                BİLMECE

                Uzun yoldan kuş gelir
                Ne söylese hoş gelir

                Cevabı Yarın.

                Dünkü Cevap: (MUTFAK)

                Comment


                • 10 Ağustos 2009

                  Bugün 10 Ağustos 2009 20 Şaban 1429 Temmuz: 28 Hızır:97 Sevr Antlaşması (1920)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Bütün işler; hayır olanı da, şer olanı da Allah’tandır. Hadis (Taberani).



                  EN HAYIRLI AMEL: NAMAZ

                  Âyet-i kerîmede -meâlen- "...Kalpleriniz sükûnet bulduğu vakit namazı tam erkânlyle edâ edin. Çünkü namaz mü'mlnler üzerine muayyen vakitlerle yazılmış bir farzdır." (Nisa sûresi, âyet 103) buyuruldu. Yani, 'namazı şartları, erkânı, vâcibleri, sünnetleri, müstehabları ve âdabından hiçbirisini ihmal etmeksizin edâ edin* demektir.

                  Abdullah bin Mesûd (r.a.) buyurdu ki; "Resûlullâh Efen-dimiz'e (s.a.v.) 'Hangi amel Allah'a daha sevimlidir?' diye sordum. 'Vaktinde edâ olunan namazdır.' buyurdular. 'Sonra hangisidir?' dedim, 'Ana babaya iyilikte bulunmak.' buyurdular. 'Sonra hangisidir?' dedim, 'Allah yolunda cihâddır.' buyurdular.

                  Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki;

                  "Kul, büyük günâh işlemediği müddetçe; beş vakit namaz, cumadan sonraki cumaya kadar, Ramazândan

                  sonraki Ramazân'a kadar aralarındaki (küçük) günâhlara keffârettîr."

                  "Allâhü Teâlâ kullarına tevhîdden sonra namazdandaha sevimli bir şeyi farz kılmadı. Eğer namazdan daha

                  sevimlisi olaydı, melekler onunla İbâdet ederlerdi. Halbuki meleklerin bazısı rükû, bazısı secde etmekte, bazı

                  sı kıyamda ve bazısı da ka'dededlrler."

                  "Namaz en faziletli ameldir. Kimin çok kılmağa kudreti olursa onu çoğaltsın." buyurdular.

                  Namaz en hayırlı ameldir. Zîrâ onun evveli gizli ve aşikâr her nevi temizliktir. Sonra bütün himmet ve dikkat toplanır, namaza niyet ile kalb mâsivallâh (Allah'tan başka her şey)den temizlenir. Sonra ellerin kaldırılması, Allâh'dan başka düşüncelerden alâkayı kesmenin alâmetidir. Namazın ilk zikri Allah'ı ta'zîmin en güzel sureti olan tekbîr (Allâhü Ekber) demektir. Sonra onun kelâmı Kur'ân-ı Kerîm'i okumaktır. Vücûdu, Allâhü Teâlâ'nın azametinden heybet, korku, tevazu, huzû ve huşu kaplar.

                  Rükû ve secde, mü'minin kalbindeki ta'zimi bedeni ile ifâde etmesi ve zikirleriyle onu tenzîh etmesidir. Sonra her harekette alınan tekbîr, Allâhü Teâlâ'nın şöyle hakîr bir kulun böyle bir ibâdeti ile hakkı ödenmekten yüce ve büyük olduğuna işarettir.

                  İşte bunların tamâmı Allâhü Teâlâ'yı en iyi ta'zîmdir ki ibâdetlerden sâdece namazda vardır.

                  FIKRA

                  ikinci dünya savaşı sırasında bir yahudiye sormuşlar-”şu anda hitler’i eline geçirsen ne yapırsın?” yahudi-”ne mi yapırım? şöyle 1 metre uzunluğunda bileğim kalınlığında bir demir çubuk alır ve yarısını ateşte kor haline getiririm. sonra da demirin diğer kısmını buzda soğutur ve soğuk kısmını hitler’in g.tüne sokarım!..” arkadaşları atılmışlar-”iyi de niçin soğuk tarafını?” adam-”tutup da çıkaramasın diye!..”

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Halk bir kimseden nefret ettiği zaman, bunu incelemek gerekir. Halk bir kimseyi seviyorsa, yine bunu da incelemek gerekir. Konfüçyüs

                  YEMEK MENÜSÜ

                  · TAVUKSUYU ÇORBA
                  · TAVUK DÖNER
                  · TEREYAĞLI PİLAV
                  · KALBURABASTI TATLI

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM

                  Erkek: YALÇIN : Sarp - Düz, kaygan - Parlak
                  Kız: AKŞIN: Beyaz tenli kadın

                  MANİ

                  Davulumun ipi kaytan,
                  Kalmadı sırtıma mintan,
                  Virin ağalar bahşişim,
                  Alayım sırtıma mintan

                  BİLMECE

                  Bir ağacı oymuşlar
                  İçine dünyayı koymuşlar

                  Cevabı Yarın.

