fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 19 Temmuz 2009

    Bugün 19 Temmuz 2009 28 Recep 1429 Temmuz: 6 Hızır:75 Yalova'nın Kurtuluşu (1921)

    HADİS-İ ŞERİF

    Ümmetim, merhamete eren, günahları bağışlanan ve tövbesi kabul edilen bir ümmettir. Hadis-i Şerif (Hakim)



    Mİ'RÂC-I MUHAMMEDİ (S.A.V.)

    Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.), hicretten birbuçuk yıl ka¬dar önce Receb-i Şerîf'in 27. gecesi hem ruhen hem de be¬denen, Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya, oradan da yedi kat göklere ve yüceliklerden Cenâb-ı Hakk'ın dilediği yerlere seyahat ettirildi. İşte bu harikulade hadisenin vuku' bulduğu bu geceye Mi'râc Gecesi denilmektedir. Mi'râc Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.)'e ihsan olunan en büyük mucizelerdendir.

    Bu mucize hakkında Kur'ân-ı Kerîm'de -meâlen- şöyle buyurulmaktadır: "Noksan sıfatlardan münezzehtir o -kudret sahibi yaratıcı- ki, kulunu bir gece Mescid-i Ha-râm'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya yürüttü. Tâ ki, ona âyetlerimizden bir kısmını göste¬relim. Şüphe yok ki, ancak o ezelî yaratıcıdır; herşeyi işiten, gören." (İsra Sûresi, âyet 1)

    Peygamberimiz Cebrâîl (a.s.)'in getirdiği, Burak denilen son derece parlak ve şimşek gibi süratli hareket eden bir binek vasıtasıyla Mescid-i Aksâ'ya kadar yolculuk etti. Orada Hz. İbrahim, Hz. Mûsâ, Hz. îsâ (a.s.) ve gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin ve bütün evliyâullahın rûhâniyetini toplanmış hâlde buldu. Peygamberimiz hepsine imam olarak iki rek'at namaz kıldırdı. Miracın; Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya kadar olan bu safhasına inanmak âyetle sabit olduğu için farzdır. İnkâr eden dînden çıkar.

    Sonra Peygamberimiz, yedi kat semâyı, aşıp Cenâb-ı Hakk'ın dilediği yere kadar vararak huzûr-ı İlâhîde cemâl-i İlâhîyi müşahede etti. Cenâb-ı Hakk ile akılların kavramak¬tan aciz olduğu bir keyfiyetle konuştu ve ilahi tecellîlere, iltifatlara mazhar oldu. Miracın bu safhaları haber-i meşhur ve haber-i âhâd (hadîs-i şerifler) ile sabittir.

    Mirâc gecesi Resûlullâh Efendimize 3 şey hediye edildi:

    Bakara Sûresi'nin son iki âyeti (Âmenerrasûlü...),

    Beş vakit namaz,

    Ümmetinden, hiçbir şeyi Allah'a şirk (ortak) koşma¬yanların cennete gireceği müjdesi.

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.), mi'râc sabahı hadîseyi halka haber verdi. Başta Sıddîk-ı Ekber (r.a.) olmak üzere Ashâb-ı kiram bunu tasdik ettiler. Müşrikler ise yine inkâr¬larına devam ettiler.

    FIKRA

    Yer Çekoslovakya... İkinci Dünya Savaşı dönemi... Çekoslovakya Alman işgali altında... Bir tren kompartımanında 4 kişi var. Çekoslovak genç ve güzel bir kız, kızın anneannesi, bir Alman subayı ve Çekoslovak yurtsever bir delikanlı. Yurtsever genç tabii ki Alman subaya hayli kıl durumda... Derken tren bir tünele girer, ortalık kararır. Karanlığın içinde bir öpücük sesi, ardından da bir tokat sesi duyulur. Tren tünelden çıktığında ise kimse renk vermemekte, ama bir yandan da düşünmektedir. Genç kız kendi kendine: "Bu delikanlı sanırım beni öpmeye çalıştı, yanlışlıkla da anneannemi öptü. Oh olsun!.. Tokadı da yedi!" diye düşünür. Kızın anneannesi ise "Bu çocuk herhalde bizim kızı öptü. Kızım da hakettiği dersi verdi. Oh olsun!" diye düşünmektedir. Alman subay ise dertlidir. Kendi kendine; "Ulan herif kızı öptü, tokadı yiyen biz olduk!.." Çekoslovak genç ise; “Elimin tersini öpüp şu şerefsiz Alman’a bir tokat attım ya... Aklımı seveyim!.." (“sarcastic”/EkşiSözlük)

    GÜNÜN SÖZÜ

    Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz. W.Shakspeare

    YEMEK MENÜSÜ

    · Tel Şehriye Çorba
    · Çöpşiş
    · Pirinç Pilavı
    · Salata
    · Supangle

    ÇOCUĞUNUZA İSİM

    Erkek: ZİYA : Aydınlık, nur
    Kız:AÇELYA: Fundagillerden çok renkli çiçekler açan bitki

    MANİ

    Atlamadan atladım
    Mendilimi gatladım
    Ben yangunumu görünce
    Güle güle çatladım



    BİLMECE

    Tanrı ikinci zenciyi yarattıktan sonra ne demiş?

    Cevabı Yarın.

    Dünkü Cevap:Mısır

    Comment


    • 20 Temmuz 2009

      Bugün 20 Temmuz 2009 29 Recep 1429 Temmuz: 7 Hızır:76 Kıbrıs Barış Harekatı'nın Başlaması (1974)

      HADİS-İ ŞERİF

      Üzüntü ve kaygılarınızı sadakalar vererek gideriniz. Ta ki, Allah kötü durumunuzu düzeltsin, düşmanlarınıza karşı da size yardımcı olsun. Hadis-i şerif (Deylemi).



      "ALLAH İNSANA MERAMINI İFADEYİ ÖĞRETTİ."
      Allâhü Teâlâ insana kendini; içindeki his ye fikirlerini hâricindekilere açık ve güzel ifâde edebilmesi ve anlatılanları anlaması için nutuk ve lisan nimetini ihsan etti ki ilim öğ¬renme ve Kur'ân-ı Kerîm'in talîmi de bununla olur. Peygam¬berlerin ilâhî teblîgâtı yapabilmeleri, kitablar getirmeleri, üm¬metlerin onlardan istifâde edebilmeleri hep beyân ilmi, dil nîmeti sayesindedir. Bu sebepten "(Allah) o(insan)a beyânı (meramını ifadeyi) öğretti." (Rahman Sûresi, âyet 4) buyu¬rarak onu nimetlerinden saydı.

      En iyi söz, mânâsı apaçık olan sözdür. Söyleyenin niyetine ve samimiyetine göre Allâhü Teâlâ söze büyüklük ve hikmet verir. Mânâ yüksek, söz kısa, sağlam, zorlamasız ve düzgün olursa yağmurun toprağa tesiri gibi kalplere tesir eder.
      Âmir bin Abdülkays "Söz kalpten çıkarsa kalbe ulaşır, dilden çıkarsa kulaklardan öteye geçmez." demiştir.
      İmâm Zeynelâbidîn (k.s.) "İnsanlar iyi ifâdenin faydasını bilseler, kalplerini karıştıran her şeyi ifâde eder ve araların¬da anlaşmazlığa sebep olan şeylerden kurtulurlardı. Lâkin onlar ya cehaletle sönük olurlar yahut kibirle aldanırlar. Ya nevalarına uyarak düşünmezler yahut kantarları kötü olduğundan ilmin üstünlüğünü kavrayamazlar." buyurmuştur..
      Muhammed Bakır (r.a.) "Bütün hayâtın ve geçimin mu¬vaffakiyeti bir ölçek tutar ki bunun üçte ikisi anlayış, üçte biri de görmezlikten gelmektir. Anlayıştan başkasında hayır ve fayda yoktur. Zîrâ insan ancak bildiği ve anladığı şeye müsamaha gösterir." buyurmuştur.
      Hatîb, gönlü rahat, azaları sakin olmalı ve kelimeleri seçerek konuşmalıdır.
      Avama hitâb ederken kelimeleri pek süslemeden ve sâde konuşur.
      Hikmet sahibi kimse ile kelimeleri seçerek ve sözünü süsleyerek konuşur.
      Sözünü en iyi seçebilen en iyi mantık bilendir.
      Hz. Hasan (r.a.) "Akıllı kimsenin dili, kalbinin arkasın¬dadır. Bir söz söyleyecek olsa önce düşünür. Faydası varsa söyler, faydasız ise susar.
      Câhilin kalbi, dilinin arkasındadır. Bir söz söyleyeceğinde faydası olsa da olmasa da söyler." buyurmuşlardır.

