fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 12 Ağustos 2011

    Bugün 12 Ağustos 2011 12 Ramazan 1432 Temmuz: 30 Hızır 99 Bulgaristan'ın 250 Bin Türk'ü Sınırdışı Etmesi (1950) -Sandıklı'nın Kurtuluşu - Pamuk toplama zamanı

    HADİS-İ ŞERİF

    Cuma günü olunca, mescidin her bir kapısında melekler vardır, ilk gelenleri sırayla yazarlar. İmam (minbere) oturunca defterleri kapatıp, zikri dinlemeye giderler Ravi: Müslim



    ZEKAT VERMEK

    Zekât vermek, Kur'ân-ı kerîmin 32 yerinde, namazla birlikte zikredilmektedir. Mükellet olan, yani akıl baliğ olan, hür olan Müslüman erkek ve kadının şartlan bulununca, zekât vermeleri lâzımdır. Zekât fakirlerin zenginlerde olan hakkıdır. Zekât vermeyenler, bu hakkı ödemedikleri için, yani ibâdet yapmadıkları için günahkâr olurlar.

    ZEKÂTLA İLGİLİ ÖZET BİLGİLER
    1- Zekât nisabı, 20 mıskal, yani 96 gr altın veya bu değerde para veya ticaret eşyasıdır.-
    2- Zekât nisabına malik olan kimseye zengin denir.
    3- Zekâta tabi malların veya paranın, sene içindeki azalıp çoğalmasına itibar edilmez. Nisaba malik olduktan bir hicrî sene sonra elde kalan mal, nisabı buluyorsa, kırkta biri zekât olarak fakirlere verilir. Nisaptan aşağı ise verilmez.
    4- Zekât, kârdan değil, ticaret malının veya paranın tamamından verilir.
    5- Senetli ve senetsiz alacaklar nisap hesabına dahil edilir Alacaklar tahsil edildik ten sonra zekâtları verilir; almadan da verilebilir.
    6- Borçlar, mevcut paradan veya maldan çıkarılır. Geri kalanın zekâtı verilir.
    7- Zekât- câmi- hayır kurumları, dernek...gibi yerlere verilmez. Zekât, fakir Müslümana veya vekiline verilir,
    8- Zekât, ticareti yapılan maldan verilir. Onun yerine başka maldan verilmez. Meselâ halıcı, gıda maddesi veremez. Bakkal da halı veremez,
    9- Zekâtı, ticareti yapılan maldan vermek caiz olduğu gibi, değerini altın olarak da vermek caizdir. Paranın zekâtı da altın olarak verilir.
    10- Ticaret için olmayan evler, arsalar, vasıtalar, demirbaş eşyalar zekât nisabına dahil edilmez,

    ZEKÂT KİMLERE VERİLİR
    Bir kimse; anasına, babasına, dedelerine, büyük annelerine, evlâtlarına, torunlarına, hanımına ve kâfire zekât veremez. Fakir olmak şartı ile bir kimse; gelinine, damadına, kayınvalıdesine, kayınpederine, kayınbiraderine, üvey çocuğuna zekât verebilir. Fakir olan kardeşe ve hala, amca, dayı, teyze gibi akrabaya zekât vermek daha çok sevap olur.

    FIKRA

    Öğretmen sınıfta sormuş
    - isteğimiz dışı çalışan şeyimiz nedir?
    sınıfın en tembel ve haylaz öğrencisi hemen atılmış
    -tik
    öğretmen
    -aferim oğlum senin adın ne bakiyim
    öğrenci
    -tüleyman hocam

    GÜNÜN SÖZÜ

    Verilmesi en kolay şey nasihat,alınması en güç şey ibrettir. Droz

    YEMEK MENÜSÜ
    · BİBER DOLMA
    · MERCİMEK ÇORBA
    · YOĞURT
    · BÖREK

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: ALİŞAH : (a.f.i.) Er. - Hükümdarla­rın en yücesi. Alişah Taceddin. (?-1324). İlhanlı veziri.
    Kız: BİLGİNUR: (t.f.i.) Ka. - Bilginin ışığı, bilginin aydınlığı.

    MANİ

    Bak ezanlar okundu,
    Obur Kaya yutkundu,
    Ne bulduysa hep yedi,
    Midesine dokundu.



    BİLMECE
    Pijama giymiş eşeğe ne denir ?
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: Fil in the blanks!

    Comment


    • 13 Ağustos 2011

      Bugün 13 Ağustos 2011 13 Ramazan 1432 Temmuz: 31 Hızır 100 Okullara Din Dersinin Konulması (1956) - Berlin'de Utanç Duvarı'nın yapılışı (1961)

      HADİS-İ ŞERİF

      Emiriniz, fazıl veya facir her nasıl olursa olsun, (onun emri altında) cihad etmeniz size farzdır. Keza, namazı da fazıl veya facir ve hatta kebair işlemiş bile olsa her Müslümanın, arkasında kılması bütün Müslümanlara farzdır. Ravi: Ebu Davud



      JÖN TÜRKLER

      Yahya Kemal Beyatlı bir kitabında, Jön Türkleri Söyle anlatır:
      "Ben Paris'te iken (1903-1908), sık sık gösteriler olurdu. Rum, Ermeni, Bulgar, Sırp vs.ler toplanır, Türklük ve Abdülhamid Hân aleyhinde, ağza alınmayacak nutuklar atarlardı. Sözde Türkler de onlarla beraberdi. Zamanla bunlardan sıkılır oldum. Bunlann derdi, Abdülhamid değil, doğrudan Türk devletinin başını koparmaktı. Onlar, Sultan Abdülhamid'e bu kadar düşman olduklarına göre, Türk gençlerinin "Jön de Con da olsalar" devleti temsil eden Sultana, biraz olsun bağlılıklan gerekmez miydi?"
      Yahya Kemal, kendini Paris'e kaçıracak vapura bindiğinde, Fransız kaptan Flage, ona şunları söyler:
      - Siz Jön Türk olmalısınız. Pek memnun oldum. Hiç korkmayın. Fransa Jön Türklerin hamişidir. Hürriyeti Şark'a Fransa verecektir. Sizi Türk polisi buradan alamaz.
      İlk Meclis-i Mebû-san'da mebustu. Mithat Paşanın mensuplarındandı. O meclis dağıldıktan sonra, Mithat Paşa ile Avrupa'ya kaçmış ve bir daha Türkiye'ye dönmemiş... Avrupa'da başlayan muhalefetin ilk âmillerinden olmuş... Milliyetçe Türk olmadıktan başka, Mârûni ve Arap bile değil," daha ziyade Fransızdı.

      FIKRA

      uy paralar

      temel banka soymak suçundan yargılanıyormuş , son celsede hakim delil yetersizliğinden temelin tahliyesine karar vermiş . temel bunu duyunca çok sevinmiş ve bağırarak hakime ;
      - uy cözünü sevdigumun hacim beyi , yani şimdi bu paralar penim oldu değil mu .....?

