fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 13 Ağustos 2010

    Bugün 13 Ağustos 2010 3 Ramazan 1431 Temmuz: 31 Hızır 100 Okullara Din Dersinin Konulması (1956)

    HADİS-İ ŞERİF
    Yiyiniz, tasadduk ediniz, giyiniz. Fakat bunları yaparken israfa ve tekebbüre kaçmayınız. Ravi: Nesâi, Zekat 66



    GİZLİ VERİLMESİ DAHA FAZİLETLİ OLAN SADAKA
    Nafile sadakanın gizli verilmesi daha faziletlidir;
    Evvelâ gizlemek gösteriş ve başkalarına duyurmaktan uzaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Allah ne işittiren (süm'acı)dan, ne gösteriş yapan (mürâî)den, ne de imin-netçiden (başa kakandan) bir şey kabul etmez." buyurmuştur. Sadakasını söylemeye ve elâlem ortasında vermeğe kalkan da riya süm'a (gösteriş ve işittirme) peşinde dolaşır, susup gizlemek ise bundan kurtarır.
    İkinci olarak, sadakasını gizlediği zaman insanlar arasında şöhret, medih ve ta'zîm bulunmaz ki bu da nefse zor gelir ve sevabı da çok olur.
    Üçüncü oiarak, Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Kul gizlice bir amel işler, Allah da onun gizlice verildiğini yazar, sonra bu ameli açıktan yaparsa gizliden alıp, aşikara yazar. Sonra lakırdısını ederse gizli ve aşikârdan alır riyaya yazar." "Kıyamet gününde kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı o günde Allâhü Teâlâ yedi kişiyi arşının gölgesinde gölgelendirir. Bunlardan birisi de bir sadaka verip sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyen kişidir." ve "Gizli sadaka Rabb'ın gadabını söndürür." buyurmuştur.
    Dördüncü olarak, sadakayı açıkça vermekte onu alan kimseye birtakım zararlar vardır. Açıkça vermekte fakîrin haysiyetine dokunmak, fakirNğini ilân etmek 'onlar iffetlerinden isteyemezler.' âyetinde medhedilen iffet hâlinden çıkarıp ve ahlâkını bozmak vardır. Halk, fakirin sadaka almasını -muhtaç değilken aldı diyerek- kötüler ve gıybete düşer. Veren el alan elden hayırlı olması itibariyle sadakayı açıktan vermekte fakiri küçük görme mânâsı vardır. Halbuki mümini zelil kılmak caiz değildir. Sadaka hediye yerindedir. Bir hadîs-i şerîfte "Her kime bir hediye takdim olunur da yanında bir topluluk bulunursa onlar o hediyyede ona ortaktırlar." buyurulmuştur. Binâenaleyh açıktan sadaka verildiği zaman fakirin yanında hazır bulunanlara ondan bir şey vermezse, açıkça verdiğinden dolayı uygunsuz bir hâle düşmüş olur ki, buna sebep olmak da uygun değildir.

    FIKRA

    İstanbul’a yeni göçen Temel karısı alır, AKM’ye gider. İnsanlar; ”Romeo ve Juliet’e 2 bilet...” “Kerem ile Aslı’ya 2 bilet...” deyince, Temel; ”Temel ile Fadime’ye 2 bilet!..”

    GÜNÜN SÖZÜ

    Sıradan öğretmen anlatır,İyi öğretmen açıklar,Yetenekli öğretmen yapar ve gösterir,Büyük öğretmen esin kaynağı olur. William A. Ward

    YEMEK MENÜSÜ
    · ETLİ TÜRLÜ
    · BULGUR PİLAVI
    · YOĞURT
    · MEYVE

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: SOYTEKİN: (Tür.) Er. - Cesur, yiğit.
    Kız: SONGÜN: (Tür.) Er. - Sonuncu, son olan. Eğilim, yetenek.

    MANİ
    Bahçe kapısı kilitli
    İttirdim açamadım
    Anneme duyurmuşlar
    Çıktım da kaçamadım



    BİLMECE
    Beş yıllık okulu otuz yılda bitirene ne denir?
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: Arının eşeği vardır ama eşeğin arısı yoktur

    Comment


    • 14 Ağustos 2010

      Bugün 14 Ağustos 2010 4 Ramazan 1431 Ağustos: 1 Hızır 101 II.Kıbrıs Harekatı (1974) - Süleymaniye Camii Açılış Töreni (1556)-Pakistan'ın istiklali (1947)

      HADİS-İ ŞERİF

      Müslüman bir kimsenin, bir malda kusur olduğunu bildiği halde, müşteriye haber vermeden satması haramdır. Ravi: Buhari, Büyu 1



      ORUÇ TUTMAMAYI MUBAH KILAN HALLER
      Bazı sebeplerden dolayı oruç tutmamak veya başlanı­lan orucu açmak mubahtır. Bunlar:
      Yolculuk: Ramazanı Şerifte en az üç günlük (yaya on sekiz saatlik = 90 km) bir yere gidecek olan kimse, gece­den oruca niyet etmeyebilir. Bundan dolayı o gün yola çıkınca oruçlu bulunmamış olur. Fakat bir kimse oruca niyet ettikten sonra gündüzün yolculuğa çıksa, orucunu tamamlar. Bozarsa, sâdece kaza gerekir.
      Hastalık: Bir hasta öleceğinden, aklının gitmesinden, hastalığının artmasından veya uzamasından korkacak olursa oruç tutmayabilir veya tutmuş olduğu orucu aça­bilir. Bunda sâdece korku kâfi değil, hastanın tecrübesi veya görülen alâmetlerden kafi kanaati bulunmalı veya Müslüman bir doktor haber vermelidir. Sonradan iyileşin­ce tutamadığı günleri kaza eder.
      Şiddetli açlık ve susuzluk: Oruçlu bir kimse açlıktan veya susuzluktan dolayı ölmesinden, aklına bir noksanlık gelmesinden bir tecrübe bir alâmet veya müslüman bir doktorun haber vermesi ile korkarsa, -orucunu sonra kaza etmek şartı ile- açabilir.
      Gebelik, süt annelik: Ramazan-ı Şerîfte gebe bulu­nan, kendisinin veya başkasının çocuğuna süt veren bir kadın, kendisine veya çocuğa bir zarar gelmesinden kor­karsa, orucunu açabilir. Sonra onu kaza eder.
      Hayız ve nifas hâli: Bir kadın Ramazan-ı Şerîfte gündü­zün âdet görmeğe başlarsa veya çocuk doğurursa, orucu bozulmuş olur. Artık âdet günlerinde ve lohusalık müddetin­de oruç tutması caiz olmaz, tutamadığı oruçları kaza eder.
      Ziyafet: Ziyafet vermek veya bir ziyafete davet olun­mak, nafile oruçları açmak hususunda bir özür sayılabilir. Bunun için kişi, sonradan kaza etmek üzere, vereceği veya çağrıldığı bir ziyafetten dolayı, nafile olarak tutmuş olduğu orucunu açabilir.
      Yaşlılık: Vücudu artık oruç tutamayacak kadar takatsiz olan çok yaşlı ve güçsüz kimse oruç tutmayabilir. Böyle bir kimse için Ramazan-ı Şerîf in her gününün orucuna bedel olarak bir fidye vermesi gerekir. Bu fidye Ramazan-ı Şe­rîf in evvelinde veya sonra, bir fakire yahut daha çok fakire verilebilir.