      FIKRA
      Bir Türk bir Fransız ile “sözde” Ermeni soykırımı yasası ile ilgili konuşurken şunları söyler: “Anlamadığım bir şey var: Biz kimsenin işine karışmazken, özellikle Avrupa ülkelerinde Türkiye hakkında kendi kendilerine kararlar almak gibi bir alışkanlık var. Üstelik siz Fransızlar Cezayir’de yaşadıklarınızı unutuyorsunuz. Nasıl olup da bir numaralı demokrasi savunucusu olduğunuzu iddia ediyorsunuz? Anlamıyorum!..” Bunun üzerine Fransız sorar: “Fransa’nın sembolü neden horozdur biliyor musun?” Türk, “Neden?” diye sorunca Fransız; “Kendi ayakları bokun içindeyken şarkı söyleyen tek hayvan horozdur da ondan!..”

      GÜNÜN SÖZÜ

      Hiç kimse başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır. J.Keth Moorhead

      YEMEK MENÜSÜ
      · Ezogelin Çorba
      · Biber Dolma
      · Karışık Kızartma
      · Yoğurt
      · Karpuz

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: ZİHNİ : Akılla ilgili
      Kız: AFET: Ortalığı birbirine katacak kadar güzel kadın

      MANİ

      Acam şalı guşanır
      Guşanmaya üşenir
      İş görmenin derdinden
      Gocasından boşanır



      BİLMECE
      Bir elmayı yerken kurt bulmaktan
      daha kötü olan nedir?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: 'Tüh! Bu da yandı!

      Comment


      • Cevap: 12 Ocak 2008

        gereksizmiş

        Comment


        • 21 Temmuz 2009

          Bugün 21 Temmuz 2009 1 Şaban 1429 Temmuz: 8 Hızır:77 Ay'a İlk İnsanın Ayak Basması (1969)

          HADİS-İ ŞERİF

          Dört dua vardır ki, redde uğramaz: Evine dönene kadar hacca gidenin duası... Ailesine dönünceye kadar savaşa gidenin duası... Şifa buluncaya kadar hastanın duası... Mü’minin mü’mine gıyabında (yüzüne söylemeden ve haber vermeden) yaptığı dua. Bu dualardan en çabuk kabul edileni, mü’minin mü’mine gıyabında yaptığı duadır. Hadis (Deylemi).



          AKRABA ZİYARETİ: SILA-İ RAHİM
          Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den sıla-i rahme dâir bazı hadîs-i şerifler:
          "Sıla-i rahim ömrü uzatır."
          "Rızkının bol ve ömrünün uzun olmasını isteyen, akrabalarını ziyaret etsin."
          "Akrabalarınızdan kendilerini ziyaret edeceğiniz kimseleri öğreniniz. Çünkü akrabayı ziyaret etmek, aile içinde muhabbete, malda zenginliğe ve ömürde de uzamaya sebep olur."
          "İçinde, akraba ziyareti yapmayan kimsenin bulunduğu bir topluluğa rahmet inmez."
          "Muhakkak Allâhü Teâlâ, akrabasını ziyaret edene rahmetini ulaştırır, akrabasını ziyaret etmeyenden de rahmetini keser."

          TAM GÜNEŞ TUTULMASI
          Yarın (22 Temmuz Çarşamba günü) "Tam güneş tutulması" vuku1 bulacaktır ve Asya, Polinezya, Pasifik Okyanusu, Hindistan, Nepal, Bangladeş, Çin, Doğu Çin Denizi, Ogasavvara Adaları (Japonya), Marşal Adaları, Samoa Ada-ları'ndan tam Türkiye'den de kısmen gözlenecektir.
          Tutulmanın büyüklüğü 1.0799'dur.
          Başlangıcı 22 Temmuz 2009 03.51 (Türkiye Yaz Saati)
          Tutulmanın ortası 22 Temmuz 2009 05.35
          Tutulmanın sonu 22 Temmuz 2009 07.19

          ŞABAN AYI İÇTİMÂİ, RU'YET VE BAŞLANGICI
          Hicrî-Kamerî 1430 yılı Şaban ayı ictimâ'ı yarın (22 Temmuz Çarşamba) Türkiye saati ile 05.35'te.
          Ru'yet yine yarın (22 Temmuz Çarşamba) Türkiye saati ile 19.02'de. Hilâlin görüldüğü yerler: Madagaskar'ın orta ve batı kesimi, Afrika kıtasının kuzey ve kuzeybatı kesimi hâriç tamamı ile Atlas okyanusunun güney ve orta kesimi, Güney Amerika kıtasının tamamı ve orta Amerika ülkeleri. Hilal; Türkiye, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından kesinlikle görülemeyecektir.
          Hilâlin görüldüğü günü takip eden 23 Temmuz Perşembe günü de Şaban ayının biri olmaktadır.

          FIKRA
          Bill ve Hillary Clinton Los Angeles’ta yapımı süren bir tesisi geziyorlarmış. Bir ara inşaatın tepesinden bir ses duyulmuş “Heeey, Hillary!..” Hillary kafasını kaldırıp bakmış ki, liseden arkadaşı Harry... “Vayy, n’ber Harry, seni görmek ne güzel... Şimdi gitmek zorundayım, bana yaz...” Clinton meraklanmış “Kim o adam Hill?” Hillary “Liseden arkadaşım Harry... Biliyor musun, az kalsın onunla evlenecektim Bill... Bir süre flört ettik, ama anlaşamadık işte...” Bill eşi adına sevinmiş “İsabet olmuş. Onunla evlenseydin, şimdi bir inşaat işçisinin karısı olacaktın.” Hillary kaşlarını kaldırmış “Yok canım, ne münasebet... Onunla evlenseydim, senin yerine Amerika Başkanı o olacaktı!..”

          GÜNÜN SÖZÜ

          Hiç bir şey insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz. Hölderlin

          YEMEK MENÜSÜ
          · Domates Çorba
          · Sebzeli Beşamel Soslu Piliç
          · Pirinç Pilavı
          · Salata
          · Kalburabastı

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: ZEYNEL : Zenelabidin'in kısaltılmışı
          Kız: AFİFE : Namuslu, namusuna çok düşkün olan

          MANİ

          Parmağında yüzük başı,
          Üstüne geliyor taşı,
          Söyle yarim annene,
          Nişandır bunun başı.



          BİLMECE
          Kullanılmış Orkid'e ne denir?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: 'Yarım Kurt Çıkması

          Comment


          • 22 Temmuz 2009

            Bugün 22 Temmuz 2009 1 Şaban 1429 Temmuz: 9 Hızır:78 Edirne'nin Kurtuluşu
            HADİS-İ ŞERİF

            Kötü arkadaştan sakın! Onunla tanınacağından şüphen olmasın. Hadis (İbn-i Asakir).