      GÜNÜN SÖZÜ

      Ümidini kaybetmiş olanın başka kaybedecek bir şeyi yoktur. Bois

      YEMEK MENÜSÜ
      · ARNAVUT CİĞERİ/PATA.KIZ.
      · ÇORBA
      · ÇOBAN SALATA
      · MEYVE

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: ALINAK: (Tür.) Er. - Doğru, güve­nilir.
      Kız: BİLGİN: (Tür.). - Bilgili kişi (alim, karşılığı olarak da kullanılmaktadır). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

      MANİ

      Cömert bilirler sizi,
      Haydi, buyur et bizi!
      Adresini iyi yaz!
      Bulalım evinizi.



      BİLMECE
      Yüzme bilmeyen birini suya atmışlar ama batmamış, niye ?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: Allah rahatlık versin

      Comment


      • 14 Ağustos 2011

        Bugün 14 Ağustos 2011 14 Ramazan 1432 Ağustos: 1 Hızır 101 II.Kıbrıs Harekatı (1974) - Süleymaniye Camii Açılış Töreni (1556) - Pakistan'ın istiklali (1947) - Nihat Sami Banarlı'nın vefatı (1974)

        HADİS-İ ŞERİF

        Rabbiniz Hayy'dir, Kerim'dir. Kulu dua ederek kendisine elini kaldırdığı zaman, O ellerini boş çevirmekten istihya eder. Ravi: Tirmizi



        EY AZİZ CAN!
        Ey aziz can! O güzeller güzeli gönlümüzü bazen sıkar, bağlar, hayatı zehir eder. Bazen bağlarımızı çözer, sıkıntılarımızı giderir, bizi rahata erdirir, mutlu eder, huzura kavuşturur. Eğer senin gönlün eşek değilse, bu hallerin nereden geldiğini, kimin işi olduğunu anlar, bilir; o işin sahibini, o işleri vereni tanır. Ve ey zalim nefsim! Eşek bile senin gibi üstün bir varlık olmadığı halde, sahibi, efendisi olan eşekçinin bağlamasını, çözmesini bilir, tanır; bir başkası olmadığını anlar. Efendisini görünce eşekçesine başını sallar. Kulaklarını oynatır. Sesini bile tanır. Çünkü sahibinin sesi ona yabancı değildir. Çünkü onun elinden yem yemiştir, hoş sular içmiştir. Ne tuhaf, ne şaşılacak şeydir ki, ALLAH bu kadarcık olsun sana bir anlayış, bir seziş vermedi mi? Sana lütuflarda bulunan, seni yediren, içiren, seni zevkler içinde yaşatan, seni yarattıklarının en şereflisi seçerek hiç bir varlığa vermediğini sana veren, sahibini, efendini, seni yaratanı tanımıyorsun ya yazıklar olsun sana! Seni yaratan yüzlerce defa sıktı, derde düşürdü. Feryat edip durdun. Nasıl, olur da onu tanımaz olursun? İnkâra kalkarsın. ALLAH sana akıl verdi. Cüz’î irade verdi. Peygamberler vasıtasıyla yol gösterdi. ALLAH seni kurtarmaya mecbur mu ki! Kâfirler gibi ancak belaya uğrayınca onu hatırlamadasın, başını eğmedesin, teslim olmadasın. Zaten ötelere mensup olmayan, öteleri düşünmeyen baş, yarım habbeye bile değmez… Hazret-i Pir Mevlânâ (k.s.)

        FIKRA

        Lazın Eczanesi

        Lazın eczanesine eli silahlı, yüzü kadın çoraplı iki soyguncu girmiş ve ellerindeki silahi Laza doğrultup:
        - Çabuk kasadaki herşeyi ver !
        - Özür dilerim, reçetesiz hiçbirşey vermiyoruz.

        GÜNÜN SÖZÜ

        Üç şey sürekli kalmaz;ticaretsiz mal,tekrarsız bilgi,cesaretsiz iktidar. Sadi

        YEMEK MENÜSÜ
        · KABAK DOLMA
        · MERCİMEK ÇORBA
        · YOĞURT
        · K.PAŞA TALISI

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: ALİM: (Ar.) Er. 1. Çok okumuş, bilgin.,2. Çok bilen. 3. Sonsuz. İlim sa­hibi. Allah'ın sıfatlarındandır. Kur'an'da Cenab-ı Hakk'ın ismi olarak 13 yerde geçer. "Abd" takısı alarak da kullanılır.
        Kız: BİLGE HATUN: (Tür.) Ka. - Kutluk Han'ın annesi. Türk hükümdarı (VIII.yy-).

        MANİ

        Akşam vakti dar mıdır?
        Söylemesi ar mıdır?
        İftara kalsan derler,
        Acep aslı var mıdır?



        BİLMECE
        Bir kadın yolda yürüyormus hamile kalmış, neden?
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: Tipi kayıkmış

        Comment


        • 15 Ağustos 2011

          Bugün 15 Ağustos 2011 15 Ramazan 1432 Ağustos: 2 Hızır 102 Trablus'un Fethi (1551) - Trabzon'un Fethi (1461) - Av Mevsiminin açılışı - Gaziantep Fuarı

          HADİS-İ ŞERİF

          Allah korkusuyla göz yaşı döken kimse, süt memeye geri dönmedikçe ateşe girmez. Bir kul üzerinde Allah yolunda yapışan tozla, Cehennemin dumanı biraraya gelmez. Ravi: Tirmizi



          BELA OKUMAK
          Bir anlık canının yanması, sinirine hakim olamama, karşındakine karşı kötülük hisleri duyulmasıyla sarfedilen her türlü ”bela dileyen” sözlerdir. Modern insanın ilkel insanı aşağılama kalıbıdır. Söylene söylene zaman içerisinde karşısındaki kişi üzerinde etki yaratmamaya başlamış , bela okunan kişi ”Amin.Cümlemizin!” diyecek kadar laubalileşmiştir. Oysa ki o kadar aşağı sözlerdir bunlar.
          ”Allah belanı versin . ” demek… Buraya yazarken bile kendimi kötü hissettiğim bu sözün şimdilerde gol kaçırdı diye futbolcuya söylenen nasıl bir dilektir ?
          Bir mü’mine lânet (Beddua) etmek, onu öldürmek gibidir. (Buhârî, edep 44)
          Yapılan bir lânetin (bedduanın) yerine vardığında haksız yere yapıldıgını görünce sahibine geri döner. (Tirmizî, birr 48; Ebû Dâvûd, edep 45)

          FIKRA

          TEMEL apartmanın onikinci katından düşmüş. Arkadasları hemen gelip sormuşlar:

          "Ne oldu lan Temel" demişler.

          Temel'de:"VALLAHA BEN DE YENI GELDIM" demiş.

          GÜNÜN SÖZÜ

          Yaşadığımız her an kendi hakkını ister. Goethe

          YEMEK MENÜSÜ
          · KADINBUDU KÖFTE
          · DÜĞÜN ÇORBA
          · PİYAZ
          · SPANGLE

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: ALİKADR: (Ar.) Er. 1. Yüksek kıymette olan, çok kıymetli, çok takdir edilen, çok saygıdeğer. 2. Meşhur bir çeşit lale.
          Kız: BİLGE: (Tür.). - Bilgili, iyi geniş, derin, bilgi sahibi kimse. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

          MANİ

          Hak olmalı sözümüz,
          Ak olmalı yüzümüz,
          Orucu tam tutalım!
          Pak olmalı özümüz.