      FIKRA

      Temel karşıya geçmek üzere kaldırımın kenarına gelmiş. Bakmış trafik akacak. Eliyle durdurmuş araçları, burnunu yana çevirmiş ve işaret etmiş; ”Ha şimdi geçun!..”

      GÜNÜN SÖZÜ

      Sevmek mutluluğumuzun bir başkasının mutluluğu içine yerleştirmek demektir. Wilheim Van Lubreitz

      YEMEK MENÜSÜ
      · PİLİÇ IZGARA
      · SPAGETTİ
      · ÇORBA
      · ÇOBAN SALATA

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: SOYSALTÜRK: (Tür.) Er. – Uygar Türk.
      Kız: SONNUR: (Tür.) - Ay'ın son günleri.

      MANİ

      Mendil versem almazsın
      Sen mendilsiz kalmazsın
      Sigaranı yakayım
      Sana zahmet olmasın



      BİLMECE
      Hangi macunla diş fırçalanmaz?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: Öğretmen

      Comment


      • 15 Ağustos 2010

        Bugün 15 Ağustos 2010 5 Ramazan 1431 Ağustos: 2 Hızır 102 Trablus'un Fethi (1551) - Trabzon'un Fethi (1461)-Panama Kanalı'nın açılışı (1915)

        HADİS-İ ŞERİF

        Mü'minlerin iman bakımından en kusursuzu, ahlâkı en güzel olanıdır. Ahlâkı en güzel olanınız da, kadınlarınıza en güzel davrananınızdır. Ravi: Ebu Davud, Sünnet 15



        AÇIKTAN VERİLEN SADAKA
        Bir kimse halkın da kendisine uyup sadaka verecek­lerini ve böylece fakirlerin menfaatlanacağını bilirse sa­dakasını açıktan vermesi gizli vermesinden daha fazi­letlidir. Nitekim Resûlullâh (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Gizli aşikâreden daha fazîletlidir, kendisine uyulan kimsenin aşikare (ameli) daha fazîletlidir."
        Hakîm Tirmizî demiştir ki: "İnsan halktan gizleyerek bir amel işler ve nefsinde onu halkın görmesini arzu ettiği halde bu arzuyu defederse bunun bu gizli ameli aşikar olandan yetmiş kat fazla katlanır."
        Farz olan zekâtın açıktan verilmesinin daha faziletli olması:
        Birinci olarak "Onların mallarından bir sadaka al..." (Tevbe; 103) mealindeki âyetle emredilmiştir.
        İkinci olarak zekâtın gizli verilmesinde kendine -zekât vermiyor diye- töhmet ve herkesi sû-i zanna düşürmek tehlikesi vardır. Açıktan vermek bunu defedeceğinden daha faziletli olur. Nitekim Resûlullâh (s.a.v.) farz na­mazlardan başka namazların ekserîsini hâne-i saade­tinde (evlerinde) kılardı.
        Üçüncü olarak zekâtı açıktan vermekte Allah'ın em­rine koşmak vardır.
        Hâsılı farzlarda açıktan yapmak, nafilelerde ise gizli yapmak daha iyidir.

        BİR MESELE
        Sual: Hatâ ile yiyip içmek orucu bozar mı?
        Cevap: Hatâ ile yemek ye içmek orucu bozar. Bir kimse oruçlu olduğunu bildiği halde kasdı olmaksızın hatâ ile bir şey yese veya içse, meselâ abdest alırken ağzından veya burnundan içerisine su kaçsa veya ağzı­na kar veya yağmur damlaları düşüp içerisine gitse oru­cu bozulup kaza lâzım gelir.
        Fakat oruçlu olduğu hatırında bulunmazsa bunlardan dolayı orucu bozulmaz.
        Abdestte ağza su verdikten sonra ağızda kalan yaşlı­ğın tükrükle beraber yutulması orucu bozmaz.

        FIKRA

        Temel ile Fadime’yi boşayan yargıç;
        - Sizi boşuyorum, karına da 50 milyon TL nafaka bağlıyorum!
        Temel etekleri zil çalarak;
        - Allah razı olsun hakimim, 3-5 milyon da ben veririm; gül gibi geçinir gider!..”

        GÜNÜN SÖZÜ

        Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir Dünyada,kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir.Bu savaş bir başladımı,artık hiç bitmez!... E.e Cummings

        YEMEK MENÜSÜ
        · SOS.KARIŞIK KIZARTMA
        · SPAGETTİ
        · YOĞURT
        · SÜTLAÇ

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: SOYSALDI: (Tür.) Er. - Soyu genişledi, tanındı.
        Kız: SONTAÇ: (Tür.) Ka. - Eşsiz taç.

        MANİ

        Kolumdaki saati
        Yediye kuruyorum
        Hiç üzülme sen yârim
        Sözümde duruyorum



        BİLMECE
        Kim evini kiraya vermez?
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: Lahmacunla

        Comment


        • 16 Ağustos 2010

          Bugün 16 Ağustos 2010 6 Ramazan 1431 Ağustos: 3 Hızır 103 Hacı Bektaş Veli'nin Vefatı (1271)-Milli Kütüphane açıldı (1948)-8 Yıllık kesintisiz eğitimin TBMM'de kabulü (1997)

          HADİS-İ ŞERİF

          Ey Allah'ın Resulü. dendi, hangi kadın daha hayırlıdır?' "Kocası bakınca onu sürura garkeden, emredince itaat eden, nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!" diye cevap verdi. Ravi: Nesâi, Nikâh 14



          ZEKÂT VERME ŞEREFİ
          İslâm dininin şartlarından olan zekât ibâdeti Kur'ân-ı Kerîm'de otuzdan fazla yerde namazla beraber zikro-lunmuştur. Allâhü Teâlâ (meâlen):
          '...Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekâtı verir­lerse yollarını açık bırakınız...' (Tevbe-5) diğer bir âyet-i kerîmede (meâlen):
          ... Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekâtı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar...' (Tevbe-11) buyuruyor.
          Cenâb-ı Hakk'a karşı malımız ile olacak kulluk, zekâ­tımızı vermekle olur. Zengin (nisab miktarına mâlik) olanlar malının kırkta birini her sene zekât olarak ver­melidirler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
          "Karada ve denizde mal, ancak zekâtın verilmemesi sebebiyle telef olur." buyurmuştur.
          Müslümanlar bu gibi ibâdetleri yaparken gönlünde ferah, ruhunda zevk ve sürür duymalıdır. Çünkü Mevlâ, kendisini almaktan kurtarmış, vermek şerefiyle şeref-lendirmiştir. Zenginlerimizin bu şerefi takdir edemeyip de borçlarını vermekte ağır davranmaları veya hile yol­larına sapmaları cehalettendir. Bu, ibâdetin ruhunu, sü-rûrunu, şeref ve hakikatini takdir edememelerindendir.
          Zekât, namaz gibi de değildir. Bunu ihmalde hem Hakk'a isyan, hem de kul hakkına tecâvüz vardır. Cim­riler hakkında Kur'ân-ı Kerîm'de (meâlen):
          "Allâhü Teâlâ'nın kendilerine lütfundan olarak ver­diği şeyde cimrilik edenler onu kendileri için hayırlı sanmasınlar. Hayır o, onlar için bir serdir. O cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolana­caktır. Ve göklerin ve yerin mîrâsı Allâhü Teâlâ'nın-dır. Ve Hak Teâlâ yaptığınız her şeyden tamamiyle haberdardır." (Âl-i lmran-180) buyurmaktadır.
          Hâsılı, aklı, iz'ânı ve îmânı tam bulunan bir Müslüman bu gibi yolsuzluğa asla cesaret etmemelidir.

