fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 19 Ağustos 2009

    Bugün 19 Ağustos 2009 29 Şaban 1429 Ağustos: 6 Hızır:106 Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Şehit Olması (1691)

    HADİS-İ ŞERİF

    Müslümanlar karşılaştıklarında, tokalaşır, birbirlerinin hal ve hatırlarını sorarlarsa, Allah onlara bu halde iken 100 rahmet indirir. Doksan dokuzu daha güler yüzle ve daha samimiyetle kardeşinin halini ve hatırını sorana, biri de diğerine verilir. (Taberani).



    RAMAZÂN-I ŞERÎF

    21 Ağustos Cuma günü idrâk edeceğimiz mübarek Ramazân-ı şerîf ayı, 11 ayın sultanıdır. Ümmet-i Muham-med'in ayıdır. Gündüzleri oruçla, geceleri teravih namazlarıyla ihya edilir. Ramazân-ı şerîf Kur'ân ayıdır. Bu İtibarla, Kur'ân okumasını bilen herkes, bu ayda hatim yapmalıdır.

    Ramazân ayının evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden âzâddır. Ramazân-ı şerîfte yapılması tavsiye edilen ibâdetler:

    ♦ Birinci on gün içinde, mümkünse, teşbih namazı kılınır ve hatm-i enbiyâ yapılır.

    ♦ İkinci on gün içinde, mümkünse, yine teşbih namazı kılınır ve hatm-i enbiyâ yapılır.

    ♦ Üçüncü on gün içinde ise tevbe-istiğfar, hatm-i enbiyâ ve 7 salât ü selâmdan sonra mümkünse hatm-l istiğfar yapılıp, yâni 1001 defa, "Estağfirullâhe'l-azîm ve etûbü ileyk" denilip, bittikten sonra da 7 veya 70 salâtü selâm okunur ve duâ edilir.

    ♦ İftara yakın. "Allâhümme yâ vâsia'l-mağfiratiğfirlî",

    ♦ İftarda da, "Allâhümme leke sumtü ve blke âmen-tü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü ve savme gadin neveytü" yeya "Zehebe'z-zameu vebtelleti'l-urû-ku ve sebete'l-ecru inşâallah" duaları okunur. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

    RAMAZÂN-I ŞERİFİN İLK AKŞAMI KILINACAK NAMAZ

    Yarın akşam Ramazân-ı şerîf ayının ilk gecesini idrâk edecek, ilk teravih namazını kılacağız. Şâban'ın son günü¬nü Ramazânın ilk gününe bağlayan bu gece, Ramazân-ı şerifin ilk akşamı olması itibariyle, akşamla yatsı arasında iki rek'at teşekkür namazı kılınır. "Yâ Rabbl, Ramazân-ı şerîf İle müşerref kıldığın için" diye niyet edip "Allâhü Ekber" derinerek namaza durulur.

    Fatihadan sonra birinci rek'atte 1 İnnâ a'taynâ, ikinci rek'atte 1 Ihlâs-ı Şerîf okunur.

    Namazdan sonra: 70 istiğfâr-ı şerîf, 70 salavât-ı şerî-fe (Salât-ı Münciye efdâldir) okuyup, duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

    FIKRA

    Berlusconi’nin en yakın adamı Emilio Fede, 2048'de ölür. Öbür dünyada cennetin kapısında San Pietro ile karşılaşır. Büyük bir duvarın üstünde saatler vardır. Fede saatlerin ne işe yaradığını sorar. San Pietro "Bunlar normal saat değil, yalan ölçerler. Herkes doğduğunda kendisine öğlen 12'yi gösteren bir saat veririz. Her yalanda bir saat ilerler" der. Fede sorar: Hep 12.00'yi gösteren şu saat kimin?... Cevap, Rahibe Teresa'dır. Çünkü o, hiç yalan söylememiştir. Fede meraktan kudurur: Peki Berlusconi’nin saati nerede?.. San Pietro "O saati kendi büroma koydum. Vantilatör olarak kullanıyorum!" der.

    GÜNÜN SÖZÜ

    Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur. Peter F.Drucker

    YEMEK MENÜSÜ

    · SEBZE ÇORBA
    · PATLICAN MUSAKKA
    · PERDE PİLAVI
    · ÇOBAN SALATA

    ÇOCUĞUNUZA İSİM

    Erkek: ÜNAL : Adın duyulsun, tanın
    Kız: ALIM: Gözü gönlü çeken nitelik, çekicilik, gönül çelen güzellik, albeni

    MANİ

    Höbek höbek dikenler
    Aba gömlek biçenler
    Bakışından bellidir
    Kara sevda çekenler



    BİLMECE

    Daha üstü muşulak

    Cevabı Yarın.

    Dünkü Cevap: (Diş)

    Comment


    • 20 Ağustos 2009

      Bugün 20 Ağustos 2009 1 Ramazan 1429 Ağustos: 7 Hızır:107 Barbaros'un Nis Kalesinin Fethi (1543)

      HADİS-İ ŞERİF

      Biriniz namaza durduğunda, rahmet ona yönelip gelir. (Ebu Davud).



      KUR'ÂN-I KERÎM HATMİ
      Kur'ân-ı Kerîm'i başından sonuna kadar okumak suretiyle hatmetmek sünnettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Kur'ân-ı Kerîm'i her sene hatmederdi. Dünyâdan âhirete irtihal buyurdukları sene iki defa hatmetmişti. İmâm-ı Âzam (r.h.) "Bir kimse senede iki defa Kur'ân-ı Kerîm'i hatmederse hakkını vermiş olur." buyurmuştur.
      Hatjm duasına iştirak etmeyi ganîmet bilmek lâzımdır. Çünkü o zamanda yapılan dualar kabul olunur. Hadîs-i şerîfte "Kim Kur'ân-ı Kerîm hatimesine (Kuran hatminin duasına) şâhid olursa, paylaştırılan bir ganîmet bulmuş gibi olur. Kur'ân-ı Kerîm hatminin başlangıcında bulunan kimse de Allah yolunda yapılan bir fethe şâhid olmuş gibi olur." buyurulmuştur.
      Kur'ân-ı Kerîm'i hatmederken, Vedduhâ Sûresi'nin başında tekbîr getirmeye başlamak ve sonuna kadar her sûrenin başında da tekbîri tekrarlamak sünnettir. Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) bir müddet vahiy gelmemişti. Bunun üzerine müşrikler, 'Muhammed'in şeytanı onu terk etti,' dediler. Resûlullâh (s.a.v.) buna çok üzülmüştü. Allâhü Teâlâ Vedduhâ Sûresi'ni indirince vahyin gelmesine sevinerek tekbir getirdiler, Ashâb-ı Kiram böyle amel ettiler. Kur'ân-ı Kerîm'in hatminde böyle yapmak sünnet oldu.

      RAMAZAN AYI İÇTİMAİ, RU'YET VE BAŞLANGICI
      Hicrî-Kamerî 1430 yılı Ramazan ayı ictima'ı bugün (20 Ağustos Perşembe) Türkiye saati ile 13.02'de.
      Ru'yet ise yarın (21 Ağustos Cuma) Türkiye yaz saati ile 01.47'de.
      Hilâlin görüldüğü yerler: Büyük okyanusun orta ve güney kesimlerinde; Galapagos adaları, Marquesas (fr), French Polynesia (Fr), Austral (Fr), Societ (Arch Fr.), Coook (NZ), Pitcarim (U.K.), Fiji, Yeni Kaledonya, Vanu-atu adaları ile Yeni Zelanda ve Avustralya.
      Hilal; Türkiye, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından da görülebilecektir.
      Hilâlin görüldüğü günü takip eden 21 Ağustos Cuma günü de Ramazan ayının 1'i olmaktadır.

      FIKRA
      Bir gün bir adam varmıs bu adamın kulakları çok büyükmüş.Yanından geçen bir adam sormuş,senin kulakların bir insana göre fazla büyük değil mi ?demiş.Adamda evet buyuk demiş. Sonra adam yanındaki adama sormus senin de kulakların bireşşeğe göre fazla kuçuk değil mi?demiş.

