fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 28 Ağustos 2010

    Bugün 28 Ağustos 2010 18 Ramazan 1431 Ağustos: 15 Hızır 115 Kocatepe Camii'nin İbadete Açılması (1987)-Solhan'ın kurtuluşu (1918)-Leyleklerin gitme zamanı-Sıcakların azalması

    HADİS-İ ŞERİF

    Kur’ân, Allah’a gökyüzünde ve yeryüzünde bulunan her şeyden daha sevimlidir. Ravi: Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân 6



    HUZUR DERSLERİ
    Osmanlı devletinin kuruluşundan itibaren; Ramazân-ı Şeriflerde her gün, diğer günlerde de sultan emrettikçe âlimlerin büyükleri toplanırlar; Kurân-ı Kerîm'den bazı âyetler tefsîr ederlerdi. Üçüncü Mustafâ Hân, bu hayırlı adeti bir nizâma koyup kanuna bağlamıştır. Osmanlı sul­tanları huzurunda Ramâzân-ı Şerîflerde okunmakta bu­lunan bu tefsîr derslerine "Huzur Dersleri" adı verilmiştir.
    Bu dersleri "Mukarrir" denen âlimler okuturdu. Sultân bu dersler vesilesiyle âlimleri dinleyerek onlardan isti­fâde eder, gelen âlimler de sultanın ihsanına mazhar olurdu. Bu derslerde müsbet ilimler müzâkere edilir, edebî sohbetler de yapılırdı.
    Bu dersler sayesinde Osmanlı memleketinin Halep, Şam, Mısır gibi ilim merkezlerinden başka İran, Hora­san, Dağıstan, Hindistan ve Buhara gibi diğer beldeler­den de nice büyük âlimler İstanbul'a toplanmıştır. Bura­daki halk ve âlimler bu gelen âlimlerden istifâde etmiş­ler, İstanbul tam manâsıyla dîn ve dünyâ ilimlerinin menbaı ve bir ilim başşehri hâline gelmiştir. Bu yüksek âlimlerin toplandıkları meclislerde en girift meseleler halledilir, çözülürdü.
    Ebûssuûd Efendi gibi muktedir müfessirler bu dersler sayesinde yetişmişlerdir. Zira derslere iştirak eden âlim­ler mahcûb olmamak için bir yıl boyunca hazırlık yapar­lar, pek ince tedkîklerde, araştırmalarda bulunurlar, me­selelere tam bir vukuf sağlarlardı.
    Sultân Üçüncü Mustafa Han'dan sonra yaklaşık iki asır devam ederek 1923'te sona eren bu derslerde Bey-zâvî Tefsîri esâs alınmış ve Osmanlının son zamanla­rına kadar pek derin tedkîkler ve münazaralar ile devam edegelmiştir.
    Huzur dersleri faydanın umumi olması için Sultân İkinci Abdülhamîd Hân'ın emri üzerine Türkçe olarak yazılmıştır.

    FIKRA

    Temel doktora parmağıyla dokunarak vücudunun ağrıyan yerlerini sıralar. Doktor ağrıyan yerlerin bunca çokluğu karşısında heyeti toplar, konsültasyon yapılır ve teşhis konur; ”Temel’in sağ işaret parmağı kırık!..”

    GÜNÜN SÖZÜ

    Önce kendi gideceğin yolu öğren sonra öğretmeye kalk. Buddha

    YEMEK MENÜSÜ
    · MENEMEN
    · MAKARNA
    · YOĞURT
    · MEYVE

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: SUNUHİ: (Ar.) Er. - Hatırlayan, gönül alan, kolay anlayan.
    Kız: SUĞRÂ: (Ar.) Ka. - Daha, pek, en küçük.

    MANİ

    Süt mavi kurdeleye
    Ben altın takar mıyım?
    Senin gibi çalgıcıya
    Ben artık bakar mıyım?



    BİLMECE
    Meyvelerin şefi hangisidir?
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: Zili

    Comment


    • 29 Ağustos 2010

      Bugün 29 Ağustos 2010 19 Ramazan 1431 Ağustos: 16 Hızır 116 Seyyit Kutub'un Şehadeti (1956) - Mohaç Meydan Savaşı (1526)-Belgrad'ın fethi (1521)

      HADİS-İ ŞERİF

      Kim Allah Teala hazretlerinin rızası için bir derece tevazu izhar eder (alçak gönüllü) olursa, Allah, onu bu sebeple, bir derece yükseltir. Kim de Allah'a bir derece kibirde bulunursa, Allah da onu bu sebeple bir derece alçaltır, böylece onu esfel-i safiline (aşağıların aşağısına) atar. Ravi: Kütüb-i Sitte, 7235



      PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V) BİR HUTBESİ-Ey insanlar, sanki ölüm dünyâda bizden başkasına vazılms ve Allah'ın hakkı bizden başkasına vacip oj-S cfnâzesini kaldırdığımız ölüler, gûyâ yakında do-nüp gelecek misafirlerdir; götürür cesetlerin, kabre ko­va? mirasların, yeriz. Biz onlardan sonra dünyada ebe-diymişiz gibi her vaizin nasihatini unutuyoruz, her belayfme^am^t etti. Dîn âlimleri ve hikmet ehlinin mec-
      IİSİSaâdeUtIUondkUimseye ki nefsini edeplendirip ahlâkın, aüzeltest rd° gizli iş ve hareketlerinde dürüst hareket İTKe âmd eyledi, mal.n.n fazlasından (muh taç la-fStasadduk eyledi harcadı. Sözün (lüzumundan) fazla-sm» tuttu. Sünnetime uyarak bidatlerden kaçtı.,
      'Muhakkak mü'min iki endişe içinded.r:B.r.,geçm^ zaman ki, mü'min yaptığı şeyler .çın Allah tan ne mua­mele Göreceğini bilmediğinden endişe eder.
      Diöeri- aelecekte kazâ-yı ilâhiyyenin ne yolda cereyan edeSni9 yânf Heride Ce^âb, Hakk'm kendisine nasıl muamele edeceğini bilmediğinden endişe eder
      Simdi kul gözünü açsın da dünyâda iken nefsi (dun-yâ!).çn nebinden, âhireti için dünyâsından azığım te­mine çalışsın. Ölümünden evvel hayatından istifadeı ça­relerini düşünsün. Çünkü dünyâ sızın .çın, s.z de ah.ret
      YeSSderim ki öldükten sonra mazeret beyânına (özür göstermeye) meydan yoktur. Düny^^nra^to cennet veya cehennemden başka bir karar (ve duraK)
      yerİy°ktUr"

      FIKRA

      Temel arızalı paraşütle atlamayı reddedince komutanı, “Teknoloji gelişti, bir arıza olursa paraşüt tamircileri hemen havada tamir ediyor...” diyerek ikna etmiş. Temel atlamış ve paraşütü açılmamış. Tam o sırada üzerinde tulumu, elinde ingiliz anahtarıyla birinin roket gibi yanına geldiğini görmüş ve bağırmış; ”Paraşüt tamircisi misin?” Adam yanından hızla geçerken; ”Hayır!.. Doğalgazcıyım!..”

      GÜNÜN SÖZÜ

      Önce doğruyu bilmek gerekir, doğru bilinirse yanlış da bilinir: ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılamaz. Farabi

      YEMEK MENÜSÜ
      · ETLİ TAZE FASULYE
      · PİLAV
      · CACIK
      · MEYVE

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: SUNER: (Tür.) Er. - Sunucu, sunan.
      Kız: SULEHÂ: (Ar.) Ka. - Salih, iyi, yarar, selahiyet, günah işlemeyen.