          FIKRA

          Dursun iki gündür kendisinden haber alınamayan Temel’in kapısını kırıp içeri girmiş. Bir de ne görsün, Temel ayağından tavana asılmış, sallanıyor.
          - Uyy, Temel, ne ediyisun?
          - Fadime beni terkettu, ben de kendimi intihar ettim!
          - İyi de, intihar edenler boyunlarından asıliyılar.
          - Yok be uşağum... Bi’ seferinde öyle ettum, az daha boğuliyidum!..

          GÜNÜN SÖZÜ

          Savaşın iyisi, barışın kötüsü yoktur. Benjamin Franklin

          YEMEK MENÜSÜ
          · FIRIN PİLİÇ
          · PİLAV
          · M.SALATA
          · MEYVE

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: SOYSAL: (Tür.) Er. - Uygar, medeni.
          Kız: SONVER: (Tür.) Ka. - Son olması istenen çocuklara verilen isimlerden.

          MANİ

          Dereler akar akar
          Karışır denizlere
          Kurşunlara diz yârim
          Verme beni ellere



          BİLMECE
          Dokunmadan tutulan şey nedir?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: Kaplumbağa

          Comment


          • 17 Ağustos 2010

            Bugün 17 Ağustos 2010 7 Ramazan 1431 Ağustos: 4 Hızır 104 Marmara Depremi (1999) - İbni Sina Haftası-Hanya'nın fethi (1645)

            HADİS-İ ŞERİF
            Resulullah (sav)'a bir adam kebairden sormuştu, şöyle cevap verdiler: "Onlar dokuzdur!" buyurdular ve saydılar: "Şirk, sihir, insan öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, namuslu kadınlara iftirada bulunmak, anne ve babaya haksızlık, kıbleniz olan Beytu'l-Haram (da masiyet işlemey)i sağlığınız ve ölümünüzde helal addetmek. Ravi: Ebu Davud, Vesaya 10



            BİNALARDA ALINACAK ZELZELE TEDBİRLERİ
            Kontroller: Binanın temelleri ve münferit temellerin pabuçları arasındaki bağ kirişleri kontrol edilmeli, ko­lonlar mutlaka zemine kadar inmiş olmalıdır.
            Bina, su baskını ve heyelan bölgesinde olmamalı, su basmış, sürekli rutubet almış, uzun müddet inşaat hâlin­de kalmış ve çatısı akmış olmamalıdır.
            Tehlikeler: Bodrumda su veya su deposu bulunması ve kolonların veya perdelerin su deposunun içinden geçmesi veya rutubet olması. Bodrum katların tavan kiriş ve kolonları sıvasız, pas payları patlamış, kolon­ların perde duvarlarının demirleri açılmış ve görülen de­mirlerin paslı ve çürümüş olması, binanın içinde büyük boşluklar bulunması,
            Binanın altında tadilat yapılmış, giriş katın diğer kat­lardan daha yüksek olması yahut zeminde asma kat bu­lunması, kolonların alt katta bir konsol kiriş ucuna bas­ması, kolonların kesilerek zemin katta genişletme yapıl­ması ve binanın döşeme, kolon ve kirişlerinde 2 mm. den daha geniş çatlak bulunması,
            Kat kirişlerinin kolonlarda birbirine kavuşmuyor ol­ması, tavanda gelişigüzel birbirine saplanması ve kiriş­lerin eninin 25 cm den az olması,
            Altı kattan fazla olan binaların yangın merdiveni ol­maması veya bu merdivenin zemine doğrudan ulaş­maması,
            Bütün duvarların briketten veya yatık tuğladan ya­pılmış ve tavan betonunun doğrudan bu duvarlara otur­ması, kiriş ve kolonlardan boru geçirilmiş olması,
            Avantajlar: Binanın şeklinin simetrik veya basit küp şeklinde olması,
            Binanın bodrum duvarlarının çepeçevre betonarme olması, perde duvarları tamamen 20 cm. lik beton per­deler ile yapılmış olması,
            Apartmanın merkezinde betonarme perde duvarlı asansör olması, bina inşaatının hazır beton ile yapılması,
            Temel zeminin kaya olması, temelin, binanın tamâ­mını kaplayan radye temel olması faydalıdır.

            FIKRA

            Bir düğün için Almanya’dan gelen Temel, üzerindeki oldukça yüklü parayı yanında taşımak istemez ve bir taşın altına saklar. Taşın üzerine de; ”Burada para yoktur!” yazar. Oradan geçmekte olan Cemal yazıyı görür, parayı alır ve aynı yere; ”Ha buradaki parayı Cemal almamıştur!” yazar.

            GÜNÜN SÖZÜ

            Sanatın vazifesi, tabiatı kopya etmek değil, tabiatı ifade etmektir. Balzac

            YEMEK MENÜSÜ
            · PATLICAN MUSAKKA
            · BULGUR PİLAVI
            · YOĞURT
            · SPANGLE

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: SORGUN: (Tür.) Er. 1. Bir tür söğüt ağacı. 2. Sıtkı, sert. 3. Çok uzun ve güzel saç.
            Kız: SOYHAN: (Tür.) Ka. - Han soyundan gelen.

            MANİ

            Doldur yârim testini
            Şu karşıki çeşmeden
            Baban seni everse
            Büyük aşka düşmeden



            BİLMECE
            Denizler niçin tuzludur?
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: Oruç

            Comment


            • 18 Ağustos 2010

              Bugün 18 Ağustos 2010 8 Ramazan 1431 Ağustos: 5 Hızır 105 Varto Depremi (1966)-Turnaların gitme zamanı-Yemişlerin kemale ermesi

              HADİS-İ ŞERİF

              İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince ya elbiseni yakar yahut da sen onun pis kokusunu alırsın. Ravi: Müslim, Birr 146