      GÜNÜN SÖZÜ

      Gevşemeyin,üzülmeyin,eğer hakikaten inanıyorsanız,muhakkak üstün olan sizsiniz. Al-i İmran Süresi,139

      YEMEK MENÜSÜ
      · KREMALI TAVUK ÇORBA
      · KAYSERİ MANTI
      · ZEYTİNYAĞLI DOLMA
      · TULUMBA TATLI

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: ÜMİT : Umut
      Kız: ALTIN: Yüksek değerli bir maden

      MANİ

      Postanede pulcusun
      Ormanlarda kolcusun
      Meyil versem söz versem
      El kulakta yolcusun



      BİLMECE
      Daha üstü ışıldak
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: (Burun)

      Comment


      • 21 Ağustos 2009

        Bugün 21 Ağustos 2009 2 Ramazan 1429 Ağustos: 8 Hızır:108 Mescid-i Aksa'nın Yahudilerce Yakılması (1969) - II.Anafartalar Zaferi (1915)

        HADİS-İ ŞERİF

        Çocuklarınızı şu 3 sevgiyle terbiye ediniz: Peygamberin sevgisi; Onun ehl-i beytinin sevgisi; Kur’an okumak (sevgisi). (Deylemi).



        RAMAZÂN-I ŞERİF AYI
        Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Ayların efendisi Ramazan ayıdır, günlerin efendisi de cuma günüdür."
        "Sizden biriniz ben Ramazân'da oruç tuttum, Rama-zân'da namaz kıldım, Ramazân'da şöyle yaptım demesin Çünkü 'Ramazân' Allah'ın isimlerinden birisidir. Rabbinizin kitabında buyurduğu gibi 'Şehru Ramazan: Ramazân ayı' deyiniz."
        "Bereket ayı olan Ramazân ayı size geldi. Bu ayda Allah sizi kuşatıp rahmetini indirir. Hatâları siler, bu ayda yapılan duaları kabul eder. Allâhü Teâlâ bu ayda sizin hayırda (birbirinize imrenip) yarışmanıza bakar ve sizinle meleklerine karşı iftihar eder. Allah'a hayır amelleri takdim ediniz. Muhakkak şakî (bedbaht), bu ayda Allah'ın rahmetinden mahrum kalan kimsedir."
        "Muhakkak bu Ramazân ayı size ulaştı. Bu ayda bin aydan hayırlı bir gece vardır. O geceden mahrum kılınan kimse, bütün hayırlardan mahrum kalmıştır."
        "Ramazân-ı şerîf ayında nafakayı (çoluk çocuğunuz için yapılan harcamaları) çoğaltınız. Çünkü bu aydaki nafaka, Allah yolunda harcanan nafaka gibidir."
        "Ramazân ayı, oruç tutulması farz kılınan bir aydır. Ben de size gecelerinde kâim olmanızı (teravih namazını) sünnet kıldım. Kim inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek bu ayın orucunu tutar, geceleri kâîm olur (teravih namazı ve şâir nafile namaz kılar)sa, anasından dünyaya geldiği gibi günâhlarından kurtulur."
        "Allâhü Teâlâ göklerin ve yeryüzünün konuşmalarına izin verseydi, Ramazan ayında oruç tutanları elbette cennetle müjdelerlerdi."

        FIKRA
        Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip
        üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.
        Profesör kaşlarını çatarak: " Okuzler ve kuslar ayni masada oturamaz!"
        Ogrenci: "O zaman ben ucuyorum..."

        GÜNÜN SÖZÜ

        Gerilimle başa çıkmanın iki yolu vardır: Birincisi, küçük şeylere iltifat etmemektir. İkincisi, her şey küçüktür. A.Robbins

        YEMEK MENÜSÜ
        · MERCİMEK ÇORBA
        · DÖNER KEBAP
        · SARIKIZ PİLAV
        · AYRAN

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: ÜMİTCAN : Umutlu, hayırlı dost.
        Kız: AMİNE:Yüreğinde korku olmayan.

        MANİ

        Faytonun penceresi
        Elindedir ceresi
        Küçükken gelin olmuş
        Ne bunun acelesi



        BİLMECE
        Üstü kara kolan
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: (Göz)

        Comment


        • 22 Ağustos 2009

          Bugün 22 Ağustos 2009 3 Ramazan 1429 Ağustos: 9 Hızır:109 Barbaros'un Tunus'u Fethi (1574)

          HADİS-İ ŞERİF

          Ölümü çok zikredin. Zenginlik anında ölümü hatırlarsanız, bu (zenginliğin vereceği azgınlık ve şımarıklığı) yıkar. Fakirlik anında hatırlarsanız, bu, (halinizden şikayeti önler) elinizdekine kanaat etmenize sebep olur. (İbn-i Ebi’d-Dünya)



          ZEKÂT İBÂDETİZekât, lügatte bereket, nema, temizlik ve sâf olmak mânâlarına gelir. Istılahta ise senelik mâlî bir ibâdettir ki Cenâb-ı Hakk'ın emrine itaat için, müslümanların zenginlerinin seneden seneye mallarından kırkta birini; bizzat Allâhü Teâlâ'nın tâyîn ettiği sekiz sınıftan birine vermelerinden ibarettir. Bu sınıfları bildiren âyet-i kerîmenin meali şudur: "Sadaka(zekât)lar ancak şunlar İçindir: fakirler, mîskînler, onun üzerine me'mur olanlar, müellefetülkulûb, rakabe (âzâd edilecek kolejler, borçlular, Allah yolundakller, yolda kalmışlar. Allah tarafından kat'î olarak böyle farz buyuruldu. Ve Allah alîmdir, hakîmdir." (Tevbe Sûresi, âyet 60)
          Zekât, Peygamber Efendimiz'in hicretinin ikinci senesinde oruçtan evvel farz kılınmıştır. İslâm'ın beş şartından birisidir. Hür, akıllı ve baliğ (ergin) ve nisâb miktarı mala mâlik olan müslümânın zekât vermesi farzdır.
          Zekâtta nisab: Aslî ihtiyâçlarından ve borçlarından başka, altında 20 miskal (80,18 gr) veya bu değerde nakit para ve ticâret metâı; otlayan hayvanlarda ise devede beş, sığırda otuz ye koyunda kırk adettir. Zekâtın edasının farz olması için nisaba kavuştuktan sonra malın üzerinden bir yıl geçmelidir.
          Aslî ihtiyaçlar: Ev ve ev için lüzumlu eşya, elbiseler, âletler, kitaplar, binek (at veya araba), hizmetçi ve bir aylık -sahih görülen diğer bir kavle göre bir senelik-erzâktır. Borç karşılığı para da aslî ihtiyaçlardandır. Nisâb miktarının sene içinde eksilmesj, zekât vermeye manî değildir. Nisab miktarının senenin başında ve sonunda mevcut olması yeterlidir.
          Zekât verirken veya vermek üzere ayırırken kalben zekâta niyet edijmesi lâzımdır. Dil ile söylemek lâzım gelmez. Zekât niyeti ile verirken hediye veya borç olarak verdiğini söylemekte bir mahzur yoktur.

          FIKRA
          bir gün bir ev yanıyormuş,evde bir kadın ile çocuk kalmış.Kadın çatıya çıkmış.Temel kadını görmüş ve binanın önüne gitmiş.Teyze çocuğu at ben fenerin kaleciyim tutarım demiş.Teyze temele güvenmiş ve çocuğu atmış.Temel çocuğu tutmuş,üç kere sektirmiş ve degajı dikmiş.

          GÜNÜN SÖZÜ

          Gerçek doktor, her hasta ile yaşayıp ölendir. Stefan Zweig

          YEMEK MENÜSÜ
          · Mercimek Çorba
          · Orman kebap
          · Bulgur Pilavı
          · Meyve

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: ÜLGEN : Yüce, ulu - İyilik tanrısı
          Kız: ANDAÇ: Anılar, hatıralar

          MANİ

          Kaleden indim durdum
          Bir çift güvercin vurdum
          Kız mendilin ne güzel
          Dürüp cebime koydum



          BİLMECE
          Daha üstü bir alan
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: (Kaş)

          Comment


          • 23 Ağustos 2009

            Bugün 23 Ağustos 2009 4 Ramazan 1429 Ağustos: 10 Hızır:110 Hz. Ebubekir'in (r.a.)'ın Vefatı (M.634) - Çaldıran Zaferi (1514)

            HADİS-İ ŞERİF

            Biriniz bir müslüman kardeşinde bir dert gördüğünde, kendisini o derde uğratmadığı için Allah’a şükretsin. Fakat bu şükrünü, açıktan yapıp ta dertli kimseye duyurmasın. (İbn-i Neccar).