                  Dünkü Cevap: (MEKTUP)

                  Comment


                  • 11 Ağustos 2009

                    Bugün 11 Ağustos 2009 21 Şaban 1429 Temmuz: 29 Hızır:98 Otlukbeli Zaferi (1473)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Hz. Peygamberin Adba adında bir devesi vardı ki hiç kimsenin devesi onu geçemezdi. Bir bedevi, bir binek devesi üstünde gelip onu geçti. Bu, müslümanların ağrına gitti. Bunun üzerine Allah Resulü durumun farkına vararak şöyle buyurdu: “Allah bir şeyi yükseltti mi, sonradan mutlaka onu alçaltır.” (Buhari, Ebu Davud ve Nesai).



                    İMÂM-I ÂZAMİN (R.H.) MEZHEBİ

                    İmâm-ı Âzam'ın ictihadlarını yüksek talebeleri İmam Ebû Yûsuf, İmam Muhammed bir araya getirip kaydetmişlerdir, imâm-ı Âzam Ebû Hanîfe Hazretleri, mezhebini iki kısım delil üzerine te'sîs etmiştir: Aslî ve fer'î delîller.

                    Aslî delîller, kitab, sünnet, Icmâ ve kıyâsdır. Bu mez-hebde herhangi bir meselenin hükmünü tâyin için evvelâ Kutr'ân-ı Kerîm'e müracaat edilir. Allâhü Teâlâ'nın Kltâb-ı Kerîminde sarahaten (açıkça) veya delâleten beyan buyurduğu ahkâm İle amel olunur. Sonra dîni neşr ve teblîğ edem ve her sözü, ilâhî vahyin "gayr-l metlüvv" denilen diğer bir tecellîsi olan Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.)'ln sözlerinden, fillerinden ve takrirlerinden ibaret sünnetine; hadîs-i şeriflere müracaat edilir. Bunlardan başka, bir hâdise, dînî bir mesele hakkında Ashâb-ı Kirâm'ın, müc-tehidlerin ittifak ve icmâı var ise, ona da müracaat edilir. Şayet hükmü, kitab ile, sünnet ile veya icmâ ile sarahaten -açıkça- sabit olmayan bir hâdise varsa o zaman da kıyâs-ı fukahâ denilen delile müracaat olunur.

                    Fer'î delillere gelince bunlar da kitab ile sünnete veya icmâ'a muhalif (aykırı) olmayan ve meşruiyeti bu üç esastan biriyle çıkarılan (istihsan), (istishab), (tah-kîm-i hâl), (örf ve âdet) gibi talî derecede olan delillerdir. Bunlar "usul-i fıkıh" ilmiyle beyân olunmuştur.

                    Binâenaleyh İmâm-ı Âzam'ın fıkıhtaki mesleği; mezhebi, bütün şer'i delillere, hikmet ye maslahat kaidelerine uygun bulunmuştur. İmâm-ı Âzam, dînin doğu ve batı yayılmasına büyük hizmetlerde bulunmuş, İslâm hukukunun kaidelerini, ıstılahlarını ve bâblarını tertip etmiş, yiirmi sekiz bini ibâdete, kalanları da muamelâta âit olmak üzere üç yüz bin mesele vaz' ve tesbit eylemiştir. Rahmetullâhi aleyh.

                    BEYİT:

                    Cihan hasm olsa Hakk'tan nusret iste. Erenlerden duâ ve himmet iste. (Sultan Çelebi Mehmed)

                    FIKRA

                    hitler içinde gizli belgelerin bulunduğu çantasını kaybetmiş. hemen ss şefini çağırarak en kısa sürede bulunmasını istemiş. aynı akşam çantayı evinde bulmuş. hemen ss şefine telefon etmiş “çantamı buldum... araştırmanıza son verebilirsiniz” ss şefi “nasıl olur?.. çantanızı çaldığından kuşkulandığımız 50 kişiyi yakaladık ve bunların 30’una da çantanızı çaldıklarını itiraf ettirdik!..”

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Haksızlık önünde eğilmeyiniz, o zaman hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz. Hz.Ali (r.a)

                    YEMEK MENÜSÜ

                    · KREMALI DÜĞÜN ÇORBA
                    · PİLİÇ ESKALOP
                    · AMERİKAN SALATA
                    · FISTIKLI ŞAM TATLISI

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: YALMAN : Kılıç, kama gibi şeylerin ucu - Sarp, dik
                    Kız: AKSEV:Aydınlığı sev,ışık saç

                    MANİ

                    Bu aya hürmet gerek,
                    Nîmete şükür gerek,
                    Mübârek Ramazan’da,
                    Hakka ibâdet gerek.