              ZEKÂTIN VERİLECEĞİ YERİN EN FAZİLETLİSİ
              • Zekâtı vermek için müttakî, yâni Allâhü Teâlâ'dan korkan ve itaat edenleri seçmek, onların takvalarını artı­rır ve mükâfatı büyük olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Yemeğinizi müttakî kimselere yedirin, sadaka­larınızı da mü'minlere verin." buyurmuştur.
              • En iyisi nimetin Allah'tan olduğunu bilip de Allah'a şükredenleri seçmektir. Çünkü kulların en çok şükredenleri, nimeti Allah'tan bilenlerdir. Şübhesiz böylelerine yapılan yardım kaybolmaz.
              • Bilhassa ilim tahsîl eden veya ilim sahibi ve ihlâslı fakirleri seçmelidir. Çünkü Allah rızâsı niyeti ile ilim tahsil etmek en büyük ibâdettir. İbn-i Mü­barek (r.h.) sadakalarını bilhassa âlimlerin fakirleri­ ne verirdi. Niçin böyle yaptığı sorulduğunda,
              "Ben, peygamberlikten sonra ilimden daha üstün bir rütbe olduğunu zannetmiyorum. İlim sahipleri­nin ihtiyâcını karşılayarak, okumalarını temin etmek daha makbuldür." diye cevap vermiştir.
              • Kendini ilim öğrenmeye ve öğretmeye vermek şartı ile, zengin de olsa zaruri ihtiyaçları için talebe­ nin zekât alması caizdir. Çünkü talebe kazanmaktan âcizdir.
              • Nisaba mâlik olan kimseye zekât vermek caiz değildir. Ancak ilim öğrenene, gâzîye ve hac kafilesin­ den ayrı kalmış olan kimseye verilebilir. Peygamber Efendimiz (sav); "İlim öğrenene zekât vermek caizdir. Velev ki kırk yıllık nafakası olsun!" buyur­muştur. İlim, din ilmi, öğrenilmesi farz-ı ayn veya farz-ı kifâye olan ilimdir.
              • İnsan öyle şeylere muhtaç olur ki, onlarsız yapa­maz. Bu takdirde, kendisi kazanmadığı hâlde, zekât alması da caiz olmazsa, elindekini harcar; muhtaç kalır ve okumaktan, okutmaktan kesilir de, dîni üzerine alan kalmayınca, din zayıflar.

              FIKRA

              Laz, Boşnak ve Kürt aynı inşaatta çalışmaktadır. Öğle arasında kürt karısının hazırladığı azığı bir açar ki, ekmek arası ciğer... “Yarın yine ciğer koyarsa kendimi şuradan atacağım!” Boşnak sandviçinde patates, laz ise hamsi bulur. İkisi de aynı şeyleri söylerler. Ertesi gün, önceki günün aynıdır. Üçü de kendilerini aşağı atarlar. Cenaze töreninde eşleri ağlaşmaktadır. Kürt ve Boşnak’ın eşleri, durumu bilmediklerini, bilseler farklı bir şey yapmamazlık etmeyeceklerini içeren ağıtlar yakarken lazın eşi, “İyiydi, hoştu, elimi sıcak sudan soğuk suya sokturmazdı. Hatta hamsili sandviçlerini de kendisi hazırlardı. Niye atladı anlamadım!..”

              GÜNÜN SÖZÜ

              Sanat tabiatı taklitten başka bir şey değildir. Seneca

              YEMEK MENÜSÜ
              · PİLİÇ SOTE
              · FIRIN MAKARNA
              · ÇOBAN SALATA
              · MEYVE

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: SÖKMEN: (Tür.) Er. - Yiğitlere verilen san. Selçuklulara bağlı Hasankeyf Artuklu Beyliğinin kurucusunun adı.
              Kız: SOYKAN: (Tür.) Ka. - Asil, soylu.

              MANİ

              Dere boyunda keklik
              Kızlar giyer eteklik
              Kızlarda iş var ama
              Erkeklerde eşeklik



              BİLMECE
              Hangi istasyonda tren durmaz?
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: Balıklar kokmasın diye

              Comment


              • 19 Ağustos 2010

                Bugün 19 Ağustos 2010 9 Ramazan 1431 Ağustos: 6 Hızır 106 Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Şehit Olması (1691)-Türk Denizaltıcılığı'nın başlaması (1890)

                HADİS-İ ŞERİF

                Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez; onu tehlikeye atmaz… Ravi: Müslim, Birr 58



                YEMEK İKRAM ETMENİN FAZİLETİResûl-î Ekrem (s.a.v.) buyurdular ki:
                • "Allâhü Teâlâ kıyamet gününde şöyle buyurur: 'Ey âdemoğlu! Ben acıktım, sen bana yedirmedin.' Bunun üzerine kul der ki: 'Sen âlemlerin Rabb'isin, nasıl yediririm?' Allâhü Teâlâ buyurur: 'Bir din kardeşin acıkmıştı, ama sen onu doyurmadın. Onu doyurmuş olsaydın beni de doyurmuş olurdun.'
                • "Cennette, içi dışından, dışı içinden görülen köşkler vardır. Allâhü Teâlâ bunları yumuşaklıkla konuşan, yemek yediren ve insanlar uykuda iken gece namazı kılanlar için hazırlamıştır."
                • "Din kardeşine, canının çektiği bir şeyi tattıran kişiye Allâhü Teâlâ milyon hasene (sevap) yazar, milyon hatâ­sını siler ve derecesini milyon kat artırır. Onu Firdevs, Adn ve Huld cennetlerinde yedirir."
                Ca'fer bin Muhammed (k.s.) şöyle buyurdu: Din kar­deşlerinizle beraber sofrada oturmayı uzatınız. Çünkü kardeşlerinizle sofrada geçen zaman, ömürlerinizden hesap edilmez.
                Resûl-i Ekrem (s.a.v.) buyurdu ki: "Biriniz sofrası önün­de kaldığı müddetçe, melekler ona istiğfar etmeye devam ederler."
                Hz. Hasan (r.a.) buyurdu ki: "Kişi, kendisi için, anası babası için veya bunların dışında birilerine verdiği her şeyden hesaba çekilecektir. Ancak din kardeşlerine ık-râm ettiği yemek böyle değildir. Çünkü o, onu ateşten koruyan bir perdedir.
                Hz. Ali (r.a.) buyurdu ki: "Kardeşlerimi az da olsa bir yemekte bir araya getirmem, benim için köle âzâd et­mekten daha sevimlidir."
                Ashâb-ı Kiram, Kuran okumak için bir yere toplan­dıkları zaman bir şey tatmadan dağılmazlardı.

                FIKRA

                Temel kahvede sandalyede uyumuş ve düşmüş; ”Uyy, uyumuşum, düşmüşum!” Kalkmış, oturmuş; yine uyumuş ve düşmüş... ”Uyy, uyumuşum, düşmüşum... İyi ki az önce kalkmişum, değilse üzerime düşeceğimişum!...”

                GÜNÜN SÖZÜ

                Saf mantıksal düşünce, dünyayı anlamamız için yeterli değildir.Gerçeğe ilişkin tüm bilgiler deneyimle başlar, deneyimle biter. Saf mantıksal bir çerçeve içinde sunulan görüşler boş bir gerçektir. Shirley Mc Lyne

                YEMEK MENÜSÜ
                · SANDAL SEFASI
                · PİLAV
                · CACIK
                · MEYVE

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: SÖZEN: (Tür.) Er. - Söylev veren, güzel konuşan hatib.
                Kız: SÖNMEZ: (Tür.) - Parlaklığım, ışığını hiç yitirmeyen, her zaman canlı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                MANİ

                Kuyu dibinde kuyu
                Uyu efendim uyu
                Bana sarhoş diyorlar
                İçtiğim üzüm suyu



                BİLMECE
                Kadın ve politikacıdan ortak beklenti nedir?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: Benzin istasyonunda