            ŞÂBÂN-I ŞERİF
            Yarın İdrâk edeceğimiz Şaban ayı, Resûlullâh (s.a.v.) Efendimizin ayıdır. Bu itibarla bu ayda salavât-ı şerîfeye çok devam etmek lâzımdır. Yine mümkün oldukça İstiğfar ve İhlâs-ı Şerîf okumalı, teheccüd ve tesbîh namazları kılmalı ve hatm-l enbiyâ yapmalıdır.
            Şaban ayı, şerefli, ulvî, berâta erdirici, ilâhî ihsana kavuşturucu, mü'minlere rahmet, kâfirlere gazap olan ve ilâhî nura nail eden bir aydır. Bu ayın birinci gecesinde, yani bu akşam, her rek'atte bir Fatiha, üç Âyetü'l-Kürsî ile bir teşbih namazı kılınır. (Dua ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)
            MİSVAK
            Abdest alırken ve şâir zamanlarda misvak kullanmak Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kuvvetli sünnetlerinden-dir. Misvak ağzı temizler, Allâhü Teâlâ'nın rızâsını kazanmaya vesile olur. Misvak kullanarak alınan abdest ile kılınan namaz, misvaksız kılman namazdan yetmiş kat daha faziletlidir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.);
            "Eğer ümmetime meşakkat vermesinden kokmasa idim onlârâ her abdestle beraber miavâk ile emrederdim."
            "Misvakla (öyle) ©mroiundum ki üzerim© (fin olarak) yazılacağından korktum." buyurmuşlardır,
            Rigûluilâh Efendimiz (m.v) ion n§f§§l§rin§ kidir misvak kullanmışlardır.
            Hı, ÂİŞİ (fiinhâ) şöyli buyurdular:
            "Allâhü Tiâlâ'nm bani ihsan ettiği nimetlerden biriıi; Risûlullih iliyhl§§ilâmifi binim evimde, binim günümde v§ bışı binim göğsümde olduğu hâldi vefat itmişidir. Risûlullah ileyhlsselâmm başını göğsüme yasladığım sırada kardeşim Abdurrahman elinde bir misvakla eve girmişti. Resûlullâh aleyhlsselâm ona ve elindekine baktı. Misvakı istediğini anladım. "Yâ Resûlallâh! Bu misvakı alıp sana vermemi arzu eder misiniz?" diye sordum. Başıyla "evet" diye İşaret buyurdu. Ben de misvakı yumuşatıp kendisine verdim. Resûlullâh aleyhisselâmın misvakla dişlerini bu derece şiddetli, bu kadar güzel ovuşturduğunu hiç görmemiştim. Sonra misvakı bıraktı, misvak elinden düştü."

            FIKRA
            Amerikan senatörü, çimlerin arasında arabesk bir lamba bulur. Lambayı temizlemeye kalkışınca, klasik olay gerçekleşir ve cin ortaya çıkar. Dış politikayla yakından ilgilenen senatör Ortadoğu’da hemen barış olmasını diler. Bunun üzerine cin bir süre düşündükten sonra “Bu benim gücümü bile aşar. İmkansızı değil, olabilecek bir şeyi isteyin.” Senatör düşünür ve “O zaman Hillary’nin etkisi azalsın. Başkanmış gibi davranmaktan vazgeçsin. Başkan karısını kontrol altına alsın.” Cin uzunca bir süre düşündükten sonra “Ben en iyisi, gidip Ortadoğu’yu düzelteyim.”

            GÜNÜN SÖZÜ

            Hırs, bir sandalın yelkenini şişiren rüzgara benzer; fazlası gemiyi batırır, azı da gemiyi olduğu yerde tutar. Woltaire

            YEMEK MENÜSÜ
            · Zeytinyağlı Kuru Fasulye
            · Ankara Pilavı
            · Çoban Salata
            · Tel Kadayıf

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: ZEKİ : Çabuk anlayan, kavrayan
            Kız: AFİTAP : 1.Güneş. 2. Çok güzel, parlak yüzlü kadın

            MANİ

            Ey biber ek biber ek
            Biber dalında gerek
            Senin gibi oğlana
            Benim gibi kız gerek



            BİLMECE
            Yaşlanan Temel'e ne olur?
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: Redkid!

            Comment


            • 23 Temmuz 2009

              Bugün 23 Temmuz 2009 2 Şaban 1429 Temmuz: 10 Hızır:79 II.Meşrutiyet'in İlanı (1908) - Erzurum Kongresi (1919)

              HADİS-İ ŞERİF

              Birisi diğerine hıyanet etmediği müddetçe, Ben 2 ortaktan üçüncüsüyüm. Biri diğerine ihanet yaptığında, ben aralarından çekilirim. Hadis (Ebu Davud).



              İSLÂM'IN BEŞ ESÂSI
              Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuşlardır:
              "İslâm dîni beş temel üzerine kurulmuştur: Allah'tan baş­ka ilâh olmadığına, Muhammed'in (s.a.v.) Allah'ın kulu ve peygamberi olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu tutmak."
              Bu beş esas İslâmiyetin şartlarıdır. Bu beş esâsı ka­bul edip dil ile ikrar eden (söyleyen) bir zât, müslüman-lık ile şereflenmiş olur. Bu esâslardan herhangi birini inkâr eden bir şahıs ise müslümanlık şerefinden mah­rum olur, dinden çıkar.
              Bir kimsenin müslüman olduğuna hükmedilebilmesi için, evvelâ Allâhü Teâlâ'nın varlığına ve Hz. Muhammed Mustafâ'nın (sav.) Allah'ın kulu ve peygamberi oldu­ğuna kalbi ile îmân edip lisânı ile ikrar etmesi lâzımdır. Bu şehâdet İslâmiyet'in ilk ve en büyük şartıdır. İmân kalbe ait bir hâl olduğundan, dil ile şehâdet edip itirafta bu­lunmayanın dünyâda Müslümanlığına hükmedilmez.
              Sonra namaz, zekât, hac, oruç İslâmiyetin birer şar­tıdır. Bunların farz olduğuna kalben îmân lâzım oldu­ğu gibi, şartları mevcut olunca, bunları bilfiil îfâ etmek (yapmak) da lâzımdır. Bunların farz olduğunu in­kâr eden bir şahıs, müslüman olamaz. Bunları tasdîk et­mekle beraber îfâ etmeyen, yapmayan bir şahıs da, kâmil bir müslüman sayılamaz, sû-i hatimesinden (son nefeste îmânını zayi etmesinden) korkulur, azaba müstahak (lâyık) olur.
              Bunların farz olduğuna kalben îmân ederek, bunları fiilen îfâ eden, işleyen bir zât ise, kâmil bir müslümandır.
              Bunları dil ile kabul ve itiraf ettiği hâlde, kalb ile inkâr eden bir şahıs ise, zahirde müslüman görülürse de ha­kikatte münafıktır, en feci bir küfür ve dalâlet içindedir.

              BEYİT:
              Ne sandın sen, alan Hakk'dır veren Hakk İşiden, söyleyen Hakk'dır gören Hakk. (Azîz Mahmud Hüdaî k.s.)

              FIKRA
              Hasan ile Ahmet iki eski arkadaştılar.Liseden sonra biri Ziraatı,diğeri Dişçilik fakültesini kazanmıştı. Uzun yıllar geçtikten sonra tekrar karşılaştılar.Sohbet sırasında aralarında şöyle bir konuşma geçti:
              -Dişçi ile çiftçi arasındaki ortak noktayı biliyormusun ?
              -Biliyorum,ikiside kök söker

              GÜNÜN SÖZÜ

              Herşeyin anahtarı sabırdır. Civcivi,yumurtaları kuluçkaya yatırarak elde edersiniz, kırarak değil. Arnold Closow

              YEMEK MENÜSÜ
              · Düğün Çorba
              · Rosto Köfte
              · Peynirli Makarna
              · Marul Salatası
              · Meyve

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: ZEKERİYA : Erkek - Bir peygamber
              Kız: AHENK: Uyum

              MANİ

              Deniz üstünde fener
              Martılar ona konar
              Ben o yari almazsam
              Yüreğim ona yanar



              BİLMECE
              Bir kamyon, bir peygamber, bir şehrimiz
              hangi kelimedir?
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: 'Kurulanır!'