                    BİLMECE
                    Buradan attım kılıcı
                    Halep’te oynar ucu

                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: (TELEVİZYON)

                    Comment


                    • 12 Ağustos 2009

                      Bugün 12 Ağustos 2009 22 Şaban 1429 Temmuz: 30 Hızır:99 Bulgaristan'ın 250 Bin Türk'ü Sınırdışı Etmesi (1950)

                      HADİS-İ ŞERİF
                      Kim Allah ile kendisinin arasını düzeltir, güzel yaparsa; Allah ta onun, insanlarla arasını düzeltir, güzel yapar.Kim iç dünyasını (kalbini, niyetini) düzeltirse, Allah da onun dışını (davranışlarını) düzeltir. Hadis-i Şerif (Hakim).



                      ŞÜKÜR
                      Şükür; îmân, ilim, sâlih amel, güzel ahlâk, afiyet, sıhhat, evlâd, mâl ve diğer nimetlerinden dolayı Allâhü Teâlâ'ya karşı sözle, amel ve mâl ile kulluk ve ibâdet etmek, nimetlerini günaha kullanmamaktır. Şükretmekle nimet artar ve devam eder. Kur'ân-ı Kerîm'de meâlen "... Celâlim hakkı için, şükrederseniz elbette size artırırım. Ve eğer nankörlük ederseniz, haberiniz olsun, azabım şiddetlidir." (İbrahim Sûresi, âyet 7)buyuruldu.
                      Bunun gibi, velînimet olanların hakkını gözetmek .ve onları hayır duâ ile anmak lâzımdır. Hadîs-i şerîfte "İnsanlara şükretmeyen, (onların iyiliğini bilmeyen) Allâhü Teâlâ'ya şükretmemlş olur." buyuruldu. Bilhassa ilim öğreten hocaların hararını gözetmelidir. Zîrâ onlar ebedî saadete, âhiret nimetlerine ve Allâhü Teâlâ'nın rızâsına kavuşmaya sebep olurlar.
                      Hikmet sahipleri, Allâhü Teâlâ'ya şükretmek, sabırdan ve zühdden üstündür dediler. Çünkü şükür, bütün ibâdetleri ve bütün güzel huyları içine almaktadır.
                      Dil ile hamd ü sena etmek, kelime-i tevhîd, tesbîh okumak ve diğer zikirleri yapmak, Kur'ân-ı Kerîm okumak dilin şükrüdür, Kalp ile; marifet, ilim, doğru îtikat, düzgün niyet, yaratılanlarda düşünmek, güzel ahlâk elde etmek kalbin şükrüdür. Diğer uzuvların şükürleri de bunlara benzetilebilir.
                      Şükür, şükürden âciz olduğunu îtîraf etmektir. Zîrâ nî-mete şükür lâzımdır. Şükretmek de büyük bir nîmettir. Ona da şükretmek lâzım gelir.
                      Akıllı bir kimse kendi hâlini düşünse, dışını ve içini Allâhü Teâlâ'nın nimetlerine gark olmuş bulur. Böylece elbette tam şükredemeyecegini anlar. İster istemez acizliğini diliyle söyler. Bu hal, nimetleri anlamak ve bilmekten meydana gelir. Nimetleri ihsan eden Allâhü Teâlâ'ya kulluk ve rızâsına uygun ibâdet etmekten âciz olduğunu idrâk eder. Bu hâl öyle yüksek bir derecedir ki, buna sahip olanlar pek azdır. Nitekim Allâhü Teâlâ "... Kullarımdan çok şükredenler azdır." (Sebe' Sûresi, âyet 13) buyurmuştur.

                      FIKRA
                      Hitler, bir gün Dachau'daki toplama kampını teftişe gider. Oradaki esirlerden birine: "Söyle bakalım 2+3 kaç eder?" diye sorar. Esir; "6" diye cevaplar. Bunun üzerine sinirlenen Hitler, yanındaki generale şöyle der: "Yahu burası ne biçim bir toplama kampı?.."

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed (s.a.v)

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · MERCİMEK ÇORBA
                      · ETLİ FIRIN TÜRLÜ
                      · ACEM PİLAVI
                      · ÇİLEK KOMPOSTO

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: YAMAN : 1.Gücü ve becerisi alışılmışın üzerinde olan.2.Korkulan.
                      Kız: AKGÜN: Parlak gün, uğurlu gün, ışıklı gün

                      MANİ

                      Akşam ezanı dinlemek
                      Sahur vakti yemek yemek
                      Ramazana mahsus şeydir
                      Gece davulcu söylemek



                      BİLMECE
                      Çın çın eder
                      Haber sorar
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: (TELEFON)

                      Comment


                      • 13 Ağustos 2009

                        Bugün 13 Ağustos 2009 23 Şaban 1429 Temmuz: 31 Hızır:100 Okullara Din Dersinin Konulması (1956)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Hz. Peygamber, aciz (bezgin) ve tenbel olmadığını gösteren bir yürüyüşle yürürdü. (İbn-i Asakir).