                Comment


                • 20 Ağustos 2010

                  Bugün 20 Ağustos 2010 10 Ramazan 1431 Ağustos: 7 Hızır 107 Barbaros'un Nis Kalesinin Fethi (1543)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Bilin ki, herkes Rabbine hususi şekilde münacaatta bulunuyor, birbirinizi (seslerinizle) rahatsız etmeyin. Biriniz okurken veya namazda iken diğerinin kıraatini (okumasını) bastırmasın. Ravi: Ebu Davud, Salat 135



                  GARİP ZAMANINDA İSLÂM'A YARDIM
                  İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Seyyid Ferîd'e yazdığı mektu­bunda şöyle buyurdular:
                  "Şüphesiz İslâm, bu zamanda hakîkaten gariptir. Bu zamanda İslâm'ı kuvvetlendirmek için bir kuruş harca­mak, (başka zamanlarda) binlerce gümüş ve altın har­camaya denktir. Bu büyük devletle müşerref olanlara ne mutlu!
                  Dini yaymak ve kuvvetlendirmek -her zaman güzel ve teşvik edilen bir şey ise de-, İslâm'ın garip olduğu bu zamanlarda sizin gibi ehl-i beyt mensubu olan zâtlar tarafından bu hizmetin yapılması daha güzel ve daha iyidir." (Mektubat-ı İmâm-ı Rabbânî, 1/193)

                  İHTİYATA RİÂYET
                  Silsile-i Sâdât'tan Muhammed Bâkîbillâh (k.s.) Hazretleri yemek hususunda çok ihtiyatlı idi. Bir hediye geldiği zaman onu sünnet-i seniyyeye uymak için geri çevirmez, fakat husûsî işlerine sarf etmezdi. Yemek pişirenin abdestli olmasını, yemek pişirirken dünyâ kelâmı konuşulmamasını tenbih eder ve "Huzur ve ihtiyat sahibi olmayanın yemeklerinden bir duman çıkar ki, feyz kapısını kapatır." buyururdu.
                  İşlerinde azimet ve evlâ olan ile hareket ederdi. Şüp­helilerden kaçındığı gibi mubahların da fazlasından ka­çınır, mubahları zaruret miktarı kullanırdı.

                  BİR MESELE
                  Sual: Unutarak bir şeyler yiyenin orucu bozulur mu?
                  Cevap: Unutarak bir şeyi yemekle, içmekle veya orucu bozan bir fiil işlemekle oruç bozulmaz. Bu husus­ta farz, vâcib ve nafile oruçlar arasında fark yoktur.
                  Oruçlu olduğu halde unutarak yemek yiyen bir kim­seye 'Sen oruçlusun' denildiği halde yemesine devam etse orucu bozulmuş, kendisine kaza lâzım gelmiş olur.

                  FIKRA

                  Temel ile Dursun Nil nehrinin kıyısındaki otelde kalmaktadırlar. Sıkılırlar, Temel kıyıda bir ‘taka’ gördüğünü, onunla gezinebileceklerini söyler. Nil’e açılırlar. Temel pinamitleri görünce; ”Ne kadar modern bir memleket, camileri üçgen...”, Dursun; ”Ne kadar modern memleket, heykelleri kocaman...” filan derken, kayık alabora olur. Zar-zor ters dönen kayığın üstüne çıkarlar. O sırada kendilerine yaklaşmakta olan timsah sürüsünü görünce Temel; ”Ne kadar modern memleket, bak cankurtanlarının hepsi Lacoste!..”

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Sabahleyin kaybedeceğin bir saatin bütün gün zararını çekersin. William Whately

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · PİLİÇ ŞİŞ
                  · MISIRLI PİLAV
                  · ŞEHRİYE ÇORBA
                  · MEYVE

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: SUAVİ: (Ar.) Er. - Herkesin işine koşan, yardım eden.
                  Kız: SÖNMEZAY: (Tür.) Ka. - Işığı hiç sönmeyen ay.

                  MANİ

                  Suya giderim suya
                  Yârim arkamda mısın?
                  Ciddi olarak sevdim
                  Bilmem farkında mısın?



                  BİLMECE
                  Hangi ağrı en güzel ağrıdır?
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: Çenelerini kapamaları

                  Comment


                  • 21 Ağustos 2010

                    Bugün 21 Ağustos 2010 11 Ramazan 1431 Ağustos: 8 Hızır 108 Mescid-i Aksa'nın Yahudilerce Yakılması (1969) - II.Anafartalar Zaferi (1915)-Rusya'nın Çekoslovakya'yı işgali (1968)-Yaprakların sararması

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Adem (as) o gün yaratılmış, o gün cennete konulmuş, o gün cennetten çıkarılmıştır. Kıyamet de ancak Cuma gününde kopacaktır. Ravi: Müslim, Cum'a 5



                    YEME-İÇME ÂDABI
                    Ölmeyecek kadar yiyip içmek farzdır ki insan bu sayede ibâdetlerini yapabilir. İnsan hayâtını devam ettirecek helâl bir şey bulamazsa yenmesi haram olan bir şeyden; meselâ kendi kendine ölmüş bir hayvanın etinden hayatını devam ettirecek miktar yiyebilir.
                    Kuvvetini artırmak için doyuncaya kadar yiyip içmek mubahtır. Doyduktan sonra yiyip içmek ise sıhhate zarar vereceğinden haramdır. Ancak müsâfirlerine hürmet için veya ertesi gün tutacağı oruca kuvvetli bulunmak için biraz fazla yiyip içmekte bir mahzur yoktur.
                    Yemekten önce ve sonra eller yıkanmalıdır. Cünüp olan erkek ve kadınların ejlerini ve ağızlarını yıkamadan yiyip içmesi mekruhtur. Âdet gören kadınların da yemekten evvel ağızlarını yıkamaları evlâdır.
                    Yemeklerin başında "Besmele-i şerîfe" okumalı, sonunda da "Elhamdülillah" demelidir. Yemeğin evvelinde besmele unutulursa hatırladığında: "Bismillâhi fî evve-llihî ve âhirihî" denilmelidir.
                    Yemeklere az bir tuz ile başlamak ve tuz ile bitirmek sünnettir. Ekmek parçalarına hürmet etmeli, bunların üzerine tuzluk vesaire gibi şeyleri koymamalıdır. Parmakları, ağzı, bıçakları ekmekle silip atmamalıdır. Yemekleri pek sıcak olarak yememeli, yemek ve sulara üflememelidir. Yemek esnasında sâlih zatların menkıbeleri nakledilmelidir.
                    Ev sahibi, müsâfirlerin yanından ayrılmamalı, fazla suskun durmamalı ve müsâfirlerine bizzat hizmet etmelidir. Yemek arasında müsâfirlerine usandırmadan "Buyurunuz." demeyi de unutmamalıdır. Bu müstehabdır.
                    Ev sahibi kendilerine ziyafet verdiği zâtlara ağırlık verecek kimseleri bulundurmamalıdır. Müsâfirler de ev sahibinin rızâsı bilinmedikçe başkalarını ziyafete beraberlerinde getirmemelidirler.
                    Ziyafetten sonra hâne sahibinden müsâade istemedikçe ve "Allah'a ısmarladık" veya "Allah'a emânet olunuz." gibi bir duada bulunmadan çıkıp gitmemelidirler.

                    FIKRA

                    Astronotların yanlarına 10’ar kilo kişisel yük alma hakkı vardır. Temel 10 kilo sigara alır. Uzay aracı 8 ay süren görevinden döndüğünde, Temel elleri titreyerek aşağı iner ve haykırır; ”Ateşi olan var mı?..”