            SIDDÎK-I EKBER HAZRET-İ EBÛ BEKİR (R.A.)

            Hz. Ebû Bekir (r.a.)'in ismi Abdullah'tır. Babasının adı: Ebû Kuhâfe Osman'dır. Nesebi, Mürre bin Kâ'b'da Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) mübarek soyu ile birleşir. Resûlullâh (s.a.v.) ona 'Sen, ateşten atîk (âzadlı)sın' buyurdular.

            Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ben, kimi İslâm'a davet ettlysem mutlaka (tereddüt edip) düşünmüştür. Ebû Bekir müstesna. Zîrâ o hiç tereddüt etmemiştir." Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'ln, bir kadına: "Beni bula-mayacaK olursan, Ebû Bekir'in yanına git." ve "Benden sonraki İki kişiye; Ebû Bekir (r.a.] ve Ömer'e tâbi olunuz." buyurması halîfe olacaklarının İşaretidir.

            Hz. Ebû Bekir (r.a.) Bedir'de, Uhud'da, Hendek'te ve bütün gazalarda Resûlullâh (s.a.v.) ile birlikte bulunmuştur. İslâm dinine girdiğinde kırk bin dinarı vardı. Ticâretten de sağladığı kâr ile birlikte tamâmını Allah yolunda harcamıştır. Müslüman oldukları için işkence gören yedi kişiyi; Hz. Bilâl, Amir bin Füheyre, Zjnnîre en-Nehdiyye ve oğlu, Müemmll-oğullarının cariyesi, Ümmü Ubeys ve Eslem'i (r.anhüm) kölelikten kurtarmıştır.

            Resûlullâh'ın (s.a.v.) irtihâli üzerine Araplar irtidât edince Hz. Ebû Bekir (r.a.), kılıcını çekerek Zu'l-Kassa denilen yere çıkmıştı. Hz. Ali (r.a.) atının yularını tutarak "Ey Resûlullâh'ın halîfesi, nereye gidiyorsun? Ben de Resûlullâh'ın (s.a.v.) sana Uhud gününde söylediklerini tekrarlıyorum; Kılıcını kınına koy ve bizi ölümünle acılara boğma! Allah'a yemin ederim, seni kaybedecek olursak, İslâm'ın dirliği düzeni kalmayacaktır." demesi üzerine, geri dönmüştür.

            Cemâziye'l-âhir'in bitmesine sekiz gün kala salı gecesi altmış üç yaşında vefat etmiştir. Yahudiler, Hz. Ebû Bekir'e (r.a.) verdikleri pilava zehir koymuşlardı. Hilâfeti, iki yıl üç ay on gündür. Hz. Ömer, Mescid-i Nebevî'de cenaze namazını kıldırdı. Hz. Ebû Bekir geceleyin defnedildi. Kabrine oğlu Abdurrahman,Ömer, Osman ve Talha (r.anhüm) Hazretleri indiler. Mübarek başı Peygamber Efendimiz'in omuzları hizasına gelecek şekilde kondu.

            Hz. Ebû Bekir'in son sözü "Teveffenî müslimen ve elhık-nî bi's-sâlihîn." duası oldu. "Beni müslüman olarak vefat ettir ve beni sâlihler arasına kat."

            FIKRA

            Bir gün Berlusconi doktora gider. Muayene sonrası doktor, başbakanlığa 5 bin Euroluk vizite faturası gönderir. Çeki bir mektuba koyan Berlusconi, şu notu düser: “Parayı gönderiyorum ancak bunun çalınmış bir para olduğunu söylememe izin verin...” Doktorun cevabı gecikmez: “Paranın kaynağı konusunda endişelenmenize gerek yok. Çalınmış olduğunu zaten biliyorum!”

            GÜNÜN SÖZÜ

            Gerçek cesaret,yalnız ayıp ve hatadan korkmaktır. Cenap Şehabettin

            YEMEK MENÜSÜ

            · Tarhana Çorba
            · Yoğurtlu Kıymalı Biber Dolma
            · Paçanga Böreği
            · Kayısı Komposto

            ÇOCUĞUNUZA İSİM

            Erkek: ÜLKER : Boğa burcunda yedi yıldızdan biri
            Kız: ANIL: Başkaları tarafından sözün edilsin

            MANİ

            Bahçelerde portakal
            Gitme yarim burada kal
            Sen şehre inersen
            Bana çam bardak al



            BİLMECE

            İner reyhan gibi
            Oturur sultan gibi
            Dürülür hasır gibi
            Satılır esir gibi

            Cevabı Yarın.

            Dünkü Cevap: (Alın)

            Comment


            • 24 Ağustos 2009

              Bugün 24 Ağustos 2009 5 Ramazan 1429 Ağustos: 11 Hızır:111 Mercidabık Zaferi (1516)

              HADİS-İ ŞERİF

              Kim ki, can boğaza gelmeden (sekerata girmeden) önce Allah’a tövbe ederse, Allah bu pişmanlığı da kabul eder. (Hakim).



              ORUÇ ALTI ŞEY İLE TAMAM OLUR

              Gözünü ve kalbini meşgul eden, kendisini Allah'ı hatırlamaktan alıkoyan ve bakılması haram veya mekruh

              olan her şeyden korumak. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "(Şehvet nazarı ile) bakmak, şeytânın zehirli oklarından

              bir oktur. Kim Allah korkusuyla onu terk ederse, Allâhü Teâlâ ona öyle bir îmân nasîb eder ki, zevkini kalbinde

              duyar." buyurdular.

              Dilin orucu, dilini hezeyan, yalan, gıybet, koğuculuk, çirkin söz ve mücâdeleden korumak; zikir, teşbih ye Kur'ân

              okuyarak meşgul etmektir. Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde;

              "Oruç, (bütün fenalıklardan ve cehennemden) bir kalkandır. Sizden biriniz oruçlu olduğu vakit cahillik edip kem (kötü) söz söylemesin. Şayet birisi kendisiyle itişir ve kendisine çirkin kelimeler kullanırsa (ona); 'ben oruçluyum,' desin." buyurdular.

              Kulağı, dinlenilmesi dinde yasak olan her şeyden muhafaza etmektir.

              El ye ayak gibi diğer bütün uzuvlarını da kötülükten, midesini şüpheli lokmadan korumak.

              İftar vakti az yemek: Helâl yemeğinden doyuncaya kadar yemek, fakat midesini tıkabasa doldurmamak. Ma

              lûmdur ki oruçtan maksat açlık ile şehveti kırarak takvayı kuvvetlendirmektir.

              İftardan sonra korku ile ümit arasında olmaktır: Acaba orucu kabul edilen mukarrebler (Allah'a yakınlardan

              mı, yoksa kabul olmayanlardan mıdır? Bunu düşünmeli dir. Hattâ yalnız oruçta değil, yaptığı her ibâdetin sonun

              da bunu düşünmelidir.

              TERAVİH NAMAZI İLE ALÂKALI BİR MESELE

              Bir kimse imam yatsı namazını kıldırıp, terâvîhe baş­ladığı esnada mescide gelse ne yapması îcab eder?

              Cevap: Evvelâ yatsı namazını kendi başına kılar, sonra teravih için imama uyar. Terâvîh nihayet bulunca noksan rek'âtleri tamamlar, sonra da vitir namazını kendi başına kılar. Bununla beraber imam ile vitri kılıp sonra terâvîhi ta­mamlaması da caiz görülmüştür.

              FIKRA

              Bir gün temel hasta olmuş.Doktor temele bir hafta

              kapıdan dışarı çıkma demiş.Bir gün sonra dursun temeli pencereden dışarı çıkarken görmüş ve kapı dururken niye pencereden çıkıyorsun demiş.Temel ben hasta olmuştum doktor bana bir hafta kapıdan dışarı çıkma dedi demiş.