                        GÜNAHLARDAN SAKINMAK
                        "Muhakkak Allah'ın yasak kıldıklarını terk etmek, emir buyurduklarını işlemekten mühimdir. Nehyedilen (yasaklanan)leri ancak ihlaslı müslümanlar terk eder. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Muhacir, kötülükleri terk eden, mücâhid ise hevâsıyla (nefsinin gayri meşru istekleri ile) cihâd eden kimsedir." buyurmuşlardır.
                        Müslüman, Allah'ın nîmeti olan âzâ(organ)larını ona isyanda kullanmaz, nankör olmaz. Çünkü âyet-i celîlede -meâlen- "O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına aleyhlerinde şehâdet edecektir." (Nur Sûresi, âyet 24) buyurulduğunu bilir.
                        Mü'min, bütün bedenini günahtan korur, Allâhü Teâlâ'ya itaatte kullanır. Husûsiyle yedi azasına daha çok dikkat eder ki bunlar; göz, kulak, dil, mîde, avret yeri, el ve ayaklardır.
                        Göz; Allah'ın yarattıklarından ibret almak içindir. Gözün isyanı, harama bakmak, müslüman kardeşine hakaret nazarıyla bakmak yahut müslüman kardeşinin ayıbını araştırmaktır.
                        Kulak; Kur'ân-ı Kerîm, hadîs-i şerîf ve âlimlerin sözlerini işitmek içindir. Onun isyanı bid'at yahut çirkin olan sözleri işitmektir.
                        Dil; Allah'ı zikretmek, Kur'ân-ı Kerîm okumak, insanları doğru yola sevk etmek ve Allah'a duâ etmek içindir. Kulun en çok dikkat edeceği uzvu dilidir. Dilin isyanı, yalan, faydasız ve riyakâr söz söylemek, övünmek, gıybet yahut alay etmektir.
                        Mide; temiz ve hoş olan helâl gıdalarla rızıklanmak içindir. İsyanı haram ve şüpheli olanı yemektiç.
                        Edeb yerini haramdan muhafaza etmek; harama bakmamak, kalbi harama götürecek şeyle meşgul etmemek ve mideyi haram ve şüphelilerden uzak tutmakla mümkündür. Âyet-i Kerîme'de -meâlen- "Ve o (mü'min)ler ki ırzlarını korurlar." (Mü'minûn Sûresi, âyet 5) buyuruldu.
                        Müslüman, ellerini bir kimseye ezâ etmek, harama uzatmak, emânete ihanet etmek ve söylenmesi caiz olmayan şeyi yazmaktan muhafaza etmelidir.
                        Ayakların günâhı, harama gitmektir. Âyet-i Kerîme'de (meâlen) "Ve zulmedenlere meyletmeyin ki size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız) ve Allah'tan başka velîleriniz de yoktur. Sonra kurtulamazsınız." (Hûd sûresi, âyet 113) buyurulmuştur.

                        FIKRA
                        Hitler’e sormuşlar: “Bir yahudi ile pizza arasındaki fark nedir?” Hitler; “Pizzayı fırına attığınız zaman bağırıp çağırmaz!..”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Hakikaten insan için kendi çalıştığından başkası yoktur. Necm:39

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · MANTAR ÇORBA
                        · KAŞARLI KUZU FIRIN
                        · ZEYTİNYAĞLI BARBUNYA
                        · PREFİTEROL

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: YASİN : Kur'an'ın 36.Suresi
                        Kız: AKSU: Anadolu'da değişik boylarda bir çok akarsuyun adı

                        MANİ

                        Dut ağacı değilim,
                        Dut verici değilim.
                        Kaldır oğlan şapkanı
                        Can alıcı değilim.



                        BİLMECE
                        Sesi var canı yok,
                        Konuşur ağzı yok
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: (TELEFON)

                        Comment


                        • 14 Ağustos 2009

                          Bugün 14 Ağustos 2009 24 Şaban 1429 Ağustos: 1 Hızır:101 II.Kıbrıs Harekatı (1974) - Süleymaniye Camii Açılış Töreni (1556)

                          HADİS-İ ŞERİF
                          Cenaze namazı kıldığınızda, ölen için gönülden ve samimi dua ediniz. (Ebu Davud).