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Sabahleyin erken kalkarak, gecenin gündüz olmak izin geçirdiği değişime şahit olmayanlar, yeryüzünde hiçbir şey görmemişlerdir. Alain

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · PİLİÇ BAGET ROTİ
                    · PİLAV
                    · ÇORBA
                    · KAZANDİBİ TATLI

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: SUBHİ: (Ar.) Er. - Sabah vakti, şafak ile ilgili. - Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
                    Kız: SUAD: (Ar.) Ka. - Mutlulukla, saadetle ilgili, mutlu. Sa'd isminin müennesidir.

                    MANİ

                    İn dereye dereye
                    İnemeyen atlasın
                    Yârimle ikimizi
                    Çekemeyen çatlasın



                    BİLMECE
                    Zır cahil bir zenciye ne der?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: İlk göz ağrısı

                    Comment


                    • 22 Ağustos 2010

                      Bugün 22 Ağustos 2010 12 Ramazan 1431 Ağustos: 9 Hızır 109 Barbaros'un Tunus'u Fethi (1574)-Sultan II.Mustafa Hal edildi, III.Ahmet tahta çıktı (1703)
                      HADİS-İ ŞERİF

                      En üstün sadaka, bir Müslüman'ın ilim öğrenmesi ve sonra da öğrendiği ilmi Müslüman kardeşlerine öğretmesidir. Ravi: İbni Mace, Mukaddime 3



                      "MALLARINIZI ZEKÂT İLE KORUYUNUZ"
                      Zekât, mâlî ibâdetlerin en mühimidir. Kur'ân-ı Ke-rîm'de seksenden fazla âyet-i celîlede zikredilmiştir. Cenâb-ı Hak, Bakara Sûresi'nin 43. âyet-i kerîmesinde (meâlen) "Hem namazı dürüst kılın ve zekâtı verin..." buyurmuşlardır.
                      Zekât, temizleyici bir ibâdettir. Zekât ibâdeti, hem ze­kâtı verilen malı, hem de zekât veren kimseyi temizler. Nitekim âyeti kerîmede "Onların mallarından bir sa­daka (zekât) al ki, onunla kendilerini tezkiye etmiş, temizlemiş olursun..." (Tevbe sûresi, âyet 103), ha-dîs-i şerîfte "Mallarınızı zekât ile koruyunuz, hasta­lıklarınızı sadaka ile tedâvî ediniz, belâları duâ ve niyaz ile karşılayınız." buyurulmuştur.
                      Allâhü Teâlâ verilen zekâtın yerine başkasını ihsan eder:
                      "...Siz bir şey infâk ederseniz Allah onun yerine başkasını verir..." (Sebe'sûresi, âyet 39) ve "...Sada­kaları ise nemâlandırır(sevâbını kat kat verir)..." (Ba­kara sûresi, âyet 276) buyurmaktadır.
                      Zekâtla bereket hâsıl olur. Peygamber Efendimiz (sav.) "Sadaka maldan bir şey eksiltmez." buyur­maktadır.
                      Allâhü Teâlâ, -meâlen- "Onlar ki zekât vermek için çalışırlar." (Mü'minûn sûresi, âyet 4) ve "Doğrusu fe­lah buldu tezekkî eden (Zekâtını veren muhakkak kur­tulmuştur)." (A'lâ sûresi, âyet 14) buyurarak sadaka verenleri medih ve sena etmektedir.

                      BİR MESELE
                      Sual: Dişler arasında kalan bir yiyecek yutulsa oruç bozulur mu?
                      Cevap: Dişler arasında kalmış bir yiyecek yutulsa ba­kılır: Eğer az -nohut tanesinden ufak- bir şey ise orucu bozmaz, fakat çok -nohut tanesLkadar- bir şey ise bozar.
                      Nohut miktarından az olup dişler arasında bulunan bir şey ağızdan çıkarılıp sonra yenildiği takdirde de orucu bozar, ancak keffâret lâzım gelmez.

                      FIKRA

                      Temel ile Dursun uçakta ayrı yerlerde yolculuk ediyorlar. Bir ara Temel’in yanıdaki adam kalkıp, tuvalete gidiyor. O sırada Dursun Temel’in yanına gelip koyu bir muhabbete giriyor. Adam gelip; ”Beyefendi yerimden kalkar mısınız?” deyince; ”Kusura bakma, ben seni indi sandım!..”

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Saadet bizim dilediğimizle, Allah'ın bizim için dilediği şeyin bir araya gelmesinden doğar. C. Roy

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · EV MANTI
                      · MELEMEN
                      · YOĞURT
                      · MEYVE

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: SUDİ: (Ar.) Er. - Yararlı, faydalı, kazançlı.
                      Kız: SUAY: (Tür.) - Suya düşen ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                      MANİ

                      Kızılcıkdere camisi
                      Şınlıyor minaresi
                      Anne sevdiğim ölmüş
                      Gidiyor cenazesi



                      BİLMECE
                      Hangi köye kimse gitmek istemez?
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: Kara cahil

                      Comment


                      • 23 Ağustos 2010

                        Bugün 23 Ağustos 2010 13 Ramazan 1431 Ağustos: 10 Hızır 110 Hz. Ebubekir'in (r.a.)'ın Vefatı (M.634) - Çaldıran Zaferi (1514)-Ebusuud Efendi'nin vefatı (1574)-Sakarya Meydan Muharevbesi (1921)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        En hayırlılarınız Kur'an'ı öğrenen ve onu öğretenlerinizdir. Ravi: Ebu Davud, Vitr 14



                        İNSANLARIN -PEYGAMBERDEN SONRA- EN FAZİLETLİSİ
                        • Allâhü Teâlâ hicret için Resûlullâh'a (s.a.v.) izin ver­di ve ona arkadaş olarak -ailesinden ve kabilesinden birini değil de- Ebû Bekir'i (r.a.) seçti. Allâhü Teâlâ "İki­ nin biri iken, onlar mağarada iken..." (Tevbe-40) buyurarak onu Resûlullâh'ın ikincisi, arkadaşı kılmıştır.
                        • "Eğer siz ona yardım etmezseniz -biliyorsunuz- Allâh ona yardım etti." (Tevbe-40) mealindeki âyeti kerî­me de Allâhü Teâlâ'dan Ebû Bekir hâriç bütün insanlara sitem vardır.
                        • Resûlullâh'ın bulunduğu her savaşta Ebû Bekir'de beraberinde bulunmuş hiçbir zaman ve yerde Resûlullâh'tan geri kalmamıştır. Hep onunla beraber olmuştur.
                        • Resûlullâh'a karşı samimî ve uğrunda canını fedaya hazır olmuştur.
                        • Allâhü Teâlâ "O vakitte arkadaşına 'Mahzun olma çünkü Allah bizimle beraber' diyordu." (Tevbe-40) buyurdular. Hz. Ebû Bekir'in Resûlullâh'ın ashabı olduğu âyet-i kerîme ile sabit olmuştur.
                        • Allâhü Teâlâ o iki zâtın üçüncüsü olmuştur. Allâhü Teâlâ'nın kendileriyle beraber olan kimsenin faziletinde ve başkalarına karşı şerefinde asla şüphe olmaz.
                        • Allâhü Teâiâ sekînetini (kalblere^sükûnet veren rah­metini) Ebû Bekir'e bahşetmiş ve onuruteçnne indirmiştir. Hz. Ebû Bekir birçok hususta Resûluftâh'tan sonra ikincidir:
                        • Resûlullâh insanları îmâna dâvfet ettiği zaman, ilk îmân eden Hz. Ebû Bekir olmuş veOmânda Resûlullâh'tan sonra ikinci sırayı almıştır.
                        • Hz. Ebû Bekir, insanları îmâna davet etmiş, birçokları onun vasıtasıyla îmân etmişler, İslâm'a davette de ikinci sırayı almıştır.
                        • Resûlullâh hastalandığı zaman imamlık makamına onu geçirmiş ve imamlıkta da ikinci olmuştur.
                        • Resûlullâh'ın yanında türbesine defnolunma husu­sunda da ikincidir.
                        Bütün bunlar Hz. Ebû Bekir'in fazîletine delildir.