              Comment


              • 24 Temmuz 2009

                Bugün 24 Temmuz 2009 3 Şaban 1429 Temmuz: 11 Hızır:80 Lozan Antlaşması (1923)

                HADİS-İ ŞERİF

                Her şeyin bir anahtarı vardır. Cennetin anahtarı da, yoksul ve fakirleri sevmek ve onlarla ilgilenmektir. Hadis-i Şerif (İbn-i La’l).



                SALEVÂT-I ŞERÎFE'NİN FAZİLETİHer zaman ve bilhassa cuma günü ve geceleri, çok sa-lavât getirmek, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şefaatini ve cennette komşuluğunu dostluğunu kazandırır.
                Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır;
                "Kıyamet gününde insanların evlâsı, bana en yakını, bana en çok salevât getirendir."
                "Her cuma günü bana çok salevât okuyunuz. Çünkü ümmetimin salevâtı bana cuma günü arz olunur. Derece bakımından bana en yakın olan, bana en çok salevât okuyandır."
                "Cuma günü bana çok salevât okuyunuz. Çünkü melekler buna şahitlik eder. Bana salevât getiren kimsenin salevâtı, salevât getirir getirmez muhakkak bana arz olunur."
                Bir müslüman, ne zaman Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ismi zikredilse veya Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) hatırlasa selâm ile beraber salevât getirir, 'Aleyhi's-salâtü ve's-selâm' der. Nasıl ki Allah ismini işiten kimsenin Sübhânallâh, Tebâ-rekallâh veya Teâlâ diyerek tâzim(hürmet)de bulunması her zaman vâcib (lâzım) ise, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ismi zikredildiği zaman üzerine salevât getirmek de vâcibtir.
                İmâm Tahâvî'ye göre, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ismi her zikredildiğinde salevât getirmek vâcibdir.
                İmâmı Kerhî'ye (r.h.) göre, bir kimsenin ömründe bir defa salevât getirmesi vâcibtir.
                Bazı âlimler, bir mecliste bir defa salavât getirilmesi kâ-fîdir, demişlerdir.
                Ebû Hüreyre (r.a.) Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayet ediyor: "Allâhü Teâlâ muhakkak bana selâm eden kimsenin selâmını bana bildirir ve ben de ona selâm ederim."
                Peygamber Efendimizle (s.a.v.) beraber diğer peygamberlere de salevât getirilir. Ancak Peygamber Efendimiz (s.a.v.) diğer peygamberlerden önce zikredilir.
                Kısa bir salevât-ı şerife; 'Allâhümme sallı alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin' okumaktır.

                FIKRA
                Boris Yeltsin, Bill Clinton ve Bill Gates tanrı tarafından akşam yemeğine davet edilirler. Yemek sırasında tanrı şöyle der; "Sizi davet ettim çünkü sizin gibi üç önemli kişinin tüm insanlığa söylemesini istediğim bir şey var: Yarın dünyayı yok edeceğim!" Yeltsin hemen kabinesini toplar ve şöyle der; "Açıklayacağım iki kötü haber var: Birincisi tanrı gerçekten var. İkincisi, yarın dünyayı yok edecek." Clinton, kongrenin acil bölümünü toplar ve onlara şöyle der: “Size bir iyi bir de kötü haberim var: İyi haber, tanrı gerçekten var, kötü haber, yarın dünyayı yok edecek.” Bill Gates Microsoft merkezine döner ve oradakilere şöyle der: “Sizlere iki harika haberim var. Birincisi, ben dünyanın en önemli üç kişisinden biriyim. İkincisi, 2000 yılı problemi çözüldü.”

                GÜNÜN SÖZÜ

                Herkesi bir defa, bazılarını her zaman aldatabilirsiniz.Ama herkesi her zaman aldatamazsınız. Abraham Lincoln

                YEMEK MENÜSÜ
                · Tel Şehriye Çorba
                · Çöpşiş
                · Pirinç Pilavı
                · Salata
                · Supangle

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: ZAHİR : Zekeriya'nın oğlu olan peygamber - Allah lütufkardır anlamında
                Kız: AHU: Ceylan, karaca 2.Çok güzel,ince,zarif kadın.

                MANİ

                Su gelir aka aka
                Taşları yıka yıka
                Gözlerim görmez oldu
                Yollara baka baka



                BİLMECE
                Düşünen file ne denir?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: 'Manisa!

                Comment


                • 25 Temmuz 2009

                  Bugün 25 Temmuz 2009 4 Şaban 1429 Temmuz: 12 Hızır:81 İspanya'nın Emeviler Tarafından İşgali (711)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Allah Resülü: Tacirler (serbest meslek erbabı ve esnaflar), facirlerin (günahkarların) ta kendileridir, buyurdu. Ashap: Ey Allah’ın Resulü, Allah alış verişi helal kılmadı mı? Diye sordular. Allah’ın Resulü şu cevabı verdi: Evet, ama onlar sattıkları mallar hakkında konuşurlarken yalan konuşurlar. Yalan yere yemin ederler de günaha girerler. (Bu yüzden alış verişlerinin bereketi gider. Günahlara girerler). Hadis (Ramuz).



                  HASED
                  Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurdular: "Sizden önceki ümmetlerin hastalığı, size sirayet etti. Bunlar hased ve buğzetmektir. Bunlar tıraş edicidirler. Ama ben demiyorum ki saçı tıraş ederler, ancak dîni tıraş ederler. Muhammed'in nefsi kudret elinde olan Allah'a yemîn ederim ki, îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe îman etmiş olmazsınız. Yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz şeyi size haber vereyim mi?" Ashâb-ı Kiram Evet, yâ Resûlallah, haber ver' dediler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Aranızda selâmı yayın." buyurdular.
                  Hased ve buğz, bir ustura nasıl saçı tıraş edip kökünden kazıyorsa, bunlar da dîni kökünden söküp atar. Zîrâ bunlar, insanı hayır işlemekten, namazları ilk vaktinde kılmaktan ve Allah rızâsı için kâmil bir muhabbetten mene-der. Çünkü kalbi hased ve buğz ile dolu olan kimsenin muhabbeti kâmil olmaz ve kalbinde ibâdetlerin tadını bulamaz. Allâhü Teâlâ'nın kazasına (takdirine) da razı olmaz. Diğer bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: "Âdem-oğlunun vücûdunda dört cevher vardır ki, onları dört şey izâle eder, giderir. O cevherler; akıl, din, haya ve sâlih ameldir. Gazab, aklı izâle eder. Hased, dîni izâle eder. Gıybet, sâlih ameli izâle eder. Tamah da, hayayı izâle eder."

                  SULTAN İKİNCİ MUSTAFÂ'NIN BİR NATİNDAN
                  El-meded ey fahr-i âlem, hem şefî'u'l-müznibîn Nazil oldu hakkına hem rahmeten li'l-âlemîn İşidelden vasfını budur lisânımda hemîn Es-salâtü ve's-selâm yâ Sâdıka'l-va'di'l-emîn
                  Dalmışım bahr-i şekavet içre, kârım seyyiât Yâ İlâhî, seri hidâyet eyle, bana ver necat Sen şefaat kıl garîbe ey Resûl-i Kâinat Es-salâtü ve's-selâm yâ Sâdıka'l-va'di'l-emîn

                  FIKRA
                  birgün şişman bi adam yolda yürürken karşısına cılız bi adam çıkmış adama seni görende ülkede kıtlık var sanar demiş cılızda seni görende kıtlığın sebebini anlar demiş

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendisini değiştirmeyi düşünmez. V.Hugo

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · Ezogelin Çorba
                  · Biber Dolma
                  · Karışık Kızartma
                  · Yoğurt
                  · Karpuz

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: ZAHİT : Parlak yıldız
                  Kız: AHUCAN: Çok güzel dost.

                  MANİ

                  Ata bindim eğerli
                  Benim yarim değerli
                  İnşallah kavuşuruz
                  Buluşuruz temelli



                  BİLMECE
                  Heyecanlanınca büyüyen
                  organımız hangisidir?
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: 'Filozof!'