          BİLMECE
          Bir adam OMO ile yıkanmış ve maymuna dönüşmüş neden?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: Yol düzmüş

          Comment


          • 16 Ağustos 2011

            Bugün 16 Ağustos 2011 16 Ramazan 1432 Ağustos: 3 Hızır 103 Hacı Bektaş Veli'nin Vefatı (1271) - Kars'ın Selçuklular tarafından fethi (1064)

            HADİS-İ ŞERİF

            Her ümmet için bir fitne (imtihan) vardır, benim ümmetimin fitnesi (imtihanı) de maldır. Ravi: Tirmizi



            SÜLEYMANİYE
            Osmanlı'nın eski yapılarında, iki önemli konuya özen gösterilirdi. Bunlardan biri yapının yapılacağı yer, ikincisi de yapının bölümlerinin birbirine uyum sağlamasıdır. Yeri bakımından yapısı yüksek bir alanda bulunsun, bulunmasın yapının sayesinde geniş bir alan görülür. Ne kadar uzağa bakılsa da gökyüzü görülür. Yapının genel görünümü gösterişli ve genişçedir. Her ayrıntısı ve çeşitli süslemeleriyle devamlı şekilde sade ve uyumlu bir etki sağlayabilir. Mimar Sinan ile öğrencilerinin üstün zekâları sayesinde meydana gelen güzel sanat eserleri içinde Osmanlı Mimari usullerinin en gerçekçi olarak görüldüğü yapı, Süleymaniye Camii'dir. Camii, Kantarcılar mahallesine bakan bir tepe üzerinde Bâb-ı Vâlâ-yı Seraskeri (Genelkurmay Başkanlığı bugünkü İstanbul Üniversitesi Rektörlük ve diğer binaları) ile Bâb-ı Vâlâ-yı Fetvâ- penâhî (bugünkü İstanbul Müftülüğü binası) arasındadır. Ulu bir görüntü ile göğe doğru uzanır. Geniş avlusunda etrafa göz atıldığında Rumeli ve Anadolu kıtaları ve İstanbul önünde birleşen iki deniz ve adalar görülür. Biraz daha uzaktan ve havanın sisi içinden Keşi (Bursa Ulu Dağ) Dağı, açık bir havada Osmanlı'nın eski büyüklüğünü düşündürür.

            FIKRA

            Mezar
            Rahmetli Temel'in mezar taşında şunlar yazıyormuş:
            - "Of ili Camdan Sarkma Şampiyonu"

            GÜNÜN SÖZÜ

            Yiğitlik intikam almak değil, tahammül etmektir. Shaekespeare

            YEMEK MENÜSÜ
            · SOS.KARIŞIK KIZARTMA
            · SPAGETTİ
            · YOĞURT
            · SÜTLAÇ

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: ALİ HAN: (a.t.i.) Er. - Yüce han.
            Kız: BİLAY: (Tür.). - Ay gibi asil ol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

            MANİ

            Maniler yazar oldum,
            Kesici hızar oldum,
            Her gün davet bekliyor,
            Hoca’ya kızar oldum.



            BİLMECE
            -Osmanlılar Viyana'yı neden 4. kez kuşatamadılar?
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: Çünkü OMO ile yıkanan her şey ilk günkü gibi olur

            Comment


            • 17 Ağustos 2011

              Bugün 17 Ağustos 2011 17 Ramazan 1432 Ağustos: 4 Hızır 104 Marmara Depremi (1999) - Turgut Reis'in Korsika'yı fethi (1552)

              HADİS-İ ŞERİF

              Köyde olsun, kırda olsun üç kişi olur da orada cemaatle namaz kılınmazsa, şeytan onlara galebe çalmış demektir. Size cemaatle namaz kılmanızı tavsiye ederim. Ravi: Ebu Davud



              MARMARA DEPREMİ

              17 Ağustos 1999'da, saat 03.02'de Marmara Bölgesi ve çevresinde, 7.4 şiddetinde meydana gelen deprem 45 saniye sürmüştü. Milyonlarca vatandaşımızı uykuda yakalayan ve yurdun birçok yerinden hissedilen ve merkez üssü Gölcük olan deprem, bilhassa, Kocaeli, Sakarya, Yalova ve İstanbul'da büyük tahribat yapmıştır. Bu depremdeki bazı kayıplarımız: Ölü sayısı 17 127 Yaralı sayısı 43 953 Yıkılan ev sayısı 66 441 Yıkılan iş yeri sayısı 10 901

              DEPREMDEN ÖNCE
              ♦ El altında; elbise, cep telefonu, düdük, nakit para, pilli radyo, el feneri ve ilk yardım çantası, 3 günlük yiyecek ve su hazır bulundurulur ve bunların nerede saklandığı evdekilere gösterilir.
              ♦ Evdekilere ilk yardım, elektrik sigortası, su ve gaz vanalarının nasıl kapatılacağı öğretilir.
              ♦ Raflara ağır cisimler konmaz.
              ♦ Ağır eşya, mobilya ve raflar duvarlara sağlam tutturulur.
              ♦ Depremde aile fertlerinin nerede buluşabilecekleri planlanır.

              DEPREM SIRASINDA
              ♦ Sakin olunur ye kesinlikle telâşlanılmaz. İçeridekiler içeride, dışarıdakiler dışarıda kalır. Binadan kaçmaya veya içeri gir
              meye çalışılmaz.
              ♦ Bina içinde merkeze yakın bir köşede duvara yaslanılır veya sağlam bir masanın altına sığınılır. Pencere balkon ve dış kapıdan uzak durulur.
              ♦ Dışarıda; elektrik telleri, direk ve duvardan uzak durulur.
              ♦ İçeride karanlıkta; kibrit, çakmak, mum, gaz lâmbası, tüp yakılmaz.
              ♦ Arabada olanlar; geçit ve köprülerden uzak boş bir yere park eder.

              DEPREMDEN HEMEN SONRA
              ♦ Sarsıntı geçer geçmez çıkış kapısından bina terk edilir.
              ♦ Kendiniz ve çevrenizdeki ihsanlar kontrol edilir. Gerekirse ilk yardım yapılır.
              ♦ Hasar gören binalardan uzak durulur.
              ♦ Su, gaz ve elektrik tesisatları kapatılır.
              ♦ Her türlü haber araçlarından bilgi alınır. Çok gerekli değilse telefon kullanılmaz.
              ♦ Kanalizasyon ve atık su tesisatı kontrol edilmeden tuvalet rezervuarları boşaltılmaz.
              ♦ Bacalara dikkatlice yaklaşılır.
              ♦ Denizden uzakta durulur.
              ♦ Ana şoktan sonra artçı sarsıntılara karşı hazırlıklı olunur.

              FIKRA

              Kompozisyon
              Temelcik çok haylaz.Sık sık ceza alır. Bi keresinde ögretmen ona çok kızıp bin kelimelik bi kompozisyon yazma cezası verir. Bunun üzerine temelcik şunları yazar;
              ''Dün çedimi kaybettum, tışarı çiktum, aramaya paşladu, dedumçi;
              çediciim cel,cel,cel, cel,cel,cel, cel,cel,cel, cel,
              cel,cel,cel, cel,cel,cel, cel,cel,cel, cel,cel,cel,
              cel,cel,cel, cel,cel,cel. ...