              GÜNÜN SÖZÜ

              Gerçek bilgi, yaparak ve denenerek öğrenilen bilgidir. Descartes

              YEMEK MENÜSÜ

              · Domates Çorba
              · Çin Tavuğu
              · Mısırlı Pilav
              · Frambuazlı Muhallebi

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: UZAY : Kızıl kan
              Kız: ANKA: Kaf Dağı'nda bulunduğu söylenen masal kuşu

              MANİ
              İn dereye dereye
              Dere çakıllı yarim
              Her geçene bakıyor
              Gel geç akıllı yarim



              BİLMECE

              Uzadıkça kısalan şey nedir?

              Cevabı Yarın.

              Dünkü Cevap: (Kar)

              Comment


              • 26 Ağustos 2009

                Bugün 26 Ağustos 2009 7 Ramazan 1429 Ağustos: 13 Hızır:113 Zafer Haftası (26-30) - Malazgirt Zaferi (1071)

                HADİS-İ ŞERİF

                Baba cennetin orta kapısıdır.(Tirmizi).



                HZ. ALÎ (K.V.)'DEN HİKMETLER
                Kişinin edebi, altınından (servetinden) hayırlıdır.
                Dünyâyı ver, âhireti al, kazanırsın.
                Erken kalk, mes'ûd olursun.
                Mîdesi kişinin düşmanıdır.
                Kişinin namazdaki tembelliği îmân zayıflığındandır.
                İnsanı helak eden üç şey vardır: Ucûb (kendini beğenmek), cimrilik ve nefsin hevâsı.
                Kişinin güzelliği hilminde, yumuşak huyluluğundadır.
                Kötü arkadaş, şeytandır.
                Allah'tan kork, başkasından emîn olursun.
                Nefsine uyma, rahat edersin.
                Mü'minin sîreti (hal ve hareketi), iç âlemini bildirir.
                Dilin susması, insana selâmettir.
                Ma'rifetin zerresi, çok amelden hayırlıdır.
                Ülfetin şartı, külfeti terk etmektir.
                İnsanların kötüsü, kendisinden (şerrinden) korkulan kişidir.
                Allâhü Teâlâ herkesin rızkına kefildir.
                Senin onu aradığın gibi, rızık da seni arar.
                Dil yarası, kılıç yarasından şiddetlidir.
                Zulmün zulmeti îmânı karartır.
                Eğrinin gölgesi de eğridir.
                Himmetin yüksekliği îmândandır.
                Akıllı düşman, câhil dosttan iyidir.
                Ayağını yorganına göre uzat.
                Kabir azabı nemîmeden (söz taşıyıcılıktandır.
                Her gecenin sonunda gündüz vardır.
                Çok konuşan, çok ayıplanır.
                Yersiz ihsan, zulümdür.
                Kişinin yalnızlığı, kötü arkadaştan iyidir.

                FIKRA
                Güney Afrika’da ırk ayrımı yılları... İngiliz turist küçük kente gelir, otele yerleşir. Canı sinemaya gitmek ister. Sinemanın önünde zenciler kuyruk olmuşlardır. İngiliz sıraya girer. Önündeki yaşlı zenci “Aman beyefendi, turistsiniz galiba, bur’da beyazlar kuyruğa girmez!..” İngiliz sinemaya girer, salona yönelir... Görevliler “Aman beyefendi, turistsiniz galiba, bur’da beyazlar üst balkonda oturur...” 10 dakika arada İngiliz tuvalet arar, çevresindekilerden beyazların çişlerini balkondan aşağı yaptığını öğrenir. Çok sıkışmıştır, çişini yapar. O sırada aşağıdan bir ses yükselir “Turistsiniz galiba, çünkü bur’da beyazlar, hepimiz nasiplenelim diye işerken sağa sola çevirirler!..”

                GÜNÜN SÖZÜ

                Geleceği satın alabilecek tek şey,bugündür. Samuel Johnson

                YEMEK MENÜSÜ
                · Kremalı Brokoli Çorba
                · Sebze Garnili Piliç Nugget
                · Fesleğen Soslu Spagetti
                · Meyve

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: URAL : Aydınlık gece
                Kız: ARKIN: Yavaş, ağır, sakin

                MANİ

                Sıra sıra kazanlar
                Kara yazı yazanlar
                Cennet yüzü görmesin
                Aramızı bozanlar



                BİLMECE
                Mavi tarla üstünde,
                Beyaz güvercin yürür.
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: karpuz

                Comment


                • 27 Ağustos 2009

                  Bugün 27 Ağustos 2009 8 Ramazan 1429 Ağustos: 14 Hızır:114 Hz. Ali (r.a.) Doğumu (598)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Mümin, bütünüyle faydadan ibarettir. Birlikte yürüdüğünde, sana (güzel şeyler anlatıp) fayda verir. Kendisine akıl danıştığında, (en doğru ve gerekli bilgiyi verip) sana yararlı olur. Ortaklık kurduğunda (hainlik düşünmez) sana kazanç sağlar. O, her şeyiyle, her işinde (tepeden tırnağa) faydadan ibarettir.(Ebu Nuaym)



                  ŞEHİDLERİN FAZİLETİ

                  • Ayet-i celîlede meâlen "Ve Allah yolunda öldürüIenlere ölüler demeyin, hayır diridirler ve lâkin siz anlayamazsınız." (Bakara sûresi, Ayet 154) buyrulmuştur.

                  Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

                  • Allâhü Teâlâ'nın şehtde altı İkramı vardır:

                  1. Kanının dökülen İlk damlasıyla şehidin bütün günahları bağışlanır.

                  Şehid, cennetteki makamını görerek ölür.

                  Kabir azabından kurtulması için kendisine imdâd ve yardım olunur.

                  Kıyametin en büyük korkularından emniyet ve selâmette kalır.

                  Şehidin başına, dünyâdan ve dünyâdakilerden daha hayırlı ve değeni olan yakuttan vakar tacı konur.

                  Şehidin yakınlarından yetmiş kişiye şefaat etmesine müsâade olunur.

                  • "Varlığım kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, dünyâdan ayrılan bir mü'min, dünyaya ve dünyada-kilere, -gündüzün bir saatinde bile- geri dönmeyi arzu etmezler. Ancak, şehîdler, Allah yolunda çarpışarak öldürülmeleri için, dünyaya tekrar dönmeyi arzu ederler."

                  • "Şehidler, gördükleri üstün ikram ve mükâfattan dolayı 'On kere dünyaya dönüp Allah yolunda öldürüleyim!'

                  derler."

                  • "Varlığım kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, ben, Allah yolunda şehîd edilmemi, sonra, diriltilmemi;

                  sonra, şehid edilmemi, sonra, diriltilmemi; sonra, şehid edilmemi, sonra, diriltilmemi; sonra, şehid edilmemi ne

                  kadar arzu ederdim!"

                  "Allah yolunda öldürülmek, bütün günahlara kefaret olur, onları örter, bağışlatır." buyurunca, Cebrail (a.s.)

                  "Borç, müstesna" dedi. Peygamber Efendimiz de "Borç, müstesna" buyurdu.

                  "Şehîdler, öldürülmek acısını, herhangi bir kimsenin, pire ısırmasından veya çimdiklenmekten duyduğu acı gibi hafîf bulur."

                  FIKRA

                  Devlet başkanı, kentin düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü şenliklerine katılmak üzere gelmişti. Onun gelişinin ve yıldönümünün şerefine toplar atılmaya başladı. Törenlere göğsündeki bağımsızlık madalyasıyla katılan yaşlı adam yanındakine sordu “Ne oluyor böyle?.. Niçin toplar atılıyor?” Adam yanıtladı “Başkanımız geldi de... Onun için...” Az sonra yeniden patladı toplar... Yaşlı adam “Peki bu toplar kime?..” Adam yanıtladı “Başkanımıza...” Yine toplar atıldı... Yine aynı soru, yine aynı yanıt... En sonunda yaşlı adam madalyasını okşadıktan sonra “Ahhh, ah... Bizim zamanımızda topçular çok daha iyi nişancıydı... Deminden beri başkan denilen adama atıyorlar... Hala vuramadılar!..”