                  Comment


                  • 26 Temmuz 2009

                    Bugün 26 Temmuz 2009 5 Şaban 1429 Temmuz: 13 Hızır:82 Boğdan (1476) ve Teşaver Kalelerinin Fethi (1552)

                    HADİS-İ ŞERİF
                    Cenneti özleyen hayırlara koşar. Cehennemden korkan, günahla gelen lezzetlerden kaçar. Ölümü bekleyen için, lezzetler önemsizdir. Dünyaya zühd ile soğuk bakana, dertler hafif gelir. Hadis-i Şerif (Beyhaki).



                    HZ. ŞA'YÂ ALEYHİSSELÂM
                    Allâhü Teâlâ, İsrâiloğullarına, hükümdarları Sıdkıya zamanında azgınlıkları artınca, Hz. İsa'yı ve Muhammed Mustafâ (s.a.v.)i müjde-leyıci olarak Şa'yâ bin Emsıyâ'yı peygamber gönderdi. Allâhü Teâlâ, Şa'yâ (a.s.)'ın lisanını vahy ile konuşturarak onlara şöyle buyurdu:
                    "Sizlere türlü ihsanlarda bulunduğum halde azdınız, birbirinizi öldürdünüz. Vay şu günahkâr millete Kİ helakin kendilerine nereden geldiğini idrâk etmiyorlar. Bana takva (haram ve şüphelilerden kaçınmak) ile ye cinayetten sakınmakla yaklaşmayı terk ediyorlar, kanlı elleriyle inşâ ettikleri mâbedlerin içlerini temizliyorlar, ancak kendi kalblerini ve cisimlerini kirletiyorlar. Benim için evlerini ye ibadethanelerini yaldızlı nakışlarla şüslüyorlar da akıllarını, fikirlerini bozuyorlar. Halbuki ben mescidleri, ancak içlerinde zikir ye tesbîh olunmam ve yajnız bana ibâdet olunsun için bina etmelerini emrettim. Onlara sor ki bana itaatlerine manî olan ne? Eğer şu kavim benim kalblerinde parlattığım, sonra kendilerinin atıp da dünyâyı satın aldıkları hikmet ile nefislerine bir baksalardı, en büyük düşmanlarının kendi nefisleri olduğunu iyice anlarlardı.
                    Ben onların niyeti yalan, iftarı haram ile olan oruçlarını nasıl kabul ederim? Onların kalbleri bana isyan eden ve dînime kasdedenlerden hoşnud ve memnun iken namazlarını nasıl nurlandırırım? Sadakaları katımda nasıl makbul olur ki başkalarının mallarını tasadduk ediyorlar. Ben onlarla ancak gasbeailmiş olan sahihlerini mükâfatlandırırım. Dualarına nasıl icabet ederim ki 9 ancak dillerinde bir laf, amelleri ise ondan çok uzaktır. Onlar, fakirlere merhamet, zayıfları himaye, mazluma insaf, malı gasbolana yardım, dullara ve yetime ve miskine ve her hak sahibine hakkını edâ etseler ya."
                    Sözünü bitirince, İsrâiloğulları Şa'yâ (a.s.)'ı şehîd ettiler.
                    Allâhü Teâlâ Buhtunassarı musallat kılarak İsrâiloğuilarını cezalandırdı. İsrâ Şûresi'nin 5. âyet-i kerîmesi buna işaret buyurmaktadır. Meâl-i şerîfi isrâiloğullarına kitabda hükmetti ki: Muhakkak siz yeryüzünde iki kere fesad yapacaksınız, kabaracak ve kibirleneceksiniz. Birinci fesadınızın va'desı yetip cezası geldiği vakit şiddetli harb ve savlet sahibi müstenker (dehşetli ve korkunç) kullarımızdan üzerinize saldık da öyle katliâm yaptılar ki evlerinin aralarını yokladılar..."
                    Düşünmeli ki mü'min iken azan birkavme kâfir bir kavmin musallat edilmesi ne korkunç şeydir. Allah'ın Salih kulları elinde ıslâh olmak, gidişatını düzeltmek istemeyen her kavmi bekleyen akıbet de budur.

                    FIKRA
                    Bir otobüs dolusu politikacı seçim kampanyası için Teksas’ta dolaşıyordu Otobüs büyük bir çiftliğin yanından geçerken, şoförün dalgınlığı yüzünden derin bir şarampole uçtu. Çiftci koşarak geldi, gece kurda kuşa yem olmasınlar diye cesetleri gömmeye başladı. Ertesi sabah, şerif soruşturma için çiftliğe geldi. Çiftçiye sordu: ”Otobüsdeki bütün politikacıları gömdün demek... Hepsi de ölüydü, eminsin değil mi?” Çiftci cevap verdi: ”Bazıları yaşadıklarını iddia ettiler ama politikacıları bilirsiniz.. Nasıl yalan söylerler!..”

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Herkes evinin önünü süpürürse sokaklar temiz olur. Konfüçyüs

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · Domates Çorba
                    · Sebzeli Beşamel Soslu Piliç
                    · Pirinç Pilavı
                    · Salata
                    · Kalburabastı

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: ZAFER : Amaca ulaşma, başarı - Düşmanı yenme
                    Kız: AHUEDA:Nazlı güzel.

                    MANİ

                    Ud'umu çala çala
                    Çıktım bir ince dala
                    Eğer beni seversen
                    Ananı dünür yolla



                    BİLMECE
                    Hangi kalemle yazı yazılmaz?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: 'Gözbebeğimiz !

                    Comment


                    • 27 Temmuz 2009

                      Bugün 27 Temmuz 2009 6 Şaban 1429 Temmuz: 14 Hızır:83 Kore Savaşı'nın Sona Ermesi (1953)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Çocuklarınıza değer verin ve onları güzelce terbiye edin. Hadis (İbn-i Mace).



                      ANA BABA HAKKINA DÂİR

                      Ebû Sa'd es-Sâidî (r.a.) 'Biz Resûlullah'ın (s.a.v.) yanında iken Benî Seleme'den birisi geldi. Dedi ki 'Yâ Re-sûlallâh, vefat ettikten sonra benim anam babam için yapabileceğim iyilik var mı?' Resûlullah (s.a.v.) Evet, var' buyurdu; 'Cenaze namazlarını kılman, onlar için İstiğfar etmen, sözlerini yerine getirmen, arkadaşlarına ikramda bulunman ve akrabalarını ziyaret etmen.'

                      Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

                      "Babasını kabrinde ziyaret etmek isteyen, babasının dostlarını ziyaret etsin. Ana babası hayatta İken onlara iyilik etmeyen, onlar için istiğfar etsin, onlar İçin sadaka versin. Böylece o kimse ana babasına iyilik edenlerden yazılır."

                      "Kim ana babasının veya onlardan birinin kabrini her cuma günü bir defa ziyaret ederse günahları bağışlanır ve ana babasına iyilik yapanlardan yazılır."

                      Kabirdeki ölü, denizde boğulmak üzere iken yardım isteyen biri gibidir. Babasından, annesinden, kardeşinden veya arkadaşından kendisine gelecek duayı bekler. Dualar kendine ulaşınca, dünyâ ve içindekilerin kendisinin olmasından daha çok sevinir.

                      Muhakkak Allâhü Teâiâ, yeryüzündekilerin duasından dolayı kabirlerdekilere dağlar kadar rahmet verir. Dirilerin ölülere hediyeleri, duâ ve istiğfardır."

                      Behz bin Hakem'in dedesi diyor ki:

                      Resûlullah'a (s.a.v.) 'İlk önce kime iyilik yapayım?' diye sordum. 'Anana' buyurdu. 'Sonra kime?' dedim. Yine 'Anana' diye buyurdu. 'Sonra kime?' dedim. Yine 'Anana' buyurdu. 'Sonra kime?' diye sorunca, 'Babana' buyurdu. "Sonra yakınlık derecesine göre akrabalarına." buyurdu.