      MANİ

      İn dereye dereye
      İnemeyen atlasın
      Yârimle ikimizi
      Çekemeyen çatlasın



      BİLMECE
      Damlaya damlaya ne olur?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: Şeftali

      Comment


      • 30 Ağustos 2010

        Bugün 30 Ağustos 2010 20 Ramazan 1431 Ağustos: 17 Hızır 117 ZAFER BAYRAMI - Kütahya'nın Kurtuluşu (1922)

        HADİS-İ ŞERİF

        İnsanda bulunan en şerli şey aşırı cimrilik ve şiddetli korkudur. Ravi: Ebu Davud, 2511



        ... BU KUR'ÂN İNSANLARI EN DOĞRU YOLA HİDÂYET EDER.
        Kur'ân-ı Kerîm, insanlara Allâhü Teâlâ'nın varlığını, birliğini, büyüklüğünü ve kudsiyetini bildirir.
        Kur'ân-ı Kerîm, insanlara gönderilmiş olan peygam­berlerin bir kısmı hakkında malûmat verir. Vazifelerini nasıl yaptıklarını ve ne kadar fedâkârlıkta bulundukla­rını bildirir. Bütün insanların son peygamber Muham-med Mustafâ'ya (sav.) uymalarını emreder.
        Kur'ân-ı Kerîm, geçmiş ümmetlere âit en ibretli hâdi­seleri ve târihî vak'aları bildirir, insanları ibret almaya davet eder. İnançsız kavimlerin çok korkunç akıbetlerini haber verir.
        Kur'ân-ı Kerîm, insanlara dâima uyanık bir ruha sahip olmalarını ve Hak'tan gafil bulunmamalarını emreder.
        Kur'ân-ı Kerîm, Müslümanlara, dinlerine sımsıkı sarıl­malarını ve dâima hakkı müdâfaa etmelerini tavsiye eder.
        Kur'ân-ı Kerîm, medenî ve sosyal hayatın intizâmı için gereken esasları ve hükümleri bildirir, insanların bir­takım haklara ve vazîfelere riâyet etmelerini ister.
        Kur'ân-ı Kerîm, hem şahıslara, hem de cemiyetlere, selâmet içinde kalmaları için adaleti, doğruluğu, alçak gönüllü olmayı, şefkat ve merhameti, iyilik etmeyi, ba­ğışlamayı, edebe riâyeti, adaleti ve bu gibi yüksek huy­ları tavsiye eder. İnsanları zulümden, hainlik etmekten, kibirden, cimrilikten, intikam duygularından, katı yürekli olmaktan, çirkin söz ve işlerden, zararlı olan içecek ve yiyeceklerden men eder. Yapılması, yenilip içilmesi he­lâl veya haram olan şeyleri bildirir.
        Kur'ân-ı Kerîm, Allâhü Teâlâ'nın bu kâinat için koy­muş olduğu kanunları hiç kimsenin değiştiremeyeceği­ni, insanlara, çalışmalarının meyvesinden başka bir şey elde edemeyeceklerini hatırlatır. İnsanları çalışmaya ve gayrete teşvik eder.
        Kur'ân-ı Kerîm, Allah'ın emirlerine uyan îmân sahip­lerine vereceği ni'metleri, uymayan kimselere de hazır­lamış olduğu azapları haber verir.

        FIKRA

        Temel ile Dursun Afrika’ya devekuşu avına gitmişler. Devekuşları avcıları görünce başlarını kuma sokmuşlar. Dursun; “Haçan, nereyedur bunlar?..”

        GÜNÜN SÖZÜ

        Öğüt vermek kolay,örnek olmak zordur. La Rochefaucauld

        YEMEK MENÜSÜ
        · İZMİR KÖFTE
        · PEYNİRLİ MAKARNA
        · MEVSİM SALATA
        · MEYVE

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: SULHİ: (Ar.) Er. - Barışa özgü, barışla ilgili, barışçı.
        Kız: SULBİYE: (Ar.) Ka. - Birinin sulbünden gelme, kendi evladı, kızı.

        MANİ

        Ayakkabımın izi
        Tarlaya çektim çizi
        Yar öğretmen, ben terzi
        Çekemiyorlar bizi



        BİLMECE
        Hiç ceza alınmadan öldürülen şey nedir?
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: Su faturası kabarır

        Comment


        • 31 Ağustos 2010

          Bugün 31 Ağustos 2010 21 Ramazan 1431 Ağustos: 18 Hızır 118 II. Abdulhamid Han'ın Tahta Çıkışı (1876)-İmam Buhari'nin vefatı (869)-Kırgızistan'ın istiklali (1991)-Mihrican fırtınası

          HADİS-İ ŞERİF

          Ümmetimden veya yahudilerden ve hıristiyanlardan her kim beni işitir de bana iman etmezse cennet'e giremez. Ravi: Müsned-i Ahmed



          SULTAN ABDÜLHAMİD HANA DÂİR
          • Sultan Abdülhamid Han Aile beşiği olan Eskişehir ve öğüt civarındaki Karakeçili aşiretinden iki yüz kişilik bir “Söğütlü Maiyyet Bölüğü" teşkil etmiştir.
          Mâbeyn Başkâtibi Tahsin Paşa hatıratında diyor ki: Sultan Abdülhamid Han'ın bu mızraklı bölüğüne fev­kalâde teveccüh ve îtimâdı vardı. Sultan, Söğütlü bölü­ğünden dâima memnuniyet ve sitayişle bahseder, on­larla görüştüğü zaman:
          - Öz hemşehrilerim! diye hitâb eylerdi.
          • Sultan Abdülhamid'i meşrûtiyetten yıldıran muhtelif sebeplerin en mühimlerinden biri de anâsır (soy, milliyet) meselesi ve o zamanki Osmanlı devletinde Türk unsuru­ nun diğer unsurlara nispetle ekalliyette (azınlıkta) olması­ dır. Sultan Abdülhamîd Meclis-i Meb'ûsân'ın anâsır mücâdelesine sahne olacağı kanâatinde olup,
          - HBlr hükümdar İçin lâzım olan şey memleketin man» faatldlr, Eğir bu menfaat Kanûn-ı Esasî'nln İlânı ist o da yapılıyor, Fakat iyi tatbik olunur mu, Türk'ün menfaati mahfuz kalır mı, burası bilinmezi" demiştir.
          Pâdişâhın bu millî endişesinde ne kadir haklı olduğu» nu Ikinoi Meşrutiyet târihi bütün feoâatiyle isbât etmiştir,
          • Sultan Abdülhamîd Iran hükümeti tarafından Azer­baycan'da yasaklanmış elan Türk dilinin tedris lisânı olmasını termin etmiş ve Azerbaycan mekteplerinden Türk dili yasağı kaldırılmıştır,
          Iran şahı Muzafferüddin Kacar'ın İstanbul'a gelmesin­den istifâde eden Sultan, o zamana kadar Azerbaycan mekteplerinde tedrisi yasak olan Türk diline âit yasağın kaldırılmasını te'min etmiştir. İstanbul gazeteleri bu müjdeyi şöyle neşretmişlerdir, "Tercümân-ı-Hakikafın ifâdesine göre Muzafferüddin Şah "Azerbaycan'da bulunan mekteplerde bundan böy­le Fars dili ile beraber Türk dilinin dahi tedrisine ve bil­hassa Türkçenin gereği gibi öğretilmesine itinâ edilme­sini" emretmiştir.

          FIKRA

          Temel Londra’da adamın birinin makineye 25 pens atıp kutu kola aldığını görmüş. Gitmiş, 100 pound’un tümünü 25’lik olarak bozdurmuş. Makineye her 25’lik atışında bir kutu düşüyormuş. Arkadaşları gelip, bunca kolayı ne yapacağını sorduklarında; ”Elleşmeyun bağaa, bugün şansım çok eyi!...”