                          HÂCE ALİ RÂMÎTENÎ (K. S.)
                          Silsile-i Sâdâtın on ikinci halkası olan Hâce Alî Râmîtenî (k.s.), Buhârâ'ya 10 km. mesafedeki Râmîten'de doğdu. Lakabı Azı-zân'dır. Ali Râmîtenî Hazretleri dokumacılık yapardı. Dînî ilimleri mükemmel bir şekilde tahsilden sonra Mahmud incir Fağnevî Hazretlerine intisâb etti. Ustâzı Mahmud Fağnevî Hazretleri, vefatı yaklaşınca hilâfeti Ali Râmîtenî'ye emânet etti.
                          Âlim Alâü'd-devle es-Simnânî ile mektuplaşırdı. Birgün Simnâ-nî, Hâce Ali Râmîtenî'ye şu suâlin cevabı için bir haberci gönderdi. 'Bizler de sizler de fakirlere, miskinlere hizmet ediyor, onlara yemek yediriyoruz. Biz zahmet çekerek bunu yapıyoruz, siz ise hiç zahmet çekmeden elinizde ne varsa onunla hizmet ediyorsunuz. Fakat insanlar sizden razı oluyor, size teşekkür ediyor, bizden razı olmuyor, şikâyetçi oluyorlar. Bunun sebebi nedir?'
                          Ali Râmîtenî Hazretleri şöyle cevap verdiler: "Yaptığı İyilikleri başa kakarak hizmet edenler çoktur. Yaptığı İyiliğin kabulünü ümld ederek hizmet edenler İse azdır. Sizler bu şekilde hizmet etmeye çalışın ki, hiç kimse size karşı öfkelenip şikâyetçi olmasın.
                          "Ey îmân edenler! Allah'a öyle tevbe edin ki nasûh (gayet ciddî, müessir, öğütçü) bir tevbe olsun..." mealindeki (fahrîm Sûresi, 8.) âyet-i kerîmeyi şöyle tefsir buyurdular: "Burada hem işaret, hem de beşaret (müjde) vardır. Tevbeye ve günahlardan dönmeye işaret, tevbenın kabul olunacağına da müjde vardır. Çünkü Allânü Teâlâ, tevbeyi kabul etmeyecek olsaydı kullarına tevbe etmelerini emretmezdi. Emrettiğine göre bu emir, teybenin kabul olunacağının delili ve müjdesidır. Lakin kabul edildiğinden şüphe etmeden kişi kendisini hep kusurlu, günahkâr görmelidir.."
                          Hâce Ali Râmîtenî (k.s.) buyurdular: "Kişi amel etmeli, fakat buna rağmen hiçbir şey yapmadığına ve yaptığı amelde kusur ve noksanlar olduğuna inanmalı ve tekrar amel etmeğe başlamalıdır."
                          "İki vakitte (yerde) kendinizi muhafaza ediniz. Biri konuşma anında, diğeri de yemek ânında."
                          Hâce Ali Râmîtenî (k.s.) irşâd emânetini, halîfelerinden Muham-med Baba Semmâsî (k.s.) Hazretlerine teslim ettiler 721 /1321 yılının Zilkade ayında, yüz otuz yaşında âhirete irtihâl buyurdular. Kabr-i şerîfleri Buhâra'da Râmiten kasabasındadır, hâla ziyaret edilir. Kuddise sirruh.

                          FIKRA
                          Birçok Avrupalı liderin yaka silktiği İtalya Başbakanı Berlusconi fıkralara malzeme oldu. İtalyan Espresso dergisi Başbakanı "aptal" gibi gösteren 100 fıkrayı yayınlayarak tarihe geçti. Berlusconi'nin dergiye vereceği cevap merak konusu. Şu anda tüm Avrupa, İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi'yi konuşuyor. "Mülteci gemilerini toplarla batıralım" gibi radikal fikirleri olan Berlusconi, en çok Fransız ve İngiliz basınına malzeme oluyordu. Kendi basını da Berlusconi'ye cephe almaya başlarken, haftalık Espresso dergisi yapılabilecek en radikal yayıncılığı yaptı ve Başbakanı "aptal ve para düşkünü" gibi gösteren 100 fıkrayı kapak konusu yaptı. Berlusconi'nin kendini "en zeki insan" gibi hissetmesi, kendisini tanrı ile kıyaslaması fıkraların temel konuları. (Yasemin Taşkın)

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Güzellik doğruluk,doğruluk güzelliktir. Keats

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · TARHANA ÇORBA
                          · YOĞURTLU ISPANAK
                          · KAŞARLI FIRIN MAKARNA
                          · MEYVE

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: YAŞAR : Doğan çocuğun uzun ömürlü olması dileğiyle konan bir ad
                          Kız: AKEL: Eli uğurlu anlamında

                          MANİ
                          Şu .... bize uzak
                          Yolları tozak tozak
                          Gönder yarim bir yumak
                          Öreyim sana kazak.