              GÜNÜN SÖZÜ

              Zulüm yanan ateş gibidir, yaklaşanı yakar;Kanun ise su gibidir, akarsa nimet yetiştirir. Yusuf Has Hacip

              YEMEK MENÜSÜ
              · PATLICAN MUSAKKA
              · BULGUR PİLAVI
              · YOĞURT
              · SPANGLE

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: ALİGÜHER: (a.f.i.) Er. - Yaratılışı ve mayası yüce ve değerli olan.
              Kız: BİKE: (Tür.). - Benzersiz, eşsiz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

              MANİ

              Yemekleri seçemem,
              Çorba olsa içemem,
              Yanında bal var ise,
              Kaymaktan hiç geçemem.



              BİLMECE
              -Muazzez Abacı neden çok mutluymuş?
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: Çünkü atacak kuş kalmadı.

              Comment


              • 18 Ağustos 2011

                Bugün 18 Ağustos 2011 18 Ramazan 1432 Ağustos: 5 Hızır 105 Varto Depremi (1966) - Cengiz Han'ın vefatı (1227) - Turnaların gitme zamanı - Sultan İbrahim Hanın şehadeti (1648)

                HADİS-İ ŞERİF

                Müminler arasında imanca en kamil olanı, ahlakça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır. Ravi: Tirmizi



                ORUÇ VE SAĞLIĞIMIZ

                Allahü teâlâ kullarına zararlı şeyleri emretmez, faydalı şeyleri emreder. Her emirde bizim bilmediğimiz nice hikmetler vardır. Fakat mümin, emirleri yaparken, faydalı sebebi için değil, Allahü teâlânın emri olduğu için yapar. Haram ve mekruhlardan da aynı şekilde kaçınır.
                Meselâ, oruç tutmanın insanın sıhhati üzerinde sayılamayacak kadar çok faydası vardır. Hastalıkların çoğu, çok yemekten ileri gelmektedir. Peygamber efendimiz buyurdular ki: '0ruç tutun, sıhhat bulun!' Orucun en önemli tesirleri, karaciğer ve damarlar üzerinde görülür. Karaciğer; vücudun muazzam bir kimya laboratuvarıdır. Sindirim için çok lüzumlu olan yağları sindirir, eritir, diğer taraftan da besinleri depo eder. Vücuda giren mikroplara karşı, faydalı zehirler üretir; kemik iliğinden kan yapan hücreler için temel maddeleri hazırlar.
                Vitamin ve hormonlar ile kandaki iyot faaliyetlerinden ve kandaki şekerin ayarlanmasından da karaciğer sorumludur. Bundan dolayı 24 saat çalışır. Bu yüzden çok yemek ve çok içmek karaciğer için çok zararlıdır. Oruç tutarak karaciğer dinlendirilir ve bir sene daha sıhhatli çalışma imkânı bulunur.
                Oruç, damarlardaki besin artıklarının birikmesine mâni olur.
                Oruçlu iken su azaldığı için,damarlar üzerindeki basınç kalkar ve küçük tansiyon sağlıklı olur.
                En sık görülen hastalıkların başında sindirim bozuklukları gelir. Oruç tutularak, sene boyunca çalışan mide ve sindirim organlarının dinlenmesi sağlanır. Birçok hastalık, perhiz yoluyla iyileşir. Oruç da bir perhiz şeklidir. Ayrıca oruçla, alkolikler ve sigara tiryakileri bu kötü alışkanlıklarından da kurtulmaktadır.

                FIKRA

                Öğretmen çocukların "mucize" kelimesini bulmalarını istiyormuş.
                - İnsan yirminci kattan düşüp ölmezse buna ne denur?
                - Tesadüf, demiş öğrenci Temel
                Öğretmen soruyu yinelemiş.
                - Peki, insan yirminci kattan ikinci kez düşer yine ölmezse ne denir?
                - Şans.
                - Peki üçüncü kez olsa?
                - Alışkanlık...

                GÜNÜN SÖZÜ

                Zamanında bir adım atmayan tembel, sonradan yüz adım atmak zorunda kalır. Giovio

                YEMEK MENÜSÜ
                · PİLİÇ SOTE
                · FIRIN MAKARNA
                · ÇOBAN SALATA
                · MEYVE

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: ALİCENGİZ: (a.t.i.) Er. - Akla gel­mez, şeytanca, beklenmedik ve umul­madık tarzda anlamlan ile "Alicengiz oyunu" deyiminde geçer.
                Kız: BİHTERİN: (Fars.) Ka. - En iyi, pek iyi.

                MANİ

                Köftelere dayandım,
                Kim demiş ki usandım,
                Daha çok yiyecektim,
                Görenlerden utandım.



                BİLMECE
                -Bir aile 3 ay boyunca her gün patates yemişler; bir gün kapı çalmış kim gelmiş?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: Bu akşam hüzünleri evde bırakmış

                Comment


                • 19 Ağustos 2011

                  Bugün 19 Ağustos 2011 19 Ramazan 1432 Ağustos: 6 Hızır 106 Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Şehit Olması (1691) - Türk denizaltıcılığının başlaması (1890)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  İnsan, elinin emeğinden daha hayırlı bir lokma yememiştir. Allah’ın elçisi Dâvût (a.s) da, kendi elinin emeğini yerdi. Ravi: Buhari, Büyu 15



                  ORUÇ TUTARKEN

                  Oruç tutarken, dinimizin diğer emirlerine de dikkat edilmelidir. Dikkat edilmezse, tutulan orucun sevabı azalır veya yok olur. Oruçtan ve diğer bütün dinî emirlerden maksat; salih bir insan olabilmektir. Oruç tutan kimse, kötülük işlemeye devam ediyorsa, oruçtan beklenen faydanın elde edilmesi çok zordur. Ha-dîs-i şerifte buyuruldu ki:
                  "Nice oruç tutanlar vardır ki, açlık ve susuzluktan başka birşey elde etmezler."
                  Oruçtan beklenen yüksek faydaya kavuşabilmek için:
                  1- Gözü, faydasız şeylere, harama bakmaktan; kalbi, meşgul eden ve iyi işlerden alıkoyacak hususlardan korumalıdır.
                  2- Dilini yalan, gıybet, koğuculuk gibi kötü işlerden alıoymalıdır. Hadîs-i şerifte bu-yuruldu ki:
                  «Oruç, bütün kötülüklere kalkandır. Oruçlu kimse cahillik edip de kötü söz söylemesin! Şayet birisi kendisiyle iti-şip-kakışmak isterse, 'Ben oruçluyum” diye mukabelede bulunsun!"
                  3- Gıybet edenle dinle yen, günaha ortak oldukları için, haram şeyleri dinlemekten kulağı muhafaza etmelidir.
                  4- Gözü, dili, kulağı kötülüklerden koruduğu gibi, diğer uzuvları da haramlardan ve şüphelilerden korumak lâzımdır.
                  5- Sahurda, kuvvetli gıdalar yemekte mahzur yoksa da, iftar vakti tıka basa yiyerek mideye zarar vermek doğru değildir.
                  6- İftar vakti; "Acaba" tuttuğumuz oruç kabul edildi mi?" diye düşünüp korkmalı ye orucun kabul olması için Allahü teâlâya yalvarmalıdır. Ramazanda çok istiğfar, söylemeli, Kur'ân-ı kerîm okumalı ve dinini,; doğru yazılmış ilmihal kitaplarından öğrenmelidir.