          GÜNÜN SÖZÜ

          Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir. Ruffini

          YEMEK MENÜSÜ
          · PATLICAN MUSAKKA
          · PİLAV
          · CACIK
          · MEYVE

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: SİRET: (Ar.) Er. Bir kimsenin manevi durumu, hal ve hareketleri, tabiatı ahlak ve karakteri. Hal ve gidiş. Hal tercümesi. - Hz. Muhammed'in hal tercümesi.
          Kız: SİPÂS: (Fars.). - Şükretme, dua etme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

          MANİ

          Ayakkabımın izi
          Tarlaya çektim çizi
          Yar öğretmen, ben terzi
          Çekemiyorlar bizi



          BİLMECE
          İnsan, en çok hangi zilden etkilenir?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: Vakit

          Comment


          • 1 Eylül 2010

            Bugün 1 Eylül 2010 22 Ramazan 1431 Ağustos: 19 Hızır 119 Uşak, Gediz, Kiraz, Aliağa ve Seyitgazi'nin Kurtuluşu (1922)-II.Dünya Harbinin başlaması (1939)-Özbekistan'ın istiklali (1991)

            HADİS-İ ŞERİF

            Sıdk insanı birr'e (Allah'ı razı edecek iyiliğe) götürür, birr de cennete götürür. Kişi, doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah'ın indinde sıddık (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalanda kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah'ın indinde yalancı diye kaydedilir. Ravi: Müslim, Birr 102



            HAYIR, MALDA DEĞİL AMELDEDİR
            Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) Medine-î Münevvere'de Selmân-ı Fârisî ile Ebu'd-Derdâ'yı (r.anhüma) kardeş yapmıştı. Resûlullâh Efendimiz'den sonra Ebu'd-Derdâ (r.a.) Şam'da, Selmân-ı Fârisî de (r.a.) Irak'ta ikâmet edi­yordu. Ebu'd-Derdâ (r.a.) Selmân-ı Fârisî'ye yazdığı mek­tupta şöyle diyordu: "Selâmün aleyke. Senden ayrıldıktan sonra Allâhü Teâlâ bana mal ve evlât vererek beni rızık-landırdı ve ben mukaddes topraklara yerleştim."
            Selmân-ı Fârisî'de (r.a.) ona şöyle bir mektup yazdı: "Selâmün aleyküm. Sen bana, Allâhü Teâlâ'nın seni rızıklandırdığını; mal ve evlâd verdiğini yazdın. Fakat bil­miş ol ki; hayır, mal ve evlâdın çok olmasında değildir. Hayır, hilmini (yumuşak huylarını ve sabrın.) arttırmakta ve ilminin sana fayda vermesindedir. Bana mektubunda, mukaddes topraklara yerleştiğini yazdın. Fakat amel et­medikçe yeryüzü hiçbir kimseye fayda vermez. Allah'ı görüyormuş gibi amel işle, kendini ölülerden say."

            RAMAZANDA AFFEDİLMEYEN HANGİ AYDA AFFEDİLİR?
            Abdülkâdir Geylânî Hazretleri buyurdular:
            Aylar içinde Ramazan ayı; göğüsteki kalp, insanlar içinde peygamberler ve beldeler içinde Mekke-i Müker-reme gibidir.
            Mekke-i Mükerreme'ye deccâl giremez, Ramazan ayında da azgın şeytan zincire vurulur.
            Peygamberler, günahkâr müminlere şefaat ederler, Ramazan ayı da oruç tutanlara şefaat eder.
            Kalp, Allah'ı bilme ve îman etme nuruyla süslenmiştir, Ramazan ayı da okunan Kur'an nurları ile süslenmiştir.
            Ramazan ayında günahları bağışlanmayan kimse­nin feaşka hangi ayda günahları bağışlanır?
            Kul, tevbe kapıları kapanmadan, pişman olma im­kânı geçmeden önce Allâhü Teâlâ'ya tevbe etmeli­dir. Ağlama ve Allah'ın rahmetine nail olma vakti geçip gitmeden gözyaşı dökmelidir.

            FIKRA

            Temel her balığa gittiğinde ıslak dönüyormuş babasının dikkatini çekmiş ve sormuş;
            - Ula Temel sen paluktan hep ıslak döneyursun. Nedendur daa?
            - Pabacuğum ben paluğa çıkınca sigara içeyürüm.
            - Eee, oğlum bunun ıslaklıkla ne ilçusu var?
            - Pabacuğum sigara bitunce denize atayirum sönsün diye de üstüne basayürüm. Onun için ıslanayürüm.

            GÜNÜN SÖZÜ

            "Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem..Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum.." Voltaire

            YEMEK MENÜSÜ
            · PİLİÇ KROKET
            · FIRIN MAKARNA
            · TAVUK SUYU ÇORBA
            · ÇOBAN SALATA

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: SUYURGAMIŞ: (Tür.) Er. Lütufta, ihsanda bulunan, bağış yapan kimse. Acıyan, merhamet eden.
            Kız: SULTAN: (Ar.) Ka. - Padişah, hükümdar.

            MANİ

            Kaşların karasına
            Mim çekmiş arasına
            Yari ilaç diyorlar
            Kalbimin yarasına



            BİLMECE
            En neşeli çiçek hangisidir?
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: Karnında çalan zilden

            Comment


            • 2 Eylül 2010

              Bugün 2 Eylül 2010 23 Ramazan 1431 Ağustos: 20 Hızır 120 Eskişehir'in Kurtuluşu (1922) - Kösem Sultan'ın Öldürülmesi (1651)-Büyük İstanbul Yangını (1633)-Zabıta Teşkilatı'nın kuruluşu (1826)-Zabıta Haftası

              HADİS-İ ŞERİF

              Size oruç, namaz ve sadakanın derecesinden daha üstün olan şeyi haber vermeyeyim mi?" "Evet (Ey Allah'ın resulü, söyleyin!)" dediler. "İnsanların arasını düzeltmektir. Çünkü insanların arasındaki bozukluk (dini) kazır.Ravi: Ebu Davud, Edeb 58, (4919); Tirmizi, Kıyamet 57



              RAMAZAN AYI, RAHMET VE MAĞFİRET AYIDIR
              Allâhü Teâlâ, Ramazan ayının her gecesi şöyle buyurur: "Bir isteği olan yok mu, isteğini vereyim. Tövbe eden yok mu, onun tövbesini kabul edeyim. Bağışlanmak isteyen yok mu, onu bağışlayayım!" Allâhü Teâlâ, Ramazan ayının her günü iftar vaktinde, azabı hak etmiş milyon kişiyi cehen­nemden âzâd eder. Ramazan ayındaki cuma günü ve ge­cesinin her saatinde, yine azaba müstahak olmuş milyon kişiyi cehennemden âzâd eder. Ramazan ayının son gü­nünde ise, Ramazan ayının başından sonuna kadar affe­dilenlerin sayısı kadar kişi cehennemden âzâd edilir.
              Kadir Gecesi olduöunda da Allâhü Teâlâ, Cebrail aley-hisselâma emreder. Cebrail aleyhisselâm meleklerden bir toplulukla beraber yeryüzüne iner...
              Cebrail (a.s.) meleklere şöyle der: 'Allâhü Teâlâ üm­met-i Muhammed'e rahmet nazarı ile baktı, onları affedip günahlarını bağışladı. Ancak dört kimse hâriç! 'Devamlı içki içen, ana babasına âsî olan, sıla-i rahimde bulun­mayan (yakın akrabası ile alâkasını kesen), Müslüman kardeşiyle üç günden fazla küs duran.'
              Bayram gecesine 'yevmü'l-câize' yani 'mükâfat gecesi' denir.
              Bayram günü sabah vaktinde Allâhü Teâlâ meleklerini yeryüzünün her tarafına gönderir. Melekler, bir sokağın başına geçerek: 'Ey Muhammed ümmeti! Kerem sahibi Rabb'inizin huzuruna çıkın. Çünkü o, bol bol veriyor ye büyük günahları bağışlıyor.' derler. Bunu insan ve cinlerin dışındaki bütün yaratılmışlar duyar.
              İnsanlar bayram namazlarını kılmak üzere evlerinden çıktıklarında Allâhü Teâlâ meleklerine, 'Ey meleklerim! Bir işçi işini bitirince alacağı karşılık nedir?* buyurur. Melek­ler, 'Ey Rabbimiz! Alacağı ücretin tam olarak ödenmesi­dir.' buyururlar.
              Allâhü Teâlâ onlara: 'Ey meleklerim! Sizleri şahit tutu­yorum ki, onların Ramazan'da tuttukları oruçların, kıldık­ları namazların sevabı olarak ben de onlara rızâmı ve mağfiretimi veriyorum.1 byyurur. Sonra Allâhü Teâlâ: "Ey kullarım! Benden isteyin. İzzetime ve celâlime yemin ede­rim ki, bugün dininiz veya dünyânız için benden ne ister­seniz onu vereceğim." buyurur.

              FIKRA

              Karadenizlinin birisi bara girmiş;
              - Barmen bey... Bana bir limonsuz tekila...
              - Beyefendi limonumuz kalmadı, kusura bakmayın. Portakalsız versek olur mu?