                          BİLMECE
                          İstanbul da pişer
                          Kokusu buraya düşer
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: (RADYO)

                          Comment


                          • 16 Ağustos 2009

                            Bugün 16 Ağustos 2009 26 Şaban 1429 Ağustos: 3 Hızır:103 BERAAT KANDİLİ - Hacı Bektaş Veli'nin Vefatı (1271)

                            Hadis-i Şerif

                            Allah kadınlarınz hakkında hayırlı olmanızı tavsiye eder. Çünkü onlar, anneleriniz, kızlarınız teyzelerinizdir. (Taberani).



                            HACCIN KISIMLARI

                            Hac, hükmü itibariyle üç kısımdır; Farz hac: Kendisinde haccın şartları bulunan kimselerin, ömürlerinde bir defa yapmaları îcâbeden hacdır. Vâclb hac: Bir kimsenin nezrederek (adayarak) üzerine vâcib kıldığı hacdır. Başlandıktan sonra bozulan nafile haccın kazası da vâcibtir.
                            Nafile hac: Farz ve vâcib olan hac edâ edildikten sonra ikinci veya daha fazla yapılan hac nafiledir. Üzerine hac farz olmayan çocuğun veya kölenin yapacağı hac da nafiledir.
                            Farz, vâcib yahut nafile hac yapılışı itibarile üç türlüdür: Hacc-ı ifrâd: Hac mevsiminde umresiz olarak yapılan hacdır.
                            Hacc-ı temettü: Aynı senenin hac aylarında umre ve haccı ayrı ayrı ihramlarla edâ etmektir. Temettü haccına niyet eden kimse dilediği zaman bir Mekkeli gibi umre yapabilir. Şükür kurbanı kesmesi vaciptir. Hacc-ı temettü, hacc-ı ifrâddan efdaldir.
                            Hacc-ı kıran: Bir ihramla umre ve haccı beraber yapmaktır Hacc-ı temettûde olduğu gibi şükür kurbanı kesmesi vaciptir. Hacc-ı kıran, hacc-ı ifrâd ve hacc-ı temet-tûdan efdaldir. Hacc-ı kıran ve hacc-ı temettü afaki olanlar (Mikât hâricinden Mekke'ye gelenler) içindir. Haccın farz olmasının şartları: 1- Müslüman olmak, 2-Haccın farz olduğunu bilmek, 3-Bâliö (ergin) olmak, 4- Akıllı olmak, 5- Hür olmak, 6- Nafakaya ve vâsıtaya muktedir olmak, 7- Vakit (hac ayları), 8- Hacca gidip dönünceye kadar bakmakla mükellef olduğu kimselerin, geçimlerini sağlayacak imkânı ve gidiş geliş süresi içinde yol masrafı ile aile fertlerinin geçimini temin etmiş olmak.
                            Haccın farz olması için zekâtta olduğu gibi belli bir nisâb yoktur.
                            Haccın edasının farz olmasının şartı beştir: 1- Sıhhatli olmak, 2- Yol emniyeti olmak, 3- Hacca gitmeğe (Hapislik gibi) bir manî olmamak, 4- Kadınların yanında kocası veya güvenilir bir mahremi bulunmak, 5- Kadınlar iddet bekliyor olmamak. (Hac Rehberi, Fazilet Neşriyat)

                            FIKRA
                            Başbakan Berlusconi, Hint ve Türk başbakanlarıyla kaybolur. İleride bir çiftlik gören Berlusconi çiftlik sahibinden bir gece kendilerini misafir etmesini ister. Çiftçi "2 yatak var. Bir kişi ahırda uyuyacak" der. Hintli Başbakan "Ahırda yatarım" der. Bir süre sonra kapı çalınır. Gelen Hintli Başbakandır. "Ahırda inek var. Dinimin kutsal saydığı bir hayvanla aynı yerde yatamam" der. Bu kez Türk başbakan "Ahıra ben gidiyorum" der. Bir süre sonra kapı yeniden çalınır: "Türk başbakanıyım, ahırda domuz var. Benim dinimin pis saydığı bu hayvanla aynı yerde uyuyamam" der. Berlusconi "Ahıra ben giderim" diye kalkar. Misafirler yatar, bir süre sonra yine kapı kuvvetli bir sekilde çalınır. Çiftlik sahibi "Kim o?" diye sorar. Dışarıdan "Biz inek ve domuzuz, ahırda bir ....." diye ses gelir.

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Güzel sözler petekten damla damla sızan bal'a benzer;insanın ruhuna tad verir. Hz. Süleyman

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · YAYLA ÇORBA
                            · ETLİ NOHUT
                            · MELEK PİLAVI
                            · CEVİZLİ BAKLAVA

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: VASFİ : Nitelikle ilgili
                            Kız: ALEYNA: Bizim üzerimize olsun

                            MANİ

                            Karanfili eğmeli
                            Ucu suya değmeli
                            Yarin hangisi deyince
                            Göstermeye değmeli.