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Geciken adalet,adaletsizliktir. Walter Savago Landor

                  YEMEK MENÜSÜ

                  · Kilis Çorba
                  · Yoğurtlu Kıymalı Ispanak
                  · Peynirli Su Böreği
                  · Meyve Suyu

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM

                  Erkek: UMUT : Beyaz taç,gelin tacı
                  Kız: ARMAĞAN: Hediye, ödül

                  MANİ
                  Bahçelerde mum direk
                  Suyu nerden indirek
                  İrezil gelin gidiyo
                  Uyuz ite bindirek



                  BİLMECE

                  Ocak başında kuyu,
                  Kuyunun içinde suyu;
                  Suyun içinde yılan,
                  Yılanın ağzında mercan.

                  Cevabı Yarın.

                  Dünkü Cevap: (yelkenli)

                  Comment


                  • 28 Ağustos 2009

                    Bugün 28 Ağustos 2009 9 Ramazan 1429 Ağustos: 15 Hızır:115 Kocatepe Camii'nin İbadete Açılması (1987)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Allah, Cehennemde cezası en hafif olanlardan birine şöyle der: Eğer yer yüzündeki her imkan (güç ve servet) senin elinde olsaydı, bu cezadan kurtulmak için, verir miydin? O kişi hiç tereddütsüz: verirdim, der. Allah şu açıklamayı yapar: Sen dünyada yaşarken, ben senden bu dediğimden daha kolayını, yani bana inanmanı ve hiçbir şeyi ortak koşmamanı istedim. Ama sen ise bana ortak koşmakta direttin. (Tirmizi).



                    SADAKA VERMENİN ÂDABI

                    Sadaka ve zekât veren müslüman, âcizlerin ibâdetlerine yardımcı olmaya niyet eder ve bunun için de malının en güzelini ve en kıymetlisini seçer.

                    Zekât veya sadaka vermek için, mü'minlerden takva ehli olan (Allah'tan korkan), vera' sahibi yani şüpheli şeylerden kaçan ve iffetli kimseleri araştırır.

                    Sadakayı hemen vermek lâzımdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Sadakayı ilk vaktinde veriniz. Çünkü belâ, sadakayı geçemez." buyurmuştur. Sadaka verecek kişi sadakayı gizler ve kimseye bildirmez.

                    Verdiği sadakanın sevabını, vefat eden ana ve babasının ruhlarına da hediye eder.

                    İsteyene verecek bir şey bulamazsa 'Allah bizi de, sizi de rızıklandırsın' diye duâ eder.

                    Bir kimsenin aelip bir şey istemesini ganîmet bilmek gerekir. Bir gün Hz. Ali (k.v.) ağlıyordu. Ona 'neden ağlıyorsun?' diye sorulunca 'Yedi gündür bana müsâfir gelmiyor. Allah'ın beni zelîl kılmasından korktuğum için ağlıyorum.' diye cevap verdi.

                    Verdiği sadakayı sayıp dökmez. Sadaka yerdiği kimseden teşekkür ve övgü beklemez. Verdiklerinin hepsini sâdece Allah için verir.

                    Sadakayı mümkünse, bizzat eliyle verir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) muhtaç olan kimseye kendi eliyle verirdi.

                    Verdiği şeyleri fakîrin başına kakmaz. Allâhü Teâlâ (meâ-len) "Ey îmân edenler! Sadakalarınızı başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O kimse gibi ki, malını insanlara gösteriş için harcar da Allâhü Teâlâ'ya ve âhiret gününe inanmış bulunmaz..." (Bakara sûresi, âyet 264) buyurmuştur.

                    Fakirlere malından onlar için ayırdığını verir. Diğer malı içerisinde onu tutmaz. Çünkü onu unutabilir, tamahkârlık arız olabilir veya bir âfetten dolayı helak olabilir.

                    Mü'minlerin kanaatkar olanlarına verir. Çünkü o, verilene kanâat eder ve daha fazlasını istemez.

                    BEYİT:

                    Minnet Hudâye devlet-i dünyâ fena bulur.
                    Bakî kalır sahife-i âlemde adımız. (Bakî)


                    FIKRA

                    İki arkadaş yolda karşılaşmışlar. Biri ötekine “Haberi duydun mu? İçişleri Bakanlığı’nda dün gece büyük bir soygun olmuş...” Diğeri “Yok canım, önemli belgeler çalınmış mı?..” “Önemli de laf mı?.. Çalınan gelecek seçimlerin sonuçlarıymış!..”

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Fayda sağlamayan bilgi, harcanmayan, hiç kimseye hayrı dokunmayan define gibidir. Hadis-i Şerif

                    YEMEK MENÜSÜ

                    · Ezme Sebze Çorba
                    · Salata Garn. Tavuk Döner
                    · Sade Pilav
                    · Ayran

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM

                    Erkek: UMUR : 1.Aldırış etme. 2.Tecrübesi çok olan, deneyimli.
                    Kız: ARMİNA: Emine, korkusuz, yürekli

                    MANİ

                    Penceresi Orhun’dan
                    Bir yar sevdim Zorkun’dan
                    Keşke sevmez olaydım
                    Ödü koptu korkudan



                    BİLMECE

                    Çın-çınlı hamam,
                    Kubbesi tamam,
                    Bir gelin aldım,
                    Babası imam.

                    Cevabı Yarın.

                    Dünkü Cevap: (lamba)

                    Comment


                    • 29 Ağustos 2009

                      Bugün 29 Ağustos 2009 10 Ramazan 1429 Ağustos: 16 Hızır:116 Seyyit Kutub'un Şehadeti (1956) - Mohaç Meydan Savaşı (1526)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Her duyduğunu söylemesi, kişiye günah olarak yeter. Hadis (Ebu Davud).



                      ZEKÂT

                      Kur'ân-ı Kerîm'de zekât, namazla beraber emredilmiş, "Ve namazı dosdoğru kılın, zekâtı da verin..." (Bakara sûresi, âyet 43) buyurulmuştur.

                      Zekât, malın kalesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Mallarınızı zekâtla kale içine alınız. Hastalarınızı sadaka ile tedâvî ediniz. Belâları dâ duâ ve tazarrû ile yalvararak karşılayınız." buyurmuştur.

                      Zekât, sahibini günahlardan ve cimrilikten temizlediği gibi malı da (kirden) temizler, pâk eder.

                      Allâhü Teâlâ verilen zekâtın yerine başkasını ihsan eder: "... Siz bir şey infâk ederseniz Allah onun yerine başkasını verir..." (Sebe'sûresi, âyet39)\ıe "...Sadakaları ise nemâlandırır(sevâbını kat kat verir)..." (Bakara sûresi, âyet 276) buyurmaktadır. Zekâtla bereket hâsıl olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Sadaka maldan bir şey eksiltmez." buyurmaktadır.

                      Allâhü Teâlâ, -meâlen- "Onlar ki zekât vermek için çalışırlar." (Mü'minûn sûresi, âyet 4) ve "Doğrusu felah buldu tezekkî eden. (Zekâtını veren muhakkak kurtulmuştur.)" (A'lâ sûresi, âyet 14) buyurarak sadaka verenleri medih ve sena etmektedir.

                      Kendini ilim öğrenmeye ve öğretmeye vermek şartı ile, zengin de olsa zaruri ihtiyaçları için talebenin zekât alması caizdir. Çünkü kazanmaktan âcizdir.

                      Nisaba mâlik olan kimseye zekât vermek caiz değildir. Ancak ilim öğrenene, gâzîye ve hac kafilesinden ayrı kalmış olan kimseye verilebilir. Peygamber Efendimiz (sav); "İlim öğrenene zekât vermek caizdir. Velev ki kırk yıllık nafakası olsun!" buyurmuştur. İlim, din ilmi, öğrenilmesi farz-ı ayn veya farz-ı kifâye olan ilimdir.

                      İnsan öyle şeylere muhtaç olur ki, onlarsız yapamaz. Bu takdirde, kendisi kazanmadığı hâlde, zekât alması da caiz olmazsa, elindekini harcar; muhtaç kalır. Ve okumaktan, okutmaktan kesilir. Böylece, dîni üzerine alan kalmayınca, din zayıflar.

                      FIKRA

                      Geri kalmış ülkelerden birinin küçük bir kentinde tek bir gazete yayınlanmaktadır. Bir gün gazetenin başyazarı “Yerel politikacılarımızın yarısı namussuzdur” diye yazar. Ortalık karışır... Başyazar bir özür yazısı yazar “Özür dileriz... Geçen gün ‘yerel politikacılarımızın yarısı namussuzdur’ diye yazmıştık... Yazdığımız yanlıştır; yerel politikacılarımızın yarısı namussuz değildir!..”