              GÜNÜN SÖZÜ

              Açlıktan ölmek üzere bulunan bir köpeği kurtarınız, sizi ısırmayacaktır. İnsan ile köpek arasındaki başlıca fark budur" Mark Twain

              YEMEK MENÜSÜ
              · PİLİÇ ŞİŞ
              · SPAGETTİ
              · EZO ÇORBA
              · FIRIN SÜTLAÇ

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: SUNGURALP: (Tür.) Er. - Soğukkanlı ve doğankuşu gibi güçlü, yiğit.
              Kız: SUNA: (Tür.) Ka. - Erkek ördek. Görünüşündeki zerafet sebebiyle bayan ismi olarak kullanılmıştır.

              MANİ

              Pembe giyerim pembe
              Pembe yakışır gence
              İnsan bir hoş oluyor
              Sevdiğini görünce



              BİLMECE
              Hangi lastik otomobile takılmaz?
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: Gül

              Comment


              • 3 Eylül 2010

                Bugün 3 Eylül 2010 24 Ramazan 1431 Ağustos: 21 Hızır 121 İngiltere ve Fransa'ın Almanya'ya Savaş Açması (1939)-(Eskişehir) Seyyid Battal Gazi'yi Anma Haftası-Durdunbey, Sındırgı, Güney, Ödemiş, Emek, Tavşanlı, Selendi, Eşme Ve Buharkent'in kurtuluşu (1922)-Fırtına

                HADİS-İ ŞERİF

                Resulullah (sav) yarın için hiçbir şey biriktirmezdi.Ravi: Hz. Enes (R.A), Tirmizi, Zühd 38



                RAMAZAN'DA ÜMMET-I MUHAMMEDİ VERİLEN BEŞ ŞEY
                Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: Ramazan ayında ümmetime, daha önceki hiçbir ümmete veril­meyen beş şey verilmiştir:
                1- Oruç tutanın ağız kokusu Allah katında misk koku­sundan daha güzeldir.
                2- İftar edinceye kadar melekler oruç tutanlara istiğfar ederler.
                3- Allâhü Teâlâ her gün cennetini tezyîn eder, süsler ve sonra şöyle buyurur: "Ey cenneti Yakında sâlih kulla­rımı dünyâ mihnet ve sıkıntılarından kurtarıp, ikram ve rahmetime kavuşturacağım."
                4- Bu ayda şeytanlar bağlanır. Başka zamanlarda ya­pabildiklerini bu ayda yapamazlar.
                5- Ramazan-ı Şerîfin son gecesi Ümmet-i Muhammed bağışlanır.
                Ashâb-ı Kirâm'dan birisi "Yâ Resûlullâh, o gece Kadir Gecesi midir?" diye sorduğunda "Hayır. Çalışanlara işle­rini bitirdiklerinde ücretleri tam olarak verilir." buyurdu.

                DERSE OLAN AŞKIN MÜKÂFATIİmâm Mâlikin meclisinde kendisinden ilim öğrenen talebeleri vardı. Birisi 'fil geldi', diye seslendi. Hepsi file bakmak için çıktı. Sadece Yahya bin Yahya el-Endülüsî çıkmadı.
                İmâm Mâlik sordu: "Bu acâip hayvanı görmek için sen niye çıkmadın? Zira senin memleketinde de bu hayvan­dan yoktur." O "Ben beldemden sana bakmak, ilminden ve hidâyetinden istifâde etmek için geldim, file bakmak için gelmedim." dedi. İmâm Mâlik de ona 'âkili ehl-i En­dülüs' yani, Endülüs'ün en akıllısı, diye isim verdi.
                Bilâhare Yahya Endülüs'e döndü. Endüjüs âlimlerinin reîsi oldu ve onun vasıtasıyla Endülüs'de İmâm Mâlik'in mezhebi yayıldı. İmâm Mâlik'in Muvatta'ının en meşhur ve en güzel rivayetleri ona aittir. Devlet adamları kendi­sine çok tazîm ederlerdi. Duası makbul bir zât idi. Hicrî 234'de vefat etti. Kabri Kurtuba dışındaki İbn-i Abbâs Kabristam'ndadır.

                FIKRA

                Temel'in tarlasını su başmış. Meraklılar toplanmış. Aralarından biri sormuş;
                - Suyun üzerinde hareket eden bir kasket var, ne olabilir?
                - Biz Karadenizliler her koşulda tarlamızı süreriz.

                GÜNÜN SÖZÜ

                Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç varır. Mirabeau

                YEMEK MENÜSÜ
                · KIYMALI PİDE
                · EZO ÇORBA
                · MEVSİM SALATA
                · AYRAN

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: SUNGUR: (Tür.) Er. 1. Sakin, soğukkanlı (kimse). 2. Akdoğan.
                Kız: SUNAR: (Tür.) Ka. - Saygılı bir biçimde verir, takdim eder.

                MANİ

                Mendilimin ucuna
                Sakız bağlarım sakız
                Duyuyorum sevdiğim
                Severmişsin başka kız



                BİLMECE
                Sürekli döküldüğü halde tükenmeyen şey nedir?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: Bel lastiği

                Comment


                • 4 Eylül 2010

                  Bugün 4 Eylül 2010 25 Ramazan 1431 Ağustos: 22 Hızır 122 Sivas Kongresi (1919) - Atom Enerjisi Komisyonu Kuruldu (1956)-Bigadiç, Bozhöyük, Söğüt, Buldan, Tire, Simav, Kula ve Sarıgöl'ün kurtuluşu (1922)-Bıldırcın Geçimi Fırtınası

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Resulullah (sav) ölmek üzere olan bir gencin yanına girmişti. Hemen sordu: "Kendini nasıl buluyorsun?" "Ey Allah'ın Resulü, Allah'tan ümidim var, ancak günahlarımdan korkuyorum" diye cevap verdi. Resulullah (sav) da şu açıklamayı yaptı: "Bu durumda olan bir kulun kalbinde (ümit ve korku) birleşti mi Allah o kulun ümid ettiği şeyi mutlak verir ve korktuğu şeyden de onu emin kılar." Ravi: Tirmizi, Cenaiz 11, (983); İbnu Mace, Zühd 31, (4261)



                  KADİR GECESİNİN FAZİLETİ
                  Ashâb-ı Kiram, Allâhü Teâlâ'nın Kadir Gecesi hakkında (bin aydan hayırlıdır) mealindeki âyet-i kerîmesine sevindikleri kadar hiçbir şeye sevinmediler.
                  Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ashabına İsrailoğulla-rından dört kişiyi anjattı. Bunlar -göz açıp yumuncaya kadar bir zaman dahi Allah'a âsî olmadan- seksen sene ibâdet etmişlerdir. Resûlullâh'ın (s.a.v.) ashabı da bundan dolayı hayret etmişlerdi. Cebrail (a.s.) geldi ve,
                  "Yâ Muhammed! Sen ve ashabın bu zâtların, göz açıp yumuncaya kadar kısa bir vakitte bile Allah'a isyan etmeden seksen sene ibâdet etmelerine hayret ettiniz. Allâhü Teâlâ senin üzerine bundan hayırlısını indirdi." dedi ve "İnnâ enzelnâhü fî leyleti'l-kadr...(Biz, onu Kadir Gecesi'nde indirdik.)" mealindeki âyet-i kerîmesi ile başlayan Kadr Sûresi'ni sonuna kadar okudu.
                  Resûlullâh Efendimiz (s.a.v) çok mesrur oldu, sevindi.

                  KADİR GECESİ'NDE NE YAPILIR?
                  Bu gece dört rek'at Kadir Gecesi namazı kılınır:
                  1'inci rek'atte: 1 Fatiha, 3 İnnâ enzelnâhü...,
                  2'nci rek'atte: 1 Fatiha, 3 İhlâs-ı şerîf,
                  3'üncü rek'atte: 1 Fatiha, 3 İnnâ enzelnâhü...,
                  4'üncü rek'atte: 1 Fatiha, 3 İhlâs-ı şerîf okunur.
                  Namazdan sonra:
                  · 1 defa, "Allâhü ekber Allâhü ekber. Lâ ilahe illal-lâhü vallâhü ekber. Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd."
                  · 100 Elem neşrah leke... sûresi,
                  · 100 İnnâ enzelnâhü... sûresi,
                  · 100 defa da Resûlullâh Efendimiz'in Hz. Âişe validemize öğrettiği "Allâhümme inneke afüvvün kerî-mün tuhıbbü'l-afve fâ'fü annî" duası okunur ve duâ edilir.
                  Mümkünse, bir de teşbih namazı kılmalıdır. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                  FIKRA

                  Pansiyonda geceleyen Cemal sabah ayrılırken sorar:
                  - Borcumu ödeyebilir miyim?
                  Pansiyoncu Temel:
                  - İnşallah!..