                            BİLMECE
                            Kuyruğu var
                            Canlı değil
                            Konuşur
                            Ama insan değil
                            Camı var
                            Ama pencere değil
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: (GAZETE)

                            Comment


                            • 17 Ağustos 2009

                              Bugün 17 Ağustos 2009 27 Şaban 1429 Ağustos: 4 Hızır:104 Marmara Depremi (1999) - İbni Sina Haftası

                              HADİS-İ ŞERİF

                              En üstün ibadet, sıkıntı anında sabırla kurtulmayı beklemektir. (Beyhaki).



                              TERÂVÎH NAMAZI NASIL KILINIR?

                              Terâvîh namazı, Ramazan ayına mahsûs, yirmi rek'at-ten ibaret bir sünnet-i müekkededir. Bu namaza Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile dört halîfesi (Hulefâ-yı Râşi-dîn rıdvânullâhi aleyhim) devam etmişlerdir. Teravihin cemâatle kılınması da, sünnet-i kifâyedir. Mescidlerde teravih namazı cemâatle kılındığı hâlde, bir özrü olmaksızın cemâati terk edip bu namazı evinde kılan kimse, fazîleti terk etmiş olur. Bu kimse evinde cemâatle kılsa, cemâat sevabını alırsa da, mesciddeki cemâatin faziletine eremez. Çünkü mescidlerin fazîleti daha fazladır.

                              Terâvîh namazını, her iki rek'atte bir selâm vererek on selâm ile bitirmek daha faziletlidir. Dört rek'atte bir selâm da verilebilir.

                              Terâvîh namazı, iki rek'atte bir selâm verilince, akşam namazının iki rek'at sünneti gibi kılınır. Dört rek'atte bir selâm verilince, yatsı namazının dört rek'at sünneti gibi kılınır. Cemâatle kılındığı zaman, cemâat hem terâvîhe, hem de imâma uymaya niyet eder. İmâm da kıraati aşikâre okur.

                              Terâvîh namazında imâmın güzel sesli olmasından ve sür'atli okumasından ziyâde, okuyuşunun düzgün olmasına îtinâ gösterilmelidir.

                              Bir kimse, imâm yatsı namazını kıldırıp terâvîhe başlamış olduğu sırada mescide gelse, önce yatsı namazını kılar, sonra terâvîh için imâma uyar. Teravih son bulunca noksan rek'âtleri tamamlar. Sonra da vitir namazını kendi başına kılar. Evlâ olan budur. Bununla beraber vitir namazını imam ile beraber kılıp, sonra teravihi tamamlaması da caiz görülmüştür.

                              Teravih namazını imâm ile kılmayan kimse, vitir namazını imâm ile kılabilir.

                              İmâm ve cemâat, yatsı namazını cemâatle kılmamış olursa, yalnız terâvîh namazını cemâatle kılamazlar. Çünkü teravihin cemaatı, farzın cemaatına tâbidir.

                              Terâvîh -orucun değil- vaktin sünnetidir. Mazeretinden dolayı oruç tutamayanlar dahi terâvîhi kılarlar.

                              FIKRA

                              Başbakan Berlusconi çek bozdurmak için bankaya gider: “Günaydın Sinyorina, bu çeki bozabilir misiniz?” Banka memuresi "Elbette..." diyerek kimlik ister. Başbakan "Yanımda kimlik yok ama ben başbakanım!" der. Memure ısrarlıdır. "Üzgünüm banka kuralı. Kimliğinizi görmek zorundayım!" yanıtını verir. Tartışma devam ederken, bankacı sonunda "Tamam. Siz de Berlusconi olduğunuzu kanıtlayın!" der. Başbakan birkaç dakika düsünüp "Aklıma aptalca şeyler geliyor..." der. Bankacı kız, "Tamam sayın Berlusconi. Paranızı 50'lik mi yoksa 100'lük banknotlarla mı istersiniz?" diyerek güler.