                      KITA:

                      Erenlerin sohbeti
                      Artırır muhabbeti
                      Câhilleri sohbetten
                      Her dem süresim gelir. (Yunus Emre)

                      FIKRA

                      2030 yılında New York’ta adam çocuğunu gezdirirken “Bak oğlum, eskiden burada çok görkemli ikiz kuleler vardı ama 2001 yılında vahşi bir saldırıda Araplar yok etmişti.” Çocuk sorar; “Baba Arap ne demek?..”

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Herkes aynı şeyi düşünüyorsa,hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir. W.Lippmann

                      YEMEK MENÜSÜ

                      · Simit
                      · Beyaz Peynir
                      · Zeytin
                      · Domates
                      · Salatalık
                      · Süt

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM

                      Erkek: YÜCEL : Yüksel, yüce hale gel
                      Kız: AHUNAZ: Nazlı güzel,nazenin.

                      MANİ

                      Aman efendim aman
                      Samanlık dolu saman
                      Eller düğün yapıyor
                      Bizim düğün ne zaman



                      BİLMECE

                      Servis yapıldığı halde yenmeyen şey nedir?

                      Cevabı Yarın.

                      Dünkü Cevap: 'Kontrol Kalemiyle!

                      Comment


                      • 28 Temmuz 2009

                        Bugün 28 Temmuz 2009 7 Şaban 1429 Temmuz: 15 Hızır:84 I.Dünya Savaşı'nın Başlaması (1914)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Yasin suresini Allah’ın rızasını gözeterek okuyan kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.Yasin suresini, ölmek üzere olanlarınızın yanında okuyunuz. hadis (Beyhaki).



                        HAYIRLI MAL

                        İnsanın sadaka vermek için kazanç elde etmeye çalışması çok faziletlidir. Çünkü kazancın menfaati diğer insanlara da ulaşır. Resûlullah (s.a.v.) hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

                        "İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olan dır."

                        "Hased -gıbta etmek manasınadır- ancak iki kimse hakkında caiz olur: Allah'ın kendisine verdiği hikmetle hükmeden kimse, Allah'ın kendisine verdiği malı hak yolda harcayan kimse."

                        "Salih bir mal, sâlih bir kimse için ne güzeldir."

                        "Takva ile beraber zenginlik ne güzeldir."

                        Malın sâlih olması, onun kazanıldığı ve sarf edildiği yerlerin güzel olmasıdır.

                        Enes b. Mâlik (r.a.), Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) on sene hizmet etmişti. Resûlullah (s.a.v.), onun için yaptığı duasının sonunda şöyle buyurdu: "Allah'ım, onun malını ve evlâdını çoğalt, ömrünü uzat." Şayet malın fazîleti olmasaydı böyle duâ etmezdi. Hz. Enes yüz altmış sene yaşamıştır. Onun hurma ağaçları bir senede iki defa hurma verirdi. Onun sulbünden yüz altı çocuk doğmuştur. Takva sahibi olan zenginin mükâfatı iki kat verilir.

                        Süfyân-ı Sevrî, "Bu zamanda mal, silahtır." demiştir. Çünkü düşmanların şerri onunla defedilir, dostlara onunla muvaffak olunur. Düşmana karşı onunla yardım olunur ve Allah'ın dîni bununla muzaffer olur. Bâtıl ehlinin zelîlolmasına ve heybetlerinin kırılmasına onunla ulaşılır. Düşmanların kalbine korku onunla düşürülür.

                        İlim ve mal ayıpları örter, fakirlik ve cehalet ayıpları açar. Malın birbirine zıt iki ciheti vardır; hayır ve şer. Mal, Allah'ın büyük bir nimetidir. O halde onu israf etmek, Allah'ın nimetini hakîr görmek, zayi etmek, onun şükrünü terk etmek nankörlüktür. Bunlar ise nîmeti veren Allah'ın azabına, sevmemesine ve o nîmetin elden gitmesine sebep olur. Kulun nimetlere şükretmesi ve onları muhafaza etmesi, nîmetin devamlılığına ve ziyadeleşmesine vesîle olur. Nitekim Allâhü Teâlâ şöyle buyurmuştur (meâlen): "Eğer şükrederseniz elbette size artırırım..." (İbrahim Sûresi, âyet 7)

                        FIKRA

                        Akıllı bir füze, Taliban’la ilgisi olmayan, sivil bir Afganlı’ya isabet ederek; yaralamış. Afganlı, inleyerek sitem etmiş: “Bak, adından belli ki sen akıllı bir füzesin. Yakışır mı sana, benim gibi suçsuz bir insanı vurmak?” Akıllı füze, mahcup bir şekilde boynunu bükmüş: “Doğru söylüyorsun, ben akıllıyım; ama ne yazık ki sahibim akılsız!”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Her münakaşanın temelinde birisinin cahilliği yatar. Louis D. Brandeis

                        YEMEK MENÜSÜ

                        · Tereyağı
                        · Tulum Peyniri
                        · Çilek Reçeli
                        · Zeytin
                        · Daomates-Salatalık
                        · Adaçayı

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM

                        Erkek: YILMAZ : Bıkmayan, azimli
                        Kız: AHUELA:Çok güzel gözlü.

                        MANİ

                        Kanarya var bülbül var
                        Etrafı sardı bahar
                        İkimiz bir olalım
                        Gelmeden şu sonbahar



                        BİLMECE

                        Ön kapıda karınız avaz avaz bağırıyor, arka

                        kapıda ise köpeginiz durmaksızın havlıyor. Önce hangisini içeri alırsınız ?

                        Cevabı Yarın.

                        Dünkü Cevap: 'TenisTopu!

                        Comment


                        • 29 Temmuz 2009

                          Bugün 29 Temmuz 2009 8 Şaban 1429 Temmuz: 16 Hızır:85 MİRAÇ KANDİLİ (Kandiliniz Mubarek Olsun)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Ashaptan Muğire anlatıyor: Bir gün sarımsak yedim, Allah Resulünün namaz kıldığı yere geldim; baktım ki bir rek’at kılmışlar. Mescide girdiğimde (bendeki) sarımsak kokusu (etraftan) hissedildi, namazını tamamlayınca, Allah Resulu şöyle buyurdu: Kim bu bitkiden yerse, kokusu kendinden iyice gitmedikçe bize yaklaşmasın. Namazı kılıp Resulullah’ın yanına geldim. Bana elini ver! dedim. Elini alıp gömleğimin yeninden sokarak ta göğsüme kadar götürdüm. Göğsümdeki çarpıntıyı görünce, Allah Resulü şöyle buyurdu: Sen sarımsak yemekte haklısın, çünkü özrün var. Hadis (Ebu Davud)



                          AMELLERDE NİYET

                          Niyetin Allah için ve ihlâslı olması lâzımdır. Hadîs-i kud-sîde "Ihlâs, benim sırrımdan bir sırdır, onu kullarımdan sevdiklerimin kalbine emânet ederim. Ona melek muttalî olamaz ki yazsın. Şeytan da muttali olamaz ki Ifsâd etsin." buyurulmuştur.

                          Niyetsiz amel olmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

                          "Allâhü Teâlâ sözü ancak amel ile kabul eder. Söz ve ameli de ancak niyet ile kabul eder."

                          "Ameller(in hükmü) ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur."

                          Kulun bütün işlerindeki niyeti hayır, hidâyet ye Allah'ın rızâsı olmalıdır. Çünkü müminin amelsiz niyeti, niyetsiz amelinden hayırlıdır. Çünkü amele riya karışır, fafcat niyette riya ve nifak yoktur.

                          Mü'min niyet ederek bir amel işlerse, niyeti amelinden daha üstündür.

                          Bir kimse samîmî bir şekilde sadaka vermeye, namaz kılmaya, haccetmeye, umre yapmaya niyet etse de yapa-masa niyetindeki samimiyetten dolayı o kimseye bunların sevabı yazılır.

                          İnsanlar kıyamet günü amellerindeki niyetlerine göre haşrolunup hesaba çekilecek, ona göre sevap veya azap göreceklerdir.