                        FIKRA

                        Karadeniz ilçelerinden birine yeni atanan öğretmen, kırda gezerken, bir uçurumun kenarında 20-30 kişinin dizildiğini, birinin de onları uçuruma attığını görür. Koşar, müdahale eder. Cevap; ”Temel atma törenimiz var da!..”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Rüyaları gerçekleştirmenin en kısa yolu uyanmaktır. Emerson

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · KIYMALI PİDE
                        · EZO ÇORBA
                        · ÇOBAN SALATA
                        · AYRAN

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: SÜHA: (Ar.) Er. - Büyükayı takım yıldızının en küçük yıldızı.
                        Kız: SUBHİYE: (Ar.) Ka. - Sabah vakti, şafak ile ilgili. - Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.

                        MANİ

                        Motor geliyor motor
                        Motorun bacası yok
                        Kalkmış beni istiyor
                        Cebinde parası yok



                        BİLMECE
                        Erkekler niçin kravat takar?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Tahtalıköye

                        Comment


                        • 24 Ağustos 2010

                          Bugün 24 Ağustos 2010 14 Ramazan 1431 Ağustos: 11 Hızır 111 Mercidabık Zaferi (1516)-Vezuv Yanardağı'nın Pompei ve Herkülaneum şehirlerini yok etmesi (79)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Allah bir kuluna hayır murad ettimi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad ettimi onun günahlarını tutar, Kıyamet günü cezasını verir. Ravi: Tirmizi, Zühd 57



                          "HEDİYELEŞİN, BİRBİRİNİZİ DAHA ÇOK SEVERSİNİZ"
                          Hediyeleşmek, güzel ahlâktandır ve Resûlullâh Efen-dimiz'in (s.a.v.) sünnetindendir.
                          Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), Hz. Ömer'e bir hediye aöndermiş, o da hediyeyi iade etmişti. Peygamber Efen­dimiz/Yâ Ömer, hediyemi niçin iade ettin?' diye sordu. Hz Ömer "Yâ Resûlallâh, ben sizin; insanların hayırlısı, onlardan bir şey kabul etmeyenidir, buyurduğunuzu işıt-miştim." dedi. Peygamber Efendimiz, "Ey Ömer, o, kar­şılığında menfaat maksadı ile olandır. Karşılığında sen­den bir şey umulmayan (hediye) ise Allâhü Teâlâ'nın sana gönderdiği bir rızıktır." buyurdu.
                          Enes bin Mâlik (r.a.) buyurdu: "Resûlullâh insanlar arasını birleştirmek için hediyeleşmeyi emreder ve 'Keşke bütün insanlar Müslüman olsa da hiç aç kalmak­sızın hediyeleşseler!..' buyururdu."
                          Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Hediyeleşiniz, birbirini­zi daha çok seversiniz." buyurmuştur.
                          Peygamber Efendimiz -ister bir yudum su olsun, ister­se bir tavşan budu olsun- hediyeyi kabul eder ve buna karşılık daha iyisini verirdi.
                          Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Ey Ensâr cemâati, hediyeleşiniz; zîrâ hediyeleşmek sînelerdeki nefreti gi­derir, ülfeti doğurur. Eğer bana bir koyun ayağı ikram edilse elbette onu kabul ederim, onu yemek için davet olunsam elbette icabet (daveti kabul) ederim."
                          "Kalpler, kendisine ihsan edeni sevmek ve kötülük ede­ne de buğzetmek fıtratında yaratılmıştır." buyurdular.
                          Yenilecek yahut içilecek cinsinden gelen hediyeden hazır bulunanlara ikram etmek müstehab görülmüştür. Abdullah bin Abbâs (r.a.) "Bir kimseye yanında insan­lar olduğu halde yenecek ve içecek nevinden bir hediye gelirse onlar hediyede ortak olurlar." buyurdu.
                          Hz. Muâviye, Saîd bin Âs'a hediye olarak birçok kese altın ile gümüş kaplar göndermişti. Saîd bin As (r.a.), elçiye "Yolda gelirken kendin için takdîr ettiğini al." dedi. Sonra kalanın tamamını arkadaşlarına taksîm etti. Ondan sâdece bir elbise hâriç hiçbir şey almadı.

                          FIKRA

                          Temel karısıyla küs. Her şeyi yazışarak anlatırlar birbirlerine. Temel yazar; ”Sabah çok önemli bir işim var, beni saat 8’de kaldır...” Ertesi gün saat 11’de uyanır. Yastığında bir not; ”Temel, saat 8, kalk!..”

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Propaganda öyle bir sanattır ki, insan başkasının ayağına basarken kendisi "ah" der. Bob Hope

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · KADINBUDU KÖFTE
                          · MERCİMEK ÇORBA
                          · ÇOBAN SALATA
                          · MEYVE

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: SÜLEYMAN: (Ar.) Er. 1. İbranice "huzur, sükun". 2. Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen peygamberden biri. Ulu'l-Azm peygamberlerdendir.
                          Kız: ŞEZERÂT: (Ar.) Ka. - İşlenmeden maddenin içinde toplanan altın parçaları. Süs olarak kullanılan inci ve altın taneleri.

                          MANİ

                          İndim dereye çatak
                          Yere yaptırdım yatak
                          Rica ederim yârim
                          Sevme üstüme ortak



                          BİLMECE
                          Elbiselerden başka ne ütülenir?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: İki yakaları bir araya gelsin diye

                          Comment


                          • 25 Ağustos 2010

                            Bugün 25 Ağustos 2010 15 Ramazan 1431 Ağustos: 12 Hızır 112 Yavuz Sultan Selim Han'ın Çaldıran Zaferi'nden sonra Tebriz'e harekatı (1514)-Büyük İstanbul Yangını (1515)-Sam rüzgarlarının sonu

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Ümmetimin kıyâmet gününde dünyada aldıkları abdest eserlerinden yüzleri, elleri ve ayakları nûrlu yani parlak insanlar olarak çağırılırlar. O halde içinizden bu parlaklığı daha ziyâde uzatmağa kimin gücü yeterse yapsın. Ravi: Buhari