                  FIKRA

                  bir yamyam kabilesinde annesiyle babası arasında çıkan tartışma akabinde çocuk annesine sorar:
                  -anne babam niye bu kadar sert?
                  -beğenmediysen tabağın kenarına koy

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Yüzünü Güneşe çeviren insan,gölge görmez. Helen Keller

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · SANDAL SEFASI
                  · PİLAV
                  · CACIK
                  · MEYVE

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: ALİCAN: (a.f.i) Er. - Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. - (bkz. Ali ve Can).
                  Kız: BİHTER: (Fars.) Ka. - Pek iyi, daha iyi.

                  MANİ

                  Zavallı Şakir olsun,
                  Sofrada fakir olsun,
                  Fakiri düşünmeyen,
                  Utansın hakir olsun.



                  BİLMECE
                  -Bir elma neden diskoya gitmiş?
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: Gına

                  Comment


                  • 20 Ağustos 2011

                    Bugün 20 Ağustos 2011 20 Ramazan 1432 Ağustos: 7 Hızır 107 Barbaros'un Nis Kalesinin Fethi (1543) - Rusların Çekoslovakya'nın Prag şehrini işgali (1968)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Bereket, büyüklerinizle birlikteliktir. Ravi: Hâkim, el- Müstedrek



                    OSMANLILARDA TOPLU TAŞIMA KURALLARI

                    6 Aralık 1909 tarihinde kabul edilen Dersaadet Otobüs ve Omnibüs Osmanlı Anonim Şirketi Şartnamesi özetle şu maddelerden ibaretti:
                    • Otomobil, otobüs, omnibüs ve emsalinin; modeli, taşıyacağı yolcuların miktarı, beledi yenin izniyle olacaktır.
                    • Arabaların miktarı belediye tarafından tayin ve gazetelerle ilân edileceği gibi, numaraları üstlerine yazılacaktır.
                    • Sırf kadınlar için ayrı olarak kâfi miktarda arabalar bulunacaktır.
                    • Sokaklarda beklemek yasak olup her yerde daire marifetiyle gösterilen yerlerde bir müddet durabileceklerdir.
                    • Bilâ-mezuniyet arabaların tatili sebebiyle ahâlinin bizar edilmesine meydan verilmeyecektir ve tarifeden fazla ücret alınmayacaktır. Eşya nakliyesi için ayrıca tarife yapılacaktır.
                    • Geceleri yolculardan fazla ücret talep olunmayacaktır.
                    • Köprülerden geçmek için her arabadan köprü ücreti alınacaktır.
                    • Askerlerden yarı ücret alınacaktır. Belediye çavuşları vazife hâlinde ücretsiz binecektir.
                    • Arabaların gerek temizleme ve gerek metanetine ve gerek trenlerin yolunda hareket eylemelerine ve zayıf ve sakat atlar koşulmamasına dikkat olunacak. Şehir içinde hare-, ket edecek buharlı her nevi arabaların sürati yarım süratten fazla olmayacaktır.
                    • Makinistlerin ve arabacıların ehliyetleri olacağı gibi güzel ahlâklarına dair belediyenin tasdik olmadıkça kabul edilmeyecektir...
                    • Talep olunan Ruhsatname'nin ita olunduğu günden itibaren beher araba için senevî tarifesi mucibince 20 kişilik ve fazlası için 1000 kuruş ve 1'den 19'a kadar olanlardan 600 kuruş belediyeye ita kılınacağı gibi hasılatı gayr-ı safiyenin umumunda
                    %5 her ay nihayetinde bilhesap belediye menfaatine terk ve tediye edilecektir. Arabalarda kontor bulunacaktır.
                    • Hususî olarak kiralanan arabalar dahi, diğerleri gibi rüsum hisse-i belediyeye tabi olacaktır;.

                    FIKRA

                    Temel bigün iki kulağıda yanık halde doktora gitmiş
                    doktor:Noldu böyle demiş
                    Temel:ütü yapıyordum telefon çaldı telefon diye ütüyü kulağıma götürdüm
                    Doktor: Peki diğer kulağın nasıl yandı? demiş
                    Temel: onuda ambulans çağırırken yaktım

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Yüksek tepelerde hem yılana, hem kuşa rastlanır; birisi sürünerek, öteki uçarak yükselmiştir. Cenab Şahabettin

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · MANTARLI PİLİÇ SOTE
                    · SOSİSLİ MAKARNA
                    · ÇOBAN SALATA
                    · MEYVE

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: ALİ: (Ar.) Er. 1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib'in oğlu. Pey­gamberimizin amcazadesi ve kızı Fat­ma (r.anha)'nın kocası. Dördüncü ha­life.
                    Kız: ALGÜL: (Tür.) Ka. - Kırmızı gül.

                    MANİ

                    Kim demiş sabır taşmaz?
                    Konmuş engeli aşmaz?
                    Herkes yiyip içerken,
                    Bana durmak yaraşmaz.



                    BİLMECE
                    -Adamın biri dama çıkmış, intihar edecekmiş. Aşağıya baktığında yoldan birinin geçtiğini görünce intihar etmemiş.Yoldan kim geçmiş?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: Kurtlarını dökmek için

                    Comment


                    • 21 Ağustos 2011

                      Bugün 21 Ağustos 2011 21 Ramazan 1432 Ağustos: 8 Hızır 108 Mescid-i Aksa'nın Yahudilerce Yakılması (1969) - II.Anafartalar Zaferi (1915) - Yunanistan'daki Nevarin Limanının fethi (1500)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      İşittiği şeyin verdiği ezaya aziz ve celil olan Allah'tan daha sabırlı kimse yoktur. Çünkü ona şirk koşulur, evladlar nisbet edilir. O, yine de onlara afiyet ve rızık vermeye devam eder. Ravi: Buhari, Cenaiz 43 - Müslim, Cenaiz 14



                      İHTİYARLIK

                      Yokuşa yüzün yok, inişe dizin,
                      Uzağı, yakım pek görmez gözün,
                      Sanki bize tarih oluyor sözün,
                      İhtiyarlık başa geldiği zaman!
                      Ağrıdan sızıdan durmaz yakınır,
                      Çare arar sağa sola bakınır,
                      Az yese, çok yese hemen dokunur,
                      İhtiyarlık başa geldiği zaman!
                      Yedek parçan olur iğne, şurup, hap.
                      Ne faydası var ki, ne yaparsan yap,
                      İflas etmiş ciğer, yorulmuş bir kalp,
                      İhtiyarlık başa geldiği zaman!
                      Dizleri titrer sonra beli bükülür,
                      Damarlardan sıcak kanın çekilir,
                      Saç, sakal ağarır, dişler dökülür,
                      İhtiyarlık başa geldiği zaman!
                      Ayakların baston ile üç olur,
                      Gençlikte koştuğun günler hiç olur,
                      Konuşsan suç olur, sussan suç olur,
                      İhtiyarlık başa geldiği zaman!
                      Arkadaşın olur evde çocuklar,
                      Eşin, dostun seni arada yoklar,
                      Torunların alır bastonu saklar,
                      İhtiyarlık başa geldiği zaman!
                      Biri ölüp gitti ise eşinden,
                      Kalan gitmek ister onun peşinden;
                      Çıkaramaz hayâlinden düşünden,
                      İhtiyarlık başa geldiği zaman!
                      Ne çabuk geçiyor baharlar güzler,
                      Zaman akımına uymuşuz bizler,
                      İnsan yaşlanınca Ölümü gözler,
                      İhtiyarlık başa geldiği zaman!
                      Yaşlılara değil yalnız bu sözüm,
                      Gençler de yaşlanır, darılma kızım,
                      Senin de buruşur elin ve yüzün,
                      İhtiyarlık başa geldiği zaman!'
                      Elibol’un sözün, yabana atma!
                      Doğru yolu koyup, eğriye sapma!
                      Günahlardan sakın, harama bakma!
                      İhtiyarlık başa geldiği zaman!