                          Salim bin Abdullah, Ömer bin Abdülazîz'e şöyle yazmış: "Muhakkak Allah'ın yardımı kulun niyetine göredir. Niyeti tam olana Allah'ın yardımı da tam olur. Niyeti noksan olana yardımı da noksan olur."

                          Ebû Hüreyre (r.a.) "İnsanlar kıyamet günü niyetlerine göre diriltilir, buyurmuştur.

                          Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Kim Allah için güzel koku sürünürse, kıyamet günü miskten daha güzel bir kokuyla gelir. Kim de Allah'tan başkası için koku sürünürse, kıyamet günü leşten daha kötü bir kokuyla gelir." buyurmuştur.

                          Niyetlere göre sevapların ve günahların derecesi değişir. Ameller, niyetin sağlam ve bozuk olmasına göre çok veya az olur. İbâdetler âdetten, faydalı işler boş ve lüzumsuz işlerden niyet ile ayrılır.

                          FIKRA

                          Bir gün temel karsa berbere gitmiş berberde temele senden önce traş etiğim adam ben karsın ağasıyım sabunsuz tıraş olacağım ve traşta oldu temelde hemen bende ağayım bende olurum neyse berber işe başlamış bir kaç dakika sonra bakmış ki temlin güzünden yaşlar akıyor dayanılacak gibi değil temel de ben karsın ağası değil çevresinin ağasıyım demiş

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Her kitaplık bir hapishaneyi kapatır. Seneca

                          YEMEK MENÜSÜ

                          · Poğaça
                          · Beyaz Peynir
                          · Zeytin
                          · Domates
                          · Salatalık
                          · Süt



                          MANİ

                          Davul çalar bayramdır
                          Herkes sana hayrandır
                          Gönüller bir olunca
                          Samanlıklar seyrandır

                          Comment


                          • 30 Temmuz 2009

                            Bugün 30 Temmuz 2009 9 Şaban 1429 Temmuz: 17 Hızır:86 Lehistan'ın Osmanlı'ya Katılması (1577)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Kişi, hanımının ve çocuklarının rızkını karşılamak için çalışmaya çıkarsa, Allah yolundadır. Yaşlı anne ve babasının bakımını sağlamak için yola çıkarsa, Allah yolundadır. Nefsini harama karşı korumak niyetiyle çalışmaya çıkarsa, Allah yolundadır. Eğer insanlara gösteriş ve başkalarına öğünmek için yola çıkarsa, Allah yolunda değil, şeytanın yönlendirdiği yoldadır. Hadis-i Şerif ( Taberani )



                            DİLİN BÂZI ÂFETLERİ

                            Bâtıl işlere ve günâhlara dalmak, sövmek, kötü söz konuşmak, kadınların hallerini, içki meclislerini ve fısk (günah) mahallerini anlatmak gibi şeyler dilin âfetlerin-dendir. Şu âyet-i kerîme bu mânâya işaret etmektedir: "Ve biz bâtıla dalanlar İle beraber dalan kimseler olmuştuk." (Müddessir Sûresi, âyet 45)

                            Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

                            "Fâhlş (çirkin, kötü, edebe aykırı) sözden ve onları söylemekten sakınınız. Zîrâ Allah fâhlş sözleri ve onları söylemeyi sevmez."

                            "Bezâ (fahiş sözler) ve beyân (açıklanması caiz olmayan şeyleri açıklamak) nifak şubelerindendir."

                            Husûmet, kötülenen vasıflardandır. Husûmet; bir kimseden mal veya hak almak için ona düşmanlık yapmaktır. Hz. Âişe (r.anhâ)'nın rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte şöyle buyurulmaktadır: "Allah katında en sevilmeyen kimseler, şiddetli düşmanlık yapanlardır." Ebû Hüreyre (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte ise şöyle buyurulur: "Kim bilgisizce bir husûmet içinde mücâdele ederse, ölünceye kadar Allah'ın gazabında olur."

                            Kendini zorlayarak yapmacık konuşmak, dilin âfetle-rindendir.

                            Sırrı ifşa etmek, yasaklanan hareketlerdendir. Çünkü bunda eziyet vermek ve arkadaşlarının hakkını küçümsemek vardır. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.); "Aranızdaki konuşma emânettir." buyurmuşlardır.

                            Münâkaşa ve mücâdele de yasaklanmıştır. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kardeşinle münâkaşa, mücâdele etme ve ona şaka yapma, ona yerine getirmeyeceğin vaadde bulunma."

                            FIKRA

                            New York' da küçük bir çocuğu azgın bir köpeğin dişlerinden kurtaran ve hayvanı boğan iri yarı delikanlının yanına koşan gazete muhabiri sormuş: “Kahraman Amerikalı çocuğun hayatını kurtardı, diye yazabilir miyim?” Adam “Ben Amerikalı değil, Pakistanlı’yım” demiş. Ertesi gün New York Times’da manşet: "Köktendinci Müslüman, Central Park'ta bir köpeği boğdu. FBI olayın El-Kaide bağlantısını araştırıyor..."

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Her kapıyı açmanın kestirme yolu habire anahtar aramak değil, anahtar adam olabilmektir. R.Ş.Apuhan

                            YEMEK MENÜSÜ

                            · Haşlanmış Yumurta
                            · Tulum Peyniri
                            · Zeytin
                            · Karpuz
                            · Ihlamur

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM

                            Erkek: YILDIRIM : Buluttan yere elektrik boşalması
                            Kız: AHUNİSA:Çok güzel kadın.

                            MANİ

                            Yün yatakta yatarız,
                            Yapma çiçek satarız,
                            Biraz bekle davulcu,
                            Şimdi bahşiş atarız.



                            BİLMECE

                            Yattım yumuşak
                            Uyudum sıcak sıcak.

                            Cevabı Yarın.

                            Dünkü Cevap: (ANNE)

                            Comment


                            • 1 Ağustos 2009

                              Bugün 1 Ağustos 2009 11 Şaban 1429 Temmuz: 19 Hızır:88 Kıbrıs Adası'nın Fethi (1571) - Osman Bey'in Vefatı (M.1326)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Allah, benden evvel herhangi bir insanın cennete girmesini yasaklamıştır. Ancak ben, sağıma baktığımda, beni geçmeye çalışan bir kadın görürüm. Bu kadının benimle beraber cennete girmesinin sebebi nedir? diye sorarım. O zaman, bana denir ki: Bu, gençliği ve güzelliği yerinde bir kadın idi. Fakat yanında yetimleri bulunduğu için, onları büyütüp işleri yoluna girinceye kadar sabredip evlenmedi. Onun bu şefkatli davranışına Allah’ın mükafatı böyle olmuştur. Hadis (İmam Şa’rani, Tenbihu’l-Muğterrin).



                              ORHANGAZİ (1281-1360)
                              Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gâzî, oğlu Or­han Gâzî'ye nasîhatinde şöyle demişti:
                              "Âlimler, fazîlet sahipleri, edîbler devletin kuvvetidir. Bunlara iltifat ve ikramlarda bulun. Meclisinde böyle zât­ları eksik etme. Gayret et, devletinde maârif erbabı, fa­zîlet sahibi insanlar ve âlimler çoğalsın."
                              Orhan Gâzî pederinin nasîhatlerine riâyet etti. Mecli­sinde Dursun Fakîh, Dâvûd-ı Kayserî, Molla Tâcüddîn, Çandarh Kara Halîl, Molla Kara Ali, Molla Muhsin Kay­serî gibi büyük âlimler vardı.
                              Sultan Orhan harâb ve metruk yerleri îmâr ederdi.
                              İlim ehlini ve Kur'ân-ı Kerîm hafızlarını sever ve onla­ra ikramda bulunurdu. Bütün ömrünü Allâhü Teâlâ'nın rızâsını kazanmak için cihâd ve gaza yolunda geçirdi.
                              Fethettiği yahut zabtettiği her beldede adaleti tesîs etti. Hududu haricindeki bütün vilâyet halkı bunu bilirlerdi. Süleyman Paşa, Taraklı Yenicesi'ne gaza ettiğinde halkı, hisarı ve Göynük'ü emânla teslîm ettiler. Süleyman Paşa o kadar adaletli muamele etti ki vilâyet halkı "N'olaydı da bunlar bize daha önceden bey olaydı." dediler. Nice halk bu müslümanları görerek müslüman oldu.
                              Civardaki yabancılar, (fethinden evvel) İznik'e gelip "Ey miskînler, gelin Türk'e itaat edip açlıktan kurtulun, emniyet ve rahat içinde olun" derlerdi.
                              Orhan Gâzî'nin, oğlu Murâd Bey'e nasîhati:
                              "Benim için ağlama. Dîn yolundan, dînin emirlerinden ayrılma. İdaren altındakileri gözet. . ek başına kaldığında da doğruluktan ayrılma. Kimseyi incitme, üzme. Dünyâ­da böylelikle iyi ad bırakabilirsin. Dîn yolunda gazayı terk etme. Dünyâya mağrur olma. İyi olursan, beni de hayır duâ ile andırırsın."