                            ÎTİKÂF
                            îtikâf, cemâatle namaz kılınan bir mescidde veya mescid hükmünde bulunan bir yerde îtikâf niyetiyle bir müddet kalmaktan ibarettir.
                            îtikâf, vacip, sünnet-i müekkede ve müstehab olmak üzere üç kısımdır.
                            Lisan ile adanan îtikâf, vaciptir. Ramazân-ı Şerîfin son on gününde yapılan bir îtikâf, kifayet yoluyla müekked sünnettir. Başka zamanda ibâdet ve tâat maksadıyla bir mescitte bir müddet yapılan îtikâf da müstehabdır.
                            îtikâf m şartlan: îtikâfa girecek kimse; Müslüman ve akıllı olmalı, cünüplükten, hayız ve nifastan temiz bulun­malı, îtikâfa niyet etmiş olmalıdır. îtikâf, bir mescitte veya mescit hükmünde bulunan bir yerde yapılmalıdır. Vacip olan bir îtikâfta oruçlu bulunmalıdır.
                            Kadınlar için kendi evlerinde mescit olarak kullandık­ları yerler, birer mescit hükmündedir.
                            îtikâflının mescitten özrü olmadan çıkması veya ha­nımı ile münâsebette bulunması îtikâfını bozar. Fakat îtikâflının dînî, beşerî veya zarurî bir ihtiyaçtan dolayı mescitten dışarı çıkması, îtikâfı bozmaz: Cuma nama­zını kılmak için en yakın bir camiye gitmesi gibi.

                            ORUÇLA ALÂKALI İKİ SUAL
                            Sual: Bir kimse fecir doğduğu (imsak başladığı) halde doğmadı zannıyla sahur yapsa (bir şey yese veya içse) veya güneş batmamış olduğu halde battı zannederek iftar yapmış olsa (bir şey yese veya içse) ne lâzım gelir?
                            Cevap: Sâdece orucunu kaza etmesi lâzım gelir, kef-fâret lâzım gelmez. Çünkü bilerek iftar etmemiştir. Sual: Oruçlu kimsenin kan aldırmasının hükmü nedir? Cevap: Oruçlunun kan aldırması, orucunu muhafaza edemeyecek halde zayıf düşmesinden korkulursa mek­ruhtur. Böyle bir korku yoksa mekruh değildir. Ancak lâ­yık olan, bunu iftardan sonraya bırakmaktır.

                            FIKRA

                            Temel Amerika’ya gitmeyi kafasına koymuştur. Sonunda Dursun’u da ikna eder ve Amerika’ya doğru yüzmeye başlarlar. Yüzerler... Yüzerler... Derken, uzaktan Özgürlük Anıtı görünür... Temel nefes nefes Dursun’a döner ve; ”Ben kesuldum, döneyirum!..”

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Peşlerinden gidecek cesaretiniz varsa; bütün rüyalar gerçek olabilir. Walt Disney

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · GEMİCİ KURU FASULYE
                            · PİRİNÇ PİLAVI
                            · CACIK
                            · MEYVE

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: SUHEYB: (Ar.) Er. - Arkadaş, dost. Rasulullah'ın azatlısının adı.
                            Kız: SUDAN: (Tür.) Ka. - Su gibi güzel, parlak.

                            MANİ

                            Tarladadır ıspanak
                            Kökündedir köstebek
                            Görülmemiş be yârim
                            İki kız birden istemek



                            BİLMECE
                            Hangi kale tarihi değildir?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: Kafa ütülenir

                            Comment


                            • Cevap: Takvimde Bugün

                              Seniseven çok güzel ve hoş şeyler yazıyor.Ne güzelElinize sağlık!

                              Comment


                              • 27 Ağustos 2010

                                Bugün 27 Ağustos 2010 17 Ramazan 1431 Ağustos: 14 Hızır 114 Haydarpaşa-Şam-Medine Demiryolunun açılışı (1908)-Afyon ve Sincanlı'nın kurtuluşu (1922)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Allahım ! Recep ve Şaban 'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan 'a ulaştır. Ravi: Ahmed b. Hanbel , Müsned 1/259



                                KADİR GECESİ'Nİ ARAMAK
                                Kadir Gecesl'nin. Ramazân-ı Şerifin 20'sinden son­raki tek gecelerinde aranmasına dâir müteaddit hadîs-l şerîfler vârid olmuştur,
                                İmdm-ı Şi'rânî Hazretleri, Kadir Gecesinin kaçıncı gece olduğunu, Ramazân-ı Şerîfin giriş günlerine göre şöyle tesbit etmiştir:
                                ♦ Pazar günü girerse, 28'i 29'a bağlayan gece.
                                ♦ Pazartesi günü girerse, 20'yl 21'e bağlayan gece.
                                ♦ Salı günü girerse, 26'yı 27'ye bağlayan gece.
                                ♦ Çarşamba günü girerse, 181 19'a bağlayan gece.
                                ♦ Perşembe günü girerse, 24'ü 25'e bağlayan gece.
                                ♦ Cuma günü girerse, 16'yı 17'ye bağlayan gece.
                                ♦ Cumartesi günü girerse, 22'yi 23'e bağlayan gece.İmâm-ı Şa'rânî Hazretleri 30 sene Kadir Gecesiyle
                                bu usûle göre müşerref olmuşlardır. Birçok ehlüllah bu usûlle Kadir Gecesl'ni bulmuşlardır.
                                Kadir Gecesinin bu ay içerisinde hangi gece oldu­ğunun gizlenmesi, mü'minlerin her geceyi Kadir Ge­cesi bilip, her gece çokça ibâdet etmeleri içindir.
                                Kadir Gecesinde hava berrak ve güzel olur. O gece her şey Allah'a secde eder. Denizlerin suyu bir an için tatlılaşır. Mü'minler afv-ı ilâhî ve mağfiret-i sübhânîye mazhar olurlar. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)
                                Netîce olarak Ramazân-ı Şerîf hangi gün girerse gir­sin, bu hesaba göre Kadir Gecesi, cumartesiyi pazara bağlayan geceye isabet etmektedir.
                                Ramazân-ı Şerîfin ikinci yarısında iki adet cumarte­si vardır. Bunlardan gecesi tek sayıya isabet eden, Kadir Gecesi dir.

                                FIKRA

                                Temel’in firması direk dikme ihalesine girmiş. Diğer firmalar günde 60 ile 90 direk dikerken Temel’in firması 4 direk dikmiş. Temel 4 direk dikmeyi böbürlenerek anlatmış ve; ”Diğerlerinin diktiği direkleri bir görseniz, hepsinin en az % 90’ı toprağın üstünde!..”

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Önemli olan yere düşüp düşmemen değil, tekrar ayağa kalkıp kalkmamandır. Vince Lombardini

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · SEBZELİ KÖFTE
                                · MAKARNA
                                · MEVSİM SALATA
                                · MEYVE

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: SUHAN: (Tür.) Er. - Suyun hakimi, su kaynaklarının yönetimini elinde bulunduran.
                                Kız: SUDİYE: (Ar.) Ka. - Yararlı, faydalı, kazançlı.

                                MANİ

                                İn dereye dereye
                                Dere çakıllı yârim
                                Gördüğüne gönül verdin
                                Gel geç akıllı yârim



                                BİLMECE
                                Eve gelen hırsız neyi çalmaz?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: Ütü

                                Comment

                                Working...
                                X