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır.
                  Bernard Shaw


                  YEMEK MENÜSÜ
                  · PEYNİRLİ PİDE
                  · YAYLA ÇORBA
                  · ÇOBAN SALATA
                  · COLA

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: SUNGUN: (Tür.) Er. 1. Yetenek. 2. Bağış, ihsan.
                  Kız: SUNAY: (Tür.) - Ay'ı sun, getir. Sun ve ay kelimelerinden birleşik isim. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                  MANİ

                  Al giydim alsın diye
                  Mor giydim sarsın diye
                  İnadıma bakarım
                  Sen bana yarsın diye



                  BİLMECE
                  Hangi yazı silinmez?
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: Dil

                  Comment


                  • 5 Eylül 2010

                    Bugün 5 Eylül 2010 26 Ramazan 1431 Ağustos: 23 Hızır 123 Kuyucak, Nazilli, Sultanhisar, Susurluk, Pazaryeri, Alaşehir, Görde ve Salihli'nin kurtuluşu (1922)Kurtuluşu (1922)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Ben kıyamet şöyle yakın olduğu halde gönderildim!" buyurdular ve şehadet parmağıyla orta parmağını yanyana gösterdiler.Ravi: Buhari, Rikak 39



                    KADİR GECESİ'NİN HUSUSİYETLERİ

                    Cenâb-ı Hakk, bâzı kıymetli şeyleri birçok'hikmetler için gizlemiştir:
                    Kullarının bütün ibâdet ve tâatlere rağbet etmesi için rızâ­sını ibâdet ve tâatlerde; büyük-küçük günahlardan kaçın­maları için gadabını günahlarda; bütün isimlerine ta'zîm edilmesi için Ism-i A'zam'ı Kur'ân-ı Kerîm'de; bütün namaz­ların muhafazası için salât-ı vüstâyı (orta namazını), günün tamamında duâ edilmesi için cuma günündeki icabet saatini (duanın kabul edilen vaktini); hiç kimseyi hor ve hakir gör­memek için velî kullarını; Ramazan'ın her gecesini ibâdet ve tâatle ihya edip daha çok sevap kazansınlar diye de Kadir Gecesi'ni gizlemiştir.
                    Bununla beraber Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) Kadir Gecesi'nin bâzı alâmetlerini bildirmiştir: O gece gökyüzü parlak ve bulutsuz olur. Hava ne soğuktur ne de sıcak, latîf olur. O gecenin sabahında güneş ziyâsız (solgun) olarak doğar.
                    Kadir Gecesi, içerisinde Kur'âh-ı Kerîm inzal olunan mü­barek gecedir. Bu gecenin pek çok hususiyetinden birkaçı:
                    1- Bu gecede ibâdet (içerisinde Kadir Gecesi olmayan) bin ayda yapılan ibâdetten daha hayırlıdır. Resûlullâh Efendimiz'e, (s.a.v.) kendisinden önceki ümmetlerin ömrü gös­terildi. Ümmetinin ömürlerini kısa gördü. Bunun üzerine Hz. Allah bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'ni ihsan etti.
                    2- Kadir Gecesi'nde meleklerin ve ruhun inmesi.
                    Melekler bu gecenin esrarını görmek üzere inerek yer­yüzünü doldurduğu için bu geceye darlık mânâsına olan "Kadir" ismi verilmiştir.
                    Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki: "Kadir Ge­cesi olunca Allâhü Teâlâ, Cebrail'e (a.s.) emreder. Ceb­rail (a.s.) yanlarında yeşil bir sancakla melekler ile yer­yüzüne inip sancağı Ka'be'nin üzerine dikerler. Cebrail (a.s.) bu gece melekleri teşvik eder. Onlar da her ayakta durana, oturana, namaz kılana ve zikredene selâm ve­rirler ve onlarla musâfaha ederler. Yaptıkları dualara âmin derler. Bu, fecir vaktine kadar devam eder."
                    3- Bu gece, fecir vaktine kadar selâmettir.

                    FIKRA

                    Gece yarısı kendini fena hisseden Temel Fadime'yi dürtmüş;
                    - Işığı yak, galiba ölüyorum!
                    - Kes sesini! Olacaksa karanlıkta da olur!..

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Akıllı görünme çabası, çoğu zaman akıllı olmayı engeller.
                    La Rochefoucauld


                    YEMEK MENÜSÜ
                    · YAPRAK SARMA
                    · MANTI
                    · YOĞURT
                    · DOMATES ÇORBA

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: ŞÂDÂB: (Fars.) Er. - Suya kanmış, sulu, taze.
                    Kız: SUNGU: (Tür.) - Armağan, bağış, ihsan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                    MANİ

                    Bahçelerde pırasa
                    Yaprağına kar yağsa
                    Oğlanlar bekâr kalsa
                    Şu kızlara yalvarsa



                    BİLMECE
                    Hangi barajda su olmaz?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: Alın yazısı

                    Comment


                    • 6 Eylül 2010

                      Bugün 6 Eylül 2010 27 Ramazan 1431 Ağustos: 24 Hızır 124 Yavuz'un Tebrize Girişi (1514) - Bilecik, Gönen, Savaştepe, İnegöl, Yenişehir, Akhisar, Bayındır, Köşk, Söke ve Balıkesir'in Kurtuluşu (1922)-Şeyh Edebali'yi Anma Günü (Bilecik)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Kim (gasben başkasının) arazisine bir karış haksız tecavüz ederse yedi kat yerin dibine kadar boynuna dolandırılarak cezalandırılır.Ravi: Buhari, Bed'ül-Halk 2, Mezalim 13



                      SADAKA-İ FITIR (FİTRE)
                      Sadaka-i fıtır, Ramazan-ı Şerîfin sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarından başka en az nisap miktarı (80.18 gr. altın veya ona denk miktarda) bir mala mâlik bulunan her müslüman için verilmesi vacip olan bir sadakadır.
                      Zekâtın farz olmasından önce, orucun farz kılındığı sene vacip olan sadaka-i fıtır orucun kabulüne, ölüm ânı­nın sıkıntılarından ve kabir azabından kurtuluşa vesî-ledir. Yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye, bayram neşe­sinden onların da istifâde etmelerine bir yardımdır. Bu cihetle sadaka-i fıtır, insanî bir vazifedir.
                      Sadaka-i fıtır, her müslümanın kendisi ve fakir olan küçük çocuğu için de vaciptir.
                      Büyük çocuğun ve zengin olan çocuğun fitresi ba­basına vacip değildir.
                      Sadaka-i fıtır, Ramazan Bayramı'nın birinci günü fecr-i sâdıkın doğuşundan (sabah namazı vaktinin girmesinden) itibaren vacip olur. Fakat bundan daha önce de verilebilir. Tâ ki fakirler, bununla bayram namazına çıkmadan evvel noksanlarını tedârik edebilsinler.
                      Sadaka-i fıtır (fitre), Ramazan Bayramı'nın birinci günü fecrin doğusuyla vacip olduğundan fecirden önce çocuk dünyâya gelse onun için de sadaka-i fıtır vacip olur. Şa­yet fecirden sonra doğarsa bir şey lâzım gelmez.
                      Bir kimse, kendi idaresinde olmayan hanımının veya büyük evlâdının fitrelerini onların izinleriyle verebilir. Ken­di ailesi, idaresinde bulunduğu takdirde -âdeten izin bulunduğundan- izinleri olmaksızın vermesi de kâfidir.
                      Bir kimse kendi fitresini, fakir olan eşine, babasına ve­ya oğluna veremez.
                      Fitreyi bayram namazından sonraya bırakmak mek­ruhtur. Müstehap olan, namazdan evvel verilmesidir. Çünkü Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Bayram namazın­dan sonra verilen fıtra, diğer (nafile) sadakalardan bir sadakadır. Lâkin bayram namazından evvel verilen fıtra, Allâhü Teâlâ'nın indinde makbul olan bir sada­kadır." buyurmuşlardır.