                      FIKRA

                      bakın cocuklar insan oole mukemmel bi yaratiktirki vucudunda hicbişi gereksiz degildir allah ne eksigi ne fazlasi olacak şekilde yaratmi$tir
                      - hocam o zaman neden sunnet oluyoruz ?

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Yıpranmak paslanmaktan iyidir. Bishop Cumberland

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · SEBZELİ KÖFTE
                      · MAKARNA
                      · MEVSİM SALATA
                      · MEYVE

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: BİDİL: (Tür.) Er. - Hindistan'da yerleşmiş Farsça yazan büyük Türk şairi.
                      Kız: ALGUNE: (Fars.) Ka. 1. Serap. 2. Allık.

                      MANİ

                      Gülüyor yağlı çörek,
                      Geldi kıymalı börek,
                      Sabret biraz diyorlar
                      Nasıl dayanır yürek?



                      BİLMECE
                      -Bu sefer bir kaç kişi intihar için topluca dama çıkmışlar.Aşağıdan gene biri geçmiş; intihar etmemişler.Sizce aşağıdan kim geçmiş?
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: Vaz geçmiş )

                      Comment


                      • 22 Ağustos 2011

                        Bugün 22 Ağustos 2011 22 Ramazan 1432 Ağustos: 9 Hızır 109 Barbaros'un Tunus'u Fethi (1574) - Celal Bayar'ın ölümü (1986) - Güneş, Başak (Sünbüle) Burcu'nda

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Güneş battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmaz. Batıdan doğunca, insanlar görür ve hepsi de iman eder. Ancak daha önce inanmamış veya imanın şevkiyle hayır kazanamamış olan hiç kimseye bu iman fayda sağlamaz. Ravi: Buhari



                        HIRKA-I SAADET TÖRENİ

                        Topkapı Sarayı'nın Hırka-i Saadet dairesinde bulunan Peygamber efendimize ve yakınlarına ait olan Mukaddes Emanetler, Osmanlı Devleti zamanında her Ramazan ayının 15'inde ziyaret olunurdu. Bu ziyaretten birkaç gün önce Mukaddes Emanetlerin bulunduğu taht odasının temizliği büyük bir hürmetle yapılır, padişah başta olmak üzere Has oda ağaları Mukaddes Emanetleri Taht Odasından Revan Odasına taşırlardı. Bu taşıma esnasında padişah da Has oda ağaları gibi hizmette bulunur, herhangi bir sebeple bu törende bulunamazsa maiyetinden birini gönderirdi.
                        Ayın 14'ünde merasimde bulunacaklara davet tezkereleri gönderilirdi. Davetliler ertesi gün öğle namazından sonra Bâbüs-saade'ye gelerek sadrazamı beklerlerdi. Sadrazam Bâbüs-saade'ye geldiği zaman Silahtar ağa tarafından karşılanır, Silahtar ağa sadrazamın sağına, Has odabaşı da soluna geçerdi. Şeyhülislâmın da yanına birer Has oda ağası gelirdi. Sadrazam ve şeyhülislâm yanlarında bulunan ağalarla birlikte Bâbüs-saade'den içeri girerler, Arz Odası geçildiği zaman, Bâbüs-saade önünde bulunan davetliler de protokol sıralarına göre Hırka-i Saadet'in ziyaret olunacağı yere gelirlerdi. Burada herkes ayakta dururdu.
                        Hırka-i Saadet sandığının karşısında aşir okuyacak olan birinci ve ikinci imamlarla ayakta duramayacak kadar ihtiyarsa şeyhülislâmın oturmasına müsaade edilir. Aşir okunduktan sonra padişah Hırka-i Saadet sandığını açar. Başata sadrazam ve şeyhülislâm olmak üzere diğer davet olunanlar protokol sıralarına göre teker teker gidip Hazreti Peygamberin Hırkası'na yüz sürerlerdi. Bundan sonra hazır bulunan âlimlerin her biri sandığın karşısında yer alırlar duâ ederlerdi.


                        GÜNEŞ BAŞAK BURCU'NDA
                        Bugün 22 Ağustos, Güneş Başak (Sünbüle) Burcu'na girmiş, yaz mevsiminin 3. ayı başlamıştır. Güneş, bu burçta 31 gün kalacak ve Eylül'ün 22. günü Terazi Burcu'na girecektir.

                        FIKRA

                        Rıza ilk baharda annesiyle dolaşıyormuş yolun kenerında boğuşan kedileri görmüş sonra annesine sormuş:
                        -Anne bunlar ne yapıyor demiş?
                        -annesi şakalaşıyorlar demiş
                        -Rızada şaka maka iyi *itişiyorlar* demiş

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Yeteri kadar nedeniniz varsa, herşeyi yapabilirsiniz. Jim Rohn

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · MENEMEN
                        · MAKARNA
                        · YOĞURT
                        · MEYVE

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: ALGUHAN: (Tür.) Er. - Çağatay hanlığı hükümdarı. (1266). Orta Asyayı ele geçirip Harezmden Afganis­tan'a kadar sınırlarını genişletti. Cengiz'in yasalarını şiddetle uyguladı.
                        Kız: ALGUN: (Fars.) Ka. 1. Aklı alınmış. 2. Al renginde, koyu ve parlak pem­be. 3. Tümsek, tepe.

                        MANİ

                        Günahına gülersin,
                        Hoca’ya diş bilersin,
                        Gidişin iyi değil,
                        Allah hidayet versin!



                        BİLMECE
                        -Napolyon’un iki bacağı arasındaki kıllı şeyi nedir?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Were (vör) geçmiş

                        Comment


                        • 23 Ağustos 2011

                          Bugün 23 Ağustos 2011 23 Ramazan 1432 Ağustos: 10 Hızır 110 Hz. Ebubekir'in (r.a.)'ın Vefatı (M.634) - Çaldıran Zaferi (1514) - Sakarya Savaşı'nın başlaması (1921)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Yemeği birlikte yiyiniz; besmele çekiniz; yemeğiniz bereketlenir. Ravi: Ebu Davud



                          FITRA VERMEK

                          İhtiyacı olan eşyadan, borçlarından fazla olarak, zekat nisabı kadar malı ve parası bulunan her Müslüman’ın, Ramazan ayında Bayram namazına kadar fıtra vermesi vaciptir. Seferde olanın da fıtra vermesi, lâzımdır.
                          İhtiyaç eşyası demek; kıymeti ne kadar çok olursa olsun, bir ev, bir aylık yiyecek, her yıl üç kat elbise, çamaşır, evde kullanılan eşya ve aletler, binecek vasıtaları, meslek kitapları ve ödeyeceği borçlardır. Ticaret için olmayan, ihtiyacından artan eşya, kiradaki evler, evindeki süs eşyası, sanat ve ticaret aletleri; yere serili olmayan halılar, kullanılmayan fazla ev eşyası, fıtra ve kurban için nisâb hesabına katılır.
                          Fıtra olarak; 1750 gr buğday veya buğday unu,' 3.5 kilo arpa, hurma veya kuru üzüm verilir. Bunların kıymeti kadar altın veya gümüş de verilebilir.