                              BEYİT:
                              Yevme lâ yenfeûda kalb-i selîm isterler
                              Sanma ey hâce ki, senden zer ü sim isterler.
                              'Kıyamet günü altın gümüş değil, selim kalb isterler.'

                              FIKRA
                              ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin Türkiye’yi ziyaretinde Amerika’dan getirdikleri özel köpeklere bomba var mı yok mu diye etrafı karatmışlar. Karşılama heyetindeki politikacılar “Bizim köpekler niye koklamadı? Hiç değilse diplomatik nezaket gereği, birlikte koklasalardı...” gibisinden söylenince Cheney; “Clinton geldiğinde sizin köpekler bizim dişilerin poposunu koklamaktan bomba aramaya vakit bulamamışlardı!..”

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Her başarı ilk başta bir hayaldi. En büyük çınar bir dalda, en güzel kuş bir yumurtada saklıdır. Hayaller de gerçeklerin tohumu ve yumurtasıdır. D.Carnegie

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · MERCİMEK ÇORBA
                              · SOSLU SAHAN KÖFTE
                              · SEBZELİ ERİŞTE
                              · MEYVE

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: YENER : Üstün gelen, kazanan
                              Kız: AJDA:Filiz,sürgün. Çok genç.

                              MANİ

                              Sokak yolu dar mıdır?
                              Minaresi var mıdır?
                              İftara kal diyorlar,
                              Acep aslı var mıdır?



                              BİLMECE

                              Ben giderim,
                              O gider
                              Güneşte beni izler
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: (BEBEK)

                              Comment


                              • 2 Ağustos 2009

                                Bugün 2 Ağustos 2009 12 Şaban 1429 Temmuz: 20 Hızır:89 Umumi Seferberlik İlanı (1914) - Irak'ın Kuveyt'i İşgali (1990)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Sen bir ayakkabı aldığında iyisini al. Elbise aldığında da, iyisini al Hadis(Taberani).



                                RESULULLÂH'IN (S.A.V.) ZEVCELERİ: MÜ'MİNLERİN ANNELERİ
                                Resûlullâh Efendimiz'in (s.a.v.) hanımlarının üstünlük ve faziletleri büyüktür. Onlar bütün mü'minlerin anneleridir. Onlara son derece hürmet ve muhabbette bulunmak her müslüman için bir vecîbedir.
                                Peygamber Efendimizin (sav.) ilk hanımı Hz. Hadîce-tü'l-Kübrâ (r.anhâ), Peygamberimizi tasdik edenlerin birincisi olup Hz. İbrahim'den başka diğer evlatlarının da annesidir. Onun Resûlullâh Efendimiz uğrundaki fedâkârlık­ları her türlü senaya ve medhe lâyıktır. Hadîs-i şerîfte "Dün­yâ kadınlarının en hayırlısı Hz. Meryem ile Hz. Hatice'­dir." buyurulmuştur. Cebrail (a.s.) kendisinin ve Allâhü Teâ-lâ'nın selâmlarını Peygamberimiz vasıtasıyla Hz. Hatice'ye tebliğ etmiş ve onun için cennette pek büyük bir makamın bulunduğunu da müjdelemiştir.
                                Peygamber Efendimiz'in mübarek zevcelerinden biri de Hz. Âişe (r.anhâ) vâlidemizdir. Resûlullâh'a çok hizmet etmiş, ondan çok ilim almıştır. Zekâsı, dirayeti, nezâheti ve ilmî kud­reti fevkalâde idi. Onun nezâhetine (mümtaz iffetine) Kur'ân-ı Kerîm ve bütün müslümanlar şahittir. Hz. Âişe validemiz As-hâb-ı Kirâm'ın âlimlerinin büyüklerindendir. En çok hadîs-i şe-rîf rivayet eden altı sahâbîden biridir. Dînimizin birçok ahkâ­mının mesnedi olan 2210 hadîs-i şerîf rivayet etmişlerdir.
                                Mü'minlerin annelerinden biri de Hz. Ömerü'l-Farûk'un kızı, Ashâb-ı Kirâm'ın fakîhlerinden Hz. Hafsa (r.anhâ) vâli­demizdir. 60 hadîs-i şerîf rivayet etmişlerdir.
                                Mü'minlerin annelerinden biri de Hz. Muâviye'nin hemşî-resi (kız kardeşi) ve Ebû Süfyân'ın (r.a.) kızı Ümmü Habîbe (r.anhâ)'dır. Babasından ve kardeşinden evvel müslüman olmuştur.
                                ,. Resûlullâh Efendimiz'in diğer zevceleri Hz. Şevde, Hz. Ummü Seleme, Hz. Zeynep bint-i Huzeyme, Hz. Cüveyriye, Hz. Zeynep bint-i Cahş, Hz. Safiyye, Hz. Meymûne, Hz. Neşe bint-i Rifâa ile Hz. Mâriye ve Hz. Reyhâne bint-i Zevd'dir (radıyallahü anhünne).
                                İşte bu muhtereme zevat, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) mübarek ehl-i beytindendir. Bunların hepsini sevmek, hürmet ve saygı ile yâd etmek bütün Müslümanlar üzerinde mühim bir vecîbe ve Peygamber Efendimiz'in bir hakkıdır.


                                FIKRA
                                Tanrıdan 100 $ isteyen bir çocuk bunun için bir hafta tanrıya yalvarır ancak hiçbir şey olmaz. Bunun üzerine tanrıya para için bir mektup yazmaya karar verir. Postahanede üzerinde "Tanrı/ABD" yazısını gören görevliler mektubu Clinton'a yollamaya karar verirler. Mektup Clinton'ın çok hoşuna gider ve sekreterine çocuğa beş dolar yollamasını söyler. Gelen beş dolar çocuğun çok hoşuna gider ve tanrıya bir teşekkür mektubu yazar: "Sevgili tanrım, bana yolladığın beş dolar için çok teşekkür ederim. Ancak bazı nedenlerden dolayı parayı Washington üzerinden yolladığını farkettim. Oradaki çocuklar alışıldığı üzere paranın 95 dolarını vergi olarak kesmişler!.."

                                GÜNÜN SÖZÜ


                                Hekimlerin yaptığı en büyük hata ruhu düşünmeden yalnız bedeni tedaviye teşebbüs etmeleridir. Eflatun


                                YEMEK MENÜSÜ
                                · KREMALI DOMATES ÇORBA
                                · KAŞARLI KABAK OGRATEN
                                · ÇİN BÖREĞİ
                                · VİŞNE KOMPOSTO

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: YEKTA : Tek, eşsiz
                                Kız: AJLAN: Hızlı, çabuk, telaşlı

                                MANİ

                                Sahur oldu ışıyor,
                                Bülbüller ötüşüyor,
                                İftara çay deyince,
                                Yüreğim tutuşuyor.



                                BİLMECE
                                Askerden küçük
                                Paşadan büyük
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: (GÖLGE)

                                Comment

                                Working...
                                X