                      FIKRA

                      Lokantada karşılıklı oturmuş, Oflu kabak, Arnavut pırasa yiyordu. Arnavut pırasayı methederken, cennet yemeği deyince, Oflu “Asıl cennet yemeği kabaktır!” dedi. Kabaktır, pırasadır diye atışırlarken çektiler tabancayı, ahçıyada çağırıp ona sordular: "Doğru söyle bakalım, cennetten önce kabak mı çıktı, pırasa mı?” Zavallı ahçı bakmış ki durum fena, işi şöyle tatlıya bağlamış: "Adem babamız cennetten çıkarken kabağı eline almış, pırasayı da kılıç gibi beline kuşanmış da öyle çıkmış!.."

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Akıllı kimsenin lisanı kalbindedir. Düşünerek söyler.
                      Hz.Ali (r.a.)


                      YEMEK MENÜSÜ
                      · IZGARA KÖFTE
                      · PİLAV
                      · ÇOBAN SALATA
                      · ŞEHRİYE ÇORBA

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: ŞAHİD: (Ar.) Er. 1. Bir yerde bulunan, bir şeyi gören ve gördüğü ve bildiği şeyler konusunda bilgi veren kimse, tanık. 2. Bir akdin yapılması sırasında taraflardan birinin yanında hazır bulunan. 3. Doğrulayan, isbat eden. 4. Hz. Muhammed'in sıfatlarından.
                      Kız: SUZNÂK: (Fars.) Ka. 1. Yakan, yakıcı. Dokunaklı. 2. Türk müziğinde basit bir makam.

                      MANİ

                      Armudu taşlayalım
                      Dibinde kışlayalım
                      Sevdiğimi görünce
                      Maniye başlayalım



                      BİLMECE
                      İpsiz ve mandalsız ne asılır?
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: Futbolcuların kurduğu barajda

                      Comment


                      • 7 Eylül 2010

                        Bugün 7 Eylül 2010 28 Ramazan 1431 Ağustos: 25 Hızır 125 Kanuni'nin Vefatı (1566) - Aydın'ın Kurtuluşu (1922)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Seninle münasebetini kesmiş olan akrabanı ziyaret et. Sana kötülük edene iyilik et. Aleyhine bile olsa doğruyu söyle(mekten çekinme).Ravi: Muhtaru'l - Ehadis



                        KİM DİN KARDEŞİNİN YARDIMINDA OLURSA...
                        Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular; "Kim bir müminin dün­ya sıkıntılarından birini giderine Allah da onun kıyâmtt sıkıntılarından birini giderir, Kim bir müslümanın kusuru­nu örtersi, Allah da onun dünya v§ âhlrtt kusurlarını ör= ter, Km bir sıkıntıda kalanın işine yardım ederse, Allah da dünya ve fihlrette o kimsenin işlerini kolaylaştırır,
                        Kul, din kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah da o kulun yardımında olur.
                        Bir kimse İlim talep etmek için bir yola girerse, Allah bu sebeple ona oennetln yolunu kolaylaştırır,
                        Allah'ın evlerinden birinde toplanıp, Allah'ın kitabını okuyup aralarında onu birbirlerine anlatan topluluğu, melekler kuşatırlar. Onların üzerlerine stkînet (huzur) ve rahmet iner. Allah onları katındaki (msl§k)l§rt anlatır."

                        ŞEVVAL AYIŞevval ayı. hac aylarının İlkidir. Bayram günlerindi salavât-ı sertte okunmalıdır. Bu ay İçinde 6 gün nafile PfüO tutulur. Bu oruç, şevvalin 12'slnden İtibaren 17. gün (dahil) tutulduğunda "eyyftm-ı blyz" da oruçlu ge­çirilmiş olaoağından çok büyük sevlbı vardır.
                        Resûlullâh Efendimiz, şevval ayından e gün oruç tutanların, senenin tamamını oruçlu geçirmiş olacağı müjdesini vermiştir. (Dui ve lbid§tl$r, Fazilet Neşriyat)

                        ŞEVVAL AYI İÇTİMÂİ, RU'YET VE BAŞLANGICI
                        Hierî-Kamsrî 1431 yılı Şevval ayı İçtimâi yarın (08 Eylül Çarşamba) Türkiye saati ile 13.30'dadır.
                        Ru'yit ise (09 Eylül Perşembe) Türkiye yaz saati ile: OOıIS'dedir,
                        Hilâlin görüldüğü yerler: Antarktika kıtasının batısı il© Büyük Okyanusun güney kesimi ve Güney Amerika kıtasının Güneybatı kesimi.
                        Hilal; Türkiye, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından asla görülemeyecektir.
                        09 Eylül Perşembe günü de Şevval ayının (1)'idir.

                        FIKRA

                        Hakim Temel'e sorar:
                        - Sabıkan var mı?
                        - Hayır efendum. Allah'tan başka kimsem yoktur.

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Akıllı konuşur, çünkü onun söylemek istedikleri var; aptal konuşur, zira kendinin bir şeyler söylemek mecburiyetinde olduğunu sanır. Plato

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · PİLİÇ IZGARA
                        · MISIRLI PİLAV
                        · ŞEHRİYE ÇORBA
                        · KAZANDİBİ

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: ŞAHİNER: (f.t.i.) Er. - Şahin gibi güçlü, yiğit er.
                        Kız: SÛZÜLAY: (Tür.) Ka. - Gökte süzülen ay.

                        MANİ

                        Cam altında ısırgan
                        Gavur musun Müslüman
                        Gel bir kerecik öpeyim
                        Vallahi bak ısırmam



                        BİLMECE
                        En hızlı yenilen şey nedir?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Surat asılır

                        Comment


                        • 8 Eylül 2010

                          Bugün 8 Eylül 2010 29 Ramazan 1431 Ağustos: 26 Hızır 126 Burhaniye, Kemalpaşa, Selçuk ve Manisa'nın Kurtuluşu (1922) - I.Süleyman'ın Budapeşte'yi Fethi (1529)-Dünya Okuma-Yazma Günü-Yarın Ramazan Bayramının 1.Günü

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Bir müslümana, kardeşine üç günden fazla küsmesi helal değildir. Yani, bunlar karşılaşırlar da her biri diğerinden yüz çevirir. Bu ikisinden hayırlı olanı, birinci olarak selam verendir.Ravi: Buhari, Edeb 62, İsti'zan 9; Müslim, Birr 25



                          BAYRAM NAMAZI NASIL KILINIR?

                          Bayram namazının her iki rek'atindeki üçer adet fazla tekbirlere "zevâid tekbirleri" denir. Vâcıp olan bu tekbirler, birinci rek'atte kıraatten önce, ikinci rekatte kıraatten sonra alınır. Bayram namazı şöyle kılınır.
                          Birinci rek'atte "iftitâh tekbiri"nöen sonra eller bağlanır ve "Sübhâneke"öen sonra imâm sesli, cemaat ise aizlice "Allâhü ekber" diyerek eller kaldırılır ve yanlara salınır; ikinci tekbir alınır ve eller yanlara bırakılır, uçun-cü tekbir alınıp eller bağlanır. İmam açıktan Fatiha yi ve zamm-ı sûre okur, cemâat dinler. Rükû ve secdeden sonra da ikinci rek'ate kalkılır.
                          İkinci rek'atte imâm', önce Fatiha ve zamm-ı sûre okuduktan sonra birinci rek'atin başında alınan tekbirler bu kez kıyamın sonunda üç defa alınır ve^ eller hep yanlara salıverilir. Dördüncü tekbir ile rükua giderek namaz tamamlanır.