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Güzel bir şey,her zaman iyi değildir; ama iyi bir şey her zaman güzeldir. Ninpn De L'enclos

                              YEMEK MENÜSÜ

                              · BULABES ÇORBASI
                              · PİLİÇ ELBASAN TAVA
                              · BONCUK MAKARNA
                              · MEVSİM MEYVE

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM

                              Erkek: VAROL : Sağlıklı, uzun yaşa
                              Kız: ALGIN: Birine gönül vermiş, vurgun, tutkun

                              MANİ

                              Üç günlük şu dünya
                              Onun neresi rüya
                              Yaşadım su içimi
                              Hayalim düştü suya



                              BİLMECE

                              Alt yanı sivri tepe içindedir

                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: (TELEVİZYON)

                              Comment


                              • 18 Ağustos 2009

                                Bugün 18 Ağustos 2009 28 Şaban 1429 Ağustos: 5 Hızır:105 Varto Depremi (1966)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Boğularak ölen şehiddir. Yanarak ölen şehiddir. Gurbette ölen şehiddir. Yılan gibi bir haşeratın sokup zehirlemesinden dolayı ölen şehittir. Karın sancısından ölen şehiddir. Çöken evin altında kalan şehiddir. Damdan düşüp ayağı veya boynu kırılarak ölen şehiddir. Üzerine taş yuvarlanarak ölen şehiddir. Canını korurken öldürülen şehiddir. Malını korurken öldürülen şehiddir. Din kardeşini savunurken ölen şehiddir. Komşusunu savunma uğrunda öldürülen şehiddir. İyiliği emredip kötülükten sakındırırken ölen şehiddir. (İbn-i Asakir).



                                TERÂVÎH

                                Terâvîh namazı, Ramazan ayına mahsûs, yirmi rek'at-ten ibaret bir sünnet-i müekkededir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) onu kılmış ancak -ümmetine farz olması kor­kusuyla- terk ettikleri de olmuştur. Resûlullâh Efendimiz "Muhakkak Allâhü Tebâreke ve Teâlâ Ramazândı şe-rîf ayını)nın orucununu üzerinize farz kıldı. Ben de si­ze kıyâmı(terâvih namazı)nı sünnet kıldım." buyurdular.

                                Peygamberimizden sonra Ashâb-ı Kiram yalnız ola­rak kılarlardı. Hz. Ömer (r.a.) müslümanları terâvîh için mescide topladı ye mescidi kandillerle süsledi. Sonra Hz. Ömer (r.a.) Übeyy ibn-i Ka'b (r.a.)'ı namaz kıldır­ması için Ashâb-ı Kirâm'a imam ta'yin etti. Yirmi rek'at terâvîh ve vitir kıldırdı. Resûlullâh Efendimiz "Sünne­time ve Hulefâ-i Râşidîn'in sünnetine yapışınız." buyur­muşlardır. Onlar terâvîhi hiç terk etmediler.

                                Hz. Alî (k.v.) "Peygamberimizin sünnetini nasıl ihya ettiyse Allâhü Teâlâ Ömer (r.a.)'in de işlerini öyle ikâme etsin, doğru etsin." diye duâ ettiler.

                                Mutlak namaza niyetle terâvîhe niyet edilmiş olmaz. Terâvîhe, vaktin sünnetine yahut gece namazına diye niyet edilebilir.

                                Terâvîhi cemâatle kılmak sünnet-i kifâyedir. Müslü­manların bir kısmının cemâatle kılmasıyla bu sünnet yerine gelmiş olur.

                                Terâvîhte âyetler, lafızlarını bozacak derecede sür'at-li okunmamalıdır. Rükû, secde ve bu ikisinin arasındaki duruşlarda, ta'dîl-i erkâna azâ(organ)ların yerine yerleş­mesine dikkat edilmeli, her selâmdan sonraki istirahat terk edilmemelidir. Burada dilerse tesbîh eder, Kur'ân-ı Kerîm veya salevât okur yahut sâdece susar, bekler.

                                FIKRA

                                ABD Başkanı George Bush, Berlusconi, Papa ve bir çocuğun olduğu uçak düşmeye başlar. Ancak yanlarında yalnızca 3 paraşüt vardır. Bush, "Ben dünyanın en güçlü ülkesinin başkanıyım" der ve paraşütlerden birini alır. Berlusconi de "Ben dünyanın en zeki adamıyım" der, diğer paraşütü alır. Son paraşüte bakan Papa çocuğa döner ve "Evlat, senin önünde uzun bir hayat var. Paraşütü sen al" der. Gülen çocuk, "Merak etmeyin, sayın Papa. Dünyanın en zeki adamı benim sırt çantamı alıp atladı" der.

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Güller, laleler, bütün çiçekler solar. Çelik ve demir kırılır ama sağlam dostluk ne solar ne de kırılır. Nietzsche

                                YEMEK MENÜSÜ

                                · Sebze çorbası
                                · fırında izmir köfte
                                · salata

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM

                                Erkek: VAHA : Çöl ortasında sulak ve yeşil yer.
                                Kız: ALGÜL:Kırmızı gül. Gül kırmızısı

                                MANİ
                                Bahçeye gel bahçeye
                                Bahçenin ortasına
                                Gel yarim gül takayım
                                Ceketin yakasına."



                                BİLMECE

                                Üst yanı çakıldak

                                Cevabı Yarın.

                                Dünkü Cevap: (Çene)

                                Comment

                                Working...
                                X