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Ey yaşam senin bunca değerli oluşun ölüm sayesindedir. Seneca

                      YEMEK MENÜSÜ

                      · Kremalı Şehriye Çorba
                      · Patlıcan Musakka
                      · Bulgur Pilavı
                      · Yoğurt / Turşu

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: ULUÇ : Beyaz ay,dolunay
                      Kız: ARNİSA: Çok namuslu kadın

                      MANİ

                      Dolu vurdu bağıma
                      Yel attı yaprağını
                      Korkarım garip ölem
                      El atar toprağımı



                      BİLMECE

                      Bir çuval cevizim var,
                      Sayarım tükenmez.

                      Cevabı Yarın.

                      Dünkü Cevap: saat

                      Comment


                      • 30 Ağustos 2009

                        Bugün 30 Ağustos 2009 11 Ramazan 1429 Ağustos: 17 Hızır:117 ZAFER BAYRAMI - Kütahya'nın Kurtuluşu (1922)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Mü’minler, aralarında, duvarları birbirine destek veren bir bina gibidir. (Buhari).



                        EYYÛB ALEYHİSSELÂM
                        İshâk Aleyhisselâm'ın oğlu Ays'ın evlâdından olan Eyyûb Aleyhisselâm'ın pek çok malı ve Dimaşk (Şâm) tarafında nice emlâki vardı.
                        Cenâb-ı Hak, onu çetin bir imtihana çekti. Bütün malları ve mülkleri elinden gitti, hasta oldu sabretti. Bedeninde yaralar açıldı, yine sabretti.
                        Neden sonra şifâ buldu. Vücûdu evvelki gibi sağlam ve güzel oldu. Bütün malları, mülkleri tekrar yerine geldi; dünyâ ve âhiret saadetine nail oldu.
                        Bişr adında bir oğlu kendisinden sonra peygamber oldu.
                        Eyyûb aleyhisselâmın kabri şerifleri Urfa'nın Viranşehir kasabasının Eyyûb beldesinde olup ziyâretgâhtır. VAKİT NAKİTTİR
                        Salih bir niyetle ve daha fazla ibâdet edebilmek için ömrün uzun olmasını istemek kötülenmemiş, bilakis mendûb görülmüştür. Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur.
                        "Allah'ım! Hayat benim için hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat."
                        Cennetteki yüksek makamlar ve dereceler amellerin miktarına bağlıdır. Hadîs-i kudsîde;
                        "Fazlımla cennete girin ve amelleriniz miktârınca orayı taksim edin." buyuruldu.
                        Bir adam, 'Yâ Resûlallâh! İnsanların en hayırlısı kimdir?' dedi. Peygamber Efendimiz (ş.a.v.), "Ömrü uzun, ameli güzel olandır." buyurdu, insanların en şerlisi kimdir?' deyince Resûlullâh (s.a.v.) "Ömrü uzun olup, ameli kötü olandır." buyurdu.
                        İnsanın amelinin güzel olması sâlih amelle mümkün olur. Çünkü bu takdirde onun sevapları ziyâdeleşir, derecesi yükselir ve Allah'a olan yakınlığı artar.
                        Vakitler ticâret sermâyesi gibidir. O hâlde kâr edecek şeylerde ticâret yapmak îcâb eder. Zîrâ sermâyesi çok olanın kârı da çok olur.

                        FIKRA
                        Geri kalmış bir ülkenin vatandaşı ölmüş. Öteki dünyada, sorgu odasına alınmış. Melekler sormuş “Kime taparsın?” Adam “Başkan hazretlerine!..” Melekler birbirlerine bakmışlar. Sonra adamı alıp tanrının huzuruna çıkarmışlar. Bu kez tanrı sormuş “Ey ölümlü... Kime taparsın?” Adam ıkınmış, sıkınmış “Başkan hazretlerine!..” Tanrı melekleri dışarı çıkarmış ve bir kez daha sormuş. Adam yerlere kapanmış “Ulu tanrım... N’olur affedin beni! Senden başka taptığım yok!..” Tanrı “Peki, az önce niye başka türlü konuşuyordun?” Adam “İki melek vardı ya... Biri mutlaka bizim gizli polisin ajanıdır diye!..”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Ey soğuk, hareketlen ki ısınasın, sertliğe alış ki yumuşayasın. Mevlana

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · Mercimek Çorba
                        · Fish & Cips ( Patates Garnili )
                        · Zeytinyağlı Taze Fasulye
                        · Fıstıklı İrmik Helvası

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: ULAŞ : Çok övülmüş,methedilmiş
                        Kız: ARSU: Su kadar berrak

                        MANİ

                        Ay doğar sini gibi
                        Sininin yanı gibi
                        Oyar beni seviyor
                        Beden de canı gibi



                        BİLMECE
                        El eker dil biçer.
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: yıldız

                        Comment


                        • 31 Ağustos 2009

                          Bugün 31 Ağustos 2009 12 Ramazan 1429 Ağustos: 18 Hızır:118 II. Abdulhamid Han'ın Tahta Çıkışı (1876)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Üç kişiyi Allah sevmez.
                          1- Harab olmuş, yıkılması söz konusu olan evde konaklayan kişi
                          2- Sel yolunda konaklayan kişi
                          3- Hayvanını başıboş salıp da sonra onu koruması için Allaha dua eden kişi.




                          İLME SAYGI
                          Eğer insan bulunduğu mertebeden fazla tevâzû gösterirse bu dalkavukluktur. Herhangi bir isteğine kavuşmak için lâyık olduğundan fazla saygı göstermek, kötülenmiş ve hakîr görülmüştür. Böyle davranmakla nefis faydasız yere zelîl kılınmış ve onu hakîr görülmüş olur. Ancak ilim talebinde kötülenmemiştir. Üstadına ve hocasına böyle yapması methedilmiştir. Muâz bin Cebe! ve Ebû Ümâme (r.anhümâ)'dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: "Yaltaklanmak, mü'minin ahlâkından değildir, ancak ilim talebinde müstesna."
                          Talebeye yakışan, hocasına saygılı olması ve ona hizmet etmenin bir şeref olduğunu göstermesidir. Onun nasihatlerini câhil bir hastanın, mütahassıs (uzman) ve müşfik bir doktorun nasihatlerini dinleyip kabul ettiği gibi dinleyip kabul etmesidir.
                          Bir gün Zeyd bin Sabit (r.a.) bir cenaze namazı kıldı. Sonra binmesi için kendisine bir katır yaklaştırıldı. Ibn-i Abbâs (r.a.) binmesine yardımcı olmak için hayvanın üzengisinden tuttu. Bunun üzerine Zeyd b. Sabit (r.a.); 'Bırak, ey Resûlullah'ın amcasının oğlu!' dedi. İbn-i Abbas (r.a.) da; 'Biz âlimlerimize böyle davranmakla emrolunduk.1 dedi. Bu sözü işitince Zeyd bin Sabit (r.a.) atından inerek onun elini öptü ve; 'Biz de Resûlullâh (s.a.v.)'in ehl-i beytine böyle davranmakla emrolunduk.1 dedi.

                          MÂRUF İLE EMİR NASIL YAPILIR?
                          Hz. Hasan ve Hüseyin (r.anhümâ) bir gün ihtiyar bir zâtın abdest aldığını, fakat abdestini güzel alamadığını gördüler. Kendi kendilerine "Ona abdest almayı bilmediğini nasıl söyleriz. Zîrâ o kızabilir." elediler. Sonra ona abdest almayı öğretmeye karar verdiler ve yaklaşarak; "Ey amca! Bize bak, hangimiz daha güzel abdest alıyoruz." dediler. Ve onun önünde abdest aldılar. O da onlara bakıyordu. Abdestlerini alınca onlara dedi ki; "Siz benden daha güzel abdest alıyorsunuz. Ben abdestimi güzel alamıyorum. Ama güzel abdest almayı sizden öğrendim."
                          Hz. Hasan ve Hüseyin efendilerimiz böylece o zâtı incitmeden abdest almayı öğretmiş oldular.