                          AREFE VE BAYRAM GECELERİ NE YAPMALI?
                          Arefe ve bayram geceleri mümkünse Hatm-i Enbiyâ, Hatm-i İstiğfar yapılır ve Tesbîh Namazı kılınır Hatm-ı İstiğfar 1001 defa "Estağfirullâhe'l-azîm ve etubu ıleyk" diyerek istiğfar okumaktır.) (Duâ ve İbâdetler)

                          İSTANBUL 7.20 ESKİŞEHİR 7.14
                          ADAPAZARI 7.14 İZMİR 7.27
                          AFYON 7.14 İZMİT 7.16
                          AYDIN 7.25 KIRKLARELİ 7.26
                          BALIKESİR 7.24 KÜTAHYA 7.16
                          BİLECİK 7.16 MANİSA 7.26
                          BURSA 7.19 MUĞLA 7.23
                          ÇANAKKALE 7.30 TEKİRDAĞ 7.25
                          DENİZLİ 7.20 UŞAK 7.18
                          EDİRNE 7.29 YALOVA 7.18

                          FIKRA

                          İstanbul'da yaşayan bizim Temel av sporuna merak salar. Av için gerekli malzemeleri alır. Birkaç gün avlanır. Bir gün kahvede otururken Temel başlar maceralarını anlatmaya. Der ki, "Bir gün tüfeğimi aldım Belgrad Ormanı’na gittim. Yarım saat gezdikten sonra bir baktım beyaz bir ayı bana doğru geliyor. Tüfeğimi doğrultmamla ateş etmem bir oldu. Tek kurşunla ayıyı yere serdim!" der. O sırada arkadaşlarından birisi "Ha’di ulan oradan! Belgrad Ormanı’nda ayının ne işi var?" der. Temel bu lafın altında kalır mı. Hemen "Ulan ayı bu ne bilsin oranın Belgrad Ormanı olduğunu?" der.

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Aklın güzelliği dil ile, dilin güzelliği söz ile, kişinin güzelliği yüz ile, yüzün güzelliği göz ile belli olur. Yusuf Has Hacip

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · KARNIYARIK
                          · ERİŞTE
                          · CACIK
                          · MEYVE

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: SÜLASİ: (Ar.) Er. - Üçlü, üç şeyden meydana gelen.
                          Kız: SÜEDA: (Ar.) Ka. - Kutlu, uğurlu insanlar.

                          MANİ

                          Mani maniyeleyim mi
                          Bir mani söyleyeyim mi
                          İşaret et sevdiğim
                          Yanına geleyim mi



                          BİLMECE
                          Yazın en çok kim hava atar?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: Maaş

                          Comment


                          • 9 Eylül 2010

                            Bugün 9 Eylül 2010 1 Şevval 1431 Ağustos: 27 Hızır 127 İzmir'in İşgali (1922)-Osmanlı'da ilk telgraf hattı açıldı (1855)-RAMAZAN BAYRAMI 1.Günü

                            HADİS-İ ŞERİF

                            İnsanlara karışıp onların ezalarına katlanan müslüman, onlara karışmayıp, ezalarına katlanmayandan hayırlıdır.Ravi: Tirmizi, Kıyamet 56



                            BAYRAMLARIMIZ
                            Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Medîne-i Münevve-re'ye hicret buyurduklarında halkın senede iki günü (Nevruz ve Mihricân'ı) bayram kabul ederek o günlerde eğlenip neşelendiklerini gördü ve:
                            "Muhakkak Allâhü Teâlâ sizin bu iki gününüzü, bunlardan daha hayırlı olan iki günle; Ramazân ve Kurbân Bayramlarıyla değiştirdi." ve "Yâ Ebâ Bekr, her kavmin bayramı vardır. Bu günler de bizim bay­ramımızdır." buyurdular.
                            Âlimlerimiz bu hadîs-i şerîflerden müşriklerin bayram günlerine hürmetin yasak olduğu hükmünü çıkarmışlardır.
                            Dinimizin bize meşru kıldığı bayramlar hem dünya ve hem de âhiret neşesini içine almaktadır.
                            Her sene tekrar eden bu iki bayramdan birisi İslâm'ın üçüncü şartı olan Ramazân orucundan sonraki bayram­dır ki Müslümanlar Ramazân-ı şerîf oruçlarını kemâliyle edâ ettiklerinde Allâhü Teâlâ'nın mağfiretine ve cehen­nemden âzad edilmelerine sevinirler.
                            İkinci bayram ise İslâm'ın dördüncü şartı olan haccı edâ eylediklerinden sonra günahlarının afolunduğunun bayramıdır.
                            Peygamber Efendimizden beri gelen bu bayramlar âhiretteki bayramları hatırlatmak içindir. Dünyada iken Müslümanların bayram olarak geçirdikleri her gün cen­nette de onlar için bayram olur. O günde toplaşıp Rab-lerini ziyaret ederler ve Rableri onlara tecellî buyurur.

                            TRAFİK KAİDELERİNE DİKKAT EDELİM!
                            Trafik kaideleri; uzun tecrübeler neticesinde ortaya çı­kan, yolcunun emniyeti için uyulması gerekli bilgilerdir.
                            Emniyet kemeri; kişiyi ön cama çarparak yaralanmak­tan yahut dışarı fırlamaktan korur.
                            Hız limiti: Hızı, trafik levhalarına ve trafik akış hızına göre ayarlamak, kaza tehlikesini en aza indirir.

                            FIKRA

                            Temel, Almanya'daki Dursun'u arayıp 100 mark alacağını acilen ister. Dursun "En hızlı şekilde nasıl göndereyim?" diye sorar. "Faksla..." der Temel. Dursun parayı fakslar. Temel öfkeden çıldırır: "Bak Fadime göruyor musun Dursun'u... Parayı harcamayayım diye sadece bir tarafını fakslamış!.."

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Alkış zayıfların amacı ve sonudur. C.Colton

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · Z.Y.BARBUNYA PİLAKİ
                            · PİLAV
                            · YOĞURT
                            · MEYVE

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: SÜHAN: (Fars.) Er. - Söz, lakırdı. Şiir.
                            Kız: SÜKEYNE: (Ar.) Sessiz, sakin, ağırbaşlı, onurlu. Hz. Hüseyin (r.a.)'in kızının adıdır.

                            MANİ

                            Bizim köyün kızları
                            Sürmelidir gözleri
                            Gözlerine bakınca
                            Kaçırdım öküzleri



                            BİLMECE
                            Hangi yapraklar sonbaharda dökülmez?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: Vantilatör

                            Comment


                            • 10 Eylül 2010

                              Bugün 10 Eylül 2010 2 Şevval 1431 Ağustos: 28 Hızır 128 Haliç Köprüsü'nün Açılışı (1974) - IV. Murat'ın Tahta Çıkışı (1623)-Peygamberimiz (s.a.v.)'in Mekke'den Medine'ye hicret için yola çıktı (M.622)-RAMAZAN BAYRAMI 2.Günü

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Ey Abdurrahman! Emirlik isteme. Eğer senin talebin üzerine sana emirlik verilirse, istediğin şeyin sorumluluğu sana yüklenir. Eğer sen talibi olmadan sana emirlik verilirse, o işte yardım görürsün. Bir iş için yemin eder, sonra da aksini yapmakta hayır görürsen, daha hayırlı gördüğün ne ise onu yap, ettiğin yemin için de kefarette bulun.Ravi: Buhari, Ahkam 5, 6



                              ANNE BABAYA İTAAT VE ÇOCUK TERBİYESİ
                              Allâhü Teâlâ anne ve babaya iyilik etmeyi emrediyor, onlara öf demeyi bile yasaklıyor. Kur'ân-ı Kerîm'de buyu-ruluyor ki, (meâlen) 'Ve Rabb'in emretmiştir ki, kendisin­den başkasına ibâdet etmeyesin, anne ve babaya ih­sanda bulunun, senin yanında onlardan biri veya ikisi de ihtiyarlık çağına gelirse sakın onlara öf -bile- deme ve onları menetme -azarlama- sözlerini kesme ve güzel hi­tapta bulun. Ve ikisi için merhametten tevazu kanadını indir ve de ki: 'Ya Rabbi! Beni küçükken terbiye ettikleri gibi ikisine de, merhamet buyur.' (İsrâ Sûresi, âyet 23-24)
                              Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 'Bir kimse, anasına ba­basına itaatte, iyilikte bulunursa ne mutlu ona!.. Allâhü Teâlâ onun ömrünü arttırır.' buyurmuşlardır. Yani ona bereket, maişet (geçim) genişliği ve huzur verir.
                              İnsan, anasının babasının kadrini bilmeli, onlara hiz­mette kusur etmemeli, onların meşru olan emirlerine riâyette bulunmalıdır ki, mesut, müreffeh bir hayâta nail olabilsin.
                              Ebeveynine meşru bir surette hürmet ve itaat etme­yen bir kimse günahkârdır, ahlâka, İslâm âdabına zıt hallerde bulunmuş olur.
                              Zamanımızda ebeveynine karşı isyankâr olan kimse­ler çok görülmektedir. Bu hususta bir kısım ana babanın da kusurları vardır. Evlâdına çocukluğundan itibaren güzel bir terbiye vermeyen, ona güzel bir ahlâk numu­nesi olamayan, evlâdını İslâmiyet dâiresinde büyütme­yen, yabancıların terbiyesine teslim etmekten çekinme­yen bir anne ve baba, sonra evlâdından güzel bir mua­mele görmezse kendisini ayıplamalıdır.
                              Herkes kendi evlâdını güzelce terbiye etmeğe çalış­malıdır. Denilmiştir ki: Bir kimseyi, anası, babası terbiye etmezse zaman terbiye eder, zaman da etmezse ce­hennem pek güzel terbiye eyler. Her Müslüman kendi evlâdına dînî, ahlâkî vazîfelerini dâima telkin etmeli, on­ları ibâdete teşvik etmelidir.