                          SAKARYA SAVAŞI

                          Birinci Dünya Harbi'nin sonunda, bir şekilde İstanbul'u Türklerin elinden almaya çalışan İngilizler, Yunanlıları da İzmir'e asker çıkarmaya zorladılar. 15 Mayıs 1919'da İzmir'e ayak basar basmaz, Türk komutan ve erlerini sokaklarda süngüleyerek, vahşetlerini sergilemeye başladılar. 2.5 ayda Ankara'ya yaklaştılar. Yunan kralı, İngiliz subaylarına, Ankara'daki zafer balosu için davetiye veriyordu.
                          Polatlı yakınlarında, 23 Ağustos 1921'de başlayan Sakarya Savaşı, gece ve gündüz kesintisiz, 22 gün sürmüştür. Anadolu'nun kurtuluşunun başlangıcı oldu.
                          40 000 kişilik Türk ordusunda 10 000 tüfek vardı. Yunan ordusunun ise tamamı tüfekli, 100 000 kişiden fazla idi. Onlarda 300 top ile 20 uçak, bizde 170 top ve 1 uçak vardı Bu şartlar altında bile düşman tam bir hezimete uğradı. Eskişehir'e kadar geri çekildi. Bir sene sonra da 9 Eylül 1922'de İzmir'de çoğu denize döküldü.

                          FIKRA

                          Adamin biri karşıdan gelmekte olan çok güzel bir bayana sormuş:
                          - "3 x 3 kaç eder?" kız da "7" diye cevap vermiş ve yoluna devam etmiş Adam arkasından kendi kendine söylenmiş
                          - "Ulan bu ne biçim çarpici kadin !"

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Yerinde söz söyleyen,özür dilemek zorunda kalmaz. Fatih Sultan Mehmet

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · PATLICAN MUSAKKA
                          · PİLAV
                          · CACIK
                          · MEYVE

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: ALGIN: (Tür.) Er. 1. Güçlü, iyi, gü­zel, sıcakkanlı, sevimli. 2. Sevdalı, aşık, vurgun. 3. Hızlı akan su. 4. Renksiz, cılız, zayıf.
                          Kız: BİHRUZ: (Fars.) Ka. - İyi gün, güzel gün anlamında. Bihruze Hatun: Şah İsmail'in zevcesi. Çaldıran'da yenilip her şeyini bırakan Şah İsmail'in zevcesi.

                          MANİ

                          Ölmeden gözünü aç!
                          Günahlardan durma kaç!
                          Cömertlikte zarar yok,
                          Her yana iyilik saç!



                          BİLMECE
                          -Bir adam elinde bir şey ile bir odaya girmiş; bu elindeki şey her şeye değiyormuş, bu neymiş?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: Atı

                          Comment


                          • 24 Ağustos 2011

                            Bugün 24 Ağustos 2011 24 Ramazan 1432 Ağustos: 11 Hızır 111 Mercidabık Zaferi (1516) - Mütefekkir Lütfi İkiz'in vefatı (2007)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Ameller Allahü Teala Hazretlerine pazartesi ve perşembe günü arz edilir. Ben, amelimin oruçlu olduğum halde arzedilmesini severim. Ravi: Buhari



                            İFTAR VERMEK

                            Birgün Peygamber efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem" buyurdu ki:
                            "Bir kimse Ramazan ayında bir oruçluya iftar verirse, günahları affolunur. Hak teâlâ, onu Cehennem ateşinden azat eder. O oruçlunun sevabı kadar, ona sevap verilir."
                            Eshâb-ı kiram, "Yâ Resûlallah! Her birimiz, bir oruçluya iftar verecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz." deyince, buyurdu ki:
                            "Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de, bu sevap verilecektir. Bu ay öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası af ve mağfiret ve sonu Cehennemden azat olmaktır. Bu ayda, emri altında olanların vazifesini hafifletenleri, Allahü teâlâ affedip, Cehennem ateşinden kurtarır. Bu ayda 4 şeyi çok yapınız! Bunun ikisini Allahü teâlâ çok sever. Bunlar, kelime-i şehâdet söylemek ve istiğfar etmektir. İkisini de zaten her zaman yapmanız lâzımdır. Bunlar da Allahü teâlâdan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden O'na sığınmaktır. Bu ayda, bir oruçluya su veren bir kimse, kıyamet günü susuz kalmayacaktır."

                            FIKRA

                            Kolordu komtani terroristi yakalamış ve sormuş:
                            - "9 bölü 2 kaç eder" Terorist de 7 demiş Komtan dönmüş ve:
                            - "Ulan bu ne biçim bölücü örgüt"

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Aşk, geceyi bile gün ışığına boğabilir. A. SALLE

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · İZMİR KÖFTE
                            · PEYNİRLİ MAKARNA
                            · MEVSİM SALATA
                            · MEYVE

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: ALEVİ: (Ar.) Er. - Hz. Ali soyundan, Hz. Ali'ye hususi ilgi gösteren, ona taraftar olan. Şii mezhebinin kolların­dan biri.
                            Kız: ALGAN: (Tür.) Er. - Alan, fetheden, fatih.

                            MANİ

                            Engel ise ev arsa,
                            Ver kurtul imkân varsa!
                            Veren daha çok alır,
                            Maksadın eğer kârsa.



                            BİLMECE
                            -Muazzez Abacı sahnede kıpırdayamıyormuş neden?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: Magnum Dondurma

                            Comment


                            • 25 Ağustos 2011

                              Bugün 25 Ağustos 2011 25 Ramazan 1432 Ağustos: 12 Hızır 112 Yarın Mübarek Kadir Gecesi'dir - Sam rüzgarlarının sonu - (Afyon) Zafer Haftası

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Her yedi günde bir gusül edip, başını ve bedenini yıkamak her müslümanın üzerine Allah Te'ala'nın bir hakkıdır Ravi: Müslim