                          FIKRA
                          Geri kalmış ülkenin büyüklerinden biri, yalısının balkonundan çevreyi seyrederken, birden gözü, boyaları yer yer çatlayan sandala ilişir. Hemen uşağını çağırır “Git yavrum şu sandalı ziftle...” Uşak yüklü bir faturayla döner. Büyük “Bu ne?.. Bir sandalın ziftlenmesi bu kadar tutar mı?” deyince uşak, “Aman efendim... Sandalın yanısıra ben de biraz ziftlendim!..”

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Evlilikte başarı yalnız aranan kişiyi bulmakta değil,aranan kişi olmaya da bağlıdır. Foster Wood

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · Yayla Çorba
                          · Etli Mevsim Türlü
                          · Peynirli Paçanga Böreği
                          · Meyve

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: ULAÇ : Cennette ölümsüzlüğe kavuşan
                          Kız: ARYA: Operada sanatçının orkestra eşliğinde söylediği uzun şarkı.

                          MANİ

                          Oğlanın adı Yılmaz
                          Olmaz aslanım olmaz
                          İçin gel gel demezse
                          O evde geçim olmaz



                          BİLMECE
                          Arşın ayaklı,
                          Burma bıyıklı.
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: (yazı)

                          Comment


                          • 1 Eylül 2009

                            Bugün 1 Eylül 2009 13 Ramazan 1429 Ağustos: 19 Hızır:119 RAMAZAN'IN BAŞLANGICI - Uşak'ın Kurtuluşu (1922)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Allahın en çok kızdığı kimse, düşmanlıkta aşırı gidendir. (Buhari)



                            MÜ'MİN VE KÂFİRİN İYİLİKLERİResûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Muhakkak Allâhü Teâlâ hiçbir müminin işlediği hayrı mü-kâfâtsız bırakmaz. O hayır sebebiyle hem dünyâda dilediği verilir, hem de âhirette mükâfatlandırılır. Kâfire gelince Allah için yaptığı hayır karşılığında ona dünyâda rızık verilir. Âhirete vardığında ise onun mü-kâfâtlandırılacağı bir hayrı yoktur."
                            Müslüman olarak ölmeyenin âhirette hiçbir sevabının olmadığına, dünyâda Allah'a yaklaştıracak amellerin (Allah için işlediği hayırların) hiçbir mükâfatını göremeyeceğine âlimlerin icmâı (ittifakı) vardır. Bu hadîs-i şerîf, kâfirin yaptığı sıla-i rahim, sadaka, köle âzâd etme, müsâfir ağırlama, hayırlı işlerde kolaylık gösterme ve benzeri ameller (yaptığı hayırlar) karşılığında kendisine dünyâda nimet verileceğini, bunların âhirette ona bir faydasının olmayacağını açıkça bildirmektedir.
                            Mü'minin hayır ye iyiliklerinin karşılığı dünyâda da âhirette de verilecektir. Dünyâ ve âhirette mükâfat verilmesine hiçbir mâni yoktur. Hakîkate böylece îtikâd etmek, inanmak vâcibdir.
                            Dünyâda iken hayır işleyen kâfir sonradan müslüman olur ve müslüman olarak ölürse, sahîh olan kavle (görüşe) göre bu iyiliklerinin mükâfatını âhirette görecektir.

                            EVLERDE KUR'ÂN-I KERÎM OKUMAK
                            Evlerin Kur'ân-ı Kerîm'den nasiplendirmesi (Kur'ân-ı Kerîm'in evlerde okunması) sünnettir. Peygamber Efendimiz (sav.) "Müslümanların evlerinde arşa kadar uzanan kandiller vardır. O kandili, yedi kat semâ ve yedi kat arzdaki mukarreb melekler bilirler. O melekler şöyle söylerler: "Bu nûr, müminlerin Kur'ân-ı Kerîm okunan evlerinden çıkan nurdur." buyurmuşlardır.
                            Ebû Hureyre'nin (r.a.) rivayet ettiCi hadîs-i şerifte şöyle buyuruldu: "İçinde Allah'ın kitabı okunan ev, ehline geniş olur, hayrı çok olur, melekler orada hazır olur, şeytanlar oradan çıkarlar. İçinde Kur'ân-ı Kerîm okunmayan ev ise, ehline dar olur, hayrı az olur, oradan melekler çıkar, şeytanlar gelir."

                            FIKRA
                            Geri kalmış ülkenin yüce büyüklerinden biri, ülkeyi dolaşmaya çıkar adamlarıyla birlikte. Yolu olmayan köyün alanına helikopterle inerler. Köylüler sevinç içindedir, çünkü köylerine çok yüce bir büyük gelmiştir. Hemen yaşlı-genç, çoluk-çocuk sararlar çevresini. Bu sırada televizyonlar çekim yapmaktadır. Yüce başkan köyün en yaşlısını çağırır yanına ve “Bak... Bu televizyon kamerası... Şimdi seninle beni kasede alıyor... seslerimizi de... Hadi, sen de bir şeyler söyle...” Yaşlı köylü ürkek ürkek bir başkana bakar, bir kameraya... “Şimdi... Bu aletten konuşursam, beni ülkenin başka yerlerinden de duyacaklar mı?” Başkan güler, “Yalnız sesini duymayacaklar, seni görecekler de... Hem yalnız burada değil... Başka ülkelerde de seni görecekler ve duyacaklar...” Yaşlı köylü mikrofonu eline alır, kameraya yaklaşır ve tüm gücüyle bağırır “Yetişin... İmdat!..”

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Evinizin eşiğini temizlemeden komşunuzun damındaki karlardan şikayet etmeyiniz. Konfüçyüs

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · Ezme Sebze Çorba
                            · Etli Nohut
                            · Şehriyeli Pilav
                            · Yoğurt

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: UĞURCAN : Doğruluk gösteren-Adaletli davranan
                            Kız: ARZU: Herhangi bir şey için duyulan aşırı istek

                            MANİ

                            Nazlıya bak nazlıya
                            Evlerin engin değil mi
                            Doğru söylen komşular
                            Nazlı dengim değil mi



                            BİLMECE
                            Bir küçücük kutudur,
                            Bütün dünya yurdudur.
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: (tavşan)

                            Comment


                            • 2 Eylül 2009

                              Bugün 2 Eylül 2009 14 Ramazan 1429 Ağustos: 20 Hızır:120 Eskişehir'in Kurtuluşu (1922) - Kösem Sultan'ın Öldürülmesi (1651)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Kişinin mescidin boyunu ve enini dolaşıp da içinde namaz kılmaması kıyamet alametlerindendir. (Taberani).



                              RESÛLULLÂH'IN (S.A.V.) TEBÛK HUTBESİNDEN

                              Mukakkak en doğru söz Allâhü Teâlâ'nın kitabıdır. En sağlam kulp, kelime-i şehâdettir.

                              Gidilecek en hayırlı yol Muhammed (aleyhisse-lâm)ın (kavlî, filî ve takrîrî) sünnetidir.

                              Sözlerin en şereflisi Allâhü Teâlâ'yı zikirdir. En güzel kıssa bu Kur'ân-ı Kerîm'dir.

                              Amellerin en hayırlısı Allâhü Teâlâ'nın farz kıldıklarıdır. Amellerin en şerlisi ise (Allâhü Teâlâ'nın kitabında, Resûlu'nün sünnetinde, ümmetinin icmâında ve müctehidin içtihadında olmayan) bid'atlardır.

                              En güzel hedy (numûne-i imtisal ve rehber edinilecek sîret) peygamberlerin (aleyhimüsselâmın) hidâyeti (irşâdı)dir.

                              En şerefli ölüm şehîdlerln ölümüdür. (Ki onlar Allâhü Teâlâ'nın rızâsı için kelimetullâhı yüceltmek yolunda canlarını feda etmişler ve Allâhü Teâlâ onlara "ölü" demekten nehyetmiştir).

                              En büyük körlük hidâyetten (İslâm'dan) sonra sa-pıtmak(dalâlete veya küfre düşmek)tır.

                              En hayırlı İlim, fayda verendir.

                              Hidâyetin hayırlısı tâbi1 olunandır.

                              Körlüğün en fenası kalb körlüğüdür. (Zira o îmân nurunu söndürür.)