                              FIKRA

                              Temel, bir Fransız ve bir Amerikalı ile ıssız bir adadaymış. Bir gün iyi huylu bir deniz perisi gelip demiş ki: “Uzun zamandır izliyorum sizi. Geminiz battıktan sonra çok acı çektiniz. Dileyin benden, ne dilerseniz.” Fransız; “N'olur beni Fransa'ya gönder!” demiş. Hoop gitmiş Paris'e. Amerikalı; “Beni de Amerika'ya lütfen!” demiş ve o da hoop California'ya. Sıra Temel'e gelmiş. Düşünmüş, düşünmüş; “O Fransız ile Amerikalı uşakları çok özledim. Getur onları geriye!..”

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Yıpranmak paslanmaktan iyidir. Bishop Cumberland
                              YEMEK MENÜSÜ
                              · FIRIN PATATES
                              · PİLAV
                              · CACIK
                              · MEYVE

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: SÜHEYL: (Ar.) Er. - Sema'nın güney yarımküresinde bulunan sefineyi Nuh burcundaki parlak ve büyük yıldızın adı.
                              Kız: SÜHANDAN: (Fars.) Ka. - Söz sahibi, güzel söz söyleyen.

                              MANİ

                              Yüksek evler yaptırdım
                              Dayamaya direk yok
                              Yarim kaçmak istiyor
                              Bende öyle yürek yok



                              BİLMECE
                              Adamın biri durmadan uluyormuş, neden?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: Kitap yaprakları

                              Comment


                              • 11 Eylül 2010

                                Bugün 11 Eylül 2010 3 Şevval 1431 Ağustos: 29 Hızır 129 ABD, İkiz Kulelerin Vurulması (2001) - Gemlik, Umurbey, Foça, Seferhisar, Güzelbahçe ve Bursa'nın Kurtuluşu (1922)-Budin (Budabeşte)'nin (1526) ve Graz'ın (1532) fetihleri--RAMAZAN BAYRAMI 3.Günü

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Kıyamet gününde, Allah nazarında en kötü olanlardan bir kısmını da iki yüzlülerin teşkil ettiğini göreceksiniz. Bunlar bazılarına bir yüzle, diğer bazılarına da başka bir yüzle giden insanlardır.Ravi: Buhari, Edeb 52



                                CEHENNEMDEN UZAKLAŞTIRAN AMEL
                                Bir bedevî, Resûlüllâh'ın devesinin yularından tuttu ve 'Yâ Resûlallâh! Cennete yaklaştırıp cehennemden uzaklaştıracak bir ameli bana öğret.' dedi. Resûlüllâh (s.a.v), "Allah'a ortak koşmadan ona ibâdet et, namazı kıl, zekâtı ver ve akrabalarını ziyaret et." buyurdu.
                                Abdullah b. Ebû Evfâ (r.a) anlatıyor: Bir arefe akşamı Resûlullah (s.a.v) ile birlikte oturuyorduk. O sırada Re­sûlüllâh (s.a.v) buyurdu ki: "Akrabalarından alâkasını kesmiş olarak akşamlayan kimse benimle birlikte otur­masın; yanımızdan kalksın." buyurdu. Bunun üzerine, sadece halkanın en sonunda bulunan bir kişi kalkıp gitti. O zât fazla uzaklaşmadı ve bir müddet sonra tekrar gel­di. Resûlüllâh (s.a.v): "Halkadan senden başka kimse kalkmadı, sen neden gittin?" buyurdu.
                                Şöyle cevap verdi: "Yâ Resûlallâh! Sizin söylediklerinizi işittim, hemen teyzemin yanına gittim. O, bana dargındı. Beni görünce, 'Seni buraya getiren sebep nedir? Sen böyle yapmazdın.' dedi. Ben de sizin söylediklerinizi ona haber verdim. Bunun üzerine birbirimizden özür diledik."
                                Adam konuşmasını bitirince Resûlüllâh (s.a.v), "Gü­zel bir şey yaptın, oturabilirsin." buyurduktan sonra "Dik­kat ediniz! Allah'ın rahmeti, içinde birbirine dargın olan­ların bulunduğu bir topluluğa inmez." buyurdu.
                                Fakih Ebu'l-Leys Semerkandî (rh.) buyurdu ki: Bu ha-dîş-i şerîf, kişinin akrabaları ile münâsebeti kesmesinin büyük günahlardan olduğuna delâlet eder. Çünkü bu dargınlık, o kimseye ve yanındakilere Allah'ın rahmeti­nin inmesine mâni olur. Bunun için Müslümanın sıla-i rahmi (yakın akraba ile münâsebeti) kesmekten tevbe etmesi, işlediği bu günahtan dolayı Allah'tan mağfiret dilemesi ve onları ziyaret etmesi gerekir.
                                Yukarıdaki hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) akrabayı ziyaret etmenin, kişiyi Allah'ın rahmeti­ne yaklaştırıp, cehennem azabından uzaklaştıracağını beyan buyurmuştur.

                                FIKRA

                                At yerde yatıyor, Temel başında tüfeği doğrultmuş duruyor. Tetiği çekmek üzere.. Oradan geçen Dursun koşarak gelir;
                                - Hayrola... Niye vuruyorsun atını? Ayağı mı kırıldı?..
                                - Ayağı falan kırık değil. Ben yatırdım onu, vurmak için!
                                - Yahu bu kadar güzel ata kıyılır mı?.. Sakat da değil üstelik!
                                - Sakat... Kafadan sakat!..
                                - Nasıl yani?
                                - Geçen gün atımla ormanda gezmeye çıkmıştım. Bir ara yürümek için indim. Dolaşırken ayağım ıslak çimlerde kaydı. Boylu boyunca düştüm. Bileğim fena halde burkulmuş. Anında şişti. Atım düştüğümü görünce hızla bana doğru koşmaya başladı...
                                - Ve gelip seni ezdi. Üzerine bastı fena halde..
                                - Yok canım!.. Sabret dinle... Atım beni kemerimden yakaladı. Havaya kaldırdı. Dört nala eve kadar ağzında taşıdı. Beni bıraktı, aynı hızla doktora haber vermeye gitti...
                                - Ve sen bu harika atı vuruyorsun öyle mi, gerzek?
                                - Patlama dedim ya!.. Gerzek olan ben değilim o... Bu salak hayvan, doktor diye baytar çağırmamış mı?

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Yeteri kadar nedeniniz varsa, herşeyi yapabilirsiniz. Jim Rohn

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · DÖNER
                                · MISIRLI PİLAV
                                · EZO ÇORBA
                                · KAZANDİBİ

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: SUHULET: (Ar.) Er. 1. Kolaylık. Yumuşaklık. Mülayemet. 2. Uygunluk. Elverişlilik.
                                Kız: ŞAHİNALP: (f.t.i.) Er. - Şahin gibi güçlü yiğit, cesur.

                                MANİ

                                Yârim okul önünde
                                Kitap açmış okuyor
                                Elindeki laleyi
                                Bana bakıp kokluyor



                                BİLMECE
                                En uzun hikâye nedir?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: İçine kurt düşmüş de ondan

                                Comment

                                Working...
                                X