                              ALLAH YOLUNU AÇIK ETSİN

                              Sene 1915. Sonbaharın serin yağışlı günlerinden biri. Birinci Dünya harbi bütün cephelerde devam ediyor. Vatanın her tarafında barut ve kan kokusu. Yiğitlerin biri ölüyor, bini yetişiyor. İhtiyarı, genci savaşıyor, didiniyor ve yurdumuza düşman çizmeleri basmasın diye, el açıp Allaha duâ ediyor. Cepheye durmadan takviye kuvvetleri gidiyor. İşte o kuvvetleri götüren tren, Bilecik istasyonunda beklemektedir. Askerlerin hepsi sakin, belki bir daha geri dönmeyecekler. Ama şehit olmak inancı gönüllerine huzur veriyor.
                              Sevkiyat subaylarından biri vagonların arasında sessiz, hareketsiz bir gölge görür. Merakla, şüpheyle yaklaşır. O anda çakan şimşeğin aydınlığında şunlara şahit olmuştur:
                              Ak saçlı, beli bükülmüş, soluk benizli, başı yaşmaklı, ihtiyar bir Türk anası çakılmış gibi orada duruyor. Yağmurdan sırılsıklam olmasına rağmen huşu içinde beklemektedir. Anadolu'nun bu cefakâr vefa timsali ve sabırlı anası ile yaklaşan subay arasında şu konuşma geçer:
                              - Valide! Yağmurun altında niye böyle bekliyorsun?
                              - Trende oğlum var. Onu selâmetlemeye geldim.
                              - Oğlun kimdir, nerelidir?
                              - Söğüt'ün Akgünlü köyünden Mehmet oğlu Hüseyin.
                              - Onu görmek ister misin, çağırayım mı?
                              - Sana duâ ederim. Ona söyleyecek tek bir sözüm var.
                              Hüseyin kısa zamanda bulunur. Elini öpen oğlunu bağrına basan ana son olarak; "Hüseyin'im, yiğit oğlum benim!.. Dayın Şıpka'da, baban Dömeke'de, ağaların Çanakkale'de şehit düştüler. Bak son yongam sensin. Eğer, minareden ezan sesi kesilecekse, caminin kandilleri sönecekse sütüm sana haram olsun! Öl de köye dönme! Yolun; Şıpka'ya uğrarsa dayının ruhuna bir Fatiha okumayı unutma. Haydi oğul! Allah yolunu açık etsin!" demiştir.
                              Hüseyin, son defa anacığının elini öpmüştü. Yaşlı gözlerle oğluna bakan Türk anası son evlâdını da dualarla bu şekilde cepheye uğurlamıştır.

                              FIKRA

                              amiral gemiye çıkmış, denizcilerden birine:
                              - "9 eksi 3 ne eder?" diye sormuş, denizcide "7" demiş Amiral kaptana dönmüş ve:
                              - "Bu ne bicim çıkarma gemisi "

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Beni az, ama uzun sev. MARLOWE

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · ETLİ TAZE FASULYE
                              · PİLAV
                              · CACIK
                              · MEYVE

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: ALEMDAR: (a.f.i.) Er. 1.Bayrak ve­ya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar. 2. İşe önderlik eden. Alem­dar Mustafa Paşa: Osmanlı veziri.
                              Kız: ALEV: (Tür.) Ka. 1. Ateşten ve yanı­cı cisimlerden çıkan parlak, çeşitli şe­killere giren gazlardan meydana gelen şeffaf dil, yalım. 2. Aşk ateşi, sevda. 3. Alımlı, cazibeli kadın.

                              MANİ

                              Gün gelir yalnız kalır,
                              Ne gibi tedbir alır?
                              Sürüden ayrılırsa,
                              Kurda, kuşa yem olur.



                              BİLMECE
                              -Çekyata neden çekyat deriz?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: Hatıralar sarmış dört bir yanını

                              Comment


                              • 27 Ağustos 2011

                                Bugün 27 Ağustos 2011 27 Ramazan 1432 Ağustos: 14 Hızır 114 Hz. Ali (r.a.) Doğumu (598) - Afyonkarahisar'ın kurtuluşu (1922) - Olaş Zaferi (1696) - Şam-Medine (Hicaz) demiryolunun açılışı (1908)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Allah bir kulu sevdi mi, onu dünyadan korur. Tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi. Ravi: Tirmizi, Tıbb 1



                                HİCAZ DEMİRYOLU

                                Yapımına 1901 yılında Sultan II. Abdülhamid Hânın büyük gayretleri ile başlanan Hicaz Demiryolunda ilk tren seferi, 27 Ağustos 1908 Perşembe günü, İstanbul'dan gelen misafirlerle beraber, Şam şehrinden Medine-i Münevvere istikametine yapıldı. Trende, devlet adamlarından müteşekkil kalabalık bir heyetten başka, yerli ve yabancı pek çok gazeteci bulunuyordu. Özel trenin bir büyük salon-vagonu, bir lokantası, bir mescid vagonu ve üç de yolcu vagonu yardı. Trenin sürati 40-60 km arasındaydı. Tren yalnızca iki şey için duruyordu: İkmal ve namaz... Tren, 30 Ağustos 1908 Pazar günü öğleden sonra saat 2 sıralarında Medine-i Münevvere'ye vardı.
                                Medine istasyonu yapılırken, Hazret-i Peygamber'in ruhani-yetinin rahatsız olmaması için, trenler Medine istasyonuna yaklaştıkları zaman gürültü çıkmasın diye tekerleklerine keçe sarılırdı.
                                Hicaz Demiryolu hattı 1908 yılında açıldıktan sonra, Hayfa ile Şam arasında her gün, Şam ile Medine arasında haftada üç gün karşılıklı yolcu ve ticarî eşya katarları çalışmaya başladı. Böylece deve sırtında 40 günde alınan Şam-Medine arası, 72 saate indi. Hareket saatleri namaz vaktine göre ayarlanıyordu. Osmanlı Devleti ve halife çok büyük bir prestij kazandı. Müslümanların kendine güveni tazelendi. Eşya sevkiyatı sebebiyle hattın geçtiği yerler iktisadî olarak canlandı. Bu arada bazı tâli hatlar yapılarak hattın uzunluğu 1900 kilometreye çıktı.
                                İngiliz ve Fransızlar hattın inşasından fevkalade rahatsızdı. Cihan Harbi'nde Hicaz Demiryolu asker sevkiyatı için kullanıl' di. Suriye cephesinin çöküşü üzerine, İngilizler, hattı bombalayarak sabote etti. Hatta meşhur casus Lawrence (Arapların tabiriyle El-Aurans) bedevi eşkıyasına ray ve travers başına bir altın vererek, hattın Maan dan Medine'ye kadar olan kısmını kullanılamaz hâle getirdi. Demiryolu hattı bugün Suriye ve Ürdün'de hâlâ kullanılmaktadır.
                                Şimdi, bu yolun tekrar onarılması için çalışmalar yapılıyor.

                                FIKRA

                                adamın biri doktora gitmiş ve
                                - - Doktor Bey bende unutkanlık başladı, demiş
                                doktor sormuş
                                - - Ne zamandan beri ?
                                adam boş gözlerle
                                - - Ne ne zamandan beri ? demiş!

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Aşk, yepyeni kalabilen eski bir masaldır. H.HEİNE

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · KADINBUDU KÖFTE
                                · MERCİMEK ÇORBA
                                · ÇOBAN SALATA
                                · MEYVE

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: ALATAN: (Tür.) Er. - Güneş doğma­dan önce ufukta beliren karışık renk­ler.
                                Kız: BİDAYET: (Ar.) Ka. - Başlama, başlangıç.

                                MANİ

                                Halka keramet satar,
                                Hep işkembeden atar,
                                Elfaz-ı küfür söyler,
                                Boyunca küfre batar.



                                BİLMECE
                                -Bir Fil elektrik direğinden yükseğe zıplayabilir mi?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: Washing Ton

                                Comment

                                Working...
                                X