                              Veren el alan elden hayırlıdır.

                              (Dünyâ mâlından) Az olup kâfî gelen, çok olup (Allâhü Teâlâ'yı ve âhireti) unutturandan hayırlıdır.

                              Tevbenln en fenası, ölüm anında olandır. (Âyet-i celîlede -meâlen- "Yoksa kabahatleri yapıp yapıp da tâ her birine ölüm gelince İşte ben şimdi tevbe ettim diyen kimselere tevbe yok, kâfir oldukları halde ölenlere de yok, bunlar işte bunlara biz elem verici bir azap hazırlamışızdır." (Nisa Sûresi, âyet 18) buyurulmuştur.

                              En fena pişmanlık kıyamet günü olandır.

                              FIKRA

                              Geri kalmış bir ülkenin ilkokulunda bir sınıf... Öğretmen içeri girer ve “Çocuklar... Kağıt, kalem çıkarn ve alilenizdeki yetenekli kişilerle, onların elde ettiği başarıları yazın... En güzel yazana benden bir kitap...” Ertesi gün öğretmen sonucu açıklar; “Birinciliği sayın bakanımızın kızı kazandı. Şimdi onun kağıdını okuyacağım...” Ve okur; “Bizim ailemizde olsun, yakın çevremizde olsun, herkes üstün yeteneklidir. Başta babam... Çok yeteneklidir ve bakan olmuştur. Yakında da başbakan olacaktır... Annem, çok yeteneklidir, kadın vakfı başkanı olmuştur... Ağ’bim, çok yeteneklidir ve spor işleri genel müdürü olmuştur... Ablam çok yeteneklidir ve eğitim bakanlığı teftiş dairesi başkanı olmuştur... Küçük amcam çok yeteneklidir ve demiryolları işletmesinde genel müdür yardımcısı olmuştur... Büyük amcam çok yeteneklidir ve denizyolları idaresinde daire başkanı olmuştur... Küçük halam, ortanca halam ve büyük halam çok yeteneklidir ve hepsi havacılık işletmesinde danışman olmuştur... Amcamın ve halamın çocukları çok yetenekli olup çimento işletmesinde yönetim kurulu üyesi olmuşlardır... Bahçıvanımız çok yetenekli olup tarım bakanlığına, şoförümüz çok yetenekli olup ulaştırma bakanlığına danışman olmuştur. Şoförümüzün karısı üniversiteden fahri profesörlük ünvanı almıştır. Bahçıvanımızın teyzesinin oğlu çok yetenekli olup spor bakanlığına danışman olmuştur... Kapıcımız çok yetenekli olup çalışma bakanlığına danışman olmuştur. Ahçımız çok yetenekli olup turizm bakanlığının otel işleri genel müdür yardımcısı olmuştur... Ben çok yetenekli olduğum için kreş vakfının yönetim kurulu üyesi oldum!..”

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Eşek sahibinden eşekliği yüzünden kaçar, halbuki sahibi iyiliğinden dolayı onun peşinden koşar. Mevlana

                              YEMEK MENÜSÜ

                              · Etli Kuru Fasulye
                              · Şehriyeli Pirinç Pilavı
                              · Karışık Turşu
                              · Tel Kadayıf

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM

                              Erkek: UĞURALP : Dünya,varlık
                              Kız: ARZUCAN:Candan isteyen.

                              MANİ

                              Mantuvarım mantuvar
                              Mantuvarın vakti var
                              Mantuvara gelenin
                              Cennette bir tahtı var



                              BİLMECE

                              Fini fini fincan,
                              İçi dolu mercan.

                              Cevabı Yarın.

                              Dünkü Cevap: (radyo)

                              Comment


                              • 3 Eylül 2009

                                Bugün 3 Eylül 2009 15 Ramazan 1429 Ağustos: 21 Hızır:121 İngiltere ve Fransa'ın Almanya'ya Savaş Açması (1939)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Biriniz, bazı dertlere uğramış bir kişiyi gördüğünde içinden “Beni sana verdiği dertten koruyan, beni sana ve kullarının bir çoğuna gerçekten üstün kılan Allah’a hamdolsun” dese, bu söz, kendisine verilen o nimete şükür olur. Hadis (Beyhaki).



                                ÎTİKÂF

                                îtikâf, cemâatle namaz kılınan bir mescid-i şerîfte veya o hükümde bulunan bir yerde î'tikâf niyetiyle bir müddet ikâmet etmekten ibarettir.

                                îtikâflar, vâcib, sünnet-i müekkede ve müstehab olmak üzere üç kısımdır.

                                Lisan ile adanan îtikâf, vâcibdir. Ramazân-ı şerîfin son on gününde yapılan bir îtikâf, kifayet yoluyla müekked sünnettir. Başka zamanda ibâdet ve tâat maksadıyla bir mescidde bir müddet yapılan îtikâf da müstehabdır.

                                îtikâf m şartları: îtikâfa girecek kimse; müslüman ve akıllı olmalı, cünüblükten ve hayız ile n[fastan temiz bulunmalıdır, îtikâfa niyet edilmiş olmalıdır. îtikâf, bir mescidde veya mescid hükümünde bulunan bir yerde yapılmalıdır. Vâcib olan bir îtikâfta mu'tekif oruçlu bulunmalıdır. Kadınlar için kendi evlerinde mescid olarak kullandıkları yerler, birer mescid hükmündedir.

                                îtikâflının mescjdden özrü olmadan çıkması îtikâfını bozar. Hanımı ile münâsebette bulunması da böyledir. Fakat îtikâflının dînî veya tabiî veya zarurî bir ihtiyaçtan dolayı mescidden dışarı çıkması, îtikâfı bozmaz. Cuma namazını kılmak için en yakın bir camiye gitmesi gibi.

                                ORUÇLA ALÂKALI MESELELER

                                Oruçta misvak kullanmak mekruh değildir. Bilâkis oruçluya da sünnettir.

                                Oruç tutana zafiyet vermeyecekse kan aldırmak mekruh değildir.

                                Sahura kalkmak ve sahuru geciktirmek (yani son vaktinde yetişmek); iftarı acele yapmak müstehabtır. Hadis-i şerîfte "Üç haslet peygamberlerin ahlâkındandır: İftarı acele etmek, sahuru geciktirmek ve misvak kullanmak." buyurulmuştur.

                                "Resûlullâh (s.a.v.), "Sahura kalkın! Çünkü sahurda bereket vardır." buyurdu.

                                İmâm Ahmed'in (rh.) rivâvet ettiği hadîs-i şerîfte; "Sahurun hepsi berekettir, unu bırakmayın! Velev ki biriniz bir yudum su olsun içsin. Çünkü sahura kalkanlara Allah ve melekleri rahmet eylerler." buyurulmuştur.

                                FIKRA

                                Geri kalmış bir ülkenin devlet başkanı başbakanla birlikte otomobille bir kente gidiyormuş. Yolda yatan bir öküz yüzünden kafile durmak zorunda kalmış. Korumalar ve polisler ne yaptıysalar öküzü kaldıramamışlar. En sonunda devlet başkanı öküzün yanına gidip kulağına birşeyler fısıldamış ve öküz kalkıp tarlada gözden kaybolmuş. Herkes şaşkınlıkla izlemiş olayı. Yeniden hareket ettiklerinde başbakan devlet başkanına öküze ne dediğini sormuş. Başkan gülerek “Öküze dedim ki... Bana bak, haddini bil!.. Ben senin gibi binlerce öküze hükmediyorum... Sana mı söz geçiremeyeceğim... Hadi uza bur’dan!..”

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan zevk almazlar. Emile Raux

                                YEMEK MENÜSÜ

                                · Mercimek Çorba
                                · Tas Kebabı
                                · Bulgur Pilavı
                                · Kase Yoğurt

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM

                                Erkek: UĞUR : Becerikli,atılgan
                                Kız: ARZUGÜL:İstenilen,beğenilen gül.

                                MANİ

                                Bahçede ekşi elma
                                Ne güzelsin Maşallah
                                Macirin kızlarını
                                Şeytan çarpar inşallah



                                BİLMECE

                                Küçücük fıçıcık,
                                içi dolu turşucuk.

                                Cevabı Yarın.

                                Dünkü Cevap: (nar)

                                Comment

                                Working...
                                X